Çıraklık!

0
237
Çıraklık!   
“Her insan başarının çırağıdır; sonu yoktur öğrenmenin ve bilginin.” 
Önemli bir derstir çıraklık!
Her alanda vardır, yaşama hazırlanırken…
Uygulamalı bir derstir adeta çıraklık…
Beceri tespiti ve ondan sonra geliştirilmesi bu süreçte önemlidir…
Öğretmeni, ustasıdır çırağın…
Çocukluğumda aileler okulların 4 ay süren tatillerinde sınıfı geçene mükafat, geçemeyene ceza görüntüsünde bir tanıdığın yanına çırak olarak verme arayışındaydılar.
Bu alandaki beceri ve yeteneğin ayaklanması ve harçlık gibi avantajları nedeniyle okulu bırakanlar olsa da hayata hazırlanan bu süreç önemliydi…
Bir keresinde ben de Rami’de ünlü bir manifaturacının yanına sınıfı geçtiğim halde “Eti senin kemiği benim” felsefesi ile çırak olmuştum.
Aslında Babamın  amacı beni “futbol ve toptan” uzak  tutmaktı.
İnatçı tutkum bir saatlik öğlen tatilinde aç, susuz, ter içinde topa koşmamı engelleyememişti!
Sonuçta patron beni aileme şikayet ederek önümü kesmek istemiş; öğleden  sonraki performansımı çıkarına kullanmak istemişti…
Oysa ben en küçük bir imkanla ödüllendirilmeden, para almadan hiç  önemsenmeyen bir tezgahtar olmaya zorlanıyordum.
İşte bu karakteristik yapım becerim ve başarılarımı maddiyata çevirmekteki yetersizliğim  şeklinde devam etti.
Daima  yaratıcılık, arayış icat, peşinde oldum.
Sonraki çıraklığım bir radyo tamircisi  yanında daha verimli oldu…
Bu süreç geçmişte futbol sevgimi engellemese de, kaçak maçlar oynamama ve eğitim veren kulüplere erken girmeme neden oldu.
Orada ve daha önce çıraklık yaptığım fahri görevlerde öğrendiğim tek gerçek akraba ve hemşehriliğin torpil ile çıkarın  küçük hesaplar yapanlar için  geçerli oluşudur!
Ancak, 1973 antrenör kursunu kazanırken bunun en babasını(!) yaşayarak gördüm.
Testlerde aldığım yüksek notlar dikkat çekmiş ve kurul tarafından mülakata davet edildiğimde; neden antrenör olmak istediğim sorulmuştu.
Rahmetli hocam olan kişi ve heyete yüksek puan kazanmam  dışında memnun eden bir yanıt vermiş olacağım ki kursa alınmıştım!
Gelişen dünya ve teknoloji ile yenilikleri hep takip edip uyguladım teknik adamlığımda… Şansım da yardım etti ki, hayranlık duyduğum futbol ilahları ile boy ölçüşme başarılarım oldu !
Temel felsefem asla değişmedi ve son ana kadar da devam edecek…
Ailen, öğretmenlerin, dinler ve kitapları; kurumlar hep sana dürüst ve başarılı ol; yanlış yapma, çalma, günahtan kaç diye görüntü ve bilgi aktarsalar da bir gün kardeşim; ‘sen de çok dürüstsün, bu kararlılığın bizi rahatsız ediyor’  sözlerinde vücut bulan  inkar ve yok edilme senaryoları hep başımın belası oldu!
Her insan başarının çırağıdır!
Sonu yoktur öğrenme ve bilginin.
Bu nedenle ustaların futbolcu olmanın ötesinde neleri temsil ettiği bilincinde olmaları şarttır.
Futbolu öğrenirken ,teknik adam olduğu andan sonraki çıraklık. yardımcılık sürecinde en iyiyi araştırması, uygulaması gençlere önem vermesi değişmez kuraldır.
Bir anlamda yaşım, kültürüm ve başarılarım sürecinde ve halen ortaya koymaya çalıştığım gerçek; bu gün yaşanan futbol sürecinin ortaya koyduğu yozlaşmanın beni üzüyor olmasıdır.
Unutturulmak istenen; 1975’de  başlayan  verdiğim eğitim; çalıştırdığım takımlar ve ortaya çıkarttığım yıldızlarımızdır ki, bu gün bu başarılarıma sahip çıkılmıyor…
Unutmayın, futbol görsel bir oyundur ve algı yönetimiyle yapılan hataları yok edemezsiniz.
Bizim ülke olarak talihsizliğimiz, sistemin ters işlemesidir.
Yani yönetimsel yetkilerin, endüstriyel gelişim nedeniyle bilinçsiz ve sadece  çıkar üstüne kurulu biçimde kullanılmasıdır.
Bu nedenle çırak’lara   teslim edilen ve ustaların harcandığı bir lobicilik; var olan potansiyelimizi gereksiz fanatizme ne yazık ki teslim etmiştir!

Adnan DİNÇER/Futbol İnsanı-Tek. Direktör-Akademisyen-Yazar

 

Adnan DİNÇER/kentekrani

Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız

www.kentekrani.com 25 Mart 2021

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here