Eskişehir’de özellikle tarihi mekanları adımlarken şunu düşünün; bu topraklarda 700 yıl önce Yunusemre adında bir ozan gezer, Moğol baskısından Bizans kıyılarına kadar sürülen Türk boylarına şiiirlerini söyler, öyküler anlatırmış.
Osmanlı’nın kuruluş yılları ve Yunusemre bu kentin kimliğinin arka yüzüdür. Ön yüzünde de Kuvayi Milliye Destanı vardır.
2026 yılının “Eskişehir Yılı” ilan edilmesi çerçevesinde planlanan Uluslararası Yunus Emre Edebiyat Şenliğinin ilki başladı. Eskişehir dört gün boyunca şiirden öyküye ve romana edebiyatın havası esecek.
Edebiyat şenliğinin açılışı Anadolu’da ilk opera binasında yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce açılışta; “Bu kente adını Yunusemre’den alan bir edebiyat şenliği yakışırdı” dedi.
Şenliğin bu yılki ana teması; “NEŞE”…
Ülkemizde neşe, gülmece, mizah ne derseniz deyin, bu kavramların önüne bariyerler koymayı hedeflemiş bir iktidar var. Yüksek sesle gülen kadınlara olmadık hakaretler edenleri unutmadık, unutmayacağız.
Şenlik komitesinin ilk ödülü bir kadın yazara verilmesi kararı, bu yönden anlamlıydı. Bu ismin Latife Tekin olması daha da değerliydi. 12 Eylül sonrası edebiyatımıza çok farklı bir soluk getiren, geleneksel kalıpları kıran özgün bir yazardı Latife Tekin… Ancak kavram ‘neşe’ olunca; benim aklıma gelen ilk isim şakalarından dolayı 88 gün hücrede tutulan Deniz Göktaş oldu.
Öyle ya; Göktaş son tahlilde sahnede söylediklerini yazan bir sanatçıydı, yani mizah yazarıydı. Eskişehir’deki edebiyat şenliğinde Latife Tekin ile birlikte Deniz Göktaş da sahnede olmalıydı.
Burada şenlik komitesinin başkanlığı üstlenen şair Haydar Ergülen’in şu sözünün altını çizeyim; “ Ne kadar çok Eskişehir, o kadar güzel Türkiye”
KEMAL TAHİR DEVLET ANA VE YUNUS EMRE…
Anadolu’nun bilgelerinden, Türkçenin en önde gelen ozanı Yunusemre Kemal Tahir’in tarihsel romanı “Devlet Ana” nın da kahramanlarındandır.
Edebiyat araştırmacısı Mustafa Karabulut şöyle diyor; “Bu romanda Osmanlı İmparatorluğu’nun aşiret halindeki dönemine inilir. Osmanlı insan tipi, yaşam tarzı, adaletleri gelenek ve göreneklerini konu edinerek bir aşiretten devlet olma mertebesine nasıl yükseldiğini destansı bir ifade tarzı ile okuyucuya verilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun Söğüt’teki yaşam tarzı dikkatlere sunulduktan sonra bu mekana Ertuğrul Gazi, Osman Bey ve Orhan Bey, tarihi şahsiyetler olarak dahil edilir.”
Devlet Ana romanında Yunus Emre, dönemin toplumsal ve ruhsal atmosferini şekillendiren kilit figürlerden biri olarak yer alır. Kemal Tahir’e göre, Yunusemre sabahtan akşama kadar ibadet eden bir derviş değildi. Anadolu’nun kargaşa ve eşkiya baskısı altında inlediği dönemde halka moral veren, adalet ve birlik fikrini aşılayan manevi bir güçtü.
Kemal Tahir, ozanın halkın anladığı duru Türkçeyi kullandığı belirtir. O dönemin uç beylerinin inanç ve kültürü Yunusemre gibi dervişlerden aldığını anlatır. Ozan öyle içine kapanık biri değil, at sırtında gezen kılıç taşıyan bir dervişti.
Yunusemre’nin dizelerini okurken bunları da unutmayalım.
Cengiz ERDİL















