Almanya İzlenimleri 6   

0

Almanya İzlenimleri 6   

Babasının ölümünden sonra (2001) Diyarbakır’ın Hazro ilçesinde yüzyıllık geçmişi olan bağda organik tarım yapan eşim Almanya’da bu konuda neler yapıldığını yerinde görmek istedi. Oğlumun kız arkadaşı Svetlana üniversiteden tanıdığı Rhineland-Pfalz eyaletine bağlı Verbandsgemeinde Rhein-Selz’e ait Nierstein kasabasındaki arkadaşının bağına götürdü bizi.

Nierstein Kasabası

Frankfurt’tan yaklaşık bir buçuk saat süren yolculuğun yer iki tarafı da ağaçlarla kaplı otobandaki bölümü grinin yarattığı kasveti yok etmedi. Yolculuğun keyifli anları Ren nehri boyunca etkileyen manzara oldu. Baharın insanın içini açan coşku yaratan renkleri Ren nehri kıyısındaki kasabalarda ortaya çıkmaya başlamış. Uzun süren kışın izleri yavaş yavaş yok olmaya başlamış; baharı insanı alıp götüren; başını döndüren renkleri doğaya dokunmuş. Bahar o diri, canlı ruhunu doğaya üflemiş.


Kıyı boyunca giderken doğanın güzelliğinin korunduğunu fark ediyor insan. Kimse güzel manzarası var diye kafasına uyan biçimde bina kondurmamış sağa- sola. Ranta prim verilmemiş, doğal güzellikler korunmuş. Öyle şipşak kararlarla bu alanlar imara açılmamış. Üstelik keyfine göre de yapılaşma yok. Yol boyunca geçtiğimiz kasabalarda rüzgâr tribünleri göze çarpıyor.  Yani enerji ihtiyaçlarını kasabalar kendileri karşılayabiliyor.

Jeremy ve Eşim

Nierstein’da 4 kuşaktır sahip oldukları bağda şarap üreten Jeremy ile tanıştık. Üç çocuğu olan Jeremy’nin eşi de şarap üretimi konusunda uzman. O, daha çok küçük çocuklarıyla ilgilendiğinden “merhaba” ve “Allahaısmarladık” dışında ne pek konuşamadık.

Jeremy’nin ataları 1880’den bu yana bu bölgede bağcılık ve şarap üretimiyle uğraşıyor. O, bir anlamda aile mirasının sürdürücüsü. Sorularımıza içten, açık kompleksten, kibirden uzak yanıtlar verdi. Eşim ile de iyi anlaştı. Çiftçilerin birbirlerinin hallerinden, dillerinden daha kolay anladığını fark ettim. Doğa koşullarına bağlı üretimde bulunan insanlar meseleyi uzatmadan; lafı eğip bükmeden konunun özüne giriyor. Kent insanı gibi karşısındaki insana güvensizliğini yansıtacak bir davranışta bulunmuyor;  sözü karmaşıklaştırmıyor. Üstelik kendisinin ne olduğunu bildiğinden; kendisini konumlandıracak herhangi bir sıfata da ihtiyaç duymuyor. Günümüzün çiftçileri eğitimli olduğundan kentli insanın hallerinden de anlıyor.

Her ne kadar eşim daha çok pekmez, pestil ve cevizli sucuk yapsa da burada üzümün girdiği ne formun nasıl gerçekleştiğini öğrenmek istiyor. Jeremy, arkadaşının yakını olmamız nedeniyle duraksamadan bizi önce üretimin gerçekleştiği alanları gezdiriyor. Mahzende yılların izleri, şarabın kesif kokusu, küfün insanın içine işleyen havası karışıyor. Yer yer örümcek ağları da var. Çok eski fıçılar da var yeni olanlar da. 50 bin litre şarap üretiyor Jeremy. Ekolojik dönüşümün etkisi beyaz üzümün üretiminin azalmasına yol açmış. Sadece o da değil; bağ bozumu da Ağustos ayından önce yapılmaya başlanmış. Zira üzümler daha erken olgunlaşıyormuş. Bağcılıkta yeni yaşanan sorun: Beyaz üzüm üretimimin azalması. Bu nedenle daha çok siyah üzüm üretiliyor. Bu da doğal olarak beyaz şarap üretiminin azalmasına yol açıyor.

Şarap mahzeninde farklı yıllara ait üretimler depolanmış durumda. Zamanı geldiğinde şişelenecek. Jeremy’nin ürettiği şaraplar Mayıs Eylül arasında 5 farklı ayda hâlâ düzenlenen festival, bağ bozumu şenliği gibi etkinliklerde ödül almış.

Ailenin sahip olduğu alanda yapılan üretimin gereği olarak mevsimlik işçi çalıştırılıyor. İç içe geçmiş üç farklı alanda şarap üretimi gerçekleştiriliyor. Öyle şarap fabrikasında olduğu gibi birbiriyle bağlantılı geniş bir alanda kurulmuş değil. Ama etkili ve verimli biçimde alan kullanımı yapılıyor. Jeremy’nin şarap ürettiği mekânlarda sessizlik vardı. Belki bir ay sonra yeniden makineneler çalışacak, şişeleme faaliyetlerine başlanacak. İşçiler yoğun biçimde çalışacak.

Jeremy, bizi daha sonra bağlarının bulunduğu alana götürdü. Toplam 15 dönüm alanda üzüm yetiştiriyor. Ama hepsi toplu bir alanda değil. 20 farklı alanda küçük küçük alanlarda bağı var. Karadeniz’deki gibi eğilimli olan arazinin her milimi değerlendirilmiş. Bu bağlardaki budama, belleme, tıraş vb. faaliyetleri kendisi yapıyor. Telli terbiye tekniğiyle arazide yer alan asmalardan üzümlerin toplamasında mevsimlik işçi çalıştırıyor. Jeremy, eğik arazide yer alan üzümlerden elde edilen şarabın daha kaliteli olduğunu belirtiyor.


Jeremy’nin yanından ayrılırken zihnimde şarap üretimi ile ilgi anılar canlandı. İlk olarak 1970’lerde Nuri ve şimdi hayatta olamayan ağabeyi Sami’nin sayesinde benim de dahil olduğum Ermeni ve Rumların çoğunlukta olduğu grupla gittiğimiz Şarköy’ü anımsadım. 18 yaşındaydım. O zamanlar üniversitenin ilk sınıfındaydım. 1973 olmalı. Orada tadımlık olarak bardaklarla şarap veriliyordu. Daha çok küçük işletmeler vardı. Birkaç tane şarap da almıştım.

Dışarda onca kötülüğe rağmen masumiyeti koruduğumuz, gelecek ütopyamızın olduğu, coşkulu zamanlarımızdı. Şimdi de bir an o yıllara gittim. Ne çok şeyin ayağımızın, elimizin altından kaydığını, zamane eğlence anlayışlarının nasıl değiştiğini fark ettim. Sadece o mu? Konuşulan, tartışılan konuların, insan ilişkilerinin, aşkın, dayanışmanın…

Sonra 1980’lerde Öküzgözü ve Boğazkere üzümlerinden şarap üretilen Elazığ Tekel Şarap Fabrikası’nda İbrahim Saraçoğlu ile yaptığımız haberleri hatırladım. Zaman nasıl da geçti bir rüya gibi… Dünden ne kaldı? Neyi taşıyorum? O ben, şimdiki ben’e ne derdi? Geçmiş şimdide ne kadar yaşıyor? Yaşayabiliyor mu? Yeni sorular peşinde hayatımız. (Devam edecek)

Önceki Bölüm:
Almanya İzlenimleri (5)

Almanya İzlenimleri (Frankfurt) 5  

Kemal ASLAN/Gazeteci-Yazar

Kemal ASLAN/kentekrani

Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız

www.kentekrani.com 27 Mart 2024

Yazarın Tüm Yazıları