İklim Değişikliğinde “Romantizm” ve Acı Gerçek: 0 Emisyon Şampiyonu Avrupa İklim Değişikliğinden Kavruluyor ve Can Kaybı Veriyor

0

Avrupa Birliği, küresel ısınmayla mücadelede uzun süredir kendisini dünyanın “yeşil vicdanı” ve lideri olarak konumlandırıyor. 2050 yılına kadar net sıfır emisyona ulaşmayı yasal bir zorunluluk haline getiren ilk büyük ekonomi olan kıta, karbon salınımını azaltma hedefleri doğrultusunda adeta bir “iklim romantizmi” rüzgarı estiriyor. Ancak 2026 yılının Haziran ayında kapıya dayanan ve sıcaklık rekorlarını altüst eden aşırı sıcak dalgası, bu romantik vizyonun acı bir gerçekle çarpışmasına neden oldu. Avrupa, küresel emisyonları azaltma idealiyle geleceği inşa etmeye çalışırken, burnunun ucundaki iklim felaketine karşı tamamen hazırlıksız yakalandı. 40 dereceyi aşan ekstrem sıcaklıklar; kıtanın sanayisini, altyapısını, lojistik ağlarını ve günlük yaşamını felç ederek emisyon şampiyonunun aslında kendi evinde ne kadar savunmasız olduğunu gözler önüne serdi.

Yaz Başında Sıcaktan Binlerce Kişi Öldü

Dünya Sağlık Örgütü Who Avrupa’da sıcak hava dalgasını “sessiz katil” olarak tanımladı. Örgütün verilerine göre aşırı sıcaklardan sadece 1 günde kıta Avrupasında 1300 kişi öldü. 

Bu verinin yanısıra Haziran ayı verilerine göre aşırı sıcak hava, İspanya’da 1.028, Fransa’da 1.000’den fazla kişinin ölümüne yol açtı. Bu sayılara boğulma gibi dolaylı ölümler dahil değil.

Kavrulan Altyapı ve Felç Olan Lojistik

Haziran ayında yaşanan aşırı sıcak dalgası, Avrupa’nın kritik altyapısının iklim krizinin bugünkü sonuçlarına dahi direnç gösteremediğini kanıtladı.

Eriyen ve Eğilen Demiryolları: Almanya’da aşırı sıcaklar nedeniyle tren seferleri iptal edilirken, İsveç’te aşırı sıcaklıktan dolayı rayların bükülmesi sonucu bir yük treni raydan çıktı.

Enerji Kesintileri ve Çalışma Yasakları: Aşırı ısınan şebekeler nedeniyle kıta genelinde elektrik kesintileri yaşandı. Birçok ülkede işçileri korumak adına açık alanda çalışma yasakları getirilmek zorunda kalındı.

Yanlış Bütçe Planlaması: “Uyum” Yerine Sadece “Azaltım”

Avrupa Birliği’nin resmi verileri, kıtanın iklim krizine yaklaşımındaki stratejik hatayı net bir şekilde ortaya koyuyor:

AB ortak bütçesinden 2021-2025 yılları arasında iklimle ilgili yapılan harcamaların %72’si sadece “azaltım” yani sera gazı salınımını düşürmeye yönelik projelere gitti.Buna karşın, kapıya dayanan felaketlere karşı altyapıyı güçlendirmeyi amaçlayan “uyum” politikalarına ise bütçenin sadece %18’i ayrılabildi. Bütçenin kalan %9’u ise her iki alanı da teğet geçen politikalara harcandı. 

Ekonomik Fatura

Hollanda merkezli ING bankasının yayımladığı analize göre, iklim değişikliğinin tetiklediği sıcak dalgaları, kuraklıklar ve seller, halihazırda durgunluk yaşayan Avrupa ekonomisine geçen yıl %0,3 büyüme puanı kaybettirdi. Banka raporunda şu çarpıcı uyarıyı yaptı: “Rahatsız edici gerçek şu ki, sıcak dalgaları artık bir ‘hava durumu olayı’ olmaktan çıkıp sessizce bir ‘makro ekonomik değişkene’ dönüştü.”

Küresel Tedbir Gerekiyor. Bölgende Tedbir Alsan da İşe Yaramıyor

Avrupa’nın tek taraflı veya bölgesel olarak uyguladığı katı iklim tedbirleri, küresel iklim değişikliğinin kıta üzerindeki yerel etkilerini engellemede yetersiz kalmakta. İklim değişikliği küresel bir olgu; Avrupa kendi sınırları içinde emisyonları sıfırlasa bile, ABD, Çin ve Hindistan gibi dev ekonomilerin küresel atmosfere saldığı sera gazları, dönüp dolaşarak coğrafi konumundan ötürü dünyanın geri kalanından iki kat daha hızlı ısınan Avrupa kıtasını vuruyor. Dolayısıyla, sadece “bölgesel emisyon azaltımına” odaklanıp, sınırların içerisini fiziksel olarak koruyacak “bölgesel uyum tedbirlerine” (barajlar, soğutma sistemleri, dayanıklı şebekeler) yatırım yapmamak, Avrupa’yı iklim değişikliğinin ön cephesinde korumasız bıraktı. Bölgesel azaltım tedbirleri dünyayı kurtarma vizyonu taşırken, bölgesel uyum tedbirlerinin ihmal edilmesi yerel çöküşü hızlandırıyor.

Avrupalıları Bezdiren Ağır Regülasyonlar

Avrupa’nın bu süreçte Yeşil siyasetçilerin de baskısıyla “Net Sıfır Şampiyonu” olabilmek adına yürürlüğe koyduğu sert ve radikal regülasyonlar, iklim krizinin kendisi kadar kıta vatandaşlarına ve işletmelerine de ciddi sıkıntılar yaşatıyor.

Tarımda Çöküş ve Çiftçi İsyanları: AB’nin Yeşil Mutabakat kapsamında tarım ilaçlarını azaltma, gübre kullanımını kısıtlama ve arazileri nadasa bırakma zorunlulukları çiftçilerin maliyetlerini katladı. Bu durum Avrupa genelinde traktörlü kitlesel protestolara ve gıda fiyatlarında enflasyona yol açtı.

Sanayide Rekabet Kaybı ve Karbon Vergileri: Sanayicilere getirilen katı karbon kotaları ve “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” gibi vergiler, Avrupalı üreticilerin Çin ve ABD karşısında rekabet gücünü kırdı. Enerji maliyetlerinin regülasyonlar nedeniyle tırmanması, kıtada sanayisizleşme riskini doğurdu.

Konut ve Günlük Yaşam Baskısı: Eski binaların yalıtım standartlarının zorunlu olarak yükseltilmesi, içten yanmalı motorlu araçların yasaklanma takvimleri ve fosil yakıtlı kombilerin kullanım dışı bırakılması kararları, yüksek enflasyonla boğuşan Avrupa halkının omuzlarına devasa dönüşüm maliyetleri yükledi.

Ölümleri Engelleyen Tek Şey Uyum

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan açıklamaya göre, Avrupa’da yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan (yetersiz de olsa) bazı yerel uyum tedbirleri olmasaydı, bu sıcak dalgasında sıcağa bağlı ölümler %80 daha fazla olacaktı. Bu da bütçenin azaltımdan ziyade acilen insan hayatını koruyacak uyum politikalarına kaydırılması gerektiğini kanıtlıyor.

Akdeniz Yangınlarla Boğuşuyor: Fransa’nın güneyinde aşırı sıcak dalgasının hemen ardından başlayan şiddetli orman yangınlarıyla itfaiye ekipleri günlerdir mücadele ediyor. Turizm sezonunun ortasında yaşanan bu yangınlar, kıtanın güney ekonomisini de doğrudan tehdit ediyor.