Cengiz ERDİL; BETONA YENİLEN BİR ÇİFTÇİNİN ÖYKÜSÜ

0

Yağan yağmura kara aldatmayın; Anadolu toprakları tarihinde görülmemiş su kriziyle karşı karşıya. Göllerimiz, nehirlerimiz daha çok insan faktörü yüzünden yok olup gidiyor. Düzensiz ve plansız genişleyen kent ve kasabalarla, kıyıları betona gömülen su alanlarının evsel ve sanayi atıklarıyla renk değiştirdiğini artık bilmeyen yok.

Çoğu sulak alan daha doğrusu tarıma elverişli alan güya ekonomik gerekçelerle doğadan gelen üretim gücünü kaybediyor.  Bu yerlerden biri de Balıkesir’in Edremit ilçesine bağlı Akçay sulak alanı… Akçay zaten son yıllarda o kadar çok göç aldı ki; eskinin balıkçı köyü koskoca bir kente döndü.

Yöre çiftçilerine yılları bırak asırlardır su sağlayan alan, hiç şaşırmadığımız gerekçelerle sanayi yapılaşmasına ayrıldı. 

Ancak karşılarında çiftçiler ve doğaseverler vardı.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği öncülüğünde, çiftçiler ve bazı çevreci kuruluşların açtığı davadan yürütmeyi durdurma kararı çıktı.

Bilirkişi raporlarında bölgenin sulak alan olduğu ve sanayiye uygun olmadığı yönünde tespitler vardı. Ancak durdurma kararına rağmen dolgu çalışmaları devam ediyor ve dolgu malzemesinin terk edilmiş Tepeoba Molibden Madeni sahasından getirildiği iddia ediliyor.

Çevreciler, bu dolgu malzemesinin ağır metal içerebileceğine dikkat çekerek, bu konuda hangi kurumların inceleme yaptığının bilinmediğini ve Akçay Sulak Alanı ekosistemine etkilerinin araştırılması gerektiğini belirtiyorlar.

Dolgunun doğal su akışını engellediği ve kanalların ağızlarını kapattığını, drenaj önlemlerinin de alınmadığını söyleyen çevreciler, yağışlarla birlikte yeni su baskınlarının yaşanabileceği uyarısını yapıyorlar.

HEM SUÇLU HEM GÜÇLÜ 

Derler ya; aynen böyle…

Tarla değil, arsa değil, bahçe değil… Topu topu 10 metrekarelik bir toprak parçasının hazin öyküsü bu.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği’nin verdiği bilgiye göre; mahkeme kararını umursamayan sanayi bölgesi yapıcıları, alana bitişik arazisi bulunan ve dava dilekçesinde imzası olan Çulgatay ailesinin evinin 90 ila 130 santimetrelik bir bölümünün OSB arazisine taştığı gerekçesiyle yıkım tehdidiyle karşı karşıya bırakıldı.

“Hak arayan çiftçilerden intikam mı alınıyor?” diye soran dernek yöneticisi Süheyla Doğan; “Ailenin yaklaşık 13 metrekarelik bölüm için 15 gün içinde yıkım yapması isteniyor, aksi halde yıkımı kendileri yapacaklarmış.  Sanayi alanı 720 bin metrekare ama 90 santimlik alan için çiftçinin evine göz dikilmesi ayıptır, günahtır” diyor.

Buarada, yaklaşık bir ay önceki yoğun yağışların ardından dolgunun doğal su akışını kesmesi nedeniyle Çulgatay ailesinin ağılları ve tarım alanları ile birlikte Çıkrıkçı köyündeki diğer çiftçilerin tarlalarının sular altında kaldığı hatırlatıldı.

Köy romanları, filmleri eskide kaldı diyenler; alın size gerçek bir öykü…

Cengiz ERDİL