“Ana Sorunlar Şöyle Bir Dursun”: ABD ve İran Geçici Anlaşmaya Çok Yakın

0

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile devam eden savaşın hızla sona ereceğine dair iyimser mesajlar verirken, Tahran yönetimi Washington’dan gelen yeni bir barış teklifini masaya yatırdı. Beyaz Saray kaynakları, iki tarafın çatışmaları resmen durduracak bir sayfalık bir mutabakat zaptı üzerinde uzlaşmaya çok yakın olduğunu bildiriyor. Ancak bu uzlaşma, her iki taraf için de “çözüm”den ziyade bir “nefes alma” niteliği taşıyor; zira taraflar, en çetrefilli meseleleri daha sonra tartışmak üzere şimdilik rafa kaldırmış durumda.

Kısa Vadeli Çözüm ve Ertelenen Krizler

Reuters’in haberine göre, hazırlanan taslak metin, kapsamlı bir barış anlaşmasından ziyade, çatışmaların durdurulmasını ve diplomatik bir pencere açılmasını hedefleyen kısa vadeli bir çerçeve sunuyor. Bu “geçici” yaklaşım, her iki tarafın da geri adım atmadan masada kalmasını sağlamayı amaçlıyor. Eğer bu ön mutabakat imzalanırsa, taraflar 30 günlük yoğun bir müzakere sürecine girecek. Bu süre zarfında, deniz ticaretinin yeniden canlandırılması ve insani yardım koridorlarının oluşturulması gibi acil adımlar atılması planlanıyor.

Anlaşmanın en dikkat çekici yanı ise tarafların kırmızı çizgilerini şimdilik “görmezden gelmesi” oldu. ABD’nin İran’ın nükleer programını tamamen durdurma ve Hürmüz Boğazı’nın kontrolü konusundaki ısrarcı talepleri, bu metinde öncelikli şartlar arasından çıkarıldı. Aynı şekilde, İran’ın bölgedeki vekil güçlerine verdiği desteğin kesilmesi ve füze programına kısıtlama getirilmesi gibi kronik sorunlar, sürecin tıkanmaması adına daha sonraki görüşmelere havale edildi.

Savaşın İzleri ve Müzakere Masası

28 Şubat 2026 tarihinde patlak veren savaş, bölgedeki dengeleri altüst etmişti. On bir haftalık süreç boyunca petrol fiyatları varil başına 126 doları aşmış, küresel piyasalar Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla büyük bir enerji kriziyle karşı karşıya kalmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, ilk haftalarda sert söylemler kullanmış, hatta İran’ı “topyekün yıkımla” tehdit etmişti. Ancak Nisan ayı başında Pakistan’ın arabuluculuğuyla sağlanan iki haftalık ateşkes, diplomasi trafiğinin hızlanmasına yol açmıştı. Tahran yönetimi, bu süreçte ABD’nin nükleer meseleyi en başından dayatmasından rahatsızlık duyduğunu belirtmiş olsa da ekonomik baskıların artmasıyla daha esnek bir tutum sergilemeye başlamıştı.

Barış Beklentisi ve Mevcut Durumun Analizi

Reuters’a konuşan kaynaklar, bu mutabakatın henüz iki tarafın da taviz vermediği bir “istek listesi” aşamasında olduğunu vurguluyor. İranlı milletvekili İbrahim Rızai, teklifi “gerçeklikten ziyade bir Amerikan temenni listesi” olarak tanımlasa da piyasalar bu gelişmeyi askeri gerilimin düşeceğine dair bir işaret olarak gördü ve petrol fiyatları keskin bir düşüş yaşadı.

Mevcut Durumda Kim Kazandı?

Mevcut duruma göre İsrail-İran geriliminin ve ABD’nin bu savaştaki rolünün kazananı olup olmadığı sorusu ise hala belirsizliğini koruyor. Analistler, sahadaki askeri operasyonların net bir galip çıkarmadığını, ancak ABD’nin İran ekonomisini ve deniz ticaretini felç ederek Tahran’ı masaya oturmaya zorladığını belirtiyor. Öte yandan İran, nükleer kapasitesini koruyarak ve Hürmüz üzerindeki baskısını hissettirerek masada hala güçlü bir koz tutuyor. Mevcut tabloya göre kazanan tarafın “askeri bir güç”ten ziyade, savaşın küresel ekonomiye maliyetini azaltmayı başaran “diplomatik manevra” olacağı yorumları yapılıyor.