Suriye hükümetinin hafta sonunda akaryakıt fiyatlarına yaptığı sert zam, Beşar Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana ülkenin gördüğü en yaygın protesto dalgasını tetikledi. Halep ve çevresinde göstericiler lastik yakarak ana yolları kapatırken, artan enerji maliyetlerinin geçim sıkıntısı içindeki hanelere yeni bir yük bindireceği kaygısı öne çıktı.
Yeni tarifeyle motorinin litre fiyatı yüzde 40 artarak 175 yeni Suriye lirasına yükseldi. 95 oktan benzine yüzde 28 zam yapılarak litre fiyatı 195 liraya, 90 oktan benzine ise yüzde 26 zam yapılarak 185 liraya çıkarıldı. Kararın ardından göstericiler, Şam-Halep yolu da dâhil olmak üzere stratejik güzergâhları kapattı; bazı bölgelerde rafinerilere ham petrol taşıyan tankerlerin geçişi engellendi. Protestocuların bir bölümü enerji ve ekonomi yönetimindeki yetkililerin görevden alınmasını istedi.

Hükümet, zamların küresel tedarik maliyetlerindeki artış ve Suriye’nin ithalata bağımlılığı nedeniyle alınan geçici bir önlem olduğunu açıkladı. Yetkililer, fiyatların piyasa koşullarına göre yeniden gözden geçirilebileceğini; tarifelerin ham petrolün yanı sıra rafinaj, nakliye ve tedarik giderlerini de kapsadığını belirtti. Hükümete göre ülkenin en büyük rafinerisi olan Banyas’ın üç aylık kapsamlı bakım nedeniyle devre dışı kalması da arz sıkışıklığını derinleştiriyor.

Petrol üretimi neden yetmiyor?
Suriye, kayda değer petrol rezervlerine ve uzun bir üretim geçmişine sahip olsa da bugünkü üretim ülkenin ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Enerji Bakanlığı verilerine göre günlük ham petrol ve petrol ürünü ihtiyacı yaklaşık 300 bin varil, yerli üretim ise 100 bin varil dolayında. Başka bir ifadeyle ülke, gereksiniminin ancak üçte birini kendi kaynaklarından karşılayabiliyor. Açığın bir bölümü bu yıl günde yaklaşık 60 bin varil Rus ham petrolü ithal edilerek kapatıldı. Yerli petrolün bir kısmının ağır nitelikte olması ve mevcut rafinerilerin bu ham maddeyi işlemekte yetersiz kalması da üretimin benzin ve motorin arzına dönüşmesini zorlaştırıyor. Bu nedenle Suriye, petrol üreticisi olmasına karşın rafine ürün ithalatına bağımlı kalıyor; motorin talebinin yaklaşık yüzde 60’ı dış alımla karşılanıyor.

Ülkenin Neredeyse Tamamı Yoksulluk Sanırının Altına Sürüklendi
Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesi siyasal ve toplumsal beklentileri yükseltmiş olsa da hanehalkının maddi koşullarında belirgin bir rahatlama henüz görülmedi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Suriyelilerin yüzde 90’ının yoksulluk sınırının altında yaşadığını tahmin ediyor; bu oran iç savaş öncesinde yaklaşık üçte birdi. Arab Barometer araştırmasında katılımcıların yalnızca yüzde 17’si ülke ekonomisini olumlu değerlendirirken, yüzde 86’sı hane gelirinin giderleri karşılamadığını söyledi; en çok belirtilen sorunlar enflasyon, iş kıtlığı ve yoksulluk oldu. Buna karşılık 2025 tarihli geniş kapsamlı bir kamuoyu araştırmasında yüzde 56 ülkenin doğru yönde ilerlediğini belirtmiş, yüzde 79-81’i rejimin düşüşünün ardından umut, sevinç, güven ve rahatlama gibi olumlu duygular bildirmişti. Aynı araştırmada çoğunluk ekonomik durumu kötü ya da çok kötü olarak tanımladı. Bu tablo, yeni yönetime ilişkin siyasal umudun gündelik refaha henüz dönüşmediğini; akaryakıt zammının da mevcut memnuniyet açığını büyütebilecek güçlü bir tetikleyici olduğunu gösteriyor.

















