“Müziği üreten insanların emeklerinin karşılığını daha adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz”
Yerli death metal sahnesinin yeni ve güçlü sesi First Deed, sert riffleri ve karanlık lirik anlatımıyla iddialı bir giriş yapıyor. Vokal ve lead gitarda Orhun Kundacı, ritim gitarda Kublai Kapsalis, bas gitarda Hasan Aygün ve davulda Tolga Çalışkan’dan oluşan grup; her şarkıda bağımsız bir hikayeyi farklı müzikal yaklaşımlarla işlemeyi hedefliyor. İngilizce sözlü üretim yapmanın getirdiği kişisel deneyimlerden beslenen ve uzun vadeli bir vizyonla yola çıkan grupla müzikal kimliklerini ve yeni albüm detaylarını konuştuk.
First Deed’i tanıyabilir miyiz? Müzikal çerçevenizden bahseder misiniz?

First Deed, Antalya merkezli bir death metal grubu. Kadromuz; vokal ve lead gitarda Orhun Kundacı, ritim gitarda Kublai Kapsalis, bas gitarda Hasan Aygün ve davulda Tolga Çalışkan’dan oluşuyor. Müzikal olarak sert riffleri ve yoğun atmosferi, güçlü bir lirik anlatımla bir araya getirmeyi hedefliyoruz.
İlk albümünüz “Driven by Desire” toplam yedi parçadan oluşuyor. Albümü bir bütün olarak değerlendirdiğinizde, şarkıları bir araya getiren ortak tema veya anlatı nedir?
Albümü yazarken her şarkının kendi başına ayakta duran, bağımsız bir hikâye anlatmasını hedefledik. Bu hikâyeleri aktarırken de tek bir anlatım biçimine bağlı kalmadık; bazı parçalarda daha melodik bir yaklaşım benimserken, bazılarında groove odaklı ve daha doğrudan bir ifade tercih ettik. Albümü bir araya getiren unsur, farklı perspektiflerden anlatılan bu karanlık ve yoğun hikâyeler oldu.
Albüme de adını veren “Driven by Desire”, mantık ile takıntı arasında sıkışan, “aptallık ile delilik arasında gidip gelen” bir karakterin perspektifini anlatıyor. Bu karakteri yaratırken nelerden ilham aldınız?

Türkiye’de İngilizce sözlü bir death metal albümü üretmeye çalışırken yaşadığımız süreç, bu karakterin oluşumunda önemli bir rol oynadı. Bu nedenle karakteri yaratırken dışarıda özel bir ilham kaynağı aramadık; aksine oldukça kişisel deneyimlerden beslendik. Bu yönüyle “Driven by Desire”, albümdeki en kişisel şarkılardan biri.
Şarkıda arzuyu sadece bir motivasyon değil, karakteri izolasyona ve içsel çözülmeye sürükleyen yıkıcı bir güç olarak konumlandırıyorsunuz. Sizce modern insanın en büyük “bilinçli çıkmazı” ve kontrolsüz arzusu nedir?
Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı olduğunu düşünmüyoruz. Modern insanın bilinçli çıkmazı ve kontrolsüz arzuları oldukça geniş kavramlar; yaşanılan çevreye, deneyimlere ve bireyin kendisine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu yüzden herkesin kendi çıkmazını ve kendi arzusunu taşıdığını söylemek daha doğru olur.
Albümden önce yayımladığınız “Elder One”, batıl inançları, dogmatik düşünce biçimlerini ve kutsallık kisvesi altındaki şiddeti sert imgelerle sorguluyor. Grubu ilk kez tanıtırken bu kadar güçlü ve doğrudan bir toplumsal/psikolojik eleştiriyle yola çıkma kararını nasıl aldınız?

Aslında “Elder One”ı ilk single olarak seçmemizin temel nedeni yalnızca sözleri değildi. Şarkının yapısal olarak bir single’a uygun olduğunu düşündük ve First Deed ile ilk kez karşılaşacak dinleyicilerin bizi bu parçayla tanımasını istedik. Bu nedenle seçimimiz, hem müzikal hem de kavramsal açıdan grubu iyi temsil ettiğine inanmamızdan kaynaklandı.
Henüz ilk albümünüz olmasına rağmen Apple Music Türkiye’de “Günün Yenileri”, “Zirvedekiler: Türkçe Alternatif” gibi önemli listelerde kendinize yer buldunuz. Genelde ana akım listelerde kendine yer bulması zor olan bir türde (Death Metal) bu tarz listelere girmek ve bu geri dönüşleri almak grup adına nasıl bir motivasyon sağladı?

First Deed’i uzun vadeli bir proje olarak görüyoruz. Bu nedenle olumlu ya da olumsuz gelişmelere aşırı tepkiler vermemeye çalışıyoruz. Elbette bu tür geri dönüşler bizi mutlu ediyor ve doğru yolda olduğumuzu hissettiriyor; ancak odağımızı değiştirmiyor. Bizim için asıl önemli olan, üretmeye ve gelişmeye devam etmek.
Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Müzik günümüzde büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden tüketiliyor. Elimizde böyle bir imkân olsaydı, bu sistemin sanatçılara daha adaletli bir pay dağıtımı yapmasını isterdik. Müziği üreten insanların emeklerinin karşılığını daha adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz.

















