Önce azarladı, sonra el uzattı
Türk Sineması’nın efsanelerinden Kadir İnanır da hayata veda etti. Kendi ifadesiyle ‘onun ölümüyle hayranı pek çok evden cenaze’ çıktı. Ben de şimdiki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan okulumuzdaki anılarımı tekrar yaşadım.
İkinci sınıftaydım, yaz döneminde bir magazin dergisine aynı sınıftan 3 arkadaş staj gibi girmiştik. Dergide Kadir İnanır hakkında olumsuz bir haber yayımlanmış, bana da ‘röportaj yap’ denilmişti. Acemilikten topun ağzına konulduğumu bilemeden aradım. Sesini de ilk kez duyuyordum.
Çıkan habere tepkisinden azarlamaya başladı, ‘Nasıl ararsınız beni” diyordu. Ben şaşkın!
Ama verilen görevi yerine getirmeliydim tabii ! Bunun üstüne bir de ”Tarık Akan’la sizi yan yana fotoğraf çeksek” demez miyim?
Aralarında büyük rekabet vardı.
Tabii daha çok bağırdı.
Sınavlar vardı. Okula gittim. Ortak arkadaşlarımızdan ‘ arayanın kişinin benim olduğumu’ öğrenmiş, sınav çıkışında otomobilinin içinde bekliyordu.
Konuştuk;
“Kadir ağabey ben senin okul arkadaşınım deseydin ya… Arayanın sen olduğunu bilsem Tarık Akan’la bile fotoğraf çektirirdim” dedi.
Ama böyle bir röportaj hiç olmadı!
Bizim magazin serüvenimiz de yaz sonu bitti.
Bizden iki sınıf büyüktü. Okula afla dönmüştü. Bizim sınıf derslerinin sınavlarına da giriyordu, derslere sürekli gelmediğinden ders notlarımızı istemişti.
Böylece ders notu alışverişlerimiz, sınavlara birlikte hazırlanışlarımız oldu.
Bir seferinde Türkan Şoray’la ‘Cevriyem’ filmini çekiyordu. Mecidiyeköy’deki film stüdyosuna ders notu vermeye gittik. Filmin yönetmeni Memduh Ün idi. Memduh Ün bayan yönetmen yardımcısı arıyormuş. O da benden bahsetmiş. “Gece sahnesi çok ama ben veya Levent (Inanır) seni eve bırakırız” dedi. Ama ailem istemeyince film yönetmeni yerine gazeteci oldum.
Okul bitti, birkaç tören dışında bir daha karşılaşmadık. Ama karşılaşmalarımızda hep ‘koruyan kollayan ağabey’ oldu.
Nur içinde yatsın.
Zeynep Nurten UZER

















