Aynen Filistin’de Yaptıkları Gibi. İsrail Şimdi de Lübnan’ı İşgal ve Ele Geçirme Planları Yapıyor

0

Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı son bilgilere göre; İsrail yönetimi, Lübnan topraklarındaki askeri konuşlandırmasını kalıcı bir statüye kavuşturmak amacıyla Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile kapalı kapılar ardında kritik müzakereler yürütüyor. Yıllardır Filistin’de uygulanan sistematik mülksüzleştirme, insansızlaştırma ve ardından gelen kalıcı askeri-sivil işgal modelinin bir benzeri, bugün Lübnan’ın güney sınırları için devreye sokulmak istenmektedir. Uluslararası kamuoyuna “geçici bir güvenlik tedbiri” olarak sunulan askeri hamlelerin, aslında planlı bir bölgesel ele geçirme projesinin yeni adımı olduğu diplomatik koridorlardan sızan bu son pazarlıklarla bir kez daha tescillenmiştir.

Güvenlik Gerekçesinden Kalıcı İlhaka. Filistin Senaryosu Tekrarlanıyor

Netanyahu liderliğindeki İsrail’in Lübnan’da yürüttüğü strateji, Batı Şeria ve Gazze’de on yıllardır aşama aşama hayata geçirilen “böl-insansızlaştır-yerleş” doktrini ile birebir örtüşüyor. Sızan bilgilere göre yürütülen plan şu aşamaları içermektedir:

Askeri Koridor Kurulması: İlk etapta sınır güvenliği bahanesiyle bölge yoğun bombardımana tutulmakta ve yerel halk göçe zorlanarak alan insansızlaştırılıyor.

Kalıcı Üslenme: Boşaltılan Lübnan köylerine askeri tahkimatlar kurularak, geçici operasyonel varlık kalıcı bir sınır revizyonuna dönüştürülmektedir.

Diplomatik Kalkan Arayışı: İsrail’in bu hukuksuz yayılmacılığını uluslararası arenada yasallaştırmak ve tepkileri hafifletmek adına Washington yönetimiyle ortak bir zemin pazarlığı yürütülüyor..

İdeolojik Temel “Büyük İsrail” ve Siyonist Emeller

Bugün Lübnan sınırında yaşananlar, anlık bir savunma refleksinin değil, Siyonizm ideolojisinin temel taşı olan “Büyük İsrail Projesi” (Arz-ı Mev’ud / Vaat Edilmiş Topraklar) idealinin bir sonucu.

Teokratik temellere dayandırılan bu yayılmacı ülküye göre, Nil Nehri’nden Fırat Nehri’ne kadar uzanan geniş coğrafya üzerindeki yerel egemenlikler yok sayılmakta ve bu topraklar hedef tahtasına oturtulmaktadır. Lübnan’ın güneyi ve Litani Nehri havzası, gerek su kaynakları gerekse jeopolitik konumu sebebiyle ilk Siyonist kongrelerden bu yana bu haritanın ayrılmaz bir parçası olarak tasarlanmıştır. Filistin’in ardından namlunun Lübnan’a çevrilmesi, asırlık ideolojik ajandanın askeri güç yoluyla sahada realize edilme hırsını açıkça kanıtlamaktadır.

Bölgesel Güvenlik Fay Hatlarının Tetiklenmesi

İsrail’in Lübnan’da kalıcı bir askeri rejim kurma arayışı, Orta Doğu’daki direniş eksenini ve çevre devletleri topyekûn bir bölgesel savaş sarmalına sürükleme riski taşımakta. Lübnan devletinin egemenliğinin bu derece ağır bir ihlale uğraması, bölgedeki asimetrik güçlerin ve düzenli orduların reaksiyonunu büyüterek çatışmaları daha geniş bir coğrafyaya yayma potansiyeline sahiptir.

Uluslararası Hukukun Çöküşü ve Washington’ın Suç Ortaklığı

Birleşmiş Milletler’in (BM) Lübnan’ın toprak bütünlüğünü savunan 1701 sayılı kararı başta olmak üzere tüm uluslararası hukuk normları, Tel Aviv ve Washington arasında yürütülen bu müzakerelerle boşa çıkarılmakta. ABD’nin bu işgal planına diplomatik ve askeri lojistik destek sağlama eğilimi, küresel adalet sisteminin tarafsızlığını yitirdiğini ve güçlü devletlerin çıkarlarına göre sınırların yeniden çizilmek istendiğini bir kez daha gözler önüne sermekte.