ABD ve İran arasında uzun süren gerilimin ardından sağlanan kırılgan ateşkes ve hafta sonu yapılması planlanan barış görüşmeleri, İsrail’in Lübnan’a yönelik yoğun hava saldırılarıyla sarsılıyor. Bölgede kalıcı bir istikrarın tesisi için diplomatik çabalar hız kazanmışken, İsrail’in “Hizbullah hedefleri” gerekçesiyle gerçekleştirdiği bu son operasyonlar, Tahran ve Washington arasındaki mutabakatın sürdürülebilirliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Lübnan’dan yükselen dumanlar, sadece yerel bir çatışmayı değil, tüm Orta Doğu’yu kapsayan geniş çaplı bir savaşın fitilini yeniden ateşleme riskini taşıyor.
Barışın Kıyısında Yeni Bir Gerilim
İsrail ordusu (IDF), son 24 saat içinde Beyrut’un güney banliyöleri (Dahiye), Bekaa Vadisi ve Güney Lübnan’daki yerleşim yerlerini hedef alan şiddetli bir bombardıman dalgası başlattı. Bu sabaha karşı Güney Lübnan’daki kasabalar yine bombalandı.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırılarda aralarında çok sayıda sivilin de bulunduğu en az 250 kişinin hayatını kaybettiğini, binden fazla kişinin yaralandığını duyurdu. Çok sayıda bina yerle bir olurken, altyapı tesisleri ağır hasar gördü.
İsrail tarafı, saldırıların Hizbullah’ın askeri kapasitesini yok etmeye yönelik olduğunu savunurken, ABD Başkanı Donald Trump sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, barış sürecinin başarısız olması durumunda “hiç görülmemiş büyüklükte bir askeri tırmanış” uyarısında bulundu.
İran’ın Tepkisi ve Hürmüz Boğazı
İran, İsrail’in saldırılarını “savaş suçu” olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Bu saldırılara misilleme olarak Tahran yönetimi, küresel petrol ticaretinin ana damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kısıtlamalarını yeniden sıkılaştırdı. Boğazdan geçişlerin askıya alınabileceği sinyali, enerji piyasalarında şok dalgası yarattı.
“Lider” Yanılgısı ve Dünkü Büyük Saldırı
Dün gerçekleşen ve Lübnan savaşının en kanlı günlerinden biri olarak kayda geçen saldırılarda İsrail, başlangıçta Hizbullah lideri Naim Kasım’ın öldürüldüğünü büyük bir zafer edasıyla duyurmuştu. Ancak ilerleyen saatlerde İsrail ordu kaynakları bu bilgiyi düzeltmek zorunda kalmış; öldürülen kişinin Naim Kasım değil, onun özel sekreteri ve aynı zamanda yeğeni olan Ali Yusuf Harşi olduğu açıklanmıştı. Bu istihbarat hatasına rağmen İsrail, “Hizbullah’ın komuta zincirine ağır darbe vurulduğu” iddiasını sürdürmüş ve operasyonların genişleyerek devam edeceğini ilan etmişti.
Piyasaların Tepkisi: Belirsizlik Fiyatlanıyor
Barış umutlarının tehlikeye girmesiyle birlikte küresel piyasalar negatif bir seyir izlemeye başladı. Petrol fiyatları, Hürmüz Boğazı’ndaki gerginliğin etkisiyle varil başına %5’in üzerinde değer kazandı. Türkiye dahil olmak üzere gelişmekte olan piyasalarda döviz kurlarında oynaklık artarken, Borsa İstanbul ve Avrupa borsaları güne düşüşle başladı. Yatırımcıların güvenli liman olan altına yönelmesiyle altın fiyatları tarihi zirvelerine yaklaştı.
Hafta Sonu Görüşmesi ve “Lübnan” Anlaşmazlığı
Hafta sonu Pakistan’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilmesi planlanan ABD-İran zirvesi öncesinde “kapsam” krizi patlak verdi.
JD Vance’in Çıkışı: ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran ile sağlanan ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını belirterek, “Bu bir yanlış anlaşılma olabilir; biz hiçbir zaman İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarını durduracağı sözünü vermedik,” açıklamasında bulundu.
Pezeşkiyan’ın Yanıtı: İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ateşkesin bölge genelini (Lübnan dahil) kapsaması şartıyla kabul edildiğini, aksi takdirde masaya oturmanın bir anlamı olmayacağını vurguladı. Pezeşkiyan, Lübnan’daki saldırıların durmaması halinde müzakere sürecinden çekilebileceklerini ima etti.
Görüşmeler İptal Olabilir mi? İsrail, ABD-İran Yakınlaşmasını Sabote Ediyor
İsrail’in Lübnan saldırıları, hafta sonu yapılması beklenen tarihi görüşmenin üzerinde kara bir bulut gibi çökmüş durumda. Analistler, İsrail’in bu hamlelerle ABD-İran yakınlaşmasını sabote etmeyi hedeflediği görüşünde birleşiyor. Eğer Washington, İsrail’i dizginleme konusunda somut bir adım atmazsa, İran’ın masadan kalkması ve bölgenin kontrol edilemez bir şiddet sarmalına girmesi kaçınılmaz görünüyor. Şu anki tabloda, hafta sonu yapılacak görüşmenin gerçekleşme ihtimali “pamuk ipliğine bağlı” olarak değerlendiriliyor.

















