Antalya’nın o masmavi kıyı şeridini ve nemli sıcağını geride bırakıp heybetli Toroslar’a doğru tırmanmaya başladığınızda, doğanın dili değişmeye başlar. Yol kıvrıldıkça nem azalır; ciğerlerinize dolan o keskin serinlik, yaklaştığınız kadim coğrafyanın müjdecisidir. Rakım 1100 metreye ulaştığında ise zamanın yavaşladığı, her taşın altında bir efsanenin uyuduğu bilge bir yerleşim karşılar sizi. Burası, adını Osmanlıca “soğutma” veya “soğukluk” anlamına gelen “İbrad” sözcüğünden alan İbradı’dır.

Asırların Kavşağında Bir Tarih: Medeniyetlerin Mirası
İbradı, sadece bir yerleşim yeri değil, binlerce yıllık bir hafızadır. Tarihi belgeler ve arkeolojik kalıntılar, bu sarp dağların Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yaptığını fısıldar.
Antik İzler: İlçenin hemen yanı başındaki Eynif Ovası, antik çağlardan bu yana stratejik bir geçiş noktası olmuş, Lykia ve Pamphylia bölgelerini birbirine bağlayan kervan yollarına tanıklık etmiştir.
Kadılar Şehri: Osmanlı döneminde, devletin adalet sistemini ayakta tutan en seçkin kadıların ve ulemanın yetiştiği bir “ilim merkezi” haline gelmiştir. Bu yüzden İbradı sokakları, sıradan bir yerleşimden çok, entelektüel bir derinliğin mimari yansımasıdır.
Nüfus: Bugün Türkiye’nin en az nüfuslu ama en kültürlü ilçelerinden biridir. Yerleşik nüfusu 3.000 civarında olsa da, yaz aylarında gurbetteki İbradılıların dönmesiyle bu sayı katlanarak artar.

Bin Yıllık Bir Destan: Arapastı Kestanesi
İbradı’ya adım attığınızda sizi selamlayan ilk şey, bir ağaçtan çok daha fazlasıdır; o, zamanın bizzat kendisine meydan okuyan devasa bir anıttır. Yaklaşık 1100 yaşında olan Arapastı Kestanesi, heybetiyle gökyüzünü kucaklar.
Heybetli Rakamlar: Yaklaşık 15 metre gövde çevresi ve 5 metre çapıyla bu ulu dev, gölgesinde koca bir meydanı ağırlar.
Hüzünlü Bir İsim: “Arapastı” ismi, İbradı’nın belleğine kazınmış en hüzünlü hatıradır. 20 Ağustos 1861sabahında, özgürlük aşkıyla yanan Habeşistanlı Zeynep’in tutuşturduğu büyük yangın sonrası, Zeynep’in bu dallarda son nefesini vermesiyle ağacın adı bir vicdan sızısı olarak kalmıştır. O gün bugündür ağaç, sanki geçmişin acılarını teselli etmek istercesine her bahar en cömert meyvelerini sunmaya devam eder.

Küllerinden Doğan Kent ve Düğmeli Evler
İbradı, tarih boyunca sabrıyla sınanmış bir zümrüdüanka kuşudur. Kentin kaderini mühürleyen tam beş büyük yangın(1861, 1889, 1891, 1916 ve 1933) yaşanmıştır.
Ancak her yangın sonrası İbradı, o meşhur Düğmeli Evleri ile yeniden yükselmiştir. Hiç harç kullanılmadan, sadece taş ve sedir ağacının birbirine kenetlenmesiyle örülen bu evler, bir mimari dehadır. Yüksek tavanlı Kadı Konakları’na yaklaştığınızda, asırlık sedir ağaçlarının kokusu sizi bir masalın içine çeker.

Mevsimlerin Şöleni: Kardelenler ve Üzüm Bağları
Kardelenlerin İnadı: Şubat ve Mart aylarında, dünyanın kardelen merkezindesiniz demektir. Karın buzun altından başını uzatan o soylu beyaz çiçekler, Toroslar’ın yüksek yaylalarında doğanın uyanışını müjdeler.
Bağların Cömertliği: Yaz sonu ve sonbaharda sahne asmalara kalır. İnce kabuklu, bal tadındaki meşhur İbradı Çavuş Üzümü ballanırken, sokakları taş fırınlardan yükselen pekmez kokusu sarar.
Yaylalar: Yazın kavurucu sıcağında kekik kokulu rüzgârların estiği İbradı yaylaları, modern dünyadan kaçmak isteyenler için bir nefes durağıdır.
İbradı Sofrası: Yerel Lezzet Durakları
Holuşka: Yöresel keçi peyniriyle hazırlanan, üzerine kızgın tereyağı dökülen o meşhur İbradı mantısı.
Aside: Üzüm pekmezi, un ve tereyağının ağır ağır buluşmasından doğan bir şifa tatlısı.
Taş Fırın Ekmeği: Sabahın ilk ışıklarıyla susamın kavruk kokusuyla fırınlardan çıkan çıtır lezzet.

Zamanın Şahitleri: Aydınlık Zihinler
İbradı’nın asıl hazinesi yetiştirdiği insanlardır. Hukukun ve demokrasinin savunucusu Muammer Aksoy ile tıp dünyasında devrim yapan Prof. Dr. Muzaffer Aksoy bu toprakların evlatlarıdır. Bugün ise UNESCO tarafından “Yaşayan İnsan Hazinesi” seçilen Gülay Diri, elindeki delbeğiyle bu dağların ritmini yaşatmaya devam etmektedir.
Konaklama ve Gezi Notları
Konaklama: Restore edilen tarihi konaklar, sedir kokulu odalarıyla size tarihin içinde uyuma şansı sunar.
Ne Zaman Gidilmeli? Kardelenler için Mart-Nizan, yayla serinliği için yaz, bağ bozumu için sonbahar en ideal zamanlardır.
İbradı’nın büyüleyici atmosferine ulaşmak için kat edeceğiniz yollar, aslında bu kadim coğrafyanın hikâyesine yapacağınız girişin bir parçasıdır. İşte seyahatinizi kolaylaştıracak İbradı Ulaşım Rehberi:
Ulaşım Rehberi: İbradı’ya Nasıl Gidilir?
İbradı, Antalya’nın en kuzeyinde, Toroslar’ın kalbinde yer alır. Dağlık ve ormanlık bir araziye sahip olduğu için yollar biraz kıvrımlı olsa da sunduğu manzaralar bu zahmete fazlasıyla değer.

Özel Araç ile Yolculuk:
Antalya Merkezden: Antalya – Akseki karayolunu (D-695) takip ederek Akseki’ye varmadan önce İbradı ayrımından saparak ilçeye ulaşabilirsiniz. Bu rota yol durumu ile hızınıza bağlı olarak 1,5-2 saat civarında tamamlanır.
Manavgat Üzerinden (Panoramik Rota): Daha maceracı bir yolculuk isteyenler için Manavgat Şelalesi’nden çıkıp Yaylaalan (Avasun) yolunu takip eden güzergâh bulunur. Yaklaşık 55-65 km uzunluğundaki bu yol oldukça virajlı ve diktir ancak eşsiz bir doğa seyri sunar. Manavgat ile İbradı arası bu rotayla yaklaşık 1,5-2 saat sürer.
Komşu Merkezlerden: İbradı; Akseki’ye 22 km, Konya’ya ise yaklaşık 180 km mesafededir.

Toplu Taşıma Seçenekleri:
Antalya Otogarı’ndan: Antalya Şehirlerarası Otobüs Terminali’nden her gün düzenli olarak kalkan İbradı minibüslerini (dolmuş) kullanabilirsiniz. Otogardan yolculuk yaklaşık 3 saat sürmektedir.
Unutmayın: Kış aylarında yüksek rakım nedeniyle yollar kar yağışlı veya buzlu olabilir; bu dönemde yola çıkmadan önce mutlaka yol durumunu kontrol etmelisiniz.
Toroslar’ın bu bilge ilçesi sizi kendi zaman dilimine davet ediyor. Valize gerek yok. Sadece ruhunuzu yanınıza almanız yeterli.
https://youtube.com/@sakliizler?si=dIYpKDJPdKL412ox
Bu kadim hikâyeleri, görüntülerin ve sesin büyüsüyle keşfetmek isterseniz, YouTube’taki belgesele göz atmanızı öneririm.
Selahattin NİZAM















