En sancılı devrim; Hilafetin kaldırılışının 100. Yılı

0

En sancılı devrim; Hilafetin kaldırılışının 100. Yılı

Cumhuriyetimizin laik temellere oturmasını sağlayan hilafetin kaldırılışının üzerinden 100 yıl geçti. En önemli devrim cumhuriyetin ilanıydı, en tartışmalısı, sancılısı ise hilafetin kaldırılması oldu.
Üzerinden bir asır geçmesine rağmen hilafet halen tartışmalara neden oluyor.

Arapça bir kelime olan ‘Halife’ İslam devletlerinde dini ve idari görevleri üstüne alan devlet başkanıydı, ‘Hz. Peygamber’in halefi’ anlamını taşıyordu. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Büyük Mısır Seferi ile kutsal topraklar Mekke, Medine ve Kudüs’ün alınmasıyla hilafet makamı da Abbasilerden Osmanlı’ya geçti. Padişahlar yüzyıllarca ‘halife sultan’ oldu. Son padişah Vahdettin döneminde Mustafa Kemal’in başlattığı milli mücadelenin başarıya ulaşması saltanat ve hilafet makamlarının sonunu getirdi.

-YOLLARI AYRILDI-

Mustafa Kemal, din ve vicdan hürriyetini gerekli görüyor, bağımsız ulus devlet oluşturmak istiyordu.

Ancak milli mücadeleyi başlatmak için 1919’da Anadolu’ya giden Mustafa Kemal hakkında padişahın çıkardığı tutuklama kararını uygulamayıp Ulu Önder’e ’emrinizdeyim paşam’ diye selam durarak kolordusuyla milli mücadelenin önünü açan Kazım Karabekir, saltanat ve hilafetin kaldırılmasına karşıydı. Bu grupta Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuat Cebesoy gibi isimler de vardı. Muhalif isimlerden bazıları padişah ve halifelik makamına bağlılık içindeyken kimisi de Mustafa Kemal’in gücü kendisinde toplayacağı düşüncesindeydi.

SALTANAT VE HİLAFET AYRI AYRI KALDIRILDI-

1920’de TBMM kurularak yeni Türk devletinin temelleri atılırken diğer yanda Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Büyük Taarruz’un ardından Lozan Barış Antlaşması’na itilaf devletleri Ankara’nın yanı sıra İstanbul hükümetini de çağırınca buna kızan Mustafa Kemal ve arkadaşları harekete geçti. Halifelik hemen kaldırılamayınca önce 1 Kasım 1922 tarihinde saltanat kaldırıldı.
Halife Sultan Vahdettin’in sürgüne gönderilmesinin ardından Abdülmecid, 19 Kasım 1922’de halifeliğe getirildi.

Mustafa Kemal, halifeliğin yabancı devletlere Türkiye’nin içişlerine karışma imkanını vereceği ve bağımsızlığı ihlal edeceği görüşüyle Halife Abdülmecid’e sınırlarını bilmesi uyarısı yaparak ‘Müslümanların Halifesi’ unvanını kullanmasını istedi. Ama Abdülmecid giderek güçlendi ve ‘Peygamberin Halifesi’ unvanını kullanmaya siyaset yapmaya başladı. Bu Halife’nin iktidara gelebileceği kaygısı yaratıyordu.

24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması imzalandıktan sonra sırada cumhuriyetin ilanı vardı. Muhalefet cumhuriyet ilan edilecekse Halife’nin cumhurbaşkanı olmasını veya Halife’nin başına geçeceği bir krallık istiyordu.

TBMM kurulduktan sonra yürütmeyi sağlayan İcra Vekilleri Heyeti’nde de anlaşmazlıklar, istifalar yaşanıyor, istifa edenlerin yerine yenileri seçilemiyordu. Görüşmeler tıkanınca Mustafa Kemal Çankaya’da yemekte topladığı İsmet İnönü dahil yakın arkadaşlarına ‘Beyler, yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz’ diye duyurdu ve ertesi gün 29 Ekim 1923’te cumhuriyet ilan edildi.

TARİHTE HİLAFET

Mustafa Kemal çeşitli zamanlardaki konuşmalarında halifeliğin Abbasi, Emevi ve Osmanlı’da olduğu çeşitli dönemlerde aynı sırada başka devletlerde de halifelerin ortaya çıktığına dikkat çekerek İslam alemini, hilâfet makamı adı altında bir noktada bağlayıp yönetmenin tarihte hiç mümkün olmadığını ve olamayacağını şöyle anlatıyordu:

-Araplar Bağdat’ta bir hilâfet oluşturdular ama Kurtuba’da bir halife daha ortaya çıktı. Ne İranlılar ne Afganlılar ne Afrika Müslümanları, İstanbul halifesini asla tanımadı.

-Bugün zamanımızda da Fas’ta, Sudan’da halifeler vardır. Onlar da kendilerine “müminlerin emri” diyorlar.

-Şimdi Mısır, Hint, Türk, Batı vs. Müslümanların tümünü kendi çevresinin şartlarından ve kendi çevresinin geleneklerinden kopararak ümmet adı altında bir noktada birleşebileceğini tasavvur etmek doğru bir şey değildir. Akıl ve mantığın hiçbir vakit kabul edemeyeceği ve gerçekte hiçbir vakit hiç kimse tarafından kabul edilmemiş olan şeydir.

-Şer’an ve dinen hilâfet denilen şey yoktur. Peygamber’in kendisi demiştir ki; ‘Benden 30 yıl sonra krallıklar olacak! Bu bir hadistir. O halde ‘hilâfet vardır. Hilâfet olacaktır. Hilâfet devam edecektir’ demek Peygamber’in hadisine aykırı bir şeyin gerçekleşmesini istemek demektir.

– Mesela Hz. Ömer, Halife olduğu zaman kendisine ‘Resulullah’ın Halifesi’ demişler. Kendisi ilk hutbesinde demiş ki ‘böyle bir sıfat bende yoktur ve olamaz. Böyle bir sıfat yoktur. Halife yoktur. Siz müminlersiniz ve ben de sizin emirinizdeyim. ‘

-Peygamberimiz, öğrencilerine dünya milletlerine İslâmiyeti kabul ettirmelerini emretti. Bu milletlerin hükümetinin başına geçmelerini emretmedi. Peygamberimizin zihninden asla böyle bir fikir geçmemiştir.

-Bütün İslâm milletleri üzerinde yüce ruhani görevi yapacak yegane halife fikri, hakikatten değilbkitaplardan çıkmış bir fikirdir.

-Biz Halife’yi eski ve muhterem bir geleneğe saygıdan bıraktık. Halife’ye saygımız vardır. Gerek kendisinin gerekse ailesinin ihtiyaçların sağlıyoruz. İlave edeyim ki, İslâm âleminde Türkler halifenin maddi ihtiyaçlarını fiilen sağlayan tek millettir: Dünya çapında bir hilâfeti tercih edenler şimdiye kadar her türlü katılımdan kaçmışlardır.

-Yeniden kesinlikle açıklayayım ki milletin egemenliği sonsuzdur. Onu ihlal edip zarar verebilecek güç yoktur ve olamaz.

-TBMM Halife’nin değildir ve olamaz. TBMM yalnız ve yalnız milletindir.

-SİYASET ARACI

1 Mart 1924 tarihinde Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal TBMM’yi açış konuşmasında hilafete son verme zamanının geldiğini anlatırken şu açıklamayı yapar:

“İslam dinini, yüzyıllardan heri alışageldiği üzere bir siyaset aracı durumundan uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz.

Kutsal ve ilahi inançlarımızı ve vicdanı değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin dünyevi ve uhrevi mutluluğunun emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle İslam dininin yüceliği belirir. ”

3 Mart 1924’te de ‘Hilâfetin ilgasına ve Hanedânı Osmanî’nin Türkiye Cumhuriyet haricine çıkarılmasına dair kanun’ kabul edilerek hilâfete son verildi.
Aynı gece bir heyet Dolmabahçe Sarayı’na giderek Halife Abdülmecid’e tebliğ etti. Abdülmecid ilk şokun ardından ailesiyle birlikte eşyasını topladı, sürgüne gönderildi.

Halifeliğin kaldırıldığı aynı gün Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu.

Zeynep Nurten UZER/Gazeteci-Yazar

Zeynep Nurten UZER/kentekrani

Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız

www.kentekrani.com 7 Mart 2024

Yazarın Tüm Yazıları