İlk bellediğim piramit, çocukluğumda annemin daha çok soğuk havalarda ve doğum günlerimizde yaptığı piramit pastaydı. Sonra ortaokulda, lisede Mısır piramitlerini öğrendik. Keops, Kefren, Mikerinos ve diğerleri.
İçinde bulunan suyun, bitkinin uzun zaman bozulmadığı, kralın mezarına yılda iki kez güneş ışığının vurduğu ve daha nice nice müthiş gizemlerle vizyonumuzu şaşırtan yapılar.
Piramitlerden söz ederken mimarisi konusuna girersek ardından derhal ‘Antik Uzay Teorisyenleri’ devreye girer ki sonu gelmez. Köleler, gönüllüler, uzaylıların ilginç mozaiği ve de komplo teorileri…
Yıldızlar arası seyahatlerde “Şu dünyaya da bir uğrayalım bakalım” deyip tonlarca ağırlıktaki taşlarla piramitleri diktikleri iddia edilen uzaylıları ciddiye alırsak insan gücünü de hafife almış oluruz. Hoş hepimiz uzaylıyız ya…
İhtiyaçlar ve piramit.

Piramitlerin gizemlerini bir kenara bırakırsak, bu geometrik biçim pek çok bilim insanına da esin kaynağı olmuş. İçlerinde önemli bir isim Abraham Maslow.
Rusya’dan Amerika’ya göç etmiş Aşkenazi Yahudi bir ailenin oğlu. 1908 doğumlu. Aile sonradan altı çocuk daha yapmış ama bu ilk çocuğu çok önemsemiş. Ne var ki Abraham, hiç de mutlu bir çocuk değilmiş. “Ben hiç Yahudi komşuların olmadığı bir yerdeki tek Yahudi çocuktum, bu sanki beyaz çocukların okuduğu bir okulda tek siyah çocuk olmaya benziyor. İşte bu yüzden kendimi hep dışlanmış ve mutsuz hissediyordum. Ama bu sayede laboratuvarlarda ve kitapların arasında oldum” diye anlatırdı. İşte her şerde bir hayır vardır dedikleri bu.
Önce ailesini memnun etmek için hukuk eğitimi almış fakat yüreğinin sesini dinleyip psikolojiyi seçmiş. Bu kariyer sırasında önemli hocalarla çalışmış. Alfred Adler, Wertheimer, Benedict gibi. Bu arada ailesinin hiç onaylamadığı bir evlilik yapmış kuzeni Bertha ile.
İşte en önemli çalışmasına o zamanlar başlamış. Muhteşem insan doğasını anlama yolunda ‘ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi’ ortaya çıkmış. 50’li, 60’lı yıllarda yazdıklarıyla psikolojide hümanistlik ekolünün sembolü olmuş.

Piramit formülü.
Maslow, ilk olarak ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisiyle ünleniyor.
Hiyerarşik olarak genellikle ‘en altta güvenlik, sığınma, beslenme gibi basit ihtiyaçlar oluyor. Daha sonra para kazanma, bir işe yarama, sevme, sevilme geliyor. En üstte ise başarı isteği yer alıyor.
Güvenlik konusu önemli, seksten de önce geliyor.
Bu hiyerarşiye göre kişiler üst düzey ihtiyaçları için önce daha alt düzeydeki ihtiyaçlarını karşılamalıdır.
Maslow, piramidin zirvesi olan kendini gerçekleştirmeyi, çoğu kişinin başaramadığını söylüyor.
Maslow’un bu piramidi psikolojide ve yönetimde çok popüler oluyor.
Günümüzde çoğu kişi için böyle piramit şemalı anlatımlarda en çok diyetisyenler dikkati çekiyor. Besin piramidi, yemek severler ve obezler için çok sıkıntılı. Tahıllar, karbonhidratlar, sebzelerin katmanları iştahlı kişiler için iç açıcı değil…

Moslow’dan cümleler.
Profesörün aaltın çekici meşhur;
Diyor ki; eğer kişinin elinde sadece çekiç varsa her şeyi çivi olarak görür.
Açlığı gidermek için çalışırken gdo’lu gıdalar üretimi yapan kimyagerin hastalıklara neden olması da bu çerçeveye giriyor. Çekiç meselesi.
Ayrıca diyor ki; Sevgi açlığı, tuz eksikliği ya da vitamin eksikliği gibi bir eksiklik hastalığıdır.
Korku ve cesaret arasındaki çatışmanın yarattığı bir ileri, bir geri gidip gelen diyalektik bir ilişkide savrulup duruyoruz.
insanın gözünü kör eden sevgiden dem vuran o basmakalıp söze karşılık asıl kör edicinin sevgisizlik olduğuna her geçen gün daha çok inanıyorum.

- insan kurallara sığmaz.
Bu bilge hocanın piramidini yanlış uygulayınca ne olur? Kişi kendini bulmak için dağa çıksa karnı acıkınca geri döner. Bu kadar basit…
(Açken sen, sen değilsin örneği…)
Profesör Maslow, zirve deneyimler, yaratıcılık ve mutluluğun doğası gibi konuları araştırdı. 1970’te vefat etti. Ancak çalışmaları psikoloji alanında etkili olmaya devam ediyor. Özellikle hümanist psikolojiye katkıları da kalıcı bir etkiye sahip.
Video
Mizaha Giriş
@lisedenbirarkadas
Füsun ALTINOK















