Celal PİR; ADNAN SÜVARİ’NİN KEMİKLERİ SIZLIYOR…

0

Futbolda süper lig bu yıl, Adnan Süvari sezonu aldını aldı. Bu Türkiye Futbol Federasyonu son kararı.
Türk futboluna ve Göztepe’ye büyük izler bırakmış ADNAN SÜVARİ ONURLANDIRDI..
ÇOK DOĞRU BİR KARAR….
Ama…
İsim vefasıyla Türkiye süper ligini onurlandıran Adnan Süvari’nin futbolculuğu ve yeşil saha döktüğü alın teri…
Hatta Göztepe futbol takımı ile kazandığı Türkiye futbol şampiyonluğu hala yok sayılıyor.
ADNAN SUVARİ”NİN FUTBOLCULUĞU ONURLANDIRILMIYOR.
Şampiyonluğu da yok sayılıyor…

Adnan Süvari’nin ter döktüğü dönem 1959 öncesine denk geldiği için, o dönem kazandığı başarılar ve şampiyonluklar, TFF tarafından “yok” sayılıyor..
Bu ne yaman çelişki…
Nasıl bir komedi…
Adamı var eden, o topraklarda piştiği geçmişin kendisi yok sayılıyor…
Yani TFF diyor ki….
“Adını anarım ama emeğini tanımam”…

Rahmetli bize yukarıdan seslense…
“Ey TFF! Beni baş tacı ettin. Sağ ol, var ol. Lakin Göztepe’de kazandığım şampiyonluğu neden yok ediyorsun.”… dese….

Ve…
“10 yıl boyunca Göztepe forması terlettim.. Şampiyon oldum. Verdiğim emeğe neden körsün…O şampiyonluk gökten zembille mi indi?”…. dese, ne olacak?

Futbola adını ver…
Ama futbolculuğunu yok say!…
Adamın ismini tabelaya as ve alkışla…
Ama tescil etmediğin o eski kupaları ve alın terini kapı dışarı et… Ne âlâ memleket!…
Futbolcunun ismini kullan…
Futbolcunun tarihini ise çekmecede sakla!..

Bana göre; Adnan Süvari ismiyle sezona başlamak…
“bir yazara en prestijli edebiyat ödülünü verip, yazdığı kitapları kütüphaneden yakarak toplatmaya benzer.”

Özetle..
TFF bize şunu söylüyor:
‘Seni çok seviyoruz Adnan Süvari, ama sadece 1959’dan sonra doğmuş gibi davranırsan…’

Yani futbolda ALIN TERİ, 1959’dan sonra mı icat edildi ki, o tarihten öncekiler tuzlu su muamelesi görüyor?

Bana göre: TFF bu sezon, adını telaffuz ettiği efsanenin geçmişine borçlu kalmıştır.”
TFF’ye hatırlatalım…. 1923-1959 arasında Türkiye’de ligler yapılmıştır. Bu liglerde oynayan futbolculardan kurulu A Milli Futbol Takımı, 70 uluslararası maç oynamıştır.

Mesela…
1951 yılında Batı Almanya’yı Berlin’de 2-1 yendik diye yıllarca övündük…
Mesela…
1956’da o dönemin dünya devi, yenilmez armada Macaristan’ı İstanbul’da Metin Oktay ve Lefter’in golleriyle 3-1 devirmemiz hep konuşulur.
Mesela,
Futbol Millî Takımımız 1924 Paris, 1928 Amsterdam, 1936 Berlin ve 1948 Londra Olimpiyat Oyunları’na katılmıştır .
Mesela…
1950 FIFA Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanmış ama Brezilya uzak, para yok diye gidememişiz.
Mesela…
1954 FIFA Dünya Kupası’na kurada İspanya’yı geçerek gitmişiz….
Mesela….
O 36 yıl bıyunca Milli Takım, 1949 Akdeniz Kupası’nda; İkincilik Madalyası almış Yunanistan’ı Atina’da devirmiş ve gümüş madalya, kupa kazanmıştır.
Meselalar çom olur ama soru tek…
“Ey TFF, o madalya ve kupaları müzende neden saklıyorsun….”

Dönelim Türkiye’ye….
Adnan Süvari’nin kazandığı şampiyonluk kupası da Göztepe kulüp binasındadır… Ama Tff’ye göre, yok hükmündedir…

Sonsöz….
Ben size işin yalın gerçeğini özetleyeyim….
TFF diyor ki:
“Adnan Süvari, Türk futbol tarihinin bir parçasıdır ve onun mirasını yaşatmak istiyoruz ama futbolculuğunu ve şampiyınluk kupasını tanımıyoruz.”

Bu arada Beşiktaş’ın 1956-57 ve 1957-58 sezonlarındaki şampiyonluklarını Tff ayrım yaparak kabul etmiştir. Bana göre bu da yanlıştır.

Bir kulübün 2 şampiyonluğunu kabul etmek, sezona adını verdiğin futbol adamının emeğini yok saymak tam bir Tff yaklaşımı oldu…

ADNAN SÜVAFİ’NİN ADI VAR SANI YOK….
SON DÜNYA KUPASINDAKİ GİBİ…

ŞAMPİYON OLACAĞIZ DİYE KONVOYLA GİTTİK….
İLK ELENEN TAKIM OLDUK….
TÜRK FUTBOL TARİHİNE BÖYLE SAHİP ÇIKILMAZ…
Akıllı yöneticiler1 lazım…

Celal PİR