Ankara’da Görkemli Vitrin, Perde Arkasında Ağır Sıkıyönetim: Batı Basınından NATO Zirvesi Değerlendirmeleri

0

36. NATO Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapan Ankara, Beştepe ve çevresinde kurulan devasa medya merkezleri ile askeri kapasitesini sergilerken; Batılı yayın kuruluşları ve basın özgürlüğü örgütleri, Türkiye’nin demokrasi standartları ile kentte uygulanan olağanüstü güvenlik tedbirlerini sert bir dille eleştirdi.

Makyajlı Şehir ve Güvenlik Ablukası

Batı merkezli ajanslar ve gazeteler (Reuters, AP, Courthouse News), Ankara’daki zirve hazırlıklarını “yoğun bir kozmetik operasyon ve sokağı felç eden bir güvenlik ablukası” olarak niteledi.

Kozmetik Tedbirler ve Lojistik Show

Zirve için askeri bir havalimanının dönüştürülerek kısa sürede sivil protokole açılması ve Beştepe Külliyesi etrafındaki devasa uluslararası basın merkezleri Batı medyasının dikkatini çekti. Ancak yorumlara göre bu ihtişamlı ortam, kentte oluşturulan izole steril alanlarla tezat oluşturdu.

Sokaklarda Hayat Durdu 

Ankara Valiliği’nin kararlarıyla gösteri, yürüyüş ve toplantıların tamamen yasaklanması, ana arterlerin trafiğe kapatılması ve kamu çalışanlarına idari izin verilmesi, yabancı muhabirler tarafından “kentin halktan temizlenmesi” olarak yorumlandı.

“Demokrasi İttifakı” İronisi ve Basın Özgürlüğü Çatlağı

Zirve takviminin hemen öncesinde gerçekleşen gözaltılar ve akreditasyon sınırlamaları, Batılı muhabirlerin en çok durduğu konuların başında geldi.

Avrupa Basın ve Medya Özgürlüğü Merkezi (ECPMF) ile Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), zirve öncesinde Türk muhabirlerin gözaltına alınmasını ve RTÜK’ün zirve haberlerine dönük “millî güvenlik” uyarısını kınadı.

Eleştirel haberleriyle bilinen bağımsız Türk gazetecilerin NATO Zirvesi akreditasyonlarının gerekçesiz reddedilmesi, Batılı meslektaşlarının raporlarında Türkiye’deki ifade özgürlüğü kısıtlamalarına dair somut birer örnek olarak sunuldu.

Reelpolitik ve Avrupa’nın İkiyüzlülüğü 

Batı analizlerinde göze çarpan bir diğer detay ise Batılı liderlerin çelişkili tutumu oldu. Türkiye’nin NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip olması, Rusya-Ukrayna savaşındaki dengeleyici rolü ve savunma sanayisindeki (Bayraktar, KAAN vb.) atılımları nedeniyle müttefiklerin antidemokratik uygulamalara “göz yumduğu” tespiti yapıldı.

Avrupa basınında yer alan değerlendirmelerde, NATO ittifakının kağıt üzerinde “demokrasi, hukukun üstünlüğü ve bireysel özgürlükler” değerleri üzerine kurulduğu hatırlatılırken; Ankara’da yaşanan tablo, stratejik çıkarların demokratik ilkelerin önüne geçtiği pragmatik bir dönem olarak kayıtlara geçirildi.