Sosyal medya, epeyce bir süreden beri çoğu Amerikan kaynaklı “reels videoları” denilen görüntülü kısa öykülerin istilası altında.
Görüntülerin “kahramanları” , dünyayı fethetmeye hazır, dış görünüşleri acımasız, içlerinden ise yufka yürekli Amerikan askerleri ve çoğu beyaz, dünya güzeli çocukları!
Bir zamanlar kovuldukları “üçüncü dünya” ülkelerinde coni diye alay konusu olan bu askerler, bir askeri üs’te ya da savaş gemisi güvertesinde, savaşçı üniformalarının içinden göğüslerini şişirmiş, kartal bakışlarını ufka dikmiş, hazırol’da bekliyorlar !
“Arş yiğitler!” dendiğinde düşmanın üzerine hamle ediverecek bir disiplin içindeler. Sert yüzleri, dünyanın öbür ucundaki düşmana kilitlenmiş gibi.
Dünyanın öbür ucundaki düşmanları ve çocuklarını korkutmaktan öte yok etmek için.
Derken, o da ne?
Oralara nasıl geldiği, Pearl Hourbor’dan bu yana çevresinde kuş uçurtulmayan Amerikan gemilerine ya da düşmana saldırmaya kilitlenmiş askerlerin hazır beklediği üsse nasıl girdiği bilinmeyen yalpak yürüyüşlü bir çocuk çıkıveriyor ortaya.
Çocuk o kadar sevimli ki, bazen insanın bunu yapay zekaya mı çizdirmişler acep diye sorası geliyor!
Galiba çocuklar yapay zeka ürünü ama sahici duruyorlar.
Gerçek çocukların işlevini görmek üzere üretildikleri için sahi sanılıyorlar.
Çocuk dimdik duran askerlere yaklaşıyor; birinin önünde duruyor.
“Deed!” diye ağlamaklı bir ses çıkarıyor; babacık der gibi bir şey!
Bakıyorsunuz, o da ne?
Kendisine babacık diye seslenilen asker, ama bir tek o asker, göz yaşları içinde disiplini bozmak pahasına yavrusuna sarılıyor. Ötekiler ağlamamak için dişlerini sıksa da kımıldamıyor.
Baba kız -ya da oğul- sımsıkı sarılıyorlar birbirlerine. (Bu videolarda kadınlar yalnzca asker kıyafetleri içinde var.)
Sarılma manzarasını görünce insanın burnunun direği sızlıyor, gözü yaşarıyor, yüreği daralıyor üzüntüden!
“Ulan reva mı bu baba kız’ı birbirinden ayırmak” diye düşünmenizi amaçlıyorlar.
“Ulan alçak İranlılar, Amerika’ya füze göndermeyi planlamasaydınız, hiçbir kanıtı ortaya konulmamış nükleer bir şeyler üretmeseydiniz masum Amerikan askerleri sizi yok etmek için oralara gönderilmeyecek, çocuklarından ayrı düşmeyeceklerdi!” demenizi bekliyorlar.
Baba-çocuk temalı bu videoların ardından bazen de Amerikan bayrağına sarılı tabutlar ve ağlayarak bu tabutlara sarılan çocukların -yine yapay zeka- görüntüleri yayınlanıyor.
İşin ilginç yanı, bu videoların yayınlanmaya başlaması İran’a saldırmaya başlamalarından epey öncesine denk geliyor.
Pedofili iddialarıyla yoğun biçimde suçlanan başkanlarının bir yandan da gündem değiştirme manevralarına o çocukları alet ediyorlar.
Derdest edilerek çocuklardan kesinlikle uzak tutulması gereken birini, çocuklara savundurtuyorlar.
Hatta son zamanlardaki görüntülerde çocuklara asker giysileri giydirip hazırol’daki askerlere yat-kalk diye komut verdiriyorlar.
Hem askerlere sevimlilik kazandırıyorlar, hem de bu çocukların iyi askerler olarak büyüyeceklerini ima edip dünya çapında bir beyin yıkama mekanizmasına süreklilik sağlıyorlar.
Militarizmi diplomatik ve politik bir araç olarak icat eden en eski Alman başbakanı Bismark’ın ruhunu şad ediyorlar.
Militarizmi icat eden Almanya’yı çoktan aştılar, dünyayı saldırganlıklarına ikna etmek için kültürel saldırıyı sürdürüyorlar..
Kültür emperyalizminin 75-80 yıldır dünyanın iliklerine işlediği yetmedi, yeni ve en kötü niyetli bir aşamaya geçtiler.
Amerika’nın teknolojileri, sosyal medyaları, yapay zekaları ile önce iç sonra tarafsız sandıkları dünya ülkelerinin kamuoylarına duygusal mesaj bombardımanlarının ardında çok basit nedenler var!
Göz diktikleri ülkelerin gözünü korkutup doğal kaynaklarına çökmek ve kendilerine dünyayı yönetmelerini sağlayan yeni etki alanlar açmak. Onun için diyorlar ki:
“İran’da bir okulu bombalayacağız, 170 kız çocuğunu katledecelğiz, aman sesinizi çıkarmayın!
Sesinizi çıkarırsanız, yapay zeka görüntülerindeki küçük sevimli Amerikan çocukları çok üzülür sonra, babasız kalırlar!”
İnsan düşünüyor da, galiba savaş suçu suçların en ağırı değil.
Savaş suçundan daha ağırı, yüzyılın en gaddar, en haksız savaşlarının alçakça propagandası için çocukları kullanmak.
“Bir Amerikan çocuğu bütün İranlı çocuklara bedeldir, Filistinde soykırıma uğratılan çocuklardan İsrailli çocuklar daha değerlidir!” gibi sübliminal mesajlar, çocukları ülkelerine göre ayırıp savaş propagandası yapmak iletişim çağı ırkçılığıdır
Bunları yapanlara emir veren zat, megolaman, kifayetsiz muhteris, bugünden yarını düşünmeyen biri.
Anlaşılan ülkesinde bu işlerden kazanç sağlayan gruplardan hangisi ne yana çekse oraya gidiyor, bir dediği ötekini tutmuyor, ne yapacağını bilemiyor.
NATO kurulduğundan beri ABD’ye tek laf etmeyen Avrupa Ülkeleri birer birer rest çekmeye başladı.
“Bu bizim savaşımız değil” sözü slogan halini alıyor.
ABD’nin 50 eyaletinde 9-10 milyon insan toplanıyor.
Hayat Hollywood filmlerindeki kadar romantik komedi tadında gitmiyor.
Ama yetmez!
Şimdilik baş başa kalmış görünen ABD ve İsrail’in savaş baronlarını bekleyen bir uluslararası ağır ceza mahkemesi süreci olmalı.
Bu mahkeme, ilk elden Gazze’de, Lübnan’da, İran’da katledilen, geleceği karartılan çocuklar için görev yapmalı ve cezalar vermeli.
Bunu bütün dünya çocukları için yapmalı!
Sonra yargılanacakları suçlar zaten sabit!
COŞKUN KARTAL
















