Coşkun KARTAL; HER “ÜNLÜ” BİR GÜN 15 DAKİKALIĞINA GÖZ ALTINA MI ALINACAK?

0

Epeyce bir zamandır, ülke gündemini görünürde siyaset dışı olarak işgal eden bir takım operasyonlar yapılıyor.

Ünlü” operasyonları.

Operasyonların iki konusu var.

Birincisi bahis oynadıkları iddia edilen ünlü futbolculara, teknik adamlara, hakemlere, kulüp yöneticilerine yönelik olanlar

İkincisi, ünlü sanatçıları, oyuncuları, sosyal medya fenomenlerini hedef alan uyuşturucu- kadın ticareti operasyonları.

Gözlerimiz, önceleri isimlerini başka vesilelerle duyduğumuz, ekranlardan yüzlerini mesleki çalışmaları nedeniyle tanıdığımız insanların polis ya da jandarmaların arasından tek sıra olarak geçip minibüslere bindirilişine tanık oluyor.

Göz altına alınan ünlülerden bazıları tutuklanırken, bir kısmı da davaları sonradan görülmek üzere  “adli kontrol şartı ve yurt dışı yasağı ile” serbest bırakılıyor.

Bir süre sonra da, bazılarının ifadelerini, adeta kelimesi kelimesine  değişik medya organlarından öğreniyoruz.

Sızan ifadeler, genelde “ben bir şey yapmadım” havasında ; ancak dışarıda bir yerlere “konuşursam yanarsınız” mesajları iletenler de var gibi!

Ancak, göz altına alınanların “bir şeyler yaptığına tanık olduğunu” söyleyen birileri de var ki, bundan dolayı suçlananların derdest edilip polis minibüsüne bindirilirken görüntüleri herkese ulaşıyor.

Bu görüntüler, genelde birkaç kategori halinde medya organlarına düşüyor!.

Kendilerini izleyen kameraların arasından “başı dik” görünümde geçmeye çalışırken, muhabirlerin “neden buradasın” sorularına yanıt vermemeyi tercih edenler çoğunlukta gibi.

Kısa süre önce herkesin görmesi için yırtındıkları yüzlerini kimse görmesin dercesine kapatarak o koridordan geçenler de var.

Kimi düştüğü “bu durumlardan” utanır gibi, kimi haksızlığa uğramanın tepkisini yaşar gibi.

Göz altına alınan bazı ünlüler de, bunlar vız gelir tırıs gider havasında ifadesiz emojiler takınıyorlar. 

Bunların dışında önemsiz işler bunlar havasında podyuma çıkmış gibi salınarak gülümseyeler  ya da ben şimdi aileme ne diyeceğim der gibi ağlayanlar var.

Ortak nokta, adliyeye gitmek için emniyetten çıkarılıp polis minibüsüne giderken, hepsinin iki yanında birer polisin eşlik etmesi. 

Yani mevcutlu götürülmeleri.

Ünlü olmanın bedellerini herkes tanıdığı için sokakta rahat gezememek, hayranlarının olur olmaz yerde yanlarına gelmesinden rahatsızlık duymak falan diye bilirdik.

Şimdi anlaşılıyor ki, herkesin 15 dakikalığına ünlü olduğu çağımızda her şey değişmiş.

15’er dakikalığına ünlü olsun ya da olmasınlar, üzerlerine toplanan dikkatler artık yalnızca hayranlık duygularından kaynaklanmıyor.

Spor ya da magazin alemlerinde bazılarının akıllarını çelen unsurlar devreye girmiş.

Ağır suç kategorilerini oluşturan kara para, bahis, narkotik, kadın ticareti konuları ünlülerimizin tepesinde demoklesin kılıcı örneği sallanır olmuş.

Tabii,  onlarca, hatta yüzlerce kişinin göz altına alınma biçimleri ve tutukluluk halleri de başka bazı hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.

Örneğin yalnızca ifadeye çağrılanların bile evlerine güvenlik güçleri gönderilerek, konu komşunun – hatta ünlü oldukları düşünüldüğünde bütün Türkiye’nin- gözü önünde mevcutlu götürülmeleri.

Büyük çoğunluğu bir telefonla çağrılsa koşa koşa ifade vermeye gidecek olsalar da, yine de evlerinden ya da işyerlerinden alınmalarının tercih edilmesi. – Örneğin FB başkanı Saadettin Saran, kulüpteki makam odasından götürülmüş, ifadeden sonra serbest kalmıştı.-

Lakin, hepsinden önemlisi, ünlü olsunlar ya da olmasınlar, teorik olarak her yurttaşın sahip olduğu masumiyet karinesinden yararlanma hakları.

Yani, her sanık suçu kanıtlamana kadar masumdur diye özetlenen hukuk ilkesi.

Yöneltilen suçlamaların parasal ve etik anlamda çok büyük karşılıkları var. Cezai yaptırımlarının da yüksek olduğunu bilmek için kahin olmaya gerek yok.

Elbette göz altına alınanlara yönelik suçlamaların doğru olup olmadığı bir gün ortaya çıkacaktır; en azından öyle umuyoruz. 

Sağlam kanıtlarla suçlu bulunanlar hak ettikleri cezalara çarptırılacak, bazılarının iddia ettiği gibi iftiraya uğrayanlar varsa, müfteriler “haklı olarak” adaleti yanıltma suçlamalarına maruz kalacaklardır.

Ortalık  toz duman içindeyken, bu ortamda istenmeyen birilerinin de suçlu gösterilmesi için uğraşanların bu eylemlerinin düpedüz suç olduğuna yargı kararlarıyla hükmedilmesi adaletten yana herkesin beklentisi.

Ancak, son zamanlarda bu göz altı ve tutuklamaların içinde bulunduğumuz küresel çağda “yeni ve değişik” bir karşılığı olduğunu düşünmeye başladım.

Amerikalı ressam Andy Warhol, 1968’de açtığı bir resim sergisinin katalogunda “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” demiş ve bu kehaneti  sosyal medya sayesinde dünyanın her yerinde gerçekleşmişti!

Bütün dünya, giderek çoğalan sosyal medya platformları, “ceplere” anında ulaşan ve yaptıkları ilginç işlerle takipçilerini sürekli artan “influencer”lerle dolmuş durumda.  

Yine bu 15 dakikalığına şöhret olanların yapıp ettikleri, edindikleri takipçiler, kazandıkları paralar her yerde dikkat çekiyor.

Bunlarla bağlantılı suç oranları, haksız kazançlar, bahis’e bağlı kara para aklamaları, uyuşturucu trafikleri ve kadın ticaretleri giderek toplumları paniğe sürükleyecek hale gelmiş.

Yaygınlaşan suçlara karşı önlem alma çabaları her yerde var.

39 yıl önce aramızdan ayrılan Andy Warhol, bugün olanları görseydi “Her ünlü bir gün en az 15 dakikalığına tutuklanacak” diye yeni bir kehanette bulunur muydu acaba?

Türkiye’de çok sayıda ünlüyle yaşananlar, böyle bir kehanetin hiç de boş olmayacağını gösteriyor sanki!

COŞKUN KARTAL