Yıllarca, ‘kırmızı etten uzak durun’ ‘tereyağından korkun’ diyen ABD hükümeti, şimdi: ‘kırmızı et ve bol protein tüketin’ diyor!

0

Bu aydan itibaren Amerikalılara, sığır yağı da dahil olmak üzere tam yağlı süt ürünlerini ve çok daha fazla protein tüketmeleri söyleniyor; kırmızı et ise özellikle önerilen bir seçenek olarak belirtiliyor.

Bu, doymuş yağ tüketimini sınırlama ve kırmızı ve işlenmiş et alımını azaltma yönündeki Birleşik Krallık da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki resmi beslenme tavsiyelerinden keskin bir sapmadır. Nitekim, yeni beslenme piramidi görselinde biftek en ön plana çıkarılmıştır.

Yeni kılavuzun incelemesini yapan uzmanların da kabul ettiği üzere, bir besin piramidi görsel olarak bir diyet içindeki önerilen oranları temsil ettiği için yanlış anlaşılabilir: sivri uç az tüketilmesi gerekenler içindir, en geniş uç ise en çok tüketilmesi gerekenler içindir.

Bu arada, önceki kılavuzda günlük kalori alımının yüzde 45 ila 65’ini oluşturması gerektiği belirtilen karbonhidratlar, yeni beslenme piramidinin en alt sıralarında yer alıyor ve Amerikalılara beyaz ekmek, paketlenmiş kahvaltılık ürünler, unlu tortilla ve kraker gibi rafine karbonhidratları ‘önemli ölçüde azaltmaları’ söyleniyor.

Hazırlanan kılavuzda, yulaf, esmer pirinç ve kinoa gibi lif açısından zengin tam tahıllardan günde iki ila dört porsiyon tüketmeleri gerektiği belirtiliyor.

Yeni kılavuzun sloganı ‘gerçek gıda tüketin’ ve ilk defa ‘yüksek oranda işlenmiş gıdalar’ tamamen kaçınılması gereken bir kategori olarak açıkça belirtiliyor. Kılavuzda, ‘paketlenmiş, hazırlanmış, yemeye hazır’ tüm gıdaların yasak olduğu ve ‘evde hazırlanan yemeklere’ öncelik verilmesi gerektiği belirtiliyor.

ABD Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ve Tarım Bakanı Brooke Rollins bunu, son on yılların ‘federal beslenme politikasındaki en önemli yeniden yapılanması’ olarak nitelendirdi.

Bu değişim çok büyük. Ama sağlam bilimsel temellere mi dayanıyor? Ve İngiltere de aynı yolu izleyecek mi?

ABD’de tepkiler çok şiddetli oldu. Kamu sağlığı gözlemcisi olan Kamu Yararına Bilim Merkezi, kılavuzları ‘açıkça yanlış bilgilendirme’ olarak nitelendirerek, protein ve yağlarla ilgili tavsiyelerin ‘kafa karıştırıcı’ ve ‘en kötü ihtimalle zararlı’ olduğu konusunda uyardı. Amerikan Kalp Derneği de aynı görüşteydi ve tüketicileri ‘kırmızı et, tereyağı, domuz yağı ve iç yağı dahil olmak üzere yüksek yağlı hayvansal ürünleri sınırlamaya’ çağırdı.

Et ve süt ürünleri ticaret kuruluşları değişiklikleri hızla bir zafer olarak ilan ederken (örneğin, ABD süt ürünleri üreticilerini ve markalarını temsil eden Uluslararası Süt Ürünleri Birliği, yeni tavsiyenin Amerikalılara ‘süt ürünlerinin sağlıklı bir beslenmenin merkezinde yer alması gerektiği’ konusunda açık ve güçlü bir mesaj gönderdiğini söyledi), paketlenmiş gıda üreticileri çok daha sessiz kaldı (ancak yatırımcılar hızlı tepki verdi ve Kraft Heinz ve General Mills gibi şirketlerin hisseleri başlangıçta düştü).

Yeni kılavuzların özünde –ve tartışmanın da yattığı noktada– kalp hastalığına neyin yol açtığına dair temelde farklı bir anlayış yatıyor.

On yıllardır odak noktası, süt ürünleri ve etlerdeki doymuş yağların daha fazla tüketilmesiyle bağlantılı olan ‘kötü’ LDL kolesterolü düşürmek olmuştur. Ancak ABD kılavuzlarının arkasındaki uzmanlar, yeni kanıtların yüksek kolesterolün sadece kandaki yağla ilgili olmadığını, aynı zamanda vücudun şekere ve rafine karbonhidratlara nasıl tepki verdiğiyle de ilgili olduğunu gösterdiğini söylüyor.