Celal PİR; YENİ DUBAİ, KIBRIS…..

0

Sevgili Dostlar, tekrar merhaba.
Yeniden yazmaya sevgili Nurullah’ın desteğiyle başlamak istiyorum.
Tabii hemen her gün veya her hafta değil ama ihtiyaç oldukça bu köşeden sizlere seslenmek istiyorum.
Ve sevgil Nurullah’a da Kent Ekran’ına da uzun yıllar, kalemi elime almamama rağmen bana yeniden kapı açtıkları için teşekkür ediyorum.

Özellikle yazmak istediğim konu; Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Adası.
Bana göre; önümüzdeki 5 ve 10 yıl içinde yepyeni bir Kuzey Kıbrıs ile karşılaşacağız.
Türkiye,Amerika hatta içinde İsrail ve Yunanistan’ın ve belki Mısır’ın da dahil olduğu bir tablo. Tabii ki İngiltere’siz olmaz yepyeni bir Kıbrıs….

Mini bir Dubai ya da zenginlerin yeni uğrak yeri Monako gibi bir yer düşünüyorum.
Belki de Malta Adası gibi teknoloji şirketlerinin olduğu bir yer.
Ama her şey Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ın akıllı yönetimine uluslararası ilişkilerine bağlı.

Özellikle İRAN-İSRAİL-ABD Savaşı’nda ortaya çıkan bombalamalar ve güvensizlikten sonra finans merkezi Dubai’den Akdeniz’e kayabilir mi? Bunun senaryolarını düşündüm. Sizinle bunları paylaşmak istiyorum. Gerçekleşme ihtimali olan bir senaryo çizmeye çalışalım.

Senaryo:
“2035’e kadar KKTC’nin “Akdeniz Serbest Bölgesi”ne Dönüşmesi”…

KKTC’nin Dubai olması için Dubai’yi kopyalaması gerekmez. Asıl fırsat, Dubai’nin bugün zayıf olduğu alanlarda konumlanmak olacaktır sanırım.

İlk 3 yılda (2027-2030); büyük sermayenin İlk Dalga herketi artacaktır.

Önümüzdeki birkaç yıl içinde…
Avrupa’da enerji maliyetleri yüksek kalır…
Orta Doğu’da siyasi riskler devam eder…
Ve Türkiye’de faizler düşmeye başlarsa… Akdeniz kıyılarındaki güvenli gayrimenkullere yeni bir sermaye akışı oluşabilir.

Bu aşamada;
İsrail sermayesi,
Türk sermayesi,
Körfez fonları,
Rus ve Ukraynalı yatırımcılar,
İngiliz emekliler biri veya hepsi KKTC’de yoğunlaşabilir.
Böylece ilk sonuç; inşaat ve arazi fiyatlarında ikinci bir sıçrama olacaktır.

İkinci 3 yılda; (2030-2032); Kumarhane Adasından Servet Adasına dönüşüm başlar.

Bugünkü ekonomi, inşaat, casino, öğrenci üçgenine sıkışmış durumda.
Eğer AKILLI KKTC YÖNETİMİ;
Vergiyi düşük tutar…
Dijital şirketlere özel statü verir…
Uluslararası tahkim sistemi kurar…
Teknoloji şirketlerine oturum hakkı tanırsa; yüzlerce küçük teknoloji ve yazılım şirketi adaya taşınır. Dubai’nin ilk yıllardaki büyümesi de buna benzerdi.

Ve son 3 yıl, (2032-2035);
Doğu Akdeniz’in Monaco’su olmak mümkün. Benim en güçlü gördüğüm senaryo bu.

Aslında KKTC’nin gerçek rakibi Dubai değil; Monaco, Malta, Güney Kıbrıs, Karadağ’dır.
Eğer..
Yüksek gelirli emekliler gelir.
Servet sahipleri ikinci ev alır.
Marina yatırımları artar.
Sağlık turizmi gelişir.
Özel hastaneler büyürse, Girne’den Karpaz’a kadar olan hat ciddi değer kazanır.
Bunlara Lübnan’dan İsrail, Gazze ve Mısır’a kadar uzanan kıyı şeridi karşısındaki konumlamayı ekleyin.

KIRILMA
Ve gelelim en kritik kırılma noktasına… Tek konu “Uluslararası statü”dür.
Bunun için; AB ile kısmi entegrasyon, doğrudan uçuşlarda yumuşama, ticaret ambargolarında gevşeme gibi adımlar atılmalıdır.

Belki bu adımlar atılmazsa da KKTC yine büyür ama “Dubai” değil, daha çok büyük bir tatil ve emlak ekonomisi olarak kalır.

Benim 2035 Tahminim şöyle;
Tam anlamıyla “Yeni Dubai” olma ihtimali: %10.
Doğu Akdeniz’in Malta’sı olma ihtimali: %35.
Monaco benzeri yüksek gelirli küçük ekonomi olma ihtimali: %40.
Mevcut yapının biraz büyümüş hali olarak devam etme ihtimali: %15.

Sevgili dostlar, Doğu Akdeniz’de enerji, lojistik ve jeopolitik rekabet arttıkça; KKTC’nin stratejik değeri ekonomik değerinden daha hızlı yükselecektir.
Bazen ülkeleri zenginleştiren şey doğal kaynak değil, doğru zamanda doğru yerde bulunmalarıdır.

SONSÖZ:
Bana göre, KKTC’nin önündeki asıl soru “Dubai olur mu?” değil; “Türkiye’nin Hong Kong’u veya Akdeniz’in Malta’sı olabilir mi?” sorusudur.
Bu ihtimal, bana göre Dubai senaryosundan daha gerçekçi ve daha ulaşılabilir görünüyor.

Celal PİR