28 Şubat’ta İran’a yönelik askeri harekatı omuz omuza başlatan ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu arasındaki sarsılmaz ittifak çatırdıyor. İki liderin savaşın geleceğine dair tamamen farklı hedeflere sahip olması, Washington-Tel Aviv hattında ipleri germiş durumda.
İsrail’in Lübnan ve İran’a yönelik gerçekleştirdiği son askeri saldırılar, bir dönem adeta tek bir lider gibi hareket eden Donald Trump ve Benjamin Netanyahu’nun artık aynı sayfada olmadığını gözler önüne serdi. Trump’ın doğrudan yaptığı uyarılara rağmen İsrail’in Beyrut’u bombalaması ve İran’daki hassas tesisleri hedef alması, iki müttefik arasındaki derin vizyon ayrılığını ve liderlerin kişisel siyasi çıkarlarının nasıl ters düştüğünü açıkça ortaya koyuyor.

Hedefler Çatışıyor:Hızlı Bir Zafer mi, Yoksa Sonu Gelmeyen Bir Savaş mı?
İki lider arasındaki görüş ayrılıklarının temelinde, savaşın kapsamı ve süresi konusundaki stratejik hesaplar yatıyor.
Trump’ın Arayışı: Yaklaşan Kongre seçimleri öncesinde iç politikada baskı altında olan Donald Trump, popüler olmayan bu savaşı bir an önce sona erdirmeyi hedefliyor. Trump, tıpkı daha önce Venezuela’da elde ettiği türden “hızlı ve net bir zafer” peşinde koşuyor. Küresel piyasalarda tırmanan petrol ve akaryakıt fiyatlarını düşürebilmek adına Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ticarete açılmasını isteyen Trump, bu doğrultuda Tahran yönetimiyle perde arkasında yüksek bahisli müzakereler yürütüyor. İran ise masada kalmak için Lübnan’da tam bir ateşkes şartını koşuyor.

Netanyahu’nun Planı: Diğer taraftan İsrail Başbakanı Netanyahu, çatışma ne kadar uzarsa uzasın İran’ı ve bölgedeki müttefiklerini (Hamas ve Hizbullah) tamamen diz çöktürmeden masaya oturmak istemiyor. Kendi ülkesinde 7 Ekim saldırılarını engelleyemediği için yoğun eleştirilerin hedefi olan Netanyahu, seçmenlerine kesin bir askeri zafer kanıtlamak zorunda hissediyor. Trump’ın “Beyrut’u vurma!” yönündeki kamuoyuna açık uyarılarını kulak ardı eden Netanyahu, iç siyasi geleceğini bu savaşın mutlak galibiyetine bağlamış durumda.

“Tatsız” Geçen Son Telefon Görüşmesi
Söz konusu gerilim geçtiğimiz günlerde liderlerin telefon görüşmesinde de ayyuka çıktı. Trump, Netanyahu ile yaptığı sert telefon görüşmesinde İsrail liderine “çılgın” dediğini ve ağır ifadeler (küfürler) kullandığını bizzat itiraf etti. Trump, İsrail’in Hizbullah’a yönelik fütursuz saldırılarının, kendisinin İran ile yürüttüğü barış ve ateşkes müzakerelerini sabote etmesinden büyük rahatsızlık duyduğunu gizlemiyor.
Omuz Omuza Başlayan “Kardeşlik” Nasıl Bu Noktaya Geldi?
Geçmişe bakıldığında, iki liderin bugünkü kavgalı tablosu çok daha şaşırtıcı bir hal alıyor; zira ikili, yakın döneme kadar Orta Doğu tarihinin en organize ortaklıklarından birine imza atmışlardı.
Birlikte Yola Çıkmışlardı: 28 Şubat’ta ABD ve İsrail orduları İran’a yönelik ortak hava harekatını başlattığında, Trump ve Netanyahu kameralar karşısına omuz omuza geçmişlerdi.
Hedefleri Ortak İlan Etmişlerdi: Operasyonun ilk dalgasında Netanyahu, hedeflerinin İran’ın askeri kapasitesini felç etmek, nükleer ve balistik füze programlarını tamamen yok etmek ve Tahran’daki rejimi devirmek olduğunu haykırmıştı.
Trump Rejimi Hedef Almıştı: Trump ise açılış bombardımanlarının hemen ardından İran’ın dini liderinin öldürüldüğünü duyurmuş ve İran halkına “ülkenizi geri alın” çağrısı yaparak Netanyahu’nun rejim değişikliği vizyonuna açıkça destek vermişti.
İlk Çatlak Gaz Sahasında Yaşanmıştı: Ancak bu büyüleyici uyum uzun sürmemişti. Mart ayında, yani harekatın henüz üçüncü haftasında Netanyahu, Trump’ın doğrudan “Yapma!” talimatına rağmen İran’ın kritik bir doğalgaz sahasını vurmuştu. Bu hamle İran’ın Körfez’deki enerji altyapısına misilleme yapmasına yol açmış ve Trump’ı adeta çileden çıkarmıştı.

Diplomatik Kulisler: İttifak Tamamen Kopar mı?
Yaşanan bu ağır üsluplu tartışmalara ve stratejik çatlaklara rağmen, uzmanlar iki ülke arasındaki köklü stratejik ortaklığın tamamen kopmasını beklemiyor.
İsrail tarafındaki diplomatik kaynaklar, ABD’nin en önemli müttefikiyle ilişkileri yönetirken “Washington’a boyun eğiyor gibi görünmekten” kaçınmaya çalıştıklarını belirtiyor. İsrailli yetkililer, uğradıkları saldırılara hızlı yanıt vermemenin Netanyahu’yu iç politikada çok zayıf bir duruma düşüreceği argümanıyla kendilerini savunuyorlar. Netanyahu ise kamuoyu önünde Trump ile aralarında bir sorun varmış gibi görünmesini istemiyor ve gerilimi hafifletmeye çalışan açıklamalar yapıyor.
Trump’ın Gözü Kara Ama Netanyahu Çizgiyi İyi Biliyor
İsrail’deki Bar-Ilan ve Reichman üniversitelerinden ABD-İsrail ilişkileri uzmanı Eytan Gilboa, Trump’ın geçmişte de en yakın müttefikleri dahil olmak üzere diğer devlet başkanlarıyla bu tür sert ve halka açık tartışmalar yaşadığına dikkat çekiyor. Gilboa, bu son kavganın iki ülke arasındaki tarihi ittifakı ciddi şekilde tehdit etmeyeceğini, zira Netanyahu’nun da ipi kopma noktasına getirmemek için çizgiyi nerede çekeceğini gayet iyi bildiğini vurguluyor.
















