1 Mayıs İşçinin Emekçinin Bayramı bağzıları dışında herkese kutlu olsun!
O “bağzıları” kim olduklarını iyi bilirler doğrusu !
Kimin adına hareket ettiklerini de iyi bilirler!
1 Mayıslar bütün dünyada işçi bayramı olarak kutlanırken , bizdeki “azılı komünistler” zinhar kutlayamasın diye asırlık bayramın adını bahar bayramı yapmışlar, o günlerde işçilerin toplu halde çalıştığı fabrikaları, üniversiteden ilk okula tüm okulları baharı kutlasınlar diye tatil etmişlerdi.
Üstelik, poliste kaydı olan o azılı komünistlerin pikniğe gidip baharı kutlayacaklarından emin olamadıkları için, kendilerine “tedbir amaçlı gözaltı” uygulanırdı.
“Tedbir”, güzelim baharın kıymetini bilmeyen okumuş yazmış aydınların ve sömürüye karşı gözünü açan işçilerin 30 Nisan akşamından 2 Mayıs sabahına kadar göz altında tutulmalarından ibaretti.
Tanıdığım bir terzi Muhsin abi vardı; her “tevkifat”ta içeriye alınan “azılı” yurttaşlarımızdan!
O da “tedbir amaçlı göz altı” olayını birkaç kez yaşamıştı.Sonra yaşlanınca, artık bu azılı komünistlik falan yapamaz diye fazla ilgilenmez olmuşlardı.
Kimi zaman küçük, salaş dükkanına takılır, çay içip muhabbet ederdik.
Arkadaşlarıyla 1 Mayıslarda iki gün emniyette konuk edilmelerinden söz ederken, burnunun üzerine indirdiği yakın gözlüğüyle bir yandan dikişini diker, ara sıra gözlerini bize doğru devirerek,
“Bütün bunlar sınıfsal çocuklar, sınıfsal!” derdi.
Işıklar içinde uyusun terzi Muhsin abi; kendisine kutlamayı çok gördükleri tüm işçi bayramlarını kutlanmış saysın yıldızlardaki yoldaşlarıyla birlikte!
Mesele, tam da onun dediği gibi,1 Mayıs’ın ortaya çıktığı 150 yıldan beri, her zaman, her yerde sınıfsalmış gerçekten.
İşçinin emekçinin bayramını, “pikniğe gidip eğlensinler” bahanesiyle bahar bayramına çevirip sahteleştirmeleri de sınıfsalmış.
Fabrikaları, kalabalık kadrolu iş yerlerini sahte bahar bayramında tatil edip, o günün yevmiyesini ödemeyecek kadar aç gözlülük yapmaları da Z kuşağının ifade biçimiyle “sınıfsallığın” dibiymiş !
Zaten ben bir kişinin bile diğerine “bahar bayramın kutlu olsun” dediğine tanık olmadım doğrusu.
Ancak bugün her medya platformu 1 Mayıs işçi bayramıyla, soldan, sağdan kutlamalarla dolup taşıyor!
Bayramın adını yasaklamalar, yargısız, suçsuz iki günlük tutukluluklar , sınıfsal askeri darbeler yetmedi insanları zapt-ü rapt altına almaya.
* * *
Ülkemizde işçi bayramı henüz insanlara bahar bayramı diye yutturulmaya çalışıyorken, Ankara Sanat Tiyatrosu küçük salonunda Maksim Gorki’nin “Ana” adlı oyununu sahneye koymuştu.

Yıl 1974’tü.
Oyunun bir sahnesinde, işçilerin yürüyüş yaparken söylediği marşı o gün birkaç yüz izleyici dışında bilen yoktu!

Beste Sarper Özsan’a aitti.
Söyleyen Jale Aylanç, Meral Niron, Rana Cabbar gibi bir kısmıyla sonradan arkadaş olacağım oyunculardı.
Oyun çok tutmuş, izleyen çoğu üniversite gençlerinin diline bu marş takılmaya başlamıştı.
Ana oyunu, turnelerde de bir çok yerde sahnelenmiş, marş gittiği her yerde insanların diline yerleşmişti.
“Günlerin bugün getirdiği, baskı zulüm ve kandır,
Ancak bu böyle gitmez,
Sömürü devam etmez” diye akıp giden sözler, müziğin ritmi, zamanın devrimci ruhuna uygun biçimde yığınları coşturuyordu.
Aslında, AST’ın , o günlerde sahnede bu sözleri haykıran kahraman oyuncuları, bu marşı yayarak bahar bayramı sahteciliğini ortadan kaldırıp gerçeği tüm “sınıflara” haykırmışlardı:
“1 Mayıs, 1 Mayıs, işçinin emekçinin bayramı
Devrimin şanlı yolunda
İlerleyen halkın bayramı!”

Evet, 1974 yılında , küçük bir tiyatro salonunda Bahar bayramı kandırmacasına son verilip işçi bayramı halk nezdinde yerli yerine kondu.
Lakin, ondan sonra 1 Mayıs’ı meydanlarda yığınsal olarak kutlayanlara yönelik kanlı saldırılar başladı.
Soğuk savaş sona erip komünizm serbest bırakıldıktan sonra bile, 1 Mayıs düşmanlığı kimi çevrelerde bitmek bilmedi.
Hala, işçi bayramını isteyen istediği yerde, kimseye zarar vermeden, yalnızca iyi bir yaşam taleplerini dile getirerek kutlayamıyor!
AST’ın destanlaşan marşının sonraki dizeleri ise geçerliliğini koruyor.
“Ancak bu böyle gitmez,
Sömürü devam etmez,
Yepyeni bir hayat filizlenir
Bizde ve ülkelerde!”
COŞKUN KARTAL
















