Hiç şüphe yoktur ki; Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli 23 Nisan 1920’de TBMM’de atılmış ve burada taçlandırılmıştır.
Bu tarih, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinin en önemli dönüm noktalarından biridir.
Bugün, Türk milletinin en anlamlı bayramlarından birini kutlamaktayız.
Ankara’da açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, yalnızca bir devlet kurumunun doğuşu değil; aynı zamanda millet iradesinin tarih sahnesine güçlü bir şekilde çıkışının simgesidir.
“Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, o gün yalnızca bir ilke değil, bir milletin kaderini kendi eline almasının ilanıdır.
Samsun, Havza, Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından Ankara’da açılan Meclis, Mustafa Kemal’i Hükümet Başkanlığına ve Başkomutanlığa getirerek zafere giden yolun kurumsal bir kimlik kazanmasını sağlamıştır.
Meclisin aldığı en önemli kararlar İstiklal Harbi’nin yönetilmesi, saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyetin kuruluş felsefesidir.
23 Nisan, TBMM’nin açılışından bir yıl sonra, 1921’de milli bayram olarak kutlanmaya başlanmıştır. Atatürk, bu özel günü 1929 yılında çocuklara armağan etmiştir.
Bu tarihten itibaren bayram, “Çocuk Bayramı” olarak kutlanmış; 1981 yılında ise “Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı” adıyla resmiyet kazanmıştır.
Türkiye, bu bayramı dünya çocuklarıyla paylaşan ilk ülke olarak evrensel bir mesaj vermiştir: “Gelecek, çocukların omuzlarında yükselecektir.”
23 Nisan’lar, yalnızca bir bayram değil; geçmişi hatırlama, bugünü sorgulama ve geleceğe yön verme günüdür.
Bir zamanlar coşkunun, heyecanın ve ortak duyguların doruğa ulaştığı günlerdi.
Okul bahçeleri, stadyumlar, şehir meydanları bayraklarla donatılır; çocuklar şiirler okur, gösteriler sunar, umut dolu yarınların temsilcisi olarak sahne alırdı.
Kutlamalar, “İstiklal Marşı” ile başlar, “Andımızı” içeren etkinliklerle devam eder, “Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi” ile sona ererdi.
Bir şenlik havasında kutlanan bu bayramda, dünya çocuklarının katılımıyla “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesi tek bir ağızdan haykırılırdı.
Geçmişten bugüne uzanan bu anlamlı mirasın, kutlama biçimlerinde bir değişiklik söz konusu ve coşkunun giderek azalması düşündürücüdür.
23 Nisan’ları kutlarken hatırlamamız gereken en önemli gerçek şudur:
Bu bayram, yalnızca geçmişe duyulan saygının değil, geleceğe karşı sorumluluğumuzun da bir gereğidir; gelecek nesillere bırakılmış bir emanettir.
Türk ulusunun saygın, onurlu ve bağımsız bir ulus olarak yaşamasını temel ilke edinen Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, halk iradesine dayanan bir yönetim anlayışını esas almıştır.
TBMM’nin bu niteliğinin korunması bir zorunluluktur.
23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramınız kutlu olsun.
Son sözse; Ne mutlu Türküm diyene. Milli egemenliğin korunması ve yaşatılması ancak bu bilinçle mümkündür.
İsmet HERGÜNŞEN

















