<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yılmaz güney &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/yilmaz-guney/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Nov 2024 09:13:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Yılmaz güney &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sanatçıyı Sanatından Ayırabilir miyiz? Yılmaz Güney Tartışması ve Hollywood&#8217;un Püriten Dönüşü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/11/03/sanatciyi-sanatindan-ayirabilir-miyiz-yilmaz-guney-tartismasi-ve-hollywoodun-puriten-donusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Nov 2024 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Farah Zeynep]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Murathan Mungan]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Sürer]]></category>
		<category><![CDATA[picasso]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçı]]></category>
		<category><![CDATA[Woody Allen]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz güney]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=158888</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Çirkin Kral&#8221; lakabıyla tanınan Yılmaz Güney, Türk sinemasının en güçlü isimlerinden biri. Yol, Sürü, Umut ve Duvar gibi filmleriyle ezilenlerin, yoksulların ve toplumsal adaletsizliklerin hikayelerini anlatan Güney, 1982’de Yol filmiyle Cannes’da Altın Palmiye kazanan ilk Türk sinemacı oldu. Ancak Güney’in hayatı sadece sinemayla değil, bir cinayet de dahil olmak üzere şiddet olaylarıyla da anılıyor. Bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Çirkin Kral&#8221; lakabıyla tanınan Yılmaz Güney, Türk sinemasının en güçlü isimlerinden biri. Yol, Sürü, Umut ve Duvar gibi filmleriyle ezilenlerin, yoksulların ve toplumsal adaletsizliklerin hikayelerini anlatan Güney, 1982’de Yol filmiyle Cannes’da Altın Palmiye kazanan ilk Türk sinemacı oldu. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="360" height="480" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0018.jpg" alt="" class="wp-image-158889" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0018.jpg 360w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0018-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0018-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure>



<p>Ancak Güney’in hayatı sadece sinemayla değil, bir cinayet de dahil olmak üzere şiddet olaylarıyla da anılıyor. Bir gazinoda karıştığı kavgada, bir hakimi silahla vurarak öldürdü ve 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezasının tamamını çekmeden hapisten kaçarak Fransa’ya sürgüne gitti ve film yapmayı orada sürdürdü. Özel hayatı da oldukça çalkantılıydı; ilk eşi<br>Nebahat Çehre’yi döverek kemiklerini kırdığı, hatta bir kavgada arabayı üstüne sürdüğü iddia edildi. Başka kadınlara yönelik de benzer şiddet iddiaları ortaya atıldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="821" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-821x1024.jpg" alt="" class="wp-image-158890" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-821x1024.jpg 821w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-768x958.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-696x868.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-1068x1332.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021-337x420.jpg 337w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0021.jpg 1200w" sizes="(max-width: 821px) 100vw, 821px" /></figure>



<p>Yılmaz Güney’in özel hayatındaki karanlık yönler, oyuncu Farah Zeynep Abdullah’ın eleştirileriyle yeniden gündeme geldi. Yazar Murathan Mungan, Güney’i ölüm yıldönümünde “Sinemamızın en iyi yürüyen erkeğiydi. Bir daha kimse onun gibi boynunu hafifçe yana kırarak hüzünle bakarken içimizin en ücra yerine dokunamadı,” sözleriyle andı. Farah Zeynep’in bu övgüye yanıtı oldukça sertti: “sinemamızın en iyi yürüyen erkeği ve kadın döven, şiddet türleri<br>açısından zengin ve etkili silah kullananı diyelim.”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="866" height="494" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008.jpg" alt="" class="wp-image-158891" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008.jpg 866w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0008-736x420.jpg 736w" sizes="(max-width: 866px) 100vw, 866px" /></figure>



<p>Tartışma, Türk sinemasının emektar oyuncularından Nur Sürer&#8217;in; Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde aldığı “En İyi Kadın Oyuncu” ödülünü, “biz sinemacıların en değerlisi” dediği Yılmaz Güney&#8217;e ithaf etmesiyle iyice alevlendi. Farah Zeynep, Sürer&#8217;in bu konuşmasını sosyal medya hesabından &#8220;Ne Yılmaz Güney&#8217;i be!&#8221; şeklinde provokatif bir başlıkla paylaşarak eleştirdi. Sürer ise, Güney&#8217;i eleştirenleri filmlerini bile izlemeden hikaye uyduran, “densiz insanlar&#8221; olarak tanımlayarak, dolaylı ama sert bir yanıt verdi.</p>



<p><strong>Sanat Sanatçıya Karşı: Hiç Bitmeyen Bir Tartışma</strong></p>



<p>Bu tartışmanın özünde hep aynı soru var: Sanatçıyı sanatından ayırmak mümkün mü? Nur Sürer gibi Güney&#8217;in sanatsal mirasını destekleyenler, filmlerinin büyüklüğünün kişisel yanlışlarıyla gölgelenemeyeceğini ve gölgelenmemesi gerektiğini savunuyorlar. Güney&#8217;in eserlerini, Türkiye&#8217;nin toplumsal mücadelelerinin zamansız bir yansıması, yaratıcısının kusurlu insanlığını aşan bir sinema başyapıtı olarak görüyorlar. Onlara göre Güney&#8217;in katkılarını silmek, Türk kültür tarihinin önemli bir bölümünü silmek anlamına gelecektir.</p>



<p>Farah Zeynep Abdullah gibi muhalifler ise bu seçici hafızaya meydan okuyor. Güney&#8217;in şiddet<br>eylemlerine dikkat çekerek, onun hayatını ve çalışmalarını sorgulamadan kutlamanın; dahası<br>onu romantize ederek kültürel bir ikon haline getirmenin doğru olup olmadığını sorguluyorlar: Bir sanatçının başarıları kişisel hatalarını mazur gösterebilir, unutturabilir veya affettirebilir mi?<br>Hele ki bu hatalar şiddeti, istismarı ve hatta cinayeti içeriyorsa?</p>



<p><strong>Hollywood Emsalleri: Woody Allen ve Kevin Spacey’nin Düşüşü</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="562" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011.jpg" alt="" class="wp-image-158892" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011.jpg 1000w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0011-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption class="wp-element-caption">Woody Allen</figcaption></figure>



<p>Bu ikilem elbette sadece Türkiye&#8217;ye özgü değil. Hollywood da benzer tartışmalarla boğuşuyor.<br>Woody Allen gibi isimler üzerine tartışmalar, sanatçının özel hayatı ve eserleri arasındaki ilişkinin daha geniş çapta sorgulanmasına yol açtı. Allen&#8217;a üvey kızı tarafından yöneltilen cinsel istismar suçlamalarının ardından, sanatı sanatçıdan ayırma fikri; hatalı bir kültürel alışkanlık olarak eleştirilmeye başlandı.</p>



<p>New York Times film eleştirmeni Anthony Oliver Scott’a göre Woody Allen’ı sanatından ayırmak<br>zor; çünkü filmleri, kişisel hayatı ve sorunlu davranışlarıyla derin bir bağ içinde. Scott, Allen’ın genç kadınlara yönelik ilgisinin, filmlerindeki rahatsız edici kadın tasvirlerinde kendini gösterdiğini, ancak daha önce eleştirmenlerce göz ardı edildiğini söylüyor.</p>



<p>Örneğin, daha önce övgüyle karşılanan Manhattan filminde, Allen’ın canlandırdığı orta yaşlı bir<br>adamın, 17 yaşındaki genç bir kızla yaşadığı aşk ilişkisi, izleyiciyi otobiyografik sorgulamalara<br>iten sorunlu bir ilişki dinamiğini ortaya koyuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-158894" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-1536x1023.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0017.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu tartışmaların ve cinsel istismar iddialarının ardından Amazon, Allen ile yaptığı dört filmlik sözleşmeyi iptal etti ve son filmi New York’ta Yağmurlu Bir Gün’ü yayınlamamaya karar verdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="635" height="900" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0013.jpg" alt="" class="wp-image-158893" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0013.jpg 635w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0013-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0013-296x420.jpg 296w" sizes="(max-width: 635px) 100vw, 635px" /></figure>



<p>Benzer şekilde, kariyerinin ileri dönemlerinde genç erkeklere yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla karşı karşıya kalan oyuncu Kevin Spacey, bu suçlamalar sonrası Ridley Scott’ın Dünyanın Bütün Parası filminden dijital olarak çıkarıldı ve yerine başka bir oyuncu getirildi. Bu değişim, prodüksiyona yüksek bir maliyet yüklese de, etik bir tercih olarak görüldü.</p>



<p>Hollywood’un, ahlaki açıdan tartışmalı görülen sanatçıları arındırmaya yönelik bu püriten<br>yaklaşımı, sanatçıyı sanatından ayırmanın artık giderek zorlaştığını açıkça ortaya koyuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="722" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-1024x722.jpg" alt="" class="wp-image-158895" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-1024x722.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-300x212.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-768x541.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-1536x1083.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-696x491.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-1068x753.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010-596x420.jpg 596w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0010.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Picasso, Brigitte Bardot </figcaption></figure>



<p><strong>Sanatçının Karanlık Yüzü: Rembrandt, Picasso ve Caravaggio</strong></p>



<p>Ancak sanatçıları eserleriyle bütünleştirme eğilimi tepki toplamaktan da geri kalmıyor. Deneme yazarı Ian Buruma gibi eleştirmenler, her sanatçıyı özel hayatıyla yargılarsak, kültürel mirasımızın büyük bir kısmını kaybedeceğimizi savunuyor: Rembrandt, Picasso ve Caravaggio gibi büyük isimlerin son derece kusurlu kişisel yaşamlarına rağmen eserlerinin hala saygı gördüğünü ve müzelerde sergilendiğini hatırlatıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-810x1024.jpg" alt="" class="wp-image-158896" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-810x1024.jpg 810w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-237x300.jpg 237w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-768x971.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-1214x1536.jpg 1214w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-696x880.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-1068x1351.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415-332x420.jpg 332w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185415.jpg 1235w" sizes="(max-width: 810px) 100vw, 810px" /><figcaption class="wp-element-caption">Rembrandt</figcaption></figure>



<p>Hollanda’nın en ünlü ressamlarından biri olan Rembrandt, metresine kötü davranması ve onu<br>yoksulluk içinde bırakması gibi skandallarla dolu bir hayat sürdü. Kübizmin babası ve 20. yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olan Picasso, kadınlarla olan ilişkilerinde istismarcı bir tavır sergileyerek onlara duygusal ve fiziksel olarak zarar vermesiyle biliniyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="317" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185507.jpg" alt="" class="wp-image-158897" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185507.jpg 450w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185507-300x211.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_185507-100x70.jpg 100w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Caravaggio</strong></figcaption></figure>



<p>Barok döneminin ışık ve gölge ustası Caravaggio ise yalnızca dahi bir ressam değil, aynı zamanda kavgada birini öldürmüş ve hayatının büyük bir kısmını kaçak olarak geçirmiş bir katildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="931" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-1024x931.jpg" alt="" class="wp-image-158898" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-1024x931.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-300x273.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-768x698.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-696x632.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-1068x971.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949-462x420.jpg 462w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241101_183949.jpg 1194w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">  Caravaggio, 1599</figcaption></figure>



<p><strong>Kültürü İptal Etmenin Sınırları: Çok mu İleri Gidiyoruz?</strong></p>



<p>Buruma&#8217;nın eleştirisi daha da ileri gidersek, sansürün kültürel söylemi ele geçirdiği kaygan bir<br>yokuşa doğru gidiyor olabileceğimizi öne sürüyor: Eğer sorunlu geçmişleri olan tüm sanatçıların<br>eserlerini mahkum edersek, büyük sanat koleksiyonlarımızdan ve sinema tarihimizden geriye ne kalır?</p>



<p>Buruma’ya göre, kültürel mirasımızı korumak adına; sanatçıların kişisel hayatlarını, eserlerinin<br>değerinden ayırmamız gerek. Yani sanat kendi başına ayakta durmalı.</p>



<p>Ama bu bakış açısını benimsemek o kadar da kolay değil. Sanatçıyı sanattan ayırmak, yüzeyin<br>altındaki karanlık gerçeklerden korunmanın kolay bir yolu, adeta rahatlatıcı bir kaçış gibi geliyor.<br>Peki ya sanatın kendisi de bu karanlık gerçekler tarafından lekelenmişse? Ya bu eserleri<br>kutlarken, onları yaratan karanlık davranışları farkında olmadan mazur görüyorsak?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="687" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-1024x687.jpg" alt="" class="wp-image-158899" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-1024x687.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-768x515.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-1536x1030.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-1068x716.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007-626x420.jpg 626w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG-20241031-WA0007.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Woody Allen</figcaption></figure>



<p>Woody Allen gibi bir yönetmen; kişisel arzularını ve nevrozlarını derinden yansıtan filmler<br>yaptığında, eserlerinin hayatının sorunlu bağlamından bağımsız bir boşlukta var olduğunu gerçekten söyleyebilir miyiz?<br>Gerçek şu ki, kültürel kahramanlarımızdan bazıları son derece kusurlu, hatta ahlaki açıdan sorunlu ve suçlu. Onların sanatı varlığını sürdürecektir, ancak yaratıcısının geçmişinin gölgesini bilerek onunla nasıl ilişki kuracağız? Sanatçının karakterini bir kenara bırakıp eseri tek başına takdir edebilir miyiz, yoksa bu iki tarafı uzlaştırmak zorunda mıyız?</p>



<p><strong>Sanat ve Etik: Bir Yol Ayrımında mıyız?</strong></p>



<p>Bu tartışma felsefi bir akıl yürütmenin ötesinde kültürel bir hesaplaşma: Ayıplanacak eylemlerde<br>bulunmuş kişilerin sanatına hayranlık duymaya devam edebilir miyiz, yoksa bu hayranlığın bedeli fazla mı ağır? Yılmaz Güney, Woody Allen ve Kevin Spacey ile ilgili tartışma sadece onların bireysel miraslarıyla ilgili değil; aynı zamanda bizimle, toplum olarak “büyük sanat” adına neleri kabul etmeye hazır olduğumuzla ilgili.</p>



<p>Bu ahlaki ikilemde sadece seyirci değil, aynı zamanda katılımcıyız. Kusurlu sanatçıların eserleriyle ilgilenmeyi her seçtiğimizde, aslında neye değer verdiğimizi de gösteriyoruz. Tek başına sanata mı değer veriyoruz, yoksa arkasındaki insanı ve onun etik değerlerini de dikkate alıyor muyuz? Bu soru sadece sanatçıyı sanattan ayırmak meselesi değil, nasıl bir dünyada<br>yaşamak ve nihayetinde gelecek nesillere nasıl bir miras bırakmak istediğimizle de ilgili.<br>Kahramanlarını sorumlu tutan bir dünya mı bırakmak istiyoruz; yoksa kültürel miras adına kusurları göz ardı eden bir dünya mı?</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yılmaz GÜNEY;HİLTAN</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/11/01/yilmaz-guneyhiltan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2024 11:54:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hiltan]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz güney]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=158775</guid>

					<description><![CDATA[Yılmaz Güney’in 19 yaşındayken yazdığı öykü ortaya çıktı Yılmaz Güney’in 19 yaşında kaleme aldığı “Hiltan” isimli öykü ortaya çıktı. Yılmaz Güney’e ait olduğu bugüne kadar bilinmeyen, Yılmaz Güney’in kitapları içinde yayınlanmamış bir öyküsü gün yüzüne çıktı. Edirne’de yaşayan, amatör araştırmacı Hakan Meriç, Yılmaz Güney’in 19 yaşındayken yazdığı “Hıltan” isimli öyküyü paylaştı. guneykultursanat.org’un&#160;aktardığına göre Meriç söz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yılmaz Güney’in 19 yaşındayken yazdığı öykü ortaya çıktı</p>



<p>Yılmaz Güney’in 19 yaşında kaleme aldığı “Hiltan” isimli öykü ortaya çıktı.</p>



<p>Yılmaz Güney’e ait olduğu bugüne kadar bilinmeyen, Yılmaz Güney’in kitapları içinde yayınlanmamış bir öyküsü gün yüzüne çıktı.</p>



<p>Edirne’de yaşayan, amatör araştırmacı Hakan Meriç, Yılmaz Güney’in 19 yaşındayken yazdığı “Hıltan” isimli öyküyü paylaştı.</p>



<p>guneykultursanat.org’un&nbsp;aktardığına göre Meriç söz konusu öyküyü Güney dergisine gönderdi.</p>



<p>Öykünün Yılmaz Güney’e ait olduğunu tespit edildi.</p>



<p>&#8220;Hiltan&#8221; isimli öykünün 1956 yılında Yılmaz Pütün ismiyle yayınlandığı ortaya çıktı.</p>



<p>Öykünün “Seçilmiş Hikâyeler Dergisi”nin Cilt 12, sayı 59’da yer aldığı belirlendi.</p>



<p><strong>HİLTAN</strong></p>



<p>Y. <strong>PÜTÜN</strong></p>



<p>Güneş kaybolupta, bulutların ucu bakır rengini alınca, sararmış hıltanları hışırdatan bir rüzgâr çıktı. Felhan çeken motorların ışıkları yandı. Yıldızlar çiftleşip çoğaldı. Beyaz çadırlar yağ kokusu, duman, kadın, kız, erkek içinde karardı.</p>



<p>Yeşilden kırmızıya dönmüş koza yaprakları parlaklıklarını yitirdi. Çadırlarda isli gaz fenerleri, çatal çatal bir ışıkla ortalığı aydınlattı.</p>



<p>Su getiren varil arabasının arkasından çocuklar, ellerinde tenekelerle, cerelerle koştular. İhtiyarlar ateş yakmak için çalı çırpı topladılar. Kızlar bulgur, yarma ayıkladı. İhtiyarlar çalı getirince, kadınlar ateş yaktı. Her çadırın önünde, gölgesi savanlara düşen bir alev yükseldi.</p>



<p>Tahir, ayakları koza dallarına sürte sürte geldi. “Bugünde bura yırtıldı.” dedi. Böbü gözlerini kaldırdı. Tahir’in kucağındaki hıltanları aldı. Yüzünde karışık anlamların izleri belirdi. Hıltanları, ocağın yanı başına attı. “Hıltan,” dedi “yine mi hıltan? Toplama bir daha. Belki elli defa söyledim, koku yapıyor, hem de iyi yanmıyor.” Tahir üstünü çırptı. Yırtılan yerlerin uçlarını birleştirdi. “Napim, kokusu hoşuma gidiyor.” dedi. Ateşe atılan hıltanların ucundan boz bir duman çıktı. Tahir’in başı dumanın içinde kayboldu.</p>



<p>Böbü, öksürerek konuştu. “Su getir,” dedi. “Varilde su kalmıyacak nerdeyse!” Tahir tenekeyi aldı. Varile gitti. Varil arabasına bağlı iri boynuzlu öküzler, arabanın okuna pislemişlerdi. Küçük sinekler, saçak saçak kuyruğunun yanlarında dönüyorlardı öküzlerin. Musluğun altı çamur olmuştu. Tenekeyi doldurdu. “Merhaba Tahir.” dedi biri. “Merhaba Şıho Dayı,” diye yanıtladı. Şıho dişsiz ağzını açtı. Pap pap konuştu. Kırmızı toprak ceresini doldurdu. Tahir’in arkasından yürüdü. Kavuştu. “Ne olmuş seninki?” dedi. Tahir, yeni yırtılan bir yerine bakarak: “Bin sekiz yüz seksen dört kilo.” dedi. Şıho, ağzındaki tükrükleri Tahir’in yüzüne boşlatarak pap pap etti yine. “On kuruştan eder yüzsesen lira, kırk kuruz. İki yüzü geçersiniz.”</p>



<p>“Belki.”</p>



<p>“Kışın ne yaparsın?”</p>



<p>“Bakalım. İş bulamazsam hamallık ederim yine.”</p>



<p>“Hamallık mı? İyi para var mı bari.”</p>



<p>“Belli olmaz ki. Bakarsın bir günde üç-dört. Bir gün de olur hiç alamazsın. Tutulmaz ki Şıho Dayı…”</p>



<p>“Demek tutulmaz. Böbü çalışır mı?”</p>



<p>Tahir, tenekeyi öbür eline aldı.</p>



<p>“Böbü.” dedi “Böbü hep yatar. Yakındır yatağa girmesi. Kuşlar nerdeyse gidecek.”</p>



<p>“Kuşlar gidecek mi? Kuşlarla ne ilgisi var Böbü’nün. Hem hangi kuşlar?”</p>



<p>“Kırlangıçlar; leylekler falan…”</p>



<p>“Kırlangıçlar gidince hasta mı olur hemen?”</p>



<p>“Hemen.”</p>



<p>Şıho belini dikleştirdi. Cerenin bulunduğu yana biraz daha büküldü. Başını salladı. Pap pap etti. Yan gözle Tahir’e baktı.</p>



<p>“Bir cıgara verde içek.”</p>



<p>“Valla cıgaram yok Şıho Dayı. Olsa da beraber tellesek iyi olur ya. Anasını satim, yok işte.”</p>



<p>Böbü, ortasında birkaç delik olan hasırı, çadırın önündeki boşluğa sermişti. Domatesli, sulu pilav pişirmişti. Sıcak bir buğu tencere kapağının aralığından püskürüyordu. Tencereyi indirip; ateşin üzerine ekmek sacını koydu. Ekmek tahtasında, hamuru geniş geniş açtı. İncecik incecik yaptı. Sacın üzerine attı. Az sonra hamur kabardı. Ters çevirdi. Alevlerin arasına soktu, çıkardı. Kahverengi olmuş kısımlar şişti, yanık ekmek kokusu boz hıltan kokusuna karıştı gitti.</p>



<p>Ekmekler pişirilince beyaz bir beze sardı. Toprak bir kaba pilav koydu. Bir ekmeği dörde katlayıp pilavın üzerine serdi. Tahir’e: “Bunu Şıho Dayıya götür” dedi “Dönüşte pıntılıştan iki baş soğan al.”</p>



<p>Şıho, bir çöpe beş tane biber takmış kızartıyordu. Alevlenmiyen çalıları üfledi. “Tahir,” dedi. “Bende senin gibi hıltan kokusunu seviyorum. Şu insanlar çok tuhaf değil mi? Benim bir arkadaşım vardı, eşşek fışkısının kokusuna bayılırdı. Ona eşşek İsmail derdik.”</p>



<p>Kızarmış biberlerden ikisini Tahir’e verdi: “Bunu Böbü’ye götür.” dedi. Ağzını onun kulağına dayayıp bir nenler fısıldadı. Tahir bozulur gibi oldu.</p>



<p>Şimdi, her çadırda bir ateş, bir duman, her çadırda bir kap yemek vardı. Çocuğun biri, ellerini bacaklarının arasına kıstırmış, bir arkaya, bir öne eğiliyordu. Her eğilişinde: “Dukul” diyordu. Doğrulunca annesine yaklaştı. Örtünün altından çıkmış siyah saçlarını parmaklarına doladı. “Ana,” dedi, “Dukul ne demek?”</p>



<p>Kadın yağ tavasını ateşten indirdi. Fokur fokur kaynıyan çorbanın üzerine döktü. Ağızları sulandıran bir cızırtı, bir koku, kırmızı biberlerin arasına yayıldı.</p>



<p>“Dukul mu?” dedi. Ters ters baktı çocuğa. Gözlerinin beyazı irileşti.</p>



<p>“Heye.” dedi çocuk.</p>



<p>Kadın, çorbadan tavaya koydu. Tavanın yağını iyice aldıktan sonra tencereye döktü. Çorbanın üzerinde parlak, kırmızı bir tabaka belirdi. Sonra kırmızılar ortaya toplandı. Kenarlarda, kaynamış mercimek tanelerinin kesik uçları göründü.</p>



<p>Kadın, çorbadan bir kaşık alıp tadına baktı.</p>



<p>“Kim dedi?”</p>



<p>Çocuk, kötlü toplamaktan soyulmuş tırnak uçlarını kemirdi.</p>



<p>“O Kürt varya. Hani o gece seni sıkıştırıyordu, ben gördüm. O işte.”</p>



<p>Kadın başını başka yanlara çevirdi. Söyliyecek nen bulamadı.</p>



<p>“Niye söyledi?”</p>



<p>“Neblim ben. Dukul diyor hep.”</p>



<p>“Dukul iki delik demektir.”</p>



<p>Dizlerinin üzerinde dikleşti. Boynunu sağa büktü.</p>



<p>“Nasıl iki delik?”</p>



<p>“Bildiğin gibi iki delik işte.”</p>



<p>“Kürt hep kadınlara diyor ama. Yani sen de mi dukulsun?”</p>



<p>“Ağzına biber korum ha! Sersem. Bir daha böyle söyleme.”</p>



<p>“Niye ana. Peki senin dukulun yok mu?”</p>



<p>“Tavayı elinde salladı. Gözlerini gözlerine yaklaştırdı. Çocuk kirpiklerini kırpıştırdı. Dudaklarını büzdü.</p>



<p>“Ağzını açarsan kırarım çeneni, anladın mı sersem kafalı.”</p>



<p>Tahir, çocuğun karşısında durdu. Kadına: “Böbü iki baş soğan istiyor.” dedi. Kadın çadıra girdi. Çocuk Tahir’e yaklaştı. Ellerini tuttu. Tahir’in erkekliği uyandı. Çocuk, “Dukul ne demek?” diye sordu. Tahir güldü. Kadın çadırdan çıktı. Soğanları Tahir’e verdi. Tahir çadırdan uzaklaşır uzaklaşmaz, kadın çocuğun kafasına pabuçla vurdu. Kulağını kıvırdı.</p>



<p>“Bir daha Dukul diyecen mi?” dedi. Çocuk, kadının ellerinden sıyrıldı. Başını kaldırdı: “İyice anlatmazsan diyecem.” diye bağırdı. “İstersen öldür.”</p>



<p>Kadın çocuğu çadıra çekti. Donunun uçkurunu çözdü. Alt donunu da sıyırdı. Çocuğun kolundan tutup kendine çekti.</p>



<p>“İşte bu,” dedi “İyi bak.”</p>



<p>Çocuk gözlerini kapayıp dışarı koştu. Kınkırmızı olmuştu. Ellerini yüzüne kapayıp ağladı.</p>



<p>Şıho’nun hıltanlı ateşinden başka bütün ateşler söndü. Böbü’den başka herkes uyudu. “Dukul” diyen çocuktan başka herkes tok yattı. Pıntılıştan başka herkes kocasının keyfini getirdi.</p>



<p>Seçilmiş Hikâyeler Dergisi</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
