<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uğur Demircan &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/ugur-demircan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Dec 2025 15:06:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Uğur Demircan &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Uğur DEMİRCAN /Yazar/ Roman</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/03/soylesi-ugur-demircan-yazar-roman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Demircan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176443</guid>

					<description><![CDATA[“İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir.&#8221; Uğur Demircan, Kilim ve Örtü ile insanın saklı yaralarına bakan bir yazar olarak tanındı. Son romanı Makas ise bu yolculuğun en keskin eşiğinde duruyor. Şehirlerin gölgesi, insanın içindeki karanlıkla birleşiyor; küçük bir anın, bir “tıklamanın” hayatı nasıl değiştirdiğini anlatıyor Demircan. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong>İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir.&#8221;</strong></p>



<p><em>Uğur Demircan, Kilim ve Örtü ile insanın saklı yaralarına bakan bir yazar olarak tanındı. Son romanı Makas ise bu yolculuğun en keskin eşiğinde duruyor. Şehirlerin gölgesi, insanın içindeki karanlıkla birleşiyor; küçük bir anın, bir “tıklamanın” hayatı nasıl değiştirdiğini anlatıyor Demircan. Bu söyleşide onunla iyilik, seçim, kader ve yazının görünmez yaraları üzerine konuştum. İyi okumalar. </em></p>



<p><strong>Kilim ve Örtü&#8217;den sonra okurlar sizi daha çok insan doğasına, izlere, yaralara bakan bir yazar olarak tanıdı. Makas, bu yolculuğun neresinde duruyor? Bir dönüm noktası diyebilir miyiz?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="270" height="400" data-id="176444" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858.jpg" alt="" class="wp-image-176444" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858.jpg 270w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858-203x300.jpg 203w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /></figure>
</figure>



<p>Makas; bahsettiğiniz o insan doğasına, izlere ve yaralara bakmanın zirvesi oldu adeta. En azından bu yaşlarımın zirvesi. Kilim’de insanların birbirine değen, birbiriyle yüzleşen hallerini, Örtü’de sakladıkları kırılgan katmanlarını yokladım. Makas’ta ise artık dönüşümün, sapmanın gerçekleştiği o görünmez eşiği yazdım. Bir insanın hayatı bazen bir adımla bambaşka bir hatta girer. Ben bu romanda o adımın sesini aradım. Yani Makas benim yazın yolculuğumda bir dönüm noktasından çok, rayın altında sesi neredeyse duyulmayan bir sarsıntıdır. Kişinin kendisi bile anlamadan olacak olanın, çoktan olmaya başladığı yer.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="682" height="1024" data-id="176445" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176445" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p><em>Şehirler, sokaklar, yalnızlık ve içsel boşluk… Hikâyeleriniz bir yandan topluma bakıyor, bir yandan bireyin görünmez iç dünyasına. Bu iki alan arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz?</em></p>



<p>Şehir benim için yalnızca fon değil; karakterlerin iç ikliminin dışa vurduğu yüzeydir. Bir insanın içindeki dünyayı, yaşadığı sokaklardan daha açık hiçbir şey anlatmaz aslında. Haydarpaşa merdivenlerini yazarken bir veda sahnesi anlatmadım aslında; bir insanın kendine bile söyleyemediği kararları yazdım. Seydişehir’de kar ayazı, Gebze sokaklarındaki yalnızlık, Bilecik’te kapı eşiklerine sinmiş korkular… Dışarıdaki manzara, içerideki yarayı ele verir. Ben o yarayı şehrin gölgesinde gösteriyorum sadece.</p>



<p>“<em>İnsan hayatında bazı yollar keskin bir makasla değişir” diyorsunuz. Sizce her insan hayatında en az bir kez o makasın sesini duyar mı?</em></p>



<p>Duyar ama çoğu zaman anlamaz o sesi duyduğunu. Çünkü makas değişimi uzun süren bir çığlık değil anlık bir tıklamadır neredeyse. Bir valiz sapı koparken çıkan ses kadar hafif, ağızdaki bir sözü söyleyemeden geri çekerken içinde kalan heves kadar kısadır. İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir. Makas, işte o ânın edebiyatıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="683" height="1024" data-id="176446" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176446" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854.jpg 832w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p><em>Makas okurunu bir ahlaki soruyla baş başa bırakıyor gibi: “İyi olmak ne demektir?” Sizce cevap var mı?</em></p>



<p>Ben iyilik denen şeyin insanın tercihi olduğunu düşünüyorum. İnsanın içindeki, o en dipteki halinde aslında kötü olduğunu, kötülük yapmaya programlı olduğunu, kişisel ya da toplumsal nedenlerle bu kötü tarafın baskılanıp iyilik yapmaya çalışıldığını düşünüyorum. Kötülük çok kolay ve en ilkel halimize hizmet eden bir eylem türü. Oysa iyilik, buna bile isteye kendini zorlamakla mümkün olur. İyilik yapmak handiyse bir kahramanlıktır.&nbsp;</p>



<p>Ben romanda okura bir cevap vermek istemedim. Sorunun kendisi yeterince ağır zaten ki Serdar Bey soruyor bir sayfada : “Peki, bir insanı öldürmek için yeterli sebep sence nedir Volkan’ cığım?”</p>



<p>Kader, şans, seçim… Siz hangisine daha yakınsınız?</p>



<p>Kader, raydır. Nereye uzanacağı çoktan çizilmiştir. Şans, havadır; bazen yardım eder, bazen küser. Seçim ise, makasın koluna uzanan o yorgun koldur. İnsan kimi zaman kendi hayatını büyük bir kararlılıkla seçtiğini sanır ama çoğu kez aslında içindeki karanlık, ışığından daha hızlı davranır. Benim ilgimi çeken hep o an olmuştur. Seçim sanılan şansın kader ânı.</p>



<p>&nbsp;İnsan hikâyeleri bitmez, ama bir yazar hangi hikâyeyi yazmamaya karar verir?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="266" height="400" data-id="176447" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857.jpg" alt="" class="wp-image-176447" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857.jpg 266w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" /></figure>
</figure>



<p>Kendi içinde hâlâ kanayan ve elini her dokunuşta yeniden yakan hikâyeyi sanırım. Bazı hikâyeler yazılırsa büyür; büyürse geri dönüşü olmaz. Onu yazmaya karar vermek de bir makas değişim ânıdır işte. Masamızda otururken, yazdıklarımızdan çok yazmadıklarımızla yaşarız. Kim bilir o hikâyeler belki bir gün bir çatlak bulup çıkarlar dışarı.</p>



<p><em>Yeni projeleriniz, aklınızda büyümeyi bekleyen başka hikâyeler var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="438" data-id="176449" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864.jpg" alt="" class="wp-image-176449" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-300x183.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-696x424.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-689x420.jpg 689w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Elbette var. Sözü bitmiş hikâyeler bir araya gelip dosyalar oluşturdular bile. Yenileri de ufak ufak doğum sancısında. Ama ben hiçbir hikâyeyi aceleyle bitirmem. Gününü bekler. Her romanın da kendi treni gelir, kendi istasyonunda durur. Ben şimdi sadece makasın başında bekliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uğur DEMİRCAN/ Yazar / SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/12/11/ugur-demircan-yazar-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2024 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Demircan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=161439</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sanat ve edebiyat yaşamın içindeki tümsekleri düzeltmeye, aksak yönleri tamir etmeye yardımcı olabilmeli,&#8221; Kilim ve Örtü kitaplarının Yazarı Uğur Demircan ile kitaplarını, edebiyatı, ve öyküleri konuştuk. İyi okumalar.&#160; Yazarlık serüveniniz nasıl başladı diye söyleşiye giriş yapayım ve devamında da ekleyeyim: Uğur Demircan kimdir? Kendisini en iyi nasıl ifade eder? Olmazsa olmazları neler?&#160; ✒️ Yazmak ilk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Sanat ve edebiyat yaşamın içindeki tümsekleri düzeltmeye, aksak yönleri tamir etmeye yardımcı olabilmeli,&#8221;</strong></p>



<p><em>Kilim ve Örtü kitaplarının Yazarı Uğur Demircan ile kitaplarını, edebiyatı, ve öyküleri konuştuk. İyi okumalar.&nbsp;</em></p>



<p>Yazarlık serüveniniz nasıl başladı diye söyleşiye giriş yapayım ve devamında da ekleyeyim: Uğur Demircan kimdir? Kendisini en iyi nasıl ifade eder? Olmazsa olmazları neler?&nbsp;</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yazmak ilk eserinizden çok önce, okumayı öğrenince başlıyor bana göre. Bir kere okumaya başlayınca duramayanlardansanız eğer, ileride yazacağınız mukadderdir. Beş yaşımda kendi kendime öğrendim okumayı. O yıllarda televizyonda okuma yazma öğreten bir program vardı, ondan öğrenmiştim. Bugün bile -bir takıntı gibi- yazılmış her türlü yazıyı mutlaka okurum. Kitap okumak ise zaten ömrümün yoldaşı. Bir gün yazmayı bıraksam bile okumayı bırakamayacağımı biliyorum. Kendimi konuşarak da pekala ifade ederim ama yazmak daha evrensel, kadim çağlardan gelen daha sağlam bir ifade aracı olduğundan tercihimdir. Bu bağlamda yazdıklarım bir yönüyle kurgu ama bir yönüyle de bir tür kendimi ifade yöntemi. Olmazsa olmazım yoktur. Hayat o kadar kısa ki fazla katı olmaya gerek yok.</p>



<p>Kitaplarınızın adlarından itibaren simgesel anlatımla öne çıkan bir dil kullanıyorsunuz.&nbsp; Kitaplarınızın adları olan Örtü ve Kilim gibi simgeler seçerken ne tür mesajlar veya alt metinler sunmak istediniz?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-719x1024.jpg" alt="" class="wp-image-161440" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-719x1024.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-211x300.jpg 211w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-768x1093.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-696x991.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655-295x420.jpg 295w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182655.jpg 975w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bir kitabın ismi öncelikle kısa, vurucu, akılda kalıcı, içerik hakkında ipucu verici ve tıpkı bir insanın adı gibi o kitapla bütünleşecek bir isim olmalı bana göre. Kilim ve Örtü’de tam olarak bu mantık söz konusu.&nbsp;</p>



<p>Kilim demek köy demek ama sırasında üstünde, sırasında içinde olabileceğiniz, sıcak, sevecen, bizden, köklerimizden bir imge demek. Kent-köy mukayesesinde en temel nesnelerden biri olarak seçtim kilimi. Köyü kaybetmemeliyiz, köyü kaybedersek kenti de kaybediyoruz.&nbsp;</p>



<p>Örtü adlı kitabıma gelince zaten içindeki hikayeleri okuyan anlayacaktır hepsinde bir tür örtü metaforu bulunduğunu. Toplumun her katmanı, üstü kapatılmış duygular, sırlar, günahlarla dolu. Bunları biraz açmaya çalıştım. İlaveten Örtü’nün içindeki altı ayrı öykünün her birinin içinde bir kez “örtü” kelimesi geçer ki o da yazardan küçük bir espri.</p>



<p>Öykülerinizde yer verdiğiniz mekânlar, hikâyelerin atmosferini büyük ölçüde belirliyor. Bir yazar olarak, bir mekânı hikâyenin organik bir parçası haline getirmek için nasıl bir yol izliyorsunuz? Mekânların, öykülerin ana karakterlerinden biri haline geldiği durumlar oluyor mu?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="691" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-691x1024.jpg" alt="" class="wp-image-161441" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-691x1024.jpg 691w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-202x300.jpg 202w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-768x1138.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-696x1032.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715-283x420.jpg 283w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182715.jpg 991w" sizes="(max-width: 691px) 100vw, 691px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Mekanı organik halde getirmek mekanı tanımakla olur en başta. Öykünüz bir kahvehanede geçiyorsa örneğin, orada bulunmuş olmanız yazdıklarınızı gerçekçi kılar. Bilmediğim yerleri yazmayı da denerim bir yazar olarak ama ona önce kendim inanmalıyım. Gidemediğim şehirleri fotoğraflarla, videolarla, haritalarla öğrenirim. Yeni hazırladığım bir novella var, beş şehirde geçiyor, bunlardan ikisine hiç gitmedim. Mesela Bilecik. Yayınlanırsa okurlar görecektir, burada inandırıcılık yazarlık içgüdüleriyle şekilleniyor. Mekanın ana karakter olduğu eserler var ama benim önceliğim insan henüz.</p>



<p>&#8220;Örtü&#8221; ve &#8220;Kilim&#8221;de, bireylerin içsel çatışmalarını toplumla olan ilişkileri üzerinden ele alıyorsunuz. Bireysel kimlik ile toplumsal aidiyet arasındaki bu çatışma sizin için nasıl bir öneme sahip? Bunu hikâyelerinizde nasıl işlemeye çalışıyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="855" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-1024x855.jpg" alt="" class="wp-image-161442" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-1024x855.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-300x250.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-768x641.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-1536x1282.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-2048x1710.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-696x581.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-1068x892.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182705-503x420.jpg 503w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Çoban Servet bireysel olarak kendini geliştiriyor ama toplum onun bu yönünü kabullenmiyor Kilim’de. Ona biçilen rolü oynasa daha mutlu olacaklar. Bu çatışma maalesef sonsuza dek sürecek kanısındayım. Çoban bile olsanız, gününüz dağlarda bile geçse, gün sonunda o topluma dönümek zorunda kalıyorsunuz. Toplumsal aidiyetin gerekli olduğu bir alan var; sosyalleşme ihtiyacı, güvenlik gerekliliği vs gibi ama o alanın sınırları çatışmayı doğuran esas mesele olarak karşımıza çıkıyor. Bir sorunu hikayede işlemek ise önce o soruna işaret etmekle, onun varlığından haberdar olmayanları uyarmakla başlar. Bu durumlarda “kör gözüm parmağına” yazmaktansa onu ana konunun etrafında göstererek “sezdirme” yöntemini uygulamayı daha çok severim. Kilim’de bir altın şirketi var mesela. Sloganist yöntemleri sevenler, o konuya pek girmediğimi, net bir tavır koymadığımı düşünebilirler. Oysa sezen sezmiştir.</p>



<p>Anlatımınızda öne çıkan yalınlıkla, okuru doğrudan hikâyenin içine çeken bir samimiyet kuruyorsunuz. Bu dili ve üslubu oluşturmak için özellikle dikkat ettiğiniz ilkeler var mı?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-687x1024.jpg" alt="" class="wp-image-161443" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-687x1024.jpg 687w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-768x1145.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-1030x1536.jpg 1030w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-696x1038.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-1068x1593.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644-282x420.jpg 282w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182644.jpg 1360w" sizes="(max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Sanırım benim üslubum bu. Yazdıklarım için yıllardır hep aynı şey söylenir ve ben bunun için özellikle bir yöntem uygulamıyorum. Okumayı seveceğim şekilde yazıyorum sadece. Bunu sonradan düşündüm. Bir hikayeyi kaleme alırken karşımda kendim var gibi yazdığımı fark ettim.</p>



<p>Günümüz öykü dünyasında Örtü ve Kilim gibi eserlerin yeri nedir sizce? Çağdaş Türk öykücülüğü ile kendi eserleriniz arasında nasıl bir bağ kuruyorsunuz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Eski hikayecilerimizin çoğunu okumuşumdur. Bugünlerde daha bireyci bir öykü anlayışı hakim. Yine de toplumsal sorunlar hep var ve olmaya da devam edecek. Ben de eski ustalarla bugün arasında bir köprü gibi yazmaya devam edeceğim.</p>



<p>Okuyucularınızla kurduğunuz ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? Onların geri bildirimleri yazım sürecinizi nasıl etkiliyor?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="632" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-1024x632.jpg" alt="" class="wp-image-161444" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-1024x632.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-300x185.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-768x474.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-356x220.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-696x430.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-1068x660.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255-680x420.jpg 680w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182255.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Geridönüşlerin tamamı çok olumlu. Dilini anladığı, konuyu anladığı şeyler okumayı özlemiş insanlar, bunu bana çeşitli şekillerde ifade edenler oldu. Bir de insanlar sayfalar ilerledikçe sevdikleri, özdeşlik kurdıkları bir karakterin ölmesini kabullenemiyorlar, onu fark ettim. Bu konuda da geri dönüş aldım epeyce. Oysa benim yazdıklarım hayattan farklı değil. En sevdiğimiz insanlar da ölüyor.</p>



<p>Sanatın ve edebiyatın toplumsal bir sorumluluk taşıdığına inanıyor musunuz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Kesinlikle. Sanat ve edebiyat yaşamın içindeki tümsekleri düzeltmeye, aksak yönleri tamir etmeye yardımcı olabilmeli, en azından farkındalık yaratabilmelidir. Yazmalı, anlatılmalı ki dikkati çeksin, dikkati çeksin ki düzeltmeye bir adım daha yaklaşılabilsin.</p>



<p>Son yıllarda Türk edebiyatında gördüğünüz değişimler nelerdir?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="699" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-699x1024.jpg" alt="" class="wp-image-161445" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-699x1024.jpg 699w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-205x300.jpg 205w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-768x1125.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-1049x1536.jpg 1049w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-696x1019.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-1068x1564.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633-287x420.jpg 287w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241210_182633.jpg 1360w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Son birkaç yılımı ağırlıklı olarak yerli öykü okumaya verdim. Bugünlerde daha çok kişisel travmalardan etkilenmiş, hayatta yalnızca kendisi var gibi davranan insanların konu edildiği bir öykü anlayışının hakim olduğunu görüyorum. İnsanlığın gittiği yön de bu minvalde zaten. Benmerkezci bir yaşam öneriliyor insanlara ve edebiyat da bu doğrultuda şekilleniyor.</p>



<p>Peki dijitalleşmenin edebiyat üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="634" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-1024x634.jpg" alt="" class="wp-image-161446" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-1024x634.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-300x186.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-768x476.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-356x220.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-696x431.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-1068x662.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229-678x420.jpg 678w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241210_182229.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Üretimi artırdığını düşünüyorum. Yazma ve yayma olanakları arttı. Bu bence fırsat eşitliği sağlamak adına harika bir şey. Eskiden İstanbul dışında birinin yazdıklarını geniş kitlelere duyurabilmesi imkansıza yakındı. Şimdi her şey herkesin elinde. Edebiyat tabana yayılıyor. Bundan bazıları kalite adına çekinebilir belki ama bence iyi edebiyat mutlaka su yüzüne çıkar. Zaman en iyi süzgeçtir, hep olduğu gibi.</p>



<p>Röportajlarımın klasik sorusudur. Size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> O sihri ezilenlerin tümü için kullanırdım. Hangi ülkede olursa olsun çocuğa, kadına, hayvana yapılan zulümlere karşı, işgallere, soykırımlara karşı… Dünyada kötülüğün bitmeyeceğini bilerek ama umudu da hep koruyarak…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
