<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Takvimler &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/takvimler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 15:17:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Takvimler &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL;    HİCRİ YILLAR- RUMİ YILLAR VE “SIVIŞ YILI!”</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/02/coskun-kartal-hicri-yillar-rumi-yillar-ve-sivis-yili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Takvimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177586</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.&#8221; Bizim kuşaklar çocukken, zamanı kontrol altında tutmak için oluşturulan takvimler epey kafamızı karıştırırdı. Örneğin, o zamanlar insanların doğum yılları iki şekilde söylenirdi. Anneannem’e doğum yılını sorduğumuzda1327 doğumluyum yanıtını alırdık. Kendisinin öz çocuğu olan annem 1928’li idi.&#160; Lakin bu, düz matematik hesabıyla aralarında 599 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>   &#8220;<strong>Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.&#8221;</strong></p>



<p>Bizim kuşaklar çocukken, zamanı kontrol altında tutmak için oluşturulan takvimler epey kafamızı karıştırırdı.</p>



<p>Örneğin, o zamanlar insanların doğum yılları iki şekilde söylenirdi.</p>



<p>Anneannem’e doğum yılını sorduğumuzda<br>1327 doğumluyum yanıtını alırdık.</p>



<p>Kendisinin öz çocuğu olan annem 1928’li idi.&nbsp;</p>



<p>Lakin bu, düz matematik hesabıyla aralarında 599 yıl olduğu anlamına gelmezdi.</p>



<p>Bir başka deyişle, anneannem annemi 599 yaşında değil, 18-19 yaşındayken dünyaya getirmişti.</p>



<p>Ancak, kendisinin “nüfusa kaydolduğu” zaman 1327&nbsp; diye anılan Rumi takvim yılıydı.</p>



<p>Annem ise iki yıl önce 1926’da Cumhuriyet hükümetinin kabul ettiği <strong>Miladi takvim’e</strong> göre kütüğe kaydedilmişti.</p>



<p>Tamamen Osmanlı buluşu olan <strong>Rumi takvim</strong>,  tıpkı <strong>Hicri takvim</strong> gibi başlangıç olarak Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği <strong>Miladi 622</strong> yılını esas alıyordu.</p>



<p>Ancak günler güneş hareketleriyle bağlantılı <strong>Jülyen</strong> <strong>takvimi</strong> esasına dayandırılmıştı.</p>



<p>Jülyen takvimi <strong>Romalıların</strong> buluşu olduğu için de adına “<strong>Rumi</strong>” denmişti.</p>



<p>Yani, bu ismin Bizans ahalisi olan ve çok sonraları Anadolu Rumları olarak adlandırılacak Yunan kökenli insanlarla ilgisi yoktu.</p>



<p>Ancak Rumi takvim&nbsp; ortaya çıkana kadar tek resmi takvim olan Hicri takvim de kaldırılmadı.</p>



<p>Rumi takvim, Miladi 1790- 1840 arası yalnızca mali kayıtların tutulması ve vergi toplanması için kullanıldı.&nbsp;</p>



<p>1 Muharrem <strong>günleri</strong> yeni yıla girilen Hicri takvim ise dini günlerin, bayramların, ibadet vakitlerinin belirlenmesinin yanısıra asker ve memurların <strong>maaş</strong> ödemeleri için  için kullanılıyordu..</p>



<p><strong>Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.</strong></p>



<p>Bu durum, başlangıçları hicret olan biri ay diğeri güneşle bağlantılı iki takvim arasındaki “zaman farkının” giderek açılmasına yol açıyordu.</p>



<p>Asker ve memurların <strong>maaşları Hicri takvim</strong> uyarınca yılda <strong>354 günlük</strong> ödeniyor, ancak halktan vergiler toplanırken ikinci takvime göre <strong>365</strong> günlük tahsil ediliyordu.</p>



<p>Bu 11 günlük fark&nbsp; özellikle mükellefler&nbsp; açısından hoşnutsuzluk yarattığı gibi denk bütçe yapılma olanağını da ortadan kaldırıyordu.</p>



<p>11 günlük farklar 33 yıla gelindiğinde 1 yıla ulaşmıştı.</p>



<p>32 yıl toplanan vergilerle 33 yıl maaş ödemek bütçeye ağır geliyordu.</p>



<p>Ancak Osmanlı’nın uyanık yöneticileri, belki 1582’de yapılan 10 günün takvimden silinmesi uygulamasından esinlenerek bir yol buldular!</p>



<p>Araları her 33 yılda bir yıl açılan iki takvimi, 32 yılın sonunda eşitleme yöntemini&nbsp; “icat ettiler” !</p>



<p>Hicri takvimle arayı açan Rumi takvimin 32’den sonraki&nbsp; bir yılını “yok” saydılar. Yani gün değil, hafta değil, ay değil yıl atlattılar!</p>



<p>Böylece , kendilerini , devletin asker ve memura ödedikleriyle mükelleften aldığı vergilerin zamanlarını eşitlemiş saydılar!</p>



<p>Tabii vergilerin bir yıl eksik toplanması,&nbsp; mükelleflerin hoşuna gitti.</p>



<p>Ancak bu kez de maaş aldıkları yıl sayısı da bir yıl azalan askerler ve memurlar hoşnut kalmadılar ve zaman zaman “paramızı alamıyoruz” diye başkaldırı girişimlerindeki bulundular.</p>



<p>O 33. yılda sırası gelince sayılmayan ve atlanan yıla da, belki de 1 yıllık vergilerin hazineden “sıvışmasından” esinlenerek “<strong>sıvış yılı” </strong>adı verildi. </p>



<p>Böylece Osmanlı, o başına buyruk, önlenmez, durdurulamaz, hükmedilemez zaman kavramının “hakkından gelmiş” oldu !</p>



<p>Vergi mükelleflerinin bir yıllık vergileri de devletin elinden “sıvışarak” ceplerine kaldı.</p>



<p>Ünlü deyiştir!</p>



<p>Osmanlı da oyun çoktur, işine akıl sır ermez!</p>



<p>Bütçenin bir türlü denk hale getirilmemesi, ekonominin kötüye gitmesi nedeniyle bir “sıvış yılı” daha yaşanmasının yükü ağır olacağından, Hicri takvimin işlevi 1840 yılında dini konularla sınırlandırıldı; ekonomik ve idari tüm konular da Rumi takvime bağlandı.</p>



<p>Osmanlı devleti, 1917’de bir “<strong>takvim reformu</strong>” daha yaparak Gregoryen (Miladi) takvim ile Rumi takvim arasındaki 13 günlük farkı eşitledi ve Miladi takvime doğru ilk adımı atmış oldu.</p>



<p>Cumhuriyet hükümeti ise bu adımı geliştirerek 1926’da Miladi takvimi resmi takvim ilan etti.</p>



<p>Coşkun <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;     YENİ YIL VE ZAMANIN KONTROLÜ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/30/coskun-kartal-yeni-yil-ve-zamanin-kontrolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Takvimler]]></category>
		<category><![CDATA[yeni yıl]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177495</guid>

					<description><![CDATA[&#160;İnsanoğlunun, ortaya çıktığından beri en önemli kavgası, üzerinde tam kontrol sağlamaya çalıştığı en büyük unsur nedir? Başka bir deyişle “hayalindeki” en önemli dostu, gerçekte karşısında yenilmeye mahkum olduğu en acımasız, en yok edici düşmanı kimdir? Bana sorarsanız “Zaman” derim. Tarih boyunca üç kuruşluk çıkarları için bile kendinden kabul etmediği herkesle didişen, savaşan, “karşı tarafın” uygarlıklarını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&nbsp;İnsanoğlunun, ortaya çıktığından beri en önemli kavgası, üzerinde tam kontrol sağlamaya çalıştığı en büyük unsur nedir?</p>



<p>Başka bir deyişle “hayalindeki” en önemli dostu, gerçekte karşısında yenilmeye mahkum olduğu en acımasız, en yok edici düşmanı kimdir?</p>



<p>Bana sorarsanız “<strong>Zaman</strong>” derim.</p>



<p>Tarih boyunca üç kuruşluk çıkarları için bile kendinden kabul etmediği herkesle didişen, savaşan, “karşı tarafın” uygarlıklarını yok etmeye çalışan, bu uğurda imparatorluklar, kanlı diktatörlükler, emperyalizmler kuranların en büyük korkusu.</p>



<p>Kendilerine “bahşedilen” hayatı başkalarının kötülüğüne kullanmakta özgür olduğunu düşünenlerin, böyle davrananların eninde sonunda gelip tosladıkları o yıkılmaz duvar.</p>



<p>Bir türlü kontrol altına alınamayan evrenin başına buyruk çocuğu, “Zaman”!</p>



<p>Şimdi bir kez daha bu söz getiremediğimiz başına buyruk çocuğun&nbsp; dünyada “bir yıl daha” ileri gitmesini idrak edeceğiz!</p>



<p>Daha doğrusu, insanlığın artık tamamıyla sekülerleşmiş <strong>gregoryen</strong> takvimini kullanan bölümü idrak edecek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="768" height="995" data-id="177496" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044068.jpg" alt="" class="wp-image-177496" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044068.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044068-232x300.jpg 232w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044068-696x902.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044068-324x420.jpg 324w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption"><a href="https://www.papalartifacts.com/october-4-1582-the-adoption-of-the-gregorian-calendar/"><strong>5 Ekim 1582: Gregoryen Takviminin Kabulü</strong></a></figcaption></figure>
</figure>



<p>Elbette takvimler kullananlar, yıllarını başka yöntemlerle hesaplayanlar, başka inançların etkisiyle değişik gök çizimlerine bakıp kendi zamanlarını oluşturanlar da kendi yeni yıllarının başlangıcını başka günlerde karşılayacak.</p>



<p>Aslında ne yaparlarsa yapsınlar, hiç biri insanların hesaplarıyla oluşturdukları zamana egemen olamayacak.&nbsp;</p>



<p>Yılların günde şu kadar dakika eksik olduğu gerekçesiyle yeni hesaplamalara uysun diye günleri tarihten silseler de, &nbsp; kimi ülkelerde takvimler birbirine uyum sağlasın, ekonomi yolunda gitsin diye bazı yılları yaşanmamış saysalar da aslında gerçek zaman değişmeyecek.</p>



<p>* &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Bundan tam 431 yıl önce,  <strong>5 Ekim 1582 Cuma</strong> günü neler yaşandığını biliyor musunuz?</p>



<p>Doğrusu, hiçbir şey yaşanmamıştır!</p>



<p>İnsanlık tarihinde 5 Ekim 1582 Cuma diye bir gün bulunmamaktadır.</p>



<p>O yıl, İtalya’da astronomlar, &nbsp;kullanılmakta olan &nbsp;“Jülien” takviminin”&nbsp; güneşin dönüşüne göre “yılda 11 dakika geri kaldığını”hesaplamışlardı!</p>



<p>&nbsp;Adamlar, &nbsp;bu müthiş keşfi yaptıktan sonra, “kardeşim bir yılda tam 525 bin 960 dakika var; 11 dakikacığın lafı mı olur be yahu!” dememişlerdi.&nbsp;</p>



<p>Milattan sonra geçen yıl sayısı olan 1582’yi &nbsp;11’le çarpmış ve o an itibarıyla Jülien takviminin, &nbsp;toplamda&nbsp; “geri kaldığı” yılları hesaplamışlardı ki, &nbsp;bu da aşağı yukarı 10 güne denk geliyordu.</p>



<p>Bu durumu düzeltmek için ne yapacaklarını kara kara düşünürken, hesaplamayı yapan astronomlardan biri, pratik zekasıyla “yahu tarihi 10 gün ileri alsak da güneşin hareketiyle eşitlesek &nbsp;ne olur?” demiş, bu öneriyi dönemin Gregorius adlı Papa’sı da benimseyince 5 Ekim 1582 &nbsp;günü, &nbsp;15 Ekim 1582 diye değiştirilmişti.</p>



<p>Yani, 5-15 Ekim 1582 tarihleri resmen “atlanmış”, yeni takvimin adına da “Gregoryen” denmişti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="225" height="225" data-id="177497" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044067.jpg" alt="" class="wp-image-177497" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044067.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044067-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>
</figure>



<p>Şimdi, bizim <strong>miladi</strong> takvim dediğimiz bu takvimi neredeyse bütün dünya kullanıyor.</p>



<p>Neredeyse diyorum, zira Milattan Önce 44 yılında Jül Sezar’ın emriyle hazırlanan <strong>Jülyen</strong> takvimini hala kullanan koca bir Ortadoks dünyası var.</p>



<p>Gregoryen takvimine göre 25 Aralık olarak kabul edilen Hazreti <strong>İsa’nın</strong> doğum günü, Jülyen takvimine göre 7 Ocak olarak benimseniyor. </p>



<p>Gregoryen takvimine göre, Luka incilinde sözü edilen bir olay, yahudi kökenli olan İsa peygamberin yahudi “şeriatına” göre doğumundan sekiz gün sonra sünnet edilmesi, yılın ilk günü olarak kabul ediliyor.</p>



<p>Hz, İsa’nın sünneti , Ortadoksların kullandığı Jülyen takviminde 14 Ocak’a denk geliyor.</p>



<p>Ortadoks kiliselerinde, 14 ocak günlerinde yapılan ayinlerle sünnet hadisesi bayram olarak kutlanıyor.</p>



<p>Dünyada genel uygulamaya uyarak gregoryen takvimi kabul eden ortadokslar ise 1 Ocak’ta “seküler yeni yılı”, 14 Ocakta&nbsp; “eski yeni yıl” adıyla jülyen yeni yılını kutluyorlar.</p>



<p>Tabii burada sadece Hz.İsa’nın sünnetine ilişkin değil, doğumuna ilişkin de bazı çelişkiler ortaya çıkıyor.</p>



<p>Buna göre, İsa peygamber Milattan Önce 44 yılında doğmuş olmalı!</p>



<p>O<strong> </strong>zaman , Jülyen Takvimnin oluşturulmasını emreden<strong> Jül Sezar</strong>, Roma baş tanrısı Jüpiter’e inancından vaz geçip hristiyan inancını benimsemiş olmalı !</p>



<p>Oysa <strong>Romalıların</strong> hristiyan inancını kabul edenlere İsa’dan sonraki yüz yıllar boyunca  zulüm yaptıkları çok anlatılan ve tarihsel gerçeklikleri ortaya konmuş olaylardır.</p>



<p><strong>Yahudi</strong> geleneğine göre yapılan sünnetin, genel olarak sünnet yapılmayan, hatta tarihin çok büyük bölümü boyunca tüm mezhepleriyle  yahudileri yok edilecek  düşman kabul eden Hristiyan dünyasında niye bayram olarak kutlandığı da ayrı bir muamma!</p>



<p>Zaten, artık&nbsp; hangi takvimi uygularlarsa uygulasınlar, 1 Ocak yıl başı günü dinsel kimlikten tamamen sıyrılmış seküler bir kutlama halini almıştır.</p>



<p>Takvimden bilimsel gerekçelerle silinip, muhtemelen katoliklerin konuyu benimsemesi için dini gerekçeler sunulan&nbsp; 10 günü de&nbsp; kimse sormuyor artık .</p>



<p>Zaten o günler “teknik olarak” kayıp.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="720" height="720" data-id="177499" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069.webp" alt="" class="wp-image-177499" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069.webp 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069-300x300.webp 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069-150x150.webp 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069-696x696.webp 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000044069-420x420.webp 420w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yalnızca eski takvim sistemine uygun olarak değil de “başka numarayla” yaşanmış günler!</p>



<p>Çünkü, günlere , &nbsp;aylara, yıllara verilen numaralar olmasa da, başına buyruk &nbsp;zaman, hayatımıza getirdiği olumlu ya da olumsuz gelişmelerle, dünyanın güneş çevresinde dönmeye devam edeceği son ana kadar,&nbsp; iyi ve kötü günleri belleğine kaydederek akıp gidecek…</p>



<p>Takvimlerden günler değil yıllar silinse de, “yaşadığımız günler” ne eksilecek ne de artacak.</p>



<p>Zaman, hiç birimizi ayırdetmeden hakkımızdaki kaçamayacağımız hükmünü verecek.</p>



<p><em>İnanıyorum ki, yeni yıl iyilere iyi gelecek, kötülere daha kötü günler yaşatacak.</em></p>



<p>Coşkun <a href="https://www.kentekrani.com/kunye/" data-type="page" data-id="96392"><strong>KARTAL</strong></a><br>                   </p>



<p><br></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
