<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/soylesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 May 2026 14:57:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖYLEŞİ /🎥 Rıza GÖKBAYRAK/ Müzisyen/ Anadolu Rock</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/31/soylesi-%f0%9f%8e%a5-riza-gokbayrak-muzisyen-anadolu-rock/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza GÖKBAYRAK]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182724</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir işim…&#8221; Sekiz yaşında ahşaptan gitar yapan bir çocuk, lise yıllarında “Memleket Hasreti”ne tutundu. Yirmi yıl sonra Gülten Kaya’nın ellerinden emaneti alan Rıza Gökbayrak, hasretin ve samimiyetin sesini sade ama derin bir yorumla yeniden hayata döndürdü. Anadolu Rock’un köklerinden beslenen, sınırları aşan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir işim…&#8221;</strong></p>



<p><em>Sekiz yaşında ahşaptan gitar yapan bir çocuk, lise yıllarında “Memleket Hasreti”ne tutundu. Yirmi yıl sonra Gülten Kaya’nın ellerinden emaneti alan Rıza Gökbayrak, hasretin ve samimiyetin sesini sade ama derin bir yorumla yeniden hayata döndürdü. Anadolu Rock’un köklerinden beslenen, sınırları aşan bir müzisyen  olan Gökbayrak ile ‘Memleket Hasreti’ni ve müzik yaşamını konuştuk.</em></p>



<p><em>Lise yıllarında <strong>Ahmet Kaya’nın</strong> &#8220;Memleket Hasreti&#8221;ni keşfetmenizden, <strong>Gülten Kaya </strong>ile olan görüşmenize ve 20 yıl sonra bu eseri yayınlamanıza uzanan bir yolculuk var. Bu uzun süreçte bu şarkı sizin için neye dönüştü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="717" height="892" data-id="182735" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016.jpg" alt="" class="wp-image-182735" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-241x300.jpg 241w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-696x866.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-338x420.jpg 338w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></figure>
</figure>



<p>“Bu şarkı benim için sadece bir eser değil, yıllara yayılan çok derin bir yolculuk oldu. Lise yıllarımda amatör bir ruhla kaydedip plak şirketine gönderdiğim o video, aslında bu hikâyenin ilk adımıydı.</p>



<p>Sayın <strong>Gülten Kaya’nın</strong> davetiyle İstanbul’a gitmek, Ahmet Kaya’nın yaşamını ondan dinlemek ve ona ait enstrümanları, eşyaları, anıları o atmosferin içinde görmek benim için unutulmaz ve çok duygusal bir deneyimdi. Hatta görüşmemiz sırasında, ertesi gün yayımlanacak <strong>Ahmet Kaya</strong> nota kitaplarını hediye edip ‘Türkiye’de buna ilk sahip olan sensin’ demesi beni çok derinden etkilemişti.</p>



<p>Yıllar geçtikçe bu esere bakışım da değişti. Sadece sevdiğim bir şarkı olmaktan çıktı; bir insanın ülkesine, geçmişine ve ait olduğu topraklara duyduğu derin özlemin sembolüne dönüştü. Bu şarkı yıllar boyunca benimle birlikte demlendi, büyüdü ve olgunlaştı.</p>



<p>O dönem beni en çok etkileyen şey, Ahmet Kaya’nın sürgünde ülkesine duyduğu özlem ve memleket hasretinin şarkıya sinen o gerçek duygusuydu.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079983.mp4"></video></figure>



<p>Bugün ‘<strong>Memleket Hasreti</strong>’ benim için sadece bir single değil; Ahmet Kaya’nın taşıdığı o duyguyu kendi yorumumla yaşatmaya çalıştığım, manevi değeri çok büyük bir emanet.”</p>



<p><em>Kült bir eseri yorumlamak büyük bir sorumluluk. Siz kendi yorumunuzu &#8220;sade ama kişisel&#8221; olarak tanımlıyorsunuz. Bu sadeliği korurken eserin o devasa duygusal yükünü nasıl dengede tuttunuz?</em></p>



<p>“Böyle devasa eserlerin altında ezilmemek için bence en önemli şey samimiyettir. Şarkıyı süslemelere, ağdalı düzenlemelere boğmak yerine onun o saf, çıplak ,vurucu, hüzünlü etkisini korumaya çalıştım.</p>



<p>Evet, bu büyük bir sorumluluk ama ben şarkıyı sadece ‘okumadım’; adeta o duygunun içine yerleştim. Bazı anlarda teknikten çok hisle hareket ettim. Çünkü bu tür eserlerde fazla dokunuş, duygunun önüne geçebiliyor.</p>



<p>Düzenlemede bilinçli olarak geri çekildiğim anlar oldu; enstrüman kalabalığı yerine boşluğa da alan bıraktım. Çünkü bazen sessizlik bile bir notadır.</p>



<p>Kendi hayatımdaki yaşanmışlıkları, kendi melankolimi kattım ama şarkının özündeki o devasa yükü zedelemeden, sadece kendi rengimi vererek bir denge kurdum. Sadeliğin gücü, bazen binlerce enstrümandan daha fazla ses getirir.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="704" height="1024" data-id="182726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-704x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182726" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-704x1024.jpg 704w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-206x300.jpg 206w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-696x1012.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-289x420.jpg 289w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003.jpg 720w" sizes="(max-width: 704px) 100vw, 704px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sekiz yaşında kendi yaptığınız ahşap gitarla başlayan; bağlama, gitar, mızıka gibi birçok enstrümanı kapsayan bir serüveniniz var. Bu yolculukta bir Ahmet Kaya cover&#8217;ı yapmak sizin için ne anlam taşıyor?</em></p>



<p>“Sekiz yaşındaki o çocuğun ahşaptan yaptığı gitarla başlayan merak, zaman içinde beni bağlamanın toprağına, gitarın modernliğine ve mızıkanın o içli sesine uzanan çok enstrümanlı bir dünyaya taşıdı. Bağlama kursundan çıktıktan sonra ise kendi kendime öğrendiğim Ahmet Kaya şarkılarını eve gidip arkadaşlarıma, aileme çalmaya çalıştığımı hatırlıyorum.</p>



<p>“Ahmet Kaya şarkıları benim çocukluğumdur. Şarkılarında, özellikle zor zamanlarımda manevi olarak bana eşlik eden bir taraf bulmuşumdur; adeta bir dert ortağı gibi hissettiğim anlar olmuştur.</p>



<p>Her enstrüman ise bu yolculukta ayrı bir durak gibi oldu; her biri müzikal kimliğime başka bir renk ve ifade biçimi kattı.”</p>



<p>Ahmet Kaya cover’ı yapmak benim için sadece bir yorum değil, bu yolculuğun en anlamlı karşılaşmalarından biri oldu. Çünkü Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir isim.</p>



<p>Kendi enstrümanlarımla, yıllar içinde biriktirdiğim o çok sesli dünyayla bu esere dokunmak, aslında kendi müzikal kimliğimin kökleriyle yeniden buluşması gibi. Bir anlamda geçmişimle bugünün el sıkışmasıydı bu.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="710" height="942" data-id="182727" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997.jpg" alt="" class="wp-image-182727" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997.jpg 710w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-696x923.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-317x420.jpg 317w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></figure>
</figure>



<p><em>20 yıllık bir bekleyişten sonra eser yayınlamak, popüler kültürün o &#8220;hız&#8221; çağında bir başkaldırı olarak yorumlanabilir mi?</em></p>



<p>“Kesinlikle bir başkaldırı tarafı var. Bugün her şeyin hızla tüketildiği, şarkıların birkaç hafta içinde gündemden düşüp unutulduğu bir düzende yaşıyoruz. Sürekli üreten ama çok az ‘yaşayan’ bir çağ bu.</p>



<p>20 yıl boyunca bir eseri bekletmek, ona zaman tanımak; aslında bu hızın tam tersine yürümek demek. Benim için bu süreç, modern dünyanın dayattığı ‘hızlı üret – hızlı tüket’ kültürüne karşı bilinçli bir duruş oldu.</p>



<p>Ben hiçbir zaman hızlı tüketilen bir şey üretme derdinde olmadım. Daha çok, yıllar sonra bile geri dönüp yeniden hissedilebilen işler bırakmanın peşindeyim.</p>



<p>Bu bekleyiş bana şunu öğretti: Kalıcılık, hızdan daha güçlüdür. Ve bazen en büyük ifade, acele etmemekte gizlidir. Üretmek benim doğamda var; asıl önemli olan, ürettiğim şeyin zamana dayanabilmesi.”</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079984.mp4"></video></figure>



<p><em><strong>Anadolu rock </strong>kökenli bir sanatçı olarak müziğinizde folklorik, etnik ve rock unsurları nasıl harmanlıyorsunuz? Cem Karaca ve <strong>Barış Akarsu</strong> benzetmeleri için ne dersiniz?</em></p>



<p>“Müziğimde <strong>Cem Karaca’nın</strong> teatral ve derin anlatımı benim için çok güçlü ve doğrudan bir referanstır. Anadolu rock geleneğini bugünün diliyle buluştururken, onun bıraktığı o anlatı gücünden mutlaka besleniyorum.</p>



<p>Barış Akarsu ise benim için müzikal bir referans çizgisinden ziyade, bu topraklarda çok güçlü bir samimiyet ve sahicilik bırakmış özel bir isim. Yıllardır hem dinleyicilerden hem de çevremden gelen benzetmeleri de anlayışla karşılıyorum; ancak bu benzerlikler, doğrudan onun müzikal yolculuğunu takip ettiğim ya da o çizgiden ilerlediğim anlamına gelmiyor. Kendi yolum ve müzikal arayışım farklı bir eksende ilerliyor. Buna rağmen, onun müziğinin ve bıraktığı kitlenin taşıdığı sevgi ve bağlılık çok kıymetli.</p>



<p>Benim asıl yolum, Anadolu rock geleneğini kendi özgün dilimle yeniden yorumlamak ve bu toprakların hikâyesini bugünün rock estetiği içinde anlatabilmek. Ben daha çok, çok enstrümanlı yapım ve sanata evrensel bakışımla, farklı ve deneysel alanlara da açılabilen kendi özgün yolumu kuruyorum.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="706" height="1024" data-id="182729" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-706x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182729" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-706x1024.jpg 706w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-207x300.jpg 207w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-696x1010.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-289x420.jpg 289w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004.jpg 720w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sanatın opera ve tiyatro salonlarında daha görünür olması temenniniz var. Sizce sanatçının topluma ve kültüre karşı sorumluluğu nedir?</em></p>



<p>“Sanatçı sadece eğlence üreten bir figür değil; toplumu estetik olarak besleyen ve onu daha yukarı taşıyan bir sorumluluğun parçasıdır.</p>



<p>Sanatın, o tozlu sahnelerin taşıdığı asaletten koparılarak yalnızca sığ ve hızlı tüketilen alanlara hapsedilmesine karşıyım. Tiyatro ve operanın taşıdığı derinlik, disiplin ve estetik anlayışın hayatın her alanına daha fazla sızması gerektiğine inanıyorum.</p>



<p>Kültürümüzü magazinel bir yüzeysellikten uzaklaştırıp, ona hak ettiği asil ve entelektüel duruşu yeniden kazandırmak hepimizin sorumluluğu. Sanat aynı zamanda yaşananları görmezden gelmeyen, toplumsal olanı sezme ve görünmeyeni hissettirme gücüdür.</p>



<p>Sanatçı, toplumun sadece aynası değil; aynı zamanda yön gösteren, ışık tutan bir meşaledir.</p>



<p><em>Dijital platformlarda bağımsız bir sanatçı olarak yol alıyorsunuz. Bağımsız üretimde karşılaştığınız en büyük zorluklar ve avantajlar neler? Kırmızı ve Memleket Hasreti&#8217;nin dijital yolculuğu beklentilerinizi karşıladı mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="816" data-id="182734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013.jpg" alt="" class="wp-image-182734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-265x300.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-696x789.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-371x420.jpg 371w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>“Bağımsız olmak özgürlük olduğu kadar aynı zamanda ciddi bir yalnızlık da getiriyor. En büyük zorluklardan biri, tüm süreci kendi imkânlarınla yönetmek ve dijital platformların hızlı akışı içinde emeğin gerçek karşılığını görünür kılabilmek.</p>



<p>Spotify ve benzeri dijital mecralar bugün çok büyük bir akışın parçası. Bu hızın içinde bazen rakamsal karşılıklar, işin duygusal ve sahici tarafını tam olarak yansıtmayabiliyor. Bu yüzden ben her zaman sayılardan çok, dinleyiciyle kurulan gerçek bağa odaklanıyorum.</p>



<p>‘Kırmızı’ için konuşursak, dijital anlamda beklentilerimi tam olarak karşılayan bir sonuç olmadı. Ama bu süreç benim için yine de öğretici ve değerliydi.</p>



<p>‘Memleket Hasreti’ ise daha çok yeni bir yolculuk; onun karşılığını değerlendirmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum.</p>



<p>Benim için asıl karşılık, yıllar içinde oluşan gerçek dinleyici bağıdır. Sahne hayatım boyunca biriken ve her geçen gün adeta çığ gibi büyüyen bu bağ, her türlü dijital göstergeden çok daha kıymetli bir yerde duruyor.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="636" height="961" data-id="182733" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991.jpg" alt="" class="wp-image-182733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991.jpg 636w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991-278x420.jpg 278w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir müzisyen ve anlatıcı olarak Memleket Hasreti projesinden sonra Rıza Gökbayrak’ın müzikal rotası hangi yöne doğru evrilecek?</em></p>



<p>“Ben sadece bir yorumcu olarak kalacak biri değilim. Müziğe bakışım sabit bir çizgi değil; sürekli keşfeden, kendini yenileyen bir yolculuk.</p>



<p>Evrensel bir müzikal dilin peşindeyim. Farklı coğrafyaların ezgileri, dilleri ve tınıları her zaman ilgimi çekiyor; yarın beni Farsça, Yunanca, Balkanlardan ya da Kürtçe bir ezgiyi kendi sound’umla yeniden yorumlarken görebilirsiniz.</p>



<p>Sınırları seven bir yerden değil, sınırları aşan bir yerden bakıyorum. Çünkü müzik benim için kalıpların değil, ihtimallerin alanı.</p>



<p>Öte yandan kendi bestelerim de bu yolculuğun çok önemli bir parçası. Şu an kendi içinde demleniyorlar; doğru zamanı geldiğinde, kendi hikâyelerimi en sahici haliyle dinleyiciyle paylaşacağım.”</p>



<p>Benim için müzik, sınırların değil ihtimallerin olduğu bir alan. Ve bu yolculuk, sürekli dönüşen ve kaendini yenileyen bir ifade alanı olmaya devam edecek.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079983.mp4" length="9299833" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079984.mp4" length="9652208" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Huban SEDA /Yazar/ Edebiyat Eleştirmeni/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/24/soylesi-huban-seda-yazar-edebiyat-elestirmeni-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 11:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Huban Seda]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182635</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Benim başkişilerim cesur değil ama kaçabilecek kadar güçlü de değiller&#8221; Edebi incelemeleriyle tanıdığımız Huban Seda Aras, ilk öykü kitabı &#8220;Kaypak Mavi&#8221; ile okuru huzurun sarsıldığı tekinsiz bir zemine davet ediyor. Yazmayı bir rahatlamadan ziyade &#8220;yükün şeklini değiştirme&#8221; çabası olarak gören Aras ile karakterlerinin o meşhur &#8220;tökezleme&#8221; anlarını ve eşikte kalan hikâyelerini konuştuk.  Yük Edebiyat ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Benim başkişilerim cesur değil ama kaçabilecek kadar güçlü de değiller&#8221;</strong></p>



<p><em>Edebi incelemeleriyle tanıdığımız Huban Seda Aras, ilk öykü kitabı &#8220;Kaypak Mavi&#8221; ile okuru huzurun sarsıldığı tekinsiz bir zemine davet ediyor. Yazmayı bir rahatlamadan ziyade &#8220;yükün şeklini değiştirme&#8221; çabası olarak gören Aras ile karakterlerinin o meşhur &#8220;tökezleme&#8221; anlarını ve eşikte kalan hikâyelerini konuştuk. </em></p>



<p><em>Yük Edebiyat ve Mahal Edebiyat gibi dergilerde daha çok biyografik ve edebi incelemelerinizle tanıdığımız bir isimsiniz. Kendi kurgu dünyanızı inşa etme ve bir öykü kitabı çıkarma fikri nasıl olgunlaştı? </em></p>



<p>Kurmaca, hayatımın her evresinde olan bir tür. Gerek okur olarak gerek yazma eylemimde yeri her zaman ayrıdır lakin yazma eylemim önce deneme türüyle başladı. Sonrasında araştırma ve kurmacalar kendini gösterdi. Biyografi yazıları ve edebî incelemeler ise kendi yazın dünyamı anlamaya çalışırken yolda kendini dayattı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="182636" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182636" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078602.jpg 1512w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Bir yazarın hayatını, görüşünü, duruşunu ve metnini çözmeye çalışmak, aslında bir nevi kendi içimizdeki karanlıkta kalan yanlara da el feneri tutmak gibi ve tahmin edersiniz ki karanlıkta kalan yanlarımız ne kadar çoksa aslında o kadar biriktiğimizi fark ederiz. Bizden önce yaşamış ya da bizimle aynı dönemde yaşayan insanlarla aynı doğrultuda temas ettiğimiz, karşılarında durduğumuz yerlerde hikâyelerin başladığını anlıyoruz. Bu da aslında kendi hikâyelerimizi ertelediğimizi fark etmemizi sağlıyor.&nbsp;</p>



<p>“<strong>Kaypak Mavi”</strong> süreç içerisinde aslında ertelediklerimin toplamı. Önce tekil öyküler olarak çeşitli mecralarda yer aldılar. Karakterlerin bizlerle benzer huzursuzlukları, benzer iç sıkışmaları ve tökezleme halleri ise bir araya toplanmasını sağladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="583" height="876" data-id="182637" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078597.jpg" alt="" class="wp-image-182637" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078597.jpg 583w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078597-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078597-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" /></figure>
</figure>



<p><em>Kitabın ismi oldukça dikkat çekici: &#8220;Kaypak Mavi&#8221;. Mavi genellikle huzuru veya sonsuzluğu temsil ederken, yanına gelen &#8220;kaypak&#8221; sıfatı bu algıyı sarsıyor. Bu zıtlığın hikâyelerinizdeki karşılığı nedir? </em></p>



<p>Mavi genel anlayışta huzuru temsil ederken ben bu renge daha farklı bakıyorum. Maviyi eşleştirdiğimiz gökyüzü, deniz, okyanus, genel anlamda su, aslında farklılıklarla hayatlarımızda var olurlar. Mevsim değiştiğinde içimizi açan gökyüzü mavisi karartabilir, bir sel gelip evimizi yurdumuzu dağıtabilir, bunun yanı sıra ufacık bir bitkiye hayat verebilir.&nbsp;</p>



<p>Huzur ise aslında birçoğumuzun ulaşmak isteyip tam anlamıyla da erişemediği bir hâl. “Kaypak” ise tam burada devreye giriyor.&nbsp;</p>



<p>Kitaptaki karakterler de böyle. Tutunmaya çalışıyorlar ama zemin sürekli kayıyor. Bir ilişki, bir kimlik, yüklenilmiş bir vasıf ya da bir hatıra… Aslında huzuru tam yakaladıklarını sandıkları anda ellerinden kayıyor. Bu açıdan baktığımızda da “Kaypak Mavi” adı huzurun bile güvensiz olduğu bir ruh hâlini anlatıyor. Hatta belki de huzurun kendisi bir yanılsamadır.&nbsp;</p>



<p><em>Kitabınızın tanıtım kısmında &#8220;insanın kaygılı tökezleyişleri&#8221; ifadesi öne çıkıyor. Sizce modern insanın tökezlemesi bir zayıflık mı, yoksa özgün hikâyesinin başladığı yer mi? </em></p>



<p>Tökezleme dediğimiz şey bana göre bir kırılma anı. Kesinlikle zayıflık değil. Değişim tam bu anlarda başlıyor.&nbsp;</p>



<p>Modern insan düz ilerlemek zorunda hissediyor kendini. Oysa dönüştüğümüz yerler tam da o kıvrımlar. Benim ilgimi çeken şey de tam olarak bu. O tökezlemelerde ne yapılacağı. Çünkü oralarda maskeler düşüyor. İnsan tam o anlarda en çok kendine yaklaşıyor.&nbsp;</p>



<p>“Bozuk Düzen”deki karakterin sürekli başlayıp vazgeçmesi, “Adam İsmail”deki iç monologlar ya da “Diş Sancısı Doğum Ağrısı”ndaki parçalı bilinç hali… Bunların hepsi aslında birer tökezlemenin sonucu ortaya çıkan hikâyeler. Benim bakışımda hikâyeler huzursuzluktan ve tökezlemelerden sonraki aşamada başlar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="713" data-id="182638" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604.jpg" alt="" class="wp-image-182638" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604-696x689.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078604-424x420.jpg 424w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Kapısı yıllarca kilitli kalan çocukluk odaları&#8221; metaforu, öykülerinizde geçmişin bir yük olarak taşındığını hissettiriyor. Sizin karakterleriniz o odaların kapısını açmaya hazır mı, yoksa o kilitli kapının önünde beklemeyi mi tercih ediyorlar?</em></p>



<p>Bu metafor benim için geçmişin yükünden çok bir eşik.</p>



<p>Çoğu karakter o kapıyı açmayı istemiyor aslında. Çünkü biliyorlar ki o kapı açıldığında karşılarına sadece hatıraları değil, iyi kötü tüm yüzleşmeleri de gelecek. Ama kurmacalar bir şekilde o kapıları açtırıyor. “Diş Sancısı Doğum Ağrısı”nda olduğu gibi, başkişi istemese de geçmiş geri geliyor.&nbsp;</p>



<p>Benim başkişilerim cesur değil ama kaçabilecek kadar güçlü de değiller. Bu yüzden o kapıların önünde beklemekle, açmak arasında sıkışıyorlar. Aslında tüm metinlere baktığınızda eşikte kaldıklarını görebilirsiniz.&nbsp;</p>



<p><strong>Adettendir sorulur. Kimdir Huban Seda Aras? </strong></p>



<p>Kendimi, hayatın bana kattığı vasıflardan ziyade tanımlayacak olursam, edebiyatla mesafeli bir ilişki kuran, anlamlandırmaya çalışan ve bu anlamı kendine katmaya çalışan biri derim.</p>



<p>Çünkü okumak ya da yazmak sığınılacak bir yer olmaktan ziyade yüzleşilecek bir alan. İçimdeki huzursuzluğun kelimelere bürünmesi. Birçoğumuz gibi okumakla başlayan ilişki, susarak anlatmaya, yazarları ve metinlerini anlamaya, eksilterek nasıl anlatırıma dönüştü.&nbsp;</p>



<p>Belki de bu yüzden hayatın kenarında köşesinde kalan kişiler, bastırılmış duygular, konuşulmayan meseleler anlatılanlardan daha çok ilgimi çekiyor.&nbsp;</p>



<p>En doğru tanım şu olacaktır; insanın içindeki kırılgan anları yakalamaya çalışan ve buna kulak veren biri.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="701" data-id="182639" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078606.jpg" alt="" class="wp-image-182639" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078606.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078606-300x292.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078606-696x678.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078606-431x420.jpg 431w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Öykülerinizde melankoli oldukça baskın bir his olarak hissediliyor; ancak bu melankoli okuru boğmak yerine bir &#8220;anlaşılma&#8221; hissi uyandırıyor. Yazarken bu dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Hüznün estetiği sizin için ne ifade ediyor? </em></p>



<p>Melankoli metinlerimde karanlık bir hüzünden ziyade bu hüznü hem mizahla hem de tanıdık yerlerden bahsettiğim bir tavır. Melankoliyi bir duygu yerine dil olarak görüyorum. Eğer sadece karanlık tarafları yazarsam okurun yorulacağını düşünüyorum. Metinlerin bizler gibi olması gerektiğine inanıyorum. Çünkü bir cenazede gülebilirken, bir düğünde ağlayabilmek de insani. Anlaşılmak da sanırım burada başlıyor.&nbsp;</p>



<p>Bilgisayar başına metnin bütününü bilerek oturamıyorum. Bu yüzden denge biraz da metnin ilerleyişiyle kuruluyor. Buna sezgisel diyebiliriz.</p>



<p>Hüznün estetiği benim için abartısız, ajitasyonsuz hakikat demek. Ne süslemek ne de bastırmak. Olduğu gibi anlatılan ama ritmi olan.&nbsp;</p>



<p><em>Bazı yazarlar karakterlerini bir laboratuvar titizliğiyle kurgular, bazıları ise onları serbest bırakır. Huban Seda Aras, karakterlerinin ne kadarını kontrol ediyor?</em></p>



<p>Öykülerimi ya da karakterlerimi kurarak yazabilen tarafta değilim. Daha çok “kervanı yolda düzen” taraftayım.&nbsp;</p>



<p>Boş bir sayfadan başlayıp nereye varacağını bilmeden ilerlemek meşakkatli bir süreç. Zihnimden akanlar metne girerken aynı ölçüde fazlalıklar da oluşuyor. Bu fazlalıkları ayıklamak ise yazma sürecinin en sevdiğim kısmı.</p>



<p>Sorunuza döncek olursam, yazarken karakterlerimi çok az kontrol ediyorum. Metin bitip düzeltme aşamasına geldiğimdeyse bu kontrol&nbsp; sertleşiyor. Özellikle karakterlerin statüsel konuşmalarına dikkat ediyorum.</p>



<p>Yazmayı “huzursuzluk” tetikliyor diyorsunuz ve yazının bir rahatlama değil, “yükün şeklini değiştirme” çabası olduğunu belirtiyorsunuz. Bu yük şu anda neye dönüştü?</p>



<p>Yük hâlâ dönüşmeye devam ediyor.&nbsp;</p>



<p>Önceden daha keskin sandığım, daha ağır gördüğüm şey şu anda farklı bir tonda ilerliyor. Kesinlikle bu konuda derdim yok, bu mevzu dertlenebileceğim, dertlendiğim bir şey değil diye baktığım şeyler ekranda yanıp sönen imleçle kavuştuğunda aslında dertlendiğim ve hayatımın merkezine aldığım bir olgu oluyor.</p>



<p>Sonrası ise biçim değişiyor. Kaygılar, yeni arayışlar ve başka türden huzursuzluklar olarak geri dönüyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="182640" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182640" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000078599.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bu kitaptan sonra sırada ne var? Yeni öykülerin mi izindesiniz, yoksa bir roman veya farklı bir edebi tür deneme niyetiniz var mı?</em></p>



<p>Bu soruya birkaç kez aynı cevabı vermiş olmakla birlikte yine, yineleyeceğim. Her gün bizlerin ve fikirlerimizin değiştiğine inanıyorum. Dolayısıyla şu anda ikinci kitap hakkında net bir şey söyleyemem. Hâli hazırda yazdığım, yazmaya devam ettiğim öyküler mevcut. Bunun dışında Yük Edebiyat’ta Ahde Seda köşesiyle ele aldığım etnik kimliği farklı yazarlar hakkında bir dosya oluşturma isteğim de var. Zamanla ne olacağını, bütünün neyi getireceğini göreceğiz.</p>



<p><em>Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>İnsanların birbirini görmek, anlamak için bu kadar dolambaçlı yollar seçmediği bir yer isterdim ama o zaman da edebiyat olmazdı. O yüzden belki de hiçbir şeyi değiştirmezdim. Çünkü aslında gördüğümüz bütün bu eksiklikler, kırıklar, gecikmeler, huzur arayışları, huzursuzluklar yazının kendisini mümkün kılıyor.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ /Yasin YILDIRAN /Müzisyen</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/16/soylesi-yasin-yildiran-muzisyen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 May 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Yıldıran]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182339</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hayat işte. Sebebi yok, çözümü yok, sadece sonuçlarıyla yaşamak zorunda kaldığımız bir süreç&#8221; Müzik dünyasının hızına ve “hit” formüllerine kendi içsel ritmiyle meydan okuyan Yasin Yıldıran, dört yıllık bir aranın ardından “Kurtar Beni” ile geri döndü. Popüler kalıplara girmeyi reddeden, müziği bir “pazarlama ürünü” değil, bir dışavurum biçimi olarak gören Yıldıran ile demlenmiş şarkılarını, sektörün [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Hayat işte. Sebebi yok, çözümü yok, sadece sonuçlarıyla yaşamak zorunda kaldığımız bir süreç&#8221;</strong></p>



<p><em>Müzik dünyasının hızına ve “hit” formüllerine kendi içsel ritmiyle meydan okuyan Yasin Yıldıran, dört yıllık bir aranın ardından “<strong>Kurtar Beni</strong>” ile geri döndü. Popüler kalıplara girmeyi reddeden, müziği bir “pazarlama ürünü” değil, bir dışavurum biçimi olarak gören Yıldıran ile demlenmiş şarkılarını, sektörün dijital çıkmazlarını ve “başladığı yere varan” insanın o derin paradoksunu konuştuk.</em></p>



<p><em>Dört yıl aradan sonra son çalışmanızla geri döndünüz. Bu süreç sizin için nasıl geçti? Bu dönemi müzikal üretiminiz ve ifade biçiminiz açısından nasıl değerlendirirsiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076804.mp4"></video></figure>



<p>Ben nedense beste yayınlama işlerini hep ağırdan aldım, bu konuda ne kadar kendime kızsam da, artık süreci hızlandıracağım desem de ağırdan alıyorum farkındayım. En temel sebebini bilmemekle birlikte kendimce bulduğum sebepleri kendime saklayacağım… 17 yaşında bestelediğim Son Bir Defa adlı şarkımı 22 yaşımda yayınlayabildim mesela. Şuan bu röportajı yapmamıza vesile olan Kurtar Beni de 2019’da bestelediğim bir şarkı. Sonrasında pandemi dönemi yaşandı. Ardından yaşamın tüm dinamikleri değişti. Hayatta kalma çabası, var olmanın ve kendini gerçekleştirmenin önüne geçti. İnişlerim, çıkışlarım oldu herkes gibi. Yeni şarkılar besteledim. Yayınlayıp yayınlamamaktan emin olamadım çoğundan, sonrasında önce şu eskileri yayınlayayım da biraz bardak boşalsın dedim. Her ne kadar ideallerim, planlarım olsa da ara ara miskinlik yapmak da istedim, zaman zaman uzaklaşmak da istedim. Şimdi sorunuzla beraber tekrar düşünüyorum da 4 yıl hiç az bir süre değil. 4 sene neden yapmamışım sorusunu sormak benim de canımı sıkıyor şuan.. Ama hatırlıyorum, bir şeyler bestelemek isteyip, hiçbir şey besteleyemediğim ve bunu dile getirdiğim bir dönem vardı. Sonrasında fark etmiştim, çünkü aslında hiçbir şey yaşamıyor ve hissetmiyordum. Bence maalesef birçoğumuz buna dönüştük, kimilerimiz ufak ufak toparlıyor ama sanki. Ara ara kendimi gaza getirip yola çıkmaya niyetlendiğim fakat ne yaparsam yapayım bir şekilde işlerin yolunda gitmediği, olduramadığım dönemler de oldu, ‘’zamanı değilmiş’’ deyip akışına bıraktım. Keza 5-6 yıldır karanlık bir köşede bekleyen Kurtar Beni, 2 ay gibi kısa bir sürede mix, yayın işlemleri, klip çekimleri vs.&nbsp; her şey tıkırında giderek yayınlandı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="706" data-id="182341" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076808.jpg" alt="" class="wp-image-182341" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076808.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076808-300x294.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076808-696x682.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076808-428x420.jpg 428w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yasin Yıldıran’ı kısaca tanıyabilir miyiz? Üretim sürecinizde sizi tanımlayan temel unsurlar nelerdir?</em></p>



<p>Kastımız bir biyografi değilse.. İnsanı, insana, insanca… Üretim sürecim tamamen değişken. Bazen gerçekten ilham gelir ve 15 dakikada bir şarkıyı içime sinmiş bir şekilde tamamlarım, bazen aynı bir esnaf iş yapıp yapmayacağını bilmeden her sabah nasıl dükkanını açıyorsa, onun gibi masaya, enstrümanımın başına oturup beste yapmaya çalışırım. Mesela 3 hafta önce sabaha karşı 5 gibi uyandım, sıkıldım, biraz gitar çalayım derken güzel melodiler çıktı, söz yazabilirim sanki buna deyip 15-20 dakika gibi bir sürede yeni şarkımın taslağını yapmış oldum. Demek ki dökecek sözlerim de varmış, ama mesele enstrümanın başına oturmaktı. İçerik olarak ise kalıpları hiçbir zaman tercih etmem. ‘’Her şarkın birbirinden farklı, farklı bir albümün A1’i gibi, bu şekilde net bir tarz olmadığı için kitle oluşturman zor olur.’’ diyenler çok oldu. Bu tarz kalıplara takılmıyorum, başkasının kariyer yönetimini yapıyor olsam takılırdım muhtemelen ama en azından kendi hayatımda bu noktalarda takılmak istemiyorum. İçindekini sanat yoluyla dışa vurabilene sanatçı deriz, bu noktada sanatçı üretmek zorundadır, üretemediği zaman sıkıntıya düşer. Ben içimdeki bir derdi, düşünceyi, duyguyu ne şekilde dile getirebiliyorsam odur benim hissettiğim ve bana ait olan. Bunu elbette güzelleştirebiliriz, daha estetik kılabiliriz ama başka bir şeye dönüştüremeyiz. Mesela az önce bahsettiğim yeni bestelediğim şarkıyı merakımdan yapay zekaya da yükleyerek aranje etmesini istedim. O kadar güzel şeyler yaptı ki gerçekten şaşkınlığım yarım saat geçmemiştir. O kadar hoşuma gitti ki, kesinlikle çok beğenilir, hit olabilir ama şarkının duygusu o değildi… Ben yine benden çıkan haliyle yayınlayacağım… </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="182342" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182342" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-1024x1536.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-1068x1602.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076802.jpg 1365w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>Sonra o halini de paylaşırım mutlaka karşılaştırma yaparız Yani toparlarsam yıllarca yerli/yabancı piyasa müziğine hakim, konservatuvarda batı müziği okumuş, dünyaca ünlü bestecilerin kompozisyonlarını, form kullanımlarını, etkilerini, sonrasında bu müziklerin kimlere esin kaynağı olduğunu, günümüz müziğini, toplum algısını vs. naçizane bilen biri olarak tutacak şarkının nasıl yapılacağını bildiğimi düşünüyorum. Bunun yalnızca şarkıyla ilgili olmadığını da bilmenin yanı sıra. Bunu da kibirden söylemiyorum bu arada birçok müzisyen de bunu bilir ve başarır isterse. Fakat içimizden gelmediği halde sırf tutacağını bildiğimiz için şarkılar yapmak ve bu yüzden konserlere çıkmak; sevmediğin bir işte çalışmakla aynı. Herkes zaten sevmediği işlerden kaçmak isterken, ruhumuza iyi gelen bu tarz özel uğraşları başka şeylerle takas etmek istemiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="795" data-id="182343" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076811.jpg" alt="" class="wp-image-182343" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076811.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076811-272x300.jpg 272w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076811-696x769.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076811-380x420.jpg 380w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Son şarkınızla ilgili olarak; “Kurtar Beni” ismi ilk etapta bir yardım çağrışımı yaratıyor; ancak şarkıyı dinlediğimizde ve sizin de açıklamalarınızda daha çok teslimiyet ve farkındalık temalarının öne çıktığını görüyoruz. Bu algı ile şarkının iç dünyası arasındaki fark sizin için nasıl bir anlam taşıyor?</em></p>



<p>Aynı dediğiniz gibi. Farkındalık ve teslimiyet. Hayat işte. Sebebi yok, çözümü yok, sadece sonuçlarıyla yaşamak zorunda kaldığımız bir süreç. Hiçbirimize böyle anlatılmadı, hiç böyle hayal etmedik. Tatsız, kaotik bir maskeli balo gibi. Keşke erkenden bu konuda uyarılsaydık. Bireysel başarıların, güzel eylemlerin, insan olmanın pek de bir anlam, karşılık bulmadığı bir yerde, günün sonunda insan inşa ettiği yapının en tepesinde olsa da bunun bir önemi olmayabiliyor ya da o yapıyı balyozlarla, vinçlerle yıkabiliyorlar. Bunlara tanık oldukça ve bu kapanlardan çıkamadıkça, yatağında dizlerini karnına çekip uykusuz kaldığı gecelerde insan haliyle kurtarılmayı, tüm bunların geçmesini bekliyor. Bu kurtarıcı kişinin kendisi de olabilir. O yüzden elbette olur biter, geçer gider ben de biliyorum ama zaman zor geçiyor bazen… Farkındalık ve teslimiyet de şarkının direkt giriş sözlerinde kendini belli ediyor.<br>Dalsam okyanusun en dibine, güneş görmem sadece.<br>Çıksam dağların zirvesine, benim olmaz her şey yine de.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="506" height="294" data-id="182344" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076792.jpg" alt="" class="wp-image-182344" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076792.jpg 506w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076792-300x174.jpg 300w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" /></figure>
</figure>



<p><em>Şarkının finalindeki “Tüm dünyayı yürüdüm sandım, başladığım yere vardım” dizesi güçlü bir paradoks barındırıyor. Siz bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? İnsan başladığı yere vardığında sizce neyle karşılaşır?</em></p>



<p>Bunun çok katmanı var. Ben bu sözü ilk bestelediğimdeki anlamı daha karanlıktı. Hayatımda kıramadığım kısır döngülere ithafen yazdığım ve kime söylesem çok etkilendiğini gördüğüm bir söz. Çünkü farklı hayatlar yaşasak da hepimiz aynı hayatta yaşıyoruz. Yaşantılarımızın izleri ve duygularımız benzer. Aile dizilimlerine o kadar insan boşa gitmiyordur bu kısır döngü herkesin hayatında labirentli bir zindan. Bunu çok iyi ifade ediyor. Diğer yandan insan öz olarak doğar ve yine öze ulaşmak için çabalamalıdır. Doğumdan önce nasıl yok ise, öldükten sonra da yok olacaktır. Başlangıç son, son başlangıçtır. O süre zarfında neler yaptığının, oluşturduğun egonun hiçbir önemi olmadığının yüze çarpması olarak da yorumlanabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="518" height="288" data-id="182346" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076791.jpg" alt="" class="wp-image-182346" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076791.jpg 518w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076791-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 518px) 100vw, 518px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;“<em>Kurtar Beni”yi, daha çok tek başına yürüyen birine mi yoksa kalabalıklar içinde yalnız hisseden birine mi daha yakın görüyorsunuz?</em></p>



<p>Hayata ve insana, canlı/cansız var olan her şeye dair inceliklere sahip olan herkese yakın görürüm. Elbette herkes hak etmiyordur ama herkesin kurtarılmaya ihtiyacı var…</p>



<p><em>Müzik eğitimi, sahne deneyimi ve prodüksiyonu bir araya getirerek kendi müziğinizi üretmek sizin için ne ifade ediyor? Bağımsız bir sanatçı olarak bu yolculukta en büyük zorluk ve en büyük motivasyon kaynağınız nedir?&nbsp;</em></p>



<p>Dediğim gibi tutacak müziğin formülünü bilirim ama tercih etmiyorum. Kendi müziğimi üretmek benim duygumu dışavurumdan başka bir şey değildir. Bunu pazarlama ihtiyacı gütmem. Örneğin aşık olduysam veya bir ilişkiyi bitirmiş olmanın üstüne beste yapmışsam, nasıl ki gidip ‘’ben aşık oldum veya sevgilimden ayrıldım böyle hissediyorum..’’ diye hiç tanımadığım insanların karşına çıkıp anlatmıyorsam, şarkı olarak dışa vurduğum o duyguyu kimseye dayatmak istemiyorum. Elbette daha büyük kitlelere ulaşsın isterim, ‘benim gibi düşünen hisseden başkaları da vardır yalnız olmadığımızı biliriz’ duygusunu hissetmek çok özel ama bunun için sosyal medyada herkesin yaptığı içerikleri yapmak bana iyi hissettirmiyor. Bence bağımsız sanatçıların en çok canını sıkan şey de bu etkileşim değerlendirmesi. Yanı sıra şarkı çıkarmak oldukça maliyetli ve uzun süren bir iş. Geçen süre zarfında şarkıyla o kadar çok haşır neşir olmak zorunda kalıyorsunuz ki duygusu yitip gidebiliyor, sıradanlaşabiliyor, siz de değişmiş olabiliyorsunuz. Müzisyen bunlarla boğuşurken çevresindeki insanların şarkı çıkarınca hemen ünlü olacağı, bir şeyler olacağı beklentisi de ayrıca darlamıyor değil, sevip saydığın insanların yine senin iyiliğin için o gün popüler olan ne varsa seni ona yönlendirmeye çalışmaları, o konuşmaları idare etmek zorunda kalmak veya duygularını dile getirmişsin ve bu herkesin erişebileceği bir ortamda artık, çıplaklığını ortaya koymuşsun gibi…  Sürekli bir mahcup hissetme hali olabiliyor. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="511" data-id="182351" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813.jpg" alt="" class="wp-image-182351" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813-300x213.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813-696x494.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076813-592x420.jpg 592w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Birde takıldığım bir şey var ki umarım kimse bana kızmaz, saçma da gelebilir ama ben no-name bir müzisyen şarkı çıkardığında, çevresinin platformlarda ‘’yolu açık olsun, çok dinlensin’’ gibi yorumlar yapmasının kötü etkilediğini düşünüyorum. Mesela Mabel Matiz, Edis gibi sanatçılar şarkı çıkardığında altına ‘’ yolu açık olsun, bol dinlensin, başarıların devamını dilerim’’ gibi şeyler yazılıyor mu, hayır. Oysa Edis’in de, Mabel’in de yollarının açık olmasına ihtiyacı yok mu? <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bu güzel dilekler müzisyene söylensin tabi ama platformlarda yazılması onu no-name, amatör kılmaya devam ediyor bence. Sonuçta no-name de olsa bir artist marketing yapılmaya çalışılıyor ve bu yorumlar, insanlar farkında olmadan iyi niyetli yapıyor olsa da bence o görüntüyü bozarak zarar veriyor. Sanatçı, sanatçı olana kadar toplumla mücadele halindedir aslında. Toparlayıp tekrar soruya dönersem, motivasyonum yok desem yeridir. Dediğim gibi çok zor şarkı çıkarıyorum, hep erteliyorum ama bir yerden sonra patlıyor o şarkı artık çıkıp kendi yayınlanıyor adeta. Yaptıktan sonra da kendimi iyi hissediyorum. Bu kadar. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="182347" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-182347" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076803.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“<em>Kurtar Beni”den sonra dinleyicileri neler bekliyor? Albüm planınız var mı, yoksa single’larla mı devam etmeyi düşünüyorsunuz?</em></p>



<p>Albüm diye bir şey kalmadı sanırım. Her şarkımın farklı tarzda olduğuna dair eleştiriler alsam da Anı Defteri adlı şarkımdan itibaren Kurtar Beni ve bestelediğim fakat henüz yayınlamadığım birkaç şarkıyı EP albüm gibi birbirine iliştirmeyi düşünüyordum. Onlar aynı duygunun devam filmi gibi çünkü. Hatta Anı Defteri adlı şarkımın klibinde özellikle Kurtar Beni’nin şarkı sözlerini yazdığım kağıdı da göstermiştim. Biraz daha gaza basacağım artık, belki 1-2 akustik parça ve sonrasında önümüz yaz, yine 2020’de bestelediğim dinleyen herkesin çok sevdiği ‘bunu yayınlasan harika olur’ dediği eğlenceli bir şarkım var. İlk eğlenceli şarkım olacak hatta yazın onu yayınlamayı düşünüyorum. Sonrasında da ara ara dertlerimi düşüncelerimi paylaşmaya devam ederim eşlik edenlerle <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076819.mp4"></video></figure>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Aklımda bir şeyler yok değil ama… <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/263a.png" alt="☺" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bir yazı okumuştum çok eskiden umarım yanlış hatırlamıyorumdur, ana fikri şuydu: ‘’Geçmişe gidilip Hitler’in doğumu engellense, başka bir Hitler doğacak ve tüm bunlar yine yaşanacaktı.’’ Pişmanlıklarımız var mıdır, vardır, daha başka olabilir miydi, belki. Ama tüm bunlar bilinmezlik. Şuanda sahip olduğumuz şey en iyisidir diye düşünüyorum o yüzden hiçbir şeyi değiştirmezdim.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076804.mp4" length="24084131" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000076819.mp4" length="2028137" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ/ Tunç ÖZSÖYLER/ Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/25/%f0%9f%8e%a5-soylesi-tunc-ozsoyler-muzisyen-sev/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Özsöyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180546</guid>

					<description><![CDATA[SÖYLEŞİ/Tunç ÖZSÖYLER/Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;&#8220;Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.&#8221; Tunç Özsöyler, yeni şarkısı Sev ile aşkın yıpratıcı ama kopulamayan tarafını yalın ve içten bir dille anlatıyor. Bağımsız üretim anlayışıyla şarkılarını “demlendirerek” yayımlayan sanatçıyla, müziğe bakışını ve yeni çalışmalarını konuştuk.  Son çalışmanız &#8220;Sev&#8220;, aşkın yıkıcı ve acıtan yönlerini çok yalın bir dille ele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>SÖYLEŞİ/Tunç ÖZSÖYLER/Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;<br>&#8220;<strong>Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.&#8221;</strong></p>



<p><em>Tunç Özsöyler, yeni şarkısı Sev ile aşkın yıpratıcı ama kopulamayan tarafını yalın ve içten bir dille anlatıyor. Bağımsız üretim anlayışıyla şarkılarını “demlendirerek” yayımlayan sanatçıyla, müziğe bakışını ve yeni çalışmalarını konuştuk. </em></p>



<p><em>Son çalışmanız &#8220;<strong>Sev</strong>&#8220;, aşkın yıkıcı ve acıtan yönlerini çok yalın bir dille ele alıyor. Dramatize etmeden bu kadar yoğun bir iç gerilimi yansıtmayı nasıl başardınız?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064951.mp4"></video></figure>



<p>“Yıkım” kelimesini özellikle doğru buldum. Böyle anlarda çok edebî düşünmeye fırsat olmuyor aslında. İçinizde ne varsa o dökülüyor. Bir noktada çaresizliğe doymuşluk hissi geliyor ve beyin kompozisyona takılmadan, söylenmesi gerekenleri adeta bir not defterine aktarıyor gibi yazıyor.</p>



<p><strong>Şarkıda ilişkilerin tüketen ama koparılamayan bir çekim alanı hissediliyor. &#8220;Sev&#8221; kelimesi sizin için bir emir kipi mi, yoksa bir kabulleniş mi?</strong></p>



<p>Benim için daha çok özveriyi temsil ediyor. Ama yanında imkânsız bir tatmin duygusu da “bonus” gibi geliyor. Eğer dinleyici bunu bir emir kipi gibi algılıyorsa, sanırım şarkı yazılırken hedeflediğim etkiye ulaşmış demektir.</p>



<p><em>2000’li yılların başında Erhan Güleryüz prodüktörlüğünde &#8220;Antalya&#8221; ile geniş bir kitleye ulaşmıştınız. Bugün ise daha bağımsız bir üretim modelindesiniz. Bu dönüşüm sanatınızı nasıl etkiledi; daha özgürüm diyebiliyor musunuz?</em></p>



<p>Kesinlikle daha özgürüm. Ama aynı zamanda biraz daha tembel ve müşkülpesent olduğumu da söyleyebilirim. Acele yok, bohemlik bol. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="786" height="1024" data-id="180553" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-786x1024.jpg" alt="" class="wp-image-180553" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-786x1024.jpg 786w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-230x300.jpg 230w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-768x1001.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-696x907.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-322x420.jpg 322w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989.jpg 896w" sizes="(max-width: 786px) 100vw, 786px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<em>Müziği kendim için yapıyorum&#8221; demişsiniz bir röportajınızda. Bu felsefe şarkılarınızı nasıl şekillendiriyor ve dinleyici beklentilerinden bağımsız kalmayı nasıl başarıyorsunuz?</em></p>



<p>Kendimi tatmin etmek, dinleyiciyi tatmin etmekten daha zor. Kendime karşı oldukça acımasızım; gerekirse projeleri çöpe atarım. İlginçtir, çoğu zaman bunlar daha geniş kitlelere ulaşabilecek işler olur. Ama bana uymuyorsa, benim yöntemimle ilerlemiyorsa, o iş benim için bitmiştir. Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.</p>



<p><em>Şarkılarınızı &#8220;demlendirerek&#8221; yayımladığınızı söylüyorsunuz. Bir şarkının “olduğuna” ve dinleyiciyle buluşmaya hazır olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?</em></p>



<p>Demoyu yaptıktan sonra şarkıyı neredeyse bir daha duymak istemeyeceğim noktaya kadar dinliyorum. Sonra ara veriyorum. Ardından tekrar dinleyip değişiklikler yapıyorum. Bu süreç birkaç kez tekrarlanıyor. Bir noktadan sonra şarkı neredeyse bir “anomaliye” dönüşüyor gibi oluyor. İşte o zaman “tamam, artık yeter” deyip bırakıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="480" data-id="180549" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993.jpg" alt="" class="wp-image-180549" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993.jpg 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>
</figure>



<p><em>Dijitalleşen müzik dünyasında On Air Music Co. gibi platformların bağımsız müzisyenler için bir “nefes” olduğunu söylemiştiniz. Sizce bağımsız bir müzisyen için bugün en büyük engel nedir?</em></p>



<p>Platformlarda görünürlük sorunu ve bar sahnesi kültürünün çöküşü. Bu iki mekanizma sağlıklı çalışsa, çok iyi müzisyenlerin çok daha üretken ve görünür olacağını düşünüyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="783" height="1024" data-id="180550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-783x1024.png" alt="" class="wp-image-180550" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-783x1024.png 783w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-229x300.png 229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-768x1005.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-1174x1536.png 1174w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-696x911.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-1068x1398.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-321x420.png 321w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992.png 1400w" sizes="(max-width: 783px) 100vw, 783px" /></figure>
</figure>



<p><em>Gelecek projeleriniz hakkında ipucu verebilir misiniz? Yeni şarkılar, albüm veya işbirlikleri var mı?</em></p>



<p>Yaklaşık altı şarkı hazır sayılır. Gerçi “hazır” dediğime bakmayın, çoğu hâlâ değişmeye devam ediyor. İki tanesi artık anomali seviyesine ulaştı. Onlar yakında gelir.</p>



<p><em>Tunç Özsöyler kendini en iyi hangi üç kelimeyle anlatır?</em></p>



<p>Sosyal, geek ve “textbook” peşinde koşan biri.</p>



<p><em>Klasik bir soruyla bitirelim: Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Bankada ciddi miktarda para olmasını isterdim. Dünya barışı kısmı beni pek ilgilendirmiyor. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064951.mp4" length="13019061" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>🎥Söyleşi/ İrem DENİZ/Müzisyen /POP/ Eğitmen/ Türk Halk Müziği&#8217;nden Pop Müzik&#8217;e Uzanan Bir Yolcu…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/11/%f0%9f%8e%a5soylesi-irem-deniz-muzisyen-pop-egitmen-turk-halk-muziginden-pop-muzike-uzanan-bir-yolcu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180039</guid>

					<description><![CDATA[İzmirli müzisyen İrem Deniz, duygusal derinliğiyle dikkat çeken yeni şarkısı “Unutmamaya” ile dinleyicisinin karşısında. Sahnedeki güçlü yorumu ve bağımsız müzik yolculuğundaki kararlılığıyla öne çıkan Deniz ile bu özel şarkının hikâyesini ve müzik serüvenini konuştuk. Türk Halk Müziği kökeninden pop müziğe uzanan yolculuğunuzda, sizi siz yapan özü korumak zor mu oldu? Türk Halk Müziği benim için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İzmirli müzisyen İrem Deniz, duygusal derinliğiyle dikkat çeken yeni şarkısı “Unutmamaya” ile dinleyicisinin karşısında. Sahnedeki güçlü yorumu ve bağımsız müzik yolculuğundaki kararlılığıyla öne çıkan Deniz ile bu özel şarkının hikâyesini ve müzik serüvenini konuştuk.</strong></p>



<p><em>Türk Halk Müziği kökeninden pop müziğe uzanan yolculuğunuzda, sizi siz yapan özü korumak zor mu oldu?</em></p>



<p>Türk Halk Müziği benim için sadece bir başlangıç noktası değil; hâlâ beslendiğim çok güçlü bir damar. Pop müziğe uzanan bu yolculukta özümü korumak zor olmadı. Çünkü söylediğim her şarkıda kendi hikâyemi, kendi duygumu taşıyorum. Türler değişse de samimiyet değişmiyor. Benim için önemli olan da tam olarak bu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="512" height="341" data-id="180040" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853.jpg" alt="" class="wp-image-180040" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853.jpg 512w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<strong>Unutmamaya&#8221; şarkısını ilk dinlediğinizde &#8220;Bu şarkı benim&#8221; dediğinizi belirtmiştiniz. Şarkının sözleri ve melodisi sizi en çok hangi duygusal açıdan etkiledi? Günümüz ilişkilerindeki sessiz yanma&#8221; halini nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>



<p>“<strong>Unutmamaya</strong>”yı ilk dinlediğimde, şarkının sakin ama derin bir acıyı anlatma biçimi beni çok etkiledi. Sözleri ve melodisi, günümüz ilişkilerinde sıkça yaşadığımız o “sessiz yanma” hâlini çok gerçek bir yerden yakalıyor. Konuşulmayan, içe atılan duyguların zamanla insanın içinde büyümesini ve ağırlaşmasını çok iyi anlatıyor.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/Irem-DENIZ.webm"></video></figure>



<p><em>Hayat felsefenizi tek bir cümleyle özetleyecek olsanız bu ne olurdu. Bu sorudan hareketle sizi tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>“Kalbimi susturmadan, korkmadan yürümek.”</p>



<p>Bu cümle beni hem hayatta hem müzikte en iyi anlatan bir özet. Hissettiğim şeyi bastırmadan, içimden geldiği gibi yol almaya çalışıyorum. Çünkü ancak böyle olduğumda hem kendime hem dinleyiciye gerçekten dürüst kalabiliyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="550" height="960" data-id="180041" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854.jpg" alt="" class="wp-image-180041" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854.jpg 550w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854-172x300.jpg 172w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854-241x420.jpg 241w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></figure>
</figure>



<p><em>Dinleyicilere &#8220;Unutmamaya&#8221; şarkısı üzerinden vermek istediğiniz temel mesaj nedir? Unutmadan yaşamak sizin için ne anlama geliyor?</em></p>



<p>“Unutmamaya” ile dinleyiciye hatırlatmak istediğim şey, unutmadan da yaşanabileceği. Unutmamak, geçmişte takılı kalmak değil; yaşananları kabul edip onlarla birlikte büyümek demek. Bu şarkı benim için tam olarak bunu anlatıyor.</p>



<p><em>Müzik yolculuğunuzu bağımsız olarak sürdürme kararınız cesur bir adım. Bu özgürlük size ne kazandırıyor, neyi göze almayı gerektiriyor?</em></p>



<p>Müzik yolculuğumu bağımsız sürdürmek bana büyük bir özgürlük alanı açtı. Kendi kararlarımı alıyor, kendi sesime güveniyorum. Elbette bu yol daha fazla sorumluluk ve belirsizlik de getiriyor ama kendim gibi üretmenin verdiği huzur her şeye değiyor.</p>



<p><em>Öğretmenlik gibi güçlü bir sorumlulukla sahnede olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Bu iki kimlik birbirini nasıl besliyor?</em></p>



<p>Öğretmenlik bana sabrı, dinlemeyi ve anlamayı öğretiyor. Sahne ise kendimi en açık ve en dürüst hâlimle ifade edebildiğim yer. Bu iki kimlik birbirini besliyor; biri beni hayata karşı dengede tutarken, diğeri içimdeki cesareti güçlendiriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="376" height="512" data-id="180042" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855.jpg" alt="" class="wp-image-180042" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855.jpg 376w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855-220x300.jpg 220w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855-308x420.jpg 308w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sahne sizin için “en özgür hissettiğiniz yer” diyorsunuz. Özgürlük sahnede mi başlıyor, yoksa sahneye gelene kadar mı inşa ediliyor?</em></p>



<p>Sahne benim için en özgür hissettiğim yer ama o özgürlük aslında sahnede başlamıyor. Sahneye gelene kadar yaptığım seçimler, kendimle kurduğum bağ ve cesaretim o özgürlüğü inşa ediyor. Sahne ise sadece bunun görünür hâli.</p>



<p>“<em>Unutmadan yaşamayı hatırlatan” bu şarkının ardından, dinleyiciyi nasıl bir müzikal yolculuk bekliyor?</em></p>



<p>“Unutmamaya”nın ardından dinleyiciyi, duygudan kaçmayan, daha samimi ve hikâyesi olan bir müzikal yolculuk bekliyor. Hatırlamaktan korkmayan, kalpten gelen şarkılar…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="538" height="960" data-id="180043" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856.jpg" alt="" class="wp-image-180043" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856.jpg 538w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856-168x300.jpg 168w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856-235x420.jpg 235w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sihirli bir değneğim olsaydı, insanların önce kendilerine karşı daha dürüst olmasını isterdim. Çünkü gerçek değişim de, iyileşme de insanın kendine dürüst olmasıyla başlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/Irem-DENIZ.webm" length="25501352" type="video/webm" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Oğuzhan ÇAKIR/ Eğitmen / Yazar/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/23/soylesi-oguzhan-cakir-egitmen-yazar-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuzhan ÇAKIR]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178454</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir&#8221; Bazı hikâyeler yaş gözetmez; hem çocuğa masal olur hem yetişkine ayna. Oğuzhan Çakır’ın Bilge Ağaç Hikâyeleri tam da bu sınırda duruyor. Doğanın diliyle konuşan, kalbi merkeze alan bu kitap üzerinden; unutulan ışığı, hayret duygusunu ve iç sesimizi dinlemenin anlamını konuştuk. Kitabınız “Bilge Ağaç Hikâyeleri” çocuklara masal, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir&#8221;</strong></p>



<p><em>Bazı hikâyeler yaş gözetmez; hem çocuğa masal olur hem yetişkine ayna. Oğuzhan Çakır’ın Bilge Ağaç Hikâyeleri tam da bu sınırda duruyor. Doğanın diliyle konuşan, kalbi merkeze alan bu kitap üzerinden; unutulan ışığı, hayret duygusunu ve iç sesimizi dinlemenin anlamını konuştuk.</em></p>



<p> <em>Kitabınız “<strong>Bilge Ağaç Hikâyeleri</strong>” çocuklara masal, yetişkinlere bilgelik fısıltısı sunuyor. Bu bilinçli bir tercih miydi?</em></p>



<p>&nbsp;Kesinlikle. Yazmak benim için sadece kâğıdı kalemle buluşturmak değil; bir çocuğun saf hayretini bir yetişkinin unuttuğu ışıkla aynı noktada buluşturma çabasıdır. Hikâyelerimdeki Bilge Ağaç, köklerini unuttuğumuz geçmişe, dallarını ise aradığımız geleceğe uzatır. Bu bilinçli bir tercih; çünkü kalbin ve ruhun dili, kelimelerden önce gelir. Bu sayfalarda anlatılanlar yalnızca çocuklara değil, içindeki çocuğu unutmayan herkese bir hatırlayış yolculuğu sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="750" data-id="178455" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682.png" alt="" class="wp-image-178455" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682.png 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682-200x300.png 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682-280x420.png 280w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<em>Cevap dışarıda değil, kalbindedir&#8221; mottosu kitabın merkezinde yer alıyor. Günümüzün dış uyaranlarla dolu dünyasında, kendi kalplerimize bakmayı öğretmek için edebiyat nasıl bir köprü kurabilir?</em></p>



<p>&#8220;Edebiyat, dış dünyanın yüksek sesli gürültüsünü susturup insanın kendi içindeki o sessiz ormana girmesini sağlayan en güvenli rehberdir. Modern hayat, bizi cevapları hep dışarıda, maddede ve başkalarının onayında aramaya zorlayarak aslında bizi özümüze yabancılaştırıyor. Oysa edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="178456" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-178456" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1536x1153.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1068x802.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670.jpg 1599w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bilge Ağaç’ın fısıltıları, aslında dışarıdan gelen öğütler değil, okuyucunun kendi kalbinde yankılanan o unuttuğu sestir. Edebiyat burada bir köprüdür; çünkü kurgunun ve masalın yumuşak dili sayesinde insan, kendi gerçeğiyle savunmasızca yüzleşebilir. Fark ediyoruz ki asıl yolculuk dışarıda atılan kilometreler değil, insanın kendi kalbinin içine doğru attığı o cesur adımlardır. Kelimeler sustuğunda ve kitap kapandığında geriye kalan o derin anlam, bizi asıl gerçeğimize ve kendi ışığımıza ulaştıran en sağlam köprüdür.&#8221;</p>



<p><em>Kitabınızda kurt, turna, ceylan ve ateş böceği gibi semboller üzerinden insani duyguları işliyorsunuz. Neden doğayı ve hayvanları birer &#8220;ayna&#8221; olarak seçtiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1014" data-id="178457" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1024x1014.jpg" alt="" class="wp-image-178457" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1024x1014.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-768x760.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-696x689.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1068x1057.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-424x420.jpg 424w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676.jpg 1178w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Kitabımda doğayı ve hayvanları birer &#8220;ayna&#8221; olarak seçmemin temel nedeni, doğanın insanın kendisine karşı dürüst olabildiği en saf yer olmasıdır. İnsan modern hayatın içinde kendi duygularına yabancılaşır; ancak bir sembolün hikâyesinde gördüğümüz şey aslında bize &#8220;yabancı&#8221; değildir; o bizim içimizdeki bir duygunun masalsı gölgesidir.</p>



<p>Sorduğunuz özel semboller üzerinden bu &#8220;ayna&#8221; olma durumunu şöyle açıklayabilirim:</p>



<p><strong>Kurt</strong>: Sürüsünü kaybetmiş bir kurt üzerinden yalnızlık ve aidiyet duygusunu işledim. Kurt, aslında &#8220;gerçek sürünün&#8221; kan bağıyla değil, gönül bağıyla kurulduğunu anlamamızı sağlayan bir aynadır.</p>



<p><strong>Turna</strong>: Dansını unutan turna aracılığıyla, insanın yetenekleri veya dış görünüşüyle değil, özüyle var olduğunu anlattım. Turna, başkaları için değil, kendi içindeki ışık için dans etmeyi hatırlatan bir yansımadır.</p>



<p><strong>Ateş Böceği</strong>: Işığını kaybetmiş bir ateş böceği, yorgun düşen ve umudunu yitiren insanı simgeler. O, fırtınaların ışığı söndürebileceğini ama kalpteki kıvılcımı asla yok edemeyeceğini gösteren bir aynadır.</p>



<p>Doğayı bir ayna olarak seçtim çünkü bazen kendi kalbimize doğrudan bakmak bizi korkutur; oysa bir masal kahramanının üzerinden kendimize baktığımızda, anlatılanın aslında &#8220;bize bizi anlattığını&#8221; daha net fark ederiz. Doğa, bizi bize en yalın halimizle geri yansıtır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="178458" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178458" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Oğuzhan Çakır’ın başucunda hangi kitaplar var? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>&nbsp;1983 yılında <strong>Malatya’da</strong> doğdum. Babamın devlet memuru olması sebebiyle çocukluğum ve eğitim hayatım şehir şehir gezerek geçti. Bu &#8216;yolculuk&#8217; hali, bana farklı insan hikâyelerine dokunma ve dünyayı geniş bir perspektiften izleme şansı verdi. Akademik yolculuğumu ise bu çeşitliliği anlamlandırmak üzerine kurdum; Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Okul Öncesi Öğretmenliği okudum, ardından Sosyoloji lisansımı tamamladım. Adalet, Sosyal Hizmetler ve İşletme (Yüksek Lisans) alanlarındaki eğitimlerimle bu birikimi pekiştirdim. 18 yıldır eğitimin her kademesinde görev yapan bir eğitimci ve yöneticiyim.</p>



<p>Başucumdaki kitaplar ise benim ruhumun haritası gibidir. <strong>Küçük Prens’in</strong> saflığı, <strong>Küçük Kara Balık’ın</strong> cesareti, <strong>Martı</strong> Jonathan Livingston’ın özgürlük arayışı ve <strong>Momo’nun</strong> zamanı kalbiyle dinleyişi her zaman rehberim olmuştur. Büyük Panda ve Küçük Ejderha’nın naif dostluğu ile Andersen Masalları’nın kadim bilgeliği kelimelerime yön verir. Şiir ise nefes almak gibidir; <strong>Nazım Hikmet, Turgut Uyar, Cemal Süreya</strong> ve <strong>Özdemir Asaf</strong> her zaman yanımdadır. Özellikle bütün şiirlerini düzenleme şerefine eriştiğim Orhan Veli’nin o sade ama derin dünyası benim için çok değerlidir. Kısacası ben; şehirleri ve kitapları birbirine ekleyerek büyüyen, hikâyelerinde bir çocuğun hayretini canlı tutmaya çalışan bir kelime işçisiyim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1015" data-id="178459" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1024x1015.jpg" alt="" class="wp-image-178459" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1024x1015.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-768x761.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-696x690.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1068x1059.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-424x420.jpg 424w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680.jpg 1178w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>18 <strong>yıllık bir eğitimci olarak, bugünün çocuklarının &#8220;hayret duygusunu&#8221; en çok neyin körelttiğini gözlemliyorsunuz?&nbsp;</strong></p>



<p>Kendi çocukluğumda babamın görevi vesilesiyle sürekli yer değiştirirken, her yeni şehir benim için yeni bir keşif ve &#8216;hayret&#8217; vesilesiydi. Bugün ise çocukların en büyük düşmanının &#8216;kıyas ve hız&#8217; olduğunu gözlemliyorum. Modern dünya, çocuklara durup bir ağaca bakacak vakit bırakmıyor. &#8216;Kıyas, gerçeği gölgeler&#8217; derken tam olarak bunu kastediyorum. Eğitimcilik deneyimim bana şunu öğretti: Bir çocuğun elinden tutup onu koşturmak değil, onun kendi içindeki &#8216;Bilge Ağaç&#8217;ın sesini duyabileceği o yavaş ve huzurlu alanı ona sunmak, hayreti korumanın tek yoludur.</p>



<p><em>Söyleşilerinizde bu kitabın sadece çocuklara değil, &#8220;içindeki çocuğu unutmayanlara&#8221; olduğunu vurguluyorsunuz. Sizce bir yetişkin, içindeki o çocuğu kaybettiğinde neleri kaybeder?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="724" height="1024" data-id="178460" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-724x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178460" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-724x1024.jpg 724w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-768x1086.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-1087x1536.jpg 1087w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-696x984.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-1068x1510.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-297x420.jpg 297w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675.jpg 1132w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></figure>
</figure>



<p>Dünyayı bir çocuğun kalbiyle görme yetisini ve ruhunun en doğal şifa kaynağını kaybeder. Yetişkinler çoğu zaman içlerindeki ışığın söndüğüne inanır; oysa o ışık sadece unuttuğumuz bir köşede hatırlanmayı bekler. İçindeki çocuğu yitiren biri, bir ağacın fısıltısını duyamaz, bir rüzgârın ninnisiyle dinlenemez. O çocuğu canlı tutmak, hayata sadece mantıkla değil, gönül gözüyle de bakabilmektir.</p>



<p>&#8220;<em>Yazmak, bir çocuğun hayretini ve bir yetişkinin unuttuğu ışığı aynı anda hatırlatmaktır&#8221; diyorsunuz. Modern dünya bu &#8220;ışığı&#8221; bize nasıl unutturdu ve siz yazarken o ışığı kendi içinizde nasıl canlı tutuyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="731" height="1024" data-id="178461" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-731x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178461" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-731x1024.jpg 731w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-214x300.jpg 214w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-768x1076.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-1096x1536.jpg 1096w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-696x975.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-1068x1496.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-300x420.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674.jpg 1142w" sizes="(max-width: 731px) 100vw, 731px" /></figure>
</figure>



<p>Modern dünya, bizi zorluklarla çabalamak yerine &#8220;konforlu bir uyuşukluğa&#8221; ve bahanelerin ardına gizlenmeye alıştırdı. Tıpkı bir yarayı sarmak yerine onu görmezden gelmeyi &#8220;iyileşmek&#8221; sanıyoruz. Ben yazarken; akademik yoğunluk ve yöneticilik temposunun içinde, bir çocuk gibi oyun oynamayı ve bir bilge gibi suskun kalabilmeyi tercih ederek o ışığı parlatıyorum. Yazmak benim için bir hatırlayış eylemidir.</p>



<p><em>Bilge Ağaç Hikâyeleri&#8217;nden sonra okurlarınızı hangi yeni yolculuklar bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="714" height="1024" data-id="178462" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-714x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178462" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-714x1024.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-209x300.jpg 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-768x1101.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-1071x1536.jpg 1071w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-696x998.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-1068x1531.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-293x420.jpg 293w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673.jpg 1116w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /></figure>
</figure>



<p>Dostluğun kan bağıyla değil gönül bağıyla kurulduğu, zıtlıkların uyum içinde birleştiği yeni patikalar yolda. Kalbin o hiç sönmeyen ışığına doğru yapılan bu yolculuk aslında hiç bitmeyecek; çünkü her yeni hikâye, okurun kendisine atacağı cesur bir adımdır. Tıpkı küllerinden doğan bir ateş böceği veya sürüsünü gönül bağıyla bulan bir kurt gibi, okurlarımı yine kendi iç seslerini keşfedecekleri, &#8216;ışığın aslında hiç kaybolmadığını&#8217; fısıldayan masalsı ve bilgece yeni duraklar bekliyor. Biz bu yolculukta sadece rehberiz; asıl adımlar okurun kendi kalbinin içinde atılmaya devam edecek</p>



<p><em>Son olarak… Elinizde bir değnek olsaydı, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="1024" data-id="178464" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-687x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178464" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-687x1024.jpg 687w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-768x1144.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-1031x1536.jpg 1031w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-696x1037.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-1068x1591.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-282x420.jpg 282w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1.jpg 1074w" sizes="(max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>
</figure>



<p>Elimde sihirli bir değnek olsaydı, insanların birbirine merhamet ve sevgiyle bakabilmelerini sağlardım. Herkesin dünyaya bir çocuğun kirlenmemiş masumiyetiyle bakabildiği bir hayatı mümkün kılmak isterdim; çünkü inanıyorum ki o çocuksu saflığın olduğu yerde savaşlar durur, kötülükler silinir ve dünya bugünkü yorgun halinden sıyrılıp bambaşka bir bahara uyanırdı. Güvenin ve gönül bağının tüm sınırların, mesafelerin ve bahanelerin önüne geçtiği, merhametin rehberliğinde şekillenen bir dünya için bu değneği kullanırdım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥SÖYLEŞİ /Deniss/ Müzisyen</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/03/%f0%9f%8e%a5soylesi-deniss-muzisyen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Deniss]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177677</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak.&#8221; Suskunluğun sesini duyan bir yerden geliyor Deniss. Cevaplardan çok sorulara, anlatıdan çok izlere inanıyor. Deniss’le; tanımlardan kaçan ruh hâlini, müziğinde neden cevaplardan çok izler bıraktığını, kayıpların ve kırılganlığın şarkılara nasıl dönüştüğünü ve önümüzdeki dönemde bizi nasıl bir yolculuğun beklediğini konuştuk. İyi  okumalar… Seni uzun süredir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak.&#8221;</strong></p>



<p><em>Suskunluğun sesini duyan bir yerden geliyor Deniss. Cevaplardan çok sorulara, anlatıdan çok izlere inanıyor. Deniss’le; tanımlardan kaçan ruh hâlini, müziğinde neden cevaplardan çok izler bıraktığını, kayıpların ve kırılganlığın şarkılara nasıl dönüştüğünü ve önümüzdeki dönemde bizi nasıl bir yolculuğun beklediğini konuştuk. İyi  okumalar…</em></p>



<p><em>Seni uzun süredir takip edenler var ama “Sorular” ile yeni tanıyanlar da oldu. Deniss kimdir? Kendini müzikal ve ruhsal anlamda nasıl tanımlarsın?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Deniss - Sorular (Official Video)" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/6sYUBseoids?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Youtube&#8217;den İzle </strong></p>



<p>Deniss, daha çok gecede yaşayan bir hâl diyebilirim. İnsanların söyleyemediği cümleleri biriktiren, suskunlukların arasından ses çıkaran biri. Müzikal olarak açıklamaktan çok hissettirmeyi tercih ediyorum; çünkü bazı duygular anlatıldığında zayıflıyor. Ruhsal olarak ise net tanımların dışında kalmayı seviyorum. Kendimi tek bir yere, tek bir duyguya ya da tek bir hâle ait hissetmiyorum.Müziğim, cevaptan çok iz bırakmakla ilgili. Dinleyen herkesin zihninde küçük bir boşluk doldurma oluşsun istiyorum; tamamlanmamış bir cümle gibi. Çünkü ben hâlâ kendimi tanımlamıyorum, kendimi dinliyorum. Deniss de tam olarak bu: Söylenenlerden çok, söylenmeyenlerin içinde dolaşan bir ses..</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="177678" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177678" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p> “<em>Sorular”ı tanımlarken, “Cevapsız bir sevdanın sessiz ağıtı” diyorsunuz. Bu şarkı tutulmamış ellerden ve söylenmemiş sözlerden mi doğdu? Gerçek bir hikâye mi, yoksa ortak duygular mı?</em></p>



<p>“Sorular” tek bir anın ya da tek bir kişinin hikâyesi değil. Daha çok yarım kalmış duyguların bıraktığı izlerden oluştu. Tutulmamış eller, söylenememiş cümleler… Hepsi var ama hiçbiri net değil. Çünkü bu şarkı, hatırlamaktan çok hissetmekle ilgili.Gerçek mi diye sorulduğunda şunu söyleyebilirim: Yaşanmış olanla yaşanamamış olan arasındaki o ince çizgide duruyor. Bazen bir an gerçekten yaşanır, bazen sadece ihtimali insanın içinde kalır. “Sorular” tam da o belirsizlikten doğdu.Bu yüzden dinleyen herkes kendine ait bir şey buluyor. Şarkı bir hikâye anlatmıyor; bir boşluk bırakıyor. O boşluğu neyle dolduracağınız size kalmış. Ben sadece o sessizliği duyulur hâle getirdim.</p>



<p> “<em>Bazı hikâyelerin sonu yazılmaz, sadece yaşanır” sözünüzü düşündüğümüzde… “Sorular”ı dinleyenler kendi cevapsız anılarını mı dolduruyor boşluklara? Amacı cevap vermek mi, yoksa daha fazla soru sormak mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="990" height="1024" data-id="177679" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-990x1024.png" alt="" class="wp-image-177679" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-990x1024.png 990w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-290x300.png 290w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-768x794.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-696x720.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-406x420.png 406w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346.png 1025w" sizes="(max-width: 990px) 100vw, 990px" /></figure>
</figure>



<p>Ben hiçbir zaman cevap veren bir şarkıcı olmadım. <strong><em>Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak</em></strong>. “Sorular”, dinleyene bir hikâye anlatmıyor; dinleyenin kendi hikâyesini hatırlatıyor. Şarkı bir kapı açıyor ama içeri kim giriyorsa kendi geçmişiyle giriyor. Cevap vermek değil, herkesin içinde kalmış o sessiz soruları duyulur hâle getirmek istedim.</p>



<p><em>Müziğinizde varoluşun kırılganlığı ve kayıpların ağırlığı önemli bir yer tutuyor. Bu temaları besleyen şairler, yazarlar veya sanatçılar kimler?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-37 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="866" data-id="177680" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350.jpg" alt="" class="wp-image-177680" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-696x838.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-349x420.jpg 349w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Beni en çok etkileyenler; Attila İlhan’ın hüzünlü şehirleri, Turgut Uyar’ın içe dönük isyanı, Didem Madak’ın kırılgan cesareti. Dünya tarafında ise Jeff Buckley, Damien Rice ve Fink gibi duyguyu süslemeyen ama derinleştiren isimler var. Onların müziğinde de bir tür “varoluş sızıntısı” vardır; ben o damarı çok hissediyorum. Ayrıca Anadolu’nun kadim ezgileri, özellikle ağıt geleneği ve sözlü anlatım kültürü de beni derinden besliyor. Bir melodinin sadece kulağa değil, insanın göğsüne çarpması gerektiğine inanıyorum. O yüzden müziğimde bazen bir suskunluk, bazen yarım bırakılmış bir cümle, bazen de bilinçli bir boşluk duyulur. Çünkü hayat da çoğu zaman böyle ilerliyor: tamamlanmadan, kapanmadan.</p>



<p><em>Müzik yolculuğun 2019’daki “Şizofren” ile profesyonel ivme kazandı. Beş yıl sonra “Sorular”la geri dönmek nasıl bir his?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Deniss / Şizofren" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/CKIEPDbrE3A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>YouTube&#8217;da İzle</strong></p>



<p>Şizofren” benim için bir çıkıştan çok bir yüzleşmeydi. O dönem daha parçalı, daha dağınık ama bir o kadar da cesurdum. Kendimle, duygularımla ve dünyayla kavga ettiğim bir zaman dilimiydi. Şarkıyı yazarken de yayımlarken de çok düşünmedim; içimden ne geçiyorsa olduğu gibi aktı. Belki de bu yüzden insanlar kendilerinden bir parça buldu.Beş yıl sonra “Sorular”la gelmek, aslında aynı hikâyenin başka bir sayfasını açmak gibi. Bu sefer bağıran değil, susarak anlatan bir Deniss var. Zaman insana şunu öğretiyor: Her duygunun bir adı yok, her acının da bir tepkisi olmak zorunda değil. “Sorular”, o sessiz kabulleniş hâlinden doğdu.Bu beş yıl boyunca sahneden, üretimden ve görünür olmaktan bilinçli olarak uzak kaldım. Yaşadım, kaybettim, yeniden başladım. Doğada çok vakit geçirdim, insanları izledim, kendimden kaçtım, kendime döndüm. Tüm bunlar müziğimin dilini de değiştirdi. Artık daha az şey söylüyor ama söylediğim her kelimenin ağırlığını daha çok hissediyorum.“Geri dönüş” kelimesini sevmiyorum; çünkü ben hiçbir zaman müziği bırakmadım. Sadece içimde demlenmesine izin verdim. “Sorular” bu yüzden aceleyle yapılmış bir iş değil; zamana yayılmış, sindirilmiş bir duygunun sonucu. Ve açıkçası, bugün hissettiğim şey bir başarı heyecanından çok, doğru zamanda doğru şarkıyı söylemiş olmanın huzuru.</p>



<p><em>Bir başarıdan çok, seni “iyi bir şarkıya” götüren şey nedir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-38 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="177681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177681" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Başarı benim için hiçbir zaman yön belirleyici olmadı. Hatta çoğu zaman dikkat dağıtıcı. “İyi bir şarkı”ya götüren şey, bir duygunun artık içimde taşınamaz hâle gelmesi. Sustukça ağırlaşan, kaçtıkça büyüyen bir his.Şarkı yazmaya oturduğumda bir şey hedeflemiyorum. Ne dinlenme sayısı ne de bir beklenti. Eğer yazdığım cümle beni rahatsız ediyorsa, canımı biraz acıtıyorsa doğru yere yaklaştığımı anlıyorum. Çünkü iyi şarkılar genelde konforlu yerlerden çıkmıyor.Benim için iyi bir şarkı; açıklamak istemediğim, hatta bazen kendime bile itiraf edemediğim bir hâlin dışarı sızması. Geriye bir iz kalıyorsa, sessiz ama ağır bir iz… işte o zaman doğru bir şey yapmışım demektir</p>



<p><em>Bir sonraki adım ne? Albüm mü geliyor, yoksa tek tek single’larla devam mı? 2026’da Deniss’ten ne bekleyelim?</em></p>



<p>2026 benim için hem içsel hem melodik bir dönüşüm yılı olacak. Bir albümün hazırlıkları var; ama bu sefer acele etmeyeceğim. Sound olarak daha sinematografik, doğa seslerinin ve akustik dokuların daha ön planda olduğu bir dünya kuruyorum. Arada tekli şarkılar da gelecek ama genel hedefim bir hikâye albümü çıkarmak. Kendi yolculuğumu adım adım duyacaksınız.</p>



<p><em>Son olarak… Elinizde bir değnek olsaydı, dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-39 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177682" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanların hissettiklerini gizlemek zorunda kalmadığı bir düzen isterdim. Acının ayıp, kırılganlığın zayıflık sayılmadığı bir yer. Kimsenin “iyiyim” demek zorunda olmadığı, gerçekten ne hissediyorsa onunla var olabildiği bir dünya. Çünkü bana kalırsa en büyük yorgunluk, insanın kendini sürekli saklamasından geliyor.Belki o zaman ilişkiler daha kısa olurdu ama daha gerçek olurdu. Vedalar daha az olurdu ama olduğunda daha dürüst olurdu. Kimse sevmediği yerde kalmaz, kalamadığı yerde suçluluk duymazdı.Ben dünyayı bir değnekle düzeltmek istemezdim aslında; sadece insanların iç seslerini bastırmak zorunda kalmadığı bir alan açmak isterdim. Müziği de tam olarak bu yüzden yapıyorum. Değiştirmek için değil, saklanan şeyleri biraz olsun görünür kılmak için.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Alpay ŞALT/ Müzisyen/Rock/ Davul</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/29/soylesi-alpay-salt-muzisyen-rock-davul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alpay şat]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177462</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir.&#8221; Türk rock sahnesinin deneyimli davulcusu Alpay Şalt, enerjisi ve özgün sound’u ile uzun yıllardır iz bırakan bir isim. Alpay Şalt ile  hem müzikal yolculuğunu hem de Türkiye’de rock kültürüne dair düşüncelerini konuştum. İyi okumalar. Türkiye rock sahnesinde uzun yıllardır sahnede ve stüdyoda aktif bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir.&#8221;</strong></p>



<p><em>Türk rock sahnesinin deneyimli davulcusu Alpay Şalt, enerjisi ve özgün sound’u ile uzun yıllardır iz bırakan bir isim. Alpay Şalt ile  hem müzikal yolculuğunu hem de Türkiye’de rock kültürüne dair düşüncelerini konuştum. İyi okumalar.</em></p>



<p><em>Türkiye rock sahnesinde uzun yıllardır sahnede ve stüdyoda aktif bir davulcu olarak yer aldınız. Teknik yaklaşımınız, sound tercihleriniz ve sahne enerjiniz düşünüldüğünde, kendi müzikal tarzınızı ve “imzanızı” nasıl tanımlarsınız? </em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-9-16 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Alpay Şalt Davul Solo (Dorock XL 2019)" width="563" height="1000" src="https://www.youtube.com/embed/5wJCOVVi9ag?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Davula başladığımda çalma imkanım olan tek davul İstanbul Erkek Lisesi’ndeki müzik odasında kilitli, ayakta zor duran, kırık ve çatlak bir takım zilleriyle orası burası bantlı bir davul setiydi. Yıllarca sadece bu davulda ve grubum SETH ile gittiğim prova stüdyolarındaki davullara vurabildim. Vurduğumda çıkan ses ile albümlerde dinlediğim ses bir değildi, acaba onların davulları mı güzel ses çıkarıyordu yoksa kayıtta bir takım numaralar mı yapılıyordu diye araştırmalar yaparken HEY Dergisinin açtığı beste yarışmasına katılmak üzere grubumuzun demosu için yaptığımız kayıtta stüdyo Lay Lay Lom’un kırmızı Simmons elektro davulunu kullandık. Çalması zor sert altıgen pedleri vardı ama, amanın ben o seslere bayıldım! İşte albümlerde dinlediğimiz seslere yakın bir kick ve trampet soundu böyle çıkıyormuş dedim. Yarışmada dereceye girdik ve çıkacak karışık albümde (Hey Boys &#8211; Heaven Can Wait) yer almak üzere ilk kez yüzleşeceğimiz profesyonel albüm kayıdı için Doruk Onatkut’un SKS Stüdyosu’na geldik. Aaa davula bir baktım Ddrum 1 , artık aşina olduğum ve sevdiğim “dup dışş” sound yine beni buldu. Okul konserine düzgün bir davul kiralayalım dedik, karşıma yine bir elektro davul çıktı. Yıldız Teknik Üniversitesinin beste yarışmasına göndermek üzere yine bir stüdyoya girdik, aaa yine bir Simmons! İlk davulum olan Yıldırım davul setimi Whisky’e girdiğimde aldım, daha önce hep bana ait olmayan davulları kullandığımdan malzemenin çıkan sese olan etkisini bilmiyordum. Üzerindeki derilerle bir kayıt yaptık (Whisky &#8211; Ateş Suyu enstrümantal demosunda bonus track olarak yer alan Kızlar) teneke gibi sesler çıkınca moralim bozuldu. Derilerin sese olan etkisini öğrenip yurt dışından REMO Pinstripe deri seti getirttim. Yeni derilerle girdiğimiz Ateş Suyu enstrümantal demosunu SETH ile YTÜ yarışması için şarkı kaydettiğimiz, Pentagram’ın da ilk albümünü kaydettiği Stüdyo Saund’da yaparken tonmaysterimiz Tuğrul Karataş altoları altı açık şekilde mikrofonladı. Davulun akustik sesini beğenmedi, trampet ve kick için bana yine meşhur Simmons pedleri kullandırdı. Ertesi yıl artık Ateş Suyu albümünün ilk iki şarkısını kaydetmek için Hey Boys’un kaydedildiği SKS’ye kendi davulumu kurdum, çıkan sonuç yine iç açıcı olmadı fakat Doruk Onatkut müthiş bir çözüm önerdi “Analog olarak banta kaydedilen kanalları Alesis D4 modülden geçirip triggerleyelim, sesleri düzeltelim” dedi. İşte benim soundum bu şartlar altında oluştu ve abone olduğum davul dergileriyle bilgimi gün be gün artırarak ekipmanlarımı toplamaya başladım. Klasik altıgen ped şeklinde ama minyatür boyda Simmons yapıştırmalı trigger setim, Alesis D4 modülüm ve derileri değişmiş Yıldırım davulumla birçok kişiyi ağlattım “bu ses bu davuldan nasıl çıkar!?!” diye şaşkına dönüyorlardı. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-40 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="685" data-id="177467" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1024x685.jpg" alt="" class="wp-image-177467" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1024x685.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-768x514.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1536x1028.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-696x466.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1068x714.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-628x420.jpg 628w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Akustik sazlarda soundu çıkaranın %90 çalan kişi olduğunu ise Whisky’nin Açık Hava Tiyatrosu’nda birlikte konser verdiği Rus grup Mohomax’ın davulcusu Vladimir’den öğrenmiştim. Aynı davulda soundcheck yaptık, ben çalarken o seyretti ve dinledi, o çalarken ben dinledim ve aradaki fark inanılmazdı. Hemen yanına koşup “aynı davulu çalıyoruz, sen nasıl böyle harika bir ses çıkarıyorsun” diye sorunca “vuruş tekniği” dedi. Bana oteldeki sandalyede Jonathan Mover’dan öğrendiği ünlü Möller tekniğini öğretti, çalışım ve soundum kökünden değişti. Davul soundu kesinlikle çok önemli, iyi bir davul soundu şarkılara sınıf atlatıyor. Davul mağazamda ilk kez bir davul eğitim videosu seyrettiğim gün ise bir rock davulcusunun nasıl görünmesi gerektiğini anladım. Seyrettiğim bu video Tommy Aldridge’in Double Bass Drumming kasetiydi. Videonun açılışındaki davul solo bitince şoku atlatmak için TV ve videoyu kapadım ve kendi kendime konuşarak  “bu davul çalmaksa benimki ne?!” dedim. Çok müzik dinlemek, dinlenen müziği sindirmek, alıcı gözüyle çok izlemek, sound, ekipman, görsellik birleşince, işte karşınızda ben; teknik için değil de müzik ve izleyen gözler için çalmayı seven Alpay Şalt!</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-9-16 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="A Wonderful Restaurant Called Sarnıç at #sultanahmet" width="563" height="1000" src="https://www.youtube.com/embed/TZNCMMlC3cM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em>Kariyerinizde Whisky, Objektif, Rapsodi, Yüksek Sadakat, GiTARiZMA gibi çok farklı yapı ve tarzlarda yer aldınız. Bu çeşitlilik sizin için ne ifade ediyor? “Kendi sesinizi bulmuş” hissettiğiniz dönemler hangileriydi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-41 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="786" height="786" data-id="177463" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818.jpg" alt="" class="wp-image-177463" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818.jpg 786w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 786px) 100vw, 786px" /></figure>
</figure>



<p>Hard Rock ve Heavy Metal ile başladığım müzik yolculuğumda her dahil olduğum grup veya proje bana ve müzisyenliğime önemli şeyler kattı bu yüzden kendimi çok şanslı görüyorum. Müzik dilini, her tarzın kendine has kalıplarını, anlatım şeklini önce dinleyerek öğrenmek sonra çalarak pekiştirmek gerekiyor ki o müzik tarzını hakkıyla icra edebilelim.&nbsp; Whisky ve Yüksek Sadakat kendi sesime en yakın olduğum projelerdi çünkü beste yaratım sürecinde eserlere dahil olabiliyordum.</p>



<p><em>Lise yıllarında Seth ile başladığınız dönem, Türkiye’de rock ekosisteminin yeni yeni şekillendiği bir zamana denk geliyor. O günlerde sahneye çıkan genç bir müzisyen olarak ortamı nasıl hatırlıyorsunuz? O yıllar sizi nasıl bir müzisyene dönüştürdü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-42 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177464" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177464" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ortam sadece sene sonu ya da yarıyıl konserleri, okulların etkinlik düzenlediği ve başka okullardan grup davet ettiği pilav-börek günleriyle sınırlıydı. İlk biletli konserimizi bir düğün salonundaki “okul çayı”nda vermiştik, yaptığımız müzikten bağımsız olarak sınıf arkadaşlarımız çılgınca eğlenmişti. SETH’in bir hedefi ve amacı vardı, tüm gruplar gibi albüm çıkarmak! Tam albüm olmasa bile seçilen iki bestemizi profesyonel olarak kaydedip sonra da basılan banttan dinlemek “Vay be! Mümkünmüş!” dedirtti. Üzerine çıtayı yükseltip Teoman’ın solisti olduğu, İngilizce besteler yapan Mirage ile aynı programda yer alıp TV’ye çıkmak ise bu işe devam edilmesinin yolunu iyice açtı. Her gerçekleşen hayalden sonra bir ileri aşamaya göz diktik, usta amatöre evrildik. O dönem cover çok yaygın değildi, çevremizdeki herkes kendi bestesini yapıp çalıyordu, ama Türkçe ama İngilizce. Whisky’e girdiğim dönem pıtrak gibi Rock barlar açılmaya başladı çoğu amatör grup ve müzisyene para kazanmak için barda cover çalmak cazip geldi ve beste çalmanın, hatta özellikle Türkçe beste çalmanın neredeyse yasak olduğu dönem başladı. Besteleri çalabilmek için ya yarışmalara ya festivallere ya da belediyelerin bedava ve dandik etkinliklerine katılmak gerekiyordu. TRT ‘nin sıkı denetimi yüzünden Türkçe sert rock yapanlar zaten tek kanallı ekrana çıkamıyordu. Bu sıkıntılı dönem 2-3 yıl sürdü, sahne var, seyirci var ama konser veremiyorsun. Sonunda Teoman Roxy müzik yarışmasını kazandı ve ödül olarak kaydedilen ilk albümüyle Türkçe rock önündeki bariyerler yıkıldı. Bir yandan da Haluk Levent’in tuttuğu neo Anadolu Rock meşalesiyle, Moğolların sahnelere geri dönüşüyle, Bulutsuzluk Özlemi’nin protest şarkılarıyla üniversite salonlarını hınca hınç doldurmasıyla ortam Türkçe rock ortamına dönüştü. Tam bu sırada özel TV Kanalları açılmaya başladı ve Whisky’nin sert Türkçe Heavy Rock’ı özel TV’leri fethetti. Müzikte başarıyı hayal eden herkese mutlaka kendi müziğini yapmasını öneririm. Cover çalmak zevkli ve öğreticidir ama ne uzar ne kısalırsın.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-43 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="675" data-id="177465" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1024x675.jpg" alt="" class="wp-image-177465" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1024x675.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-300x198.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-768x506.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-696x459.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1068x704.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-637x420.jpg 637w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822.jpg 1268w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Başarı sizin için nasıl tanımlanıyor? Müzikal kalite, üretkenlik, süreklilik, toplumsal etki… Bunlardan hangisi sizin ölçütünüz? Yoksa başarıyı dışarıdan gelen tanımlarla mı değerlendiriyorsunuz?</em></p>



<p>Beğeni çok kişiseldir o yüzden benim güzel ve iyi olmuş dediğim işler mutlaka çok satmış ya da çok bilindik olmayabiliyor. Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir. Elbette yaptığı işin beğenilmesi üreten için çok motive edici ve gurur okşayıcıdır. Ancak başkası beğensin diye yapılan işlerin özü zayıf oluyor. Zamanın nabzı sanatçının üretiminde etkendir, sanatçı yaşadığı ortamdan ve zamandan etkilenir. Bizim gibi baskıcı toplumlarda gerçekten tam olarak haykırmak istediğini haykıramayabilirsin. 80 darbesi sürecinde genç gruplarımız İngilizce sözlü müzik yaparken motivasyonlarının bu olduğunu düşünüyorum. Sadece yabancı dil bilen kişiler anlasın &#8211; yani bir nevi şifreli mesaj gibi- ve kendimizi dilediğimiz gibi ifade edebilelim diye düşünmüş olmalılar. Bir de Rock ve türevlerinde dinlediğimiz müzikler çoğunlukla İngilizceydi, şarkılarda belli kelimeler ve cümle kalıpları kullanılıyordu (Anan biliyo mu yerine does your mama know gibi) Türkçe sözü melodiye uydurmak da anlamlı sözler yazmak da söylemek de zordu. Ben çok üretilen vasat ürün yerine az üretilen kaliteli ürünü tercih ederim. Süreklilik, her daim ortada, piyasada olmak başarı için çok önemli bir faktör ise de tamamen ekonomik ve sosyolojik şartlara bağlı, yaşadığınız ülkede gündem saat başı değişirken şarkı yazmak için üzerine düşündüğünüz konular ertesi gün unutulabilir. Yıllarca unutulmayan ve insanların yaşlarından, sosyal statülerinden, yaşadığı bölgelerden bağımsız olarak beğenip hep bir ağızdan eşlik ettiği, kumsalda ateş başında veya rakı sofrasında söylediği eserler bence başarılı eserlerdir ve toplumu etkilemiştir.</p>



<p><em>Birthday Marathon gibi etkinliklerle hem müziği hem de sosyal sorumluluğu birleştirdiniz. Bir davulcu olarak ritim ve performansın topluluk üzerinde yarattığı etkiyi nasıl görüyorsunuz? Müzik ve toplumsal bilinç arasındaki bu bağ sizin için ne ifade ediyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-44 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="600" data-id="177466" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813.jpg" alt="" class="wp-image-177466" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813.jpg 398w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813-279x420.jpg 279w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>
</figure>



<p>Ritim hayatın kendisi, çünkü kalbimiz attığı sürece yaşıyoruz, hayatın farkındayız ve onu güzel kılmak için çabalıyoruz. Müzik taa insanlığın başından beri insan hayatında var olmuş. Kabilelerin ateş başına toplanıp hikayeler anlattığı zamanlardan, dans ettiği, ayinler yaptığı zamanlardan, büyücülerin, şifacı ve şamanların ritüellerinde, kadın ve erkeğin flörtleşmesinde aracı olmuş, marşlarla orduları, çalışanları, vatandaşları bir arada tutmak için hep en önemli faktörmüş. Bağış toplamanın da en bilinen yöntemlerinden biridir müzik yapmak. Birthday Marathon’u benim tanıdığım ve çalıştığım ama birbiriyle tanışmamış müzisyen arkadaşlarımı sahne üzerinde bir araya getirmek için planlamıştım, başarılı da oldu. Bu konserlere gelirken bana hediye getirenler oluyordu, engellemek için “lütfen hediye getirmeyin onun yerine TEMA’ya bağış yapın” diyordum. Bu kez bağışın miktarını çoğaltmak için bilet gelirini de yapılan masrafları düştükten sonra bağışlamaya karar verdik. İşi veya sağlık durumu sebebiyle gelemeyecek olan arkadaşlarımız bile bilet alarak bu bağış kampanyasına destek oldu, bu çok sevindiriciydi. Müzik iyileştirir, müzik birleştirir. Müzik toplumların hafızasıdır.</p>



<p><em>Kendi çizginizi sürdürmek, moda olan tarzlara yönelmemek her zaman kolay değil. Kendi yolunuzdan yürümenin avantajları kadar bedelleri de oldu mu? Bu kararlılık size neler kazandırdı, neler kaybettirdi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-45 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="535" height="352" data-id="177468" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823.jpg" alt="" class="wp-image-177468" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823.jpg 535w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823-300x197.jpg 300w" sizes="(max-width: 535px) 100vw, 535px" /></figure>
</figure>



<p>İnsan kendisi olarak kalabildiği sürece her işi yapabilir. Ben tuvalet de temizlesem, çöpçülük de yapsam, yöneticilik de yapsam hep kendim gibi yapabilirim. Sevmediğim bir tür müziği çalmak zorunda kalmadım. Farklı türler çaldım ama hep en iyi yorumcularla veya en iyi müzisyenlerle çaldım, çok şanslıyım, bu beni çok geliştirdi. Sahnede eşlikçi müzisyen olarak mı yer alıyorum yoksa bir ego sahibi olarak mı? Ortak çalışmalarda ego sahibinin işi zor, eğilip bükülemez, devamlı direnç gösterir, sonunda işi de bozar, kendi ruh halini de kariyerini de. Müzisyenlikte değişik seçenekler vardır. Kimisi serbest olarak çalışır, çok iş ayırmaz, maddi kazanç geldiği sürece çok hoşlanmasa da devam eder. Benim izleyici olarak sahnede görmeye tahammül edemediğim müzisyen tipi, yüzünden düşen bin parça, bitse de gitsek modunda, olaydan kopuk, eserlere hakim olmayıp devamlı kaçak güreşen veya sahneye kafayı çekmek için çıkmış, ekibi dinlemeyen, kendine çalan, sahne etiğine uymayacak laubali hareketler yapanlardır. Yahu ben konserde önündeki nota sehpasında telefondan maç seyredip konser veren arkadaşlar gördüm de inanamadım. İnsanlar değer verdiği için bilet alıp izlemeye gelmiş, adam maç seyrediyor. İnsan gerçekten sevdiği işi yapmalı, sevdiği işe de yaptığı işe de değer vermeli, değer katmalı. Ben müziğe başladığımdan beri bir grup müzisyeniyim. Uzun yıllar grubum Whisky dışında davul çalmadım ama gerek konserlerin azlığı yüzünden gerekse de davul çalmayı çok sevdiğimden daha fazla çalabilmek için başka gruplarla da çalışmaya başladım. Eğer bu kararı almamış olsaydım bugüne kadar içinde yer aldığım önemli projelerde ve gruplarla çalışmamış, bir sürü harika insanı tanımamış olacaktım. Bence kaybettiğim bir şey yok ama kazandığım çok şey var.</p>



<p>Türkiye rock sahnesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-46 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" data-id="177469" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819.jpg" alt="" class="wp-image-177469" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819.jpg 960w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>
</figure>



<p>Türkiye, akımların yıldırım hızıyla geldiği fırtına hızıyla yok olduğu bir ülke. Her şey tepeden paraşütle, hiçbir altyapısı olmadan iniyor sonra da unutuluyor, hoop yeni trend geliyor. Bugün dünyada 60’lı 70’li yılların rock grupları hala turne yaptığında veya yerel mekanlarda sahneye çıktıklarında bilet satıyorlar, deli gibi takipçileri var çünkü onların kültürel bir altyapısı oturmuş. Türkiye’de rock dinleyen, Metallica ya da Pentagram tişörtü giyen çoğu gence Egzotik Band, Yeraltı Dörtlüsü, Devil, Ra, Hardal, Kramp desen balık bakışlarıyla yüzüne bakar. Ama Metallica onları var eden gruplar olan Motörhead’e, Diamond Head’e, King Diamond’a, Thin Lizzy’e tapar. Altyapısı oturmamış, devamlılığı olmayan, geleneği bilmeden, olmayan temelin üzerine inşa edilen bir Rock kültürü devam edemez, ancak hibritleşir. Batı normlarında Rock yapan yüzlerce grubumuz silindi gitti, dinleyici bulamadılar, ellerinde olmayan sebepler yüzünden devamlılık gösteremediler. Rock ve türevleri yeraltında devam edecektir ama 2000’lerdeki gibi bir patlama beklemiyorum. Ana akım müzik arenamızda bir avuç köklü grup haricinde uluslararası normda gerçek Rock kaldı mı? Duyduklarım hep popüler nağmeli hibrit müzikler.</p>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-47 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="424" data-id="177470" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817.jpg" alt="" class="wp-image-177470" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-300x212.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-594x420.jpg 594w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Sanıyorum Avrupa’da ya da ABD’de doğmuş ve aynı işi yapıyor olmak isterdim. Burada ancak bu kadar oluyormuş, coğrafya kaderdir sözü gerçek. Kendi kaderimizi ancak bir yere kadar değiştirebiliyoruz. Üniversitede Grafik bölümündeydim ama sinemadaki özel efekt ve makyaj konusu çok ilgimi çekiyordu. Takip ettiğim Fangoria dergisinde Total Recall filmi kapak olmuştu, filmin efektlerini yapan Rob Bottin röportajı ve detaylı fotoğraflar yer alıyordu, o hafta film gösterime girdi. İki taraftan birden gelen bu dürtüye dergi içindeki Hollywood makyaj okulunun yazışma adresi eklenince mektup yazdım, cevap geldi. Ya gidecektim ya burada kalıp okuyacaktım. O sırada Whisky TV’ye çıkmaya başladı ve popüler oldu, ayrıca bir davul mağazası açma olasılığı da oluştu, kalmayı tercih ettim. Hep merak ederim gitmiş olsaydım acaba ne olurdu?&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Melike MELİS /Yazar / Çocuk ve Gençlik Edebiyatı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/18/soylesi-melike-melis-yazar-cocuk-ve-genclik-edebiyati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Melike melis]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177078</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu…&#8221; Kelimelerin sessiz devrimini yazan Melike Melis, masalın büyüsünü, çocukluğun saf bakışını ve Girit’in rüzgârını aynı cümlede buluşturan bir yazar. Pembe saçlarında isyanı, satırlarında şifayı taşıyan Melike Melis’le, edebiyat ve yazarlık öyküsü üzerine konuştuk. İyi okumalar. Yazı senin için bir meslekten öte, bir ruh işi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu…&#8221;</strong></p>



<p><em>Kelimelerin sessiz devrimini yazan Melike Melis, masalın büyüsünü, çocukluğun saf bakışını ve Girit’in rüzgârını aynı cümlede buluşturan bir yazar. Pembe saçlarında isyanı, satırlarında şifayı taşıyan Melike Melis’le, edebiyat ve yazarlık öyküsü üzerine konuştuk. İyi okumalar.</em></p>



<p><em>Yazı senin için bir meslekten öte, bir ruh işi gibi. Yazmaya başladığın o ilk kıvılcım neydi?</em></p>



<p>Ben kelimeleri seçmedim; kelimeler beni seçti. Çocukluğumdan beri içimde konuşan bir ses vardı; ne öğüt veriyordu ne de susuyordu. Sadece yazmamı istiyordu. Bir gün anladım ki o ses, kendi ruhumun yankısıymış. Yazmak benim için bir kaçış değil, eve dönüş hâli.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-48 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="177080" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177080" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154.jpg 695w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p><em>Çocuk ve gençlik edebiyatındaki başarın dikkat çekiyor. Bu alana bu kadar yakın olman neyi anlatıyor?</em></p>



<p>Çocukların gözünde dünyanın filtresi yok. Onlar gerçeği tereddütsüz görür. Ben o bakışa saygı duyuyorum. Yazarken hem kendi içimdeki çocuğu hem de büyümekle yaralanmış yanımı iyileştiriyorum. Bu yüzden çocuklara yazmak, sanki kendime mektup yazmak gibi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-49 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="177081" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177081" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sosyal medyadaki takipçilerin seni “perilerin pembe saçlı yazarı” diye anıyor. Bu kimliğin ardında nasıl bir hikâye var?</em></p>



<p>Pembe saç benim için bir estetik değil; bir manifesto. Dünyanın ciddiyetine teslim olmamayı hatırlatan küçük bir isyan. Masalların yetişkinlere de gerektiğini unutmamak için kendime bıraktığım bir işaret.</p>



<p><em>Girit köklerin, Rumca kelimelerin… Yazılarına ince bir melodi gibi işliyor. Bu bağ senin için ne ifade ediyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-50 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="863" data-id="177082" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160.jpg" alt="" class="wp-image-177082" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-250x300.jpg 250w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-696x835.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-350x420.jpg 350w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Bazen bir “pedi” derim, bazen “ela”… Dil değil bu, hatıraların sesi. Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu… Yazdığım her hikâyede biraz o kadim sessizlik dolaşıyor. Beni tamamlayan şey bu.</p>



<p><em>Okur seni bazen yaralı bir şifacı, bazen de vahşi bir Ashina olarak görüyor. Bu iki hal nasıl bir arada duruyor?</em></p>



<p>Çünkü insan tek renkten ibaret değil. Yaralarım beni derinleştirdi, ışığım beni güçlendirdi. Bir yanım sessizce iyileştirir, diğer yanım gerekirse dağları deler. Bu iki hâl birbirini yok etmiyor; aksine tamamlıyor. Ben hem kırılganım hem kudretliyim. İkisi de ben.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-51 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="177084" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177084" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Okurla kurduğun bağ çok güçlü. Yazarken en çok neye dikkat ediyorsun?</em></p>



<p>Samimiyet benim tek pusulam. Hikâye ne kadar fantastik olursa olsun, duygusu gerçek değilse çöker. Ben okura bir dünya vermiyorum; bir his veriyorum. O his doğruysa, kelime zaten yolunu buluyor.</p>



<p><em>Yeni projelerinden biraz bahsedebilir misin?</em></p>



<p>Yeni bir seri geliyor. İçinde cesaret var, kaybolmak var, kendini bulmak var… Biraz macera, biraz büyü, biraz da karanlığın içindeki ışık. Okura yeni bir kapı açmak hoşuma gidiyor; çünkü dünyalar kurmak benim için nefes almak gibi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-52 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177085" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177085" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sence bir yazarın özü nedir?</em></p>



<p>Bence yazar, insan ruhunun saklı odalarını ışığa çıkaran kişidir. Kelimeler sadece araç. Önemli olan, okurun kalbinde bıraktığın iz. Ben o izi incitmeden ama sarsmadan bırakmak isterim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Adnan ARDUMAN/ Yazar/ Öykü/ Roman/ Fotoğraf</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/13/soylesi-adnan-arduman-yazar-oyku-roman-fotograf/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan ARDUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176838</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;(Eserlerimin) Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer&#8221; Adnan Arduman, öyküden romana, fotoğraftan mizaha uzanan yaratıcı bir sanatçı. Daha Dün Gibi ile zaman ve yalnızlığı, Komşudaki Hamam Böcekleri ile esrarengiz bir kurguyu işliyor. Arduman ile  yazın hayatı, fotoğraf sanatı ve kitapları üzerine konuştuk. İyi okumalar.  Yazmaya öyküyle başladığınızı biliyoruz. Sizi öyküden romana [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>(Eserlerimin) Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer&#8221;</strong></p>



<p><em>Adnan Arduman, öyküden romana, fotoğraftan mizaha uzanan yaratıcı bir sanatçı. Daha Dün Gibi ile zaman ve yalnızlığı, Komşudaki Hamam Böcekleri ile esrarengiz bir kurguyu işliyor. Arduman ile  yazın hayatı, fotoğraf sanatı ve kitapları üzerine konuştuk. İyi okumalar. </em></p>



<p><em>Yazmaya öyküyle başladığınızı biliyoruz. Sizi öyküden romana geçmeye iten neydi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-53 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="176840" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176840" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto: REHA ARCAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Malum, emeklemeden yürümeye başlanmıyor. Roman son derece kapsamlı, iyi kurgulanması gereken ve zaman alan bir uğraş. Bu yüzden yazmaya öyküyle başlamak daha kolay geldi. Özgüven kazandıkça öykülerin sayfa sayısı yavaş yavaş artmaya başladı. Ardından bir novella yazdım ve daha sonra da romana geçiş yaptım.</p>



<p><em>Daha Dün Gibi romanınızda, 2022’de hastalığa yakalanan bir karakterin dondurulup 2191 yılında diriltilmesi teması üzerinden; zaman, kimlik, yalnızlık konularını işliyorsunuz. Bu kurgu fikri nasıl doğdu?</em></p>



<p>Bu kurgu fikri yazmış olduğum bir kısa öyküden doğdu. Daha önce pek işlenmemiş oldukça farklı ve özgün bir konusu vardı. Sonradan bunu bir romana dönüştürmeye karar verdim.</p>



<p><em>Adnan Arduman kendini en iyi hangi 4 kelime ile anlatabilir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-54 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="176841" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176841" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto :REHA ARCAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Meraklı, yaratıcı, odaklanan ve sebatkâr.</p>



<p><em>Yine son kitabınızdan devam edeyim; Daha Dün Gibi ismi, geçmişle yüzleşme ya da hatırlama temalarını çağrıştırıyor. Sizin için geçmişe dönmek bir kaçış mı, bir yüzleşme mi?</em></p>



<p>Arada 170 yıl olsa bile, dondurucuda geçmiş yıllar hiç yaşanmamış. Bu yüzden romanın kahramanı geçmiş hayatını dün gibi yakın hatırlıyor. Başka bir deyişle, küçük bir adım atıp Türkiye’den Avustralya’ya gitmiş gibisiniz. 170 yıl öncesi sizin için “Daha Dün Gibi”. Ana karakterin yeni ortamına yabancı kalması ve oradaki yalnızlığı nedeniyle sık sık geçmişini hatırlaması ve zaman zaman onunla yüzleşmesi söz konusu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-55 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="768" data-id="176842" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587.jpg" alt="" class="wp-image-176842" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-281x300.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-696x742.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-394x420.jpg 394w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>İlk romanınızın ilginç bir ismi var. “Komşudaki Hamam Böcekleri” ismine nasıl karar verdiniz?</em></p>



<p>Hikâyede komşunun gerçekten bir hamam böceği sorunu var. Kahramanın bu soruna getirdiği çözümler romanı esrarengiz bir sona doğru götürdüğü için bu ismi koymanın uygun ve ilgi çekici olacağını düşündüm.</p>



<p><em>Kitaplarınıza has müşterek öğeler, temalar, duygular var mı?</em></p>



<p>Sanırım var. Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-56 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="717" height="884" data-id="176845" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591.jpg" alt="" class="wp-image-176845" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-243x300.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-696x858.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-341x420.jpg 341w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto : Adnan ARDUMAN </figcaption></figure>
</figure>



<p><em>Fotoğraf sanatıyla da ilgileniyorsunuz. “Kapıların Dışında” adlı serginiz kendisinden oldukça bahsettirmişti. Şunu sormak istiyorum; bir fotoğrafın sizi öykü yazmaya heveslendirdiği oldu mu?</em></p>



<p>Şu ana kadar bana olmadı ama benim bir fotoğrafım üzerine Notos Dergi’de farklı yazarlar kısa öyküler yazdılar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-57 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="720" data-id="176843" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573.jpg" alt="" class="wp-image-176843" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-696x697.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-419x420.jpg 419w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p><em>Hayatınız boyunca farklı disiplinlerde üretmiş biri olarak, sizce insan kendini en iyi hangi eylemde tanır</em>?</p>



<p>Bana en yakın gelenler yaratıcı eylemler. Bu yüzden artık yalnızca romana odaklanıyorum.</p>



<p><em>Yakın gelecekte yeni bir kitap projeniz ya da fotoğraf sergisi planınız var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-58 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="465" data-id="176844" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593.jpg" alt="" class="wp-image-176844" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-300x194.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-696x450.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-649x420.jpg 649w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto :Adnan ARDUMAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Bir romanım daha sonlandı, basılmayı bekliyor ve bu arada dördüncü romanımı yazmaya başladım. İleride yeni bir fotoğraf sergisi de olabilir tabii.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Dünyayı, Avrupa Birliği benzeri tek bir konfederasyona dönüştürüp savaşları tümüyle ortadan kaldırmak isterdim.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
