<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/soylesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Mar 2026 15:36:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ/ Tunç ÖZSÖYLER/ Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/25/%f0%9f%8e%a5-soylesi-tunc-ozsoyler-muzisyen-sev/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Tunç Özsöyler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180546</guid>

					<description><![CDATA[SÖYLEŞİ/Tunç ÖZSÖYLER/Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;&#8220;Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.&#8221; Tunç Özsöyler, yeni şarkısı Sev ile aşkın yıpratıcı ama kopulamayan tarafını yalın ve içten bir dille anlatıyor. Bağımsız üretim anlayışıyla şarkılarını “demlendirerek” yayımlayan sanatçıyla, müziğe bakışını ve yeni çalışmalarını konuştuk.  Son çalışmanız &#8220;Sev&#8220;, aşkın yıkıcı ve acıtan yönlerini çok yalın bir dille ele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>SÖYLEŞİ/Tunç ÖZSÖYLER/Müzisyen /&#8217;SEV&#8217;<br>&#8220;<strong>Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.&#8221;</strong></p>



<p><em>Tunç Özsöyler, yeni şarkısı Sev ile aşkın yıpratıcı ama kopulamayan tarafını yalın ve içten bir dille anlatıyor. Bağımsız üretim anlayışıyla şarkılarını “demlendirerek” yayımlayan sanatçıyla, müziğe bakışını ve yeni çalışmalarını konuştuk. </em></p>



<p><em>Son çalışmanız &#8220;<strong>Sev</strong>&#8220;, aşkın yıkıcı ve acıtan yönlerini çok yalın bir dille ele alıyor. Dramatize etmeden bu kadar yoğun bir iç gerilimi yansıtmayı nasıl başardınız?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064951.mp4"></video></figure>



<p>“Yıkım” kelimesini özellikle doğru buldum. Böyle anlarda çok edebî düşünmeye fırsat olmuyor aslında. İçinizde ne varsa o dökülüyor. Bir noktada çaresizliğe doymuşluk hissi geliyor ve beyin kompozisyona takılmadan, söylenmesi gerekenleri adeta bir not defterine aktarıyor gibi yazıyor.</p>



<p><strong>Şarkıda ilişkilerin tüketen ama koparılamayan bir çekim alanı hissediliyor. &#8220;Sev&#8221; kelimesi sizin için bir emir kipi mi, yoksa bir kabulleniş mi?</strong></p>



<p>Benim için daha çok özveriyi temsil ediyor. Ama yanında imkânsız bir tatmin duygusu da “bonus” gibi geliyor. Eğer dinleyici bunu bir emir kipi gibi algılıyorsa, sanırım şarkı yazılırken hedeflediğim etkiye ulaşmış demektir.</p>



<p><em>2000’li yılların başında Erhan Güleryüz prodüktörlüğünde &#8220;Antalya&#8221; ile geniş bir kitleye ulaşmıştınız. Bugün ise daha bağımsız bir üretim modelindesiniz. Bu dönüşüm sanatınızı nasıl etkiledi; daha özgürüm diyebiliyor musunuz?</em></p>



<p>Kesinlikle daha özgürüm. Ama aynı zamanda biraz daha tembel ve müşkülpesent olduğumu da söyleyebilirim. Acele yok, bohemlik bol. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="786" height="1024" data-id="180553" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-786x1024.jpg" alt="" class="wp-image-180553" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-786x1024.jpg 786w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-230x300.jpg 230w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-768x1001.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-696x907.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989-322x420.jpg 322w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064989.jpg 896w" sizes="(max-width: 786px) 100vw, 786px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<em>Müziği kendim için yapıyorum&#8221; demişsiniz bir röportajınızda. Bu felsefe şarkılarınızı nasıl şekillendiriyor ve dinleyici beklentilerinden bağımsız kalmayı nasıl başarıyorsunuz?</em></p>



<p>Kendimi tatmin etmek, dinleyiciyi tatmin etmekten daha zor. Kendime karşı oldukça acımasızım; gerekirse projeleri çöpe atarım. İlginçtir, çoğu zaman bunlar daha geniş kitlelere ulaşabilecek işler olur. Ama bana uymuyorsa, benim yöntemimle ilerlemiyorsa, o iş benim için bitmiştir. Benim müzik üretimim zorunluluk üzerinden değil, iç tatmin üzerinden ilerliyor.</p>



<p><em>Şarkılarınızı &#8220;demlendirerek&#8221; yayımladığınızı söylüyorsunuz. Bir şarkının “olduğuna” ve dinleyiciyle buluşmaya hazır olduğuna nasıl karar veriyorsunuz?</em></p>



<p>Demoyu yaptıktan sonra şarkıyı neredeyse bir daha duymak istemeyeceğim noktaya kadar dinliyorum. Sonra ara veriyorum. Ardından tekrar dinleyip değişiklikler yapıyorum. Bu süreç birkaç kez tekrarlanıyor. Bir noktadan sonra şarkı neredeyse bir “anomaliye” dönüşüyor gibi oluyor. İşte o zaman “tamam, artık yeter” deyip bırakıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="480" height="480" data-id="180549" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993.jpg" alt="" class="wp-image-180549" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993.jpg 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064993-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>
</figure>



<p><em>Dijitalleşen müzik dünyasında On Air Music Co. gibi platformların bağımsız müzisyenler için bir “nefes” olduğunu söylemiştiniz. Sizce bağımsız bir müzisyen için bugün en büyük engel nedir?</em></p>



<p>Platformlarda görünürlük sorunu ve bar sahnesi kültürünün çöküşü. Bu iki mekanizma sağlıklı çalışsa, çok iyi müzisyenlerin çok daha üretken ve görünür olacağını düşünüyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="783" height="1024" data-id="180550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-783x1024.png" alt="" class="wp-image-180550" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-783x1024.png 783w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-229x300.png 229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-768x1005.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-1174x1536.png 1174w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-696x911.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-1068x1398.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992-321x420.png 321w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064992.png 1400w" sizes="(max-width: 783px) 100vw, 783px" /></figure>
</figure>



<p><em>Gelecek projeleriniz hakkında ipucu verebilir misiniz? Yeni şarkılar, albüm veya işbirlikleri var mı?</em></p>



<p>Yaklaşık altı şarkı hazır sayılır. Gerçi “hazır” dediğime bakmayın, çoğu hâlâ değişmeye devam ediyor. İki tanesi artık anomali seviyesine ulaştı. Onlar yakında gelir.</p>



<p><em>Tunç Özsöyler kendini en iyi hangi üç kelimeyle anlatır?</em></p>



<p>Sosyal, geek ve “textbook” peşinde koşan biri.</p>



<p><em>Klasik bir soruyla bitirelim: Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Bankada ciddi miktarda para olmasını isterdim. Dünya barışı kısmı beni pek ilgilendirmiyor. <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000064951.mp4" length="13019061" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>🎥Söyleşi/ İrem DENİZ/Müzisyen /POP/ Eğitmen/ Türk Halk Müziği&#8217;nden Pop Müzik&#8217;e Uzanan Bir Yolcu…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/11/%f0%9f%8e%a5soylesi-irem-deniz-muzisyen-pop-egitmen-turk-halk-muziginden-pop-muzike-uzanan-bir-yolcu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180039</guid>

					<description><![CDATA[İzmirli müzisyen İrem Deniz, duygusal derinliğiyle dikkat çeken yeni şarkısı “Unutmamaya” ile dinleyicisinin karşısında. Sahnedeki güçlü yorumu ve bağımsız müzik yolculuğundaki kararlılığıyla öne çıkan Deniz ile bu özel şarkının hikâyesini ve müzik serüvenini konuştuk. Türk Halk Müziği kökeninden pop müziğe uzanan yolculuğunuzda, sizi siz yapan özü korumak zor mu oldu? Türk Halk Müziği benim için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İzmirli müzisyen İrem Deniz, duygusal derinliğiyle dikkat çeken yeni şarkısı “Unutmamaya” ile dinleyicisinin karşısında. Sahnedeki güçlü yorumu ve bağımsız müzik yolculuğundaki kararlılığıyla öne çıkan Deniz ile bu özel şarkının hikâyesini ve müzik serüvenini konuştuk.</strong></p>



<p><em>Türk Halk Müziği kökeninden pop müziğe uzanan yolculuğunuzda, sizi siz yapan özü korumak zor mu oldu?</em></p>



<p>Türk Halk Müziği benim için sadece bir başlangıç noktası değil; hâlâ beslendiğim çok güçlü bir damar. Pop müziğe uzanan bu yolculukta özümü korumak zor olmadı. Çünkü söylediğim her şarkıda kendi hikâyemi, kendi duygumu taşıyorum. Türler değişse de samimiyet değişmiyor. Benim için önemli olan da tam olarak bu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="512" height="341" data-id="180040" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853.jpg" alt="" class="wp-image-180040" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853.jpg 512w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061853-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 512px) 100vw, 512px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<strong>Unutmamaya&#8221; şarkısını ilk dinlediğinizde &#8220;Bu şarkı benim&#8221; dediğinizi belirtmiştiniz. Şarkının sözleri ve melodisi sizi en çok hangi duygusal açıdan etkiledi? Günümüz ilişkilerindeki sessiz yanma&#8221; halini nasıl yorumluyorsunuz?</strong></p>



<p>“<strong>Unutmamaya</strong>”yı ilk dinlediğimde, şarkının sakin ama derin bir acıyı anlatma biçimi beni çok etkiledi. Sözleri ve melodisi, günümüz ilişkilerinde sıkça yaşadığımız o “sessiz yanma” hâlini çok gerçek bir yerden yakalıyor. Konuşulmayan, içe atılan duyguların zamanla insanın içinde büyümesini ve ağırlaşmasını çok iyi anlatıyor.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/Irem-DENIZ.webm"></video></figure>



<p><em>Hayat felsefenizi tek bir cümleyle özetleyecek olsanız bu ne olurdu. Bu sorudan hareketle sizi tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>“Kalbimi susturmadan, korkmadan yürümek.”</p>



<p>Bu cümle beni hem hayatta hem müzikte en iyi anlatan bir özet. Hissettiğim şeyi bastırmadan, içimden geldiği gibi yol almaya çalışıyorum. Çünkü ancak böyle olduğumda hem kendime hem dinleyiciye gerçekten dürüst kalabiliyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="550" height="960" data-id="180041" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854.jpg" alt="" class="wp-image-180041" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854.jpg 550w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854-172x300.jpg 172w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061854-241x420.jpg 241w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></figure>
</figure>



<p><em>Dinleyicilere &#8220;Unutmamaya&#8221; şarkısı üzerinden vermek istediğiniz temel mesaj nedir? Unutmadan yaşamak sizin için ne anlama geliyor?</em></p>



<p>“Unutmamaya” ile dinleyiciye hatırlatmak istediğim şey, unutmadan da yaşanabileceği. Unutmamak, geçmişte takılı kalmak değil; yaşananları kabul edip onlarla birlikte büyümek demek. Bu şarkı benim için tam olarak bunu anlatıyor.</p>



<p><em>Müzik yolculuğunuzu bağımsız olarak sürdürme kararınız cesur bir adım. Bu özgürlük size ne kazandırıyor, neyi göze almayı gerektiriyor?</em></p>



<p>Müzik yolculuğumu bağımsız sürdürmek bana büyük bir özgürlük alanı açtı. Kendi kararlarımı alıyor, kendi sesime güveniyorum. Elbette bu yol daha fazla sorumluluk ve belirsizlik de getiriyor ama kendim gibi üretmenin verdiği huzur her şeye değiyor.</p>



<p><em>Öğretmenlik gibi güçlü bir sorumlulukla sahnede olmak arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz? Bu iki kimlik birbirini nasıl besliyor?</em></p>



<p>Öğretmenlik bana sabrı, dinlemeyi ve anlamayı öğretiyor. Sahne ise kendimi en açık ve en dürüst hâlimle ifade edebildiğim yer. Bu iki kimlik birbirini besliyor; biri beni hayata karşı dengede tutarken, diğeri içimdeki cesareti güçlendiriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="376" height="512" data-id="180042" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855.jpg" alt="" class="wp-image-180042" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855.jpg 376w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855-220x300.jpg 220w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061855-308x420.jpg 308w" sizes="(max-width: 376px) 100vw, 376px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sahne sizin için “en özgür hissettiğiniz yer” diyorsunuz. Özgürlük sahnede mi başlıyor, yoksa sahneye gelene kadar mı inşa ediliyor?</em></p>



<p>Sahne benim için en özgür hissettiğim yer ama o özgürlük aslında sahnede başlamıyor. Sahneye gelene kadar yaptığım seçimler, kendimle kurduğum bağ ve cesaretim o özgürlüğü inşa ediyor. Sahne ise sadece bunun görünür hâli.</p>



<p>“<em>Unutmadan yaşamayı hatırlatan” bu şarkının ardından, dinleyiciyi nasıl bir müzikal yolculuk bekliyor?</em></p>



<p>“Unutmamaya”nın ardından dinleyiciyi, duygudan kaçmayan, daha samimi ve hikâyesi olan bir müzikal yolculuk bekliyor. Hatırlamaktan korkmayan, kalpten gelen şarkılar…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="538" height="960" data-id="180043" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856.jpg" alt="" class="wp-image-180043" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856.jpg 538w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856-168x300.jpg 168w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000061856-235x420.jpg 235w" sizes="(max-width: 538px) 100vw, 538px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sihirli bir değneğim olsaydı, insanların önce kendilerine karşı daha dürüst olmasını isterdim. Çünkü gerçek değişim de, iyileşme de insanın kendine dürüst olmasıyla başlıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/Irem-DENIZ.webm" length="25501352" type="video/webm" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Oğuzhan ÇAKIR/ Eğitmen / Yazar/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/23/soylesi-oguzhan-cakir-egitmen-yazar-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Oğuzhan ÇAKIR]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178454</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir&#8221; Bazı hikâyeler yaş gözetmez; hem çocuğa masal olur hem yetişkine ayna. Oğuzhan Çakır’ın Bilge Ağaç Hikâyeleri tam da bu sınırda duruyor. Doğanın diliyle konuşan, kalbi merkeze alan bu kitap üzerinden; unutulan ışığı, hayret duygusunu ve iç sesimizi dinlemenin anlamını konuştuk. Kitabınız “Bilge Ağaç Hikâyeleri” çocuklara masal, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir&#8221;</strong></p>



<p><em>Bazı hikâyeler yaş gözetmez; hem çocuğa masal olur hem yetişkine ayna. Oğuzhan Çakır’ın Bilge Ağaç Hikâyeleri tam da bu sınırda duruyor. Doğanın diliyle konuşan, kalbi merkeze alan bu kitap üzerinden; unutulan ışığı, hayret duygusunu ve iç sesimizi dinlemenin anlamını konuştuk.</em></p>



<p> <em>Kitabınız “<strong>Bilge Ağaç Hikâyeleri</strong>” çocuklara masal, yetişkinlere bilgelik fısıltısı sunuyor. Bu bilinçli bir tercih miydi?</em></p>



<p>&nbsp;Kesinlikle. Yazmak benim için sadece kâğıdı kalemle buluşturmak değil; bir çocuğun saf hayretini bir yetişkinin unuttuğu ışıkla aynı noktada buluşturma çabasıdır. Hikâyelerimdeki Bilge Ağaç, köklerini unuttuğumuz geçmişe, dallarını ise aradığımız geleceğe uzatır. Bu bilinçli bir tercih; çünkü kalbin ve ruhun dili, kelimelerden önce gelir. Bu sayfalarda anlatılanlar yalnızca çocuklara değil, içindeki çocuğu unutmayan herkese bir hatırlayış yolculuğu sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="750" data-id="178455" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682.png" alt="" class="wp-image-178455" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682.png 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682-200x300.png 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050682-280x420.png 280w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<em>Cevap dışarıda değil, kalbindedir&#8221; mottosu kitabın merkezinde yer alıyor. Günümüzün dış uyaranlarla dolu dünyasında, kendi kalplerimize bakmayı öğretmek için edebiyat nasıl bir köprü kurabilir?</em></p>



<p>&#8220;Edebiyat, dış dünyanın yüksek sesli gürültüsünü susturup insanın kendi içindeki o sessiz ormana girmesini sağlayan en güvenli rehberdir. Modern hayat, bizi cevapları hep dışarıda, maddede ve başkalarının onayında aramaya zorlayarak aslında bizi özümüze yabancılaştırıyor. Oysa edebiyat, bize dışarıdaki karmaşayı değil, içerideki mucizeyi görmeyi öğretir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="178456" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-178456" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1536x1153.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-1068x802.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050670.jpg 1599w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bilge Ağaç’ın fısıltıları, aslında dışarıdan gelen öğütler değil, okuyucunun kendi kalbinde yankılanan o unuttuğu sestir. Edebiyat burada bir köprüdür; çünkü kurgunun ve masalın yumuşak dili sayesinde insan, kendi gerçeğiyle savunmasızca yüzleşebilir. Fark ediyoruz ki asıl yolculuk dışarıda atılan kilometreler değil, insanın kendi kalbinin içine doğru attığı o cesur adımlardır. Kelimeler sustuğunda ve kitap kapandığında geriye kalan o derin anlam, bizi asıl gerçeğimize ve kendi ışığımıza ulaştıran en sağlam köprüdür.&#8221;</p>



<p><em>Kitabınızda kurt, turna, ceylan ve ateş böceği gibi semboller üzerinden insani duyguları işliyorsunuz. Neden doğayı ve hayvanları birer &#8220;ayna&#8221; olarak seçtiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1014" data-id="178457" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1024x1014.jpg" alt="" class="wp-image-178457" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1024x1014.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-768x760.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-696x689.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-1068x1057.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676-424x420.jpg 424w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050676.jpg 1178w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Kitabımda doğayı ve hayvanları birer &#8220;ayna&#8221; olarak seçmemin temel nedeni, doğanın insanın kendisine karşı dürüst olabildiği en saf yer olmasıdır. İnsan modern hayatın içinde kendi duygularına yabancılaşır; ancak bir sembolün hikâyesinde gördüğümüz şey aslında bize &#8220;yabancı&#8221; değildir; o bizim içimizdeki bir duygunun masalsı gölgesidir.</p>



<p>Sorduğunuz özel semboller üzerinden bu &#8220;ayna&#8221; olma durumunu şöyle açıklayabilirim:</p>



<p><strong>Kurt</strong>: Sürüsünü kaybetmiş bir kurt üzerinden yalnızlık ve aidiyet duygusunu işledim. Kurt, aslında &#8220;gerçek sürünün&#8221; kan bağıyla değil, gönül bağıyla kurulduğunu anlamamızı sağlayan bir aynadır.</p>



<p><strong>Turna</strong>: Dansını unutan turna aracılığıyla, insanın yetenekleri veya dış görünüşüyle değil, özüyle var olduğunu anlattım. Turna, başkaları için değil, kendi içindeki ışık için dans etmeyi hatırlatan bir yansımadır.</p>



<p><strong>Ateş Böceği</strong>: Işığını kaybetmiş bir ateş böceği, yorgun düşen ve umudunu yitiren insanı simgeler. O, fırtınaların ışığı söndürebileceğini ama kalpteki kıvılcımı asla yok edemeyeceğini gösteren bir aynadır.</p>



<p>Doğayı bir ayna olarak seçtim çünkü bazen kendi kalbimize doğrudan bakmak bizi korkutur; oysa bir masal kahramanının üzerinden kendimize baktığımızda, anlatılanın aslında &#8220;bize bizi anlattığını&#8221; daha net fark ederiz. Doğa, bizi bize en yalın halimizle geri yansıtır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="178458" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178458" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050669.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Oğuzhan Çakır’ın başucunda hangi kitaplar var? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>&nbsp;1983 yılında <strong>Malatya’da</strong> doğdum. Babamın devlet memuru olması sebebiyle çocukluğum ve eğitim hayatım şehir şehir gezerek geçti. Bu &#8216;yolculuk&#8217; hali, bana farklı insan hikâyelerine dokunma ve dünyayı geniş bir perspektiften izleme şansı verdi. Akademik yolculuğumu ise bu çeşitliliği anlamlandırmak üzerine kurdum; Süleyman Demirel Üniversitesi’nde Okul Öncesi Öğretmenliği okudum, ardından Sosyoloji lisansımı tamamladım. Adalet, Sosyal Hizmetler ve İşletme (Yüksek Lisans) alanlarındaki eğitimlerimle bu birikimi pekiştirdim. 18 yıldır eğitimin her kademesinde görev yapan bir eğitimci ve yöneticiyim.</p>



<p>Başucumdaki kitaplar ise benim ruhumun haritası gibidir. <strong>Küçük Prens’in</strong> saflığı, <strong>Küçük Kara Balık’ın</strong> cesareti, <strong>Martı</strong> Jonathan Livingston’ın özgürlük arayışı ve <strong>Momo’nun</strong> zamanı kalbiyle dinleyişi her zaman rehberim olmuştur. Büyük Panda ve Küçük Ejderha’nın naif dostluğu ile Andersen Masalları’nın kadim bilgeliği kelimelerime yön verir. Şiir ise nefes almak gibidir; <strong>Nazım Hikmet, Turgut Uyar, Cemal Süreya</strong> ve <strong>Özdemir Asaf</strong> her zaman yanımdadır. Özellikle bütün şiirlerini düzenleme şerefine eriştiğim Orhan Veli’nin o sade ama derin dünyası benim için çok değerlidir. Kısacası ben; şehirleri ve kitapları birbirine ekleyerek büyüyen, hikâyelerinde bir çocuğun hayretini canlı tutmaya çalışan bir kelime işçisiyim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1015" data-id="178459" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1024x1015.jpg" alt="" class="wp-image-178459" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1024x1015.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-768x761.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-696x690.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-1068x1059.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680-424x420.jpg 424w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050680.jpg 1178w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>18 <strong>yıllık bir eğitimci olarak, bugünün çocuklarının &#8220;hayret duygusunu&#8221; en çok neyin körelttiğini gözlemliyorsunuz?&nbsp;</strong></p>



<p>Kendi çocukluğumda babamın görevi vesilesiyle sürekli yer değiştirirken, her yeni şehir benim için yeni bir keşif ve &#8216;hayret&#8217; vesilesiydi. Bugün ise çocukların en büyük düşmanının &#8216;kıyas ve hız&#8217; olduğunu gözlemliyorum. Modern dünya, çocuklara durup bir ağaca bakacak vakit bırakmıyor. &#8216;Kıyas, gerçeği gölgeler&#8217; derken tam olarak bunu kastediyorum. Eğitimcilik deneyimim bana şunu öğretti: Bir çocuğun elinden tutup onu koşturmak değil, onun kendi içindeki &#8216;Bilge Ağaç&#8217;ın sesini duyabileceği o yavaş ve huzurlu alanı ona sunmak, hayreti korumanın tek yoludur.</p>



<p><em>Söyleşilerinizde bu kitabın sadece çocuklara değil, &#8220;içindeki çocuğu unutmayanlara&#8221; olduğunu vurguluyorsunuz. Sizce bir yetişkin, içindeki o çocuğu kaybettiğinde neleri kaybeder?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="724" height="1024" data-id="178460" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-724x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178460" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-724x1024.jpg 724w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-768x1086.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-1087x1536.jpg 1087w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-696x984.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-1068x1510.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675-297x420.jpg 297w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050675.jpg 1132w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></figure>
</figure>



<p>Dünyayı bir çocuğun kalbiyle görme yetisini ve ruhunun en doğal şifa kaynağını kaybeder. Yetişkinler çoğu zaman içlerindeki ışığın söndüğüne inanır; oysa o ışık sadece unuttuğumuz bir köşede hatırlanmayı bekler. İçindeki çocuğu yitiren biri, bir ağacın fısıltısını duyamaz, bir rüzgârın ninnisiyle dinlenemez. O çocuğu canlı tutmak, hayata sadece mantıkla değil, gönül gözüyle de bakabilmektir.</p>



<p>&#8220;<em>Yazmak, bir çocuğun hayretini ve bir yetişkinin unuttuğu ışığı aynı anda hatırlatmaktır&#8221; diyorsunuz. Modern dünya bu &#8220;ışığı&#8221; bize nasıl unutturdu ve siz yazarken o ışığı kendi içinizde nasıl canlı tutuyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="731" height="1024" data-id="178461" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-731x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178461" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-731x1024.jpg 731w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-214x300.jpg 214w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-768x1076.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-1096x1536.jpg 1096w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-696x975.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-1068x1496.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674-300x420.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050674.jpg 1142w" sizes="(max-width: 731px) 100vw, 731px" /></figure>
</figure>



<p>Modern dünya, bizi zorluklarla çabalamak yerine &#8220;konforlu bir uyuşukluğa&#8221; ve bahanelerin ardına gizlenmeye alıştırdı. Tıpkı bir yarayı sarmak yerine onu görmezden gelmeyi &#8220;iyileşmek&#8221; sanıyoruz. Ben yazarken; akademik yoğunluk ve yöneticilik temposunun içinde, bir çocuk gibi oyun oynamayı ve bir bilge gibi suskun kalabilmeyi tercih ederek o ışığı parlatıyorum. Yazmak benim için bir hatırlayış eylemidir.</p>



<p><em>Bilge Ağaç Hikâyeleri&#8217;nden sonra okurlarınızı hangi yeni yolculuklar bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="714" height="1024" data-id="178462" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-714x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178462" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-714x1024.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-209x300.jpg 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-768x1101.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-1071x1536.jpg 1071w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-696x998.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-1068x1531.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673-293x420.jpg 293w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050673.jpg 1116w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /></figure>
</figure>



<p>Dostluğun kan bağıyla değil gönül bağıyla kurulduğu, zıtlıkların uyum içinde birleştiği yeni patikalar yolda. Kalbin o hiç sönmeyen ışığına doğru yapılan bu yolculuk aslında hiç bitmeyecek; çünkü her yeni hikâye, okurun kendisine atacağı cesur bir adımdır. Tıpkı küllerinden doğan bir ateş böceği veya sürüsünü gönül bağıyla bulan bir kurt gibi, okurlarımı yine kendi iç seslerini keşfedecekleri, &#8216;ışığın aslında hiç kaybolmadığını&#8217; fısıldayan masalsı ve bilgece yeni duraklar bekliyor. Biz bu yolculukta sadece rehberiz; asıl adımlar okurun kendi kalbinin içinde atılmaya devam edecek</p>



<p><em>Son olarak… Elinizde bir değnek olsaydı, dünyada neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="1024" data-id="178464" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-687x1024.jpg" alt="" class="wp-image-178464" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-687x1024.jpg 687w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-768x1144.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-1031x1536.jpg 1031w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-696x1037.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-1068x1591.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1-282x420.jpg 282w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000050679-1.jpg 1074w" sizes="(max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>
</figure>



<p>Elimde sihirli bir değnek olsaydı, insanların birbirine merhamet ve sevgiyle bakabilmelerini sağlardım. Herkesin dünyaya bir çocuğun kirlenmemiş masumiyetiyle bakabildiği bir hayatı mümkün kılmak isterdim; çünkü inanıyorum ki o çocuksu saflığın olduğu yerde savaşlar durur, kötülükler silinir ve dünya bugünkü yorgun halinden sıyrılıp bambaşka bir bahara uyanırdı. Güvenin ve gönül bağının tüm sınırların, mesafelerin ve bahanelerin önüne geçtiği, merhametin rehberliğinde şekillenen bir dünya için bu değneği kullanırdım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥SÖYLEŞİ /Deniss/ Müzisyen</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/03/%f0%9f%8e%a5soylesi-deniss-muzisyen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jan 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Deniss]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177677</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak.&#8221; Suskunluğun sesini duyan bir yerden geliyor Deniss. Cevaplardan çok sorulara, anlatıdan çok izlere inanıyor. Deniss’le; tanımlardan kaçan ruh hâlini, müziğinde neden cevaplardan çok izler bıraktığını, kayıpların ve kırılganlığın şarkılara nasıl dönüştüğünü ve önümüzdeki dönemde bizi nasıl bir yolculuğun beklediğini konuştuk. İyi  okumalar… Seni uzun süredir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak.&#8221;</strong></p>



<p><em>Suskunluğun sesini duyan bir yerden geliyor Deniss. Cevaplardan çok sorulara, anlatıdan çok izlere inanıyor. Deniss’le; tanımlardan kaçan ruh hâlini, müziğinde neden cevaplardan çok izler bıraktığını, kayıpların ve kırılganlığın şarkılara nasıl dönüştüğünü ve önümüzdeki dönemde bizi nasıl bir yolculuğun beklediğini konuştuk. İyi  okumalar…</em></p>



<p><em>Seni uzun süredir takip edenler var ama “Sorular” ile yeni tanıyanlar da oldu. Deniss kimdir? Kendini müzikal ve ruhsal anlamda nasıl tanımlarsın?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Deniss - Sorular (Official Video)" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/6sYUBseoids?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>Youtube&#8217;den İzle </strong></p>



<p>Deniss, daha çok gecede yaşayan bir hâl diyebilirim. İnsanların söyleyemediği cümleleri biriktiren, suskunlukların arasından ses çıkaran biri. Müzikal olarak açıklamaktan çok hissettirmeyi tercih ediyorum; çünkü bazı duygular anlatıldığında zayıflıyor. Ruhsal olarak ise net tanımların dışında kalmayı seviyorum. Kendimi tek bir yere, tek bir duyguya ya da tek bir hâle ait hissetmiyorum.Müziğim, cevaptan çok iz bırakmakla ilgili. Dinleyen herkesin zihninde küçük bir boşluk doldurma oluşsun istiyorum; tamamlanmamış bir cümle gibi. Çünkü ben hâlâ kendimi tanımlamıyorum, kendimi dinliyorum. Deniss de tam olarak bu: Söylenenlerden çok, söylenmeyenlerin içinde dolaşan bir ses..</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="177678" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177678" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045345.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p> “<em>Sorular”ı tanımlarken, “Cevapsız bir sevdanın sessiz ağıtı” diyorsunuz. Bu şarkı tutulmamış ellerden ve söylenmemiş sözlerden mi doğdu? Gerçek bir hikâye mi, yoksa ortak duygular mı?</em></p>



<p>“Sorular” tek bir anın ya da tek bir kişinin hikâyesi değil. Daha çok yarım kalmış duyguların bıraktığı izlerden oluştu. Tutulmamış eller, söylenememiş cümleler… Hepsi var ama hiçbiri net değil. Çünkü bu şarkı, hatırlamaktan çok hissetmekle ilgili.Gerçek mi diye sorulduğunda şunu söyleyebilirim: Yaşanmış olanla yaşanamamış olan arasındaki o ince çizgide duruyor. Bazen bir an gerçekten yaşanır, bazen sadece ihtimali insanın içinde kalır. “Sorular” tam da o belirsizlikten doğdu.Bu yüzden dinleyen herkes kendine ait bir şey buluyor. Şarkı bir hikâye anlatmıyor; bir boşluk bırakıyor. O boşluğu neyle dolduracağınız size kalmış. Ben sadece o sessizliği duyulur hâle getirdim.</p>



<p> “<em>Bazı hikâyelerin sonu yazılmaz, sadece yaşanır” sözünüzü düşündüğümüzde… “Sorular”ı dinleyenler kendi cevapsız anılarını mı dolduruyor boşluklara? Amacı cevap vermek mi, yoksa daha fazla soru sormak mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="990" height="1024" data-id="177679" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-990x1024.png" alt="" class="wp-image-177679" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-990x1024.png 990w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-290x300.png 290w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-768x794.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-696x720.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346-406x420.png 406w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045346.png 1025w" sizes="(max-width: 990px) 100vw, 990px" /></figure>
</figure>



<p>Ben hiçbir zaman cevap veren bir şarkıcı olmadım. <strong><em>Benim işim, insanın içine gömüp de unuttuğu duyguları yüzeye çıkarmak</em></strong>. “Sorular”, dinleyene bir hikâye anlatmıyor; dinleyenin kendi hikâyesini hatırlatıyor. Şarkı bir kapı açıyor ama içeri kim giriyorsa kendi geçmişiyle giriyor. Cevap vermek değil, herkesin içinde kalmış o sessiz soruları duyulur hâle getirmek istedim.</p>



<p><em>Müziğinizde varoluşun kırılganlığı ve kayıpların ağırlığı önemli bir yer tutuyor. Bu temaları besleyen şairler, yazarlar veya sanatçılar kimler?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="866" data-id="177680" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350.jpg" alt="" class="wp-image-177680" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-696x838.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045350-349x420.jpg 349w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Beni en çok etkileyenler; Attila İlhan’ın hüzünlü şehirleri, Turgut Uyar’ın içe dönük isyanı, Didem Madak’ın kırılgan cesareti. Dünya tarafında ise Jeff Buckley, Damien Rice ve Fink gibi duyguyu süslemeyen ama derinleştiren isimler var. Onların müziğinde de bir tür “varoluş sızıntısı” vardır; ben o damarı çok hissediyorum. Ayrıca Anadolu’nun kadim ezgileri, özellikle ağıt geleneği ve sözlü anlatım kültürü de beni derinden besliyor. Bir melodinin sadece kulağa değil, insanın göğsüne çarpması gerektiğine inanıyorum. O yüzden müziğimde bazen bir suskunluk, bazen yarım bırakılmış bir cümle, bazen de bilinçli bir boşluk duyulur. Çünkü hayat da çoğu zaman böyle ilerliyor: tamamlanmadan, kapanmadan.</p>



<p><em>Müzik yolculuğun 2019’daki “Şizofren” ile profesyonel ivme kazandı. Beş yıl sonra “Sorular”la geri dönmek nasıl bir his?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Deniss / Şizofren" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/CKIEPDbrE3A?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><strong>YouTube&#8217;da İzle</strong></p>



<p>Şizofren” benim için bir çıkıştan çok bir yüzleşmeydi. O dönem daha parçalı, daha dağınık ama bir o kadar da cesurdum. Kendimle, duygularımla ve dünyayla kavga ettiğim bir zaman dilimiydi. Şarkıyı yazarken de yayımlarken de çok düşünmedim; içimden ne geçiyorsa olduğu gibi aktı. Belki de bu yüzden insanlar kendilerinden bir parça buldu.Beş yıl sonra “Sorular”la gelmek, aslında aynı hikâyenin başka bir sayfasını açmak gibi. Bu sefer bağıran değil, susarak anlatan bir Deniss var. Zaman insana şunu öğretiyor: Her duygunun bir adı yok, her acının da bir tepkisi olmak zorunda değil. “Sorular”, o sessiz kabulleniş hâlinden doğdu.Bu beş yıl boyunca sahneden, üretimden ve görünür olmaktan bilinçli olarak uzak kaldım. Yaşadım, kaybettim, yeniden başladım. Doğada çok vakit geçirdim, insanları izledim, kendimden kaçtım, kendime döndüm. Tüm bunlar müziğimin dilini de değiştirdi. Artık daha az şey söylüyor ama söylediğim her kelimenin ağırlığını daha çok hissediyorum.“Geri dönüş” kelimesini sevmiyorum; çünkü ben hiçbir zaman müziği bırakmadım. Sadece içimde demlenmesine izin verdim. “Sorular” bu yüzden aceleyle yapılmış bir iş değil; zamana yayılmış, sindirilmiş bir duygunun sonucu. Ve açıkçası, bugün hissettiğim şey bir başarı heyecanından çok, doğru zamanda doğru şarkıyı söylemiş olmanın huzuru.</p>



<p><em>Bir başarıdan çok, seni “iyi bir şarkıya” götüren şey nedir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="177681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177681" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045348.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Başarı benim için hiçbir zaman yön belirleyici olmadı. Hatta çoğu zaman dikkat dağıtıcı. “İyi bir şarkı”ya götüren şey, bir duygunun artık içimde taşınamaz hâle gelmesi. Sustukça ağırlaşan, kaçtıkça büyüyen bir his.Şarkı yazmaya oturduğumda bir şey hedeflemiyorum. Ne dinlenme sayısı ne de bir beklenti. Eğer yazdığım cümle beni rahatsız ediyorsa, canımı biraz acıtıyorsa doğru yere yaklaştığımı anlıyorum. Çünkü iyi şarkılar genelde konforlu yerlerden çıkmıyor.Benim için iyi bir şarkı; açıklamak istemediğim, hatta bazen kendime bile itiraf edemediğim bir hâlin dışarı sızması. Geriye bir iz kalıyorsa, sessiz ama ağır bir iz… işte o zaman doğru bir şey yapmışım demektir</p>



<p><em>Bir sonraki adım ne? Albüm mü geliyor, yoksa tek tek single’larla devam mı? 2026’da Deniss’ten ne bekleyelim?</em></p>



<p>2026 benim için hem içsel hem melodik bir dönüşüm yılı olacak. Bir albümün hazırlıkları var; ama bu sefer acele etmeyeceğim. Sound olarak daha sinematografik, doğa seslerinin ve akustik dokuların daha ön planda olduğu bir dünya kuruyorum. Arada tekli şarkılar da gelecek ama genel hedefim bir hikâye albümü çıkarmak. Kendi yolculuğumu adım adım duyacaksınız.</p>



<p><em>Son olarak… Elinizde bir değnek olsaydı, dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177682" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000045347.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanların hissettiklerini gizlemek zorunda kalmadığı bir düzen isterdim. Acının ayıp, kırılganlığın zayıflık sayılmadığı bir yer. Kimsenin “iyiyim” demek zorunda olmadığı, gerçekten ne hissediyorsa onunla var olabildiği bir dünya. Çünkü bana kalırsa en büyük yorgunluk, insanın kendini sürekli saklamasından geliyor.Belki o zaman ilişkiler daha kısa olurdu ama daha gerçek olurdu. Vedalar daha az olurdu ama olduğunda daha dürüst olurdu. Kimse sevmediği yerde kalmaz, kalamadığı yerde suçluluk duymazdı.Ben dünyayı bir değnekle düzeltmek istemezdim aslında; sadece insanların iç seslerini bastırmak zorunda kalmadığı bir alan açmak isterdim. Müziği de tam olarak bu yüzden yapıyorum. Değiştirmek için değil, saklanan şeyleri biraz olsun görünür kılmak için.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Alpay ŞALT/ Müzisyen/Rock/ Davul</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/29/soylesi-alpay-salt-muzisyen-rock-davul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 29 Dec 2025 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Alpay şat]]></category>
		<category><![CDATA[davul]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177462</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir.&#8221; Türk rock sahnesinin deneyimli davulcusu Alpay Şalt, enerjisi ve özgün sound’u ile uzun yıllardır iz bırakan bir isim. Alpay Şalt ile  hem müzikal yolculuğunu hem de Türkiye’de rock kültürüne dair düşüncelerini konuştum. İyi okumalar. Türkiye rock sahnesinde uzun yıllardır sahnede ve stüdyoda aktif bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir.&#8221;</strong></p>



<p><em>Türk rock sahnesinin deneyimli davulcusu Alpay Şalt, enerjisi ve özgün sound’u ile uzun yıllardır iz bırakan bir isim. Alpay Şalt ile  hem müzikal yolculuğunu hem de Türkiye’de rock kültürüne dair düşüncelerini konuştum. İyi okumalar.</em></p>



<p><em>Türkiye rock sahnesinde uzun yıllardır sahnede ve stüdyoda aktif bir davulcu olarak yer aldınız. Teknik yaklaşımınız, sound tercihleriniz ve sahne enerjiniz düşünüldüğünde, kendi müzikal tarzınızı ve “imzanızı” nasıl tanımlarsınız? </em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-9-16 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Alpay Şalt Davul Solo (Dorock XL 2019)" width="563" height="1000" src="https://www.youtube.com/embed/5wJCOVVi9ag?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Davula başladığımda çalma imkanım olan tek davul İstanbul Erkek Lisesi’ndeki müzik odasında kilitli, ayakta zor duran, kırık ve çatlak bir takım zilleriyle orası burası bantlı bir davul setiydi. Yıllarca sadece bu davulda ve grubum SETH ile gittiğim prova stüdyolarındaki davullara vurabildim. Vurduğumda çıkan ses ile albümlerde dinlediğim ses bir değildi, acaba onların davulları mı güzel ses çıkarıyordu yoksa kayıtta bir takım numaralar mı yapılıyordu diye araştırmalar yaparken HEY Dergisinin açtığı beste yarışmasına katılmak üzere grubumuzun demosu için yaptığımız kayıtta stüdyo Lay Lay Lom’un kırmızı Simmons elektro davulunu kullandık. Çalması zor sert altıgen pedleri vardı ama, amanın ben o seslere bayıldım! İşte albümlerde dinlediğimiz seslere yakın bir kick ve trampet soundu böyle çıkıyormuş dedim. Yarışmada dereceye girdik ve çıkacak karışık albümde (Hey Boys &#8211; Heaven Can Wait) yer almak üzere ilk kez yüzleşeceğimiz profesyonel albüm kayıdı için Doruk Onatkut’un SKS Stüdyosu’na geldik. Aaa davula bir baktım Ddrum 1 , artık aşina olduğum ve sevdiğim “dup dışş” sound yine beni buldu. Okul konserine düzgün bir davul kiralayalım dedik, karşıma yine bir elektro davul çıktı. Yıldız Teknik Üniversitesinin beste yarışmasına göndermek üzere yine bir stüdyoya girdik, aaa yine bir Simmons! İlk davulum olan Yıldırım davul setimi Whisky’e girdiğimde aldım, daha önce hep bana ait olmayan davulları kullandığımdan malzemenin çıkan sese olan etkisini bilmiyordum. Üzerindeki derilerle bir kayıt yaptık (Whisky &#8211; Ateş Suyu enstrümantal demosunda bonus track olarak yer alan Kızlar) teneke gibi sesler çıkınca moralim bozuldu. Derilerin sese olan etkisini öğrenip yurt dışından REMO Pinstripe deri seti getirttim. Yeni derilerle girdiğimiz Ateş Suyu enstrümantal demosunu SETH ile YTÜ yarışması için şarkı kaydettiğimiz, Pentagram’ın da ilk albümünü kaydettiği Stüdyo Saund’da yaparken tonmaysterimiz Tuğrul Karataş altoları altı açık şekilde mikrofonladı. Davulun akustik sesini beğenmedi, trampet ve kick için bana yine meşhur Simmons pedleri kullandırdı. Ertesi yıl artık Ateş Suyu albümünün ilk iki şarkısını kaydetmek için Hey Boys’un kaydedildiği SKS’ye kendi davulumu kurdum, çıkan sonuç yine iç açıcı olmadı fakat Doruk Onatkut müthiş bir çözüm önerdi “Analog olarak banta kaydedilen kanalları Alesis D4 modülden geçirip triggerleyelim, sesleri düzeltelim” dedi. İşte benim soundum bu şartlar altında oluştu ve abone olduğum davul dergileriyle bilgimi gün be gün artırarak ekipmanlarımı toplamaya başladım. Klasik altıgen ped şeklinde ama minyatür boyda Simmons yapıştırmalı trigger setim, Alesis D4 modülüm ve derileri değişmiş Yıldırım davulumla birçok kişiyi ağlattım “bu ses bu davuldan nasıl çıkar!?!” diye şaşkına dönüyorlardı. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="685" data-id="177467" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1024x685.jpg" alt="" class="wp-image-177467" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1024x685.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-768x514.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1536x1028.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-696x466.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-1068x714.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821-628x420.jpg 628w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043821.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Akustik sazlarda soundu çıkaranın %90 çalan kişi olduğunu ise Whisky’nin Açık Hava Tiyatrosu’nda birlikte konser verdiği Rus grup Mohomax’ın davulcusu Vladimir’den öğrenmiştim. Aynı davulda soundcheck yaptık, ben çalarken o seyretti ve dinledi, o çalarken ben dinledim ve aradaki fark inanılmazdı. Hemen yanına koşup “aynı davulu çalıyoruz, sen nasıl böyle harika bir ses çıkarıyorsun” diye sorunca “vuruş tekniği” dedi. Bana oteldeki sandalyede Jonathan Mover’dan öğrendiği ünlü Möller tekniğini öğretti, çalışım ve soundum kökünden değişti. Davul soundu kesinlikle çok önemli, iyi bir davul soundu şarkılara sınıf atlatıyor. Davul mağazamda ilk kez bir davul eğitim videosu seyrettiğim gün ise bir rock davulcusunun nasıl görünmesi gerektiğini anladım. Seyrettiğim bu video Tommy Aldridge’in Double Bass Drumming kasetiydi. Videonun açılışındaki davul solo bitince şoku atlatmak için TV ve videoyu kapadım ve kendi kendime konuşarak  “bu davul çalmaksa benimki ne?!” dedim. Çok müzik dinlemek, dinlenen müziği sindirmek, alıcı gözüyle çok izlemek, sound, ekipman, görsellik birleşince, işte karşınızda ben; teknik için değil de müzik ve izleyen gözler için çalmayı seven Alpay Şalt!</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-9-16 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="A Wonderful Restaurant Called Sarnıç at #sultanahmet" width="563" height="1000" src="https://www.youtube.com/embed/TZNCMMlC3cM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em>Kariyerinizde Whisky, Objektif, Rapsodi, Yüksek Sadakat, GiTARiZMA gibi çok farklı yapı ve tarzlarda yer aldınız. Bu çeşitlilik sizin için ne ifade ediyor? “Kendi sesinizi bulmuş” hissettiğiniz dönemler hangileriydi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="786" height="786" data-id="177463" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818.jpg" alt="" class="wp-image-177463" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818.jpg 786w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043818-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 786px) 100vw, 786px" /></figure>
</figure>



<p>Hard Rock ve Heavy Metal ile başladığım müzik yolculuğumda her dahil olduğum grup veya proje bana ve müzisyenliğime önemli şeyler kattı bu yüzden kendimi çok şanslı görüyorum. Müzik dilini, her tarzın kendine has kalıplarını, anlatım şeklini önce dinleyerek öğrenmek sonra çalarak pekiştirmek gerekiyor ki o müzik tarzını hakkıyla icra edebilelim.&nbsp; Whisky ve Yüksek Sadakat kendi sesime en yakın olduğum projelerdi çünkü beste yaratım sürecinde eserlere dahil olabiliyordum.</p>



<p><em>Lise yıllarında Seth ile başladığınız dönem, Türkiye’de rock ekosisteminin yeni yeni şekillendiği bir zamana denk geliyor. O günlerde sahneye çıkan genç bir müzisyen olarak ortamı nasıl hatırlıyorsunuz? O yıllar sizi nasıl bir müzisyene dönüştürdü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177464" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177464" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043814.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ortam sadece sene sonu ya da yarıyıl konserleri, okulların etkinlik düzenlediği ve başka okullardan grup davet ettiği pilav-börek günleriyle sınırlıydı. İlk biletli konserimizi bir düğün salonundaki “okul çayı”nda vermiştik, yaptığımız müzikten bağımsız olarak sınıf arkadaşlarımız çılgınca eğlenmişti. SETH’in bir hedefi ve amacı vardı, tüm gruplar gibi albüm çıkarmak! Tam albüm olmasa bile seçilen iki bestemizi profesyonel olarak kaydedip sonra da basılan banttan dinlemek “Vay be! Mümkünmüş!” dedirtti. Üzerine çıtayı yükseltip Teoman’ın solisti olduğu, İngilizce besteler yapan Mirage ile aynı programda yer alıp TV’ye çıkmak ise bu işe devam edilmesinin yolunu iyice açtı. Her gerçekleşen hayalden sonra bir ileri aşamaya göz diktik, usta amatöre evrildik. O dönem cover çok yaygın değildi, çevremizdeki herkes kendi bestesini yapıp çalıyordu, ama Türkçe ama İngilizce. Whisky’e girdiğim dönem pıtrak gibi Rock barlar açılmaya başladı çoğu amatör grup ve müzisyene para kazanmak için barda cover çalmak cazip geldi ve beste çalmanın, hatta özellikle Türkçe beste çalmanın neredeyse yasak olduğu dönem başladı. Besteleri çalabilmek için ya yarışmalara ya festivallere ya da belediyelerin bedava ve dandik etkinliklerine katılmak gerekiyordu. TRT ‘nin sıkı denetimi yüzünden Türkçe sert rock yapanlar zaten tek kanallı ekrana çıkamıyordu. Bu sıkıntılı dönem 2-3 yıl sürdü, sahne var, seyirci var ama konser veremiyorsun. Sonunda Teoman Roxy müzik yarışmasını kazandı ve ödül olarak kaydedilen ilk albümüyle Türkçe rock önündeki bariyerler yıkıldı. Bir yandan da Haluk Levent’in tuttuğu neo Anadolu Rock meşalesiyle, Moğolların sahnelere geri dönüşüyle, Bulutsuzluk Özlemi’nin protest şarkılarıyla üniversite salonlarını hınca hınç doldurmasıyla ortam Türkçe rock ortamına dönüştü. Tam bu sırada özel TV Kanalları açılmaya başladı ve Whisky’nin sert Türkçe Heavy Rock’ı özel TV’leri fethetti. Müzikte başarıyı hayal eden herkese mutlaka kendi müziğini yapmasını öneririm. Cover çalmak zevkli ve öğreticidir ama ne uzar ne kısalırsın.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="675" data-id="177465" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1024x675.jpg" alt="" class="wp-image-177465" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1024x675.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-300x198.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-768x506.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-696x459.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-1068x704.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822-637x420.jpg 637w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043822.jpg 1268w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Başarı sizin için nasıl tanımlanıyor? Müzikal kalite, üretkenlik, süreklilik, toplumsal etki… Bunlardan hangisi sizin ölçütünüz? Yoksa başarıyı dışarıdan gelen tanımlarla mı değerlendiriyorsunuz?</em></p>



<p>Beğeni çok kişiseldir o yüzden benim güzel ve iyi olmuş dediğim işler mutlaka çok satmış ya da çok bilindik olmayabiliyor. Benim için başarı, kafamda canlandırdığım bir hayalin büyük bir kısmının gerçekleşmesidir. Elbette yaptığı işin beğenilmesi üreten için çok motive edici ve gurur okşayıcıdır. Ancak başkası beğensin diye yapılan işlerin özü zayıf oluyor. Zamanın nabzı sanatçının üretiminde etkendir, sanatçı yaşadığı ortamdan ve zamandan etkilenir. Bizim gibi baskıcı toplumlarda gerçekten tam olarak haykırmak istediğini haykıramayabilirsin. 80 darbesi sürecinde genç gruplarımız İngilizce sözlü müzik yaparken motivasyonlarının bu olduğunu düşünüyorum. Sadece yabancı dil bilen kişiler anlasın &#8211; yani bir nevi şifreli mesaj gibi- ve kendimizi dilediğimiz gibi ifade edebilelim diye düşünmüş olmalılar. Bir de Rock ve türevlerinde dinlediğimiz müzikler çoğunlukla İngilizceydi, şarkılarda belli kelimeler ve cümle kalıpları kullanılıyordu (Anan biliyo mu yerine does your mama know gibi) Türkçe sözü melodiye uydurmak da anlamlı sözler yazmak da söylemek de zordu. Ben çok üretilen vasat ürün yerine az üretilen kaliteli ürünü tercih ederim. Süreklilik, her daim ortada, piyasada olmak başarı için çok önemli bir faktör ise de tamamen ekonomik ve sosyolojik şartlara bağlı, yaşadığınız ülkede gündem saat başı değişirken şarkı yazmak için üzerine düşündüğünüz konular ertesi gün unutulabilir. Yıllarca unutulmayan ve insanların yaşlarından, sosyal statülerinden, yaşadığı bölgelerden bağımsız olarak beğenip hep bir ağızdan eşlik ettiği, kumsalda ateş başında veya rakı sofrasında söylediği eserler bence başarılı eserlerdir ve toplumu etkilemiştir.</p>



<p><em>Birthday Marathon gibi etkinliklerle hem müziği hem de sosyal sorumluluğu birleştirdiniz. Bir davulcu olarak ritim ve performansın topluluk üzerinde yarattığı etkiyi nasıl görüyorsunuz? Müzik ve toplumsal bilinç arasındaki bu bağ sizin için ne ifade ediyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="398" height="600" data-id="177466" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813.jpg" alt="" class="wp-image-177466" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813.jpg 398w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043813-279x420.jpg 279w" sizes="(max-width: 398px) 100vw, 398px" /></figure>
</figure>



<p>Ritim hayatın kendisi, çünkü kalbimiz attığı sürece yaşıyoruz, hayatın farkındayız ve onu güzel kılmak için çabalıyoruz. Müzik taa insanlığın başından beri insan hayatında var olmuş. Kabilelerin ateş başına toplanıp hikayeler anlattığı zamanlardan, dans ettiği, ayinler yaptığı zamanlardan, büyücülerin, şifacı ve şamanların ritüellerinde, kadın ve erkeğin flörtleşmesinde aracı olmuş, marşlarla orduları, çalışanları, vatandaşları bir arada tutmak için hep en önemli faktörmüş. Bağış toplamanın da en bilinen yöntemlerinden biridir müzik yapmak. Birthday Marathon’u benim tanıdığım ve çalıştığım ama birbiriyle tanışmamış müzisyen arkadaşlarımı sahne üzerinde bir araya getirmek için planlamıştım, başarılı da oldu. Bu konserlere gelirken bana hediye getirenler oluyordu, engellemek için “lütfen hediye getirmeyin onun yerine TEMA’ya bağış yapın” diyordum. Bu kez bağışın miktarını çoğaltmak için bilet gelirini de yapılan masrafları düştükten sonra bağışlamaya karar verdik. İşi veya sağlık durumu sebebiyle gelemeyecek olan arkadaşlarımız bile bilet alarak bu bağış kampanyasına destek oldu, bu çok sevindiriciydi. Müzik iyileştirir, müzik birleştirir. Müzik toplumların hafızasıdır.</p>



<p><em>Kendi çizginizi sürdürmek, moda olan tarzlara yönelmemek her zaman kolay değil. Kendi yolunuzdan yürümenin avantajları kadar bedelleri de oldu mu? Bu kararlılık size neler kazandırdı, neler kaybettirdi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="535" height="352" data-id="177468" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823.jpg" alt="" class="wp-image-177468" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823.jpg 535w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043823-300x197.jpg 300w" sizes="(max-width: 535px) 100vw, 535px" /></figure>
</figure>



<p>İnsan kendisi olarak kalabildiği sürece her işi yapabilir. Ben tuvalet de temizlesem, çöpçülük de yapsam, yöneticilik de yapsam hep kendim gibi yapabilirim. Sevmediğim bir tür müziği çalmak zorunda kalmadım. Farklı türler çaldım ama hep en iyi yorumcularla veya en iyi müzisyenlerle çaldım, çok şanslıyım, bu beni çok geliştirdi. Sahnede eşlikçi müzisyen olarak mı yer alıyorum yoksa bir ego sahibi olarak mı? Ortak çalışmalarda ego sahibinin işi zor, eğilip bükülemez, devamlı direnç gösterir, sonunda işi de bozar, kendi ruh halini de kariyerini de. Müzisyenlikte değişik seçenekler vardır. Kimisi serbest olarak çalışır, çok iş ayırmaz, maddi kazanç geldiği sürece çok hoşlanmasa da devam eder. Benim izleyici olarak sahnede görmeye tahammül edemediğim müzisyen tipi, yüzünden düşen bin parça, bitse de gitsek modunda, olaydan kopuk, eserlere hakim olmayıp devamlı kaçak güreşen veya sahneye kafayı çekmek için çıkmış, ekibi dinlemeyen, kendine çalan, sahne etiğine uymayacak laubali hareketler yapanlardır. Yahu ben konserde önündeki nota sehpasında telefondan maç seyredip konser veren arkadaşlar gördüm de inanamadım. İnsanlar değer verdiği için bilet alıp izlemeye gelmiş, adam maç seyrediyor. İnsan gerçekten sevdiği işi yapmalı, sevdiği işe de yaptığı işe de değer vermeli, değer katmalı. Ben müziğe başladığımdan beri bir grup müzisyeniyim. Uzun yıllar grubum Whisky dışında davul çalmadım ama gerek konserlerin azlığı yüzünden gerekse de davul çalmayı çok sevdiğimden daha fazla çalabilmek için başka gruplarla da çalışmaya başladım. Eğer bu kararı almamış olsaydım bugüne kadar içinde yer aldığım önemli projelerde ve gruplarla çalışmamış, bir sürü harika insanı tanımamış olacaktım. Bence kaybettiğim bir şey yok ama kazandığım çok şey var.</p>



<p>Türkiye rock sahnesinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="640" data-id="177469" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819.jpg" alt="" class="wp-image-177469" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819.jpg 960w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043819-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>
</figure>



<p>Türkiye, akımların yıldırım hızıyla geldiği fırtına hızıyla yok olduğu bir ülke. Her şey tepeden paraşütle, hiçbir altyapısı olmadan iniyor sonra da unutuluyor, hoop yeni trend geliyor. Bugün dünyada 60’lı 70’li yılların rock grupları hala turne yaptığında veya yerel mekanlarda sahneye çıktıklarında bilet satıyorlar, deli gibi takipçileri var çünkü onların kültürel bir altyapısı oturmuş. Türkiye’de rock dinleyen, Metallica ya da Pentagram tişörtü giyen çoğu gence Egzotik Band, Yeraltı Dörtlüsü, Devil, Ra, Hardal, Kramp desen balık bakışlarıyla yüzüne bakar. Ama Metallica onları var eden gruplar olan Motörhead’e, Diamond Head’e, King Diamond’a, Thin Lizzy’e tapar. Altyapısı oturmamış, devamlılığı olmayan, geleneği bilmeden, olmayan temelin üzerine inşa edilen bir Rock kültürü devam edemez, ancak hibritleşir. Batı normlarında Rock yapan yüzlerce grubumuz silindi gitti, dinleyici bulamadılar, ellerinde olmayan sebepler yüzünden devamlılık gösteremediler. Rock ve türevleri yeraltında devam edecektir ama 2000’lerdeki gibi bir patlama beklemiyorum. Ana akım müzik arenamızda bir avuç köklü grup haricinde uluslararası normda gerçek Rock kaldı mı? Duyduklarım hep popüler nağmeli hibrit müzikler.</p>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="424" data-id="177470" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817.jpg" alt="" class="wp-image-177470" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-300x212.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000043817-594x420.jpg 594w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Sanıyorum Avrupa’da ya da ABD’de doğmuş ve aynı işi yapıyor olmak isterdim. Burada ancak bu kadar oluyormuş, coğrafya kaderdir sözü gerçek. Kendi kaderimizi ancak bir yere kadar değiştirebiliyoruz. Üniversitede Grafik bölümündeydim ama sinemadaki özel efekt ve makyaj konusu çok ilgimi çekiyordu. Takip ettiğim Fangoria dergisinde Total Recall filmi kapak olmuştu, filmin efektlerini yapan Rob Bottin röportajı ve detaylı fotoğraflar yer alıyordu, o hafta film gösterime girdi. İki taraftan birden gelen bu dürtüye dergi içindeki Hollywood makyaj okulunun yazışma adresi eklenince mektup yazdım, cevap geldi. Ya gidecektim ya burada kalıp okuyacaktım. O sırada Whisky TV’ye çıkmaya başladı ve popüler oldu, ayrıca bir davul mağazası açma olasılığı da oluştu, kalmayı tercih ettim. Hep merak ederim gitmiş olsaydım acaba ne olurdu?&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Melike MELİS /Yazar / Çocuk ve Gençlik Edebiyatı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/18/soylesi-melike-melis-yazar-cocuk-ve-genclik-edebiyati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Melike melis]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177078</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu…&#8221; Kelimelerin sessiz devrimini yazan Melike Melis, masalın büyüsünü, çocukluğun saf bakışını ve Girit’in rüzgârını aynı cümlede buluşturan bir yazar. Pembe saçlarında isyanı, satırlarında şifayı taşıyan Melike Melis’le, edebiyat ve yazarlık öyküsü üzerine konuştuk. İyi okumalar. Yazı senin için bir meslekten öte, bir ruh işi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu…&#8221;</strong></p>



<p><em>Kelimelerin sessiz devrimini yazan Melike Melis, masalın büyüsünü, çocukluğun saf bakışını ve Girit’in rüzgârını aynı cümlede buluşturan bir yazar. Pembe saçlarında isyanı, satırlarında şifayı taşıyan Melike Melis’le, edebiyat ve yazarlık öyküsü üzerine konuştuk. İyi okumalar.</em></p>



<p><em>Yazı senin için bir meslekten öte, bir ruh işi gibi. Yazmaya başladığın o ilk kıvılcım neydi?</em></p>



<p>Ben kelimeleri seçmedim; kelimeler beni seçti. Çocukluğumdan beri içimde konuşan bir ses vardı; ne öğüt veriyordu ne de susuyordu. Sadece yazmamı istiyordu. Bir gün anladım ki o ses, kendi ruhumun yankısıymış. Yazmak benim için bir kaçış değil, eve dönüş hâli.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="177080" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177080" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041154.jpg 695w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p><em>Çocuk ve gençlik edebiyatındaki başarın dikkat çekiyor. Bu alana bu kadar yakın olman neyi anlatıyor?</em></p>



<p>Çocukların gözünde dünyanın filtresi yok. Onlar gerçeği tereddütsüz görür. Ben o bakışa saygı duyuyorum. Yazarken hem kendi içimdeki çocuğu hem de büyümekle yaralanmış yanımı iyileştiriyorum. Bu yüzden çocuklara yazmak, sanki kendime mektup yazmak gibi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="177081" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177081" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041148.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sosyal medyadaki takipçilerin seni “perilerin pembe saçlı yazarı” diye anıyor. Bu kimliğin ardında nasıl bir hikâye var?</em></p>



<p>Pembe saç benim için bir estetik değil; bir manifesto. Dünyanın ciddiyetine teslim olmamayı hatırlatan küçük bir isyan. Masalların yetişkinlere de gerektiğini unutmamak için kendime bıraktığım bir işaret.</p>



<p><em>Girit köklerin, Rumca kelimelerin… Yazılarına ince bir melodi gibi işliyor. Bu bağ senin için ne ifade ediyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="863" data-id="177082" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160.jpg" alt="" class="wp-image-177082" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-250x300.jpg 250w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-696x835.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041160-350x420.jpg 350w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Bazen bir “pedi” derim, bazen “ela”… Dil değil bu, hatıraların sesi. Girit, ruhumun saklı sandığı. Oradaki rüzgâr, denizin tuzu, eski taşların kokusu… Yazdığım her hikâyede biraz o kadim sessizlik dolaşıyor. Beni tamamlayan şey bu.</p>



<p><em>Okur seni bazen yaralı bir şifacı, bazen de vahşi bir Ashina olarak görüyor. Bu iki hal nasıl bir arada duruyor?</em></p>



<p>Çünkü insan tek renkten ibaret değil. Yaralarım beni derinleştirdi, ışığım beni güçlendirdi. Bir yanım sessizce iyileştirir, diğer yanım gerekirse dağları deler. Bu iki hâl birbirini yok etmiyor; aksine tamamlıyor. Ben hem kırılganım hem kudretliyim. İkisi de ben.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="177084" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177084" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041149.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Okurla kurduğun bağ çok güçlü. Yazarken en çok neye dikkat ediyorsun?</em></p>



<p>Samimiyet benim tek pusulam. Hikâye ne kadar fantastik olursa olsun, duygusu gerçek değilse çöker. Ben okura bir dünya vermiyorum; bir his veriyorum. O his doğruysa, kelime zaten yolunu buluyor.</p>



<p><em>Yeni projelerinden biraz bahsedebilir misin?</em></p>



<p>Yeni bir seri geliyor. İçinde cesaret var, kaybolmak var, kendini bulmak var… Biraz macera, biraz büyü, biraz da karanlığın içindeki ışık. Okura yeni bir kapı açmak hoşuma gidiyor; çünkü dünyalar kurmak benim için nefes almak gibi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="177085" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-177085" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000041151.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sence bir yazarın özü nedir?</em></p>



<p>Bence yazar, insan ruhunun saklı odalarını ışığa çıkaran kişidir. Kelimeler sadece araç. Önemli olan, okurun kalbinde bıraktığın iz. Ben o izi incitmeden ama sarsmadan bırakmak isterim.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Adnan ARDUMAN/ Yazar/ Öykü/ Roman/ Fotoğraf</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/13/soylesi-adnan-arduman-yazar-oyku-roman-fotograf/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan ARDUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176838</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;(Eserlerimin) Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer&#8221; Adnan Arduman, öyküden romana, fotoğraftan mizaha uzanan yaratıcı bir sanatçı. Daha Dün Gibi ile zaman ve yalnızlığı, Komşudaki Hamam Böcekleri ile esrarengiz bir kurguyu işliyor. Arduman ile  yazın hayatı, fotoğraf sanatı ve kitapları üzerine konuştuk. İyi okumalar.  Yazmaya öyküyle başladığınızı biliyoruz. Sizi öyküden romana [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>(Eserlerimin) Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer&#8221;</strong></p>



<p><em>Adnan Arduman, öyküden romana, fotoğraftan mizaha uzanan yaratıcı bir sanatçı. Daha Dün Gibi ile zaman ve yalnızlığı, Komşudaki Hamam Böcekleri ile esrarengiz bir kurguyu işliyor. Arduman ile  yazın hayatı, fotoğraf sanatı ve kitapları üzerine konuştuk. İyi okumalar. </em></p>



<p><em>Yazmaya öyküyle başladığınızı biliyoruz. Sizi öyküden romana geçmeye iten neydi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="176840" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176840" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040569-1-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto: REHA ARCAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Malum, emeklemeden yürümeye başlanmıyor. Roman son derece kapsamlı, iyi kurgulanması gereken ve zaman alan bir uğraş. Bu yüzden yazmaya öyküyle başlamak daha kolay geldi. Özgüven kazandıkça öykülerin sayfa sayısı yavaş yavaş artmaya başladı. Ardından bir novella yazdım ve daha sonra da romana geçiş yaptım.</p>



<p><em>Daha Dün Gibi romanınızda, 2022’de hastalığa yakalanan bir karakterin dondurulup 2191 yılında diriltilmesi teması üzerinden; zaman, kimlik, yalnızlık konularını işliyorsunuz. Bu kurgu fikri nasıl doğdu?</em></p>



<p>Bu kurgu fikri yazmış olduğum bir kısa öyküden doğdu. Daha önce pek işlenmemiş oldukça farklı ve özgün bir konusu vardı. Sonradan bunu bir romana dönüştürmeye karar verdim.</p>



<p><em>Adnan Arduman kendini en iyi hangi 4 kelime ile anlatabilir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="176841" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176841" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040570-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto :REHA ARCAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Meraklı, yaratıcı, odaklanan ve sebatkâr.</p>



<p><em>Yine son kitabınızdan devam edeyim; Daha Dün Gibi ismi, geçmişle yüzleşme ya da hatırlama temalarını çağrıştırıyor. Sizin için geçmişe dönmek bir kaçış mı, bir yüzleşme mi?</em></p>



<p>Arada 170 yıl olsa bile, dondurucuda geçmiş yıllar hiç yaşanmamış. Bu yüzden romanın kahramanı geçmiş hayatını dün gibi yakın hatırlıyor. Başka bir deyişle, küçük bir adım atıp Türkiye’den Avustralya’ya gitmiş gibisiniz. 170 yıl öncesi sizin için “Daha Dün Gibi”. Ana karakterin yeni ortamına yabancı kalması ve oradaki yalnızlığı nedeniyle sık sık geçmişini hatırlaması ve zaman zaman onunla yüzleşmesi söz konusu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-37 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="768" data-id="176842" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587.jpg" alt="" class="wp-image-176842" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-281x300.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-696x742.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040587-394x420.jpg 394w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>İlk romanınızın ilginç bir ismi var. “Komşudaki Hamam Böcekleri” ismine nasıl karar verdiniz?</em></p>



<p>Hikâyede komşunun gerçekten bir hamam böceği sorunu var. Kahramanın bu soruna getirdiği çözümler romanı esrarengiz bir sona doğru götürdüğü için bu ismi koymanın uygun ve ilgi çekici olacağını düşündüm.</p>



<p><em>Kitaplarınıza has müşterek öğeler, temalar, duygular var mı?</em></p>



<p>Sanırım var. Hepsinde ince mizahi dokunuşlara rastlanabilir ve hepsinde mutlaka müzik geçer.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-38 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="717" height="884" data-id="176845" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591.jpg" alt="" class="wp-image-176845" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-243x300.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-696x858.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040591-341x420.jpg 341w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto : Adnan ARDUMAN </figcaption></figure>
</figure>



<p><em>Fotoğraf sanatıyla da ilgileniyorsunuz. “Kapıların Dışında” adlı serginiz kendisinden oldukça bahsettirmişti. Şunu sormak istiyorum; bir fotoğrafın sizi öykü yazmaya heveslendirdiği oldu mu?</em></p>



<p>Şu ana kadar bana olmadı ama benim bir fotoğrafım üzerine Notos Dergi’de farklı yazarlar kısa öyküler yazdılar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-39 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="720" data-id="176843" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573.jpg" alt="" class="wp-image-176843" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-696x697.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040573-419x420.jpg 419w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p><em>Hayatınız boyunca farklı disiplinlerde üretmiş biri olarak, sizce insan kendini en iyi hangi eylemde tanır</em>?</p>



<p>Bana en yakın gelenler yaratıcı eylemler. Bu yüzden artık yalnızca romana odaklanıyorum.</p>



<p><em>Yakın gelecekte yeni bir kitap projeniz ya da fotoğraf sergisi planınız var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-40 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="465" data-id="176844" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593.jpg" alt="" class="wp-image-176844" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-300x194.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-696x450.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000040593-649x420.jpg 649w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /><figcaption class="wp-element-caption">Foto :Adnan ARDUMAN </figcaption></figure>
</figure>



<p>Bir romanım daha sonlandı, basılmayı bekliyor ve bu arada dördüncü romanımı yazmaya başladım. İleride yeni bir fotoğraf sergisi de olabilir tabii.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Dünyayı, Avrupa Birliği benzeri tek bir konfederasyona dönüştürüp savaşları tümüyle ortadan kaldırmak isterdim.</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Uğur DEMİRCAN /Yazar/ Roman</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/03/soylesi-ugur-demircan-yazar-roman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Uğur Demircan]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176443</guid>

					<description><![CDATA[“İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir.&#8221; Uğur Demircan, Kilim ve Örtü ile insanın saklı yaralarına bakan bir yazar olarak tanındı. Son romanı Makas ise bu yolculuğun en keskin eşiğinde duruyor. Şehirlerin gölgesi, insanın içindeki karanlıkla birleşiyor; küçük bir anın, bir “tıklamanın” hayatı nasıl değiştirdiğini anlatıyor Demircan. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong>İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir.&#8221;</strong></p>



<p><em>Uğur Demircan, Kilim ve Örtü ile insanın saklı yaralarına bakan bir yazar olarak tanındı. Son romanı Makas ise bu yolculuğun en keskin eşiğinde duruyor. Şehirlerin gölgesi, insanın içindeki karanlıkla birleşiyor; küçük bir anın, bir “tıklamanın” hayatı nasıl değiştirdiğini anlatıyor Demircan. Bu söyleşide onunla iyilik, seçim, kader ve yazının görünmez yaraları üzerine konuştum. İyi okumalar. </em></p>



<p><strong>Kilim ve Örtü&#8217;den sonra okurlar sizi daha çok insan doğasına, izlere, yaralara bakan bir yazar olarak tanıdı. Makas, bu yolculuğun neresinde duruyor? Bir dönüm noktası diyebilir miyiz?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-41 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="270" height="400" data-id="176444" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858.jpg" alt="" class="wp-image-176444" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858.jpg 270w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037858-203x300.jpg 203w" sizes="(max-width: 270px) 100vw, 270px" /></figure>
</figure>



<p>Makas; bahsettiğiniz o insan doğasına, izlere ve yaralara bakmanın zirvesi oldu adeta. En azından bu yaşlarımın zirvesi. Kilim’de insanların birbirine değen, birbiriyle yüzleşen hallerini, Örtü’de sakladıkları kırılgan katmanlarını yokladım. Makas’ta ise artık dönüşümün, sapmanın gerçekleştiği o görünmez eşiği yazdım. Bir insanın hayatı bazen bir adımla bambaşka bir hatta girer. Ben bu romanda o adımın sesini aradım. Yani Makas benim yazın yolculuğumda bir dönüm noktasından çok, rayın altında sesi neredeyse duyulmayan bir sarsıntıdır. Kişinin kendisi bile anlamadan olacak olanın, çoktan olmaya başladığı yer.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-42 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="176445" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176445" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037853.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p><em>Şehirler, sokaklar, yalnızlık ve içsel boşluk… Hikâyeleriniz bir yandan topluma bakıyor, bir yandan bireyin görünmez iç dünyasına. Bu iki alan arasında nasıl bir köprü kuruyorsunuz?</em></p>



<p>Şehir benim için yalnızca fon değil; karakterlerin iç ikliminin dışa vurduğu yüzeydir. Bir insanın içindeki dünyayı, yaşadığı sokaklardan daha açık hiçbir şey anlatmaz aslında. Haydarpaşa merdivenlerini yazarken bir veda sahnesi anlatmadım aslında; bir insanın kendine bile söyleyemediği kararları yazdım. Seydişehir’de kar ayazı, Gebze sokaklarındaki yalnızlık, Bilecik’te kapı eşiklerine sinmiş korkular… Dışarıdaki manzara, içerideki yarayı ele verir. Ben o yarayı şehrin gölgesinde gösteriyorum sadece.</p>



<p>“<em>İnsan hayatında bazı yollar keskin bir makasla değişir” diyorsunuz. Sizce her insan hayatında en az bir kez o makasın sesini duyar mı?</em></p>



<p>Duyar ama çoğu zaman anlamaz o sesi duyduğunu. Çünkü makas değişimi uzun süren bir çığlık değil anlık bir tıklamadır neredeyse. Bir valiz sapı koparken çıkan ses kadar hafif, ağızdaki bir sözü söyleyemeden geri çekerken içinde kalan heves kadar kısadır. İnsan hayatı büyük fırtınalarla değil; kimsenin fark etmediği çok küçük kararsız anlarla yön değiştirir. Makas, işte o ânın edebiyatıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-43 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="176446" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176446" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037854.jpg 832w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p><em>Makas okurunu bir ahlaki soruyla baş başa bırakıyor gibi: “İyi olmak ne demektir?” Sizce cevap var mı?</em></p>



<p>Ben iyilik denen şeyin insanın tercihi olduğunu düşünüyorum. İnsanın içindeki, o en dipteki halinde aslında kötü olduğunu, kötülük yapmaya programlı olduğunu, kişisel ya da toplumsal nedenlerle bu kötü tarafın baskılanıp iyilik yapmaya çalışıldığını düşünüyorum. Kötülük çok kolay ve en ilkel halimize hizmet eden bir eylem türü. Oysa iyilik, buna bile isteye kendini zorlamakla mümkün olur. İyilik yapmak handiyse bir kahramanlıktır.&nbsp;</p>



<p>Ben romanda okura bir cevap vermek istemedim. Sorunun kendisi yeterince ağır zaten ki Serdar Bey soruyor bir sayfada : “Peki, bir insanı öldürmek için yeterli sebep sence nedir Volkan’ cığım?”</p>



<p>Kader, şans, seçim… Siz hangisine daha yakınsınız?</p>



<p>Kader, raydır. Nereye uzanacağı çoktan çizilmiştir. Şans, havadır; bazen yardım eder, bazen küser. Seçim ise, makasın koluna uzanan o yorgun koldur. İnsan kimi zaman kendi hayatını büyük bir kararlılıkla seçtiğini sanır ama çoğu kez aslında içindeki karanlık, ışığından daha hızlı davranır. Benim ilgimi çeken hep o an olmuştur. Seçim sanılan şansın kader ânı.</p>



<p>&nbsp;İnsan hikâyeleri bitmez, ama bir yazar hangi hikâyeyi yazmamaya karar verir?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-44 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="266" height="400" data-id="176447" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857.jpg" alt="" class="wp-image-176447" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857.jpg 266w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037857-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 266px) 100vw, 266px" /></figure>
</figure>



<p>Kendi içinde hâlâ kanayan ve elini her dokunuşta yeniden yakan hikâyeyi sanırım. Bazı hikâyeler yazılırsa büyür; büyürse geri dönüşü olmaz. Onu yazmaya karar vermek de bir makas değişim ânıdır işte. Masamızda otururken, yazdıklarımızdan çok yazmadıklarımızla yaşarız. Kim bilir o hikâyeler belki bir gün bir çatlak bulup çıkarlar dışarı.</p>



<p><em>Yeni projeleriniz, aklınızda büyümeyi bekleyen başka hikâyeler var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-45 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="438" data-id="176449" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864.jpg" alt="" class="wp-image-176449" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-300x183.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-696x424.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/12/1000037864-689x420.jpg 689w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p>Elbette var. Sözü bitmiş hikâyeler bir araya gelip dosyalar oluşturdular bile. Yenileri de ufak ufak doğum sancısında. Ama ben hiçbir hikâyeyi aceleyle bitirmem. Gününü bekler. Her romanın da kendi treni gelir, kendi istasyonunda durur. Ben şimdi sadece makasın başında bekliyorum.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Sıla SUBAŞI/ Yazar / Roman</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/26/soylesi-sila-subasi-yazar-roman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[Sıla Subaşı]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176121</guid>

					<description><![CDATA[*İnsan aslında hep yolda olandır, hep bir arayıştadır. insanın her şeyi tamamen bulması mümkün değildir.&#8221; &#8216;Hatırladığım Sonbahar&#8216; ve &#8216;Yıldız Zamanı&#8216; sayısal bir bölümde okusa da kelimelerin büyüsünden hiç kopmamış genç bir yazar Sıla Subaşı. Hatırladığım Sonbahar ve Yıldız Zamanı ile adını duyuran Subaşı, üçüncü romanı &#8216;Dönüş Yolu&#8217; ile okurlarını bu kez savaşın gölgesinde bir umut [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>*<strong>İnsan aslında hep yolda olandır, hep bir arayıştadır. insanın her şeyi tamamen bulması mümkün değildir.&#8221;</strong></p>



<p>&#8216;<em><strong>Hatırladığım Sonbahar</strong>&#8216; ve &#8216;<strong>Yıldız Zamanı</strong></em><strong>&#8216;</strong><em> </em><em>sayısal bir bölümde okusa da kelimelerin büyüsünden hiç kopmamış genç bir yazar Sıla Subaşı.</em></p>



<p><em>Hatırladığım Sonbahar ve Yıldız Zamanı ile adını duyuran Subaşı, üçüncü romanı &#8216;<strong>Dönüş Yolu&#8217; </strong>ile okurlarını bu kez savaşın gölgesinde bir umut arayışına davet ediyor. Sıla Subaşı ile yazarlık öyküsü, kitapları ve&nbsp; edebiyat üzerine konuştuk. İyi okumalar.</em></p>



<p><em>Kimya Mühendisliği (ve yan dal Makine Mühendisliği) eğitiminiz var; sizi edebiyata yönlendiren neydi? Yazma maceranız nasıl başladı?</em></p>



<p>Yazma maceram yazmayı öğrendikten sonra başladı aslında, sayısal öğrencisi olsam da Türkçe derslerini hep çok severdim. Türkçe öğretmenlerimi de… Üniversiteyi kazanmış olmak, kitap yazmak için uygun zamanın geldiğinin göstergesi oldu. Hazırlık okumak bunun için ekstra güzel bir zaman oldu benim için. İlk kitabımı üniversitede hazırlık okurken yazdım. Bunun bir seferlik bir heves olmayacağını biliyordum, devamı gelecekti. Öyle de oldu, yaşadığım süre boyunca yazmakta olduğum bir kitabım olmalı, başka türlüsü artık benim için mümkün değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-46 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="705" data-id="176122" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035798.jpg" alt="" class="wp-image-176122" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035798.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035798-300x294.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035798-696x682.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035798-428x420.jpg 428w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşimiz ilerlemeden sorayım. Adettendir sorulur kimdir Sıla Subaşı?</em></p>



<p>23 yaşımdayım, iki ay sonra 24 oluyorum…İzmir’de yaşıyorum, aslen Çorumluyum. Üniversiteyi kazanınca ailemle beraber İzmir’e taşındık. Kimya Mühendisliği son sınıf öğrencisiyim, makine mühendisliğinde yan dal yapıyorum. Rusça biliyorum, özel dersler veriyorum. Rus edebiyatını Rusça okumaya çalışıyorum boş zamanlarımda. Bu dili ve edebiyatını seviyorum. Onun dışında geçen haftalarda üçüncü romanım ‘’Dönüş Yolu’’ çıktı.&nbsp; Bu şekilde…</p>



<p><em>Romanlarınızdaki karakterler genellikle bir arayışta: geçmişle yüzleşme, sevgi arayışı, umut… Bu “arayış” teması sizin için neden bu kadar merkezde?</em></p>



<p>İnsanın farkında olarak ya da olmayarak hep bir şeyi aradığını düşünüyorum çünkü.&nbsp; Belki kendini, belki gerçek sevgiyi, belki parayı, belki beklettiği güzel anıları, umudu…İnsan aslında hep yolda olandır, hep bir arayıştadır. insanın her şeyi tamamen bulması mümkün değildir. O yüzden kitaplarımda bu temayı kullanıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-47 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="791" data-id="176123" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035788.png" alt="" class="wp-image-176123" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035788.png 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035788-190x300.png 190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035788-265x420.png 265w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>-“Yıldız Zamanı”ndaki Gökalp, “Hatırladığım Sonbahar”daki huzurevi karakterleri, “Dönüş Yolu”ndaki savaş mağduru çocuk… Hepsi kırılgan ama dirençli figürler. Sizce kırılganlık bir güç olabilir mi?</em></p>



<p>Öyle olduğunu düşünüyorum. İnsanın kırılmadan büyüme şansı yok. Ben şuna inanıyorum; insan çok kötü bir şey yaşadığında hissettiği tek şey üzüntü olmamalı Çünkü o anda aslında bir eşiği geçmiş oluyor. ‘Bu bile oldu, bunu bile atlattım’ diyebilmek insana inanılmaz bir güç veriyor. O noktadan sonra gelecekte olacak şeylere karşı korku kalmıyor, çünkü en kötüsünü tanımış oluyorsun. Geriye sadece devam etmek kalıyor. Kırılmak, incinmek, üzülmek, hayal kırıklığı; hepsi hayata dairdir ve öğretileri büyüktür. Bu yüzden evet, kırılganlık bence bir güçtür.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-48 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="176124" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-176124" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035793-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Türkiye’de genç yazar olmanın en zor yanı sizce nedir?</em></p>



<p>Genel olarak genç yazar olmanın zorluğu insanların sizin kitaplarınıza bir şans verme olasılığının vermeme olasılığından düşük olmasıdır. Kendinizi kanıtlamak, tanınmak, okuyucu kitlesi oluşturmak kolay şeyler değil. Yetenek kadar şans faktörleri de işin içinde oluyor. ‘’Dönüş Yolu’’ bu anlamda benim hayatımın da dönüm noktası olacağına inanıyorum. Benim acelem yok, Bir günde gelen yüzeysel bir tanınırlık değil benim istediğim. Ben kalıcı olmayı, okurun gerçekten hissederek bağ kurduğu bir yazar olmayı istiyorum. Çünkü hızla parlayan şeyler genelde aynı hızla sönüyor. Benim derdim ışıkla değil, iz bırakmakla.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-49 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="786" data-id="176125" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035787.png" alt="" class="wp-image-176125" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035787.png 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035787-191x300.png 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035787-267x420.png 267w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Edebiyat dünyasında örnek aldığınız ya da size ilham veren yazarlar kimlerdir?</em></p>



<p>Zweig, Tolstoy, Hakan Günday, Zülfü Livaneli, Mark Miodownik, Heminway.. okumayı sevdiğim yazarlar saydıklarım. Birebir örnek aldığım&nbsp; ya da ilham olan birisi yok.</p>



<p><em>Yazarlığın sizin için en büyük anlamı nedir — bir ifade biçimi mi, bir iyileşme yolu mu, yoksa kendini bulma çabası mı?</em></p>



<p>Artık benim hayatımın bir parçası yazarlık. Kitap yazdığım anlar günün en keyifli, en güvenli, heyecanlı anları oluyor. Yazarken çok keyif alıyorum, burası benim dinlenme alanım bir bakıma. Kitap yazmayı çok seviyorum, beni gerçekten mutlu eden şeylerin başında geliyor.&nbsp;</p>



<p>“<em>Yıldız Zamanı” romanınızda zaman kavramı sık sık karşımıza çıkıyor. Sizin için zaman ne ifade ediyor?</em></p>



<p>Zaman, üç kitabımda da üstüne çok kez düşündüğüm bir kavram. Zaman, direnmenin imkansız olduğu büyük bir güç. Her şeyi hafifleten, dindiren, körelten. İnsanı sonuna yaklaştıran bir geri sayaç aynı zamanda. Bu yüzden benim için zaman, sadece bir akış değil; varoluşun en sessiz tanığı. Dönüş Yolu’nda zamanla ilgili şöyle bir cümle geçiyor: ‘’ Zaman, en harlı ateşi bile kontrolü altına alabilendir.’’ Öyledir, zaman geçince çoğu şey de geçer. Öyle olmasa yaşamak mümkün olur muydu?</p>



<p>&#8211;<em>İkinci kitabınız “Hatırladığım Sonbahar” huzurevi temasıyla dikkat çekmişti. O atmosferi seçmenizin nedeni neydi?</em></p>



<p>İki kere huzurevi ziyaretine gittim ve çok etkilenmiştim.&nbsp; Orada gördüğüm ve hissettiğim her şey çok içten bir yerden dokunmuştu bana. Hatırladığım Sonbahar’ ın konusu ve kurgusu da buna müsaitti o yüzden huzur evinde geçen bir kitap oldu. Yaşlanmak üzerine detaylı bir empati yapmam gerekmişti, zaten gözlemlediğim bir şeydi. Bu yüzden çok da zor olmadı açıkçası. Okuyucularım ‘’Sonbahar Huzurevi’’ni çok sevdiler. Huzurevi sakinlerini de.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-50 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="778" data-id="176126" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035789.jpg" alt="" class="wp-image-176126" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035789.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035789-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035789-270x420.jpg 270w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yeni romanınız “Dönüş Yolu”nda savaşta evini kaybeden bir çocuğun hikayesini anlatıyorsunuz. Bu fikrin çıkış noktası neydi?</em></p>



<p>Bu kitabın ilham kaynağı, 10. sınıfta lisemizde gerçekleştirilen “Empati Atölyesi: Mültecileri Anlamak” projesinin son etkinliği olan mektup yarışmasında birincilik kazanan “Evim’e” adlı mektubum oldu. Bu yarışmada, savaşta kalan bir çocuğun gözünden, kaybettiği bir şeye mektup yazılması isteniyordu. Ben de bu mektubu kaybedilmiş bir eve yazdım daha sonra da bu mektubu kitaba dahil ettim. Kurguyu onun üzerinden oluşturdum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-51 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="176127" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-176127" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-2048x1152.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000035794-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünya da ya da hayatınız da neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Kadınların ve çocukların; korkmadığı, incinmediği, öldürülmediği, güvenli bir dünya… Sadece bu değişsin yeter geri kalan hiçbir şey için sihirli değneğe ihtiyacımız yok bence.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Elçin BİÇER/ Müzisyen</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/20/soylesi-elcin-bicer-muzisyen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Elçin Biçer]]></category>
		<category><![CDATA[müzik]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=175825</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;İnkar edersek, hiç acımamış gibi, hiç yaralanmamışız gibi varsayarsak neyi iyileştireceğimizi nereden bilebiliriz ki? &#8220; Elçin Biçer, On Air Music Co. etiketiyle yayımlanan ilk teklisi “İyileşmedim” ile müzik sahnesine güçlü ama sade bir adım attı. Pop/rock esintili tarzı ve samimi sözleriyle dikkat çeken şarkı, kırılganlığı kucaklayan bir manifesto niteliğinde. Elçin Biçer’le müzikal yolculuğu ve  ‘İyileşmedim’ üzerine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>İnkar edersek, hiç acımamış gibi, hiç yaralanmamışız gibi varsayarsak neyi iyileştireceğimizi nereden bilebiliriz ki? &#8220;</strong></p>



<p><em>Elçin Biçer, On Air Music Co. etiketiyle yayımlanan ilk teklisi “İyileşmedim” ile müzik sahnesine güçlü ama sade bir adım attı. Pop/rock esintili tarzı ve samimi sözleriyle dikkat çeken şarkı, kırılganlığı kucaklayan bir manifesto niteliğinde. Elçin Biçer’le müzikal yolculuğu ve  ‘İyileşmedim’ üzerine konuştuk. İyi okumalar. </em></p>



<p>“<em>İyileşmedim”, On Air Music Co. etiketiyle yayımlanan ilk çalışmanız. Duygusal yoğunluğu ve doğrudanlığıyla bir manifesto gibi duruyor. Bu şarkıyı yazma sürecinde sizi harekete geçiren temel duygu neydi?”</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-52 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="175829" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175829" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033791.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p>“İyileşmedim”, yıllar önce yazdığım bir şarkı. Yazma süreci; bildiklerim, duyduklarım, tanık olduklarım, izlediklerim, okuduklarım, yaşadıklarım, hayal ettiklerim, zannettiklerim, varsaydıklarımın ve bütün bunların bendeki duygusal etkisinin toplamının bir sonucu olarak tamamına eriyor, diyebilirim. Sanırım, tüm yazarlar için aynı şey söz konusudur. Şarkı yazmak için beni harekete geçiren şey, belki de orada karmakarışık duran onca duyguyu, fikri, söylemi derleyip toplama çabasıdır olsa olsa.&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>&#8220;<em>İyileşme, ancak onu inkâr etmediğimizde mümkün&#8221; diyorsunuz. Bu cümle sizin için ne ifade ediyor? Gerçek iyileşmeyi nasıl tanımlarsınız?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Elçin - İyileşmedim (Official Video)" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/sMZ09hJP8o4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div><figcaption class="wp-element-caption">Youtube&#8217;dan İzleyin </figcaption></figure>



<p>İnkar edersek, hiç acımamış gibi, hiç yaralanmamışız gibi varsayarsak neyi iyileştireceğimizi nereden bilebiliriz ki?&nbsp; Dümdüz bir analojiyle: Ağrı, sızı yoksa doktora gitmeyiz. Ya da doktor tanı koyamazsa tedavi uygulayamaz. Onun gibi… Bu cümle bana, kimsenin bizi üzemeyeceği, kıramayacağı, yıkamayacağı bir tümgüçlü fanteziden çıkıp kırılgan olduğumuz sahiciliğini sahiplenmeyi ifade ediyor.&nbsp; Bana göre, esas güç; kırılmış taraflarının farkında olmak ve böylece onu onarabilme becerisine sahip olmak ya da birlikte yaşanacak kırıklıklara dair kapasitemizin artması. “Gerçek iyileşme”nin keskin bir tarifi var mı, bilmiyorum. Sanırım, iyi olma çabası, durmaksızın devam eden bir şey. Sonuçta, canlıyız ve bu dünyadayız. Şahsen bir tanım yapmam gerekirse, kısaca Sigmund Freud’tan da alıntılayarak şöyle diyebilirim: Bütün kayıplarımız, acılarımız, kederlerimiz ve iyileşmeyen yaralarımıza rağmen ve onlarla birlikte sevme kapasitemizle, üreterek, oyun oynama becerimizle capcanlı ve işlevsel bir şekilde var olmayı bir dengede sürdürebilmek.&nbsp;</p>



<p>“<em>Olumlu düşün” trendlerinin aksine, duyguların gölgede kalan taraflarını da ifade etmeye önem veriyorsunuz. “İyileşmedim”, bu bakışın bir uzantısı mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-53 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="175826" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175826" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033786.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p>“İyileşmedim”, böyle bir derdi, amacı olmasa da bu bakışa hizmet ediyor kendiliğinden.&nbsp;</p>



<p><em>Kendi müzik tarzınızı nasıl tanımlarsınız? Bu sorudan hareketle de Elçin Biçer’i kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>Şu an 43 yaşındayım. Kendi yaşam dönemim ve benden bir önceki neslin pop/rock kültürüyle harmanlandım. Müzik tarzım adına, ilk teklisi “İyileşmedim” olan 5 şarkılık EP’ye dönüp baktığımda sanırım bu kültürden üreyen pop olarak tarif edebilirim.&nbsp;</p>



<p>Kendini anlatmak ne zor… 25 yılımı başta kendim olmak üzere, insan ruhsallığını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışarak geçirdim, hala da devam… Bütün bu yıllar boyunca, şarkı söyleyerek kendimi ferahlattım ve devam edebildim. Şarkı söylemek, her zaman bir ihtiyaç, benim için. Hayatımın bu döneminde ise, kendi içimden çıkan şarkıları söyleme kısmına geldim, sanırım.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-54 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="175827" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175827" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033789.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Müzik dünyasında kendi sesini bulmak kolay değil. Sizce bir müzisyenin özgün kalabilmesi için neler gerekli?</em></p>



<p>Müzik dünyasına dair tavsiye verecek kişi olarak kendimi görmüyorum. Ama genel olarak, bir kişinin herhangi bir düzlemde özgün kalması derseniz… Dışarıdan değil, içeriden güdülen bir sistem gerek, diyebilirim. Elbette ki, hepimiz beğenilmek, takdir edilmek, sevilmek isteriz. Özgünlük, farklı olmayı, farklı olmanın getirebileceği olumsuz eleştiri, beğenilmeme, takdir edilmeme, öz olurken az olmayı da göze alabilme cesareti olsa gerek. Kendine ait olana sahip çıkabilmek…&nbsp;</p>



<p> “<em>İyileşmeyen” herkes için bir umut cümlesi paylaşır mısınız?</em></p>



<p>Herkesin kendi umut cümlesi başka olabilir, tabi. Başımıza gelen pek çok şey, daha önce insanlık tarihi boyunca pek çok kişinin başına geldi. Aslında yeni bir hikaye yok, derler ya. Ben, ömrü bir oyun gibi düşünürüm. Hayattaysak, oyun bitmemiştir. Hadi çık ve oynamaya devam et… Kim bilir daha neler yaşayacağız…&nbsp;</p>



<p> “<em>İyileşmedim” sizin için bir başlangıç. Bu şarkıdan sonra müzikal yolculuğunuzda dinleyicilerinizi neler bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-55 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="175828" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175828" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000033790.jpg 1066w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p>Önümüzdeki aylarda EP’nin diğer 4 şarkısını da tamamlayıp paylaşacak olmanın heyecanındayım. Aynı şekilde, dinleyicilerle bir araya gelebileceğimiz bir proje de hazırlıyoruz şu anda. Şarkı söylemeye ve üretmeye devam etme niyetiyle, ben de hayatın beni dönüştürmekte olduğu şeye yaşayarak merakla tanıklık ediyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p> <em>Klasikleşen bir sorum var, size de sormak istiyorum: Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Cevap vermesi çok güç… Herhangi bir kişinin “elinde sihirli bir değneği varmış” kadar güç sahibi olma halini değiştirsem, dünya daha kötü bir yer haline dönüşmez, öyle değil mi?</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
