<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SÖYLEŞİ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/soylesi-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 17 Apr 2026 17:59:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>SÖYLEŞİ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Ela KİÇİK/ Edebiyat/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/18/soylesi-ela-kicik-edebiyat-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ela kiçik]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181364</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz&#8221; Ela Kiçik, Bir Gün Sineği’nden Kovulduklarıyla Kalanlar’a uzanan yolculuğunda, hayatın kıyısında kalmışların sesini derinleştiren bir anlatı kuruyor. Onun öykülerinde kovulmak bir son değil, kalmanın ağır bilgeliğine açılan bir eşik. Unutulanların, eksik kalanların ve susanların izini süren yazarla; yalnızlığı, hafızayı ve edebiyatın direncini konuştuk. İlk [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz&#8221;</strong></p>



<p><em>Ela Kiçik, Bir Gün Sineği’nden Kovulduklarıyla Kalanlar’a uzanan yolculuğunda, hayatın kıyısında kalmışların sesini derinleştiren bir anlatı kuruyor. Onun öykülerinde kovulmak bir son değil, kalmanın ağır bilgeliğine açılan bir eşik. Unutulanların, eksik kalanların ve susanların izini süren yazarla; yalnızlığı, hafızayı ve edebiyatın direncini konuştuk.</em></p>



<p><em>İlk kitabınız Bir Gün Sineği&#8217;nden son kitabınız Kovulduklarıyla Kalanlar&#8217;a uzanan süreçte, karakterlerinizin “hayatın karmaşasıyla” kurduğu ilişki bir hayli değişti. Başlangıçta dışarıda durmayı seçen “oyunbozanlar” varken, şimdi “kovulmuş ve kalmış” karakterlerle karşılaşıyoruz. Bu tematik sertleşme sizin dünyanızda nasıl bir gözlemin ürünü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="720" height="869" data-id="181365" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796.jpg" alt="" class="wp-image-181365" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-696x840.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068796-348x420.jpg 348w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Gözlem değil de yaşanmışlıkların ürünü diyebiliriz. Bir gün sineği 2019 yılında çıktı. O zamandan bu yana bakış açım değişti. Edebiyatla olan ilişkim olgunlaştı, kafamdan geçenler ile hayat arasındaki uçurum zaman zaman derinleşti. Ister istemez bunlar yazdıklarıma da yansıdı. Bir gün sineği’nde seçmekten ziyade dışarıda bırakılmış karakterler yazdığımı düşündüm, okuyana başka şeyler düşündürmüş olabilir. Içinde olmak istediği şeylerin kıyısında köşesinde gedikler arayan, elinden alınanları yeterince inatçı olursa tekrar alabileceğini düşünen bir yazar tarafından yazıldı diyelim. Kovulduklarıyla kalanlar’ da ise artık kendisinden daha büyük şeylerle dövüşmekten yorulmuş, kovulmanın bilgeliğinden, kalmanın ise sabrından bir şeyler öğrenmeye çalışan bir yazar var.</p>



<p><em>Öykülerinizde genellikle hayatın kıyısında duranları, “yok sayılanları” estetik bir düzleme taşıyorsunuz. Edebiyatın bu görünmezleri görünür kılma gücü hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin için estetik, bu trajediyi yumuşatan bir araç mı yoksa onu daha çarpıcı kılan bir büyüteç mi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="500" height="791" data-id="181374" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779.jpg" alt="" class="wp-image-181374" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779-190x300.jpg 190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068779-265x420.jpg 265w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Bu çok güzel bir soru yalnız. Beni epey konuşturur ama, kısaca anlatmaya çalışayım. Yok sayılanları estetik bir düzleme taşımak amacında değildim. Öldüklerinde sadece bir sayı olarak anılanlar, benim dilimden konuşsunlar istedim. Belki de bu yüzden yazıyorum. Varlıkları ya da yokluklarının bir bekanın faydasına göre anlam kazandığı bu varoluşu ellerinin tersleriyle itip anılarını, hayal kırıklıklarını, heyecanlarını anlatmaya çalıştılar. Biz her gün bir ayıba tanıklık eden, ölenlerin isimlerini bile anamayacak kadar her şeye yetişmeye çalışan ama hiçbir şeye yetemeyen bir topluluğuz. Sanat bana göre istiridyenin içindeki inci tanesinin güzelliği unutulmasın, onun özel oluşu baki kalsın diye var.&nbsp; Aynı zaman da inci tanesinin güzelliğini, muhtevası her defasında değişen o güç savaşının gölgesinde bile korumakla yükümlü. Estetik bir trajediyi yumuşatmamalı, görünür kılmalı. Trajedinin görünürlüğü ise yeterince çarpıcı. Bir nevi büyüteç diyebiliriz, ama ben olsam iyinin de kötünün de bu denli göründüğü bir zamanda edebiyatın derdi trajedi değil hafıza olmalı derdim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="720" height="727" data-id="181366" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795.jpg" alt="" class="wp-image-181366" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-297x300.jpg 297w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-696x703.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068795-416x420.jpg 416w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Bir de şöyle bir şey var, kişisel olarak çocukken bizi kahraman olacağımıza inandıran filmlere ve kitaplara öfkeliyim. Sıradan olduğumuzu başından beri kabullenseydik hep özel ve farklı olamayacağımız gerçeğine hazır olsaydık yüzleştiğimiz şeylere yenildiğimiz hissi de eşlik etmezdi. Sesi güzel olanların farklı hikayeleriyle büyüdük, matematiği iyi olanlar olağan üstü insanlardı. Yeterince cesur değilsen sözünün bir değeri yoktu. Bizi içine alan hayatın tam ortasında ise meselenin doğru zamanda doğru kişiler tarafından parlatılmaktan ibaret olduğunu anladık. Şansı yaver gitmek deyimi şu sıralar çokça konuşuldu. Öykülerimde şansı yaver gitmeyenlerden mütevellit bir kalabalığın suya sabuna değmek zorunda olmayan öykülerinin de bal gibi yaşama dahil olduğunu hissetirmekten yanaydım.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="181375" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181375" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068781.jpg 900w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşi çok ilerlemeden sorayım. Adettendir sorulur. Kimdir Ela Kiçik?</em></p>



<p>Adanalı çiftçi bir ailenin çocuğu, düşünmenin zahmet ve bedel gerektirdiği bu çağda felsefe öğretmenliği yapmaya çalışan sıradan biri. Detaylarda boğulmaktan kıl payı kurtulur, her akşam imparatorluklar kurup, sabahına duyuramadan günün getirdiklerine koşar. Kedilere bayılır, lahmacun sever.</p>



<p><em>Yazın dünyanızın merkezinde “insanın ebedi yalnızlığı” duruyor. Ancak bu yalnızlık durağan değil; tekinsiz bir devinim barındırıyor. Sizce yalnızlık, modern insanın bir kaderi mi yoksa kaçtığı o karmaşadan sığındığı bir “kale” mi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="593" height="1024" data-id="181369" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-593x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181369" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-593x1024.jpg 593w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-174x300.jpg 174w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-696x1202.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112-243x420.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/IMG_20260417_201112.jpg 720w" sizes="(max-width: 593px) 100vw, 593px" /></figure>
</figure>



<p>Yalnızlığın biçimine göre değişir. Seçilmiş bir yalnızlıktan yanayım, ama yalnızlıktan kaçan, can sıkıntısından felaket senaryoları çıkaran bir kalabalık ile çevriliyiz. İnsan ebedi olarak yalnız mı bilemem ama doğasında yalnızlık var, olmalı da. Yazın dünyamın merkezinde de yalnızlık olgusu doğalında var. Kişilerim, acısını en az kendisi kadar hissedecek birilerinin olmayışını başından beri kabullenmiş, bu konuda acabaları yok. Yatakta iki kişi uyuyanların, kahvaltıda ailecek masaya oturabilenlerin kafasının içindeki yalnızlığın acısını duymalarını da anlayamıyorum. Bir gün sineği’ni okuyan bir arkadaşım da çok yalnız olduğunu hissettim demişti. Şaşırmıştım. Bilerek yansıttığım bir duygu değildi. Bu duygunun kendiliğindenliği üzerine o kadar yerleşik düşüncelerim var ki, özel olarak parantez açmama gerek yok diye düşünüyorum.</p>



<p>Modern insana gelince, yalnızlık kaderi de değil kalesi de. Kimsesizlik ile karıştırdığı, hiç durmadan kaçtığı bir canavar olsa gerek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="384" data-id="181368" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1.jpg" alt="" class="wp-image-181368" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068787-1-696x348.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Son kitabınızın ismi çok katmanlı: Kovulduklarıyla Kalanlar. Kovulmak genellikle bir son gibi algılanır, ancak siz “kalmayı” merkeze alıyorsunuz. Kovulmanın ardından gelen o “kalma” hali, yeni bir başlangıç mı yoksa bitmeyen bir yas süreci mi?</em></p>



<p>Kitap kovulmak ve kalmak diye iki bölümden oluşuyor. Kalmayı öğrenmek için bir çok yerden kovulmak gerekiyor diye düşünüyorum. Kovulmadan, tabanlarımız yeterince aşınmadan kalmayı öğrenemeyiz. Kalma halini merkeze aldığımı söyleyemem. Neticede ben de bu halin acemisiyim. Belki de okurun yüklediği anlam, kalmanın bir noktada şart olduğu durumların neresinde ise ona göre değişiyordur.</p>



<p>Kovulmak bir sonun başlangıcı belki de. Kaldığımız yerde hikâye başlıyor, ama yas sürecine değinmeniz iyi oldu. Kalışımıza geldiğimiz yerlerde vazgeçtiğimiz şeylerin yası da eşlik ediyor. Buradayız çünkü bazı kişiler olamadık, bazı koşuları tamamlayamadık, adil olabilirdik, haklılığımızı yeterince iyi anlatabilirdik, pişman olması gerekenler pişman olmadı, o gün orada fazla bekledik, o son kadehi içmeyecektik, fazla alçak gönüllü davrandık gibi…belki de olamadığımız kişilerin, tamamlayamadığımız koşuların, üzerinde tepinilen haklılığımızın, artık çok geç dediğimiz pişmanlıkların yasını tutmayı öğrendiğimiz anda kalmayı seçiyoruz. Ama bir de kolektif olarak tanıklık ettiğimiz, daha ne olabilir dediğimiz katliamlar, tecavüzler, ihmaller ve yangınlar yığını var. Bu tuhaf bir yas duygusunu da beraberinde getiriyor. Kaldığımız yere yabancılaşırken, iyi ya da adil olmakta ısrar eden yanımızın bir yönüyle her gün yeniden tanışıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="181370" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181370" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068780.jpg 900w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir röportajınızda karakterlerin yazma sürecinde kendi özerkliğini ilan ettiğinden bahsetmiştiniz. Kovulduklarıyla Kalanlar’daki karakterlerinizden hangisi sizi en çok şaşırttı veya yazdığınız taslağın dışına çıktı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="788" data-id="181376" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778.jpg" alt="" class="wp-image-181376" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778-190x300.jpg 190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068778-266x420.jpg 266w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Burada, okuyanların ya çok sevdiği ya da nefret ettiği Ben Dingo, memnun olmak isterim! adlı öykümü anmak isterim. Yazmaya başlarken kafamda az çok çerçevesi belirli bir taslak vardı. Ama olay bambaşka yerlere gitti, beni epey de şaşırttı diyebilirim. Ne yazdığımı hala bilmiyorum açıkçası, ama iç güdülerim zamanla iyi ki yazmışım ve insanlarla paylaşmışım diyebileceğim bir şeyin ortaya çıktığını söylüyor. Son bölümünü yazarken Dingo’dan bazı şeyler öğrendim, galiba yazın hayatımda bir eşik atladım. Umarım tüm diyarlardan kovulan Dingo bugünlerde kendi diyarında hiçbir şeyi ötekileştirmeden, içindeki umut ve merhametten vazgeçmeden mutlu mesut yaşıyordur. Öfkemi ehlileştirmeme yardımcı olduğu için ona teşekkür ederim.</p>



<p><em>Kovulmak, kalmak ve yalnızlık duraklarından sonra; Ela Kiçik külliyatında bir sonraki durak “yeniden inşa” mı olacak, yoksa bu ebedi yalnızlığın farklı yankılarını duymaya devam mı edeceğiz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="723" data-id="181379" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786.jpg" alt="" class="wp-image-181379" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786-207x300.jpg 207w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000068786-290x420.jpg 290w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Bugünlerde ahlak ve alışkanlıklarımız arasındaki ilişki üzerine düşünüyorum. Bastığımız zemin ayaklarımızın altından çekilirse, binlerce yıldır adına ahlak dediğimiz kalıplaşmış, çoğu hiçbir şeye hizmet etmeyen değer yargılarımızın da tepe taklak olması kaçınılmaz olacaktır. O zaman hayatta kalabilmek için yeni iyiler ve kötüler inşa etmek gerekecek. Yani bir sonraki durağım yeniden inşa diyebiliriz, bu defa novella. Bakalım.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Bütün zalimlerin görünmez olmasını isterdim. Tüm iyilikleri, güzellikleri görsünler, ama görünmesinler, duyulmasınlar.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Hakan KURŞUN/ Gitarist/Alternatif Müzik/ Besteci/                         🎸Kayıt Odasından İç Dünyaya:Kulak Misafiri</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/18/soylesi-hakan-kursun-gitarist-alternatif-muzik-besteci-%f0%9f%8e%b8kayit-odasindan-ic-dunyayakulak-misafiri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Mar 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan kurşun]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180317</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Dünyanın en karmaşık ve hassas çalgısı insan sesidir&#8220; İç sesleri merkeze alan yalın bir müzik dili… Hakan Kurşun, “Kulak Misafiri” ile metronomsuz, doğal akışlı bir kayıt anlayışını tercih ederek şarkının içsel zamanını ve duygusunu öne çıkarıyor. 35 yılı aşkın üretim deneyimi, kayıt sanatları birikimi ve çok kültürlü müzik yolculuğuyla Kurşun; müziği yaşamın ve insanlığın aynası [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Dünyanın en karmaşık ve hassas çalgısı insan sesidir</strong>&#8220;</p>



<p><em>İç sesleri merkeze alan yalın bir müzik dili… Hakan Kurşun, “Kulak Misafiri” ile metronomsuz, doğal akışlı bir kayıt anlayışını tercih ederek şarkının içsel zamanını ve duygusunu öne çıkarıyor. 35 yılı aşkın üretim deneyimi, kayıt sanatları birikimi ve çok kültürlü müzik yolculuğuyla Kurşun; müziği yaşamın ve insanlığın aynası olarak görüyor. Bu söyleşide, “Kulak Misafiri”nin yaratım sürecinden müziğe bakışına uzanan dünyasını konuştuk. </em></p>



<p>“<em>Kulak Misafiri”nde tercih ettiğiniz doğal akışlı kayıt süreci, parçanın temasına da eşlik ediyor gibi. Bu kayıt yaklaşımının şarkının duygusunu nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063418.mp4"></video></figure>



<p>Her ses izinin süresi kendi hissiyatını da içeriyor. Bazen kayıt yaparken elde etmek istediğimiz ses izini parçalara ayırarak bir bütün elde ediyoruz. Bazen de bütünsel yaklaşarak ses izini bir performans olarak kayıt ediyoruz. Buna doğal akışlı ses kaydı diyebiliriz. Kulak Misafiri şarkısında gitar ve davul izlerini birlikte, herhangi bir metronom referansı kullanmadan, bir bütün olarak kayıt ettik. Ardından mevcut seslerin üzerine bas gitarı ve ana vokali ekledik. Son olarak da vokalleri parçalı yaklaşımla kayıt ettik. Bu yöntem ile şarkının dinamiğinin ve zamanlamalarının içsel olmasını sağladık. Şarkı içimizdeki sesleri sorguluyor. Bu nedenle metronom referansı kullanmak istemedim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="478" data-id="180319" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-1024x478.jpg" alt="" class="wp-image-180319" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-1024x478.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-300x140.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-768x359.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-1536x717.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-2048x956.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-696x325.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-1068x499.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063421-900x420.jpg 900w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p> “<em>Akıcı, sürükleyici ve net bir tını” tarifiniz dikkat çekici. Bu tınıyı oluştururken hangi sound kararları belirleyici oldu? </em></p>



<p>Ana gitarın üzerine destekleyici veya farklı motifleri çalan gitarlar eklemedim. Olan sesler net işitilmesi için genel tınının ses boşlukluklarını korumak istedim.</p>



<p> “<em>Müzik”, sizin için ne ifade ediyor?  Bir ifade aracı mı, içsel bir keşif alanı mı, bir tür meditasyon mu, yoksa hepsi bir arada mı? Bu sorudan hareketle de kısaca sizi tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>Zor bir soru. Müzik benim için yaşamı ve insanlığı temsil ediyor. Müzikle zihnimizin kapasitesini geliştirmek mümkün.Müzik zekamızın ve gücümüzün aynasıdır. Yeri geliyor çok hızlı koşmak istiyoruz, yeri geliyor bir çayıra uzanıp dinlenmek istiyoruz, yeri geliyor kürsüye çıkıp bir iki düşünce açıklamak istiyoruz. Müzik, öznelliğin en güzel örneklerinden biridir. Çok dikkat, disiplin ve çalışma ister. Çocukluğumdan beri müzik yapıyorum. Ana çalgım gitardır. Zamanla tuşlu ve vurmalı çalgılar da çalmaya başladım. 14 yaşımda çok izli kayıt ediciler ile müzik yapmaya başladım ve kaydediciler zamanla enstrümanım oldu. Kayıt sanatları konusunda eğitim aldım ve müzik endüstrisinin müzik yapımı ve işletmeciliği alanlarında yaklaşık 35 yıldan beri çalışmalar yapıyorum. Yaklaşık yirmi yıldan beri de müzik yapımı ve işletmeciliği konularını kapsayan dersler veriyorum. Zaman zaman yaratıcı hacimler için de tasarım önerileri hazırlıyorum. Son yıllarda da kamusal alanda müzik için kompozisyonlar konusu üzerinde çalışıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="729" height="1024" data-id="180321" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-729x1024.jpg" alt="" class="wp-image-180321" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-729x1024.jpg 729w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-214x300.jpg 214w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-768x1079.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-1094x1536.jpg 1094w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-1458x2048.jpg 1458w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-696x977.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-1068x1500.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-299x420.jpg 299w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063424-scaled.jpg 1823w" sizes="(max-width: 729px) 100vw, 729px" /></figure>
</figure>



<p><em>Çok disiplinli bir üretici olarak, kayıt süreci ve performans aşamalarını düşündüğünüzde “Kulak Misafiri”nde hangi rolünüz sizi en çok zorladı? Hangisi en özgür hissettirdi?</em></p>



<p>Açıkcası bence dünyanın en karmaşık ve hassas çalgısı insan sesidir. Dolayısıyla hangi tavırla şarkı söylemek istediğime karar vermek sanırım en zor karardı.&nbsp;</p>



<p><em>Bugüne dek hem Türkiye’de hem Almanya’da müzik üretmiş biri olarak kültürel geçişlerin müziğinizi nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?</em></p>



<p>Muazzam bir etkisi var tabii. Karşılaştırmalı bölümler ve kontra melodiler oluşturmak için farklı lisanlarda düşünmek güzel oluyor. Şimdiye kadar çoğunlukla Türkçe şarkı söyledim. Uyanma Vakti Geldi parçasında biraz çoklu lisan yaklaşımı kullanmıştım. Son yıllarda farklı lisanlarda da şarkı söylemek istiyorum. Bakalım nasıl olacak.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063419.mp4"></video></figure>



<p><em>90’lardan bugüne müzikal çizginizin evrimini üç kelimeyle özetleseniz ne olurdu?</em></p>



<p>Kaos &#8211; Kütle &#8211; Klangweg</p>



<p><em>Yeni projelerinizde “Kulak Misafiri”ndeki yaklaşımı sürdürmeyi düşünüyor musunuz, yoksa bambaşka projeler mi olacak dinleyenlerinizi bekleyen?</em></p>



<p>Olabilir, genel olarak yeni yayınlarımın sözlü ve enstrümantal müzik olarak planladım.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063420.mp4"></video></figure>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sanırım toprak ve eğitim reformları sağlardım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063418.mp4" length="3544601" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063419.mp4" length="38028627" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/03/1000063420.mp4" length="47248862" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Songül USLU/ Eğitimci/ Editör/Yazar</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/12/soylesi-songul-uslu-egitimci-editor-yazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Songül Uslu]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=175396</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Yazmak benim için bir tür tanıklıktır. Toplumun kenarda kalmış, sesi duyulmayan yanlarını görünür kılmak isterim.&#8221; “Gül Kırığı” ve “Düş Bozgunu” kitaplarında insanın kırılgan yanlarına, doğanın dilinden dokunup kelimeleriyle sessizliğine  ses veriyor öğretmen/yazar Songül Uslu. Onun için yazmak bir kaçış değil; kendine dönüşün en derin yolu. Usluy’la  kelimelerin iyileştirici gücünü, edebiyatın tanıklığını ve iç sesin yolculuğunu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Yazmak benim için bir tür tanıklıktır. Toplumun kenarda kalmış, sesi duyulmayan yanlarını görünür kılmak isterim.&#8221;</strong></p>



<p>“<em><strong>Gül Kırığı” ve “Düş Bozgunu</strong>” kitaplarında insanın kırılgan yanlarına, doğanın dilinden dokunup kelimeleriyle sessizliğine  ses veriyor öğretmen/yazar Songül Uslu. Onun için yazmak bir kaçış değil; kendine dönüşün en derin yolu. Usluy’la  kelimelerin iyileştirici gücünü, edebiyatın tanıklığını ve iç sesin yolculuğunu konuştuk.</em></p>



<p><em>Edebiyatla tanışmanız ve yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? Bu sorudan hareketle de sizi tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>Batman Hasankeyf’te doğdum. Otuz iki yaşındayım. On üç kardeşiz biz; kalabalık, neşeli, gürültülü bir evde büyüdüm. Her sabah başka bir sesle uyanırdım: biri kahkaha atar, biri ağlar, biri kavga ederdi. O çok sesliliğin içinde ben hep kendi sessizliğimi aradım. Belki de yazmaya tam da o sessizliği bulmak için başladım.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="175397" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175397" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031239.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Kelimeler, çocukken bana bir oyun gibi görünürdü. Defterlerim, yarım kalmış cümlelerle doluydu hep. Büyüdükçe, o yarım cümleler beni büyüttü. Yazmak, benim için bir kaçış değil; kendime dönmenin, kendimi duymanın bir yolu oldu.</p>



<p>Ben Songül USLU. Öğretmenim, ama aynı zamanda kelimelere sığınan biriyim. Yazarlık, benim iç dünyamla kurduğum en dürüst bağ. Hayatı anlamak için yazıyorum, bazen de sadece kalbimin sesini duymak için.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="775" data-id="175398" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031236.jpg" alt="" class="wp-image-175398" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031236.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031236-194x300.jpg 194w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031236-271x420.jpg 271w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>“<em>Gül Kırığı” adlı kitabınızda doğa unsurları (kış sabahları, ezan sesleri, gün akışı) romanın ritmini belirliyor. Bu unsurları seçerken, şiirsel bir etki mi hedeflediniz, yoksa gerçek hayattan mı ödünç aldınız? Okuyucunun ‘şahitlik etmeye hazır mısın?’ sorusuna nasıl bir yanıt bekliyorsunuz?</em></p>



<ol start="2" class="wp-block-list"></ol>



<p>Benim için doğa, bir arka plan değil; hayatın tam kendisi. Çocukluğumun geçtiği coğrafyada taşın, toprağın, rüzgârın, sudaki yankının dili içime çok erken işlemişti. Kış sabahları, ezan sesleri, gülün kırılışı… Bunlar benim yaşadığım yerin, zamanın, insanın sesleri aslında. Yazarken onları özellikle seçmiyorum; içimden nasıl doğuyorlarsa öyle geliyorlar.</p>



<p>Şiirsel bir etki yaratmak gibi bir niyetim hiç olmadı. Ama hayatın kendisi zaten şiir; ben sadece o şiirin içinden geçen bir tanığım. “Şahitlik etmeye hazır mısın?” sorusu hem kendime hem okura yönelttiğim bir çağrı. Çünkü her öykü bir tanıklık ister: acıya, sevince, insana… Ben istiyorum ki okur o tanıklığı sadece gözleriyle değil, kalbiyle versin.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="500" data-id="175399" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031237.jpg" alt="" class="wp-image-175399" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031237.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031237-192x300.jpg 192w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031237-269x420.jpg 269w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>
</figure>



<p> “<em>Düş Bozgunu” adlı kitabınızda öykülerinizdeki ‘bozgun’ kavramı, hayallerin dağılışını mı yoksa yeniden toplanışını mı merkeze alıyor?</em></p>



<p>Benim için “bozgun”, yalnızca bir dağılma değil, yeniden toparlanmanın da sessiz başlangıcıdır. “Düş Bozgunu”nda hayallerin yıkılışını anlatırken, o yıkıntıların arasında filizlenen bir umudu da aradım. Çünkü insan, en çok kırıldığında kendine döner; kalbinin derinliklerinde sessiz bir yeniden doğuş bekler.</p>



<p>Her düş, bir kırılma izi bırakır; o iz, bir gün yeniden yürümek için rehberimiz olur. Bozgun, bir yanıyla yorgunluk, diğer yanıyla dirençtir. Kitaptaki öyküler, düşlerin dağılışını anlatırken, aynı zamanda o düşlerin yeniden toplanışına da tanıklık eder. Sessiz, sade ama içten bir toparlanma… Ve belki de hayatın en kırılgan ama en cesur anı: yıkılmış bir kalbin kendine uzattığı el. Öykülerimde kendine gelecek inşa eden bozgunlar anlatmaya çalıştım. Umarım başarılı olmuşumdur.</p>



<p><em>Okuyuculara kitaplarınız olan “Gül Kırığı” ve “Düş Bozgunu” için tek bir tavsiye verseniz, ne olurdu?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="769" height="1024" data-id="175400" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-769x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175400" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-769x1024.jpg 769w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-768x1022.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-1154x1536.jpg 1154w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-696x926.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-1068x1422.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240-316x420.jpg 316w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031240.jpg 1202w" sizes="(max-width: 769px) 100vw, 769px" /></figure>
</figure>



<p>Okuyuculardan tek bir şey isterim: kitaplarımı kalpleriyle okusunlar. Çünkü Gül Kırığı da Düş Bozgunu da aslında kurmaca değil; yaşanmış hayatların, duyulmuş seslerin, tanık olunmuş acıların içinden doğdu. Her öykünün arkasında bir gerçek insan, bir nefes, bir sızı var.</p>



<p>Ben hikâyeyi kurgulamadım, sadece duydum ve yazıya döktüm diyebilirim. Bu yüzden okurdan beklentim, satırların ardında o yaşamların izini görmeleri. Cümlelerin arasında sessizliğe yer versinler, çünkü bazen bir hayat, en çok suskunluğunda anlatılır. Ve dilerim ki, her okur kendi kırığını, kendi yeniden başlayışını bulsun bu satırlarda.</p>



<p><em>Karakter yaratımında veya öykü kurgusunda özellikle dikkat ettiğiniz edebi unsurlar nelerdir?</em></p>



<p>Benim için karakter, bir hikâyenin kalbidir. Birini anlatmaya başlamadan önce onu duymaya çalışırım: nasıl susar, nasıl bakar, hangi kelimede takılır… Çünkü insanı anlatmak, onun içindeki sessizliği anlamaktan geçer.</p>



<p>Öykü kurgusunda da en çok dilin ritmine ve duygunun doğallığına dikkat ederim. Cümleler karakterin kalbinden çıkmalı; yapay bir süs değil, yaşanmış bir nefes gibi olmalı. Benim kahramanlarım genellikle içiyle konuşan, sessiz ama derin insanlardır. Bir de şuna inanırım: her karakterin bir “yarası” olmalı. Çünkü edebiyat, en çok o yaradan sızar. Bu yüzden çok gözlem yaparım. İnsanları uzun uzun izler, sonra da dağlara uzun uzun bakarım. Bütünleşir kafamda öykü karakterim. Sanırım kırsalda yaşamaktan bu yüzden vazgeçemedim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="175401" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175401" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031241.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Edebiyatın toplumsal değişimdeki rolü hakkında düşünceleriniz nelerdir?</em></p>



<p>Edebiyatın toplumu doğrudan değiştirdiğini düşünmüyorum ama insanın kalbine dokunarak değişimin tohumunu attığına inanıyorum. Bir öykü, bazen birinin bakışını, yargısını, hatta hayatla kurduğu bağını değiştirebilir. Değişim bence önce orada başlar: bir insanın iç dünyasında.</p>



<p>Yazmak benim için bir tür tanıklıktır. Toplumun kenarda kalmış, sesi duyulmayan yanlarını görünür kılmak isterim. Çünkü edebiyat, tam da orada – sessizliğin içinde – anlam kazanır.</p>



<p>Bir kelime bazen bir çocuğun, bir kadının, bir yüreğin kaderini değiştirebilir. Ben o kelimeleri bulma çabasındayım.</p>



<p><em>Yazarlık ve öğretmenlik yaşamınızı şekillendiriyor; peki bu iki kimlik, sizin özel yaşamınıza, duygularınıza ve içsel dünyanıza nasıl dokunuyor?</em></p>



<p>Yazarlık ve öğretmenlik, benim iki yanıma tutulan ışık gibi; biri dışarıyı, diğeri iç dünyamı aydınlatıyor. Sınıfta çocukların gözlerindeki merak, ellerindeki kâğıt ve kalem, gülüşleri, bazen sessiz hüzünleri… Bunlar benim yaşamımın ritmini belirliyor, kalbimi titretiyor. Onlara bakarken kendi içimdeki çocuğu, kaybolmuş zamanları, sessiz kırıkları hatırlıyorum. Her ders, her hikâye, bana bir aynadır aslında hem gördüğümü hem göremediğimi yansıtıyor.</p>



<p>Yazarlık ise o aynanın ardındaki sessiz kapı. Orada kelimelerle konuşuyorum, düşlerle geziniyorum, geçmişin ve geleceğin arasında sessiz bir yolculuk yapıyorum. Öğretmenlik bana sabrı, dikkatle dinlemeyi, küçük şeylerin büyüklüğünü öğretti; yazarlık ise o öğrendiklerimi içime çekip, ruhuma işlerken kelimelerle şekillendirmemi sağlıyor.</p>



<p>Bazen bir öykü, bir bakış ya da bir çocuğun söylemediği bir söz, kalbimde yankılanıyor; gecenin sessizliğinde, çay fincanımın yanında, defterime dökülüyor. Yazmak, bana kendi kırıklarımı görme ve onlarla barışma imkânı veriyor. Öğretmenlik ise bana yaşamı, insanı, küçük mucizeleri fark etme yetisi…</p>



<p>İkisi birleştiğinde, özel yaşamımın sessiz odalarında yankılanan bir şarkı gibi oluyor. Ne tam anlamıyla yalnızım ne tamamen açık… İçimde bir sessizlik, dışımda bir ses… Ve ben o sessizlikle konuşmayı, o sesle büyümeyi öğreniyorum. Çünkü hayatın kendisi öğretmen, kelimeler ise öğrencisi; ben de onların arasında, sessiz bir köprü gibi duruyorum.</p>



<p>Her iki kimlik de bana şunu hatırlatıyor: Yaşam, anlatılmayı bekleyen bir öykü, içimizdeki sessizlik ise o öykünün kalbidir. Ve ben o kalbin attığını duydukça hem öğretmen hem yazar olarak yeniden doğuyorum. Belki de bu yüzden öykülerimdeki karakterler sade ama derin karakterler. Çünkü ben hayatın içinden öğreniyorum onları. Yazarlığım, öğretmenliğimin sessiz devamı gibi: sınıfta kelimelerle öğretiyorum, yazarken kelimelerle iyileşiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="175402" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-175402" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-1068x1423.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031242.jpg 1088w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Editörlük deneyiminiz, kendi yazarlık pratiğinize nasıl yansıyor?</em></p>



<p>Editörlük, bana yazarlıkta çok önemli bir mesafe duygusu kazandırdı. Artık metinle kurduğum ilişki, yalnızca üretmekle sınırlı değil; çözümlemek, dönüştürmek ve yeniden inşa etmekle de ilgili. Bir metne dışarıdan bakabilmek, onun ritmini, duygusal derinliğini, nefes aralıklarını daha net görmemi sağladı.</p>



<p>Bu sayede kendi yazılarımda da fazlalıklardan arınmış, daha bilinçli bir dil kurmaya özen gösteriyorum. Kısacası editörlük bana metni yalnızca “yazılacak” değil, aynı zamanda “dinlenecek” bir varlık olarak görmeyi öğretti. Artık kelimeleri yalnızca üretmiyor, onlarla konuşuyorum da.</p>



<p><em>Yakın gelecekte yeni bir kitap projeniz var mı?</em></p>



<p>Evet, üzerinde çalıştığım yeni bir proje var: Babam Kadar Uzak Bazı Şeyler. Bu kez uzaklık sadece coğrafi değil; duygusal, zamansal ve bazen kaderle ilgili bir uzaklık… Her şiir, kaybolmuş bir parçayı, unutulmuş bir anıyı ya da sessiz bir özlemin peşine düşüyor.</p>



<p>Yavaş ilerliyor ama kalbimin derinliklerinden yazıyorum; çünkü bazı kitaplar aceleyle değil, sabırla, sessiz bir bekleyişle büyür. Okurların da bu bekleyişe eşlik etmelerini isterim. Sayfalarda kendilerini, kendi kırıklarını ve belki kendi yeniden doğuşlarını bulacaklar.</p>



<p>Her şiir, kaybolmuş bir parçayı bulmak için bir davettir.</p>



<p><em>Elinizde sihirli bir değnek olsaydı, dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="767" data-id="175403" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-1024x767.jpg" alt="" class="wp-image-175403" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-1024x767.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-1536x1151.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-1068x800.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/11/1000031238.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Eğer elimde bir sihirli değnek olsaydı, çocuklara çocukluklarını geri verirdim. Onları ekranların soğuk ışığından, sanal kahkahaların yankısından, yalnızlıkla karışmış oyunlardan kurtarırdım. Bir kez daha toprakla tanışsınlar isterdim; avuçlarına çamur bulaşsın, gökyüzüne bakarken isimlendiremedikleri bir yıldızla sırdaş olsunlar. Bir kelebeğin peşine düşüp zamanı unutsunlar, rüzgârla saçlarını dağıtsınlar, düşsünler, kalksınlar, ama yeniden gülmeyi öğrensinlerdi dileğim. Çünkü ben, ekranın ardında tükenen bu yeni nesli sevemedim. Gözlerindeki ışıltı bir piksel kadar soluk, sesleri bildirim tonları kadar tekdüze. Çocuklar artık hayal kurmayı değil, kopyalamayı öğreniyor. Birinin onlara “şimdi oyun zamanı” demesine ihtiyaç duymadan oynamayı unuttular.</p>



<p>Sihirli değneğim olsaydı, zamanı geriye değil, kalbe çevirirdim. Kalp yeniden sabrı, beklemeyi, bir şeyi kendi elleriyle yapmanın sevinicini öğrensin isterdim. Onlara yeniden “gerçek zaman”ı verirdim: beklemenin, sıkılmanın, hayal etmenin, bir rüyanın içinde kaybolmanın zamanını.</p>



<p>Belki de dünyanın en büyük iyiliği, bir çocuğun çocuk olmasına izin vermektir. Çünkü çocukluk, insanın en saf yeridir ne yalan bilir ne çıkar ne hız. Bir çocuğun gözündeki merak, dünyanın hâlâ kurtulabileceğine dair en güçlü delildir.</p>



<p>Benim sihrim kalemimdir; dokunduğu her kelimede bir çocuk gülümser. Ve ben o mucizeyi, sihirli bir değnekle değil, kelimelerle yapmaya çalışıyorum. Çünkü bir çocuğun çocuk olmasına izin vermek, insanlığa yapılabilecek en büyük büyüdür.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️Fırat Günel/ Müzisyen/ SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/04/23/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8ffirat-gunel-muzisyen-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Apr 2025 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat Günel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzisyen]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=167966</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Anonim türküler halk hikâyelerini ve ezgileri kuşaktan kuşağa aktaran zengin bir kültürel hafızayı temsil eder&#8221; İzmirli Müzisyen Fırat Günel; Anadolu’nun zengin melodilerini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumladığı ilk albümü “Echoes of Anatolia”yı müzikseverlerle buluşturdu. Fırat Günel’le albümünü, Anadolu müziğini ve projelerini konuştuk. İyi okumalar.&#160; Söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım. Müzikle tanışmanız ne zaman oldu? Fırat Günel [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Anonim türküler halk hikâyelerini ve ezgileri kuşaktan kuşağa aktaran zengin bir kültürel hafızayı temsil eder&#8221;</strong></p>



<p><em>İzmirli Müzisyen Fırat Günel; Anadolu’nun zengin melodilerini çağdaş bir yaklaşımla yeniden yorumladığı ilk albümü “Echoes of Anatolia”yı müzikseverlerle buluşturdu. Fırat Günel’le albümünü, Anadolu müziğini ve projelerini konuştuk. İyi okumalar.&nbsp;</em></p>



<p><em>Söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım. Müzikle </em>tanışmanız ne <em>zaman oldu</em>? <em><br>Fırat Günel olarak kendinizi tanıtacak olsanız, hangi kelimeleri veya ifadeleri kullanırdınız?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-1024x683.jpeg" alt="" class="wp-image-167969" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-1024x683.jpeg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-300x200.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-768x512.jpeg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-696x464.jpeg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-1068x713.jpeg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5-630x420.jpeg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-5.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Ben Fırat Günel 1986 yılında İzmir’de doğdum. Anne ve babam öğretmen olduğu için fazlaca şehir ve farklı kültürlerle tanışma şansım oldu. Keyifli ve huzurlu bir çocukluk yılları geçirdiğimi söyleyebilirim. Orta okul yıllarının sonlarına doğru teyzemin hediye ettiği küçük bir org ile o dönemin şarkılarını çalmaya başladım. Ailem yeteneğimi fark etti ve Güzel Sanatlar Lisesi sınavına hazırlanma kararı aldım ve kazandım. Böylece lise yıllarında müziğe profesyonel olarak ilk adımımı attım. Kendimi sakin ve uyumlu birisi olarak görüyorum. Hayatla ilgili canlı veya cansız her şeyi seviyorum ve saygı duyuyorum.</p>



<p>“<em>Echoes of Anatolia” albümünü hazırlama süreci nasıl gelişti? Bu proje nasıl doğdu?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Fırat Günel - Bülbülüm Altın Kafeste | Echoes of Anatolia © 2025 Karaca Music" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/U4bW5eRalpI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&nbsp;Lise ve Üniversite’de Batı Müziği eğitimi almış olmama rağmen yıllardır halk müziği üzerine canlı performanslar sergiliyorum ve Anadolu&#8217;nun derin kültürel mirasına duyduğum hayranlık ve ona bir dokunuş getirme isteğiyle başladı. Projenin tohumları, farklı Anadolu bölgelerinde yaptığım sahne çalışmalarına dayanıyor. Bu süreçte yerel ezgileri ve enstrümanları kendi çaldığım enstrümanlarla buluşturmak istedim.</p>



<p><em>Albümde yer alan anonim türküleri seçerken hangi kriterleri göz önünde bulundurdunuz? Bu türküleri yeniden düzenlerken, geleneksel dokuyu koruma ile modern müzikal dokunuşlar ekleme arasında nasıl bir denge kurdunuz?</em></p>



<p>İlk çalışmamda Anadolu’da yapacağım yolculuğa bir giriş yapmak istedim. Bunun nedeni bölge bölge gezeceğim albüm serisi oluşturmak için bir rota oluşturmaktı ve aslında tam olarak Anadolu’ya girişi ikinci albümümde yapmış olacağım. Bu albümde geleneksel armoni yapısını çok bozmadan küçük dokunuşlarla buluştuğum enstrümanlara eşlik etmek istedim. Yine de her türküde bana hissettirdiği duyguyu küçük bölümler ekleyerek dinleyicilere aktarmak istedim.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Fırat Günel - Bülbülüm Altın Kafeste | Echoes of Anatolia © 2025 Karaca Music" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/U4bW5eRalpI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em>Anadolu’nun kadim seslerini yaşatmanın sizce müzikal ve kültürel açıdan önemi nedir?</em></p>



<p>Anonim türküler halk hikâyelerini ve ezgileri kuşaktan kuşağa aktaran zengin bir kültürel hafızayı temsil eder. Bu mirası yaşatmak sadece türküleri değil aynı zamanda o coğrafyanın yaşam biçimin tarihini ve geleneklerini de canlı tutmak demektir. Bu kadim sesleri uluslararası platformlara taşımak da kültürel diyaloğu ve etkileşimi güçlendireceği gibi müzik dünyasına da özgün bir katkı sağlar düşüncesindeyim.</p>



<p>&nbsp;“<em>Echoes of Anatolia”&nbsp; ile Anadolu’nun seslerini ve hikayelerini dinleyiciye ulaştırmayı<br>hedefliyorsunuz. Albümün düzenleme sürecinde, geleneksel dokuyu korumak ile modern biryorum katmak arasında nasıl bir denge kurdunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="544" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-544x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-167970" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-544x1024.jpeg 544w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-159x300.jpeg 159w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-768x1446.jpeg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-816x1536.jpeg 816w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-696x1310.jpeg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2-223x420.jpeg 223w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-2.jpeg 850w" sizes="(max-width: 544px) 100vw, 544px" /></figure>



<p>Bu sürecin en kritik noktası modern dokunuşların geleneksel müziğin ruhunu gölgelememesidir. Eğer dinleyici hem eski tanıdık hissi hem de yeni ve taze bir soluk alabiliyorsa doğru denge yakalanmış demektir. Umarım bunu başarabilmişimdir.</p>



<p>“<em>Echoes of Anatolia” albümünüz yayınlandıktan sonra dinleyicilerinizden nasıl geri dönüşler aldınız?</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Fırat Günel - Yağmur Yağar Taş Üstüne | Echoes of Anatolia © 2025 Karaca Music" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/VeEO9XlpIW8?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&nbsp;Aslında geç kaldığım ve kesinlikle devam etmem gerektiğiyle ilgili çok fazla yorum aldım. Beni tanıyan çoğu insanın da kendin gibi sakin bir albüm olmuş ve dinlerken hiç yorulmuyoruz yorumları da benim için mutluluk verici ve çıktığım bu yolculukta benimle bu geziye çıkacak insanların oluşu da heyecan verici.</p>



<p><em>Sizce müziğin toplumsal hafızadaki yeri nedir? Anadolu türkülerinin bu hafızayı canlı tutma konusunda nasıl bir rolü var?</em></p>



<p>Müzik bence toplumsal hafızanın en önemli taşıyıcılarından biri. Bir toplumun geçmişte yaşadığı acılar, sevinçler, göçler, savaşlar, aşk hikâyeleri müzik aracılığıyla gelecek kuşaklara aktarılır. Anadolu türküleri de toplumun yaşadığı olayları ve duyguları en saf haliyle yansıtır. Bir yandan tarihi olayları diğer yandan sosyal ve bireysel yaşantıları konu alır. Bu sayede nesilden nesile aktarılan türküler geçmişin izlerini bugüne taşır ve toplumsal hafızayı canlı tutar. Geçmişle bugün arasında kurulan bu köprüyle unutulmaya yüz tutmuş olayları ve duyguları günümüze taşıyan türküler toplumun kimliğini korumasına yardımcı olur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-1024x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-167971" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-1024x1024.jpeg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-300x300.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-150x150.jpeg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-768x768.jpeg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-1536x1536.jpeg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-696x696.jpeg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-1068x1068.jpeg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4-420x420.jpeg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-4.jpeg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>“<em>Echoes of Anatolia”, ileride devam albümleri ya da yeni projeler için bir başlangıç noktası olabilir mi? Hayata geçirmek istediğiniz müzikal çalışmalar hakkında ipuçları verebilir misiniz?</em></p>



<p>“Echoes of Anatolia”yı, bir başlangıç olarak görüyorum. Anadolu’nun tüm bölgelerinde yapacağımız yolculuk sonrası rotasının Avrupa’dan Birleşik Krallık’a kadar gidecek bir proje olmasını istiyorum. İlk albümde yaptığım iki düet gibi Anadolu’dan ayrılıp gittiğim ülkenin halk müziklerini o bölgeye özgü enstrümanlarla düetler ve kendi enstrümanlarımla tekrar yorumlamak hatta iki bölge arasında bir köprü kurarak kardeş olabilecek enstrümanlarla çok sesli bir projeye dönüştürme hayalim var.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-683x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-167972" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-683x1024.jpeg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-200x300.jpeg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-768x1152.jpeg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-1024x1536.jpeg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-696x1044.jpeg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-1068x1602.jpeg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3-280x420.jpeg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/söyleşi-3.jpeg 1365w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>



<p><em>Röportajlarımda klasikleşen bir sorum var. Size de sormak istiyorum: Elinizde sihirli birdeğnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Dünyada eşitsizlikleri ve adaletsizlikleri ortadan kaldırmak isterdim. Herkesin doğduğu coğrafya yüzünden dezavantajlı olmadığı, eğitim, sağlık ve temel ihtiyaçlara erişimde fırsat eşitliği olan bir dünya güzel olurdu. Kendi hayatımla ilgili de zamanın ve insanların biraz daha esnek olmasını isterdim. Daha fazla saygı ve sevgiye hepimizin çok ihtiyacı var diye düşünüyorum.&nbsp;</p>



<p>“<strong><em>Echoes of Anatolia” hakkında&nbsp;&nbsp;</em></strong></p>



<p>Müzisyen Fırat Günel’in&nbsp; “Echoes of Anatolia”, albümü&nbsp; müziksevelerlerin kulağının pasını silerek, enstrümantal tınısıyla farklı dünyalara sürükleyen bir albüm olmuş.&nbsp; Anadolu’nun geleneksel ezgileriyle, Batı müziğinin inceliğini birleştiren albüm, yetiştiğimiz coğrafyada dilimize pelesenk&nbsp; olmuş&nbsp; ve kulağımıza tanıdık gelen melodileri büyülü bir pencereden sunuyor. Albümde ağırlıklı olarak piyano sesi ön planda olsa da, yan flüt, kabak kemane ve ud arasında kurulan uyum, müzikseverleri büyüleyici bir dünyaya sürüklüyor.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Başar YILMAZ / Yazar / Öykü/ Roman/ SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/03/12/basar-yilmaz-yazar-oyku-roman-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Mar 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Başar yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=166401</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;İnsan, çoğu zaman doğru tahlil yapan ama yanlış davranan bir varlık…&#8221; Karakışın Gün Işığı adlı öykü kitabının ve Beni Hatırla adlı romanın yazarı Başar Yılmaz ile  kitapları ve edebiyat üzerine konuştuk. İyi okumalar.  Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? Bir yazar olarak edebiyat dünyasında kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? ✒️ Yazarlık, benim için bir yolculuk mu bu tanımlamadan kendi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>İnsan, çoğu zaman doğru tahlil yapan ama yanlış davranan bir varlık…&#8221;</strong></p>



<p><em>Karakışın Gün Işığı adlı öykü kitabının ve Beni Hatırla adlı romanın yazarı Başar Yılmaz ile  kitapları ve edebiyat üzerine konuştuk. İyi okumalar. </em></p>



<p>Yazarlık yolculuğunuz nasıl başladı? Bir yazar olarak edebiyat dünyasında kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="254" height="400" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/0001948009001-1.jpg" alt="" class="wp-image-166402" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/0001948009001-1.jpg 254w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/0001948009001-1-191x300.jpg 191w" sizes="(max-width: 254px) 100vw, 254px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yazarlık, benim için bir yolculuk mu bu tanımlamadan kendi adıma emin değilim. Onu daha çok bir ev olarak hissettiğimi fark ettim bu soru sorulduğunda. Değiştiren, dönüştüren bir yanı var. Onu çevreleyen diğer unsurlarla etkileşim ve bağ kuran bir cereyan. Bu dinamikler, yolculuk misali ilerlemeyi veyahut keşfetmeyi imleyen bir anlama büründürüyor onu elbette. Kastettiğim şey, yazdığım veya yazacaklarımı düşündüğüm zamanların, kendime ve dünyaya karşı dürüst ve güven duygusuyla kalabildiğim ender anlardan olması. Bu his bana evi çağrıştırıyor. Kendimi bildim bileli bu evdeyim.&nbsp;</p>



<p>Kısa hikaye formatı ile roman formatı arasında nasıl bir fark hissediyorsunuz? Hangisinde kendinizi daha rahat ifade ediyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="458" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/kara-kisin-gun-isigi-13448775-83-O.jpg" alt="" class="wp-image-166403" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/kara-kisin-gun-isigi-13448775-83-O.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/kara-kisin-gun-isigi-13448775-83-O-210x300.jpg 210w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/kara-kisin-gun-isigi-13448775-83-O-293x420.jpg 293w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Öykü ve roman üstüne, Cortazar’ın karşılaştırmalı tanımını kendime yakın bulurum. Cortazar, öyküyü bir küre olarak düşünür; dışındaki her noktanın merkeze uzaklığının eşit olduğu kusursuz bir biçim. Romanı ise ağaca benzetir. Gövdeden dalların çıktığı dalların budaklandığı açık bir sistem. Her iki tür de bu özellikleri gereği farklı teknikler gerektirir. Benim için mühim olan hikâyenin hangi ekosistemde filizleneceğidir. Hikâye, kendine uygun toprakta ve ışıkta canlanır ve yeşerir. Ben de bu canlılığı arar, onun için didinirim.</p>



<p>Bir hikayeyi kaleme alırken en çok üzerinde durduğunuz noktalar nelerdir? Örneğin, atmosfer mi, karakterler mi, yoksa olay örgüsü mü?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="802" height="975" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249.jpg" alt="" class="wp-image-166404" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249.jpg 802w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249-247x300.jpg 247w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249-768x934.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249-696x846.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134249-345x420.jpg 345w" sizes="(max-width: 802px) 100vw, 802px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bu soru daha önce sorulduğunda “karakter” cevabını verdiğimi hatırlıyorum. Cevabımın arkasında durmakla birlikte iki unsuru daha vurgulamam gerektiğini fark ettim sorunuz üzerine.&nbsp;</p>



<p>Karakter metnin ruhudur. Diğer dinamikleri harekete geçiren bir motor görevi görür. Yazarıyla da okuruyla da göz kontağı kurar, metnin canlı tarafıdır.&nbsp;</p>



<p>Edebiyat denildiğinde onu ayrıştıran, benzersiz kılan şey ise dil ve biçimdir. Salt bir maceranın peşinde koşmak, heyecan duymak, merak hissetmek istiyorsak bu ihtiyacı bir sinema filmi veya diziler de karşılayabilir. Edebiyatı farklı kılan dildir. Okuduğunuz bir kurgu eser iyi hesap edilmiş olay örgüsü ile sizi kendine bağlar, “su gibi akar” ,bu elbette keyifli. Gelgelelim tekrar tekrar okunan, üzerine sayısız makale yazılan, farklı disiplinlere ilham veren çoğu klasik karakter, dil ve biçimiyle öne çıkmış eserlerdir. Dönüp dönüp bunları okumak isteriz çünkü kalıcı haz dil ve biçimde mevcut bana göre. Bir asrı aşkın zamandır Rakolnikov konuşuluyorsa, “Savaş ve Barış” üstüne söylenmemiş bir şey kalmamışsa nedenlerini buralarda aramak gerekir.</p>



<p>Edebiyat, okurunu edilgen bir pozisyonda değil, karakterinin katmanları üzerine eğilen, dil yapısının üzerinden bir bakış açısı inşa eden, düşünsel emek veren bir konumda hayal eder.</p>



<p>Başar Yılmaz&nbsp; olarak kendinizi tanıtacak olsanız, hangi kelimeleri veya ifadeleri kullanırdınız? Yazar olarak sizi en çok etkileyen yazarlar veya edebi akımlar nelerdir?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="551" height="481" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image1.jpeg" alt="" class="wp-image-166405" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image1.jpeg 551w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image1-300x262.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image1-481x420.jpeg 481w" sizes="(max-width: 551px) 100vw, 551px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Kişinin kendini tanımlaması onu diğerlerinden uzaklaştırır gibi gelir hep. Gecikmeli de olsa iyi kötü bir köprü kurdum insanlarla, zedelemek istemem. İnsan olarak da yazar olarak da kitaplarla, söyleyip söylemediklerimle, en yakın örnek: bu söyleşiyle bir toplam izlenim oluşacaktır diğerlerinin kafasında. Buna güvenirim. İnsanların davranışlarına değil zihinlerine güvenirim. İnsan, çoğu zaman doğru tahlil yapan ama yanlış davranan bir varlık.&nbsp;</p>



<p>Temas kurduğum her metin beni belli yönlerden beslemiştir. İlk cümledeki muğlak sayılabilecek (ama inanın ki samimi) cevabıma istinaden bu ikinci soruya net bir cevap verme borcum var gibi geldi. Hiç kimseden doğrudan etkilenmem. Başkaları gibi yazacağıma hiç yazmam. Önceki yazdıklarımı sağından solundan değiştirip yenisi bu demeyeceğim gibi. Başkalarına uyumlanmak, belli kalıplarda yaşamak zorunda olduğumuz bir hayattan kaçıp sığınıyorum o eve. Kendimle çelişmek olur bu.</p>



<p>Beni Hatırla romanı, 1970’lerin toplumsal ve siyasi atmosferini etkileyici bir şekilde yansıtıyor. Romanınızda dönemin siyasi çalkantıları kadar bireysel hikâyeler de dikkat çekiyor. Bu dengeyi nasıl sağladınız?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="827" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-827x1024.jpg" alt="" class="wp-image-166408" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-827x1024.jpg 827w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-242x300.jpg 242w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-768x951.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-696x862.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-1068x1323.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202-339x420.jpg 339w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/Screenshot_20250311_134202.jpg 1080w" sizes="(max-width: 827px) 100vw, 827px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Toplumsal her şey bireye yönelir. Bireylerin yaşamı da birbiriyle yoğrulup toplumsal bir manzaraya dönüşür. Benim edebiyattaki toplumcu bakışım bahsettiğim dengeyi gözetip bu perspektifte form kazanır.&nbsp;</p>



<p>Bu topraklarda yüzyıllardır inanılmaz şeyler oldu. Karşılığında ölümler, göçler, yoksulluklar, ayrılıklar, başlangıçlar, pişmanlıklar ve daha pek çok mesele…&nbsp; Tarih kitaplarının anlatmadığı, toplum bilimlerinin derinine inemediği hadiseler var ortada. Edebiyat da bunun için var. Benim edebiyat anlayışım toplumsal meselelerle beraber yeni yön arayışında, dönüşen, değişen aile ve birey hikâyelerine yoğunlaşıyor.&nbsp;</p>



<p>Kara Kışın Gün Işığındaki öykülerde, bireylerin içsel dünyalarını ve çevreleriyle olan ilişkilerini etkileyen olaylar derinlemesine ele alınıyor. Yazar olarak bu tür temaları işlemek, toplumdaki daha büyük meselelerle nasıl bağ kurmanıza yardımcı oluyor?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="706" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-1024x706.jpeg" alt="" class="wp-image-166410" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-1024x706.jpeg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-300x207.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-768x529.jpeg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-1536x1058.jpeg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-100x70.jpeg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-218x150.jpeg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-696x480.jpeg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-1068x736.jpeg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3-610x420.jpeg 610w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image3.jpeg 1778w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Gün Işığı’nda baş etme halleri beliriyor. Hepimizin farklı hâllerde baş etme yöntemleri var. Eylemsizlik de buna dahil. Değindiğim üzere bireylerin meselelerini toplumsal dinamiklerden ayrı değerlendirmiyorum. Gerçek meselelerle boy veren ilişki ve davranış biçimleri besliyor öyküleri. Bunu kalın puntolarla değil edebiyatın el verdiği ve gerekli kıldığı sanatsal estetikle kaleme almaya çalışıyorum.</p>



<p>Günümüz edebiyatı ile geçmişin edebiyatını kıyasladığınızda, ne gibi farklar görüyorsunuz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Edebiyat da toplum dinamikleri, iletişim ve yaşam biçimleri gibi değişiyor. Değişmiyorsa ortada bir sorun vardır demektir. Dil, biçim, karakter ve kurgu yapıları bu değişimden nasibini aldı. Her değişim önce garipsenir. 1. Yeniciler’in kaleme aldığı şiirler ilk döneminde nasıl yadırgandıysa (bu en hafif tabir) günümüzdeki yeni dil ve biçime yönelik arayışlardan da ürkülecektir. Konuya şöyle bakıyorum: İyi olan her şey yerini bulur ve geleceğe kalır.&nbsp;</p>



<p>Dijital platformların ve sosyal medyanın edebiyat üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="600" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image2.jpeg" alt="" class="wp-image-166411" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image2.jpeg 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image2-240x300.jpeg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image2-336x420.jpeg 336w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bu platformlar birer araç olarak yazarların farklı topluluklara ulaşması, aralarında etkileşim kurulması yönünden yararlı elbette. Dijital dergileri önemsiyorum. Zaten şu an birinin içindeyim. Araç ne zaman amaca dönüşürse yani edebiyatın merkezinden uzaklaşılırsa çiğlik orada başlıyor. Sosyal medya yapısı itibariyle basit, hızlı ve kolay iletişimin olanaklarına sahip bir mecra. Bu tanım edebiyatın doğası ile çelişir bir yandan da. Birlikteliği özen gerektiren iki kanal.&nbsp;</p>



<p>Yazar olarak gelecekteki projeleriniz hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="477" height="640" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image0.jpeg" alt="" class="wp-image-166412" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image0.jpeg 477w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image0-224x300.jpeg 224w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/03/image0-313x420.jpeg 313w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Mahal Edebiyat Dergisini yeni bir ekiple ve yeni formunda yola çıkarıyoruz. Süreli yayınla kaliteli bir kültür sanat içeriği hazırlamaya çaba sarf ediyoruz şimdiki süreçte. Diğer taraftan da yeni bir romanın hazırlığı var. “Yeni” sıfatını yalnızca ilave bir kitap olarak kullanmıyorum. “Yeni” ye güzel bir heyecan ve tatmin duygusu hissederek yaklaştığım bir yazım süreci yaşıyorum. Umarım öyle de devam eder.</p>



<p>Röportajlarımın klasik sorusudur. Size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bilmem. Belki de onu emekli edecek kadar büyük bir şey…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
