<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/saglik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Jan 2026 08:26:27 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Sağlık &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bilimsel Araştırma; Bambu, bir çok hastalığı tedavi edebilecek potansiyele sahip.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/20/bilimsel-arastirma-bambu-bir-cok-hastaligi-tedavi-edebilecek-potansiyele-sahip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2026 08:26:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bambu]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178347</guid>

					<description><![CDATA[İlk kez yalnızca bambunun gıda olarak tüketimine odaklanan akademik bir derleme, bambu filizlerinin kan şekerini düzenleyebileceğini, iltihabı azaltabileceğini ve sindirim sağlığını destekleyebileceğini ortaya koydu. Ancak uzmanlar, yanlış tüketimin ciddi sağlık riskleri doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Bambunun gıda olarak tüketimine ilişkin bugüne kadarki tüm bilimsel çalışmaların incelendiği ilk akademik derleme yayımlandı.İngiltere’deki Anglia Ruskin University (ARU) araştırmacıları tarafından hazırlanan çalışmada, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İlk kez yalnızca bambunun gıda olarak tüketimine odaklanan akademik bir derleme, bambu filizlerinin kan şekerini düzenleyebileceğini, iltihabı azaltabileceğini ve sindirim sağlığını destekleyebileceğini ortaya koydu. Ancak uzmanlar, yanlış tüketimin ciddi sağlık riskleri doğurabileceği uyarısında bulunuyor.</p>



<p>Bambunun gıda olarak tüketimine ilişkin bugüne kadarki tüm bilimsel çalışmaların incelendiği ilk akademik derleme yayımlandı.<br>İngiltere’deki Anglia Ruskin University (ARU) araştırmacıları tarafından hazırlanan çalışmada, bambu filizlerinin metabolik sağlık, sindirim sistemi ve kalp-damar hastalıkları üzerinde olumlu etkileri olabileceğine dair bulgular tespit edildi.</p>



<p>Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi olarak bilinen bambu, bazı türlerinde günde 90 santimetreye kadar uzayabilir.</p>



<p>Çin&nbsp;ve&nbsp;Hindistan&nbsp;en büyük bambu üreticileri arasında yer alırken, bambu filizleri Asya mutfağında uzun süredir yaygın olarak tüketiliyor. Araştırmacılara göre elde edilen sonuçlar, bambunun küresel ölçekte daha yaygın bir besin haline gelebileceğine işaret ediyor.</p>



<p><strong>Bambu filizlerinin besin değeri</strong></p>



<p>Çalışmaya göre bambu filizleri yüksek protein içeriğine sahip, lif oranı orta düzeyde ve doğal olarak düşük yağ içeriyor. Bambu; selenyum ve potasyum gibi minerallerin yanı sıra temel amino asitler içeriyor. Ayrıca tiamin, niasin, A vitamini, B6 vitamini ve E vitamini açısından da zengin bir besin olarak öne çıkıyor.</p>



<p><strong>Metabolik ve kalp sağlığına katkı</strong></p>



<p>Derlemede yer alan insan üzerinde yapılan sınırlı sayıdaki çalışmada, bambu tüketiminin kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği ve glisemik dengeyi desteklediği gözlemlendi. Bu bulgunun, özellikle&nbsp;diyabet&nbsp;yönetimi açısından önemli olabileceği vurgulandı. Ayrıca lipid profillerinde iyileşme tespit edildiği, bunun da kalp-damar hastalıkları riskinin azalmasıyla ilişkili olduğu belirtildi.</p>



<p><strong>Bağırsak&nbsp;sağlığına etkili</strong></p>



<p>Bambu; selüloz, hemiselüloz ve lignin gibi farklı lif türleri içeriyor. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda bu liflerin bağırsak fonksiyonlarını iyileştirdiği görüldü. Araştırmalar ayrıca bambu tüketimi sonrasında antioksidan ve anti-inflamatuar etkinin arttığını, hücre toksisitesinin azaldığını ve hücre canlılığının yükseldiğini ortaya koydu.</p>



<p>Laboratuvar ortamında yapılan hücre çalışmalarında ise bambunun probiyotik etki gösterebileceği, faydalı bağırsak bakterilerinin gelişimini desteklediği tespit edildi. Bunun yanı sıra bambuda bulunan bazı bileşiklerin, kızartma ve kavurma sırasında oluşabilen furan ve akrilamid gibi toksik maddelerin oluşumunu engelleyebileceği belirlendi.</p>



<p>Araştırmacılar, bambunun faydalarına rağmen yanlış tüketimin ciddi riskler barındırdığına dikkat çekti. Bazı bambu türlerinde bulunan siyanogenik glikozitlerin, çiğ ya da yeterince pişirilmeden tüketildiğinde siyanür açığa çıkarabildiği belirtildi. Ayrıca bir çalışmada bambu filizlerinin tiroit hormonlarının üretimini baskılayabilecek bileşikler içerebileceği, bunun da guatr riskini artırabileceği ifade edildi. Bu risklerin, bambu filizlerinin tüketilmeden önce mutlaka ön haşlama yapılmasıyla önlenebileceği vurgulandı.</p>



<p><strong>Potansiyel bir süper gıda</strong></p>



<p>Çalışmanın kıdemli yazarı, ARU Halk Sağlığı Profesörü Lee Smith, bambunun doğru hazırlandığında sağlıklı ve sürdürülebilir bir besin olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Smith, bambunun diyabet ve kalp hastalıkları gibi modern sağlık sorunlarıyla mücadelede rol oynayabileceğini ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilimsel ilerleme, sağlık, teknoloji ve uzay alanlarında bir 2025 özeti.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/12/31/bilimsel-ilerleme-saglik-teknoloji-ve-uzay-alanlarinda-bir-2025-ozeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Dec 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[2025]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177526</guid>

					<description><![CDATA[Uzayda mahsur kalan astronotların yaklaşık 9 ayın ardından dünyaya dönmesi gibi ilginç gelişmelerin yanı sıra 7 yaşındaki çocuğa yapay kalp takılması, James Webb Uzay Teleskobunun ilk kez bir öte gezegen keşfetmesi ve daha önce kesin çaresi olmayan Huntington hastalığı için tedavi geliştirilmesi gibi dünyada ve uzayda kayda geçen bilimsel gelişmeler, 2025&#8217;te ufuk açtı. Bilim insanları, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzayda mahsur kalan astronotların yaklaşık 9 ayın ardından dünyaya dönmesi gibi ilginç gelişmelerin yanı sıra 7 yaşındaki çocuğa yapay kalp takılması, James Webb Uzay Teleskobunun ilk kez bir öte gezegen keşfetmesi ve daha önce kesin çaresi olmayan Huntington hastalığı için tedavi geliştirilmesi gibi dünyada ve uzayda kayda geçen bilimsel gelişmeler, 2025&#8217;te ufuk açtı.</p>



<p>Bilim insanları, her yıl olduğu gibi bu yıl da insan yaşamını değiştirecek, geliştirecek ve geleceğe ışık tutacak çalışmalara imza attı.</p>



<p>AA muhabiri, 2025&#8217;te öne çıkan, sağlık, uzay ve teknoloji gibi alanlardaki ilginç ve umut vadeden bilimsel gelişmeleri ve keşifleri derledi.</p>



<p>Bu yılın öne çıkan gelişmelerinden biri, Haziran 2024&#8217;te uzayda mahsur kalan NASA astronotlarının martta geri dönebilmesi oldu.</p>



<p>NASA astronotları Butch Wilmore ve Suni Williams, 5 Haziran 2024&#8217;te Boeing&#8217;in yeni Starliner kapsülüyle bir haftalık test uçuşu için ISS&#8217;ye gönderildi.</p>



<p>Starliner&#8217;da çıkan teknik arıza nedeniyle iki astronotun dönüş tarihi ertelendi ve NASA, kapsülün boş dönmesi direktifini verdi.</p>



<p>Süreçte yaşanan aksaklıklar nedeniyle yaklaşık 9 ay ISS&#8217;de mahsur kalan iki astronot, martta SpaceX&#8217;in Dragon kapsülü ile Dünya&#8217;ya döndü.</p>



<p>Öte yandan, uzayda mahsur kalan astronotlardan Williams, 31 Ocak&#8217;ta astronot Peggy Whitson&#8217;a ait olan 60 saat 21 dakikalık uzay yürüyüşü rekorunu kırdı ve 62 saat 6 dakika ile uzayda en uzun süre yürüyüş yapan kadın astronot oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Mars&#8217;ta eskiden okyanus ve kumsal olabileceği keşfedildi</strong></li>
</ul>



<p>ABD ve Çin&#8217;den araştırmacılar, Çin&#8217;in yer aracı Curong&#8217;un Mars&#8217;taki yeraltı görüntüleme verileriyle dünyada sahil kenarında yeraltından alınan verileri karşılaştırması sonucu benzerlik tespit etti.</p>



<p>Şubatta paylaşılan verilere göre, araştırmacılar, Mars&#8217;taki yeraltı yapısının, dünyadaki ova ya da okyanus yönüne eğilimli topraklara benzer açıda olduğunu ve bunun Mars&#8217;ta daha önce kumsal ve okyanus bulunduğuna işaret ettiğini belirtti.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Tatları dijital veriye dönüştüren sistem</strong></li>
</ul>



<p>ABD&#8217;deki Ohio State Üniversitesinden araştırmacılar, yiyecek ve içeceklerin tatlarını dijital veriye dönüştürerek kimyasallarla taklit edebilen &#8220;e-Taste&#8221; adlı sistemi geliştirdi.</p>



<p>Bu sistem, 5 temel tada karşılık gelen kimyasalları sensörlerle dijital verilere dönüştürüp, ardından bu kimyasalları dilin belirli bölgelerine iletiyor.</p>



<p>Henüz baharatlı ve yağlı tatları tam olarak taklit edemediği belirtilen sistem sayesinde sanal gerçeklik teknolojilerine tat alma deneyiminin de entegre edilebileceği kaydedildi.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Avustralyalı hasta, yapay kalple 100 günden fazla hayatta kaldı</strong></li>
</ul>



<p>Avustralya&#8217;da kalp yetmezliği yaşayan 40 yaşlarındaki bir kişiye, manyetik kaldırma teknolojisi kullanarak sağlıklı bir kalbin kan akışını taklit edebilen &#8220;BiVACOR&#8221; adlı titanyum yapay kalp takıldı.</p>



<p>Martta uygun bir donör kalp bulunup nakil işlemleri gerçekleştirilene kadar yapay kalple yaşamını sürdüren hasta, dünyada yapay kalple 100 günden fazla hayatta kalan ilk kişi olarak kayıtlara geçti.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>7 <strong>yaşındaki çocuk, yapay kalp nakli yapılan en genç kişi oldu</strong></li>
</ul>



<p>Yapay kalbe ilişkin bir diğer gelişme de Çin&#8217;de 7 yaşındaki çocuğa yapılan nakil oldu.</p>



<p>Doktorlar Mayıs 2024&#8217;te kalbin sürekli büyüyüp genişlemesine neden olan genetik ve kronik bir hastalık olan &#8220;dilate kardiyomiyopati&#8221; teşhisi konulan çocuğa uygun donör bulunamaması nedeniyle yapay kalp nakli yapılmasına karar verdi.</p>



<p>Yaklaşık 5 saat süren ameliyatta, 45 gram ağırlığında ve 2,9 santimetre çapında yapay kalp yerleştirilen çocuğun, dünyada bu operasyonu geçiren en genç kişi olduğu nisanda duyuruldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Katy Perry ve Gayle King gibi isimlerden oluşan ekip uzaya çıktı</strong></li>
</ul>



<p>ABD&#8217;de Amazon&#8217;un kurucusu milyarder Jeff Bezos&#8217;a ait uzay şirketi Blue Origin, nisanda 6 ünlü kadını 10 dakikalık seyahat için uzaya gönderdi.</p>



<p>Kapsüldeki 6 kişilik ekipte pop yıldızı Katy Perry, CBS ulusal televizyonunda program sunucusu Gayle King, Jeff Bezos&#8217;un nişanlısı olan eski gazeteci Lauren Sanchez, eski NASA roket bilimcisi Aisha Bowe, biyoastronotluk araştırmacısı Amanda Nguyen ve film yapımcısı Kerianne Flynn yer aldı.</p>



<p>Uzayın sınırı kabul edilen 100 kilometre yükseklikte yaklaşık 10 dakika kalan kapsül, paraşütle alçalarak Texas&#8217;taki bir çöle döndü.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Skype, kullanımdan kalktı</strong></li>
</ul>



<p>Amerikan teknoloji devlerinden Microsoft&#8217;a ait görüntülü ve sesli iletişim uygulaması Skype, 5 Mayıs&#8217;tan itibaren hizmetlerine son verdi.</p>



<p>Microsoft, 2003&#8217;te piyasaya sunulan ve 2010&#8217;da 300 milyonu aşkın aktif kullanıcıya ulaşan uygulamanın hizmetlerine &#8220;müşterilerin ihtiyaçlarına daha kolay uyum sağlayacak şekilde düzenlenmesi amacıyla&#8221; son verdi.</p>



<p>Şirket, Skype&#8217;taki kullanıcı verilerinin Microsoft Teams&#8217;e otomatik aktarılacağını bildirmişti.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>James Webb, ilk kez bir öte gezegen keşfetti</strong></li>
</ul>



<p>ABD Uzay ve Havacılık Ajansının (NASA) James Webb Uzay Teleskobunun, 34 ışık yılı uzaktaki &#8220;TWA 7&#8221; adlı yıldızın yörüngesinde Satürn boyutlarında bir öte gezegen keşfi haziranın önemli bilimsel gelişmelerinden biri oldu.</p>



<p>Teleskop, ilk kez bir öte gezegen keşfederek, uzak yıldızların yörüngesinde dönen daha hafif ve daha zor bulunan gezegenleri tespit edebileceğini kanıtladı.</p>



<p>Keşfedilen yeni ötegezegen, bu görüntüleme tekniği ile saptanan kütle olarak en hafif gezegen oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Şimdiye kadarki en büyük kara delik birleşimi tespit edildi</strong></li>
</ul>



<p>Bilim insanları, ABD Ulusal Bilim Vakfına ait Lazer Interferometre Kütle Çekimi Dalga Gözlemevi&#8217;nden (LIGO) şimdiye kadarki en büyük kara delik birleşimini gözlemledi.</p>



<p>23 Kasım 2023&#8217;te gözlemlenen ancak haziranda kamuoyuyla paylaşılan bulgulara göre, biri yaklaşık 140, diğeri 100 Güneş kütlesine sahip iki kara deliğin birleşerek 225 Güneş kütlesinde dev bir kara delik oluşturduğu belirlendi.</p>



<p>Bilim insanları, &#8220;GW231123&#8221; adı verilen bu kara delik birleşmesinden yola çıkarak dev kara deliklerin nasıl oluştuğuna dair yeni ipuçları arayacak.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yapay zeka destekli stetoskoplar, kalp hastalıklarını saniyeler içinde tespit edebiliyor</strong></li>
</ul>



<p>Imperial College London ve Imperial College Healthcare NHS Trust tarafından yürütülen, ağustosta bulguları paylaşılan çalışmada, yapay zeka destekli stetoskoplar kullanılarak Londra&#8217;nın batı ve kuzeybatısındaki 205 aile hekimliğinde 12 binden fazla hasta muayene edildi.</p>



<p>Çalışmada, yapay zeka destekli stetoskopların kalp yetmezliği, kalp kapak hastalığı ve düzensiz kalp ritimleri gibi rahatsızlıkları saniyeler içinde tespit edebildiği görüldü.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Dünya&#8217;dan yaklaşık 430 ışık yılı uzaklıkta yeni gezegen keşfedildi</strong></li>
</ul>



<p>Hollanda&#8217;daki Leiden Üniversitesi, İrlanda&#8217;daki Galway Üniversitesi ve ABD&#8217;deki Arizona Üniversitesinden bilim insanları, Dünya&#8217;dan yaklaşık 430 ışık yılı uzaklıkta, genç yıldızın yörüngesinde dönen ve Jüpiter&#8217;e benzeyen yeni gezegen keşfetti.</p>



<p>&#8220;WISPIT 2b&#8221; adı verilen yeni gezegenin, Jüpiter büyüklüğünde gaz devi halinde ve yaklaşık beş milyon yaşında olduğunu tahmin ediliyor.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Dünyada ilk kez kan dolaşımı olan deri dokusu üretildi</strong></li>
</ul>



<p>Avustralya&#8217;daki Queensland Üniversitesinden araştırmacılar, insan cilt hücrelerini kök hücrelere dönüştürerek &#8220;deriye benzeyen doku&#8221; oluşturdu.</p>



<p>Bu modele laboratuvarda üretilen küçük kan damarları entegre eden araştırmacılar, kendi dolaşım sistemine sahip çok katmanlı deri dokusu elde etti.</p>



<p>Böylece, dünyada ilk kez damar, sinir, kıl folikülü ve bağışıklık hücrelerini barındıran, gerçek insan derisine en yakın model, laboratuvar ortamında geliştirilmiş oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Daha önce kesin çaresi olmayan Huntington hastalığı için tedavi</strong></li>
</ul>



<p>İngiltere&#8217;de bilim insanları, beyindeki proteinlerin anormal bir şekle girip birbirine yapışmasıyla başlayan Huntington hastalığına ilk kez tedavi geliştirildiğini eylülde duyurdu.</p>



<p>Kalıtsal bir hastalık olan Huntington&#8217;a karşı gen terapisi ile gen baskılama teknolojisini birleştiren bu tedavi, zararlı protein yığınlarının seviyesini tek dozla kalıcı olarak azaltmayı hedefliyor.</p>



<p>Tedaviyi geliştiren &#8220;uniQure&#8221; firmasından yapılan açıklamada, tedavinin uygulandığı 29 kişide 3 yılın ardından hastalığın ortalama yüzde 75 yavaşladığı ve verilerin beyin hücrelerini kurtardığını gösterdiği belirtildi.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>Yaşayan kişiye ilk kez domuz karaciğeri nakli yapıldı</strong></li>
</ul>



<p>Sağlık alanında önemli bir gelişme ekimde basına yansıdı.</p>



<p>Çin&#8217;de bilim insanları, genetiği değiştirilmiş bir domuzdan aldıkları karaciğeri, ilk kez yaşayan bir karaciğer kanseri hastasına nakletti.</p>



<p>Nakilden sonraki ilk 31 gün boyunca hastanın vücudu karaciğeri reddetmedi ancak 38. günde bazı komplikasyonlar oluşması nedeniyle bu organ, operasyonla vücuttan geri alındı.</p>



<p>Komplikasyonlar, organın çıkarılmasının ardından giderilse de 71 yaşındaki hasta, nakilden sonraki 171&#8217;inci günde tekrarlı üst sindirim sistemi kanamalarına bağlı olarak hayatını kaybetti.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>İnsan beyni 32 yaşına kadar ergenlik dönemini yaşıyor</strong></li>
</ul>



<p>Cambridge Üniversitesinden araştırmacılar doğumdan 90 yaşına kadar yaklaşık 4 bin kişinin beyin taramalarını inceledi.</p>



<p>Araştırmaya göre beyin gelişimi, 9, 32, 66 ve 83 yaşlarında olmak üzere dört kritik dönüm noktasıyla birbirinden ayrılan 5 geniş dönemde gerçekleşiyor.</p>



<p>Beynin ilk gelişim süreci, doğumdan 9 yaşına kadar sürüyor. Bu dönemde bebeğin beynindeki nöronlar arasındaki bağlantıların çoğu azalırken, daha aktif olanlar korunuyor.</p>



<p>9-32 yaş arası ise beynin iletişim ağlarının en verimli hale geldiği &#8220;ergenlik dönemi&#8221; olarak tanımlandı. 66 yaşında başlayan dönem &#8220;erken yaşlanma&#8221;, 83 yaşında başlayan süreç ise &#8220;geç yaşlanma&#8221; olarak belirlendi. Bu iki kırılma noktası, beyindeki bağlantı verimliliğinde yaşa bağlı sağlık sorunları ve beyaz madde yapısındaki bozulmalarla ilişkilendirildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fiziksel ve ruhsal sağlık için vazgeçilmez koşul &#8216;Sosyalleşme&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/18/fiziksel-ve-ruhsal-saglik-icin-vazgecilmez-kosul-sosyallesme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[sosyalleşme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=175745</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar doğası gereği sosyal varlıklardır. Tarih boyunca hayatta kalmamız ve refahımız, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerle derinden iç içe geçmiştir. Aile, arkadaşlar, meslektaşlar ve hatta tanıdıklarla olsun, sosyal bağlar zihinsel, duygusal ve fiziksel refahımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. İş birliğinin hayatta kalmak için kilit önem taşıdığı ilk insan toplumlarından, günümüzün giderek daha bağlantılı dünyasına kadar, bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İnsanlar doğası gereği sosyal varlıklardır. Tarih boyunca hayatta kalmamız ve refahımız, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerle derinden iç içe geçmiştir.</p>



<p>Aile, arkadaşlar, meslektaşlar ve hatta tanıdıklarla olsun, sosyal bağlar zihinsel, duygusal ve fiziksel refahımız üzerinde derin bir etkiye sahiptir. İş birliğinin hayatta kalmak için kilit önem taşıdığı ilk insan toplumlarından, günümüzün giderek daha bağlantılı dünyasına kadar, bu bağların önemi yeterince vurgulanamaz. Araştırmalar, anlamlı ilişkilere sahip olmanın sağlığı iyileştirmede ve genel mutluluğu artırmada önemli bir rol oynadığını göstermektedir.</p>



<p>Sosyal bağlantıların sağlık ve mutluluğu iyileştirmesinin temelinde basit bir gerçek yatar: İnsanlar sosyal etkileşime göre programlanmıştır. Başkalarıyla etkileşime girdiğimizde beynimiz oksitosin, dopamin ve serotonin gibi iyi hissettiren kimyasallar salgılar. Bu kimyasallar mutluluk, güvenlik ve güven duygularıyla ilişkilidir. Genellikle &#8220;bağlanma hormonu&#8221; olarak adlandırılan oksitosin, sevgi ve bağlılık duygularını güçlendirdiği için özellikle önemlidir. Başkalarıyla bağlantı kurduğumuzda, vücudumuz daha rahat ve daha az stresli bir duruma girer ve bu da bir dizi sağlık faydası sağlar.</p>



<p>Öte yandan, sosyal izolasyon veya anlamlı bağlantıların eksikliği vücudun stres tepkisini tetikleyebilir. Kronik yalnızlık ve sosyal kopukluk, vücudun savaş ya da kaç tepkisini harekete geçirerek kortizol seviyelerinin yükselmesine ve kalp hastalığı, depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıkların riskinin artmasına neden olur. Nitekim araştırmalar, sosyal izolasyonun günde 15 sigara içmek kadar zararlı olabileceğini göstermiştir. Bu nedenle, sosyal bağları beslemek bu riskleri doğrudan azaltabilir ve genel sağlığı iyileştirebilir.</p>



<p><strong>Fiziksel Sağlığa Faydaları</strong></p>



<p>Sosyal bağlara öncelik vermenin en önemli nedenlerinden biri, fiziksel sağlık üzerindeki önemli etkileridir. Güçlü sosyal bağları sürdüren kişilerin kan basıncı daha düşüktür, bağışıklık sistemi daha iyidir ve kardiyovasküler hastalık gibi kronik hastalık riskleri daha düşüktür.&nbsp;PLoS Medicine&nbsp;dergisinde yayınlanan 2010 tarihli bir araştırma, güçlü sosyal ilişkilere sahip bireylerin, sosyal olarak izole olanlara kıyasla belirli bir süre boyunca hayatta kalma olasılığının %50 daha yüksek olduğunu ortaya koymuştur.</p>



<p>Bu faydaların anahtarı, sosyal etkileşimlerin stres seviyelerini nasıl etkilediğinde yatmaktadır. Destekleyici ve anlayışlı insanların etrafında olmak, stresin etkilerini azaltmaya yardımcı olur. Buna karşılık, sosyal destek olmadan uzun süreli stres, fiziksel bozulmaya yol açabilir. Başkalarıyla etkileşim kurmak, vücudun rahatlamasını sağlayarak stresin bağışıklık sistemi, kardiyovasküler sistem ve hatta sindirim sistemi üzerindeki etkisini azaltır.</p>



<p>Dahası, sosyal bağlantılar daha sağlıklı davranışları da teşvik edebilir. Arkadaşlar ve aile genellikle birbirlerini egzersiz yapmaya, daha iyi beslenmeye ve sağlıklarına dikkat etmeye teşvik eder. Bir destek sistemine sahip olmak, sağlıklı bir yaşam tarzını sürdürmeyi kolaylaştırır ve bu da sağlık risklerinin azaltılmasına katkıda bulunur.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırma: Evli insanlar olmayanlara göre neredeyse iki kat daha mutlu ve depresyona karşı daha korumalı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/11/08/arastirma-evli-insanlar-olmayanlara-gore-neredeyse-iki-kat-daha-mutlu-ve-depresyona-karsi-daha-korumali-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Nov 2024 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[Evlilk]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=159330</guid>

					<description><![CDATA[Yapılan araştırmalara göre bekar, boşanmış ve dul kadınların depresyona&#160;girme olasılığı yüzde 64 ila 99 arasında daha fazla&#160;. Bilim insanları, evli çiftlerin&#160; ilişkilerinde istikrar, destek ve ekstra paradan faydalandığını&#160;düşünüyor . Depresyon en yaygın&#160;ruhsal sağlık sorunlarından&#160;biridir&#160;ve her 10 kişiden biri hayatının bir noktasında bu sorundan muzdarip olur. ABD&#8217;deki Harvard Üniversitesi uzmanları, evliliğin&#160;mutluluk &#160;üzerindeki etkisini görmek amacıyla İngiltere&#8217;nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yapılan araştırmalara göre bekar, boşanmış ve dul kadınların depresyona&nbsp;girme olasılığı yüzde 64 ila 99 arasında daha fazla&nbsp;.</p>



<p>Bilim insanları, evli çiftlerin&nbsp; ilişkilerinde istikrar, destek ve ekstra paradan faydalandığını&nbsp;düşünüyor .</p>



<p>Depresyon en yaygın&nbsp;ruhsal sağlık sorunlarından&nbsp;biridir&nbsp;ve her 10 kişiden biri hayatının bir noktasında bu sorundan muzdarip olur.</p>



<p>ABD&#8217;deki Harvard Üniversitesi uzmanları, evliliğin&nbsp;mutluluk &nbsp;üzerindeki etkisini görmek amacıyla İngiltere&#8217;nin de aralarında bulunduğu yedi ülkede 107 bin kişiden alınan verileri inceledi .</p>



<p>Evli olmayan kişilerin evli olanlara göre depresyona girme olasılıklarının yüzde 86 daha fazla olduğunu buldular.</p>



<p>Dul bir kişinin riski evli bir kişiye göre yüzde 64 daha fazlayken, bekar bir kişinin riski yüzde 79, boşanmış bir kişinin riski ise yüzde 99 daha fazla.</p>



<p>Erkeklerin ve daha eğitimli kişilerin mutsuz olma olasılığı daha yüksekti.</p>



<p>Nature Human Behaviour dergisinde yazan araştırmanın yazarı Dr. Cuicui Wang, şunları söyledi: “Evliliğin sağlık açısından yararları arasında ekonomik kaynaklara erişimin artması, sosyal destek alışverişi ve eşlerin birbirlerinin ruhsal refahı üzerinde olumlu etki yaratması yer alabilir.</p>



<p>&#8220;Çalışmamız, bekar veya ayrılmış erkeklerin depresif semptomlar gösterme riskinin daha yüksek olduğunu ortaya koydu.</p>



<p>&#8220;Bunun olası açıklamalarından biri, kadınların erkeklere kıyasla daha büyük ve güçlü sosyal destek ağlarına sahip olma eğiliminde olmasıdır.&#8221;</p>



<p>Araştırma, evliliğin sağlık açısından faydalarına ilişkin daha fazla bilgi sağlıyor.</p>



<p>Diğer araştırmalar, evliliğin&nbsp;kalp krizi ve felç riskini azalttığını&nbsp;, ameliyat sonrası iyileşme sürecini ve kanser teşhisini hızlandırdığını ve daha uzun yaşamamıza yardımcı olduğunu ileri sürüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Çığır açan&#8221; bir deneyde iki kişinin rüyaları aracılığıyla iletişim kurmayı başardığı iddia ediliyor.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/10/23/cigir-acan-bir-deneyde-iki-kisinin-ruyalari-araciligiyla-iletisim-kurmayi-basardigi-iddia-ediliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2024 07:52:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=158285</guid>

					<description><![CDATA[Kaliforniya&#160;merkezli REMspace araştırmacıları, belirsiz bir &#8220;cihaz&#8221; kullanarak,&#160;ayrı evlerde yaşayan iki kişinin uykudayken mesaj alışverişinde bulunduğunu söylüyor. Şirket tarafından paylaşılmayan mesaj tek bir kelimeden oluşuyor. Uykuyu&#160;ve berrak rüyaları iyileştirmeyi hedefleyen girişim&#160;, bu dönüm noktasına ulaşmak için hangi ekipmanın kullanıldığı konusunda da bilgi vermedi. &#8220;Cihaz&#8221; deney sırasında katılımcıların beyin dalgalarını ve diğer biyolojik verilerini izledi. Daha sonra [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kaliforniya&nbsp;merkezli REMspace araştırmacıları, belirsiz bir &#8220;cihaz&#8221; kullanarak,&nbsp;ayrı evlerde yaşayan iki kişinin uykudayken mesaj alışverişinde bulunduğunu söylüyor.</p>



<p>Şirket tarafından paylaşılmayan mesaj tek bir kelimeden oluşuyor.</p>



<p>Uykuyu&nbsp;ve berrak rüyaları iyileştirmeyi hedefleyen girişim&nbsp;, bu dönüm noktasına ulaşmak için hangi ekipmanın kullanıldığı konusunda da bilgi vermedi.</p>



<p>&#8220;Cihaz&#8221; deney sırasında katılımcıların beyin dalgalarını ve diğer biyolojik verilerini izledi.</p>



<p>Daha sonra katılımcının berrak rüyaya girdiği zamanı tespit etmek için bir &#8220;sunucu&#8221; kullanıldı.</p>



<p>İnsanlar genellikle berrak rüya gördüklerinde bilinçlerinin farkında olurlar.</p>



<p>Bir kişi berrak rüya durumuna girdiğinde, sunucu ona kulaklık aracılığıyla tek kelimelik bir mesaj gönderdi.</p>



<p>Daha sonra katılımcı rüyasındaki kelimeyi tekrarladı ve sunucu bunu yakalayıp ikinci katılımcı için sakladı</p>



<p>Sekiz dakika sonra ikinci kişi berrak rüya durumuna girdiğinde, sunucu depolanan mesajı onlara iletti ve uyandıklarında da aynı mesajı tekrarladılar.</p>



<p>REMspace CEO&#8217;su ve kurucusu Michael Raduga yaptığı açıklamada, &#8220;Dün, rüyalarda iletişim kurmak bilim kurgu gibi görünüyordu.&#8221; dedi.&nbsp;</p>



<p>&#8220;Yarın o kadar yaygınlaşacak ki, bu teknoloji olmadan hayatımızı hayal bile edemeyeceğiz.&nbsp;</p>



<p>&#8220;Bu, sayısız ticari uygulamaya kapı açıyor ve rüya dünyasında iletişim ve etkileşim hakkında düşünme şeklimizi yeniden şekillendiriyor.&#8221;</p>



<p>REMspace, bu teknolojinin doğrulanması halinde ruh sağlığı tedavisi ve beceri eğitimi için kullanılabileceğine inanıyor.</p>



<p>The Sun</p>



<p></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="909" height="463" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545.jpg" alt="" class="wp-image-158286" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545.jpg 909w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545-300x153.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545-768x391.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545-696x355.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/10/IMG_20241020_174545-825x420.jpg 825w" sizes="(max-width: 909px) 100vw, 909px" /></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Araştırma; Kahve, kalp ve beyin için &#8216;iyilik&#8217; kaynağı .</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/09/30/arastirma-kahve-kalp-ve-beyin-icin-iyilik-kaynagi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Sep 2024 11:22:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Kahve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=157290</guid>

					<description><![CDATA[Araştırma; Kahve, kalp ve beyin için &#8216;iyilik&#8217; kaynağı . Yapılan araştırmalarda günde iki veya üç fincan kahve içen kişilerin kalp hastalığı , felç veya tip 2 diyabet  riskinin daha düşük olduğu ortaya çıktı . Çin&#8217;deki Soochow Üniversitesi&#8217;ndeki uzmanlar, 37 ila 73 yaş aralığındaki 500 bin İngiliz vatandaşının verilerini kullandı. Günde iki ila üç fincan arası orta düzeyde kahve içenlerin , hiç kahve içmeyenlere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Araştırma; Kahve, kalp ve beyin için &#8216;iyilik&#8217; kaynağı .</strong></p>
<p>Yapılan araştırmalarda günde iki veya üç fincan kahve içen kişilerin kalp hastalığı , felç veya tip 2 diyabet  riskinin daha düşük olduğu ortaya çıktı .</p>
<p>Çin&#8217;deki Soochow Üniversitesi&#8217;ndeki uzmanlar, 37 ila 73 yaş aralığındaki 500 bin İngiliz vatandaşının verilerini kullandı.</p>
<p>Günde iki ila üç fincan arası orta düzeyde kahve içenlerin , hiç kahve içmeyenlere göre iki veya daha fazla kardiyometabolik hastalığa yakalanma olasılığının yarı yarıya daha az olduğunu buldular .</p>
<p>Bunlar kalp krizi , felç , tip 2 diyabet , insülin direnci ve yağlı karaciğer hastalığı gibi ciddi ancak önlenebilir hastalıklardı .</p>
<p>Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi&#8217;nde yayınlanan araştırmada, insanların günde 200 ila 300 mg kafeini diğer yiyecek veya içeceklerden tüketmeleri durumunda benzer faydalar elde ettikleri de bulundu .</p>
<p>Baş yazar Dr. Chaofu Ke şunları söyledi: “Bulgularımız, orta düzeyde kahve veya kafein alımının geniş kapsamlı faydaları olabileceğini vurguluyor.</p>
<p>Kahve çekirdekleri sağlığa yararlı polifenollerle doludur ve geçmişte yapılan araştırmalar bu içeceğin birçok tıbbi fayda sağladığını göstermektedir.</p>
<p>Yapılan araştırmalar sonucunda kalp ve karaciğeri koruyabildiği,  bunama ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabildiği ortaya çıktı.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kendi kendilerini tedavi eden gorillerin kullandığı 4 ağaç &#8216;ilaç olma olasılığı&#8217; yüksek olarak belirlendi.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/09/12/kendi-kendilerini-tedavi-eden-gorillerin-kullandigi-4-agac-ilac-olma-olasiligi-yuksek-olarak-belirlendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Sep 2024 10:57:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ağaç]]></category>
		<category><![CDATA[goriller]]></category>
		<category><![CDATA[ot]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=156266</guid>

					<description><![CDATA[Kendi kendilerini tedavi eden gorillerin kullandığı 4 ağaç &#8216;ilaç olma olasılığı&#8217; yüksek olarak belirlendi. Bu bitkiler aynı zamanda bölge yerlisi olan şifacı kişiler tarafından da kullanılıyor. BBC Türkçe Servisinde yer alan habere göre yapılan laboratuvar çalışmaları, bu bitkilerin antioksidan ve antimikrobiyal bakımdan zengin olduğunu ortaya koydu. Aralarından biri ise süper bakteriler ile mücadele konusunda umut [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendi kendilerini tedavi eden gorillerin kullandığı 4 ağaç &#8216;ilaç olma olasılığı&#8217; yüksek olarak belirlendi.</strong></p>
<p>Bu bitkiler aynı zamanda bölge yerlisi olan şifacı kişiler tarafından da kullanılıyor.</p>
<p>BBC Türkçe Servisinde yer alan habere göre yapılan laboratuvar çalışmaları, bu bitkilerin antioksidan ve antimikrobiyal bakımdan zengin olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Aralarından biri ise süper bakteriler ile mücadele konusunda umut vadediyor.</p>
<p>Büyük maymunların, bitkileri iyileştirici özellikleri üzerinden seçerek, kendilerini tedavi ettikleri biliniyor.</p>
<p>Bu yıl içinde gözaltından yara alan bir orangutanın bitki özünü kullanarak yarasını tedavi etmeye çalışması dünyada haber olmuştu.</p>
<p>Yapılan çalışmada araştırmacılar, Gabon&#8217;un Moukalaba-Doudou Milli Parkı&#8217;ndaki gorillerin yedikleri bitkileri kaydetti.</p>
<p>Bilim insanları yerli şifacı kişilerle de görüştü ve ilaç olm olasılığı yüksek dört ağaç belirledi.</p>
<p>Bunlar, Ceiba pentandra &#8211; fromager ağacı, Myrianthus arboreus &#8211; dev sarı dut , Milicia excelsa &#8211; Afrika tik ağacı ve Ficus &#8211; incir ağacıydı.</p>
<p>Bu dört bitkinin tamamı, en az bir çoklu ilaca karşı dirençli olan Koli Basili bakterisine karşı antibakteriyel etki gösterdi.</p>
<p>Araştırmacılar özellikle fromager ağacının test edilen tüm türlere karşı &#8220;dikkat çekici bir etki” gösterdiğini aktarıyor.</p>
<p>Gabonlu bilim insanlarıyla aynı araştırmada yer alan İngiltere&#8217;deki Durham Üniversitesi&#8217;nden antropolog Dr. Joanna Setchell, elde edilen sonuçların “gorillerin kendilerine fayda sağlayan bitkileri yemek için evrimleştiğini” gösterdiğine işaret etti.</p>
<p>Setchell aynı zamanda bu sonuçların “Orta Afrika yağmur ormanlarının barındırdıkları konusunda büyük bir eksiklik içinde olunduğunu” ortaya koyduğunu söyledi.</p>
<p>Gabon, orman filleri, şempanzeler ve<br />
goriller ile henüz keşfedilmemiş ormanlara sahip bir ülke.</p>
<p>Ancak kaçak avcılık ve hastalıklar nedeniyle bu bölgeye özgü gorillerin sayısında büyük azalmalar oldu.</p>
<p>Buradaki goriller Uluslararası Doğa Koruma Birliği&#8217;nin kritik derecede tehlike altınaki hayvanları gösterdiği kırmızı listede yer alıyor.</p>
<p>Yapılan araştırma PLOS ONE dergisinde yayınlandı.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Oturma süresini azaltmak kan dolaşımı, metabolizma, kalp ve ruh sağlığı; hatta yaşam süresini iyileştiriyor.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/08/19/oturma-suresini-azaltmak-kan-dolasimi-metabolizma-kalp-ve-ruh-sagligi-hatta-yasam-suresini-iyilestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Aug 2024 09:55:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ayakta durma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=154846</guid>

					<description><![CDATA[Oturma süresini azaltmak kan dolaşımı, metabolizma, kalp ve ruh sağlığı; hatta yaşam süresini iyileştiriyor. Hepimize ayakta durmanın sağlığımız için iyi bir şey olduğu söyleniyor, ancak bir hafta boyunca oturmayan bir adamın vücudunda şaşırtıcı etkiler ortaya çıktı. Yapılan araştırmalara göre, oturma süresini azaltmanın veya hatta ayağa kalkarak oturmaya ara vermenin kan dolaşımınızı, metabolizmanızı, kalp sağlığınızı, ruh sağlığınızı ve hatta yaşam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Oturma süresini azaltmak kan dolaşımı, metabolizma, kalp ve ruh sağlığı; hatta yaşam süresini iyileştiriyor.</strong></p>
<p>Hepimize ayakta durmanın sağlığımız için iyi bir şey olduğu söyleniyor, ancak bir hafta boyunca oturmayan bir adamın vücudunda şaşırtıcı etkiler ortaya çıktı.</p>
<p>Yapılan araştırmalara göre, oturma süresini azaltmanın veya hatta ayağa kalkarak oturmaya ara vermenin kan dolaşımınızı, metabolizmanızı, kalp sağlığınızı, ruh sağlığınızı ve hatta yaşam sürenizi iyileştirebileceğini<br />
ortaya koyuyor.</p>
<p>Aslında modelleme çalışmaları, her gün sadece bir saat oturmak yerine ayakta durmanın kolesterol seviyelerini düşürebileceğini ortaya koyuyor .</p>
<p>Bir adam, beklenenden daha zor bir görevle karşı karşıya kalarak bir hafta boyunca oturmamaya karar vererek işi bir adım öteye taşımaya karar verdi.</p>
<p>YouTuber Pigmie, her gece kendine sekiz saat uyku ayırıyordu, bu da ayakta durmaktan bir nebze olsun uzaklaşması anlamına geliyordu.</p>
<p>Ancak uyanık olduğu her dakika, YouTuber ayağa kalkıyordu.</p>
<p>Pigmie videoda, &#8216;Ortalama bir Amerikalının her gün yaklaşık 9,5 saat oturduğunu&#8217; açıklayarak, bu eğilimi kırmak istediğini söyledi.</p>
<p>Haftanın deneyi için Pigmie normal işlerini tamamlayabilmek adına ayakta durabilen bir masa satın aldı.</p>
<p>YouTuber&#8217;ın başlangıçta ayakta durmaya ilişkin görüşleri oldukça olumluydu ancak ikinci bir numaraya ihtiyaç duymasıyla bu durum kısa sürede değişti.</p>
<p>Hafta ilerledikçe ayakta durmak giderek zorlaştıkça, Pigmie&#8217;nin  uyumaktan daha çok zevk aldığı ortaya çıktı.</p>
<p>Eklem ağrısı, aşırı yorgunluk ve hatta evden çalışan birçok kişinin bildiği kötü duruş bozuklukları yaşamaya başladı.</p>
<p>Hafta çok inişli çıkışlıydı, ağrı seviyeleri sık sık dalgalanıyordu.</p>
<p>Haftanın sonunda, yaklaşık yarım kilo aldığını fark etti.</p>
<p>Bu durum şaşırtıcı gelebilir ancak YouTuber, videoda hafta boyunca &#8216;her zaman aç&#8217; olduğunu söyledi.</p>
<p>Sonuç olarak normal beslenme düzenine göre çok daha fazla yemek yiyordu.</p>
<p>Kaka alışkanlıkları da farklıydı, pigmie şunları söyledi: &#8220;Gün içinde daha fazla ayakta durduğumda sindirimimin çok daha iyi olduğunu hissettim. Sanki her şey daha hızlı ve pürüzsüz hareket ediyormuş gibi geldi.&#8221;</p>
<p>Pigmie, bir dizi öncesi-sonrası karşılaştırmasını inceledikten sonra, deneyin bir sonucu olarak üst vücudunda belirgin bir çökme meydana geldiğini keşfetti.</p>
<p>Öte yandan fenomen, alt omurgasının şeklinde de iyileşme tespit edildi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Plastik su şişeleri ve paketlenmiş içecekler mikroplastikler nedeniyle kan basıncını yükseltebiliyor</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/08/06/plastik-su-siseleri-ve-paketlenmis-icecekler-mikroplastikler-nedeniyle-kan-basincini-yukseltebiliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2024 13:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[plastik su şişeleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=153931</guid>

					<description><![CDATA[Plastik su şişeleri ve paketlenmiş içecekler mikroplastikler nedeniyle kan basıncını yükseltebiliyor Yapılan bir araştırmaya göre, plastik şişelerden su içmek, mikroplastiklerin kan dolaşımına girmesi sonucu kan basıncını yükseltebiliyor. Diğer araştırmalara göre de cam şişelerdeki sıvılarda da mikroplastikler bulunuyor ve uzmanlar, bunlarla ilişkili yüksek kan basıncının kalp hastalığı riskini artırabileceğini söylüyor. Son araştırmada, katılımcıların iki hafta boyunca [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Plastik su şişeleri ve paketlenmiş içecekler mikroplastikler nedeniyle kan basıncını yükseltebiliyor</strong></p>
<p>Yapılan bir araştırmaya göre, plastik şişelerden su içmek, mikroplastiklerin kan dolaşımına girmesi sonucu kan basıncını yükseltebiliyor.</p>
<p>Diğer araştırmalara göre de cam şişelerdeki sıvılarda da mikroplastikler bulunuyor ve uzmanlar, bunlarla ilişkili yüksek kan basıncının kalp hastalığı riskini artırabileceğini söylüyor.</p>
<p>Son araştırmada, katılımcıların iki hafta boyunca plastik ve cam şişelerden su dahil tüm sıvı alımını durdurup sadece musluk suyu içmelerinin ardından kan basıncının düştüğü bulundu.</p>
<p>Avusturya&#8217;daki Tuna Özel Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, &#8220;Kapsamlı bir araştırma sonucunda, plastik şişelerde paketlenmiş içeceklerden uzak durulması gerektiği sonucuna vardık&#8221; dedi.</p>
<p>&#8216;Kan basıncında gözlemlediğimiz değişiklikler, plastik parçacıklarının alımının azaltılmasının kardiyovasküler riski azaltabileceğini düşündürüyor.&#8217;</p>
<p>Araştırmacılar, &#8220;Plastik tüketiminin azalmasıyla kan basıncının düştüğünü gösteren bulgulara dayanarak, kan dolaşımında bulunan plastik parçacıklarının yüksek kan basıncına katkıda bulunabileceğini varsayıyoruz.&#8221; dedi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı sıcaklar ve riskli ilaçlar</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/07/30/asiri-sicaklar-ve-riskli-ilaclar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Jul 2024 11:42:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak hava]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı ilaçlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=153563</guid>

					<description><![CDATA[Aşırı sıcaklar ve riskli ilaçlar Aşırı sıcaklarda yapılan uyarılardan biri de kronik hastalıkları olanların dışarı çıkmamaları yolundadır. Kronik hastalık düzenli ilaç kullanımı anlamına geliyor ve çok sıcak havalarda bazı ilaçların yan etkileri riskli seviyelere yükselebiliyor. Uzmanlara göre, tansiyon ilaçları kullananların çok fazla sicak havaya maruz kalmaması gerekiyor. Bunun sebebi, tansiyon ilaçlarının kanın akıcılığını azaltması sonucu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Aşırı sıcaklar ve riskli ilaçlar</strong></p>
<p>Aşırı sıcaklarda yapılan uyarılardan biri de kronik hastalıkları olanların dışarı çıkmamaları yolundadır. Kronik hastalık düzenli ilaç kullanımı anlamına geliyor ve çok sıcak havalarda bazı ilaçların yan etkileri riskli seviyelere yükselebiliyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, tansiyon ilaçları kullananların çok fazla sicak havaya maruz kalmaması gerekiyor. Bunun sebebi, tansiyon ilaçlarının kanın akıcılığını azaltması sonucu dehidrasyon yani vücut dokularında sıvı tükenmesi oluşturması.</p>
<p>Ayrıca kalp atışı düzenleyicisi ilaçların aşırı sıcakta artan yan etkileri sonucu deriye giden kan akışı azalıyor. Bu da ilacı kullanan kişinin sıcağı algılamasını zorlaştırıyor.</p>
<p>Bazı antidepresanlar ise aşırı sıcaklarda kişinin serin kalmasını engelleyebiliyor. Aspirin ve diğer reçetesiz ağrı kesiciler sıvı ve sodyum seviyelerini azaltarak yüksek sıcaklıklarla baş etmeyi zorlaştırıyor.</p>
<p>Eczacılar  ve doktorlar, aşırı sıcak ve ilaç yan etkilerinin bileşimi sonucu baş dönmesi ve düşmeler olabileceğini belirtiyorlar.</p>
<p>Uzmanlara göre, aşırı sıcaklarda vücudun su talep etmesine güvenilmemesi gerekiyor. Su içme arzusu olmasa bile su içilmesi öneriliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
