<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öykü &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/oyku/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Jun 2026 16:15:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Öykü &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Mete KARAGÖL/ Edebiyat /Öykü /MAHAL EDEBİYAT</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/21/soylesi-mete-karagol-edebiyat-oyku-mahal-edebiyat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Karagöl]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183672</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum” Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum”</strong></p>



<p><em>Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. </em></p>



<p><strong>Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük bir emek veriyorsunuz. Hem yazan hem de başka yazarların metinlerine dokunan, onları vitrine taşıyan bir &#8220;editör-yazar&#8221; olmak, kendi metinlerinize karşı acımasız olmanıza yol açıyor mu? Kendi kendinizin editörü olmak zor mu?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="720" height="870" data-id="183673" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg" alt="" class="wp-image-183673" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-248x300.jpg 248w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-696x841.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-348x420.jpg 348w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yazdığım metinlere karşı acımasızca yaklaşma konusunda editörlük işime yarıyor. Ancak her ne kadar objektif de olsa, insan yarattığına âşık olur bir süre sonra. Dolayısıyla kendi editörlüğümü yapacak seviyede değilim henüz. Yazdıklarımı Onur Özkoparan ve Melike Kara’ya gönderiyorum. Onlar acımasızca eleştirirler zaten.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="256" height="345" data-id="183681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg" alt="" class="wp-image-183681" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574-223x300.jpg 223w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure>
</figure>



<p>Mahal Edebiyat’ı ilkin 2017’de kurmuştuk ancak devam edemedik maddi sebeplerden ötürü. 2020’de tekrar açtık. Altıncı yılını 27 Mart’ta devirdi. Çevrimiçi de olsa, bir edebiyat-kültür dergisi için iyi bir yaşta. Bilirsiniz, genelde gençken bu işe girilir, heves alınır ve bırakılır. Veya her şey oturmuştur, yazdıklarınızla kendinizi kabul ettirmiş bir yazarsınızdır, dergicilik yapayım dersiniz, heves edersiniz, ancak bir süre sonra bıkıp bırakırsınız. Matbu ya da çevrimiçi fark etmez. Dergicilik zor ve zahmetlidir. Mahal Edebiyat da bugüne kadar sadece benim, Onur Özkoparan ve Melike Kara’nın değil, onlarca editör ve redaktörün emeğiyle ayakta kaldı. Ve ilk günkü heyecanla çalışmaya devam ediyoruz. Haziranda üçüncüsünü düzenlediğimiz öykü yarışmasının sonucunu ilân edeceğiz ve kazanan dosyayı Mahal Edebiyat Yayınları etiketiyle okurla buluşturacağız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183682" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşinin henüz başındayken Mete Karagöl’ü kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>1996 yılında Avcılar’da doğdum. 2019 yılında İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. 2020 yılından beri kamuda çalışıyorum. Şu anda Kırklareli’nde, halk kütüphanecisi olarak çalışıyor ve yaşıyorum. 2020 yılından beri de Mahal Edebiyat’tayım. 2021 yılında <strong>Muallim Sabri ve Tanyeri’nden Öyküler, 2020 yılında Sarı Vosvos ve 2025 yılında Sendrom Pavyonu</strong> isimli yayımlanmış üç kitabım var. Kitaplarla çevrili ve anason kokulu bir yaşamım var.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="686" data-id="183675" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg" alt="" class="wp-image-183675" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-300x286.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-696x663.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-441x420.jpg 441w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Öykü kitabınız <strong>Sarı Vosvos’taki</strong> öykülerde karakterlerin ekseriyetle &#8220;yapmak istedikleriyle hayatın dayattığı gerçeklik arasında sıkışıp kaldığını&#8221; görüyoruz. Bir yazar olarak, insan ruhundaki bu &#8220;uyumsuzluk ve sorumluluk&#8221; çatışmasını anlatırken kendi gözlemlerinizden mi yola çıkıyorsunuz, yoksa bu çağımızın kolektif bir çıkmazı mı?</em></p>



<p>İnsan ruhundaki çelişki her zaman ilgimi çekmiştir. Biriyle sohbet ederken ilk önce buna odaklanırım. Veya yazar olmak başkalarına kulak misafiri olma hakkını getirir, dinlediğim sohbetlerde de çelişkiler dikkatimi çekmiştir. Gözlem yapmadan yazmak mümkün değil. Çağımızın sorunu olduğu doğrudur: insanların çoğunluğu saygısız, menfaatçi, pislik, adi. Nerede o Sadri Alışık, Kartal Tibet, Filiz Akın.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="935" data-id="183676" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg" alt="" class="wp-image-183676" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-231x300.jpg 231w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-696x904.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Kitaba ismini veren &#8220;Sarı Vosvos&#8221;, edebiyatta ve sinemada genellikle nostaljiyi, yolculuğu ya da bir dönemin estetiğini simgeler. Sizin evreninizde bu simge bir kaçış rotasını mı, yoksa dönüp dolaşıp gelinen bir çıkmaz sokağı mı temsil ediyor?</strong></p>



<p>Yeşilçamı çok severim. Ve bir izlediğimi ilk kez izliyormuş gibi tekrar izlerim. Uzunca bir süre yol öyküsü yazmayı düşünüyordum. Çünkü yollarda olmayı seviyorum. Yolların getirdiği duygu ve düşünceleri önemsiyorum. Geçmişin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Sarı Vosvos öyküsü bütünüyle bu amaca hizmet etmektedir: Balkan ülkesinde, eski bir araba. Ancak buna rağmen, öyküyle tezat tek husus, o karakterim kadar romantik değilimdir.&nbsp;</p>



<p> <em>İlk romanınız Sendrom Pavyonu’nun hemen başında okura meydan okuyan ironik bir cümle fırlatıyorsunuz: “Edebiyatın tüm kurallarına aykırı, eleştirmenleri iştahlandıracak, okurları üzecek, beni işte bir şey yazdım diye tatmin edecek bir roman.” Öykünün nispeten daha konsantre kurallarından sonra, romanda kuralları böylesine esnetme, zaman ve mekânı bükme ihtiyacı nasıl doğdu?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="883" data-id="183683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg" alt="" class="wp-image-183683" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-245x300.jpg 245w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-696x854.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-342x420.jpg 342w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Hem yazın hayatımda hem de meslekî kariyerimde bana sunulanla yetinecek bir insan yapısında değilim. Mesleğimi (kütüphanecilik) icra ederken hep üstüne koyarak devam etmek isterim ve buradaki rakibim yine kendimdir. Yazarlık (yazın) kariyerimde ise hep farklı olanı kabul ettirmeye çalıştım. Öykülerimde dilin yapısını bozdum, kendimce bir dil yaratmanın peşine düştüm. İmla kurallarının sınırlarını zorladım her zaman. Romanı yazarken de bu bilinçteydim. Daha önce okuduğum romanlardan, roman yapısından, kurgu şemasından farklı ne yapabilirim. Sendrom Pavyonu böyle ortaya çıktı. Tepki almayı, eleştirilmeyi bekliyordum. Ancak romanı okuyanlar epey sevdi. Bir okur olarak ben de bu tarz kitapları okumayı hedefliyorum. Yerli veya çeviri fark etmez. Edebiyatta yenilikçileri, kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum. Sizin de yazar veya kitap öneriniz varsa muhakkak bekliyorum.&nbsp;</p>



<p><em>Romanın ismi oldukça dikkat çekici ve tezatlar barındırıyor: &#8220;Sendrom&#8221; modern, psikolojik ve bireysel bir çöküşü çağrıştırırken; &#8220;Pavyon&#8221; çok daha geleneksel, toplumsal, gürültülü ve melankolik bir mekân. Bu iki kavramı bir araya getiren zihniyet dünyasını ve kitaptaki melodram/bunalım dengesini nasıl kurdunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="861" data-id="183684" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg" alt="" class="wp-image-183684" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-251x300.jpg 251w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-696x832.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-351x420.jpg 351w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Öncelikle şu iki hikâyeyi anlatmak istiyorum. Birincisi: kitabın adında pavyon kelimesi geçtiği için sayfalarda pavyon sahnesi arayan okurlarım oldu. İkincisi: kitabı çalıştığı yerde okuyanlar pavyon kelimesinin üzerini beyaz bantla kapatmışlar. Söyleşi ve imza günlerinde bunlarla çok karşılaştım ve birlikte epey güldük. Açıkçası pavyon sahnesi olmadığı için özür dilerim. Resmen dolandırıcılık bu.</p>



<p>İşin şakası bir yana. Romanın ismi editörüm Onur Özkoparan tarafından belirlendi. Karakterimin sürekli içkili ortamlarda olması ve yazmaya direnmesi üzerine ortaya attığı fikirdi. Editörümün beni yakından tanıması ve kendisinin de bir yazar olması beni güçlendirdi. O da Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum isminde bir roman yayımladı aynı tarihte. Yaratıcılığını yakından görmek isteyenler kitabı inceleyebilir.</p>



<p><em>Yolculuk teması hem Sarı Vosvos’ta hem Sendrom Pavyonu’nda güçlü bir şekilde var. Yol sizin edebiyatınızda neden bu kadar merkezi bir yer tutuyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="901" data-id="183685" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg" alt="" class="wp-image-183685" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-696x871.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-336x420.jpg 336w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yollarda buluyorum hikâyeyi. Kitaplara girmeyen çok hikâyem var. Geçenlerde Ayvalık’a söyleşiye giderken, araba kullanmaktan yoruldum. Burhaniye’den geçerken uygulamadan en ucuz otele rezervasyon yaptırdık eşimle. Otele gittiğimizde rezervasyon yaptırdığımız oda yoktu. Bize malzeme deposundan bozma bir oda önerdiler. Bir-iki saat uyuyayım öyle devam edelim yola, diye kabul ettik. Ama sabaha kadar ne o ne de ben uyuyabildik. Bunu yazarım muhakkak. Battaniyenin sarkan ipleri, sapsarı yastık yüzü, korkunç duvarlar ve gıcırdayan pencere. Şimdi bundan daha iyi hikâye bulabilir miyim?</p>



<p>Gülhan Tuba Çelik benim için beet kuşağının yeni yazarı diyor. Herhalde bununla ilişkili. Bilmiyorum. Kötü bir şeydir diye korktuğum için merak edip sormadım. Kötüyse eğer siz de söylemeyin.</p>



<p>Yolu ve yollarda olmayı seviyorum. Hadi biraz yürüyelim.&nbsp;</p>



<p><em>Muallim Sabri, Sarı Vosvos ve ardından gelen roman deneyiminiz… Mete Karagöl’ün edebiyat yolculuğunda bundan sonra okuru ne tür arayışlar, hangi coğrafyalar ya da sendromlar bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183686" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183686" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Muallim Sabri öyküsünü tiyatro metnine uyarlayacağım. Sarı Vosvos kitabındaki Tanyeri öyküsünü kısa film senaryosuna uyarlayacağım. Şimdilik bir kitap projem yok. 2028-2030 arasını planlıyorum kitap için. Muhtemelen öykü kitabı olacak. Bol bol yollarda, bol bol arayışlardayım. Bununla birlikte öyküler yazıp dergilerde değerlendireceğim. Kitaba girer mi, inanın ki bilmiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183687" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183687" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sadri Alışık’ın iki filmi vardır: Şalvarbank ve Pantolon Bankası. Benzer iki filmdir. Hayatım boyunca böyle bir yeteneğim olsun istemişimdir.&nbsp;</p>



<p>Ve tabii, bulutlar adam öldürmesin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Nazan ÇİNKO/ Yazar/ Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/07/soylesi-nazan-cinko-yazar-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Jan 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Nazan çinko]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177816</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Dönemi en iyi anlamlandıran tarih kitapları değil edebiyat akımlarıdır.&#8221; Nazan Çinko’nun öykülerinde ses kısılır, duygu derinleşir.  Yazar, Şarkılarını Söylemeyi Unutan Kadınlar ve Kaplumbağalar Uçar mı? kitaplarıyla suskunlukların, kırılgan hayatların ve içte büyüyen soruların izini sürer. Nazan Çinko ile söylenmeyenlerin edebiyata nasıl dönüştüğünü konuştum. İyi okumalar. Öykülerinizde sessizlik neredeyse bir karakter gibi. Sessizlik sizin için neyin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Dönemi en iyi anlamlandıran tarih kitapları değil edebiyat akımlarıdır.&#8221;</strong></p>



<p><em>Nazan Çinko’nun öykülerinde ses kısılır, duygu derinleşir.  Yazar, Şarkılarını Söylemeyi Unutan Kadınlar ve Kaplumbağalar Uçar mı? kitaplarıyla suskunlukların, kırılgan hayatların ve içte büyüyen soruların izini sürer. Nazan Çinko ile söylenmeyenlerin edebiyata nasıl dönüştüğünü konuştum. İyi okumalar</em>.</p>



<p><em>Öykülerinizde sessizlik neredeyse bir karakter gibi. Sessizlik sizin için neyin dili? Bu sorudan hareketle de sizi kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="592" height="1024" data-id="177817" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-592x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177817" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-592x1024.jpg 592w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-173x300.jpg 173w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-768x1328.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-888x1536.jpg 888w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-696x1204.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496-243x420.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046496.jpg 1050w" sizes="(max-width: 592px) 100vw, 592px" /></figure>
</figure>



<p>Öykülerim için sade, yalın gibi kavramlar kullanılmıştı ama sessizlik diye bir tanımlama yapılmamıştı. Bu yüzden sorunuz beni de düşündürdü. Bir süre sessiz kaldım ve anlamaya çalıştım.</p>



<p>Sanırım, bu fazlalıklardan arınmak, sadeliğe kavuşmak isteği. Yazıda fazladan bir söz, bir kelime olmasın. Çok fazla konuşmasın yazı, bağırıp çağırmasın. Kelimeler arasındaki boşlukta dinleyici- okura fırsat kalsın, zihni berraklaşsın ve hikâye ile hemhal olsun. Belki de budur sessizliğin sebebi.</p>



<p>Ben de kendi halinde biriyim. Meydanlarda bağırıp çağırmak isterim ama nedense yapamam. Orhan Koçak’ın çok beğenerek kendime alıntıladığım bir cümlesi var. “Sessizliği seviyorum diyen kişi de çoktan sessizliği bozmuştur.”  Sanırım ben de sesimi yazarak duyurmak isteyenlerdenim. Bu yüzden olsa gerek kendimi bildim bileli yazıyorum ben. Kalemlerim, kitaplarım, defterlerim benim vazgeçilmezlerim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="781" data-id="177818" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046502.jpg" alt="" class="wp-image-177818" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046502.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046502-192x300.jpg 192w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046502-269x420.jpg 269w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Şarkılarını Söylemeyi Unutan Kadınlar </strong><em>adlı kitabınızın merkezindeki “unutma” ve “şarkı” imgeleri hakkında ne söylemek istersiniz? Bu metaforlar kişisel mi yoksa toplumsal mı?</em></p>



<p>Unutmak, çok sorguladığım bir kavram. Bireysel mutluluğum için yaşananları unutmak gerekiyor, diye düşünürken toplumsal açıdan baktığımda ise asla unutmamalıyız, diyerek hep çelişkiler yumağı içinde debelenirim. Yüzyıllardır dünyamız üzerinde yaşanan acı ve dehşeti unutmak, ders almadan aynı olayları yine yeniden yaşamak gelecek nesillere haksızlık gibi geliyor.&nbsp;</p>



<p>Bazen de kendimize acıyorum insan olarak. O acıları tekrar tekrar yaşayarak ayakta kalmak mümkün olur mu, diye düşünüyorum. Belki de unutmak ve yeniden başlayabilmek en iyisidir, diyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="868" height="1024" data-id="177819" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-868x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177819" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-868x1024.jpg 868w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-254x300.jpg 254w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-768x906.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-696x821.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-1068x1259.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498-356x420.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046498.jpg 1077w" sizes="(max-width: 868px) 100vw, 868px" /></figure>
</figure>



<p>Şarkılarını Söylemeyi Unutan Kadınlar konusuna gelirsek.&nbsp; Kadının sesinin bile ayıp ve günah kabul edildiği ve söz sahibi olması gereken mecralara dahi kota getirildiği günümüzde şarkı söyleyebilmek, hey, biz buradayız, demek gibi geliyor bana.&nbsp;</p>



<p>Bütün metaforlar birey için desem. Çünkü hayat birey ile başlıyor. O varsa toplum var oluyor. O yüzden hedef bireylerin unutmaması, bireylerin şarkı söylemesi, bireylerin adil olması, bireylerin dürüst ve vicdanlı olması. Sonrası gelir arkadan.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="727" data-id="177820" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046503.jpg" alt="" class="wp-image-177820" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046503.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046503-206x300.jpg 206w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046503-289x420.jpg 289w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>İkinci kitabınız <strong>Kaplumbağalar Uçar mı</strong> da köprü metaforu baskın. Bütün öykülerin bir köprüde başlaması fikri nereden doğdu? Geçmişle gelecek arasındaki bu köprüyü nasıl tanımlıyorsunuz?</em></p>



<p>Bir yerde okumuştum. Taş ustaları iki şeyi çok iyi yaparlarmış. Duvar örmek ve köprü yapmak. Köprüler yaparlarmış ki, insanlar üzerinden geçsin, özlediklerine kavuşsun, menzillerine ulaşsınlar diye. Hep pozitif anlam taşır köprü metaforu. Aslında ayrılığa da vurgu yapar içten içe. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="766" height="1024" data-id="177821" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-766x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177821" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-766x1024.jpg 766w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-768x1026.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-696x930.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499-314x420.jpg 314w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046499.jpg 1062w" sizes="(max-width: 766px) 100vw, 766px" /></figure>
</figure>



<p>Evet, Hz. İsa, dünya bir köprüdür, demiş ama insanın dünyası sadece bir köprüden ibaret değil. Birçok köprüden geçiyoruz bu dünyada yol alırken. Bir kentten karşıdaki kente, bir duygudan ötekine, bir sevgiliden bir diğerine, acıdan neşeye, nefretten sevgiye, geçmişten geleceğe…&nbsp; O köprüden geçen insanların her birinin ayrıldığı ya da kavuştuğu şey farklı. Hepsi ayrı bir hikâye barındırıyor. Bizim çiçeği burnunda yazarımız da bunun farkında olmalı ki hikâyelerini işte bu köprüde arıyor. Bizim köprümüzün hikâyede yer almasının sebebi bu.&nbsp;</p>



<p> “<em>Şarkısını hatırlayan” bir kadın yazacak mısınız?</em></p>



<p>Tabii ki. Amaç hep şarkılarımızı hatırlamak olmalı ve hikâyelerde bunu hatırlatmalı. Aslında bu kitapta yer alan kadınların hepsi sonunda şarkılarını hatırlıyor. Kimi yüksek sesle söylemeye başlıyor kimileri ise içten içe mırıldanıyor. Ama bir şekilde hatırlıyorlar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="763" height="1024" data-id="177822" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-763x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177822" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-763x1024.jpg 763w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-223x300.jpg 223w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-768x1031.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-696x934.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-1068x1434.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500-313x420.jpg 313w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046500.jpg 1080w" sizes="(max-width: 763px) 100vw, 763px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yazma süreciniz nasıl işler? Önce karakter mi yoksa olay/tema mı gelir?</em></p>



<p>Çok plansız ve programsız gelişiyor yazma sürecim.  Karalama defterlerimde veya bilgisayarımda onlarca öykü taslağı var. Çekmecelerim izlediğim filmlerden, okuduğum kitaplardan,  yaptığım seyahatlerden, gördüğüm bir rüyadan, eski bir anıdan, yaşadığım olaylardan aldığım küçük küçük not kâğıtları ile dolu.  Bazen bir karakter bazen tema bezen mekân tetikleyebiliyor beni. Bir an geliyor bir tanesi ile bağ kuruluyor aramda; oturup yazmaya başlıyorum ve ben kelimelerin kendiliğinden akıp gittiği bu süreci çok seviyorum. İlmek ilmek dokuyorum, süslüyorum, abartıyorum. Sonrada uzun bir süre demlenmeye bırakıyorum ve uzaklaşıyorum yazdıklarımdan. Tekrar ele aldığımda ise hiç korkmadan ve gayet kıyarak siliyorum fazlalıkları.  Bu süreç adeta sade bir tören gibi gerçekleşiyor. Bunu başka türlü açıklamak mümkün değil sanırım.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="583" height="1024" data-id="177823" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-583x1024.jpg" alt="" class="wp-image-177823" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-583x1024.jpg 583w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-171x300.jpg 171w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-768x1349.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-875x1536.jpg 875w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-696x1222.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497-239x420.jpg 239w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046497.jpg 1042w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" /></figure>
</figure>



<p><em>Okurlarınıza kendinizi üç cümlede nasıl tanımlarsınız</em>?</p>



<p>Okumadan yaşayamam diyebilecek kadar iyi ve tutkulu bir okurum. Niçin yazdığını bilmeyen bir yazarım. İnsanın doğaya ve kendi nesline verdiği zararı hayretle ve hüzünle seyreden ama yine de şarkılarını unutmamaya çalışan bir kadınım.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Öykülerinizin okuyucuda irkilme yaratmasını istiyorsunuz. Sizce edebiyatın toplumsal değişime katkısı nedir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="712" data-id="177825" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046491.jpg" alt="" class="wp-image-177825" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046491.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046491-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046491-696x688.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046491-425x420.jpg 425w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Tomris uyar şöyle demiş ya, “ sustuklarımızı haykıracağımız beyaz sayfalarımız olmasa, o kötü ve koskoca dünyaya nasıl katlanır ufak tefek bedenlerimiz.”</p>



<p>Gerçekten de yazar yaşadığı hayata katlanabilmek için bir türlü kabullenemediklerini ve dert edindiklerini kaleme alıyor. Amacı hem anlamak hem de anlatmak. Satırlarında veya satır aralarındaki boşluklarda bunları paylaşıyor. Okurun dünyanın kendi etrafında dönmediğini fark etmesini istiyor. Üst katındaki işkence gören kadının, yan dairesindeki aç komşusunun, üzerine bomba yağan çocukları görüp irkilsin istiyor.&nbsp;</p>



<p>Edebiyat hiç haberdar olmadığımız başka hayatların, başka olayların, başka gerçekliklerin yaşandığını gösteriyor bize. Okuru sıkıştığı en kuytu köşeden alıp en ışıltılı yerlere yolculuk yaptırıyor ve dünyayı tekrar keşfetmesini sağlıyor. Ben edebiyatın bulunduğu çağa tanıklık etmesini çok önemsiyorum. Dönemi en iyi anlamlandıran tarih kitapları değil edebiyat akımlarıdır. Sosyolojik, psikolojik ve tarihsel boyutta ortaya çıkan eserler birer kanıttır insanlığa. “Edebiyat tecrübelerin tercümesidir,” diye yazmış Gökhan Yavuz Demir. Okuduğumuz eserlerle kendimizi ve ötekini anlar ve bu anlama kabiliyetimizle –bir umut belki de- dünyanın daha yaşanılır hale gelmesini sağlayabiliriz. Kim bilir?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="719" height="693" data-id="177824" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046493.jpg" alt="" class="wp-image-177824" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046493.jpg 719w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046493-300x289.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046493-696x671.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000046493-436x420.jpg 436w" sizes="(max-width: 719px) 100vw, 719px" /></figure>
</figure>



<p><em>Gelecek projeleriniz neler? Yeni bir roman, öykü derlemesi veya başka bir tür planlıyor musunuz?</em></p>



<p>Üçüncü kitap dosyamın öyküleri hazır gibi. İlk öykü kitabımın yayınlanmasından sonra da böyle demiş ama ikinci kitabı ancak iki yıl sonra yayınlayabilmiştim. Biraz ağır çalışıyorum sanırım ama her zaman kafamın içi proje doludur, bu iyi bir şey mi bilmiyorum. Her Pazar günü sosyal medyada yayınladığım “Pazar Yazıları” başlığı altında yazdığım denemelerimi derlemek istiyorum.&nbsp; Öykünün kısa ve çarpıcı türünü çok seviyorum ve çok alıştım. Bu yüzden roman yazma hayalim olmasına rağmen öyküden sonra nasıl ilerler diye düşünüyorum.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet ORAL/ Yazar / Deneme/Öykü/ SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/07/23/mehmet-oral-yazar-deneme-oyku-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jul 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet ORAL]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=171806</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hatırlayarak geçmişe; unutarak ya da unutmaya çabalayarak geleceğe tutunmak istiyoruz&#8221; Türk öykücülüğünde özgün ve etkileyici bir ses olarak öne çıkan  yazar Mehmet Oral’la öykülerinin arka planı, yazım süreci ve edebiyata bakış açısı üzerine konuştuk. İyi okumalar.  Yazın yolculuğunuz nasıl başladı? Bu sorudan hareketle sizi tanıyabilir miyiz? Yazma uğraşım lise yıllarında başladı diyebilirim. Şiirle başlayan süreç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Hatırlayarak geçmişe; unutarak ya da unutmaya çabalayarak geleceğe tutunmak istiyoruz&#8221;</strong></p>



<p><em>Türk öykücülüğünde özgün ve etkileyici bir ses olarak öne çıkan  yazar Mehmet Oral’la öykülerinin arka planı, yazım süreci ve edebiyata bakış açısı üzerine konuştuk. İyi okumalar. </em></p>



<p><em>Yazın yolculuğunuz nasıl başladı? Bu sorudan hareketle sizi tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>Yazma uğraşım lise yıllarında başladı diyebilirim. Şiirle başlayan süreç günlüğüme not düştüğüm birkaç cümleyle deneme ve öykülere dönüştü, beni kendine çekti. Kendimi ve ötekini anlamanın, tanımanın yolunu günlük tutma alışkanlığıma, okumalarıma, gözlemlerime, hislerime borçluyum. Çünkü biliyorum ki bir yazar inancını kendinden alır ve yazdıklarına söz verebilir böylelikle. Kısaca yazmak, benim için içinde yaşadığım toplumun ve özelde insanın iç dünyasına eğilmekti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="717" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-717x1024.jpg" alt="" class="wp-image-171807" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-717x1024.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-210x300.jpg 210w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-768x1098.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-1075x1536.jpg 1075w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-1433x2048.jpg 1433w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-696x995.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-1068x1526.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-294x420.jpg 294w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153833-scaled.jpg 1791w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></figure>



<p>1983’te Suruç’ta doğdum. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Bölümünden mezun oldum. 2004-2005 yıllarında Zu Sanat Dergisi’nin editörlüğünü yaptım. Çeşitli basın-yayın ve internet mecralarında şiir, deneme ve öykülerim yayımlandı. Bazı öykülerim kitap seçkilerinde yer aldı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="743" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-2.jpeg" alt="" class="wp-image-171808" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-2.jpeg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-2-202x300.jpeg 202w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-2-283x420.jpeg 283w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>



<p><em><strong>Kurmaca Çalar Saat ve Çerçevelenmeyen Kareler </strong>kitaplarınızda karakterlerin iç dünyalarına sıkça yer veriyorsunuz. Karakterlerinizi oluştururken gerçek hayattan mı besleniyorsunuz, yoksa tamamen hayal gücünüzün ürünü mü?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="786" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-1-2.jpeg" alt="" class="wp-image-171809" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-1-2.jpeg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-1-2-191x300.jpeg 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/wi_500-1-2-267x420.jpeg 267w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>



<p>Her ikisi de. Gerçekleri kurguya katıp öyküleştiriyorum. Öykü karakterlerimin yaşadıklarını kendimden ve çevremdeki insanlardan hareketle çözümlesem de karakterler öykünün ruhunu taşıyorlar. Yani her kurguda farklı, yeni karakterlere dönüşüyorlar. Hayal gücü ya da yaratıcılık olmasaydı gerçek hayatın sıkıcılığıyla baş edemezdim herhalde.&nbsp;</p>



<p><em>Hafıza ve unutma, yazılarınızda sıkça rastlanan temalar. Sizce insan hatırlayarak mı, unutarak mı var olur?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="837" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-837x1024.jpg" alt="" class="wp-image-171810" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-837x1024.jpg 837w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-245x300.jpg 245w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-768x940.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-1255x1536.jpg 1255w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-1673x2048.jpg 1673w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-696x852.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-1068x1307.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951-343x420.jpg 343w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153951.jpg 1785w" sizes="(max-width: 837px) 100vw, 837px" /></figure>



<p>Hatırlayarak geçmişe, unutarak ya da unutmaya çabalayarak geleceğe tutunmak istiyoruz. Var oluş, insanın süreçte belleğini geliştirmesiyle mümkün; yapıp ettikleriyle, farkındalıklarıyla. Tabii ki olanakları ölçüsünde. Kaygı ve korkular, ön yargılar bu gelişimin önündeki en büyük engellerden. “Pıhtılaşmayan Acı” adlı öykümde, bir diyalogda bu duruma değiniyorum: “Bir ölüyü gömercesine yeni yaşantılar yığıyoruz acılarımızın üstüne. Unutmayı bilmediğimiz için yaşanılanların ölmediğinden korkuyoruz…”&nbsp;</p>



<p><em>Yazarken okuyucuyu şaşırtmayı mı yoksa onlara tanıdık bir duygusal zemin sunmayı mı hedefliyorsunuz?</em></p>



<p>Sürpriz sonlu öykülerim de var, psikolojik tahlil sayılabilecek öykülerim de. Bence bir öykü dokunaklı olduğu ölçüde duygu aktarımında bulunabilir. Ayrıca okura tanıdık gelsin ya da gelmesin konusu dikkatimi çeken veya etki uyandıran, dili yalın, atmosferleri farklı, okuru içine çeken, ruh barındıran, özgün öyküler yazmayı hedef olarak sayabilirim. Şaşırtan öykülerim aslında beni de şaşırtmıştır. Çünkü bu öykülerin nasıl sonlanacağını öyküleri yazmadan önce bende tahmin etmemiştim. Süreç içerisinde son şeklini aldılar.</p>



<p><em>Sizce bir yazar toplumun tanığı mıdır, yoksa yalnızca kendi iç dünyasının sesi mi?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1013" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-1024x1013.jpg" alt="" class="wp-image-171811" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-1024x1013.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-768x759.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-1536x1519.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-696x688.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-1068x1056.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923-425x420.jpg 425w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153923.jpg 1694w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Hem tanığıyız toplumun hem de bir parçası. Orhan Pamuk, başkasının öyküsünü kendi öyküsü gibi, kendi öyküsünü de başkasının öyküsü gibi yazabilen iyi bir yazardır, der. Öykülerimde, başkasının acısını kendi acısı gibi yaşayan, yaşatan, kendi acısını da başkasının acısına tercüman olmak için kullanan bir yazar olduğumu düşünüyorum. Bu açıdan bakıldığında bir yazarın tanık olduklarını iç sesiyle kurgulayarak edebiyata dâhil ettiği söylenebilir. Örnek olarak, “Çerçevelenmeyen Kareler” öykümü ele alalım. Bu öykü genel olarak bakıldığında içinde göçü, memleket hasretini, gelenekleri, bağnazlık çerçevesinde tahriki, hatta sapkın söylemlerle okuru üzecek, belki kızdıracak karakter ve diyalogları da içerir. Kültür asimilasyonunun memleket insanını mutsuzlaştırdığını, kimliksizleştirdiğini vermeye çalıştım bu öyküde. Öykünün gerçek mağdurları, maalesef ki kız çocukları ve kadınlarımız. Öykü karakterim; çocuk gelin sorununu, erkek egemen toplumu ve baskılayıcı birçok unsuru olağan gören memleket insanına karşı şaşkın, aynı zamanda da içten içe tepkili. Şaşkınlık ve tepki çocukluğundaki değerlerin yok oluşuyla da ilgili. Kadın olmayı fedakârlık, hamaratlık olarak algılayan, kendi yaşadığını görememiş kadınların kadersizliği var bu öyküde. Sonuç olarak bir yazar her ne kadar tanık olduklarını kurgulasa da yazdıkları iç dünyasının sesiyle okura ulaşır.&nbsp;</p>



<p><em>Yazdığınız karakterlerden biri olarak bir gün yaşama şansınız olsa hangisini seçerdiniz?</em></p>



<p>Öykülerimde ideal karakterler yer almıyor. Travmaları, takıntıları, yalnızlıkları, hastalıkları, acıları, umutları olan insanları yazdım. Yazarken kendimi onların yerine koydum. Öykü karakterlerim benden izler taşıdığı gibi çevremdeki insanlardan da izler taşır ya da tamamıyla hayal ürünüdür. Bazı öykülerimde hayatıma dair özel bölümler var. “Göğe Bakan Çocuk” ve “Noksanlı Yıllar” adlı öykülerim bu öykülerdendir. Genel olarak öykülerimde komik bölümler olsa da dram öne çıkar.&nbsp;</p>



<p><em>Bu söyleşiyi okuyanlar sizin kitaplarınızı eline aldığında ilk hangi öykünüzü okusun isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="938" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-938x1024.jpg" alt="" class="wp-image-171812" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-938x1024.jpg 938w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-275x300.jpg 275w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-768x839.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-1407x1536.jpg 1407w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-696x760.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-1068x1166.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911-385x420.jpg 385w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153911.jpg 1655w" sizes="(max-width: 938px) 100vw, 938px" /></figure>



<p>Kitaplarımdaki öykülere bu haksızlığı yapamam. İçime sinmeyen hiçbir öykümün kitaplarımda yer almadığını bilmenizi isterim. Her birinin konusu, karakterleri, mekânı, olay örgüsü birbirinden farklı. Dönüşlerden, okurların kendi hayatlarına dokunan öykülerden daha çok keyif aldıkları sonucunu çıkarsam da hangi öykümün kimde nasıl bir etki uyandıracağını, kime hitap edeceğini bilemeyeceğim için özellikle ilkin şu öyküm okunsun diyemem.&nbsp;</p>



<p><em>Yeni projeleriniz var mı?</em></p>



<p>Tamamlanmış ancak tarafımca onaylanmayı bekleyen öykülerimi irdeleme sürecindeyim. Öyküler arasında gidip geliyorum. Üçüncü kitap için acelem yok. Kitap fuarlarına ve söyleşilere katılmaya devam edeceğim.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="802" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-802x1024.jpg" alt="" class="wp-image-171813" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-802x1024.jpg 802w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-235x300.jpg 235w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-768x981.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-1202x1536.jpg 1202w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-1603x2048.jpg 1603w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-696x889.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-1068x1364.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857-329x420.jpg 329w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/07/IMG_20250722_153857.jpg 1848w" sizes="(max-width: 802px) 100vw, 802px" /></figure>



<p>Kalemi sihirli bir değneğe benzetiyorum. Öykülerimde de nasıl bir dünya istemediğime dair değişmesini istediğim birçok şeye değindiğimi kitaplarımı okuyanlar bilirler. Değişimin bir anda gerçekleşmediğini, zaman aldığını biliyoruz. Sorunuza yanıt olarak içimden geçenler şöyle: Savaşların olmadığı, kadın ve çocukların istismara uğramadığı, öldürülmediği, doğanın ve hayvanların katledilmediği, haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin yaşanmadığı, barışın ve hoşgörünün hüküm sürdüğü, sınıfların ortadan kalktığı, eşit ve özgür bir dünyayı şimdikiyle değiştirmek isterdim.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih SELVİ /Yazar/ Öykü/ SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/12/25/fatih-selvi-yazar-oyku-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Dec 2024 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Selvi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=162307</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;İnsanın, arkadaşlık, sevmek, sevilmek, doğal etkileşim ve iletişim gibi birden fazla insanla gerçekleştirilen faaliyetleri yitirdikçe huzursuzluğu artıyor.&#8221; Kendine has üslubuyla ve farklı kurgusuyla edebiyat dünyasının dikkat çeken isimlerinden Fatih Selvi ile yeni kitabı ‘Kavanoz Fenomeni’nin henüz dumanı üzerinde iken söyleşi gerçekleştirdik. Edebiyatı, öyküleri ve diğer kitapları olan Ahmarubi ve Köstebek Etkisi’nden de bahsettik.&#160; İyi okumalar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>İnsanın, arkadaşlık, sevmek, sevilmek, doğal etkileşim ve iletişim gibi birden fazla insanla gerçekleştirilen faaliyetleri yitirdikçe huzursuzluğu artıyor</strong>.&#8221;</p>



<p><em>Kendine has üslubuyla ve farklı kurgusuyla edebiyat dünyasının dikkat çeken isimlerinden Fatih Selvi ile yeni kitabı ‘Kavanoz Fenomeni’nin henüz dumanı üzerinde iken söyleşi gerçekleştirdik. Edebiyatı, öyküleri ve diğer kitapları olan Ahmarubi ve Köstebek Etkisi’nden de bahsettik.&nbsp; İyi okumalar</em></p>



<p>Yazmaya nasıl başladınız? İlk kitabınızı yazma fikri nasıl ortaya çıktı?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yazmaya şiirle başladım. Otuzlu yaşlarımın ortalarına doğru şiirim tükendi, ama yazma arzum yerindeydi. İşin aslı şiire inancım kalmamıştı(şiiri, dar bir alanda tepişen marjinalize bir kitlenin oyuncağı, özellikle yabancı yazarlardan beslenemeyen tek kanatlı bir sanat dalı olarak görüyordum). Dört beş sene sadece okuyarak metin yazarı olmak için alan taraması yaptım, 2021’de de ucun ucun yazmaya başladım. Baştan beri zaten kitap çıkarmak niyetinde olduğum için, dosyam öykü kitabı hacmine ulaştığında yayınevi avına geçtim. Reddedilişlerin bol olduğu bir sürecin içindeyken dergilerle güreşe tutuştum. Vardığımız noktada üç yılda kırka yakın edebiyat dergisinde doksan küsür öyküm yayınlandı ve an itibarıyla üç öykü kitabıyla okurun huzurundayım.</p>



<p>Hikâyelerinizde sürükleyici ve zihin açıcı kurguları nasıl oluşturuyorsunuz? Yazma süreciniz nasıl işliyor?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="736" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183637.jpg" alt="" class="wp-image-162308" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183637.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183637-245x300.jpg 245w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183637-342x420.jpg 342w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Öykülerimin kesinlikle ama kesinlikle sürükleyici ve zihin açıcı olmasına gayret ediyorum. Zihin açıcı olması umulan bir öykünün genel öykü temayüllerinin dışında öğretici, uyarıcı bir yana sahip olması da gerekebiliyor ve bu ek yükler okur denen bazen sabırsız bazense acımasız kişiye aktarılırken sürükleyicilik epey önem arz ediyor. Kendimi daha da açık edeceksem, tempo konusuna takık bir yazarım. Genelde yüksek tempolu, hayal gücüne hitap eden, değişken tekniklerle icra edilen akışkan bir üslubun peşindeyim. Yazma sürecim boca halinde on beş yirmi öyküyü peş peşe yazıp aylarca onların redaksiyonlarıyla uğraşmak şeklinde işliyor. Öyküler kemale erdiğinde huzurla okumalı sürece geçiyorum. Bu da genelde birkaç hafta sürüyor. Böyle böyle yolumuzu buluyoruz.</p>



<p>Ahmarubi’’ &#8220;Köstebek Etkisi&#8221; ve ‘’Kavanoz Fenomeni’’ eserlerinizde sıkça tekdüzeliğe karşı bir duruş sergiliyorsunuz. Bu itiraz nereden kaynaklanıyor?Günümüz dünyasında tekdüzelik sizin için ne ifade ediyor? Sizi bu tarz bir anlatıma yönlendiren etkenler neler?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Yazar veya sanatçı o olağanüstü gelişmiş duyargalarıyla bir salyangoz gibi havanın iyon yükünü, yaklaşan fırtınanın hacmini, kırılmak üzere olan fay hattındaki enerji miktarını önceden sezen ve sanatına aktaran kişidir. Çağlar değiştikçe atmosfer, insan maddesi, alışkanlıklar değişir, haliyle yazarın imal edildiği malzeme de. Yazar bu sonsuz değişkenler içinde eğer çağıyla yekvücut olabilmişse değişkenliği, yeniyi güdüleriyle sanatına aktaracaktır. Çağının gerisinde kalan veya çağın kokusunu alamayacak kadar koku körü yazarsa kalıp fikirler, moda akımlar ve klişelerle abilerinin ablalarının sanatını tekrar etmekten öteye gidemeyecektir.&nbsp; Böyle metaforlara ne gerek vardı, diyebilirsiniz, müzisyenler ya da ressamlar böyle alengirli tanımlamalarla fazla ilgilenmezler fakat yazar kişisi entelektüel bir altyapıya sahip olmak ve sanatının yönü konusunda daha uyanık kalmak zorundadır. Edebiyat sadece birtakım acılarımızı, öfkemizi püskürttüğümüz bir duygu tuvali olamaz. Sosyolojiye, psikolojiye, en azından insan bilgisi seviyesinde sahip olmadan, tarihten bihaber, nesneleri bilmeden, sokağı tanımadan yazar olunabileceğine inanmıyorum. Tam teşekküllü yazar olunamaz en azından. Tekdüzelik kişinin genele yakınlığıdır özetle, tekdüze yazarlık da. Ben bu noktada bu vasıfların hepsine birden sahip olduğumu söyleyemeyeceksem de çağın sesine sağır kalmadığımı öne sürebilirim.</p>



<p>Sizi tanıyabilir miyiz? Fatih Selvi kendisini en iyi nasıl ifade eder?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="714" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-1024x714.jpg" alt="" class="wp-image-162309" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-1024x714.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-300x209.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-768x535.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-696x485.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-1068x744.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920-603x420.jpg 603w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/Screenshot_20241224_183920.jpg 1072w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Kendimi kişisel manada anlatmak beni biraz utandırıyor. Yazmak zaten anlatmaya eşdeğer bir eylem. Kendi sıkıcı kişisel hayatımla neden ayrıca kafa ütüleyeyim ki, diye düşünüyorum. Yine de bir okur olarak ben de yazarların hayatlarını merak ettiğimden, gizemli hallere fazla bürünmeden, son kitabımın tanıtım yazısını aynen aktaracaksam:</p>



<p>Fatih Selvi, 1982 Uşak doğumlu, evli ve iki çocuk babası. Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Kocaeli Darıca’da çalışmakta.</p>



<p>2022’de ‘’Köstebek Etkisi’’ adlı öykü kitabı Öteki Yayınevi’nden yayımlandı.</p>



<p>2024’te ‘’Ahmarubi’’ adlı öykü kitabı Ötüken Neşriyat tarafından yayımlandı.</p>



<p>Yine ‘’2024’te ‘’Kavanoz Fenomeni’’ adlı öykü kitabı Metinlerarası Kitap’tan yayımlandı.</p>



<p>Toplumsal sorunlara karşı duyarlılığınız eserlerinize nasıl yansıyor?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Toplumsal konuları daha çok ironi, distopik kara mizah ve fantastik öğeleri kullanarak işliyorum. Ve bunu ideolojik eğilimlerden ziyade, güncel konuların o yavan bayatlığına bulaşmadan, daha geniş sosyolojik bir tabana oturtarak başarmaya çabalıyorum.</p>



<p>Eserlerinizde hem toplumsal sorunları hem de bireysel acıları ön plana çıkarıyorsunuz. Bu iki boyutu ele alırken dengede kalmayı nasıl başarıyorsunuz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Denge gözettiğimi söyleyemem, öykünün kendini dayatması, sanatsal perspektifi zedelemeden, insani olanı aşmadan gerçekleşiyorsa, dengelilik, toplumsal ve bireysel nitelik bir tür ambalaj, kroki meselesi olarak kalıyor.&nbsp;</p>



<p>Sizce modern insanın en büyük içsel çatışması nedir?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="295" height="310" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183716.jpg" alt="" class="wp-image-162310" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183716.jpg 295w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183716-285x300.jpg 285w" sizes="(max-width: 295px) 100vw, 295px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Bireyselliği. Modern insan tutkuyla bireyselleşmeye çalışıyor ve bu konuda epey yol almış gibi görünüyor. Fakat kitlesellikten uzaklaştıkça kaybettiklerinin sızısını taşıyor. Arkadaşlık, sevmek, sevilmek, doğal etkileşim ve iletişim gibi birden fazla insanla gerçekleştirilen faaliyetleri yitirdikçe huzursuzluğu artıyor. Bu çatışmaya ve yaşadığı açmaza makul bir çözümü yok. Geçmiş, naftalin kokusuyla sıkıcı bir hatıra onun için, gelecekse koyu sisler altında pek de iç açıcı olmayan bir alacakaranlık kuşağı hikayesi. İşin nereye varacağını merakla bekliyoruz.</p>



<p>&nbsp;Edebiyatın toplumu şekillendirme ve değiştirme gücüne inanıyor musunuz? Sizce bir yazar olarak toplum üzerinde nasıl bir etki bırakıyorsunuz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="380" height="590" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183741-1.jpg" alt="" class="wp-image-162316" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183741-1.jpg 380w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183741-1-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183741-1-271x420.jpg 271w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Edebiyatın her şeyi değiştirme gücüne ve hiçbir derde merhem olamayacağına inanıyorum. Hiçbir iz bırakamadan öleceğimi, üç beş yıl sonra da unutulup gideceğimi düşünüyorum ve tam istediğim kadar değer görüp nesiller ötesine taşabilecek öyküler yazabileceğime de inanıyorum. Hayal kurmayı bildiğim için öykü yazıyorum, hayal kurmanın çoğu zaman fuzuli olduğu bir ülkede bulunduğumdan karamsar diyemesek de temkinli, acımasız bir gerçekçilikle yazıyorum. Topluma etkim sıfır, fakat okumu doğru yere isabet ettirirsem dünyaları değiştirebilirim bence. Yazarın kafası her ihtimale hazırlıklı olmalı.</p>



<p>Yazarken belirli bir hedef kitleniz var mı, yoksa hikâyeleriniz herkes için mi? Hikâyelerinizi yazarken okuyucunun nasıl bir deneyim yaşamasını amaçlıyorsunuz?</p>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Hedef kitlem dikkatlice bir okur. Öykülerimin çoğu genel okura yönelik fakat anlaşılmaları için biraz dikkat gerektirdiklerini düşünüyorum. Sanatsallığın, deneyselliğin, dil becerisinin öncelendiği öykülerim olduğu gibi, çocukların masal niyetine okuyabileceği öykülerim de var.(bunu ‘’Vızınık’’ adlı öykümü kızını uyutmak için okuyan bir öğretmenden duydum)</p>



<p>Okur, yazdıklarımdan keyif alsın istiyorum şahsen. Kafa şişirmekten, ağlayıp zırlamaktan, hınçla dövünmekten öte bir edebiyat arzuluyorum. Bu sebeple sürpriz olaylar, garip karakterler, grotesk mekanlar kullanmayı seviyorum. Maceracı bir yazarım.</p>



<p>Röportajlarımın klasik sorusudur. Size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="369" height="585" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183648.jpg" alt="" class="wp-image-162311" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183648.jpg 369w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183648-189x300.jpg 189w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/IMG_20241224_183648-265x420.jpg 265w" sizes="(max-width: 369px) 100vw, 369px" /></figure>



<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/2712.png" alt="✒" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Elimde sihirli bir değnek olsaydı onu ortadan ikiye ayırırdım. Zahmete girmeden, emek harcamadan, mücadele etmeden ele geçirilmiş olanı reddediyorum. Savaşları bu sihirli değnekle sonlandırabilir, yeryüzünün bütün zalimlerini Mars’a sürgüne gönderebilirsiniz elbette. Fakat dünya, iyiyle kötünün savaşında bize bir taraf seçtiren ve bu uğurda yaşatan, bazen düşmanla çarpışırken gösterdiğimiz gayretin hüsranla sonuçlanmasına bile katlanmamız gereken bir yer. Salt iyilikten ibaret bir dünyada yaşamadığım için hayal kırıklığına uğramış değilim. Kötülüğün etrafımızda dönüp durmasından ürkmüyorum. Benim bir tarafım ve yazmak gibi görevim var, her şeye rağmen her sonuca hazırlıklı olarak var gücümle çalışmaktan başka bir yöntem de gelmiyor aklıma. Bence biz bu denklemi silmek için değil çözmek için buradayız. Sihir veya büyü kolaycıların, miskinlerin, korkakların işi özetle, benim değil.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
