<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Öal &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/oal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 30 Nov 2025 10:53:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Öal &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL; KEMAL BEY’IN “KARŞI TARAFA” GEÇİŞ DEKLARASYONU!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/30/coskun-kartal-kemal-beyin-karsi-tarafa-gecis-deklarasyonu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Nov 2025 10:53:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[Ecevit]]></category>
		<category><![CDATA[İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Öal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176358</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu, üç yıl&#160; önce CHP’nin 38. Olağan Kurultayında genel başkanlık yarışını Özgür Özel’in karşısında kaybetmişti. Kurultay, üst üste yapılan iki tur oylama sonrasında,&#160; kendisinin partiyi temsil, parti adına konuşma, politika belirleme gibi bütün genel başkanlık yetkilerine son vermişti. Kemal bey, o zaman 13 yıl boyunca kullandığı bu yetkilerin&#160; elinden alınmasının yarattığı travmayı, aradan iki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kemal Kılıçdaroğlu, üç yıl&nbsp; önce CHP’nin 38. Olağan Kurultayında genel başkanlık yarışını Özgür Özel’in karşısında kaybetmişti.</p>



<p>Kurultay, üst üste yapılan iki tur oylama sonrasında,&nbsp; kendisinin partiyi temsil, parti adına konuşma, politika belirleme gibi bütün genel başkanlık yetkilerine son vermişti.</p>



<p>Kemal bey, o zaman 13 yıl boyunca kullandığı bu yetkilerin&nbsp; elinden alınmasının yarattığı travmayı, aradan iki yıl geçmesine rağmen&nbsp; bir türlü atlatamamış görünüyor.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>Oysa bu ülkede , çok sayıda genel başkan kurultay -kongre mücadeleleri sonunda siyasetin doğası gereği koltuklarını kaybetmişti.</p>



<p>Bunlar arasında, kurtuluş savaşı kahramanı, Türkiye Cumhuriyetinin kurucularından, ikinci cumhurbaşkanı, çok partili düzene geçişin önderi,  <strong>İsmet İnönü</strong> en ünlüsüydü. </p>



<p>Aslında <strong>Bülent Ecevit</strong> ve ekibiyle karşı karşıya geldiği kurultayda, ismet Paşa’nın genel başkanlık koltuğu tehlikede değildi; istediği takdirde Bülent Ecevit başta olmak üzere, CHP içinde kimse ona karşı aday da olmazdı.</p>



<p>Ancak kurultaya sunduğu parti meclisi listesi Ecevit’in listesine karşı kaybedince İsmet İnönü, genel başkanlıktan istifa etti.</p>



<p>Bizzat milletvekili seçtirip yetiştirdiği, kabinesindeki bakanlık verdiği, partiye genel sekreter yaptığı Bülent Ecevit, İsmet Paşanın da katılıp “aday olmadığı” kurultayda tek aday olarak genel başkan seçildi.</p>



<p>İsmet İnönü,&nbsp; genç genel başkan Bülent Ecevit’in saygılarını sunmak için yaklaşması üzerine ayağa kalkarak saygıyla ceketini ilikledi ve önemli bir siyasal nezaket dersi verdi.</p>



<p>Daha sonra CHP’nin yeni yönetiminin politik- ideolojik tutumunu beğenmeyince de partisinden istifa etti.</p>



<p>İsmet paşa CHP Malatya milletvekili seçildiği Meclis’te bağımsız milletvekili olarak kalmayı kendine yediremedi ve milletvekilliğinden de istifasını verdi.</p>



<p>Bir gün sonra da, 1961 anayasasının eski cumhurbaşkanlarına tanıdığı haktan yararlanarak Cumhuriyet Senatosunda “tabii senatör” sıfatıyla yemin etti.</p>



<p>Bu süreçler boyunca eski partisine,&nbsp; yeni yönetime karşı kamuoyu önünde tek kelime etmemiş, kimseyi suçlamamış,&nbsp; polemik yapmamıştı.</p>



<p>Umur görmüş bir devlet adamının vakur davranışlarını sergilemişti.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>Türk siyasi tarihinde bu konuda başka bir örnek daha vardı.</p>



<p>Anavatan Partisi Genel Başkanı ve “Başbakan” <strong>Yıldırım</strong> <strong>Akbulut</strong>, partisinin 1991 yılındaki büyük kongresinde <strong>Mesut Yılmaz’a</strong> karşı genel başkanlık yarışını kaybetmişti.</p>



<p>O yıllarda politikacılığı eleştirilen, hatta hakkında fıkralar üretilen Akbulut, aynı gün Çankaya köşküne çıkarak Cumhurbaşkanı <strong>Turgut Özal’a</strong> istifasını sunmuştu.</p>



<p>Başbakan’ken kaybeden Yıldırım Akbulut, partisinden de ayrılmamış, siyasi hayatına milletvekili olarak devam etmişti.</p>



<p>Partisinin yeni yönetimiyle daha sonra kamuoyu önünde bir polemik ya da tartışma yaşamamıştı.</p>



<p>O dönemlerde siyasetin yazılı olmayan gelenekleri ve nezaket kuralları bu tutumları gerektiriyordu.</p>



<p>Bir çok siyasi partide kurultay ya da kongrelerde genel başkan değişiklikleri olur, düşürülen genel başkanlar çoğunlukla köşelerine çekilir, gündemden uzak kalmayı tercih ederlerdi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Uzun bir bürokratik yaşamın ardından siyasal hayata adım atmış olan <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong> ise CHP’de 13 yıl sürdürdüğü genel başkanlık yarışını kaybettikten sonra pek alışılmamış ve partililerinin de kendisine yakıştıramadığı davranışlar sergiledi.</p>



<p>Genel başkanlığı kaybettikten sonra partisinin ve evinin dışında bir ofis kiralayarak “siyasal çalışmalarını” buradan sürdüreceğini açıkladı.</p>



<p>Bu tavır, eski genel başkan olarak partinin denetimi, gözetimi ve bilgisi dışında ama “partili” bir odak oluşturmak anlamına geliyordu.</p>



<p>Daha açık bir deyişle,&nbsp; parti dışında açtığı bir ofisten “düşürüldüğü genel başkanlığa” yeniden dönmek için siyasi faaliyetlerini aralıksız sürdürüyordu.(Bu da ilk bağışta “doğal” hakkı sayılırdı.)</p>



<p>Bu faaliyetler epeyce bir süre görünürde siyasetten uzak bayram kutlamaları, başsağlığı dilekleri, felaketler üzerine yayınladığı kamuya açık mesajlardan oluşuyordu.</p>



<p>Bunun dışında, ne genel siyasi durum, ne de partisini doğrudan ilgilendiren ve genel başkan ile partisinin “komplo” diyerek adlandırdığı&nbsp; gelişmeler karşısında yorum yapmıyor,&nbsp; sessiz kalmayı tercih ediyordu.</p>



<p>Buna seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması, görevden alınmaları, kimilerinin yerine kayyum atanması, haklarında çoğu hukukçuya göre dayanaksız, kanıtsız, çelişkili iddianame hazırlanması dahildi.</p>



<p>CHP’nin üç yıl önce hakim gözetiminde yapılıp sonuçları YSK tarafından onaylanan kurultayının şikayetler üzerine alt mahkemelerde&nbsp; iptal ettirilme girişimleri gündeme gelmişti.</p>



<p>Kemal Kılıçdaroğlu’nun kayyum olarak atanacağı söyleniyordu..</p>



<p>Kendisi, o zaman böyle bir görev verilirse “partisini sahipsiz bırakmama adına” görevi kabul edeceğinin işaretini veriyordu.</p>



<p>CHP&nbsp; hem siyasi, hem hukuki yollardan direniyor, Kılıçdaroğlu ise&nbsp; İstanbul’un bütün ilçeleri ve Türkiye’nin pek çok il merkezinde yapılan ve önemli kalabalıkların toplandığı mitingleri görmezden geliyordu.</p>



<p>Bu arada toplanan ve genel başkan ile parti meclisi seçimleri de yapılan olağanüstü kurultaylara da katılmadı.</p>



<p>Nihayet, 39.olağan kurultay’a çok kısa süre kala yayınladığı video ile suskunluğunu bozdu.</p>



<p>Yolsuzlukla suçlanan partililerin yargılanarak&nbsp; “arınması” gerektiğini söylüyordu.</p>



<p>Sanki onlara karşı ileri sürülmüş iddialara ve “içerdekilerin” cezalandırılması gerektiğine inanıyor gibi bir açıklamaydı.</p>



<p>Oysa partisinin görüşü, düzgün kanıtlarla adil yargılama yapılması, hatta yargılamanın. TRT ve başka TV kanallarında canlı yayınlanmasıydı.</p>



<p>Tutukluların suçsuzluğuna o denli inanıyorlardı.</p>



<p>Kemal bey ise sadece suçlananlara “arınıp gelin” diyordu. (Suçlananlara karşı ileri sürülmüş iddialara inanıyor ve “içerdekilerin öylece cezalandırılmasını” istiyor bir havası vardı sanki.)</p>



<p>Konuşmasında partisinin özellikle bütün parti tabanından ve parti dışı muhalif çevrelerden büyük destek gören “çözüm sürecindeki” tutumunu da eleştiriyordu.</p>



<p>İma yoluyla,  <strong>İmralı’ya</strong> gidip <strong>Öcalan’la</strong> orada görüşmeyi reddeden partisinin süreci hazırlayanların önerilerine uyarak kabul  etmesini istiyordu sanki!</p>



<p>Kamuoyunda kurultaydan hemen önce partisinin yönetimine karşı yaptığı bu ilk açıklama yadırgansa da resmi bir tepki verilmedi.</p>



<p>Ancak,  tam da olağan kurultayda genel başkan seçiminin yapılacağı 29 Kasım 2025 günü , yandaş gazetelerin en önemlilerinden <strong>Sabah gazetesind</strong>e, birinci sayfada büyük yer kaplayan bir haber yer aldı.(Haber, neredeyse aynı sayfada yer alan Cumhurbaşkanı haberiyle eşit büyüklükteydi.)</p>



<p>Kemal bey, Sabah’a yaptığı açıklamada daha önce yayınladığı videoda dile getirdiklerine benzer şeyler söylemişti.</p>



<p>Haberi yazan muhabirle birlikte poz verdiği büyükçe bir boy fotoğrafı da yer alıyordu..</p>



<p>Aslında buradaki haberin asıl mesajı, Kemal beyin ne söylediğiyle ilgili değildi.</p>



<p>Mesaj, bunları “nerede” söylediğindeydi.</p>



<p>Zira,&nbsp; durup dururken Sabah gazetesini arayıp “size bir demeç vermek istiyorum” dese , Kemal Kılıçdaroğlu’nun sözlerini kolayca haber yapma gelenekleri yoktu!</p>



<p>Bu söyleşinin “özel haber” olma olasılığı da bu günkü basın ikliminde çok zordu.</p>



<p>Normalde CHP ile ilgili haberler yalnızca yıpratmak, kötülemek için kullanan bir habercilik anlayışının Kemal bey’e de “temkinli” yaklaşması gerekirken, gazete kendisini adeta himayesine almıştı.</p>



<p>Kemal beyin söyledikleri partisine karşı -hem de genel başkanın seçildiği gün- açık bir tavır, bu sözlerin yayınlandığı basın kuruluşu itibarıyla da, inkar edilemeyecek bir “karşı tarafa geçiş” deklarasyonuydu!</p>



<p>İnsan merak ediyor.</p>



<p>Daha üç yıl önce yüzde 48 oy alan muhalefetin Cumhurbaşkanı adayı, bu kadar kısa sürede hangi saikler, gerekçeler, dürtüler ve niyetlerle “karşı tarafa” geçecek hale gelmişti?</p>



<p>Coşkun <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
