<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kemal aslan &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/kemal-aslan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 20 Sep 2025 14:52:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>kemal aslan &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gazeteci, akademisyen ve şair; Kent Ekranı Yazarı Kemal Aslan, tüm şiirlerini &#8216;Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem&#8217; başlığı altında topladı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/09/21/gazeteci-akademisyen-ve-sair-kent-ekrani-yazari-kemal-aslan-tum-siirlerini-toplu-siirler-2-bir-kirilgan-cehennem-basligi-altinda-topladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Sep 2025 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[toplu şiirler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=173699</guid>

					<description><![CDATA[https://www.kentekrani.com yazarlarından Kemal Aslan’ın yeni şiir kitabı, Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem raflarda yerini aldı. Aslan’ın, daha önce yayımlanan Matadore, Geceye Üç Şarkı Yarım Kalmış Şiirler ve Barbarlar Çağı adlı yapıtları yer alıyor. Son şiir kitabı olan Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem ile şairin 2021’den bu yana yayımlanan tüm şiirsel üretimi tek bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>https://www.kentekrani.com yazarlarından Kemal Aslan’ın yeni şiir kitabı, Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem raflarda yerini aldı.</p>



<p>Aslan’ın, daha önce yayımlanan Matadore, Geceye Üç Şarkı Yarım Kalmış Şiirler ve Barbarlar Çağı adlı yapıtları yer alıyor. Son şiir kitabı olan Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem ile şairin 2021’den bu yana yayımlanan tüm şiirsel üretimi tek bir ciltte okurla buluştu.</p>



<p>Aslan’ın şiirleri bireysel deneyim ile toplumsal hafızayı kesiştiriyor. Parçalanmış hayatların izlerini fragmanlara bölünmüş bir üslup içinde aktaran şair hem bireysel hem de toplumsal kırılmaların yarattığı derin yaraları görünür kılıyor.</p>



<p>Matadore, Geceye Üç Şarkı ve Yarım Kalmış Şiirler‘de Aslan, ikili ilişkilerde yaşanan gerilimleri ve iletişimsizliği ele alıyor. Çocuklukta yaşanan deneyimlerin yetişkinlikteki kırılganlıkların kökeninde nasıl yer aldığını imgesel bir dille aktarıyor.</p>



<p>Bu kitaplarda, tutku ve arzu çerçevesinde şekillenen beklentilerin gerçekleşmeyişinin bireyde yarattığı derin hayal kırıklığı öne çıkıyor. Geçmişten taşınan travmaların, konuşulamayan yaraların ve özneler arasındaki farklılıkların ilişkilerdeki rolü ise şiirin olanaklarıyla görünür kılınıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="173701" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-173701" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017469.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Barbarlar Çağı’nda ise Aslan, günümüz toplumunun nasıl barbarlaştığını ve ortak değerlerin nasıl zayıfladığını şiirsel bir gerçeklikle tartışıyor. Yersizlik-yurtsuzluğun belleksizleşmeye ve kimliksizleşmeye nasıl yol açtığını gözler önüne seriyor.</p>



<p>Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem de ise hem bireyin hem de toplumun yaşamındaki parçalanmaların şiirsel bir tanıklığı olarak edebiyat dünyasında yerini alıyor. Artshop Yayınları tarafından yayımlanan, Polat Canpolat’ın illüstrasyonlarıyla zenginleşen Toplu Şiirler 2: Bir Kırılgan Cehennem, kitapçılarda ve online satış noktalarında okurlarla buluştu.</p>



<p><strong>Kemal Aslan</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="795" height="1024" data-id="173700" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-795x1024.jpg" alt="" class="wp-image-173700" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-795x1024.jpg 795w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-233x300.jpg 233w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-768x989.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-1193x1536.jpg 1193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-696x896.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-1068x1376.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470-326x420.jpg 326w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/09/1000017470.jpg 1590w" sizes="(max-width: 795px) 100vw, 795px" /></figure>
</figure>



<p>Kemal Aslan, İ.İ.T.İ.A Gaz. Halk. İlş. Y. O’dan (şimdiki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi) 1977 yılında mezun oldu. Gazeteciliğine 1978 yılında Akşam Gazetesi’nde köşe yazarı ve muhabir olarak başladı. Daha sonra 1980 yılından 2011 yılına kadar TRT’de yaklaşık 32 yıl muhabir olarak çalıştı. 1994’ten bu yana akademik ortamda Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, İstanbul Aydın Üniversitesi, Yeni Yüzyıl Üniversitelerinde ders verdi. Aslan, 2016 yılından bu yana Haliç Üniversitesi’nde görev yapıyor.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️ Kent Ekranı yazarı Gazeteci-Şair Kemal Aslan&#8217;ın &#8216;Zamana Dokunan&#8217; Albümü&#8217;nün İki Şarkısı Daha Dinleyicilerle Buluştu.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/07/13/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8f-kent-ekrani-yazari-gazeteci-sair-kemal-aslanin-zamana-dokunan-albumunun-iki-sarkisi-daha-dinleyicilerle-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Jul 2025 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[albüm]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Zamana Dokunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=171391</guid>

					<description><![CDATA[Kemal Aslan’ın sözlerini yazdığı şarkıları Salih Dinçel yorumladı. Şarkılar; &#8216;Göz Kırptım ve &#8220;Neydi Özgürlük&#8217; adlarını taşıyor. &#8216;Göz Kırptım&#8216;, zamanın izlerinin baba ve çocuk üzerinden nasıl yaşandığını aktarıyor. YouTube&#8217;dan İzle &#8216;Neydi Özgürlük&#8216; , şarkısı ise, bireysel planda sevgiliye, toplumsal planda ise özgürlüğe duyulan özlemi dile getiriyor. YouTube&#8217;dan İzle: Her iki şarkı dijital platformlarda yer aldı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kemal Aslan’ın sözlerini yazdığı şarkıları Salih Dinçel yorumladı.</p>



<p>Şarkılar; &#8216;Göz Kırptım ve &#8220;Neydi Özgürlük&#8217; adlarını taşıyor.</p>



<p>&#8216;<strong>Göz<a href="https://www.youtube.com/watch?v=ACU8IiDvj-0"> </a>Kırptım</strong>&#8216;, zamanın izlerinin baba ve çocuk üzerinden nasıl yaşandığını aktarıyor.</p>



<p><em>YouTube&#8217;dan İzle </em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe title="Salih Dinçel - Göz Kırptım" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/ZeoQg9PzwbQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&#8216;<strong>Neydi Özgürlük</strong>&#8216; , şarkısı ise, bireysel planda sevgiliye, toplumsal planda ise özgürlüğe duyulan özlemi dile getiriyor.</p>



<p><em>YouTube&#8217;dan İzle:</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Salih Dinçel - Neydi Özgürlük" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/ACU8IiDvj-0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Her iki şarkı dijital platformlarda yer aldı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️Tozlu Raflardan Çıkan Albüm: Zamana Dokunan</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/05/04/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8ftozlu-raflardan-cikan-album-zamana-dokunan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 May 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Zamana Dokunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=168380</guid>

					<description><![CDATA[Kent Ekranı yazarlarından şair Kemal Aslan’ın sözlerini yazdığı şarkılar dijital ortamlarda yer aldı. Zamana Dokunan adını taşıyan albümün ilk iki şarkısı Akıyordu Nehir ve Dünya Hali adını taşıyor. Kemal Aslan ve Salih Dinçel’in 6 yıl önce tamamlanan çalışmaları nihayet gün yüzüne çıktı. Zamana Dokunan Adını taşıyan ve Ada Müzik’ten yayınlanan albümün ilk iki şarkısı tüm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kent Ekranı yazarlarından şair Kemal Aslan’ın sözlerini yazdığı şarkılar dijital ortamlarda yer aldı. Zamana Dokunan adını taşıyan albümün ilk iki şarkısı Akıyordu Nehir ve Dünya Hali adını taşıyor.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Salih Dinçel - Dünya Hali" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/9PMiV3120t0?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Kemal Aslan ve Salih Dinçel’in 6 yıl önce tamamlanan çalışmaları nihayet gün yüzüne çıktı. Zamana Dokunan Adını taşıyan ve Ada Müzik’ten yayınlanan albümün ilk iki şarkısı tüm platformlarda yer aldı. İlk şarkı Akıyordu Nehir adıyla yayınlandı. Şarkı, hızla değişen, ayağımızın altından kayan bir dünyayla karşı karşıya olduğumuzu hatırlatıyor. Şarkı yaşadığımız gerçekliği yalın, öz bir biçimde ortaya koyuyor.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Salih Dinçel - Akıyordu Nehir" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/ve9IH1MER-Y?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Albümün ikinci şarkısı olarak yayınlanan Dünya Hali, yaşadığımız zaman diliminde herkesin farklı biçimde tutum ve davranışlar ortaya koyduğunu aktarıyor. Ölümlü olmanın bilincinde olan insanın yaşamdaki tercihleri, karşı karşıya kaldığı ikilemler söz ve müziğin senteziyle ortaya konulmuş. Dünya Hali, kendimizi nerede gördüğümüze ilişkin dolaylı bir sorgulamayı da içeriyor. Bu eserin de sözleri Kemal Aslan’a müziği Salih Dinçel’e ait</p>



<p>8 şarkıdan oluşan Zamana Dokunan albümünde yer alan şarkılar Temmuz ayı sonuna kadar her ay iki şarkı olarak dinleyicilere ulaştırılacak.&nbsp; Albüm, bireysel ve toplumsal değişimin yarattığı ruh halini, duygu durumlarını ortaya koyuyor.&nbsp;</p>



<p><strong>Albümdeki şarkıların sözü şair ve şarkı sözü yazarı Kemal Aslan’a, müzikleri Salih Dinçel’e ait. </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Kedi(ler) kaybolur… Kedi ve can dostu zorlu bir sürecin içine girer… &#8216;Kivi&#8217; nin Güncesi ve 41 Haiku&#8217; raflarda yerini aldı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/04/13/bir-kediler-kaybolur-kedi-ve-can-dostu-zorlu-bir-surecin-icine-girer-kivi-nin-guncesi-ve-41-haiku-raflarda-yerini-aldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Apr 2025 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Kivi' nin Güncesi ve 41 Haiku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=167625</guid>

					<description><![CDATA[Kent Ekranı yazarlarından gazeteci-şair, Kemal Aslan’ın yeni kitabı “Kivi’nin Güncesi ve 41 Haiku” yayımlandı. Yazarın 19’uncu kitabı olan eser, ilişkilerin karmaşık dinamiklerini ve hassas dengelerini çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Farklı türler arasındaki ilişkileri üzerinde duran kitap, aslında kurulan tüm bağların ortak değerlere dayandığına işaret ediyor ve okuyucuyu bu değerler konusunda keşfe çıkartıyor. Deneysel bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kent Ekranı yazarlarından gazeteci-şair, Kemal Aslan’ın yeni kitabı “Kivi’nin Güncesi ve 41 Haiku” yayımlandı.</p>



<p>Yazarın 19’uncu kitabı olan eser, ilişkilerin karmaşık dinamiklerini ve hassas dengelerini çarpıcı bir şekilde ele alıyor. Farklı türler arasındaki ilişkileri üzerinde duran kitap, aslında kurulan tüm bağların ortak değerlere dayandığına işaret ediyor ve okuyucuyu bu değerler konusunda keşfe çıkartıyor.</p>



<p>Deneysel bir anlatı ortaya koyan Aslan, kitabında farklı canlılar arasındaki ilişkilerin temelinde de benzer insani değerlerin bulunduğunu belirtiyor.</p>



<p>Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Kivi Güncesi yazıları yer alıyor ve burada kaybolan kediler üzerinden keder ve kaybın duygusal yönleri inceleniyor. İkinci bölümü oluşturan &nbsp;“Kivi’nin Güncesi”nde, Kivi ve can dostunun yaşadığı zorlu bir sürecin ilişkiler üzerindeki etkisi titizlikle işleniyor. Kitabın üçüncü bölümü “41 Haiku” ise geleneksel Japon şiiri olan Haiku’nun çağdaş bir yorumu olarak okurlarla buluşuyor.</p>



<p>Bir Kedi üzerine yazılmış sayılı eserlerden biri olan kitabın kapağını ve illüstrasyonlarını Polat Canpolat yaptı. Artshop yayınlarından çıkan 136 sayfalık eser kitapçılardan ve internet satış noktalarından edinilebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="834" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-834x1024.jpg" alt="" class="wp-image-167626" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-834x1024.jpg 834w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-244x300.jpg 244w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-768x943.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-696x855.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-1068x1311.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804-342x420.jpg 342w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250412_140804.jpg 1080w" sizes="(max-width: 834px) 100vw, 834px" /></figure>



<p>Kemal Aslan; 2002’den başlayarak haberciliğin farklı alanlarında üçü akademik ortamda yaptığı tezlere dayanan 8 kitap yazdı.</p>



<p>Aslan’ın Tarih Siz Aşk (1993), Dilim İmla (1998),  Yoksun (1998), Kimim (1998), Barbalar Çağı (2021), Sesini Arayan Şarkılar (2022), Matadore (2023), Sevda ve Ayrılık Şarkıları (2023), Toplu Şiirler 1 Akış ve Arayış (2024), Geceye Üç Şarkı ve Yarım Kalmış Şiirler (2024)  adını taşıyan kitapları bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü’nde Sorunlar  </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/11/13/kiyi-emniyet-genel-mudurlugunde-sorunlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Nov 2024 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyı Emniyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=159627</guid>

					<description><![CDATA[Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü 12 Mayıs 1997 tarihinde Türk karasularında seyir ve emniyeti sağlamak amacıyla kuruldu. Yani geçmişi o kadar eski değil. Ancak boğazlardan geçen gemilere kılavuzluk, arama kurtarma gibi hizmetler veriyor. Bu hizmetler 10’u kurtarma gemisi olmak üzere 30’a yakın gemiyle yürütülüyor. Gemi kaptanları konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor. Yeni mezunlar kısa sürede uyum sağlayabiliyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü 12 Mayıs 1997 tarihinde Türk karasularında seyir ve emniyeti sağlamak amacıyla kuruldu. Yani geçmişi o kadar eski değil. Ancak boğazlardan geçen gemilere kılavuzluk, arama kurtarma gibi hizmetler veriyor. Bu hizmetler 10’u kurtarma gemisi olmak üzere 30’a yakın gemiyle yürütülüyor. Gemi kaptanları konusunda bir sıkıntı yaşanmıyor. Yeni mezunlar kısa sürede uyum sağlayabiliyor. Asıl sorun ara hizmetleri yürüten teknik kesimde toplam 13 teknik elemanın 7’si İstanbul’da çalışıyor. Hizmetler 7 gün 24 saat üzerinden yürütüldüğünden vardiya usulü gerçekleştiriliyor. Normal mesaide 4 kişi ortalama 5 gemiye hizmet veriyor. Bu alanda çalışanlar elektrik ve elektronik alanlarında teknisyen. Dolayısıyla geminin her türlü elektrik elektronik aksamlarıyla ilgili sorunlarını çözüyorlar. Bu sayı yeterli değil. Ancak yılbaşından sonra yani 14 Ocak 2025’ten itibaren emekli olmayı bekleyen 4 teknisyen var. Bunlar en az 25 yıldır bu kurumda hizmet veren deneyimli bir ekip. Onları emekli olmaya iten neden yılbaşından itibaren emekli maaşlarında düşüş olacağı konusundaki iddialar. Siyasal iktidar bu konuda net bir açıklama yapmadığından emekliliğini hak edenler hak kaybına uğramamak için istifa etmeyi seçiyorlar. Yolda tesadüfen karşılaştığım biri “şimdi emekli olmasam alacağım maaşı hak etmek için 7 yıl daha çalışmam lazım. O durumda ancak bugünkü emekli maaşı alabileceğim” dedi. Gelecek kaygısı toplumun her kesiminde giderek yaygınlaşıyor. İnsanlar uzun yıllar çalıştıktan sonra yaşlılıklarında biraz rahat etmek, iyi yaşamak istiyor. Ancak, bu ekonomik koşullarda bu mümkün görünmüyor. Bu durum daha az gelir kaybıyla emekli olmayı ciddi bir seçenek haline getiriyor.&nbsp;</p>



<p>Kıyı Emniyet Genel Müdürlüğü’nden emekli olmayı planlayan 4 teknisyenin yaşları da 50 civarında. Aslında onların emekli olmasıyla kurumsal kültürdeki süreklilikte sona erecek gibi görünüyor. Bir kurumda çalışanlar o kurumun hafızasını oluşturur. Emekliye ayrılanlar sonrası bu durumun sürdürülememesi telafi edilemez bir duruma yol açabilir. Gerçi konuştuğum kişi, kamu kurumu tarafından yürütülen bu hizmetin outsourcing (dış hizmet alımı)&nbsp; yoluyla karşılanabileceğini söyledi. Yani yeni bir rant alanı oluşacak gibi görünüyor.&nbsp;</p>



<p>Aslolan bu hizmetin kurumun kendi elemanları tarafından yürütülmesidir. Oluşan kaynağın kamu kesimine aktarılmasıdır. Bu yolla 1 birime yapılan hizmet 5, 6 birime satın alınacak. Denizcilik sektöründe dolarla iş yapıldığı düşünülürse kolay yoldan birileri zengin olacak ya da zenginliğine zenginlik katacak. Konuştuğum kişi emekli olduktan sonra yabancı bir şirkette 5 bin dolara iş bulabileceğini hatırlattı. Ancak kendisinin böyle bir niyeti yokmuş.&nbsp;</p>



<p>Gelişmeleri takip edeceğiz. Bakalım neler olacak?&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Kemal <strong>ASLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çöküşü Durdurmak İçin… </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/10/23/cokusu-durdurmak-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Oct 2024 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[KENT]]></category>
		<category><![CDATA[manşet]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=158262</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Sorunun temeli hukuk sisteminin adil biçimde işleyememesinde. Böyle olunca çeteler ve mafya için oldukça elverişli bir zemin ortaya çıkıyor.&#8221; Türkiye giderek 1990’lı yıllara benzemeye başladı. O yıllarda çeteler ve mafya savaşları gündemdeydi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent, “mafya devlet dahil her şeyi ele geçirmeye çalışıyor” uyarısında bulunmuştu. Sonra Susurluk olayıyla devlet içinde yapılanmış güçler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;Sorunun temeli hukuk sisteminin adil biçimde işleyememesinde. Böyle olunca çeteler ve mafya için oldukça elverişli bir zemin ortaya çıkıyor.&#8221;</p>



<p>Türkiye giderek 1990’lı yıllara benzemeye başladı. O yıllarda çeteler ve mafya savaşları gündemdeydi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nezih Demirkent, “mafya devlet dahil her şeyi ele geçirmeye çalışıyor” uyarısında bulunmuştu. Sonra Susurluk olayıyla devlet içinde yapılanmış güçler tasfiye edildi. Ancak, çetelerin ve mafyanın etkisi o dönemde tümüyle ortadan kaldırılamadı. O dönemin gazetelerine bakıldığında çetelerin karşılıklı sokak ortasında nasıl birbirlerini öldürdükleri, güç kazanma mücadelesi verdikleri kolayca görülebilir.</p>



<p>O dönemin şimdiden farkı koalisyon hükümetlerinin olması ve parçalı bir siyasal iktidarın Türkiye’nin sorunlarını çözmekte yetersiz kalmasıydı. Faili meçhul cinayetler, askeri ve sivil bürokrasiden kimi cinayet yoluyla tasfiyeler söz konusuydu. Türkiye sorunlarına parlamenter demokrasi içinde çözüm arayışındaydı ama askeri otorite zaman zaman müdahale ederek gücünü ortaya koyuyordu. O dönemin aydınlatılmamış olayları hala var.</p>



<p>Var olan siyasal iktidar 2002-2012 yılları arasında Türkiye’de mafya ve çetelerle sistematik biçimde mücadele etti ve onların büyük bölümünü tasfiye etti. Türkiye’nin büyüdüğü, geliştiği yıllardı bu dönem. Ne zaman ki ekonomik kriz kendini göstermeye başladı. Finansal kaynaklar konusunda sıkıntılar ortaya çıktı. Çeteler yeniden gündeme geldi.</p>



<p>Günümüzde siyasi iktidar küçük ortağına dayalı olarak gücünü sürdürebiliyor. Üstelik ne olduğu tam anlaşılamayan “Türk Tipi Başkanlık sistemi” uygulanıyor. Tek adamın her şeye karar verdiği bir rejim söz konusu. Ancak bu rejim, ekonomik krizin derinleştiği, kayıt dışı ekonominin giderek ağırlık kazandığı bir ortamda sorunları çözmekten hızla uzaklaşıyor. Dış politikada Türkiye’yi de uzun vadede etkileyecek gelişmeler özellikle Orta Doğu’da şekilleniyor. ABD Büyük Orta Doğu Projesi’nin son ayağını da gerçekleştirmek üzere. Siyasi iktidar, bu konuya hazırlıksız yakalanmamak için ön almaya çalışıyor. Bir tür Suriye’de kurulacak Kürt Devleti konusunda iç koşulları yaratmaya ve etki oluşturmaya çalışıyor.&nbsp;</p>



<p>Ancak iç koşullar oldukça ağır. Bu koşulları düzeltmeden dış koşullarda istenilen etkinin yaratılması oldukça zor görünüyor. Devlet kurumları giderek etkisiz hale geliyor. Sağlık, hukuk, eğitim gibi alanlarda her gün farklı çetelerin ortaya çıktığını haberlerden öğreniyoruz. Güvenlik bürokrasisi içinde her şeye rağmen devletin işleyişini sürdürmek ve çetelerle mücadele eden gruplar varlığını sürdürüyor. Yoksa bu çeteler nasıl ortaya çıkartılabilir ve çökertilebilir.&nbsp;</p>



<p>Sorunun temeli hukuk sisteminin adil biçimde işleyememesinde. Böyle olunca çeteler ve mafya için oldukça elverişli bir zemin ortaya çıkıyor. Bataklığı kurutmak için demokrasi ve hukukun üstünlüğünün her alanda savunulması ve uygulanması gerekiyor. Ancak, hukuku “guguk” olarak gören kesimlerin varlığı da bir gerçek. Bu da hukuk konusunda ortak bir zeminde buluşmayı engelliyor.&nbsp; Bataklığın varlığını sürdürmesi, yapanın yanına kaldığı anlayışının toplumda giderek kabul görmesi yeni çeteler için zemin oluşturuyor.</p>



<p>Türkiye’de hiçbir zaman şimdiye kadar olduğu kadar ne çocuk ne kadın öldürüldü. Ne de yeni doğanlar göz göre göre ölüme terk edildi. Yaşanan bu olaylara tekil olarak tepki ortaya konulsa da yeterli değil. Çünkü artık toplumsal çürüme derinleşmeye başladı. Ekonomik kriz bunu görünür hale getirdi. Bu durumdan rahatsız olmayan kesimlerin varlığı da bu bataklığı besleyen öğelerden biri. Bu çürüme her şeyi normal gören, rasyonelleştiren bir zihniyetin oluşmasına yol açtı. Bu zihniyet ile mücadele etmen, toplumsal ve ekonomik koşulları düzeltmeden, ortak değerleri kabul etmeden çürümenin önüne geçilmesi mümkün değildir. Üstelik artık neo-liberalizmin sağlık, eğitim gibi alanları piyasaya bırakan kâr etmeyi önceleyen anlayışı yerine kamusal toplumsal bir hizmet olarak gören bir anlayış siyasal bir program olarak uygulanmadıkça bu bataklıkta daha çok debeleniriz. Ancak acı bir gerçek şu ki: Ana muhalefet partisinin de bu konuda siyasal iktidardan farklı yok. Biz umudu tüketmeden var olan gerçekliği de görerek hareket etmeliyiz. Yol uzun işimiz oldukça zor olsa da a bu çürümeyi, yayılan pis kokuları durdurmak için çaba harcamalıyız.&nbsp;</p>



<p>Kemal <strong>ASLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halkın Siyasetten Uzaklaşması ve Ana Muhalefetin Yapması Gerekenler</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/10/13/halkin-siyasetten-uzaklasmasi-ve-ana-muhalefetin-yapmasi-gerekenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Oct 2024 21:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[HALK]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<category><![CDATA[SİYASET]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=157866</guid>

					<description><![CDATA[Halkın Siyasetten Uzaklaşması ve Ana Muhalefetin Yapması Gerekenler Türkiye’de Yöneylem şirketinin yaptığı araştırma son dönemde halkın siyasetten uzaklaştığını, var olan siyasi partilere güvenmediğini ortaya koyuyor. Halkın yüzde 59’u Türkiye’nin “kötü yönetildiği” görüşünde. Yani var olan siyasi iktidarın onların beklenti ve taleplerini karşılamadığını ifade ediyor. Ancak bu kesimim yüzde 40’ı hiçbir partinin sorunları çözemeyeceği görüşünde olması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Halkın Siyasetten Uzaklaşması ve Ana Muhalefetin Yapması Gerekenler</strong></p>
<p>Türkiye’de Yöneylem şirketinin yaptığı araştırma son dönemde halkın siyasetten uzaklaştığını, var olan siyasi partilere güvenmediğini ortaya koyuyor. Halkın yüzde 59’u Türkiye’nin “kötü yönetildiği” görüşünde. Yani var olan siyasi iktidarın onların beklenti ve taleplerini karşılamadığını ifade ediyor. Ancak bu kesimim yüzde 40’ı hiçbir partinin sorunları çözemeyeceği görüşünde olması vahim bir durum. İktidara hazırlanan ana muhalefet partisi acilen bu durumdan bir ders çıkarması gerekmektedir. Üstelik halkın gündeminde ilk sırada ekonomik kriz ikinci sırada enflasyon, hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı yer almaktadır.</p>
<p>Bu üç veri birlikte düşünüldüğünde ya ana muhalefet partisinin halka yönelememektedir. Ya da halka güven veren somut bir program oluşturamadıkları sonucu çıkarılabilir. Bu durumda yapılması gereken bu kesimlere yönelik ne yapılmalıdır? Onlarda nasıl güven oluşturulabilir? Nasıl muhalefete destekleri sağlanabilir? sorularının yanıtları acilen ortaya konulmalıdır.</p>
<p>Veriler halkın gelecekten umut var olmadığı sonucu çıkarılabilir. Böyle bir durumdaki halka dokunacak yaşamlarını iyileştirebilecek somut program ortaya konulmalı ve bu program parti örgütleri aracılığıyla geniş bir kadro tarafından Türkiye’nin her yerinde dile getirilmelidir. Muhalefetin bu konuda örgütsel yapısı ve kadroları vardır. Önemli olan onlara hazırlanan program çerçevesinde işlerlik kazandırmaktır.</p>
<p>Ana muhalefet partisi de lider odaklı iletişim strateji uygulamaktadır. Bu durum var olan genel başkanın parti örgütleri ve halkın nezdinde imajını güçlendirmek ve alternatif tek adam yaratmak amacıyla yürütülmekte olabilir. Ancak ana muhalefet partisinde Cumhurbaşkanları aday adayları arasında İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanları’nın olması bir anlamda liderlik çekişmesi için zemin oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu durum parti örgütlerinin sinerjisinden yararlanmamayı doğurabilir. Oysa toplumsal muhalefetin deprem sırasında ortaya çıkan enerjisi oldukça cılız biçimce sürmektedir. Ana muhalefet partisinin demokratik kitle örgütleri ile son bir yılda yaptığı sınırlı mitingleri sürdürmesi gerekir. Bu iktidar yürüyüşü ve kamuoyunda dengelerin değişmekte olduğu yönündeki algıyı da güçlendirir.</p>
<p>Ana muhalefet partisinin öncelikli görevi siyasetten soğuyan, soğumakta olan kesimleri yeniden siyasete katmanın yollarını aramak ve bulmak olmalıdır. Bu konuda nitelikle kadroları bulunan ana muhalefet partisi halkın gündeminde olan öncelikli sorunlara ekonomik kriz, enflasyon, hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı çözüm ürettiğini ortaya koymalıdır. Bu çözümleri de bir aydan fazla süredir afişlerde yer alan “Çare Var” sloganının altını doldurarak yapmalıdır. Sadece çare var demek yetmez, çarenin neler olduğunu somut biçimde ortaya koymak gerekir. Bu yapılmadığı takdirde ana muhalefet partisi yapılacak bir genel seçimde iktidara gelebilecek oyu alamaz. Gerçi genel seçimler küskünleri, kırgınları, kararsızların bir kısmını harekete geçirmektedir. Var olan dengeler, vaatler siyasal atmosfer bu konuda belirleyici olmaktadır. Ancak ana muhalefet partisi bunu şimdiden ortaya koyarak güven ortamı yaratmalıdır. Yoksa çok geç olacağını şimdiden yazmak kehanet olmayacaktır.</p>
<p>Kemal <strong>ASLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyda Yılmaz’ın Şehit Olması ve Durumdan Vazife Çıkarmak   </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/09/25/seyda-yilmazin-sehit-olmasi-ve-durumdan-vazife-cikarmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2024 07:30:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=157077</guid>

					<description><![CDATA[Şeyda Yılmaz’ın Şehit Olması ve Durumdan Vazife Çıkarmak    Polis memuru Şeyda Yılmaz’ın şehit olması üzerine etraflı bir biçimde düşünülmesi ve gereken derslerin çıkarılması gerekiyor. Öncelikle poliste 26 suç kaydı bulunan Yunus Emre Geçti’nin polis merkezinden nasıl kaçtığı açığa kavuşturulmalıdır. Bu konuda süreçlerle ilgili bir eksiklik var mı? Ne yapılmadı? Ya da ne eksik yapıldı ki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Şeyda Yılmaz’ın Şehit Olması ve Durumdan Vazife Çıkarmak   </strong></p>
<p>Polis memuru Şeyda Yılmaz’ın şehit olması üzerine etraflı bir biçimde düşünülmesi ve gereken derslerin çıkarılması gerekiyor. Öncelikle poliste 26 suç kaydı bulunan Yunus Emre Geçti’nin polis merkezinden nasıl kaçtığı açığa kavuşturulmalıdır. Bu konuda süreçlerle ilgili bir eksiklik var mı? Ne yapılmadı? Ya da ne eksik yapıldı ki yakalanan katil zanlısı karakoldan kaçabildi? Bugüne kadar çok az sayıda kişinin karakoldan kaçabildiği dikkate alınırsa burada yanıtlanması gereken sorular vardır. Bu tür olaylarda şüpheyle yaklaşmak esastır. Bu konu Emniyet Müdürlüğü tarafından,  adli makamlar tarafından soruşturularak açığa çıkarılması gerekir. İkinci olarak kendine zorluk çıkaran polislere direnen zanlıyı etkisiz hale getirmek için orada bulunan polisler neden bir şey yapamadı? Bu konuda eğitim eksiklikleri mi var? Böyle durumlarda polisin muhalif kişilere sert uygulamalar yaptığını geçmişte uzun süre polis muhabirliği yapan biri olarak biliyorum. Üstelik yakın tarihte medyanın da katılımıyla yapılan operasyonlarda generaller, gazeteciler, bilim insanları, muhalif aydınların nasıl ters kelepçe ile polis araçlarına konulduğu hala hafızalarımızda. Burada yakalanan zanlıya benzer bir uygulama neden yapılmadı?</p>
<p>Gözaltına alınanlar arasında “ters kelepçe takılması gerekenler” ve “ters kelepçe takılmaması gerekenler” diye bir ayrım olacağını sanmıyorum. Ama yaşanan olay bu konuda soru işaretleri yaratıyor. Zanlının adliyeye götürülmesi sırasında uygulanması gereken prosedürler yerine getirildi mi? Yoksa bir ihmal ya da eksiklik var mıydı? Bu konuda yasa, yönetmelik, tüzük ve genelgelerde bir eksiklik var mı? Varsa bunların hızla standart hale getirilmesi ve polis teşkilatının bu konuda eğitilmesi yaşanan elim olayın benzerinin bir daha meydana gelmemesi açısından önem taşıdığını hatırlatmak isterim.</p>
<p>Polislerin yakın döğüş teknikleri konusunda daha eğitimli olması gerektiği bu olayda da ortaya çıkmıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü bu durumdan gereken dersi çıkaracaktır diye düşünüyorum.</p>
<p>Yakalanan 19 yaşındaki zanlının poliste 26 suç kaydının olması bunlardan her birinden adliyeye sevk edildiği anlamına gelmiyor. Uyuşturucu ve ticareti, kasten yaralama, cinsel taciz, yağma, gasp, 2 çocuğa cinsel istismar, motosiklet hırsızlığı, mala zarar verme gibi önemli suçlardan gözaltına alınan zanlının işlediği iddia edilen suçlardan hangisinden dava açıldığı ve bunların nasıl sonuçlandırıldığını Adalet Bakanlığı açıklamalıdır. Medyada çıkan haberlere göre zanlı bir gün bile hapiste yatmamış. Bu durumda zanlı koruyan birileri mi var? Bu kişi/kişiler açıklanmalıdır. Zanlının her hangi bir kuruluş ya da kuruluşlarla ilişkisi var mıdır? Bu kuruluşlar ile zanlıyı belli amaçları doğrultusunda kullanmışlar mıdır? Bu konuda herhangi bir istihbarat raporu var mıdır? Varsa bunlar kamuoyuna açıklanmalıdır.</p>
<p>Yargı bağımsızlığını korumak herkes açısından önem taşımaktadır. Bunun en önemli yollarından biri de açık şeffaf yargılama ve hâkim teminatıdır. Ancak zanlı hakkında açılan davalarda ne tür sonuçlar alındığı zanlının işlediği ciddi suçlara rağmen nasıl toplum içinde dolaştığı ortaya çıkarılmalıdır. Son on yılda infaz yasasında yapılan sürekli değişiklikler ile suç ile ceza arasındaki denge bozulmuştur. Bu durum toplumda adalet duygusunun zedelenmesine yol açmaktadır. Bu konularda hem siyasal iktidar hem de muhalefet üzerine düşeni yapmalıdır. Toplumda hukukun üstünlüğü yeniden tesis edilmeli ve suç işleyenlerin hak ettiği cezayı aldıkları inancı yaygınlaşmalıdır. Bunun yolu da suç ile ceza arasındaki dengenin yeniden kurulmasına bağlıdır.</p>
<p>Zanlı ile ilgili açılan davalar var ise hâkimler bu konuda nasıl karar vermişlerdir. İki yılda bir yapılan müfettiş denetimlerinde bu hâkim ya da hâkimler konusunda nasıl bir rapor hazırlanmıştır? Açılan davalar sonuçlanmış ise Yargıtay bu konuda ne görüş belirtmiştir? Açılan davaların akıbeti ne olmuştur? Hâkimler ve Savcılar Kurulu bu konuda ne yapmıştır? Son zamanlarda kamuoyunda popüler olan davalarla ilgili gelişmelerin toplumda yarattığı izlenim, algı konusunda siyasal iktidar, Adalet bakanlığı ne yapmayı düşünmektedir?</p>
<p>Polis memuru Şeyda Yılmaz’ın şehit edilmesi olayının ayrıntılı biçimde analiz edilmesi, değerlendirilmesi ve nelerin yapılması gerektiğinin somut olarak ortaya konulması bu tür cinayetlerin önüne geçilmesini sağlayacaktır. Şimdi karar merciinde olanlara düşen görev durumdan vazife çıkarmaktır.</p>
<p>Kemal <strong>ASLAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Günümüzdeki ikili ilişkiler &#8216;otopsi&#8217; masasında; Kent Ekranı Yazarı Kemal ASLAN,  8’inci şiir kitabını yayınlandı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/09/20/gunumuzdeki-ikili-iliskiler-otopsi-masasinda-kent-ekrani-yazari-kemal-aslan-8inci-siir-kitabini-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Sep 2024 09:10:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Geceye Üç Şarkı Ve Yarım Kalmış Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=156763</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzdeki ikili ilişkiler &#8216;otopsi&#8217; masasında; Kent Ekranı Yazarı Kemal ASLAN,  8’inci şiir kitabını yayınlandı. Kent Ekranı yazarı, gazeteci &#8211; şair Kemal Aslan’ın Geceye Üç Şarkı Ve Yarım Kalmış Şiirler adlı 8’inci şiir kitabı yayınlandı. Aslan, yeni şiir kitabında mümkünün imkânsıza dönüşmesini şiirin olanakları çerçevesinde irdeliyor. Aslan, günümüz ikili/özel ilişkilerini irdelerken, bireyin iç dünyasındaki kaotik durumları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Günümüzdeki ikili ilişkiler &#8216;otopsi&#8217; masasında; Kent Ekranı Yazarı Kemal ASLAN,  8’inci şiir kitabını yayınlandı.</strong></p>
<p>Kent Ekranı yazarı, gazeteci &#8211; şair Kemal Aslan’ın Geceye Üç Şarkı Ve Yarım Kalmış Şiirler adlı 8’inci şiir kitabı yayınlandı.</p>
<p>Aslan, yeni şiir kitabında mümkünün imkânsıza dönüşmesini şiirin olanakları çerçevesinde irdeliyor.</p>
<p>Aslan, günümüz ikili/özel ilişkilerini irdelerken, bireyin iç dünyasındaki kaotik durumları şiir evreninin elverdiğince aktarıyor.</p>
<p>Yaşanan duygusal boşlukları, sığ kalan ve sahici/derinlikli bir ilişkiye geçemeyen bu ilişkilerin önündeki engelleri, etkileri şiirsel bir söylem çerçevesinde dillendiriyor.</p>
<p>Aslan, bu kitabıyla ilgili şunları söyledi: “Günümüzde duyarsız, anlık zevklere kendini bırakan yani haz odaklı kısa süreli ilişkiler söz konusu. Karşılıklı nesneleştirmeye dayanan bu ilişkiler derinleşememekte ve yüzeysel kalmakta. Bu ise tarafları kendi yaşamının faili konumundan alıkoyuyor ne yazık ki. Haz/keyif alma temelli bu anlayış-arayış doğaldır ki doyurucu, sahih bir ilişkiye dönüşmesine olanak tanımıyor. Eros’un ölümü de tam bu noktada başlıyor. Kitabımda şiirin olanakları çerçevesinde bunu sorunsallaştırdım. Bana göre ‘karşılıklı nesneleştirme’ dediğim bu durum, günümüz koşulları kadar özneler arası farklılıklar, bireylerin travmaları, kanayan ama konuşulmayan yaralarıyla da ilgili.”</p>
<p>“Sinderella” adlı şiirle başlayan kitap, “Kül Kedisi” adlı şiirle bitiyor. Kitapta ayrıca, “Geceye üç şarkı” ile “geceye yarım kalmış şiirler” adını taşıyan tematik bütünlüklü uzun bir ara bölüm yer alıyor. Burada ikili ilişkilerde yaşanan kopukluklar, çatışmalar şiirsel bir dil ile öyküleştirilerek aktarılıyor.</p>
<p>Polat Canpolat’ın kapak tasarım ve illüstrasyonlarını yaptığı kitap, Artshop yayınları tarafından basıldı. Geceye Üç Şarkı Ve Yarım Kalmış Şiirler online platformlarda satışa sunuldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-156764" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-278x300.jpg" alt="" width="278" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-278x300.jpg 278w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-768x828.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-950x1024.jpg 950w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-696x750.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-1068x1151.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008-390x420.jpg 390w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/09/Screenshot_20240919_144008.jpg 1080w" sizes="(max-width: 278px) 100vw, 278px" /></p>
<p><strong>Kemal Aslan</strong> :</p>
<p>1955 yılında İstanbul’da doğan Kemal Aslan, ilk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İ.İ.T.İ.A. Gaz. Halk. İlş. Y.O’dan (şimdiki Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi) 1977 yılında mezun oldu. Gazeteciliğe 1978 yılında Akşam Gazetesi’nde başlayan Aslan, 1980’den itibaren yaklaşık 32 yıl TRT’de muhabir ve editör olarak çalıştı. Akademik ortamda önce gönüllü olarak (1994-2003) MİHA (Marmara İletişim Haber Ajansı’nda) daha sonra da (2000-2010) Marmara İletişim Fakültesi’nde ders saati ücretli olarak başladı. 2011-2014 yılları arasında doktor öğretim üyesi olarak önce İstanbul Aydın Üniversitesi’nde, daha sonra (2014-2015) Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nde çalıştı. 2016 yılından bu yana Haliç Üniversitesi’nde görev yapıyor.</p>
<p>Kemal Aslan, sanal gazete, kent ekranı adlı sitelerin yanı sıra Zorba TV’de sanat felsefesi, sanat sosyolojisi, ikili ilişkiler, medya, siyaset ve gezi yazıları yazıyor.</p>
<p>2002’den başlayarak haberciliğin farklı alanlarında üçü akademik ortamda yaptığı tezlere dayanan 8 kitap yazdı. Çocukluğundan beri sanatsal ifade tarzları ilgisini çeken Kemal Aslan’ın Tarih Siz Aşk (1993), Dilim İmla (1998), Yoksun (1998), Kim im (1998), Barbalar Çağı (2021), Matadore (2023) ve Toplu Şiirler 1 (Akış ve Arayış) adını taşıyan şiir kitaplarının yanı sıra Sesini Arayan Şarkılar (2022) ve Sevda ve Ayrılık Şarkıları (2023) adlı güftelerinin de yer aldığı toplam 17 eseri bulunuyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyaset, Sorunları Çözemiyor  </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/08/28/siyaset-sorunlari-cozemiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Aug 2024 08:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=155360</guid>

					<description><![CDATA[Siyaset, Sorunları Çözemiyor   Siyaset kurumu, içinde bulunduğumuz süreçte giderek ağırlaşan ekonomik, toplumsal sorunlara çözüm üretmekten giderek uzaklaşıyor. Ya da yeterince çözüm üretemiyor. Oysa siyasal iktidar sürekliliğini halkın sorunlarını çözerek, talep ve beklentilerini dikkate alarak sağlar. Türkiye’de son bir yılda ekonomik sorunların giderek ağırlaşması hayatın her alanında etkisini gösteriyor. Emekliler, çalışanlar görece durdurulamaz bir biçimde yoksullaşıyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siyaset, Sorunları Çözemiyor  </strong></p>
<p>Siyaset kurumu, içinde bulunduğumuz süreçte giderek ağırlaşan ekonomik, toplumsal sorunlara çözüm üretmekten giderek uzaklaşıyor. Ya da yeterince çözüm üretemiyor. Oysa siyasal iktidar sürekliliğini halkın sorunlarını çözerek, talep ve beklentilerini dikkate alarak sağlar. Türkiye’de son bir yılda ekonomik sorunların giderek ağırlaşması hayatın her alanında etkisini gösteriyor. Emekliler, çalışanlar görece durdurulamaz bir biçimde yoksullaşıyor. Halkın büyük çoğunluğu artan pahalılık karşısında sağlıklı beslenemiyor. Sadece yetişkinler değil, gençler ve bebekler de. Gelecekte sağlık sorunlarının artacağını öngörmek ülkenin demografik yapısının gelecekte daha sağlıksız olacağını tahmin etmek bir kehanet değil.</p>
<p><em>Siyasetin halktan giderek uzaklaştığının en son örneği sokakta yaşayan köpeklerle ilgili çıkartılan yasa örnek gösterilebilir. Kamuoyu araştırmalarına rağmen siyaset kurumu bu konuda bir dayatma içine girdi. </em></p>
<p>Benzer şekilde tarımsal alanda çiftçilerin sesi, talepleri duyulmamaktadır. Tarımsal üretimde başlayan gerilemenin gelecek yılda da sürmesi olasıdır. Oysa tarımsal üretim doğrudan her devletin sürekliliğinin temel taşlarından biridir. Tarihte büyük olaylar tahıl üretimde yaşanan sıkıntılarla da bağlantılı.</p>
<p><em>Halkın talep ve beklentileri yerine çok dar kesimlerin isteklerinin karşılanması siyaset kurumunun halktan uzaklaşmasına yol açmaktadır. Halkın sesini duymamak, duymak istememek siyaset kurumunu otoriterleşmeye yöneltmektiyor. O zaman güvenlikçi bir anlayış temelinde sadece asayişçi bir yaklaşım dışında seçenek kalmamaktadır. Halkın talep ve beklentilerinin dikkate alınması siyaset kurumunun demokratikleşme yönünde bir arayışıyla bağlantılı. </em></p>
<p>İçinden geçtiğimiz süreçte siyaset kurumu bir sıkışma yaşanıyor. Bu sıkışmayı aşacak yeni bir program da henüz ortaya konul(a)madı.  Siyasi kadroların bu gerçeği fark edip etmedikleri de ayrı bir soru. Bu yönde herhangi bir irade siyaset kurumunda yoktur. Bunun yarattığı gerilim gündelik yaşamda toplumsal karşılaşmalarda artan şiddet, kavga örüntüleri olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><em>Siyaset kurumu Türkiye’de 150 yıllık parlamenter geçmişe sahiptir. Bu geçmiş sorunların nasıl çözülebileceği konusunda gerekli ipuçlarını veriyor. Siyaset kurumunun sorunları çözememesinde kamu kesiminin ekonomik kaynak kullanımında seçeneklerinin giderek azalmasının rolü var. Diğer bir neden ise çatışma ve kutuplaşma ortamının ülkeyi getirdiği konum. Oyların konsolide edilmesi için yürütülen kutuplaştırıcı siyaset artık çözüm üretemez hale geldi. </em></p>
<p>Bir başka neden de deneyimli, birikimli insanların siyaset kurumundan uzaklaştırılması ya da tasfiye edilmesi. Ehliyetsiz, liyakatsiz sınırlı kişilerden oluşan kadro ile siyaset kurumunun etkili olamayacağı görülmektedir. Yeni ve genç kadrolarda da hevessizlik var. Üstelik bilgi birikimleri, deneyimleri de sınırlı olduğundan yaşanan sorunlara çözüm bulmada yetersiz kalıyorlar.</p>
<p><em>Ülkede her alanda çöküş emareleri görülüyor. Sürekli çetelerin varlığının haberlerle gündeme gelmesi, önemli devlet kurumlarındaki sorumluların olmadık işlere karışması –insan kaçakçılığı, uyuşturucu trafiğinde yer alma, kara para aklama vb.- artık şaşırmayan haberler olarak karşımıza çıkıyor. </em></p>
<p>Eski kurumların yerine getirilen yenileri sorunlara yeterince çözüm üretilemiyor. Yeni bir paradigmaya ihtiyaç var. Bu paradigma farklı toplumsal kesimlerin uzun yıllardır dile getirdiği sorunlara da yanıt verecek düzeyde olmalı. Türkiye 1990’lardaki gibi çözümsüzlüğün arttığı bir konuma doğru sürükleniyor. Bu durum hiç birimizin istemediği kargaşa ortamına yol açabilir. Dolayısıyla siyaset kurumu gündelik polemikler dışında dünyanın geçirdiği değişim sürecini, belirsizlikleri hatta öngörülemezlikleri dikkate alarak sorunun çözümü için çaba gösterilmeli. Bunun ilk adımı halkın beklenti ve taleplerini dikkate almaktan geçiyor. Siyaset kurumunun dayandığı sınıfsal ilişkiler ağı buna ne kadar olanak verebilir? Bu büyük bir soru.</p>
<p>Kemal ASLAN/Gazeteci-Yazar</p>
<div dir="auto">
<p>Kemal ASLAN/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 28 Ağustos 2024</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/kemal-aslan/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
