<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İstanbul Boğaziçi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/istanbul-bogazici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 02 Feb 2025 08:39:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>İstanbul Boğaziçi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 22 &#8211; BOĞAZ&#8217;DA KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIŞIMIN ÖYKÜSÜ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/02/02/bir-baska-alemdi-bogazici-22-bogazda-kilicbaligi-avina-cikisimin-oykusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç balığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=164582</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ BOĞAZİÇİ’NDE İLK KEZ KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM  Boğaziçi&#8217;nin kadîm semti Yeniköy’de yaşadığımız 1950’li/1960’lı yıllarda ortaokul ve lise eğitimimi aldığım&#160; İstanbul Alman Lisesi&#8217;ne her sabah saat 06.30&#8217;da Yeniköy Vapur İskelesi’nden kalkıp Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak Galata Köprüsü&#8217;ne giden vapurla ulaşırdım… Karaköy&#8217;den bindiğim Tünel&#8217;in İstiklâl Caddesi&#8217;nin başındaki istasyonunda indikten sonra Şahkulu Bostan Sokağı&#8217;ndaki kapısından okuluma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ </strong></p>



<p><strong>BOĞAZİÇİ’NDE İLK KEZ KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM </strong></p>



<p>Boğaziçi&#8217;nin kadîm semti Yeniköy’de yaşadığımız 1950’li/1960’lı yıllarda ortaokul ve lise eğitimimi aldığım&nbsp; İstanbul Alman Lisesi&#8217;ne her sabah saat 06.30&#8217;da Yeniköy Vapur İskelesi’nden kalkıp Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak Galata Köprüsü&#8217;ne giden vapurla ulaşırdım…</p>



<p>Karaköy&#8217;den bindiğim Tünel&#8217;in İstiklâl Caddesi&#8217;nin başındaki istasyonunda indikten sonra Şahkulu Bostan Sokağı&#8217;ndaki kapısından okuluma girerdim…Derslerimiz saat 08.00&#8217;de başlar, saat 13.00&#8217;de son zilin çalmasıyla 6.dersimiz sona erer ve okulun kapısı kapanırdı…</p>



<p>O günkü havama göre ya tekrar Köprüye iner, Boğaz’ın Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak giden Şehir Hatları vapuruna biner, eve dönerdim…Ya da arkadaş grubumla Beyoğlu’ndaki sinemalarda oynatılan haftanın iyi filmlerinden birine giderdik. Sinemadan çıktıktan sonra ya ünlü İnci Pastanesine gider “profiterol” yerdik, ya da ünlü Markiz Pastanesine gidip ünlü pasta çeşitlerinden tadardık…</p>



<p>Vapur yolculuklarım sözün tam anlamıyla müthiş keyifli ve dinlendirici geçerdi. Çünkü&nbsp; bir saate yakın süren o dönüş yolunda ertesi günün dersleriyle ev ödevlerimi hazırlama olanağını bulurdum püfür püfür esen Boğaz havasına karşı…</p>



<p>Sabahları tarihî Yeniköy Vapur İskelesi’ne geldiğimde sıklıkla iskelenin üzerinde hemen dikkatimi çeken telaşlı bir hareketlilik çarpardı gözüme…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717.jpg" alt="" class="wp-image-164583" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-300x213.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-768x545.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-696x493.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-592x420.jpg 592w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yeri gelmişken sabahın ilk saatlerinde başlayan ve vapurun yanaşıp kalkışına kadar süren bu çok hareketli ve renkli sahneyi gözlerinizin önüne getirmeye çalışacağım…</p>



<p>Her sabah, daha gün ışırken, Boğaz iskelelerine uğrayan vapurlara, o iskelelerin üzerine getirilerek dizilmiş bulunan su ürünleri ve tarımsal ürünleri görürdünüz… Örneğin Kavaklar, Sarıyer, Beykoz ve Yeniköy’deki dalyanlardan ve balıkçı kayıklarından bırakılan sandıklar, çevalyeler, sepetler dolusu boy boy,  çeşit çeşit balıklar, istakozlar, karidesler, vb. yüklenirdi. Yeni avlanmış balıklar ve deniz ürünleri o zamanlarda Karaköy-Perşembe Pazarı sahilindeki Balıkhane’ye bu erken saatlerde giden vapurlarla sevk ediliyorlardı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="943" height="529" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823.jpg" alt="" class="wp-image-164584" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823.jpg 943w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-768x431.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-696x390.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-749x420.jpg 749w" sizes="(max-width: 943px) 100vw, 943px" /></figure>



<p>İskelenin üzerinde balıkların yanısıra çevredeki çiftliklerden getirilen yeni toplanmış bostan ürünlerinin, çeşit çeşit, rengârenk, sebze ve meyvelerin de vapura süratle yüklenmesinin ardından Boğaz’ın her iskelesinden Köprü’ye, yâni Eminönü &#8211; Sirkeci yahut da Karaköy &#8211; Tophane’deki işlerine giden emekçiler, memurlar, iş sahipleri ve esnaf, hep birlikte, yan yana binerlerdi bu emektar vapurlara…Düşünün, gözünüzün önüne getirin bir kere: Denizden yeni çıkmış balıklar ve midye, istakoz gibi su ürünlerinin; tarlalardan ve ağaçlardan yeni toplanmış sebze ve meyvelerin yan yana dizilerek yüklendiği sabahın o ilk vapurlarına aynı anda her kesimden, her meslekten Boğaz halkı da biniyordu…Vapurlarla işlerine gidip dönen çalışanlarla, patronlar, okullarına giden öğrenciler birbirleriyle selâmlaşırlar, insanların arasındaki iyi komşuluk ve yol arkadaşlığı ilişkileri göze çarpardı…</p>



<p>Bir Mayıs sabahı iskeleye geldiğimde az ileriye bakınca derya kuzusu gibi yerde yatan görkemli, kocaman bir kılıçbalığını ve yanındaki daha küçük boylarda olanları gördüm vapura yüklenmesi için dizilmiş,&nbsp; diğer balıkçı çevalyeleri ve sandıklarının yanında…O kadar büyük bir kılıçbalığını daha önce hiç görmemiş, balıkçılardan da duymamıştım…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="720" height="620" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015.jpg" alt="" class="wp-image-164585" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-300x258.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-696x599.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-488x420.jpg 488w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p>Tam o sırada bu balıkları Balıkhane&#8217;ye bir an önce sevketmek için koşturan Yeniköy’ün öncü madrabazı (balık tüccarı) Karakaş Kardeşlerin en küçüğü, Yeniköy’ün Delisi lâkabıyla bilinen çıplak ayaklı balıkçı Paminando&#8217;yu gördüm. Merakla ona sordum önümden geçerken: &#8220;Paminando Abi, bu koca kılıçbalığı nerede avlandı acaba? Bu kadar büyüğünü ilk kez görüyorum!..&#8221;</p>



<p>Paminando&#8217;nun cevabını hayretler içinde karşıladım: &#8220;Memo Bey, bunlar dün gece Yeniköy &#8211; Paşabahçe arasında ağlara takıldılar, onların azman olanını büyük güçlüklerle uğraşarak alamanalara (kayıklara) aldılar…&#8221;</p>



<p>Paminado&#8217;yu dinlerken o anda beynimde bir şimşek çaktı:&nbsp; Bizim Köy&#8217;ün açıklarında yapılan kılıçbalığı avcılığına bir gece ben de mutlaka katılıp bu büyük av heyecanını yaşayacaktım…Ama nasıl?..</p>



<p>Önce gece yapılacak bu büyük ve maceralı avcılığa deneyimli avcılık ekibinin arasında katılabilmem için ebeveynimden izin almalıydım…Fakat bunun çok zor olacağını biliyordum…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="714" height="736" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938.jpg" alt="" class="wp-image-164586" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-291x300.jpg 291w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-696x717.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-407x420.jpg 407w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /></figure>



<p>Bu arada tanıdığım usta balıkçılara sorarak kılıçbalığı avcılığı hakkında küçük bir araştırma yaptım kendimce…</p>



<p>Öğrendiğime göre, Boğaz’ın belirli yerlerinde bu avcılık özel ağlarla şöyle yapılıyormuş:&nbsp;</p>



<p>Bu çeşit av bilhassa Boğaziçi&#8217;nde Bariyer&#8217;den (Kavakların arasında) itibaren Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu, Kanlıca, Yeniköy, Baltalimanı önlerindeki voli mahallerinde yapılırmış. Kılıçbalığının ağ ile tutulması için &#8216;sakin ve karanlık geceler&#8217; seçilirmiş. Bunun sebebi, kılıçbalığının karanlık, yakamozsuz gecelerde, avını takip ederken ağları görmeyip takılmasının amaçlanmasıymış… Kılıçbalığının gözleri çok keskin olduğundan gerek mehtaplı ve gerekse yakamozlu gecelerde ağı göreceğinden ağa doğru gelmeyeceği için bu suretle hassas bir planlama yapma zorunluluğu varmış…</p>



<p>Kılıç ağlarının bir yakası mantarlı diğer yakası da ağ suyun içerisinde dibe doğru dursun diye bir halatla bağlı olurmuş. Kılıç ağlarında kurşun yerine bu halat kullanılır ve ağın mantarları, bu halat kurşun kadar ağırlık vermediğinden, kısmen suyun yüzünde kalırmış…</p>



<p>Kılıçbalığı, yemlenmek için ufak balıkları takip ederken, bunların ağın gözlerinden geçip gitmelerinden sonra, ağı görmeyerek kılıcı ve üst yüzgeciyle gözeneklere takılırmış. Halatla temas eder etmez dönüp kaçmak ister, fakat bu sefer de kuyruğu ağlara&nbsp;takılır kalır, kıskıvrak yakalanırmış…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="686" height="368" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208.jpg" alt="" class="wp-image-164587" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208.jpg 686w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208-300x161.jpg 300w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure>



<p>Ağın bir ucundaki ip sandalın içerisinde olduğundan bu ipin şiddetle çekilmesiyle balıkçı tayfası balığın tutulduğunu anlar ve hemen sanki oltaya takılan bir büyük balık imiş gibi idareye başlanırmış…</p>



<p>Yâni balık kuvvetle asıldıkça ip yeterince serbest bırakılır, balık kendini bıraktıkça da ip çekilir, toplanırmış…</p>



<p>Balık bu mücadelesinde iyice yorulduğu vakit esasen sandalın yanına kadar gelmiş durumda olurmuş. Bu esnada sudaki ve sudan hemen çıkan balığın kılıcı fevkalâde keskin olacağından tayfalar balığı kılıcından asla el ile tutmazlarmış. Balığın kuyruğuna kalınca bir ilmek atılarak ve hem kuyruğundan hem de kılıcından (fakat burasından ya ağlarla veya bir çuvalla) tutularak tercihan bir baygınlık ânında sandala alınır ve ay şeklinde kıvrılarak kayığın başaltına yatırılırmış. Can çekişiyor dahi olsa balığı kayıkta uzunlamasına bırakmak çok tehlikeliymiş, zira pek güçlü olan hayvan kuyruğu ile darbeler vurarak sandalın içinde tahribat yapabilirmiş…</p>



<p>Aynı ağla bir geçişte bir kaç kılıçbalığının birden de tutulduğu görülürmüş…</p>



<p>İşte bu fevkalâde heyecanlı ve riskli avcılık hakkında önceden toparlayabildiğim istihbarat ilgi ve merakımı âdeta kamçılayarak heyecanımı doruğa çıkarmıştı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="250" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4.jpg" alt="" class="wp-image-164588" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4-300x100.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4-696x232.jpg 696w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><strong>YAŞASIN!..KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM </strong></p>



<p>Ebeveynimden bu mecburî izni tek başıma alamayacağımı biliyordum…</p>



<p>Okullar yeni tatil olmuş, kardeşimle birlikte iple çektiğimiz amatör denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerimizi yapabileceğimiz tatil günlerimiz nihayet gelmişti…</p>



<p>Yeniköy’ün dalyancılık ve balıkçılık alanındaki pirî, Karakaş Kardeşlerin büyüğü Sokrat Amcama gidip sordum: &#8220;Uygun bir gecede Yeniköy açıklarında yapacağınız kılıçbalığı avcılığına benim de kayıklarınızdan birinin uygun bir yanında oturarak avınızı izlememi kabul eder misiniz?..&#8221;</p>



<p>Sokrat Amca engin denizcilik ve insanları tanıma yetenekleri ile Yeniköy’ümüzün pek sevilen, sayılan bilge kişisiydi. Aynı Antik Yunanlı adaşı filozof Sokrates gibiydi bizim gözümüzde…Dedelerim, Babam ve Annem onun sürekli belki de en iyi müşterileri arasındaydı…Sokrat Amca bu avcılığa çıkabilmem için gerekli izni onlardan isteyebilecek tek kişiydi…</p>



<p>Uzun sözün kısası, sonunda Sokrat Amca benim için yalnız bir geceliğine ve birkaç saatliğine bu izni kopardı. Artık sırada hangi gece yapılacak avcılığa katılacağıma karar verecekti kendilerine &#8220;emanet edilen delikanlı Memo&#8221; için…</p>



<p>Ilık bir bahar akşamı Paminando motorla gelip bizim yalıdan beni aldı Annemin sıkı sıkıya tenbih ve uyarıları arasında…</p>



<p>Giysilerim gece avcılığına uygundu üzerimdeki muşamba kaban ve çizmelerimle bir takım olarak…</p>



<p>Karakaşlar, iki adet kancabaş alamanaları ve kılıç ağları takımları ile hazır durumda,&nbsp; Yeniköy Yalıboyu sahilindeki yalılarının önünde bulunan dalyanlarına yakın bir yerde benim gelişimi bekliyorlardı…</p>



<p>Beni kayığa bindirdikten ve kayıkta nerede durmam, avcılığı nasıl izlemem konusunda kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra Sokrat Reis kürekçilere &#8220;Vira Bismillah, avımız bereketli olsun, rastgele!..&#8221; diye komutunu vererek seslendi. Dörder çifte kürekli alamanalar Beykoz Yalıköy yönünde harekete geçti…</p>



<p>Kireçburnu &#8211; Tarabya açıklarındaki Boğaz üst akıntılarına gelince kayıklardan birindeki ağları tayfalar denizin üzerine büyük bir ustalıkla seriyorlardı…Ağların mantar yakalı üst kenarları suların yüzeyinde akıntıyla birlikte Paşabahçe Koyu&#8217;na doğru sürüklenmeye başladı…</p>



<p>Kayıkların kürekleri küpeştelerin üstüne muntazam toplanmış, toplam 12 kişilik tayfa takımının ağzına âdeta kilit vurulmuş, ağlara yakın çev rede çıt çıkmıyordu…Sigaralar söndürülmüş, lüks lâmbaları kayıkların içinde kısık ışıkla yanıyordu…</p>



<p>Birinci akışımızda ağlara vuran iri bir balık olmadı…Yâni ilk akışımız boş geçti…</p>



<p>İkinci akışımızda Çubuklu ile İstinye açıklarından Kanlıca ile Emirgân açıklarına doğru yaklaşırken ağların ortalarında, denizin üstünden birkaç metre aşağıda, ağların kuvvetlice çekilmekte olduğunu anladık…Sakin, mehtapsız, rüzgârsız bir havada olmamıza rağmen sanki ağların ortalarında sular ışıklar içinde yanıyordu…Ağlara iri bir kılıçbalığı yakalanmıştı…</p>



<p>Sokrat Reisin talimatıyla tayfalar derhal görev başı yaptılar…</p>



<p>Ağın bir ucundaki ip sandalın içerisinde olduğundan bu ipin şiddetle çekilmesiyle balıkçı tayfası balığın tutulduğu zaten anlamış ve hemen sanki oltaya takılan bir büyük balık imiş gibi idareye başlamışlardı…</p>



<p>Yâni balık kuvvetle asıldıkça ipi yeterince bırakıyorlar, ancak balık kendini bıraktıkça da ipi çekerek topluyorlardı…</p>



<p>Balık saatler süren bu mücadelesinde iyice yorgun düştüğü için esasen sandalın yanına kadar çekilerek kayığa aborda edilmiş&nbsp; durumdaydı…</p>



<p>Bu esnada sudaki bu dev kılıçbalığının boyunu ve ağırlığını kendimce tahmin etmeye çalışıyordum…Şöyle bir salladım: &#8220;Sokrat Amcam maşallah, maşallah, bu geçen gün Yeniköy Vapur İskelesi’nde gördüğüm kılıçbalığından bayağı daha büyük…Tahminim bu canavar 2,5 metre boyunda ve 200 kg kadar çeker!..&#8221;</p>



<p>Sokrat Reis bu sözlerime gülerek çok kısa bir cevap verdi: &#8220;İnşallah senin bu tahminin tutar, bizim de yüzümüz güler!..&#8221;</p>



<p>Tayfalar sudan hemen çıkarılan balığın kılıcının fevkalâde keskin olacağını bildikleri için, balığı kılıcından asla el ile tutmadılar… Balığın kuyruğuna kalınca bir ilmek atarak ve hem kuyruğundan hem de kılıcından (fakat bu kısımdan ya ağlarla veya bir çuvalla) tutarak bir baygınlık ânında kayığa aldılar…</p>



<p>Balık ay şeklinde belinden kıvrılarak kayığın başaltına yatırıldı. Can çekişiyor dahi olsa balığı kayıkta uzunlamasına bırakmaktan kaçınırlarmış zira pek güçlü olan hayvan can havliyle kuyruğu ile vurarak sandalın içinde tahribat yapabilirmiş…</p>



<p>Bu arada aynı zamanda ağlara iki adet de ufak ile orta boy arasında (yaklaşık 20 – 25 kg’lık ve 60 – 80 kg’lık):kılıçbalığı daha yakalanmıştı. Bu balıkların ağlardan çıkartılarak kayığa alınması kısa sürdü…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="280" height="207" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan.jpg" alt="" class="wp-image-164589" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan-80x60.jpg 80w" sizes="(max-width: 280px) 100vw, 280px" /></figure>



<p><strong>DÖNÜŞE GEÇİYORUZ</strong></p>



<p>Tayfalar artık neşe içinde dönüşe geçtiler…</p>



<p>Canavar balık başaltında bir süre daha can çekişti. Sonunda kımıldamadan öylece kaldı…Diğer balıklar tez zamanda ölmüşlerdi…</p>



<p>Yeniköy Balıkçı Barınağı&#8217;na yanaştıktan sonra Paminando beni sabah 06.00 sularında motorla alıp evime bıraktı…Yolda giderken durmadan söyleniyordu: &#8220;Ne balıktı ama!..Bakalım ne kadar çekecek ve bize ne kazandıracak???&#8221;</p>



<p>Tam yalının rıhtımına yanaşırken gülerek seslendi: &#8220;Kalimera si!..Hayda bana eyvallah, ama akşama payına düşeni getiririm!!!&#8221;</p>



<p>Son olarak ne dediğini anlamadım ama gerçekten akşama doğru, ikindi çayı saatinde elinde üç koca parça kılıç filetoyla geldi ve &#8220;Karakaş Kardeşlerin teşekkürleriyle&#8221; diyerek Hatice Bacıma elden teslim etti…</p>



<p>Aslında Sokrat Reis, vermesini bilen eli açık bir insandı…Dalyanında verimli geçen avlardan sonra dalyanı cepheden gören yalılara üçer beşer iri lüfer-kofana ve palamut-torik armağan ederdi &#8220;komşularımızın göz hakkıdır&#8221; diyerek…</p>



<p>Yeniköy masal gibi bir âlemdi…</p>



<p>Hey gidi günler hey!..</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="767" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw.webp" alt="" class="wp-image-164592" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw.webp 767w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-300x225.webp 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-80x60.webp 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-265x198.webp 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-696x522.webp 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-560x420.webp 560w" sizes="(max-width: 767px) 100vw, 767px" /></figure>



<p><strong>GÜNÜMÜZDE KILIÇBALIĞI AVCILIĞI </strong> </p>



<p>İstanbul Boğazı’nda özel ağlarla yapılan kılıç avı günümüzde unutulmuş gibidir…</p>



<p>Deniz kirliliği ve aşırı deniz trafiği yüzünden balık bu av yerlerine girmemektedir.<br>Nisan&#8217;dan itibaren su yüzeyinin ısınmasıyla kılıçbalıkları deniz seviyesine çıktıkları için balıkçılar Marmara Adası, İmralı ve Marmara’nın batı kesiminde bu balığı zıpkınla avlamaktadırlar. Denizin sakin ve görüş açıklığının müsait olduğu günlerde motorla av mahallinde gezen balıkçılar kılıcın yelesini (sırt yüzgecini) su üstünde kollarlar. Balık su yüzeyinde görüldüğü anda motora yaldaşılır ve zıpkını kullanan avcı motorun burnuna yerleştirilmiş uzunca bir kalasın üstüne çıkar. Balığın yakınına geldiğinde bulunduğu yerden zıpkını savurur. Kılıç avında kullanılan zıpkın iki bölümden oluşur; çelikten mamul, ucu sivri ve kulaklı olan zıpkın ve ahşap uzun saplı gönder. Zıpkın bölümü gönderin ucundaki deliğe gömülmüştür ve gönder geri çekildiğinde içinden çıkıp balığın vücuduna saplanmış olarak kalır. Ancak zıpkın bölümünün dibinde bulunan bir halkaya da ip geçirilmiş olup, gönder geri alındığında balığın üzerine saplanmış olan zıpkın ve&nbsp;&nbsp;balık, diğer ucu teknede olan bu ip vasıtasıyla kontrol altına alınır. Zıpkın balığın vücuduna gömülürken kulaklar kapalıdır. Çekildiğinde kulaklar açılır ve gömüldüğü yerden çıkmaz. Zıpkını yiyen balık yol ister ve elde tutulan iple bir miktar yol verilir. Daha sonra yorulan balık bordalanıp içeri alınır. Ülkemizde 15 kilodan ufak kılıçbalıklarının avlanması yasaklanmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="642" height="355" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837.jpg" alt="" class="wp-image-164593" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837.jpg 642w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></figure>



<p>İsmi, üst çenesinin iki tarafı keskin bir kemik halinde vücudunun üçte biri nisbetinde ileri doğru uzanmasına kinaye olarak verilmiştir. Balığın bu kemiğinin yani kılıcının iki yüzü (suyun içinde iken) gayet keskin olup avını bu kılıçla kestikten sonra yer. Dökme kurşundan mamûl çapari iskandilini bile, balık zannederek, ikiye biçtiği görülmüştür…</p>



<p>Sularımızda tutulan kılıçların en irileri nihayet iki, iki buçuk metre boyunda ve yüz, yüz elli kilo ağırlığındadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="880" height="440" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948.jpg" alt="" class="wp-image-164594" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948.jpg 880w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-768x384.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-696x348.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-840x420.jpg 840w" sizes="(max-width: 880px) 100vw, 880px" /></figure>



<p>Mayıs başlangıcında görünüp, Karadenize çıkar, Ağustos sonlarında dönmeye başlar. Dönüşünde, Kasım&#8217;a kadar avlananları en lezzetlileridir ve en fazla da bu mevsimde av verir. Senenin diğer zamanlarında da avlanırsa da o kadar bol değildir. Yalnız, kışın pek soğuk günlerinde rastlanmaz. Pek güzel havalarda, bütün vücudu ile sudan yukarı sıçradığı görüldüğü gibi ilkbaharda yumurtasını atarken, adetâ suyun yüzüne yatar ve sırt yüzgeci suyun üzerinde hafifçe dalgalanır. Bilhassa Hayırsızada civarında bu esnada zıpkın ile avlanırsa da, bu usul, balığın üreme zamanına tesadüf ettiğinden, balık neslinin mahvına sebep olacağından dinamitle balık avlanması gibi bunun da önüne geçilmesini ilgili ve yetkili makamlardan bilhassa bekliyoruz…</p>



<p>Kılıçbalığı kısmen dalyanlarda, külliyetli miktarda da hususî ağları ile ve yine kendisine mahsus paraketalar ile avlandığı gibi, tesadüfen Orkinos oltalarına da takılır…</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2023 13:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi kıyıları]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi semtleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul kıyıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=81867</guid>

					<description><![CDATA[BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM) Boğaziçi Medeniyeti’ni incelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde, Boğaziçi’nin gizemli formülü &#8220;5K&#8221;nın 3’üncü K&#8217;sını, yâni &#8220;Köyleri&#8221; mercek altına alarak anlatmaya devam ediyorum&#8230; Dünyada insanların görmek için can attığı yerlerin arasında, hattâ en başlarında İstanbul Boğazı’nın da bulunduğunu söylersem kimse şaşırmayacaktır. Bildiğiniz gibi Boğaz’ın iki yakasına dağılan yerleşim yerlerinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #339966;"><strong>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)</strong></span></p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/GYAvbwo8fUI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Boğaziçi’ni Tanımlamak “Mutluluğun Resmini Çizmek” ile Özdeştir (4. Bölüm)"></iframe></p>
<p>Boğaziçi Medeniyeti’ni incelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde, Boğaziçi’nin gizemli formülü &#8220;5K&#8221;nın 3’üncü K&#8217;sını, yâni &#8220;Köyleri&#8221; mercek altına alarak anlatmaya devam ediyorum&#8230;</p>
<p>Dünyada insanların görmek için can attığı yerlerin arasında, hattâ en başlarında İstanbul Boğazı’nın da bulunduğunu söylersem kimse şaşırmayacaktır. Bildiğiniz gibi Boğaz’ın iki yakasına dağılan yerleşim yerlerinin tümüne Boğaziçi deniyor. Burada sizinle paylaşacağım bilgiler de bu kıyı semtlerini kapsıyor.</p>
<p>Yaşları 60&#8217;ın üzerinde olan yöre sakini İstanbullular, Boğaziçi&#8217;nin Köyleri dediğimizde, sahilden yamaçlara doğru uzanan tarihî semtlerden söz ettiğimi hemen anlarlar&#8230;</p>
<p>Geliniz şimdi hep birlikte Boğaz&#8217;ın her iki yakasında bir mücevher kolyenin incileri gibi sıralanan kadîm sahil semtlerine, bir zamanlar insanların aralarındaki sımsıkı komşuluk, sıcacık dostluk ilişkileriyle barış ve huzur içinde yaşadıkları Boğaz&#8217;ın o güzelim eski Köylerine gidelim&#8230;</p>
<p><strong>BOĞAZİÇİ SEMTLERİ</strong></p>
<p>“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.” Yahya Kemal Beyatlı</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/vLaZGhAzmdI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="BOĞAZİÇİ&#39;Nİ TANIMLAMAK &quot;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&quot; ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)"></iframe></p>
<p>Abdülhak Şinasi Hisar, “Boğaziçi Mehtapları&#8221;nda &#8220;bütün Boğaziçi, Tophane’den, Salıpazarı’ndan, Rumelifeneri&#8217;ne ve Harem İskelesi’nden, Salacak’tan Anadolu Feneri’ne kadar birçok yalı, rıhtım, bahçe, çiçek, yol, ağaç, kayıkhane, kayık, duvar, parmaklık, iskele, merdiven, saatlerce süren bir mesafede hala büyük bir refah hissini veren dünyanın belki en geniş olduğu gibi, en güzel, en emsalsiz caddesi sayılabilecek kadar muazzam ve muhteşemdi&#8221;, demektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81870 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747-185x300.jpg" alt="" width="386" height="626" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747-185x300.jpg 185w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747.jpg 288w" sizes="(max-width: 386px) 100vw, 386px" /></p>
<p>Sadettin Ökten, kitabının “Boğaziçi” bölümünde konuyu farklı yönleriyle ele almıştır. Boğaziçi, coğrafyada Karadeniz’i Marmara’ya bağlayan bir suyoludur. Boğaziçi’nde, burunları, körfezleri, sürekli istikamet değiştiren anayapısıyla bir uçtan baktığınızda diğer ucu göremezsiniz. Boğaziçi’nin bu kıvrımlı yapısı ve Boğaziçi yamaçları belirli nispetler içerisindeki eski İstanbul semtlerinde olduğu gibi Boğaziçi köylerinde ilk bakışta aynı gibi görülen fakat derinlere indikçe birbirinden ince nüanslarla ayrılan çok farklı ve zengin yaşam tarzları vardır. Sadettin Ökten, “Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı”nda, “Boğaziçi’nden Vatan Görünüyordu” bölümünde &#8220;İstanbul’un Boğaziçi denilen bölgesi semt değil, semtler manzumesidir&#8221; şeklinde ifade etmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81871 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-234x300.jpg" alt="" width="407" height="522" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-234x300.jpg 234w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-768x986.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-798x1024.jpg 798w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-696x894.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-1068x1371.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-327x420.jpg 327w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708.jpg 1472w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" /></p>
<p>Beyatlı “Aziz İstanbul” eserinde, &#8220;daha elli sene evveline kadar İstanbul, Eyüp, Üsküdar ve Boğaziçi semtleri yeryüzünde görülmüş semtlerin en güzelleriydi, her biri diğerinden başka, kendine benzer, şekli ve havası birbirinden çok farklı semtlerdi&#8221;, diyerek aktarmaktadır. &#8220;Bir semtten diğerine geçerken bir yıldızdan bir yıldıza geçmiş gibi başkalık duyulurdu. Boğaziçi’nde Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çubuklu birbirine komşu köylerdir; lakin her birinin çevresi ve havası güzelliği başkadır, birinden ötekine geçerken manzaranın değiştiğinden&#8221; söz etmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81872 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-196x300.jpg" alt="" width="477" height="730" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-196x300.jpg 196w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-768x1176.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-669x1024.jpg 669w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-696x1066.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-274x420.jpg 274w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819.jpg 800w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" /></p>
<p>Haluk Dursun’a göre, &#8220;İstanbul Boğazı, her ne kadar Haydarpaşa Limanı’yla Ahırkapı Feneri arasından başlatılabilirse de, Boğaziçi özelliğine ancak Tophane, Salacak arasında kavuşur. Bu başlangıç Rumeli Feneri-Anadolu Feneri hattına kadar uzayabilmekle beraber Rumelikavağı, Anadolukavağı sınırında son bulur.&#8221; Günümüzde Boğaziçi’nde 6 ilçe vardır. Bu ilçeler, Avrupa Yakası’nda, Beyoğlu, Beşiktaş ve Sarıyer; Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar ve Beykoz’dur. Bu ilçelerin Avrupa yakası sahil şeridinde Ahırkapı, Karaköy, Fındıklı, Kabataş, Dolmabahçe, Akaretler, Beşiktaş, Çırağan, Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgân, İstinye, Yeniköy, Tarabya, Kireçburnu, Büyükdere, Sarıyer, Rumelikavağı semtleri yer alırken; Anadolu yakası sahil şeridinde Salacak, Üsküdar, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Vaniköy, Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çubuklu, Paşabahçe, Beykoz, Poyrazköy ve Anadolukavağı bulunmaktadır.</p>
<p><strong>BOĞAZİÇİ KIYILARINDAKİ YERLEŞİMLERİN TARİHÇESİ</strong></p>
<p>Türklerin Boğaziçi’ndeki ilk yerleşimleri İstanbul’un fethine yapılan hazırlıklar kapsamında Anadolu ve Rumelihisarı’nın inşâ edilmesi ile başlar. Kale içi ve çevresine, yâni ilk mahalleler diyebileceğimiz bu yerlere yeni komşuların alınması ise Kânûnî Sultan Süleyman döneminde gerçekleşmişti. Boğaziçi içerisinde sayabileceğimiz Üsküdar, Tophane ve Beşiktaş semtleri ve gerisindeki tepeler fetih ile beraber gelişim göstermiştir. Fatih Sultan Mehmed dönemi ile başlayan Boğaziçi yerleşimleri, bu bölgede sınırlı kalmıştır. Boğaziçi’nin ilk yalılarının ise Bostancıbaşılara verilen arazilerde kurulduğu bilinir; ama bunların sayıları da bir elin parmaklarını geçmez. Ayrıca bu yalılar bir yılın bütün mevsimlerinde sürekli kullanılan mekânlar olamamıştır.</p>
<p>Boğaziçi’ni şenlendiren ilk yerleşim, Neslişah Hanım Sultan’ın, İstinye Deresi’nin batı kıyısı üzerinde, Gazi Ali Paşa’nın yaptırdığı hamamın karşısında cami, mektep, çeşme, şadırvan, kuyu ve hazîreden oluşan küçük bir külliye inşa ettirmesiyle başlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81883" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-286x300.jpg" alt="" width="724" height="759" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-286x300.jpg 286w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-696x731.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-400x420.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904.jpg 718w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
<p>Mesîre alanlarının popüler oluşuyla birlikte, XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir şekilde Boğaziçi yerleşimleri kurulmaya ve zamanla gelişmeye başlayacaktır.</p>
<p>Ortaköy, Beylerbeyi ve Çengelköy gibi küçük çaplı balıkçılık ve tarım ile geçinen eski Boğaziçi köyleri ufak ölçekli yerleşimler idi. Bu yerleşimler Kanunî Sultan Süleyman döneminden itibaren hızla gelişmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81884" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-300x293.jpg" alt="" width="751" height="733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-768x750.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-696x680.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-430x420.jpg 430w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a.jpg 770w" sizes="(max-width: 751px) 100vw, 751px" /><br />
Bugün tarihî kayıtlardan öğrenebildiğimiz kadarıyla Fâtih’in Beykoz’da inşa ettirdiği Tokat Bahçesi, Sultan II. Bayezid’in Beşiktaş ve Beykoz Sultaniye Çayırı’na yaptırdığı kasırlar, Sultan III. Murad’ın Kandilli’ye yaptırdığı Hasbahçe gibi yapılar, Boğaz’daki en eski yazlık saray yerleşimleriydi.</p>
<p>Kanunî döneminin ardından Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nde verdiği bilgiye göre; Boğaziçi yalıları ve sarayları Viyana seferiyle başlayan daimî savaşlar nedeniyle bakımsız ve harap duruma düşmüş, bu dönemin ardından Boğaziçi kıyıları tekrar eski canlılığına kavuşmuştur. Boğaziçi’nde ilk toplu yapılaşma Sultan III. Ahmed döneminde, Nevşehirli Sadrâzam Damat İbrahim Paşa’nın girişimleriyle gerçekleşmiştir. Böylece Boğaziçi’nde yaşam, sadece yaz mevsimiyle sınırlı kalmaktan kurtularak yılın oniki ayına yayılmış olur.</p>
<p>Boğaziçi Medeniyeti’nin mimarî terimi olan “yalı”yı, Münevver Ayaşlı, “penceresinden elini uzattığında elin suya değecek mimariyi haiz meskenler” olarak tanımlar. Eskilerin deyimiyle, yalının “leb-i deryâ”da olması gerekir. Kâmus-i Türkî’nin müellifi Şemsettin Sâmi ise yalı kelimesinin Bizans kökenli olduğunu ve su kıyısına yapılan yazlık köşk anlamına geldiğini yazmıştır. Boğaziçi kıyılarında birer inci tanesi gibi sıralanan ve mimârî açıdan her biri birer çekim (câzibe) merkezi olan yalıları tek başına bir yapı olarak düşünmemek gerekir. Boğaziçi kıyılarının hemen gerisinde Boğaza dik yükselen tepeler, yalıların arkasından başlayan bahçe ve koruluklara dönüştürülmüştür. Bu bahçe ve koruların içerisine hakim tepeler üzerinde de kıyıdaki yalılarla ilişkili köşkler inşa edilmiştir. Bu bahçe ve korularda yapılan çevre düzenlemeleri de İstanbul Bahçeleri diye bilinen bahçe düzenleme anlayışının gelişimi açısından çok önemli örnekler idi. İğne yapraklı denilen ve yeşil dokuyu yılın oniki ayında muhâfaza eden ağaçların yanında, Boğaziçi’ne rengini veren erguvanlar, yalıların bahçesindeki manolya ve kestane ağaçları da bu bahçelerin vazgeçilmeziydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81885" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-300x232.jpg" alt="" width="886" height="685" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-300x232.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-768x595.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-1024x793.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-696x539.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-542x420.jpg 542w" sizes="(max-width: 886px) 100vw, 886px" /></p>
<p>Boğaziçi yalıları, iki, en fazla üç katlıydı. Yalının alt katı boş tutulur, üst kat ise yaşam alanı olarak tanzim edilirdi. Bu nedenle cumbalar kademeliydi. Çatı katı kabîlinden bir üçüncü kata sâhip olanlarına günümüzde rastlamak hayli zordur. Sanki kıyıya oturmuşçasına yayvan ve geniş duran yalıların, “yalı hamamı” diye tâbir edilen birer hamamı da bulunmaktaydı. Bunlar, kimisinde yalı arkasındaki dik yamacın başında kimisinde de iki yalı arasında, bâzen de yalının yanı başında olurdu.</p>
<p>Boğaziçi’nde ilk taş yapı, 1866’da tamamlanarak Sultan Abdülaziz’e takdim edilen Beykoz Kasrı’dır</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81886" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-300x220.jpg" alt="" width="685" height="502" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-300x220.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801.jpg 500w" sizes="(max-width: 685px) 100vw, 685px" /></p>
<p>Ancak, bu yapıya denize olan mesâfesinden ötürü Beykoz Bahçe Köşkü denmesi daha uygundur. Çünkü kasırların da tıpkı yalılar gibi denizin hemen kenarında olmaları gerekir.</p>
<p>Buna uygun olarak bugün Boğaziçi’ndeki tek kâgir kasır, Küçüksu Kasrı’dır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81887" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--300x233.jpeg" alt="" width="734" height="570" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--300x233.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--542x420.jpeg 542w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb-.jpeg 672w" sizes="(max-width: 734px) 100vw, 734px" /></p>
<p>Boğaziçi’ndeki kâgir yalılara güzel bir örnek olarak Baltalimanı ile Anadoluhisarı arasında kalan ikinci boğaz köprüsünün altına denk gelen kıyı üzerinde yer alan Tophâne müşîri Zeki Paşa&#8217;nın yalısını gösterebiliriz. XIX. yüzyıla âit taş yalının mîmârı Fransız kökenli Valaury’dir. Güzel bir işçilikle taştan inşâ edilen yalının ilginç bir özelliği de kıyıya bitişik olamamasıydı, çünkü yalıyla kıyı arasında bir Yedekçiler iskelesi kurulmuştu.</p>
<p>Mısır’da hânedanlık kuran ve Hidiv unvanını alan Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın soyundan gelenler, Nil nehrinin verimli topraklarından ve Süveyş Kanalı&#8217;ndan elde ettikleri gelirlerini Boğaziçi’nde yaptırdıkları kasır, köşk ve yalılara yatırdıkça kıyılarda taş yalıların sayısı artmaya başladı. Hidiv ailelerinden hanımlarının gösterişli Boğaziçi yaşamları, İstanbul’un ileri gelenlerini de etkilemiştir. Özellikle 1850’lerden sonra Boğaziçi âdeta yalı şantiyesine dönmüştür. XIX. yüzyıl, Boğaziçi’nin parlak devirlerinden biri olarak kabul edilir. Söz konusu dönemde, Boğaziçi’nin her iki kıyısında yüzlerce yalı, saray gibi uzayıp gitmekteydi. Tanzîmat dönemi ve sonrasında İstanbul’a getirtilen İtalyan Fossati, İngiliz Smith, Fransız Garnier, Bourgeosis, Alman Barnarnodt ve Zaranko gibi yabancı mîmarlara, Boğaz’da büyük ve gösterişli yalılar yaptırılmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81888" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-300x233.jpg" alt="" width="695" height="540" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-300x233.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-768x597.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-1024x796.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-696x541.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-1068x830.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-541x420.jpg 541w" sizes="(max-width: 695px) 100vw, 695px" /></p>
<p>Osmanlı hânedanının gücünün azaldığı 1900’lü yıllarda, kimilerinin bir fırsatını bularak Boğaziçi’nde kendi yalılarını inşa etmeleri ise bugünlere kadar uzanan başka bir serüvenin başlangıcını oluşturur. Boğaziçi’ne baktığımızda iyi ki Hidiv aileleri varmış diyoruz; çünkü Boğaziçi zevkini bugün biraz olsun teneffüs etmemizi sağlayan Beykoz-Çubuklu’daki Hidiv Kasrı (Köşkü) ve Bahçesi, Bebek Parkı, Emirgân Korusu gibi pek çok yeşil alan onların sayesinde bugünlere ulaştı. Boğaziçi yalılarının sayısı kayıtlarda irili ufaklı 600 yapı olarak gözükmektedir. Bunların 366’sı tarihî eser niteliği taşırken birinci derecede sit alanı olarak tanımlanan tarihî yalıların sayısı 65’tir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81889" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-300x170.jpg" alt="" width="711" height="403" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-768x436.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-1024x581.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-696x395.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-1068x606.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-740x420.jpg 740w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561.jpg 1280w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /></p>
<p>Boğaziçi’nde, Hıristiyanlara ait yalılar çoğunlukla gri renge, Müslümanlara ait yalılar ise aşı boya, beyaz ve yeşile boyanırdı. Büyükdere, Tarabya ve Yeniköy kıyıları, Osmanlı topraklarında görev yapan elçiler ve efrâdı yanında, gayrimüslimlerin de tercih ettiği yerleşimlerdi. Bebek, devlet yöneticilerine; Rumelihisarı, bilim adamlarına; Kuruçeşme ve Ortaköy hânedan üyelerine aitti. Anadolu yakasındaki Beylerbeyi ise ulemâ ve ilim ehlinin tercih ettiği bir yer idi. Bu Boğaziçi yerleşimlerinden Sarıyer’de yalı sayısı kadar konak ve köşk vardı ki Sarıyer’e “Paşalar Köyü” denmesinin bir nedeni de paşalara ait yalı, konak ve köşk sayısının çokluğudur.</p>
<p>Havaların ısınma durumuna göre, İstanbul yazlıkçıları genelde 5 Mayıs’ta Hıdırellez ile yalılara taşınır ve 12 Kasım’a, yâni zemheriden 40 gün önceye kadar burada kalırlardı. Boğaziçi’ne taşınma, padişahlar tarafından çıkartılan iradeyle başlar ve dönüş de yine bir başka iradeyle olurdu. Boğaziçi’ne taşınmadan önce, yâni Hıdrellez öncesi, Boğaz’da ikâmet edilecek bölgenin bostancıbaşısına gidilerek bir nevi ikâmet bildirimi yapılırdı. Kolluk kuvvetleri haberdar edilir ve kayıt düşülürdü. Mevsimlik bile olsa Boğaziçi’ne taşınma işi yönetim ve kolluk kuvvetleri tarafından ciddîye alınırdı. Devlet erkânının Boğaziçi’ne gelişinin de bir protokolü bulunmaktaydı. İlkbahar aylarında padişahlar Haliç’teki kasra geçerlerdi. Sadrâzam başta olmak üzere vezirler de Haliç yalılarına taşınırdı. Havaların ısınmasıyla birlikte padişah, Beşiktaş Sarayı’na geçer, sadrâzam ve vezirler de Boğaziçi’ndeki yalılarına taşınırlardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81890" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-300x221.jpg" alt="" width="899" height="662" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-300x221.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-768x565.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-1024x753.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-696x512.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-1068x785.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-571x420.jpg 571w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar.jpg 1556w" sizes="(max-width: 899px) 100vw, 899px" /></p>
<p>Boğaziçi târihi ile ilgili elimizdeki en büyük kaynak eser, Bostancıbaşı Defterleri’dir. Bostancıbaşı tarafından tutulan bu defterlerde, kimin hangi yalıda oturduğu ve yalı ile ilgili bilgilere yer verildiği gibi, câmiler, mescitler ve kahvehâneler, kayıkhâneler vs gibi pek çok mülkiyet ile ilgili bilgiye de ulaşılmaktadır. Dönemin pâdişâhı boğaz gezisine çıktığında, Bostancıbaşı kayığın dümen kısmına geçer ve padişâhın hangi yalının kime ait olduğuna ilişkin sorularına defterine bakarak yanıt verirdi. Osmanlı döneminde, eğer yalı sahibi paşa, efendi veya ağa sürgündeyse yalının pencereleri ve kapıları kapalı durur, yalı sahibi affedilmeden bu yalılarda bir canlılık görülmezdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81891" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-300x195.jpg" alt="" width="875" height="569" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-300x195.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-696x452.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-647x420.jpg 647w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a.jpg 736w" sizes="(max-width: 875px) 100vw, 875px" /></p>
<p>Edebiyatımızın büyük isimlerinden Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi’ndeki hayata dair yazdıklarıyla özel bir ilgiyi hak eder. Kendisi de bir yalıda dünyaya gelen Hisar’ın şu sözleri, bize yalılardaki nev’i şahsına münhasır yaşantı ve kültürel zenginliğe dâir ipuçları sunabilir: “Eski büyük yalılar Osmanlı İmparatorluğu’nun küçücük birer minyatürü gibiydiler. Burada her tür görev görenler yalının ortak hayâtından faydalanırlardı. Dadı Çerkez, bacı Zenci, hizmetçi Rum, evlâtlık Türk, sütnine melez, kâhya kadın Trakyalı, ayvaz Ermeni, aşçı Bolulu, kayıkçı Türk veya Rum, harem ağası Habeş, bahçıvan Arnavut olurdu. Müslüman, Hıristiyan bu unsurlar bu çatı altında toplanarak imparatorluk içindeki anlaşmayı ve anlaşmazlığı, burada devam ettirirlerdi.”</p>
<p>Mimarî çeşitliliği ve renkliliği yanında Boğaziçi geceleri, özellikle mehtap âlemleri edebiyat ve musıkî ile meşgul sanatkârlara hep ilham kaynağı olmuştur. Yine Boğaziçi zevkinin hünerli kalemi Abdülhak Şinasi Hisar’ın, Boğaziçi mehtap âlemlerine dâir şu pasajıyla satırlarımıza son verelim: “Mehtap demek, mehtaplı bir gecede Boğaziçi’nde dolaşan bir kayıkta bir saz takımı peşinden onu dinleyerek yapılan gezinti demekti. Vâlde Paşa’nın mehtâbı demek, bu saz âlemini onun tertip ettiği anlamına gelirdi. Mehtapçı ise bu geziye katılanlar demekti.&#8221;</p>
<p>Çıktığım yolda bana rehberlik eden; Boğaziçi&#8217;ni inceleyen bir yazar ve gazeteci olan Suat Derviş&#8217;in 1936 yılında, 28 Nisan-31 Mayıs tarihleri arasında SON POSTA Gazetesi&#8217;nde 23 sayı süren ÇÖKEN BOĞAZİÇİ üst başlıklı yazısını da gelecek bölümde sunacağım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81895 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/Screenshot_20220502_190958-225x300.jpg" alt="" width="560" height="747" /></p>
<p><strong>(devam edecek)</strong></p>
<div dir="auto">Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ/İstanbul Araştırmacısı</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 2 Mayıs 2022</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/mehmet-cemal-beskardes/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️BOĞAZİÇİ’Nİ TANIMLAMAK “MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK” İLE ÖZDEŞTİR. (1. BÖLÜM)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/mehmet-cemal-beskardesbogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmek-ile-ozdestir-1-bolum/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/mehmet-cemal-beskardesbogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmek-ile-ozdestir-1-bolum/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Aug 2023 08:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[KENT]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=118898</guid>

					<description><![CDATA[BOĞAZİÇİ’Nİ TANIMLAMAK “MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK” İLE ÖZDEŞTİR (1. BÖLÜM) Boğaziçi’nin Coğrafyası ile Yerleşimlerin Kısa Tarihçesi BOĞAZİÇİ’NİN GİZEMLİ FORMÜLÜ: “5K&#8221;  UNESCO Dünya Mirası Listesi&#8217;ne alınması gerektiğine kesinlikle inandığımız Boğaziçi&#8217;nin daha fazla bozulmadan, &#8220;5K&#8221;sı (Köyleri, Koyları, Koruları, Kıyıları, Kültürleri) ile betimlediğimiz doğal ve kültürel bütünlüğünü yitirmeden, eşi benzeri bulunmayan varlıklarının yaşatılması konusunda yıllardır yoğun çaba sarf ediyoruz&#8230; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="entry-title"><strong>BOĞAZİÇİ’Nİ TANIMLAMAK “MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK” İLE ÖZDEŞTİR</strong></p>
<p><strong>(1. BÖLÜM)</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-118909" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164431-300x204.jpg" alt="" width="757" height="515" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164431-300x204.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164431-696x474.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164431-616x420.jpg 616w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164431.jpg 757w" sizes="(max-width: 757px) 100vw, 757px" /></p>
<p><em>Boğaziçi’nin Coğrafyası ile Yerleşimlerin Kısa Tarihçesi</em></p>
<p><em>BOĞAZİÇİ’NİN GİZEMLİ FORMÜLÜ: “5K&#8221; </em></p>
<p>UNESCO Dünya Mirası Listesi&#8217;ne alınması gerektiğine kesinlikle inandığımız Boğaziçi&#8217;nin daha fazla bozulmadan, &#8220;5K&#8221;sı (Köyleri, Koyları, Koruları, Kıyıları, Kültürleri) ile betimlediğimiz doğal ve kültürel bütünlüğünü yitirmeden, eşi benzeri bulunmayan varlıklarının yaşatılması konusunda yıllardır yoğun çaba sarf ediyoruz&#8230;</p>
<p>Öz olarak Boğaziçi&#8217;nin &#8220;5K&#8221;sı formülü ile tanımladığım</p>
<p>Boğaz&#8217;ın;</p>
<p>-Köylerini,</p>
<p>-Koylarını,</p>
<p>-Korularını,</p>
<p>-Kıyılarını,</p>
<p>-Kültürlerini</p>
<p>geçmişten geleceğe güvenle  taşıyabilmek amacıyla tüm İstanbul ve Boğaziçi Sevdâlıları olarak hepimizin âdeta büyük bir aile gibi bir araya gelmesi yaşamsal önem taşıyor. Boğaziçi’nin her iki yakasındaki kadîm semtlerin kentsel kimliğini ve belleğini canlı tutmaya çalışmamızın ancak ve ancak semt halklarının özellikle semtlerinin kültür-sanat etkinliklere olabildiğince geniş katılımları ve yakın dayanışmalarıyla mümkün olacağını çok iyi biliyoruz&#8230;</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/_ah5vcErFOo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="İstanbul Boğazı Yalıları"></iframe></p>
<p>İstanbul Boğazı&#8217;nın, Boğaziçi SİT Alanı&#8217;nın eşsiz fakat az bilinen nice özelliklerini; barındırdığı nice doğa harikalarını; okyanuslara gidip gelen göçmen balık türlerinin, hava koridorundan gelip geçen çok çeşitli göçmen kuşların senede iki kez geçiş yaptığı, çok özel doğal dengeleri bulunan, hassas ekosistemleri barındıran bir su yolu olduğunu; efsânelerini ve gizemlerini; sularındaki alt &#8211; üst ve kanal akıntılarını; Boğaziçi yalılarını, köşklerini, bağ bahçe ve korularını; balıkçılık gelenek ve göreneklerini; kancabaş alamana tekneleriyle, çeşitli olta ve ağ takımlarıyla yapılan balıkçılığın sırlarını; deniz ve denizcilik kültürünü; Boğaz&#8217;ın eski vapurlarının, kaptanlarının, iskelelerinin öykülerini; vb. meraklı her yaştaki gençlerle paylaşıyoruz&#8230;</p>
<p>Haydi şimdi gözlerimizi ve gönüllerimizi açarak eşsiz Boğaziçi’nin engin mavilikleri ve yeşillikleri arasına hep birlikte, el ele, kol kola girelim&#8230;</p>
<p><em>BOĞAZİÇİ’NİN COĞRAFYASI</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-118899" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230-300x231.jpg" alt="" width="777" height="598" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230-300x231.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230-768x591.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230-696x536.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230-546x420.jpg 546w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230803_141230.jpg 946w" sizes="(max-width: 777px) 100vw, 777px" /></p>
<p>Değerli okurlarım, dostlarım, bu uzun yazı dizimde kimi bilgileri hatırlatma ya da bellek tazeleme amacıyla yaptığım/yapacağım yinelemeler nedeniyle lütfen beni bağışlayınız&#8230;</p>
<p>Bilindiği gibi, İstanbul Boğazı, ya da tarihî adıyla Bosporus (Yunanca: Βόσπορος, Romanize: Bosp oros (Öküz Geçidi)), Asya ile Avrupa kıtalarını birbirinden ayıran ve Marmara Denizi ile Karadeniz&#8217;i birbirine bağlayan bir boğaz ve uluslararası bir su yoludur.</p>
<p>Boğaz, genel olarak kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanır ve İstanbul şehrini Avrupa Yakası ve Anadolu (Asya) Yakası olarak ikiye böler.</p>
<p>Boğazın her iki yakasına yayılan yerleşim bölgesine Boğaziçi adı verilir.</p>
<p>1923&#8217;te Lozan Antlaşması ile birlikte imzalanan Boğazlar Sözleşmesi ile uluslararası su yolu niteliği kazanan ve 1936 yılında imzalanan Montrö Türk Boğazları Sözleşmesi ile tamamen Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin denetimine giren İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı ile birlikte Türk Boğazları olarak adlandırılır ve Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran doğal sınırlardan biri olarak kabul edilir.1 Mayıs 1982 tarihinde yürürlüğe giren İstanbul Liman Tüzüğü uyarınca, İstanbul Boğazı&#8217;nın kuzey sınırı Anadolu Feneri&#8217;ni Rumeli Feneri&#8217;ne birleştiren hat; güney sınırı ise İnciburnu Feneri&#8217;ni Ahırkapı Feneri&#8217;ne birleştiren hat olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Boğazın kıyıları tarih boyunca değişik uygarlıklara yurt olmuş, M.Ö. 685 yılında Megara&#8217;dan gelen Yunanların günümüzde Tarihî Yarımada olarak adlandırılan bölgede bir şehir devleti kurmasıyla gelişerek büyümüştür. İstanbul Boğazı ya da Boğaziçi kadîm İstanbul Şehrinin en değerli doğal varlığıdır. Roma İmparatorluğu’na, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’na, Latin İmparatorluğu’na ve Osmanlı İmparatorluğu’na başkentlik yapan ve günümüzde Türkiye’nin en büyük kenti olan İstanbul&#8217;un en başta gelen simgelerinden biridir ve gerek kentin, gerekse ülkenin yurt dışı tanıtımlarında baş ögelerden biri olarak kullanılmaktadır. Dünyada uluslararası deniz taşımacılığının yapılabildiği en dar geçit olma özelliğini taşıyan İstanbul Boğazı üzerinde 15 Temmuz Şehitler, Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim asma köprüleri (sırasıyla 1., 2. ve 3. Boğaz Köprüleri) bulunur. Bu köprüler İstanbul&#8217;un iki yakasını birbirine bağladığı gibi, Avrupa kıtası ile Asya kıtası arasında da birer geçiş noktası yaratır. İstanbul&#8217;da toplu taşımanın kilit noktalarından biri olan Boğaz&#8217;da kıtalararası ulaşım, deniz otobüsleri, yük, araç ve yolcu taşıyan feribotlar, şehir hatları vapurları ve yolcu motorlarıyla da desteklenmektedir. Denizaltı raylı sistem tüp geçidi olan Marmaray Tüneli ile iki kıta arasında kesintisiz bir demiryolu hattı oluşmuş olup bu demiryolu tüp geçidi ile Londra&#8217;dan Pekin&#8217;e demir yolunu kullanarak gitmek mümkündür.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/nb-RIUVasgw?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Antik Dönemin İstanbul&#39;u"></iframe></p>
<p>İstanbul Boğazı, Karadeniz&#8217;e kıyısı bulunan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya ve Ukrayna için Akdeniz&#8217;e ulaşmanın tek yoludur. Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi ile birlikte İstanbul Boğazı&#8217;nın egemenlik hakları, 20 Temmuz 1936&#8217;da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile belirli kurallar ışığında Türkiye&#8217;ye verilmiştir.</p>
<p><em>Boğaziçi’nde Ulaşımın Tarihçesi</em></p>
<p>Boğaziçi yerleşimlerinin tarihsel süreçte gelişimlerine bakıldığında, Osmanlı saray yaşamının Boğaziçi kıyılarına kaymasından itibaren, Boğaz hem mevsimlik sayfiye yeri, hem de yaz kış oturulan köy yerleşmeleri haline gelmiştir. Daha sonraki dönemlerde, ulaşım teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak Boğaz boyunca uzanan yerleşmeler tüm yıl boyunca oturulan konut alanlarına dönüşmüştür. Bu konut alanlarının gelişmesi ve Boğaz&#8217;ın iki yakasına yayılması sonucu hızla artan nüfusa bağlı olarak, halkın temel ihtiyaçlarından meydana gelen yerleşim alanları arası ulaşımın da önemi artmıştır.</p>
<p>Boğaziçi’nin her iki yakasında sahillerde tarih boyunca oluşan insan yerleşimlerine, yâni o kadîm Boğaz semtlerine biz Boğaziçi Medeniyeti deyimiyle &#8220;köy&#8221; diyeceğiz&#8230;Aslında onların arasında adlarında “köy” olanlar var: Arnavutköy, Boyacıköy, Yeniköy, Kefeliköy, Vaniköy, Çengelköy gibi&#8230;</p>
<p>Böylelikle Boğaziçi’nin gizemli formülü &#8220;5K&#8221;nın ilk &#8220;K&#8221;sını oluşturan o semtlerin kimi özelliklerini kuşbakışı olarak inceleyeceğiz&#8230;</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/zAqnrmRI_-4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="İSTANBUL BOĞAZI&#39; NIN RUM KÖYLERİ (1902)"></iframe></p>
<p>KÖYLER</p>
<p>İstanbul, tarihi ve konumu ile eşsiz bir kent olarak biliniyor. Dünyada İstanbul gibi bir suyolu ile birbirinden ayrılan iki kıta üzerinde konumlanmış bir başka kent bulunmuyor. İstanbul Boğazı bir su kanalı olarak yalnızca Avrupa’yı Asya’dan ayırmıyor. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlıyor ve suyun buluştuğu, birbirini tamamladığı özel bir mekân da sayılıyor. Boğaziçi, tarih boyunca doğudan batıya doğru yapılmış büyük göçlerin bir geçit yeri olarak stratejik önemde bulunuyor. Böylece de kıyı boyunca birçok küçük köy kuruluyor. İstanbul’da pek çok yerleşimin ismi “köy” olarak adlandırılsa da bunlar zaman içinde büyük yerleşimlere dönüşüyor.</p>
<p><em>Boğaziçi Yerleşimlerinin Tarihi</em></p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/AHiNQuieh5k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="İstanbul-Boğaziçi&#39;nin Köyleri-1 Beylerbeyi, Kuzguncuk, Paşalimanı ve Üsküdar"></iframe></p>
<p>Boğaziçi, vaktiyle doğudan batıya doğru yapılmış büyük göçlerin bir geçit yeri olarak her dönem stratejik önemde bir bölge olmuştur. Böylece de kıyı boyunca birçok küçük köy kurulmuştur. Bizanslılar devrinde dini etkilerle başlayan bu kuruluşlar, sonraları Türklerin gelişiyle sayfiye gereksinimine cevap verecek şekilde gelişmeye başlamıştır. Tarihsel süreç içerisinde yerleşmelerin başka ihtiyaçlarına göre şekillenmeye devam etmiştir ve günümüzde de halen devam etmektedir.</p>
<p>Boğaziçi kıyıları, geçmişten günümüze çeşitli dönemlere ait yerleşmelere sahne olmuştur. Bu dönemler 4 gruba ayrılmaktadır:</p>
<p><em>Eski çağda Boğaziçi yerleşimi</em></p>
<p><em>Bizans döneminde Boğaziçi yerleşimi</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118900 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161358-214x300.jpg" alt="" width="452" height="634" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161358-214x300.jpg 214w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161358-299x420.jpg 299w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161358.jpg 411w" sizes="(max-width: 452px) 100vw, 452px" /></p>
<p><em>Osmanlı döneminde Boğaziçi yerleşimi</em></p>
<p><em>Cumhuriyetten günümüze Boğaziçi yerleşimi</em></p>
<p><em>Eski Çağda Boğaziçi Yerleşimi</em></p>
<p>Boğaziçi&#8217;nde ilk uygarlıkların ne zaman kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir. Buna karşılık Boğaziçi&#8217;nin çok yakınındaki Kadıköy&#8217;ün Kurbağalıdere Vadisi&#8217;nde yapılan kazılarda neolotik devre ilişkin yontma taş aletleri ve cam parçalarının bulunması bu bölgedeki ilk yaşam izlerinin M.Ö.2500 yıllarına kadar uzadığını göstermektedir. Buna karşılık Sarayburnu&#8217;nda tren yolu yapımındaki kazılarda bazı arkeolojik buluntulara da rastlanmıştır. Böylece Boğaziçi ve çevresindeki yaşamın tarih öncesi devirlere kadar uzandığı söylenebilir. Ancak bu eski devirler hakkındaki bilgiler son derece kısıtlıdır (Kaynak: Gökbilgin,1992 ; Eyice,1976; Yazıcıoğlu,1984).</p>
<p>Bilinen Bizans öncesi Boğaziçi görünümü toplu yerleşmeler şeklinde olmayıp su yoluyla ilişkili tek yapı ya da küçük yapı grupları şeklindedir. Bunlar halkın oturduğu yapılar olmayıp mabetler, adak yerleri, küçük barınak, balıkçı iskeleleri ve ikmal yerleri ile boğaz ağızlarında gümrük binaları şeklindedir. Örneğin bugünkü Tophane&#8217;de bir Apollon mabedi, Beşiktaş&#8217;ta Apollon korusu, Çırağan&#8217;da Rodoslu gemicilerin sığınak limanı, Ortaköy deresinde tarımla uğraşan bir küçük topluluk, Kuruçeşme&#8217;de Mete Theon kült yeri, Arnavutköy&#8217;de iki adak yeri, Bebek Koyu’nda küçük balıkçı topluluğu ve iskelesi, Rumelihisarı&#8217;nda bir Hermes tapınağı, İstinye&#8217;de bir sığınak limanı,</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-118901 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161348-212x300.jpg" alt="" width="489" height="692" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161348-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161348.jpg 266w" sizes="(max-width: 489px) 100vw, 489px" /></p>
<p>Büyükdere&#8217;de Hermes tapınağı, Rumeli Kavağı&#8217;nda Sarapis tapınağı ve daha ileride ise birkaç adak yeri ve gümrük yapıları, Anadolu Kavağı&#8217;nda Hieron ve Zeus tapınağı, İncirköy&#8217;de Bakhus mabedi, Üsküdar&#8217;da ise kale ile çevrilmiş ve Alcibiade&#8217;nin M.Ö.410&#8217;da gümrük almak amacıyla kurduğu bir liman ve yerleşim eski çağ Boğaziçi&#8217;nin küçük bilinen yerleşimlerinden belli başlılarıdır.</p>
<p>Sonuçta; Eski Çağ Boğaziçi yapı ve yerleşimlerini 4 grupta toplayabiliriz:</p>
<p>a) Bir iç deniz olan Karadeniz&#8217;in dışa açılımı ancak su yoluyla olmuştur. Ticaret ve gemicilikle uğraşan eski Yunanlılarla Fenikelilerin Karadeniz&#8217;deki kolonileriyle ilişkilerini sürdürmek için bu su yoluna egemen olmaları, Karadeniz&#8217;in zor ve korkulu bir deniz olması ve bu denize açılmadan önce bu su yolunda hazırlık yapmaları zorunluluğu ve gereğini duymuşlardır. Bu nedenle: * Normal geliş gidişlerde gereksinimlerin karşılanması amacıyla ikmal yerleri ve su başı yapıları,</p>
<p>Fırtınalı havalarda sığınak limanları ve iskeleleri,</p>
<p>Denizlerde felaketlerden korunulması ve uygun rüzgarın oluşması için tanrılara adak yerleri ve tapınaklar,</p>
<p>Bu su yolunda egemenlik kurmak ve geçiş hakkını elde tutmak amacıyla bugünkü Üsküdar ve Kavaklar’da kaleler, karakollar ve gümrük yapıları,</p>
<p>Balıkçılıkla uğraşan Bebek-Kanlıca gibi köylerde balıkçı iskele ve limanları ile küçük balıkçı topluluklarının oturdukları yapılar,</p>
<p>Denizle ilişkisi olmayan Ortaköy-Büyükdere gibi verimli vadi tabanında tarımla uğraşan içe dönük küçük Toplulukların tek katlı basit çiftçi evleri olarak ayrılabilir</p>
<p>(Kaynak: Gökbilgin,1992 ; Eyice,1976 ; Yazıcıoğlu, 1984).</p>
<p><em>Bizans Döneminde Boğaziçi Yerleşimi</em></p>
<p>Bizanslılar özellikle son dönemlerinde daima hücum ve kuşatma tehdidi altında yaşadıklarından şehir surlarının haricinde yerleşmeye korkmuşlardır. Bu yüzden (Osmanlı devrinde olduğu gibi) bütün halinde bir</p>
<p>Boğaziçi medeniyeti Bizans devrinde oluşmamıştır. Eski Yunan adak yerlerinde kiliseler inşa etmişler, birkaç tane de manastır yapmışlardı. Günümüzde Bizans devrinden kalan birkaç kiliseden, ayazmadan ve manastır harabelerinden başka iz olmadığı biliniyor.  Donanmaları ile korunabilecek bazı koylarda da imparatorluk yazlık sarayları vardı.</p>
<p>Bunların dışında Boğaziçi&#8217;nde yerleşen halk tarım veya balıkçılıkla geçinen köy halkı idi. Bundan dolayı Bizanslılar devrinden birkaç kiliseden, ayazmadan ve manastır harabelerinden başka iz kalmamıştır (Kaynak: Ağat,1963).</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-118903" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161244-300x171.jpg" alt="" width="800" height="456" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161244-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_161244.jpg 630w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></p>
<p>Bizans devrinde Boğaziçi’nin önemli bir geçit yeri olarak bir takım tarihi olaylara sahne olduğu bilinmekle beraber kıyılarındaki iskan yerlerinin tarihçeleri hakkında pek fazla bilgi edinmek mümkün olmamaktadır. (Şekil) Bizans devrinde de İlkçağda olduğu gibi Boğaziçi&#8217;nin iki konuda sağladığı olanaklardan faydalanılmıştır. Bunlardan birincisi balıkçılık, ikincisi de buradan geçmek zorunda olan her çeşit gemiden ve yüklerinden alınan gümrük ve geçiş harçlarıdır (Kaynak: Eyice, 1973).</p>
<p>Sonuçta; Bizans dönemi Boğaziçi yapı ve yerleşimleri 2 grupta toplanabilir: (Yazıcıoğlu, 1984)</p>
<p>a) Eski Çağ Boğaziçi yerleşmelerinin Bizans devrinde devam edenleri:</p>
<p>Küçük çiftçi evleri ile tarıma bağlı içe dönük yerleşmeler,</p>
<p>Balıkçı köyleri ile balıkçı barınak ve iskelelerinin oluşturduğu Büyükdere-Bebek gibi yerleşmeler,</p>
<p>Deniz yolu geçiş gereksinimlerini karşılayan Boyacıköy, İstinye, Yaros gibi gemici barınak ve konaklarının tesisleri,</p>
<p>Eski mabet ve adak yerlerini İstinye ve Tarabya&#8217;da olduğu gibi ya kilise, ayazma veya manastıra çevirip, ya da üzerine yeniden kurulan yerleşmeler, b) Bizans devrinde kurulan yerleşmeler:</p>
<p>İmparator ve saray ileri gelenlerinin yaptırdıkları saray, malikane, büyük konutlar, sayfiye ve dinlenme yerleri gibi bina ve yerleşimler,</p>
<p>Yeni kurulan kilise, manastır, ayazma gibi dini etkilerin oluşturduğu Arnavutköy-Kuzguncuk gibi bölgeler, * Kalelerdir.</p>
<p>Osmanlı Döneminde Boğaziçi Yerleşimi  Bizans İmparatorluğu döneminde Boğaziçi’nde halk tarafından gerçekleştirilen ilk küçük yerleşmeler ve ortaya konan kültürel uğraşlar (balıkçılık, tarım) Boğazın doğal peyzaj yapısında herhangi bir değişikliğe yol açmamış, o dönemlerde Boğaz’dan ve onun peyzajından yararlanılamamıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde ise vadi içlerinde ve taban düzlüklerinde küçük köy ve mahalleler halinde Boğaziçi’ne yerleşmeye başlamış olan Türkler, önceleri tarımsal kültür faaliyetlerinde bulunmuşlar ve giderek, kıyı yerleşmeleri, yalı mimarisi, rekreatif süreçleri ve doğal peyzaja katkıları ile “Boğaziçi Medeniyeti” olarak adlandırılan bir kültürün yaratıcıları olmuşlardır (Kaynak: Pamay, 1975)</p>
<p>İstanbul’un Türkler tarafından fethinden sonra Boğaziçi’nde, 15.yüzyılın ikinci yarısında, savunma amacı yanında dinlenme (rekreatif) amaçlı yerleşmeler de başlamıştır. Fetih sonrasında kent, yeniden imar ve iskan edilirken sur dışı alanlara da taşılmıştır.</p>
<p>Galata Surları yıktırılmış ve Anadolu Türklerinin bir kısmı buraya yerleştirilmiştir.</p>
<p>Fatih döneminde (1451-1481) Boğaziçi’nde Avrupa yakasında Salıpazarı, Fındıklı, Kabataş, Beşiktaş, Ortaköy, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Baltalimanı, Kefeliköy, Büyükdere yerleşim alanı olmuştur. Ortaköy’de Rum ve Yahudiler yerleşmiş, Kuruçeşme’de bir Türk mahallesi kurulmuş ve bir grup Rum azınlık da buraya yerleştirilmiştir. Arnavutköy’de ise daha önce var olan Rum köyüne Türkler gelip yerleşmişlerdir. Fatih, Bebek semtinde bir camii yaptırarak burayı bir Türk mahallesi haline getirmiştir. Rumelihisarı’nda kale içindeki yerleşme de, daha sonra kale dışına taşmıştır. Sonuç olarak; Boğaziçi’nde yerleşme düzenine ilk biçimini kazandıran Fatih Sultan Mehmet olmuştur (Kaynak: Çubuk, 1994).</p>
<p>Boğaz sahillerinde yerleşmenin hızlanması Kanunî döneminde (1520-1566) başlamıştır. Fatih’in kurduğu Tophane, Kanunî tarafından büyütülmüş, etrafına duvar çekilerek yeni kışlalar yaptırılmıştır. 16.yüzyıldan itibaren Boğaziçi’nde su yolu ulaşımı gelişmeye başlayınca, kayıklar ve peremeler artmış, özel iskeleler ve kayıkhaneler kurulmuştur. En yoğun yerleşim alanları Beşiktaş, Üsküdar, Yeniköy, Beykoz, Anadoluhisarı ve Rumelihisarı olmuştur. Padişah, saray ve devlet erkanı tarafından kısa süreli dinlenme (rekreatif) veya yazlık kullanışa sahip hasbahçeler, yalılar, köşk gibi kullanımlar Boğaziçi’nde yoğunlaşmıştır. Üsküdar ve Beşiktaş’ın ticari önemi artmış, ayrıca Beşiktaş donanmaların sefere çıkacağında toplandığı bir üs olarak ayrı bir önem kazanmıştır (Kaynak: Kuban, 1973).</p>
<p>17.yüzyılda İstanbul, Anadolu’dan gelen halkla dolunca, dar gelirli halk ve dış ticaret erbabı, kent dışında Eyüp ve Boğaziçi köylerine yönelmişlerdir. Bu gelişmeler, 18.yüzyıldaki Boğaziçi yerleşmesine bir hazırlık oluşturmuştur. Boğaziçi, giderek saray erkânı, devlet ricali ve halkın yerleşmeye başlamasıyla, imparatorluğun her gruptan halkının yaşamaya başladığı yer olmuştur ve 17.yüzyılda güçlü bir savunma organizasyonu olmadığı için de saldırılara maruz kalmıştır. Yeni yerleşmeler olarak Kilyos, Anadolu Feneri, Rumeli Feneri, Rumeli Kavağı, Garipçe köyleri kurulmuştur (Kaynak: Çubuk, 1994).</p>
<p>III. Ahmet ve Sadrazam Damat İbrahim Paşa zamanında (1703-1730) İstanbul ve özellikle Boğaziçi’nde yeni bir imar düzenlemesine başlanmış, saraylar, köşkler ve yalılar onarılmış veya yıkılıp yerlerine yenileri yapılmıştır.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/shIhqXxp7YI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Osmanlı dönemi Eski İstanbul Boğaziçi, 1910 (Renkli)"></iframe></p>
<p>Batı uygarlığı teknikleri ile Türk geleneğini birleştirerek Boğaziçi yapılarının görünümlerine değişiklik getirilmiştir.</p>
<div style="width: 360px;" class="wp-video"><!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('video');</script><![endif]-->
<video class="wp-video-shortcode" id="video-118898-1" width="360" height="640" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Osmanlının-İlk-Buharlı-Gemisi_-_Buğu_-shorts.mp4?_=1" /><a href="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Osmanlının-İlk-Buharlı-Gemisi_-_Buğu_-shorts.mp4">https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Osmanlının-İlk-Buharlı-Gemisi_-_Buğu_-shorts.mp4</a></video></div>
<p>II. Mahmut dönemindeki(1808-1839) batılılaşma hareketleri sonucunda tüm Osmanlı saray yaşamı Boğaziçi kıyılarına kaymıştır. Dolmabahçe, Beylerbeyi, Çırağan, Yıldız Sarayları Boğaziçi kıyılarında yaptırılmıştır. Bu yüzyılda yapılar çoğalmış, küçük kıyı meydanları ve geniş çayırlar halkın birbirleri ile karşılaştığı mesire (gezinti ve piknik) yerleri olmuştur. Boğaziçi, yaz ve kış oturulan köy yerleşmeleri dışında, mevsimlik sayfiye yeri haline gelmiştir (Kaynak: Çubuk, 1994). (Şekil) Bu dönemde Boğaz ulaşımı da önem kazanmıştır.</p>
<p>Boğaziçi&#8217;nde buharlı gemilerin çalıştırılması önemli bir sosyo-ekonomik olay olmuş, Ruslar arkasından İngilizler, daha sonradan Türkler 1843’de Fevaid-i Osmaniye’yi kurarak yaz aylarında Boğaziçi&#8217;ne oldukça sık seferler yapmaya başlamışlardı. Arkasından 1851’de 6 adet vapurla kurulan Şirket-i Hayriye kısa sürede 12 vapurla bu görevi yüklenerek ilk defa 1855’te yaz-kış Üsküdar ve Beşiktaş&#8217;a düzenli vapur seferleri yapmaya başlamıştır (Kaynak: Şehsuvaroğlu, 1961).</p>
<p>Boğaziçi, bir sayfiye yeri ve rekreasyon alanı olarak önemini 19.yüzyıl boyunca da muhafaza etmiştir. Bu dönemin yeni dinamikleri ve özellikle ulaşım teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak Boğaz boyunca uzanan yerleşmeler giderek salt sayfiye yeri olmaktan çıkıp tüm yıl boyunca oturulan konut alanlarına dönüşmüştür.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-118911" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-300x196.jpg" alt="" width="955" height="624" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-300x196.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-768x503.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-1024x670.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-696x456.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-1068x699.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412-642x420.jpg 642w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230804_164412.jpg 1500w" sizes="(max-width: 955px) 100vw, 955px" /></p>
<p><em>Cumhuriyetten Günümüze Boğaziçi Yerleşimi  </em></p>
<p>Boğaziçi, İstanbul kent bütünü içinde etkin konumunu</p>
<p>Cumhuriyet öncesi dönemde kazanmış, ancak bu önem Cumhuriyet döneminde daha da artmıştır. İstanbul’un ticaret, sanayi ve kültür merkezi olarak 1950’lerden itibaren hızlı kentleşme sürecine girmesiyle Boğaziçi mekanı giderek daha yoğun biçimde etkileşmiştir. Boğaziçi her dönemde talep edilen bir sayfiye beldesi olmuştur.</p>
<p>Osmanlı döneminde yazlık konutlar, yalılar ve bunlara hizmet veren Boğaziçi köylerinin oluşturduğu, üst, orta ve alt gelir gruplarının yerleştiği bu mekanda,</p>
<p>Cumhuriyet döneminde olumsuz gelişmeler olmuş, yeni ve uyumsuz kullanımlar ortaya çıkmış, vadi tabanları ve dere kenarlarında sanayi yerleşmeleri yer almıştır.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/thHZ-YtkFNQ?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Atatürk Türkiye&#39;sinin İstanbul&#39;u 1936"></iframe></p>
<p>1950’den itibaren de göçle gelenlerin oluşturduğu gecekondu nüfusu, Boğaziçi’nde yasadışı, standart altı gelişmeye ve çarpık yapılaşmalara yol açmıştır. Sonuçta Boğaziçi peyzajına uymayan ve pek çok yerde kontrol edilmeyen gelişmeler olmuştur (Kaynak: Çubuk, 1994).</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/BUrbG603iDI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="İstanbul -1950 -1960   #eskiistanbul  #istanbul"></iframe></p>
<p>Boğaz üzerinde biri 1973’te (I. Boğaziçi Köprüsü), diğeri 1988’de (II. Boğaziçi-Fatih Sultan Mehmet-Köprüsü) inşa edilen iki köprü hem şehrin kentsel formunu değiştirmiş, hem de çevrelerindeki arazi kullanımlarını olumsuz etkilemiştir.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/wD-28IfRxIg?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Boğaziçi Köprüsü&#39;nün İnşaatı[İLK KEZ]"></iframe></p>
<p>Köprüler ve çevre yolu sistemleri, özel oto sahipliği oranının artışıyla da birleşerek şehrin sudan uzaklaşarak iç kesimlere, “kara”ya doğru büyümesine neden olmuştur. (Kaynak: Enlil ve diğerleri, 2001)</p>
<p>Hızlı kentleşmenin olumsuz etkilerinin çevrede iyice görülmesiyle birlikte, kapsamlı bir planlamaya ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. İlk çaba 1971 yılında “Koruma Planı” ile gelmiştir. Fakat bu plan alan ve kapsam olarak yalnızca kıyı şeridini ele almış ve sahil boyunda yer alan tarihi yalıları korumayı hedeflemiştir. 1973 tarihli, 1710 sayılı Eski Eserler Kanunu’nun kabulünden sonra, Boğaziçi korunması gerekli “doğal ve tarihi sit alanı” ilan edilmiş ve çevresindeki korular, ormanlar, çayır ve meralar koruma altına alınmıştır. 1977’de Boğaziçi’nin kimliğinin sadece kıyı şeridi ile sınırlı olmadığını kavrayan ve onu bir bütün olarak ele alan yeni bir nazım planı hazırlanmıştır. 1977 planı ile planlama sınırları genişletilerek, bu kültürel peyzajı oluşturan alanlar; sahil şeridi, ön görünüm, geri görünüm ve etkilenme bölgeleri olarak dört alt bölgeye ayrılmıştır. Alanı turizm, konut ve rekreasyonel kullanımlara ayıran plan, her alt bölge için farklı gelişme kuralları tanımlamıştır.</p>
<p>Ancak, bu dört alt bölgenin mekansal sınırlarının hangi kriterler doğrultusunda saptandığına hiçbir zaman açıklık getirilemediğinden, bu belirsizlik farklı çıkar grupları arasında yeni çatışmaların ortaya çıkmasına ve planın meşruiyetinin zedelenmesine yol açmıştır. (Kaynak: Enlil ve diğerleri, 2001)</p>
<p>Özet olarak, bütüncül bir planlama yaklaşımının yokluğu, hızlı kentleşme baskıları, altyapı yatırımları ve bu kültürel peyzajın tarihi ve doğal değerleri ile bağdaşmayan arazi kullanım kararları, Boğaziçi’nde çarpık bir kentsel gelişmeye neden olmuştur.</p>
<div dir="auto">Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 10 Eylül 2021</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/mehmet-cemal-beskardes/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/mehmet-cemal-beskardesbogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmek-ile-ozdestir-1-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 09:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[boğazın vapurları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul vapurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=104284</guid>

					<description><![CDATA[KÖPRÜ Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR İstanbul’u dinliyorum, bu kez gözlerimi kapamadan faltaşı gibi açarak&#8230; Ve zamanla yitirdiğimiz kültür varlıklarımızı, Kadîm Şehrimizin kaybolan değerlerini mumla arıyorum&#8230; Bırakınız Yedi Tepeden birinden 1987 yılında çekilmiş (26 yıllık) bir fotoğrafta  gördüklerimizden hangilerini kaybettiğimizi tek tek saymayı!.. Belki onlardan onlarcasını resmi büyüterek arayıp bulabilirsiniz Eminönü&#8217;nde, Galata&#8217;da, Haliç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KÖPRÜ </strong><br />
<strong>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ</strong></p>
<p><strong>İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR</strong></p>
<p>İstanbul’u dinliyorum, bu kez gözlerimi kapamadan faltaşı gibi açarak&#8230;</p>
<p>Ve zamanla yitirdiğimiz kültür varlıklarımızı, Kadîm Şehrimizin kaybolan değerlerini mumla arıyorum&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-104285" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-300x208.png" alt="" width="1000" height="693" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-300x208.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-768x532.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-1024x710.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-100x70.png 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-218x150.png 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-696x482.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-1068x740.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-606x420.png 606w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045.png 1079w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Bırakınız Yedi Tepeden birinden 1987 yılında çekilmiş (26 yıllık) bir fotoğrafta  gördüklerimizden hangilerini kaybettiğimizi tek tek saymayı!..</p>
<p>Belki onlardan onlarcasını resmi büyüterek arayıp bulabilirsiniz Eminönü&#8217;nde, Galata&#8217;da, Haliç kıyılarında&#8230;</p>
<p>Siz ilk bakışta neleri yitirdiğimizi hemencecik görüyor musunuz?..</p>
<p>Onlar ki benim &#8220;En Samimî Dostlarımdı&#8221;*; bu kuşbakışı karede canlı canlılar, masmavi sularda bembeyaz köpükler saçarak seyir halindeler&#8230;</p>
<p>Şehr-i İstanbul’un bir yakasından kalkıp diğer yakasına, bir kıyısından gelip diğer kıyılarına, bir iskelesinden yola çıkıp inci kolyesi gibi dizili sahil semtlerinde dizili diğer iskelelerine yolcularını taşıyan o emektar, kuğu gibi vapurlarımızı görmelisiniz bu panoramik manzarada&#8230;</p>
<p>Çok şükür balık hafızalı değilim, ayrıca kültürel nankörlüğe de kapılmadım&#8230;</p>
<p>O güzelim vapurlarımızda yaşadığım nice tatlı acı anılarımı belleğimde canlı tutuyorum&#8230;</p>
<p>İSTANBUL DEMEK, BOĞAZİÇİ DEMEKTİR, VAPUR DEMEKTİR!..</p>
<p>BOĞAZI  SEVMEK VAPURLARIMIZA VE VAPURLU YAŞAMA SAHİP ÇIKMAKLA ÖZDEŞTİR!..</p>
<p>*Bakınız: KENT EKRANI&#8217;nda yayınlanan &#8220;Boğaz Vapurları En Samimî Dostlarımdı&#8221; başlıkları altındaki &#8220;BOĞAZİÇİ’Nİ TANIMLAMAK &#8216;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK&#8217;LE ÖZDEŞTİR&#8221; Yazı Dizimizin 6. ve 7. Bölümleri</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="9OHH2ztaQH"><p><a href="https://www.kentekrani.com/2023/01/08/mehmet-cemal-beskardes-bogaz-vapurlari-en-samimi-dostlarimdi-1/">BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (6. BÖLÜM)</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  src="https://www.kentekrani.com/2023/01/08/mehmet-cemal-beskardes-bogaz-vapurlari-en-samimi-dostlarimdi-1/embed/#?secret=9OHH2ztaQH" data-secret="9OHH2ztaQH" width="600" height="338" title="&#8220;BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (6. BÖLÜM)&#8221; &#8212; Kent Ekranı" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="0I416E6Ykn"><p><a href="https://www.kentekrani.com/2023/01/25/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/">BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  src="https://www.kentekrani.com/2023/01/25/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/embed/#?secret=0I416E6Ykn" data-secret="0I416E6Ykn" width="600" height="338" title="&#8220;BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)&#8221; &#8212; Kent Ekranı" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>M. Cemal Beşkardeş</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 04 Şubat 2023</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/kopru/">Diğer Yazılar İçin Tıklayınız</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
