<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmralı &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/imrali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 26 Nov 2025 16:02:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>İmralı &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL; İMRALI HİKAYELERİ!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/27/coskun-kartal-imrali-hikayeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm süreci]]></category>
		<category><![CDATA[İmralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176176</guid>

					<description><![CDATA[Marmara denizinde isimleri bilinen- bilinmeyen, üzerlerinde yaşanan kimi olayların hikayeleri kuşaktan kuşağa aktarılan adalar var. Sayıları sanıyorum dokuz. Kimi Prens adaları adıyla geçmiş zaman asaletini temsil ederler, kimi İstanbul’dan gönderilen sokak köpeklerinin açlıktan bağıra bağıra telef edildiği yerdir. Kimisi şaraplık üzümleriyle ünlü keyif yerleridir, kimi turistiktir; üzerlerinde motorlu araç kullanmayı yasaklayacak kadar koruma altındadır! Bazıları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Marmara denizinde isimleri bilinen- bilinmeyen, üzerlerinde yaşanan kimi olayların hikayeleri kuşaktan kuşağa aktarılan adalar var.</p>



<p>Sayıları sanıyorum dokuz.</p>



<p>Kimi Prens adaları adıyla geçmiş zaman asaletini temsil ederler, kimi İstanbul’dan gönderilen sokak köpeklerinin açlıktan bağıra bağıra telef edildiği yerdir.</p>



<p>Kimisi şaraplık üzümleriyle ünlü keyif yerleridir, kimi turistiktir; üzerlerinde motorlu araç kullanmayı yasaklayacak kadar koruma altındadır!</p>



<p>Bazıları yakın tarihin en dramatik yargılamalarına, idamlara ya da verilen cezaların infazına tanıklık etmiştir.</p>



<p>İşte bu adalardan biri de, Türkiye tarihinde uzun yıllar boyunca gündemden düşmeyen&nbsp; bir çok olaya ev sahipliği yapmıştır; yapmaya devam etmektedir.</p>



<p><strong>İmralı</strong>.</p>



<p>Adı yedi yüz yıl önce Kalolimnos olan bir Bizans adası. (Rumca Güzel Liman demekmiş.)</p>



<p>Osmanlı devletinin kuruluşunun üzerinden çeyrek yüz yıl bile geçmeden, Marmara’da belki de ilk fethettiği ada.</p>



<p>Başkent henüz Bursa’dadır.&nbsp;</p>



<p>Osman Gazi’nin yaşlılık yılları ya da Orhan Gazi’nin padişahlığının ilk dönemidir.</p>



<p>Çanakkale boğazı henüz geçilmemiş, Edirne alınmamış, İstanbul’a yaklaşılmamıştır.</p>



<p>Bazı kaynaklara göre 1309, bazılarına göre 1325’de İmralı’yı alan komutanın adı <strong>Kara Ali bey ya da “Emir Ali” bey’dir.</strong></p>



<p>İmralı adının, bu komutandan geldiği söylenir.</p>



<p>Sonraki 700 yol boyunca adanın adı değişmeyecektir.</p>



<p>Fetihten sonra adadaki Rum ahaliye dokunulmayacak, yaşamlarını 1920’lerdeki mübadele yıllarına kadar sürdürecekler, daha sonra Yunanistan’a göç edeceklerdir.</p>



<p>Ancak, adaya , Yunanistan’dan gelen mübadil Türklerden yeni yerleşim olmayacak ve İmralı 12-13 yıl boş kalacaktır.</p>



<p><strong>İmralı yarı açık cezaevi</strong> 1935 yılında  kurulacaktır.</p>



<p>Mahkumların gündüz tarım, hayvan yetiştiriciliği,&nbsp; balıkçılık gibi&nbsp; çeşitli işlerle meşgul olduğu yarı açık cezaevinin kuruluş amacı, “Türkiye’nin ilk modern infaz sistemlerinden birini oluşturmak” olarak açıklanmıştır.</p>



<p>Cezaevi, bir dönem çok kalabalık bir infaz kurumu haline gelmiştir.</p>



<p>Sonra gün gelecek,”tek mahkumun olduğu cezaevi” olarak varlığını sürdürecektir.</p>



<p>İmralı, 65 yıldır Türkiye’nin ismi en çok bilinen adasıdır.</p>



<p>Tanınması, 1961 yılında Türkiye’yi sarsan ve sonra belleklerden hiç çıkmayan&nbsp; idamlar nedeniyle olmuştur.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>İmralı adasının adını ilk duyduğumda 9 yaşında bir ilk okul öğrencisiydim.</p>



<p>1961 yılının 17 ve 18 Eylül günlerindeydik.</p>



<p>Gazetelerin&nbsp; birinci sayfalarında , dar ağaçlarında asılarak verilen cezaları infaz edilmiş üç idam mahkumunun fotoğraflarını görmüştüm.</p>



<p>27 Mayıs 1960’da bir askeri darbeyle devrilip, özel mahkemede yargılandıktan sonra idam cezasına çarptırılan eski başbakan <strong>Adnan Menderes</strong> ile dışişleri Bakanı <strong>Fatin Rüştü Zorlu</strong> ve Maliye Bakanı <strong>Hasan Polatkan</strong> bir gün arayla idam edilmişlerdi.</p>



<p>İki bakan 16 Eylül 1961 günü, Başbakan da bir gün sonra yargılanıp mahkum edildikleri Yassıada’dan teknelerle İmralı adasına götürülüp orada asılmışlardı.</p>



<p>İdamlardan sonra cenazeleri ailelerine teslim edilmemiş,&nbsp; İmralı’da toprağa verilmişti.</p>



<p>Cenazeler, 30 yıla yakın İmralı’da ilk günkü gibi bırakılan mezarlarda kaldı.&nbsp;</p>



<p>Bu tutumun nedeni, büyük olasılıkla, ada dışında gömülürlerse mezarlarının onlara bağlılıktan vaz geçmeyen insanlar tarafından adeta “kutsal yerler” haline getirileceği korkusu idi.</p>



<p>16 Eylül 1990’da bir hükümet kararıyla açılan mezarlardan alınan cenazeler, Adnan Menderes’in idam edildiği gün olan 17 Eylül’de İstanbul’a nakledildi ve Vatan caddesinde &nbsp; yaptırılan anıt mezar’a defnedildi.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>İmralı adası, 1970’li yıllarda da sonradan uluslararası alanda siyasallaşacak bir olayın Türkiye’deki son aşamasına ev sahipliği yapacaktı.</p>



<p>Ada, bu kez, üzerindeki yarı açık cezaevinden gerçekleşen bir firar olayıyla&nbsp; ülke gündemindeydi.</p>



<p><strong>Bill Hayes </strong>adlı 28 yaşındaki bir Amerikalı, 7 Ekim 1970 günü Yeşilköy havaalanında beline sardığı torbalardaki iki kilo toz esrarı yurtdışına çıkarmak isterken yakalanmış, ardından yargılanarak 30 yıla mahkum edilmişti.</p>



<p>Cezasının bir bölümünü İstanbul Sağmalcılar cezaevinde çeken Bill Hayes, daha sonra İmralı adasındaki yarı açık cezaevine nakledilmişti.&nbsp;</p>



<p>Amerikalı uyuşturucu kaçakçısı, -nasıl becerdiyse!- kimsenin kaçamayacağı söylenen adadan 1975 yılında “ayarladığı” bir kayıkla kürek çekerek Mudanya’ya geçmiş, oradan da kendi iddiasına göre İstanbul üzerinden Edirne’ye kadar gitmişti.</p>



<p>Daha sonra Meriç nehrini yüzerek geçip&nbsp; Yunanistan’a sığınmıştı .&nbsp;</p>



<p>Ancak Türkiye için asıl mesele bundan sonra başlayacaktı.</p>



<p>Bill Hayes’in imzasıyla Türk cezaevlerinde başına gelenleri anlatan “<strong>Geceyarısı Ekspresi</strong>” adlı bir roman yayınlanmış, Hollywood’un ünlü yönetmenlerinden Oliver Stone romanı filme uyarlamış ve Oscar dahil önemli ödüller kazanmıştı.</p>



<p>Cezaevlerinde dayanılmaz işkenceler gördüğünü iddia eden Hayes’in yaşadıklarını anlattığı öne sürülen film, büyük paralar kazandırırken, dünyada da Türkiye aleyhine tepkilere yükselmesine yol açmıştı.&nbsp;</p>



<p>Bu film etrafında kopan fırtına Türkiye’de de yıllarca sürecek travma yaratmış ve tartışmalara yol açmıştı.</p>



<p>Yıllar sonra Bill Hayes, 2014 yılı 29 Ekim’inde bir kez daha ortaya çıktı.</p>



<p>Gazeteler, kendisinin Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla New York’ta “göndere Türk bayrağı çektiğini” yazdılar.</p>



<p>Hayes, bunun ardından yaptığı açıklamada, Geceyarısı Ekspresi filminde geçen pek çok şeyin ‘yalan” olduğunu itiraf etti!</p>



<p>Hürriyet gazetesinde 7 Kasım 2014’te “Türk Milletinden Özür Diliyorum” başlığıyla yayınlanan söyleşisinde Hayes, Türkiye’yi ve Türkleri çok sevdiğini ve filmin “tamamen yanlış” olduğunu söylüyordu.</p>



<p>Kendince konuyu “tatlıya bağladığını” düşünüyordu anlaşılan!</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>Tanınmış sinema sanatçısı <strong>Yılmaz Güney</strong> de cinayet işlediği suçlamasıyla verilen mahkumiyetini çekerken bir dönem İmralı adasındaki yarı açık cezaevinde yatmıştı.</p>



<p>O dönem, 1980’li yılların başına denk geliyordu.</p>



<p>Yılmaz Güney, gördüğü ilgi ve çevresinde topladığı “kendine bağlı mahkumlar” nedeniyle cezaevi yönetimlerince istenmeyen bir mahkumdu.</p>



<p>Gönderilmek istendiği pek çok cezaevi, “bu adam burada isyan çıkarır” gerekçesiyle kendisini kabul etmiyordu.</p>



<p>Yılmaz Güney,&nbsp; bir çok cezaevi gezmişti.</p>



<p>Üsküdar Toptaşı cezaevi de bunlardan biriydi.</p>



<p>Toptaşı’nda 1980’lerin başında bir gece, Yilmaz Güney apar topar yatağından alınarak Sağmalcılar cezaevine götürülmüş, orada kimse görmeden revirde sabaha kadar bekletildikten sonra İmralı adasına nakledilmişti.</p>



<p>Güney’in İmralı’da bir kulübede yaşadığı, sık sık ziyaretçilerinin olduğu, nispeten rahat bir yaşam sürdüğü biliniyor.</p>



<p>Hatta kendisiyle İmralı’da röportaj yapan bir İsveç TV ekibinin “Hapisten kaçıp yurt dışına gitmeyi düşünür müsünüz?” sorusuna,</p>



<p>“Hayır ben ülkemin dağını taşını, toprağını suyunu özlerim” diye yanıt veriyor.</p>



<p>Ancak, sonra 12 Eylül darbesi geliyor.</p>



<p>Cinayet mahkumiyeti dışında siyasal davalardan da ağır cezalarla karşı karşıya kalan Yılmaz Güney bu kez İmralı’dan Isparta yarı açık cezaevine naklediliyor.</p>



<p>Ondan sonra da , cezaevinden “izinli” çıktığı bir gün tekneyle yurt dışına kaçacağı, Cannes’da Yol filmiyle ödül kazanacağı ve 1984’de henüz 47 yaşındayken kanserden hayatını kaybedeceği süreç başlıyor.</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; X</p>



<p>Ve geldik 26 yıldır devam eden “günümüzün” hikayesine!</p>



<p>İmralı’daki yarı açık cezaevi ahalisi, sanıyorum 1999 Şubat’ına kadar halinden memnun yaşayıp gidiyordu.</p>



<p>Kendi hallerinde sebze meyve yetiştiriyorlar, belki balık avlıyorlar, ada içinde özgürce dolaşabiliyorlardı !</p>



<p>“Sağlıklı” mahkumiyetleri vardı doğrusu!</p>



<p>Her halde <strong>1999 Şubatında</strong> bir gün,  hiçbir şeyden haberleri yokken onlara “toparlanın gidiyorsunuz” denmiştir.</p>



<p>Zira, o tarihte, İmralı ve çevresi askeri yasak bölge ilan edilmiş, görevli ve yetkililer dışında giriş çıkışlar yasaklanmış, deniz taşıtlarının yaklaşması engellenmiş, ada üzerinden uçuş yasağı konmuştu.</p>



<p>Sonra, bir gün öğle saatlerinde, Başbakan <strong>Bülent Ecevit, </strong>“Terör örgütünün başı Abdullah Öcalan, saat 03’ten itibaren Türkiye’dedir” diye açıklama yaptı.</p>



<p>Kenya’da derdest edilip Türkiye’ye getirilen Öcalan, ömrünün üçte birlik&nbsp; bölümünü geçireceği İmralı adasına götürüldü.</p>



<p>Kenya’dan getirilirken eli-kolu bağlı uçak görüntüleri ve Mudanya’dan İmralı’ya deniz yoluyla götürülme görüntüleri yayınlandı.</p>



<p>İmralı’da yargılandı; önce ölüm cezasına çarptırıldı, idam cezası kaldırılınca da,&nbsp; İmralı cezaevinin “tek mahkumu” olarak bir süre geçirdi.&nbsp;</p>



<p>Daha sonra yanına bazı başka mahkumlar gönderildi.</p>



<p>Hep birlikte yatıyorlar.</p>



<p>Bugün gelinen noktada, “<strong>çözüm süreci</strong>” adı altında, Kürtlerin çeşitli haklara kavuşmasından <strong>Öcalan’ın</strong> cezasını çekme- sonlandırma noktasına kadar bir çok konu tartışılıyor.</p>



<p>Kendisi muhatap alıp görüşmeler yapılıyor.</p>



<p>Ancak bu görüşmelere, temaslara ilişkin haber ve açıklamaların bir çoğunda adı verilmiyor.</p>



<p>“İmralı’yla görüşüldü” ya da “Komisyon heyeti İmralı Yüksek Güvenlikli cezaevinde görüşme yaptı” gibi, anlayan anlasın tadında özne kullanılıyor.</p>



<p>İlginç şeyler oluyor.&nbsp;</p>



<p>Bakalım, adı neredeyse Abdullah Öcalan’ın yerine özne halini alan tarihi ada daha neler görecek !</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL; ÇÖZÜM VE KURULTAY SÜRECİNDE ANTİ- CHP TAVIRLAR</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/11/24/coskun-kartal-cozum-ve-kurultay-surecinde-anti-chp-tavirlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[dem]]></category>
		<category><![CDATA[İmralı]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=176079</guid>

					<description><![CDATA[Çözüm sürecinde gelinen “Meclis komisyonunun İmralı’ya gitmesi” kararı, her kesimde kendine özgü tepkilere yol açmış görünüyor. Hem tepkilere, hem yeni anlaşmazlıklara, hem de toplumsal kırılma alametlerine. Komisyon’da yer alan bir çok siyasal partide de yeni iç sorunların kapısı açılıyor sanki. Karara olumlu ya da olumsuz katkıda bulunmuş siyasi partiler, elbette kendi içlerinden gelen tepkileri nasıl [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çözüm sürecinde gelinen “Meclis komisyonunun <strong>İmralı’ya</strong> gitmesi” kararı, her kesimde kendine özgü tepkilere yol açmış görünüyor.</p>



<p>Hem tepkilere, hem yeni anlaşmazlıklara, hem de toplumsal kırılma alametlerine.</p>



<p>Komisyon’da yer alan bir çok siyasal partide de yeni iç sorunların kapısı açılıyor sanki.</p>



<p>Karara olumlu ya da olumsuz katkıda bulunmuş siyasi partiler, elbette kendi içlerinden gelen tepkileri nasıl göğüsleyeceklerini hesaplamışlardır!</p>



<p>Örneğin <strong>AKP</strong>, genel başkan ve Cumhurbaşkanının “karizmasıyla” , Abdullah <strong>Öcalan’ı</strong>n ayağına gidilmesine karşı tepkileri, en azından  yumuşatma şansına sahip!</p>



<p>Her ne kadar, hem liderleri, hem de komisyondaki üyeleri suskun görünse de, İmralı’ya gitme kararı sonuçta partiye ait.</p>



<p><strong>MHP’d</strong>e ise genel başkan Devlet Bahçeli’nin grup toplantısındaki “Gerekirse yanıma üç arkadaşımı alıp İmralı’ya ben giderim” çıkışı ve bu sözlerin milletvekillerince ayakta alkışlaması gündeme damga vurmuştu.</p>



<p>Pek çok kişi, konuyu AKP ile MHP arasında bir ittifak çatlağı varmış gibi görse de, böyle bir çatlağın büyümesinin oldukça zor olduğu ortada.</p>



<p>&nbsp;Genel başkanın bu açık tavrının ardından alınan İmralı’ya gitme kararı,&nbsp; MHP içinde “en azından şimdilik” tepkilerin ön plana çıkmamasını sağladı.&nbsp;</p>



<p>(Zaten MHP’nin ünlü parti disiplini, bu tür parti içi tartışmalara cevaz vermeyen önemli bir unsur olarak bilinir!)</p>



<p>Komisyon’daki bazı küçük partiler red, bazıları kabul kararı aldı.&nbsp;</p>



<p>Muhtemelen o partilerde de bazı iç hesaplaşmalar gündeme gelmektedir.</p>



<p>Ancak, CHP’nin&nbsp; <strong>İmralı’ya</strong> gitmeme kararı, bir çok çevrede neredeyse şok etkisi yaptı!</p>



<p>Bu karar, parti tabanında ve partili olmayan bir çok kesimde genel kabul görürken, en çok şok’a uğramış görünen kendisini çözüm sürecinin -asli değil yardımcı muhatabı- olarak gördüğü anlaşılan DEM parti idi.</p>



<p>Üye yapısı sınıfsal bir mozaik’i andıran <strong>DEM</strong> Parti,&nbsp; sanki bir başka partinin kararlarında söz sahibi olmak en doğal hakkı imişçesine, ne siyasete ne de siyasal nezakete sığmayan sertlikte tepkiler gösterdi.</p>



<p>Bu tepkilerin en göze batanı, kuşkusuz, çok etkili bir muhalefet örneği sergileyen CHP’ni ana muhalefet görevinden azletme ve DEM’i ondan boşalan göreve mesnetsiz atama girişimiydi!</p>



<p>Partinin , İmralı’ya önceden gidip Abdullah Öcalan’la devlet arasında mesaj taşıma ayrıcalığına sahip temsilcisi Pervin Buldan, kim bilir nasıl bir ruh haline girdiyse kendince kesinleştirdiği bombayı patlattı!</p>



<p>“Bundan böyle ana muhalefet partisi DEM partidir. Nokta!”</p>



<p>Gerçi bir süre sonra birileri “hop” demiş olsa gerek, bu paylaşımını kaldırdı.</p>



<p>Ancak, iktidarın kim, ana muhalefetin kim olacağı teknik olarak anayasal ve yasal kurallar ve iç tüzükle belirlenmiş bir ülkede, bu sözler,&nbsp; ileride mutlaka karşısına çıkacak tarihi bir gaf olarak yerini aldı.</p>



<p>Bunun, DEM’in, silahları bıraktığı öne sürülse de bunun pek işareti henüz görülmeyen <strong>PKK’nın</strong>, mesaj taşımaktan başka bir işlevleri olup olmadığı belirsiz Buldan ve öteki temsilcilerin işine yarayıp yaramayacağı kuşkulu.</p>



<p>Toplumun çok büyük kesimi tarafından&nbsp; teröristbaşı olarak tanımlanan Abdullah <strong>Öcalan’a</strong> yarayıp yaramayacağını da zaman gösterecek!</p>



<p>Ancak DEM Partinin Pervin <strong>Buldan’ın</strong> paylaşımı ve öteki yöneticilerin demeçleriyle ortaya çıkan tavrı, çok büyük beklentileri olanların hayal kırıklığının parti kademelerine dağıldığının da göstergesi oldu.</p>



<p>Her kafadan bir ses çıkmaya başladı.</p>



<p>Hatta bu konu siyaset üstü olmalıdır diye CHP’ye siyasetin nasıl yapılacağını öğretmek isteyenler çıktı.</p>



<p>DEM’lilerin tepkilerinden, “çözüm” konusunda CHP’ne bel bağladıkları, son durum karşısında “süreç yine başarısızlığa uğradı” düşüncesiyle hayal kırıklığı yaşamaları “kendi açılarından” olağan karşılanabilir!</p>



<p>Olağan&nbsp; olmayan, “aynı hayal kırıklığını” partinin <strong>kurultayda düşürülmüş genel başkanı </strong>ve bir takım liberal çevrelerin de yaşıyor görünmeleri.</p>



<p>15 yıl önceki Anayasa referandumunun yetmez ama evet’çileri de bunlar arasında.</p>



<p>“Benim bu sürecin başarıya ulaşacağından umudum yok ama CHP İmralı’ya gitmeliydi” gibi absürt sözlerle CHP’ne rol biçmeye kalkışan <strong>liberaller</strong> söz konusu.</p>



<p>Ancak, son zamanlarda dünya yıkılsa olup bitenlere ses çıkarmayacağı sanılan CHP’nin kurultay’da düşürülmüş genel başkanı, birden bire kendini ortaya attı.</p>



<p>Biraz rengi soluk ve&nbsp; formsuz görünse de, yayınladığı iki buçuk dakikalık görüntüyle, “görüşlerini açıkladı.</p>



<p>Dokuz aydır&nbsp; yolsuzluk davalarından&nbsp; içerde olan , yüzlerce partilinin bu davalardan aklanarak arınması gerektiğini söylüyor.</p>



<p>Oysa bu tutuklama ve suçlamaların bir çok komplo ve hukuk dışı yöntemlerle yapıldığını söyleyen partisinin genel başkanı. Her hafta yüz binlerce yurttaşın katıldığı mitinglerle hukuk dışılığın giderilmesini, adaletin sağlanmasını istiyor.</p>



<p>Talebi ise suçlananların adil yargılanması, hatta yargılamaların başta <strong>TRT</strong> olmak üzere <strong>TV</strong> kanallarından canlı yayınlanması.</p>



<p>Yani bütün toplumun önünde adil şekilde yargılandıktan sonra “arınmaları”.</p>



<p>Eski genel başkan , bunları görmezden gelip , her gün&nbsp; bir başka çelişkisi ya da tutarsızlığı kendi partisi, başka siyasetçiler, taraflı tarafsız bir çok hukukçu tarafından ortaya konulan iddianameyi “kabullendiğini” ortaya koyuyor.</p>



<p>CHP yönetimi suçlananların “arınmasını istemiyormuş “ gibi bir görünüm yaratıyor.</p>



<p>Bir yandan da, açıkça ifade etmese de, CHP’nin İmralı’ya gitmeme kararını ima yoluyla&nbsp; eleştiriyor, “siyaset üstü” olması gerektiğini söylüyor. (Bir zamanlar kendisinin de “ne demek İmralı’ya gitmek, sorunların çözüm yolu Meclis’tir” şeklinde sözler söylediği video kayıtları sosyal medyada yeniden dolaşımda)</p>



<p>Peki, CHP İmralı’ya gitme kararı alsa siyaset üstü mü davranmış olacaktı?</p>



<p>Bu tavır, bilinçsiz değilse, yakında toplanacak olan CHP kurultayını karıştırma operasyonudur.</p>



<p>Kemal bey, “meşru yollarla” yeniden CHP’nin başına gelmek istiyorsa, karnından konuşarak partisinin yönetimini yıpratmaya çalışacağına açıkça adaylığını ilan etmeli ve diyeceğini kurultay’da söylemelidir.</p>



<p>Hatta kendisini hala desteklediğini sandığı yüzde 48’in desteğini de arkasına almalıdır.</p>



<p>Siyasal etik bunu gerektirir.</p>



<p>Coşkun <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
