<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hazan şiirler &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/hazan-siirler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Sep 2023 20:55:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>hazan şiirler &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yine Eylül&#8230; Yine Hazan mevsimi&#8230; Güz: Tartışmalı ayların önde geleni&#8230;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/09/02/yine-eylul-yine-hazan-mevsimi-guz-tartismali-aylarin-onde-geleni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 Sep 2023 08:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hazan şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[sonbahar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=122091</guid>

					<description><![CDATA[Yine Eylül&#8230; Yine Hazan mevsimi&#8230; Güz; tartışmalı ayların önde geleni&#8230; Duygu ve ruhun med ceziri&#8230; Kimine göre hüznün, yasak aşkların, melankolinin zamanı&#8230; Kimisi için de, aşkı tanımak için en uygun vakit&#8230; Aslında, Eylül isminin kökeni Arapçadır. Arapça eylûl (أيلول), Süryanice Arami/Süryani takviminin altıncı  ayına atıfta bulunan ˀelūl (אלול) kelimesinden alıntıdır. Bu isim ise köken açısından Akadca hasat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yine Eylül&#8230; Yine Hazan mevsimi&#8230; Güz; tartışmalı ayların önde geleni&#8230; Duygu ve ruhun med ceziri&#8230; Kimine göre hüznün, yasak aşkların, melankolinin zamanı&#8230; Kimisi için de, aşkı tanımak için en uygun vakit&#8230;</strong></p>
<p>Aslında, Eylül isminin kökeni Arapçadır. Arapça eylûl (أيلول), Süryanice Arami/Süryani takviminin altıncı  ayına atıfta bulunan ˀelūl (אלול) kelimesinden alıntıdır. Bu isim ise köken açısından Akadca hasat festivali ve bu festivalin yapıldığı  ayı tanımlayan elūlu/elūnu kelimesinden türemiştir.</p>
<p>Sonuçta Eylül, yakıştırılan zıt benzetmeler ve kelime kökeninin kadimliğiyle öteki aylara nazaran omuzlarında en ağır sevap ve vebali taşıyan bir ay&#8230;</p>
<p>Belki, sevabı da vebali de en yakışık alır halde taşıyan şairlerdir.<br />
Eylül&#8217;ü de onların omzuna yıkalım.!</p>
<p><strong>Bâkî</strong><br />
Gül-şene altun varaklar zeyn idüp bâd-ı hazân</p>
<p>Gûyiyâ zer-kûblar dükkânı oldı gül-sitân</p>
<p><strong>Eylül 1960, Nâzım Hikmet</strong><br />
Uyandım bu sabah da<br />
ve yürüdü üstüme doğru karmakarışık:<br />
duvar, battaniye, cam ve plastik ve tahta<br />
ve tavana vuran kararmış gümüşten ışık.</p>
<p>Ve yürüdü üstüme bir tıramvay bileti<br />
ve düşümün bu yana düşüp sönen yarısı<br />
ve otel odası denen düşman memleketi,<br />
bir şiirden üç satır ve bir saman sarısı.</p>
<p>Yürüdü üstüme doğru ak alnıyla zaman<br />
ve anılar yağmurlu ve boşluğun yatakta<br />
ve haber ikimizden ve ayrılığımızdan.<br />
Uyandım bu sabah da.</p>
<p><strong>Yahya Kemal</strong><br />
Günler kısaldı&#8230; Kanlıca&#8217;nın ihtiyarları<br />
Bir bir hatırlamakta geçen sonbaharları.</p>
<p>Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa&#8230;<br />
Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa&#8230;</p>
<p>İçtik bu nâdir içki&#8217;yi yıllarca kanmadık&#8230;<br />
Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!</p>
<p>Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;<br />
Lâkin vatandan ayrılışın ıztırâbı zor.</p>
<p>Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sâhile,<br />
Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.</p>
<p><strong>Attila İlhan</strong><br />
Akşamsa, Eylül ise, ıslanmışsam<br />
Beni görsen belki anlayamazsın<br />
İçlenir gizli gizli ağlarsın<br />
Eğer ben yalnızsam, yanılmışsam<br />
Elimden tut, yoksa düşeceğim<br />
Yağmur beni götürecek yoksa beni</p>
<p><strong>Ümit Yaşar Oğuzcan</strong><br />
Bir eylüldü başlayan içimde<br />
Ağaçlar dökmüştü yapraklarını<br />
Çimenler sararmıştı<br />
Rengi solmuştu tüm çiçeklerin<br />
Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı<br />
Katar gidiyordu kuşlar uzaklara<br />
Deli deli esiyordu rüzgar</p>
<p><strong>Cemal Süreya</strong><br />
Eylüldü.<br />
Di’li geçmiş bir zamandı yaşadığımız<br />
Adımlarımızın kısalığı bundandı<br />
Bundandı gözlerimin durgunluğu.<br />
Sarı sıcak cümlelerde sözün kadar yalan,<br />
Ellerin kadar ıssız,<br />
Sen kadar zamansız molalar veriyordum<br />
Ve çocuksu bir bencillikti hüznümüz.</p>
<p><strong>Haydar Ergülen</strong><br />
<strong>Eylül</strong></p>
<p>Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir</p>
<p>kadın gider ve bir şair doğar bundan<br />
(Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim)</p>
<p><strong>Ahmet Telli</strong><br />
<strong>Eylül</strong><br />
&#8220;Yazın bittiği her yerde söylenir&#8221;se<br />
kadının gittiği de her yerde söylenir</p>
<p>Eylül, gülleri soldurarak<br />
duyurdu bu yıl kendini<br />
Böyle olacağını bile bile<br />
şaşırttı bizi yinede</p>
<p>Daha bir demet kır çiçeği<br />
alıp koymadık vazoya</p>
<p><strong>Ataol Behramoğlu</strong><br />
eylül sabahının serinliğini<br />
Yaprakların serinliğini<br />
Ciğerlerime dolduruyorum</p>
<p>Sessizlik ve serinlik<br />
Birleşiyor<br />
Yıkanmış güvercinler</p>
<p><strong>Murathan Mungan</strong><br />
<strong>Eylül Rübai</strong></p>
<p>eylüle girdim eylüle girdim<br />
her ömrün bir eylülü vardır<br />
onca yaşadım<br />
şimdi bildim</p>
<p><strong>Kemal ASLAN </strong><br />
<strong>eylül</strong></p>
<p>uzun bir bekleyişti<br />
sizin için eylül<br />
zamanı vardı şimdi kapıda</p>
<p>herkesin eylülü var<br />
yaprak yaprak döküldüğü solup gittiği<br />
biliyorsunuz</p>
<p>herkesin eylülü var<br />
ansızın bırakıp terk ettiği<br />
öğrendiniz</p>
<p>herkesin eylülü var<br />
kendince yaşadığı<br />
geç fark ettiniz</p>
<p>bir cümle kuramayan siz<br />
eylülde ne beklediniz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
