<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>edebiyat &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/edebiyat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Oct 2026 15:51:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.10</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>edebiyat &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SÖYLEŞİ /İbrahim VARELCİ/ Yazar /Editör (Öykü, Deneme, Eleştiri, Senaryo)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/04/soylesi-ibrahim-varelci-yazar-editor-oyku-deneme-elestiri-senaryo/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim varelci]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186691</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Modern insanın en büyük problemlerinden biri belki de kendisini tarihin son noktasında zannetmesi&#8221; Öykünün sükûnetini, senaryonun görsel dilini ve edebiyatın duru coğrafyasını aynı merkezde buluşturan İbrahim Varelci ile; mutfak masasında yaşanan sessiz trajedilerden Karadeniz’in sisli yalnızlığına, insanın iç hesaplaşmalarından hayatın sade gerçekliğine uzanan&#160;bir söyleşi gerçekleştirdik.&#160; Yazılarınızda süsten arınmış, duru ama bir o kadar da insanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Modern insanın en büyük problemlerinden biri belki de kendisini tarihin son noktasında zannetmesi&#8221;</strong></p>



<p><em>Öykünün sükûnetini, senaryonun görsel dilini ve edebiyatın duru coğrafyasını aynı merkezde buluşturan İbrahim Varelci ile; mutfak masasında yaşanan sessiz trajedilerden Karadeniz’in sisli yalnızlığına, insanın iç hesaplaşmalarından hayatın sade gerçekliğine uzanan&nbsp;bir söyleşi gerçekleştirdik.</em>&nbsp;</p>



<p><em>Yazılarınızda süsten arınmış, duru ama bir o kadar da insanı içe döndüren bir anlatım hâkim. Varlık sancısı, mahcubiyet ve kader gibi ağır temaları gündelik hayatın sade detaylarıyla bu denli doğal buluşturmayı nasıl başarıyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="186692" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-186692" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-1536x1025.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108603.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Büyük meselelerin büyük cümlelere ihtiyacı olduğuna pek inanmıyorum. İnsan bazen kaderini bir mutfak masasında, bir otobüs durağında ya da söyleyemediği küçücük bir cümlede yaşıyor. Çünkü insanın trajedisi çoğu zaman gürültülü değil. Hatta bazen dışarıdan bakıldığında trajedi olduğu bile anlaşılmıyor.&nbsp;</p>



<p>Yazarken mümkün olduğunca o sessizliğin içinde kalmak istiyorum. Çok konuşarak, anlatarak veya fazlasıyla açıklayarak bir şeylerin daha iyi ifade edildiğine de inanmıyorum çoğu zaman. İnsanın kendini tanıması, galiba başka insanları da tanıyabilmesine olanak sağlıyor. Yani kendi içinde çok mesai harcayan insan süslü sözlere de ihtiyaç duymamaya başlıyor bir süre sonra.&nbsp; Belki üslubumun sadeliği biraz da bundan geliyor. Bir şeyi süsledikçe ondan uzaklaştığımı düşünüyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Yazarlığınızın farklı alanları var: öykü, deneme, eleştiri, sinema yazıları, senaryo ve akademik çalışma… Bu alanların hangisi sizin için “asıl ev” gibi?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="822" height="1024" data-id="186693" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-822x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186693" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-822x1024.jpg 822w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-241x300.jpg 241w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-768x956.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-696x867.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-1068x1330.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602-337x420.jpg 337w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108602.jpg 1085w" sizes="(max-width: 822px) 100vw, 822px" /></figure>
</figure>



<p>Sanırım edebiyatın kendisi. Ama edebiyatın içinde de tek bir oda seçemiyorum.&nbsp;</p>



<p>Öykü başka türlü düşünmeme, deneme başka türlü konuşmama izin veriyor. Sinema ise bütün bunların üzerine görüntüyü, sesi ve sessizliği ekliyor. Akademik metin daha disiplinli olmaya zorluyor insanı; senaryo ise yazdığınız her şeyin görünür, işitilir ve oynanabilir olmasını istiyor.&nbsp;</p>



<p>Ama bütün bunların altında aynı merak var. İnsanın niçin böyle davrandığı, niçin bu şekilde düşündüğü. Neye inanıyor, neden vazgeçiyor, neden seviyor, neden kendisini kandırıyor? Galiba benim asıl evim türlerden ziyade bu sorular. Son zamanlarda da bir roman yazmaya başladım. Romanımı çalışırken de benzer sorular hep zihnime geliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" data-id="186694" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-186694" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108601.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir öykü karakterinin size benzemesi sizi rahatsız eder mi? Yoksa yazarın kendisinden kaçamayacağını mı düşünüyorsunuz?&nbsp;</em></p>



<p>Yazar, kendisinden kaçamaz ama kendini yazdığını da her zaman fark edemez. Bence daha ilginç olan tarafı bu. Bazen size hiç benzemediğini düşündüğünüz bir karakteri yazarsınız, yıllar sonra dönüp baktığınızda en fazla kendinizi ona sakladığınızı görürsünüz.&nbsp;</p>



<p>Ben karakterlerimin benimle aynı hayatı yaşamasından çok, benimle aynı yaraya dokunmasından korkarım. Çünkü biyografiyi değiştirebilirsiniz; şehri, mesleği, yaşı, zamanı değiştirebilirsiniz. Ama insanın bazı korkuları metinde mutlaka kendine bir yol buluyor.&nbsp;</p>



<p>Bazen yazarak da kendimizden kaçarız. Ve belki edebiyat biraz da insanın kendisinden kaçarken bıraktığı izlerdir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="500" data-id="186695" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108616.jpg" alt="" class="wp-image-186695" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108616.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108616-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108616-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108616-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Sezai Karakoç</strong> Kitabı’nı kronolojik bir yaşam öyküsünden ziyade “hissi bir biyografi” olarak kurguladınız. Karakoç’un Diriliş düşüncesi ve dünyası, sizin hem entelektüel duruşunuzda hem de kendi edebiyat çizginizde nasıl bir yere oturuyor? </p>



<p>Yazmaya başladığım yıllarda şiir beni çok etkiliyordu. Hâlâ da şiir okumaya devam ediyorum. Dildeki ifade zenginliğini keşfediyorum bu şekilde. Türkçenin inceliklerini biraz da şairler sayesinde fark etmeye çalışıyorum. Bir kelimenin yalnız anlamını değil, sesini, susuşunu ve başka bir kelimenin yanında nasıl değiştiğini şiir gösterdi bana. Sezai Karakoç da bu yolculuğun önemli isimlerinden biriydi.&nbsp;</p>



<p>Diriliş düşüncesinde beni etkileyen şeylerden biri, insanı yalnızca bugünün şartlarına mahkûm etmemesi. Modern insanın en büyük problemlerinden biri belki de kendisini tarihin son noktasında zannetmesi. Karakoç ise geçmişle, metafizikle ve gelecekle aynı anda konuşmaya çalıştı. Onun şiirlerini ve yazılarını okuyarak metafizik öğeleri edebiyat dünyama dahil etmeye çalıştım.&nbsp;</p>



<p>Benim Karakoç’ta dikkatimi celbeden yalnız şiiri değildi, hayata karşı aldığı tavır da beni kendine çekti. Gürültünün içinde kendi sesini koruması, düşüncesini gündelik rağbetlere göre değiştirmemesi, yalnızlığı bir gösteriye çevirmeden yaşaması… Biyografiyi bu nedenle sadece tarihler ve olaylarla kurmak istemedim. Stefan Zweig’ın biyografilerindeki gibi, bir hayatın iç gerilimine yaklaşmaya çalıştım. “Hissi biyografi” derken kastım buydu. Belgeyi ihmal etmeden, belgenin kaydedemediği ruh hâlini de aramak.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="750" data-id="186696" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108617.jpg" alt="" class="wp-image-186696" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108617.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108617-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108617-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Dijital Mabed &amp; Ekranda Din ve Fauda</strong> kitabınızda dinin, ideolojik kodların ve inanç temsillerinin dijital platformlardaki sunumunu inceliyorsunuz. Günümüz senaryo dünyasında ve dijital yayıncılıkta inanç kavramı görsel bir enstrümana mı dönüşüyor, yoksa toplumun değer algısını dönüştüren aktif bir araca mı? </p>



<p>İkisi de.&nbsp;</p>



<p>Bugün inanç sinemada ve dijital platformlarda çok güçlü bir görsel malzemeye dönüşebiliyor. Bir dua, bir ritüel, bir kıyafet, kutsal bir mekân… Bunların hepsi birkaç saniye içinde karakter hakkında seyirciye çok fazla şey söyleyebiliyor. Tehlike de burada başlıyor. Çünkü inanç kolaylıkla dekor hâline gelebiliyor. Bu yüzden ekran yalnızca var olan değerleri göstermiyor; aynı zamanda onları yeniden düzenliyor. Kimin mağdur, kimin tehdit, kimin makbul sayılacağına dair bir duygu üretiyor. Fauda üzerine çalışırken beni asıl ilgilendiren buydu. Dizinin ne söylediğinden çok, seyircinin kimin gözünden bakmasını sağladığına dikkat ettim.&nbsp;</p>



<p>Hal böyleyken çalışmalarımın sonunda şöyle bir gerçekle karşı karşıya kaldığımı söyleyebilirim: Ekran yalnızca var olanı, gerçekleri göstermez; gösterme biçimiyle bizim algımızı da değiştirir. Bir Müslümanı, Yahudiyi, Hristiyanı ya da seküler bir karakteri sürekli belirli davranış kalıpları içinde görüyorsanız, bir süre sonra o temsil gerçeğin önüne geçebiliyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Bu yüzden sinemanın masum bir ayna olduğunu düşünmüyorum. <strong>Kamera bir yere çevrildiği anda başka bir yeri kadrajın dışında bırakıyor. Dolayısıyla her görüntü aynı zamanda bir tercihtir. </strong></p>



<p>Bugün meselenin yalnızca “Ekranda din nasıl gösteriliyor?” sorusundan ziyade; ekranda gördüğümüz dinin, gerçek hayattaki dini algılama biçimimizi nasıl değiştirdiği olduğunu söyleyebilirim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="802" data-id="186697" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108618.png" alt="" class="wp-image-186697" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108618.png 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108618-187x300.png 187w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108618-262x420.png 262w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sonra Konuşuruz kitabınızdaki 11 öyküde; yalnızlık, kendini arayış, kader ve gündelik hayatın sıradan ama derin çelişkileri göze çarpıyor. &#8220;Başkalarının Ölümüyle Başlıyor Hayatımız&#8221; ya da &#8220;Yüzük İzi&#8221; gibi öykülerde yakaladığınız o duru insan hallerini kurgularken, çevrenizdeki gözlemlerden mi yoksa içsel hesaplaşmalarınızdan mı daha çok besleniyorsunuz? </em> </p>



<p>İkisini birbirinden ayırmak benim için zor. Ama tabii hayatımda dikkatimi çekenler de içsel hesaplaşmalarımdan kaynaklanıyordur. Bunu çoğu zaman ben de kestiremiyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Bir insanı gözlemlediğinizde aslında biraz da kendinizi gözlemliyorsunuz. Çünkü onun hangi hareketini fark ettiğiniz bile sizinle ilgili. Aynı manzaraya on kişi bakıyor ama herkes başka bir ayrıntıyı görüyor.&nbsp;</p>



<p>Ben özellikle insanların davranışlarını gözlemlemeyi seviyorum. Bir konuşmanın ortasında susmalarını, ellerini nereye koyacaklarını bilememelerini, yanlış zamanda gülmelerini, eve dönerken yüzlerinin değişmesini, mutsuzken uzun yürüyüşlere çekilmelerini, ya da ansızın öfke krizine girmelerini… İnsan bazen sözlerinde kendisini saklayabiliyor ama hareketlerinde ele veriyor.&nbsp;</p>



<p>Öykülerimde sanırım dışarıda fark ettiğim bu küçük ayrıntılarla içeride taşıdığım meseleler bir yerde karşılaşıyor. Hikâye de çoğu zaman tam orada başlıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="717" height="703" data-id="186698" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108622.jpg" alt="" class="wp-image-186698" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108622.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108622-300x294.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108622-696x682.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108622-428x420.jpg 428w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></figure>
</figure>



<p><em><strong>İzdiham Dergisi’nde</strong> uzun yıllardır sinema eleştirileri ve kültür-sanat yazıları kaleme alıyorsunuz. Sosyolojik ve edebi derinliği olan sinema yazarlığının izleyiciye nasıl bir alan açtığına inanıyorsunuz? </em></p>



<p>İzdiham Dergisi’ndeki yazılarım biraz da ülkenin mevcut gündemine göre belirliyordum. Her sayıda başka konuları ele almak gerekebiliyordu. O yüzden oradaki yazılarım daha ziyade güncel meselelere göre yazıyordum. Bir yönüyle ülkenin sosyolojik ve kültürel haritasını çıkarmaya çalışmak gibi düşünebiliriz. Yazıların konusu bazen bir film olurken, bazen hayatımızdaki küçük bir obje olabiliyordu. Ama konu ne olursa olsun aynı ciddiyetle ele almaya çalışıyordum. Çünkü İzdiham Dergisi uzun bir dönem dergi dünyasını yönlendiriyordu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Sinema eleştirisi çok daha teknik bir alan, o konuda iddialı olduğumu söyleyemem, fakat sinema yazarlığını daha kolay benimseyebilirim. Çünkü sinemanın edebiyatla ve diğer disiplinlerle birlikte okumak bana çok farklı ve geniş bir bakış imkânı sunuyor. Çünkü sinema yalnızca hikâye anlatmıyor. Bir dönemin korkularını, aile anlayışını, sınıf ilişkilerini, kadın ve erkek arasındaki mesafeyi, Tanrı’yla kurulan ilişkiyi, yalnızlığı, iktidarı da kaydediyor.&nbsp;</p>



<p>Bu yüzden iyi bir sinema yazısı filmi açıklamaktan çok genişletmeli diye düşünüyorum. Okur yazıyı okuduktan sonra yalnızca filmi değil, kendi hayatındaki bazı şeyleri de başka türlü görmeye başlamalı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="682" height="1024" data-id="186699" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-682x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186699" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-682x1024.jpg 682w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-768x1153.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-1023x1536.jpg 1023w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-696x1045.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-1068x1604.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108600.jpg 1364w" sizes="(max-width: 682px) 100vw, 682px" /></figure>
</figure>



<p><em>Derûn filminin senaryo ekibinde yer alarak Mesnevi’deki bir kıssayı Karadeniz’in sisli ve yalnız coğrafyasına taşıdınız. Bir öykücü ve senarist olarak metnin kâğıttaki ritmi ile görsel dünyanın dramaturjisini kurmak arasındaki temel farklar sizin için ne oldu?  </em></p>



<p>Senaryo bana biraz susmayı öğretti. Özellikle Derûn filmi önceden Mesneviye olan alakam daha da derinleşmiş oldu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Bu filmde çok güzel bir ekiple çalıştım. Çok deneyimli isimlerle. Senaryonun inceliklerini bu proje sayesinde öğrendim diyebilirim. Edebiyatla sinema arasındaki münasebetin benim tarafımdan test edildiği bir projeydi. Öykü yazmak benim için bir keşif yolculuğu gibiydi. Bu keşif sinemada devam etti.&nbsp;</p>



<p>Öyküyle senaryo mukayesesine dönecek olursam, şunları söyleyebilirim. Öyküde ritmi büyük ölçüde dilin kendisiyle kuruyorsunuz. Bir cümlenin nerede biteceği, neyin söylenmeyip boşlukta bırakılacağı, anlatıcının bir ayrıntının üzerinde ne kadar duracağı sizin elinizde. Senaryoda ise o ritim artık yalnızca kelimelerle işlemiyor; mekân, beden, sessizlik, bakış, ses ve zaman da anlatının parçası hâline geliyor. Mesnevi’deki Padişah ve Cariye kıssasını olduğu gibi yeniden anlatmak yerine, onun içindeki aşk, nefs, kibir, güzellik ve hakikat meselelerini çağdaş bir insan hikâyesinin içine yerleştirmemiz gerekiyordu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="678" data-id="186700" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108620.jpg" alt="" class="wp-image-186700" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108620.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108620-300x283.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108620-696x655.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108620-446x420.jpg 446w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Benim de <strong>Rizeli</strong> olmam ve o coğrafyanın insanın ruh haline olan etkisini derinden hissetmiş olmam senaryoyu yazarken işimi kolaylaştırdı. Filmin ruhuna uygun bir coğrafyaydı Karadeniz. Bu yüzden Karadeniz, bu noktada yalnızca hikâyenin geçtiği coğrafya olmadı; dramaturjinin unsurlarından birine dönüştü. Sis, yağmur, dağ, evin yalnızlığı, mevsimlerin değişmesi, Marife’nin kırk yıl boyunca içinde tuttuğu öfkeyle ve zamanın adeta durmuş olmasıyla ilişki kuruyordu. Edebiyatta “Marife yalnızdır” diye yazabilirsiniz; sinemada ise o yalnızlığın seyirci tarafından görülmesi, hatta mümkünse hissedilmesi gerekir. Bir evin boşluğu, uzayan bir sessizlik ya da pencerenin dışında duran sis bazen birkaç paragrafın taşıdığı duyguyu tek başına taşıyabilir. </p>



<p>Öyküde okurun zihninde bir dünya kurarsınız, sinemada ise o dünyanın maddesini de düşünmek zorundasınız. Üstelik Derûn gibi içe dönük bir hikâyede mesele, karakterlerin ne düşündüğünü açıklamak değil, onların iç dünyasını görüntünün davranışına dönüştürmekti. Mesnevi’den aldığımız şey de zaten olay örgüsünden çok bu iç hareketti. İnsan neyi aşk zannediyor, neye bağlanıyor, neyi kaybettiğinde öfkeleniyor ve yıllar sonra kendi hakikatiyle karşılaştığında geriye ne kalıyor? Filmin dramaturjisini asıl olarak bu sorular belirledi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="186701" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186701" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000108604.jpg 1086w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>İbrahim Varelci kendini en iyi hangi üç kelime ile anlatabilir? </em></p>



<p>Beni en çok zorlayan soru bu oldu. Bazen uzun uzun kendimizden bahsetmek isteriz ama kısaca anlatamayız.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz? </em></p>



<p>Dünyadaki ekonomik sistemi değiştirmek isterdim. Daha adil ve onurlu bir insan yaşamı olsun isterdim. İnsanların geçim derdiyle kendilerini paraladığı bir dünya olmasın. Sanata, edebiyata ve neşeye daha çok yer açılsın isterdim.&nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Abdulkadir TUNCAY/ Edebiyat /Roman /Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/27/soylesi-abdulkadir-tuncay-edebiyat-roman-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Tuncay]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186404</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyatın evrenselliği, kendi coğrafyanızdan uzaklaşmakla değil, ona ne kadar gerçekçi bakabildiğinizle başlıyor&#8221;&#160; İnsanların hafızası olduğu gibi coğrafyanın da bir hafızası vardır. Şehirlerin, nehirlerin ve zamanın bıraktığı izlerin peşine düşen yazar Abdulkadir Tuncay ile edebiyatı, insanı, toprağa tutunan hikâyeleri ve kitaplarını konuştuk.&#160; Sizin kitaplarınıza baktığımızda coğrafyanın yalnızca bir “mekân” olmadığını görüyoruz. Hasankeyf, Batman, Halepçe, Malabadi, İstanbul… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyatın evrenselliği, kendi coğrafyanızdan uzaklaşmakla değil, ona ne kadar gerçekçi bakabildiğinizle başlıyor&#8221;&nbsp;</strong></p>



<p><em>İnsanların hafızası olduğu gibi coğrafyanın da bir hafızası vardır. Şehirlerin, nehirlerin ve zamanın bıraktığı izlerin peşine düşen yazar Abdulkadir Tuncay ile edebiyatı, insanı, toprağa tutunan hikâyeleri ve kitaplarını konuştuk.&nbsp;</em></p>



<p><em>Sizin kitaplarınıza baktığımızda coğrafyanın yalnızca bir “mekân” olmadığını görüyoruz. Hasankeyf, Batman, Halepçe, Malabadi, İstanbul… Sanki her coğrafya, kendi hafızası ve kendi karakteriyle romanın bir kahramanına dönüşüyor. Coğrafyayla kurduğunuz bu edebi ilişkinin başlangıcı nerede?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="771" height="1024" data-id="186405" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-771x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186405" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-771x1024.jpg 771w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-768x1021.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-1156x1536.jpg 1156w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-696x925.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-1068x1419.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454-316x420.jpg 316w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106454.jpg 1204w" sizes="(max-width: 771px) 100vw, 771px" /></figure>
</figure>



<p>Benim için coğrafya hiçbir zaman yalnızca bir mekân adı olmadı. Bir şehir, bir kasaba, bir köy, bir nehir veya bir köprü; içinde insanların sevinçlerini, acılarını, ayrılıklarını, umutlarını ve kayıplarını taşıyan canlı bir hafızadır. Tıpkı insanlar gibi onların da karakteri ve yaraları var. Acı çeke çeke sulara gömülen Hasankeyf, Bad’ın sevdiği kıza mezar olan Malabadi, elma kokusuyla ölen çocukların başkenti Halepçe ve fetihlerle bir devrin kapanıp başka bir devrin açıldığı yaşlı ve kadim İstanbul… Bunların hepsi benim için yalnızca haritada olan yerler değil. Hepsinin kendi hikâyesi, kendi dili ve kendi yaraları vardır.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Ben romanlarımda coğrafyayı dekor değil, hikâyelerimin yaşayan bir kahramanı olarak görüyorum. Benim edebiyatla coğrafya arasındaki ilişkim galiba tam burada başlıyor: İnsanların hafızası nasıl varsa, coğrafyanın da hafızası vardır. Ben de yazarken o hafızanın sesini duymaya çalışıyorum.&nbsp;</p>



<p>Siz hikâyelerinizi mi seçiyorsunuz, yoksa bu coğrafyanın hikâyeleri sizi mi seçiyor? Bu sorudan hareketle de kısaca Abdulkadir Tuncay’ı tanıyabilir miyiz?&nbsp;</p>



<p>Sanırım biraz ikisi de. Bazen ben bir hikâyenin peşine düşüyorum, bazen de hikâye gelip beni buluyor. Ama hangi hikâyenin peşinden gittiysem, dönüp dolaşıp geldiğim yer hep aynı yer oluyor: Yaşadığım coğrafya.&nbsp;</p>



<p>Abdulkadir Tuncay’ı da belki biraz buradan tanımak gerekir. O, yaşadığı coğrafyaya âşık; yalnızca taşına, toprağına değil, insanına ve yüzyıllardır içinde biriktirdiği hikâyelere de gönül vermiş biri.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Her yeni kitabıma başlamadan önce kendime şu soruyu sorarım: “Bu hikâyeye coğrafyadan mı başlayayım, yoksa hikâyenin sonunda mı coğrafyaya döneyim?” Ama ne olursa olsun, yaşadığım coğrafya bir şekilde hikâyenin içine sızıyor. Çünkü hikâyelerimi yaşadığım topraktan ayrı düşünemiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="626" data-id="186406" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106545.jpg" alt="" class="wp-image-186406" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106545.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106545-300x261.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106545-696x605.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106545-483x420.jpg 483w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Hem adliyedeki yoğun idari göreviniz hem de edebî üretkenliğiniz göz önüne alındığında, adliye koridorlarında tanık olduğunuz hayatlar ile kurguladığınız hikâyeler arasında nasıl bir bağ var?&nbsp;</em></p>



<p>2006 yılında Batman Ağır Ceza Mahkemesi’nde zabıt kâtibi olarak memuriyete başladım. Çalıştığım yıllar boyunca, insanların kitaplardan ya da gazetelerin üçüncü sayfa haberlerinden aşina olduğu kimi sansasyonel olayların yargılamalarının bizzat içinde, mahkeme salonunda hazır bulunma; sanıkların ve mağdurların davranışlarını, ilişkilerini ve yaşananları yakından gözlemleme imkânım oldu. Bu, bir yazar için adeta kaynağın başında bulunmak gibiydi.&nbsp;</p>



<p>Zira yazan insanlar, bilinçli ya da bilinçsiz, kendi hayatlarından veya çevrelerindeki hayatlardan beslenirler. Adliye koridorları da bana insan hayatının çok farklı yüzlerini gösteren eşsiz bir gözlem alanı sundu. Orada karşılaştığım insanların hikâyeleri, yaşadıkları acılar, umutlar ve hayal kırıklıkları; zihnimde yeni hikâyelerin tohumlarına dönüştü. Elbette gördüğüm her şeyi olduğu gibi yazıya aktarmaktan söz etmiyorum. Ama gözlemlediğim gerçekliği, hayal gücümün süzgecinden geçirerek bir kurmacaya dönüştürürüm.&nbsp;</p>



<p>Dolayısıyla adliye koridorlarında tanık olduğum hayatlarla yazdığım hikâyeler arasında doğrudan bir aktarım ilişkisinden ziyade, güçlü bir beslenme ve kaynak ilişkisi var. Ben de gözlemlediklerimi, okuduklarımı ve hayal ettiklerimi harmanlayarak kendi edebî dünyamı kuruyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="186407" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186407" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106550.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><em>Hasankeyf Ağladı öykü kitabınız yayımlandığında Hasankeyf&#8217;in dönüşümü ve sular altında kalan eski yerleşim gündemin çok önemli bir parçasıydı. Bugün geriye dönüp baktığınızda, kitabı bir edebî eser olmanın yanında bir “hafıza kaydı” olarak da görüyor musunuz?&nbsp;</em></p>



<p>Evet. Bugün kitaba dönüp baktığımda, onun bu yönünü çok daha güçlü hissediyorum.&nbsp;</p>



<p>Hasankeyf Ağladı’yı yazarken öncelikli amacım bir tarih kitabı ortaya koymak değildi. Kitabın yayımlanma tarihi Hasankeyf’in eski yerleşiminin tamamen sular altında kaldığı ve kurtarılabilen eserlerin taşındığı dönemdi. Ben de kitaba ismini verirken Hasankeyf’in yaşadığı dramı kayda geçirmek, o tarifsiz duyguya ses olmak istediğim için kitabın ismini Hasankeyf Ağladı koydum. Zira benim için Hasankeyf gerçekten ağlamıştı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Bir yer yalnızca taşlardan, duvarlardan, sokaklardan ibaret değildir. Hasankeyf tam 12.000 yıllık tarihi olan eşsiz bir tarihi yerdir. Sular altında kalan yalnızca yapılar, sokaklar ve taşlar değil; 12.000 yıl boyunca orada yaşamış olan insanların hatıraları, sevinçleri, acıları ve o dünyaya ait sayısız hatıra da kayboldu.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Bu yüzden edebiyatın hafızayla kurduğu ilişkiyi bugün daha derinden hissediyorum. Çünkü bazen bir öykü, bir kitap, bir mekânın kendisinden geriye kalan en güçlü iz olabilir. Bu anlamda Hasankeyf Ağladı, benim için yalnızca bir öykü kitabı değil; artık geri dönülemeyecek bir zamanın, kaybolmuş bir mekânın ve o mekânla birlikte eksilen insan hikâyelerinin tanıklığıdır.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="186408" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186408" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106549.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yusuf ve Lalihan romanınızda bir insanlık dramı olan Halepçe Katliamı’nı romanın merkezine almak aynı zamanda gerçek bir tarihsel acıyı edebiyat aracılığıyla yeniden anlatmak anlamına geliyor. Gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı nasıl korudunuz?&nbsp;</em></p>



<p>Halepçe katliamını romanımın merkezine almak, benim için yalnızca tarihsel bir olayı anlatmak değildi; masum insanların yaşadığı acıları okuyucuya anlatmaktı. Çünkü Halepçe’de yaşanan katliam yalnızca bir tarihsel vaka değildir. Orada gerçek insanların yıkılan hayatları, kayıpları, yarım kalmış hikâyeleri ve yıllar geçmiş olsa da dinmeyen acılar vardır. Böyle büyük bir acıyı anlatmak edebiyat açısından da büyük bir sorumluluk taşır. Bu nedenle Yusuf ve Lalihan’ı yazarken gerçek ile kurmaca arasındaki sınırı korumaya özellikle özen gösterdim. Bir taraftan tarihsel gerçekliğe mümkün olduğunca sadık kalırken, diğer taraftan romanın karakterlerini, onların iç dünyalarını, korkularını, umutlarını ve birbirleriyle kurdukları ilişkileri edebiyatın imkânları içinde inşa ettim.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Yusuf ve Lalihan’da benim için asıl mesele Halepçe’nin yalnızca ne olduğunu anlatmak değildi. Bir katliamın tarih kitaplarında birkaç satıra sığan yüzünün, sıradan insanların hayatında nasıl sonsuz bir acıya dönüştüğünü göstermekti.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="186409" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186409" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106452.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Tutunacak Dalım Mı Var? Kitabınızdan yola çıkarak sorayım, kitabın adındaki soru aslında hepimizin sorusu: İnsan en çok neye tutunmaya ihtiyaç duyuyor?&nbsp;</em></p>



<p>Her insanın tutunacak bir dala ihtiyacı var; fakat o dal herkes için aynı değil. Kimi insan ailesine tutunur, kimi sevdiğine, kimi de inancına…&nbsp;</p>



<p>Ben insanın en çok umuda tutunmaya ihtiyaç duyduğuna inanıyorum. Umut, her şeyin yoluna gireceğine dair iyi niyetli bir inançtan çok daha derin bir şey. Bazen hiçbir şeyin değişmeyeceğini düşündüğümüz bir anda bile, içimizde “belki” diyebilen o kısık ses. Ya da yarının bugünden farklı olabileceğine dair küçük bir ihtimal.&nbsp;</p>



<p>Kitabın adındaki soru benim için yalnızca bir çaresizlik sorusu değil. “Tutunacak dalım var mı?” derken, aslında biraz daha derinden, “Beni hayata bağlayan ne kaldı?” diye soruyor. Çünkü her şey elimizden çekilip alındığında bile kendi içimizde kırılmış bir yerden yeniden filizlenen umuda tutunuruz. Sanırım insanı insan yapan da biraz budur. Düşmekten hiç korkmamak değil; düştüğünde, karanlığın içinde bile tutunacak bir dal aramaktan vazgeçmemek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="532" data-id="186410" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544.jpg" alt="" class="wp-image-186410" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544.jpg 700w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544-300x228.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544-696x529.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106544-553x420.jpg 553w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>
</figure>



<p><em>Cabir ile birlikte Tutunacak Dalım Mı Var?&#8217;daki hikâyeyi devam ettirme ihtiyacı neden doğdu? İlk romanda tamamlanmamış olduğunu düşündüğünüz hangi mesele vardı?&nbsp;</em></p>



<p>Tutunacak Dalım Mı Var? romanında, kitabın esas kahramanları Ömer ve Hazal birbirlerini çok sevmelerine rağmen kavuşamamışlardı. Onların hikâyesi bir noktada benim için sona ermişti ama kitap yayımlandıktan sonra pek çok okur Ömer ile Hazal’ın hikâyesinin yarım kaldığını, hatta romanın sonunun yeni bir hikâyenin kapısını aralık bıraktığını söyledi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Sonra kendi kendime, “Neden olmasın?” dedim. Ve Cabir’in hikâyesi böyle doğdu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="256" height="400" data-id="186419" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106562.jpg" alt="" class="wp-image-186419" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106562.jpg 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106562-192x300.jpg 192w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure>
</figure>



<p>Edebiyatın güzel tarafı şu ki, yazar bir hikâyeyi tamamladığını düşündüğü anda okur ona yeni bir kapı açabiliyor. Kitaptaki karakterlerin hikâyeleri yazar için bitmiş olsa bile okurun dünyasında yaşamaya devam edebiliyor.&nbsp;</p>



<p><em>Bölgesel hikâyeler anlatan yazarlar bazen “yerel yazar” şeklinde sınıflandırılıyor. Siz “yerel” kavramını bir sınır olarak mı, yoksa evrenselliğe açılan bir kapı olarak mı görüyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="713" height="684" data-id="186411" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106541.jpg" alt="" class="wp-image-186411" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106541.jpg 713w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106541-300x288.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106541-696x668.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106541-438x420.jpg 438w" sizes="(max-width: 713px) 100vw, 713px" /></figure>
</figure>



<p>Ben “yerel” kavramını bir sınır olarak görmüyorum. Aksine, insanın kendi toprağından yola çıkarak dünyaya açılabileceğine inanıyorum. Çünkü bana göre edebiyatın evrenselliği, kendi coğrafyanızdan uzaklaşmakla değil, ona ne kadar gerçekçi bakabildiğinizle başlıyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Kendi coğrafyanızı ve insanınızı ne kadar içten anlatırsanız, o kadar evrensel bir bakış açısına sahip olursunuz. Yaşar Kemal’in, “Neden hep Çukurova’yı yazıyorsunuz?” sorusuna verdiği cevap da benim için çok kıymetlidir: “Sadece ben yazmıyorum ki; Tolstoy, Dostoyevski de Çukurova’yı yazıyor. Çukurova’sını yazmayan hiçbir yazar büyük romancı olamaz. Stendhal da kendi Çukurova’sını yazmıştır.” der.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Burada aslında yalnızca bir coğrafyadan söz etmiyor. Her yazarın, dönüp dolaşıp kendi toprağını, kendi insanını, kendi hafızasını yazdığını söylüyor. Ben de kendi “Çukurova”mı yazıyorum. Benim hikâyelerim de bu yüzden bu coğrafyadan besleniyor. Zira bu söz, yerelliğin nasıl evrenselliğe dönüşebileceğini tek başına anlatıyor.&nbsp;</p>



<p><em>İlk kitabınız Hasankeyf Ağladı’dan son romanınız Cabir&#8217;e geldiğinizde yazarlığınızda nelerin değiştiğini düşünüyorsunuz? Bugünkü Abdulkadir Tuncay, Hasankeyf Ağladı&#8217;yı yazan Abdulkadir Tuncay&#8217;dan hangi yönleriyle farklı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="186412" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186412" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-768x1366.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-696x1238.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106453.jpg 899w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p>Hasankeyf Ağladı’yı yazdığım dönemde daha çok gördüğüm, duyduğum ve içimde biriken hikâyeleri anlatma heyecanıyla hareket ediyordum. O zamanlar yazmak, benim için biraz da içimde birikenleri dışarı çıkarma, yaşadıklarımı ve tanık olduklarımı edebiyat aracılığıyla anlatma biçimiydi.&nbsp;</p>



<p>Cabir’e kadar geldiğimiz zaman içinde şunu öğrendim: Yazarlık yalnızca anlatmak değildir. Asıl mesele, anlattığınız şeyin okuyucuda nasıl bir karşılık bulduğudur. Bir hikâyenin, bir karakterin ya da tek bir cümlenin okuyucunun zihninde ve kalbinde nasıl bir iz bıraktığıdır. Bu yüzden artık yazarken çok daha fazla empati yapıyorum.&nbsp;</p>



<p>Bugün ise kitaplarımdaki karakterlerin okuyucu üzerinde bırakacağı etkiyi çok önemsiyorum. Özellikle de hikâyelerimin merkezindeki kahramanların dürüst, adil, merhametli, inançlı; fikri ve vicdani hür, hayatı sorgulayan ve bilinçli insanlar olmasına dikkat ediyorum. Çünkü bir karakterin yalnızca hikâyeyi taşımadığına, aynı zamanda okuyucunun kişiliğine, düşünce dünyasına ve hayata bakışına da dokunduğuna inanıyorum.&nbsp;</p>



<p>Bu nedenle yazarken kurduğum her cümlenin, özellikle kişiliğini ve dünyaya bakışını henüz inşa etme çağında olan genç bir okuyucuya ne söyleyeceğini düşünüyorum. O cümlenin onun zihninde nasıl bir karşılık bulacağını, kalbinde nasıl bir iz bırakacağını hesaba katıyorum.&nbsp;</p>



<p>Ben kitaplarımı yazarken hep şunu aklımda tutuyorum: Kitaplarımın ilk okuyucuları 18 yaşındaki kızım ve 15 yaşındaki oğlum. Onların karşısına çıkmasını istemediğim bir sözü, bir düşünceyi ya da bir mesajı başka bir çocuğun karşısına da çıkarmak istemiyorum. Kendi çocuklarımın zihninde ve kalbinde görmek istemediğim hiçbir şeyi başka çocukların dünyasına bırakmayı kendim için doğru bulmuyorum.&nbsp;</p>



<p>Belki de bu yüzden artık kendime yalnızca, “Ne anlatıyorum?” diye sormuyorum. Bunun yanında, “Anlattığım bu şey okuyucunun zihin dünyasında ne bırakacak?” diye de soruyorum.&nbsp;</p>



<p>Çünkü bana göre yazarın sorumluluğu, hikâyeyi anlatıp bitirmekle sona ermiyor. Bazen bir cümle, bir karakter ya da bir hikâye, okuyucunun hayatında yıllarca kalabiliyor. Onda bıraktığım izin; insanı iyiliğe, merhamete, düşünmeye ve hakikati aramaya çağıran bir iz olmasını istiyorum.&nbsp;</p>



<p>Yazdığım dört kitapta da sade, doğal ve akıcı bir dil kullanmaya özellikle dikkat ettim. Okuyucunun zihnini ve gönlünü yormadan, anlatmak istediğim hikâyeyi mümkün olduğunca sade bir dille aktarmaya gayret ettim. Çünkü bence okuyucuyu kelimelerin ağırlığıyla değil, anlatılan hikâyenin duygusuyla buluşturmalı. Bir cümlenin ne kadar süslü olduğundan çok, okuyucunun kalbine ve zihnine ne bıraktığını önemsiyorum. Bu yüzden yazarken gösterişten uzak, doğal ve anlaşılır bir dili tercih ediyorum. İstiyorum ki okuyucu kitabı okurken bir an olsun hikâyenin içinden çıkmasın.&nbsp;</p>



<p>Ama bütün bu değişimin içinde değişmeyen bir tarafım var: O da yaşadığım coğrafyaya duyduğum sevgi ve bağlılık. Bütün hikâyelerimde çok sevdiğim şehrim Batman var. Çünkü insan ne kadar değişirse değişsin, köklerinden kopamıyor. Benim köklerim bu topraklarda, bu şehrin insanlarında ve hafızasında. İnşallah bundan sonra yazacağım her kitapta Batman’ın sesi, insanı ve hikâyesi bir şekilde yer almaya devam edecek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="706" data-id="186421" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106559.jpg" alt="" class="wp-image-186421" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106559.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106559-300x294.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106559-696x682.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000106559-428x420.jpg 428w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Sıradaki projeniz nedir? Yeni bir roman, öykü kitabı veya farklı bir tür düşünüyor musunuz? </em></p>



<p>Şu an elime kalem aldığım, klavyenin tuşuna bastığım yine bir projem yok ancak zihnimde gezinen, zaman zaman aklıma gelen yeni hikâyeler var. Fakat sırf yeni bir kitap çıkarmış olmak için yazmak istemiyorum. Bu nedenle her kitap arasında olduğu gibi aklımdaki hikâyelerin hayat bulmasını, karakterlerin olgunlaşmasını bekliyorum. Ancak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, yine yaşadığım coğrafyayı merkeze alan bir hikâye anlatmak istiyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p> <em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz? </em></p>



<p>Her yaşın kendine göre bir güzelliği vardır. Ama elimde sihirli bir değnek olsaydı, çocukluk yıllarıma dönmek isterdim. Zenginliğin de fakirliğin de pek ayırt edici olmadığı, kötülüğün ne demek olduğunu henüz bilmediğim, sevdiklerime daha çok kıymet verdiğim, dünyaya ve dünyevi şeylere bugünkü kadar anlam yüklemediğim o samimi yıllara…&nbsp;</p>



<p>Bir parça ekmeğe biraz salça sürüp dünyanın en güzel yemeğini yediğime inandığım, küçücük şeylerden kocaman mutluluklar çıkardığım, hayatın henüz kalbime bu kadar ağır gelmediği o gamsız yıllarıma dönmek ve orada kalmak isterdim.&nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Mete KARAGÖL/ Edebiyat /Öykü /MAHAL EDEBİYAT</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/21/soylesi-mete-karagol-edebiyat-oyku-mahal-edebiyat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Karagöl]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183672</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum” Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum”</strong></p>



<p><em>Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. </em></p>



<p><strong>Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük bir emek veriyorsunuz. Hem yazan hem de başka yazarların metinlerine dokunan, onları vitrine taşıyan bir &#8220;editör-yazar&#8221; olmak, kendi metinlerinize karşı acımasız olmanıza yol açıyor mu? Kendi kendinizin editörü olmak zor mu?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="870" data-id="183673" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg" alt="" class="wp-image-183673" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-248x300.jpg 248w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-696x841.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-348x420.jpg 348w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yazdığım metinlere karşı acımasızca yaklaşma konusunda editörlük işime yarıyor. Ancak her ne kadar objektif de olsa, insan yarattığına âşık olur bir süre sonra. Dolayısıyla kendi editörlüğümü yapacak seviyede değilim henüz. Yazdıklarımı Onur Özkoparan ve Melike Kara’ya gönderiyorum. Onlar acımasızca eleştirirler zaten.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="256" height="345" data-id="183681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg" alt="" class="wp-image-183681" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574-223x300.jpg 223w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure>
</figure>



<p>Mahal Edebiyat’ı ilkin 2017’de kurmuştuk ancak devam edemedik maddi sebeplerden ötürü. 2020’de tekrar açtık. Altıncı yılını 27 Mart’ta devirdi. Çevrimiçi de olsa, bir edebiyat-kültür dergisi için iyi bir yaşta. Bilirsiniz, genelde gençken bu işe girilir, heves alınır ve bırakılır. Veya her şey oturmuştur, yazdıklarınızla kendinizi kabul ettirmiş bir yazarsınızdır, dergicilik yapayım dersiniz, heves edersiniz, ancak bir süre sonra bıkıp bırakırsınız. Matbu ya da çevrimiçi fark etmez. Dergicilik zor ve zahmetlidir. Mahal Edebiyat da bugüne kadar sadece benim, Onur Özkoparan ve Melike Kara’nın değil, onlarca editör ve redaktörün emeğiyle ayakta kaldı. Ve ilk günkü heyecanla çalışmaya devam ediyoruz. Haziranda üçüncüsünü düzenlediğimiz öykü yarışmasının sonucunu ilân edeceğiz ve kazanan dosyayı Mahal Edebiyat Yayınları etiketiyle okurla buluşturacağız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183682" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşinin henüz başındayken Mete Karagöl’ü kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>1996 yılında Avcılar’da doğdum. 2019 yılında İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. 2020 yılından beri kamuda çalışıyorum. Şu anda Kırklareli’nde, halk kütüphanecisi olarak çalışıyor ve yaşıyorum. 2020 yılından beri de Mahal Edebiyat’tayım. 2021 yılında <strong>Muallim Sabri ve Tanyeri’nden Öyküler, 2020 yılında Sarı Vosvos ve 2025 yılında Sendrom Pavyonu</strong> isimli yayımlanmış üç kitabım var. Kitaplarla çevrili ve anason kokulu bir yaşamım var.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="686" data-id="183675" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg" alt="" class="wp-image-183675" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-300x286.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-696x663.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-441x420.jpg 441w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Öykü kitabınız <strong>Sarı Vosvos’taki</strong> öykülerde karakterlerin ekseriyetle &#8220;yapmak istedikleriyle hayatın dayattığı gerçeklik arasında sıkışıp kaldığını&#8221; görüyoruz. Bir yazar olarak, insan ruhundaki bu &#8220;uyumsuzluk ve sorumluluk&#8221; çatışmasını anlatırken kendi gözlemlerinizden mi yola çıkıyorsunuz, yoksa bu çağımızın kolektif bir çıkmazı mı?</em></p>



<p>İnsan ruhundaki çelişki her zaman ilgimi çekmiştir. Biriyle sohbet ederken ilk önce buna odaklanırım. Veya yazar olmak başkalarına kulak misafiri olma hakkını getirir, dinlediğim sohbetlerde de çelişkiler dikkatimi çekmiştir. Gözlem yapmadan yazmak mümkün değil. Çağımızın sorunu olduğu doğrudur: insanların çoğunluğu saygısız, menfaatçi, pislik, adi. Nerede o Sadri Alışık, Kartal Tibet, Filiz Akın.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="935" data-id="183676" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg" alt="" class="wp-image-183676" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-231x300.jpg 231w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-696x904.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Kitaba ismini veren &#8220;Sarı Vosvos&#8221;, edebiyatta ve sinemada genellikle nostaljiyi, yolculuğu ya da bir dönemin estetiğini simgeler. Sizin evreninizde bu simge bir kaçış rotasını mı, yoksa dönüp dolaşıp gelinen bir çıkmaz sokağı mı temsil ediyor?</strong></p>



<p>Yeşilçamı çok severim. Ve bir izlediğimi ilk kez izliyormuş gibi tekrar izlerim. Uzunca bir süre yol öyküsü yazmayı düşünüyordum. Çünkü yollarda olmayı seviyorum. Yolların getirdiği duygu ve düşünceleri önemsiyorum. Geçmişin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Sarı Vosvos öyküsü bütünüyle bu amaca hizmet etmektedir: Balkan ülkesinde, eski bir araba. Ancak buna rağmen, öyküyle tezat tek husus, o karakterim kadar romantik değilimdir.&nbsp;</p>



<p> <em>İlk romanınız Sendrom Pavyonu’nun hemen başında okura meydan okuyan ironik bir cümle fırlatıyorsunuz: “Edebiyatın tüm kurallarına aykırı, eleştirmenleri iştahlandıracak, okurları üzecek, beni işte bir şey yazdım diye tatmin edecek bir roman.” Öykünün nispeten daha konsantre kurallarından sonra, romanda kuralları böylesine esnetme, zaman ve mekânı bükme ihtiyacı nasıl doğdu?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="883" data-id="183683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg" alt="" class="wp-image-183683" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-245x300.jpg 245w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-696x854.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-342x420.jpg 342w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Hem yazın hayatımda hem de meslekî kariyerimde bana sunulanla yetinecek bir insan yapısında değilim. Mesleğimi (kütüphanecilik) icra ederken hep üstüne koyarak devam etmek isterim ve buradaki rakibim yine kendimdir. Yazarlık (yazın) kariyerimde ise hep farklı olanı kabul ettirmeye çalıştım. Öykülerimde dilin yapısını bozdum, kendimce bir dil yaratmanın peşine düştüm. İmla kurallarının sınırlarını zorladım her zaman. Romanı yazarken de bu bilinçteydim. Daha önce okuduğum romanlardan, roman yapısından, kurgu şemasından farklı ne yapabilirim. Sendrom Pavyonu böyle ortaya çıktı. Tepki almayı, eleştirilmeyi bekliyordum. Ancak romanı okuyanlar epey sevdi. Bir okur olarak ben de bu tarz kitapları okumayı hedefliyorum. Yerli veya çeviri fark etmez. Edebiyatta yenilikçileri, kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum. Sizin de yazar veya kitap öneriniz varsa muhakkak bekliyorum.&nbsp;</p>



<p><em>Romanın ismi oldukça dikkat çekici ve tezatlar barındırıyor: &#8220;Sendrom&#8221; modern, psikolojik ve bireysel bir çöküşü çağrıştırırken; &#8220;Pavyon&#8221; çok daha geleneksel, toplumsal, gürültülü ve melankolik bir mekân. Bu iki kavramı bir araya getiren zihniyet dünyasını ve kitaptaki melodram/bunalım dengesini nasıl kurdunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="861" data-id="183684" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg" alt="" class="wp-image-183684" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-251x300.jpg 251w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-696x832.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-351x420.jpg 351w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Öncelikle şu iki hikâyeyi anlatmak istiyorum. Birincisi: kitabın adında pavyon kelimesi geçtiği için sayfalarda pavyon sahnesi arayan okurlarım oldu. İkincisi: kitabı çalıştığı yerde okuyanlar pavyon kelimesinin üzerini beyaz bantla kapatmışlar. Söyleşi ve imza günlerinde bunlarla çok karşılaştım ve birlikte epey güldük. Açıkçası pavyon sahnesi olmadığı için özür dilerim. Resmen dolandırıcılık bu.</p>



<p>İşin şakası bir yana. Romanın ismi editörüm Onur Özkoparan tarafından belirlendi. Karakterimin sürekli içkili ortamlarda olması ve yazmaya direnmesi üzerine ortaya attığı fikirdi. Editörümün beni yakından tanıması ve kendisinin de bir yazar olması beni güçlendirdi. O da Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum isminde bir roman yayımladı aynı tarihte. Yaratıcılığını yakından görmek isteyenler kitabı inceleyebilir.</p>



<p><em>Yolculuk teması hem Sarı Vosvos’ta hem Sendrom Pavyonu’nda güçlü bir şekilde var. Yol sizin edebiyatınızda neden bu kadar merkezi bir yer tutuyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="901" data-id="183685" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg" alt="" class="wp-image-183685" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-696x871.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-336x420.jpg 336w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yollarda buluyorum hikâyeyi. Kitaplara girmeyen çok hikâyem var. Geçenlerde Ayvalık’a söyleşiye giderken, araba kullanmaktan yoruldum. Burhaniye’den geçerken uygulamadan en ucuz otele rezervasyon yaptırdık eşimle. Otele gittiğimizde rezervasyon yaptırdığımız oda yoktu. Bize malzeme deposundan bozma bir oda önerdiler. Bir-iki saat uyuyayım öyle devam edelim yola, diye kabul ettik. Ama sabaha kadar ne o ne de ben uyuyabildik. Bunu yazarım muhakkak. Battaniyenin sarkan ipleri, sapsarı yastık yüzü, korkunç duvarlar ve gıcırdayan pencere. Şimdi bundan daha iyi hikâye bulabilir miyim?</p>



<p>Gülhan Tuba Çelik benim için beet kuşağının yeni yazarı diyor. Herhalde bununla ilişkili. Bilmiyorum. Kötü bir şeydir diye korktuğum için merak edip sormadım. Kötüyse eğer siz de söylemeyin.</p>



<p>Yolu ve yollarda olmayı seviyorum. Hadi biraz yürüyelim.&nbsp;</p>



<p><em>Muallim Sabri, Sarı Vosvos ve ardından gelen roman deneyiminiz… Mete Karagöl’ün edebiyat yolculuğunda bundan sonra okuru ne tür arayışlar, hangi coğrafyalar ya da sendromlar bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183686" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183686" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Muallim Sabri öyküsünü tiyatro metnine uyarlayacağım. Sarı Vosvos kitabındaki Tanyeri öyküsünü kısa film senaryosuna uyarlayacağım. Şimdilik bir kitap projem yok. 2028-2030 arasını planlıyorum kitap için. Muhtemelen öykü kitabı olacak. Bol bol yollarda, bol bol arayışlardayım. Bununla birlikte öyküler yazıp dergilerde değerlendireceğim. Kitaba girer mi, inanın ki bilmiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183687" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183687" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sadri Alışık’ın iki filmi vardır: Şalvarbank ve Pantolon Bankası. Benzer iki filmdir. Hayatım boyunca böyle bir yeteneğim olsun istemişimdir.&nbsp;</p>



<p>Ve tabii, bulutlar adam öldürmesin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SALİM NİZAM / EĞİTİMCİ/ YAZAR/ SÖYLEŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/11/19/salim-nizam-egitimci-yazar-soylesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Nov 2023 10:00:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Salim Nizam]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=130943</guid>

					<description><![CDATA[SALİM NİZAM / EĞİTİMCİ, YAZAR, SÖYLEŞİ &#8220;Yazarken kendimi unutup kahramanlarımın psikolojisine bürünüyorum&#8221; Öykü ve romanlarıyla  Türk Edebiyatı’nın  son dönemdeki başarılı isimleri arasında gösterilen Eğitimci/Yazar Salim Nizam’ın  ‘Son Kazak’ adlı romanı yenilenmiş baskısıyla okuyucuyla buluştu. Romanda 1954 yılında İstanbul’da yaşanan boğazın  donduğu meşhur kışta ele alınmış. Kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.  İyi okumalar. “Son Kazak” kitabınız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SALİM NİZAM / EĞİTİMCİ, YAZAR, SÖYLEŞİ</strong></p>
<p>&#8220;Yazarken kendimi unutup kahramanlarımın psikolojisine bürünüyorum&#8221;</p>
<p>Öykü ve romanlarıyla  Türk Edebiyatı’nın  son dönemdeki başarılı isimleri arasında gösterilen Eğitimci/Yazar Salim Nizam’ın  ‘Son Kazak’ adlı romanı yenilenmiş baskısıyla okuyucuyla buluştu. Romanda 1954 yılında İstanbul’da yaşanan boğazın  donduğu meşhur kışta ele alınmış. Kendisiyle keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.  İyi okumalar.</p>
<p>“Son Kazak” kitabınız yeni baskısıyla okuyucuyla buluştu. Kitabın ana kahramanı da Ruslan.  Merak edenler için sorayım Ruslan’ın hayatını yazma fikri nasıl gelişti? Kitabın yeni baskısında okuyucuyu bekleyen bir sürpriz var mı?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130948 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-242x300.jpg" alt="" width="551" height="683" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-242x300.jpg 242w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-768x952.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-826x1024.jpg 826w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-696x863.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-1068x1324.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1-339x420.jpg 339w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155909-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 551px) 100vw, 551px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Evet, kitabımız henüz çok taze, çiçeği burnunda. Aslında bu kitabın ilham kaynağı annemden ve babamdan duyduğum hikayeler. Köyümüzün hemen yanında Manyas Gölü kıyısında Don Kazaklarının yaşadığı Kocagöl köyü vardı. Don Kazakları, 1700’lerde Rus Çarı Deli Petro’nun sakallarını kesmelerini istemesi ve İngiliz kıyafetleri giydirmek istemesi sonucu Çar’a karşı ayaklanıp Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan ve 33 yıl süren savaşlarda Osmanlı ordusunda savaşan bir halk. Dönemin padişahı onları Manyas Gölü kıyısına yerleştiriyor ve burada yaklaşık 300 yıl yaşıyorlar.1962 yılına gelindiğinde Amerika-Rusya arasında süren soğuk savaş, Kazakların evlenememe, Papazlarının göçe zorlaması gibi sebeplerle 1962 Eylül’ünde Rusya’ya göç ediyorlar. Ruslan (Valedo) işte bu göçte gitmeyen ve Kocagöl’de eşi Katya (Anna) ve çocuklarıyla yaşayan Son Kazak. Yıllarca Kocagöl’de değirmencilik yapardı ve çocukluğumda onun değirmenine un öğütmek için giderdik. Romanın yeni baskısı biraz daha genişletildi ve gerçeküstü kurgularla yeni varyant kazanmış oldu</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130949 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-242x300.jpg" alt="" width="466" height="578" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-242x300.jpg 242w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-768x951.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-827x1024.jpg 827w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-696x862.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-1068x1323.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527-339x420.jpg 339w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155527.jpg 1080w" sizes="(max-width: 466px) 100vw, 466px" /></p>
<p>Romanın kahramanı meşhur İstanbul kışıyla da karşılaşıyor. 1954 Şubat’ında İstanbul zemheri kışını yaşamakta. Tuna’dan kopup gelen buz kütleleri Boğaz’ın her tarafını kaplamış, vapurlar çalışmıyor.  İnsanlar da denizin ortasında hatıra fotoğrafları çektiriyor. Masalsı bir olay bu. Siz İstanbul’un meşhur 1954 kışıyla ilgili bilgilere nasıl ulaştınız ve okuyucularınızdan bu konu hakkında ne gibi yorumlar aldınız?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Aslında yıllardır basından takip ettiğim bir olaydı 1954 İstanbul kışı. Tuna’dan kopup gelen buzlar Boğaz’ın ağzını kapatıyor ve İstanbul’da günlerce vapurlar çalışmıyor. İşte, kahramanımız Ruslan da Doğu Expresi’yle Kars’tan İstanbul’a geliyor ve Bandırma’ya giden Tirhan Vapuru çalışmadığı için geceyi Karaköy’deki Paris Palas Oteli’nde geçirmek zorunda kalıyor. Bu otelde Ruslan’ın altınları çalınıyor ve roman daha karmaşık bir hal alıyor. Özellikle romanda geçen 1954 kışı bölümleri okurlarım tarafından oldukça sevildi ve olumlu yorumlar aldım. Özellikle Paris Palas Oteli’nde geçen sahneler oldukça heyecan verici bulundu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130951 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-243x300.jpg" alt="" width="490" height="605" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-243x300.jpg 243w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-768x949.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-828x1024.jpg 828w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-696x860.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-1068x1320.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459-340x420.jpg 340w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155459.jpg 1080w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></p>
<p>Türk Edebiyatı’nın yeni Ömer Seyfettin’i olarak nitelendiriliyorsunuz ? &#8216;Ben Gönen’de Doğdum&#8217; , romanında Ömer Seyfettin’in hayatını anlattınız ve 2022 ESKADER Yılın Roman Ödülü’nü kazandınız. Peki, yazarlık kariyerinizdeki  hedefiniz ne ? Adınızı daha nerelerde göreceğiz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Evet, Yeni Ömer Seyfettin adı ilk defa bana, 2006 yılında “Köy Saatçisi” adlı hikayemle Ömer Seyfettin Öykü Yarışması birinciliğimden sonra ulusal basında ve TRT’de katıldığım programlarda telaffuz edildi. Bugün Gönen’de beni görenler Gönen’in İkinci Ömer Seyfettin’i ya da Yeni Ömer Seyfettin diyorlar. Önceleri bu sıfat çok hoşuma gitti, bu beni onurize ediyor; ancak artık yoluma kendi tarzım, çizgim ve üslubumla devam etmek istiyorum.</p>
<p>&#8216;Ben Gönen’de Doğdum&#8217; romanımın ünlü eleştirmen Doğan Hızlan tarafından Hürriyet gazetesindeki köşesinde, son yılların en iyi romanı olarak nitelendirilmesi ve romanımın yılın romanı seçilmesi de beni kıvançlandırdı. Bundan sonraki hedefim romanlarımın başka dillere çevrilmesi ve dünya yazarı olmak. Bunu çok istiyorum ve başaracağımdan da adım gibi eminim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130952 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-200x300.jpg" alt="" width="390" height="585" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-1068x1601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4601-copy.jpg 1654w" sizes="(max-width: 390px) 100vw, 390px" /></p>
<p>Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Şu an üzerinde çalıştığınız bir roman var mı? Sizi en iyi hangi sözcük ifade eder. Başucu kitaplarınız neler. Bizimle paylaşır mısınız?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Evet, ben de Gönen’de doğdum. Kendini edebiyata adamış bir edebiyat öğretmeniyim. Şu an Bandırma Palas romanını yeni tamamladım ve yayınevine teslim ettim. Ayrıca iki yıldır üzerinde çalıştığım gerçeküstü bir roman da var. Haçlı Savaşlarını da konu aldığından bunun için Venedik’e gidip etüt çalışması yapmam gerekecek. Beni en iyi tarif eden sözcük “Yazmaya Tutkun Adam” olabilir. Çünkü yazarken kendimi unutup kahramanlarımın psikolojisine bürünüyorum.</p>
<p>Başucu kitaplarım: Öncelikle Türk edebiyatından Yaşar Kemal, Ömer Seyfettin, Peyami Safa, Refik Halit Karay, Kırgız edebiyatından Cengiz Aytmatov ve Rus edebiyatından Tolstoy, Dostoyevski, Puşkin, Gogol, Çehov sayılabilir. İran edebiyatından Şehname, Kör Baykuş; İtalyan edebiyatından İlahi Komedya sayılabilir.</p>
<p>Hikayelerinizin birçoğunun ödüllü olduğunu biliyorum. Ben Gönen’de Doğdum romanı da 2022 ESKADER Yılın Roman Ödülü’nü kazandı. Ben Gönen’de Doğdum ve Son Kazak romanlarında çıtayı oldukça yükselttiğiniz görülüyor. Okurlarınızdan bu romanlarla ilgili güzel yorumlar alıyorsunuz. Peki, bu çıtanın altına düşmek okurlarınızda nasıl bir etki yapardı?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130953 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-300x256.jpg" alt="" width="470" height="401" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-300x256.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-768x655.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-1024x873.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-696x594.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-1068x911.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932-493x420.jpg 493w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/Screenshot_20231118_155932.jpg 1080w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Aslında edebi çevrelerde hikâye ödüllerimle tanındım. Ancak 2011 yılından itibaren romana geçiş yaptığımdan beri hikâyeyi çok sevmeme rağmen çok fazla bu türde yazamıyorum. Yoluma romanla devam ediyorum. Senin İçin Enginar Sakladım, romanım, Ege ve Marmara okuru tarafından çok sevildi, özellikle kadın okurlarımdan çok olumlu tepkiler aldım. Okur kitlemi oldukça genişlettiğim bir roman oldu diyebilirim. Son Kazak romanımın ayrı bir okur kitlesi var, hangi romanı çıkarsam bu kitaptan vazgeçemiyorlar. Ben Gönen’de Doğdum, romanım akademik çevrelerce çok sevildi, kurgusu takdir aldı. Bandırma Palas romanıyla artık bu uluslararası bir çizgiye gidecek diye düşünüyorum. Son dönemlerde gerçeküstü romanlar yazıyorum ve yoluma bu türde gidiyorum diyebilirim.</p>
<p>Romanlarınız öyle bir kurguya sahip ki senaryoya çok yakın ve bir sinema perdesi gibi gözümüzün önünde canlanıyor. Eserleriniz sinemaya alınsa bunu hangi yönetmenden isterdiniz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Ülkemizde birçok iyi yönetmenimiz var, onlara saygı duyuyorum. Ancak, beni romanlarımı en iyi Çağan Irmak sinemaya aktarabilir diye düşünüyorum. Senin İçin Enginar Sakladım, romanım oldukça duygusal ve Çağan Irmak’a çok yakışır diye düşünüyorum. Bir de Ömer Seyfettin ve Son Kazak adlı dönem kitaplarımı da Kulüp dizisiyle seyircinin beğenisini kazanan yine Gönenli Yönetmenimiz Zeynep Günay’ın sinemaya başarıyla aktaracağını düşünüyorum. Eserlerimin yaşarken sinemaya alınmasını görmeyi çok isterim ve yönetmenlerimizden gelecek tekliflere de açığım.</p>
<p>Peki, biraz da falınıza bakalım: Orhan Pamuk’tan sonra Nobel size gelecek diyebilir miyiz? Orhan Pamuk romanlarını Boğaz’da yazıyor, peki siz nerede yazıyorsunuz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-130954 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-200x300.jpg" alt="" width="396" height="594" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-1068x1601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/FTN_4610-copy.jpg 1654w" sizes="(max-width: 396px) 100vw, 396px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Ah Nobel ödülü, bu çok şık olurdu. Romanlarımın uluslararası çizgide olduğunu biliyorum ve bu ödül bana hiç de uzak olmasa gerek. Onu alacağımdan eminim.</p>
<p>Orhan Pamuk, romanlarını Boğaz’da yazdığı için çok şanslı olabilir ancak benim de romanlarımı yazmak için bir kaçış noktam var. Marmara Denizi ve Manyas Kuş Gölü arasında Paşaçiftlik köyünde doğduğum ev olan Sarı Ev’de yazıyorum. Sarı Ev’in bahçesinde açık havada yazıyorum genellikle. Sarı Ev, edebi çevrelerce yakından tanınıyor. Bandırma Palas, Nobel Edebiyat Ödülü’nü alırsa hiç şaşırmam.</p>
<p>Klasik sorumu da sormalıyım. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Elimde sihirli bir değnek olsa Türk ve Dünya edebiyatının duayen yazarlarını ve kahramanlarını tekrar ete kemiğe büründürebilmek olurdu sanırım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ/ Selin SUNAL/ YAZAR</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/09/14/soylesi-selin-sunal-yazar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2023 09:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[selin sunar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=123382</guid>

					<description><![CDATA[SÖYLEŞİ / Selin SUNAL / YAZAR &#8220;Savaşları, çocuklara verilen zararları birçok kötü, üzücü olayı silmek isterdim.&#8221; İzmirli yazar Selin  Sunal ile  yazarlık serüvenini, romanı  ‘Beni Kendimle Bırak’ı  ve projelerini konuştum. İyi okumalar.  ’Beni Kendimle Bırak’ sizin ilk romanınız. Yazmaya başlamaya nasıl karar verdiniz? ✍️Kendimi bildim bileli yazarım. Aklıma ne gelirse gelsin söz olur, bir dörtlük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÖYLEŞİ / Selin SUNAL / YAZAR</strong></p>
<p><em>&#8220;Savaşları, çocuklara verilen zararları birçok kötü, üzücü olayı silmek isterdim.&#8221;</em></p>
<p><em>İzmirli yazar Selin  Sunal ile  yazarlık serüvenini, romanı  ‘Beni Kendimle Bırak’ı  ve projelerini konuştum. İyi okumalar. </em></p>
<p>’Beni Kendimle Bırak’ sizin ilk romanınız. Yazmaya başlamaya nasıl karar verdiniz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Kendimi bildim bileli yazarım. Aklıma ne gelirse gelsin söz olur, bir dörtlük olur hemen bir yere not alırım. Liseden beri yazdığım hikayelerim var. Yazmak benim yıllardır hayatımda zaten. Kitap yazmakta uzun süredir aklımda vardı. Sadece fırsat yaratamıyordum. Tam bu dönemde pandemi patlak verdi ve ben krizi fırsata çevirdim. İş hayatında uzaktan çalışmaya geçtik ve ben ciddi anlamda romanımı yazmaya başladım. İlk temeller 2020 yılında atıldı diyebilirim.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-123384" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/IMG_20230913_152010-199x300.jpg" alt="" width="199" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/IMG_20230913_152010-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/IMG_20230913_152010-278x420.jpg 278w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/IMG_20230913_152010.jpg 379w" sizes="(max-width: 199px) 100vw, 199px" /></p>
<p>Yazmak sizin için nasıl bir duygu? Hayatınızın neresinde konumlandırıyorsunuz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Yazmak benim için bir tutku, nefes alış biçimi, özgürlük, keyif, mutluluk. Yazarken başka bir evrene yolculuk yapıyor gibiyim. Sahip olduğum mesleğim sağ kolumsa yazarlık sol kolum. Yazmadan durabileceğimi hiç sanmıyorum. Hayatımın odak noktasında ilk beşe kesinlikle girer.</p>
<p>Kitabınızdan bahsetmeye devam edecek olursak, ‘Beni Kendimle Bırak’ta geçmişiyle hesaplaşmak zorunda kalan başarılı bir iş kadını olan Beril’in başından geçenleri okuyoruz. Beril’de ya da romandaki diğer karakterler de sizden bir parça var mı?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Bu soru ile sık sık karşılaşıyorum ve en sevdiğim sorulardan biri. Her zaman dediğim gibi her yazar mutlaka kendi hayatından etkilenir, yazdıklarına bir şeyler serpiştirir. Kitaplar çoğu zaman yazarın aynasıdır. Evet baş karakter Beril’de benden tabi ki izler var.  Hayatımda imzası olan bazı kişilerden ufak dokundurmalar da yaptım. Ancak günün sonunda büyük çoğunluğu kurgu diyebilirim.</p>
<p>Birbiriyle bağlantılı uzun bir soru sormak istiyorum. Başucu kitaplarınız neler? Örnek aldığınız yazar ya da yazarlar kimler? Yazmak için nasıl bir ortamı tercih edersiniz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-123385" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-300x287.jpg" alt="" width="300" height="287" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-300x287.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-768x735.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-1024x980.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-696x666.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-1068x1023.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116-439x420.jpg 439w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/Screenshot_20230913_152116.jpg 1080w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Ben ilk okumaya Gülten Dayıoğlu ile başladım, benim idolüm kendisidir. Kesinlikle Gülten Hocamı çok ayrı bir yere koyuyorum, kendisine imzalı kitabımı da ulaştırdım, bu konuda benden mutlusu yok. Başucu kitabım da kendisinin yazdığı ’’Yeşil Kiraz”’dır. Hala döner döner okurum. Bunun dışında saymam gerekirse İpek Ongun, Canan Tan, rahmetli Duygu Asena , Zülfü Livaneli diyebilirim. Yabancı Yazar olarak da  Sarah Jio, ve Debbie Macomber diyebilirim. Diğer sorunuza gelince yazmak için özel bir ortama ihtiyaç duymuyorum ben. Yani öyle filmlerde ki gibi bir sahil kasabasında inzivaya çekilmeye ihtiyacım yok.  İlham nerede gelirse, canım nerede yazmak isterse takarım flashımı yazarım. Tamamen spontane gelişir.</p>
<p>Bu söyleşi için sizinle ilgili araştırma yaptığımda, lise yıllarından beri hikaye  yazdığınızı  ve  aktif olarak da  hikaye yazmayı da sürdürdüğünüzü öğrendim. Hikayelerinizi tek bir kitap altında toplamak gibi bir düşünceniz var mı?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Şimdilik planlarımda 3 ayrı roman var. Öncelikle “Beni Kendimle Bırak” devamını yazacağım, kitabı okuyanlar bilir çok ortada soru işaretleri ile bıraktığım bir final var devamını yazmak illa ki şart. Sonra kitabın içinde bir karakter var onun hikayesini yazmayı düşünüyorum. Son olarak da tanıdığım birinin biyografisini yazacağım, hani derler ya anlatsam roman olur diye kesinlikle öyle bir durum söz konusu. Bunlardan sonra bir hikaye kitabı çıkar mı bilmiyorum, evet hikaye yazmayı da seviyorum ama sanırım onları kitap haline getirmek pek planlarımda yok. Hikayeleri daha çok kendim için yazıyorum galiba <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>
<p>Selin Sunal kimdir ? Kendisine en çok hangi sıfatı yakıştırır?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-123386" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-2-300x273.jpg" alt="" width="300" height="273" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-2-300x273.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-2-461x420.jpg 461w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-2.jpg 674w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Selin Sunal 40 yaşında, doğma büyüme İzmir’li. Gerçek mesleği ekonomistlik olan, diğer kimliği yazarlık olan, ilk romanını çıkarmış , evli 2 prenses annesi biri diyebilirim özetle. Haftada 1 kitap okurum, vizyondaki filmleri takip ederim, sahnelenen tiyatro oyunlarını takip ederim. Kültürel yönüm kuvvetlidir. Enerjik , hayat enerjisi yüksek, konuşmayı, yaşamayı seven, iyimser, pozitif, sıcakkanlı, dost canlısı,  kızlarına aşık biriyim. Artık bunlara hangi sıfatlar uyarsa.</p>
<p>Gelecek projeleriniz neler, isminizi nerelerde göreceğiz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Az önce de söylediğim gibi kitap yazmaya devam edeceğim. Hikayelerim ile yarışmalara katılmaya devam edeceğim. Kitabımı senaryo haline getirdik, senaryo yarışmalarında şansımızı deneyeceğiz. Bunun dışında katılacağım kitap fuarları var.” Beni Kendimle Bırak” 2.baskıyı yaptı, 2.baskının tanıtımı için yoğun bir program beni bekliyor.</p>
<p>Röportajlarımdaki klasik sorumdur size de sormak isterim. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-123387" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-3-185x300.jpg" alt="" width="185" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-3-185x300.jpg 185w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-3-259x420.jpg 259w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/09/SELİN-3.jpg 303w" sizes="(max-width: 185px) 100vw, 185px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Bir kere geçmişe dönmek isterdim. Çünkü bazı şeyleri yapmak için geç kaldım. Daha erken olması gerekirdi. Hayatım ile ilgili değiştirmek istediğim şeylerde var tabi. Onun dışında bende klasik bir cevap vereyim savaşları, çocuklara verilen zararları birçok kötü, üzücü olayı silmek isterdim.</p>
<p>Sorularıma verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederim. Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/270d.png" alt="✍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Öncelikle bende bu güzel röportaj için çok teşekkür ediyorum. Herkesten ricam kitabımı lütfen alıp okuyun, benim dünyama yolculuk yapın. Sonra da sosyal medyadan beni bulup kitap yorumunuzu gönderin. Yorumlara çok önem veriyorum ve mutlaka paylaşıyorum. Sevgi ile, edebiyat ile kalın.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Varlık Dergisi 2023 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri kazananları belli oldu.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/29/varlik-dergisi-2023-yasar-nabi-nayir-genclik-odulleri-kazananlari-belli-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2023 10:30:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[varlık dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[yaşar Nabi Nayır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=121681</guid>

					<description><![CDATA[Varlık Dergisi 2023 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri kazananları belli oldu. Türkiye’nin köklü edebiyat dergisi Varlık, 1933’ten beri sürdürdüğü Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne bir yenisini daha ekledi. Varlık Dergisi, 2023 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri kazananlarını sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu. Ödüllendirmenin Şiir Kategorisinde ödülün sahibi &#8216;Iska Şansı için Taviz&#8217;  adlı dosyasıyla Mert Özden oldu. Öykü Kategorisinde kazanan isim &#8216;Herze [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Varlık Dergisi 2023 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri kazananları belli oldu.</strong></p>
<p>Türkiye’nin köklü edebiyat dergisi Varlık, 1933’ten beri sürdürdüğü Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri’ne bir yenisini daha ekledi.</p>
<p>Varlık Dergisi, 2023 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri kazananlarını sosyal medya hesabı üzerinden duyurdu.</p>
<p>Ödüllendirmenin Şiir Kategorisinde ödülün sahibi &#8216;Iska Şansı için Taviz&#8217;  adlı dosyasıyla Mert Özden oldu.</p>
<p>Öykü Kategorisinde kazanan isim &#8216;Herze ve Tedvir&#8217; adlı dosyasıyla  Eris İnal oldu.</p>
<p>Varlık Dergisi, ödül alan ve dikkate değer bulunan şair ve yazarların söyleşi, şiir ve öykülerini Eylül 2023 tarihli 1392. sayısında yayımlayacağını duyurdu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️ SÖYLEŞİ /YAZAR/ÇOCUK EDEBİYATI /SANATÇI/ ESRA KARAGÜLLE</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/28/soylesi-yazar-cocuk-edebiyati-sanatci-esra-karagulle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Aug 2023 10:13:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[esra Karagülle]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=121548</guid>

					<description><![CDATA[📽️ SÖYLEŞİ /YAZAR/ÇOCUK EDEBİYATI /SANATÇI/ ESRA KARAGÜLLE &#8220;Amaç,çocuklara teknolojiyi tamamen engellemek değil, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır.&#8221; Çocuk edebiyatı alanında ismini duyuran yazar Esra Karagülle ile yazarlığı, çocuk edebiyatı ve yeni projeleri üzerine konuştuk. İyi okumalar. Yazmak sizin için ne ifade ediyor? 📌Yaratıcı bir yolculuk diyebilirim. Kitap yazarken gerçek dünyadan çıkıp kendinizi bambaşka bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4fd.png" alt="📽" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> SÖYLEŞİ /YAZAR/ÇOCUK EDEBİYATI /SANATÇI/</em> ESRA KARAGÜLLE</strong></p>
<p><em>&#8220;Amaç,çocuklara teknolojiyi tamamen engellemek değil, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır.&#8221;</em></p>
<p>Çocuk edebiyatı alanında ismini duyuran yazar Esra Karagülle ile yazarlığı, çocuk edebiyatı ve yeni projeleri üzerine konuştuk. İyi okumalar.</p>
<p>Yazmak sizin için ne ifade ediyor?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Yaratıcı bir yolculuk diyebilirim. Kitap yazarken gerçek dünyadan çıkıp kendinizi bambaşka bir dünyada farklı karakterlerle birlikte bulmak muhteşem bir duygu. Sanki başka bir evrende, farklı arkadaşlarla ve hayatlarla bir süre yaşama hissi yaratıyor bana.</p>
<p>Çocuk kitapları yazmayı tercih etmenizin nedenleri neler?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-249x300.jpg" alt="" width="249" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-768x926.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-849x1024.jpg 849w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-696x839.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-1068x1288.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350-348x420.jpg 348w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185350.jpg 1080w" sizes="(max-width: 249px) 100vw, 249px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Çocukları çok seviyorum ve birazda çocuk ruhlu olduğumu düşünüyorum. Onları meraklandırmak, şaşırtmak, güldürmek sevgimi paylaşmamın bir yolu belki de. Güzel mesajlar vererek, hayal güçlerini beslemek ve ilham vermek kadar güzel başka bir şey düşünemiyorum. Söyleşilerde çocukların içindeki ışıltıyı gördüğümde, aynısı bana da yansıyor. Hayata daha heyecanlı bakmamı sağlıyor.</p>
<p>Adettendir sorulur, kimdir Esra Karagülle?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121551" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185438-244x300.jpg" alt="" width="244" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185438-244x300.jpg 244w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185438-324x400.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185438-341x420.jpg 341w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185438.jpg 399w" sizes="(max-width: 244px) 100vw, 244px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />İstanbul’da doğdum. İlkokul eğitimini aldığım yıllarda İzmir Devlet Konservatuarı’nda yarı zamanlı öğrenci olarak bale eğitimine başladım. Klasik bale ile birlikte, piyano ve tiyatro gibi eğimleri yan meslek dersleri olarak gördüm. İlk iş hayatıma lise eğitimi esnasında, İzmir Devlet Tiyatrolarında sahnelenen “Boy Friend” isimli müzikal tiyatro da yer alarak başladım.  İşletme eğitimi tamamladıktan sonra çalışmaya başladım.  Karma resim sergilerim oldu. Güzel sanatların her bölümünü çok severim ve yaratıcılık hayatımın merkezinde yer alıyor.  En büyük ilgi alanlarından biri de Psikolojidir. Birçok eğitime katıldım.  Güç kaynağım gönüllü adanmışlıktır. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Zekeriyaköy Şube Proje Koordinatörü ve aynı zamanda derneğin mentorleri arasındayım.  Evli ve bir kız annesiyim. İlk kitabım olan “Yok Artık Çıp Çıp’ın Bale Pabucu”nu kızım Serra ve on beş yıldır birlikte yaşadığımız kaplumbağamız Çıp Çıp’tan ilham alarak kâğıda döktüm. Ardından, kitabın tüm telif haklarını Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin “Anadolu’da Bir Kızım Var Öğretmen Olacak” Projesine bağışladım.<br />
Son dönemde çalışmalarımı edebiyat üzerine yoğunlaştırdım.</p>
<p>Çocuk edebiyatına duyulan ilgiden memnun musunuz? Çocuklara okuma alışkanlığı edindirmek adına birçok farklı metot konuşuluyor. Sizce bu alışkanlığın temeli nasıl atılmalı?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121552" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-225x300.png" alt="" width="225" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-225x300.png 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-768x1026.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-767x1024.png 767w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-696x930.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-1068x1427.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416-314x420.png 314w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185416.png 1242w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Kitap fuarlarında ve imza günlerinde ilgi çok. Ama keşke daha da artırabilsek.</p>
<p>Okul öncesinden kitap okumayı sevmiş çocukların edebiyat okuru olma ihtimali her zaman daha yüksek. Orta okul, lise çağında alışmak biraz daha zor ve uzak bir ihtimal. Olmuyor değil oluyor ama okul öncesinde bir çabayla kuruluyorsa öbür tarafta on çaba gerekiyor. Ayrıca kitap okuyan annelerin çocuklarının da kitap okumayı sevdiğini gözlemliyorum. Bütün ailenin katılımıyla okuma saati düzenlenmek ve okunan kitaplar hakkında konuşmak. Çocuklar için evde küçük bir kütüphane kurmak.</p>
<p>Çocuklara kitap okurken tıpkı seslendirme yapar gibi ses tonunuz inişli çıkışlı olması, arada durup kitabı birlikte özetleyip tekrar kaldığınız yerden devam etmek ve sonunda kitap hakkında konuşarak etkileşimde bulunmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Düzenli olarak kitapevlerini, kitap fuarlarını ziyaret etmek, söyleşilere katılmak ve yazarlarla iletişim kurmak çocuk ve genç okurlar üzerinde olumlu bir etki yaratıp, motive ediyor. Ayrıca çocuk dergilerine abone olmak da öyle.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121553" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-264x300.jpg" alt="" width="264" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-264x300.jpg 264w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-768x873.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-901x1024.jpg 901w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-696x791.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-1068x1214.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243-369x420.jpg 369w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185243.jpg 1080w" sizes="(max-width: 264px) 100vw, 264px" /></p>
<p>Bir önceki soruyla bağlantılı olarak sorayım: Ebeveynlerin en çok şikayet ettiği konulardan birisidir çocuklarının erken yaşlarda  akıllı telefonlar, tabletlerle tanışması ve  bu cihazları uzun süreli kullanmaları. Siz çocuk kitabı yazarı olarak  ebeveynlere bu konuda ne önerirsiniz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Evet ne yazık ki ekranların cazibesi çocukları kendine çekiyor.  Önce çocuklara kendi davranışlarımızla model olmalıyız. Eğer siz teknolojiyi dengeli kullanıyorsanız, çocuklarda bu davranışı benimseyebilir. Teknoloji kullanımını belirli sürelerde sınırlamak. Hem eğitim amaçlı hem de eğlence için ayrılmış zaman dilimleri olmalı.</p>
<div style="width: 696px;" class="wp-video"><!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('video');</script><![endif]-->
<video class="wp-video-shortcode" id="video-121548-1" width="696" height="1237" preload="metadata" controls="controls"><source type="video/mp4" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Ins52490625937_132c5fbd0c65425db7f469c65822ea0a_10000000_135356326292678_8828700528180479296_n.mp4?_=1" /><a href="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Ins52490625937_132c5fbd0c65425db7f469c65822ea0a_10000000_135356326292678_8828700528180479296_n.mp4">https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Ins52490625937_132c5fbd0c65425db7f469c65822ea0a_10000000_135356326292678_8828700528180479296_n.mp4</a></video></div>
<p>Çocukların farklı aktivitelere ilgi göstermelerini teşvik edelim. Spor, sanat, doğa yürüyüşleri gibi etkinliklerle zaman geçirmelerine olanak tanıyalım. Teknoloji yerine aile içi iletişimi artıralım. Birlikte oyun oynamak, kitap okumak…</p>
<p>Teknolojinin avantajları ve dezavantajları hakkında konuşalım. Nasıl dengeli bir şekilde kullanabileceklerini öğretelim. Ortak kararlar alalım.</p>
<p>Çocuklara kitap okuma alışkanlığı kazandırmak, bence teknolojiye en büyük alternatif.</p>
<p>Unutmayalım ki hedef, teknolojiyi tamamen engellemek değil, dengeli ve faydalı bir şekilde kullanmalarını sağlamaktır.</p>
<p>Siz bir anne olarak çocuğunuza kitap seçip alırken nelere dikkat edersiniz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121554" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-300x286.jpg" alt="" width="300" height="286" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-300x286.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-768x731.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-1024x975.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-696x662.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-1068x1017.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756-441x420.jpg 441w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182756.jpg 1080w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Her çocuğun ilgi alanları ve gelişim düzeyi farklıdır. Bu yüzden kızımın bir yandan bireysel özelliklerini göz önünde bulundurarak bir yandan da kendisinin de kitap seçimine katılmasını teşvik ederim.</p>
<p>Kitabın çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olduğundan emin olmalıyız.</p>
<p>Kitabın içeriyi ve teması çocuğunuzun ilgi alanlarına uygun olmalıdır. Onların ilgi duyacağı hikayeler, karakterler ve konular seçmeye özen gösterelim. Özellikle okumayı bilmeyen çocuklar için resimli kitaplar çocuğun bir yandan görsel okuma yapmasını ve hikayeyi daha iyi anlamasına yardımcı olur. Çocuk aslında kitapla tanışırken sanatla da tanışıyor. Kitabın dil kullanımı sade ve anlaşılır olmalıdır.</p>
<p>Almadan önce mutlaka kitabı incelemeli çocuğa zararlı olabilecek bir şey var mı kontrol etmeliyiz. Değerler kazandıran kitaplar tercih ediyorum. Güzel mesajlar vermesi ve umut dolu kitaplar seçiyorum.</p>
<p>Şu an İstanbulda yaşıyorsunuz, İzmir’de de uzun zaman yaşadınız  ve sık sık gelip gidiyorsunuz? En çok hangisinde yaşamak sizi mutlu ediyor?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121555" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-247x300.jpg" alt="" width="247" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-247x300.jpg 247w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-768x934.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-842x1024.jpg 842w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-696x847.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-1068x1299.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223-345x420.jpg 345w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_185223.jpg 1080w" sizes="(max-width: 247px) 100vw, 247px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Her şehir kendine özgü bir enerjiye sahiptir. Aslında ben İstanbul doğumluyum. Babamın iş sebebiyle İzmir’e yerleştik. İzmir sakin, rahat yaşam tarzı ve huzurlu atmosferiyle bilinir. Son beş yıldır İstanbul’un dinamik ritminde yeni bir sayfa açtım. Buranın hızlı tempolu yaşamı, enerjisi ruh halime tam anlamıyla uyum sağlıyor. Kültür başkenti olan İstanbul’un sanat etkinlikleri ve tarihi mirası beni büyülüyor. Konserler, tiyatrolar, baleler… gibi etkinliklerle iç içe yaşıyorum. İstanbul Boğazı, şehre masalsı bir güzellik katıyor. Buradan enerji ve ilham alıyorum… Dolayısıyla İstanbul’da kendimi ait olduğum yerde hissediyorum.</p>
<p>Yeni projelerinizden bahseder misiniz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121556" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-300x290.jpg" alt="" width="300" height="290" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-300x290.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-768x743.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-1024x991.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-696x673.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-1068x1033.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939-434x420.jpg 434w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/Screenshot_20230827_182939.jpg 1080w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Fantastik bir çocuk kitabı yazma düşüncesi beni heyecanlandırdığı gibi, aynı zamanda Kanlıca’nın en eski ailelerinden birine mensup olmanın getirdiği tarihi derinlik de ilgimi çekiyor, kafamı kurcalıyor. Bu arada biyografiden yola çıkarak hikaye yazma işini de çok sevdim. Eylül ayında inşallah netleştireceğim.</p>
<p>Röportajlarımdaki klasik sorumdur size de sormak isterim. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı ne yapmak isterdiniz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-121557" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-300x294.png" alt="" width="300" height="294" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-300x294.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-768x754.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-1024x1005.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-696x683.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-1068x1048.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428-428x420.png 428w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/08/IMG_20230827_185428.png 1242w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Keşke ne güzel olurdu! İlk önce kız çocuklarının eğitime erişimini artırmak, fırsat eşitliği sağlamak ve çocuk gelinlerin önüne geçmek. Ardından cinsiyet eşitliliği ve kadın hakları konusunda daha adil bir dünya kurardım sihirli değneğimle.</p>
<p>Sorularıma verdiğiniz yanıtlar için çok teşekkür ederim. Siz bir şey eklemek ister misiniz?</p>
<p><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4cc.png" alt="📌" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Ben teşekkür ederim bu güzel röportaj için. Jeanette Winderson’un güzel bir sözüyle bitirmek istiyorum.</p>
<p>‘Kitaplar da kapılar gibidir,<br />
Bir kez açtın mı,<br />
Bambaşka bir dünyaya geçiverirsin.’</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği&#8217; o hafifliğe de elveda dedi ;Milan Kundera hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/07/12/varolmanin-dayanilmaz-hafifligi-o-hafiflige-de-elveda-dedi-milan-kundera-hayatini-kaybetti/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/07/12/varolmanin-dayanilmaz-hafifligi-o-hafiflige-de-elveda-dedi-milan-kundera-hayatini-kaybetti/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Jul 2023 15:47:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[milan kundera]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=116714</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği&#8217; o hafifliğe de elveda dedi ;Milan Kundera hayatını kaybetti Varoluşçu akımın son temsilcilerinden Çekya doğumlu  Milan Kundera, 94 yaşındaydı. ‘Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ kitabının yazarı, günlük hayatın dünyevi gerçekliği ile yüce fikirler dünyası arasında gidip gelen temaları ve karakterleri tasvir etmedeki başarısı nedeniyle övgüler aldı. Nadiren röportaj verdi ve yazarların eserleri aracılığıyla konuşması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği&#8217; o hafifliğe de elveda dedi ;Milan Kundera hayatını kaybetti</strong></p>
<p>Varoluşçu akımın son temsilcilerinden Çekya doğumlu  Milan Kundera, 94 yaşındaydı.</p>
<p>‘Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği’ kitabının yazarı, günlük hayatın dünyevi gerçekliği ile yüce fikirler dünyası arasında gidip gelen temaları ve karakterleri tasvir etmedeki başarısı nedeniyle övgüler aldı.</p>
<p>Nadiren röportaj verdi ve yazarların eserleri aracılığıyla konuşması gerektiğine inandı.</p>
<p>1967&#8217;de yayımlanan ilk romanı &#8220;Şaka&#8221;, Çekoslovakya&#8217;daki komünist rejimin iğneleyici bir tasviriydi.</p>
<p>Çek reformcuların “Bir insan yüzü ile sosyalizm” programını yerleştirmeye çalıştıkları bir dönemde roman, Kundera&#8217;nın parti üyesinden sürgündeki muhalifliğe giden yolculuğundaki ilk adımdı.</p>
<p>Modern dünya edebiyatının önemli isimlerinden biri olan ve varoluşçu akımın son temsilcilerinden kabul edilen Milan Kundera, 94 yaşında Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği&#8217; adlı eseriyle geniş kitlelere ulaştı ve edebiyat dünyasında derin izler bıraktı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-116715" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/07/7f9d61bae110a8594108a9aeb0eb276b-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/07/7f9d61bae110a8594108a9aeb0eb276b-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/07/7f9d61bae110a8594108a9aeb0eb276b.jpg 225w" sizes="(max-width: 193px) 100vw, 193px" /></p>
<p>Bu eserle 1981 yılında Commonwealth Ödülü&#8217;nü Tennessee Williams paylaştı.</p>
<p>Yazarın tanınmış eserleri arasında 1996&#8217;da yayınlanan &#8220;Yavaşlık&#8221;, 1998&#8217;de okuyucuyla buluşan &#8220;Kimlik&#8221; ve 2000 yılında raflardaki yerini alan &#8220;Bilmemek&#8221; bulunmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/07/12/varolmanin-dayanilmaz-hafifligi-o-hafiflige-de-elveda-dedi-milan-kundera-hayatini-kaybetti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üçüncü Kartal Kitap Fuarı 2 Haziran Cuma (Yarın) başlıyor</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/06/01/ucuncu-kartal-kitap-fuari-2-haziran-cuma-yarin-basliyor/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/06/01/ucuncu-kartal-kitap-fuari-2-haziran-cuma-yarin-basliyor/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jun 2023 09:00:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[kitap fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=113819</guid>

					<description><![CDATA[Üçüncü Kartal Kitap Fuarı 2 Haziran Cuma (Yarın) başlıyor Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen Kartal Kitap Fuarı 11 Haziran&#8217;a kadar devam edecek. Kartal Meydanı’nda yapılacak fuara, 100’e yakın yayınevi ve 1000 &#8216;i aşkın yazar katılacak. Kartal Kitap Fuarı, söyleşi, imza günleri ve çok sayıda kültürel etkinliğe ev sahipliği yapacak. Fuarda bu yıl Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Üçüncü Kartal Kitap Fuarı 2 Haziran Cuma (Yarın) başlıyor</strong></p>
<p>Kartal Belediyesi tarafından düzenlenen Kartal Kitap Fuarı 11 Haziran&#8217;a kadar devam edecek.</p>
<p>Kartal Meydanı’nda yapılacak fuara, 100’e yakın yayınevi ve 1000 &#8216;i aşkın yazar katılacak.</p>
<p>Kartal Kitap Fuarı, söyleşi, imza günleri ve çok sayıda kültürel etkinliğe ev sahipliği yapacak.</p>
<p>Fuarda bu yıl Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Uğur Mumcu gibi edebiyat dünyasının önemli değerleri için anma etkinlikleri de yer alacak.</p>
<p>Kitap Fuarı’nın bu yılki onur konuğu, Türk edebiyatına 60 yıldır hizmet veren usta yazar Gülten Dayıoğlu&#8230; olacak.</p>
<p>Fuarda bu yıl; Emre Kongar, Ahmet Ümit, Şermin Yaşar, Banu Avar, Haydar Ergülen, Onur Öymen, Sinan Meydan, Sunay Akın, Zülal Kalkandelen, Latife Tekin, Faruk Duman, Ömür Kurt, Faruk Sayar, İnci Aral, Kemal Varol ve Mine Söğüt gibi yazarlar yer alacak.</p>
<p>Fuara genç yazarlar, tiyatro sanatçıları, müzisyenler ve kültür sanat dünyasının önemli isimleri de katılacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/06/01/ucuncu-kartal-kitap-fuari-2-haziran-cuma-yarin-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk edebiyatının baş yapıtlarından Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı tiyatroda sahnelenecek.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/04/01/turk-edebiyatinin-bas-yapitlarindan-saatleri-ayarlama-enstitusu-romani-tiyatroda-sahnelenecek/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/04/01/turk-edebiyatinin-bas-yapitlarindan-saatleri-ayarlama-enstitusu-romani-tiyatroda-sahnelenecek/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2023 10:00:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[ahmed hamdi tanpınar]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[saatleri ayarlama Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=109392</guid>

					<description><![CDATA[Türk edebiyatının baş yapıtlarından Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı tiyatroda sahnelenecek. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri &#8216;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8217;nü sahneye Serdar Biliş uyarladı. Oyunun prömiyeri 12 Nisan’da yapılacak. Doğu ve batı, eski ve yeni, geleneksel ve modern kutupları arasında salınıp duran Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamansız eseri &#8220;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8221;, sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk edebiyatının baş yapıtlarından Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı tiyatroda sahnelenecek.</strong></p>
<p>Ahmet Hamdi Tanpınar’ın ölümsüz eseri &#8216;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8217;nü sahneye Serdar Biliş uyarladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-109393" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230330_160105-222x300.jpg" alt="" width="222" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230330_160105-222x300.jpg 222w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230330_160105-311x420.jpg 311w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/IMG_20230330_160105.jpg 630w" sizes="(max-width: 222px) 100vw, 222px" /></p>
<p>Oyunun prömiyeri 12 Nisan’da yapılacak.</p>
<p>Doğu ve batı, eski ve yeni, geleneksel ve modern kutupları arasında salınıp duran Ahmet Hamdi Tanpınar’ın zamansız eseri &#8220;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8221;, sinema ve tiyatronun iç içe geçtiği çağdaş bir uyarlama ile sanatseverlerle buluşuyor.</p>
<p>Serdar Biliş’in yönetmenliğinde sahneye uyarlanan oyunda Tuluğ Tırpan canlı piyano performansı ile hikayeye eşlik ediyor.</p>
<p>Serkan Keskin, güçlü prodüksiyonun içinde tek başına onlarca surete büründüğü oyunculuk performansıyla tiyatroseverlerin karşısına çıkacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-109394" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/f3664afc92c19228420d686577f001c0-150x300.jpg" alt="" width="150" height="300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/f3664afc92c19228420d686577f001c0-150x300.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/f3664afc92c19228420d686577f001c0-512x1024.jpg 512w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/f3664afc92c19228420d686577f001c0-210x420.jpg 210w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/03/f3664afc92c19228420d686577f001c0.jpg 575w" sizes="(max-width: 150px) 100vw, 150px" /></p>
<p>Tiyatro ve sinema arasında hibrid bir dünyanın tasarlandığı oyunun görüntü yönetmenliğini  Ahmet Sesigürgil, sahne ve dekor tasarımını ise Gamze Kuş üstleniyor.</p>
<p>Saatler Kolektif’in yapımını üstlendiği &#8220;Saatleri Ayarlama Enstitüsü&#8221; oyunu 12 Nisan’da Maximum Uniq Hall’da sahnelenecek.</p>
<p><strong>Meraklısı için;</strong><br />
Saatleri Ayarlama Enstitüsü<br />
Sesli Kitap / Radyonun Tiyatrosu</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/hGRurjlnA7Q?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Saatleri Ayarlama Enstitüsü / sesli kitap"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/04/01/turk-edebiyatinin-bas-yapitlarindan-saatleri-ayarlama-enstitusu-romani-tiyatroda-sahnelenecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
