<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>cumhuriyet &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/cumhuriyet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 15:17:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>cumhuriyet &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL;    HİCRİ YILLAR- RUMİ YILLAR VE “SIVIŞ YILI!”</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/02/coskun-kartal-hicri-yillar-rumi-yillar-ve-sivis-yili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Takvimler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=177586</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.&#8221; Bizim kuşaklar çocukken, zamanı kontrol altında tutmak için oluşturulan takvimler epey kafamızı karıştırırdı. Örneğin, o zamanlar insanların doğum yılları iki şekilde söylenirdi. Anneannem’e doğum yılını sorduğumuzda1327 doğumluyum yanıtını alırdık. Kendisinin öz çocuğu olan annem 1928’li idi.&#160; Lakin bu, düz matematik hesabıyla aralarında 599 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>   &#8220;<strong>Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.&#8221;</strong></p>



<p>Bizim kuşaklar çocukken, zamanı kontrol altında tutmak için oluşturulan takvimler epey kafamızı karıştırırdı.</p>



<p>Örneğin, o zamanlar insanların doğum yılları iki şekilde söylenirdi.</p>



<p>Anneannem’e doğum yılını sorduğumuzda<br>1327 doğumluyum yanıtını alırdık.</p>



<p>Kendisinin öz çocuğu olan annem 1928’li idi.&nbsp;</p>



<p>Lakin bu, düz matematik hesabıyla aralarında 599 yıl olduğu anlamına gelmezdi.</p>



<p>Bir başka deyişle, anneannem annemi 599 yaşında değil, 18-19 yaşındayken dünyaya getirmişti.</p>



<p>Ancak, kendisinin “nüfusa kaydolduğu” zaman 1327&nbsp; diye anılan Rumi takvim yılıydı.</p>



<p>Annem ise iki yıl önce 1926’da Cumhuriyet hükümetinin kabul ettiği <strong>Miladi takvim’e</strong> göre kütüğe kaydedilmişti.</p>



<p>Tamamen Osmanlı buluşu olan <strong>Rumi takvim</strong>,  tıpkı <strong>Hicri takvim</strong> gibi başlangıç olarak Hz. Muhammet’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği <strong>Miladi 622</strong> yılını esas alıyordu.</p>



<p>Ancak günler güneş hareketleriyle bağlantılı <strong>Jülyen</strong> <strong>takvimi</strong> esasına dayandırılmıştı.</p>



<p>Jülyen takvimi <strong>Romalıların</strong> buluşu olduğu için de adına “<strong>Rumi</strong>” denmişti.</p>



<p>Yani, bu ismin Bizans ahalisi olan ve çok sonraları Anadolu Rumları olarak adlandırılacak Yunan kökenli insanlarla ilgisi yoktu.</p>



<p>Ancak Rumi takvim&nbsp; ortaya çıkana kadar tek resmi takvim olan Hicri takvim de kaldırılmadı.</p>



<p>Rumi takvim, Miladi 1790- 1840 arası yalnızca mali kayıtların tutulması ve vergi toplanması için kullanıldı.&nbsp;</p>



<p>1 Muharrem <strong>günleri</strong> yeni yıla girilen Hicri takvim ise dini günlerin, bayramların, ibadet vakitlerinin belirlenmesinin yanısıra asker ve memurların <strong>maaş</strong> ödemeleri için  için kullanılıyordu..</p>



<p><strong>Hicri yıl 354 gündü ve 365 günlük Rumi yıldan 11 gün kısaydı.</strong></p>



<p>Bu durum, başlangıçları hicret olan biri ay diğeri güneşle bağlantılı iki takvim arasındaki “zaman farkının” giderek açılmasına yol açıyordu.</p>



<p>Asker ve memurların <strong>maaşları Hicri takvim</strong> uyarınca yılda <strong>354 günlük</strong> ödeniyor, ancak halktan vergiler toplanırken ikinci takvime göre <strong>365</strong> günlük tahsil ediliyordu.</p>



<p>Bu 11 günlük fark&nbsp; özellikle mükellefler&nbsp; açısından hoşnutsuzluk yarattığı gibi denk bütçe yapılma olanağını da ortadan kaldırıyordu.</p>



<p>11 günlük farklar 33 yıla gelindiğinde 1 yıla ulaşmıştı.</p>



<p>32 yıl toplanan vergilerle 33 yıl maaş ödemek bütçeye ağır geliyordu.</p>



<p>Ancak Osmanlı’nın uyanık yöneticileri, belki 1582’de yapılan 10 günün takvimden silinmesi uygulamasından esinlenerek bir yol buldular!</p>



<p>Araları her 33 yılda bir yıl açılan iki takvimi, 32 yılın sonunda eşitleme yöntemini&nbsp; “icat ettiler” !</p>



<p>Hicri takvimle arayı açan Rumi takvimin 32’den sonraki&nbsp; bir yılını “yok” saydılar. Yani gün değil, hafta değil, ay değil yıl atlattılar!</p>



<p>Böylece , kendilerini , devletin asker ve memura ödedikleriyle mükelleften aldığı vergilerin zamanlarını eşitlemiş saydılar!</p>



<p>Tabii vergilerin bir yıl eksik toplanması,&nbsp; mükelleflerin hoşuna gitti.</p>



<p>Ancak bu kez de maaş aldıkları yıl sayısı da bir yıl azalan askerler ve memurlar hoşnut kalmadılar ve zaman zaman “paramızı alamıyoruz” diye başkaldırı girişimlerindeki bulundular.</p>



<p>O 33. yılda sırası gelince sayılmayan ve atlanan yıla da, belki de 1 yıllık vergilerin hazineden “sıvışmasından” esinlenerek “<strong>sıvış yılı” </strong>adı verildi. </p>



<p>Böylece Osmanlı, o başına buyruk, önlenmez, durdurulamaz, hükmedilemez zaman kavramının “hakkından gelmiş” oldu !</p>



<p>Vergi mükelleflerinin bir yıllık vergileri de devletin elinden “sıvışarak” ceplerine kaldı.</p>



<p>Ünlü deyiştir!</p>



<p>Osmanlı da oyun çoktur, işine akıl sır ermez!</p>



<p>Bütçenin bir türlü denk hale getirilmemesi, ekonominin kötüye gitmesi nedeniyle bir “sıvış yılı” daha yaşanmasının yükü ağır olacağından, Hicri takvimin işlevi 1840 yılında dini konularla sınırlandırıldı; ekonomik ve idari tüm konular da Rumi takvime bağlandı.</p>



<p>Osmanlı devleti, 1917’de bir “<strong>takvim reformu</strong>” daha yaparak Gregoryen (Miladi) takvim ile Rumi takvim arasındaki 13 günlük farkı eşitledi ve Miladi takvime doğru ilk adımı atmış oldu.</p>



<p>Cumhuriyet hükümeti ise bu adımı geliştirerek 1926’da Miladi takvimi resmi takvim ilan etti.</p>



<p>Coşkun <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥&#8221;Efendiler!, Yarın Cumhuriyeti İlan Edeceğiz!&#8221;                 Gazi Mustafa Kemal Atatürk                          (28 Ekim 1923 Çankaya Köşkü)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/10/28/%f0%9f%8e%a5efendiler-yarin-cumhuriyeti-ilan-edecegiz-gazi-mustafa-kemal-ataturk-28-ekim-1923-cankaya-kosku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=174803</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/10/1000026767.mp4"></video></figure>



<p></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/10/1000026767.mp4" length="4583502" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Cumhuriyet’in ışığında</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/10/28/ismet-hergunsen-cumhuriyetin-isiginda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Oct 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=174799</guid>

					<description><![CDATA[Tarih, yalnızca zaferlerle değil, o zaferleri mümkün kılan iradeyle anlam kazanır. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk ulusunun yaktığı bağımsızlık meşalesi, esaretin karanlığını yırtarak Cumhuriyet’in aydınlığına ulaşmıştır. Atatürk’ü zafere götüren yalnızca askeri dehası değil, milletine duyduğu derin güven ve halkıyla kurduğu benzersiz bağdı. İsteseydi bir padişah gibi hükmedebilir, ömrünün sonuna dek&#160;cumhurbaşkanlığı&#160;makamında kalabilirdi. Ama, hiçbirini istemedi. Tek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarih, yalnızca zaferlerle değil, o zaferleri mümkün kılan iradeyle anlam kazanır.</p>



<p>Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türk ulusunun yaktığı bağımsızlık meşalesi, esaretin karanlığını yırtarak Cumhuriyet’in aydınlığına ulaşmıştır.</p>



<p>Atatürk’ü zafere götüren yalnızca askeri dehası değil, milletine duyduğu derin güven ve halkıyla kurduğu benzersiz bağdı.</p>



<p>İsteseydi bir padişah gibi hükmedebilir, ömrünün sonuna dek&nbsp;<a href="https://www.veryansintv.com/haberleri/cumhurbaskanligi">cumhurbaşkanlığı</a>&nbsp;makamında kalabilirdi.</p>



<p>Ama, hiçbirini istemedi. Tek bir ülküsü vardı:<br><strong>“Hâkimiyet kayıtsız, şartsız milletindir.”</strong></p>



<p>Bu sözüyle bir dönemi kapattı, bir çağ başlattı.</p>



<p>Anadolu’nun yorgun ama vakur topraklarında, 29 Ekim 1923 günü demokrasi, laiklik ve hukuk temelleri üzerine kurulan yeni devlet, karanlık gecede bir yakamoz gibi parladı.</p>



<p>Türk milleti, yüzyıllar boyunca “kul” olmanın ağırlığını sırtından atarak, “ulus” olmanın onuruna kavuştu.</p>



<p>Elbette eski düzenin kalıntıları kolay sönmedi. Hilafete sarılan, saltanatı arzulayan bir kesim vardı.</p>



<p>Ancak Atatürk’ün kararlı, vakur duruşu karşısında o eski anlayışlar tarihin tozlu raflarına karıştı.</p>



<p>Artık yönetim, İngiliz zırhlısına sığınan bir padişahın değil; kendi kaderini tayin eden bir halkın elindeydi.</p>



<p>Hilafetin kaldırılması, beklenenin aksine, ne İslam âleminde ne de Batı’da bir sarsıntı yarattı.</p>



<p>Çünkü işlevini yitirmiş bir kurumun yerine, aklın, bilimin ve vicdanın rehberliğinde yükselen bir sistem gelmişti.</p>



<p>Cumhuriyetin ilk yılları, Türkiye’nin kaderini şekillendiren, ulusun yeniden doğduğu altın çağdı.</p>



<p>Eğitimden hukuka, sanayiden kadın haklarına uzanan devrimler zinciri, Türklere yalnız bir kimlik değil, dünya nezdinde saygın bir yer kazandırdı.</p>



<p>Milletler Cemiyeti’ne davet edilmemiz, komşularla dostluk anlaşmaları, medeni kanun, harf ve kıyafet devrimleri, Türk ordusu ve donanmasındaki modernleşme adımları…</p>



<p><strong>Çağdaş bir ulus olma ülküsünü içeren&nbsp;</strong>bir bütünün parçalarıydı.</p>



<p>Atatürk’ün devrimleri yalnızca bir dönemi değil, geleceği de inşa etti.</p>



<p>“Yurtta barış, dünyada barış” ilkesini söylerken, sadece barışı değil, aklın rehberliğinde yaşayan bir toplumun temel felsefesini de ilan etmişti.</p>



<p>Bugün, o mirasın üstünde yükselen Türkiye’nin bazı çevrelerde yeniden sorgulanmaya çalışıldığına tanık oluyoruz.</p>



<p>Tartışmaya açılmak istenen Anayasa’nın “Başlangıç” bölümüyle birlikte ilk dört maddesi, bu ülkenin harcıdır; Türk ulusunun varlık manifestosudur.</p>



<p>Onlar ile 42. ve 66. Maddelere dokunmak, Cumhuriyet’in ruhuna dokunmaktır.</p>



<p>Cumhuriyet, bir yönetim biçiminden öte, bir yaşam biçimidir.</p>



<p>Atatürk’tür, Çanakkale’dir, İstiklaldir, Lozan’dır, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.</p>



<p>Halkın egemenliği, özgürlüğü ve bağımsızlığıdır.</p>



<p>İlke ve devrimlerdir. Nutuk’tur, Andımızdır, Gençliğe Hitabedir.</p>



<p>Ve hepsinden öte, bir ulusun küllerinden yeniden doğuşudur.</p>



<p>Bugün bizlere düşen görev, o büyük emaneti korumak, yaşatmak ve geleceğe taşımaktır.</p>



<p>Çünkü Cumhuriyet, yalnızca bir tarih değil, hala süren bir&nbsp;<strong>irade</strong>dir.</p>



<p><strong>Son sözse:&nbsp;</strong>Coğrafyanın tüm zorluklarına rağmen, laik, demokratik, sosyal bir hukuk devleti kimliğinden soyutlanamayacak tek ülke, Türkiye Cumhuriyeti’dir.</p>



<p>Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun, nice bağımsız ve güçlü yarınlara.</p>



<p><strong>Ne mutlu Türküm </strong>diyene.</p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong><br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET VE KADIN</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/11/03/nurten-zeynep-uzer-cumhuriyet-ve-kadin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2023 07:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Nurten UZER]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[nurten uzer]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=129340</guid>

					<description><![CDATA[CUMHURİYET VE KADIN &#8220;Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.&#8221; Ulu önderimiz Atatürk, bu sözüyle kadına verdiği değeri ortaya koydu. Kadının toplum ve çağdaşlaşma için öneminin altını çizdi. Sadece kadını ikinci sınıf vatandaşlıktan eşitliğe yükselttiği devrimleri, onu liderlikte eşsiz kılar. Pazar günü Cumhuriyetimizin 100. Yılı&#8217;nı coşkuyla kutladık. Ellerinde Türk bayrağı taşıyan, bayrağımızın al rengini giysilerine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CUMHURİYET VE KADIN</strong></p>
<p>&#8220;Dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir.&#8221;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-129341" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a-300x300.jpg" alt="" width="1041" height="1041" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/11/d452dd942c43559c0ff31e0ba0baf82a.jpg 736w" sizes="(max-width: 1041px) 100vw, 1041px" /></p>
<p>Ulu önderimiz Atatürk, bu sözüyle kadına verdiği değeri ortaya koydu. Kadının toplum ve çağdaşlaşma için öneminin altını çizdi.</p>
<p>Sadece kadını ikinci sınıf vatandaşlıktan eşitliğe yükselttiği devrimleri, onu liderlikte eşsiz kılar.</p>
<p>Pazar günü Cumhuriyetimizin 100. Yılı&#8217;nı coşkuyla kutladık.</p>
<p>Ellerinde Türk bayrağı taşıyan, bayrağımızın al rengini giysilerine yansıtan halk ne güzeldi.  Özellikle kızlı- erkekli birlikte yürüyen gençler.</p>
<p>Bu çağdaş görüntü atamızın eseri.</p>
<p>Türk kadını Atatürk sayesinde tüm dünya kadınlarından önce birçok hakka kavuştu.</p>
<p>Dini anlayışla, fermanlarla kısıtlamalar altında yaşayan kadın, Atatürk devrimleri ile  çağdaşlaşma yolunda hızlı adımlar attı.</p>
<p>Göçebe Türklerde kadın at biner, ok atar, kılıç kuşanırdı. Kadın sosyal yönden erkekle eşit görülürdü. Kadın da evde söz sahibiydi. Erkeğe &#8216;ev ağası&#8217;, kadına bugünlere de ulaşan haliyle &#8216;ev hanımı&#8217; denirdi. Erkekler teķ eşliydi. Kız bebeklere de erkek bebekler kadar sevinilirdi.</p>
<p>Ancak İslami kültürle birlikte yaşamı değişen kadın dini yorumlara göre yoğruldu. Erkek ve kadın iki ayrı hayat yaşadı. Kadın peçe taktı,  kafes arkasına itildi, fermanlar çıkarılıp yasaklarla donatıldı.</p>
<p>Teokratik devlette dini eğitimin verildiği Sıbyan mekteplerinden başka okullara gidemeyen, meslek edinemeyen, evlenince mirastan erkek kardeşlerinin yarısı kadar pay alan kadın, silik bir hayat yaşadı.</p>
<p>Tanzimat ve Meşrutiyet dönemlerinde kız çocuklarının eğitimiyle ilgili olumlu gelişmeler olsa da yetersiz kaldı.</p>
<p>Ta ki Mustafa Kemal, tarih sahnesinde yer alana kadar.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı döneminde hem evine hem cepheye yetişen, milli mücadelede etkin rol oynayan kadın,  laik Atatürk Cumhuriyeti ile kabuğunu kırdı.</p>
<p>Atatürk ilke ve inkilapları ile birey oldu, topluma ve sosyal hayata karıştı.</p>
<p>Cumhuriyet&#8217;in eşit haklarına ulaştı.</p>
<p>Atatürk &#8216;bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının yegane sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizliktir&#8217; diyordu.</p>
<p>&#8216;Bir camianın yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça ilerlemenin mümkün olamayacağını&#8217; söylüyordu.</p>
<p>Bu düşüncelerle devrimlerini yaparken kadın haklarına öncelik verdi. Türk kadınını bugünkü modern yapısına kavuşturdu. Yüzyıllarca yapılamayanı hızlıca yaptı.</p>
<p>1926&#8217;da kabul edilen Medeni Kanun&#8217;la çok eşli evlilik kalktı. Kadına da boşanma hakķı verildi. Resmi nikah, mahkemede boşanma kabul edildi. Kadın da miras haķķına kavuştu. Kadın seçme ve seçilme hakkına kavuştu. Dünyaya örnek oldu.</p>
<p>Kısacası kadın- erkek eşitliği kanunlar önünde sağlandı.</p>
<p>Atatürk milli kültür,  laik ve bilimsel eğitimin temellerini attı.</p>
<p>Atatürk kadının her alanda yetişmiş insan gücü olması için reformlarını yaparken en önemli görevin ise &#8216;analık &#8216; olduğunu belirtti,  &#8220;Eşini mesut edebilecek herkes evlenmelidir. Çoluk çocuk sahibi olmalıdır.  Bana bakmayınız. Bu meselede örnek İsmet Paşa&#8217;dır. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiştir &#8221; sözleriyle ailenin de önemini vurguladı.</p>
<p>Ne mutlu ki, 100 yıldır Atatürk kadınları onun çizdiği doğrultuda ilerliyor.</p>
<p>Kariyer yaparken gelecek nesli de Ata&#8217;nın izinde büyütüyor.</p>
<p>Pazar günkü coşku sadece bir kutlama değil ikinci yüzyılı da müjdeliyor.</p>
<p>Zeynep Nurten UZER/Gazeteci-Yazar</p>
<p>Zeynep Nurten UZER/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 3 Kasım 2023</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/zeynep-nurten-uzer/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET 100 YAŞINDA</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/10/29/cumhuriyet-100-yasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Oct 2023 07:00:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı'nın çöküşü]]></category>
		<category><![CDATA[Yakup Kadri Karaosmanoğlu YABAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=128808</guid>

					<description><![CDATA[CUMHURİYET 100 YAŞINDA Bu topraklar dibin dibini gördü, üç kıtanın imparatorluğu Osmanlı, çöküş yıllarında yarı sömürgeydi… Bu da yetmedi; Batı Emperyalizmi tarafından birinci savaş sonrasında paylaşıldı ve işgal edildi. Daha sonrası yokluklar içinde şahlanış yıllarıydı. Ulusal Kurtuluş Savaşı sömürge kurbanı dünya halklarına örnek olan direnişle yeni ufukların kapısını açıyordu. Bu kapının üzerinde artık “CUMHURİYET” yazıyordu. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CUMHURİYET 100 YAŞINDA</strong></p>
<p>Bu topraklar dibin dibini gördü, üç kıtanın imparatorluğu Osmanlı, çöküş yıllarında yarı sömürgeydi… Bu da yetmedi; Batı Emperyalizmi tarafından birinci savaş sonrasında paylaşıldı ve işgal edildi. Daha sonrası yokluklar içinde şahlanış yıllarıydı. Ulusal Kurtuluş Savaşı sömürge kurbanı dünya halklarına örnek olan direnişle yeni ufukların kapısını açıyordu.</p>
<p>Bu kapının üzerinde artık “CUMHURİYET” yazıyordu.</p>
<p>‘Bizden önce hiçbir şeyiniz yoktu’ diyenlerin o yılları bilmesi lazım. 100’ncü yılda Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun ‘YABAN’ romanını okumanın tam vaktidir.</p>
<p>Yaban; savaş yıllarında Anadolu’nun bir köyüne sığınan yaralı ve yalnız bir aydının gözlemleridir.</p>
<p>Karaosmanoğlu’na göre; Osmanlı yönetimi için İstanbul her şey, Anadolu hiçbir şeydi. Sadece vergi ve asayiş önemliydi Osmanlı için. Bir aydının sığındığı köydeki haykırışıdır bu roman… İşte Osmanlı’dan kalan Anadolu…</p>
<p>&#8221;Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin?”</p>
<p>İşte Cumhuriyet’in kurucu kadrosu için top yekun kalkınma ve eğitimdi önemli olan… Devrim heyecanıyla yurdun dört bir tarafına adeta birer havari gibi yola çıktılar.</p>
<p>Öğretmen oldular, köylere kara tahta taşıdılar.</p>
<p>Sağlık görevlisi oldular, salgınları önlediler, sıtmanın kaynağı bataklıkları kuruttular.</p>
<p>Demir yolları açtılar, demir çelik, basma ve şeker fabrikaları kurdular.</p>
<p>Nazım Hikmet’in dizelere döktüğü gibi, “Dünyaya erken geldim” diye kahretmediler hiçbir zaman.</p>
<p>Burada küçük bir örnek vermem lazım. TRT yıllarımda üzerinde çalıştığım bir kişi var. Kemalist kadronun sessiz bir kahramanı bu… ZİHNİ DERİN…</p>
<p>Önce şunu yazayım… Her gün bardak bardak içtiğimiz çayı bile Atatürk ve onun devrimci kadrosuna borçluyuz( sabahtan akşama Atatürk’e hakaret eden yobaz tayfası da çayı pek sever!)</p>
<p>İşte Zihni Derin, 1924 yılında ilk çay fidelerini Rize’de diken adamdır. Ayrıca mandalina bahçeleri oluşturmuş, bölge tarımını adeta ayağa kaldırmıştı. Gerçi; mandalina bahçeleri sonradan sökülmüş, İtalya ve İsviçre’ye rakip olabilecek bir coğrafya vahşi kapitalizm sayesinde betona yenik düşmüştür.</p>
<p>Bu kadar değil; tarihçiler o dönemdeki başarıları ‘Türkiye’nin altın yılları’ olarak tanımlıyorlar. Nazilerin Almanya’dan kovduğu bilim insanlarına kucak aşan Türkiye’nin eğitimdeki hamlesine ise sayfalar yetmez.</p>
<p>Üniversite kapılarına yığılan, işsizlik ordusunun neferi ve alfabenin son harfleri kuşakların bu gerçekleri bilmesi lazım.</p>
<p>Cumhuriyet kolay kurulmadı sonra her insan gibi kurucu da öldü… Bana göre, 1938 yılı 10 Kasım saat 9’u 6 geçe karşı devrim yılları başladı, önce yavaş yavaş sonra hızlandılar. Ama öyle bir temel atmıştı ki; Kemalist kadro… Vuruyorlar, vuruyorlar… Yıkılmıyor…</p>
<p>Unutmamak lazım. Devrim süreklidir ve yolu çok dikenlidir.</p>
<p>Cengiz ERDİL/Gazeteci</p>
<p>CengizERDİL/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 29 Ekim 2023</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/cengiz-erdil/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET SÜRECİNDE TÜRKİYE</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/10/28/ismet-hergunsen-cumhuriyet-surecinde-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Oct 2023 08:37:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=128761</guid>

					<description><![CDATA[CUMHURİYET SÜRECİNDE TÜRKİYE Bundan 100 yıl önce Osmanlı Devleti’nin yıkıntıları arasında adeta yoktan var edilen pırıl pırıl bir devlet yükseldi. Kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in olduğu Türkiye Cumhuriyeti idi. Cumhuriyet, silah arkadaşlığından geleneksel dostluğa dönüşen bir yapının ortak hikayesidir. İlanı sanıldığı gibi hiç de kolay olmamıştır. Hilafete inanan fanatik bir cephe olmasına rağmen elde edilen zafer, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>CUMHURİYET SÜRECİNDE TÜRKİYE</strong></p>
<p>Bundan 100 yıl önce Osmanlı Devleti’nin yıkıntıları arasında adeta yoktan var edilen pırıl pırıl bir devlet yükseldi.</p>
<p>Kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in olduğu Türkiye Cumhuriyeti idi.</p>
<p>Cumhuriyet, silah arkadaşlığından geleneksel dostluğa dönüşen bir yapının ortak hikayesidir.</p>
<p>İlanı sanıldığı gibi hiç de kolay olmamıştır.</p>
<p>Hilafete inanan fanatik bir cephe olmasına rağmen elde edilen zafer, başarı ve gelişmeler onları da bir süre suskunluğa itmiştir.</p>
<p>İstiklal Harbi’nin kazanılmasından cumhuriyetin ilanına kadar geçen süre, diplomasinin zafere dönüştürülmüş halidir.</p>
<p>Bu dönemin başlangıç parolası “Ya İstiklal ya ölüm”.</p>
<p>Amaçlanansa “Bağımsız ve ulus egemenliğine dayanan yeni bir Türk Devleti kurmaktı.”</p>
<p>Erzurum ve Sivas kongreleri yapılmış, Misak-ı Milli İstanbul’daki Meclisi Mebusan tarafından kabul edilmiş ve Ankara’da Birinci Meclis açılmıştı.</p>
<p>Nihayetinde ulus, meclis ve ordu birlikteliği sağlanmıştı.</p>
<p>Mudanya Mütarekesi İstiklal Harbi’nin zaferini tescil ederken,  “Lozan Antlaşması’nın”  imzalanmasıyla  “Sevr” sona erdirilmişti.</p>
<p><em>“Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” </em>diyen Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te cumhuriyeti ilan etmesi ve 1924 Anayasa’sının kabulü ile ülkemiz yeni yaşamına başlamıştı.</p>
<p>Dönemin en önemli özelliği yeni ve tümüyle bağımsız bir devlet yaratılmasında atılan adımlardı.</p>
<p>Atatürk’ün aramızdan ayrılışına kadar geçen süre içerisinde dış ve iç politikaya hakim olan ve günümüzde de evrensel boyut kazanan “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi olmuştur.</p>
<p>Batılılaşma ya da modernleşme yolunda yapılan devrimler ve ilkeler bir bütün haline getirilmişti.</p>
<p>En önemlisi din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılarak kültür, hukuk, siyaset ve eğitim alanlarında dinsellikten vazgeçilmesini sağlayan laik düşünceydi.</p>
<p>Alfabedeki reformlar ve Türk Dil ve Tarih Kurumu’nun kuruluşuyla Müslümanız, Osmanlıyız söylemlerinin yerine Türklük bilinci ön plana çıkartılmıştı.</p>
<p>Kadınlara verilen haklar ise Avrupa’nın hayal bile edemeyeceği aşamadaydı.</p>
<p>Üretim ekonomisine geçilmişti.</p>
<p>Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanarak, Türk Boğazları üzerindeki hakimiyet sağlanmıştı.</p>
<p>Musul Milletler Cemiyeti kararıyla İngiltere’ye bırakılmıştı.</p>
<p>Komşu ülkeler ile dostluk çerçevesinde antlaşmalar yapılmıştı.</p>
<p>Atatürk’ün aramızdan ayrılışı ile Türkiye yeni bir döneme girdi.</p>
<p>Büyük önderin öngörüsü ve İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün azimli ve kararlı politikasının neticesinde Hatay 1939’da topraklarımıza katıldı.</p>
<p>Aynı yıl başlayan İkinci Dünya Savaşı’nın dışında kalmayı başaran Türkiye 1945 yılından itibaren “Çok Partili Döneme” geçti.</p>
<p>Bu dönemin ağırlık merkezini Doğu-Batı arasında çeşitli strateji ve çıkar hesapları yüzünden patlak veren “Soğuk Savaş” oluşturacaktı.</p>
<p>Milenyuma kadar daha neler yaşanmadı ki!..</p>
<p><em>*Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nden art arda gelen toprak ve Türk Boğazları üzerindeki talepler</em></p>
<p><em>*Kore Savaşı’na iştirak</em></p>
<p><em>*Birleşmiş Milletler ve NATO’ya giriş</em></p>
<p><em>*Kıbrıs sorunu, Kıbrıs Barış Harekatı ve sonucunda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti</em></p>
<p><em>*ABD ambargosu ve üslerinin kapatılması</em></p>
<p><em>*Ege Denizi’nde durumsal farkındalık</em></p>
<p><em>*İç politikada kısır çekişmeler</em></p>
<p><em>*Ekonomik krizler</em></p>
<p><em>*Kardeş kavgasına varan anarşi</em></p>
<p><em>*Bölücü ve mezhepsel terör</em></p>
<p><em>*Kesintiye uğrayan demokrasimiz ve yeni anayasalar</em></p>
<p><em>*Bölgesel gerilimler ve savaşlar ile sona eren devletler</em></p>
<p><em>Son 20 yıl ise “Atatürksüzleştirme dönemi” diye isimlendirebileceğim bir süreçtir. </em></p>
<p>Bu döneme damga vuran gelişmeler:</p>
<p><em>*Anayasada vazedilen demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti kimliğinde tahribat</em></p>
<p><em>*Manevra sahası genişletilen tarikat ve dinci yapılanmalar</em></p>
<p><em>*Milli, laik ve öz benlikten uzak eğitim sistemi</em></p>
<p><em>*Kutlamaktan kaçınılan ulusal bayramlar</em></p>
<p><em>*15 Temmuz FETÖ darbe girişimi </em></p>
<p><em>*Üç erkin tek elde olduğu izlenimi veren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi</em></p>
<p><em>*Dış ticaret dengesinde açık ve artan iç ve dış borç </em></p>
<p><em>*Hız verilen özelleştirmeler ve ekonomik krizler</em></p>
<p><em>*Savunma sanayinde gelişme</em></p>
<p><em>*Sözde müttefik ülkelerin yaptırım, dayatma, örtülü ambargoları, saldırıları ve terör örgütlerine destek </em></p>
<p><em>*İşgal edilen adalar ve GASA’lar</em></p>
<p><em>*Doğu Akdeniz’de farkındalık </em></p>
<p><em>*Sınır ötesinde harekatlar</em></p>
<p><em>*Yasa dışı göç ve Suriye açmazı</em></p>
<p><em>*Bölgesel gerilim, istikrarsızlık ve yeni savaşlar</em></p>
<p><em>*Tarumar edilen ülkeler ve yeni devlet kurma çabaları</em></p>
<p><em>*Rusya Federasyonu ile yakınlaşma</em></p>
<p><em>*Çin’in yükselişi ve çok kutuplu dünya düzeni</em></p>
<p><em>*Küresel salgın ve yaratılmak istenen kaos</em></p>
<p>Atatürk dönemi kalkınan Türkiye’nin temeli, Cumhuriyet Bayramı Türkiye’nin en büyük ulusal bayramıdır.</p>
<p>1923’ten bu yana her türlü sarsıntıya rağmen bugünlere gelindiyse, bunu büyük önderin atmış olduğu temelin sağlamlığında aramak gerekir.</p>
<p>Biz Türklere kurduğu cumhuriyetle ulus benliğini, haysiyetini, insan hak ve özgürlüğünü tattırdı.</p>
<p>Görülüyor ki, şimdi her günkünden daha borçluyuz, Atatürk’e.</p>
<p>Dünya üzerindeki en büyük ideal olduğunu anlatmalıyız, cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliği’ne.</p>
<p>Cumhuriyetin 100. yılında Atatürk’ün izinde gidileceği tüm dünyaya ilan edilmelidir, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce de.</p>
<p>Bayrağımızı coşkuyla dalgalandırmanın ve andımızı haykırmamızın tam zamanı.</p>
<p><strong>Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.</strong></p>
<p><strong>Son sözse</strong>; <strong>“Coğrafya kader demeyenler, bir ülkenin kaderini cumhuriyetle değiştirdiler.” </strong></p>
<p>İsmet HERGÜNŞEN</p>
<p>İsmetHERGÜNŞEN/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 28 Ekim 2023</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/ismet-hergunsen/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet, güneşe yolculuktu ve düşman her şeyden yakındı! Ölüm ise daha da yakın!&#8230;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/10/27/kemal-yalniz-cumhuriyet-gunese-yolculuktu-ve-dusman-her-seyden-yakindi-olum-ise-daha-da-yakin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Oct 2023 09:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal YALNIZ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=128669</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet, güneşe yolculuktu ve düşman her şeyden yakındı! Ölüm ise daha da yakın!&#8230; Mustafa Kemal, Conkbayırı’nda 57. Alay’a 25 Nisan 1915&#8217;te emrini şöyle veriyordu; ’’Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.’’ Süngünün ucunda idiler, kimi Çanakkale’de, kimi Anadolu’da, kimi Sina’da şehit oldu. Ne salaları verilebildi ne namazları kılındı. İnançlarının simge çağrısı olan ezanı, son kez bayram [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet, güneşe yolculuktu ve düşman her şeyden yakındı! Ölüm ise daha da yakın!&#8230;</strong></p>
<p>Mustafa Kemal, Conkbayırı’nda 57. Alay’a 25 Nisan 1915&#8217;te emrini şöyle veriyordu;<br />
’’Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum.’’<br />
Süngünün ucunda idiler, kimi Çanakkale’de, kimi Anadolu’da, kimi Sina’da şehit oldu.<br />
Ne salaları verilebildi ne namazları kılındı.<br />
İnançlarının simge çağrısı olan ezanı, son kez bayram namazında duydular.<br />
Semada uçan özgür ruhları, tam sekiz yıl sonra huzura kavuştu.<br />
Çöken bir imparatorluğun külleri üzerinde verilen Türk’ün Kurtuluş Savaşı nihayet bitti.<br />
Ölüm emrinin üzerinden sekiz yaz, sekiz kış geçmişti.<br />
Mustafa Kemal, boynunda idam ipi, kucağında idam fermanı Anadolu’ya bakarken, Anadolu’da Mustafa Kemal&#8217;e bakıyordu.<br />
Ve takvimler 29 Ekim 1923’ü gösterirken;<br />
Ölümün emredildiği bir coğrafyada, Cumhuriyet müjdeleniyordu.</p>
<p><strong>Cumhuriyet</strong>;</p>
<p>Nusret&#8217;in mayınları, Seyit Onbaşının gücü, Kara Fatma’nın, Yörük Ali’nin, Sütçü İmam’ın vatan aşkıydı.<br />
Hasan Tahsin&#8217;in ilk kurşunu, Bandırmanın rotasıydı.<br />
Amasya, Erzurum ve Sivas’ta varılan muhteşem mutabakat, Bursa&#8217;nın işgalinde meclis kürsüsüne serilen siyah örtüydü.<br />
Ve nihayet Sakarya’ydı, Dumlupınar’dı.<br />
Kahramanı, düşmanlarının bile asil komutanı Mustafa Kemal’di.<br />
O, aynı zamanda bir uygarlık savaşçısıydı.<br />
Düşünce dili de konuşma dili de daima barıştan yanaydı.<br />
Manevi mirası, akıl ve bilimdi.</p>
<p>Türk Ulusu, diğer mazlum uluslara da örnek olacak şekilde monarşiye karşı bir devrim yapıyor yeni bir hayatı müjdeliyordu.<br />
Kuvvetin, kudretin, hâkimiyetin, idarenin doğrudan halka verildiği bir rejimle tanışıyordu.<br />
Kulluktan vatandaşlığa geçilirken, ne cinsiyet, ne ırk ne de mezheplerin birbirine üstünlüğü olmayacaktı.<br />
Eşit yurttaşlık temelinde bu cumhuriyeti kuran halka ’’Türk Halkı’’ denilecekti.</p>
<p><strong>Tam yüz yıl evvel öyle de oldu.</strong></p>
<p>Yüz yıldır bu cumhuriyetin yetiştirdiği erdemli insanların varlığı ile gururlanıyoruz.<br />
Cumhuriyet, bir ulusun onuru, kimliği, dili, tarihi ve kültürüdür…<br />
Cumhuriyet yaşatır…<br />
Cumhuriyet, asla tehdit ve korku rejimi olamaz.</p>
<p>Cumhuriyet demokrasi ile taçlanır.<br />
Ve demokrasi bir uzlaşma rejimidir.<br />
Eleştiri ve özeleştiri ile değerlenir.</p>
<p>Bu yüz yılda yapılan olağanüstü işler yanında çok büyük yanlışlar da yaptık.<br />
Tarihimizin en kara günlerini 6-7 Eylül 1955’te yaşadık.<br />
Başbakanı ve bakanları astık. Fidanlarımızı darağacına gönderdik. Demokrasimizi yok etmeye yönelik nice darbeler ve darbe girişimlerini gördük. Kardeş kavgaları, mezhep çatışmaları, yakılan insanlarımız oldu. Büyük maden facialarını kader diye yorumladık. Yanan ormanlarımızı, havalanamayan helikopterlerimizi acıyla seyrettik. Faili bilinen, nice faili meçhul cinayetlere tanık olduk.<br />
’’Deprem öldürmez bina öldürür’’ gerçeğini bir türlü öğrenemedik.</p>
<p><strong>Hainlerimiz de oldu…</strong></p>
<p>Deniz seviyesinden takribi 100 metre yukarıdadır.<br />
Arıburnu muharebelerine kadar adı da yoktur.<br />
Stratejik bir konumdadır ve Anzakların eline geçen ilk tepedir.<br />
Anzak topçusun mevzilenmesine imkân sağlar.<br />
Düşman topçusuna uzun süre avantaj sağladığı için bu tepenin adı; ’’Hain Tepe’’ diye anılır.</p>
<p>Tepesine bile tahammül edemeyen bir toplumun nedeni ne olursa olsun hainine tahammülü hiç yoktur.</p>
<p>Biz, bu cumhuriyeti çok zor koşullar altında kurduk.<br />
Kanları ile bayrağımızı renklendiren aziz şehitlerimizin haklarını taşıyoruz.<br />
Hala helalleşemedik!&#8230;</p>
<p>Bayramlar doğum günüdür…<br />
Coşkuyla kutlayacağız…<br />
Bayramın kutlu olsun Türkiye’m…<br />
Nice yüzyıllara…</p>
<p>Saygı, sevgi ve inançla.</p>
<p>Kemal YALNIZ/İktisatçı</p>
<p>Kemal YALNIZ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/kemal-yalniz/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
<p>www.kentekrani.com 27 Ekim 2023</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️Tarkan&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;in 100. yılına özel marş: &#8220;Sen rahat uyu&#8221;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/10/25/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8ftarkandan-cumhuriyetin-100-yilina-ozel-mars-sen-rahat-uyu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Oct 2023 09:00:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Mars]]></category>
		<category><![CDATA[Tarkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=128389</guid>

					<description><![CDATA[📽️Tarkan&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;in 100. yılına özel marş: &#8220;Sen rahat uyu&#8221; Sanatçı Tarkan Tevetoğlu, Cumhuriyet&#8217;in 100. yılı ve Atatürk için &#8220;Sen Rahat Uyu&#8221; adlı marşı besteledi. Söz ve müziği Tarkan imzasını taşıyan, düzenlemesi Ateş Berker Öngören’e ait olan “Sen Rahat Uyu”, dijital müzik platformlarında dinlenebiliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f4fd.png" alt="📽" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Tarkan&#8217;dan Cumhuriyet&#8217;in 100. yılına özel marş: &#8220;Sen rahat uyu&#8221;</strong></p>
<p>Sanatçı Tarkan Tevetoğlu, Cumhuriyet&#8217;in 100. yılı ve Atatürk için &#8220;Sen Rahat Uyu&#8221; adlı marşı besteledi.</p>
<p>Söz ve müziği Tarkan imzasını taşıyan, düzenlemesi Ateş Berker Öngören’e ait olan “Sen Rahat Uyu”, dijital müzik platformlarında dinlenebiliyor.</p>
<p><iframe width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/bdgV56wZZ3k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="TARKAN – Sen Rahat Uyu"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÜREKLİLİK VE KOPUŞUN ADI: CUMHURİYET</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/10/21/kemal-aslan-sureklilik-ve-kopusun-adi-cumhuriyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 21 Oct 2023 10:23:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[kemal aslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=128026</guid>

					<description><![CDATA[SÜREKLİLİK VE KOPUŞUN ADI: CUMHURİYET 8 gün sonra Cumhuriyet’in 100’üncü yılını kutlayacağız. Cumhuriyet, 19’uncu yüzyılın başından itibaren yaşanan tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel gelişmelerin sonucu ortaya çıkmıştır. Çünkü her siyasal rejimin oluşmasında tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel koşullar belirleyicidir. Siyasal rejimler, savaş, salgın, darbe, afet gibi toplumu derinden etkileyen koşullarda değişebilmektedir. Bizde de Cumhuriyet [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>SÜREKLİLİK VE KOPUŞUN ADI: CUMHURİYET</strong></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-128027" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/10/105c21a3cef76a55453c639fb358e5e5-300x291.jpg" alt="" width="300" height="291" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/10/105c21a3cef76a55453c639fb358e5e5-300x291.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/10/105c21a3cef76a55453c639fb358e5e5.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/10/105c21a3cef76a55453c639fb358e5e5-433x420.jpg 433w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p>8 gün sonra Cumhuriyet’in 100’üncü yılını kutlayacağız. Cumhuriyet, 19’uncu yüzyılın başından itibaren yaşanan tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel gelişmelerin sonucu ortaya çıkmıştır. Çünkü her siyasal rejimin oluşmasında tarihsel, toplumsal, ekonomik, siyasal ve kültürel koşullar belirleyicidir. Siyasal rejimler, savaş, salgın, darbe, afet gibi toplumu derinden etkileyen koşullarda değişebilmektedir. Bizde de Cumhuriyet fikri 1839 yılında ilân edilen Tanzimat, 1856 Islahat Fermanı ve 1876 Kanuni Esasi’ye olmasa gerçekleşmesi oldukça zor olurdu. Bu anlamda Cumhuriyet bir süreklilik ve kopuşun ifadesidir. Çünkü tarihsel olaylar kendiliğinden ortaya çıkmaz ve kabul görmez. Nitekim 1. Meşrutiyet ve Kanuni Esasiye’nin kısa süreli olması bunların toplumsal destekten yoksun olmaları sonucudur. Her ne kadar II. Meşrutiyet’in arkasında askeri ve sivil bürokrasiden destek alan İttihat ve Terakki Cemiyeti olsa da o yönetim biçiminin de sürekli olmayacağı muhaliflere yönelik uygulamalardan ve Birinci Dünya Savaşı sürecinden anlaşılmıştır.  Yani bu toplumda mutlak monarşinin Padişah’ın yetkilerini kısmaya yönelik bir yönetim biçimi olarak Meşrutiyet mayası tutmamıştır.</p>
<p>Cumhuriyet’in bir çınar ağacı gibi kök salmasında ve derinleşmesinde, Kurtuluş Savaşı’na kadar olan süreçte neler olmayacağının sivil ve askeri bürokrasi tarafından anlaşılmış olmasının büyük payı vardır. Üstelik, Cumhuriyet, dikkate alınmayan ve toplumun çoğunluğunu oluşturan reaya denilen sınıfa önem vermiştir. O sınıfla uzlaşmak için aşar vergisi kaldırılmış ve tarımın vergilendirilmesinden önemli ölçüde vazgeçilmiştir. Bu konuyu başka bir yazıda farklı bir perspektiften değerlendireceğim.</p>
<p>Şu açıkça vurgulanmalıdır: Cumhuriyet tarihimizde açılan yeni bir sayfadır. Bu sayfa yüzyıldır hep birlikte yaşama irademizle dolduruyoruz. Sorunlar olsa da çözümlerini bularak Cumhuriyeti kuran kadronun önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün vurguladığı gibi “Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet yaşatmak için” çaba harcıyoruz. Türkiye’nin etrafında 100 yılda farklı rejimler ve dönüşümler olmasına rağmen bizim istikrarı korumamız ve sürdürmemiz Cumhuriyet’in temel değerlerini içselleştirdiğimiz göstermektedir.</p>
<p>19’uncu yüzyılda İran, İngiltere, Rusya, Fransa ve İtalya gibi devletlerle savaş yapıldığı; imparatorluğun bünyesinde yer alan Sırplar, Yunanlılar ve Arnavutların isyan ve ayaklanma çıkardıkları düşünülürse toplumun oldukça yorgun olduğu sonucu çıkarılabilir. Üstelik bu süreçte hem büyük toprak kaybı yaşandı hem de çok uluslu imparatorluk yapısından büyük ölçüde Türklerden oluşan homojen bir nüfusa dönüşen Osmanlı İmparatorluğu 1880’lerden itibaren ekonomik anlamda iflas etmiş ve bir anlamda cihaza bağlı (entübe) olarak yaşıyordu.</p>
<p>1838 Balta Limanı anlaşmasıyla dünya ekonomisine açılan ve hızla yarı sömürge yolunda ilerleyen Osmanlı İmparatorluğu ulusların ortaya çıktığı 19’uncu yüzyılda varlığını sürdürmesi mümkün değildi. Dönemin aydınları Osmanlılık, Pan İslamizm ve Pan Türkizm temelinde önerdikleri siyasal programlar başarıya ulaşamadı. Üstelik Kırım Savaşı (1853-1856)  ile borçlanma süreci hız kazandı ve borçlar ödenemez hale gelince devletin gelirlerine Düyûn-ı Umûmiye aracılığıyla el konuldu. Osmanlı, I.  Dünya Savaşı’nda yenilince fiilen son nefesini vermiş oldu.</p>
<p>Bu süreç, Mustafa Kemal önderliğinde bağımsızlık ve kurtuluşa giden yolda uzlaşan sivil ve askeri bürokratlardan oluşan kadronun bir araya gelmesine yol açtı. Daha sonra düzenli orduya dönüşen Kuvâ-yi Milliye olarak anılan bu güç, Kurtuluş Savaşı’nı Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazandı. Amasya Genelgesinde yer alan “Ulusun bağımsızlığını, yine ulusun azim ve kararı kurtaracaktır” ifadesi Cumhuriyet fikrinin nüvesini taşımaktadır. Çünkü Cumhuriyet, halkın, halk tarafından yönetilmesi demektir. 23 Nisan 1920’de önce parlamento sonra Meclis hükümetinin kurulması bu iradenin somutlaştırılmasıdır. 20 Ocak 1921 kabul edilen Teşkilatı Esasiye Kanunu’nun ilk maddesinde de “egemenlik kayıtsız şartsız ulusundur. Yönetim biçimi, halkın yazgısını doğrudan ve fiilen yürütmesi esasına dayanır” denilmektedir. Bu Anayasa ile aslında adı konulmadan Cumhuriyet tarif edilmiştir.</p>
<p>1920’lerde Ankara ve İstanbul’da ortaya çıkan ikili hükümet yapısının devam edemeyeceği de süreç içinde ortaya çıkmıştır. 11 Ekim 1922 tarihinde İtilaf (Uzlaşma) devletleri ile Mudanya Ateşkesi imzalanmasından sonra 30 Ekim 1922’de Saltanatın kaldırılması kabul edilmiştir. Böylece Türk tarihinde daha önce Batı Trakya’da görülen Cumhuriyet rejimi dışında yeni bir rejim uygulamaya konulmuştur. Bu tarihsel bir kopuştur. Padişah Vahdettin’in 17 Kasım 1922’de İngiliz savaş gemisi ile ülkeden ayrılmasıyla da Cumhuriyet’e giden yolun önü de açılmıştır. Böylece, ulusal sınırların belirlendiği 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan anlaşmasından sonra Cumhuriyet 29 Ekim 1923’te ilan edilmiştir.</p>
<p>Cumhuriyet döneminde kabul edilen Latin Alfabesi, Medeni Kanun, Kılık Kıyafet vb. konular aslında Osmanlı İmparatorluğunda 1860’lardan itibaren yoğun olarak da 1908’de II. Meşrutiyet döneminde tartışılmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün büyüklüğü bu tartışmaları bir siyasal programa dönüştürerek kararlı bir biçimde uygulamasındadır. Bu, Cumhuriyet’in sürekliliğini yani Osmanlı’dan bu yana devam eden tartışmalara sahip çıktığını gösterir. Mustafa Kemal Atatürk’ü asıl büyük önder yapan halkın kendi iradesine sahip çıkarak kendisini yönetmesi yönündeki paradigmasıdır. Bu paradigma Osmanlı’dan Padişahlık sisteminden hanedana bağlı  veraset yoluyla geçen bir yönetim biçimine son vermesidir. Bu paradigma “kimsesizlerin kimsesi olma” anlayışıdır. Kul yerine özgür bireyin, yurttaşın temel alınmasıdır. Yurttaşın temsilcileri aracılığıyla sesini duyurması, taleplerini iletmesidir. Cumhuriyet, farklı toplumsal kesimlerin, görüş, değer ve inançlarının parlamento aracılığıyla dile getirilmesi, seçimler yoluyla iktidarın değişmesidir.</p>
<p>Yüz yaşına gelen Cumhuriyeti, değerlerini korumak, geliştirmek hepimizin bir görevidir. Cumhuriyeti kuran kadroyu başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere saygı ve rahmetle anıyorum. Daha nice yüz yıl dostlarını sevindirerek düşmanlarını kıskandırarak;<br />
YAŞASIN CUMHURİYET !</p>
<p>&nbsp;</p>
<div dir="auto">
<p>Kemal ASLAN/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 22 Ekim 2023</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/kemal-aslan/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ne yeni genel yayın yönetmeni!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2022/12/30/cumhuriyet-gazetesine-yeni-genel-yayin-yonetmeni/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2022/12/30/cumhuriyet-gazetesine-yeni-genel-yayin-yonetmeni/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2022 12:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[MEDYA]]></category>
		<category><![CDATA[Tuncay Mollaveisoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=101946</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ne yeni genel yayın yönetmeni! Cumhuriyet gazetesinde genel yayın yönetmenliği koltuğuna Tuncay Mollaveisoğlu oturuyor. Daha önce iki kez genel yayın yönetmeni olma teklifini kabul etmeyen gazetenin Ege temsilcisi Mollaveisoğlu yeni yıl itibariyle Türk basının en eski gazetesinin genel yayın yönetmeni olacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Cumhuriyet Gazetesi&#8217;ne yeni genel yayın yönetmeni!</strong></p>
<p>Cumhuriyet gazetesinde genel yayın yönetmenliği koltuğuna Tuncay Mollaveisoğlu oturuyor.</p>
<p>Daha önce iki kez genel yayın yönetmeni olma teklifini kabul etmeyen gazetenin Ege temsilcisi Mollaveisoğlu yeni yıl itibariyle Türk basının en eski gazetesinin genel yayın yönetmeni olacak.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2022/12/30/cumhuriyet-gazetesine-yeni-genel-yayin-yonetmeni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
