<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cengiz ERDİL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/cengiz-erdil-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 06 Jun 2026 19:59:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Cengiz ERDİL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cengiz ERDİL; HAYDARPAŞA GARI NE OLMALI? </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/07/cengiz-erdil-haydarpasa-gari-ne-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Haydarpaşa Garı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183054</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Haydarpaşa, Kentin ve Anadolu’nun&#160; ulaşım hafızasıdır&#8221; &#8220;İstanbul denince aklıma Haydarpaşa Garı gelir/ İstasyon arkasında deniz vardır/ İstasyon arkasında devasa trenler düdük çalar/ İstanbul denince aklıma gurbet gelir.&#8221; Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerine deniz misali dökülen Haydarpaşa, İstanbul’un ta kendisidir.  Gurbetçileri ilk selamlayan bu Alman yapısı 2010 yılında geçirdiği yangından beri İstanbul’dan adeta koparılmıştı. Osmanlı’nın son döneminde; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Haydarpaşa, Kentin ve Anadolu’nun&nbsp; ulaşım hafızasıdır&#8221;</strong></p>



<p>&#8220;İstanbul denince aklıma Haydarpaşa Garı gelir/ İstasyon arkasında deniz vardır/ İstasyon arkasında devasa trenler düdük çalar/ İstanbul denince aklıma gurbet gelir.&#8221;</p>



<p><strong>Bedri Rahmi Eyüpoğlu’</strong>nun dizelerine deniz misali dökülen Haydarpaşa, İstanbul’un ta kendisidir.  Gurbetçileri ilk selamlayan bu Alman yapısı 2010 yılında geçirdiği yangından beri İstanbul’dan adeta koparılmıştı. Osmanlı’nın son döneminde; <strong>Bağdat</strong> <strong>demiryolunun</strong> ana istasyonu olarak inşa edilen Haydarpaşa Garı neredeyse 20 yıldır onarılıyordu, şimdi yarı gar yarı kültür merkezi olarak faaliyete geçeceği söyleniyor.</p>



<p>Gerekçeleri İstanbul’a yeni bir kültür merkezi kazandırmakmış!&nbsp; Oysa burası uzayıp giden tren yollarının son durağı olmasıyla HAYDARPAŞA GARI NE OLMALI?&nbsp;</p>



<p>&#8220;<em>İstanbul denince aklıma Haydarpaşa Garı gelir/ İstasyon arkasında deniz vardır/ İstasyon arkasında devasa trenler düdük çalar/ İstanbul denince aklıma gurbet gelir.&#8221;</em></p>



<p>Bedri Rahmi Eyüpoğlu’nun dizelerine deniz misali dökülen Haydarpaşa, İstanbul’un ta kendisidir.  Gurbetçileri ilk selamlayan bu Alman yapısı 2010 yılında geçirdiği <strong>yangından</strong> beri İstanbul’dan adeta koparılmıştı. Osmanlı’nın son döneminde; Bağdat demiryolunun ana istasyonu olarak inşa edilen Haydarpaşa Garı neredeyse 20 yıldır onarılıyordu, şimdi yarı gar yarı kültür merkezi olarak faaliyete geçeceği söyleniyor.</p>



<p>Gerekçeleri İstanbul’a yeni bir kültür merkezi kazandırmakmış!&nbsp; Oysa burası uzayıp giden tren yollarının son durağı olmasıyla kentin ve Anadolu’nun&nbsp; ulaşım hafızasıydı, bir tarihti. Kentin karanlık ve aydınlık sokaklarına açılan bir&nbsp; hayattı. Hayat zaten kültürün orta yerinde durmuyor mu?&nbsp;</p>



<p>Güçlü bir onarımdan geçen ve aslına uygun  yenilenen Haydarpaşa’daki çalışmaların başarısı yadsınamaz. Ancak burası gar kimliğini yitirmemeli. Anadolu tren seferleri yeniden buradan başlamalı, <strong>Marmaray’ın</strong> Gebze seferlerinden bazıları buradan gerçekleşmeli. Şehir hatlarının Haydarpaşa iskelesi tam kapasiteyle çalışmalı. Kısacası Haydarpaşa Garı  hayatın içine alınmalı. İşte o zaman kültürün bir parçası olur.</p>



<p>Uzmanlara ve duyarlı yurttaşlara göre, gar gar olarak kalmalı  ama Haydarpaşa çevresinde yapılan arkeolojik kazılar da unutulmamalı.   Kazılarda Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait  önemli kalıntılar ortaya çıkarıldı.  Garın  Kadıköy’e uzanan bölümü  Haydarpaşa <strong>Arkeoparkı</strong> olarak değerlendirilebilir. Benim aktif çalışma yıllarımda girdiğim kimselerin bilmediği depo, tünel ve galariler var Haydarpaşa Garında… İkinci Dünya Savaşı’nda değerli müze eserlerinin saklandığı bu galeri ve tüneller acaba nasıl değerlendirilecek? </p>



<p>Asıl önemli olan garın üst katlarında devlet yöneticilerine oturma alanı yapılacakmış. Hazretler boğaz manzarasını buradan seyredeceklermiş.. Oysa bu bölümler kütüphane ve sergi salonları&nbsp; yapılırsa zaten kimse karşı çıkmaz.&nbsp;</p>



<p>Kadıköylüleri endişelendiren gar çevresinin zamanla, otel, AVM, lüks restoranlar gibi rant odaklı projelere açılması… Yani bir soylulaştırma projesi…&nbsp;</p>



<p>Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarının yanısıra eski banliyö hattındaki ve Anadolu’daki tren istasyonları Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarının mirasıdır.&nbsp; Sahip çıkılması istenen bu mirastır.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;              BU NE SIFIR ATIK, BU NE LAHANA TURŞUSU!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/31/cengiz-erdil-bu-ne-sifir-atik-bu-ne-lahana-tursusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182739</guid>

					<description><![CDATA[Sözlüğe baktım; Anadolu topraklarının bilgeliğinden süzülüp gelen bir özlü söz var… &#8220;Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu&#8221; Bu deyim, &#8221; Söylenenler yazılıp çizilenler, yapılanlarla uyuşmuyor&#8221; anlamına geliyor. Bizim ülke çapında plastik, kağıt, metal gibi atıkların toplanmasında sürdürülen projelere ‘cuk’ diye oturuyor bu deyim. Çünkü bir yandan topluyor, bir yandan daha fazlasını yurt dışından ithal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sözlüğe baktım; Anadolu topraklarının bilgeliğinden süzülüp gelen bir özlü söz var… &#8220;Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu&#8221; Bu deyim, &#8221; Söylenenler yazılıp çizilenler, yapılanlarla uyuşmuyor&#8221; anlamına geliyor. Bizim ülke çapında <strong>plastik, kağıt, metal </strong>gibi atıkların toplanmasında sürdürülen projelere ‘cuk’ diye oturuyor bu deyim.</p>



<p>Çünkü bir yandan topluyor, bir yandan daha fazlasını yurt dışından ithal ediyoruz.</p>



<p>Ülkemizde atıkların toplanması konusunda son yıllarda hem merkezi hemde yerel yönetimlerin çabaları inkar edilemez. Avrupa’da toplama oranı yüzde 70, bizde ise&nbsp; yüzde 35-40 seviyelerinde. Halkın bu konuda gittikçe bilinçlendiği de söylenebilir. Ancak Avrupa’da sıfır atık ithalatında birinciyiz. Yani elalemin çerini çöpünü alıyoruz.</p>



<p>Avrupa Birliği ülkelerinden yılda ortalama 12 milyon ton <strong>çöp alıyoruz. </strong>Bunun büyük kısmı 11 milyon ton ile hurda metal ve kağıt… Geriye kalanı ise plastik atık…Ticaret verilerine göre, son 10 yılda 118 milyon ton atık ithal edildi.</p>



<p>Atıkların hepsi “çöp” olarak düşünülmemeli. Büyük kısmı ekonomik amaçla kullanılıyor. Plastik, metal ve kâğıt atıklar eritilip yeniden hammaddeye çevrilip sanayide değerlendiriliyor.&nbsp; Türkiye’de birçok tesisin&nbsp; bu ithalata bağımlı olması da hayli ilginç…Neden kuruldu, nasıl izin verildi? Sorularına muhatabı olan bu tesisler, su kaynaklarının ve ovaların başlıca kirleticisi durumunda. Sorunun altını çizen uzmanlara göre; Avrupa’dan gelen plastik atıkların bir bölümü tarlalara döküldü, açıkta yakıldı. Bunun kanserojen etkileri, ortaya çıkardığı sağlık sorunları da ithal edilen atıkların bonusu oluyor.</p>



<p><strong>SIFIR ATIK FESTİVALİ </strong></p>



<p>Atık ithalatında üst sıralarda olan ülkemiz, şimdi dünyada ilk kez atık sorununu bir festivalle(!) Haziran ayının ilk haftasında gündeme taşıyacak.&nbsp; Uluslararası festivalin tanıtımında, ilham verici(!) konuşmalar olacağı, ellerin toprağa değdiği atölyeler kurulacağı belirtiliyor.&nbsp;</p>



<p>Benim de ilham alacağım festivalden beklentim yüksek!… İthal edilen atıklardan bir sergi ve tarımın sürgün edildiği topraklardan alınacak numunelerle gelecek nesillere armağan buzdolabı magnetlerini dört gözle bekliyorum.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;         DELİK DEŞİK BİR COĞRAFYA… </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/24/cengiz-erdil-delik-desik-bir-cografya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 May 2026 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Vahşi madencilik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182616</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin maden sahalarının tamamının son 20 yılda&#160; ruhsatlandığı biliniyor. Yani ruhsatı alan maden şirketleri bir anda çalışmaya başlarlarsa; ülke baştan aşağı köstebek yuvasına dönebilir. Kazma vurulmadık, kürekle toprağı savrulmadık yer kalmaz.&#160; Sizi maden ocaklarıyla çevrili distopik bir aleme götürmeye niyetim yok. Ancak; dünya tarım alanlarını korumak için her türlü projeyi hayata geçirirken, bizde vahşi madencilik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’nin <strong>maden</strong> sahalarının tamamının son 20 yılda&nbsp; ruhsatlandığı biliniyor. Yani ruhsatı alan maden şirketleri bir anda çalışmaya başlarlarsa; ülke baştan aşağı köstebek yuvasına dönebilir. Kazma vurulmadık, kürekle toprağı savrulmadık yer kalmaz.&nbsp;</p>



<p>Sizi maden ocaklarıyla çevrili distopik bir aleme götürmeye niyetim yok. Ancak; dünya tarım alanlarını korumak için her türlü projeyi hayata geçirirken, bizde <strong>vahşi madencilik</strong> uygulamaları yurt sathına yayılmış durumda.</p>



<p>Mesela <strong>Doğu Karadeniz</strong> Bölgesi… Yıllarca Hidro elektrik Santral projeleriyle dereleri yağmalanan, doğal su sistemleri alt üst edilen coğrafyanın başı bu kez maden ocaklarıyla dertte.</p>



<p>Yıllar önce <strong>TRT</strong> Muhabiri olarak bölgede çalıştım. 80’li yıllarda <strong>Rize’nin</strong> Belediye Başkanı Bülent Koç’un söyledikleri dün gibi aklımda. “Burası İsviçre olabilecek bir yerdi. Kıymetini bilemedik. Sahili betonla ve asfaltla kaplamak marifet bilindi.”</p>



<p>İşte böyle… Bu sözlerin üzerinden yıllar geçti. Doğu Karadeniz’in dereleri, kıyıları betonla dolarken, yaylaları turizm ayağıyla kasabalaştı.</p>



<p><strong>BÖLGE ADETA BİR MADEN SAHASI</strong> </p>



<p>Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) verilerine göre, Karadeniz’in yüzde 80’i maden ruhsatlı. En fazla madencilik faaliyeti <strong>Gümüşhane’de</strong> görülürken, ilin yüzde 93’ü maden sahası olarak ruhsatlandırılmış durumda. Benzer şekilde<strong> Giresun’un</strong> yüzde 85’i, <strong>Rize’nin</strong> yüzde 82’si, <strong>Trabzon’un</strong> yüzde 77’si ve <strong>Ordu’nun </strong>yüzde 74’ü maden alanlarıyla kaplanmış durumda… </p>



<p>Çıkarılması, işlenmesi ve de pazarlanması planlanan madenler ise başta elbette kolay zenginleşmenin yolu olarak görülen&nbsp; altın ve gümüş madenleri…Bakır, kurşun-çinko ise geriden geliyor. Ülke tarımında tek’ler diyarı, fındık ve çayda tekel’in mekanı olan bu coğrafyada artık sermayenin gözü altın gümüş olmuş. Mesela fındığı dünya çapında ünlü olan Ordu’da 58 bin hektar alan ruhsatlandırılabiliyor.</p>



<p>Madene hücum projelerinde yaylalar, ormanlar iş makinalarıyla ezilip giderken, zaten heyelan riskinin çok yüksek olduğu bölgede, maden ocakları bile tehdit altına giriyor.</p>



<p>Coğrafyanın kodlarıyla oynanınca, hesabı şaşan <strong>doğanın intikamı</strong> da korkunç oluyor.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;            YENİ BİR HAYAT; ESKİŞEHİR…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/17/cengiz-erdil-yeni-bir-hayat-eskisehir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Atay BARBUROĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182372</guid>

					<description><![CDATA[Efendim; yaklaşık 50 yıl sonra doğduğum topraklara, memleketim Eskişehir’e döndüm. Şimdi, &#8216;bizim zamanımızda&#8216; diye başlamanın tam zamanı.&#160; Çocukluk ve gençliğimin ilk yıllarının geçtiği bu topraklar; gelişmiş Anadolu kentlerinden sayılsa da ortadan akan Porsuk’un koktuğu, sert esen bozkır rüzgarlarıyla toz toprak içinde kalan bir kentti. Kent&#160; iki bin’li yılların başından itibaren büyük bir değişim geçirdi. Eski [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p> Efendim; yaklaşık 50 yıl sonra doğduğum topraklara, memleketim Eskişehir’e döndüm. Şimdi, &#8216;<strong>bizim zamanımızda</strong>&#8216; diye başlamanın tam zamanı.&nbsp; Çocukluk ve gençliğimin ilk yıllarının geçtiği bu topraklar; gelişmiş Anadolu kentlerinden sayılsa da ortadan akan Porsuk’un koktuğu, sert esen bozkır rüzgarlarıyla toz toprak içinde kalan bir kentti.</p>



<p>Kent&nbsp; iki bin’li yılların başından itibaren büyük bir değişim geçirdi. Eski kentin yeni projelerini hazırlayan, liderlik yapan belediye başkanlığına kadar kentin çok iyi tanıdığı, Anadolu Üniversitesini&nbsp; adeta baştan yaratan Profesör <strong>Yılmaz Büyükerşen</strong> idi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="768" height="432" data-id="182373" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077036.jpg" alt="" class="wp-image-182373" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077036.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077036-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077036-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077036-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Büyükerşen’in bir bozkır kentini Avrupa’daki gibi yeşil vahaya dönüştürdüğü manzarayı çizerken, çok kalem harcarsınız ama ben izlenimlerimi kısaca not edeyim.</p>



<p>Bir kere <strong>Porsuk</strong> çevresi parklar ve yürüyüş alanlarıyla kaplı. Geçmiş yıllarda ağır kokan, renkten renge giren Porsuk; gondollarla, nehir botlarıyla gezilerin yapıldığı&nbsp; doğal su kanalı durumunda… Rakipleri hocaya yüklenirken Çakma Venedik(!) gibi laflar ettiler ama&nbsp; Eskişehir bir anda yerli ve yabancı turist çeken bir kente dönüşüverdi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="600" height="400" data-id="182374" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077035.jpg" alt="" class="wp-image-182374" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077035.jpg 600w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077035-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" /></figure>
</figure>



<p>Malum İstanbul’da kupon araziler gökdelenler ve AVM’lerle kaplanırken, Eskişehir’de kamuya ait alanlar parklara dönüştü. Kente&nbsp; o kadar çok irili ufaklı park var ki say say bitmez.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="720" height="900" data-id="182375" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077038.jpg" alt="" class="wp-image-182375" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077038.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077038-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077038-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077038-336x420.jpg 336w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Sazova Bilim Kültür Sanat Parkı</strong> ve Kentpark gibi tematik devasa iki parkın bulunduğu kentin orta yerindeki şehir stadyumu yıkılınca, Eskişehirlileri bir korku sarmış. “Acaba burası betonla mı kaplanacak?” diye endişe etmişler, tepkiler yüksek sesle dile getirilince, merkezi yönetim de burayı ‘Millet Bahçesi’ haline getirmiş(herhalde seçim falan yakındı) Yani ağaç ve park rekabeti kent açısından mutlu sonla bitmiş.</p>



<p>Stadyum dedim ya; futbolla yaşayan kentlerden olan Eskişehir’de yeni stadyum kentin biraz dışında. Dışında dediğime bakmayın… Eskişehir’in bir ucundan bir ucuna toplu taşıma araçlarıyla 20-30 dakikada gider gelirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="432" data-id="182376" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077037.jpg" alt="" class="wp-image-182376" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077037.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077037-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077037-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000077037-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Eski kentin yeni uydu kentleri arasında <strong>raylı sistem</strong> var. Her yere tramvayla ulaşım mümkün. Ancak stadyuma yok. Çünkü karayolları “ Bu çevre yolu benim. Hiçbir şey yapamazsın” diyor.  Yıllardır AKP’ye yerel yönetimini kapalı tutan kent güya böyle cezalandırılıyor.</p>



<p><em>Eskişehir izlenimlerim devam edecek. </em> </p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;  AKBELEN DİRENİŞİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/10/cengiz-erdil-akbelen-direnisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 May 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[direniş]]></category>
		<category><![CDATA[İda]]></category>
		<category><![CDATA[Kaz Dağları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182091</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye artık eski Türkiye değil… İktidarının bu söylemine tersten bakın; bazı şeylerin ne kadar değiştiğini görürsünüz. Ülkemiz artık gerçekten çok farklı… İnsanlar yaşadıkları çevreye, toprağına kisaca doğasına sahip çıkıyor. Yakın dönem tarihimizde artık ağacı, suyu, yeşili için evinden çıkan insanların direnişlerini görüyoruz.&#160; Geleceğin tarihçileri, Gezi Parkı ve Kazdağı eylemlerini, Karadeniz’de HES karşıtı direnişleri, maden ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye artık eski Türkiye değil… İktidarının bu söylemine tersten bakın; bazı şeylerin ne kadar değiştiğini görürsünüz. Ülkemiz artık gerçekten çok farklı… İnsanlar yaşadıkları çevreye, toprağına kisaca doğasına sahip çıkıyor. Yakın dönem tarihimizde artık ağacı, suyu, yeşili için evinden çıkan insanların direnişlerini görüyoruz.&nbsp;</p>



<p>Geleceğin tarihçileri, Gezi Parkı ve Kazdağı eylemlerini, Karadeniz’de HES karşıtı direnişleri, maden ve taş ocaklarına karşı yürüyüşleri, Ankara’daki çadırlı gece nöbetlerini sayfalarına yazmazlarsa tarih eksik kalır.&nbsp;</p>



<p>Ve Akbelen Direnişi… Muğla’da yok oluşa giden vadi ve ormanları için verilen mücadelenin direniş tarihinde ayrı bir yeri olacak. Yağma, çökme, zorla el koyma ne ararsan var bu devlet-sermaye operasyonunda.</p>



<p>İktidara yakın holdinge adeta peşkeş çekilen Akbelen ormanlarının yağmalaması için hızlı kamulaştırmalarla şirkete bırakılan geniş alanlar, yıllar önce termik santrallerin kurulmasıyla başlayan büyük hataların bir sonucu.</p>



<p>Yeryüzü cenneti köşeye kurulan Yeniköy ve Kemerköy santralleri, doğaya zarar vermesinin yanısıra bölgedeki insanlar için akciğer hastalıkları ve kanserlerin önemli bir nedeni.</p>



<p>Akbelen ormanları için İkizköy köylülerinin yağmacı şirkete karşı ormanlarını, köylerini ve yaşam alanlarını savunmak için başlattıkları direniş;&nbsp; jandarmanın&nbsp; şirketi koruyup kollama barikatıyla karşılaşıyor. Bu karşılamada biber gazı,cop ve gözaltılar var.</p>



<p>Seslerini duyurmak için direnen köylüler, geçtiğimiz yaz aylarında Ankara’ya da geldiler ve direniş çadırı kurdular. Köylerinin yok edilmemesi için sokaklarda yattılar. Ormanlarının kalitesiz kömür için yakılıp yıkılmasını demokratik yollarla protesto eden köylüler, Ankara’dan köylerine dönünce de direnişlerini sürdürdü. Direnişin öncü isimlerinden Esra Işık sırf köyünü ve toprağını savunduğu için cezaevine gönderildi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="404" data-id="182092" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000075186.jpg" alt="" class="wp-image-182092" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000075186.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000075186-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000075186-696x391.jpg 696w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /><figcaption class="wp-element-caption">ESRA IŞIK </figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>AKBELEN ISRARININ NEDENİ</strong></p>



<p>Akbelen Ormanı üzerinden yaşanan tartışma aslında Türkiye’de son yılların en büyük çevre–enerji gerilimlerinden biri.&nbsp; Buradaki kömürün santrallerin elektrik üretimi için zorunlu olduğu su götürür. Dünya kömürden vazgeçip güneş ve rüzgar enerjisine dönerken, biz gemiyi ters rotaya çeviriyoruz.</p>



<p>Akbelen ormanları çevresinde iki yıldır geniş çaplı acele(!) kamulaştırma faaliyeti var.</p>



<p>10 Ocak 2026’da yayımlanan kararla bölgede yaklaşık 6,2 milyon metrekare alan ve 679 parsel kapsama alındı. Birden fazla köy bu sürecin içinde. Yani bu artık küçük bir proje değil, çok büyük bir alanı kapsayan bir müdahaleden sözediliyor.</p>



<p>Köylülere göre; arazilerine resmen çökülüyor, şirket habersiz ölçüm yapıyor, ardından acele kamulaştırma geliyor. Mahkemeler sürüyor ama nafile… Zeytinlikler, bağ ve bahçeler yok olup gidiyor.&nbsp; Peki; zaman gelecek kömür bitecek, santraller ömrünü tamamlayacak. Köylülere göre, Milas ile Ören arasında bu kez arazi savaşları başlayacak, bölge betonla kaplanıp saçma sapan bir kent yükselecek. Ardında ise yüzlerce yıllık zeytin ağaçları için gözyaşı döken ESRA IŞIK’ların direnen el izleri kalacak.&nbsp;</p>



<p>Cengiz ERDİL</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;              BU 1 MAYIS’TA DA “HAYALLER PARİS HAYATIMIZ SOMALİ”</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/02/cengiz-erdil-bu-1-mayista-da-hayaller-paris-hayatimiz-somali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2026 10:31:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181879</guid>

					<description><![CDATA[Eski-yeni tartışmalarını hiç sevmem, her dönemi tarihsel gerçekçiliği içinde değerlendirmekten yanayım. Şimdi “Yeni Türkiye”&#160; gibi saçma sapan bir slogan uyduranlara itirazımızı bir kenara not edelim. Mesela 1923-1938 yılları arasındaki devrim ve kalkınma heyecanını yaşayanlara sonsuz minnettarlığımız var. İstediğin kadar paralı otoyol, tünel, havalimanı yap… Sen; o yıllarda atılan temelin üstünde yükselip gidiyorsun.Ve de şu güzelim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Eski-yeni tartışmalarını hiç sevmem, her dönemi tarihsel gerçekçiliği içinde değerlendirmekten yanayım. Şimdi “Yeni Türkiye”&nbsp; gibi saçma sapan bir slogan uyduranlara itirazımızı bir kenara not edelim. Mesela 1923-1938 yılları arasındaki devrim ve kalkınma heyecanını yaşayanlara sonsuz minnettarlığımız var. İstediğin kadar paralı otoyol, tünel, havalimanı yap… Sen; o yıllarda atılan temelin üstünde yükselip gidiyorsun.Ve de şu güzelim toprakların o kadar çok sorunu var ki; bu sorunların bunca yıldır birikmesine kimler göz yumdu? Gençler artık kimin emek ve halktan yana olduğunu sorgulamasının zamanı geldi de geçiyor.</p>



<p>Dünya emekçileri ise savaşlar, devlet başkanlarına uzanan adam kaçırmalar, Ortadoğu’da görülmemiş katliamlarla 1 Mayıs’ı karşıladı. Yeni dedik ya;&nbsp; Yeni Dünya Düzeninin havasına girip Yeni Türkiye sloganına kapılananların, dünyada devlet eliyle eşkıyalığın nerelere ulaştığını, herhalde son Latin Amerika operasyonları ve İran savaşıyla görüyorlardır.&nbsp;</p>



<p>Yenilikleri destekleyeceğiz, öğrenmeye çalışacağız… Ancak itirazlarımızı eleştirilerimizi de yapacağız.</p>



<p>Nazım Hikmet’in “Ben ölen babamdan ileri, doğacak çocuğumdan geriyim.” Dizesini unutmadan; yeninin yol açtığı korkunç yabancılaşma çilesinden notlar çıkaralım.&nbsp; Çok var ama şu emeğe boyanan 2026’nın da 1 MAYIS’ında benim üzerinde duracağım kavram “Mutluluk” olsun.</p>



<p>Mutsuzluğun nedenini kimse ruhlar aleminde aramasın!&nbsp; Maddiyat meselesi… Ama öyle çok değil! Aç açıkta kalmayayım, çocuğum iyi eğitim alsın, işim gücüm olsun, eh bir de kısacık bir tatil iyi gider, insanımızın tüm beklentisi bu.</p>



<p><strong>GENÇLERİN OMUZLARINDA O KADAR YÜK VAR Kİ…</strong></p>



<p>Gençlerin popüler hale getirdiği “Hayaller Paris, Hayatımız Somali” adlı rap şarkı her şeyi anlatıyor. Artık işin bilimsel yanı da var.&nbsp; Dünya Mutluluk Raporu diye bir belge hazırlanıyor. Türkiye bu raporlarda artık son sıralarda.&nbsp; Rapor, kişi başına düşen gelir, sosyal destek, sağlıklı yaşam beklentisi, özgürlük, cömertlik ve yolsuzluk algısı gibi faktörlere dayanarak ülkeleri sıralıyor.</p>



<p>2024 Dünya Mutluluk Raporu&#8217;nda Türkiye, 156 ülke arasında 99. sırada yer aldı. 2023 raporunda ise 137 ülke arasında 106. sıradaydı.</p>



<p>İstatistik kurumu da 2024 Yaşam Memnuniyeti Araştırması yapmış. Buna göre, mutlu olduğunu belirten bireylerin oranı 2023’te yüzde 52,7 iken 2024’te yüzde 49,6’ya düştü. Devlete göre bile halkın yarısı mutsuz…</p>



<p>Mutluluğun resmini de arayan pek kalmadı. Mutlu azınlığın resmi zaten her yerde!</p>



<p>Cengiz ERDİL</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; KAZDAĞLARINDAN SONRA SIRA MADRA DAĞINDA </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/26/cengiz-erdil-kazdaglarindan-sonra-sira-madra-daginda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Madra dağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181645</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de&#160; iktidar ve sermaye grupları tarımı, sanayiyi, bilgi teknolojilerini ve de yapay zekayı falan boşverdi, madenlere kafayı taktı. Ülke coğrafyasının neredeyse yüzde 75-80’i madencilik sektörü için ruhsatlandırıldı, her yerde elbette en çok altın, gümüş veya nadir toprak elementleri aranıyor. Bu yeraltı zenginliklerine bilinçle sahip çıkma meselesi değil… 20 yıldır sürdürülen vahşi madencilik uygulamaları, dağlarda, ovalarda, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’de&nbsp; iktidar ve sermaye grupları tarımı, sanayiyi, bilgi teknolojilerini ve de yapay zekayı falan boşverdi, madenlere kafayı taktı. Ülke coğrafyasının neredeyse yüzde 75-80’i <strong>madencilik</strong> sektörü için ruhsatlandırıldı, her yerde elbette en çok altın, gümüş veya nadir toprak elementleri aranıyor.</p>



<p>Bu yeraltı zenginliklerine bilinçle sahip çıkma meselesi değil… 20 yıldır sürdürülen vahşi madencilik uygulamaları, dağlarda, ovalarda, ırmak ve deniz kıyılarında var gücüyle sürüp gidiyor. <strong>Taş ocakları, </strong>beton için orman ve tarım arazisi yağması da işin cabası…</p>



<p>Bu yağmada en çok üzerine gelinen bölge Kuzey Ege oluyor. <strong>Çanakkale ve Balıkesir’in</strong> başı fena halde dertte. Malum <strong>Kazdağlarında</strong> binlerce ağaç yıllardan beri maden şirketlerince kesildi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="977" height="1024" data-id="181652" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-977x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181652" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-977x1024.jpg 977w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-286x300.jpg 286w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-768x805.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-696x730.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-401x420.jpg 401w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834.jpg 992w" sizes="(max-width: 977px) 100vw, 977px" /></figure>
</figure>



<p>Şimdi sırada Kazdağlarının bitişik komşusu <strong>Madra</strong> Dağı var. Bu dağ silsilesi, Balıkesir’in İvrindi, Havran, Burhaniye, Gömeç ve Ayvalık ilçeleri ile İzmir ilinin Bergama ilçesi topraklarında yer alıyor.Hep daha çok orman alanı, hep daha çok toprak istiyen maden şirketlerinden biri de Madra Dağı’da yedi yıldan beri altın ve gümüş arıyor. Altın ve gümüş madeni için kapasite artışı isteyen şirket, bin 300 hektar alana daha göz dikti.</p>



<p><strong>NELERE YOL AÇACAK?</strong></p>



<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, bölge sakinleriyle birlikte kapasite artışına itiraz ettiklerini söyledi.&nbsp;</p>



<p>Doğan’nın verdiği bilgiye göre; Bin 300 hektara yaklaşan orman arazisi siyanürlü maden sahasına dönüştürülecek. Ocak sahası 134 hektardan 353 hektara, yığın liç alanı 83 hektardan 257 hektara, yıllık üretim kapasitesi 7 milyon 760 bin tondan 15 milyon 500 bin tona çıkarılıyor.&nbsp;</p>



<p>Madra Havzasının yeraltı suları bu yüzden tehdit altında. Madenin varlığı Madra Barajı&#8217;nın su rejimini de, Kozak Yaylasınındakiş hayvancılığı olumsuz yönde etkileyecek.</p>



<p>Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasında bulunduğundan dolayı maden iki farklı havzayı aynı anda zehirleme potansiyeline sahip. 250 bin ağacın kesilmesi içme suyu kaynaklarını da etkileyecek.&nbsp;</p>



<p>Kazdağlarından sonra Madra Dağını da unutmayalım.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; “ALÇAKLIĞIN EVRENSEL TARİHİ”</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/12/cengiz-erdil-alcakligin-evrensel-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALÇAKLIĞIN EVRENSEL TARİHİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181177</guid>

					<description><![CDATA[Yazının başlığı dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinin adını taşıyor. Latin Amerika yazınının en büyüğü kabul edilen Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in bu eseri, sınırlarını aşmış dünyaya mal olmuştur artık. Okurda bir roman etkisi yaratan eser, aslında edebi ve felsefi bir bakışla yazılmış öyküler toplamı. Öykülerin kahramanları(!) gerçekten yaşamış olan alçaklardır. Borges bu kişiler üzerinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazının başlığı dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinin adını taşıyor. Latin Amerika yazınının en büyüğü kabul edilen Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in bu eseri, sınırlarını aşmış dünyaya mal olmuştur artık.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="953" data-id="181181" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993.jpg" alt="" class="wp-image-181181" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993-282x420.jpg 282w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption class="wp-element-caption">Borges</figcaption></figure>
</figure>



<p>Okurda bir roman etkisi yaratan eser, aslında edebi ve felsefi bir bakışla yazılmış öyküler toplamı. Öykülerin kahramanları(!) gerçekten yaşamış olan alçaklardır. Borges bu kişiler üzerinden insanlığın karanlık noktalarını sorgular.</p>



<p>Borges öykülerini 1930’larda yazmış, yaşasaydı günümüzde kimleri satırlarına taşıyacağı bir sır olmasa gerek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="786" data-id="181178" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985.jpg" alt="" class="wp-image-181178" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985-191x300.jpg 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985-267x420.jpg 267w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Borges’in alçaklarından biri de Amerika’da köleleri kandıran dolandırıcı Lazarus Morell’dir. Bu şahıs kölelere “Seni özgür bırakacağım” diye söz verir, sonra onları yeniden satar.</p>



<p>Umudun, sabırla bekleyişin sömürülmesi diye işte buna denir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="314" height="450" data-id="181179" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990.jpg" alt="" class="wp-image-181179" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990.jpg 314w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990-209x300.jpg 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990-293x420.jpg 293w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" /><figcaption class="wp-element-caption">Morell</figcaption></figure>
</figure>



<p>Dünyada bugün her renginden ve milletinden binlerce Lazarus var. Emperyalizmin son aşamasında (bu aşama ne zaman bitecek merak eder dururum!) Amerika Birleşik Devletleri’ne bakmamız lazım. Çünkü bu işin merkezi orası. </p>



<p>Bu ülke; havasından suyundan çok, parasından ve borsasından dolayı önce halkına sonra bütün dünyaya yalanlarla savaş çıkartan, en hafifinden savaş kışkırtıcılığı yapan başkanlar, dışişleri bakanları, sözüm ona devlet adamları çıkartmıştır. ‘Gider eteri gelir beteri’ derler ya, en son gelen alçaklığın Nirvanasına tırmanmıştır.</p>



<p>Bu ülkede bazen bağımsız gazeteciler ve sanatçılar dünyaya kötülük yapan güç odaklarının ipliğini pazara çıkarmışlardır ama kökleri bir türlü kurumaz.</p>



<p>ABD’den son 75 yıldır Kore’den Vietnam’a, Irak ve Afganistan’a kadar uzanan yalanların son durağı Venezuela idi. Başkanlarını adeta çuvala koyup kaçırdılar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="200" data-id="181180" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991.jpg" alt="" class="wp-image-181180" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>
</figure>



<p>Ancak ABD’in ambargolarla inim inim inlettiği hep hedefe koyduğu iki ülke var; Küba ve İran… 1960’lı yıllardan beri Küba’ya etmediğini bırakmadı, 1980’den beri de İran… Şimdi İran’dan gerekli dersi aldı, Bakalım Küba’da ne olacak?&nbsp; ABD’de şöyle bir fıkra modaymış;&nbsp; Gazeteci Trump’a bu üçlü&nbsp; gerginlikte stratejiniz ne? diye sormuş; Trump şu yanıtı vermiş; “Çok net; İran beni ciddiye almayacak, Küba beni anlamayacak…ama ben ikisini de kazanmış gibi konuşacağım”</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;    İRAN’DA BİR ZAMANLAR TUDEH VARDI</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/05/cengiz-erdil-iranda-bir-zamanlar-tudeh-vardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İran TUDEH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180954</guid>

					<description><![CDATA[Yine var ama eskisi kadar gücü yok. TUDEH; yani İran Halk Partisi’nin hataları ibretliktir. Açık adı Farsçada İran Kitleler Partisi anlamı da gelir.  “Coğrafya Kaderdir”… Doğu’nun büyük alimi İbn-i Haldun’a mal edilen bu sözün ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı desek yeridir. TUDEH’in başına gelenler ders niteliğindedir, tabii bu coğrafya ders çıkarmaz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yine var ama eskisi kadar gücü yok. <strong>TUDEH</strong>; yani İran Halk Partisi’nin hataları ibretliktir. Açık adı Farsçada İran Kitleler Partisi anlamı da gelir. </p>



<p>“Coğrafya Kaderdir”… Doğu’nun büyük alimi <strong>İbn-i</strong> <strong>Haldun’a</strong> mal edilen bu sözün ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı desek yeridir. TUDEH’in başına gelenler ders niteliğindedir, tabii bu coğrafya ders çıkarmaz, unutmayı pek sever. Ortadoğu’nun kaderinde bir de kaymaklısından  “Aldatılma” ve “Aldanma” vardır. Aldatma işi bir çete, zümre veya cemaat tarafından yapılır, Aldanma tarafında geniş halk kitleleri varsa, işte o zaman sonuçları kötü olur. Doğu’nun makus kaderinde bu duruma sıkça rastlanır. En büyük aldanışı yaşayanlardan biri de işte bu TUDEH’dir.</p>



<p>1941 yılında “53’ler grubu” denilen <strong>Marksist</strong> aydınlar tarafından kurulan TUDEH, işçiler ve öğrenciler arasında taraftar topladı ve Meclis’te de temsil edildi. Ancak 1953’te yabancı petrol şirketlerine direnen Başbakan <strong>Musaddık’ın</strong> <strong>CİA</strong> darbesiyle devrilmesinden sonra, Şah polisi ve gizli servisinin hedefi haline geldi. Binlerce üyesi tutuklandı, sürgüne gönderildi. İdamlar ardı ardına geldi, TUDEH yeraltına çekildi. </p>



<p>Parti buna rağmen geniş halk kesimleri arasında gücünü pekiştirdi, 1976 yılında başlayan <strong>Şah</strong> karşıtı gösterilerde ön cephedeydi ama yanında onlara hiç benzemeyen ortakları vardı; din adamları…</p>



<p>1979’da İran İslam Devrimi (neden devrim derler acaba!) gerçekleştiğinde TUDEH, <strong>Humeyni</strong> liderliğini ve İslamcı hareketi destekledi. ABD destekli Monarko Faşist şahın yıkılması öncelikli hedef olunca,  esnaf ve onları sürükleyen din adamlarını desteklemeyi tercih ettiler. Oysa militan güç ve propaganda üstünlüğü TUDEH’deydi. Üstelik ordu içindeki bağlantılarını da elleriyle Humeyni’ye teslim ettiler.</p>



<p>Çok geçmedi, şah gitti, kısa bir demokrasi denemesinden sonra ipler Ayetullahların eline geçti. <strong>Humeyni</strong> dini, devletin temeline koyuverdi, böylece TUDEH’e yol göründü.</p>



<p>Din devleti için tehdit olarak görülen TUDEH yasaklandı, binlerce üyesi tutuklandı, lider kadroları idam edildi.&nbsp;</p>



<p>Ancak bir gerçek var, İran halkı o dönemde(belki şimdi de) dini liderlere daha çok güveniyordu. TUDEH’i Afganistan’da kötü izler bırakan Sovyetlerin güdümünde görüyordu. TUDEH, ulusal çıkarlara sahip çıkmasına rağmen bunları İran halklarına anlatamadı. İslamcı hareketi yanlış okuyan TUDEH’in başına gelenlere şaşırmamak lazım.</p>



<p>Bugün ABD ve İsrail saldırılarına direnen İran’da yine doğru dürüst bir muhalefet gurubu yok. Ne şahın oğlu, ne Halkın Mücahitleri ne de TUDEH boşluğu doldurmuyor.   Partiler yok… Uzmanlara göre; İran’da güçlü bir meslekler örgütlenmesi var. İşçi ve işvereniyle tüm çalışanlar ve de İran’da sokağın asıl gücü <strong>çarşı esnafı</strong> taraf değiştirirse bir şeyler olabilir.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyamızın yeni vesikalık fotoğrafı ve bir &#8216;deneme&#8217; girişimi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/04/dunyamizin-yeni-vesikalik-fotografi-ve-bir-deneme-girisimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[Vesikalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180893</guid>

					<description><![CDATA[Önemli kimlik belgelerinin alınmasında vesikalık fotoğrafların son 6 ayda çekilmiş olması talep edilir.&#160; Yeryüzünün vesikalığı epey eskimişti. 1972 yılında Apollo 17 ekibi tarafından çekilmişti. Neyse ki fotoğrafın bu kadar eski olmasına evrende itiraz eden bir makam pek olmadı.&#160; Sonuçta dünyamızın, evimizin güncel vesikalığı 54 yıl sonra güncellendi. Bu yenisi epey idare eder her halde.&#160; Yeni [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Önemli kimlik belgelerinin alınmasında vesikalık fotoğrafların son 6 ayda çekilmiş olması talep edilir.&nbsp;</p>



<p>Yeryüzünün vesikalığı epey eskimişti. 1972 yılında Apollo 17 ekibi tarafından çekilmişti. Neyse ki fotoğrafın bu kadar eski olmasına evrende itiraz eden bir makam pek olmadı.&nbsp;</p>



<p>Sonuçta dünyamızın, evimizin güncel vesikalığı 54 yıl sonra güncellendi. Bu yenisi epey idare eder her halde.&nbsp;</p>



<p>Yeni fotoğraf da çok güzel. Hem de vesikalığın sahibi varlığa aradan geçen 54 yılda hoyratça davranılmasına, iklim değiştirecek kadar onca vurdumduymazlığa rağmen.&nbsp;</p>



<p>Önceki vesikalık &#8220;Mavi Mermer&#8221; diye adlandırılmıştı. Öylesine güzeldi ki, evrendeki masumiyeti ne kadar narin olduğunu da ortaya koymuş çevrecilik dediğimiz anlayış özellikle o fotoğraftan sonra başlamıştı.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="960" data-id="180894" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172.jpg" alt="" class="wp-image-180894" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172.jpg 960w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067172-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption class="wp-element-caption">Mavi Mermer&#8221;… Dünyanın 1972 yılında Apollo 17&#8217;den çekilen fotoğrafı.</figcaption></figure>
</figure>



<p>Son vesikalık, Ay&#8217;a yolculuk yapan Artemis II uzay aracından çekildi. Güneş sisteminin dışından solgun mavi bir zerrecik gibi görünen üzerinde neler neler yaşadığımız bu gezegen kameraya 160 bin kilometreden poz verdi. </p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" data-id="180895" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-180895" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-1536x1023.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067171.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Dünyanın 3 Nisan 2026 günü çekilen &#8220;vesikalığı&#8221;…</figcaption></figure>
</figure>



<p>Yeni kimlik fotoğrafı de aynı narin ve masum güzelliği yansıtıyor. Sera gazlarından ötürü atmosferi hasar gördüğünden yüzünde birazcık solgunluk da var sanki.&nbsp;</p>



<p>Yeni vesikalığa biraz dikkatli bakıldığında atmosfer derken yüksek mi yüksekte kalın bir katman olarak algıladığımız tabakanın ne kadar ince olduğu narin bir çizgiyle kendini belli ediyor.&nbsp;</p>



<p>Bu tabaka dünyanın çapının binde sekizidir. Dünyanın toplam kütlesinin ise milyonda birine denk gelir.&nbsp;</p>



<p>Dünyayı bir elma olarak düşünün; atmosfer elmanın kabuğundan da incedir.</p>



<p>İşte biz bu narin tabakaya fosil yakıtlarla sürekli karbondioksit dumanı salıyoruz.&nbsp;</p>



<p>İklim değişikliği ile aksırıp tıksırıyor zavallı.</p>



<p>Bütün bunlara rağmen mübarek yeryüzümüz fotoğraf çekilirken hoş bir gösteri de yapmış. Dünya&#8217;nın o anki duruşunun tepesinde yerden kuzey kutbu olarak algılanan bölgede aurora borealis yani kuzey ışıkları yeşil bir çizgi olarak belirivermiş.</p>



<p>Kendisine onca nankörlük yaptığımız bu gezegen yine de hala anlayana küçük bir sürpriz ya da armağan sunmayı ihmal etmemiş.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="663" data-id="180896" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-1024x663.jpg" alt="" class="wp-image-180896" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-1024x663.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-300x194.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-768x497.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-1536x995.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-696x451.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-1068x692.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173-649x420.jpg 649w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067173.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bu arada aya yeniden insanlı araçla iniş yapıp yüzeyinde insan evlatlarının dolaşıp keşif yapmasına olanak sağlayacak olan Artemis II uzay aracının bu yazı hazırlandığında yaklaşık 260 bir kilometre yolu daha vardı.&nbsp;</p>



<p>İkisi Amerikalı biri Kanadalı 3 kişilik ekip Ay&#8217;a 6 Nisan günü varacak.</p>



<p>Ve <em>Cengiz ERDİL&#8217;den;</em></p>



<p><strong>MAVİ GEZEGENİN VESİKALIĞI ÜZERİNE BİR DENEME…</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="861" height="1024" data-id="180904" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-861x1024.jpg" alt="" class="wp-image-180904" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-861x1024.jpg 861w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-252x300.jpg 252w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-768x914.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-696x828.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204-353x420.jpg 353w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067204.jpg 928w" sizes="(max-width: 861px) 100vw, 861px" /></figure>
</figure>



<p>Önce uzaya ilk adımını atan insanoğlunu unutmamamız lazım derim. Sovyet Kozmonot Yuri Gagarin maviden kapkaranlık bir aleme adım attığında dünya medyası renklere pek alışkın değildi, Gagarin; gördüğünü mutlaka belgelemiştir ama döneminde bağlı olduğu güç şeffaf sayılmazdı. Bildiğini de kendine saklamayı marifet sayıyordu.</p>



<p>“Mavi Mermer” denilen dünyanın vesikalığını en güzel haliyle&nbsp; 1972 yılında Apollo 17 ekibi tarafından çekilmiş, Ancak ondan önce AY’dan da&nbsp; medya alemine düşen fotosunu unutmamak lazım.&nbsp; Neyse; “Vesikalık vesikalıktır, biyometrik fotosu daha çekilmedi, yapay zeka bunu da yapar”&nbsp; diyerek devam edelim.</p>



<p>ABD- Sovyetler Birliği arasında rekabete dönen uzayda köşe kapma yarışında, halkla ilişkileri en iyi kullanan tarafın da kim olduğu böylece ortaya çıktı. Uzayda toplu iğne başı gibi duran bu gezegenin mavileri kuşanmış, en şık haliyle reklamının yapılması sinema endüstrisinin ağa babası ABD’ye nasip oldu.</p>



<p>Ancak bize göre çok, uzay zamana göre kısa bir süre önce, bu fotoğraf insanoğlunun elinde olsaydı, Galileo Galilei tükürdüğü yalamayacaktı. “Dünya düzdür!” diyenleri, Engizisyon Mahkemesi yargılamayacak, cayır cayır yakmayacaktı.&nbsp;</p>



<p>Aslında dünyanın elbisesi olan atmosfer farklılığı yaratıyor. “Vay be buradan böyle görünüyormuş” derler ya; dağları, denizleri tıraşlanmış gibi gösteren işte bu mavi elbisedir. Yoksa atmosfersiz bu dünya yamru yumru bir şey!</p>



<p>Bu dünyanın uzayda ufacık bir nokta olduğunu düşünen aklı başında insanlar uzay fotoğraflarıyla da karşılaşınca, altını şu başlıklarla doldular; yazı fotoğrafı böylece tamamlamış oldu;&nbsp;</p>



<p>“Dünya tek evimiz, koru ki yaşayalım”</p>



<p>&nbsp;“Gezegen B yok”</p>



<p>“Doğa bize ait değil, biz doğaya aitiz”</p>



<p>“Kaynakları değil, israfı bitir”</p>



<p>“Son ağaç kesildiğinde anlayacaksın”</p>



<p>Dünyada dinozorlar 60 milyon yıldan fazla hüküm sürdü, şunun şurasında 40 bin yıllık tarihi olan insanoğlu ise dünyaya yapmadığını bırakmadı. Uzaydan dünyanın merkezi Ortadoğu’ya bakınca, ne dediğimi anlarsınız herhalde.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
