<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bristmas is coming &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/bristmas-is-coming/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Aug 2023 08:10:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Bristmas is coming &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BARIŞ İÇİN KÜÇÜK BİR SES</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/baris-icin-kucuk-bir-ses/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/baris-icin-kucuk-bir-ses/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Aug 2023 10:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya Bilge GÜLTEKİN]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Barış Şarkısı]]></category>
		<category><![CDATA[Bristmas is coming]]></category>
		<category><![CDATA[David Fernandez Cherician]]></category>
		<category><![CDATA[Kostas Pigadiotis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=75490</guid>

					<description><![CDATA[BARIŞ İÇİN KÜÇÜK BİR SES BİR &#8220;Tiksiniyorum, kendi yaptıklarımdan ve arkadaşlarıma yapılanlardan tiksiniyorum&#8230;Yüz yaşında gibiyim&#8230;Talihim de artık ters dönüyor. Benim için elinizden geleni yapın. Ölmek istemiyorum, baba. Beni buradan kurtarın&#8230;&#8221; Bu satırlar oğullarının Bay ve Bayan Silvio Carnevale&#8217;ye gönderdiği mektuba ait. Mektubu okuduktan dört gün sonra da onun Vietnam&#8217;da öldüğünü bildiren bir telgraf alırlar. Karşılıksız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BARIŞ İÇİN KÜÇÜK BİR SES</strong></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">BİR</span></strong><br />
&#8220;Tiksiniyorum, kendi yaptıklarımdan ve arkadaşlarıma yapılanlardan tiksiniyorum&#8230;Yüz yaşında gibiyim&#8230;Talihim de artık ters dönüyor. Benim için elinizden geleni yapın. Ölmek istemiyorum, baba. Beni buradan kurtarın&#8230;&#8221;</p>
<p>Bu satırlar oğullarının Bay ve Bayan Silvio Carnevale&#8217;ye gönderdiği mektuba ait. Mektubu okuduktan dört gün sonra da onun Vietnam&#8217;da öldüğünü bildiren bir telgraf alırlar. Karşılıksız kalan bu evlat yakarışı anne ve babası kadar şair David Fernandez Cherician&#8217;ı da etkiler. Bir Barış Şarkısı adlı şiirini o etkiyle yazar ve ona ithaf eder. Bu savaş karşıtı şiir şöyle biter:<br />
orada olmak isterdin uzaklarda<br />
bir barış şarkısının gölgesinde<br />
ama o şarkı kesildi şimdi<br />
gelip yıktılar evlerini yuvalarını yeni umutlarını<br />
Vietnam adı verilen ülkenin<br />
bu adı hiç duymamıştın belki<br />
seni yolladıkları o acı güne kadar<br />
dostlarında birlikte hiç bir şey söylemeden<br />
açıklamadan nedenlerini<br />
yolladığın o topraklardasın yine<br />
ölüyorsun ölüyorsun her gün ölüyorsun<br />
kendi getirdiğin silahların altında</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-75491 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_164451.jpg" alt="" width="341" height="445" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">İKİ</span></strong><br />
Mektup demişken başka bir mektubun şiiriyle devam edeceğim hemen. Böyle bir mektup bulunmuş mudur yoksa hayal ürünü müdür bilinmez ama yüreklere dokunuşu öyle gerçektir ki şiirin, okuyanı alır cepheye götürür. Mektubun rüzgârla savrula savrula gelip ak bir öpücük gibi konduğunu dahi görürsünüz cansız yatan askerlerden birinin alnına. Adı İmzasız Mektup olan bu şiiri kısacıktır Kostas Pigadiotis&#8217;in ama alıp sizi bir savaşın tam ortasına bırakacak etkidedir.<br />
anasına yazdığı<br />
mektubu buldular<br />
askerin alnında<br />
bitiremeden daha<br />
kapmıştı rüzgar<br />
Şaşırdılar hangisine vereceklerini<br />
bekleyen bunca ananın<br />
imzasızdı çünkü</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-75492" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856.jpg" alt="" width="992" height="724" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856.jpg 992w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856-300x219.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856-768x561.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856-324x235.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856-696x508.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_170856-575x420.jpg 575w" sizes="(max-width: 992px) 100vw, 992px" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">ÜÇ</span></strong><br />
İkinci Dünya Savaşı sırasında, bombalar, çocukların başlarını koparıp genç kızların gelinliklerini paramparça ederken onulmaz yaralar açar annelerin göğüslerinde. Bir anda yanıp kül olur ihtiyarlar. Buna dayanamaz ve tekrar tekrar görmek zorunda mıyım bu yok ediciliği der Jóhannes úr Kötlum. Neredesiniz şimdi ey cana yakınlık, ey anlayış ve ak yücelik diye seslenir güneşe dek uzanan kutsallıklara. Yalan ve korkunun baygın türküsü çığlık çığlığa biçerken dört bir yanı, dehşet, kan ve gözyaşı içindeyken insanlar, hep sessiz mi kalacağım olup bitenlere diye sorar. Ve şöyle bitirir Dua adlı şiirini.</p>
<p>doğa beşiği ve gömütü olan her şeyin<br />
tazele beni kurtar varlığımı bu pis karanlıktan<br />
geri ver sevincimi umudumu şarkılarımı<br />
geri ver bana insan yaşamının kaderini</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-75494 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171214.jpg" alt="" width="517" height="737" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171214.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171214-210x300.jpg 210w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171214-295x420.jpg 295w" sizes="(max-width: 517px) 100vw, 517px" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">DÖRT</span></strong><br />
Gidip dönememek kadar gelip bulamamak da savaşın kanlı cilvelerinden biridir. Bana hangisi diğerinden yeğdir diye sorsanız ya dönemeyen ya da bulunamayan olmak isterdim sanırım. Sevdiklerimi kaybetmektense canımı kaybetmeyi yeğlerdim. Mihail Isakovski, Düşman Yakmıştı Evceğizini adlı şiirinde tam da bunu duyumsatır okurlarına. Savaştan sağ çıkmayı başarmış bir asker evine döner. Fakat ne evi bıraktığı yerdedir ne de sevdikleri. Düşman yakıp yıkmış, yerle bir etmiştir yaşadığı yeri. Köyün bitimindeki mezarlığa doğru yürür. Üstünü ot bürümüş tümseklerden birine acıyla seslenir.<br />
&#8220;Geldim, bak, Proskovya<br />
Karşıla kahraman kocanı.<br />
Büyük bir sofra donat hemen<br />
Konuklarla dolsun evimiz.<br />
Böyle bir günde eğlenmeyip<br />
Ne zaman eğleneceğiz?&#8230;&#8221;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-75495 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171808.jpg" alt="" width="503" height="669" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171808.jpg 503w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171808-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/IMG_20220228_171808-316x420.jpg 316w" sizes="(max-width: 503px) 100vw, 503px" /></p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">BEŞ</span></strong><br />
Savaş karşıtı şairler bu yazıya alabildiklerimden ibaret değil elbette. Bunlar benim bu daracık yere sığdırabildiklerim sadece. Yerim daha geniş olsaydı dünya şiirinden; Bertolt Brecht, Paul Eluard, Kostas Kovanis, Max Jakab, Markos Çirimokos, Demyan Bedniy, Nicolas Guillen. Bunlarla birlikte bizim şairlerimizden; Nazım Hikmet, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Cahit Külebi, Rıfat Ilgaz, Tevfik Fikret, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Necati Cumalı, Afşar Timuçin ve Sunay Akın da olacaktı aralarında. Ama onların savaş şiirlerine az çok hepimiz aşinayız diye Barış İçin Dizeler&#8217;i almayı tercih ettim buraya. Barış İçin Dizeler; 1991 yılındaki Birinci Körfez Savaşı günlerinde seksen bir şairin &#8216;bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine&#8217; yazdıkları bir şair kalkışması. Editörlüğü bu kalkışmanın içinde kendi dizeleri de bulunan Refik Durbaş ve Orhan Alkaya tarafından yapılmış. 8 Şubat 1991&#8217;de de aşağıya aldığım destansı düzenlemesiyle kamuoyuyla paylaşılmış.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-75496 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/0cf1bb120ec421c257d5206aa37454ff.jpg" alt="" width="528" height="800" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/0cf1bb120ec421c257d5206aa37454ff.jpg 528w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/0cf1bb120ec421c257d5206aa37454ff-198x300.jpg 198w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/0cf1bb120ec421c257d5206aa37454ff-277x420.jpg 277w" sizes="(max-width: 528px) 100vw, 528px" /></p>
<p>evsiz kapılardan girip çıkıyorum<br />
kalbim dünyanın ortasında bir menekşe<br />
neft ve kan, zambak cesetlerinde çürüyen leke<br />
çakı bile çekemediğim iki karanlık arasındayım<br />
karda bir çiğdem, dikende bir kuş gibi yakıp kavrulan yanıp kavrulan bir akıl<br />
anın sıkı dokusuna sığınan yoksul akıl, alkışların uğultusuyla<br />
büyütür bütün savaşların anasını; ah Asur!<br />
savaş, ah tükenen karanlık<br />
topallayan deli kalbim, böyle başlamak istemezdim<br />
kimdi bana insanlığın soylu bir geleceği olacak diyen<br />
alev gözler alevleri yardı ölü çocukların ak gözlerini anmak için<br />
duyamam yaprağın sesini orman gümbürderken<br />
olmak veya olmamak, bütün hatırladığım bu<br />
yaşam da kanıyor insan da, ensemizde ölümün soluğu<br />
iyi savaşlar sayın seyirciler, devam edin seyirci kalmaya<br />
naklen cinayet çağı bu, katilin yüzü flu<br />
&#8220;derslerinizi sakın ihmal etmeyin&#8221;<br />
şiir unutmaz, &#8220;canlı yayın&#8221; yapsa da ölüm<br />
savaş, içi dışı kül kokar<br />
savaş, iki ağzı kırık bir kama<br />
başkalarının kanıyla da ölebilir insan<br />
şimdi yalnızca adları Savaş ve Zafer olan çocukların dönüşünü düşünüyorum<br />
ölümün adıyla<br />
kan diyorum kan ve fırlıyorum ayağa, tutun şu savaşı<br />
acıların ve düşmanlıkların yıldızlararası dönemi bittiği zaman<br />
Orion&#8217;un uyum şarkıları çıkacak aramızdan<br />
hangi savaş yüz akıyla çıkmıştır savaştan<br />
savaşı insanlık kadar eskidir diye haklı çıkarmak isteyen<br />
bilsin ki, barışı insanlık kadar yenidir diye övünüyorum ben<br />
kanayan bir Ortadoğu ikindisiyle açıklıyorum gizli güllerimi<br />
korkusuz kır çiçekleri önünü keser kesmez<br />
savaşçı diz çökecek göreceksin<br />
ey kin ve kibir bekçileri<br />
şafak; sizin ateşiniz üzerinde doğruluyor şimdi<br />
rüzgarın çarmıhında donardı anılarımız<br />
şimdi bir buğusun artık zamanın teninde<br />
rüzgar: gümüşi bir ırmaktan su içerkenki<br />
yürek zaten biliyor tohumlu ölümleri<br />
1-3 nöbetini ölüm tutuyor askerin gözlerinde<br />
bir aynaya bakakalmış gibi ardında uçup giderken hayat<br />
petrolden tez tutuşur alın teri<br />
ancak akrep zehiri yaraşır mürekkepliğe<br />
kağıt turnam hey, yolların durduğu görülmemiş dağ titreşirse<br />
kör tarih gözümüzü oymak istiyor<br />
neler mi söylüyor ölü asker? öldüğünü söylüyor, naklen söylüyor<br />
lav düşüyor dünyanın bütün ırmaklarına gül yerine<br />
riyadır, ölsem damarlarım boşalır<br />
böler uykuyu o ses; savaş, ah yır!<br />
barış güçlü insanların yapıtıdır<br />
savaş, korkakların cesaretidir<br />
cesetlerdir bu ülkenin rozetleri<br />
marşlarla büyür bir yanım, bir yanım hep çocuk simdi<br />
çocuklarına ne yaptın diye sormuştu toprak<br />
barışı üzdüm savaş çıktı<br />
batar kağıttan çocuklar kara karanfilin körfezinde<br />
savaş oldu, süt bardağı kırıldı çocuğun<br />
maviyi kim öldürdü, ilk kuşu onun içinde<br />
acısı en çok çocuklara düşer savaşların<br />
-her çocuk bir çekmece- anneleri boğuluyor içlerinde<br />
ölümcül ışıklar aydınlatacaksa geceyi -karanlık kalsın-<br />
yanlış mı belledim, insan sorumluluktur<br />
kan saldırır kum saldırır Ortadoğu’dur yüreğim kum&#8217;saldır<br />
girmeyin dizelerime gürültülü gölgelerinizle<br />
kemikten zarlarla oynanan kıta kumarı<br />
korkusunu apacı dener kendi yüzünde<br />
&#8220;le emma ma yenfeun &#8211; nase fimeksu fil arz&#8221; ise<br />
ben bir olabilir insanım, tiksinirim başkan ve generallerden<br />
burda, orda, Ur&#8217;da<br />
yüzünden düşen harfte gizle beni<br />
Günler geçtikçe Taş&#8217;la Kitap arasında<br />
debeleniyorum, Fırat&#8217;ın kanlı sularında<br />
tadı derinliğimizde uğuldayan gün balı<br />
savaşı istiyorum aşkla; savaş barış&#8217;sa<br />
okyanus uzunluğunca petrolden bir tabutun örttüğü o karabatakla yan yana<br />
sevgilim, beni kana koşan dünyadan koru<br />
kurtuluş türküleri gibi insanı çarpan<br />
barış kavgamızdır<br />
barış, uzun aşk geceleri gibi yüce dinginlik<br />
sen bozacaksın oyununu bezirganın<br />
savaşı göğüsler yaşam<br />
apoletlerim yok, param var, bana da silahlar satın;<br />
işgal edeyim geleceğini barışın<br />
Allah allah ateş geliyor, Allah allah barış geliyor<br />
silahları, silahsızlanmaları, silah satanları, can bezirganlarını anlatır bu<br />
destan<br />
yazık ki kudurmuş Pentagon&#8217;un bir dişi de İncirlik<br />
övmüyorum yiğitliğini senin<br />
inanmıyorum yiğitlik olduğuna insan öldürmenin<br />
cenge ve cengavere hayır, ölüm kusanlara, yeryüzünü karartanlara<br />
insan bitince başlar kavga<br />
yaşamı ateşe vermeyin<br />
insanlar barışa barışa<br />
benim tanıdığım Savaş&#8217;la savaş körfezde rakı içer<br />
ben seni öptüğüm gün istemiştim hiç ölmemeyi, söylemiş miydim?<br />
seni savaş, ne zaman öptüler.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-75497" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/a1fca6eaf06026249096722292084a20.jpg" alt="" width="1017" height="1017" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/a1fca6eaf06026249096722292084a20.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/a1fca6eaf06026249096722292084a20-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 1017px) 100vw, 1017px" /><br />
Dizelerinin hemen altına el ele sıralamak istiyorum şairlerini de:<br />
Meltem Ahıska, Oğuzhan Akay, Gülten Akın, Merih Akoğul, Hulki Aktunç, Teoman Aktürel, Sina Akyol, Orhan Alkaya, Melih Cevdet Anday, Behçet Aysan, Mehmet Başaran, Nihat Behram, Ataol Behramoğlu, Süreyya Berfe, Nur Bulum, Eray Canberk, Mazhar Candan, Ali Cengizkan, Metin Cengiz, Erol Çankaya, Cevat Çapan, Müslüm Çelik, Çınar Çığ, Veysel Çolak, Arif Damar, Refik Durbaş, Salih Ecer, Gültekin Emre, Enver Ercan, Müştak Erenus, Abdullah Rıza Ergüven, Ebubekir Eroğlu, Seyhan Erözçelik, Cezmi Ersöz, Turgay Fişekçi, Hamdi Gedik, Tarık Günersel, Aydın Hatipoğlu, Günseli İnal, Özdemir İnce, Orhan Kahyaoğlu, Semih Kaplanoğlu, Sefa Kaplan, İsmet Kemal Karadayı, Hidayet Karakuş, Turhan Kayaoğlu, Mehmet Kemal, Şükran Kurdakul, Akif Kurtuluş, Onat Kutlar, k. İskender, Kerim Mert, Özkan Mert, Mehmet Müfit, Lale Müldür, Seyyit Nezir, Mehmet Ocaktan, Ahmet Oktay, Fergun Özelli, Adnan Özer, Kemal Özer, Lütfü Özkök, Ali Püsküllüoğlu, Sennur Sezer, Zafer Şenocak, Cahit Tanyol, Tuğrul Tanyol, Berin Taşan, Süha Tuğtepe, Engin Turgut, Gürhan Uçkan, Mehmet Uzun, Mehmet Fikri Ünal, Kubilay Ünsal, Ramazan Üren, Aydoğan Yavaşlı, Hilmi Yavuz, Necati Yıldırım, Hüseyin Yurttaş, Can Yücel, Nihat Ziyalan ve Gülsüm Akyüz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-75498 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/907ac203bae8ccec394b91c28760942c.jpg" alt="" width="480" height="764" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/907ac203bae8ccec394b91c28760942c.jpg 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/907ac203bae8ccec394b91c28760942c-188x300.jpg 188w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/02/907ac203bae8ccec394b91c28760942c-264x420.jpg 264w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" />Hangi geçmiş zamandaki hangi bitmiş savaşa yazılırsa yazılsın duygusu ve duyarlılığıyla sonraki zamanlarda da yankılan güçlü bir ses şiir. Bu kadarla kalmayıp yazıda adı geçen tüm şairlerin savaş karşıtı şiirlerini de okursanız bir parçası, bir yükselticisi de siz olursunuz bu yankının. Bu yazıda elimden geldiğince bunu yapmaya çalıştım ben de. Tam da kirli bir savaş patlak vermişken yanıbaşımızda, şairlerin savaş zamanlarında yükselttiği barışçıl sesleri, ateşe su taşıyan karınca misali taşımaya, hatırlatmaya, gürleştirmeye çalıştım. Ve haddim olmayarak, barış için küçük bir ses de ben kattım bu olağanüstü yankıya.<br />
savaşa gönderildi ak bir baba<br />
ağlayan bir tomurcukla<br />
gülmeyen bir gül ağacı bıraktı arkasında.</p>
<div dir="auto">
<p>Hülya Bilge GÜLTEKİN/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com  01 Mart 2022</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/hulya-bilge-gultekin/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/08/06/baris-icin-kucuk-bir-ses/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
