<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>boğaziçi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/tag/bogazici/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Feb 2025 16:45:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>boğaziçi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ;               BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 24 &#8211;        BOĞAZ&#8217;DAKİ AKINTI BURUNLARINDA GÖREV YAPAN &#8216;BAYRAKÇILAR&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/02/23/mehmet-cemal-beskardes-bir-baska-alemdi-bogazici-24-bogazdaki-akinti-burunlarinda-gorev-yapan-bayrakcilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Feb 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Akıntı burnu]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrakçılar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=165617</guid>

					<description><![CDATA[1950’li yıllardan 1960&#8217;ların başlarına kadar geçen ilk gençlik yıllarımda, Boğaziçi’nin ünlü akıntılarının olduğu belirli sahillerde ellerindeki kırmızı veya yeşil bayrakları sallayan adamlar görürdüm…Peki kimlerdi bu insanlar? Neden gündüzleri belli saatlerde ellerindeki kırmızı-yeşil bayrakları, keza geceleri de belli zamanlarda ellerindeki kırmızı &#8211; yeşil ışık veren fenerleri sallarlardı?.. Kandilli Edip Efendi Yalısı’nın önündeki sahilde ve Rumelihisarı&#8217;nda kalenin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>1950’li yıllardan 1960&#8217;ların başlarına kadar geçen ilk gençlik yıllarımda, Boğaziçi’nin ünlü akıntılarının olduğu belirli sahillerde ellerindeki kırmızı veya yeşil bayrakları sallayan adamlar görürdüm…Peki kimlerdi bu insanlar? Neden gündüzleri belli saatlerde ellerindeki kırmızı-yeşil bayrakları, keza geceleri de belli zamanlarda ellerindeki kırmızı &#8211; yeşil ışık veren fenerleri sallarlardı?..</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="584" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1024x584.jpg" alt="" class="wp-image-165618" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1024x584.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1536x877.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-2048x1169.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1068x609.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-736x420.jpg 736w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Edip Efendi Yalısı</figcaption></figure>



<p>Kandilli Edip Efendi Yalısı’nın önündeki sahilde ve Rumelihisarı&#8217;nda kalenin önünde, Arnavutköy Akıntı Burnu&#8217;nun tam da burnunda ve daha birçok Boğaz köşesinde bayrak sallayan adamları görürdük…Bunlara işaretçiler de denilirdi…</p>



<p>Önce Kandilli Akıntı Burnunda çalışmalarıyla ilgi çeken &#8220;bayrakçılar&#8221;&#8216;dan söz edeceğim…</p>



<p>Bu bayrakçılar, Kandilli Akıntı Burnunu, geniş cephesiyle kapsayan Edip Efendi Yalısı’nın önündeki rıhtım boyunca çalışırlardı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="848" height="542" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119.jpg" alt="" class="wp-image-165619" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119.jpg 848w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-300x192.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-768x491.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-696x445.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-657x420.jpg 657w" sizes="(max-width: 848px) 100vw, 848px" /></figure>



<p>Akıntı Burnunun her iki yönünden kıyıya yakın geçen deniz taşıtları burnu geçinceye kadar birbirlerini görmezler. Bu nedenle bayrakçı ya da işaretçiler burada bulunurlar. Şehir Hatları işletmesi kadrosunda ikişer kişiden iki ekip halinde çalışan bu işaretçilerin görevi, tarifedeki saatlerde iskeleye yanaşacak veya ayrılacak olan Şehir Hatları vapurlarının Akıntı Burunu kıyısında birbirleriyle ya da başka deniz araçlarına çarpmadan, güvenlikle geçmelerini sağlamaktı…</p>



<p>Bayrakçılar yalnız Şehir Hatları gemileriyle tarifedeki saatlerde meşgul olurlar, bu saatlerin dışında kıyıdan geçen vasıtalarla ilgilenmezlerdi…</p>



<p>Bayrakçılar, çalışmalarında gündüz için sopalı birer yeşil ve kırmızı renk bayrak, geceleri ise birer yeşil ve kırmızı renk fener kullanırlardı…</p>



<p>Bayrakçıların buradaki çalışmaları aşağıda özetlediğim sistematiğe göre olurdu;</p>



<p>A &nbsp;– Yukarıdan gelerek iskeleye yanaşmış bulunan Şehir Hatları vapuru, iskeleden ayrılacağı vakit düdük çalar, iskele memuru da düdük çalar, çımacı halatı çözerdi;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="640" height="517" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274.jpg" alt="" class="wp-image-165620" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274-300x242.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274-520x420.jpg 520w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p>B – Tam bu sırada yukarıdaki işaretçi aşağıdakine &#8220;vapur kalkıyor&#8221; diye bağırırdı;</p>



<p>C – Aşağıdaki işaretçi aşağıdan yukarıya gelen bir vasıta yoksa yeşil bayrak çekerek &#8220;koyuver&#8221; diye bağırırdı;</p>



<p>D – Bunun üzerine yukarıdaki işaretçi yeşil bayrak çekerek vapurun iskeleden ayrılıp aşağıya doğru güvenle geçmesini sağlardı…</p>



<p>E – Eğer aşağıdan yukarıya çıkan bir vasıta varsa aşağıdaki işaretçi yukarıdakine &#8220;kapalı tut&#8221; diye bağırır; bunun üzerine yukarıdaki kırmızı bayrak çekerek vapurun iskelede beklemesini sağlar, aşağıdan gelen vasıta da aşağıdakinin yeşil bayrak çekmesiyle yukarıya geçtikten sonra (C) ve (D) maddesindeki işlemler yapılarak iskeledeki vapurun aşağıya güvenle geçmesini sağlanırdı…</p>



<p>F – Aşağıdan gelen bir Şehir Hatları vapuru olursa ona göre işaret verirlerdi…</p>



<p>G- Geceleri de ayni işlemler kırmızı veya yeşil fenerlerle yapılırdı…</p>



<p>Bayrakçılardan en kıdemli olanı çoğunlukla Marmara tarafında dururdu. Çünkü o yönden gelen deniz araçlarının durumunun daha tehlikeli olduğu bilinirdi…</p>



<p>Kandilli Burnu, kış mevsiminde çok sert rüzgarlı ve soğuk olduğundan bayrakçıların burada çalışmaları oldukça zordu…</p>



<p>(Bu bilgiler orada çalışan bayrakçılardan Mustafa Kara ile Hasan Pazarlı Ramazan Nikbay ve İbrahim Karahan’dan sağlanmıştır.)&nbsp;</p>



<p><em>Kaynak: Kandili’de Tarih, Yazarı M. Celalettin Atasoy, Türkiye Turing Ve Otomobil Kurumu Yayınları, 1982</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="531" height="400" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730.jpg" alt="" class="wp-image-165621" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730.jpg 531w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730-300x226.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730-80x60.jpg 80w" sizes="(max-width: 531px) 100vw, 531px" /></figure>



<p><strong>BOĞAZİÇİ&#8217;NDEN YOK OLAN GÖRÜNTÜLER  &#8211;  ARNAVUTKÖY AKINTIBURNU&#8217;NDAKİ BAYRAKÇI</strong></p>



<p>1950’lerde Arnavutköy Akıntıburnu&#8217;nda elinde kırmızı ve yeşil bayraklar olan bir nöbetçi durur, Arnavutköy İskelesinden kalkan vapurlara yol verirdi. Çapa resmi olan ışıklı tabela da o noktadan denizin altından elektrik hattının geçtiğini ve demir atılmaması gerektiğini ifade ederdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="357" height="286" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984.jpg" alt="" class="wp-image-165622" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984.jpg 357w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" /></figure>



<p><strong>ARNAVUTKÖY&#8217;DEN YETİŞEN BİR KÜREKÇİNİN ANILARI…</strong></p>



<p>&#8220;…1952 yılındayız. Okul zamanı yaklaşıyordu. Arnavutköy tarafımızdaki komşu yalının rıhtımında yolu gören en uç köşeye gidip parmaklıkların üstüne oturup balık yakalarken kısa süre sonra bu rahatlığın biteceğini düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Orada oturup oltaya vuracak olan izmaritleri beklerken yoldan geçen okul üniformalı çocukları seyredip buna pek de hevesli olmadığıma karar vermiştim çünkü dikkatimi çeken önemli bir şey vardı: &#8216;Okula giden çocukların suratı hep asık oluyordu.&#8217; Ancak zil çalıp ders bittiğinde okuldan çıkınca gülmeye ve eğlenmeye başlıyorlardı. Bu işte bir numara vardı. Galiba okul sıkıcıydı…</p>



<p>Ama pek öyle korktuğum gibi olmadı. Okul ilk yıllarında beni çok zorlamamıştı. Hava uygun olduğu hemen her gün balık tutmaya devam ettim. Dersler çok az zamanımı alıyordu. Sadece havalar bozduğu zaman dışarı çıkamıyordum. O günlerde de evin alt katında eskiden mutfak olan odada babamın kurduğu küçük marangozhanede kendime tahtadan kayıklar yapıyordum. Babamın Çemberlitaş – Tavukpazarı’ndaki bıçkıhanesindeki ustalardan öğrendiğim gibi iskarpela ve çekiçle tahtaları oymayı ve şekil vermeyi öğrenmiştim. Boğazda havanın bozması ürkütücü ve tehlikelidir. Bunu senelerce denizin kıyısında suyun gücünü yakından tanıyarak öğrendim. Çok sonraları denizle boğuşacak yaşa geldiğimde küçücük sandalımda kürekle akıntıya ve rüzgara karşı direnerek sakinleşirdim. Bunu biraz da biriken enerjimi harcamak için kullanıyordum herhalde. Arnavutköy’e, Akıntıburnu’na gelip kıyıda durup denize baktığınızda deli gibi akan ve köpüren sulardan kürek çekerek Bebeğe gitmek veya karşıya geçmek imkansız gibi gözükür ama ben bunu günlük bir iş olarak yapanların yanında büyüdüm…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1004" height="550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340.jpg" alt="" class="wp-image-165623" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340.jpg 1004w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-300x164.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-768x421.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-696x381.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-767x420.jpg 767w" sizes="(max-width: 1004px) 100vw, 1004px" /></figure>



<p>Anneannemler 50’li yıllarda Vaniköy’de otururlardı. Oturdukları eve henüz telefon bağlanmamıştı. Bizim gelmemizi istedikleri zaman sabah erkenden pencerelerine kocaman beyaz bir çarşaf asarlardı. Annem bizim yalıdan bakıp o çarşafı görünce hemen beni giydirir öğleden evvel Arnavutköy iskelesinden kalkıp Vaniköy’e geçen vapura yetişirdik. Bazı günler keyfi yerindeyse ortanca halamın oğlu Şenyu ağabey bizi sandalla kürek çekerek karşıya bırakırdı. O azgın ve ürkütücü akıntıyı basit bir iş yaparmış gibi ustalıkla geçerdi. Vapurla geçtiğimiz günlerde de o sıcakta Vaniköy vapur iskelesinden eve kadar bütün yolu yürümezdik. Ferhan teyzem küçük sandalıyla gelir bizi iskeleden alır eve kürek çekerek götürürdü. Vaniköy’ün bitiminde Kandilli Burnu&#8217;na doğru sondan bir önceki yalının orta katında otururlardı. Son yalı o zamanlar mısır yağı (özü) fabrikasıydı. Hava poyraz olduğunda Vaniköy’e doğru baygın bir koku yayardı. O yapışkan koku burnuma yapışır, akşam eve döndüğümüzde bile hala rahatsız ederdi. Sonradan düşündüğümde daha iyi anlıyorum. Büyüklerim benim yeteneklerimi araştırma devrindeydiler. Özellikle büyükbabam bu konuyla çok ilgilenirdi. Bana resim yapmam için renkli kalemler verirdi. Ben en çok bir tarafı kırmızı bir tarafı lacivert olanları severdim. Ucunda silgisi olan yeşil renkli Faber kurşun kalemleri vardı. Onların boyu elle tutulamayacak kadar kısalınca kamış gibi bir şeyin içine monte eder, sonuna kadar kullanırdı. O özel pırıl pırıl cilalı sarı kamışlardan bana da vermişti. Kalemlerimi, silgimi, kalemtraşımı sakladığım çok eski zamanlardan kalma puro muhafaza etmek için yapılmış orijinal bir teneke kutum vardı. Üstünde anlamadığım bir lisanda (Fransızca) yazılar vardı. O kutuyu lise hayatımın sonuna kadar kullandım. Vaniköy’de bazen öğle yemeğinden sonra sandalla gezer veya balık tutardık. Kürekte mutlaka Ferhan teyzem olurdu. Nuran teyzem İstanbul Şehir Orkestrası&#8217;nda keman çaldığı için ellerine çok itina gösterir kürek çekmek istemezdi. Hatta yakaladığı balıkları bile Ferhan teyzeme ayıklatır, oltasına uzaktan kumandayla yem taktırtırdı. İskeleden Çengelköy’e doğru olan tarafa fazla gitmezdik. Orada köyün sakinleri tarafından “Maskara Akıntısı” diye anılan bir yer vardı. Anafor suları akıntıyı kürekle geçmek isteyen acemileri olduğu yerde döndürür, sağa sola savurur, kıyıdaki yalılardan seyredenlere tam anlamıyla maskara ederdi. Ferhan teyzem esaslı bir kürekçiydi. Özellikle kuvvetli poyrazda bile dişini sıkıp küreklere asılmasını hiç unutmam. Dikkatle onu izleyip “sonuna kadar dayanabilecek mi?” diye düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Onu seyrederken ben yorulurdum. Belki de uygun bir ortam yakalasa iyi bir kürek yarışçısı olabilirdi. Boğaz&#8217;ın en sakin ve zamanla en az değişikliğe uğrayan semti olan Vaniköy’den daha sonraları tanışacağım Galatasaraylı kürekçilerden Ahmet Baysan, Mehmet Ayata ve daha eskilerden dişçi ağabeyimiz Füreyd Dosdoğru gibi sporcular çıkmıştı. Sporculuğunun son senelerine yetiştiğim Vaniköy’lü Ahmet bazı günler antrenmandan sonra hava kararırken Galatasaray Adası&#8217;ndan Vaniköy’e sandalıyla kürek çekerek dönerdi. Biz o saatlerde genellikle ailecek rıhtımda otururduk. Yalının önünden geçerken kibarca başıyla babama selam verirdi. Onun arkasından bakar hava karardığı zaman akıntının azgın sularından nasıl geçeceğini düşünür ürperirdim. Boğazdakiler hangi havada akıntıyla nasıl uğraşılacağını iyi bilirlerdi. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="901" height="900" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820.jpg" alt="" class="wp-image-165624" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820.jpg 901w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-768x767.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-696x695.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></figure>



<p>Arnavutköy’lü balıkçıların Kandilli’ye veya Çengelköy’e olta balığına kürekle gidip geldikleri çok olurdu. Gerçi onların bu işe çok uygun olarak dizayn edilmiş “Kancabaş” denilen Osmanlı zamanından kalma ince boğaz kayıkları vardı ama ihtiyar ve çelimsiz balıkçıların bile akıntıyı kürekle geçmeleri çok sık görülen gündelik bir olaydı. Oturakta hafif yanlamasına oturur, omuzlarından birini arkada bırakarak çok karakteristik çarpık bir stilde kürek çekerlerdi. Arkaya daha kolay bakmak için böyle oturduklarını ilerleyen zaman içinde öğrenmiştim. Daha sonraları ben de bazen balık tutmak, bazen sırf enerji harcamak, bazen de sandalımdaki misafirime hava atmak için akıntıyı defalarca geçtim. Kanalın ortasına çıkıp çapari yaptım. Daha yarışçılık yıllarıma çok vardı. Deniz ve kürek çok doğal bir şekilde yaşantımın bir parçası olmuştu. Yapacak başka bir şey zaten yoktu. Rüzgar, akıntı, balıklar, midyeler ve onların kokuları içimize işlemişti. Boğaz&#8217;da denizin kokusu farklıdır. Mevsimine ve rüzgarın yönüne göre değişir. Bazen hava kuzeyden hafif eserken denizin ortasında çok keskin bir karpuz kokusu duyarsınız. Balıkçılar bunun ozon kokusu olduğunu söylerler. Lodos havalarda da Marmara’dan gelen baygın bir yosun kokusu olur ama Boğaz&#8217;da benzersiz olan ve insanın tüylerini ürperten unutamadığım bir başka koku daha vardır…&#8221;</p>



<p>DERLEYEN: Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ (15): BOĞAZ&#8217;IN CANAVARI LÜFER</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/11/03/bir-baska-alemdi-bogazici-15-bogazin-canavari-lufer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Nov 2024 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Beykoz]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kireçburnu]]></category>
		<category><![CDATA[Lüfer]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniköy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=158880</guid>

					<description><![CDATA[Bir zamanlar, özellikle 1960&#8217;lı yıllarda lüfer avcılığında kardeşim ile birlikte Boğaz&#8217;da adımız çıkmış, balıkçılar ve komşularımız arasında âdeta şöhret olmuştuk… Sandalımız Ayvansaraylı Süleyman Usta&#8217;nın özenerek imâl ettiği, İnebolu&#8217;nun kestane ağacından yapılmış, yarım aynalı, livarlı, fevkalâde dengeli Boğaz Tipi, 5 m boyunda bir balıkçı teknesiydi. Sandalımızın kıçına taktığımız Seagull marka 5 (HP) beygir gücündeki motorumuz sandalımıza [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir zamanlar, özellikle 1960&#8217;lı yıllarda lüfer avcılığında kardeşim ile birlikte Boğaz&#8217;da adımız çıkmış, balıkçılar ve komşularımız arasında âdeta şöhret olmuştuk…</p>



<p>Sandalımız Ayvansaraylı Süleyman Usta&#8217;nın özenerek imâl ettiği, İnebolu&#8217;nun kestane ağacından yapılmış, yarım aynalı, livarlı, fevkalâde dengeli Boğaz Tipi, 5 m boyunda bir balıkçı teknesiydi. Sandalımızın kıçına taktığımız Seagull marka 5 (HP) beygir gücündeki motorumuz sandalımıza iyi uyum sağlamış olduğundan balık avcılığımızda hiç bir zaman sorun yaratmaz, ağır yol, yarım yol gibi hız ayarlarımızı suların akıntısına göre rahatlıkla yapardık…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="597" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174517.jpg" alt="" class="wp-image-158881" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174517.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174517-300x280.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174517-450x420.jpg 450w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p>Balık avlanma teknikleri, Boğaz&#8217;ın avlak yerleri ve çeşitli takımların yapımında öncülerimiz, hocalarımız arasında Yeniköylü kıdemli balıkçılar ve Bebekli Fikret Nigâr Beyefendi en başta gelirdi…Özellikle muhtelif boylardaki, özel tasarımlı yerli/ithal kaşıklarla ve yeni avlanmış zargana yemleri takmış olduğumuz uzun oltalarla Yeniköy Çakarı civarında gündüzleri yaptığımız avlarda balığın bol olduğu günlerde sandalımız lebalep balıklarla dolar, biz de hem harçlığımızı doğrultur hem de konu komşuya, fakir fukaraya boy boy lüferler ikram ederdik…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="573" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-1024x573.jpg" alt="" class="wp-image-158882" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-1024x573.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-768x430.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-696x389.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-1068x598.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626-751x420.jpg 751w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174626.jpg 1278w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yeniköy Çakarı, Boğaz&#8217;ın karşılıklı iki yakasındaki Yeniköy ile Beykoz arasında 90 derecelik bir açıyla dönemeç yapan, ters akıntılı ve bol anaforlu bir konumunda bulunan, gemilerin seyir güvenliği yönünden dünyanın en riskli yerlerinden biri sayılan sığlık bir plato formasyonudur…Burası gençlik yıllarımda Boğaziçi’nde lüferlerin 4 mevsim en bol olduğu, yemlendiği, avlandığı özel bir bölge idi…</p>



<p>Buralarda 1960&#8217;lı yıllarda birkaç kez tanık olduğum müthiş bir doğa olayını aşağıda kısaca anlatmak istiyorum:</p>



<p>Bir Eylül sabahı gün ışımadan önce Çakar Feneri civarında oltalarımızı hazırlamış, motorun hızını ayarlamış, avcılığa başlamak üzereydik…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="275" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174611.jpg" alt="" class="wp-image-158883" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174611.jpg 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174611-300x172.jpg 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p>Yeniköy önlerindeki platonun dibine kadar sular pırıl pırıl berraktı, denizin içindeki en ufak cisimleri ve balıkların hareketlerini rahatlıkla izleyebiliyorduk…</p>



<p>Bir anda denizin orta sularında Beykoz tarafından Yeniköy açıklarına doğru yaklaşmakta olan yoğun torik ve palamut sürülerinin üzerine doğru Çakar Feneri çevresinde mevzilenen kofana ve lüfer gruplarının zıpkın hızıyla saldırıya geçtiklerini gördüm…</p>



<p>O anda farkına vardığım her balıkçının sıkça rastladığı canavar balıklardan lüferlerin sıradan saldırılarından biri olamazdı. Burada sözünü ettiğim deniz muharebelerinde belki onbinlerce torik ve palamutların oluşturduğu muazzam yoğunlukta sürülerin arasına ansızın dalan binlerce kofana ve lüferlerin saldırgan kıtalarının kapışmasını ve denizin göz alabildiğince geniş alanda bir kan akıntısı halinde akarken kızıla boyandığı müthiş bir doğa olayını anlatıyorum…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="547" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545.jpg" alt="" class="wp-image-158884" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545.jpg 800w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545-300x205.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545-768x525.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545-696x476.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174545-614x420.jpg 614w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Kaşla göz arasında geçen bir sürede Çakar civarında denizin içi kıpkırmızı oluverdi…O zamanlar cep telefonları olmadığından bu görkemli doğa olayını maalesef görüntüleyemedik…</p>



<p>Bir süre sonra denizin yüzeyine çıkan, bedenlerinin çeşitli yerleri kopmuş, yaralı ve ölü torik ve iri palamutlardan yenebilecek durumda olanlarını kepçeyle toplamaya başladık…İri torikleri lâkerda malzemesi yaptık…</p>



<p>İlerleyen saatlerde canavar kofana ve iri lüferler karınlarını iyice doyurmuş olduklarından pek fazla av vermediler…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="595" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174533-595x1024.jpg" alt="" class="wp-image-158885" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174533-595x1024.jpg 595w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174533-174x300.jpg 174w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174533-244x420.jpg 244w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/IMG_20241102_174533.jpg 600w" sizes="(max-width: 595px) 100vw, 595px" /></figure>



<p>Lüferlerin canavarlıklarını bilirdik ama bu çapta bir olayı canlı olarak yaşamakla görgü ve bilgi dağarcığımız müthiş zenginleşti…</p>



<p>Hey gidi günler hey!..</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ {4} MARTILAR REHBERİM</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/01/13/bir-baska-alemdi-bogazici-4-martilar-rehberim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jan 2024 09:00:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[martılar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=136317</guid>

					<description><![CDATA[BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ {4} MARTILAR REHBERİM Bindokuzyüzellili yılların başındayız…Önünden ırmak gibi denizin aktığı, sert havalarda vuran dalgaların yıkadığı, üzerinde martıların buluştuğu uzun, geniş rıhtımıyla Boğaz’ın Yeniköy sahilinde ahşap tarihî bir yalı uzanır. Yüzyılı aşan geçmişinde sık sık el değiştirmiştir. Yalının dördüncü sahibi, tahtından indirilmiş Ulu Hakan ya da Kızıl Sultan diye anılan padişahın oğullarından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ {4}</strong><br />
<strong>MARTILAR REHBERİM</strong></p>
<p>Bindokuzyüzellili yılların başındayız…Önünden ırmak gibi denizin aktığı, sert havalarda vuran dalgaların yıkadığı, üzerinde martıların buluştuğu uzun, geniş rıhtımıyla Boğaz’ın Yeniköy sahilinde ahşap tarihî bir yalı uzanır. Yüzyılı aşan geçmişinde sık sık el değiştirmiştir. Yalının dördüncü sahibi, tahtından indirilmiş Ulu Hakan ya da Kızıl Sultan diye anılan padişahın oğullarından biri olan Şehzâde Mehmet Burhanettin Efendi, yalıyı satın alır almaz yıktırıp yeniden yaptırmıştır. Yaptırırken de ikinci balkonun çatı alınlığına üzerinde 1328 tarihi (Hicri 1328=Milâdî 1912) ve “Ya Hâfız” yazılı bir levha koydurmuştur.  Romanya ormanlarından seçilerek getirilen çam kerestelerden inşa edilen bu saray yavrusu yalı, haremliği, selâmlığı, kayıkhanesi, hamamı, korusuyla ta Rumelihisarı’ndan, Kanlıca&#8217;dan da görülüyordu. O yıllarda ahşap işlemelerle bezenmiş cephesindeki eskiyen tahtalar, bakım, boya görmediklerinden yer yer çatlamış, boz renge bürünmüştü. Süslemeli yüksek tavanlı odalarına girenlerin burunlarını denizin iyot kokusuyla karışan eski ahşabın kokusu kaplardı. Yalının hareketli çatısında martıların yosunlarla yaptıkları yuvalar hiç eksik olmazdı, özellikle ergûvanlarla leylâkların açtığı bahar aylarında…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136319" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_113232-300x172.jpg" alt="" width="1038" height="595" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_113232-300x172.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_113232.jpg 485w" sizes="(max-width: 1038px) 100vw, 1038px" /></p>
<p>Caddeye bakan cephenin güney ucundaki tren vagonuna benzer ahşap bir köprüyle haremlikten koruya geçilirdi. Caddenin karşı tarafında, kestane, ıhlamur, akçaağaç, çınar ağaçlarıyla fındık çalılarının kümelendiği büyük fakat bakımsız koruda mahallenin çocukları nice oyunlar oynardı. Gençler için bu gizemli koruya girebilmenin iki koşulu vardı. Ya yalı sahipleri Boğaz’a henüz gelmemiş, ya da tam tersi, kışlıklarına dönmüş olmalıydı. Ama yalının bekçisi Kâni Efendi’nin oğlu Melih’in arkadaşı olanlara koruda saklambaç oynamak serbestti&#8230;Korusu Tıngıroğlu Bahçesi olarak da anılan yalının Yeniköy&#8217;e bakan kuzey cephesi boyunca uzanan ve Sahil Yolunu denize bağlayan ‘tulumbacı sokağının’ (yangın aralığı) adı da Tıngıroğlu Sokağı idi&#8230;</p>
<p>Usta bir balıkçı olan Bekçi Kâni Efendi, karısı Meliha ve delikanlılık çağındaki oğlu Melih ile birlikte selâmlıktaki birkaç odada yaşıyordu. Melih, annesi gibi beyaz tenliydi. O nedenle, okul arkadaşları ona “Akoğlan” lâkabını takmışlardı. O, gönlü insan ve doğa sevgisiyle dolu, denizle iç içe yaşayan, sporcu bir genç idi…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136320" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132-300x182.jpg" alt="" width="870" height="528" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132-300x182.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132-768x466.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132-696x422.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132-692x420.jpg 692w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/Screenshot_20240110_121132.jpg 961w" sizes="(max-width: 870px) 100vw, 870px" /></p>
<p>Kâni Efendi ve ailesi, yaz aylarında yalının paydaşı aileler birbiri ardından gelip odalarına yerleşmeye başlayınca artan işlere yetişemez olurdu. O koca yaşlı yalıda hizmetli olmanın tüm zorluklarına karşın genelde düzenli ve huzurlu bir yaşamları vardı bekçi ailesinin.</p>
<p>Havaların ve çalışma koşullarının elverdiği günlerde seher vakti ya da akşama doğru Kâni Efendi oğluyla balık avına çıkardı. Usta balıkçılar gibi oğluna balık avcılığının inceliklerini gösterir, martılara, rüzgârlara ve akıntılara bakarak balıkların yerlerini keşfetmeyi öğretirdi.<br />
***<br />
Bir gece Melih denize bakan penceresinin önünde çakan bir şimşekle ansızın uyandı. Gök gürledi. Alacakaranlık yerini yavaş yavaş aydınlık bulutlara bırakırken sabahın ilk müjdesini serçeler verdiler küçücük sesleriyle. Sonra, kanatları ıslanmış güvercin çırpınışlarını ve kumru seslerini duydu. Çatıdaki martıların gaklamaları kulaklarında çınladı. Kuşkusuz gökyüzü ve Boğaziçi onlardan sorulurdu: Yani, martılardan…</p>
<p>Gün doğarken koyu gölgelerden çıkıp beyaz kanatlarıyla lacivertten maviye çalan suların üzerinde süzülen martılar yakamozlara caka atmaya başladılar.</p>
<p>Alacakaranlıkta birbiri ardından çakan şimşeklerin ışığında, Melih yalının rıhtımına konan martıların arasında kendine alıştırdığı Ak Martı&#8217;yı tanıdı sağ ve sol kanadı arasındaki tüylerinin farkından. Sanki bir arkadaşıyla pencerenin önüne gelmişti. Onu daha bir yavru iken Çakar’ın yakınında denizden yaralı olarak kurtardığı an gözünün önüne geldi. Balık avından dönerken ilk kez gördüğünde denizin üzerinde sürükleniyordu çırpınarak. Deli akıntıya yaralı bedenini teslim etmiş, rastlayacağı ilk anaforda derinlere gitmek üzereyken Melih imdadına yetişmişti. Sandalına aldığında sağ kanadı kırık, tüylerinin çoğu yolunmuştu. Yalvaran gözlerle kurtarıcısına bakarken, sapsarı gagasını tıkırdatarak tir tir titriyordu minik martı. İnsanlardan korkmuştu…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136321" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913-300x168.jpg" alt="" width="911" height="510" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913-768x431.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913-748x420.jpg 748w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114913.jpg 980w" sizes="(max-width: 911px) 100vw, 911px" /></p>
<p>Köyde balıkçılar böylesine parlak beyaz tüylü martıları çapari yapımı için avlar, kanatlarındaki tüylerini yolarak av takımları için malzeme çıkartırlardı. Büyük olasılıkla hoyrat bir balıkçı, yakaladığı bu yavru martının tüylerini yolarken körpe sağ kanadını kırmış, zavallı kuşun sakatlanmasına sebep olmuştu&#8230;</p>
<p>Melih o yaralı yavrucağı tam üç ay boyunca yalının bahçesinde eski balık ağlarından yaptığı genişçe bir kafesin içinde bir bebek gibi beslemişti. Bahçeye gelip giden kedileri hem kızdıran hem de kıskandıran martıcık her gün yediği taze istavrit, uskumru, izmarit balıklarıyla iyice semirmeye başlamıştı. Artık hem sağlığına kavuşmuş hem de bayağı büyümüştü. Melih ‘Ak Martı’ adını koymuştu ona, kendi lâkabı ‘Akoğlan’dan esinlenerek. Bir yerde okumuştu: Cenevizli gemicilere Haliç’e ilk girişleri sırasında gece karanlığında Galata&#8217;nın yolunu gösteren efsânedeki martının da bir “ak martı” olduğunu&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136324" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171411-300x163.jpg" alt="" width="961" height="522" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171411-300x163.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171411-696x378.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171411.jpg 750w" sizes="(max-width: 961px) 100vw, 961px" /></p>
<p>Onları en çok kargalar kıskanır ama martı Boğaz&#8217;dır ve Sarıyer’dir, dahası İstanbul’dur. Martılar, Boğaz&#8217;daki yalıların, insanların ama en başta balıkçıların yakın dostlarıdır.<br />
***<br />
Martılarla dost olan Melih onlara balık ve ekmek verirdi.  Bu akıllı kuşların sadece avlanmak için uçtuklarını, karınlarını doyurduktan sonra karada, kıyılara yakın yerlerde dinlendiklerini bilirdi. Martının havadayken taşıma kuvvetini korumak amacıyla rüzgâra baş vererek uzun süreler süzülebildiğini, örneğin gemilerin yarattığı güçlü hava akımlarını kullanarak onları izlediğini, kanatlarıyla yalnız aşağı ve yukarı doğru değil, önden arkaya doğru da bir kürek çekme hareketi yaptığını, kuyruk tüyleri ve ayaklarının dümen, denge ve fren işlevi gördüğünü gözlemlemişti…Melih kendini genç bir martıya benzetiyordu…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136322 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114931-189x300.jpg" alt="" width="506" height="803" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114931-189x300.jpg 189w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114931-696x1106.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114931-264x420.jpg 264w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_114931.jpg 736w" sizes="(max-width: 506px) 100vw, 506px" /></p>
<p>Melih, Ak Martı’sı ile kısa sürede tam bir can dostu olmuştu. Hayvancağız, Boğaz’da gezip geldikten sonra gâh rıhtımda gâh çatıda tünüyordu. Hatta aklına estikçe irice bir palamutu ya da bir kolyozu yakalayıp rıhtımda sahibinin önüne bıraktığı oluyordu, ondan gördüğü sevginin ve yakınlığın ödülü olarak…</p>
<p>Martının zekâsına ve cesaretine hayrandı. Yalının bahçesindeki ağaçlara, sopalara sıra sıra asılı çirozlara dadanan kargalar; tavukları, piliçleri kapmaya gelen şahinler gibi davetsiz misafirlere savaş ilan ediyor, çevredeki arkadaşlarını kendine özgü sesiyle yardıma çağırarak onlarla birlikte bir ekip, küçük bir koruma sürüsü kuruyordu. Ak Martı’nın önderliğindeki sürüler her defasında saldırganları mutlaka kaçırıyorlardı.<br />
***<br />
Aradan üç yıl geçmiş Ak Martı artık ergenliğine kavuşmuştu. Bu arada Melih 18 yaşına basmış, boylanmış poslanmış, yakışıklı, güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştu. Erguvanlar çiçeklerini açıp, leylâklar, iğdeler baygın kokularını havaya salarken köyün kızlarından Vaso ile Ayşe, Hıdırellez haftası içinde, üstelik yakın günlerde bu güzel delikanlıya iyice tutulmuşlardı. Bu nedenle komşu iki kızın arasında bir çekişme başlamış, sevdâlı kızların dedikodusu mahalleli arasında kulaktan kulağa yayılmıştı. Ancak, Melih’in gönlü Ayşe’ye daha yakındı. Vaso bunu hissettiği andan itibaren kıskançlıktan adeta delirmiş, Melih’e durmadan söz atıyor, hırçınlıklar yapıyordu. Sonunda Melih bir yol ayrımına geldiğini anlamıştı. İki kız arkadaşından birini seçecek, onunla yakın arkadaş olarak ilişkisini ilerletecekti…Uzun geceler boyunca düşündükten sonra bir karara vardı: Ayşe’sine önce sözlenmeyi, ardından vatan hizmetine gitmeyi, askerliğini bitirdikten sonra da düğün dernek yaparak evlenmelerini önerecekti. Evliliğe giden yolda bir rehberi vardı zira…</p>
<p>Ak Martı son günlerde kendine bir eş bularak eşiyle birlikte yalının üst balkonunun üzerindeki çatı üçgeninde bir yuva kurmuştu. Artık eşleşen martılar gagalarıyla tutuşarak çiftleşmeye başlamışlardı. Martıların dakikalarca gaga gagaya kenetlenmiş, ritmik biçimde sevişmeleri estetik bir dansa benziyordu…Sonraki günlerde eşler birbirlerinden hiç ayrılmıyor, birlikte avlanıyor, birlikte dinleniyor, arada bir kavga da ediyorlardı…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136325" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171120.jpg" alt="" width="764" height="726" /></p>
<p>Bir gün dişi martı yuvaya 3 adet kahverengi yumurta bırakmıştı. Ak Martı da eşiyle kuluçka görevini paylaşıyordu. Yumurtaların üzerinde siyaha çalan koyu kahverengi sık benekler vardı. Günü geldiğinde yumurtaların kabukları çatladı, minik boz renkli üç civciv kafalarını çıkardılar. Çatıdaki şenlik yavruların çığlıklarıyla arttı. Şimdi Melih’in Ak Martı’sı baba olmuş, yavrularını eşiyle birlikte beslemekteydi. Minik martılar 5 haftayı geçince uçmaya başladılar.</p>
<p>Melih, can dostu Ak Martı’dan uçma, suya dalma, avlanma, beslenme, dinlenme konularında olduğu kadar, eşini seçme, sevme, yuva kurma, çocuk büyütme gibi yaşamın ince kurallarına ilişkin nice örnekler görmüş, güzel şeyler öğrenmişti…O da Ayşe’sini böyle mutlu edecekti…</p>
<p>***<br />
‘Yumuşak’ Ahmet ile ‘Akoğlan’ Melih, köyde birbirini seven ama sık sık çekişen, yarışan, iddialı iki yakın arkadaştılar…İkisi de çevik, cesur ve güçlü birer sporcu olan bu çocuklar çok iyi yüzerler, yüksek yerlerden korkusuzca suya atlarlar, karşı yakaya yüzerek gidip gelirlerdi…Bir gün arkadaşlarıyla birlikte balıkçı kahvesinde akşam çaylarını içerlerken ortaya atılıveren bir iddiaya tutuştular: kimin daha güçlü olduğunu saptamak amacıyla üç aşamalı büyük, iddialı bir yarışma yapacaklardı halkın gözleri önünde. Yarışma şu eylemleri kapsayacaktı: 1) Suya dalan bir karabatağın ardından dalarak onu suyun içinde bir hamlede yakalamak; 2) Yeniköy’den Kanlıca’ya kadar yüzerek gidip gelmek; 3) Şehzâde Burhanettin Efendi Yalısı’nın çatısının ortasındaki en sivri tepe noktasından &#8211; elbette yalının önündeki geniş rıhtıma çakılmadan- denize atlamak…İşte size zekâ, beceri, güç ve cesaret gerektiren üç dalı kapsayan bir yarışma…Köyün gençleri hep bir ağızdan hodri meydan dediler…Üç kişi de hakem olarak seçildi: Arap Mehmet, Köse Mergen ve Foçalı Necati. Yarışma Haziran ayında bir Pazar günü yapılacaktı</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-136326 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/eaf900f3295006701e00438b6177eae8-200x300.jpg" alt="" width="491" height="737" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/eaf900f3295006701e00438b6177eae8-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/eaf900f3295006701e00438b6177eae8-279x420.jpg 279w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/eaf900f3295006701e00438b6177eae8.jpg 511w" sizes="(max-width: 491px) 100vw, 491px" /></p>
<p>Yarışmacılar ilk olarak Çirozluk’la Kalender’in arasında suyun içinde karabatak yakalama yarışını yapacaklardı. Balıkçı barınağının önünde birkaç tane karabatak görünüyordu civarda. Hakemlerle yarışmacıların bulunduğu sandaldan ilk olarak Yumuşak Ahmet suya girerek usulca ilerisindeki karabatağa yaklaştı. Kural gereğince kuş kafasını suya sokar sokmaz arkasından yarışmacı da dalacaktı…Ansızın kuş daldı, ardından da Ahmet…Suyun içinde bir süre kayboldular, bir dakika kadar geçtikten sonra Ahmet sağ elinde kara kuşla denizin üstüne çıktı…Başarılı olmuştu…Bundan sonra Melih başka bir karabatağın peşinden daldı…Süre bir dakikayı aşmıştı ki karadaki ve denizdeki seyircilerin hayret dolu bakışları arasında 50-60 metre ileride önce Melih’in karabatağı tutan eli suyun üstüne çıktı…O da yarışmayı geçmişti…İzleyenler her iki yarışmacıyı da uzun süre alkışladı…Birinci yarışma sonunda beraberlik vardı…</p>
<p>İkinci yarışmanın zorlu geçeceği belliydi, çünkü hava ve deniz ne kadar sakin olursa olsun, Yeniköy-Emirgân açıklarında, Çubuklu-Kanlıca arasında sahilde kuvvetli ters akıntılar vardı…Hakemin işaretiyle, Yeniköy Parkı’nın önünden iki yarışmacı birlikte suya daldılar. Bir sandal onlara refakat ederken bir başkası da hakemleri taşıyordu…Yeniköy’den Çubuklu önlerine kadar Ahmet arayı açmaya başlamıştı ki Kanlıca akıntısında kulaçlarını sıklaştıran Melih ona yetişti. Kanlıca İskelesi’ne neredeyse birlikte geldiler. Oradan Yeniköy’e dönerlerken İstinye açıklarında ansızın beliren büyük bir tanker yüzünden bayağı zorlandılar, Emirgân açıklarına kadar sürüklendiler…Tanker önlerinden geçtikten sonra hızla kulaç atmaya devam ettiler…Parkın önündeki bitiş hattına kardeşçe yan yana geldiler…Yeniköylüler her iki sporcuyu çılgınca alkışlıyorlardı…İkinci yarışma da berabere sonuçlanmıştı…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136328" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171902-300x127.jpg" alt="" width="671" height="284" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171902-300x127.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_171902.jpg 634w" sizes="(max-width: 671px) 100vw, 671px" /></p>
<p>Üçüncü yarışma sporcularda cesaret ve beceri gerektiriyordu. Dile kolay, yalının yaklaşık 15 metre yüksekliğindeki çatısının üzerinden aşağıya ve ileriye doğru var güçleriyle atlayacaklar, öndeki 8 metre genişliğindeki taş rıhtımı aşarak denize balıklama dalacaklardı. Atlayışları sırasında yapacakları en ufak bir hata, hatta atlama sırasında yaşayacakları bir anlık kararsızlık, yaşamlarına mal olabilecekti. Tehlike büyüktü…Hakemler atlayıştaki tarza, güzelliğe ve suya değince yüzeyde bırakacakları su izine göre puan vereceklerdi…</p>
<p>Önce Ahmet yalının çatısına çıktı, ayaklarını çatının tepe üçgeninin sağında ve solunda yan yana koyup bitiştirdi. Çatıdan aşağıya baktığınızda deniz çok fazla ileride imiş gibi görünüyor, insanın gözünü korkutuyordu…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136330" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-300x208.jpg" alt="" width="1124" height="779" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-300x208.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-768x532.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-696x482.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520-606x420.jpg 606w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240112_172520.jpg 992w" sizes="(max-width: 1124px) 100vw, 1124px" /></p>
<p>Tepeye çıktığında Ahmet’in gözlerini korku bürümüştü…Ama o yiğitliğine leke sürdüremezdi. Bu yarışmaya isteyerek katılmıştı. Eğer bu aşamada yarıştan çekilirse köydeki tüm şanını şöhretini yitirecekti…Bütün cesaretini topladı, kollarını ahenkli bir biçimde ileri geri salladı, dengesini sağladı, nefesini tuttu, ayak kaslarıyla damın kızgın çinko kaplamalarının üzerinde yaylandı…Ve kendini ileriye, boşluğa doğru fırlatıverdi…Rıhtımın hemen önünde, tam kenarın iki karış ilerisinde denize daldı…Hani kılpayı sıyırdı derler ya, işte öyle kurtarmıştı gövdesini Ahmet…  Seyircilerin de yürekleri ağızlarına gelmişti…Alkışları çok uzun sürdü denizdeki onlarca sandal ve motorlardan izleyenlerin…Artık atlama sırası Melih’e gelmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-136333" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_120224-300x161.jpg" alt="" width="952" height="511" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_120224-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_120224-768x412.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_120224-696x373.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/01/IMG_20240110_120224.jpg 770w" sizes="(max-width: 952px) 100vw, 952px" /></p>
<p>Melih çatıya çıktığında babası Kâni Efendi’yi ve Annesi Meliha Hanımı gördü rıhtımın uzak kenarında. Annesi ona kaygıyla el işaretleri yapıyordu…Sevgilisi Ayşe bahçenin cadde duvarına yakın çınar ağacına kapanmış ağlıyordu. Vaso’nun alaycı gözlerle baktığını gördü kalabalığın arasında…Çatıda, sağ yanında ona bakan Ak Martı’sını gördü. Kanatlarını iyice açmış, sanki ona bir şeyler göstermek, hatta belki de bir şeyler söylemek istiyordu…Ansızın Melih’in beyninde bir şimşek çaktı, çünkü Ak Martı’nın ne demek istediğini anlamıştı: Ayaklarıyla yere sağlam basarken, bacaklarıyla kuvvetlice yaylanarak yerden güç almalı, kollarını kanat gibi ileri ve yana açarak bir kuş kanadı gibi kullanmalı, böylece vücudunu var gücüyle ileri fırlatmalıydı…Çatının alnındaki “Ya Hâfız” levhasının tam üzerindeki üçgen kısmın tepesinde duruyordu…İzleyenler nefeslerini tutmuşlardı…</p>
<p>Melih tüm dikkatini toplayıp iyice hedefine yoğunlaştıktan sonra besmele çekerek martısından gördüğü gibi çatının ucundan ileriye fırladı. Artık havada adeta uçuyordu…Bir martı gibi çok düzgün bir biçimde havada süzülerek rıhtımın kenarından 2-3 metre kadar ileriye estetik bir tarzda dalmıştı. Atlayışı çok iyi çalışmış bir tramplen kule atlayıcınınki kadar kusursuz olmuştu…</p>
<p>Hakemlerden Köse Mergen sudan çıkan Melih’e elini uzattı ve başarısından dolayı onu kutlayan ilk kişi oldu. Seyircilerin bağırmalarıyla, alkışlarıyla Yeniköy ve Boğaz sahili adeta inliyordu…İzleyenlerin tezahüratı Paşabahçe’den, Beykoz’dan duyulmuştu…Aralarında kısa süren bir konuşmadan sonra hakem heyeti Melih’i yarışmanın birincisi ilan etti…Köy halkı genciyle, yaşlısıyla hep bir ağızdan Akoğlan’ı büyük bir coşkuyla kutluyorlardı…</p>
<p>Melih, denizde kendisini alkışlayanları eliyle selamladıktan sonra yalının rıhtımına çıktı. Ayşe elindeki bembeyaz havluyla koşarak yanına geldi, onun ıslak bedenini  kurulamasına yardım etti&#8230;İki sevgili birbirlerine sımsıkı sarıldılar…Başlarının hemen üstünde Ak Martı eşiyle birlikte neşeli çığlıklar atarak kavisler çiziyordu…</p>
<div dir="auto">Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 13 Ocak 2023</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/mehmet-cemal-beskardes/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/09/16/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/09/16/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 16 Sep 2023 09:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[KENT]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[şehir hatları]]></category>
		<category><![CDATA[vapur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=103547</guid>

					<description><![CDATA[BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM) BOĞAZ VAPURLARI EN SAMİMÎ DOSTLARIMDI (2. Bölüm) &#8220;1940’lı, 1950’li yıllarda, Galata Köprüsü’ndeki iskelelerden günün muhtelif saatlerinde Boğaz’ın her iki yakasına uğrayacak tarifeli Şehir Hatları vapurları kalkardı. Yeniköylü minik Memo için bunlardan ikisi diğer seferlerden daha farklı bir anlam taşıyordu. Bu vapur seferlerinden ilki akşam saat 17.00 civarında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)</strong></p>
<p><strong>BOĞAZ VAPURLARI EN SAMİMÎ DOSTLARIMDI</strong><br />
<strong>(2. Bölüm)</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103568" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/e227fa6a5162d6045892ec82ee8b6f85-300x187.jpg" alt="" width="1101" height="686" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/e227fa6a5162d6045892ec82ee8b6f85-300x187.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/e227fa6a5162d6045892ec82ee8b6f85.jpg 650w" sizes="(max-width: 1101px) 100vw, 1101px" /></p>
<p>&#8220;1940’lı, 1950’li yıllarda, Galata Köprüsü’ndeki iskelelerden günün muhtelif saatlerinde Boğaz’ın her iki yakasına uğrayacak tarifeli Şehir Hatları vapurları kalkardı. Yeniköylü minik Memo için bunlardan ikisi diğer seferlerden daha farklı bir anlam taşıyordu. Bu vapur seferlerinden ilki akşam saat 17.00 civarında Köprü’den hareket ederek Rumeli kıyısındaki iskelelere uğrayan ve kalkışından bir saat kadar sonra Yeniköy’e yanaşan vapurdu ki, bazı günlerde Babasını, bazen de hem Babasını hem Dedesini Karaköy’deki yazıhanelerinden akşam eve dönüşlerinde getirirdi. Babacığına akşam işten eve dönüşünde ne güzel bir karşılama yapardı küçük kardeşiyle. Hele torunlarına tarifsiz bir sevgiyle bağlı olan Dedelerini elindeki küçük armağanlarla vapurun çıkış sahanlığında gördüklerinde tarifsiz hazlar duyarlar, vapurun bir an önce iskeleye yanaşmasını beklerlerdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103548" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3c989718460f282a95bdebfd3e025e47-300x181.jpg" alt="" width="890" height="537" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3c989718460f282a95bdebfd3e025e47-300x181.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3c989718460f282a95bdebfd3e025e47-696x419.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3c989718460f282a95bdebfd3e025e47-698x420.jpg 698w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3c989718460f282a95bdebfd3e025e47.jpg 736w" sizes="(max-width: 890px) 100vw, 890px" /></p>
<p>Bu “dilenci vapurunun” (Boğaz’daki iskelelere uğrayan vapurların halk arasındaki tanımı) kalkışından yarım saat kadar sonra, Köprü’den kalkan bir başka Boğaz vapuru ise hiçbir ara iskeleye uğramadan, dosdoğru Büyükdere’ye giderdi. Bu vapura halk arasında Büyükdere Doğrusu adı verilmişti.</p>
<p>Büyükdere Doğrusu ve Boğaz Hattı’nın Rumeli Yakası’ndaki tüm iskelelere uğraya uğraya gelen akşam vapuru, Galata Köprüsü’nden kalkışlarında aralarında olan zaman farkı nedeniyle İstinye ile Yeniköy İskeleleri arasında bir yerlerde kavuşurlardı. Bir nevi yarışı andıran bu yetişme sırasında iskelelere uğrayarak gelen dilenci vapuru Yeniköy İskelesi’ne yanaşmak üzere hız keserken, Büyükdere Doğrusu onu sancak tarafından sollardı. İşte o bembeyaz ve kuğular gibi süzülerek yaklaşan iki vapurdan daha yavaş olanının adı bu nedenle biraz daha önce okunabilirdi. Ardından hızla öndekine yetişen, burnuyla denizi yararak, ardında dümen sularından beyaz köpükler savurarak seyreden Büyükdere Doğrusu’nun adı okunurdu. Hatta bazı günlerde, doğru’nun dilenci vapurunu yalarcasına yakınından geçtiği, dalgalarının hız kesen bu vapuru bayağı salladığı da görülürdü.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103549" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3bb2c26754eef5e3d5f9f186dc129db8-288x300.jpg" alt="" width="986" height="1027" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3bb2c26754eef5e3d5f9f186dc129db8-288x300.jpg 288w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3bb2c26754eef5e3d5f9f186dc129db8-403x420.jpg 403w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/3bb2c26754eef5e3d5f9f186dc129db8.jpg 576w" sizes="(max-width: 986px) 100vw, 986px" /></p>
<p>Kaptanların aralarında bir nevi şakalaşma vesilesi yarattıkları, dümenlerini tuttukları bu efsane gemilerin tüm güzelliklerini kıyıdan onları temaşâ eyleyen (keyifle seyreden) Boğaz halkına sergilemek istedikleri anlaşılırdı. Yolcular ve halk tarafından sevilen, sayılan bu kaptanların gemileri ile adeta özdeşleştikleri görülüyordu. Kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olan bu tarihî yüzer anıtlarla birlikte olmaktan kıvanç duydukları kaptanların gözlerinden okunurdu. Her vapurun kaptanı kendi gemisiyle özdeşleşmiş, sanki mâhir bir binicinin, bir usta jokeyin atıyla adetâ bütünleşerek kurduğuna benzer ilişkiler kurmuştu. Zaten o dönemde gemilerin kaptanlarına belki bu nedenle “süvari” de deniliyordu.</p>
<p>Kaptanlar, gemilerini Boğaz’da yarıştırırken, hem seyir güvenliği açısından hem de halkın, özellikle Memo gibi vapurseverlerin kıyıdan onları selamlamalarına ve isteklerine uyarak vapur düdüklerini (sirenlerini) çalarlardı. Buharlı gemilerin düdük sesleri, çok sayıda değişik uyarı ayrıntısını iletmek konusunda ustalaşan kaptanların ellerinde müthiş bir iletişim aracı olmuştu. Tehlike uyarı düdükleri, manevra sırasında,  iskelelere yanaşma öncesinde çıkarılan uzun ve kısa ötüşlü sesler, geminin iskeleden kalkışında memurlara, çımacıya ve yolcularına veda edişi daima birbirinden farklıydı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-212x300.jpg" alt="" width="1022" height="1446" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-768x1088.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-723x1024.jpg 723w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-696x986.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/Screenshot_20230124_163613-296x420.jpg 296w" sizes="(max-width: 1022px) 100vw, 1022px" /></p>
<p>Velhasıl bu düdük seslerinin baca önünden fışkıran bembeyaz buharlı görüntüleri Memo’yu adeta büyülerdi. Bir kısa ve ince “vuuut” sesinin ardından, uzun ve yüksek perdeden boğuk bir “vuuut” sesinin, üstelik giderek şiddetini arttırarak peş peşe gelişi, Memo’yu sevinçten havalara zıplatabilirdi. Küçük Memo, yazları akşam saatlerinde giderek artan deniz trafiğinde gelip geçen irili ufaklı gemilerin martıların şarkılarına karışan bu mini konserlerini dinlemeyi o kadar çok severdi ki, kış aylarında deniz kıyısından uzak kaldığı günlerde, tarifsiz bir biçimde o sesleri özlerdi.</p>
<p>Vapurların düdük seslerine olan özlemini gidermek için Gümüşsuyu’ndaki kışlık evlerinin penceresinden Üsküdar’a, Kabataş’a ve Haydarpaşa’ya doğru bakar, o güzelim vapurların seyirlerini, manevralarını ve düdük çalmalarını heyecanla izlerdi. Akrabalarını ziyarete gidecekleri günler yaklaşırken Kadıköy’e, Moda’ya ve Adalar’a yapacakları vapur seferlerini düşlerdi. Ama en çok Mayıs ayını iple çeker, Yeniköy’deki yalıya gidecekleri günün işaretlendiği Saatli Maarif Takvimi’nden sabırsızlıkla kopardığı yapraklardan takip ederdi..</p>
<p>Hele Boğazın o zarif vapurları, gelinler gibi bembeyaz boyalı tekneleriyle, süslenmiş güverteleriyle, balkonları salkım saçak güleryüzlü insanlarla dolu , can simitleri ve cankurtaran filikaları önde güverte küpeştelerine, orta ve arkalarda pencere önlerine, inci gerdanlıklar gibi dizilmiş olarak, bayram günlerinde rengarenk flâmalarla bezenerek geçmezler miydi? Memo’nun yüreğinde bir heyecan fırtınası kopardı o taze boyalı, pirinç aksamı parlak cilâlı ve gıcır gıcır bakımlı vapurlar geçerken önünden&#8230; Vapurların bacalarındaki renklerde sarılar sarıydı, kırmızlar kırmızı, beyazlar da bembeyazdı&#8230;Bacaların silindirik yuvarlak çevrelerinde sağda ve solda duran, ay-yıldızlı, kırmızı çapraz çift çıpalar (Denizyolları’nın logosu) ne de yakışırdı o âbidelere? Boğaz’ın masmavi sularında, bembeyaz köpükler fokurdatarak seyreden o beyaz teknelerin her birinin ayrı bir zerâfeti, ayrı bir asâleti vardı. Memo gemilerin herbirindeki farklı güzelliklerin ayırdındaydı ve onları belleğinin özel bölgelerine birer birer nakşetmişti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103553" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03-300x193.jpg" alt="" width="1107" height="712" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03-300x193.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03-768x494.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03-696x448.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03-653x420.jpg 653w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/eski_ada_vapurlari_03.jpg 774w" sizes="(max-width: 1107px) 100vw, 1107px" /></p>
<p>Fakat bu gemilerin arasında öyleleri vardı ki, onların apayrı konumları vardı çocuğun benliğine işlemiş olan. Bunlar Memo’nun gözünde yaşayan birer kahraman, birer efsâne idiler. Nasıl olmuştu da bu gemiler onun gönlünde sultanlar gibi taht kurabilmişlerdi?</p>
<p>İhtiyar bir Hasan Dayısı vardı Memo’nun ki  Anneannesinin büyük erkek kardeşi oluyordu. Emekliye ayrılmış bir deniz subayı ve sessiz sedasız köşesinde gazetesini okuyan, heybetli, boylu poslu, davudî tok sesli bir ihtiyardı Hasan Beyefendi. Müzmin bekâr olan Büyük Dayısı’nın çok önemli bir özelliği vardı ki O’nu minik yeğeninin gözünde yüceltiyordu. Hasan Bey, Çanakkale Savaşları’nda ve Ulusal Kurtuluş Savaşımızda önemli yararlılıkları, kahramanlıkları bulunan, Ülkemizin ilk deniz uçağı pilotlarından, eskilerin deyimiyle “bahriye tayyarecilerinden” biri idi. (Yeşilköy’deki Havacılık Müzesi’nde eski bir fotoğrafı sergilenmektedir.) Hasan Bey, bazı günler sabahtan akşama kadar hiç sıkılmadan minik yeğeniyle meşgul olur, onunla arkadaşlık, yârenlik yapardı. Özellikle Memo’ya Çanakkale Harbi’nde ve Kurtuluş Savaşı’nda neler yaptıklarını, neler yaşadıklarını, düşman kuvvetlerine belli etmeden, saklanarak, gizlenerek havadan ve denizden nasıl bilgiler topladıklarını anlatırdı. Bir de kocaman, bitmez tükenmez bir macera ve efsane konusu vardı ki o Memo’nun son derecede ilgisini çekerdi. Bu muazzam destanda Şirketi Hayriye gemilerinin Karadeniz ve Marmara’da, Çanakkale’de, Türk Askerlerini, Mehmetçikleri (buradaki Mehmetçik sözcüğü ile kendi adı olan Mehmet arasında beyninde birebir bir ilişki kuruverirdi minik Memo) cepheye nasıl taşıdıklarını, bu gemilerin kahraman, yiğit süvarilerinin (kaptanlarının) kumandasında, Balkan ve Çanakkale Savaşları’nın çatışmaların en şiddetli olduğu, en heyheyli günlerinde cephelere ayrıca mühimmat, cephane ve yiyecek-içecek de taşıdıklarını, gecelerin karanlığında düşmana sezdirmeden, mayınlanmış sulardan olabildiğince sessizce, usulca geçerek hedeflerine ulaştıklarını anlatırdı. Memo bu dinlediklerini defalarca yinelemesi için Hasan Dayısı’na yalvarır, gemilerin kahramanlık öykülerini belki onlarca kez anlattırırdı&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103556" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018-300x171.jpg" alt="" width="1109" height="632" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018-768x439.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018-696x398.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018-735x420.jpg 735w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/FB_IMG_1674568820018.jpg 959w" sizes="(max-width: 1109px) 100vw, 1109px" /></p>
<p>İğneada önlerinde düşman gemilerinin yaylım ateşine tutularak ağır yaralanan, ancak yine de cepheye Mehmetçikleri, silâhları, cephaneleri salimen ulaştıran 63 numaralı Sütlüce Vapurunun öyküsünü mü istersiniz, (13 Kasım 1917 tarihinde, sabah saat 05.40’ta Pylkij ve Bystryi adlı iki Rus savaş gemisi tarafından başlatılan İğneada-Trakya Karadeniz Kıyıları bombardımanında Sütlüce iki mermi isabeti birden almıştı.), yoksa düşman denizaltılarından kaçarken torpillenmemek için Selimpaşa-Kumburgaz sahillerine baştankara yapan 68 numaralı Güzelhisar’ı mı dinlersiniz? (5 Temmuz 1915 tarihinde Marmara’da seyrederken İngiliz denizaltısı E-11’in saldırısına uğramıştır.) Hasan Bey, bıkmadan, usanmadan, tok ve radyofonik ses tonuyla, havada uçan mermilerin, denizde hedefe yaklaşan torpidoların seslerini taklit ederek, gemilerdeki personelin telaşına ve korkusuna karşın kahraman kaptanların sükûnet ve soğukkanlılıklarını muhafaza edişlerini bir sinema filmi kadar ayrıntılı olarak anlatırdı. Elbette bütün bu kahramalık öykülerini, onları bizzat yaşamış ve gözleriyle izlemiş olan bir kahramanın ağzından dinlemek bambaşka bir haz veriyordu çocuğa. Bunların sonucunda, Şirketi Hayriye’den, Balkan ve Çanakkale Savaşı’ndan günümüze kadar gelen bu kahraman gemiler çocuğun gözünde yaşayan birer efsâne olup çıkıyorlar, zinde belleğine iyice kazınıyorlardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103557" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880-300x158.jpg" alt="" width="1115" height="587" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880-300x158.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880-768x404.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880-696x366.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880-798x420.jpg 798w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/b2c64cd0f968081886e2410783eaa880.jpg 800w" sizes="(max-width: 1115px) 100vw, 1115px" /></p>
<p>Memo büyüdü, ortaokul, lise öğrencisi oldu. Okulu Tünel’deki Alman Lisesi idi. Yeniköy’den saat 06.30’da kalkan sabah vapuruyla okuluna giderken yaptığı keyifli yolculuklar boyunca derslerini gözden geçirme olanağı bulurdu. Okul dönüşlerinde Köprü’deki Boğaz İskelesi’nden bindiği vapurlarla eve dönüşünden ayrı bir haz alırdı Memo. 74 Altınkum Vapurunun 45 süvarisi İsmail Kaptan’a Almanca dersi veriyor, karşılığında bazı iskeleler arasında dümen tutuyor, kaptan köşkünde kendisine ikram edilen tavşankanı çayları içiyor, çıtır simitleri tadıyordu. Yeni yetme bir Boğaz Çocuğu için bundan daha keyifli bir yaşam da düşünülemezdi doğrusu…</p>
<p>Televizyonların, bilgisayarların, cep telefonlarının bulunmadığı, ancak ailelerdeki gençlerle yaşlıların arasında sıcak ilişkilerinin var olduğu, dedelerin, ihtiyarların tatlı tatlı anlattıkları kahramanlık öykülerinin minikler tarafından can kulağı ile dinlenildiği dönemlerdi 1940’lı ve 1950’li yıllar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103558" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/284c81b9af5a574e24c787506b5767cc-300x195.jpg" alt="" width="1014" height="659" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/284c81b9af5a574e24c787506b5767cc-300x195.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/284c81b9af5a574e24c787506b5767cc-696x452.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/284c81b9af5a574e24c787506b5767cc-647x420.jpg 647w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/284c81b9af5a574e24c787506b5767cc.jpg 736w" sizes="(max-width: 1014px) 100vw, 1014px" /></p>
<p>Yakın tarihimizin, Balkan ve Çanakkale Savaşlarımızın isimsiz kahramanlarından olan o güzelim vapurlar Şirketi Hayriye’den devralınarak Denizyolları’nın Şehir Hatları İşletmesine geçmişlerdi. Boğaz vapurları o yıllarda iyi bakımlı ve pırıl pırıl tertemiz durumdaydılar. Gemilerin sadece güvertelerinin, bordalarının boyalarının değil, aynı zamanda metal donanımlarının, halat babalarının, manikalarının, kurtağızlarının, kazan dairelerindeki tüm pirinç ve bakır aksamın sürekli bakımlarının yapıldığını,  metal aksamın gemi tayfası tarafından sık sık kaville (bakır ve pirinç metal parlatıcı solüsyon) parlatıldığını izlerdik. Elbette bu gemilere kumanda eden kaptanlar da Kurtuluş Savaşımızın kazanılması için nice kahramanlıklarda bulunan, destanlar yazan eski kaptanların halefleri, onların denizcilik geleneğinden yetişen evlâtları idiler.</p>
<p>Kaptanlar, çarkçıbaşılar ve tüm gemi personeli günün sınırlı olanaklarına karşın gemilerinin saat gibi işlemesi için özveriyle çalışmaktaydılar. Onlar vapurların makine dairelerinden güvertelerine, direklerinden pervanelerine kadar her köşesinin daima pırıl pırıl görünmesi ve işlemesi için büyük bir şevkle ve aşkla görev yapmaktaydılar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103559" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/0c3d16247cd02a5866d89fb581a59860-300x297.jpg" alt="" width="1007" height="997" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/0c3d16247cd02a5866d89fb581a59860-300x297.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/0c3d16247cd02a5866d89fb581a59860-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/0c3d16247cd02a5866d89fb581a59860-424x420.jpg 424w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/0c3d16247cd02a5866d89fb581a59860.jpg 526w" sizes="(max-width: 1007px) 100vw, 1007px" /></p>
<p>Vapurların hem Kentimizdeki yaşamın hem de İstanbul Boğazı’nın bir simgesi olduğunu her İstanbullu mutlaka bilmelidir. Hangi İstanbullu Boğaziçi’ni iskeleler arasında mekik dokuyan vapurlarından ayrı olarak tahayyül edebilir? İstanbul’da yaşayıp da Boğaz’da vapur gezisi yapmak için, Adalar’a, Modalar’a keyifli bir vapur yolculuğuyla gitmek için fırsat kollamamak olası mıdır? İstanbul’un gizemini ve değerini içinden okyanuslara ulaşan denizin geçmesi, kentin denizlerle çevrili olması ve o suların üstünde vapurla yolculuklar yapılması arttırmaz mı? O vapurlar ki İstanbul’un kent belleğine işlenmiş vazgeçilemez yolcu taşıma araçları oldukları kadar İstanbul’da yaşamanın ayrıcalığına işlenmiş nâdide sanat eserlerimiz de değil midir?</p>
<p>Şayet İstanbullular önümüzdeki dönemlerde vapurlarını geleceğe taşıyamazlar ise İstanbul kimliğinden, ruhundan ve karakterinden çok önemli bir unsuru, dahası en önde gelenlerinden birini yitirmiş olur. İstanbul’un somut ve soyut kültür varlıkları arasında bizzatihî vapurlar, vapurlu ulaşım ile vapurlu yaşam kesinlikle yer almalıdır. Hem de bir olmazsa olmazlık koşuluyla.</p>
<p>Bu nedenle, Boğaz vapurlarından en azından beş adedi için, bunları müze ya da anıt gemiler olarak geleceğe taşımak üzere Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu bir karar almalıdır. Boğaz vapurlarını, İstanbul’un “kültür varlıkları”, “kültür mirası” eserleri oldukları gerekçesiyle kayıt altına alınarak tescil edilmelerini ve sonsuza dek işlevsel olarak yaşatılmalarını sağlamalıyız.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103560" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/8024c2b8dbefb818fda6a06b304d0212-300x261.jpg" alt="" width="1084" height="943" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/8024c2b8dbefb818fda6a06b304d0212-300x261.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/8024c2b8dbefb818fda6a06b304d0212-482x420.jpg 482w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/8024c2b8dbefb818fda6a06b304d0212.jpg 564w" sizes="(max-width: 1084px) 100vw, 1084px" /></p>
<p>Almanlar, Avusturyalılar, İsviçreliler nehirlerde ve göllerde yüz yaşını aşkın yandan çarklı, buhar makinalı gemilerini üstelik tam orijinal şekilleriyle yaşatabiliyorlar. Bu gemileri yaşatan sivil toplum örgütlerinin yöneticilerini, onları kiralayan, nehir ve göllerde turistik gezilerde kullanan firmaların sahiplerini yakından tanıma fırsatını buldum. Onlar bu tarihi gemilerin güzel örneklerini geçmişten geleceğe başarıyla taşımışlardı. Bu ülkelerin vapurseverleri eğitim ve kültür düzeylerinin yüksek olmaları nedeniyle tarihi gemilerini kültür varlıkları kabul ediyorlardı. İsviçre’deki dernek üyeleri kendi aralarında para toplayarak yandan çarklı buharlı gemileri baştan aşağıya restore etmişler, gemilerin tüm donanım, aksam ve makinalarını aslına sadık kalarak yenilemişlerdi. İsviçre’nin deniz kıyısı yoktu, ülke bir denize açılmıyordu ama halkının ufku genişti. İsviçre’nin Denizcilik Bakanlığı vardı…</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103561" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/59c3e2446d79431373998474d63fe790-300x187.jpg" alt="" width="1101" height="686" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/59c3e2446d79431373998474d63fe790-300x187.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/59c3e2446d79431373998474d63fe790-696x434.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/59c3e2446d79431373998474d63fe790-673x420.jpg 673w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/59c3e2446d79431373998474d63fe790.jpg 736w" sizes="(max-width: 1101px) 100vw, 1101px" /></p>
<p>Biz İstanbullular, kentimizde görkemli bir denizcilik ve deniz tarihi müzesinin kurulmasını bekliyoruz. Bu konuda denizcilikle ilgili olan tüm yetkilileri göreve çağırıyoruz: Geliniz İstanbul Sivil Denizcilik Müzesini daha fazla vakit geçirmeden kuralım. İstanbul’un simgesi olan Boğaz Vapurlarını Kentimizin kültür varlıkları olarak koruma altına alalım. Bunların arasından belirli kıstaslara uyanları kayıt ve tescil edelim. Boğaz’ın gelinlerini güvenle geleceğe taşıyalım.</p>
<p>Bunun yanısıra, tarihi gemilerimizin kaptanlarının ve mürettebatının isimlerini, kahramanlık öykülerini, yıllar boyunca Ülkesine ve milletine yaptıkları hizmetlerini daimi bir denizcilik sergisinde gelecek nesillere aktaralım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103562" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/899d0c0273af0b5c19c52eafc9ac0825-300x300.jpg" alt="" width="1106" height="1106" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/899d0c0273af0b5c19c52eafc9ac0825-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/899d0c0273af0b5c19c52eafc9ac0825-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/899d0c0273af0b5c19c52eafc9ac0825.jpg 403w" sizes="(max-width: 1106px) 100vw, 1106px" /></p>
<p>Sanat ve edebiyatta “Boğaziçi Medeniyeti”nin beşiği olan ve İstanbul’a hayat veren bu bölgenin en önemli simgelerinden sayılan Boğaz vapurlarının birer ikişer yok olup gitmesi biz İstanbullular için ne anlama geliyor? Ya da onlara ait iskelelerin giderek işlevsiz hale getirilmelerine, buraların vapurların uğrak yeri olmaktan çıkarılıp lokanta ve cafelere (örnek: Rumelihisarı İskelesi) dönüştürülmelerine tepki veriyor musunuz?</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103566" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171228-300x211.jpg" alt="" width="1096" height="771" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171228.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171228-100x70.jpg 100w" sizes="(max-width: 1096px) 100vw, 1096px" /></p>
<p>İstanbul halkının Boğaz’da vapurla yolculuk yapma alışkanlıklarının yok edilmesinin ağır bir sorumluluğu ve vebâli olmalı diye düşünüyorum. Çünkü Boğaz’ın dünyada eşi benzeri olmayan güzellikteki coğrafyası İstanbullulara deniz yoluyla yapılacak toplu taşımacılık için son derece elverişli koşullar sunuyor. Kıyıya yakın semtlerde oturan halk kadar yamaç ve tepelerdeki semtlerde oturanlar da kıyılardaki iskelelere gelip vapurlara binebilirler. Boğaziçi’nin tüm İstanbul’a, Kavaklar’dan Üsküdar’a, Kadıköy’e, Tarihi Yarımada’ya ve Haliç’in civarındaki semtlere kolay ve rahat ulaşım olanakları sunma ayrıcalığı yadsınamaz. Kıyı semtlerindeki vapur iskelelerinin civarında, lastik tekerlekli karayolu araçları ile raylı toplu taşıma sistemlerinin vapur seferleriyle eşgüdümlü işletileceği ulaşım merkezleri kurulabilir. Rumeli ve Anadolu yakaları arasında çok işlek olan Kabataş-Üsküdar terminal istasyonlarına  başka seçenekler de eklenebilir. Boğaz’ın iki yakası arasındaki karşılıklı ulaşımın getirebileceği kolaylıklar düşünülerek belirli ring seferler ihdas edilerek karayolu taşımacılığının yükleri azaltılabilir, zamanla asgariye indirilebilir. Bu ring vapur seferleri için uygun seçenekler vardır:<br />
1)Arnavutköy-Kuzguncuk-Vaniköy-Ortaköy-Arnavutköy,</p>
<p>2)Bebek-Kandilli-Kanlıca-İstinye-Emirgân-Bebek,</p>
<p>3) Yeniköy-Beykoz-Paşabahçe-Yeniköy,</p>
<p>4) Yeniköy-Tarabya (Büyük Tarabya Oteli’nin önünde Tarihi Tarabya İskelesi yeniden yapılmalıdır)-Büyükdere-Sarıyer-Rumelikavağı-Anadolukavağı-Beykoz-Yeniköy.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103563" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/31ffb0a5717d18692cf3d1d66c283797-300x262.jpg" alt="" width="1102" height="962" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/31ffb0a5717d18692cf3d1d66c283797-300x262.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/31ffb0a5717d18692cf3d1d66c283797-696x607.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/31ffb0a5717d18692cf3d1d66c283797-482x420.jpg 482w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/31ffb0a5717d18692cf3d1d66c283797.jpg 735w" sizes="(max-width: 1102px) 100vw, 1102px" /></p>
<p>Bedava asfalt dediğimiz denizden kesinlikle çok daha fazla yararlanılmalıdır. En temiz, en ucuz, en konforlu ve İstanbul’a en fazla yakışan toplu taşımacılık olanaklarını İstanbullulara sunan deniz taşımacılığının toplu taşımdaki payı giderek arttırılmalıdır. Vapurla yolculuklar Şehir Hatları A.Ş. ve İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından düzenlenecek anlamlı tanıtım kampanyalarıyla halkımıza özendirilmelidir.  Bu konuda çalışan sivil toplum örgütleri, toplum önderleri Şehir Hatları’na tam destek sağlamalı, ortak tanıtım ve farkındalık yaratma kampanyaları düzenlemelidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-103565" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171240-300x184.jpg" alt="" width="1097" height="673" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171240-300x184.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/01/IMG_20230124_171240.jpg 621w" sizes="(max-width: 1097px) 100vw, 1097px" /></p>
<p>Boğaz kıyılarındaki semtlerin dernekleri tarafından kurulan Boğaziçi Dernekleri Platformu ve İstanbul’da ulaşımla ilgili konularda uzmanlaşan İSAP İstanbul Seyahat Araştırmaları Platformu gibi sivil toplum kuruluşları, Şehir Hatları A.Ş.’ne bu vapur seferlerinden yararlanacak kitlelerin ilgisini çekmede ve halkımızın vapurlu yaşama uyum sağlamasında destek verebilir.</p>
<p>İstanbul’u İstanbullulara en uygun koşullarda yönetmeye talip olanlar makamlarında nasıl otururlarsa otursunlar fakat denize sırtlarını hiç dönmesinler. Boğaz’ın Kentimize  sunduğu mükemmel toplu taşımacılık fırsatlarını çok daha verimli biçimde kullanarak ulaşım sistemlerini günümüzdekinden daha konforlu, huzurlu ve verimli duruma getirsinler.</p>
<div dir="auto">Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 25 Ocak 2023</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/mehmet-cemal-beskardes/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/09/16/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 27 Aug 2023 13:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi kıyıları]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi semtleri]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul kıyıları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=81867</guid>

					<description><![CDATA[BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM) Boğaziçi Medeniyeti’ni incelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde, Boğaziçi’nin gizemli formülü &#8220;5K&#8221;nın 3’üncü K&#8217;sını, yâni &#8220;Köyleri&#8221; mercek altına alarak anlatmaya devam ediyorum&#8230; Dünyada insanların görmek için can attığı yerlerin arasında, hattâ en başlarında İstanbul Boğazı’nın da bulunduğunu söylersem kimse şaşırmayacaktır. Bildiğiniz gibi Boğaz’ın iki yakasına dağılan yerleşim yerlerinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #339966;"><strong>BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)</strong></span></p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/GYAvbwo8fUI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="Boğaziçi’ni Tanımlamak “Mutluluğun Resmini Çizmek” ile Özdeştir (4. Bölüm)"></iframe></p>
<p>Boğaziçi Medeniyeti’ni incelediğimiz yazı dizimizin bu bölümünde, Boğaziçi’nin gizemli formülü &#8220;5K&#8221;nın 3’üncü K&#8217;sını, yâni &#8220;Köyleri&#8221; mercek altına alarak anlatmaya devam ediyorum&#8230;</p>
<p>Dünyada insanların görmek için can attığı yerlerin arasında, hattâ en başlarında İstanbul Boğazı’nın da bulunduğunu söylersem kimse şaşırmayacaktır. Bildiğiniz gibi Boğaz’ın iki yakasına dağılan yerleşim yerlerinin tümüne Boğaziçi deniyor. Burada sizinle paylaşacağım bilgiler de bu kıyı semtlerini kapsıyor.</p>
<p>Yaşları 60&#8217;ın üzerinde olan yöre sakini İstanbullular, Boğaziçi&#8217;nin Köyleri dediğimizde, sahilden yamaçlara doğru uzanan tarihî semtlerden söz ettiğimi hemen anlarlar&#8230;</p>
<p>Geliniz şimdi hep birlikte Boğaz&#8217;ın her iki yakasında bir mücevher kolyenin incileri gibi sıralanan kadîm sahil semtlerine, bir zamanlar insanların aralarındaki sımsıkı komşuluk, sıcacık dostluk ilişkileriyle barış ve huzur içinde yaşadıkları Boğaz&#8217;ın o güzelim eski Köylerine gidelim&#8230;</p>
<p><strong>BOĞAZİÇİ SEMTLERİ</strong></p>
<p>“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer. Ömrüm oldukça gönül tahtına keyfince kurul! Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.” Yahya Kemal Beyatlı</p>
<p><iframe loading="lazy" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/vLaZGhAzmdI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" allowfullscreen title="BOĞAZİÇİ&#39;Nİ TANIMLAMAK &quot;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&quot; ÖZDEŞTİR (4. BÖLÜM)"></iframe></p>
<p>Abdülhak Şinasi Hisar, “Boğaziçi Mehtapları&#8221;nda &#8220;bütün Boğaziçi, Tophane’den, Salıpazarı’ndan, Rumelifeneri&#8217;ne ve Harem İskelesi’nden, Salacak’tan Anadolu Feneri’ne kadar birçok yalı, rıhtım, bahçe, çiçek, yol, ağaç, kayıkhane, kayık, duvar, parmaklık, iskele, merdiven, saatlerce süren bir mesafede hala büyük bir refah hissini veren dünyanın belki en geniş olduğu gibi, en güzel, en emsalsiz caddesi sayılabilecek kadar muazzam ve muhteşemdi&#8221;, demektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81870 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747-185x300.jpg" alt="" width="386" height="626" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747-185x300.jpg 185w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/332663_0665d_1554047747.jpg 288w" sizes="(max-width: 386px) 100vw, 386px" /></p>
<p>Sadettin Ökten, kitabının “Boğaziçi” bölümünde konuyu farklı yönleriyle ele almıştır. Boğaziçi, coğrafyada Karadeniz’i Marmara’ya bağlayan bir suyoludur. Boğaziçi’nde, burunları, körfezleri, sürekli istikamet değiştiren anayapısıyla bir uçtan baktığınızda diğer ucu göremezsiniz. Boğaziçi’nin bu kıvrımlı yapısı ve Boğaziçi yamaçları belirli nispetler içerisindeki eski İstanbul semtlerinde olduğu gibi Boğaziçi köylerinde ilk bakışta aynı gibi görülen fakat derinlere indikçe birbirinden ince nüanslarla ayrılan çok farklı ve zengin yaşam tarzları vardır. Sadettin Ökten, “Yahya Kemal’in İstanbul’u ve Devamı”nda, “Boğaziçi’nden Vatan Görünüyordu” bölümünde &#8220;İstanbul’un Boğaziçi denilen bölgesi semt değil, semtler manzumesidir&#8221; şeklinde ifade etmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81871 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-234x300.jpg" alt="" width="407" height="522" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-234x300.jpg 234w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-768x986.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-798x1024.jpg 798w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-696x894.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-1068x1371.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708-327x420.jpg 327w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163708.jpg 1472w" sizes="(max-width: 407px) 100vw, 407px" /></p>
<p>Beyatlı “Aziz İstanbul” eserinde, &#8220;daha elli sene evveline kadar İstanbul, Eyüp, Üsküdar ve Boğaziçi semtleri yeryüzünde görülmüş semtlerin en güzelleriydi, her biri diğerinden başka, kendine benzer, şekli ve havası birbirinden çok farklı semtlerdi&#8221;, diyerek aktarmaktadır. &#8220;Bir semtten diğerine geçerken bir yıldızdan bir yıldıza geçmiş gibi başkalık duyulurdu. Boğaziçi’nde Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çubuklu birbirine komşu köylerdir; lakin her birinin çevresi ve havası güzelliği başkadır, birinden ötekine geçerken manzaranın değiştiğinden&#8221; söz etmektedir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81872 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-196x300.jpg" alt="" width="477" height="730" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-196x300.jpg 196w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-768x1176.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-669x1024.jpg 669w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-696x1066.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819-274x420.jpg 274w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_163819.jpg 800w" sizes="(max-width: 477px) 100vw, 477px" /></p>
<p>Haluk Dursun’a göre, &#8220;İstanbul Boğazı, her ne kadar Haydarpaşa Limanı’yla Ahırkapı Feneri arasından başlatılabilirse de, Boğaziçi özelliğine ancak Tophane, Salacak arasında kavuşur. Bu başlangıç Rumeli Feneri-Anadolu Feneri hattına kadar uzayabilmekle beraber Rumelikavağı, Anadolukavağı sınırında son bulur.&#8221; Günümüzde Boğaziçi’nde 6 ilçe vardır. Bu ilçeler, Avrupa Yakası’nda, Beyoğlu, Beşiktaş ve Sarıyer; Anadolu Yakası’nda Kadıköy, Üsküdar ve Beykoz’dur. Bu ilçelerin Avrupa yakası sahil şeridinde Ahırkapı, Karaköy, Fındıklı, Kabataş, Dolmabahçe, Akaretler, Beşiktaş, Çırağan, Ortaköy, Kuruçeşme, Arnavutköy, Bebek, Rumelihisarı, Baltalimanı, Emirgân, İstinye, Yeniköy, Tarabya, Kireçburnu, Büyükdere, Sarıyer, Rumelikavağı semtleri yer alırken; Anadolu yakası sahil şeridinde Salacak, Üsküdar, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Vaniköy, Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çubuklu, Paşabahçe, Beykoz, Poyrazköy ve Anadolukavağı bulunmaktadır.</p>
<p><strong>BOĞAZİÇİ KIYILARINDAKİ YERLEŞİMLERİN TARİHÇESİ</strong></p>
<p>Türklerin Boğaziçi’ndeki ilk yerleşimleri İstanbul’un fethine yapılan hazırlıklar kapsamında Anadolu ve Rumelihisarı’nın inşâ edilmesi ile başlar. Kale içi ve çevresine, yâni ilk mahalleler diyebileceğimiz bu yerlere yeni komşuların alınması ise Kânûnî Sultan Süleyman döneminde gerçekleşmişti. Boğaziçi içerisinde sayabileceğimiz Üsküdar, Tophane ve Beşiktaş semtleri ve gerisindeki tepeler fetih ile beraber gelişim göstermiştir. Fatih Sultan Mehmed dönemi ile başlayan Boğaziçi yerleşimleri, bu bölgede sınırlı kalmıştır. Boğaziçi’nin ilk yalılarının ise Bostancıbaşılara verilen arazilerde kurulduğu bilinir; ama bunların sayıları da bir elin parmaklarını geçmez. Ayrıca bu yalılar bir yılın bütün mevsimlerinde sürekli kullanılan mekânlar olamamıştır.</p>
<p>Boğaziçi’ni şenlendiren ilk yerleşim, Neslişah Hanım Sultan’ın, İstinye Deresi’nin batı kıyısı üzerinde, Gazi Ali Paşa’nın yaptırdığı hamamın karşısında cami, mektep, çeşme, şadırvan, kuyu ve hazîreden oluşan küçük bir külliye inşa ettirmesiyle başlar.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81883" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-286x300.jpg" alt="" width="724" height="759" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-286x300.jpg 286w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-696x731.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904-400x420.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_152904.jpg 718w" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" /></p>
<p>Mesîre alanlarının popüler oluşuyla birlikte, XVI. yüzyılın sonu ve XVII. yüzyılın başlarından itibaren hızlı bir şekilde Boğaziçi yerleşimleri kurulmaya ve zamanla gelişmeye başlayacaktır.</p>
<p>Ortaköy, Beylerbeyi ve Çengelköy gibi küçük çaplı balıkçılık ve tarım ile geçinen eski Boğaziçi köyleri ufak ölçekli yerleşimler idi. Bu yerleşimler Kanunî Sultan Süleyman döneminden itibaren hızla gelişmiştir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81884" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-300x293.jpg" alt="" width="751" height="733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-768x750.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-696x680.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a-430x420.jpg 430w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/6250857c86b24a1aac973f4a.jpg 770w" sizes="(max-width: 751px) 100vw, 751px" /><br />
Bugün tarihî kayıtlardan öğrenebildiğimiz kadarıyla Fâtih’in Beykoz’da inşa ettirdiği Tokat Bahçesi, Sultan II. Bayezid’in Beşiktaş ve Beykoz Sultaniye Çayırı’na yaptırdığı kasırlar, Sultan III. Murad’ın Kandilli’ye yaptırdığı Hasbahçe gibi yapılar, Boğaz’daki en eski yazlık saray yerleşimleriydi.</p>
<p>Kanunî döneminin ardından Evliyâ Çelebi’nin Seyahatnâmesi’nde verdiği bilgiye göre; Boğaziçi yalıları ve sarayları Viyana seferiyle başlayan daimî savaşlar nedeniyle bakımsız ve harap duruma düşmüş, bu dönemin ardından Boğaziçi kıyıları tekrar eski canlılığına kavuşmuştur. Boğaziçi’nde ilk toplu yapılaşma Sultan III. Ahmed döneminde, Nevşehirli Sadrâzam Damat İbrahim Paşa’nın girişimleriyle gerçekleşmiştir. Böylece Boğaziçi’nde yaşam, sadece yaz mevsimiyle sınırlı kalmaktan kurtularak yılın oniki ayına yayılmış olur.</p>
<p>Boğaziçi Medeniyeti’nin mimarî terimi olan “yalı”yı, Münevver Ayaşlı, “penceresinden elini uzattığında elin suya değecek mimariyi haiz meskenler” olarak tanımlar. Eskilerin deyimiyle, yalının “leb-i deryâ”da olması gerekir. Kâmus-i Türkî’nin müellifi Şemsettin Sâmi ise yalı kelimesinin Bizans kökenli olduğunu ve su kıyısına yapılan yazlık köşk anlamına geldiğini yazmıştır. Boğaziçi kıyılarında birer inci tanesi gibi sıralanan ve mimârî açıdan her biri birer çekim (câzibe) merkezi olan yalıları tek başına bir yapı olarak düşünmemek gerekir. Boğaziçi kıyılarının hemen gerisinde Boğaza dik yükselen tepeler, yalıların arkasından başlayan bahçe ve koruluklara dönüştürülmüştür. Bu bahçe ve koruların içerisine hakim tepeler üzerinde de kıyıdaki yalılarla ilişkili köşkler inşa edilmiştir. Bu bahçe ve korularda yapılan çevre düzenlemeleri de İstanbul Bahçeleri diye bilinen bahçe düzenleme anlayışının gelişimi açısından çok önemli örnekler idi. İğne yapraklı denilen ve yeşil dokuyu yılın oniki ayında muhâfaza eden ağaçların yanında, Boğaziçi’ne rengini veren erguvanlar, yalıların bahçesindeki manolya ve kestane ağaçları da bu bahçelerin vazgeçilmeziydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-81885" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-300x232.jpg" alt="" width="886" height="685" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-300x232.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-768x595.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-1024x793.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-696x539.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-ve-bogazici-abdullah-freres-fotografi-542x420.jpg 542w" sizes="(max-width: 886px) 100vw, 886px" /></p>
<p>Boğaziçi yalıları, iki, en fazla üç katlıydı. Yalının alt katı boş tutulur, üst kat ise yaşam alanı olarak tanzim edilirdi. Bu nedenle cumbalar kademeliydi. Çatı katı kabîlinden bir üçüncü kata sâhip olanlarına günümüzde rastlamak hayli zordur. Sanki kıyıya oturmuşçasına yayvan ve geniş duran yalıların, “yalı hamamı” diye tâbir edilen birer hamamı da bulunmaktaydı. Bunlar, kimisinde yalı arkasındaki dik yamacın başında kimisinde de iki yalı arasında, bâzen de yalının yanı başında olurdu.</p>
<p>Boğaziçi’nde ilk taş yapı, 1866’da tamamlanarak Sultan Abdülaziz’e takdim edilen Beykoz Kasrı’dır</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81886" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-300x220.jpg" alt="" width="685" height="502" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-300x220.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/IMG_20220502_174801.jpg 500w" sizes="(max-width: 685px) 100vw, 685px" /></p>
<p>Ancak, bu yapıya denize olan mesâfesinden ötürü Beykoz Bahçe Köşkü denmesi daha uygundur. Çünkü kasırların da tıpkı yalılar gibi denizin hemen kenarında olmaları gerekir.</p>
<p>Buna uygun olarak bugün Boğaziçi’ndeki tek kâgir kasır, Küçüksu Kasrı’dır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81887" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--300x233.jpeg" alt="" width="734" height="570" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--300x233.jpeg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb--542x420.jpeg 542w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/EvdK_ytXcAIGkb-.jpeg 672w" sizes="(max-width: 734px) 100vw, 734px" /></p>
<p>Boğaziçi’ndeki kâgir yalılara güzel bir örnek olarak Baltalimanı ile Anadoluhisarı arasında kalan ikinci boğaz köprüsünün altına denk gelen kıyı üzerinde yer alan Tophâne müşîri Zeki Paşa&#8217;nın yalısını gösterebiliriz. XIX. yüzyıla âit taş yalının mîmârı Fransız kökenli Valaury’dir. Güzel bir işçilikle taştan inşâ edilen yalının ilginç bir özelliği de kıyıya bitişik olamamasıydı, çünkü yalıyla kıyı arasında bir Yedekçiler iskelesi kurulmuştu.</p>
<p>Mısır’da hânedanlık kuran ve Hidiv unvanını alan Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın soyundan gelenler, Nil nehrinin verimli topraklarından ve Süveyş Kanalı&#8217;ndan elde ettikleri gelirlerini Boğaziçi’nde yaptırdıkları kasır, köşk ve yalılara yatırdıkça kıyılarda taş yalıların sayısı artmaya başladı. Hidiv ailelerinden hanımlarının gösterişli Boğaziçi yaşamları, İstanbul’un ileri gelenlerini de etkilemiştir. Özellikle 1850’lerden sonra Boğaziçi âdeta yalı şantiyesine dönmüştür. XIX. yüzyıl, Boğaziçi’nin parlak devirlerinden biri olarak kabul edilir. Söz konusu dönemde, Boğaziçi’nin her iki kıyısında yüzlerce yalı, saray gibi uzayıp gitmekteydi. Tanzîmat dönemi ve sonrasında İstanbul’a getirtilen İtalyan Fossati, İngiliz Smith, Fransız Garnier, Bourgeosis, Alman Barnarnodt ve Zaranko gibi yabancı mîmarlara, Boğaz’da büyük ve gösterişli yalılar yaptırılmıştır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81888" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-300x233.jpg" alt="" width="695" height="540" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-300x233.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-768x597.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-1024x796.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-696x541.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-1068x830.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/arnavutkoy-sebah-ve-joaillier-fotografi-1118-541x420.jpg 541w" sizes="(max-width: 695px) 100vw, 695px" /></p>
<p>Osmanlı hânedanının gücünün azaldığı 1900’lü yıllarda, kimilerinin bir fırsatını bularak Boğaziçi’nde kendi yalılarını inşa etmeleri ise bugünlere kadar uzanan başka bir serüvenin başlangıcını oluşturur. Boğaziçi’ne baktığımızda iyi ki Hidiv aileleri varmış diyoruz; çünkü Boğaziçi zevkini bugün biraz olsun teneffüs etmemizi sağlayan Beykoz-Çubuklu’daki Hidiv Kasrı (Köşkü) ve Bahçesi, Bebek Parkı, Emirgân Korusu gibi pek çok yeşil alan onların sayesinde bugünlere ulaştı. Boğaziçi yalılarının sayısı kayıtlarda irili ufaklı 600 yapı olarak gözükmektedir. Bunların 366’sı tarihî eser niteliği taşırken birinci derecede sit alanı olarak tanımlanan tarihî yalıların sayısı 65’tir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81889" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-300x170.jpg" alt="" width="711" height="403" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-768x436.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-1024x581.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-696x395.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-1068x606.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561-740x420.jpg 740w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/yenikoy-yalilari-5561.jpg 1280w" sizes="(max-width: 711px) 100vw, 711px" /></p>
<p>Boğaziçi’nde, Hıristiyanlara ait yalılar çoğunlukla gri renge, Müslümanlara ait yalılar ise aşı boya, beyaz ve yeşile boyanırdı. Büyükdere, Tarabya ve Yeniköy kıyıları, Osmanlı topraklarında görev yapan elçiler ve efrâdı yanında, gayrimüslimlerin de tercih ettiği yerleşimlerdi. Bebek, devlet yöneticilerine; Rumelihisarı, bilim adamlarına; Kuruçeşme ve Ortaköy hânedan üyelerine aitti. Anadolu yakasındaki Beylerbeyi ise ulemâ ve ilim ehlinin tercih ettiği bir yer idi. Bu Boğaziçi yerleşimlerinden Sarıyer’de yalı sayısı kadar konak ve köşk vardı ki Sarıyer’e “Paşalar Köyü” denmesinin bir nedeni de paşalara ait yalı, konak ve köşk sayısının çokluğudur.</p>
<p>Havaların ısınma durumuna göre, İstanbul yazlıkçıları genelde 5 Mayıs’ta Hıdırellez ile yalılara taşınır ve 12 Kasım’a, yâni zemheriden 40 gün önceye kadar burada kalırlardı. Boğaziçi’ne taşınma, padişahlar tarafından çıkartılan iradeyle başlar ve dönüş de yine bir başka iradeyle olurdu. Boğaziçi’ne taşınmadan önce, yâni Hıdrellez öncesi, Boğaz’da ikâmet edilecek bölgenin bostancıbaşısına gidilerek bir nevi ikâmet bildirimi yapılırdı. Kolluk kuvvetleri haberdar edilir ve kayıt düşülürdü. Mevsimlik bile olsa Boğaziçi’ne taşınma işi yönetim ve kolluk kuvvetleri tarafından ciddîye alınırdı. Devlet erkânının Boğaziçi’ne gelişinin de bir protokolü bulunmaktaydı. İlkbahar aylarında padişahlar Haliç’teki kasra geçerlerdi. Sadrâzam başta olmak üzere vezirler de Haliç yalılarına taşınırdı. Havaların ısınmasıyla birlikte padişah, Beşiktaş Sarayı’na geçer, sadrâzam ve vezirler de Boğaziçi’ndeki yalılarına taşınırlardı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81890" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-300x221.jpg" alt="" width="899" height="662" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-300x221.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-768x565.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-1024x753.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-696x512.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-1068x785.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar-571x420.jpg 571w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/rumelihisarinin-yalilari-1890lar.jpg 1556w" sizes="(max-width: 899px) 100vw, 899px" /></p>
<p>Boğaziçi târihi ile ilgili elimizdeki en büyük kaynak eser, Bostancıbaşı Defterleri’dir. Bostancıbaşı tarafından tutulan bu defterlerde, kimin hangi yalıda oturduğu ve yalı ile ilgili bilgilere yer verildiği gibi, câmiler, mescitler ve kahvehâneler, kayıkhâneler vs gibi pek çok mülkiyet ile ilgili bilgiye de ulaşılmaktadır. Dönemin pâdişâhı boğaz gezisine çıktığında, Bostancıbaşı kayığın dümen kısmına geçer ve padişâhın hangi yalının kime ait olduğuna ilişkin sorularına defterine bakarak yanıt verirdi. Osmanlı döneminde, eğer yalı sahibi paşa, efendi veya ağa sürgündeyse yalının pencereleri ve kapıları kapalı durur, yalı sahibi affedilmeden bu yalılarda bir canlılık görülmezdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-81891" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-300x195.jpg" alt="" width="875" height="569" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-300x195.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-696x452.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a-647x420.jpg 647w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/1b2a82ca283ff6304150d9794673862a.jpg 736w" sizes="(max-width: 875px) 100vw, 875px" /></p>
<p>Edebiyatımızın büyük isimlerinden Abdülhak Şinasi Hisar, Boğaziçi’ndeki hayata dair yazdıklarıyla özel bir ilgiyi hak eder. Kendisi de bir yalıda dünyaya gelen Hisar’ın şu sözleri, bize yalılardaki nev’i şahsına münhasır yaşantı ve kültürel zenginliğe dâir ipuçları sunabilir: “Eski büyük yalılar Osmanlı İmparatorluğu’nun küçücük birer minyatürü gibiydiler. Burada her tür görev görenler yalının ortak hayâtından faydalanırlardı. Dadı Çerkez, bacı Zenci, hizmetçi Rum, evlâtlık Türk, sütnine melez, kâhya kadın Trakyalı, ayvaz Ermeni, aşçı Bolulu, kayıkçı Türk veya Rum, harem ağası Habeş, bahçıvan Arnavut olurdu. Müslüman, Hıristiyan bu unsurlar bu çatı altında toplanarak imparatorluk içindeki anlaşmayı ve anlaşmazlığı, burada devam ettirirlerdi.”</p>
<p>Mimarî çeşitliliği ve renkliliği yanında Boğaziçi geceleri, özellikle mehtap âlemleri edebiyat ve musıkî ile meşgul sanatkârlara hep ilham kaynağı olmuştur. Yine Boğaziçi zevkinin hünerli kalemi Abdülhak Şinasi Hisar’ın, Boğaziçi mehtap âlemlerine dâir şu pasajıyla satırlarımıza son verelim: “Mehtap demek, mehtaplı bir gecede Boğaziçi’nde dolaşan bir kayıkta bir saz takımı peşinden onu dinleyerek yapılan gezinti demekti. Vâlde Paşa’nın mehtâbı demek, bu saz âlemini onun tertip ettiği anlamına gelirdi. Mehtapçı ise bu geziye katılanlar demekti.&#8221;</p>
<p>Çıktığım yolda bana rehberlik eden; Boğaziçi&#8217;ni inceleyen bir yazar ve gazeteci olan Suat Derviş&#8217;in 1936 yılında, 28 Nisan-31 Mayıs tarihleri arasında SON POSTA Gazetesi&#8217;nde 23 sayı süren ÇÖKEN BOĞAZİÇİ üst başlıklı yazısını da gelecek bölümde sunacağım.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-81895 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2022/05/Screenshot_20220502_190958-225x300.jpg" alt="" width="560" height="747" /></p>
<p><strong>(devam edecek)</strong></p>
<div dir="auto">Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ/İstanbul Araştırmacısı</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<p>&nbsp;</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 2 Mayıs 2022</p>
</div>
<div dir="auto"><a href="https://www.kentekrani.com/category/mehmet-cemal-beskardes/">Yazarın Tüm Yazıları</a></div>
</div>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/08/27/bogazicini-tanimlamak-mutlulugun-resmini-cizmekle-ozdestir-4-bolum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2023 09:00:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[boğazın vapurları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul vapurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=104284</guid>

					<description><![CDATA[KÖPRÜ Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR İstanbul’u dinliyorum, bu kez gözlerimi kapamadan faltaşı gibi açarak&#8230; Ve zamanla yitirdiğimiz kültür varlıklarımızı, Kadîm Şehrimizin kaybolan değerlerini mumla arıyorum&#8230; Bırakınız Yedi Tepeden birinden 1987 yılında çekilmiş (26 yıllık) bir fotoğrafta  gördüklerimizden hangilerini kaybettiğimizi tek tek saymayı!.. Belki onlardan onlarcasını resmi büyüterek arayıp bulabilirsiniz Eminönü&#8217;nde, Galata&#8217;da, Haliç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KÖPRÜ </strong><br />
<strong>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ</strong></p>
<p><strong>İSTANBUL DEMEK VAPUR DEMEKTİR</strong></p>
<p>İstanbul’u dinliyorum, bu kez gözlerimi kapamadan faltaşı gibi açarak&#8230;</p>
<p>Ve zamanla yitirdiğimiz kültür varlıklarımızı, Kadîm Şehrimizin kaybolan değerlerini mumla arıyorum&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-104285" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-300x208.png" alt="" width="1000" height="693" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-300x208.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-768x532.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-1024x710.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-100x70.png 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-218x150.png 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-696x482.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-1068x740.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045-606x420.png 606w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2023/02/MI_03022023_1045.png 1079w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p>Bırakınız Yedi Tepeden birinden 1987 yılında çekilmiş (26 yıllık) bir fotoğrafta  gördüklerimizden hangilerini kaybettiğimizi tek tek saymayı!..</p>
<p>Belki onlardan onlarcasını resmi büyüterek arayıp bulabilirsiniz Eminönü&#8217;nde, Galata&#8217;da, Haliç kıyılarında&#8230;</p>
<p>Siz ilk bakışta neleri yitirdiğimizi hemencecik görüyor musunuz?..</p>
<p>Onlar ki benim &#8220;En Samimî Dostlarımdı&#8221;*; bu kuşbakışı karede canlı canlılar, masmavi sularda bembeyaz köpükler saçarak seyir halindeler&#8230;</p>
<p>Şehr-i İstanbul’un bir yakasından kalkıp diğer yakasına, bir kıyısından gelip diğer kıyılarına, bir iskelesinden yola çıkıp inci kolyesi gibi dizili sahil semtlerinde dizili diğer iskelelerine yolcularını taşıyan o emektar, kuğu gibi vapurlarımızı görmelisiniz bu panoramik manzarada&#8230;</p>
<p>Çok şükür balık hafızalı değilim, ayrıca kültürel nankörlüğe de kapılmadım&#8230;</p>
<p>O güzelim vapurlarımızda yaşadığım nice tatlı acı anılarımı belleğimde canlı tutuyorum&#8230;</p>
<p>İSTANBUL DEMEK, BOĞAZİÇİ DEMEKTİR, VAPUR DEMEKTİR!..</p>
<p>BOĞAZI  SEVMEK VAPURLARIMIZA VE VAPURLU YAŞAMA SAHİP ÇIKMAKLA ÖZDEŞTİR!..</p>
<p>*Bakınız: KENT EKRANI&#8217;nda yayınlanan &#8220;Boğaz Vapurları En Samimî Dostlarımdı&#8221; başlıkları altındaki &#8220;BOĞAZİÇİ’Nİ TANIMLAMAK &#8216;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEK&#8217;LE ÖZDEŞTİR&#8221; Yazı Dizimizin 6. ve 7. Bölümleri</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="9OHH2ztaQH"><p><a href="https://www.kentekrani.com/2023/01/08/mehmet-cemal-beskardes-bogaz-vapurlari-en-samimi-dostlarimdi-1/">BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (6. BÖLÜM)</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  src="https://www.kentekrani.com/2023/01/08/mehmet-cemal-beskardes-bogaz-vapurlari-en-samimi-dostlarimdi-1/embed/#?secret=9OHH2ztaQH" data-secret="9OHH2ztaQH" width="600" height="338" title="&#8220;BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (6. BÖLÜM)&#8221; &#8212; Kent Ekranı" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="0I416E6Ykn"><p><a href="https://www.kentekrani.com/2023/01/25/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/">BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  src="https://www.kentekrani.com/2023/01/25/mehmet-cemal-beskardes-bogazici-7-bolum/embed/#?secret=0I416E6Ykn" data-secret="0I416E6Ykn" width="600" height="338" title="&#8220;BOĞAZİÇİ&#8217;Nİ TANIMLAMAK &#8220;MUTLULUĞUN RESMİNİ ÇİZMEKLE&#8221; ÖZDEŞTİR&#8221; (7. BÖLÜM)&#8221; &#8212; Kent Ekranı" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>M. Cemal Beşkardeş</p>
<p>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ /kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 04 Şubat 2023</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/kopru/">Diğer Yazılar İçin Tıklayınız</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2023/02/04/istanbul-demek-vapur-demektir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da kar yağışı devam ediyor; Boğaziçi&#8217;nde şehir hatları dahil ulaşım durdu!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2022/03/11/istanbulda-kar-yagisi-devam-ediyor-bogazicinde-sehir-hatlari-dahil-ulasim-durdu/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2022/03/11/istanbulda-kar-yagisi-devam-ediyor-bogazicinde-sehir-hatlari-dahil-ulasim-durdu/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2022 10:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kar]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=76748</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul&#8217;da kar yağışı devam ediyor; Boğaziçi&#8217;nde şehir hatları dahil ulaşım durdu! İBB Başkanı İmamoğlu Boğaz&#8217;daki ulaşımın durduğunu söyledi. Boğazdaki görüş mesafesinden dolayı şehir hatlarının da hizmet veremediğini ifade eden İmamoğlu, “Toplu taşıma konusunda daha önce de ifade ettiğimiz gibi raylı sistemler gece 2’ye kadar İETT hatlarımız devam ediyor. Gece saat 00.00a kadar devam edeceğini duyurduğumuz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul&#8217;da kar yağışı devam ediyor; Boğaziçi&#8217;nde şehir hatları dahil ulaşım durdu!</strong></p>
<p>İBB Başkanı İmamoğlu Boğaz&#8217;daki ulaşımın durduğunu söyledi.</p>
<p>Boğazdaki görüş mesafesinden dolayı şehir hatlarının da hizmet veremediğini ifade eden İmamoğlu, “Toplu taşıma konusunda daha önce de ifade ettiğimiz gibi raylı sistemler gece 2’ye kadar İETT hatlarımız devam ediyor. Gece saat 00.00a kadar devam edeceğini duyurduğumuz şehir hatlarıyla ilgili ne yazık ki liman başkanlığının özellikle görüş mesafesi ve diğer fırtına hassasiyetlerden dolayı boğaz hattındaki ulaşımı durdurduğunu da buradan beyan edelim.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2022/03/11/istanbulda-kar-yagisi-devam-ediyor-bogazicinde-sehir-hatlari-dahil-ulasim-durdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uzaktan eğitim kararı alan üniversite sayısı artıyor.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/12/31/uzaktan-egitim-karari-alan-universite-sayisi-artiyor/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/12/31/uzaktan-egitim-karari-alan-universite-sayisi-artiyor/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 Dec 2021 11:44:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Acıbadem]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvansaray]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Işık]]></category>
		<category><![CDATA[İtü]]></category>
		<category><![CDATA[KOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Üniversiteler]]></category>
		<category><![CDATA[Uzaktan eğitim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=70008</guid>

					<description><![CDATA[Uzaktan eğitim kararı alan üniversite sayısı artıyor. Dün, İTÜ, KOÇ, Boğaziçi, Acıbadem ve Işık Üniversitelerinden sonra bugün de Ayvansaray Üniversitesi uzaktan eğitim kararı aldı. Pandemi süreci içinde son varyant Omicron&#8217;un etkileri de Türkiye&#8217;de görülmeye başladı Üniversiteler teker teker online eğitime geçtiklerini duyurmaya başladı. Şu ana dek, İTÜ, KOÇ, Boğaziçi, Acıbadem, Işık ve Ayvansaray Üniversiteleri uzaktan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Uzaktan eğitim kararı alan üniversite sayısı artıyor.</strong></p>
<p>Dün, İTÜ, KOÇ, Boğaziçi, Acıbadem ve Işık Üniversitelerinden sonra bugün de Ayvansaray Üniversitesi uzaktan eğitim kararı aldı.</p>
<p>Pandemi süreci içinde son varyant Omicron&#8217;un etkileri de Türkiye&#8217;de görülmeye başladı</p>
<p>Üniversiteler teker teker online eğitime geçtiklerini duyurmaya başladı.</p>
<p>Şu ana dek, İTÜ, KOÇ, Boğaziçi, Acıbadem, Işık ve Ayvansaray Üniversiteleri uzaktan eğitim kararı almış bulunuyor.</p>
<p>Bu arada, uzaktan eğitim talep eden Hacettepe Üniversitesi öğrencileri de &#8220;Hacettepe Hibrit Sınav İstiyor&#8221; başlığı açarak isteklerini sosyal medyadan üniversite yönetimine bildirdi.</p>
<p>Maltepe Üniversitesi öğrencileri ise finallerin online yapılması için imza kampanyası başlattı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/12/31/uzaktan-egitim-karari-alan-universite-sayisi-artiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Boğazı trafiği askıya alındı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/12/29/istanbul-bogazi-trafigi-askiya-alindi/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/12/29/istanbul-bogazi-trafigi-askiya-alindi/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Dec 2021 18:22:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[askı]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[gemi arızası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kız kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[trafik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=69774</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Boğazı trafiği askıya alındı. 70 metre boyunda bir gemi Kız Kulesi açıklarında makine arızası yaptı;Boğaz&#8217;da trafik bu nedenle askıya alındı. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, &#8220;İstanbul Boğazı’nda seyir halindeyken Kız Kulesi açıklarında makine arızası yapan 70 metre boyundaki BARLAS isimli gemiye, Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinasyonunda KURTARMA-5 römorkörü ile KEGM-4 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul Boğazı trafiği askıya alındı.</strong></p>
<p>70 metre boyunda bir gemi Kız Kulesi açıklarında makine arızası yaptı;Boğaz&#8217;da trafik bu nedenle askıya alındı.</p>
<p>Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, &#8220;İstanbul Boğazı’nda seyir halindeyken Kız Kulesi açıklarında makine arızası yapan 70 metre boyundaki BARLAS isimli gemiye, Gemi Trafik Hizmetleri Merkezi koordinasyonunda KURTARMA-5 römorkörü ile KEGM-4 hızlı tahlisiye botumuz ivedilikle yönlendirildi ve Boğaz trafiği askıya alındı.&#8221; denildi.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/12/29/istanbul-bogazi-trafigi-askiya-alindi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
