<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Serdar ÖZKAZANÇ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/serdar-ozkazanc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Feb 2022 21:21:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Serdar ÖZKAZANÇ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>MUHAFAKARLIK VE GELİŞME</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2022/01/25/serdar-ozkazanc-muhafakarlik-ve-gelisme/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2022/01/25/serdar-ozkazanc-muhafakarlik-ve-gelisme/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jan 2022 07:00:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Serdar ÖZKAZANÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=72226</guid>

					<description><![CDATA[MUHAFAZAKARLIK VE GELİŞME Muhafazakarlık nedir? Muhafazakarlığın karşılığı Türk Dil Kurumu tarafından tutucu olarak belirtiliyor. Muhafazakar Politika deyince; çağın gereklerini gözardı etmeden, geçmişten gelen tarihsel,kültürel ve ahlaki değerleri kaybetmeden toplumun öz dinamiklerinin değişmesine direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan politik görüş olarak tanımlanıyor.İşte tam da bu noktada bazı sorular aklınıza gelmiyor mu? Toplumların amacı ilerlemek, bireylerin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>MUHAFAZAKARLIK VE GELİŞME</strong></p>
<p><em>Muhafazakarlık nedir</em>?</p>
<p>Muhafazakarlığın karşılığı Türk Dil Kurumu tarafından tutucu olarak belirtiliyor.</p>
<p>Muhafazakar Politika deyince; çağın gereklerini gözardı etmeden, geçmişten gelen tarihsel,kültürel ve ahlaki değerleri kaybetmeden toplumun öz dinamiklerinin değişmesine direnç gösteren, toplumsal-kültürel değerlerin korunmasını savunan politik görüş olarak tanımlanıyor.İşte tam da bu noktada bazı sorular aklınıza gelmiyor mu?<br />
Toplumların amacı ilerlemek, bireylerin barış içinde insanca mutlu yaşamalarını ve sonraki nesillerini çağa uygun yetiştirmek olarak anlatılmıyor mu? Kaldı ki bu tanımlama küresel hale gelmiş durumda. Kısacası gelişmiş olan olmayan tüm ülke siyasetçilerinin söylemlerinde hemen hemen aynı ifadeler var. İyi de; hem tutucu olup hem de nasıl gelişileceğini kimse anlatmıyor. Sadece bazı klişe sözcüklerle çağa ayak uydurmak şartıyla tutucu olmak benzeri laflar ediliyor. Bunun nedeni de çok açıktır ki siyasilerin toplumun her kesimine mavi boncuk dağıtıp oy potansiyelini arttırmak istemesinin ötesinde bir şey değil.</p>
<p>Şimdi dünyanın herhengi bir ülkesinde milliyetçi muhafazakar olarak kendini tanımlayan bir kişinin başka bir ülkede yine kendisini aynı şekilde tanımlayan bir kişi ile biraraya geldiğini düşünelim. Bu iki kişinin uzun süreli iletişimlerinde tamamen anlaşabilmeleri mümkün mü ? Tıpkı birbirlerine paralel olmayan doğrular gibi mutlaka bir noktada kesişecekleri ve kavga edecekleri aşikar. Bir de muhafazakarlar tarafından sürekli aşağılanmaya çalışılan ilerici iki kişi düşünün. Eğitime, bilime inanan körü körüne tutucu olmayan ,başka fikirleri saygı ile dinleyen, tüm dünyada ortak değer haline gelmiş sanat dalları ile ilgili konuşabilen iki kişi. Kavga edeler mi acaba?<br />
Oysa dünyada her saniye bir şeyler durmadan değişiyor. Eğer bu değişimlerin içinde değilseniz veya olamıyorsanız en iyi ihtimalle çok mutsuz olursunuz. Değişimlere ayak uydurmaktan sözetmiyorum bu artık yeterli değil, bazı değişiklikleri sizin ve sizinle birlikte yaşadığınız toplumun yapması gerektiğinden sözediyorum. Bunun tek yolu bilime inanmak ve onun yolunda yürümekten geçiyor. Oysa Muhafazakar politikanın gelişimden anladığı son teknolojik ürünlerin kullanılmasıyla sınırlı kalıyor. Peki bu gelişmeler,bu ürünler nasıl ortaya çıkıyor? Nasıl oluyor da o beğenmediğimiz kültürlere sahip ülkeler dışında bunları başarabilen ülkeler bu sahada ortalarda yoklar? Üstelik bu ürünleri kullanmanızı sağlamanın yanında ciddi karlar edip kendi kültürlerini de size ihraç ediyorlar.Sizce hem tutucu olup hem de yeni birşeyleri üretip küresel olarak onlara kullandırabilme şansınız olabilir mi ?<br />
Ama burada birşeyi de atlamamak gerekiyor. Kendi toplumumuzun yıllar içinde geliştirdiği değerlere sahip çıkmak da şart. Ancak bu tutucu olmanın dışında bir şey. Bu değerlerin hiç biri size bilimden uzaklaşmayı, yeniliklere kapalı olmayı söylemiyor ki! Örneğin iletişim çağında yaşıyoruz ve daha önce hayal bile edemeyeceğimiz bir çok haberleşme şeklini kullanıyoruz. Bunları kullanmanın konuşmaktan bir farkı kalmamış durumda iyi de konuşabilirsiniz kötü de gibi.Ama iş siyasete gelince neyin iyi neyin kötü olduğu siyasilerin çıkarlarına göre değişip topluma aşılanıyor ve bu da bilimsel yollarla yapılıyor artık.<br />
İşin özeti, eğer bir toplumun bireyleri çağa uygun eğitim almıyorlarsa, fikirlerini açıklayamıyorlarsa, toplumda bilgiye saygı kalmamışsa, bireyler birilerinin çıkarlarına uygun olacak şekilde beyinlerinin yıkandığının farkına varmıyorlarsa böyle bir toplumun zaten muhafazakar olması dışında bir seçeneği de kalmamış oluyor. İşte ülkemizde yaşananların nedeni de tam olarak bu.<br />
Neden gençlerimiz başka ülkelere gidiyorlar. Gittiklerinde mesleki kariyer olarak mutlu olsalar da acaba o toplum içinde yaşamaktan çok mu mutlular ? Hiç sanmıyorum. Elli yıl ve daha öncesinde başka ülkelere giden insanların vatanlarına geri dönüp ülkeri için bir şeyler yapmak ideolojileri vardı, günümüzde bunun olduğunu da sanmıyorum.İşte acilen yapılması gereken ki bugün başlasanız herhalde enaz yirmi yıl sürer gençlerimizin kendi toplumları içinde dünya standartlarında kariyer yapmalarını sağlayabilmek ve ülkemize yararlı bireyler olarak yetişmelerine yardım etmek olmalı.Hatta yurtdışından o gelişmiş olarak tanımlanan ülke gençlerinin ülkemize gelmek için yarışa girmelerini sağlamak gerekiyor.<br />
<em>Eğer muhafazarlık tanımını sadece gücü elinde tutmak ve sözde ülkeyi yönetmek için eğip büküp kullanmaya devam edersek bu ülkede sadece aza kanaat edip bugün de karnımız doydu çok şükür diyen insanlar topluluğu olur ve kalırız.</em></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2022/01/25/serdar-ozkazanc-muhafakarlik-ve-gelisme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;nın Taşhan&#8217;ı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/02/12/serdar-ozkazancyazdi-ankaranin-tashani/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/02/12/serdar-ozkazancyazdi-ankaranin-tashani/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Feb 2021 10:14:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Serdar ÖZKAZANÇ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=12565</guid>

					<description><![CDATA[Ankara&#8217;nın Taşhan&#8217;ı Bozkırın ortasında modern bir başkent olmak hiç de kolay olmamış. Cumhuriyetle birlikte başkent seçilen, yokluklar içinde ve ortaçağ kasabası görünümünde bir Ankara… Süratle gelişmiş, büyümüş ve kısa sürede genç cumhuriyetin başkenti olmayı başarmış. Bu süreçte; genç cumhuriyetin vizyon sahibi girişimcileri, bu girişimcilerin simgeleşmiş binaları ve markalaşmış işletmeleri Ankara’nın gelişimine katkıda bulunmuş kilometre taşları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ankara&#8217;nın Taşhan&#8217;ı</strong></p>
<p>Bozkırın ortasında modern bir başkent olmak hiç de kolay olmamış.<br />
Cumhuriyetle birlikte başkent seçilen, yokluklar içinde ve ortaçağ kasabası görünümünde bir Ankara…</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone wp-image-12572" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara-300x51.jpg" alt="" width="1321" height="224" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara-300x51.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara-768x130.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara-1024x174.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara-696x118.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/ankara.jpg 1050w" sizes="(max-width: 1321px) 100vw, 1321px" /></p>
<p>Süratle gelişmiş, büyümüş ve kısa sürede genç cumhuriyetin başkenti olmayı başarmış.<br />
Bu süreçte; genç cumhuriyetin vizyon sahibi girişimcileri, bu girişimcilerin simgeleşmiş binaları ve markalaşmış işletmeleri Ankara’nın gelişimine katkıda bulunmuş kilometre taşları olmuşlar. İşte bu binalardan biri TAŞHAN’dır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-12570" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/taşhan-foto-4-300x189.jpg" alt="" width="765" height="482" /></p>
<p>Damatları olduğum Taşhan Ailesi tarafından yapılan ve işletilen bu binanın biraz da hüzünlü hikayesini, yazılı kaynakların yanı sıra dinlediğim aile büyüklerinin anılarıyla birleştirerek aktarmak isterim.<br />
Ankara’daki Birinci Meclis Binasının yanında yer alan Taşhan, 1892 yılında o yıllarda Ankara Valisi olan Abidin Paşa’nın mektupçusu İsmail Hakkı Bey tarafından inşaa edilmiş. Kesme taşlar kullanılarak inşa edilen binanın adı da buradan gelmektedir. Tamamlandığında ortaya çıkan görkemli yapı merkez durumuna gelmiş ve bölge Taşhan Meydanı olarak anılmaya<br />
başlanmış. O yıllarda ulaşım at ve eşeklerle yapılmaktaydı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone wp-image-12571" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/taşhan-foto-5-300x199.jpg" alt="" width="772" height="512" /></p>
<p>Taşhan’a gelen ziyaretçiler üst katta yer alan odalarda , binek hayvanları ise, Taşhan’ın ahır olan alt katında kalırlarmış. O günün Ankara şartlarında Taşhan’da binek hayvanları ile birlikte kalabilmek önemli bir ayrıcalık ve prestij olarak değerlendirilirmiş. 1920 yılında Hakimiyet-i Milliye adını alan bu meydana ilerleyen zamanda  bir Atatürk heykeli konmuş ve meydan bugün de kullanılan Ulus Meydanı adını almış.</p>
<p>Ancak günümüzde bile birçok Ankaralı burayı Taşhan Meydanı olarak da bilmekte. Kurtuluş Savaşı yıllarında bir dönem hastane olarak da kullanılan Taşhan, Ankara Palas yapılıncaya kadar Birinci Mecliste görev yapan milletvekillerinin konaklayabildikleri yegane mekan olmuş.</p>
<p>İsmail Hakkı Beyin ölümünün ardından bina oğlu Cemal Bey tarafından işletilmeye başlanır.<br />
Cemal Bey, İstanbul’da Mülkiye okumuş, Keskin Kaymakamlığı yapmış,neredeyse tüm milletvekilleri tarafından tanınan ,Ankara’nın ileri gelen ve sevilen kişilerinden biri.<br />
Aynı yıllarda Ankara’ya demiryolu geldiği ve ziyaretçi sayısı da çok arttığı için hem konaklama ,hem de yemek hizmetleri alınabilecek tesislere büyük ihtiyaç duyuluyormuş. Yine aynı yıllarda Mustafa Kemal, Taşhan’a çok yakın konumdaki Ankara Garında bulunan Direksiyon binasında çalışıp konaklıyordu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12569" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/taşhan-foto-3-300x215.jpg" alt="" width="830" height="595" /></p>
<p><strong>’’Restoranın adının Karpiç olarak değiştirilmesini Mustafa Kemal Paşa’nın istediği biliniyor’’</strong><br />
Genç Cumhuriyetin yerli yabancı tüm konukları Ankara’nın bu bölgesini ziyaret ediyorlardı.<br />
1928 yılında Cemal Bey, babasından kalan ve ödemekte zorlandığı kredi borçlarına rağmen İş Bankası’dan tekrar kredi alarak o güne kadar ziyaretçilerinin binek hayvanlarıyla birlikte konakladıkları Taşhan’ı , iki katlı yüz odalı modern bir otele dönüştürmüş, “Taşhan Palas”; diğer adıyla “ Hotel d’Angora” ismiyle işletmeye başlamış.Aynı zamanda otelin giriş katına “İmren Lokantası” adıyla bir restoran açılır.<br />
Ancak Cemal Beyin yakın arkadaşı olan Falih Rıfkı Atay ,bu lokantayıişletmek üzere İstanbul Tepebaşı’ndan tanıdığı Georges Karpovitch’i önerir ve bu kişinin Ankara’nın çehresini değiştireceğini söyler. Aslında bu ismi Falih Rıfkı Atay’ın kulağına fısıldayan Mustafa Kemal Paşa’ydı; asıl ismi Kevork Keçeciyan olan ve Bolşevik İhtilalinden kaçan Karpovitch’i<br />
İstanbul’daki istihbarat çalışmaları dolayısıyla biliyordu. Karpovitch’in Ankara’ya gelip Taşhan’daki restoranı işletmeye başlamasıyla restoran büyük ilgi görür ve bu modern müzikli restoran Kentin cazibe merkezi haline gelir. Daha sonra Restoranın adının Karpiç olarak değiştirilmesini Mustafa Kemal Paşa’nın istediği biliniyor.<br />
Karpiç ,Taşhan binası yıkılıncaya kadar o binada kalır;.bina yıkıldıktan sonra ona çok yakın başka bir binada aynı isimle çalışmaya devam eder.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12568" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/taşhan-foto-2.jpg" alt="" width="849" height="546" /></p>
<p>Bu arada Karpiç’in baş Garsonu olan Sergiyev bir süre sonra Karpiç’ten ayrılarak Süreyya isimli benzer bir işletme açar ve o da çok rağbet görür.Karpiç ve Süreyya markaları hala Ankara’da kullanılmaktadır. 1933 yılında Cemal Bey vefat eder ve İş Bankası kredi boçları nedeniyle Taşhan’ı ailenin elinden alır. Sümerbank tarafından alınan Taşhan, Ankara’nın imar planı çalışmalarını yürüten Mimar ve şehir plancısı Hermann Jansen’in tüm itirazlarına<br />
rağmen yıkılarak Sümerbank Genel Müdürlüğü yapılır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-12573" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/dc1298eca169254679ad1b4adbc9d56e-300x200.jpg" alt="" width="732" height="488" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/dc1298eca169254679ad1b4adbc9d56e-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/dc1298eca169254679ad1b4adbc9d56e-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/dc1298eca169254679ad1b4adbc9d56e-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2020/07/dc1298eca169254679ad1b4adbc9d56e.jpg 750w" sizes="(max-width: 732px) 100vw, 732px" /></p>
<p>Günümüzde ise, bu bina devredildiği Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesine tarafından kullanılmakta. Cemal Beyin ölümünden önce çıkan soyadı kanununda aile Önol soyadını almayı düşünürken; tüm tanıdıklarının” Sizler Taşhan’ın sahiplerisiniz ve öyle tanınıyorsunuz soyadınız da Taşhan olmalıdır.” demeleri üzerine Taşhan soyadını alır.<br />
Ailenin hayattaki en yaşlı üyesi Cemal Bey’in en küçük oğlu, Türkiye’nin ilk Dış Politika Dergisini çıkaran Seyfi Taşhan’dır. Ankara’nın bir zamanlar en ünlü, prestijli binası şimdi yok. Adı hala biliniyor ve hikayesi Ankara’nın nasıl güçlüklerle geliştiğiningöstergelerinden biri olarak anılarda yaşıyor.</p>
<div dir="auto">
<p>Serdar ÖZKAZANÇ/Gazeteci</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Serdar ÖZKAZANÇ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/serdar-ozkazanc/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
</div>
<p>www.kentekrani.com 12 Şubat 2021</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/02/12/serdar-ozkazancyazdi-ankaranin-tashani/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
