<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Sep 2024 00:24:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>১উইন ক্যাশব্যাক বোনাস কিভাবে পাবেন</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/07/17/%e0%a7%a7%e0%a6%89%e0%a6%87%e0%a6%a8-%e0%a6%95%e0%a7%8d%e0%a6%af%e0%a6%be%e0%a6%b6%e0%a6%ac%e0%a7%8d%e0%a6%af%e0%a6%be%e0%a6%95-%e0%a6%ac%e0%a7%8b%e0%a6%a8%e0%a6%be%e0%a6%b8-%e0%a6%95%e0%a6%bf/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jul 2024 21:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=157088</guid>

					<description><![CDATA[স্পোর্টস বেটিং এবং প্রোমোশন এ আগ্রহী? আপনি যদি এই দুটি বিষয়ে আগ্রহী থাকেন, তাহলে সঠিক জায়গায় আসলে সঠিক সময়ে থাকলে আপনার জন্য একটি ধারণা থাকতে পারে। এই লেখাটি পড়ে আপনি জানতে পারবেন যে কিভাবে আপনি ক্যাশব্যাক এবং অন্যান্য প্রচুর বোনাস পাবেন যাতে আপনি সঠিক সময়ে সঠিক মানে বয়ানকারী হতে পারেন। প্রোমোশনসহ ক্যাসিনো বাজারে ভিন্নধরনের অফার [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>স্পোর্টস বেটিং</strong> এবং <strong>প্রোমোশন</strong> এ আগ্রহী? আপনি যদি এই দুটি বিষয়ে আগ্রহী থাকেন, তাহলে সঠিক জায়গায় আসলে সঠিক সময়ে থাকলে আপনার জন্য একটি ধারণা থাকতে পারে।</p>
<p><em>এই লেখাটি পড়ে আপনি জানতে পারবেন যে কিভাবে আপনি <strong>ক্যাশব্যাক</strong> এবং অন্যান্য প্রচুর <strong>বোনাস</strong> পাবেন যাতে আপনি সঠিক সময়ে সঠিক মানে বয়ানকারী হতে পারেন।</em></p>
<h2>প্রোমোশনসহ ক্যাসিনো বাজারে ভিন্নধরনের অফার</h2>
<p><strong>ক্যাশব্যাক</strong> পেতে এবং অতিরিক্ত মুল্যবান <em>বোনাস</em> লাভ করতে এখনি <a href="https://bangladesh-1win.com/">এখানে</a> ক্লিক করুন! এখানে এলে আপনি নতুন প্রোমোশনসহ ভিন্নধরনের ক্যাসিনো পেয়ে থাকবেন।</p>
<h2>অ্যাপ ইনস্টল করুন এবং রেজিস্ট্রেশন করুন</h2>
<p>এই বিভাগে আমরা আপনাদেরকে সুবিধা দেওয়ার জন্য বলব যে, লক্ষ্যমূলক ও জনপ্রিয় একটি সিল্কেটি (নক্ষত্র) গেইমিং মোবাইল অ্যাপ্লিকেশন প্রস্তুত করা হয়েছে। এই অ্যাপ্লিকেশন-এ আপনি খুব সহজে ব্যক্তিগত অ্যাকাউন্ট খুলতে পারবেন এবং সহজে খেলার উপভোগ করতে পারবেন।</p>
<table>
<tr>
<td>অ্যাপ ইনস্টলেশন</td>
<td>জয়েন প্রক্রিয়া</td>
<td>ফিচার</td>
</tr>
<tr>
<td>একদম সহজ ইনস্টল করুন</td>
<td>ফোন নম্বর দিয়ে রেজিস্ট্রেশন</td>
<td>স্প্র্টস বেটিং, প্রোমোশন অফার, ক্যাশব্যাক সুবিধা</td>
</tr>
</table>
<h2>প্রথম ডিপোজিট করতে হবে অথবা খেলার লেভেল আপ</h2>
<p>যদি আপনি ক্যাসিনো বা স্পোর্টস বেটিং সাইটে একাউন্ট খুলে থাকেন এবং ক্যাশব্যাক এবং বোনাস পেতে চান, তাহলে আপনার প্রথম ডিপোজিট করতে হবে বা আপনার খেলার লেভেল আপ করতে হবে।</p>
<h2>প্রোমোশন ব্যবহার করে ক্যাসিনো এবং স্পোর্টস বেটিংয়ে বোনাস প্রাপ্তির উপায়</h2>
<p><strong>বিভিন্ন অনলাইন গেমিং সাইটগুলি</strong> ক্যাসিনো এবং স্পোর্টস বেটিং ক্ষেত্রে প্রচুর প্রোমোশনস অনুষ্ঠিত করে। এই প্রোমোশনগুলির মাধ্যমে খেলোয়ারদের মোটামোটি টাকা ফেরত পাওয়া যায় এবং বোনাস সুযোগের সাথে খেলার সুযোগ বাড়ায়।</p>
<p><em>ক্যাসিনো অথবা স্পোর্টস বেটিং সাইটে অ্যাকাউন্ট নির্মাণ করা </em> এবং প্রথম আদান প্রদান করা হলে বিভিন্ন ধরনের বোনাস প্রাপ্তিতে সম্ভাবনা থাকে। কিছু বোনাসের জন্য কোনো ডিপোজিট প্রয়োজন হয় না, যেমন রেজিস্ট্রেশন বোনাস, আর কিছু বোনাসের জন্য নির্দিষ্ট অর্থ আদান প্রদান করা প্রয়োজন হয়, উদাহরণস্বরূপ ডিপোজিট বোনাস।</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Progresif Supranukleer Palsy (PSP)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/10/03/progresif-supranukleer-palsy-psp/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/10/03/progresif-supranukleer-palsy-psp/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2021 07:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.Oğuzhan Onultan]]></category>
		<category><![CDATA[Progresif Supranukleer Palsy( PSP)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=59495</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Progresif Supranukleer Palsy (PSP) Bu haftaki konuğumuz Kızıltoprak Medicana Hastanesinden nöröloji uzmanı Sayın Dr.Oğuzhan ONULTAN, konumuz Progresif Supranukleer Palsy (PSP) S: PSP ( progressive supranuclear palsy) nedir? C: Progresiv supranükleer felç olarak adlandırabileceğimiz hastalık, Parkinson grubu hastalıkların, Parkinson (+) diye bildiğimiz alt grubuna ait bir hastalıktır. Steele-Richardson- Olszewski sendromu olarak da adlandırılır. S: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p><strong>Progresif Supranukleer Palsy (PSP)</strong></p>
<p>Bu haftaki konuğumuz Kızıltoprak Medicana Hastanesinden nöröloji uzmanı Sayın Dr.Oğuzhan ONULTAN, konumuz Progresif Supranukleer Palsy (PSP)</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-59498 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN-300x200.jpg" alt="" width="590" height="393" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/10/Dr.Oğuzhan-ONULTAN.jpg 800w" sizes="(max-width: 590px) 100vw, 590px" /></p>
<p><strong>S: PSP ( progressive supranuclear palsy) nedir?</strong><br />
<strong>C:</strong> Progresiv supranükleer felç olarak adlandırabileceğimiz hastalık, Parkinson grubu<br />
hastalıkların, Parkinson (+) diye bildiğimiz alt grubuna ait bir hastalıktır. Steele-Richardson-<br />
Olszewski sendromu olarak da adlandırılır.</p>
<p><strong>S: Parkinson (+) grubu hastalıklar nelerdir ?</strong><br />
<strong>C:</strong> Parkinson (+) grubuna giren hastalıklar, PSP dışında Multisistem atrofi, Kortikobazal<br />
sendrom ve Lewy Cisimcikli demans olarak adlandırılır.</p>
<p><strong>S:</strong> <strong>Klasik Parkinson hastalığından ne farkları vardır?</strong><br />
<strong>C:</strong> Klasik Parkinson hastalığında ellerde titreme ön plandayken, Parkinson (+) grubunda<br />
hareketlerde yavaşlama, denge problemleri, erkenden ortaya çıkan bilişsel problemler, kan<br />
basıncında düşmeler, barsak hareketlerinde yavaşlama, psikolojik sorunlar ön plana<br />
çıkmaktadır.</p>
<p><strong>S:: Progresif supranükleer felç’in klinik bulguları nelerdir?</strong><br />
<strong>C:</strong> İlk bulguları denge kaybı ve geriye doğru düşmeler, ensede kasılma, aşırı yorgunluk hali,<br />
seste alçalma ve psikolojik dalgalanmalar olarak özetlenebilir. Beynin ön lobunun bir<br />
patolojisidir. Tau isimli proteinin patolojik olarak birikmesine bağlı olduğu için “taupati “<br />
grubu nörodejeneratif hastalıklar grubuna da sokulur.</p>
<p><strong>S: PSP kimlerde ve hangi yaşlarda görülür?</strong><br />
<strong>C:</strong> 60 yaşından sonra görülür, toplumda kadın erkek dağılımı eşittir.</p>
<p><strong>S: PSP’nin genetik geçişi var mıdır?</strong><br />
<strong>C:</strong> PSP’nin genetik bir hastalık olduğu düşünülmemektedir, aile içinde geçişi yoktur. Çevresel<br />
etmenlere de bağlı değildir.</p>
<p><strong>S: Hastalığın evreleri ve ilerlemesi nasıldır?</strong><br />
<strong>C:</strong> Hastalığın 4 evresi vardır;</p>
<p>1) Erken dönem : yaklaşık bir yıl sürelidir. Bu dönemde demans bulguları, dikkat kaybı, semantik bellekteki bozukluklarla kendini belli eder. Hareketlerde yavaşlama sıklıkla Parkinson hastalığı ile karıştırılmasına neden olur.</p>
<p>2) Orta dönem: Çoğu hastaya bu dönemde tanı konur. Yaklaşık 2-3 yıl sürer. Destekle hareket edebilir hale gelinir, dengesizlik ve düşmeler ön plandadır. Göz hareketlerinde kısıtlılık, aşağı doğru bakamama başlar, bu da okuma zorluğu ve düşmeleri arttırır. Konuşma peltekleşir ve ses tonu düşer. Göz kırpma refleksi azaldığı için gözlerde kızarıklıklar başlar. Uyku bozuklukları ortaya çıkar</p>
<p>3) İlerlemiş dönem : Ağız, dil ve yutma kaslarını kontrol edememeye başlarlar. Konuşma gittikçe bozulur. Yutma güçlüğüne bağlı aspirasyon pnömonisi görülmeye başlanır. Demans bulguları belirginleşir.</p>
<p>4) Terminal dönem : ciddi konuşma ve yutma güçlüğü sonucu hasta komplikasyonlar ve enfeksiyon ile kaybedilir.</p>
<p><strong>S: PSP tanısı nasıl konur?</strong><br />
C. PSP tanısını koymak ilk başlarda zordur. Genellikle Parkinson hastalığı ile karışır. Tanı<br />
hastanın öyküsü ve nörolojik muayene ile konur. Kranial MR tetkikinde beynin ön lobundaki<br />
küçülme de muayeneyi destekler nitelikteyse, klinisyene bir ipucu verir.</p>
<p><strong>S: PSP’nin tedavisi nedir?</strong><br />
<strong>C:</strong> PSP’nin bir tedavisi yoktur, ancak erken dönemlerde Parkinson hastalığı için kullanılan<br />
ilaçlar semptomatik rahatlamalar sağlayabilir. Demansif bulgular içinse Alzheimer hastalarında kullanılan ilaçlar eklenebilir.</p>
<p><strong>S: PSP hastalığında yaşam süresi ne kadardır?</strong><br />
<strong>C:</strong> 5-7 yıl arasıdır. Hastalık ölümcül olmamakla birlikte, ortaya çıkan yutma güçlüğü vb<br />
bulguların komplikasyonlarıyla (örneğin pnömoni) hastalar hayatlarını kaybetmektedirler.</p>
<p><strong>S: PSP hastalığının takibi ve hastanın yaşam kalitesi için neler yapılabilir?</strong><br />
<strong>C:</strong> Hastaların fizyoterapi, düşme ve denge problemlerine yönelik egzersizler ile olası<br />
komplikasyonlar azaltılmaya çalışılır. İleri dönemlerde yutma ve konuşma güçlüğüne yönelik<br />
terapiler de hastaların yaşam kalitesi ve yutma güçlüğüne bağlı aspirasyon pnömonisi riskini azaltmada etkili olmaktadır.</p>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 03 Ekim 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/10/03/progresif-supranukleer-palsy-psp/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Riskli Gebelikler ve Tedavi Yaklaşımları</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/08/15/riskli-gebelikler-ve-tedavi-yaklasimlari/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/08/15/riskli-gebelikler-ve-tedavi-yaklasimlari/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Aug 2021 07:00:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=53359</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Riskli Gebelikler ve Tedavi Yaklaşımları. Bu haftaki konuğumuz. Zeynep Kamil  Kadın ve Çoçuk Hastalıkları EAH Kadın Doğum Klinik Şefi ve eski Başhekimi, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı eski Başkanı, emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr.Umur Kuyumcuoğlu. Riskli gebelik nedir? Gebelik, kadın hayatının fizyolojik, normal ve eşsiz bir dönemidir. Annenin ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p><strong>Riskli Gebelikler ve Tedavi Yaklaşımları.</strong></p>
<p>Bu haftaki konuğumuz. Zeynep Kamil  Kadın ve Çoçuk Hastalıkları EAH Kadın Doğum Klinik Şefi ve eski Başhekimi, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Doğum Anabilim Dalı eski Başkanı, emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr.Umur Kuyumcuoğlu.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-53365 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/Prof.-Dr.Umur-Kuyumcuoğlu-228x300.jpeg" alt="" width="425" height="559" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/Prof.-Dr.Umur-Kuyumcuoğlu-228x300.jpeg 228w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/Prof.-Dr.Umur-Kuyumcuoğlu-319x420.jpeg 319w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/Prof.-Dr.Umur-Kuyumcuoğlu.jpeg 379w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /></p>
<div><strong>Riskli gebelik nedir?</strong></div>
<div></div>
<div>Gebelik, kadın hayatının fizyolojik, normal ve eşsiz bir dönemidir.</div>
<div>Annenin ya da anne karnındaki bebeğin (fetus) önceden var olan veya beklenmeyen bir hastalığının gebeliği zor ve karmaşık hale getirmesi durumu riskli gebelik olarak tanımlanır.</div>
<div></div>
<div><img decoding="async" class="alignnone wp-image-53368" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-300x200.jpg" alt="" width="1037" height="691" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1037px) 100vw, 1037px" /></div>
<div></div>
<div><strong>Riskli gebelik nedenlerinden maternal (anneye ait olan) nedenler nelerdir?</strong></div>
<div></div>
<div>-Anne yaşı;  adolesan gebelik(15-19 yaş), ileri anne yaşı(35 yaş ve üzeri)</div>
<div>-Akraba evliliği</div>
<div>-Annede madde bağımlılığı, ilaç kullanımı</div>
<div>-Enfeksiyon hastalıkları</div>
<div>-Hipertansiyon, gebelik toksemisi (preeklampsi/eklampsi)</div>
<div>-Kalp hastalıkları</div>
<div>-Solunum sistemi hastalıkları</div>
<div>-Kan hastalıkları</div>
<div>-Pıhtılaşma bozuklukları</div>
<div>-Diabetes mellitus</div>
<div>-Tiroid hastalıkları</div>
<div>-Omurga ve eklem bozuklukları</div>
<div>-Deri hastalıkları</div>
<div>-Habis tümörler</div>
<div>-Travmalar</div>
<div>-Psikiyatrik hastalıklar</div>
<div></div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-53367" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik-300x236.jpg" alt="" width="914" height="719" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik-300x236.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik-535x420.jpg 535w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/gebelik.jpg 600w" sizes="(max-width: 914px) 100vw, 914px" /></div>
<div></div>
<div><strong>Riskli gebelik nedenlerinden fetal (bebeğe ait) nedenler nelerdir?</strong></div>
<div></div>
<div>-Erken gebelikte kanama ve ağrı</div>
<div>-Tekrarlayan gebelik kayıpları</div>
<div>-Fetal büyüme bozuklukları</div>
<div>-Bebeğin içinde bulunduğu amnios sıvısında azalma(oligohidramnios) veya artmış olması (hidramnios)</div>
<div>-Kan uyuşmazlıkları, hemoliz/fetal hidrops</div>
<div>-Çoğul gebelikte fetal problemler</div>
<div>-Fetal kan hastalıkları, kalp anomalileri, beyin anomalileri, idrar yolları anomalileri, gastrointestinal anomaliler, iskelet sistemi anomalileri, fetal tümörler, fetal ölüm</div>
<div></div>
<div><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-53369" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi-300x168.jpg" alt="" width="893" height="500" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi-768x431.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi-748x420.jpg 748w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/08/izmir-riskli-gebelik-takibi.jpg 780w" sizes="(max-width: 893px) 100vw, 893px" /></div>
<div></div>
<div><strong>Riskli gebelik nasıl belirlenir?</strong></div>
<div></div>
<div>-Dikkatli ve detaylı tıbbi öykü alınması</div>
<div>-Fizik muayene</div>
<div>-İlk 7 lunar ay ayda bir, 8-9. aylar 15 günde bir ve son ay haftada bir gebelik muayenesi ile anne kilo alımı, tansiyon arteriyel takibi, ödem, bebeğin gelişme durumu, bebeğin duruş/geliş şekli, amnios sıvısının miktarı, rahim ağzı incelemesi, plasenta (çocuğun eşi) yerleşim yeri ve yapışık olup olmaması incelenir.</div>
<div>-Rutin gebelik tetkikleri (kan grubu, kan sayımı, idrar tetkiki, USG incelemesi, ikili tarama testi ile Down sendromu ve diğer trizomilerin araştırılması, anne karnında bebeği etkileyebilecek enfeksiyonlar ve bunlara ilişkin bağışıklığın araştırılması, diyabet tarama testi, hepatit B antikor bakılması</div>
<div>-Gerekli durumlarda ileri kan tetkikleri, ileri USG tetkikleri, amnios sıvı incelemeleri, kordon kanı incelemeleri, hücresel ve moleküler genetik incelemeler, MR incelemeleri</div>
<div>-Gerekli durumlarda ilgili diğer branş hekimleri ile konsültasyon (perinatoloji, endokrinoloji, kardiyoloji, ortopedi, üroloji, enfeksiyon hastalıkları vb.)</div>
<div></div>
<div><strong>Riskli gebelik takibinde temel amaç nedir?</strong></div>
<div></div>
<div>Anne ve bebek sağlığını yakından takip etmek, gerekli tıbbi incelemeleri ve tedaviyi yapmak, anne ve bebek sağlığı için uygun zamanda güvenli tıbbi koşullarda doğumu gerçekleştirmektir.</div>
<div></div>
<div>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 15 Ağustos 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/08/15/riskli-gebelikler-ve-tedavi-yaklasimlari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Miyom ve Tedavi Yöntemleri</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/07/18/miyom-ve-tedavi-yontemleri/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/07/18/miyom-ve-tedavi-yontemleri/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 Jul 2021 06:58:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dr.Mustafa KIR]]></category>
		<category><![CDATA[Miyom]]></category>
		<category><![CDATA[Miyom ve Tedavi Yöntemleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=49645</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Miyom ve Tedavi Yöntemleri. Bu haftaki konuğumuz, Kadın Doğum Hastaliklari uzmanı Dr.Mustafa KIR. Hacettepe İngilizce Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum İhtisası yaptı. SUNY (State University of New York) ve Michigan Üniversitesi&#8217;nde çalışmalarda bulundu. Özel ilgi alanları; Tüp Bebek, Anne karnında bebeklerin değerlendirilmesi, Myomların tedavisi ve Endokopik Operasyonlardır. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p><strong>Miyom ve Tedavi Yöntemleri.</strong></p>
<p>Bu haftaki konuğumuz, Kadın Doğum Hastaliklari uzmanı Dr.Mustafa KIR.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-49647 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Mustafa-KIR1-289x300.jpg" alt="" width="454" height="471" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Mustafa-KIR1-289x300.jpg 289w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Mustafa-KIR1.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Dr-Mustafa-KIR1-404x420.jpg 404w" sizes="(max-width: 454px) 100vw, 454px" /><em>Hacettepe İngilizce Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum İhtisası yaptı. SUNY (State University of New York) ve Michigan Üniversitesi&#8217;nde çalışmalarda bulundu. Özel ilgi alanları; Tüp Bebek, Anne karnında bebeklerin değerlendirilmesi, Myomların tedavisi ve Endokopik Operasyonlardır. Halen Medamerikan Tıp Merkezi’nde çalışmaktadır.</em></p>
<p><strong>Miyom nedir, genel olarak miyomlar hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Miyom İyi huylu rahim kitlesidir. Rahimin düz kas tabakasından(myometrium) gelişir. Kadınlarda oldukça sık görülürler. Yaşam boyu beyaz ırkta %70, siyah ırkta %80 oranında görülür. Yaklaşık %25’inde klinik bulgu verir. Kansere dönüşme ihtimali oldukça azdır(1/1000). Aynı kişide değişik boyutlarda, birden fazla bulunabilir. Bazen bütün karnı dolduran bir kitle büyüklüğüne ulaşabilir.</p>
<p>Rahimdeki yerleşim bölgesine göre üç gruba ayrılır.</p>
<p><strong>Subseröz:</strong> Rahimin karın zarıyla örtülü olduğu dış tabakasından karın boşluğuna doğru büyüyen tipidir. Çoğunlukla sadece kitle etkisi ve çevre organlara baskı bulgularıyla kendisini gösterir.</p>
<p><strong>Submüköz:</strong> Rahim içindeki adet görülen ve gebeliğin geliştiği zara(endometrium) baskı yapan ve rahim içine doğru büyüyen tipe denir. Artmış adet kanaması veya ara kanama şeklindeki kanama düzensizliği en sık bulgulardır. En sık ameliyat nedenidir. Ameliyat şekli miyomun büyüklüğüne ve yerine göre değişmekle birlikte vakaların önemli bir kısmını histeroskopi yöntemiyle tedavi etmek mümkündür. Böylece karın boşluğuna girilmeden günübirlik bir operasyonla hasta önemli bir sağlık<br />
probleminden kurtulabilir.</p>
<p><strong>Intramural:</strong> Rahim duvarı içinde büyür. Yukarıdaki iki miyom tipinin de bulgularını verebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-49646" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/miyom-300x163.png" alt="" width="867" height="471" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/miyom-300x163.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/miyom.png 588w" sizes="(max-width: 867px) 100vw, 867px" /></p>
<p><strong>Hangi durumlarda tedavi edilmelidir, ilaçla tedavisi var mıdır?</strong></p>
<p>Çeşitli hormonal ilaçlarla yaygın denemelere rağmen, miyomların uzun süreli ve başarılı bir medikal tedavisi yoktur. Östrojen hormonuna bağlı büyüme gösterdiği için genellikle menopoz sonrası küçülürler. Bilinen en etkin tedavi yöntemi; cerrahi olarak miyomun(myomektomi) veya rahimin(histerektomi) alınmasıdır.</p>
<p>Miyomun veya rahimin alınması kararında en önemli etkenler; hastanın yaşı, doğurganlık isteği ve miyomların yerleşim yerleridir. Genel olarak bakıldığında vakaların çok önemli bir kısmında teknik olarak sadece miyomu çıkartıp rahimi korumak mümkündür.</p>
<p>Operasyonun temel amaçları; en az kesiyle, en az kan kaybıyla, en az çevre doku hasarıyla ve özellikle doğurganlık beklentisi olan hastalarda rahim duvarını katlar halinde sağlam bir şekilde tamir etmek olmalıdır. Cerrahın deneyimi ve teknik imkanlar elveriyor ve yukarıdaki koşullar sağlanıyorsa laparoskopik operasyon tercih edilmelidir. Yukarıda belirttiğim gibi özellikle submüköz myomların histeroskopik tedavisi kısa sürede başarıyla yapılmaktadır.</p>
<p>Son yıllarda rahime giden atardamarların içine girilerek(anjio) özel maddelerle tıkanması (embolizasyon) kullanılmaya başlanmıştır. Bu tedavi sonrası devam eden gebelikler bildirilse de hamilelik planı yapanlarda henüz güvenli bir yöntem değildir. En sık ameliyat nedenleri şunlardır:</p>
<p>-Alt karın muayenesinde ele kitle gelecek kadar rahimin büyümesi. (Normalde rahim ve yumurtalıklar karın muayenesinde ele gelmez!)</p>
<p>-Medikal Tedaviye cevap vermeyen ve anemiye neden olan kansızlık.(Kadınlarda anemi araştırmasında mutlaka adet düzeni ve yoğunluğu araştırılmalı ve jinekolojik muayene yapılmalıdır!)</p>
<p>-Tekrarlayan gebelik kayıplarında başka bir neden bulunamazsa.</p>
<p>-Tekrarlayan başarısız tüp bebek tedavilerinde.</p>
<p>-Çevre organlara, özellikle idrar torbası(mesane) ve idrar yollarına(üreter) şiddetli<br />
baskı bulguları.</p>
<p>-Açıklanamayan, tekrarlayan alt karın ve şiddetli adet ağrılarında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 18 Temmuz 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/07/18/miyom-ve-tedavi-yontemleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşlılarda İdrar Kaçırma ve Aşırı Aktif Mesane</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/07/04/yaslilarda-idrar-kacirma-ve-asiri-aktif-mesane/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/07/04/yaslilarda-idrar-kacirma-ve-asiri-aktif-mesane/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Jul 2021 07:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=47682</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Yaşlılarda İdrar Kaçırma ve Aşırı Aktif Mesane Bu haftaki konuğumuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi; Prof. Dr. Rahmi Onur. Dr. Onur, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Üroloji ihtisası ve daha sonra kadın ile erkeklerde işeme bozuklukları, idrar kaçırma ve nöroüroloji alanlarında Amerika Birleşik Devletlerinde doktora sonrası çalışmalarda bulunmuş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p><strong>Yaşlılarda İdrar Kaçırma ve Aşırı Aktif Mesane</strong></p>
<p>Bu haftaki konuğumuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi; Prof. Dr. Rahmi Onur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-47684 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Prof.-Dr.-Rahmi-Onur.jpg" alt="" width="566" height="566" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Prof.-Dr.-Rahmi-Onur.jpg 269w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/Prof.-Dr.-Rahmi-Onur-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 566px) 100vw, 566px" /></p>
<p>Dr. Onur, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdikten sonra Üroloji ihtisası ve daha sonra kadın ile erkeklerde işeme bozuklukları, idrar kaçırma ve nöroüroloji alanlarında Amerika Birleşik Devletlerinde doktora sonrası çalışmalarda bulunmuş bir bilim adamıdır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Yaşlı birey tanımı ve yaşlılarda idrar kaçırma sorunu ile ilgili kısa bilgi verir misiniz?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Dünya Sağlık Örgütü (WHO) yaşlı bireyi 65 yaş üstü olarak tanımlamaktadır. Günümüzde orta yaş grubunun 70’li yaşlarda kabul edildiği bir yaş aralığında bu tanımlamanın değiştirilmeye ihtiyacı olduğu düşüncesindeyim. Ancak, güncel hastalık yaklaşımları, tedavi planlamaları ve ilaç uygulamalarında hala bu yaş sınırını kabul etmekteyiz.</p>
<p style="text-align: left;">İdrar kaçırma bebeklik çağı hariç hiçbir yaşta normal değildir. Dolayısı ile yaşlılarda idrar kaçırma yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülmemeli, bir problem olarak ele alınmalı ve mutlaka tedavi edilmelidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Aşırı aktif mesane nedir?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Uluslararası kontinans derneği aşırı aktif mesaneyi; “herhangi bir enfeksiyon veya altta yatan bir başka hastalık olmaksızın oluşan idrar sıklığında artma ve ani sıkışma olarak tanımlar. Gece idrar sıklığı veya idrar kaçırma bu duruma eşlik edebilir ancak şart değildir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone  wp-image-47686" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/mesane-min-300x231.jpg" alt="" width="808" height="622" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/mesane-min-300x231.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/mesane-min.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/mesane-min-696x537.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/mesane-min-544x420.jpg 544w" sizes="(max-width: 808px) 100vw, 808px" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sık sık idrara giden tüm bireyler aşırı aktif mesane hastası mıdır?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Kişinin idrar yapma alışkanlıklarının sayısal olarak artması zaman zaman normaldir. Ancak bu durumun 6 haftadan uzun sürmesi, idrar sıklığının 8 veya üzerinde olması, eşlik eden ani sıkışma, baskılanamayan idrar yapma durumu ve bu duruma bazen kaçırmanın da eşlik etmesi aşırı aktif mesane tanısını güçlendirir. Aşırı aktif mesane tanısı konulabilmesi için o hastada diyabet, beyin ve sinir hastalıklarına bağlı idrar sıklığında artış (örn: beyin kanaması, felç, multipl skleroz, demans, Alzheimer, omurilik yaralanması, vb), geçirilmiş ürolojik veya kadın doğum ameliyatları olmaması gerekir. Bu durumlar mevcutsa aşırı aktif mesane tanısı yerine; bu hastalığa “nörojen mesane” denilmektedir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Aşırı aktif mesane her zaman hastalık mıdır?</strong></p>
<p style="text-align: left;">Aşırı aktif mesane aslında bir hastalık değil, şikayetler kompleksidir. Yani; farklı çevresel durumlarda ya da vücuttaki değişikliklerle idrar sıklığında artma ya da ani idrar yapma ihtiyacı olabilir. Bu durum aşırı sıvı tüketimi (günde 5-6 lt den fazla), çok çay (teofilin) ya da kahve (kafein) içilmesi, kronik kabızlık, diyabet (şeker) hastalığı, stres, heyecan ve uykusuzluk gibi duygu durum bozukluklarında da olabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-47687 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/MESANE-209x300.png" alt="" width="502" height="721" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/MESANE-209x300.png 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/MESANE-292x420.png 292w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/07/MESANE.png 381w" sizes="(max-width: 502px) 100vw, 502px" /></p>
<p><strong>Aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma nasıl tedavi edilmelidir?</strong></p>
<p>Aşırı aktif mesane tedavisinde en önemli adım davranışsal tedaviler, çevresel faktörlerin düzenlenmesidir. İdrar kaçırmaya yol açabilecek faktörler değerlendirilmeli ve öncelikle bunlar ortadan kaldırılmaldır. İdrar sıklığında artış, ani idrar yapma ihtiyacı ve kaçırma enfeksiyon, taş ya da tümöre de bağlı olabileceği için bu durumlar tek tek kontrol edilmelidir. Yaşlı hastalarda tansiyon hapları sabah üzeri alınmalı, idrar söktürücü ilaçlar da bu saatlere kaydırılmalıdır. Kadınlarda hormonal eksiklikler giderilmeli, menapoz sonrası jinekolojik organlar mutlaka değerlendirilmelidir.</p>
<p>Ani idrar sıkılması olduğunda, hastanın bu hissi baskılaması ve giderek artan bir sürede idrarını geciktirerek yapması, pelvik taban egzersizleri ve pelvik fizyoterapi idrar kaçırmayı etkin bir şekilde önleyebilir. Tüm bu düzenlemelere yanıtsız hastalarda ilaç tedavisine başlanabilir. İlaçlarda dikkat edilecek en önemli nokta; yaşlı bireylerde bilişsel fonksiyonları bozmayacak, unutkanlık, bunama durumunu artırmayacak ilaçları seçmektir.</p>
<p>Tedavide sadece hastalığı değil hastayı tedavi etmeyi hedeflemeliyiz. Kişiye özgü ilaç düzenlemeleri ve ek hastalıkları dikkate alarak ilaç ve cerrahi tedavi planlaması önemlidir. En sık mesane kasılmasını azaltan ilaçlarla aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma başarılı bir şekilde tedavi edilmektedir. İlaçlara yanıtsız hastalarda idrar kaçırma tedavisi nasıl olmalıdır? Davranışsal tedaviler, sıvı alımı ve ilaçlara rağmen aşırı aktif mesane ve idrar kaçırma devam eden hastalarda kaçırmaya yol açan durum tekrar değerlendirilmelidir.</p>
<p>Bazı hastalarda kaçırma; öksürme, hapşırma ve gülme ile idrar kaçabilir. Böyle bir durum aşırı aktif mesane olmayıp stres tipte kaçırmadır ve tedavisi genellikle cerrahidir. Kısa bir cerrahi işlem doğru teknikle birleştirildiğinde; bu tip kaçırma (öksürme, hapşırma, gülme ile olan) etkili bir tedavi edilebilir. İlaçlara dirençli (iki farklı idrar kaçırma ilacının 3 aydan daha uzun süre kullanma sonrası) idrar kaçırma/aşırı aktif mesane devam eden hastalarda ise bir sonraki adımda mesaneye botoks uygulanabilir. Bu tedavi yenilikçi bir yöntem olup mesane<br />
içerisine farklı noktalarda steril sıvı ile sulandırılmış botoks enjeksiyonu yapılır. İlacın<br />
uygulaması çok kolay olup hasta aynı gün taburcu edilir. Bu yöntem 9-12 ay arasında etkili olup lokal anestezi ile de tekrarlanabilir.</p>
<p>Son olarak hastalarımıza idrar kaçırmanın her yaşta ciddi bir sağlık sorunu olduğunu ve normal kabul edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim. Gerek hijyenik gerek sosyal açıdan hayatı zorlayan bu durumun hem ilaç hem de cerrahi yöntemlerle etkili ve güvenli tedavisinin mümkün olduğu bilinmelidir.</p>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 04 Temmuz 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/07/04/yaslilarda-idrar-kacirma-ve-asiri-aktif-mesane/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneş ve Deri Kanseri</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/06/20/gunes-ve-deri-kanseri/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/06/20/gunes-ve-deri-kanseri/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 08:00:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=46391</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Güneş ve Deri Kanseri Bu haftaki konuğumuz Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, Sayın. Doç. Dr. Gamze ERFAN Güneş ne zaman dost, ne zaman düşman oldu? İnsanoğlunun güneşe olan hayranlığı, merakı ve sağlığının kaynağı olduğuna ilişkin inancı, insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanların güneş ışığının ısınma ve tarım için önemini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr"><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p dir="ltr"><strong>Güneş ve Deri Kanseri</strong></p>
<p dir="ltr">Bu haftaki konuğumuz Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi, Sayın. Doç. Dr. Gamze ERFAN</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46394" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Doç.-Dr.-Gamze-ERFAN-300x158.png" alt="" width="909" height="479" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Doç.-Dr.-Gamze-ERFAN-300x158.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Doç.-Dr.-Gamze-ERFAN.png 600w" sizes="(max-width: 909px) 100vw, 909px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Güneş ne zaman dost, ne zaman düşman oldu?</strong></p>
<p dir="ltr">İnsanoğlunun güneşe olan hayranlığı, merakı ve sağlığının kaynağı olduğuna ilişkin inancı, insanlık tarihi kadar eskidir. İlk insanların güneş ışığının ısınma ve tarım için önemini fark etmesini takip eden yüzyıllarda; arkeolojik yazılı kaynaklar kimi toplumlarda güneşe tapınıldığını bile göstermektedir. Buna örnek vermek gerekirse, insan sağlığının kaynağının güneş olduğuna ilişkili ilk yazılar, Yunan mitolojisinde güneş tanrısı Helios ile ilgili yazılardır. Binlerce yıl süren bu hayranlık sonrası sağlık kaynağı olduğuna ilişkin bilimsel verilerde son yüzyılda kanıtlanmıştır. Özellikle günümüzde, sağlığın varlığı ve devamlılığını sağlayabilen vitamin D, endorfin gibi bazı vitamin, hormon, nörotransmiter vb aracıların sentezinde güneşin etkin olduğu bilinmektedir. Ancak bunun yanında; bilimsel gerçeklikler ile güneşin yararı kadar zararlı etkileri de olduğu ne yazık ki kanıtlanmıştır. 1900’lü yılların ortalarında bronzlaşmanın sosyal statü ve güzellik tanımının içeriğinde yer alması ile, güneş maruziyetinin artışı, özellikle gelişmiş toplumlarda deri kanserinin gelişiminde yüksek rakamlara ulaşılmasına neden olmuştur. Bugün güneş koruyucu, gözlük ve şapka gibi gerekli koruyucu yöntemler ile zararlı etkilerin azaltılabileceği ve aynı zamanda da, güneşin yararlı etkisinden faydalanabilmek için kısa süreli ve direkt olmayan temasın yeterli olabileceği bilgileri ışığında, deri kanserlerinden korunma bilinci gelişmiş toplumlarda giderek artmaktadır.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46404" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031-300x200.jpg" alt="" width="905" height="603" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/gunes-isinlari-ve-solaryum-cilt-kanserini-tetikliyor_20170623165031.jpg 800w" sizes="(max-width: 905px) 100vw, 905px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Güneş Işığı nedir?</strong></p>
<p dir="ltr">Güneş ışığı elektromanyetik spektrumda yer alan dalga boylarının geniş bir kısmını içerir. Bunların sadece belli bir kısmı ozon tabakasını aşarak dünyamıza ulaşır. Dünyaya ulaşan güneş ışığı; ultraviyole (UV) spektrumunun bir kısmını, görünür ışık ve infrared (IR) ışınımı içermektedir. ( %5 UV, %50 görünür ışık ve %45 IR) Bu dalgalar içerisinde UV; elektromanyetik spektrumdaki yeri nedeniyle, görünür ışık ve IR ışınımı ile karşılaştırıldığında biyolojik olarak en aktif olan ve sağlık üzerinde de en büyük etkiye sahip olan dalga boyları olarak kabul edilir. Ozon tabakasının kalınlığı, güneşin gökyüzündeki pozisyonu, enlem, rakım, gökyüzünün bulutlu olup olmaması ve ışığın yerden yansıması gibi parametreler dünyaya ulaşan güneş ışığının miktarını ve içerdiği ışınımların farklılığını ve parçacıklarının (foton) yoğunluğunu belirler.</p>
<p dir="ltr">UV dalga boyları ve biyolojik etkilerine göre UVA, UVB, ve UVC olmak üzere 3 farklı grupta incelenir. UVC’nin tamamı ozon tabakası tarafından emilmekte ve yeryüzüne ulaşmamaktadır. UVB’nin ise sadece %5’i dünyaya ulaşır. Güneş ışığı ile dünyaya en yoğun ulaşan dalga UVA olmasına rağmen (UVB’nin 20 katı fazla), deri üzerindeki etkileri açısından UVB daha ön plandadır. Ancak, günümüzde ozon tabakası bozulduğundan daha fazla UVB ve hatta bir miktar UVC’nin yeryüzüne ulaşabildiği düşünülmektedir.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46401" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner-300x63.png" alt="" width="786" height="165" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner-300x63.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner-768x160.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner-696x145.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner-1068x223.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/cilt-deri-kanseri-banner.png 1920w" sizes="(max-width: 786px) 100vw, 786px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Güneş Işığı ile deride ne gibi değişiklikler olur?</strong></p>
<p dir="ltr">UV dalgalarının boyu, frekansı ve ışığa maruz kalınan süre deriden emilimin miktarını belirler ancak derinin kalınlığı, rengi, damarlanması ve kromoforlar da güneş fotonlarının emilimini etkileyen diğer faktörlerdir. Ultraviyolenin derideki etkileri sonuçta güneş yanığı, bağışıklık sistemini baskılanması, renk koyulaşması, D vitamini sentezi, yaşlanma ve kanser gelişimi olarak sıralanabilir. Tüm bu etkilerin oluşmasında başlangıç aşaması UV enerjisinin deride bazı moleküllerce emilmesidir ve bu ilk adımı deride oluşan bir dizi moleküler, immünolojik ve genetik değişimler takip eder.</p>
<p dir="ltr">Daha detaylı anlatmak gerekirse: Ortalama güneşli bir günde derimize ulaşan foton sayısı saatte 1045 foton olarak belirlenmiştir. Kapalı ortamda veya bulutlu havalarda hatta kışın bile bu fotonlara derimiz maruz kalır. Ciltte bulunan kromoforlar tarafından emilen bu fotonlar büyük bir kimyasal reaksiyon oluştururlar. Bu kromoforlar arasında DNA, melanin, aminoasitler vb insan vücudunu oluşturan yapıtaşları sayılabilir. Tüm bu reaksiyonlar sonucunda ultraviyolenin derideki  moleküler, immünolojik ve genetik değişimleri, kısaca anormal hücre oluşumu ve hatta hücre ölümü, serbest radikal oluşumu, derinin destek tabakasını oluşturan elastin ve kollajen bozulması olarak da tercüme edebilir. Sonuçta, güneşin yakın dönem için güneş yanığı, ışık toksitesi, alerjisi ile giden deri hastalıkları, uzun vadede ise pigmentasyon, deri kanseri ve deri yaşlanmasından sorumlu olduğunu biliyoruz.</p>
<figure id="attachment_46403" aria-describedby="caption-attachment-46403" style="width: 1011px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46403" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/deri-kanseri-gelismesinde-gunes-isinlarinin-rolu-300x200.jpg" alt="" width="1011" height="674" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/deri-kanseri-gelismesinde-gunes-isinlarinin-rolu-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/deri-kanseri-gelismesinde-gunes-isinlarinin-rolu.jpg 626w" sizes="(max-width: 1011px) 100vw, 1011px" /><figcaption id="caption-attachment-46403" class="wp-caption-text">Deri Kanseri Gelişmesinde Güneş Işınlarının Rolü</figcaption></figure>
<p dir="ltr"><strong>Deri kanseri nedir ve güneş ile bağlantısı var mı?</strong></p>
<p dir="ltr">Güneş bilinen deri için en önemli karsinojendir. Amerika&#8217;da hayatı boyunca her beş insandan birinde deri kanseri geliştiği ve her tanı konulan 3 kanser vakasından birinin deri kanseri olduğu bilinen bir gerçektir.  Deri kanserleri melanom ve melanom dışı olmak üzere temel olarak iki gruptur. Her yıl tüm dünyada yaklaşık 3 milyon melanom dışı deri kanseri tanısı konurken, melanom tanısı ise yüz elli bin olarak bildirilmektedir.  Melanom dışı deri kanserleri arasında yer alan bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom ile güneş ilişkisinin daha güçlü olduğu bilinmektedir. Tüm yaşam boyu güneş ışığı maruziyetinin toplamı skuamöz hücreli karsinom gelişiminde, güneş ışığı maruziyetinin sıklığı ise bazal hücreli karsinom gelişiminde önem kazanırken, melanom gelişimi için en önemli risk faktörü olarak çocukluk döneminde oluşan güneş yanığı ve bronzlaşma amaçlı kullanılan (%95 UVA içerirler) teknolojilerin kullanımı görülmektedir. Tüm yaşamımız boyunca maruz kaldığımız güneş ışınlarının %75’ ini hayatın ilk 20 yılında aldığımız ise bilimsel veriler ile kanıtlanmıştır. Deri kanseri gelişiminin önlenmesi için en çok yaşamın ilk iki dekadında korunma sağlanması bu nedenle en etkin yöntemdir. Kanserle savaş için tüm dünyada sağlık bakanlıkları gibi yetkili birimlerce kanserden korunmanın yolları arasında yer alan önerilerin başında sigara ve alkol kullanmamak, sağlıklı beslenmek vb. yer alırken bu kısa listenin üst sıralarında güneşten korunmakta her zaman yer almaktadır. Buna örnek olarak 12 maddelik “Kansere karşı Avrupa Kodları” (European Codes Against Cancer) listesinin yedinci sırasında güneşten korunmanın yer aldığını gösterebiliriz.</p>
<p dir="ltr"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-46402" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/DERİKANSERİ-300x150.jpg" alt="" width="834" height="417" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/DERİKANSERİ-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/DERİKANSERİ-768x384.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/DERİKANSERİ-696x348.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/DERİKANSERİ.jpg 800w" sizes="(max-width: 834px) 100vw, 834px" /></p>
<p dir="ltr"><strong>Deri kanserinden korunmak için neler yapmalıyım?</strong></p>
<p dir="ltr">Günümüz dünyasında bilimsel anlamda deri kanserinden korunmanın temelinde güneş temasını günlük yaşam içinde bile engellemek gerekmektedir. Bu nedenle günlük yaşamda dahi güneş koruyucu kullanımının faydaları tartışılmaz bir gerçektir. Güneş koruyucuyu temel olarak her bireyin kullanması önerilir, ancak bazı özel koşulları olan kişilerde mutlaka kullanılmalıdır. Mutlak kullanması gerekenler listesinin başında çocuklar ve gençler yer alırken ikinci sırada deri tipi açık olanlar, takiben sırasıyla bağışıklık sisteminin baskılandığı onkoloji hastaları, onkolojik tedavi görenler, dermatolojik genetik bozuklukları olanlar, ailesinde ve/veya kendisinde deri kanseri tanısı olanlar ve vücudunda çoklu beni olanlar yer alır. Güneş koruyucu birimi olan koruma faktörleri yani SPF aslında temel olarak derimize fotonların ulaşımını azaltma oranlarını gösterir. SPF 30 ve üzeri değerlerin arasında yüzde olarak az bir fark olduğunu ve bu değer eşiğinden sonra parabolik bir eğri ile korumanın arttığını biliyoruz. Ancak ışık parçacıklarının yoğunluğunun milyarlarla ölçüldüğünü düşünürsek bu ufak farklar bile büyük korunma avantajları sağlar. Sonuçta en yüksek SPF ile tam anlamıyla korunsak bile bu zararlı ışık parçacıkları derimize yine de ulaşabilmektedir. Direkt güneşin olmadığı kısıtlı kış aylarında SPF 30, ancak geri kalan aylarda SPF 50 üzeri güneş koruyucu kullanımı en doğru kullanım şekli olacaktır. Kişilerin kendilerini aylık olarak 10 dakika ayırarak saçlı deri, tırnaklar, genital bölge ve ağız içini de kapsayan tam deri muayenesi deri kanseri tanısında erken teşhis için çok değerlidir. Herhangi bir boyut, renk ve şekilde asimetri olduğunun düşünülmesi ile dermatoloji doktoruna başvuru kanserin önlenmesinde önem taşır. Bunun yanında yıllık dermatoloji uzmanlarının muayenesi ile taranma sonucu deri kanserinden korunulabilmektedir.</p>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 20 Haziran 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
<p dir="ltr">
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/06/20/gunes-ve-deri-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalça kireçlenmesi ve tedavi seçeneği olarak protez ameliyatı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/06/06/kalca-kireclenmesi-ve-tedavi-secenegi-olarak-protez-ameliyati/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/06/06/kalca-kireclenmesi-ve-tedavi-secenegi-olarak-protez-ameliyati/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2021 07:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=45310</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Kalça kireçlenmesi ve tedavi seçeneği olarak protez ameliyatı. Bu haftaki konuğumuz, ortopedi uzmanı Dr. Adnan Konal. &#160; Kalça eklemi nedir? Gövdemizi bacaklar ile bağlayan eklemimizdir. Vücudun büyük, çok hareketli ve yük taşıyan bir eklemidir. Yapı olarak , leğen kemiği yan kısmında bulunan yarım daire biçiminde bir çukur (Acetebulum) ve buraya yerleşen uyluk kemiğinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Kent Sağlığı</strong></em></p>
<p><strong>Kalça kireçlenmesi ve tedavi seçeneği olarak protez ameliyatı.</strong></p>
<p><strong>Bu haftaki konuğumuz, ortopedi uzmanı Dr. Adnan Konal.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45567 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Adnan-Konal-300x250.jpg" alt="" width="470" height="392" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Adnan-Konal-300x250.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Adnan-Konal-696x581.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Adnan-Konal-503x420.jpg 503w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/Adnan-Konal.jpg 720w" sizes="(max-width: 470px) 100vw, 470px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kalça eklemi nedir?</strong><br />
Gövdemizi bacaklar ile bağlayan eklemimizdir. Vücudun büyük, çok hareketli ve yük taşıyan bir eklemidir. Yapı olarak , leğen kemiği yan kısmında bulunan yarım daire biçiminde bir çukur (Acetebulum) ve buraya yerleşen uyluk kemiğinin uç kısmı, küre biçiminde, baş dediğimiz(femur başı)yuvarlak bir kemik tarafından oluşturulmuştur. Yuvarlak baş, oturduğu çukur içinde değişik yönlere hareket ederek fonksiyonunu gerçekleştirir. Oturmamız, yürümemiz, bacak bacak üstüne atmamız, çömelmemiz, diz çökmemiz kalça eklemimizin fonksiyonlarının sağlıklı yapılabilmesi ile mümkündür.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45315 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ2.png" alt="" width="553" height="468" /> <em>Kalça Eklemi</em></p>
<p><strong>Kalça eklemi hastalığında ne olur?</strong></p>
<p>Kalça ekleminin çalışmasını değişik faktörler ve hastalıklar bozarak, kalça kireçlenmesi<br />
(osteoartrit, Coxartroz) dediğimiz rahatsızlığa yol açabilirler. Kemikler arasındaki kıkırdak dokusunun kaybedilmesi, eklemin fonksiyonlarının ağrılı ve kısıtlı olmasına sebep olur. Kolay hareketi sağlayan kıkırdak dokusunun tahrip olması, eklemi oluşturan kemiklerin, birbirleri üzerinde rahat hareket edememesi hastalığı oluşturur. Sonuç olarak değişik derecelerde, eklem hareket kısıtlılığı ve ağrı ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Kalça eklemini bozan rahatsızlıklar nelerdir?</strong></p>
<p>1.Ülkemizde sık rastladığımız, bebeklik çağında yapılan kundaklamaya bağlı olarak kalça eklemi kötü gelişmesi durumudur. Gençlik yıllarında şikayeti olamayan kişiler 35 yaşından sonra kalça eklemleri ile ilgili rahatsızlıklar hissetmeye başlarlar.</p>
<p>2.Geçirilmiş kalça ve bacak bölgesi kırıklarına bağlı ortaya çıkmış eklem yapısal bozulması olabilir.</p>
<p>3.Enfeksiyonlara bağlı kalça eklemi tahribatı oluşabilir.</p>
<p>4 Romatizmal hastalıklar sonucu oluşmuş kalça eklem bozulması olabilir.</p>
<p>5.Nedeni belli olmayan kalça ekleminin avasküler nekroz dediğimiz hastalığında (Bazı kan hastalıkları ve steroid diye tanımladığımız bazı ilaçların yüksek doz kullanımı sonrası olabilir)</p>
<p>6.Nörolojik bazı rahatsızlıklarından sonra.</p>
<p>7.Perthes,coxa vara ,coxa mağna, coxa valga vs. dediğimiz kalçaya özel bazı çocukluk hastalılarından sonra.</p>
<p>8.Şeker hastalığı veya bazı metabolik hastalıklar ile.</p>
<p>9.Aşırı kilo sonucu da olabilir.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45317 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ1-300x143.png" alt="" width="520" height="248" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ1-300x143.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ1.png 366w" sizes="(max-width: 520px) 100vw, 520px" /><em> Aşınmış Bir Kalça Eklemi</em></p>
<p><strong>Kalça eklem rahatsızlığında ne gibi şikayetler olur?</strong></p>
<p><strong>Hareketle ağrı:</strong> Ağrı, kalça eklemine yük bindiği zaman artış gösterir. Hastalarda yürüdükleri zaman kasık bölgelerinden dizin içine doğru vuran bir ağrıyı tarif ederler, bazen de kalça arkasından bele doğru yayılan bir ağrıdan şikayet edebilirler. Ağrının özelliği istirahat ile azalmasıdır. Ancak ileri derecede bozulmuş bir kalça ekleminde de istirahat ağrısı olabilir.<br />
<strong>Hareket kaybı:</strong> Hareketler kısıtlıdır. Özellikle bacak içe döndürme yani iç rotasyonda ağrı artar. Hasta Bacağın, çorap giyer tarzda diğer dize konulması zorlaşır. Artroz ilerledikçe hareket kısıtlığı artar. Alçak yerlere oturma zorlaşır. Bacak bacak üstüne atmak da zor ve ağrılıdır.<br />
<strong>Adele zayıflaması:</strong> Uzun yıllar bacağın az kullanılması genel olarak bacakta uyluk ve baldırda incelmeye neden olur.<br />
<strong>Bacak kısalığı:</strong> Kalça ekleminin önce kıkırdak yapısının daha sonra ise kemik yapının tahrip olması bacakta 2 cm e kadar kısalığa yol açabilir.<br />
<strong>Yürürken topallama:</strong> Bacak kısalığı, adale zafiyeti ve ağrı, yürürken topallamaya neden olur.</p>
<p><strong>Kalça kireçlenmesi denilen hastalık nasıl tedavi edilir?</strong><br />
Kalça kireçlenmesi ilk şikayetler başladığı dönemlerde çeşitli egzersiz, fizik tedavi ,ilaç tedavileri ile tedavi edilmeye çalışılabilir. Kilolu hastaların kilo vermesi de şikayetleri azaltabilir. Hastanın çok ayakta kalması ve çok yürümesi hastalığın ilerleme hızını arttırır. Egzersiz olarak kalça eklemine yük bindirmeden yerde yatarak kalça ve bacak çalıştırma egzersizleri tercih ettiğimiz egzersizlerdir. Fizik tedavi ajanları hastanın şikayetlerini azaltsa da hiçbir yöntem kalçanın zaman içinde kötüye gitmesine ve şikayetlerin geçmesine neden olmaz. Aslında ortaya çıkan ağrı uyarıcı bir ağrı niteliğindedir. İstirahat ile ağrıyı geçirmeye çalışmak en doğrusudur. Çok kuvvetli ağrı kesici ilaçlar kullanarak yürümeye çalışmak kalça ekleminin daha hızlı tahrip olmasına neden olur</p>
<p><strong>Hangi hastalar, ne zaman ameliyat edilmelidir.</strong><br />
1.Hastalarda istirahat ile dahi geçmeyen ve her gün ağrı kesici ilaç kullanma ihtiyacı olması,<br />
2.yürüme mesafesinin 15 dakika ile sınırlı olması,<br />
3.yürürken ağrıya bağlı ciddi aksamanın ve topallamanın olması,<br />
4.hastalar günlük aktivitelerini yapamaz hale gelmişlerse,<br />
40 yaş üzerinde yukarıdaki şikayetlerden en az iki tanesinin olması ameliyat nedeni olabilir.</p>
<p><strong>Kalça protez ameliyatı nedir?</strong><br />
Değişik nedenlerle hasar görmüş ve ileri derecede artroz gelişmiş bir kalça ekleminin suni bir eklemle değiştirilmesi işlemidir . Kalça protezi ameliyatı, ağrıların giderilmesi, hareket kabiliyetinin arttırılması ve gündelik faaliyetlerin daha kolay yapılabilmesi için gerçekleştirilmektedir. kalça protezi ameliyatı zamanının kararı hasta ve hekim tarafından birlikte verilmelidir. Kalça protezi ameliyatında, yuvarlak eklem yüzü de dâhil olmak üzere kalça kemiğinin bir kısmı alınmakta ve kalça kemiğinin geri kalan kısmına aşağıdaki şekilde görüldüğü gibi protez yerleştirilmektedir.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45316 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ-300x195.png" alt="" width="488" height="317" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ-300x195.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/KALÇAPROTEZ.png 306w" sizes="(max-width: 488px) 100vw, 488px" /><em> Protez ameliyatı uygulanmış bir kalça eklemi.</em></p>
<p><strong>Kalça protez ameliyatının faydaları nelerdir?</strong><br />
.Ağrının  ortadan kalkması<br />
.Hareket kabiliyetinin artması<br />
.Yürüyüş bozukluğunun düzelmesi<br />
.Bacaktaki kısalığın giderilmesi<br />
Bu müdahalenin dolaylı yararları da oldukça önemlidir. Kalça protezi sayesinde yürüme ve işlev becerisi yeniden kazanıldığından, hastanın zindelik durumu ve yaşam kalitesi gelişir ve hasta normal yaşantısına geri döner.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45399 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez2-300x263.png" alt="" width="577" height="506" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez2-300x263.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez2-478x420.png 478w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez2.png 673w" sizes="(max-width: 577px) 100vw, 577px" /><em>Protez ameliyatı uygulanmadan önce problemli bir kalça eklemi.</em></p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45400 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-300x211.png" alt="" width="583" height="410" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-300x211.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-768x540.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-100x70.png 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-696x489.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez-598x420.png 598w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/06/kalçaptotez.png 814w" sizes="(max-width: 583px) 100vw, 583px" /> <em>Protez ameliyatı uygulandıktan sonra kalça eklemi.</em></p>
<p><strong>Ameliyatta neler yapılır?</strong><br />
Hastanın durumuna ve isteğine bağlı olarak, genel ya da spinal anestezi ile ameliyat yapılabilir. Ameliyatta eklemin her iki yüzeyi de protez ile değiştirilir. Konulan parçaları yerinde tutmak üzere 2 yol mevcuttur. Bunlardan biri polimetimetakrilat adı verilen kemik çimentosu ile tespittir. Diğeri ise protezlerin kemiğe sıkıştırılması ve vidalar yardımı ile tespit edilmesidir. Bazı çimentosuz implantların yüzeylerinde yeni kemik oluşumunu sağlayabilecek biolojik olarak aktif olan maddeler de bulunmaktadır. İleri yaş ve ileri osteoporozu olanlar dışında günümüzde çimentosuz protezler tercih edilmektedir. Protezler yapıldığı hammaddeye göre de cobalt-crom, metal,titanyum, seramik vs. gibi isimlerle de anılabilir.</p>
<p><strong>Ameliyatın riskleri nelerdir?</strong><br />
İstisnasız tüm ameliyatlar risk taşımaktadır ve kalça protezi de bunun dışında değildir. Riskler, hastanın genel sağlık durumuna göre değişmektedir. Belli başlı riskler şunlardır:<br />
<strong>Enfeksiyon:</strong> Çok az hastada eklemde enfeksiyon oluşmaktadır (% 1). Böyle bir durumda öncelikle antibiyotik tedavisi uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Tromboz:</strong> Bazı hastalarda ameliyat sonrası nadirde olsa bacakta tromboz(kan pıhtılaşması)<br />
oluşmaktadır.Bunu önlemek için alınacak önlemler arasında kanı sulandırıcı ilaç kullanımıdır. Rutin olarak hastalardaki bu riski azaltmak için trombus engelleyici, kan sulandırıcı ilaçlar kullanılır.<br />
<strong>Çıkık:</strong>  Genelikle ilk 3 haftada, hastanın istemsiz veya dikkatsizce yaptığı bazı hareketlerden(bacak bacak üstüne atma, yan dönerken yastık koymama, yere çömelme vb.) olmaktadır. Tedavisi, kalça eklemini anestezi altında yerine oturtulmasıdır. Bazen tekrar ameliyat dahi gerekebilir.<br />
<strong>Siatik sinir zedelenmesi:</strong> Bazı hastalarda geçici veya kalıcı sinir hasarı olabilir.<br />
<strong>Postoperatif dönem: </strong>Hastaların operasyonun ertesi günü yürümelerine, 2. gün tuvalete oturmalarına izin verilir. Dikişler ortalama 15 günde alınır ve sonrasında banyoya izin verilir. Operasyonun ertesi gününden itibaren, hastanın kalça ve diz bükme ve adele güçlendirme egzersizlerine başlanır. Bu egzersizler kalça fonksiyonlarının tamamen kazanılmasına kadar devam eder. Genellikle 6. haftada tüm kalça fonksiyonları geri döner. Kalçada protezin varlığını hastalar 3-6 ay hissedebilirlerse de, yürüme ilk haftadan sonra ağrısızdır.</p>
<p><a href="http://www.adnankonal.com">http://www.adnankonal.com</a></p>
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 06 Haziran 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/06/06/kalca-kireclenmesi-ve-tedavi-secenegi-olarak-protez-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kalın Bağırsak Kanseri.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/05/23/kalin-bagirsak-kanseri/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/05/23/kalin-bagirsak-kanseri/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 May 2021 07:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=44055</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Kalın Bağırsak Kanseri. Bu hafta ki konuğumuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Rasim GENÇOSMANOĞLU 1. Kalın bağırsak kanseri nedir, nasıl gelişir? Kalın bağırsak (kolon), ağızdan başlayarak makatta sonlanan tüm sindirim sisteminin son bölümünü oluşturan, gıda artıklarının içerdiği suyun emilimini, posaların biriktirilmesini ve uygun zamanda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kent Sağlığı</b></p>
<p><strong>Kalın Bağırsak Kanseri.</strong></p>
<p>Bu hafta ki konuğumuz Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı, emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Rasim GENÇOSMANOĞLU<img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44058 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Prof.-Dr.-Rasim-GENÇOSMANOĞLU.png" alt="" width="302" height="335" /></p>
<p><strong>1. Kalın bağırsak kanseri nedir, nasıl gelişir?</strong><br />
Kalın bağırsak (kolon), ağızdan başlayarak makatta sonlanan tüm sindirim sisteminin son<br />
bölümünü oluşturan, gıda artıklarının içerdiği suyun emilimini, posaların biriktirilmesini ve<br />
uygun zamanda boşaltılmasını sağlayan, yaklaşık 180-200 cm uzunluğunda, içi boş tüp<br />
şeklinde bir organdır.</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44056" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri.-300x300.png" alt="" width="787" height="787" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri.-300x300.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri.-150x150.png 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri..png 350w" sizes="(max-width: 787px) 100vw, 787px" /> <em>Kalın bağırsak ve rektumun karındaki yerleşimi.</em></p>
<p>Kalın bağırsağın leğen kemiğinin (pelvis) çevrelediği boşluk içine gömülü son 15-18 cm uzunluğundaki bölümü “rektum” olarak adlandırılır. Temel yapısal özellikleri ile hastalıkların oluşma mekanizmaları kalın bağırsağın diğer bölümleriyle benzer olmasına karşın, vücuttaki yerleşiminin anatomik özellikleri ile kötü huylu tümöral hastalıklardaki tedavi yöntemlerinin görece farklılığı rektumun kolondan ayrı olarak ele alınmasına yol açmaktadır.</p>
<p>Kolorektal kanser olgularının %95’i polip-adenom-karsinom ardışıklığı ile gelişir. Kalın bağırsak veya rektumun mukoza olarak adlandırılan iç tabakasından kökenini alarak organın iç boşluğuna doğru büyüyen oluşumları “polip”, iyi huylu tömörleri “adenom” ve kötü huylu tümörleri de “karsinom (kanser)” olarak adlandırılır. Ardışık gelişen bu oluşumların her aşaması arasında ortalama 5 yıllık bir süre geçmektedir. Geri kalan %5 olguda ise; kanser gelişimi “de novo” (doğrudan oluşum) şeklinde karşımıza çıkar.</p>
<p><strong>2. Kimlerde daha sık görülür, gelişimindeki risk faktörleri nelerdir?</strong><br />
Kolorektal kanser; kadınlarda meme kanseri ve akciğer kanserinden sonra, erkeklerde de<br />
prostat kanseri ve akciğer kanserinden sonra 3. en sık görülen kanser türüdür. Yaşam boyu<br />
kolorektal kanser gelişme olasılığı erkeklerde %5.5 (her 18 erkekten biri), kadınlarda ise %5 (her 20 kadından biri) olarak bildirilmektedir.</p>
<p>Yaşla birlikte gelişme sıklığı artmakta, 5. ve 6. yaş dekatlarında daha çok görülmektedir.<br />
Protein ve yağdan zengin bol kalorili batı tipi diyetle beslenmenin kolorektal kanser gelişimi<br />
açısından bir risk faktörü olduğu bilinmektedir. Somatik gen mutasyonları sporadik hastalık<br />
gelişimine yol açarken, germline mutasyonlarda “familyal adenomatöz polipozis” (FAP) veya<br />
“herediter polipsiz kolorektal kanser” (HNPCC) gibi kalıtsal geçen kanserler ortaya<br />
çıkmaktadır, bu tür kalıtsal hastalıklar tüm olguların %1-2’sini oluşturmaktadır.</p>
<p><strong>3. Belirti ve bulguları nelerdir?</strong><br />
Birçok kanser türünde olduğu gibi hastalık genelde sinsi ilerler, ancak kitle belirli bir<br />
büyüklüğe eriştiğinde belirti vermeye başlar. Kalın bağırsağın sağ tarafında yerleşmiş kanserler genellikle kanamaya neden olarak anemi (kansızlık) gelişimine yol açarken, sol<br />
tarafında yerleşmiş kanserler ise daha çok dışkılama düzeninde değişiklik, kabızlık ve<br />
tıkanmaya neden olurlar. Kalın bağırsaktaki kanserden gelişen kanamalar; dışkıda çıplak gözle görülebilecek şekilde “aşikar” olabileceği gibi, ancak laboratuvarda dışkının mikroskobik incelemesiyle veya bazı kimyasal maddeler kullanılarak test edilmesiyle saptanabilecek şekilde “gizli” de olabilir.</p>
<p>Sonuçta gelişen anemi ise; solukluk, halsizlik, çabuk yorulma ve çarpıntı gibi belirtilerle kendini sunar. İlerlemiş olgularda; iştahsızlık, kilo kaybı, karında ele gelen kitle, dışkılama düzeninde değişiklik, sık dışkılama, kabızlık-diyare atakları, mukuslu dışkılama, rektumda yerleşik kanserlerde ise dışkılama sonrası tam boşalamama hissi ve yeniden tuvalete gitme isteği, kanlı dışkılama ve “tenezm” olarak adlandırılan ağrılı dışkılama gibi belirtiler görülür.</p>
<p><strong>4. Tanı nasıl konulur, evreleme nasıl yapılır?</strong><br />
Tanı; bazı belirtilerin geliştiği hastaların hekime başvurması sonrası yapılan tetkiklerle veya<br />
özellikle ileri yaş grubundaki hastalarda tespit edilen demir eksikliği anemisinin nedeni<br />
araştırılırken yapılan incelemelerle konulur. Kolonoskopi kolorektal kanserde “altın standart”<br />
tanı yöntemidir. Ucunda ışık ve mikro kamera bulunan esnek bir cihazın makattan<br />
yerleştirilmesi ve yukarıya doğru ilerletilmesiyle tüm kalın bağırsağın görüntülendiği bu işlem sırasında duvarda gelişmiş tümöral oluşum görülür ve doku örnekleri (biyopsi) alınır, alınan örneklerin histopatolojik incelemesi ile kesin tanıya ulaşılır. Tarama kolonoskopisi yapılan hastalarda işlem sırasında polip saptanırsa çıkartılır (polipektomi), histopatolojik incelemede polip üzerinde kötü huylu tümör hücreleri saptanırsa bu hastalara da kanser tanısı konulur. Belirti vermeyen olgularda ise; başka nedenlerle (örn: check-up) yapılan radyolojik incelemelerde (ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi) kalın bağırsak veya rektumda tesadüfen tümör şüpheli oluşumlar görülebilir.</p>
<p>Evreleme; hastalığın hem tedavi şeklini belirleyeceği ve hem de 5 yıllık sağ kalım oranı<br />
hakkında bilgi vereceği için oldukça önemlidir. Günümüzde TNM (T: tümör, N: bölgesel lenf<br />
bezi, M: metastaz) evrelemesi kullanılmaktadır. (Resim-2).</p>
<p style="text-align: center;"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-44057" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri1-300x203.png" alt="" width="930" height="629" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri1-300x203.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Kalın-Bağırsak-Kanseri1.png 615w" sizes="(max-width: 930px) 100vw, 930px" /><em> Kalın bağırsak kanserinde hastalığın evresine göre tümörün bağırsak duvarındaki uzanımı,</em><br />
<em>bölgesel lenf bezlerine yayılımı ve uzak organ tutulumu (Ulusal Kanser Enstitüsü, ABD).</em></p>
<p>Kolonoskopi ve biyopsi ile alınanörneklerde tümörün hücre türü (adenokarsinom) ve kökenini aldığı normal hücrelerden farklılaşma derecesi (diferansiyasyon) saptanırken; ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve 18 FDG-PET/CT (vücuda verilen radyoaktif flor atomuyla işaretlenmiş glukoz moleküllerinin dokular tarafından kullanımını görüntüleyen pozitron emisyon tomografisi) gibi yöntemlerle de tümörün bağırsak duvarındaki katmanlara uzanımı, bölgesel lenf bezlerine yayılımı ve uzak organ tutulumu (metastaz) araştırılır.</p>
<p><strong>5. Tedavi seçenekleri nelerdir?</strong><br />
Günümüzde tüm kanserlerde en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Cerrahi tedavi; konvansiyonel açık cerrahi tekniklerle yapılabileceği gibi, uygun olgularda minimal invaziv<br />
cerrahi teknikler(laparoskopik cerrahi, tek kesiden laparoskopik cerrahi, robotik cerrahi, vb)<br />
de uygulanabilir. Cerrahi tedavide temel prensip; kanserli organ bölümünün yeterli<br />
uzaklıktaki sağlam bağırsak bölümünden kesilerek, kan damarlarını ve bölgesel lenf bezlerini içeren mezokolon olarak adlandırılan yağlı dokuyla birlikte bir bütün halinde vücuttan çıkartılmasıdır, bağırsağın devamlılığı serbest uçların birbirlerine ağızlaştırılması (anastomoz) ile sağlanır. Rektum kanserlerinde, anüs mümkün olduğunda korunmaya çalışılır; ancak anüse çok yakın yerleşimli tümörlerde anüsün çıkartılarak yaşamın geri kalan bölümünde dışkılamanın kalın bağırsağın serbest ucunun karın ön duvarına ağızlaştırılması (kolostomi) ile sağlanması mecburiyetinde kalınabilir.</p>
<p>Kemoterapi (ilaç tedavisi; sitotoksik ajanlarla kanser hücrelerinin öldürülmesi), radyoterapi<br />
(ışın tedavisi; iyonizan radyasyon uygulanmasıyla kanser hücrelerinin parçalanması),<br />
hormonoterapi (hormon tedavisi; bazı kanserlerde etkin olan hormonların kullanılmasıyla veya bu hormonların reseptörlerinin bloke edilmesiyle kanser gelişiminin önlenmesi/kontrol<br />
altında tutulması) ve immünoterapi (bağışıklık sistemi üzerinde etkin ajanlarla kanser<br />
gelişiminin önlenmesi/kontrol altında tutulması) ek/yardımcı tedavi yöntemlerini<br />
oluşturmaktadır. Tedavide hangi seçeneklerin cerrahiye ekleneceğini dikte eden hastalığın<br />
evresidir. Yine hastalığın evresine göre bazı durumlarda önce cerrahi tedavi, sonrasında ek<br />
tedavi seçenekleri kullanılırken (adjuvan tedavi), bazı durumlarda da önce kemoterapi<br />
ve/veya radyoterapi uygulanıp ardından cerrahi tedavi yapılır (neoadjuvan tedavi),<br />
sonrasında yine kemoterapi ile devam edilir. Radyasyon onkologları tarafından uygulanan<br />
radyoterapi genellikle rektum kanserlerinde başvurulan bir tedavi seçeneğidir; ameliyat<br />
öncesi evrelemede lokal ileri rektum kanseri olduğu düşünülen olgularda (T3-4, N+) hem<br />
tümörü küçülterek anüsün korunma olasılığını artırmak ve hem de hastalığın ameliyat<br />
yerinde yinelemesi (nüks/lokal rekürrens) olasılığı ile uzak organ tutulumu (metastaz) riskini azaltmak amacıyla ameliyat öncesi dönemde uygulanmaktadır. Ancak, ameliyat sonrasında yapılan histopatolojik incelemede; ameliyat öncesindeki evreleme bulgularından farklı olarak hastalığın tutulumunun daha ileri olduğu tespit edilirse, ameliyat sonrasında da radyoterapi uygulanabilmektedir. Lenf bezi yayılımı olan ya da uzak organ metastazı gelişen hastalarda hangi ilaçların kullanılacağı ve ne kadar süreyle uygulanacağı medikal onkologlar tarafından belirlenir.</p>
<p><strong>6. Tedaviye yanıt nasıldır, tedavi sonrası izlem nasıl uygulanır?</strong><br />
Erken saptanan kolorektal kanserli olgularda tedaviye yanıt yüz güldürücüdür. Evre I-II<br />
kolorektal kanserlerde yalnızca cerrahi tedavi ile tam kesin iyileşme/kür elde<br />
edilebilmektedir; 5 yıllık sağkalım Evre I’de %90-95, Evre II’de %80-90 düzeyindedir. Evre III olgularda cerrahi tedavi gerek ameliyat öncesinde ve gerekse sonrasında uygulanabilen<br />
kemoterapi/radyoterapi ile desteklenerek başarılı sonuçlar elde edilmekte ve 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık %70 düzeyinde bildirilmektedir. Uzak organ metastazı gelişmiş Evre IV olgularda sağkalım oranları günümüzde geçmiş yıllara oranla daha yüksektir. Özellikle<br />
karaciğer ve akciğer metastazlarında, uygun olgularda, metastazların cerrahi yöntemlerle<br />
çıkartılması (metastazektomi) veya bazı olgularda fiziksel ablasyon yöntemleriyle<br />
(radyofrekans, mikrodalga, vb) yok edilmesi ve daha etkin kemoterapötik ajanların<br />
geliştirilmesi ile son yıllarda kullanıma giren hedefe yönelik tedavilerin uygulanması sağkalım oranını %5 düzeyinden bazı serilerde %20-40 düzeyine yükseltmiştir.</p>
<p>Kolorektal kanser tanısıyla tedavi gören hastalar medikal onkologlar tarafından yakından<br />
izlenirler. İzlemde; hastalığın evresine ve tümörün hücresel özelliklerine göre değişen sıklıkta olmak üzere tümör belirteçlerinin kan düzeyleri araştırılır, çeşitli radyolojik yöntemlerle ameliyat yerinde yineleme olup olmadığına ve uzak organ metastazı gelişip gelişmediğine bakılır ve belirli sıklıkla tekrarlanan izlem kolonoskopisi ile de ameliyat yerinde yineleme olup olmadığı ve kötü huylu tümör üretmiş olan kalın bağırsağın diğer bölümlerinde zaman içinde yeni bir tümör gelişip gelişmediği araştırılır.<br />
Resim-1: Kalın bağırsak ve rektumun karındaki yerleşimi.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/05/23/kalin-bagirsak-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mide Kanseri</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/05/02/mide-kanseri/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/05/02/mide-kanseri/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 May 2021 11:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=42594</guid>

					<description><![CDATA[Bu haftaki konuğumuz,Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi,  Prof.Dr. Rıfat YALIN Mide Kanseri   &#8220;Ülser gibi iyi huylu bir mide hastalığı nedeniyle, daha önceden mide ameliyatı geçiren ve  kan grubu (A) olanlarda da mide kanseri olasılığı artmaktadır.&#8221;   Mide kanserinin özellikleri nelerdir? Kanser, vücudumuzdaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüyüp çoğalması, daha sonra da tüm vücuda [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto"><em>Bu haftaki konuğumuz,Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi emekli öğretim üyesi,  Prof.Dr. Rıfat YALIN</em></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-42596 aligncenter" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/Prof.Dr_.-Rıfat-YALIN.png" alt="" width="387" height="464" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong>Mide Kanseri</strong></div>
<div dir="auto"><b><i> </i></b></div>
<div dir="auto"><i><b>&#8220;</b>Ülser gibi iyi huylu bir mide hastalığı nedeniyle, daha önceden mide ameliyatı geçiren ve  kan grubu (A) olanlarda da mide kanseri olasılığı artmaktadır.&#8221;</i></div>
<div dir="auto"><b> </b></div>
<div dir="auto"><strong><i>Mide kanserinin özellikleri nelerdir?</i></strong></div>
<div dir="auto">Kanser, vücudumuzdaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüyüp çoğalması, daha sonra da tüm vücuda yayılmasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Japonya, Çin gibi uzak doğu ülkelerinde ve gelişmemiş ülkelerde daha fazla görülen mide kanseri, genellikle ileri yaşlarda ortaya çıkar ve erkeklerde kadınlardan daha sık bulunur. Erken dönemlerde belirti vermeyen mide kanserlerinin 2/3’si tanı konulduğu zaman ileri evrededir. Geç belirti vermesi tanının gecikmesine yol açarken, tedaviden yararlanma şansı da azalmaktadır.</div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-42601" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide-kanseri-670x371-300x166.jpg" alt="" width="826" height="457" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide-kanseri-670x371-300x166.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide-kanseri-670x371.jpg 670w" sizes="(max-width: 826px) 100vw, 826px" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong><i>Mide kanseri gelişmesinde başlıca risk faktörleri nelerdir?</i></strong></div>
<div dir="auto">Mide kanseri gelişmesinde öne sürülen bazı risk faktörleri vardır. Fakat hastalarda  bazan birkaç risk faktörü bulunabilirken, bazan da herhangi bir risk faktörü bulunamaz.</div>
<div dir="auto">Hastalık 60-80 yaş aralığında ve erkeklerde, kadınlardan yaklaşık olarak iki kat daha fazla  ortaya çıkar.</div>
<div dir="auto">En önemli risk faktörlerinden biri “Helikobakter pilori” enfeksiyonudur. Uzun süreli H.Pilori enfeksiyonları midenin iç tabakasında “kronik atrofik gastrit” denilen değişikliklere ve sonunda mide kanserine yol açarlar.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Mide kanseri oluşumuyla yiyeceklerin ilişkisi de uzun yıllar tartışılmıştır.</div>
<div dir="auto">Tütsülenmiş ve tuzlanmış balık ve etler, başta Japonya olmak üzere Uzak Doğu ülkelerinde daha fazla görünen mide kanserinin nedeni olarak suçlanmıştır. Diğer yandan taze meyva ve sebze tüketiminin mide kanserinde koruyucu rol oynadığı da ileri sürülmüştür.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Sigara içenlerde mide kanseri görülme olasılığı özellikle midenin özofagusa yakın üst kısımlarında- iki kat artmaktadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ülser gibi iyi huylu bir mide hastalığı nedeniyle, daha önceden mide ameliyatı geçiren ve  kan grubu (A) olanlarda da mide kanseri olasılığı artmaktadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Midenin adenomatöz polipleri ve birinci dereceden yakınında mide kanseri öyküsü bulunanlarda da risk artmıştır. Bunun en iyi örneği Napolyon Bonapart ailesidir. Ailesinden pek çok kişinin benzer mide yakınmaları sonucu öldüğünü gören Napolyan , Elbe adasında ölümünden önce doktorlarından kendisine otopsi yapmalarını istemiş ve bunun sonucunda mide kanserinden öldüğü anlaşılmıştır.</div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-42600" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/unnamed-300x226.jpg" alt="" width="714" height="538" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/unnamed-300x226.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/unnamed-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/unnamed.jpg 512w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong><i>Mide kanserinin belirti ve bulguları nelerdir?</i></strong></div>
<div dir="auto">Ne yazıkki mide kanseri erken dönemde  nadiren belirti verir. Hastaların ancak 1/5’i erken dönemde tanınmaktadır. İçi besinlerle dolan, üç kat kas tabakası ile kolayca esneyip genişleyen midede erken dönemde fazla belirti ortaya çıkmaz. Büyük bir kısmı ileri evrede tanınan mide kanserinin belirti ve bulguları, kanserin yerleşimine göre değişir.</div>
<div dir="auto">Başlıca yakınmalar iştahsızlık, zayıflama, karın bölgesinde dolgunluk hissi ve ağrı, midede yanma, ekşime,  bulantı, kusma veya kanamadır.</div>
<div dir="auto">Mide bölgesinde bir kitlenin ve köprücük kemiği üstünde lenf nodülünün ele gelmesi, sarılık, karında sıvı toplanması veya kanama, genellikle hastalığın ileri evrelere ulaştığını gösteren bulgulardır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-42599" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide_kanseri_nedir_belirtileri_ve_tedavisi_nedir_76468-300x170.jpg" alt="" width="861" height="488" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide_kanseri_nedir_belirtileri_ve_tedavisi_nedir_76468-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/mide_kanseri_nedir_belirtileri_ve_tedavisi_nedir_76468.jpg 600w" sizes="(max-width: 861px) 100vw, 861px" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong><i>Mide kanserinde tanı nasıl konulur?</i></strong></div>
<div dir="auto">Tüm hastalıkların tanısında olduğu gibi, mide kanseri tanısı da öncelikle alınan iyi bir öykü ve fizik muayene ile başlar. Başta aile öyküsü olmak üzere risk faktörleri dikkatle gözden geçirilir. Tam kan sayımı, laboratuar testleri ve tümör belirteçleri (marker) araştırılır. Tanıda en önemli ve güvenilir yöntem,  üst sindirim sisteminin “endoskopik” (gastroskopik) incelenmesidir. Endoskopi sırasında görülen lezyon veya ülserlerden parça alınıp  (biyopsi) incelenmesi de tanıda önemli bir işlemdir. Akciğer grafisi, kontrast maddeli mide-duodenum grafileri (günümüzde çok az kullanılmaktadır), Bilgisayarlı tomografi, MRI (magnetik rezonanslı görüntüleme) ve özellikle uzak yayılımların saptanması için PET (pozitron emisyon tomografi) tanıda kullanılabilecek radyolojik yöntemlerdir. Endoskopik Ultrasonografide önemli bir tanı yöntemi olarak kullanılmaktadır.</div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-42598" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/MİDEKANSERİ.jpg" alt="" width="782" height="507" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong><i>Tedavide yeni gelişmeler nelerdir?</i></strong></div>
<div dir="auto">Mide kanserinin tedavisinde değişik uygulamalar hastalığın evresine göre kullanılır. Erken evre tümörlerde primer tedavi cerrahi olmalıdır. Cerrahi tedavi ile midenin tamamı veya bir kısmı çıkartılabilir. Son yıllarda bazı merkezlerde, erken evre mide kanserlerinde laparoskopik, endoskopik  ve robotik  rezeksiyonlarda yapılmaktadır. Ayrıca ileri evre tümörlerde de kanama, tıkanma veya delinme gibi komplikasyonlarda da cerrahi yöntemler uygulanabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Kemoterapi, özellikle son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar ile tedavide önemli bir yer almış ve yaşam süresinin önemli derecede artmasına yol açmıştır. Özellikle cerrahi sınırları aşan ve çevreye yayılım yapan tümörlerde ameliyat öncesi yapılan kemoterapilerle (neo-adjuvant) tümör ve lenf bezleri küçülüp, kaybolmaktadır. Daha sonra yapılan cerrahi tedavi ile de hastanın yaşam süresi çok uzamaktadır. Ayrıca son yıllarda geliştirilen “hedefe yönelik kemoterapi” (Akıllı ilaç) ile de çok başarılı sonuçlar alınmaktadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Ameliyat esnasında veya sonrasında uygulanabilecek Radyoterapi veya İmmünoterapi de , tedavi seçenekleri arasında sayılabilir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-42597" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/05/MİDEKANSERİ1-300x168.jpg" alt="" width="923" height="517" /></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><strong><i>Mide kanseri tedavisinde neler değişti? </i></strong></div>
<div dir="auto">Billroth’un mide kanseri için yaptığı ilk mide rezeksiyonundan (çıkartılmasından) sonra, çok uzun yıllar sadece cerrahlar tarafından mide ameliyatları yapıldı. Son yıllarda bu durum tek başına cerrahların sorumluluğundan çıkarak, gastroenterolog, cerrah, patolog , radyolog ve onkolog tarafından “multidisipliner” planlanıp yürütülmeye başladı. Erken evre mide kanserinin cerrahi tedavisinde endoskopik, laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamaları arttı.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Önemli bir diğer gelişmede yeni kemoterapi ilaçlarının eklenmesiyle, neoadjuvant (cerrahi öncesi yapılan kemoterapi), cerrahi sonrası uygulanan adjuvant ve hedefe yönelik kemoterapi (akıllı ilaç tedavisi) ile başarının  daha artmış ve yaşam süresinin uzamış olmasıdır.</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto">
<div dir="auto"><i>Herkese sağlıklı günler dilerim.</i></div>
</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 02 Mayıs 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/05/02/mide-kanseri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Human Papilloma (Genital Siğil) Virüs (HPV) Bağlı Kanserler.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2021/04/17/41530/</link>
					<comments>https://www.kentekrani.com/2021/04/17/41530/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Apr 2021 07:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Prof. Dr. Atıf AKDAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=41530</guid>

					<description><![CDATA[Kent Sağlığı Human Papilloma (Genital Siğil) Virüs (HPV) Bağlı Kanserler. HPV insanlara genellikle cinsel yolla bulaşan, genital bölgede siğil(diğer adı ile kondilom)yapabilen bir virüs hastalığıdır. Boyutları toplu iğne başından, 3-4mm. çapına kadar ulaşır. Kuluçka dönemi 2 ay ile 6 yıl arasındadır. En sık görülen HPV tipleri,  6,11,16 dır.  Gerek tip16  ve gerekse tip 18 kansere [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="auto"><b>Kent Sağlığı</b></div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><b>Human Papilloma (Genital Siğil) Virüs (HPV) Bağlı Kanserler.</b></div>
<div dir="auto">
<!--[if lt IE 9]><script>document.createElement('audio');</script><![endif]-->
<audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-41530-1" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/04/Atıf-AKDAŞ-Human-Papilloma-Genital-Siğil-Virüs-HPV-Bağlı-Kanserler.mp3?_=1" /><a href="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/04/Atıf-AKDAŞ-Human-Papilloma-Genital-Siğil-Virüs-HPV-Bağlı-Kanserler.mp3">https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/04/Atıf-AKDAŞ-Human-Papilloma-Genital-Siğil-Virüs-HPV-Bağlı-Kanserler.mp3</a></audio>
</div>
<div dir="auto">HPV insanlara genellikle cinsel yolla bulaşan, genital bölgede siğil(diğer adı ile kondilom)yapabilen bir virüs hastalığıdır. Boyutları toplu iğne başından, 3-4mm. çapına kadar ulaşır. Kuluçka dönemi 2 ay ile 6 yıl arasındadır. En sık görülen HPV tipleri,  6,11,16 dır.  Gerek tip16  ve gerekse tip 18 kansere neden olmaktadır.</div>
<div dir="auto">
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><b>RAHİM AĞZI KANSERİ</b>(<i>Serviks Kanseri)</i></div>
<div dir="auto">Serviks kanseri, kadınlarda  4. Sıklıkta görülen kanser olup, kansere  bağlı ölümlere sıklıkla (4.sıklıkla) neden olmaktadır, 15-44 yaş grubunda daha sık görülmektedir. Az gelişmiş ülkelerde daha sık görülmekte ve daha çok ölümlere neden olmaktadır. Gelişmiş ülkelerle, az gelişmiş ülkeler arasındaki bu belirgin farkın sebebi, tarama programlarının kalitesi ve süresidir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Serviks lezyonlarının az gelişmiş ülkelerde daha sık görülmesinde , tarama olanaklarının ve tedavi olanaklarının yetersizliğinin yanında, serviks  kanser risk faktörlerinde değişiklikler (cinsel davranış ve HPV ye maruz kalma) etkin olmaktadır. HPV 16 serviks kanserine en yaygın olarak sebep olan tiptir. Serviks kanseri, kadınlarda ,meme ve akciğer kanserinden sonra maluliyete en sık sebep olan kanser türüdür.</div>
<div dir="auto">Serviks kanseri, sitolojik tarama ve etkin tedavi metodlarıyla gelişmiş ülkelerde kontrol altına alınabilmektedir. Az gelişmiş ülkelerde ise taramanın  ve prekanseröz lezyonlarının hacımlarının büyük oluşu ve de tedavilerinin yetersiz oluşu serviks  kanser insidansının yüksek olmasına neden olmaktadır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">HPV aşısının, HPV ye bağlı kanserlerden korumasının önemi, aşının dünyada yaygın olarak kullanılmasına bağlıdır. 2016 yılında 82 ülkede HPV aşısı, genç kızlarda (14-26 yaş)  aşılama programına alınmış, 13 ülkede ise aşı erkek çocuklarına da uygulanmaya başlanmıştır. Aşılama ve tarama programları olmayan ülkelerde maalesef önümüzdeki 50 yılda serviks kanseri görmeye devam edeceğiz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><b>ANOGENİTAL KANSERLER</b></div>
<div dir="auto">HPV ayrıca vulva, vagina, penis ve anus kanserlerine sebep olmaktadır, ancak insidans oranı serviks kanserinden daha düşüktür ve çoğunluğu çok katlı yassı epitel (skuamoz hücre) kanseridir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Özellikle anal kanserlerin diğerlerine nazaran daha sık görülmesi, cinsel davranımdaki değişiklikler nedeniyle anal kanalın HPV ye daha fazla maruz kalmasına bağlıdır. HPV-DNA analizleri sonucu, anal kanserlerin %88, penis kanserlerinin %51, vaginal kanserlerin %78 ve vulvar kanserlerin %15-48 HPV enfeksiyonu sonucu oluştuğu rapor edilmiştir.</div>
<div dir="auto">Keza bu tümörlere de çoğunlukla HPV tip 16 sebep olmaktadır.</div>
<div dir="auto">Tiplendirme özellikle tedavi planlanmasına ışık tutacaktır. Anal kanserlerde HPV-DNA analizi sonucu tip 16 saptanırsa radyo-kemoterapiye cevap çok başarılıdır ve cerrahi tedaviye gereksinim olmaz.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto"><b>BAŞ ve BOYUN KANSERLERİ</b></div>
<div dir="auto">Baş ve boyun kanserleri çok geniş kapsamlı ve heterojen bir yapıya sahip tümörlerdir, genellikle tütün ve alkol kullanımı sebebiyle oluşur. Ancak, orofarinks, oral kavite(ağız içi boşluğu),larinks kanserlerinin bir kısmında HPV sebep oluşturmaktadır.</div>
<div dir="auto">HPV ye bağlı baş ve boyun kanserlerinin sebebi, cinsel yolla bulaşan HPV enfeksiyonlarıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Global olarak tanı konan 456.000 baş ve boyun kanserlerinin 37.200  HPV enfeksiyonuna bağlı olduğu rapor edilmiştir, 29.000 orofarinks, 4.400 oral kavite, 3.800 larinks tümörüdür. HPVye bağlı  baş ve boyun kanserleri gelişmiş ülkelerde daha sık görülmektedir.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">Son yıllarda tütün kullanımının azalmasına rağmen HPV bağlı baş ve boyun kanserlerinin sıklığı artmış olup, özellikle Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika da genç yaşlarda HPVye bağlı orofaringeal kanserler rapor edilmektedir. Son yıllarda ülkemizde de tonsil (bademcik) kanserleri görülmekte olup, yapılması gereken HPV-DNA analizi ve de HPV bağlı olduğu gösterilirse tedavi olarak radyo-kemoterapi tedavisi uygulamasıdır.</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">HPV 16 , HPVye bağlı kanserlerin oluşmasının en belirgin sebebidir. Gerek tarama testlerinin uygun şekilde ve yaygın olarak yapılması ve güncellenmesi gerekse HPV aşısının global olarak yaygınlaştırılması, cinsel eğitim konusunda gençlerin eğitilmesi HPVye bağlı kanserlerin oluşmasını azaltacak ve engelleyecektir.</div>
<div dir="auto"><i> </i></div>
<div dir="auto"><i>Herkese sağlıklı günler dilerim.</i></div>
</div>
<div dir="auto"></div>
<div dir="auto">
<p>Prof. Dr. Atıf AKDAŞ/ÜROTIP</p>
<p><a href="https://www.urotip.com.tr/">ÜROTIP İÇİN TIKLAYINIZ</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Atıf AKDAŞ/kentekrani</p>
<p><a href="https://www.youtube.com/channel/UCmnfnwPK8PU4eSIXEv3DPXg?view_as=subscriber">Youtube Kanalına Abone Olmak İçin Tıklayınız</a></p>
<p>www.kentekrani.com 17 Nisan 2021</p>
<p><a href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/prof-dr-atif-aktas/">Yazarın Tüm Yazıları</a></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kentekrani.com/2021/04/17/41530/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2021/04/Atıf-AKDAŞ-Human-Papilloma-Genital-Siğil-Virüs-HPV-Bağlı-Kanserler.mp3" length="62208" type="audio/mpeg" />

			</item>
	</channel>
</rss>
