<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ  &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/mehmet-cemal-beskardes/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Apr 2025 08:37:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ  &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ; BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 25 GÖRKEMLİ BOĞAZİÇİ TARABYA TARİHİNE BİR BAKIŞ: TARABYA İLE BÜYÜKDERE AÇIKLARINDA1348 &#8211; 1349 YILLARINDA ÇATIŞAN BİZANS İLE CENEVİZ DONANMALARI</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/04/06/mehmet-cemal-beskardes-bir-baska-alemdi-bogazici-25-gorkemli-bogazici-tarabya-tarihine-bir-bakis-tarabya-ile-buyukdere-aciklarinda1348-1349-yillarinda-catisan-bizans-ile-ceneviz-donanmalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Apr 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ceneviz bizans savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=167306</guid>

					<description><![CDATA[Bugün okurlarımızla paylaşacağım konu aslında tarihçilerimiz arasında bile azbilinir… Boğaziçi Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu Tarihi&#8217;nde izler bırakan Bizans-Ceneviz Deniz Savaşı veya Bizans-Cenova Deniz Savaşı, 1348 &#8211; 1349yıllarında Bizans İmparatorluğu ve Ceneviz Cumhuriyeti Donanmaları arasında İstanbul Boğazı&#8217;ndan geçerken Bizans İmparatorluğu tarafından konan haraç üzerine yaşanan bir savaştır…(Yeri gelmişken Uluslararası Montreux Türk Boğazları Antlaşması 1936 [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bugün okurlarımızla paylaşacağım konu aslında tarihçilerimiz arasında bile az<br>bilinir…</p>



<p>Boğaziçi Doğu Roma ya da Bizans İmparatorluğu Tarihi&#8217;nde izler bırakan Bizans-Ceneviz Deniz Savaşı veya Bizans-Cenova Deniz Savaşı, 1348 &#8211; 1349<br>yıllarında Bizans İmparatorluğu ve Ceneviz Cumhuriyeti Donanmaları arasında İstanbul Boğazı&#8217;ndan geçerken Bizans İmparatorluğu tarafından konan haraç üzerine yaşanan bir savaştır…(Yeri gelmişken Uluslararası Montreux Türk Boğazları Antlaşması 1936 sürecini anımsatmak isterim.)</p>



<p>Bizanslılar gıda ve deniz ticareti için Galata&#8217;daki Cenevizli tüccarlara olan bağımlılıklarını kırmak ve kendi donanmalarını yeniden inşa etmek istiyorlardı. Fakat inşa ettikleri yeni donanma, Cenevizliler tarafından yok edilmiş ve bir barış antlaşması<br>imzalanmıştır…<br>Pekâla bu tarihî olaylar nasıl gelişmişti?..</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="936" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-936x1024.jpg" alt="" class="wp-image-167308" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-936x1024.jpg 936w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-274x300.jpg 274w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-768x840.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-696x761.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-1068x1168.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317-384x420.jpg 384w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Screenshot_20250405_113317.jpg 1080w" sizes="(max-width: 936px) 100vw, 936px" /></figure>



<p><strong>Arka Plan </strong><br>Cenevizliler, 1261&#8217;de imzalanan Nymphaeum Antlaşması&#8217;na göre Konstantinopolis&#8217;in bir kenar beldesi olan Galata kolonisini ellerinde tuttular. Bu antlaşma, bu iki güç arasında ticaret ilişkileri oluşturmuş ve Cenevizlilere Galata&#8217;da gümrük vergisi toplama gibi çeşitli ayrıcalıklar tanınmasına sebep olmuştur. Bizans İmparatorluğu hala 1341 yılındaki iç savaş yüzünden toparlanamamışken, bu ayrıcalıklar toparlanmayı zorlaştırmıştı. Konstantinopolis, gümrük vergilerinin sadece %13 ünü, yani yaklaşık 30,000 İperpiron alırken; geri kalan para Cenevizliler&#8217;e kalmaktaydı.[2]<br>İmparatorluk, Cenevizlilerin donanmasını alt edecek güçte değildi. Bizans donanması, III. Andronikos döneminde, iç savaş yüzünden tamamen yok edilmişti. Bizans&#8217;ın Mora Despotluğu dışındaki tek<br>varlığı olan Trakya, hala Türk paralı askerlerinin yağmalarından toparlanmaktaydı. Bizans ticareti<br>mahvolmuş ve İmparatorluk için Boğaz&#8217;dan gelen vergiler ve tarifeler dışında birkaç başka finansal rezerv kalmıştı.[3]</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="545" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-1024x545.jpg" alt="" class="wp-image-167309" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-1024x545.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-300x160.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-768x409.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-696x370.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-1068x568.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1-789x420.jpg 789w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/venedik-ceneviz-donanma-resim-1122x597-1.jpg 1122w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>Savaş</strong><br>İstanbul Boğazı üzerinde hakimiyeti almak için VI. İoannis 1348 yılında ticaret ve savaş gemilerinin savaşa hazırlanmasını emretmiştir. İç savaştan sonra bomboş bir hazineyle karşılaşan imparator, güçlü bir<br>donanma oluşturmak için 50,000 iperprion borç almıştır. Tarifeler ve gümrük vergileri nihayet indirildiğinde, boğazdan gelen ticaret gemileri Galata&#8217;yı pas geçti ve gemileri Haliç&#8217;ten Konstantinopolis&#8217;e yönlendirdi.<br>Galatalılar imparatorun savaşa hazırlandığını görerek Galata çevresine savunma amaçlı yapılar inşa etmiş,<br>daha sonra Ceneviz donanması Konstantinopolis&#8217;e hücum etmiştir. Çıkan fırtına ve Bizans amirallerinin<br>tecrübesizliği sonucu Bizans donanması 1349 yılının başında yok edilmiştir. Bunun üzerine Bizans ordusu<br>Galata&#8217;yı abluka altına almıştır. Birkaç hafta sonra Ceneviz&#8217;den bir grup yetkili kişi gelmiş ve Ceneviz<br>Cumhuriyeti ile Bizans İmparatorluğu arasında barış anlaşması yapılmıştır…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img decoding="async" width="570" height="514" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Byzantine_Constantinople-tr.png" alt="" class="wp-image-167310" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Byzantine_Constantinople-tr.png 570w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Byzantine_Constantinople-tr-300x271.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Byzantine_Constantinople-tr-466x420.png 466w" sizes="(max-width: 570px) 100vw, 570px" /><figcaption class="wp-element-caption">Konstantinopolis ve onun Bizans dönemindeki surları<br></figcaption></figure>



<p>Sözleşmeye göre Ceneviz 100.000 iperpirontazminat ödemiş, Galata dışında ele geçirdikleri toprakları geri<br>vermiş, ayrıca bir daha Konstantinopolis&#8217;e saldırmayacakları sözünü vermişlerdir. Bunun karşılığında Bizans hiçbir kayba uğramamış, fakat gümrük anlaşması geçerliliğini sürdürmüştür.[1]</p>



<p><br><strong>Sonrası</strong>:<br>Bizanslıların Cenevizlileri Galata&#8217;dan kovmadaki başarısızlığı, deniz güçlerini asla geri kazanamayacakları ve bundan böyle deniz yardımı için Ceneviz Cumhuriyeti&#8217;ne veya Venedik Cumhuriyeti&#8217;ne bağımlı olacakları anlamına geliyordu.</p>



<p>1350&#8217;den itibaren Bizanslılar, Cenevizliler ile savaş halinde olan Venedik Cumhuriyeti ile ittifak kurdu. Ancak Galata&#8217;nın Konstantinopolis&#8217;e rakip olması üzerine, Bizanslılar, Mayıs 1352&#8217;de bu<br>anlaşmazlığı bir uzlaşma barışıyla çözmek zorunda kaldılar…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="545" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-1024x545.jpg" alt="" class="wp-image-167311" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-1024x545.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-300x160.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-768x409.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-696x370.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-1068x568.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1-789x420.jpg 789w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/04/Venedik-ve-Ceneviz-Donanmalari-bilgi-1122x597-1.jpg 1122w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Bu konuda ünlü Bizantinologumuz Prof. Dr. Semavî Eyice Üstâdımla ve en ünlü Osmanlı İdare Hukuku<br>Hocamız Prof. Dr. Halil İnalcık ile nice uzun sohbetlerimiz olmuştu…</p>



<p><strong>Kaynakça</strong></p>



<ol class="wp-block-list">
<li>1.^ a b Nicol, Donald M. (1996). The Reluctant Emperor: A Biography of John<br>Cantacuzene, Byzantine Emperor and Monk, c. 1295–1383. Cambridge, England:<br>Cambridge University Press. ISBN 978-0-521-52201-4. 24 Ocak 2020 tarihinde<br>kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 3 Haziran 2021.</li>



<li>2.^ Duval, Ben (2019), Midway Through the Plunge: John Cantacuzenus and the Fall of<br>Byzantium, Byzantine Emporia, LLC</li>



<li>3.^ Ostrogorsky. s. 526.</li>
</ol>



<p>OSTROGORSKY, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ankara, 2006.<br>GREGORY, Timothy E., Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, İstanbul, 2021.<br>ÇAVUŞDERE, Serdar, “Selçuklular Döneminde Akdeniz Ticareti, Türkler ve İtalyanlar”, Tarih Okulu, Sayı 4,<br>2009.<br>TEZCAN, Mehmet, “Türk-Moğol Hâkimiyeti Döneminde Karadeniz’de Ticaret”, Tarih İncelemeleri<br>Dergisi, Cilt XXIV, Sayı 1, 151-194.<br>TANRIVERDİ, Ünal, “1261 Sonrası Bizans-Ceneviz İlişkileri ve Cenevizlilerin Galata’ya Yerleşme<br>Süreci”, Ortaçağ Araştırmaları Dergisi, Cilt II, Sayı 2, 214-226.<br>MİLLER, William, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119,<br>418-432.<br>SEVER, İlker, “XIV. Yüzyılın Ortalarında Trabzon Komnenos Devleti – Ceneviz İlişkileri ve Ceneviz’in<br>Giresun Baskını (1348)”, Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, Haz.<br>Gazanfer İltar, Ankara, 2009, 108-116.<br>MADDEN, Thomas F., Venice; a New History, New York, 2012, s. 171-174; Donald M. Nicol, Bizans ve<br>Venedik; Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine, Çev. Gül Çağalı Güven, İstanbul, 2000.<br>GALLOTTA, Aldo, “Ceneviz”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt VII, 363-365.<br>FLEET, Kate, “The Treaty of 1387 Between Murad and the Genoese”, Bulletin of the School of Oriental and<br>African Studies, Vol. LVI, No. 1, 13-33<br>RUNCİMAN, Steven, Konstantinopolis Düştü; 29 Mayıs 1453, Çev. Derin Türkömer, İstanbul, 2018.<br>KİRK, Thomas Allison, Genoa and the Sea: Policy and Power in an Early Modern Maritime<br>Republic, Maryland, 2013.<br>KHVALKOV, Evgeny, The Colonies of Genoa in the Black Sea Region, New York, 2018.<br>MİLLER, William, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119, s.<br>427-429.<br>PARLAZ, Selim, “XV. Yüzyıl Balkan Topraklarında Osmanlı ve Ceneviz Ticaretinde Ceneviz Tüccarları ve<br>Ticari Mallar”, Balkan Tarihi, Cilt II, Ed. Zafer Gölen, Abidin Temizer, Ankara, 2016, 285-296.<br>PEDANİ, Maria Pia, “Venedik”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII, Ankara, 2016, 44-47.<br>[1] Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ankara, 2006, s. 330-332; Timothy E.<br>Gregory, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, İstanbul, 2021, s. 290-291.<br>[2] Serdar Çavuşdere, “Selçuklular Döneminde Akdeniz Ticareti, Türkler ve İtalyanlar”, Tarih Okulu, Sayı 4,<br>2009, s. 55.<br>[3] Timothy E. Gregory, a.g.e., s. 340.<br>[4] Mehmet Tezcan, “Türk-Moğol Hâkimiyeti Döneminde Karadeniz’de Ticaret”, Tarih İncelemeleri<br>Dergisi, Cilt XXIV, Sayı 1, s. 158.<br>[5] Ünal Tanrıverdi, “1261 Sonrası Bizans-Ceneviz İlişkileri ve Cenevizlilerin Galata’ya Yerleşme<br>Süreci”, Ortaçağ Araştırmaları Dergisi, Cilt II, Sayı 2, s. 219-220.<br>[6] A.g.m., s. 220; Timothy E. Gregory, a.g.e., s. 351; Sakız Adası’nda Ceneviz hakimiyeti için bkz. William<br>Miller, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119, 418-432.<br>[7] İlker Sever, “XIV. Yüzyılın Ortalarında Trabzon Komnenos Devleti – Ceneviz İlişkileri ve Ceneviz’in<br>Giresun Baskını (1348)”, Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, Haz.<br>Gazanfer İltar, Ankara, 2009, s. 111-112<br>[8] Thomas F. Madden, Venice; a New History, New York, 2012, s. 171-174; Donald M. Nicol, Bizans ve<br>Venedik; Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine, Çev. Gül Çağalı Güven, İstanbul, 2000, s. 260-267.<br>[9] Aldo Gallotta, “Ceneviz”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt VII, s. 363-365; I. Murad’ın Cenevizlilerle yaptığı<br>antlaşma için bkz. Kate Fleet, “The Treaty of 1387 Between Murad and the Genoese”, Bulletin of the School<br>of Oriental and African Studies, Vol. LVI, No. 1, 13-33<br>[10] Steven Runciman, Konstantinopolis Düştü; 29 Mayıs 1453, Çev. Derin Türkömer, İstanbul, 2018, s. 9;<br>Thomas Allison Kirk, Genoa and the Sea: Policy and Power in an Early Modern Maritime<br>Republic, Maryland, 2013, s. 12.<br>[11] Evgeny Khvalkov, The Colonies of Genoa in the Black Sea Region, New York, 2018, s. 404.<br>[12] Thomas F. Madden, a.g.e.,s. 211.<br>[13] . William Miller, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119,<br>s. 427-429.<br>[14] Selim Parlaz, “XV. Yüzyıl Balkan Topraklarında Osmanlı ve Ceneviz Ticaretinde Ceneviz Tüccarları ve<br>Ticari Mallar”, Balkan Tarihi, Cilt II, Ed. Zafer Gölen, Abidin Temizer, Ankara, 2016, s. 287.<br>[15] Maria Pia Pedani, “Venedik”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII, Ankara, 2016, s. 45.<br>Derleyen: Mehmet Cemal Beşkardeş,<br>Tarabya &#8211; Sarıyer, 5 Nisan 2025<br>KAYNAKÇA<br>OSTROGORSKY, Georg, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ankara, 2006.<br>GREGORY, Timothy E., Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, İstanbul, 2021.<br>ÇAVUŞDERE, Serdar, “Selçuklular Döneminde Akdeniz Ticareti, Türkler ve İtalyanlar”, Tarih Okulu, Sayı 4,<br>2009.<br>TEZCAN, Mehmet, “Türk-Moğol Hâkimiyeti Döneminde Karadeniz’de Ticaret”, Tarih İncelemeleri<br>Dergisi, Cilt XXIV, Sayı 1, 151-194.<br>TANRIVERDİ, Ünal, “1261 Sonrası Bizans-Ceneviz İlişkileri ve Cenevizlilerin Galata’ya Yerleşme<br>Süreci”, Ortaçağ Araştırmaları Dergisi, Cilt II, Sayı 2, 214-226.<br>MİLLER, William, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119,<br>418-432.<br>SEVER, İlker, “XIV. Yüzyılın Ortalarında Trabzon Komnenos Devleti – Ceneviz İlişkileri ve Ceneviz’in<br>Giresun Baskını (1348)”, Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, Haz.<br>Gazanfer İltar, Ankara, 2009, 108-116.<br>MADDEN, Thomas F., Venice; a New History, New York, 2012, s. 171-174; Donald M. Nicol, Bizans ve<br>Venedik; Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine, Çev. Gül Çağalı Güven, İstanbul, 2000.<br>GALLOTTA, Aldo, “Ceneviz”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt VII, 363-365.<br>FLEET, Kate, “The Treaty of 1387 Between Murad and the Genoese”, Bulletin of the School of Oriental and<br>African Studies, Vol. LVI, No. 1, 13-33<br>RUNCİMAN, Steven, Konstantinopolis Düştü; 29 Mayıs 1453, Çev. Derin Türkömer, İstanbul, 2018.<br>KİRK, Thomas Allison, Genoa and the Sea: Policy and Power in an Early Modern Maritime<br>Republic, Maryland, 2013.<br>KHVALKOV, Evgeny, The Colonies of Genoa in the Black Sea Region, New York, 2018.<br>MİLLER, William, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119, s.<br>427-429.<br>PARLAZ, Selim, “XV. Yüzyıl Balkan Topraklarında Osmanlı ve Ceneviz Ticaretinde Ceneviz Tüccarları ve<br>Ticari Mallar”, Balkan Tarihi, Cilt II, Ed. Zafer Gölen, Abidin Temizer, Ankara, 2016, 285-296.<br>PEDANİ, Maria Pia, “Venedik”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII, Ankara, 2016, 44-47.<br>[1] Georg Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, Çev. Fikret Işıltan, Ankara, 2006, s. 330-332; Timothy E.<br>Gregory, Bizans Tarihi, Çev. Esra Ermert, İstanbul, 2021, s. 290-291.<br>[2] Serdar Çavuşdere, “Selçuklular Döneminde Akdeniz Ticareti, Türkler ve İtalyanlar”, Tarih Okulu, Sayı 4,<br>2009, s. 55.<br>[3] Timothy E. Gregory, a.g.e., s. 340.<br>[4] Mehmet Tezcan, “Türk-Moğol Hâkimiyeti Döneminde Karadeniz’de Ticaret”, Tarih İncelemeleri<br>Dergisi, Cilt XXIV, Sayı 1, s. 158.<br>[5] Ünal Tanrıverdi, “1261 Sonrası Bizans-Ceneviz İlişkileri ve Cenevizlilerin Galata’ya Yerleşme<br>Süreci”, Ortaçağ Araştırmaları Dergisi, Cilt II, Sayı 2, s. 219-220.<br>[6] A.g.m., s. 220; Timothy E. Gregory, a.g.e., s. 351; Sakız Adası’nda Ceneviz hakimiyeti için bkz. William<br>Miller, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119, 418-432.<br>[7] İlker Sever, “XIV. Yüzyılın Ortalarında Trabzon Komnenos Devleti – Ceneviz İlişkileri ve Ceneviz’in<br>Giresun Baskını (1348)”, Uluslararası Giresun ve Doğu Karadeniz Sosyal Bilimler Sempozyumu, Haz.<br>Gazanfer İltar, Ankara, 2009, s. 111-112<br>[8] Thomas F. Madden, Venice; a New History, New York, 2012, s. 171-174; Donald M. Nicol, Bizans ve<br>Venedik; Diplomatik ve Kültürel İlişkiler Üzerine, Çev. Gül Çağalı Güven, İstanbul, 2000, s. 260-267.<br>[9] Aldo Gallotta, “Ceneviz”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt VII, s. 363-365; I. Murad’ın Cenevizlilerle yaptığı<br>antlaşma için bkz. Kate Fleet, “The Treaty of 1387 Between Murad and the Genoese”, Bulletin of the School<br>of Oriental and African Studies, Vol. LVI, No. 1, 13-33<br>[10] Steven Runciman, Konstantinopolis Düştü; 29 Mayıs 1453, Çev. Derin Türkömer, İstanbul, 2018, s. 9;<br>Thomas Allison Kirk, Genoa and the Sea: Policy and Power in an Early Modern Maritime<br>Republic, Maryland, 2013, s. 12.<br>[11] Evgeny Khvalkov, The Colonies of Genoa in the Black Sea Region, New York, 2018, s. 404.<br>[12] Thomas F. Madden, a.g.e.,s. 211.<br>[13] . William Miller, “The Genoese in Chios 1346-1566”, The English Historical Review, Vol. XXX, No. 119,<br>s. 427-429.<br>[14] Selim Parlaz, “XV. Yüzyıl Balkan Topraklarında Osmanlı ve Ceneviz Ticaretinde Ceneviz Tüccarları ve<br>Ticari Mallar”, Balkan Tarihi, Cilt II, Ed. Zafer Gölen, Abidin Temizer, Ankara, 2016, s. 287.<br>[15] Maria Pia Pedani, “Venedik”, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt XLIII, Ankara, 2016, s. 45.</p>



<p>Derleyen: Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong>,<br>Tarabya &#8211; Sarıyer, 5 Nisan 2025</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ;               BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 24 &#8211;        BOĞAZ&#8217;DAKİ AKINTI BURUNLARINDA GÖREV YAPAN &#8216;BAYRAKÇILAR&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/02/23/mehmet-cemal-beskardes-bir-baska-alemdi-bogazici-24-bogazdaki-akinti-burunlarinda-gorev-yapan-bayrakcilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Feb 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Akıntı burnu]]></category>
		<category><![CDATA[Bayrakçılar]]></category>
		<category><![CDATA[boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=165617</guid>

					<description><![CDATA[1950’li yıllardan 1960&#8217;ların başlarına kadar geçen ilk gençlik yıllarımda, Boğaziçi’nin ünlü akıntılarının olduğu belirli sahillerde ellerindeki kırmızı veya yeşil bayrakları sallayan adamlar görürdüm…Peki kimlerdi bu insanlar? Neden gündüzleri belli saatlerde ellerindeki kırmızı-yeşil bayrakları, keza geceleri de belli zamanlarda ellerindeki kırmızı &#8211; yeşil ışık veren fenerleri sallarlardı?.. Kandilli Edip Efendi Yalısı’nın önündeki sahilde ve Rumelihisarı&#8217;nda kalenin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>1950’li yıllardan 1960&#8217;ların başlarına kadar geçen ilk gençlik yıllarımda, Boğaziçi’nin ünlü akıntılarının olduğu belirli sahillerde ellerindeki kırmızı veya yeşil bayrakları sallayan adamlar görürdüm…Peki kimlerdi bu insanlar? Neden gündüzleri belli saatlerde ellerindeki kırmızı-yeşil bayrakları, keza geceleri de belli zamanlarda ellerindeki kırmızı &#8211; yeşil ışık veren fenerleri sallarlardı?..</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="584" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1024x584.jpg" alt="" class="wp-image-165618" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1024x584.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1536x877.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-2048x1169.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-1068x609.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_164500-736x420.jpg 736w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Edip Efendi Yalısı</figcaption></figure>



<p>Kandilli Edip Efendi Yalısı’nın önündeki sahilde ve Rumelihisarı&#8217;nda kalenin önünde, Arnavutköy Akıntı Burnu&#8217;nun tam da burnunda ve daha birçok Boğaz köşesinde bayrak sallayan adamları görürdük…Bunlara işaretçiler de denilirdi…</p>



<p>Önce Kandilli Akıntı Burnunda çalışmalarıyla ilgi çeken &#8220;bayrakçılar&#8221;&#8216;dan söz edeceğim…</p>



<p>Bu bayrakçılar, Kandilli Akıntı Burnunu, geniş cephesiyle kapsayan Edip Efendi Yalısı’nın önündeki rıhtım boyunca çalışırlardı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="848" height="542" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119.jpg" alt="" class="wp-image-165619" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119.jpg 848w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-300x192.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-768x491.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-696x445.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250222_163119-657x420.jpg 657w" sizes="(max-width: 848px) 100vw, 848px" /></figure>



<p>Akıntı Burnunun her iki yönünden kıyıya yakın geçen deniz taşıtları burnu geçinceye kadar birbirlerini görmezler. Bu nedenle bayrakçı ya da işaretçiler burada bulunurlar. Şehir Hatları işletmesi kadrosunda ikişer kişiden iki ekip halinde çalışan bu işaretçilerin görevi, tarifedeki saatlerde iskeleye yanaşacak veya ayrılacak olan Şehir Hatları vapurlarının Akıntı Burunu kıyısında birbirleriyle ya da başka deniz araçlarına çarpmadan, güvenlikle geçmelerini sağlamaktı…</p>



<p>Bayrakçılar yalnız Şehir Hatları gemileriyle tarifedeki saatlerde meşgul olurlar, bu saatlerin dışında kıyıdan geçen vasıtalarla ilgilenmezlerdi…</p>



<p>Bayrakçılar, çalışmalarında gündüz için sopalı birer yeşil ve kırmızı renk bayrak, geceleri ise birer yeşil ve kırmızı renk fener kullanırlardı…</p>



<p>Bayrakçıların buradaki çalışmaları aşağıda özetlediğim sistematiğe göre olurdu;</p>



<p>A &nbsp;– Yukarıdan gelerek iskeleye yanaşmış bulunan Şehir Hatları vapuru, iskeleden ayrılacağı vakit düdük çalar, iskele memuru da düdük çalar, çımacı halatı çözerdi;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="517" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274.jpg" alt="" class="wp-image-165620" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274-300x242.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196587274-520x420.jpg 520w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>



<p>B – Tam bu sırada yukarıdaki işaretçi aşağıdakine &#8220;vapur kalkıyor&#8221; diye bağırırdı;</p>



<p>C – Aşağıdaki işaretçi aşağıdan yukarıya gelen bir vasıta yoksa yeşil bayrak çekerek &#8220;koyuver&#8221; diye bağırırdı;</p>



<p>D – Bunun üzerine yukarıdaki işaretçi yeşil bayrak çekerek vapurun iskeleden ayrılıp aşağıya doğru güvenle geçmesini sağlardı…</p>



<p>E – Eğer aşağıdan yukarıya çıkan bir vasıta varsa aşağıdaki işaretçi yukarıdakine &#8220;kapalı tut&#8221; diye bağırır; bunun üzerine yukarıdaki kırmızı bayrak çekerek vapurun iskelede beklemesini sağlar, aşağıdan gelen vasıta da aşağıdakinin yeşil bayrak çekmesiyle yukarıya geçtikten sonra (C) ve (D) maddesindeki işlemler yapılarak iskeledeki vapurun aşağıya güvenle geçmesini sağlanırdı…</p>



<p>F – Aşağıdan gelen bir Şehir Hatları vapuru olursa ona göre işaret verirlerdi…</p>



<p>G- Geceleri de ayni işlemler kırmızı veya yeşil fenerlerle yapılırdı…</p>



<p>Bayrakçılardan en kıdemli olanı çoğunlukla Marmara tarafında dururdu. Çünkü o yönden gelen deniz araçlarının durumunun daha tehlikeli olduğu bilinirdi…</p>



<p>Kandilli Burnu, kış mevsiminde çok sert rüzgarlı ve soğuk olduğundan bayrakçıların burada çalışmaları oldukça zordu…</p>



<p>(Bu bilgiler orada çalışan bayrakçılardan Mustafa Kara ile Hasan Pazarlı Ramazan Nikbay ve İbrahim Karahan’dan sağlanmıştır.)&nbsp;</p>



<p><em>Kaynak: Kandili’de Tarih, Yazarı M. Celalettin Atasoy, Türkiye Turing Ve Otomobil Kurumu Yayınları, 1982</em></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="531" height="400" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730.jpg" alt="" class="wp-image-165621" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730.jpg 531w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730-300x226.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196578730-80x60.jpg 80w" sizes="(max-width: 531px) 100vw, 531px" /></figure>



<p><strong>BOĞAZİÇİ&#8217;NDEN YOK OLAN GÖRÜNTÜLER  &#8211;  ARNAVUTKÖY AKINTIBURNU&#8217;NDAKİ BAYRAKÇI</strong></p>



<p>1950’lerde Arnavutköy Akıntıburnu&#8217;nda elinde kırmızı ve yeşil bayraklar olan bir nöbetçi durur, Arnavutköy İskelesinden kalkan vapurlara yol verirdi. Çapa resmi olan ışıklı tabela da o noktadan denizin altından elektrik hattının geçtiğini ve demir atılmaması gerektiğini ifade ederdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="357" height="286" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984.jpg" alt="" class="wp-image-165622" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984.jpg 357w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196594984-300x240.jpg 300w" sizes="(max-width: 357px) 100vw, 357px" /></figure>



<p><strong>ARNAVUTKÖY&#8217;DEN YETİŞEN BİR KÜREKÇİNİN ANILARI…</strong></p>



<p>&#8220;…1952 yılındayız. Okul zamanı yaklaşıyordu. Arnavutköy tarafımızdaki komşu yalının rıhtımında yolu gören en uç köşeye gidip parmaklıkların üstüne oturup balık yakalarken kısa süre sonra bu rahatlığın biteceğini düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Orada oturup oltaya vuracak olan izmaritleri beklerken yoldan geçen okul üniformalı çocukları seyredip buna pek de hevesli olmadığıma karar vermiştim çünkü dikkatimi çeken önemli bir şey vardı: &#8216;Okula giden çocukların suratı hep asık oluyordu.&#8217; Ancak zil çalıp ders bittiğinde okuldan çıkınca gülmeye ve eğlenmeye başlıyorlardı. Bu işte bir numara vardı. Galiba okul sıkıcıydı…</p>



<p>Ama pek öyle korktuğum gibi olmadı. Okul ilk yıllarında beni çok zorlamamıştı. Hava uygun olduğu hemen her gün balık tutmaya devam ettim. Dersler çok az zamanımı alıyordu. Sadece havalar bozduğu zaman dışarı çıkamıyordum. O günlerde de evin alt katında eskiden mutfak olan odada babamın kurduğu küçük marangozhanede kendime tahtadan kayıklar yapıyordum. Babamın Çemberlitaş – Tavukpazarı’ndaki bıçkıhanesindeki ustalardan öğrendiğim gibi iskarpela ve çekiçle tahtaları oymayı ve şekil vermeyi öğrenmiştim. Boğazda havanın bozması ürkütücü ve tehlikelidir. Bunu senelerce denizin kıyısında suyun gücünü yakından tanıyarak öğrendim. Çok sonraları denizle boğuşacak yaşa geldiğimde küçücük sandalımda kürekle akıntıya ve rüzgara karşı direnerek sakinleşirdim. Bunu biraz da biriken enerjimi harcamak için kullanıyordum herhalde. Arnavutköy’e, Akıntıburnu’na gelip kıyıda durup denize baktığınızda deli gibi akan ve köpüren sulardan kürek çekerek Bebeğe gitmek veya karşıya geçmek imkansız gibi gözükür ama ben bunu günlük bir iş olarak yapanların yanında büyüdüm…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1004" height="550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340.jpg" alt="" class="wp-image-165623" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340.jpg 1004w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-300x164.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-768x421.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-696x381.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196569340-767x420.jpg 767w" sizes="(max-width: 1004px) 100vw, 1004px" /></figure>



<p>Anneannemler 50’li yıllarda Vaniköy’de otururlardı. Oturdukları eve henüz telefon bağlanmamıştı. Bizim gelmemizi istedikleri zaman sabah erkenden pencerelerine kocaman beyaz bir çarşaf asarlardı. Annem bizim yalıdan bakıp o çarşafı görünce hemen beni giydirir öğleden evvel Arnavutköy iskelesinden kalkıp Vaniköy’e geçen vapura yetişirdik. Bazı günler keyfi yerindeyse ortanca halamın oğlu Şenyu ağabey bizi sandalla kürek çekerek karşıya bırakırdı. O azgın ve ürkütücü akıntıyı basit bir iş yaparmış gibi ustalıkla geçerdi. Vapurla geçtiğimiz günlerde de o sıcakta Vaniköy vapur iskelesinden eve kadar bütün yolu yürümezdik. Ferhan teyzem küçük sandalıyla gelir bizi iskeleden alır eve kürek çekerek götürürdü. Vaniköy’ün bitiminde Kandilli Burnu&#8217;na doğru sondan bir önceki yalının orta katında otururlardı. Son yalı o zamanlar mısır yağı (özü) fabrikasıydı. Hava poyraz olduğunda Vaniköy’e doğru baygın bir koku yayardı. O yapışkan koku burnuma yapışır, akşam eve döndüğümüzde bile hala rahatsız ederdi. Sonradan düşündüğümde daha iyi anlıyorum. Büyüklerim benim yeteneklerimi araştırma devrindeydiler. Özellikle büyükbabam bu konuyla çok ilgilenirdi. Bana resim yapmam için renkli kalemler verirdi. Ben en çok bir tarafı kırmızı bir tarafı lacivert olanları severdim. Ucunda silgisi olan yeşil renkli Faber kurşun kalemleri vardı. Onların boyu elle tutulamayacak kadar kısalınca kamış gibi bir şeyin içine monte eder, sonuna kadar kullanırdı. O özel pırıl pırıl cilalı sarı kamışlardan bana da vermişti. Kalemlerimi, silgimi, kalemtraşımı sakladığım çok eski zamanlardan kalma puro muhafaza etmek için yapılmış orijinal bir teneke kutum vardı. Üstünde anlamadığım bir lisanda (Fransızca) yazılar vardı. O kutuyu lise hayatımın sonuna kadar kullandım. Vaniköy’de bazen öğle yemeğinden sonra sandalla gezer veya balık tutardık. Kürekte mutlaka Ferhan teyzem olurdu. Nuran teyzem İstanbul Şehir Orkestrası&#8217;nda keman çaldığı için ellerine çok itina gösterir kürek çekmek istemezdi. Hatta yakaladığı balıkları bile Ferhan teyzeme ayıklatır, oltasına uzaktan kumandayla yem taktırtırdı. İskeleden Çengelköy’e doğru olan tarafa fazla gitmezdik. Orada köyün sakinleri tarafından “Maskara Akıntısı” diye anılan bir yer vardı. Anafor suları akıntıyı kürekle geçmek isteyen acemileri olduğu yerde döndürür, sağa sola savurur, kıyıdaki yalılardan seyredenlere tam anlamıyla maskara ederdi. Ferhan teyzem esaslı bir kürekçiydi. Özellikle kuvvetli poyrazda bile dişini sıkıp küreklere asılmasını hiç unutmam. Dikkatle onu izleyip “sonuna kadar dayanabilecek mi?” diye düşündüğümü çok iyi hatırlıyorum. Onu seyrederken ben yorulurdum. Belki de uygun bir ortam yakalasa iyi bir kürek yarışçısı olabilirdi. Boğaz&#8217;ın en sakin ve zamanla en az değişikliğe uğrayan semti olan Vaniköy’den daha sonraları tanışacağım Galatasaraylı kürekçilerden Ahmet Baysan, Mehmet Ayata ve daha eskilerden dişçi ağabeyimiz Füreyd Dosdoğru gibi sporcular çıkmıştı. Sporculuğunun son senelerine yetiştiğim Vaniköy’lü Ahmet bazı günler antrenmandan sonra hava kararırken Galatasaray Adası&#8217;ndan Vaniköy’e sandalıyla kürek çekerek dönerdi. Biz o saatlerde genellikle ailecek rıhtımda otururduk. Yalının önünden geçerken kibarca başıyla babama selam verirdi. Onun arkasından bakar hava karardığı zaman akıntının azgın sularından nasıl geçeceğini düşünür ürperirdim. Boğazdakiler hangi havada akıntıyla nasıl uğraşılacağını iyi bilirlerdi. </p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="901" height="900" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820.jpg" alt="" class="wp-image-165624" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820.jpg 901w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-768x767.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-696x695.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/FB_IMG_1740196372820-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></figure>



<p>Arnavutköy’lü balıkçıların Kandilli’ye veya Çengelköy’e olta balığına kürekle gidip geldikleri çok olurdu. Gerçi onların bu işe çok uygun olarak dizayn edilmiş “Kancabaş” denilen Osmanlı zamanından kalma ince boğaz kayıkları vardı ama ihtiyar ve çelimsiz balıkçıların bile akıntıyı kürekle geçmeleri çok sık görülen gündelik bir olaydı. Oturakta hafif yanlamasına oturur, omuzlarından birini arkada bırakarak çok karakteristik çarpık bir stilde kürek çekerlerdi. Arkaya daha kolay bakmak için böyle oturduklarını ilerleyen zaman içinde öğrenmiştim. Daha sonraları ben de bazen balık tutmak, bazen sırf enerji harcamak, bazen de sandalımdaki misafirime hava atmak için akıntıyı defalarca geçtim. Kanalın ortasına çıkıp çapari yaptım. Daha yarışçılık yıllarıma çok vardı. Deniz ve kürek çok doğal bir şekilde yaşantımın bir parçası olmuştu. Yapacak başka bir şey zaten yoktu. Rüzgar, akıntı, balıklar, midyeler ve onların kokuları içimize işlemişti. Boğaz&#8217;da denizin kokusu farklıdır. Mevsimine ve rüzgarın yönüne göre değişir. Bazen hava kuzeyden hafif eserken denizin ortasında çok keskin bir karpuz kokusu duyarsınız. Balıkçılar bunun ozon kokusu olduğunu söylerler. Lodos havalarda da Marmara’dan gelen baygın bir yosun kokusu olur ama Boğaz&#8217;da benzersiz olan ve insanın tüylerini ürperten unutamadığım bir başka koku daha vardır…&#8221;</p>



<p>DERLEYEN: Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ;               BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 23 &#8211;       1954 KIŞINDA BOĞAZ’I BUZ KÜTLELERİ DOLDURMUŞTU</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/02/16/mehmet-cemal-beskardes-bir-baska-alemdi-bogazici-23-1954-kisinda-bogazi-buz-kutleleri-doldurmustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Feb 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul 1954 kışı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=165294</guid>

					<description><![CDATA[Kış mevsiminin kendini hissettirmesiyle birlikte geçmişe dönük hâtıralar da aklımızda canlanıyor. Herkes yaşadığı en büyük kışı birbirine anlatmaya başlıyor. Ancak çok azı 1954 yılında yaşananlar kadar akılda kalıyor. İstanbul Boğazı’nın nasıl donduğunu, daha doğrusu “Karadeniz’den gelen buzul kütlelerle dolduğunu” anlatmaya çalışacağım şimdi sizlere… 1987 yılında yaşanan kış kendi açımdan 1954 yılından sonra gördüğüm en sert [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Kış mevsiminin kendini hissettirmesiyle birlikte geçmişe dönük hâtıralar da aklımızda canlanıyor. Herkes yaşadığı en büyük kışı birbirine anlatmaya başlıyor. Ancak çok azı 1954 yılında yaşananlar kadar akılda kalıyor. İstanbul Boğazı’nın nasıl donduğunu, daha doğrusu “Karadeniz’den gelen buzul kütlelerle dolduğunu” anlatmaya çalışacağım şimdi sizlere…</p>



<p>1987 yılında yaşanan kış kendi açımdan 1954 yılından sonra gördüğüm en sert kıştı. Çok iyi anımsıyorum&nbsp; 1987’de sert,&nbsp; uzun süren soğuk ve kar yağışı yaşamıştık ve İstanbul adeta hayalet şehre dönmüştü… Ancak 1954 kışı bundan daha ‘beter’ anlar yaşatmıştı İstanbul halkına…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="869" height="561" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737.jpg" alt="" class="wp-image-165302" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737.jpg 869w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737-300x194.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737-768x496.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737-696x449.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135737-651x420.jpg 651w" sizes="(max-width: 869px) 100vw, 869px" /></figure>



<p>Aslında İstanbul Boğazı 1954 yılına kadar birkaç kez buzul kütlelerle dolmuş, hattâ rivayet edildiğine göre de&nbsp; yer yer donmuştu. Bunlardan ilki 401 senesinde yaşanmış ve Boğaz 20 gün boyunca donmuş. Tarihi kaynaklar bizlere bunu aktarıyor. Diğer donma vakası ise 1621 yılında meydana gelmiş. 16 gün boyunca İstanbul kara maruz kalmış, Haliç tamamen donmuş, Boğaz ise ufak bir nehir gibi akmış. Hüseyin Tuği ‘Musibetname’ isimli eserinde bu olayı anlatmış, Beşiktaş’tan Üsküdar’a insanlar yürüyerek geçmişler…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="490" height="523" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135545.jpg" alt="" class="wp-image-165296" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135545.jpg 490w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135545-281x300.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135545-393x420.jpg 393w" sizes="(max-width: 490px) 100vw, 490px" /></figure>



<p>Asıl konumuz ise 23 Şubat 1954’te başlayan kar yağışı tabii ki. Şiddetli bir kar yağışının ardından koca şehir İstanbul’da hayat adeta felç olmuştu. Ancak tarihe sadece bu olayla değil, Boğaz’daki buzlarıyla da geçmişti. Bu buzlar ise Boğaz’ın donması sonucu oluşmamıştı. Tuna Nehri’nden gelen buz kütleleri, Karadeniz’den İstanbul Boğazı’na girmiş, sonuç olarak İstanbul Boğaz’ını doldurmuştu…Oysa benim 10 yaşımda bir ilkokul öğrencisiyken yakından görüp tanık olduğum bu müthiş doğa olayı yıllar boyunca bir&nbsp;şehir efsânesi olarak kulaktan kulağa &#8220;İstanbul Boğazı’nın donduğu&#8221; şeklinde yayılmıştır…</p>



<p>Gazetelere haber olan bu olay sonrası birçok kişi, yasaklanmasına rağmen fotoğraf kareleriyle bu anı ölümsüzleştirmiş.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="242" height="220" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135639.jpg" alt="" class="wp-image-165297"/></figure>



<p>Buz kütleleri Mart ayı ilk haftasının sonuna kadar Boğaz’da görülmeye devam etmişti….</p>



<p>O yıllarda İstanbul’da yaşayan Nevzat Çavuşoğlu’na Boğaz’ın donduğuna ilişkin iddiaları sorduğumuzda&nbsp;“Evet o yıl İstanbul’da çok zorlu bir kış geçmişti. Tuna Nehri’nden buz parçaları gelmişti. Hatta Emirgan Çay Bahçesi’nin önüne kadar buzlar gelmişti ve insanlar o buz parçaları üzerinde çay içtiler. Ama bu buz parçaları çok derin değildi sürüklenen parçalardı”&nbsp;diyerek o 1954 yılının Şubat ayını anlattı.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="512" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706.jpg" alt="" class="wp-image-165298" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706.jpg 900w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706-768x437.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706-696x396.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_135706-738x420.jpg 738w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong>Hürriyet, 25 Şubat 1954</strong></p>



<p>&#8220;Günlerden beri Tuna nehrinden kopup Boğaz istikametinde ağır ağır akmakta olan binlerce metre murabbalık bir sahadaki muazzam buz parçaları dün akşam geç vakit Boğaz ağzındaki Rumeli ve Anadolufeneri önlerinde görülmüşler ve saat 19’dan sonra bir takım buz tabakalarının Boğazdan içeriye girdiği müşahade olunmuştur. (Devamı sayfa 7 sütun 2&#8217;de)&#8221;</p>



<p>71 yıl önceki&nbsp;Hürriyet’i okuyunca, insanın neredeyse tarihin tekerrürden ibaret olduğuna inanası geliyor. Şunun şurasında iki üç gün önce, İstanbul son yılların en büyük soğuğunu yaşamadı mı? Tesadüfe bakın ki, 50 yıl önce bugünlerde benzer soğuklar yaşanmış ve hani bir meşhur “Boğaz buzlarla kaplandı, Emirgan’dan Kanlıca’ya yürüyerek gittik” efsanesi vardır ya, bu hadise de 50 yıl önce, 25 Şubat 1954’te yaşanmış.&nbsp;(26 Şubat tarihli Hürriyet’in manşeti “Dün Boğaz’ı yaya geçmek kabil oldu”)</p>



<p>Karadeniz Ansiklopedisi isimli kitapta ise 1954 yılında Tuna Nehri’nin donduğunu ve zorlu geçen kış dönemlerinden biri olduğu belirtiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="770" height="416" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140111.jpg" alt="" class="wp-image-165299" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140111.jpg 770w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140111-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140111-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140111-696x376.jpg 696w" sizes="(max-width: 770px) 100vw, 770px" /></figure>



<p>Meteoroloji Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi Faruk Sanlı, Boğaz’ın donduğuna ilişkin iddialar hakkında&nbsp;teyit.org’a, bunun bütün Boğaz’ın donması şeklinde gerçekleşmediğini, genellikle Tuna Nehri’nden akıntıyla gelen buzul kütlelerin birikmesiyle meydana geldiğini aktardı:</p>



<p>&#8220;401 yılından başlayarak 1954 yılına kadar Boğaz’a buz kütlelerinin sürüklenmesi durumu belirli periyotlarla yaşandı, 763 yılında 30 metre derinliğe kadar donma yaşandığını aktaran belgeler var, bu dönemde Boğaziçi ve Haliç’in tıkandığı da belirtiliyor. Yazılı metinlerden edinilen bu bilgilere göre 928 yılında buzul parçalarının dört ay boyunca erimediği, 1878 yılındaki zorlu süreçte de II. Abdülhamid’in savaş sırasında yardım göndermekte zorluk çektiği belirtiliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="825" height="478" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058.jpg" alt="" class="wp-image-165301" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058.jpg 825w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058-300x174.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058-768x445.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058-696x403.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140058-725x420.jpg 725w" sizes="(max-width: 825px) 100vw, 825px" /></figure>



<p>Akıntıyla buz kütlelerinin sürüklenmesi sonucu Üsküdar’dan Galata’ya kadar insanların yürüyebileceği kadar kütlelerin biriktiği bir dönem dahi olduğu söyleniyor. Ancak yine de bunlar bütün bir Boğaz’ın donduğu ya da bütün alanı kaplayan buz kütleleri olduğu anlamına gelmiyor. Bu konu üzerine detaylı bir bilimsel araştırma ne yazık ki günümüze kadar yapılmadı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="676" height="386" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140124.jpg" alt="" class="wp-image-165300" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140124.jpg 676w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140124-300x171.jpg 300w" sizes="(max-width: 676px) 100vw, 676px" /></figure>



<p>24 Şubat 1954&#8217;te Boğaz&#8217;ın Karadeniz girişinde görünen buz kütleleri kısa sürede Boğaz&#8217;ı kaplamıştı. Ardından 500 metrekarelik alanı kaplayan iri buz parçaları aynı akşam Boğaz’dan içeri girmeye başladı. Önce Tarabya Koyu, İstinye Koyu, geceyarısına doğru Kanlıca, Anadolu Hisarı ve Kandilli açıkları buzlarla doldu…&nbsp;</p>



<p>Tüm uyarılara ve yüksek risklere karşın, deniz trafiğini aksatan bu olayın karşısında meraklılar yine de buzların üstünde yürüyorladı…Dahası kimileri sandallara atlayıp bu buz kütlelerinin yanına gitmiş, yanlarında getirdikleri bayrakları dikerek hâtıra fotoğrafları çektirmişti…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="883" height="493" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013.jpg" alt="" class="wp-image-165304" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013.jpg 883w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013-300x167.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013-768x429.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013-696x389.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250215_140013-752x420.jpg 752w" sizes="(max-width: 883px) 100vw, 883px" /></figure>



<p>Boğaz’daki vapur seferleri iptal edildi. Günler geçtikçe buzlar Boğaz boyunca ilerledi; Üsküdar, Haydarpaşa derken Marmara Denizi’ne geçmeye başladı…</p>



<p>6 Mart’ta havaların ısınmasıyla birlikte buzlar erimeye başladı ve İstanbul’un çetin ve olağanüstü sert geçen kışından geriye anılar ve fotoğraflar kaldı…</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ &#8211; 22 &#8211; BOĞAZ&#8217;DA KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIŞIMIN ÖYKÜSÜ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/02/02/bir-baska-alemdi-bogazici-22-bogazda-kilicbaligi-avina-cikisimin-oykusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Feb 2025 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Boğaziçi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç balığı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=164582</guid>

					<description><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ BOĞAZİÇİ’NDE İLK KEZ KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM  Boğaziçi&#8217;nin kadîm semti Yeniköy’de yaşadığımız 1950’li/1960’lı yıllarda ortaokul ve lise eğitimimi aldığım&#160; İstanbul Alman Lisesi&#8217;ne her sabah saat 06.30&#8217;da Yeniköy Vapur İskelesi’nden kalkıp Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak Galata Köprüsü&#8217;ne giden vapurla ulaşırdım… Karaköy&#8217;den bindiğim Tünel&#8217;in İstiklâl Caddesi&#8217;nin başındaki istasyonunda indikten sonra Şahkulu Bostan Sokağı&#8217;ndaki kapısından okuluma [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ </strong></p>



<p><strong>BOĞAZİÇİ’NDE İLK KEZ KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM </strong></p>



<p>Boğaziçi&#8217;nin kadîm semti Yeniköy’de yaşadığımız 1950’li/1960’lı yıllarda ortaokul ve lise eğitimimi aldığım&nbsp; İstanbul Alman Lisesi&#8217;ne her sabah saat 06.30&#8217;da Yeniköy Vapur İskelesi’nden kalkıp Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak Galata Köprüsü&#8217;ne giden vapurla ulaşırdım…</p>



<p>Karaköy&#8217;den bindiğim Tünel&#8217;in İstiklâl Caddesi&#8217;nin başındaki istasyonunda indikten sonra Şahkulu Bostan Sokağı&#8217;ndaki kapısından okuluma girerdim…Derslerimiz saat 08.00&#8217;de başlar, saat 13.00&#8217;de son zilin çalmasıyla 6.dersimiz sona erer ve okulun kapısı kapanırdı…</p>



<p>O günkü havama göre ya tekrar Köprüye iner, Boğaz’ın Rumeli yakasındaki iskelelere uğrayarak giden Şehir Hatları vapuruna biner, eve dönerdim…Ya da arkadaş grubumla Beyoğlu’ndaki sinemalarda oynatılan haftanın iyi filmlerinden birine giderdik. Sinemadan çıktıktan sonra ya ünlü İnci Pastanesine gider “profiterol” yerdik, ya da ünlü Markiz Pastanesine gidip ünlü pasta çeşitlerinden tadardık…</p>



<p>Vapur yolculuklarım sözün tam anlamıyla müthiş keyifli ve dinlendirici geçerdi. Çünkü&nbsp; bir saate yakın süren o dönüş yolunda ertesi günün dersleriyle ev ödevlerimi hazırlama olanağını bulurdum püfür püfür esen Boğaz havasına karşı…</p>



<p>Sabahları tarihî Yeniköy Vapur İskelesi’ne geldiğimde sıklıkla iskelenin üzerinde hemen dikkatimi çeken telaşlı bir hareketlilik çarpardı gözüme…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717.jpg" alt="" class="wp-image-164583" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-300x213.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-768x545.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-696x493.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182717-592x420.jpg 592w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yeri gelmişken sabahın ilk saatlerinde başlayan ve vapurun yanaşıp kalkışına kadar süren bu çok hareketli ve renkli sahneyi gözlerinizin önüne getirmeye çalışacağım…</p>



<p>Her sabah, daha gün ışırken, Boğaz iskelelerine uğrayan vapurlara, o iskelelerin üzerine getirilerek dizilmiş bulunan su ürünleri ve tarımsal ürünleri görürdünüz… Örneğin Kavaklar, Sarıyer, Beykoz ve Yeniköy’deki dalyanlardan ve balıkçı kayıklarından bırakılan sandıklar, çevalyeler, sepetler dolusu boy boy,  çeşit çeşit balıklar, istakozlar, karidesler, vb. yüklenirdi. Yeni avlanmış balıklar ve deniz ürünleri o zamanlarda Karaköy-Perşembe Pazarı sahilindeki Balıkhane’ye bu erken saatlerde giden vapurlarla sevk ediliyorlardı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="943" height="529" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823.jpg" alt="" class="wp-image-164584" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823.jpg 943w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-768x431.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-696x390.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182823-749x420.jpg 749w" sizes="(max-width: 943px) 100vw, 943px" /></figure>



<p>İskelenin üzerinde balıkların yanısıra çevredeki çiftliklerden getirilen yeni toplanmış bostan ürünlerinin, çeşit çeşit, rengârenk, sebze ve meyvelerin de vapura süratle yüklenmesinin ardından Boğaz’ın her iskelesinden Köprü’ye, yâni Eminönü &#8211; Sirkeci yahut da Karaköy &#8211; Tophane’deki işlerine giden emekçiler, memurlar, iş sahipleri ve esnaf, hep birlikte, yan yana binerlerdi bu emektar vapurlara…Düşünün, gözünüzün önüne getirin bir kere: Denizden yeni çıkmış balıklar ve midye, istakoz gibi su ürünlerinin; tarlalardan ve ağaçlardan yeni toplanmış sebze ve meyvelerin yan yana dizilerek yüklendiği sabahın o ilk vapurlarına aynı anda her kesimden, her meslekten Boğaz halkı da biniyordu…Vapurlarla işlerine gidip dönen çalışanlarla, patronlar, okullarına giden öğrenciler birbirleriyle selâmlaşırlar, insanların arasındaki iyi komşuluk ve yol arkadaşlığı ilişkileri göze çarpardı…</p>



<p>Bir Mayıs sabahı iskeleye geldiğimde az ileriye bakınca derya kuzusu gibi yerde yatan görkemli, kocaman bir kılıçbalığını ve yanındaki daha küçük boylarda olanları gördüm vapura yüklenmesi için dizilmiş,&nbsp; diğer balıkçı çevalyeleri ve sandıklarının yanında…O kadar büyük bir kılıçbalığını daha önce hiç görmemiş, balıkçılardan da duymamıştım…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="620" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015.jpg" alt="" class="wp-image-164585" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-300x258.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-696x599.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183015-488x420.jpg 488w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>



<p>Tam o sırada bu balıkları Balıkhane&#8217;ye bir an önce sevketmek için koşturan Yeniköy’ün öncü madrabazı (balık tüccarı) Karakaş Kardeşlerin en küçüğü, Yeniköy’ün Delisi lâkabıyla bilinen çıplak ayaklı balıkçı Paminando&#8217;yu gördüm. Merakla ona sordum önümden geçerken: &#8220;Paminando Abi, bu koca kılıçbalığı nerede avlandı acaba? Bu kadar büyüğünü ilk kez görüyorum!..&#8221;</p>



<p>Paminando&#8217;nun cevabını hayretler içinde karşıladım: &#8220;Memo Bey, bunlar dün gece Yeniköy &#8211; Paşabahçe arasında ağlara takıldılar, onların azman olanını büyük güçlüklerle uğraşarak alamanalara (kayıklara) aldılar…&#8221;</p>



<p>Paminado&#8217;yu dinlerken o anda beynimde bir şimşek çaktı:&nbsp; Bizim Köy&#8217;ün açıklarında yapılan kılıçbalığı avcılığına bir gece ben de mutlaka katılıp bu büyük av heyecanını yaşayacaktım…Ama nasıl?..</p>



<p>Önce gece yapılacak bu büyük ve maceralı avcılığa deneyimli avcılık ekibinin arasında katılabilmem için ebeveynimden izin almalıydım…Fakat bunun çok zor olacağını biliyordum…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="714" height="736" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938.jpg" alt="" class="wp-image-164586" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-291x300.jpg 291w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-696x717.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_182938-407x420.jpg 407w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /></figure>



<p>Bu arada tanıdığım usta balıkçılara sorarak kılıçbalığı avcılığı hakkında küçük bir araştırma yaptım kendimce…</p>



<p>Öğrendiğime göre, Boğaz’ın belirli yerlerinde bu avcılık özel ağlarla şöyle yapılıyormuş:&nbsp;</p>



<p>Bu çeşit av bilhassa Boğaziçi&#8217;nde Bariyer&#8217;den (Kavakların arasında) itibaren Beykoz, Paşabahçe, Çubuklu, Kanlıca, Yeniköy, Baltalimanı önlerindeki voli mahallerinde yapılırmış. Kılıçbalığının ağ ile tutulması için &#8216;sakin ve karanlık geceler&#8217; seçilirmiş. Bunun sebebi, kılıçbalığının karanlık, yakamozsuz gecelerde, avını takip ederken ağları görmeyip takılmasının amaçlanmasıymış… Kılıçbalığının gözleri çok keskin olduğundan gerek mehtaplı ve gerekse yakamozlu gecelerde ağı göreceğinden ağa doğru gelmeyeceği için bu suretle hassas bir planlama yapma zorunluluğu varmış…</p>



<p>Kılıç ağlarının bir yakası mantarlı diğer yakası da ağ suyun içerisinde dibe doğru dursun diye bir halatla bağlı olurmuş. Kılıç ağlarında kurşun yerine bu halat kullanılır ve ağın mantarları, bu halat kurşun kadar ağırlık vermediğinden, kısmen suyun yüzünde kalırmış…</p>



<p>Kılıçbalığı, yemlenmek için ufak balıkları takip ederken, bunların ağın gözlerinden geçip gitmelerinden sonra, ağı görmeyerek kılıcı ve üst yüzgeciyle gözeneklere takılırmış. Halatla temas eder etmez dönüp kaçmak ister, fakat bu sefer de kuyruğu ağlara&nbsp;takılır kalır, kıskıvrak yakalanırmış…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="686" height="368" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208.jpg" alt="" class="wp-image-164587" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208.jpg 686w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/IMG_20250201_183208-300x161.jpg 300w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure>



<p>Ağın bir ucundaki ip sandalın içerisinde olduğundan bu ipin şiddetle çekilmesiyle balıkçı tayfası balığın tutulduğunu anlar ve hemen sanki oltaya takılan bir büyük balık imiş gibi idareye başlanırmış…</p>



<p>Yâni balık kuvvetle asıldıkça ip yeterince serbest bırakılır, balık kendini bıraktıkça da ip çekilir, toplanırmış…</p>



<p>Balık bu mücadelesinde iyice yorulduğu vakit esasen sandalın yanına kadar gelmiş durumda olurmuş. Bu esnada sudaki ve sudan hemen çıkan balığın kılıcı fevkalâde keskin olacağından tayfalar balığı kılıcından asla el ile tutmazlarmış. Balığın kuyruğuna kalınca bir ilmek atılarak ve hem kuyruğundan hem de kılıcından (fakat burasından ya ağlarla veya bir çuvalla) tutularak tercihan bir baygınlık ânında sandala alınır ve ay şeklinde kıvrılarak kayığın başaltına yatırılırmış. Can çekişiyor dahi olsa balığı kayıkta uzunlamasına bırakmak çok tehlikeliymiş, zira pek güçlü olan hayvan kuyruğu ile darbeler vurarak sandalın içinde tahribat yapabilirmiş…</p>



<p>Aynı ağla bir geçişte bir kaç kılıçbalığının birden de tutulduğu görülürmüş…</p>



<p>İşte bu fevkalâde heyecanlı ve riskli avcılık hakkında önceden toparlayabildiğim istihbarat ilgi ve merakımı âdeta kamçılayarak heyecanımı doruğa çıkarmıştı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="250" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4.jpg" alt="" class="wp-image-164588" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4-300x100.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/kilic-4-696x232.jpg 696w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><strong>YAŞASIN!..KILIÇBALIĞI AVINA ÇIKIYORUM </strong></p>



<p>Ebeveynimden bu mecburî izni tek başıma alamayacağımı biliyordum…</p>



<p>Okullar yeni tatil olmuş, kardeşimle birlikte iple çektiğimiz amatör denizcilik ve balıkçılık faaliyetlerimizi yapabileceğimiz tatil günlerimiz nihayet gelmişti…</p>



<p>Yeniköy’ün dalyancılık ve balıkçılık alanındaki pirî, Karakaş Kardeşlerin büyüğü Sokrat Amcama gidip sordum: &#8220;Uygun bir gecede Yeniköy açıklarında yapacağınız kılıçbalığı avcılığına benim de kayıklarınızdan birinin uygun bir yanında oturarak avınızı izlememi kabul eder misiniz?..&#8221;</p>



<p>Sokrat Amca engin denizcilik ve insanları tanıma yetenekleri ile Yeniköy’ümüzün pek sevilen, sayılan bilge kişisiydi. Aynı Antik Yunanlı adaşı filozof Sokrates gibiydi bizim gözümüzde…Dedelerim, Babam ve Annem onun sürekli belki de en iyi müşterileri arasındaydı…Sokrat Amca bu avcılığa çıkabilmem için gerekli izni onlardan isteyebilecek tek kişiydi…</p>



<p>Uzun sözün kısası, sonunda Sokrat Amca benim için yalnız bir geceliğine ve birkaç saatliğine bu izni kopardı. Artık sırada hangi gece yapılacak avcılığa katılacağıma karar verecekti kendilerine &#8220;emanet edilen delikanlı Memo&#8221; için…</p>



<p>Ilık bir bahar akşamı Paminando motorla gelip bizim yalıdan beni aldı Annemin sıkı sıkıya tenbih ve uyarıları arasında…</p>



<p>Giysilerim gece avcılığına uygundu üzerimdeki muşamba kaban ve çizmelerimle bir takım olarak…</p>



<p>Karakaşlar, iki adet kancabaş alamanaları ve kılıç ağları takımları ile hazır durumda,&nbsp; Yeniköy Yalıboyu sahilindeki yalılarının önünde bulunan dalyanlarına yakın bir yerde benim gelişimi bekliyorlardı…</p>



<p>Beni kayığa bindirdikten ve kayıkta nerede durmam, avcılığı nasıl izlemem konusunda kısa bir bilgilendirme yaptıktan sonra Sokrat Reis kürekçilere &#8220;Vira Bismillah, avımız bereketli olsun, rastgele!..&#8221; diye komutunu vererek seslendi. Dörder çifte kürekli alamanalar Beykoz Yalıköy yönünde harekete geçti…</p>



<p>Kireçburnu &#8211; Tarabya açıklarındaki Boğaz üst akıntılarına gelince kayıklardan birindeki ağları tayfalar denizin üzerine büyük bir ustalıkla seriyorlardı…Ağların mantar yakalı üst kenarları suların yüzeyinde akıntıyla birlikte Paşabahçe Koyu&#8217;na doğru sürüklenmeye başladı…</p>



<p>Kayıkların kürekleri küpeştelerin üstüne muntazam toplanmış, toplam 12 kişilik tayfa takımının ağzına âdeta kilit vurulmuş, ağlara yakın çev rede çıt çıkmıyordu…Sigaralar söndürülmüş, lüks lâmbaları kayıkların içinde kısık ışıkla yanıyordu…</p>



<p>Birinci akışımızda ağlara vuran iri bir balık olmadı…Yâni ilk akışımız boş geçti…</p>



<p>İkinci akışımızda Çubuklu ile İstinye açıklarından Kanlıca ile Emirgân açıklarına doğru yaklaşırken ağların ortalarında, denizin üstünden birkaç metre aşağıda, ağların kuvvetlice çekilmekte olduğunu anladık…Sakin, mehtapsız, rüzgârsız bir havada olmamıza rağmen sanki ağların ortalarında sular ışıklar içinde yanıyordu…Ağlara iri bir kılıçbalığı yakalanmıştı…</p>



<p>Sokrat Reisin talimatıyla tayfalar derhal görev başı yaptılar…</p>



<p>Ağın bir ucundaki ip sandalın içerisinde olduğundan bu ipin şiddetle çekilmesiyle balıkçı tayfası balığın tutulduğu zaten anlamış ve hemen sanki oltaya takılan bir büyük balık imiş gibi idareye başlamışlardı…</p>



<p>Yâni balık kuvvetle asıldıkça ipi yeterince bırakıyorlar, ancak balık kendini bıraktıkça da ipi çekerek topluyorlardı…</p>



<p>Balık saatler süren bu mücadelesinde iyice yorgun düştüğü için esasen sandalın yanına kadar çekilerek kayığa aborda edilmiş&nbsp; durumdaydı…</p>



<p>Bu esnada sudaki bu dev kılıçbalığının boyunu ve ağırlığını kendimce tahmin etmeye çalışıyordum…Şöyle bir salladım: &#8220;Sokrat Amcam maşallah, maşallah, bu geçen gün Yeniköy Vapur İskelesi’nde gördüğüm kılıçbalığından bayağı daha büyük…Tahminim bu canavar 2,5 metre boyunda ve 200 kg kadar çeker!..&#8221;</p>



<p>Sokrat Reis bu sözlerime gülerek çok kısa bir cevap verdi: &#8220;İnşallah senin bu tahminin tutar, bizim de yüzümüz güler!..&#8221;</p>



<p>Tayfalar sudan hemen çıkarılan balığın kılıcının fevkalâde keskin olacağını bildikleri için, balığı kılıcından asla el ile tutmadılar… Balığın kuyruğuna kalınca bir ilmek atarak ve hem kuyruğundan hem de kılıcından (fakat bu kısımdan ya ağlarla veya bir çuvalla) tutarak bir baygınlık ânında kayığa aldılar…</p>



<p>Balık ay şeklinde belinden kıvrılarak kayığın başaltına yatırıldı. Can çekişiyor dahi olsa balığı kayıkta uzunlamasına bırakmaktan kaçınırlarmış zira pek güçlü olan hayvan can havliyle kuyruğu ile vurarak sandalın içinde tahribat yapabilirmiş…</p>



<p>Bu arada aynı zamanda ağlara iki adet de ufak ile orta boy arasında (yaklaşık 20 – 25 kg’lık ve 60 – 80 kg’lık):kılıçbalığı daha yakalanmıştı. Bu balıkların ağlardan çıkartılarak kayığa alınması kısa sürdü…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="280" height="207" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan.jpg" alt="" class="wp-image-164589" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/dalyan-80x60.jpg 80w" sizes="(max-width: 280px) 100vw, 280px" /></figure>



<p><strong>DÖNÜŞE GEÇİYORUZ</strong></p>



<p>Tayfalar artık neşe içinde dönüşe geçtiler…</p>



<p>Canavar balık başaltında bir süre daha can çekişti. Sonunda kımıldamadan öylece kaldı…Diğer balıklar tez zamanda ölmüşlerdi…</p>



<p>Yeniköy Balıkçı Barınağı&#8217;na yanaştıktan sonra Paminando beni sabah 06.00 sularında motorla alıp evime bıraktı…Yolda giderken durmadan söyleniyordu: &#8220;Ne balıktı ama!..Bakalım ne kadar çekecek ve bize ne kazandıracak???&#8221;</p>



<p>Tam yalının rıhtımına yanaşırken gülerek seslendi: &#8220;Kalimera si!..Hayda bana eyvallah, ama akşama payına düşeni getiririm!!!&#8221;</p>



<p>Son olarak ne dediğini anlamadım ama gerçekten akşama doğru, ikindi çayı saatinde elinde üç koca parça kılıç filetoyla geldi ve &#8220;Karakaş Kardeşlerin teşekkürleriyle&#8221; diyerek Hatice Bacıma elden teslim etti…</p>



<p>Aslında Sokrat Reis, vermesini bilen eli açık bir insandı…Dalyanında verimli geçen avlardan sonra dalyanı cepheden gören yalılara üçer beşer iri lüfer-kofana ve palamut-torik armağan ederdi &#8220;komşularımızın göz hakkıdır&#8221; diyerek…</p>



<p>Yeniköy masal gibi bir âlemdi…</p>



<p>Hey gidi günler hey!..</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="767" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw.webp" alt="" class="wp-image-164592" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw.webp 767w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-300x225.webp 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-80x60.webp 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-265x198.webp 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-696x522.webp 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/uGsTSBBExUSLANi71iWKLw-560x420.webp 560w" sizes="(max-width: 767px) 100vw, 767px" /></figure>



<p><strong>GÜNÜMÜZDE KILIÇBALIĞI AVCILIĞI </strong> </p>



<p>İstanbul Boğazı’nda özel ağlarla yapılan kılıç avı günümüzde unutulmuş gibidir…</p>



<p>Deniz kirliliği ve aşırı deniz trafiği yüzünden balık bu av yerlerine girmemektedir.<br>Nisan&#8217;dan itibaren su yüzeyinin ısınmasıyla kılıçbalıkları deniz seviyesine çıktıkları için balıkçılar Marmara Adası, İmralı ve Marmara’nın batı kesiminde bu balığı zıpkınla avlamaktadırlar. Denizin sakin ve görüş açıklığının müsait olduğu günlerde motorla av mahallinde gezen balıkçılar kılıcın yelesini (sırt yüzgecini) su üstünde kollarlar. Balık su yüzeyinde görüldüğü anda motora yaldaşılır ve zıpkını kullanan avcı motorun burnuna yerleştirilmiş uzunca bir kalasın üstüne çıkar. Balığın yakınına geldiğinde bulunduğu yerden zıpkını savurur. Kılıç avında kullanılan zıpkın iki bölümden oluşur; çelikten mamul, ucu sivri ve kulaklı olan zıpkın ve ahşap uzun saplı gönder. Zıpkın bölümü gönderin ucundaki deliğe gömülmüştür ve gönder geri çekildiğinde içinden çıkıp balığın vücuduna saplanmış olarak kalır. Ancak zıpkın bölümünün dibinde bulunan bir halkaya da ip geçirilmiş olup, gönder geri alındığında balığın üzerine saplanmış olan zıpkın ve&nbsp;&nbsp;balık, diğer ucu teknede olan bu ip vasıtasıyla kontrol altına alınır. Zıpkın balığın vücuduna gömülürken kulaklar kapalıdır. Çekildiğinde kulaklar açılır ve gömüldüğü yerden çıkmaz. Zıpkını yiyen balık yol ister ve elde tutulan iple bir miktar yol verilir. Daha sonra yorulan balık bordalanıp içeri alınır. Ülkemizde 15 kilodan ufak kılıçbalıklarının avlanması yasaklanmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="642" height="355" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837.jpg" alt="" class="wp-image-164593" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837.jpg 642w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/1426837-300x166.jpg 300w" sizes="(max-width: 642px) 100vw, 642px" /></figure>



<p>İsmi, üst çenesinin iki tarafı keskin bir kemik halinde vücudunun üçte biri nisbetinde ileri doğru uzanmasına kinaye olarak verilmiştir. Balığın bu kemiğinin yani kılıcının iki yüzü (suyun içinde iken) gayet keskin olup avını bu kılıçla kestikten sonra yer. Dökme kurşundan mamûl çapari iskandilini bile, balık zannederek, ikiye biçtiği görülmüştür…</p>



<p>Sularımızda tutulan kılıçların en irileri nihayet iki, iki buçuk metre boyunda ve yüz, yüz elli kilo ağırlığındadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="880" height="440" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948.jpg" alt="" class="wp-image-164594" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948.jpg 880w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-768x384.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-696x348.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/02/16948-840x420.jpg 840w" sizes="(max-width: 880px) 100vw, 880px" /></figure>



<p>Mayıs başlangıcında görünüp, Karadenize çıkar, Ağustos sonlarında dönmeye başlar. Dönüşünde, Kasım&#8217;a kadar avlananları en lezzetlileridir ve en fazla da bu mevsimde av verir. Senenin diğer zamanlarında da avlanırsa da o kadar bol değildir. Yalnız, kışın pek soğuk günlerinde rastlanmaz. Pek güzel havalarda, bütün vücudu ile sudan yukarı sıçradığı görüldüğü gibi ilkbaharda yumurtasını atarken, adetâ suyun yüzüne yatar ve sırt yüzgeci suyun üzerinde hafifçe dalgalanır. Bilhassa Hayırsızada civarında bu esnada zıpkın ile avlanırsa da, bu usul, balığın üreme zamanına tesadüf ettiğinden, balık neslinin mahvına sebep olacağından dinamitle balık avlanması gibi bunun da önüne geçilmesini ilgili ve yetkili makamlardan bilhassa bekliyoruz…</p>



<p>Kılıçbalığı kısmen dalyanlarda, külliyetli miktarda da hususî ağları ile ve yine kendisine mahsus paraketalar ile avlandığı gibi, tesadüfen Orkinos oltalarına da takılır…</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>📽️Mehmet Cemal BEŞKARDEŞBİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ -21- Denizlerin Bekçisi Yoros Kalesi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/01/19/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8fmehmet-cemal-beskardesbir-baska-alemdi-bogazici-21/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jan 2025 08:40:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Canlı Yayın]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Yoros Kalesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=163684</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Boğazı&#8217;nın her iki yakasında askerî ve ticarî gerekçelerle inşa edilmiş büyük tarihî önem taşıyan kaleler göze çarpar… Bunların arasında yer alan&#160;Yoros Kalesi&#160;İstanbul&#8217;da Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma bir kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır. Bu yüzden halk arasında bir Ceneviz kalesi olduğu inancı doğmuştur. Kalenin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul Boğazı&#8217;nın her iki yakasında askerî ve ticarî gerekçelerle inşa edilmiş büyük tarihî önem taşıyan kaleler göze çarpar…</p>



<p>Bunların arasında yer alan&nbsp;Yoros Kalesi&nbsp;İstanbul&#8217;da Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma bir kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır. Bu yüzden halk arasında bir Ceneviz kalesi olduğu inancı doğmuştur. Kalenin kapladığı alan İstanbul çevresindeki diğer bütün kalelerin kapladığı alandan çok daha büyüktür. İç kesimdeki kulelerin bazıları hâlâ iyi durumdadır ve duvarlarda Yunanca yazıtlar göze çarpar. Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. &#8220;Kutsal yer&#8221; anlamına gelen&nbsp;Hieron&#8217;dan geldiği görüşü oldukça yaygın olmakla birlikte, Antik Çağ&#8217;ın Yunan Mitolojisi&#8217;ndeki en büyük tanrısı Zeus&#8217;un sıfatı olan &#8220;uygun rüzgârlar&#8221; anlamına gelen &#8220;ourios&#8221;tan geldiği de iddia ediliyor. Ayrıca Yoros adının doğrudan doğruya &#8220;dağ&#8221; anlamındaki &#8220;oros&#8221;tan geldiği de düşünülmektedir…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="305" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/anadoluvavagi-yoros-kalesi-basile-kargopoulo-fotografi-1875-1.jpg" alt="" class="wp-image-163687" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/anadoluvavagi-yoros-kalesi-basile-kargopoulo-fotografi-1875-1.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/anadoluvavagi-yoros-kalesi-basile-kargopoulo-fotografi-1875-1-300x229.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/anadoluvavagi-yoros-kalesi-basile-kargopoulo-fotografi-1875-1-80x60.jpg 80w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption class="wp-element-caption">Yoros Kalesi, Anadolukavağı / 1910′lu yıllar</figcaption></figure>



<p>Beykoz Anadolu Kavağı sırtlarındaki Yoros Kalesi kazısı,&nbsp; kentin kültür ve turizm hayatına İstanbul’un tarihi açısından çok önemli tarihi değerler kazandırıyor.&nbsp; İstanbul Üniversitesi&nbsp; Sanat Tarihi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın başkanlığında sanat tarihçileri, arkeologlar, restoratörler ve mimarlardan oluşan 20 kişilik bir ekip tarafından iki yıldır süregelen kazıda; Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait yapı kalıntıları bir bir ortaya çıkarılıyor. Yoros Kalesi, İstanbul’un ayakta kalan tek ortaçağ kalesi. Doğu Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerinde Karadeniz ile Ege arasındaki ticarî, askeri, vs. deniz trafiğinin kontrolü kaleden yapılıyordu. Yoros Kalesi, yanlış bir inanışla halk arasında Ceneviz Kalesi olarak anılsa da yapılış tarihi tam olarak bilinmiyor… Kale daha önce burada bulunan bir yapının yerine yapılmış. Eski yapının malzemeleri de kalenin inşasında kullanılmış…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="192" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-anadolukavagi-1910lu-yillar.jpg" alt="" class="wp-image-163688" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-anadolukavagi-1910lu-yillar.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-anadolukavagi-1910lu-yillar-300x144.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /><figcaption class="wp-element-caption">Yoros Kalesi Basile Kargopoulo Fotoğrafı 1875</figcaption></figure>



<p>Ortaçağ boyunca bir güç simgesi olan kale, aynı zamanda gümrük noktası olarak da kullanılıyordu. 14. yy&#8217;da Genovalıların, sonra da Yıldırım Bayezit döneminde Osmanlıların eline geçti. Türk ve Batılı seyyahların anlatımlarına göre 18. yy sonlarına kadar içinde hamam, cami ve askerlerin ailelerini barındıran küçük bir köy görünümündeki kale, Osmanlı döneminde askerî garnizon olarak kullanılıyordu…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="401" height="225" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335154.jpg" alt="" class="wp-image-163689" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335154.jpg 401w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335154-300x168.jpg 300w" sizes="(max-width: 401px) 100vw, 401px" /></figure>



<p>Antik Çağ&#8217;da kalenin bulunduğu tepe Zeus Hieron’u adıyla anılıyordu ve kutsal alan olarak kabul edilmişti. Tarihçi Petrus Gyllius’un verdiği bilgilere göre Hieron kutsal alanında&nbsp; antik çağın en önemli tapınaklarından biri olan “Uygun Rüzgârlar Tanrısı” adına yapılmış Zeus Ourios tapınağı ile aralarında Artemis ve Denizler Tanrısı Poseidon’un da olduğu 12 Yunan Tanrısına adanmış bir tapınak daha bulunuyordu…Tapınakların yukarısında da daire biçiminde ilerleyen bir sur yapısı ve sur içinde de berkitilmiş (sağlamlaştırılmış, takviye edilmiş) duvarları vardı. Kalenin eteklerinde 300 geminin demirleyebildiği bir de liman vardı.&nbsp;Aşağıda kısaca özetlediğim ünlü efsânedeki Argonotlar da buraya kadar gelerek dualarını etmişlerdi…</p>



<p>Antik Çağ&#8217;da Boğaz’ın Karadeniz’e açılan noktasında&nbsp; konumlandığı için “Denizin Kapıları” adıyla anılan noktada kurulan tapınaklar, kale ve eteğindeki liman Ege ve Akdeniz’deki Yunan kolonileri ile Karadeniz arasında ticaret yapan denizcilerin ve gemilerin uğrak yeriydi. Tarihî kayıtlara göre bu nokta dünyanın en işlek yerlerinden biriydi. Denizciler tapınaklarda uygun rüzgârlar vermesi için Zeus’a ve diğer tanrılara dua etmeden yollarına devam etmezlerdi…</p>



<p>Gücün ve zenginliğin simgesi Altın Postu almak için “Argo” isimli hızlı gemileriyle Yunanistan’dan yola çıkıp Gürcistan’a (o dönemdeki adıyla&nbsp;Kolhida) giden&nbsp;İason&nbsp;başkanlığındaki Yunanlı kahramanlar; yâni Argonotlar da burada dua ettiler. Pers Kralı Darius da Yunanistan seferinde, kaleye oturup içi asker dolu Pers gemilerinin Boğaz’dan geçisini zevkle seyretmişti…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="500" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149.jpg" alt="" class="wp-image-163690" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149.jpg 800w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149-300x188.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149-768x480.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149-696x435.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335149-672x420.jpg 672w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Kaleyi elinde tutan, denizlerin ve deniz trafiğinin kontrolünü de ele geçireceğinden, Yoros Kalesi Bizans ile Khalkedon arasında mülkiyet tartışmalarına da neden olmuştu. Khalkedonlular buranın kendi mirasları olduğunu ileri sürseler de, gemi sayısı bakımından güçlü oldukları için denizin kontrolünü elinde tutan, Karadeniz’e açılan deniz trafiğini kimseye kaptırmak istemeyen Byzantion, kale ve tapınağın bulunduğu alanı para vererek satın almıştı. Tarihî kaynaklar, İmparator Justinianus’un 6. yy’da bir kont’u görevlendirerek buradan geçen gemilerden vergi aldığını da yazıyor…</p>



<p>Yoros Kalesi kazısı, tarihî ve kültürel bir değerin ortaya çıkarılması, korunması ve&nbsp; gelecek kuşaklara aktarılması açısından çok değerli bir çalışma olduğu kadar, Beykoz ve&nbsp; İstanbul’a gelen turist sayısının artmasında ve İstanbul’da kalış sürelerin uzamasında da çok önemli bir katkı sağlayacak…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="612" height="409" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335152.jpg" alt="" class="wp-image-163691" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335152.jpg 612w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335152-300x200.jpg 300w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /></figure>



<p><strong>YOROS KALESİ DENİZ SAVAŞLARINA TANIKLIK ETTİ</strong>&nbsp;</p>



<p>Kalenin, deniz savaşlarında aktif rol oynadığı, iki deniz savaşına tanıklık ettiği biliniyor. Yoros Kalesinin tam karşı kıyısında (Rumeli Kavağı’nda) bir başka Bizans Kalesinin daha varlığı kazı ekibinin araştırmaları ile tespit edildi. Boğaz&#8217;ın iki yakasına Fatih Sultan Mehmet döneminde gerilen zincirin bir eşinin de bu iki kale arasında olduğu düşünülüyor…</p>



<p>Osmanlı sonrası uzun yıllar kendi kaderine terkedilen kale, son yıllarda gelen ziyaretçilerin piknik alanı olmuştu. Ziyaretçilerin hor kullandıkları, çöplerini bırakıp gittikleri, ateş yakıp duvarlarına zarar verdikleri kalenin 16 metrelik burçlarının içi de yersiz yurtsuzların barınak ve âlem yerine dönüşmüş durumdaydı. Yılın her döneminde yerli&nbsp;ve yabancı turistlerin ilgisini çeken, hafta sonlarında bin kişinin uğrak yeri olan, İstanbul kültür turlarında yer alan kale ve çevresinde 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi&nbsp;Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın başkanlığında yüzey araştırması başlatıldı. Boğaziçi’nin Topoğrafyasını ortaya çıkarmak amacıyla yürutülen yüzey araştırmaları kalede bilimsel bir kazı yapılması gerekliliğini ortaya koyunca, gerekli girişimler yapıldı. Bakanlar Kurulu’ndan kazı izni alındı ve 2010 yılının Temmuz ayında, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle sanat tarihçileri, arkeologlar, restoratörler ve mimarlardan oluşan ekip kazı çalışmalarını başlattı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="500" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_kale_1_WbIbo-ybKc.jpg" alt="" class="wp-image-163696" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_kale_1_WbIbo-ybKc.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_kale_1_WbIbo-ybKc-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_kale_1_WbIbo-ybKc-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_kale_1_WbIbo-ybKc-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="415" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_ka_FHIB7AyLbZ.jpg" alt="" class="wp-image-163698" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_ka_FHIB7AyLbZ.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_ka_FHIB7AyLbZ-300x166.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/galeri_ka_FHIB7AyLbZ-696x385.jpg 696w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>



<p><strong>YÜZLERCE POŞET ÇÖP ÇIKMIŞTI&nbsp;</strong></p>



<p>Yoros Kalesi kazısı İstanbul Üniversitesi&#8217;nin kentte yürüttüğü ilk ve sistemli arkeolojik kazı olmuştu. Hazırlanan uzun soluklu proje kapsamında kazıya öncelikle kalenin temizliği yapılarak başlandı. Sur duvarları üzerindeki yoğun sarmaşık ve sık bitki örtüsü ayıklandı. Kazı ekibinin yaptığı temizlik çalışmalarında kale içinden yüzlerce poşet dolusu çöp çıkarıldı…</p>



<p>Duvarlarda yer alan grafitiler ve yazılar, uzman restoratörler tarafından temizlendi. Şubat 2010&#8217;da kale duvarları tahrip edilerek önemli bir monogramı çalınan kalenin, güney kulesinin dış cephesindeki arma horasan harcı yapılarak sağlamlaştırıldı…</p>



<p>Kazı çalışmaları, alanda yapılan jeofizik çalışmalarının sonuçlarına göre yönlendirildi. İç kalede kuzey-güney doğrultulu bir yapı tespit edildi. Yapılan kazı çalışmaları sırasında yapının bir yangın geçirerek hasar gördüğü anlaşıldı.&nbsp; Olasılıkla Osmanlı dönemine ait olan yapı içinde yoğun miktarda günlük yaşama ait çanak-çömlek parçaları bulundu. Ekibin buluntular üzerindeki laboratuar çalışmaları halen sürüyordu…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="686" height="386" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/hq720.jpg" alt="" class="wp-image-163699" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/hq720.jpg 686w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/hq720-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 686px) 100vw, 686px" /></figure>



<p><strong>İÇ KALE BULUNTULARI</strong>&nbsp;</p>



<p>2011 yılı kazı sezonunda ise açmaların sayısı beşe çıktı. Bir açmada kalenin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış bir su dinlendirme havuzu, Bizans döneminde yapılmış, Osmanlı döneminde de kullanılan temiz su künkleri, iki fırın ve üç adet harç işliğine ait taş tekne bulundu. Taş teknelerin harç karmak için kullanıldığı ve harçların kalenin yapımında kullanıldığı düşünülüyor. Diğer açmalarda ise kalede yaşayanların yapıyı terkederken yanlarında götüremedikleri eşyaları gömdüklerini düşündüren çukurlara ulaşıldı. Bu çukurlarda sikke, seramik vs. gibi çeşitli buluntulara rastlandı. Sultan III. Mustafa dönemine ait bir gümüş sikke, iki metal gülle, Osmanlı dönemine ait fincanlar, iki lâzımlık, yoğun miktarda seramik kap parçaları, tütün içmek için kullanılan pipolar, metal kapı kilitleri, ahşap çivileri de çıkan buluntular arasında…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="932" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-1024x932.jpg" alt="" class="wp-image-163700" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-1024x932.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-300x273.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-768x699.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-696x633.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-1068x972.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151-462x420.jpg 462w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/1000335151.jpg 1229w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>SPONSOR DESTEĞİ LÂZIM</strong></p>



<p>Yoros Kalesi kazısı, arkeoloji dünyası tarafından da&nbsp; ilgiyle izleniyor. Yabancı bilim adamlarından oluşan heyetler kazıyı ziyaret ediyor. Yurtdışından işbirliği teklifleri geliyor. Bilindiği gibi kazının gerçekleşmesi kadar; tarihî eserlerin korunması ve ortaya çıkarılan yapılara işlev kazandırılması çok önemli. Kale ve çevresi, manzarasının güzelliği nedeniyle yerel halkın, yerli ve yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Ziyaret etmenin yanı sıra, piknik yapmak amacıyla her gün yoğun bir kalabalığın ziyaret ettiği alan, hafta sonlarında adeta ziyaretçi akınına uğruyor…</p>



<p>Kazı ekibinin öncelikli amacı; kalenin tarihini ortaya çıkarmak ve sonraki yıllarda da&nbsp; restitüsyon, onarım ve restorasyon projelerini&nbsp; hayata geçirmek. Böylesine önemli bir süreçte, ziyaretçilerin ilgi odağı&nbsp; alanın korunması hayati bir önem taşıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr.Prof. Dr. Asnu Bilban Yalçın, öncelikle yerel halkın kazıyı ve kaleyi koruma bilincine sahip olmasının gerekliliğini düşünüyor. Beykozlular ve İstanbullular, Dünya Kültür Mirası olan kale ve çevresine sahip çıkarsa, çok büyük bir yol katedilecek. Kalenin, gelecek nesillere miras kalabilmesi için bir süreliğine ziyarete kapalı tutulması şimdilik alınan önlemlerden biri…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="500" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi.jpg" alt="" class="wp-image-163702" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi.jpg 800w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-300x188.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-768x480.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-696x435.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/yoros-kalesi-672x420.jpg 672w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p>Sualtı çalışmaları da kazının ilerideki yıllarda yapılacak aşamalarından bir diğeri. Bu bölgede 9. ve 11. yy&#8217;larda yapılmış deniz savaşlarına ait batıkların olabileceğini hattâ daha erken bir döneme ait liman kalıntılarının olabileceği düşünülüyor. Ortaçağ yazarlarının belirttiği iki yakayı birbirine bağladığı söylenen zincire dair veriler de böylece elde edilebilir. Bakanlık izniyle ileriye dönük olarak İstanbul Üniversitesi&#8217;nin içinde kısa süreli bir sergi, İstanbul Üniversitesi adına “Kaleler” ya da Bizans-Osmanlı dönemlerine ait sergiler,&nbsp; sempozyumlar gibi etkinlikler ve benzer projeler de kazı ekibinin hayallerini süslüyor.</p>



<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sunduğu çok değerli katkılarına ek olarak Yoros Kalesi’nin hızla dünyanın imrenebileceği bir çekim merkezine dönüşebilmesi için sponsorlara ihtiyaç duyuluyor…</p>



<p><strong>YOROS KALESİ’NİN İÇİ</strong></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yoros Kalesi&#039;nin içini geziyoruz" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/FhTKa8afwlo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong>,</p>



<p></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ -20- RUMELİHİSARLI BÜYÜK DEVLET VE SANAT ADAMI AHMET VEFİK PAŞA </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/01/12/bir-baska-alemdi-bogazici-20-rumelihisarli-buyuk-devlet-ve-sanat-adami-ahmet-vefik-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jan 2025 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Vefik Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=163330</guid>

					<description><![CDATA[Ülkenin gündemi başdöndürücü bir hızla değişiyor. Bazı günler dünyada ve Türkiye’deki olayları izlerken ipin ucunu kaçırdığımız oluyor. Devletimizin kurumları arasında yurttaşlarımızı kaygılandıran bir güvensizlik ortamı var. Seçilmişler ve atanmışlar genellikle bir birlik ve beraberlik içinde çalışmıyorlar. Beyanatlar,&#160; soruşturmalar, baskınlar, tutuklamalar birbirini kovalıyor. Halkımız Yurdumuzda toplumsal barışın ve huzurun yeniden egemen olacağı günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor… [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ülkenin gündemi başdöndürücü bir hızla değişiyor. Bazı günler dünyada ve Türkiye’deki olayları izlerken ipin ucunu kaçırdığımız oluyor. Devletimizin kurumları arasında yurttaşlarımızı kaygılandıran bir güvensizlik ortamı var. Seçilmişler ve atanmışlar genellikle bir birlik ve beraberlik içinde çalışmıyorlar. Beyanatlar,&nbsp; soruşturmalar, baskınlar, tutuklamalar birbirini kovalıyor. Halkımız Yurdumuzda toplumsal barışın ve huzurun yeniden egemen olacağı günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="611" height="611" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/b746865720154a16c21b10ba5ce686cf.jpg" alt="" class="wp-image-163331" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/b746865720154a16c21b10ba5ce686cf.jpg 611w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/b746865720154a16c21b10ba5ce686cf-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/b746865720154a16c21b10ba5ce686cf-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/b746865720154a16c21b10ba5ce686cf-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></figure>



<p>2004 – 2011 yıllarındaki siyasetle ilgili köşe yazılarımda yalnız yerel gündemi ve yerel siyaseti değerlendirmeye çalışirdım. Bu yazımda&nbsp; siyasetin farklı bir alanındaki düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım. Dünyada olduğu kadar Ülkemizde de giderek büyüyen ve temel sorunlar haline gelen devlet adamlığı ve siyasî etik konularındaki derin boşluklara ve eksikliklere değineceğim…</p>



<p>Diyelim ki bana gelip şöyle bir soru sordunuz: “Hem dünyada hem de Türkiye’deki önde gelen siyasî sorunların en başında hangileri yer alır?”</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="297" height="457" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123649.jpg" alt="" class="wp-image-163332" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123649.jpg 297w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123649-195x300.jpg 195w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123649-273x420.jpg 273w" sizes="(max-width: 297px) 100vw, 297px" /></figure>



<p>Dünyada ve Ülkemizde giderek büyüyen açmazların ve sorunların malî kaynakların yetersizliğinden daha çok yönetimlerin ve yöneticilerin liyakatsizliğinden ve yetersizliğinden dolayı ortaya çıktığını görüyorum. Halkımızı yönetmeye talip olanlar gerçekten kamu yönetiminde aslolan devlet adamı kimliğine sahip midirler? Milletvekilliğine veya Belediye Başkanlığı’na aday&nbsp; olmaları aşamasından seçim süreçlerine değin siyasî etik ilke ve kurallarına uygun davranıyorlar mı?.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="360" height="491" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123937.jpg" alt="" class="wp-image-163333" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123937.jpg 360w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123937-220x300.jpg 220w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123937-308x420.jpg 308w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /></figure>



<p>Gerek Ülkemizde, İstanbul’da gerekse yöremizde nimetlerin ve kaynakların sonsuz olmadığını bilmeyenimiz yoktur. Ülkelerin, il ve ilçe belediyelerinin insan ve madde kaynaklarını yönetecek kişilerin sıradan kişiler olamayacağı tartışmasız bir olgudur. O hâlde, milletvekili, bakan, belediye başkanı ve yerel yönetici olacakların genel yeterlilikleri kadar özel nitelikleri, donanımları ve karakterleri de en az o kadar önemlidir…</p>



<p>Tarihimizin en büyük devlet adamlarından olan Ahmet Vefik Paşa’nın (1823-1891) kabri Rumelihisarı Mezarlığı’ndadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="667" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-667x1024.jpg" alt="" class="wp-image-163334" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-667x1024.jpg 667w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-195x300.jpg 195w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-768x1180.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-696x1069.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735-273x420.jpg 273w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250111_123735.jpg 808w" sizes="(max-width: 667px) 100vw, 667px" /></figure>



<p>Boğaziçi Medeniyeti’nin kadîm semtlerinden Rumelihisarı büyük devlet adamı, düşünür, tarih felsefesi kuramcısı, tiyatro yazarı, hayırsever Ahmet Vefik Paşa’yı sinesinde muhafaza etmektedir…</p>



<p>Osmanlı Devleti’nde çok önemli görevler üstlenen Ahmet Vefik Paşa, devlet adamı ve kamu yöneticilerinin sahip olması gereken özellikler konusunda meşhur olan 15 M’li simgesel bir formül ileri sürmüştü. Bu tarihî formüldeki anahtar kelimeler Osmanlıca olduğundan bunları günümüz Türkçesiyle aşağıda kısaca açıklıyacağım. Seçimle veya atamayla bir makam ve göreve gelen/getirilen&nbsp; kamu yöneticileri, aşağıda onbeş sıfat ile betimlenen niteliklerin formülüne bakarak kendilerini değerlendirmeli, bundan gelecekteki kariyerleri için dersler çıkarmalıdırlar:</p>



<p>1-Muteber: Güvenilir olmalı;&nbsp;</p>



<p>2-Mutedil: Ilımlı olmalı;&nbsp;</p>



<p>3-Mültezim: İşini ve çalıştırdığı insanları gerekli görmeli;&nbsp;</p>



<p>4-Mutlif: Zamanında yapılamayanları telafi edici olmalı;&nbsp;</p>



<p>5-Muvaffak: Becerikli olmalı;&nbsp;</p>



<p>6-Muvakkit: Zamanlama konusunda dakik olmalı;&nbsp;</p>



<p>7-Muzaffer: Yönettiği insanlardan daha üstün özelliklere sahip olmalı. Başarı kazanmayı ilke edinmeli;&nbsp;</p>



<p>8-Müceddid: Yeniliklere açık olmalı, kendini daima yenilemeli;&nbsp;</p>



<p>9-Müeyyid: Farklı fikirlere ve tekliflere açık olmalı;&nbsp;</p>



<p>10-Müdebbir: Ölçüp tartarak tedbirli hareket etmeli;&nbsp;</p>



<p>11-Mütefekkir: Düşünen, olaylara derinlemesine nüfuz edebilmeli;&nbsp;</p>



<p>12-Müferrih: Rahatlatıcı, güler yüzlü olmalı;&nbsp;</p>



<p>13-Mültefit: Başarıları, gayretleri alkışlamasını bilmeli, marifetin iltifata tabi olduğunu unutmamalı;&nbsp;</p>



<p>14-Mümeyyiz: Tembel ile çalışkanı, sahtekâr ile dürüstü, doğru ile yanlışı birbirinden rahatlıkla ayırabilme özelliğine sahip olmalı;&nbsp;</p>



<p>15-Mümtaz: Yönetici lokomotif konumundadır. Onun için sıradan olmamalı, seçkin olmalı. Kendisini, yönettiği insanlardan üstün kılacak bilgi ve birikime sahip olmalıdır.</p>



<p>Bizi yönetenler, yani Hükümette, belediyelerde, kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapanlar sizce bu özellikleri taşıyor mu? Ya da ne kadar taşıyorlar? Bu kişilerin meslekî ehliyet, liyakat, eğitim, deneyim, bilgi donanımı, siyasî etik (ahlâk) kurallarını içselleştirme durumu nasıldır? Bunları yazılı sınavlarla ve önceden ayarlanmış mülâkatlarla objektif olarak saptamak olası mıdır?..</p>



<p>Siyasi gündemde şu konular dönüp dolaşıp yine aynı kapıya çıkar: Dokunulmazlıkların kaldırılması, Yargının bağımsızlaştırılması, Siyasî Partiler Yasası ve Seçim Kanunu…</p>



<p>Bizde ‘Siyasî Etik Kanunu’ nedense TBMM gündeminde kadük olmaya mahkûmdur. Çünkü siyasetçilerin çıkar beklentilerine terstir…ABD’de bu kanunla birlikte çıkarılan bir başka kanun da, siyasetin finansmanıyla ilgiliydi. Her aşamada siyasetçilere, seçim kampanyalarında uymaları gereken çok katı kurallar getirilmişti. Kısacası şu: Amerika’da siyasetçiler, kendi itibarlarını korumak için bu sert kanunları çıkardılar. Türkiye ise gerek siyasî etiği, yani milletvekillerinin ve belediye başkanlarının yapabilecekleri ve yapamayacakları işler konusunu, ayrıca kabul edebilecekleri armağan ve hediyelerin ne bedele kadar olabileceğini ben kendimi bildim bileli hâlâ konuşuyor.</p>



<p>Şu an çok şeyi düşündüğünüzü ve bir değerlendirme yapmak istediğinizi biliyorum. Siyasî platformlarda bu konular tartışılıyor…Ülkemiz ve tüm dünya halkları için gerçek gündem katılımcı ve paylaşımcı demokrasinin egemen olmasının sağlanması…</p>



<p>Bu konuda il ve ilçelerde Kent Konseyi Yasası uyarınca o yörelerde yaşayan gönüllüler tarafından kurulmakta olan kent konseyleri yurttaşlarımızın yerel yönetimlere katılmasına, bölgelerinde sosyal sorumluluk projeleri üreterek yerel yönetimler ile eşgüdümlü çalışarak halka daha kaliteli hizmetler sunmalarına hizmet ediyorlar…</p>



<p>Seçmenler ve her kesimden yurttaşlarımız bölgelerindeki karar süreçlerine katılımları konusunda siyasî partiler ve sivil toplum örgütleri tarafından asla yalnız bırakılmamalıdır…</p>



<p>Demokratik, çoğulcu katılımcılığın, temiz ve ilkeli siyasetin ülke sathında yayılmasının sağlanması için önümüzde “uzun ince bir yolun” olduğunu biliyoruz…</p>



<p>M. Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ – 19 – İSTANBUL BOĞAZI’NDAKİ İKONİK TARİHÎ YALILARIN HÜZÜNLÜ HİKÂYELERİ (2)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2025/01/05/bir-baska-alemdi-bogazici-19-istanbul-bogazindaki-ikonik-tarihi-yalilarin-huzunlu-hikayeleri-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jan 2025 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Yalılar 2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=162907</guid>

					<description><![CDATA[ÇÜRÜKSULU ya da MUHARREM NURİ BİRGİ YALISI Yalının ilk sahibi Tırnakçızade isimli bir tüccar. 1890’da Çürüksulu Mehmet Paşa yalıyı satın alarak içinde önemli değişiklikler yapmış, bahçedeki ağaçlar Gürcistan ve Kafkasya’dan getirilmiş. Artık önünden sahil yolunun geçtiği, kayalara asılmış gibi duran ve Salacak tepelerinden dünyanın en güzel manzaralarından birini gören bu konak “Belkıs Hanım Yalısı” olarak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>ÇÜRÜKSULU ya da MUHARREM NURİ BİRGİ YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-162909" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-1536x826.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-696x374.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506-781x420.jpg 781w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125209506.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yalının ilk sahibi Tırnakçızade isimli bir tüccar. 1890’da Çürüksulu Mehmet Paşa yalıyı satın alarak içinde önemli değişiklikler yapmış, bahçedeki ağaçlar Gürcistan ve Kafkasya’dan getirilmiş. Artık önünden sahil yolunun geçtiği, kayalara asılmış gibi duran ve Salacak tepelerinden dünyanın en güzel manzaralarından birini gören bu konak “Belkıs Hanım Yalısı” olarak da biliniyor. Çürüksulu Mehmet Paşa’nın kızı Belkıs Hanım, güzelliği kadar, hareketli hayatıyla da ünlüymüş. İlk eşi Atatürk’ün hukukçu diplomatı Ethem Menemencioğlu. Paris’te yaşamayı tercih eden Belkıs Hanım, sonra Boğaziçi’ne taşınıyor. Köşkte ağırladığı misafirler arasında Prenses Bibesco, Kontes de Noailles gibi ünlü aristokratlar var. Ama yalı çökmeye başlıyor. Sonunda artık bütçesi de yetmediğinden pes ediyor ve 1968’de yalıyı arkadaşı diplomat Muharrem Nuri Birgi’ye satıyor. Aşı rengi boyalı bina 1971’de Muharrem Nuri Birgi ve mimar Turgut Cansever tarafından restore edilmiş. Muharrem Nuri Birgi restorasyonu yapabilmek için üç mülkünü satmış. 1986’da öldüğünde yalı, Birgi’den işadamı Selahattin Beyazıt’a geçmiş.</p>



<p><strong>FEHİME VE HATİCE SULTAN YALILARI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="591" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-1024x591.jpg" alt="" class="wp-image-162911" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-1024x591.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-300x173.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-768x444.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-1536x887.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-696x402.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-1068x617.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453-727x420.jpg 727w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_124712453.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Ortaköy Camii’nden sonra devam eden sahil yolundaki yalılardan biri. Gazi Osman Paşa Yalısı olarak da biliniyor. Plevne Savaşı kahramanı Paşa’ya 1883’te II. Abdülhamid’in hediyesi. Oğlu Kemaleddin Paşa, Sultan’ın kızı Naime Sultan’la evlenince sultanın adıyla anılmış. Daha sonra 1901’de Sultan V. Murad’ın kızı Fehime Sultan’a hediye edilince bu sefer onun adıyla anılmaya başlanan yalı, 2003’te yanana kadar ortaokul olarak kullanılmış. Yanındaki yeşil renkli yalı ise Fehime Sultan’ın kardeşi Hatice Sultan’ın adını taşıyor. Torunu, gazeteci Kenize Murad’ın “Saraydan Sürgüne” adlı kitabına göre; Hatice Sultan, babasıyla amcası II. Abdülhamid’in arasındaki çekişme yüzünden amcasının müdahalesiyle 31 yaşına kadar evlenememiş. II. Abdülhamid kendisini çirkin bir adamla evlendirince, intikam almak amacıyla II. Abdülhamid’in damadı Kemaleddin Paşa ile beraber olmuş. Bina uzun yıllar yetimhane, ilkokul ve spor kulübü olarak kullanıldı. Yalılar, THY ve DO&amp;CO ortaklığıyla restore edildikten sonra şimdi butik Ortaköy Oteli adıyla hizmet veriyor.</p>



<p><strong>ŞERİFLER YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="679" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-1024x679.jpg" alt="" class="wp-image-162912" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-1024x679.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-300x199.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-768x509.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-1536x1018.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-696x461.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-1068x708.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695-633x420.jpg 633w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125425695.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Emirgan’da 18. yy eseri bezeme sanatının zarif örneklerine sahip olan Şerifler Yalısı’nın, 1945’teki istimlak sırasında harem kısmı yıkılmış ve sahille bağlantısı kesilmiş. Yalı, bir zamanlar Mekke Şerifi Hüseyin’e aitmiş. Şerif, Arapları Osmanlı’ya karşı ayaklandırması karşılığında İngilizlerden krallığını tanımasını istemiş. Arabistanlı Lawrence’la işbirliği yaparak 1916’da Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklanmış. İngilizlerle çarpışan Osmanlı, Hüseyin’in oğullarının yönettiği Araplarla da savaşıp, ağır kayıplar vermiş. Oğlu Abdullah 1921’de Ürdün Emiri, diğer oğlu Faysal da Irak Kralı olmuş. 1924’te Türkiye‘de halifeliğin kaldırılmasıyla Şerif Hüseyin kendini halife ilan etti. 1930’a kadar Kıbrıs’ta sürgünde yaşadı. Binayı şu an Tarihi Kentler Birliği ve ÇEKÜL Vakfı kullanıyor.</p>



<p><strong>RECAİZADE MAHMUD EKREM YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="769" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-1024x769.jpg" alt="" class="wp-image-162913" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-1024x769.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-768x577.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-1536x1154.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-2048x1538.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-696x523.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-1068x802.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_125646241-559x420.jpg 559w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Tevfik Fikret ile beraber Servet-i Fünun dergisini çıkaran Recaizade Mahmud Ekrem, Yeniköy’ün girişi Vaniköy’de ailesine ait arazide yaptırmış yalıyı. “Araba Sevdası” eseriyle tanınan yazar, buradaki evde doğmuş. Amcasının kızı Ayşe Güzide Hanım’la da burada evlenmiş. Devrin en meşhur ve gözde yazar, şair ve düşünürlerinin toplandığı, edebiyat meclislerinin kurulduğu bu yalı, Servet-i Fünûn Edebiyatı’nın doğuşuna ev sahipliği yapmış. Bu ekolün karargahı haline geldiğinden yalı, “Yazarlar Yalısı” olarak bilinmiş. Yazarı, Çubuklu’daki Hıdiv Abbas Hilmi Paşa’yla haberleşiyor diye II. Abdülhamid’e jurnallemişler. Bu yüzden yalıyı satıp Cihangir’e taşınmak zorunda kalmış. 1980’lere kadar Mısırözü Fabrikası olarak kullanılan bina, şimdi Haydar-Güner Akın çiftine ait.</p>



<p><strong>AFİF</strong> <strong>AHMED PAŞA YALISI<br>(MEHVEŞ MUHAYYEŞ YALISI)</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="724" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-1024x724.jpg" alt="" class="wp-image-162914" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-1024x724.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-300x212.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-768x543.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-1536x1086.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-696x492.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-1068x755.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390-594x420.jpg 594w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130005390.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>İstinye-Yeniköy yolu üzerindeki yalının ilk sahibi Koca Reşit Paşa’nın kızı Ferendiz Hanım. Yalının arkada 17 bin 500 metrekarelik bir de korusu mevcut. Ancak günümüzde koru ile yalı arasındaki bağlantı kesilmiş. Yalıya ismini veren ikinci sahibi Beyrutlu Ahmet Afif Paşa. Afif Paşa, yalıyı yıktırarak Pera Palas Oteli’nin mimarı Alexandre Valluary’e bugünkü binayı yaptırınca, yalı da kendi adıyla anılmaya başlanmış. Bina, doğu ve batıyı sentezleyerek neo-barok tarzda inşa edilmiş. II.Abdülhamit’in kızı Refia Sultan, Ahmet Afif Paşa’nın oğluyla bu yalıda evlenmiş. Binayı Afif Ahmed Paşa’nın ailesinden Pera Palas’ın eski sahibi Misbah Muhayyeş satın alınca, Agatha Christie, “Orient Ekspresi’nde Cinayet” romanını yazmak için İstanbul’a geldiğinde bu yalıda misafir edilmiş. Uzan ailesine geçen yalıyı daha sonra Suzan Sabancı Dinçer yaklaşık 40 milyon dolara satın almış. Yalı, Müjde Ar’ın başrolde oynadığı Aşk-ı Memnu ve en son 1001 Gece TV dizilerinde kullanıldı.</p>



<p><strong>ŞEHZADE BURHANEDDİN EFENDİ YALISI ya da MISIRLILAR YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="567" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-1024x567.jpg" alt="" class="wp-image-162915" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-1024x567.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-300x166.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-768x425.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-1536x850.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-696x385.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-1068x591.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542-759x420.jpg 759w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130437542.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>II. Abdülhamid’in oğlu Şehzâde Burhaneddin Efendi için, amcası Abdülaziz’in 1911’de satın aldığı 64 odalı bina, Boğaz’ın en büyük yalılardan biri. Şehzâde Burhanettin Efendi’nin aşk hayatı çok karışık. Babası II. Abdülhamid, tahtını İttihatçılara kaptırırken, Şehzâde Burhanettin Efendi ilk eşi Hidayet Hanım’dan çabuk sıkılıp aşık olduğu ikinci eşi Aliye Hanım’ı Maliyeci Cavid Bey’e kaptırmış. Şehzade yalıyı 1912’de kendi zevkine göre yeniden yaptırmış. I. Dünya Savaşı’ndan sonra İstanbul’dan ayrılan Burhaneddin Efendi, New York’a yerleşmiş ve 1949’da orada ölmüş. Emine Valide Paşa, Amcazade ve Kıbrıslı yalılarından sonra en uzun rıhtıma sahip. Türk asıllı Mısırlı Ahmed İhsan Bey yalıyı satın alınca halk arasında “Mısırlılar Yalısı” olarak da bilinmiş. Arka bahçesinde bir kışlık köşk bulunan yalıyı 1985’te Erbilgin ailesi satın aldı. 10 yıl boyunca tadilattan geçen yalı 150 milyon dolara satışa çıkarıldığı için dünyanın en pahalı beş evinden biri olmuştur. 2015’in Mart’ında Katarlı iş adamı Abdulhadi Mana Sheikh Al-Hariri’ye satıldı. Ancak defalarca restore edilerek yenilenmiş olan yalıyı Katar Şeyhi’nin Dardanelles adlı şirketi tüm 4 cephesini yeşil branda ile kaplamış, temelleri dahil tümden yıkmıştır…</p>



<p>Ayrıca yalının Köybaşı Caddesi’nin karşı tarafında önceki sahibi Erbilgin ailesi tarafından bu koruda önceden hiçbir zaman bulunmadığı halde sözde restitüsyon altında kaçak olarak inşa edilmiş olan iki adet apartman köşk de baştan aşağı yenilenmeye başlanmıştı…Büyük bir gizlilik ve sır perdesi ardında devam eden tüm kaçak eklentilerin ve yapıların Boğaziçi İmar Müdürlüğü ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Bölge Koruma Kurulu’nun bilgisi dahilinde yapımlarına en üst düzeyde nezaret edildiğini varsayıyoruz…</p>



<p><strong>SAİD HALİM PAŞA YALISI </strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-162916" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_130715996.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Sait Halim Paşa Yalısı’nın geçmişi 1820’lere uzanıyor. Yalı, Ayan Meclisi üyesi Nikolas Aristarhis’in mülkiyetine geçmiş sonraları. 1863’te Aristarhis Ailesi, eski binanın yerine yeni bir yalı yaptırmış. Yalıyı alan Abdülhalim Paşa, istediği büyüklükte olmamasından ötürü, Petraki Adamanti’yi daha büyüğünü yapması için görevlendirmiş. Paşanın oğlu Said Halim, sekiz kardeşinin hisselerini satın alarak yalının tek sahibi olmuş. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın torunu olan ve önce Yeniköy Şehremini olarak görev yapan Said Halim Paşa, Osmanlı’ya 1913’ten 1917’ye kadar sadrazamlık yapmış, tarafsız kalmak için uğraşmışsa da Osmanlı’nın Almanya’yla beraber I. Dünya Savaşı’na girmesine engel olamamıştır. İki devlet arasında yapılan gizli antlaşmayı bu yalıda ve hiç istemediği halde zorla padişah adına imzalamak zorunda kalmıştır Paşa. Ardından da Malta’ya sürgüne gönderilmiş. 1921’de Roma’da bir suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. Önündeki bir çift arslan heykelleri nedeniyle adı halk arasında Arslanlı Yalı’ya çıkan klasik mimariye sahip yalı, 1995’te şaibeli bir yangının kurbanı olmuştur. Geçirdiği kapsamlı restorasyondan sonra son yıllarda özellikle düğünler için popüler özel bir eğlence mekânı olarak kullanılıyor…</p>



<p><strong>FETHİ AHMED PAŞA YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-162917" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132652776.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>18. yy’da geleneksel mimariyle yapılan diğer adıyla Pembe Yalı, Kuzguncuk’ta. Fethi Ahmed Paşa, Sultan Abdülmecid’in ablası Atiye Sultan’la evli. Osmanlı’da müzeciliği kuran paşa, 1833’te Osmanlı’nın ilk Viyana sefiri oluyor. Besteci Strauss’un renkli kişiliğiyle ünlenen Fethi Ahmet Paşa’ya yaptığı bir beste bile var. Daha sonra Paris sefiri olan paşa, 1839’da İngiltere Kraliçesi Victoria’nın taç giyme merasimine gitmiş. İstanbul Kuzguncuk’taki yalıyı o kadar güzel döşüyor ki; evi çok beğenen Sultan Abdülmecid Dolmabahçe Sarayı’nı yaptırırken sarayın döşenmesi görevini ona vermiş. 1911 ve 1948 senelerinde İstanbul’u ziyaret eden İsviçreli mimar Le Corbusier yalıya hayran kalmış. Besteci Franz Lizst de burada misafir edilmiş. Harem bölümü 1927’de çıkan yangında kül olan yalının sadece selamlık kısmı bugüne ulaşabilmiş. Arka tarafındaki Fethi Paşa Korusu halka açık ve içinde belediyenin manzaralı bir işletmesi bulunuyor.</p>



<ol start="18" class="wp-block-list"></ol>



<p><strong>MABEYİNCİ FAİK BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-162918" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_132902187.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Mabeyinci Faik Bey Yalısı 1890’da adını taşıdığı kişi tarafından yaptırıldı. Yalının her iki ucunda yeşil külahlı iki kule bulunuyor. Faik Bey, Sultan Abdülaziz dönemi yalı anlayışına hayran olduğundan çağının modasına uymadı ve yalının içini eski Osmanlı zevkine göre yaptırdı. Yalı 1950’lerde yapılan restorasyonda yıkılıp yeniden yapıldığından bazı özellikleri kaybolsa da tıpkı iki katlı cumbası gibi eski Osmanlı zevkinin ağırlığını ve azametini halen taşıyor. Faik Bey’den sonra yalıya ünlü armatör Nazım Kalkavan sahip oldu. Ardından son halife Abdülmecid’in kızı Dürrüşehvar Sultan’ın oğlu Haydarabad Nizamı Bereket Şah’ın ilk eşi Esra Bereket’in yaşadığı yalı, daha sonra Hacı Sabancı’ya satıldı. Yapı, bir kült olan Topkapı filminde de kullanılmış. 1964 yapımı Melina Mercouri ve Peter Ustinov’un başrollerini paylaştığı filmde hırsızlar Topkapı Sarayı Hazinesi&#8217;nde özel olarak muhafaza edilenTopkapı Hançeri’ni çalmaya çalışıyorlar.</p>



<p><strong>SADULLAH PAŞA YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="620" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-1024x620.jpg" alt="" class="wp-image-162919" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-1024x620.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-300x182.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-768x465.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-1536x930.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-696x422.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-1068x647.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931-693x420.jpg 693w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133054931.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Boğaz yalıları içinde en eskilerden biri olan Sadullah Paşa Yalısı’nın barok tarzdaki üst kat salonu bir Osmanlı otağı şeklinde ve tavan işçiliği de muazzam. Aşı boyalı yalı, Sultan I. Abdülhamid tarafından 18. yy’da Darüssaade Ağası Mehmed Ağa’ya verilmiş. 1872’de yalıyı satın alan Sadullah Paşa, II. Abdülhamid döneminde V. Murad’ı başa geçirmek isteyenlerden olduğu için sürgün edilmiş. Önce Berlin, sonra Viyana’da büyükelçilik yapan, Tanzimat Edebiyatı’nın da ünlü isimlerinden biri olan Sadullah Paşa, yabancı biriyle bir ilişki yaşamış. Bunun duyulmasından çekindiği için bunalıma girerek 1891’de Viyana’da intihar etmiş. Eşinin öldüğüne inanmayan Necibe Hanım, evi daima Sadullah Paşa gelecekmiş gibi hazır tutmuş. Necibe Hanım 1917’de vefat edince; çocukları yalıyı Cumhuriyet dönemi bakanlarından Ahmet Ferit Tek’e satmışlar. Ondan da kızı Emel Esin’e kalmış. Esin’in annesi Müfide, Fecr-i Ati dönemi yazarlarından. Paris Üniversitesi’nden sanat tarihi doktorası alan Esin, önce bir Mısır prensiyle, 1941’de de Tokyo’da büyükelçi Seyfullah Esin’le evlenmiş. Tek-Esin Vakfı’nı kuran Emel Hanım 1987’de öldüğünden beri yalı, vakıf masraflarına katkıda bulunması için kiraya veriliyor.</p>



<p><strong>MAHMUD NEDİM PAŞA YALISI</strong> </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="595" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-1024x595.jpg" alt="" class="wp-image-162920" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-1024x595.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-300x174.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-768x446.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-1536x892.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-696x404.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-1068x620.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024-723x420.jpg 723w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133409024.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Osmanlı’nın Viyana Büyükelçisi Mahmud Nedim Paşa’nın yaptırdığı yalıda en dikkat çeken yapı, Paşa’nın Viyana ve Prag’daki binalardan etkilendiği için inşa ettirdiği kulesi. Paşa, Osmanlı’da valilik ve sadrazamlık görevlerinde de bulunmuş. Rus yanlısı politikası nedeniyle “Nedimof” olarak adlandırılmış. 1875’te Sultan Abdülaziz zamanında devlet, vadesi gelen faizleri ödeyemiyordu. Yakın dostu Rus elçisi İgnatiyef’e durumu anlatan paşa, aynı gün faizler indirilmeden önce elindeki bütün tahvilleri satarak Osmanlı’yı büyük bir borç yükünden kurtarmış. Buna karşılık varını yoğunu bu tahvillere yatıranlar büyük zarar ettiği için isyan edip Mahmut Nedim Paşa’nın bulunduğu Babıali binasını basmış. Mahmut Nedim Paşa kılık değiştirip Sirkeci’ye, oradan bir kayığa binip, yalısına sığınmış. Görevinden alınan Mahmut Nedim Paşa, önce Çeşme’ye sonra Sakız Adası’na gönderilmiş. II. Abdülhamit padişah olunca affedilmiş. Dahiliye Nazırlığı görevindeyken hastalanıp, yalısında ölmüş. Yalı 1942’de Mahmut Nedim Paşa’nın torunları tarafından sembolik bir fiyata Kızılay’a bağışlanmış. Uzun yıllar Hemşire Yurdu olarak kullanılsa da Kızılay’ın ilgisizliği nedeniyle harap olan yalı, bağışlayanların vasiyeti unutularak, 1996’da satışa çıkarıldı. 2004’te Yalçın Sabancı’nın 3 milyon dolara satın aldığı Mahmut Nedim Paşa Yalısı’nın, geçirdiği restorasyon sonrası bugünkü değeri 60 milyon dolar.</p>



<p><strong>ABUD EFENDİ YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-162921" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133615199.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Kont Ostrorog ve Kıbrıslı yalılarının arasında kalan yalının ilk sahibi Altunizade Necip Bey. Boğaz’daki en özgün eserlerden olan yalıyı Ermeni Balyan ailesinden Garabet Amira çizmiş ve o zamanki iç dekorasyonu Dolmabahçe Sarayı’ndan esinlenilmiş. “Karnıyarık” denilen geleneksel sivil yapı düzeni ilk defa bu yalıda değiştirilmiş. 1858’de ikinci sahibi Fransız baron Vandeuvre yalıya yerleşmiş. Kızının yalıdaki ölümünden sonra bunalıma giren baron, yaklaşık 40 yıl burada yaşamış. 1884’de İstanbul Ticaret Odası Başkanı olan Mehmet Abud Efendi yalıyı satın almış. Oğlu Tevfik Bey’in her biri birbirinden olaylı evlilikleri aileyi çok üzmüş. Ama Tevfik Bey’in genç yaşta ölümü, daha çok üzmüş babasını. Abud Efendi’nin kızı da, 1920’lerde İstanbul sosyetesinin önemli simalarından Belkıs’mış. Onun dillere destan düğünü bu binada yapılmış. Fakat Belkıs Abud’un mutsuz evliliği de maddi-manevi aileyi çok yıpratmış. Ailenin 1981’e kadar yaşadığı yalının şimdiki sahibi Salat yağlarının sahibi İsmail Özdoyuran. Abud Yalısı, “Lale Devri” dizisinde Zümrüt Taşkıran’ın yalısı olarak da kullanılmış.</p>



<p><strong>KIBRISLI YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-162922" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_133759072.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Üsküdar’daki eski Küçüksu Plajı’nın hemen yanında, 64 metrelik cephesiyle ünlü yalı 18. yy’da Sadrazam Mehmed İzzed Paşa için yaptırılmış. Yalı daha sonra Kıbrıslı Mehmet Emin Paşa tarafından 1840’da satın alınmış. Üç değişik sultana sadrazamlık yapmış olan Kıbrıslı Mehmed Emin Paşa önemli bir devlet adamı. İmparatoriçe Eugenie, Irak Kralı II. Faysal, Şair Yahya Kemal Beyatlı yalıda kalmış isimlerden bazıları. Ümran Güngör Üzümcü 2001’de 21 odalı yalının mabeyn (orta) bölümünü satın almış. 1980’li yıllarda yalının korusu Sevda Tepesi de satılmış. Yalının diğer bölümleri Komili ailesine, İzzet Mehmet Paşa’nın varislerine ve sağ tarafı da Ömer Üründül’e ait.</p>



<p><strong>BAHRİYELİ SEDAD BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="672" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-1024x672.jpg" alt="" class="wp-image-162923" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-1024x672.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-300x197.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-768x504.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-1536x1008.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-696x457.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-741x486.jpg 741w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-1068x701.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465-640x420.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_134311465.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Anadoluhisarı’ndaki yalı, Bahriyeli Sedat Bey’in dedesi Mustafa Reşit Paşa tarafından 20. yy’ın başında neo-barok üslupta haremlik ve selamlık olmak üzere iki bölüm halinde yapılmış. Bahçesindeki manolyalardan ötürü “Manolyalı Yalı” olarak da biliniyor. Bahriyeli Sedat Bey Yalısı, Abdülhamit’in Hünkar İmamı olan Mehmet Niyazi Araz’ın torunları Bülent ve Edip Işıklıoğlu tarafından 1992’de satılmış. Yalının sol bölümü Doğuş okulları ve üniversitesi sahibi Doğu Gözaçan’a ait. Sağındaki beyaz renkli Rıza Bey Yalısı’nda da Boğaziçi Üniversitesi eski rektörü Üstün Ergüder oturuyor.</p>



<p><strong>ZARİF MUSTAFA PAŞA YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="689" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-1024x689.jpg" alt="" class="wp-image-162924" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-1024x689.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-300x202.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-768x516.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-1536x1033.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-696x468.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-1068x718.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907-625x420.jpg 625w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163009907.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Karadeniz’le Marmara’nın birleştiği noktada bulunan yalı, ilk yapıldığında şimdiki halinin üç katı büyüklükte, haremlik, selamlık ve kayıkhane bölümlerinden oluşuyormuş. Yalıyı II. Mahmud’un kahvecisi Kani Bey, 1800’lerde satın almış. 1848’de Zarif Mustafa Paşa’nın mülkiyetine geçmiş ve 1992’ye kadar da bu ailenin fertleri tarafından kullanılmış. Eski bir Bizans manastırının kalıntıları üzerine yapılan yalıdaki ayazma hala binanın bahçesinde. Paşa’nın damadı Sadık Bey, kayınpederinin verdiği ziyafetlerden bunalarak, selamlık ve kayıkhaneyi satın alıp araya bir duvar ördürmüş. Sadık Bey’in oğlu Osmanlı mebusu Mehmet Esat Bey, Hz. Muhammed’in sakalına ait bir teli Anadolu Hisarı’ndaki Fatih Camii’ne hediye edince, yalı “Esat Bey Yalısı” olarak tanınmış. Kurtuluş Savaşı’nda İngilizler şehri işgal edince, Esat Bey’in oğulları yalıyı Anadolu’ya silah ve mühimmat göndermek için kullanmışlar. Yalının harem kısmı da İngiliz askerleri kullanır kaygısıyla, sahipleri tarafından yıktırılmış. 2000’den beri Demet Sabancı Çetindoğan’a ait yalıda Colin Powell, Oprah Winfrey, Madeleine Albright ve Rus Grand Düşesi Maria Vladimirovna Romanova gibi isimler ağırlanmış. Binadaki en önemli kısımlardan biri de kapalı bir havuz gibi düşünebileceğimiz deniz hamamı. Mahremiyet yüzünden denize giremeyen kadınlar geçmişte evin içindeki bu havuzda yüzerlermiş. Şu anda kahve odası olan bu yerin camla kaplı zemini akvaryum olarak kullanılıyor.</p>



<p><strong>AMCAZADE HÜSEYİN PAŞA (KÖPRÜLÜ) YALISI</strong> </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-1024x575.jpg" alt="" class="wp-image-162926" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-1024x575.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-1536x863.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-1068x600.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163300299.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Hüseyin Paşa’ya “Amcazade” denmesinin sebebi, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’nın amcasının oğlu olmasından ötürü. Yalı, Boğaziçi’ndeki yalılardan günümüze ulaşanların en eskisi. 1698’de Sadrazam Hüseyin Paşa için yapılmış. Sadece mimarisiyle değil, burada gerçekleşen olaylar da yalıyı önemli kılıyor. Paşa, günümüze ulaşan Divan yolu ve Çemberlitaş’taki birçok binayı yaptıran Osmanlı sadrazamları sülalesinden ünlü ve güçlü Köprülü ailesinin bir üyesi. Bir Mevlevi olan Hüseyin Paşa, Osmanlı’da görev yapan Köprülü ailesindeki beş sadrazamın dördüncüsü. Paşa, Sultan II. Mustafa’nın temsilcisi olarak 1698’da imzaladığı Karlofça Antlaşması’nın taslakları bu yalıda hazırlanmış. Karlofça Antlaşması, Osmanlı’yı gerileme dönemine sokan, devletin ilk toprak kaybettiği anlaşma olarak biliniyor. 2014’te Ali Ağaoğlu tarafından satın alınan yalı, şu an restore ediliyor.</p>



<p><strong>NURİ PAŞA YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="533" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-1024x533.jpg" alt="" class="wp-image-162928" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-1024x533.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-300x156.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-768x400.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-1536x799.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-696x362.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-1068x556.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997-807x420.jpg 807w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163555997.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Uzun yıllar Rahmi Koç’un yaşadığı bu binanın, Abdülhamid’in subaylarından Nuri Paşa tarafından 1895’lerde yaptırıldığı tahmin ediliyor. Mimari bakımdan art nouveau üslupta yapılmış olan yalının, klasik Boğaziçi yalılarından farkı balkonu olması. Rahmi Koç Kandilli’deki Kont Ostrorog Yalısı’na taşınınca bu yalı oğlu Ali Koç’a kalmış.</p>



<p><strong>PRENSES RUKİYE YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="924" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-1024x924.jpg" alt="" class="wp-image-162930" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-1024x924.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-300x271.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-768x693.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-1536x1386.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-696x628.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-1068x963.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137-466x420.jpg 466w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_163820137.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>yy’ın sonlarında yapılan bina, arkasındaki Mihrabad Korusuyla birlikte bir zamanlar en büyük yalılardan biriymiş. Sadullah Paşa’nın eşi Necibe Hanım, gelini olan Prenses Rukiye’ye yüz görümlüğü olarak kendi payına düşen selamlık bölümünü hediye etmiş. Sadullah Paşa’nın oğlu Nusret Bey ile evlenen Prenses Rukiye, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın torunu. Prenses Rukiye çökmek üzere olan tek katlı ve yayvan yalıyı 1895’te yıktırarak bugün adını taşıyan binayı yaptırmış. Evlilik hayatları iyi gitmeyen ikili boşanmış. Yalıyı çok seven ve dekorasyona özen gösteren Prenses Rukiye yalıdan ayrılmak istememiş. Uzun süre burada tek başına oturan Prenses Rukiye yalıyı yine Kavalalı ailesinden Prenses İffet Hanım’a satmış. Prenses İffet yeni satın aldığı yalıda çok kısa bir süre oturabilmiş. Abbas Hilmi Paşa’ya düzenlenen başarısız suikast sonrası İstanbul’dan apar topar kaçmak zorunda kalmış. Yalı, 1957’de Prenses İffet’in varislerinden Türkiye Jokey Kulubü’nün eski başkanlarından Özdemir Atman tarafından satın alınmış.</p>



<ol start="19" class="wp-block-list"></ol>



<p><strong>YAĞLIKÇI HACI RAŞİD BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="706" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-1024x706.jpg" alt="" class="wp-image-162931" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-1024x706.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-300x207.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-768x530.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-1536x1059.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-696x480.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-1068x736.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829-609x420.jpg 609w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_164614829.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kanlıca Körfezi’nde bulunan yalı 1850’li yıllarda yaptırılmış. Yalının yanındaki müştemilat bugün ayrı bir yalı olarak kullanılıyor. Raşid Bey kadın giyimi üzerine çalıştığından, eskiden mendil için kullanılan bir kelime olan “yağlıkçı” lakabı haline gelmiş. Mendilden başka iç çamaşırı, gelinlik gibi kadın giyimi imalatçılarına yağlıkçı deniyormuş. Arkasında bulunan Mihrabat Tepesi, Boğaz’da mehtabın en iyi seyredildiği noktalardan biri.&nbsp; Yağlıkçı Hacı Reşit Bey’in ölümünden sonra eşi, oğlu ve kızının mülkiyetine geçen yalı satıldı ve 1980’lerde yeni sahibi Barlas Turan tarafından restore ettirildi.</p>



<p><strong>HACI AHMED BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="593" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-1024x593.jpg" alt="" class="wp-image-162932" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-1024x593.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-300x174.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-768x444.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-1536x889.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-696x403.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-1068x618.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906-726x420.jpg 726w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/IMG_20250104_164906.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>II. Abdülhamid döneminde yapılan bina Ramazanoğlu ailesine aitmiş. Ailenin çocuklarından Saha Ramazanoğlu’nun sünnet düğününe Atatürk de katılmış. 1996’da yalıyı Sezginler Gıda’nın sahibi Sezgin Elmas satın almış.</p>



<p><strong>SAFFET PAŞA YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-1024x575.jpg" alt="" class="wp-image-162933" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-1024x575.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-1536x863.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-1068x600.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165241745.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Boğaz’ın en büyük rıhtımına sahip binalardan biri olan yalı, 1907’de yapılmış. Çoğu yalıyla aynı kaderi paylaşmış ve bir yangına kurban gitmiş. 2008’de restore edilen yalı, adını Sedat Simavî’nin dedesinden alıyor. Önceleri Dinç Bilgin’e ait olan yalı, Sanovel İlaç ve Sagra’nın da sahibi olan Toksöz ailesinden Erol Toksöz’e geçti.</p>



<p><strong>YAĞCI ŞEFİK BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="668" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-1024x668.jpg" alt="" class="wp-image-162934" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-1024x668.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-300x196.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-768x501.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-1536x1002.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-696x454.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-1068x696.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763-644x420.jpg 644w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165451763.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Yalının şimdiki yerinde daha önce I. Abdülhamid’in kız kardeşi Cemile Sultan’a ait başka bir yalı varmış. Bugünkü binalar Cemile Sultan Yalısı’nın yerine 1905’te inşa edilmiş ve 1989’da başarılı bir restorasyon geçirmiş. Donanma Cemiyeti’nin kurucusu iş adamı Şefik Bey büyük binayı haremlik, yanındaki küçük binayı ise selamlık olarak yaptırmış.</p>



<p><strong>YEDİ-SEKİZ HASAN PAŞA YALIS</strong>I</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="753" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-1024x753.jpg" alt="" class="wp-image-162935" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-1024x753.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-300x221.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-768x565.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-1536x1130.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-696x512.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-1068x785.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603-571x420.jpg 571w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_165720603.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><br>Kanlıca’da 19. yy sonu Asaf Paşa Yalısı, Yedi-Sekiz Hasan Paşa Yalısı olarak da biliniyor. Okuma yazması olmayan paşa imzasını 7/8 olarak attığı için bu şekilde tanınmış. Beşiktaş’ta adını taşıyan bir fırın da var. Yalı, Abdi İbrahim İlaç’ın sahibi olan Barut ailesine ait. Arkasında bulunan kışlık köşkünde bugün Mustafa Koç oturuyor.</p>



<p><strong>HADİ SAMİ BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="609" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-1024x609.jpg" alt="" class="wp-image-162936" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-1024x609.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-300x178.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-768x456.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-1536x913.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-696x414.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-1068x635.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356-707x420.jpg 707w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_170751356.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Bu yalının adı Manford Evi olarak da geçiyor. 1800’lü yıllardan kalma yalı, İngilizlerin işgalinden sonra Licardopulos isimli bir Yunanlı armatör tarafından satın alınmış. Avukat Hadi Bey, Selanik’teki Türk malları ile yalıyı takas ederek binanın sahibi olmuş. Yalılara özgü aşı (bordo) boyaya sahip bina TEB’in sahibi Hasan Çolakoğlu’nun yaptırdığı restorasyon sonucu Boğaziçi’nin en güzel yalılarından biri hâline geldi.</p>



<p><strong>MARKİ AHMED NECİB BEY YALISI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="712" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-1024x712.jpg" alt="" class="wp-image-162937" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-1024x712.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-300x209.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-768x534.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-1536x1068.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-696x484.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-1068x743.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465-604x420.jpg 604w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2025/01/InShot_20250104_171052465.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Fransız asilzadesi Necib Bey, Melike Aliye Hanım’la evlenebilmek için Müslüman olmuş. Yalının arkasında bulunan kuleli bina Necib Bey’in kışlık köşküymüş. 1983’te çıkan yangında ağır hasar görmüş ve ardından restore edilmiş. Yalının en önemli özelliklerinden biri; tarihe uygun iç mimarisi. İçerisi bitkisel ve geometrik motifli kabartmalarla bezenmiş. Yalının 1977’den bu yana sahibi iş adamı Erdoğan Demirören.</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ – 19 – İSTANBUL BOĞAZI&#8217;NDAKİ İKONİK TARİHÎ YALILARIN HÜZÜNLÜ HİKÂYELERİ (1)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/12/29/bir-baska-alemdi-bogazici-19-istanbul-bogazdaki-ikonik-tarihi-yalilarin-huzunlu-hikayeleri-1/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 09:10:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[YALILARIN HÜZÜNLÜ HİKÂYELERİ (1)]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=162503</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul nasıl Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı zamanda bir Kültür Merkezi olmuş ise, Boğaziçi de İstanbul içinde kendine has bir kültür dizisi oluşturmuştur… Boğaziçi Kültürü; erguvanı, mor salkımı, manolyası, yalısı, kasrı, köşkü, mehtâbı, bülbülü ve balığıyla dünya şehirleri arasında kendini ön plana çıkarmıştır. Boğaziçi’nin tarihî olayları da günümüzdeki hadiselere adeta ışık tutmaktadır… Boğaziçi ve Boğaziçi Medeniyeti, uzun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul nasıl Osmanlı İmparatorluğu’nun aynı zamanda bir Kültür Merkezi olmuş ise, Boğaziçi de İstanbul içinde kendine has bir kültür dizisi oluşturmuştur…</p>



<p>Boğaziçi Kültürü; erguvanı, mor salkımı, manolyası, yalısı, kasrı, köşkü, mehtâbı, bülbülü ve balığıyla dünya şehirleri arasında kendini ön plana çıkarmıştır. Boğaziçi’nin tarihî olayları da günümüzdeki hadiselere adeta ışık tutmaktadır…</p>



<p>Boğaziçi ve Boğaziçi Medeniyeti, uzun asırlar boyunca değişik coğrafyalarda devletler ve medeniyetler kurmuş olan Türk Milletinin meydana getirdiği büyük bir kültür ve medeniyettir.&nbsp;</p>



<p>Bu araştırmanın amacı, başlangıcından beri Türk Kültür ve Medeniyetinin bir aynası olan Türk Edebiyatının Yeni Türk Edebiyatı Çağı’nda Boğaziçi&#8217;nin ve onda vücut bulan medeniyetin ne şekilde yansıdığını ortaya koymak için bu bölgeye özgü asıl unsurlarından biri olan yalıların başlıca niteliklerini paylaşmaktır…</p>



<p>‘Doğu Roma İmparatorluğu/Bizanslılar’dan harap bir şekilde devralınan İstanbul, kısa sürede imar edilerek, büyük ve güzel bir payitaht haline getirilmiştir. Türkler, asırlar içinden gelen medeni birikim ve deneyimlerini, bu şehirde daha özel bir şekilde kullanmışlardır. Şehir içindeki imar hareketi gerçekleştirildikten sonra, gözler Boğaziçi’ne çevrilmiş, doğal ve coğrafî açıdan yeryüzünde çok farklı, dahası dünya üzerinde tek olan Boğaziçi, Türklerin tasarruflarıyla, kendine has &#8220;icat mahsulü&#8221; yeni bir medeniyetin yaşandığı mekân olarak Türk Kültür Hayatı’ndaki yerini almıştır.</p>



<p>Sıklıkla konak ile karıştırılan köşklerin yalı olabilmesi için mutlaka suyla bağlantısı olması gerekiyor. Osmanlı döneminde sayısı 445’i bulan yalılardan suyla bağlantısı kesilen ve hatta harap haldeki konakları da çıkarırsak günümüze ulaşabilenlerin sayısı az. Eskiden statülerine göre semt tercihi yapabiliyormuş yalı sakinleri. Hanedan mensupları istedikleri her yerde yalı veya köşk yaptırabildikleri için öncelikle Beşiktaş, Ortaköy ve Kuruçeşme sahilleri onlara aitmiş! Yalıların rengi yine sahiplerinin statülerine göre belirleniyomuş. “Aşı rengi” de denen bordo-kırmızı renkliler devlet mensuplarının, açık renkliler müslümanların, gri ve tonlarındaki yalılar gayrimüslimlerinmiş. Eminönü’nden Sarıyer’e, Beykoz’dan Üsküdar’a İstanbul’un o güzelim boğazına inci gibi dizilmiş yalılarından bazıları ve onların ilginç hikayeleri</p>



<p><strong>MAVİ BOĞAZİÇİ’NİN ASIL RENGİDİR…</strong></p>



<p>“Mavi güneş ışığının tayfında mor ile yeşilin arasında yer alır ama onun ne yeşile ne de mora ihtiyacı vardır. Oysa mor ve yeşil onsuz olamazlar..Mavi isterse sarıyla karışıp yeşile dönüşür, kırmızıyla da mora…”</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>Beşkardeş</strong> (Yeniköy, 02.06.1968)</p>



<p><strong>BOĞAZ’DAKİ YALILARIN BİLMEDİĞİNİZ HİKÂYELERİ</strong></p>



<p>Boğaz&#8217;da dünyanın en pahalı mülkleriyle yarışacak 650 kadar daha yalı var; ama 4 kuşaktır aynı ailede kalanı pek yok.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="İstanbul Boğazı Yalıları" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/_ah5vcErFOo?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>(<em>Video: İhsan Demir</em>)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-1024x575.jpg" alt="" class="wp-image-162504" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-1024x575.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-1536x863.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-1068x600.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152924216.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>EDİB EFENDİ YALISI&nbsp;</strong></p>



<p>Anadolu yakasındaki Akıntıburnu’ndaki bu yalının en büyük özelliği, selamlık bölümü Kandilli’de, harem bölümü ise Vaniköy’de. Kandilli Sarayı’nın yerine yapılan ve Boğaz’ın en büyüklerinden olan bu yapı, Kandilli’deki tüm yalıları kül eden yangından kurtulmuş. Boğaz akıntılarının en güçlü noktalarından birinde olduğu için önünde yedekçi hakkı denen bir boşluk bırakılmış. Yedekçiler, akıntıya karşı koyamayan kayık ve tekneleri halat atarak çeker, karşılığında da bir ücret alırlarmış.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-162507" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152411755.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>EMİNE VALİDE PAŞA YALISI&nbsp;</strong></p>



<p>18. Yüzyılın başında yapılan bu yalıyı II. Abdülhami satın alarak son Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın annesi Emine Hanım’a hediye eder ve kendisine “paşa” unvanı verir. Emine Hanım tarihte bu unvanı taşıyan tek kadın. Emine Valide Paşa, yaz aylarını bu yalıda geçirir ve sık sık mehtap âlemleri düzenler. Cumhuriyet ilan edilince yalıyı devlete hediye etmek ister. Yazışmalarda unvanlar yasaklandığı için resmi mektupta kendisine ‘Bebekli Emine Hanım’ diye hitap edilmesine içerleyerek vazgeçer ve Mısır’a bağışlar. Bina bugün Mısır Konsolosluğu olarak kullanılmaktadır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="563" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-1024x563.jpg" alt="" class="wp-image-162508" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-1024x563.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-300x165.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-768x422.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-1536x845.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-696x383.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-1068x587.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1-764x420.jpg 764w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_152749417-1.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>YILANLI YALI ya da YILANLI KÖŞK&nbsp;</strong></p>



<p>Yalının ilk sahibi Reisülküttab Mustafa Efendi. II. Mahmud bir Boğaz gezisi sırasında yalıyı çok beğenir ve satın almak ister. Yalıda gözü olan Musahib Sait Efendi, yalı yılan kayalıkları üzerine inşa edildiği için devamlı yılan çıktığı yalanını uydurur. Sultan satın almaktan vazgeçer ama kendisi de alamaz ve yalının adı tarihe böyle geçer. Önünden yol geçmeden önce Boğaz’a kıyısı varmış. İkinci katının cumbasının Boğaz’a doğru uzanmasını sağlayan eli böğründe tabir edilen payandalarıyla Rumelihisarı’nın en etkileyici yapılarından.</p>



<p>Bebek’ten Rumeli Hisarı’na doğru gidince karşınıza çıkacak 18. yy mimarisi Yılanlı Yalı’nın adı mecburiyetten böyle… Hikayesi şu: Bir Boğaz gezisi sırasında yalıyı çok beğenip satın almak isteyen Sultan II. Mahmud, Musahip Said Efendi’ye yalının kime ait olduğunu sormuş. Yalıyı kendine isteyen Musahip Said Efendi, “Sultanım o yalı yılan kayalıklarının üzerine yapılmış. Bu yüzden sürekli yılan çıkmakta” diye yalan söyleyerek padişahı vazgeçirmiş. Bu yalandan ötürü kendisinin de sahip olamadığı yalının ismi “Yılanlı Yalı” olarak kalmış. Sultan III. Selim zamanında inşa edilmiş olan yalının ilk sahibi Reisülküttab Mustafa Efendi. Yalı 1964’teki bir yangınla tamamen yanmış. 1989’da Bursalı bir sanayici tarafından satın alınan yalının bir kısmı aslına uygun olarak restore edilse de, diğer kısmı beton bir apartman.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="818" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-818x1024.jpg" alt="" class="wp-image-162509" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-818x1024.jpg 818w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-768x962.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-1226x1536.jpg 1226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-696x872.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-1068x1338.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170-335x420.jpg 335w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_153645170.jpg 1533w" sizes="(max-width: 818px) 100vw, 818px" /></figure>



<p><strong>HEKİMBAŞI SALİH EFENDİ YALISI</strong>&nbsp;</p>



<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun son hekimbaşısı. 63 yaşında iken 16 yaşındaki Payidar Hanım’la evlenir ve 89 yaşında ölünceye kadar evli kalırlar.<br>Boğaziçi, Osmanlı döneminde önemli bezm-i âlemlerin, mehtap gecelerinin yapıldığı bir yer. Yalıların inşa edilmesi ise daha çok I. Abdülhamid döneminde başlıyor. Devlet adamlarının çoğu yalılar yaptırmış. Yüksek görevli memurlar, hekimler… Mesela Osmanlı İmparatorluğu’nun son hekimbaşısı olan Salih Efendi’nin “Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı” da bu nedenle çok önemli.</p>



<p>Yalının ilk sahibinin kim olduğu bilinmiyor. Hekimbaşı Salih Efendi, Sultan II. Mahmut zamanında açılan Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’nin ilk mezunlarından. Sultan Abdülmecit’in hekimbaşılığına getirilen ve aynı zamanda bir botanik bilgini olan Salih Efendi otlardan ve çiçeklerden yaptığı ilaçlarla tanınırmış. Üç sultanın doktorluğunu yaptığı Salih Efendi’nin bahçesine diktiği ve kendi aşıladığı bir gül “Hekimbaşı Gülü” adıyla biliniyor. Hekimbaşı yalıyı satın aldıktan sonra genişletmiş, kuzey kısmı selamlık, güney kısmı da harem konumuna getirtmiş. 63 yaşındayken ders verdiği 16 yaşında Çerkez güzeli Payidar’la evlenmiş. 1905’de 89 yaşında ölen Salih Efendi’nin Payidar’dan olan mirasçıları bu yalıda yaşamaya devam ediyor. Yalının mirasçıları 20. yy’ın başlarında kuzeydeki selamlık bölümünü yıktırarak, bahçe haline getirmiş. Yalının ön cephesi çürümüş olduğundan, 1978’de Taç Vakfı’nın teknik sorumluluğunda yenilenmiş. 1980’li yıllarda ise denize doğru kayma gösteren yalının önüne boydan boya, dokuz adet ayağın üzerine oturtulmuş bir rıhtım yapılmış. Hekimbaşı Yalısı’nın günümüze gelen, aşı boyalı harem kısmı, yan yana üç ayrı bölümden meydana gelmiş. Bu bölümlerden biri üç, biri iki, diğeri tek katlı. “Bin Bir Gece” gibi dizilere de ev sahipliği yapan yalı 2010’da restore edildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="794" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-794x1024.jpg" alt="" class="wp-image-162510" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-794x1024.jpg 794w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-233x300.jpg 233w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-768x991.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-1190x1536.jpg 1190w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-696x898.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-1068x1378.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295-326x420.jpg 326w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154019295.jpg 1488w" sizes="(max-width: 794px) 100vw, 794px" /></figure>



<p><strong>PERİLİ KÖŞK (YUSUF ZİYA PAŞA KÖŞKÜ)</strong></p>



<p>20. yüzyılın başında son Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’nın başyaveri Yusuf Ziya Paşa tarafından yaptırılmış. Aykırı bir mimarisi var. 1. Dünya Savaşı nedeniyle inşaat yarım kaldığından uzun süre boş durmuş, bu nedenle “Perili Köşk” diye anılmış. Kullanım hakkı Borusan Holding’e ait olan yapı, Türkiye’nin ilk ve tek ofis müzesi olduğundan hafta sonları çağdaş sanat koleksiyonu görülebiliyor.</p>



<ol start="20" class="wp-block-list">
<li></li>
</ol>



<p>Dönemin ünlü tüccarlarından Yusuf Ziya Paşa, Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa’yla aralarındaki rekabet yüzünden yalısının Hıdiv Kasrı’ndan büyük olmasını istemiş ve yalıyı yedi katlı kulesiyle birlikte on katlı yaptırmış. 1914’de I. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla çalışmalar yarım kalmış. Yusuf Ziya Paşa, maddi sıkıntıya düşünce ailesiyle birlikte Mısır’a göç ettiği için ıssız kalan köşke “Perili Köşk” dendiği de rivayetler arasında. Yusuf Ziya Paşa bir süre sonra Mısır’da ölünce, vasiyeti gereği yalıdaki kulenin taşları sökülerek Mısır’a götürülmüş ve bunlardan Yusuf Ziya Paşa’nın mezarı yapılmış. 1933’te köşkü Basri Erdoğan satın alarak restorasyona başladı ve yalı Anıtlar Kurulu’nun kararıyla ilk hali göz önüne alınarak yeniden yapıldı. Sahil yolu geçtiği için artık denizle bir bağlantısı olmayan ve otuz sene yalnızlığa terk edilen köşkü, Borusan Holding 2002’de 25 yıllığına kiraladı ve Salıpazarı’ndaki merkezini buraya taşıdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="518" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-1024x518.jpg" alt="" class="wp-image-162511" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-1024x518.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-300x152.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-768x389.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-1536x778.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-696x352.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-1068x541.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318-830x420.jpg 830w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154447318.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>MEDİHA SULTAN YALISI&nbsp;</strong></p>



<p>Baltalimanı Kemik Hastalıkları Hastanesi’nin bulunduğu bu bina Mustafa Reşit Paşa için yapılmasına rağmen son sahibinin adıyla anılır. Sultan II. Mahmut döneminde Gülhane Parkı’nda Gülhane Hatt-ı Hümayunu okuyan sadrazam, maddî sıkıntıları yüzünden Galata Bankerleri&#8217;nden Kamondo’dan borç alıyor. Banker borçlarını tahsil etmek için Baltalimanı’na geliyor. Paşa hareminde olduğundan yardımcıları “Görüşemezsiniz” der ama ısrarcı olunca Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’ya haber verilir…Paşa bunu duyunca kalp krizi geçirip o sırada yaşama vedâ eder…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="512" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-1024x512.jpg" alt="" class="wp-image-162512" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-1024x512.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-300x150.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-768x384.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-1536x768.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-696x348.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-1068x534.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029-840x420.jpg 840w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241225_154742029.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>TOPHANE MÜŞİRİ ZEKİ PAŞA YALISI&nbsp;</strong></p>



<p>Rumelihisarı’ndan Baltalimanı’na doğru ilerlerken Fatih Sultan Mehmet Köprüsü&#8217;nün Rumelihisarı ayağında ayağının altında kalan, mimarisi diğerlerinden oldukça farklı, kasır mimarisi gibi duran bir yalı göze çarpar; Dönemin Tophane Müşiri Zeki Paşa’nın Yalısı&#8217;dır bu ikonik yapı…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="519" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-1024x519.jpg" alt="" class="wp-image-162514" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-1024x519.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-300x152.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-768x390.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-1536x779.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-696x353.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-1068x542.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631-828x420.jpg 828w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140204631.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>KAZANOVA KÖŞKÜ&nbsp;</strong></p>



<p>Venedikli yazar Giacomo Casanova, üne kavuşmadan önce 1744’te Kardinal’in bir mektubunu Venedik Sefareti’ne iletmek için İstanbul’a gelmiş, seyyahlığa ilgisi muhtemelen bu seyahatte pekişmiş. Burada kaldığı 3 ay boyunca henüz 19 yaşında olmasına rağmen herkesin gönlünü çalmayı başarmış. Muhteşem Boğaz manzarasıyla bu köşk, ona ilham kaynağı olmuş olmalı…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-1024x681.jpg" alt="" class="wp-image-162515" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-1024x681.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-300x199.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-768x510.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-1536x1021.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-696x463.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-1068x710.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915-632x420.jpg 632w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140539915.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>KONT OSTROROG ve HADİ SEMİ YALILARI&nbsp;</strong></p>



<p>20.yüzyılın başında Polonyalı Kont Ostrorog tarafından satın alınan Kandilli’deki yalıda ağırlanan edebiyatçılar arasında Yahya Kemal Beyatlı ve Pierre Loti de var. Tarihteki önemli işlevi de Çanakkale Savaşı sırasında sahibinin hastane olarak kullanılmasına izin vermesi. Yanındaki Hadi Semi Yalısı’nın ilk sahipleri İstanbul’da çalışan iki İngiliz doktor olduğu için “Mumford House” adıyla da bilinir…</p>



<ol start="20" class="wp-block-list">
<li></li>
</ol>



<p>Polonya doğumlu Leon Ostrorog, Osmanlı İmparatorluğu’na uzmanı olduğu İslam hukuku konusunda danışmanlık yaptığı dönemde, 1904’te satın almış yalıyı. Galata bankerlerinden Lorando’ların kızı Jeanne ile evlenen kontun misafirleri arasında ünlü Pierre Loti de var. Şu an Rahmi Koç’a ait olan Beykoz Kandilli’deki yalının çalışma odasında, kontun kişisel eşyalarının da bulunduğu Rahmi Koç’un koleksiyonlarından bazılarını görmek mümkün.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="820" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-820x1024.jpg" alt="" class="wp-image-162516" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-820x1024.jpg 820w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-768x959.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-1230x1536.jpg 1230w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-696x869.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-1068x1333.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_140828715-1.jpg 1538w" sizes="(max-width: 820px) 100vw, 820px" /></figure>



<p><strong>KOMODOR REMZİ BEY YALISI &nbsp;</strong></p>



<p>İstanbul&#8217;un Beykoz ilçesinin Anadoluhisarı mahallesinde, Anadoluhisarı’nın tam önünde 101 yıldır dimdik duran bu&nbsp;tarihî yalı&nbsp;1917 yılında yaptırıldı ve General Mümtaz Aktay Paşa ’ya satıldı.&nbsp;Yalının en önemli sâkini, bir süre kiracı olarak oturan ressam Feyhaman Duran. Yalının şahane Boğaz manzarası pek çok tablosuna ilham kaynağı olmuştur…</p>



<p>Yalı 1972 yılında Erdal İnönü&#8217;nün eşi Sevinç İnönü tarafından satın alındı…</p>



<p>Sevinç İnönü Vakfı’nın bulunduğu, aynı zamanda Erdal İnönü&#8217;nün eşi Sevinç İnönü ile yaşadığı Komodor Remzi Bey Yalısı 2017 yılında Ankaralı iş adamı NATA Holding’in sahibi Namık Tanık tarafından icradan satın alındı. Yalının satışından bir gün önce ortaya çıkan bu iş adamını herkes merak etmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-1024x575.jpg" alt="" class="wp-image-162517" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-1024x575.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-1536x863.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-1068x600.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141315296.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>YALI CAMİİ: VANIKÖY</strong></p>



<p>Avcı Mehmet olarak bilinen, Sultan IV. Mehmet’in saray imamı olan Vani Mehmet Efendi tarafından 17. yüzyılda yaptırılmış. Semtin ismi de buradan geliyor. İstanbul’un en güzel yalı camilerinden biri ve 4 asırlık bir çınarın gölgesinde Boğaz’ı selâmlıyor…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-162518" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_141647116.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>ESMA SULTAN YALISI</strong>&nbsp;</p>



<p>Ortaköy Camii’ni geçtikten hemen sonra… Yalı, Sultan I. Abdülhamid’in kızı, Esma Sultan için yapılmış. Tarihte üç farklı Esma Sultan olunca, yalının sahibinin hangisi olduğuyla ilgili kaynaklarda farklı bilgiler mevcut. II. Mahmud’un kızkardeşi olan ve 1778-1848 arasında yaşayan Esma Sultan, yazılanlara göre çok renkli bir hayat yaşamış ve geride kalbi kırık pek çok erkek bırakmış. Yalı önce okul, sonra tütün deposu, 1975’teki bir yangınla harabeye dönmeden önce de kömür deposuymuş. 1990’larda The Marmara grubu, yalıdan geriye kalan dört duvarın içine cam ve çelik konstrüksiyon giydirdi. Günümüzde sosyal toplantılar ve özellikle sosyete düğünleri için kullanılıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="773" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-1024x773.jpg" alt="" class="wp-image-162520" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-1024x773.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-300x226.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-768x580.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-1536x1159.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-696x525.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-1068x806.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255-557x420.jpg 557w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142040255.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>AHMED MİTHAD EFENDİ YALISI&nbsp;</strong></p>



<p>Yazar Ahmed Mithad 1844’te İstanbul’da doğmuş. Mısır Çarşısı’nda çıraklık yapmış. Bir yazısı dolayısıyla Rodos’a sürülmüş. II. Abdülhamid tahta çıkınca onun lehine yazılar yazmış. 1887’de Beykoz Yalıköy’de satın aldığı yalıyı yıktırıp yerine, servis katı üzerine üç katlı ahşap bu yalıyı inşa ettiren Ahmet Mithad, hayatının son yirmi iki yılını burada geçirmiş. Onun ölümünden sonra birçok kez el değiştiren yalı, 1991’de yıkılıp yeniden inşa edilmiş, bugün ayrı ayrı yalı daireleri şeklinde kullanılıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="634" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-1024x634.jpg" alt="" class="wp-image-162521" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-1024x634.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-300x186.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-768x475.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-1536x950.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-356x220.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-696x431.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-1068x661.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072-679x420.jpg 679w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InShot_20241227_142412072.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>HUBER KÖŞKÜ (CUMHURBAŞKANLIĞI TARABYA YERLEŞKESİ)</strong></p>



<p>Soğan kubbeli kulesiyle dikkat çeken Huber Yalısı’nı yaptıran da, mimarı da bilinmiyor. Ancak, külliye gibi birkaç binadan oluşan yalının ilave binalarının mimarı İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco. Boğaz’ın en geniş yeşil alanlarından biri olan yalının bahçesi, heykellerle süslü. August Huber ile kardeşi, Mauser ve Krupp Silah Fabrikaları’nın Osmanlı Devleti’ndeki temsilcileri. Osmanlı saltanatı sona erince Huber Kardeşler de yalılarını terk ederek Almanya’ya dönmüş. Maliye Nazırı Necmeddin Molla Tarabya’daki yalıyı satın alarak Mısır Hidivi İsmail Paşa’nın torunu Prenses Kadriye’ye satmış. II. Dünya Savaşı çıkınca Prenses Kadriye İstanbul’dan giderken yalıyı Notre Dame de Sion Okulu’na devretmiş. Çin, İngiliz, Fransız, İtalyan, Acem, Arap ve Osmanlı mimarisinin bir karması olan yalıyı, 1973’te Tahir Çelebi ve ortakları satın alıp yerine otel yapmak istedilerse de Anıtlar Kurulu izin vermediği için hiçbir değişiklik yapamamışlar. Yalı, 1985’te Cumhurbaşkanlığı Yazlık Köşkü haline getirilmiş.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InSlide_28122024_160426055.mp4"></video></figure>



<p>(Devam Edecek)</p>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/InSlide_28122024_160426055.mp4" length="55441647" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>📽️  BİR BAŞKA ÂLEMDİ BOĞAZİÇİ (18) YENİKÖY&#8217;DE İZLER BIRAKAN BESTEKÂR YESÂRÎ ÂSIM ARSOY ANISINA…(1896 &#8211; 18.01.1992)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/12/15/%f0%9f%93%bd%ef%b8%8f-yenikoyde-izler-birakan-bestekar-yesari-asim-arsoy-anisina1896-18-01-1992/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Dec 2024 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Video Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniköy]]></category>
		<category><![CDATA[Yesari asım arsoy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=161712</guid>

					<description><![CDATA[Sabah yürürken kulaklığımda birden o pek sevdiğim şarkı başladı: &#8221;Sonbaharı bir genç kızla Hisarlar&#8217;da geçirdim.&#8221; İnsanın içine işleyen, biraz garip, hatta egzotik ama pürüzsüz ve güzel ses; tatlı tatlı, o kimselere benzemeyen melodiyi yorgun kulaklarıma alçak gönüllülükle fısıldadı…Şimdi yitirdiğim üç beş taş plağını bir zaman durmaksızın dinlediğim unutulmaz Yesârî Âsım Arsoy…1896&#8242; da Makedonya&#8217;da Drama kentinde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p></p>



<p>Sabah yürürken kulaklığımda birden o pek sevdiğim şarkı başladı: &#8221;Sonbaharı bir genç kızla Hisarlar&#8217;da geçirdim.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yesari Asım Arsoy - Sonbaharı Bir Genç Kızla Hisarlarda Geçirdim" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/53Ff4bfa444?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>İnsanın içine işleyen, biraz garip, hatta egzotik ama pürüzsüz ve güzel ses; tatlı tatlı, o kimselere benzemeyen melodiyi yorgun kulaklarıma alçak gönüllülükle fısıldadı…<br>Şimdi yitirdiğim üç beş taş plağını bir zaman durmaksızın dinlediğim unutulmaz Yesârî Âsım Arsoy…1896&#8242; da Makedonya&#8217;da Drama kentinde başlayıp çok sevdiği İstanbul&#8217;da sona eren bir yaşam…Küçük yaşta ud çalmaya başladı. Sol elini kullandığı için Mustafa Asım olan isminin başına bir de &#8220;Yesârî = solak&#8221; eklendi…Ailesi, yaşanmaz hale gelen Balkanlar&#8217;dan 1917&#8217;de Anadolu&#8217;ya göçtü. Bir süre Adapazarı&#8217;nda yaşadılar. 1920 sonlarında ailesiyle birlikte İstanbul&#8217;a yerleşti. 1929&#8217;da üretmeye başladığı besteleri sonraki yıllarda durmaksızın plağa alındı. Gerçekten güzel, yüksek esin ürünü şarkılar ve popüler melodiler besteledi…Vatanını, ulusunu çok sevdi. Atatürk&#8217;e çok bağlıydı. Ama İstanbul sevgisi sonsuzdu…Kadîm Şehrin her köşesi için besteler yaptı…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="281" height="281" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103.jpg" alt="" class="wp-image-161713" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 281px) 100vw, 281px" /></figure>



<p>Üstâd Yesârî Asım Arsoy ile Yeniköy’ümüzde yaptığımız sohbetlerimizi ileride uygun bir zamanda siz okurlarımla Kent Ekranı&#8217;nda paylaşacağım sevgili Yeğeni Göksel Arsoy&#8217;dan izin alarak. Çünkü aşağıdaki Yeniköy Şarkılarının geri planında Köyümüzde yaşadığı gönül öyküleri var ki özel hayatın gizliliği içinde onlar için yakınlarından kesinlikle yayın onayı almamız bize yakışır:</p>



<p>&#8221;Aşkım Yeniköy sahil- i deryâsını sardı&#8221;;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yesari Asım Arsoy - Aşkım Yeniköy sahil-i deryasını sardı" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/2VEPabKBoPY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&#8220;Yeniköy&#8217; de bir kız sevdim adı Sarı Zambak&#8217;tı&#8221;;</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yesari Asım ARSOY-Yeniköy&#039;de Bir Kız Gördüm (SARI ZAMBAK) (HÜSEYNİ)R.G." width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/Hs-LDX8aDoI?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>&#8221;Sonbaharı bir genç kızla Hisarlar&#8217;da geçirdim&#8221;;<br>&#8216;Adalar&#8217;dan bir yar gelir bizlere&#8221;;<br>&#8220;Biz Heybeli&#8217; de her gece&#8221;;<br>&#8216;Sazlar çalınır Çamlıca&#8217;nın bahçelerinde&#8221;; &#8221;Alsam Ada&#8217;nın dilberini çamlara gitsem&#8221;; &#8221;Sarıyer&#8217;li&#8221;;<br>&#8216;Bir kış gecesi Şişli&#8217;de kaldım&#8221; gibi…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="281" height="281" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103.jpg" alt="" class="wp-image-161713" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/facebook_1733806073407_7272109748916167103-150x150.jpg 150w" sizes="(max-width: 281px) 100vw, 281px" /></figure>



<p>Çok dürüst, onurlu, parada &#8211; pulda gözü olmayan bir insandı. Yaşamı boyunca hiç gazino sahnesine çıkmadı. Yalnızca 1930&#8217;da bir konser turnesi yaptı. Kendine özgü kişiliği nedeniyle kısa süreli Radyoevi görevini de sürdürmedi. Yönetimin gönderdiği maaşını isteğiyle ayrıldığını öne sürerek iade etti. Böyle biriydi işte değerli Yesârî Âsım Arsoy… &#8220;Fariğ olmam meşreb- i rindaneden&#8221;; &#8220;Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır&#8221;; &#8220;Dün gece bir şuhun bezmine gittim&#8221;;<br>&#8220;Sahilde o hoş buseleri aldığım akşam&#8221;; &#8220;Ömrümce o saf aşkını kalbimde yaşatsam&#8221;; &#8221;Ayrı düştüm sevgilimden, dünya bana dar oldu&#8221; gibi yüzlerce bestesi hep yüreğimizi titretecek, bizi bizden alıp götürecektir…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/cover.webp" alt="" class="wp-image-161731" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/cover.webp 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/cover-218x300.webp 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/cover-305x420.webp 305w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>



<p><br>Onu 18 Ocak 1992&#8242; de, 96 yaşında kaybettik. Soğuk bir kış günü pek çok seveninin gözyaşlarıyla birlikte Karacaahmet Mezarlığı&#8217;nda toprağa verildi. Bize bağışladığı güzellikler yattığı yeri sonsuza kadar ışıklandıracaktır…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-161715" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-1.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>YESÂRÎ ASIM ARSOY’UN YEĞENİ, TÜRK SİNEMASININ &#8220;ALTIN ÇOCUK&#8221; LÂKAPLI EFSÂNE İSMİ GÖKSEL ARSOY <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/15.0.3/72x72/1f90e.png" alt="🤎" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></strong></p>



<p>Göksel Arsoy&#8217;un annesi, Girit Hanya eşrafından Girit Mutasarrıfı Mollazade Ali Talat Bey&#8217;in torunu ve Hırkazade Ahmet&#8217;in kızıdır. Babası Remzi Arsoy&#8217;dur. Aynı zamanda ünlü Klasik Türk müziği bestekârı, söz yazarı ve yorumcusu olan amcası Yesari Asım Arsoy&#8217;dur.</p>



<p>Arsoy, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi&#8217;nde okurken, Yeşilköy Havalimanı&#8217;nda çalışmaya başladı. 1957 yılında yapımcı Fuat Rutkay&#8217;ın yönlendirmesiyle sinemaya adım attı ve Sırrı Gültekin&#8217;in yönettiği &#8220;Kara Günlerim&#8221; adlı ilk filmiyle dikkatleri üzerine çekti. Ardından 1958&#8217;de &#8220;Kelepçe&#8221; ve 1959&#8217;da &#8220;Samanyolu&#8221; gibi önemli filmlerde rol aldı. &#8220;Samanyolu&#8221; adlı filmiyle büyük bir ün kazandı (1959). Bu filmlerin birçoğunda, aktris Belgin Doruk ile birlikte rol aldı.</p>



<p>Göksel Arsoy, &#8220;Altın Çocuk&#8221; takma adıyla da tanınır, bu adı kendisine Rejisör Halit Refiğ verdi. Özellikle 60&#8217;lı yılların başında birçok filmde rol aldı. &#8220;Bulunmaz Uşak&#8221; ve &#8220;Taş Bebek&#8221; gibi filmlerle büyük başarı elde etti. 1999&#8217;da 36. Antalya Film Festivali&#8217;nde &#8220;Yaşam Boyu Onur Ödülü&#8221;ne layık görüldü. Ayrıca, kendi adına bir film şirketi kurarak prodüktörlük yapmıştır.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="449" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/2023_04_arsoy18-2.jpg" alt="" class="wp-image-161716" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/2023_04_arsoy18-2.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/2023_04_arsoy18-2-300x180.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/2023_04_arsoy18-2-696x417.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/2023_04_arsoy18-2-702x420.jpg 702w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /><figcaption class="wp-element-caption">Yeşilçam’ın usta oyuncusu Göksel Arsoy, yıllar boyunca biriktirdiği yazılı müzik arşivini TRT İstanbul Radyosu&#8217;na hediye etti. Oyunculuğun yanında bir dönem müzikle de ilgilenen Yeşilçam&#8217;ın parlak yıldızlarından &#8220;Altın Çocuk&#8221; lakaplı Göksel Arsoy, musiki dersleri aldığı dönemde biriktirdiği notları ve külliyatı TRT&#8217;ye bağışladı. ( TRT &#8211; Anadolu Ajansı )</figcaption></figure>



<p><strong>YEŞİLÇAM’IN USTA OYUNCUSU GÖKSEL ARSOY, YILLAR BOYUNCA BİRİKTİRDİĞİ YAZILI MÜZİK ARŞİVİNİ TRT İSTANBUL RADYOSU&#8217;NA HEDİYE ETTİ</strong>.</p>



<p>Oyunculuğun yanında bir dönem müzikle de ilgilenen Yeşilçam&#8217;ın parlak yıldızlarından &#8220;Altın Çocuk&#8221; lakaplı Göksel Arsoy, musiki dersleri aldığı dönemde biriktirdiği notaları ve külliyatı Nisan 2023 tarrihinde TRT İstanbul Radyosu&#8217;na bağışladı.</p>



<p>Usta oyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türk sinemasında filmlere ilginin azaldığı dönemde kendisine solistlik teklifi geldiğini ve teklifi kabul ettiğini söyledi.</p>



<p>Küçük yaşlarda amcası Yesari Asım Arsoy&#8217;dan müzik eğitimi aldığını aktaran sanatçı, &#8220;Zaman zaman bana ağır sitemler ederdi. Ne zaman ki sahneye çıktım, o titizliği neden gösterdiğini anladım. Allah rahmet eylesin. Amcamdan müsaade alarak diğer bestekarlardan seçtiğim çok önemli isimlerle de hep derslere gittim. Muzaffer Birtan, Prof. Dr. Alaattin Yavaşca ve Arif Sami Toker&#8217;le özel çalışmalarım hep sürdü. Çalıştığım süre içinde hiç boş vaktim yoktu. Tam 15 yıl sahnede kaldım.&#8221; dedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="501" height="554" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/ab53236437f947455f990e0b7bee0231.jpg" alt="" class="wp-image-161717" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/ab53236437f947455f990e0b7bee0231.jpg 501w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/ab53236437f947455f990e0b7bee0231-271x300.jpg 271w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/ab53236437f947455f990e0b7bee0231-380x420.jpg 380w" sizes="(max-width: 501px) 100vw, 501px" /></figure>



<p><strong>YAPTIĞIM ŞOVLAR BENİ 15 YIL GÖTÜRDÜ</strong></p>



<p>Göksel Arsoy, sinemada ve sahne sanatlarında sanatçının kendini geliştirmesi ve yeniliklere açık olması gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>



<p>&#8220;Sahnede çok iyi icra yapabilirsin ama şov eklemen gerekir. Beni yaptığım şovlar 15 yıl götürdü. Ben sahneye çıktığımda ortalığı hareketlendiriyordum. Avrupa&#8217;ya gittiğim zaman, bu şovların olduğu yerlere gidip, şarkı söyleyen şöhretlerin ne gibi eklemeler yaptıklarını takip ediyordum. Sahnelerin en şık giyinen adamı bendim. Roma&#8217;da ve Londra&#8217;da ayakkabılara, elbiselere verdiğim paranın haddi hesabı yok.&#8221;</p>



<p>Muzaffer Birtan ile çalışırken TRT İstanbul Radyosunun koro çalışmalarına gittiğini ve o zamanlardan bir yakınlığının olduğunu aktaran Arsoy, çeşitli makamlardan eserlerin nota dosyaları, amcasıyla icra ettiği eserler, Arif Sami Toker&#8217;in yazdığı kitaplar ve bazı bestekarların basılmış eser kitapçıklarının yer aldığı arşivini TRT İstanbul Radyosuna bağışlamayı uygun gördüğünü dile getirdi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="540" height="823" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/1000325119.jpg" alt="" class="wp-image-161718" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/1000325119.jpg 540w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/1000325119-197x300.jpg 197w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/1000325119-276x420.jpg 276w" sizes="(max-width: 540px) 100vw, 540px" /></figure>



<p><strong>YESÂRÎ ÂSIM ARSOY&#8217;U YAKININDA HİSSETMEK…</strong><br>Nereden bildiler ne gördüler de &#8220;geldiler&#8221;se, sabahın köründe dilimde hararetli bir &#8220;Hisarlı Kız&#8221;la uyandım.. Güftenin ikinci kısmını hatırlayamayınca, Yesârî Âsım Üstadın sehpada başucumda duran &#8211; içinde tüm bestelerinin de yer aldığı &#8211; biyografisine uzandım…Ve bir anda kitabın tam sayfasını açmış olduğumu görmemle, o &#8220;gelen&#8221; ruhun Üstadın kendisi olduğunu hissettim…O kadar yürekten çağırınca, duydu da dayanamadı mı ne…Yalan dünyanın dışından olduğu şüphesiz bir ruhanî şahsiyetle, tarzının tavrının meftunu gıyabî talebelerinden şu fakir arasında, çocukluğumdan bu yana taşplaklarını dinlemekle kurulan derin gönül bağı, ezelden ebede bir kadîm muhabbet… O&#8217;nunla Yeniköy’de tanışmak ve mübarek elini öpmek de bana nasip oldu, ve de o gün iki şarkısını kendisinden dinlemek de:<br>&#8221;Aşkım Yeniköy sahil- i deryâsını sardı&#8221; ; &#8221;Yeniköy&#8217; de bir kız sevdim adı sarı zambaktı&#8221;…</p>



<p>İki dünya güzeli büyük bestecimiz Yesârî Âsım Arsoy&#8217;a Yüce Rabbim gani gani rahmet eylesin, ruhu şâd, mekânı cennet olsun, ışıklar içinde uyusun…</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-4-3 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yesari Asım Arsoy - Sonbaharı Bir Genç Kızla Hisarlarda Geçirdim" width="696" height="522" src="https://www.youtube.com/embed/MoMlwdYLke4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Mehmet Cemal <strong>BEŞKARDEŞ</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KÖPRÜ;SOKRATES&#8217;İN DEDİKODU HAKKINDA VERDİĞİ BİLGELİK DERSİ…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2024/12/08/koprusokratesin-dedikodu-hakkinda-verdigi-bilgelik-dersi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Dec 2024 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ ]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dedikodu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Cemal BEŞKARDEŞ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=161262</guid>

					<description><![CDATA[Antik Yunan&#8217;da Sokrates bilgeliğiyle büyük bir üne sahipti. Bir gün birisi büyük filozofu bulmaya geldi ve ona şöyle dedi: &#8220;Arkadaşın hakkında ne duyduğumu biliyor musun?&#8221; &#8220;Bir dakika&#8221; diye yanıtladı Sokrates. &#8220;Siz söylemeden önce üç elekle test etmek istiyorum.&#8221; &#8220;Üç elek mi?&#8221; &#8220;Evet&#8221; diye devam etti Sokrates. &#8220;Başkaları hakkında konuşmadan önce, ne demek istediğinizi süzmek için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antik Yunan&#8217;da Sokrates bilgeliğiyle büyük bir üne sahipti. Bir gün birisi büyük filozofu bulmaya geldi ve ona şöyle dedi:</p>



<p>&#8220;Arkadaşın hakkında ne duyduğumu biliyor musun?&#8221;</p>



<p>&#8220;Bir dakika&#8221; diye yanıtladı Sokrates. &#8220;Siz söylemeden önce üç elekle test etmek istiyorum.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-161263" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/603a06be787ca294220482.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>&#8220;Üç elek mi?&#8221;</p>



<p>&#8220;Evet&#8221; diye devam etti Sokrates. &#8220;Başkaları hakkında konuşmadan önce, ne demek istediğinizi süzmek için zaman ayırmanız önemlidir. Ben buna üç elek testi diyorum. İlk elek GERÇEK&#8217;tir. Bana söyleyeceğinizin doğru olup olmadığını kontrol ettiniz mi? &#8220;</p>



<p>&#8220;Hayır, sadece duydum.&#8221;</p>



<p>&#8220;Pekâlâ! Yani bunun doğru olup olmadığını bilmiyorsun. Hadi ikinci eleğe, İYİLİK süzgecine geçelim. Arkadaşım hakkında bana söylemek istediğin iyi bir şey mi?&#8221;</p>



<p>&#8220;Ah, hayır! Tam tersi.&#8221;</p>



<p>&#8220;Yani,&#8221; diye sorguladı Sokrates, &#8220;bana onun hakkında olumsuz bir şey söylemek istiyorsun ve bunun doğru olduğundan bile emin değilsin? Belki hâlâ üçüncü süzgecin, yani FAYDALILIK süzgecinin testini geçebilirsin. Bunun benim için faydası var mı? Bu arkadaşın hakkında bana ne söyleyeceğini biliyor musun?&#8221;</p>



<p>&#8220;Hayır, pek değil.&#8221;</p>



<p>&#8220;Öyleyse&#8221; diye tamamladı Sokrates, &#8220;bana söyleyeceğin şey ne doğru, ne iyi, ne de yararlı…O halde bunu bana neden söylemek istedin?..&#8221;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-161264" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/maxresdefault-16.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Kısa bir hatırlatma:</p>



<p>SOKRATES&#8217;İN BİLGELİĞİ NASIL BİR BİLGELİKTİR?</p>



<p>Sokrates için bilgelik; çok şey bilmek anlamına gelmiyordu. O, bilgeliği neyi bilebileceğimizin sınırlarını çizerek, gerçek varoluşumuzun doğasını anlamak olarak tanımlıyordu. Onun meşhur “tek bildiğim hiçbir şey bilmediğimdir” sözü bu bakış açısının bir ürünüydü…</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="480" height="316" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/dedikodu-1.webp" alt="" class="wp-image-161265" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/dedikodu-1.webp 480w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/12/dedikodu-1-300x198.webp 300w" sizes="(max-width: 480px) 100vw, 480px" /></figure>



<p>Dedikodu hakkında söylenmiş tarihî bir söz:<br>&#8220;Dedikodu kötü bir şeydir. Başlangıçta keyifli ve eğlenceli görünebilir ama sonuçta kalplerimizi acıyla doldurur ve bizi zehirler…&#8221;&nbsp;<br>Papa Francis.</p>



<p>Derleyen: Mehmet Cemal Beşkardeş&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
