<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 Sep 2026 14:58:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.8</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Celal PİR;              DOLAN DUR…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/20/celal-pir-dolan-dur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Sep 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Celal PİR]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Borsa]]></category>
		<category><![CDATA[Fon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186195</guid>

					<description><![CDATA[7 finansal kurumun fonlarına dur dendi.Peki bu işin arkasındaki gerçek ne?Hikaye şöyle;Bismillah deyip, 50 liralık etmeyen hisseyi 1000&#8217;lerce liraya yükselt… Aylık yüzde 20&#8217;lere varan Kazanç var diyen fırsatçılara da sat… Bunlar aylar ve yıllarca olurken devletin denetim kurumları, bürokrasisi sessiz sedasız izlesin… Hani dilim varmıyor ama sanki bu işe bir ortak gibi susukun kalsın, göz [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>7 finansal kurumun fonlarına dur dendi.</strong><br>Peki bu işin arkasındaki gerçek ne?<br>Hikaye şöyle;<br>Bismillah deyip, 50 liralık etmeyen hisseyi 1000&#8217;lerce liraya yükselt…</p>



<p>Aylık yüzde 20&#8217;lere varan Kazanç var diyen fırsatçılara da sat…</p>



<p>Bunlar aylar ve yıllarca olurken devletin denetim kurumları, bürokrasisi sessiz sedasız izlesin…</p>



<p>Hani dilim varmıyor ama sanki bu işe bir ortak gibi susukun kalsın, göz yumsun…</p>



<p>Devletin sevilmeyen maliye bakanı 10 ay önce uyarsa da bürokrasi kulağının üstüne yatsın.</p>



<p>Sonra da 500 BİN VATANDAŞIN (ki yüksek faizci çoğu) CEBİNDEKİ PARAYI EMSİN…</p>



<p>Kurtarmayı da DEVLET yani HALKIN PARASI<br>ÜSTLENSİN…</p>



<p>Kıyak iş….<br>Bu durum yüksek faizle risk ikiz kardeştir lafını hatırlattı bana olayın gerçeğine onu da anlatayım size..</p>



<p><strong>Olay</strong>…<br>50 liralık hisse senedini al sat al sat al sat yaparak 100-150&#8217;ya çıkartılması sonra bunların bir fon adı altında fonlar tarafından satın alınıp binlerce liraya yükseltilmesi…<br>Yani bir şişirilmiş fiyat balonu.<br>Bu sayede ortaya bir nevi dolandırıcılık çıkıyor hikayenin özü bu .<br>Devlet denetlemiyor .<br>Zaten bu işleri yapanlar da şişirilmiş fiyatlarla milletin parasını borsa yoluyla topluyorlar.<br>Buna da devletin kurumları seyirci kalmış bugüne kadar hikayenin özü bu.</p>



<p><strong>%66.000 kazanç</strong> olur mu devlet bunu görüyor Ve öyle bizim gibi seyrediyor,,,<br>Likidite sıkışıklığı dedikleri de aşağıda özetlediğim 4 temel başlıkta şekilleniyor</p>



<p><strong>Temel neden…</strong><br>Regülasyon değişikliği ve konsantrasyon riski. Halka açıklığı düşük hisselerde fonların aşırı yoğunlaşması, fiyatların şişmesi ve ardından gelen SPK kısıtlamaları.</p>



<p><strong>Varlık niteliği</strong>….<br>Normalde saniyeler içinde satılması gereken ancak manipülatif/sığ olduğu için alıcı bulamayan hisse senetlerinn varlığı, yani size boş hisseleri varlık diye çakmışlar.<br>Fiyar balonu…<br>Birkaç fonun aynı sığ hisseleri alarak fiyatları yapay şekilde yukarı çekmesi ve sanal bir getiri illüzyonu yaratması.</p>



<p><strong>Çözüm</strong>…<br>Hükümet, Merkez Bankası ve SPK anında müdahale ederek likidite enjeksiyonu yaptı, Varlık Fonu hisse aldı ve sorunlu alanı izole etti.<br>Yani kamu parasıyla çözüm geliyor….</p>



<p><strong>Sonsöz</strong>…<br>Şimdi bakalım hangi fiyattan hangi hisse ya da tahvil veya senet satılacak ve ortaya çıkan zarar telafi edilebilecek mi?<br>Pek sanmıyorum.<br>Umarım sizin bizim paramız, vergilerle inim inim inleyen halkın parası yani kamu kaynakları da bu aylık %20 ile para kazanacağım diye gözünü hırs birmiş insanların cebine aktarılmaz.</p>



<p>Celal <strong>PİR</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin NİZAM; Güneşe Serilen Halılar: Döşemealtı’nın Renkli Tarlalarının Ardındaki Hikâye</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/19/selahattin-nizam-gunese-serilen-halilar-dosemealtinin-renkli-tarlalarinin-ardindaki-hikaye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin NİZAM]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Döşemealtı]]></category>
		<category><![CDATA[halı]]></category>
		<category><![CDATA[Yörükler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186163</guid>

					<description><![CDATA[Antalya’nın Döşemealtı ilçesine bağlı Killik Mahallesi’nde, yaz aylarında alışılmadık bir manzara çıkıyor karşınıza. Hasadı tamamlanmış geniş tarlalar kırmızı, lacivert, bordo ve kahverenginin farklı tonlarıyla kaplanıyor. Uzaktan bakıldığında bu renklerin ne olduğunu anlamak kolay değil. Yaklaştıkça desenler belirginleşiyor ve manzaranın sırrı ortaya çıkıyor. Tarlalara yan yana serilmiş binlerce halı var. Killik’te yaz aylarında ortaya çıkan bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Antalya’nın <strong>Döşemealtı</strong> ilçesine bağlı <strong>Killik</strong> Mahallesi’nde, yaz aylarında alışılmadık bir manzara çıkıyor karşınıza.</p>



<p>Hasadı tamamlanmış geniş tarlalar kırmızı, lacivert, bordo ve kahverenginin farklı tonlarıyla kaplanıyor. Uzaktan bakıldığında bu renklerin ne olduğunu anlamak kolay değil. Yaklaştıkça desenler belirginleşiyor ve manzaranın sırrı ortaya çıkıyor.</p>



<p>Tarlalara yan yana serilmiş binlerce <strong>halı</strong> var.</p>



<p>Killik’te yaz aylarında ortaya çıkan bu görüntü, Döşemealtı’nın en dikkat çekici manzaralarından biri. Hasadın ardından boşalan bazı tarlalar, bu kez Anadolu’nun farklı bölgelerinden getirilen halılarla doluyor.</p>



<p>İlk bakışta insanı etkileyen elbette renkler. Ama tarlaların arasında biraz dolaşınca, görüntünün ardındaki hikâyeyi merak etmeye başlıyorsunuz.</p>



<p>İlk soru da kendiliğinden geliyor:</p>



<p><strong>Binlerce halı neden tarlalara seriliyor?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="553" data-id="186164" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-1024x553.jpg" alt="" class="wp-image-186164" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-1024x553.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-1536x829.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-1068x577.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728-778x420.jpg 778w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103728.jpg 1917w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Bu sorunun cevabı bizi yalnızca Killik’teki halı tarlalarının sırrına değil, Döşemealtı’nın Yörük kültürüne, yüzyıllara uzanan dokuma geleneğine ve bugün giderek sessizleşen tezgâhlara götürüyor.</p>



<p><strong>Güneş halıya ne yapıyor?</strong></p>



<p>Killik’e getirilen halıların büyük bölümü Türkiye’nin farklı bölgelerinde yıllar önce dokunmuş eski el halıları. Köylerden ve evlerden toplanıyor, temizleniyor, gerekli bakım ve onarımları yapılıyor. Ardından güneşle buluşturuluyor.</p>



<p>Halıların tarlalara serilmesinin temel amaçlarından biri, renkleri güneşin etkisiyle açmak ve daha pastel tonlara ulaştırmak.</p>



<p>Ancak süreç yalnızca güneşten ibaret değil. Halılar uzun süre açık havada kalıyor. Gündüz güneşin, gece ise nemin etkisini görüyor. Gerektiğinde çevriliyor ve diğer yüzleri de güneşe bırakılıyor.</p>



<p>Bu işlem birkaç günde tamamlanmıyor. Halının durumuna ve ulaşılmak istenen tona göre haftalar, kimi zaman aylar sürebiliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="553" data-id="186165" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-1024x553.jpg" alt="" class="wp-image-186165" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-1024x553.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727-778x420.jpg 778w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103727.jpg 1534w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Killik’te konuştuğumuz halı tüccarı <strong>Ekrem Ekin,</strong> güneşin halılar üzerindeki etkisini anlatırken oldukça güzel bir cümle kurmuştu:</p>



<p>“<em>Güneş halıya sürpriz yapabiliyor.”</em></p>



<p>Gerçekten de sonuç her zaman aynı olmuyor. Güneş bazen beklenmedik bir tonu ortaya çıkarıyor, bazen de yıllar içinde koyulaşmış renkleri bambaşka bir görünüme taşıyor.</p>



<p>İşte bu süreç, aslında ticari bir işlemin parçası olan halı tarlalarını görsel bir şölene dönüştürüyor. Fotoğrafçılar ve gezginler Killik’e bu görüntüyü görmek için geliyor. Sosyal medyada paylaşılan fotoğraflarla halı tarlalarının ünü giderek yayılıyor.</p>



<p>Bu sıra dışı görüntü popüler kültüre de girmiş durumda. <strong>Mabel Matiz’in</strong> “Sarmaşık” klibindeki halı tarlaları da Döşemealtı’nda çekildi.</p>



<p>Fakat bütün bu renklerin arasında gözden kaçan önemli bir ayrıntı var.</p>



<p>Tarladaki her halı Döşemealtı halısı değil</p>



<p>“Döşemealtı halı tarlaları” denildiğinde, insan ister istemez burada gördüğü binlerce halının yörede dokunduğunu düşünüyor.</p>



<p>Oysa durum farklı.</p>



<p>Tarlalara serilen halıların büyük bölümü Anadolu’nun farklı dokuma bölgelerinden geliyor. Gerçek Döşemealtı halıları ise bu renk denizinin içinde artık oldukça az.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="554" data-id="186166" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-1024x554.jpg" alt="" class="wp-image-186166" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-1024x554.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-1536x830.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-1068x577.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738-777x420.jpg 777w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103738.jpg 1911w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Saklı İzler </strong>belgeselini çekerken Döşemealtı Belediyesi emekli Kültür Müdürü Cevat Yanar ile tarlaları gezdik. Ona, binlerce halının arasında kaç tane gerçek Döşemealtı halısı gördüğünü sorduk.</p>



<p>Yanıtı oldukça çarpıcıydı:</p>



<p>“Ben gezdim, gözüme bir iki tane ancak çarptı.”</p>



<p>Ardından geçmişi anlattı. Yaklaşık elli yıl önce bu çevredeki tarlaların Döşemealtı halılarıyla kaplandığını söyledi.</p>



<p>Bugün tarlalarda yine binlerce halı var.</p>



<p><em>Ama gerçek Döşemealtı halısı çok</em> az.</p>



<p>Bu çelişki, Killik’teki görüntüye başka bir gözle bakmamıza neden oluyor. Çünkü tarlalarda gördüğümüz halılarla, bu coğrafyaya adını veren geleneksel Döşemealtı halısı aynı hikâyenin parçaları değil.</p>



<p>Gerçek Döşemealtı halısının izini sürmek için <strong>Torosların</strong> eteklerinde yaşamış <strong>Yörüklerin</strong> dünyasına bakmak gerekiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="186167" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-186167" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103737.jpg 1908w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Yörüklerin ilmeklere bıraktığı iz</strong></p>



<p>Döşemealtı halısı, yöredeki Yörük kültürünün en önemli miraslarından biri.</p>



<p>Geleneksel halılar, yörede kullanılan ıstar ya da sarma tezgâhlarda dokunuyor. Atkı ve çözgüsünde koyun yünü kullanılıyor. İlmekler ise Türk düğümü, diğer adıyla Gördes düğümü tekniğiyle atılıyor.</p>



<p>Bu dokuma geleneği bugün coğrafi işaretle de kayıt altında. Döşemealtı El Halısı, 8 Temmuz 2021 tarihinde 796 tescil numarasıyla mahreç işareti olarak <strong>tescil</strong> edildi.</p>



<p><strong>Cevat Yanar’ın</strong> da bu sürecin gerçekleşmesinde önemli emeği bulunuyor.</p>



<p>Ancak Döşemealtı halısını farklı kılan yalnızca kullanılan malzeme ya da düğüm tekniği değil. Onun asıl kimliği desenlerinde ortaya çıkıyor.</p>



<p><em>Halelli, Toplu, Kocasulu, Dallı, Akrepli, Dallı-Akrepli, Camili…</em></p>



<p>Her biri Döşemealtı’nın dokuma hafızasının bir parçası.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="186168" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-186168" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103736.jpg 1917w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Motiflerde bazen çevrede görülen bir hayvanın, bazen bir bitkinin, bazen de günlük yaşamın içindeki bir nesnenin izi beliriyor. Yörük kadınının çevresinde gördüğü dünya, tezgâhta geometrik bir dile dönüşüyor.</p>



<p>Üstelik bu desenler her zaman bir kâğıda bakılarak dokunmuyordu. Motifler hafızada taşınıyor, anneden kıza aktarılıyor ve aynı desen yeni bir halıda yeniden hayat buluyordu.</p>



<p>Böylece halı yalnızca kullanılan bir eşya olmaktan çıkıyor; onu dokuyan insanların yaşadığı coğrafyanın da hafızasına dönüşüyor.</p>



<p>Ama Döşemealtı’nın geçmişini anlatan izler yalnızca yünün üzerinde değil.</p>



<p>Bu kez karşımıza taş çıkıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="186169" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-186169" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103726.jpg 1917w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Döşemealtı’nın adını veren yol</strong></p>



<p>İlçenin adının izini sürdüğümüzde Torosların arasından geçen eski bir güzergâha ulaşıyoruz:</p>



<p>Antik Döşeme Yolu.</p>



<p><strong>Derbent Boğazı’</strong>ndan geçen taş döşeli yol, <strong>Antalya</strong> kıyılarıyla Anadolu’nun iç kesimleri arasındaki eski bağlantı güzergâhlarından biriydi.</p>



<p>Yol yalnızca antik çağda kullanılmadı. <strong>Bizans, Selçuklu</strong> ve <strong>Osmanlı</strong> dönemlerinde de önemini korudu. Yakın zamanlara kadar Yörüklerin mevsimlik göç güzergâhlarından biri olmayı sürdürdü.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="553" data-id="186170" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-1024x553.jpg" alt="" class="wp-image-186170" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-1024x553.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-768x415.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-1536x830.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-1068x577.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725-778x420.jpg 778w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103725.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Yüzyıllar boyunca insanlar, hayvanlar ve yükler bu taşların üzerinden geçti.</p>



<p>Taş döşeli yol zamanla çevresindeki coğrafyanın adına da yansıdı. Yöre halkı bu güzergâha “Döşeme”, geçtiği boğaza “<strong>Döşeme Boğazı</strong>” dedi. Yolun aşağısında kalan bölge ise “Döşemealtı” olarak anılmaya başladı.</p>



<p>Bugünkü ilçenin adı da bu eski yolun izini taşıyor.</p>



<p>Antik Döşeme Yolu’nun taşlarına baktığınızda, halıyla yol arasında beklenmedik bir bağ kuruluyor.</p>



<p>Birinde taşlar yan yana dizilmiş.</p>



<p>Diğerinde ilmekler.</p>



<p>Biri insanların Torosları aşmasını sağlamış. Diğeri Yörüklerin yaşadığı dünyanın renklerini ve desenlerini kuşaktan kuşağa taşımış.</p>



<p>Biri taştan, diğeri yünden.</p>



<p>Ama ikisi de aynı coğrafyanın hafızası.</p>



<p>Bu hafızanın bir parçası bugün hâlâ yolun taşlarında duruyor. Diğer parçasının ise geleceği o kadar güvenli değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="186171" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-186171" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-1536x827.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103733.jpg 1917w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><em>Tezgâhların sesi neden azaldı?</em></p>



<p>Killik’te binlerce halının kapladığı tarlalara bakınca, Döşemealtı’nda halıcılığın hâlâ güçlü biçimde sürdüğünü düşünmek kolay.</p>



<p>Oysa tarlaların yarattığı görüntü yanıltıcı.</p>



<p>Bir zamanlar yörede önemli bir geçim kaynağı olan geleneksel halı dokumacılığı bugün eski gücünden oldukça uzak. Birçok evde yıllarca çalışan tezgâhlar artık sessiz.</p>



<p>Ekrem Ekin’in anlattıkları, bu değişimin nedenini oldukça açık biçimde ortaya koyuyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="186172" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-186172" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-1536x826.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-696x374.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-1068x574.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724-781x420.jpg 781w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103724.jpg 1622w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Bugün tarlalara getirilen halıların önemli bir bölümü yeni dokunmuş halılar değil. Otuz, kırk yıl önce dokunmuş; kimi zaman anneden kıza çeyiz olarak kalmış eski halılar. Köylerden toplanıyor, temizleniyor, bakımları yapılıyor ve daha sonra Killik’teki tarlalarda güneşe seriliyor.</p>



<p>Yeni halı dokumak ise başka bir mesele.</p>



<p>Çünkü bir el halısının ortaya çıkması büyük emek gerektiriyor. Dokuyucu haftalar boyunca tezgâhın başında çalışıyor ve binlerce düğümü tek tek atıyor.</p>



<p>Ancak günümüz koşullarında bu emeğin ekonomik karşılığını bulması kolay değil.</p>



<p>Ekrem Ekin bunu tek bir soruyla özetliyor:</p>



<p>“<em>Niye yapsın o zaman köylü?</em>”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="186173" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-186173" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-1536x827.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103734.jpg 1917w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Bir zamanlar halı dokuyarak evini geçindiren, hatta çocuk okutan aileler için dokumacılık bugün aynı ekonomik karşılığı sunmuyor. Düzenli gelir ve sosyal güvence sağlayan başka işler karşısında tezgâh giderek daha az tercih ediliyor.</p>



<p>Bu yüzden geleneksel dokumacılığı yaşatmak, yalnızca yeniden tezgâh kurmakla mümkün değil.</p>



<p>Cevat Yanar’ın söylediği şu cümle, sorunun özünü belki de en açık biçimde anlatıyor:</p>



<p>“<em>Bize oraya tezgâh koyun demeyin. Önce halıyı alın</em>.”</p>



<p>Çünkü dokunan halıya talep yoksa ve üretici emeğinin karşılığını alamıyorsa, tezgâhı kurmak geleneği tek başına yaşatmıyor.</p>



<p>İşte Döşemealtı’nın bugünkü en çarpıcı çelişkisi burada ortaya çıkıyor.</p>



<p>Bir tarafta binlerce halıyla kaplı tarlalar, fotoğraf makineleri, sosyal medya görüntüleri ve müzik klipleri…</p>



<p>Diğer tarafta ise giderek daha az duyulan gerçek Döşemealtı tezgâhlarının sesi.</p>



<p><em>Korumak başka, yaşatmak başka</em></p>



<p>Döşemealtı halısının coğrafi işaretle kayıt altına alınması önemli. Kullanılan malzemeden dokuma tekniğine, motiflerden üretim alanına kadar geleneğin temel özellikleri artık resmî olarak tanımlanmış durumda.</p>



<p>Fakat bir kültürel mirası kayda geçirmekle onu yaşatmak aynı şey değil.</p>



<p>Bir motif kâğıt üzerinde korunabilir. Bir halı müzede saklanabilir.</p>



<p>Bir dokuma geleneğinin yaşayabilmesi için ise tezgâhın çalışması gerekir. Tezgâhın çalışması için de başına oturan insanın emeğinin karşılığını alabilmesi…</p>



<p>Belki Killik’teki halı tarlalarının taşıdığı fırsat da burada.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="553" data-id="186174" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-1024x553.jpg" alt="" class="wp-image-186174" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-1024x553.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-1536x829.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-696x376.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730-778x420.jpg 778w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103730.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>İnsanlar zaten bu görüntüyü görmek için geliyor. Fotoğraf çekiyor, sosyal medyada paylaşıyor ve Döşemealtı’nı merak ediyor.</p>



<p>Asıl mesele, bu merakı tarlalardaki rengârenk görüntünün biraz daha ötesine taşıyabilmek.</p>



<p>Gerçek Döşemealtı halısını, onun motiflerini, dokuyucusunu ve ardındaki Yörük kültürünü de anlatabilmek.</p>



<p>O zaman halı tarlaları yalnızca güzel fotoğrafların çekildiği bir yer olmaktan çıkar; sessizleşen bir geleneğin yeniden fark edilmesini sağlayan bir kapıya dönüşebilir.</p>



<p><strong>Taş ve yün</strong></p>



<p>Gün batımına doğru Killik’teki halı tarlalarının rengi değişmeye başlıyor. Güneş alçaldıkça kırmızılar koyulaşıyor, desenler birbirine karışıyor. Yakından tek tek seçilen halılar, uzaktan bakıldığında büyük bir renk denizine dönüşüyor.</p>



<p>Sadece bu görüntüyü görmek için bile Killik’e gelmeye değer.</p>



<p>Ama buradan yalnızca güzel bir fotoğrafla dönmek, Döşemealtı’nı eksik tanımak olur.</p>



<p>Çünkü bu renkli tarlaların ardında çok daha uzun bir hikâye var.</p>



<p>Torosların arasından geçen taş döşeli eski bir yol…</p>



<p>O yolun altında kalan coğrafyaya verilen bir isim…</p>



<p>Yörüklerin yaşamı…</p>



<p>Istarların başında geçirilen günler…</p>



<p>Yüne atılan binlerce düğüm…</p>



<p>Ve bugün geleceğini arayan bir dokuma geleneği.</p>



<p>Belki de Döşemealtı’nın hikâyesini en iyi iki kelime anlatıyor:</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="186175" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-186175" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-1536x827.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103731.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><em>Taş ve yün</em>.</p>



<p>Taş yol, üzerinden geçen insanların izlerini yüzyıllardır taşıyor.</p>



<p>Halı ise onu dokuyan insanların yaşadığı dünyanın izlerini.</p>



<p>Biri üzerinden geçildikçe yaşadı.</p>



<p>Diğeri dokundukça.</p>



<p>Güneş gelecek yaz yine Killik’teki halıların üzerine doğacak.</p>



<p><strong>Asıl soru ise şu:</strong></p>



<p>Döşemealtı’nın yüzlerce yıllık halı dokuma geleneği de yarına ulaşabilecek mi?</p>



<p>Döşemealtı halı tarlalarını, gerçek Döşemealtı halılarının motiflerini, Antik Döşeme Yolu’nu ve bu kültürü yakından tanıyan Döşemealtı Belediyesi emekli Kültür Müdürü <strong>Cevat Yanar </strong>ile halı tüccarı <strong>Ekrem Ekin’in</strong> anlatımlarını yerinde görmek isteyenler için hazırladığım “<em>Tarlalara Neden Binlerce Halı Seriliyor? Döşemealtı Halılarının Sırrı” belgeselini <strong>Saklı</strong> <strong>İzler YouTube</strong> kanalında izleyebilirsiniz.</em></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="TARLALARA NEDEN BİNLERCE HALI SERİLİYOR? DÖŞEMEALTI HALILARININ SIRRI" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/BhIC9__sgsM?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p>Selahattin <strong>NİZAM</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK;    Ölenin Ardından</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/19/fusun-altinok-olenin-ardindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186147</guid>

					<description><![CDATA[Yaz bitiyor. Okullar açılınca sahiller boşaldı, yazın neşesi boğazına düğümlendi. Çocuk çığlıkları, genç kız kahkahaları, eğlenceli günler geride kaldı. Biz, yaz bitmesin diyenler inatla sonbaharı henüz kabullenmiyoruz.Ne var ki, yazın yaşadığımız sahil kasabası ıssızlaşırken değişmeyen gelenekler neredeyse her gün içimizi burkuyor; selalar. Gene gitti biri diyoruz. Sela, kentlerde artık anlamını yitirmiş olan ama kasabalarda, köylerde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yaz bitiyor. Okullar açılınca sahiller boşaldı, yazın neşesi boğazına düğümlendi. Çocuk çığlıkları, genç kız kahkahaları, eğlenceli günler geride kaldı. Biz, yaz bitmesin diyenler inatla sonbaharı henüz kabullenmiyoruz.<br>Ne var ki, yazın yaşadığımız sahil kasabası ıssızlaşırken değişmeyen gelenekler neredeyse her gün içimizi burkuyor; selalar. Gene gitti biri diyoruz.</p>



<p>Sela, kentlerde artık anlamını yitirmiş olan ama kasabalarda, köylerde hüzünlü bir duyuru hâlâ. Ölümün acıklı senfonisi.</p>



<p>Kimi huşu içinde dinler, kiminin psikolojisi bozulur ve bu arada dirimizi umursamayan yerel yönetimler ölüm durumunda cenaze işlerini tıkır tıkır sürdürürler. İşlemlerin nasıl yürüdüğüne şaşarken evinizin kapısına yemek göndermeyi, cenaze ahalisini doyurmayı bile önerirler.</p>



<p>Bu acıklı durum sosyal medyada da yer buluyor. Vefat etmiş birinden sonra sanırım en çok söylenilen cümle; “Sözün bittiği yer…”</p>



<p><strong>Kalıp cümleler</strong></p>



<p>Doğrudur. Artık ne söylense eksik kalacaktır. Durum belli, ölen ölmüştür. Kalıp cümleler devreye girer… Fakat bazıları özellikle sosyal medyada tuhaflıklarıyla asap bozmuyor mu?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="186148" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-1024x1024.png" alt="" class="wp-image-186148" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-1024x1024.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-300x300.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-150x150.png 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-768x768.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-696x696.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-1068x1068.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641-420x420.png 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104641.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“<strong>Yıldızlar yoldaşı olsun.”</strong><br>Nasıl yani?<br>Mevta astronot mu oldu? Samanyolu’na başarıyla giriş mi yaptı?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="186149" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-1024x1024.png" alt="" class="wp-image-186149" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-1024x1024.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-300x300.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-150x150.png 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-768x768.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-696x696.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-1068x1068.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642-420x420.png 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104642.png 1254w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“<strong>Yattığı yer incitmesin!”</strong><br>Ebedi istirahatgâhına konulan mevtanın rahatını bozacak bir durumla karşılaşmamasını dileyen bu ifade son yıllarda çok şiirsel ve romantik bulundu ne hikmetse. O daracık yerde ölü beden için nasıl bir incinme olabilir, hayal gücüm yetmiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="559" data-id="186150" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-1024x559.png" alt="" class="wp-image-186150" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-1024x559.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-300x164.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-768x419.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-696x380.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-1068x583.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643-770x420.png 770w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104643.png 1408w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>“<strong>Işıklar içinde uyusun.”</strong><br>Nasıl yani? Led mi, güneş enerjili aydınlatmalı mı? Marjinal olayım derken tökezlemek değil mi bu? Dinsel bir yaklaşım olamaz mı ki, nurlarda yatsın denmiyor?</p>



<p>Bir de gidenin etnik kökenini, ideolojisini ifşalamak var;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="584" height="283" data-id="186158" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104426.jpg" alt="" class="wp-image-186158" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104426.jpg 584w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104426-300x145.jpg 300w" sizes="(max-width: 584px) 100vw, 584px" /></figure>
</figure>



<p><br>“<strong>Devri daim olsun”</strong></p>



<p>Yaşam döngüsünün ve hatırasının devamını dilemek iyi de, niyeyse bazı etnik köken ve ideolojiler için daha yaygın tercih ediliyor. Aslında genel kanı olarak Alevlilikle ilişkilendiriliyor. İnsanın kâmil olana kadar hakka yürümeyeceğine olan inanç. Diğer ifadesi de hakka yürümek zaten.<br>Yine de rastlayınca aydın birisinin gittiğine işaret ediyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="701" height="1024" data-id="186152" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1-701x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186152" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1-701x1024.jpg 701w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1-205x300.jpg 205w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1-696x1017.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1-287x420.jpg 287w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104645-1.jpg 720w" sizes="(max-width: 701px) 100vw, 701px" /></figure>
</figure>



<p>“<strong>Kutlu tini uçmağa ersin”</strong><br>Ruhu cennete ulaşsın temennisi. Eski Türklerde, Türk kültüründe edilen bir dua.<br>Şehit cenazelerinin acısını yansıtıyor daha çok. İdeolojik çağrışım ayan beyan. Tengriye dua, “emdi yürek yırtılur…” gibi.</p>



<p>Sanki Teşvikiye Camisi’nde “Allah rahmet eylesin dese banal olacak. Klasik duadır, edin kardeşim. Ben de taziye için ziyarete gitmişsem sabır diliyorum. Ölene de rahmet. Bazen “huzur içinde dinlensin” dediğim de oluyor. Acısı olana bir faydası olmasa da bir hüzün ifadesi işte. Ne diyeyim, isteyen istediğini söylesin.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="987" height="560" data-id="186153" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652.jpg" alt="" class="wp-image-186153" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652.jpg 987w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652-768x436.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652-696x395.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000104652-740x420.jpg 740w" sizes="(max-width: 987px) 100vw, 987px" /><figcaption class="wp-element-caption">Halide Edip Hindistan’da </figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Zarafet, nezaket.</strong></p>



<p><strong>Halide Edip Adıvar</strong>, 1935 yılında Hindistan’a gittiğinde <strong>Mahatma Gandi </strong>ile sıcak bir dostluk kurar. İşte tam o günlerde memleketten bir haber alır. Bir yakınını kaybetmiştir. Bunu öğrenen Gandi, Halide Hanıma bir taziye mesajı gönderir.</p>



<p>“Ölümün sizin için bir dehşet olmadığını biliyorum. Ölüm, sizin için yakın bir dost… Bu yüzden size taziyelerimi iletmiyorum. Ancak şu anda bir dosta ihtiyaç duyarsanız, acınızı, kaybınızı, ayrılığınızı sessizce paylaşmaya hazır pek çok dostunuz arasında beni de sayın.&#8221;</p>



<p>Zarif, insanca, duygulu. Her acı, insanın hafızasında ve anılarında derin izler bırakıyor. Acıyı paylaşanların inceliği, anlayışı, zarafeti ve olgunluğu da unutulmuyor.</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Hürmüz’ün Montrö Sorusu</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/14/ismet-hergunsen-hurmuzun-montro-sorusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hürmüz]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<category><![CDATA[montrö]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186070</guid>

					<description><![CDATA[Dünyanın enerji damarlarından biri, bugün 21 millik bir boğazda düğümlenmiş durumda. Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndan dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin ise yaklaşık beşte biri geçiyor.&#160; Bu nedenle boğazdaki her güvenlik krizi yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını, deniz taşımacılığını ve dünya ekonomisini doğrudan etkiliyor. ABD [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dünyanın enerji damarlarından biri, bugün 21 millik bir boğazda düğümlenmiş durumda.</p>



<p>Basra Körfezi’ni Umman Denizi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndan dünya petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin ise yaklaşık beşte biri geçiyor.&nbsp;</p>



<p>Bu nedenle boğazdaki her güvenlik krizi yalnızca bölge ülkelerini değil, küresel enerji piyasalarını, deniz taşımacılığını ve dünya ekonomisini doğrudan etkiliyor.</p>



<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş ve İran’ın buna karşılık Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemi trafiğini kısıtlaması, bu stratejik geçiş noktasının kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu.&nbsp;</p>



<p>Gemilerin bekletilmesi, sigorta maliyetlerinin yükselmesi ve alternatif rotaların gündeme gelmesi, deniz ticaretinin birkaç dar geçiş noktasına ne ölçüde bağımlı olduğunu gösterdi.</p>



<p>Üstelik mesele yalnızca Hürmüz’le sınırlı değil. Yemen’de İran destekli Husilerin savaşa dahil olması, Kızıldeniz’in girişindeki Babülmendep Boğazı’nın güvenliğine ilişkin endişeleri de artırdı.&nbsp;</p>



<p>Süveyş Kanalı’ndan Panama Kanalı’na, Malakka Boğazı’ndan Türk Boğazları’na kadar dünyanın ticaret ve enerji damarlarını oluşturan kritik geçiş noktaları, jeopolitik gerilimlerin ekonomik sonuçlarını büyüten stratejik eşiklere dönüşüyor.</p>



<p><em>Tam da bu noktada Hürmüz, Türk Boğazları’nı hatırlatıyor.</em></p>



<p>20 Temmuz 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi, doksan yıldır Türk Boğazlarında seyrüsefer serbestisi ile güvenlik ihtiyaçları arasında bir denge kuruyor. Sözleşmenin başarısı, bütün krizleri ortadan kaldırmasında değil; krizlerin yönetilebilmesini sağlayan öngörülebilir bir hukuk düzeni oluşturmasında yatıyor.</p>



<p>Peki, Hürmüz için de benzer bir denge kurulabilir mi?</p>



<p>Buradaki amaç Montrö’yü Hürmüz’e kopyalamak değil. Hürmüz’ün coğrafyası, tarafları ve hukuki statüsü farklı.&nbsp;</p>



<p>Ancak Montrö’nün doksan yıllık deneyimi, stratejik bir geçiş noktasında egemenlik, serbest geçiş ve güvenlik arasında nasıl bir denge kurulabileceğine ilişkin önemli dersler içeriyor.</p>



<p>Asıl soru da burada başlıyor: Hürmüz’ün ihtiyacı yeni bir güç mücadelesi mi, yoksa yeni bir kurallar düzeni mi?</p>



<p><em>Montrö neden 90 yıldır işliyor?</em></p>



<p>Montrö’nün dayanıklılığının arkasında üç temel unsur bulunuyor.</p>



<p>İlk olarak sözleşme, egemenlik ile sorumluluğu birlikte düzenliyor. Türk Boğazları üzerindeki Türk egemenliği kabul edilirken, barış zamanında ticaret gemilerinin geçişine ilişkin esaslar da güvence altına alınıyor.</p>



<p>İkinci olarak kurallar mümkün olduğunca öngörülebilir hale getiriliyor. Ticaret gemileri ile savaş gemileri aynı rejime tabi tutulmuyor; savaş gemilerinin geçişi tonaj, süre, bildirim ve diğer koşullara bağlanıyor. Böylece kriz anında “hangi geminin geçip geçemeyeceği” tartışması tamamen ortadan kalkmasa bile, kararların belirli kurallar çerçevesinde alınması sağlanıyor.</p>



<p>Üçüncü ve belki de en önemli unsur ise kriz zamanları için önceden tanımlanmış mekanizmaların bulunması. Savaş veya yakın savaş tehlikesi gibi olağanüstü durumlarda Türkiye’ye tanınan yetkiler, güvenlik kaygılarının hukuk düzeni içinde karşılanmasına olasılık veriyor.</p>



<p>Montrö’nün doksan yıllık tecrübesinin asıl başarısı burada yatıyor: Boğazı yalnızca güçlü olanın iradesine bırakmıyor; güç ilişkilerini önceden belirlenmiş kuralların içine çekiyor.</p>



<p>İkinci Dünya Savaşı ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Türkiye’nin Montrö hükümlerini uygulaması bunun en somut örneklerinden biri oldu.&nbsp;</p>



<p>Savaşan devletlerin savaş gemilerinin geçişine ilişkin sınırlamalar, Karadeniz’deki deniz boyutunun daha da genişlemesini önleyen önemli bir güvenlik bariyeri oluşturdu.</p>



<p>Dolayısıyla Montrö’nün verdiği ders yalnızca “boğazı kapatmak” değildir.</p>



<p>Daha önemli ders şudur: Stratejik bir geçiş noktasının güvenliği, geçişi bütünüyle engellemekten değil; kimin, ne zaman, hangi şartlarda geçebileceğini önceden belirleyen kurallar koymaktan geçebilir.</p>



<p>90 yıldır Karadeniz’i barışta tutan Türkiye modeli yazan ülke olursa, İran ve Umman nezdinde sürecin garantörü olabilir.</p>



<p><strong>Son sözse</strong>; <em>güç değil, hukukla şekillenen Montrö ruhu Hürmüz’e taşınabilir.  </em></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;           YAK, BEKLE, BETONA GÖM…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/13/cengiz-erdil-yak-bekle-betona-gom/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Sep 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Pina Yarımadası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186033</guid>

					<description><![CDATA[Tam otellik yangını çıkaranların taktiği bu&#160; başlıkla özetlenebilir. Dört yıl önce Gazete Pencere’de şöyle yazmışım; &#160; “Bu yangınları çıkaranların çok azı yakalandı, çoğu alanında çalışmalarına devam ediyor. Bu şahısların(!) uzman olduğuna inanıyorum. Onların gözüyle ‘Bekle ve kazan’ formülüne göre işliyor zaman. Nasıl mı? önce otel veya lüks konut alanı olacak yer belirleniyor, çevresindeki bazı araziler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tam otellik yangını çıkaranların taktiği bu&nbsp; başlıkla özetlenebilir. Dört yıl önce Gazete Pencere’de şöyle yazmışım; &nbsp; “Bu yangınları çıkaranların çok azı yakalandı, çoğu alanında çalışmalarına devam ediyor. Bu şahısların(!) uzman olduğuna inanıyorum. Onların gözüyle ‘Bekle ve kazan’ formülüne göre işliyor zaman.</p>



<p>Nasıl mı? önce otel veya lüks konut alanı olacak yer belirleniyor, çevresindeki bazı araziler ucuza kapatılıyor. Göze kestirilen arazinin çevresine molozlar dökülüyor, tam bir mezbelelik havası veriliyor. Yöre insanlarında zaten gözden çıkarılmış bir yer algısı yaratılıyor. “İyi ki yandı, çerden çöpten kurtulduk” denilen çok yer var böyle. Bu tür yerlerin çoğu elbette turizm beldesi, turizm başkenti gibi soslarla sunulan kent ve kasabalarımızın çevresinde.</p>



<p>Neyse; sonunda karanlık ekip devreye giriyor, rüzgarın kokusunu bilen elemanlar, ölçüp biçiyor, çakar çakmaz yanan çakmakların tam zamanı. Onların görevlerini başarıyla tamamlamasının ardından devreye bakanlıkların, yerel yönetimlerin planları giriyor. Oluyor sana otel, lüks konut hatta alışveriş merkezi.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="406" data-id="186034" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103589.jpg" alt="" class="wp-image-186034" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103589.jpg 750w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103589-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103589-696x377.jpg 696w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure>
</figure>



<p><strong>NASIL OLUYOR? </strong></p>



<p>Anayasa&#8217;nın 169. maddesi yanan orman alanlarının tekrar ormanlaştırılması zorunlu  kılıyor. Ancak çelişki şu; özellikle yerleşim yerine yakın cazip bir koy,  veya anayollara, marinalara yakın alanlar topun ağzında sayılıyor. Yangın öncesinde &#8220;Turizm Tahsis Alanı&#8221; veya &#8220;Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi&#8221; ilan edilmiş arazilerde yangın çıkıveriyor.  Çok değil 2-3 yıl içinde de otel veya villa projeleri  yükseliveriyor. İşte bazı örnekler;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="960" height="1024" data-id="186035" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-960x1024.jpg" alt="" class="wp-image-186035" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-960x1024.jpg 960w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-281x300.jpg 281w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-768x819.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-1440x1536.jpg 1440w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-696x742.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-1068x1139.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584-394x420.jpg 394w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103584.jpg 1800w" sizes="(max-width: 960px) 100vw, 960px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Bodrum Güvercinlik Pina Yarımadası</strong>   </p>



<p>Pina Yarımadası’na 15 yıl önce çıkan yangında 238 hektar kızılçam ormanı kül oldu. Yangının ardından ağaçlandırma yapılacağı belirtilse de, bölgenin 1987 ve 1991 yıllarında turizm alanı ilan edilmiş olması gerekçe gösterilerek tahsis süreçleri işletilmiş ve alan imara açıldı. La Blanche Island Bodrum, Titanic Deluxe Bodrum ve Lujo Bodrum gibi 5 yıldızlı lüks otel kompleksleri açıldı. Sonraki yıllarda otel projelerinin etrafındaki alanlarda ve genişleme sahalarında özel havuzlu ve deniz manzaralı lüks villalardan oluşan site projeleri de inşa edildi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="760" height="430" data-id="186036" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103586.jpg" alt="" class="wp-image-186036" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103586.jpg 760w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103586-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103586-696x394.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103586-742x420.jpg 742w" sizes="(max-width: 760px) 100vw, 760px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Bodrum-Milas arası </strong></p>



<p>2021 yılındaki büyük Milas ve Bodrum orman yangınlarından sonra   yeni turizm gelişim bölgeleri ilan edildi.  Fesleğen ve Çamseki mevkileri üzerinden plan değişiklikleri yapıldı. Şimdi yöre halkı adliye koridorlarında iptal davaları açıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="225" data-id="186037" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103585.jpg" alt="" class="wp-image-186037" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103585.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103585-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103585-265x198.jpg 265w" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></figure>
</figure>



<p>Bodrum ve Milas hattında önümüzdeki yıllarda yapılaşma baskısı daha da artacak. Bodrum Yarımadası’nı Türkiye’nin dördüncü büyük kenti yapmaya kararlı betoncular ve yandaşları varken; daha ne olacak sanıyorsunuz.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK;          🎥 Maslow’un Piramidi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/12/fusun-altinok-%f0%9f%8e%a5-maslowun-piramidi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Maslow’un Piramidi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=186011</guid>

					<description><![CDATA[İlk bellediğim piramit, çocukluğumda annemin daha çok soğuk havalarda ve doğum günlerimizde yaptığı piramit pastaydı. Sonra ortaokulda, lisede Mısır piramitlerini öğrendik. Keops, Kefren, Mikerinos ve diğerleri. İçinde bulunan suyun, bitkinin uzun zaman bozulmadığı, kralın mezarına yılda iki kez güneş ışığının vurduğu ve daha nice nice müthiş gizemlerle vizyonumuzu şaşırtan yapılar. Piramitlerden söz ederken mimarisi konusuna [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İlk bellediğim piramit, çocukluğumda annemin daha çok soğuk havalarda ve doğum günlerimizde yaptığı piramit pastaydı. Sonra ortaokulda, lisede Mısır piramitlerini öğrendik. Keops, Kefren, Mikerinos ve diğerleri.</p>



<p>İçinde bulunan suyun, bitkinin uzun zaman bozulmadığı, kralın mezarına yılda iki kez güneş ışığının vurduğu ve daha nice nice müthiş gizemlerle vizyonumuzu şaşırtan yapılar.</p>



<p>Piramitlerden söz ederken mimarisi konusuna girersek ardından derhal ‘Antik Uzay Teorisyenleri’ devreye girer ki sonu gelmez. Köleler, gönüllüler, uzaylıların ilginç mozaiği ve de komplo teorileri…<br>Yıldızlar arası seyahatlerde “Şu dünyaya da bir uğrayalım bakalım” deyip tonlarca ağırlıktaki taşlarla piramitleri diktikleri iddia edilen uzaylıları ciddiye alırsak insan gücünü de hafife almış oluruz. Hoş hepimiz uzaylıyız ya…</p>



<p><strong>İhtiyaçlar ve piramit.</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="432" data-id="186014" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103220.jpg" alt="" class="wp-image-186014" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103220.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103220-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103220-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103220-747x420.jpg 747w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong><strong>Abraham Maslow.</strong></strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>Piramitlerin gizemlerini bir kenara bırakırsak, bu geometrik biçim pek çok bilim insanına da esin kaynağı olmuş. İçlerinde önemli bir isim <strong>Abraham Maslow.</strong></p>



<p>Rusya’dan Amerika’ya göç etmiş Aşkenazi Yahudi bir ailenin oğlu. 1908 doğumlu. Aile sonradan altı çocuk daha yapmış ama bu ilk çocuğu çok önemsemiş. Ne var ki Abraham, hiç de mutlu bir çocuk değilmiş. “Ben hiç Yahudi komşuların olmadığı bir yerdeki tek Yahudi çocuktum, bu sanki beyaz çocukların okuduğu bir okulda tek siyah çocuk olmaya benziyor. İşte bu yüzden kendimi hep dışlanmış ve mutsuz hissediyordum. Ama bu sayede laboratuvarlarda ve kitapların arasında oldum” diye anlatırdı. İşte her şerde bir hayır vardır dedikleri bu.</p>



<p>Önce ailesini memnun etmek için hukuk eğitimi almış fakat yüreğinin sesini dinleyip psikolojiyi seçmiş. Bu kariyer sırasında önemli hocalarla çalışmış. Alfred Adler, Wertheimer, Benedict gibi. Bu arada ailesinin hiç onaylamadığı bir evlilik yapmış kuzeni Bertha ile.</p>



<p>İşte en önemli çalışmasına o zamanlar başlamış. Muhteşem insan doğasını anlama yolunda ‘ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisi’ ortaya çıkmış. 50’li, 60’lı yıllarda yazdıklarıyla psikolojide hümanistlik ekolünün sembolü olmuş.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="519" height="526" data-id="186015" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103221-1.jpg" alt="" class="wp-image-186015" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103221-1.jpg 519w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103221-1-296x300.jpg 296w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103221-1-414x420.jpg 414w" sizes="(max-width: 519px) 100vw, 519px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Piramit formülü.</strong></p>



<p>Maslow, ilk olarak ihtiyaçlar hiyerarşisi teorisiyle ünleniyor.<br>Hiyerarşik olarak genellikle &#8216;en altta güvenlik, sığınma, beslenme gibi basit ihtiyaçlar oluyor. Daha sonra para kazanma, bir işe yarama, sevme, sevilme geliyor. En üstte ise başarı isteği yer alıyor.<br>Güvenlik konusu önemli, seksten de önce geliyor.</p>



<p>Bu hiyerarşiye göre kişiler üst düzey ihtiyaçları için önce daha alt düzeydeki ihtiyaçlarını karşılamalıdır.<br>Maslow, piramidin zirvesi olan kendini gerçekleştirmeyi, çoğu kişinin başaramadığını söylüyor.</p>



<p>Maslow&#8217;un bu piramidi psikolojide ve yönetimde çok popüler oluyor.<br>Günümüzde çoğu kişi için böyle piramit şemalı anlatımlarda en çok diyetisyenler dikkati çekiyor. Besin piramidi, yemek severler ve obezler için çok sıkıntılı. Tahıllar, karbonhidratlar, sebzelerin katmanları iştahlı kişiler için iç açıcı değil…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="248" height="202" data-id="186016" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103222.jpg" alt="" class="wp-image-186016"/></figure>
</figure>



<p><strong>Moslow’dan cümleler.</strong></p>



<p>Profesörün aaltın çekici meşhur;</p>



<p>Diyor ki; eğer kişinin elinde sadece çekiç varsa her şeyi çivi olarak görür.</p>



<p>Açlığı gidermek için çalışırken gdo’lu gıdalar üretimi yapan kimyagerin hastalıklara neden olması da bu çerçeveye giriyor. Çekiç meselesi.</p>



<p>Ayrıca diyor ki; Sevgi açlığı, tuz eksikliği ya da vitamin eksikliği gibi bir eksiklik hastalığıdır.</p>



<p>Korku ve cesaret arasındaki çatışmanın yarattığı bir ileri, bir geri gidip gelen diyalektik bir ilişkide savrulup duruyoruz.</p>



<p>insanın gözünü kör eden sevgiden dem vuran o basmakalıp söze karşılık asıl kör edicinin sevgisizlik olduğuna her geçen gün daha çok inanıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="516" height="409" data-id="186017" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103283.jpg" alt="" class="wp-image-186017" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103283.jpg 516w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103283-300x238.jpg 300w" sizes="(max-width: 516px) 100vw, 516px" /></figure>
</figure>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong>insan kurallara sığmaz.</strong></li>
</ul>



<p>Bu bilge hocanın piramidini yanlış uygulayınca ne olur? Kişi kendini bulmak için dağa çıksa karnı acıkınca geri döner. Bu kadar basit…<br>(Açken sen, sen değilsin örneği…)</p>



<p>Profesör Maslow, zirve deneyimler, yaratıcılık ve mutluluğun doğası gibi konuları araştırdı. 1970&#8217;te vefat etti. Ancak çalışmaları psikoloji alanında etkili olmaya devam ediyor. Özellikle hümanist psikolojiye katkıları da kalıcı bir etkiye sahip.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103352.mp4"></video></figure>



<p>Video<br>Mizaha Giriş<br>@lisedenbirarkadas</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000103352.mp4" length="7245945" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;             BİR NEHİR FESTİVALİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/07/cengiz-erdil-bir-nehir-festivali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 11:51:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Künye]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Porsuk festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185899</guid>

					<description><![CDATA[Ülkenin yaşanası kentleri arasında birinciliği çoktandır başka illere kaptırmayan Eskişehir’in trafik plakası malumunuz 26… Böyle olunca; 2026 yılı da Eskişehir yılı oluverdi. Kenti bazı yerlerde ikiye bazı yerlerde üçe bölen Porsuk nehri bizim gençliğimizde yatağına sığmaz sağına soluna zarar verirdi, nehrin durgun hali de kentte ağır bir koku bırakırdı. Bozkır kentinin bazen dinmez yağmurları, sokakları [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ülkenin yaşanası kentleri arasında birinciliği çoktandır başka illere kaptırmayan Eskişehir’in trafik plakası malumunuz 26… Böyle olunca; 2026 yılı da Eskişehir yılı oluverdi.</p>



<p>Kenti bazı yerlerde ikiye bazı yerlerde üçe bölen Porsuk nehri bizim gençliğimizde yatağına sığmaz sağına soluna zarar verirdi, nehrin durgun hali de kentte ağır bir koku bırakırdı. Bozkır kentinin bazen dinmez yağmurları, sokakları çamur içinde bırakırken, kış aylarında da soğuğuyla ünlü Eskişehir’in&nbsp; Porsuk’u da buz tutardı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185900" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185900" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102346.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Şimdi Porsuk çok değişti. Yılmaz Büyükerşen’in vizyonu ve yerel yönetim anlayışında kentin plajı bile var. Porsuk’ta tekne ve gondollarla tura çıkılıyor. Kıyıları parklarla dolu. Sonbahar ve ilkbahar ayları Eskişehir’de bir başka oldu artık.</p>



<p>Porsuk bundan böyle bir de festival mekanı olacak.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185901" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185901" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102349.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali 2-6 Eylül tarihleri arasında yapıldı. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda&nbsp; İnönü ve Sakarya savaşlarına mekan olan bu topraklar&nbsp; 2 Eylül 1922’de düşman işgalinden temizlenmişti. Herşey bu tarihin unutulmaması için…</p>



<p>Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından kentin kültür, sanat ve sosyal yaşamını canlı tutmak amacıyla düzenlenen festivalin ilkine 20 ülkeden sanatçılar katıldı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185902" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185902" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102348.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Porsuk kenarındaki sahnelerde yerel müzik gruplarının konserleri, halk oyunları ekiplerinin performansları ve akşam DJ yayınları ilgiyle izlendi.</p>



<p>Festival etkinlikleri&nbsp; Porsuk çevresinde, Adalar, Kentpark, Sümerpark, İskele26 gibi açık hava alanlarının yanı sıra; Haldun Dormen Sahnesi ve Sanat ve Kültür Merkezi gibi kapalı mekânlarda gerçekleşti.</p>



<p>Öyle gözönünde olmayı sevmeyen ama gençlerin pek sevdiği müzik gruplarımızdan biridir Pinhani…Adı zaten ‘gizli saklı’ anlamına gelen Farscadan türetilmiş… Pinhani’nin Kentpark’taki konseri&nbsp; çoşkulu geçti. Grubun şarkılarını biz yaştakiler bilmez ama gençler hep birlikte söyledi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185903" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185903" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102350.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>AVRUPA BAYRAĞINI ALDILAR, BAYRAĞI ZİRVEYE TAŞIYAN ŞAMPİYON KADIN VOLEYBOL MİLLİ TAKIMINI UNUTTULAR</p>



<p>&nbsp;Uluslararası Eskişehir Porsuk Festivali&#8217;nin Kentpark&#8217;taki kapanış konseri öncesi bir ödül töreni vardı.</p>



<p>Festivalin son gününde, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi tarafından Eskişehir&#8217;e layık görülen &#8220;Şeref Bayrağı&#8221; ödülünün takdim töreni yapıldı. Ödül, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teslim edilirken Ünlüce, Eskişehir’in 25 yıl belediye başkanlığını yapan, Anadolu’nun bozkırında bir Avrupa kentinin kurucusu&nbsp; olan Yılmaz Büyükerşen&#8217;I sahneye davet etti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185904" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185904" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102347.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bu ödül, Avrupa Konseyi&#8217;nin yerel yönetimlere sunduğu Avrupa Ödülü&nbsp; sürecinin ikinci aşaması sayılıyor. Eskişehir 2025 yılında da &#8220;Avrupa Diploması&#8221; almıştı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Büyükerşen “ Artık bu kentin Avrupa kenti olduğu telcillendi” dedi. Ünlüce ile birlikte bayrağı teslim aldı. Sonra Mor ve Ötesi’nin konser faslına geçildi. Ancak Eskişehir’de bu işler olurken, Türkiye’nin gözü İstanbul’daki voleybol şampiyonasının finalindeydi. Filenin sultanları zor da olsa; İtalya’yı yendiler ve Avrupa şampiyonu oldular. Yani bayrağımız Avrupa’nın gönderine çekilmişti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="185905" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-185905" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000102345.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Mor ve Ötesi bırak öteki tarafı, burnunun dibini göremedi ve voleybolcularımıza bir selam gönderip kutlamadı bile. Belediye yönetimi ve festival yetkililerinin de aklına gelmedi herhalde. Halkla İlişkiler ve medya okur yazarlığından sınıfta kaldılar, bu da böyle biline…</p>



<p> Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Denizde bu kadarı da olmaz</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/07/ismet-hergunsen-denizde-bu-kadari-da-olmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz kazaları]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185890</guid>

					<description><![CDATA[Denizde bu kadarı da olmaz Deniz yolculuğu her zaman belli bir risk unsuru barındırmıştır. Kazalar, insan hatası, zorlu hava koşulları, teknik arızalar ve savaş sırasındaki eylemler, bir geminin sulara gömülmesine yol açabilecek etkenler arasındadır. Titanic’in batışı gibi bazı denizcilik felaketleri kamuoyunun zihninde geniş yer edinmiş olsa da, çok daha büyük can kayıplarına yol açan bazı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Denizde bu kadarı da olmaz</strong></p>



<p>Deniz yolculuğu her zaman belli bir risk unsuru barındırmıştır. Kazalar, insan hatası, zorlu hava koşulları, teknik arızalar ve savaş sırasındaki eylemler, bir geminin sulara gömülmesine yol açabilecek etkenler arasındadır.</p>



<p>Titanic’in batışı gibi bazı denizcilik felaketleri kamuoyunun zihninde geniş yer edinmiş olsa da, çok daha büyük can kayıplarına yol açan bazı kazalar nispeten bilinmez kalmıştır.</p>



<p>Büyük emek ve çabalarla elde edilen kazanımları kendi eliyle kolayca berhava eden bir ülke olmak da ayrı bir talihsizlik olsa gerek.</p>



<p>Maddi ve manevi kayıplarla sonuçlanan olayların ardı arkası kesilmiyor. Kazalar konusunda da sicili pek parlak olmayan ülkemizde yaşanan her olay “Bu kadarı da olmaz” dedirtiyor.</p>



<p>Çok sayıda insanın hayatını kaybettiği veya yaralandığı kazalar toplumumuzu derin bir üzüntüye boğarken, ilgililerin bilgisizliğine, bilgililerin ilgisizliğine ne demeli?</p>



<p>Her olay sonrasında çaresizlik ve hamaset gözler önünde.</p>



<p>Hiç ama hiç mümkün olmuyor.<br></p>



<p>Hele ki istifa müessesesi…</p>



<p>Bu topraklara hiç uğramamış.</p>



<p>Özgürlüğün ve sonsuzluğun adeta bir simgesi olan denizlerimiz de bu tablodan payını alıyor.</p>



<p><em>2021-2025 yılları arasında meydana gelen 1.695 deniz aracı kazasında 151 kişi hayatını kaybetti, 116 kişi kayboldu, 4.452 kişi ise kurtarıldı.</em></p>



<p>Yakın zamanda iki deniz kazası daha yaşandı. KKTC karasuları içinde Girne açıklarında bir gemi alabora olarak battı. Hemen ardından bir kuru yük gemisi çatma neticesinde Marmara Denizi’nde kaynadı.</p>



<p>Üstelik bunlar açık denizlerde, arama-kurtarma sahalarımızın uzak noktalarında meydana gelen olaylar da değil.</p>



<p>Adeta burnumuzun dibinde.</p>



<p>İnsan hataları, teknik arızalar, güvenlik önlemlerinin ihlali ve denizcilik kurallarına uyulmaması kazaların başlıca nedenleri arasında.</p>



<p>Kazaların <strong>yüzde 90’</strong>ından fazlasının <strong>insan kaynaklı</strong> olduğu ifade edilirken, asıl üzerinde durulması gereken konu, kazaların arkasındaki&nbsp;<strong>kök nedenlerin</strong>&nbsp;ortaya çıkarılmasıdır.</p>



<p>Nerede hata yapıldı? Hangi tedbir alınmadı? Hangi denetim mekanizması çalışmadı? Hangi eğitim yetersiz kaldı?</p>



<p><strong>Asıl sorular bunlardır.</strong></p>



<p>1974 tarihli <strong>SOLAS</strong> Sözleşmesi de deniz kazalarının incelenmesine ilişkin sorumluluklar getirmektedir. Buradaki temel amaç yalnızca kusurluyu bulmak değil, benzer kazaların yeniden yaşanmasını önleyecek tedbirleri ortaya koymaktır.</p>



<p>Deniz kazalarının önlenmesinde en önemli unsurlardan biri gemi insanlarının eğitimidir.</p>



<p>Her seviyede nitelikli gemi insanı yetiştirilmeli, eğitim kurumlarının denetiminde hiçbir açık kapı bırakılmamalıdır. Özel denizcilik eğitim kurumlarında da ölçülebilir ve denetlenebilir süreklilik arzeden bir sınav sistemi uygulanmalıdır.</p>



<p>Ancak eğitim yalnızca sınıfta verilen teorik bilgilerden ibaret değildir. Çünkü denizcilik yalnızca kitaplardan öğrenilebilecek bir meslek değildir.</p>



<p><strong>Deniz, insanı gerçek şartlarda sınar.</strong></p>



<p>Stajyerlere etkin ve verimli bir gemi ortamı sağlanmalı, nitelikli tatbiki eğitim imkanları artırılmalıdır. Yetkili otorite, askeri gemiler de dahil olmak üzere staj imkanlarının geliştirilmesine öncülük etmelidir.</p>



<p>Son yıllarda gemi inşa sanayimizde önemli bir ilerleme söz konusudur. Bu gelişme, deniz ticaret filomuzun yenilenmesi ve çevre denizlerimizin ihtiyaçlarına uygun Türk tipi gemilerin tasarlanması için fırsata dönüştürülmelidir.</p>



<p>Ancak yeni gemiler inşa etmek kadar, onları güvenli biçimde kullanacak insanı yetiştirmek ve denetim mekanizmalarını güçlendirmek de önemlidir.</p>



<p>Yaşanan her kazadan gerçek anlamda ders çıkarmak zorundayız.</p>



<p>Çünkü denizde meydana gelen her kaza yalnızca bir geminin batması değildir.</p>



<p>Bir insan hayatı, bir ailenin geleceği, milli servet ve çoğu zaman geri dönüşü olmayan bir çevre kaybıdır.</p>



<p>Denizcilikte güzel bir söz vardır:</p>



<p><strong>“Denizde dikine gidilmez, huyuna gidilir.”</strong></p>



<p>Ama bugün asıl ihtiyacımız olan, denizin huyuna gitmekten önce,&nbsp;<strong>kendi hatalarımızın ve ihmallerimizin üzerine gitmektir.</strong></p>



<p>Son sözse,&nbsp;<strong>asıl mesele, kazadan sonra ne yaptığımız değil; aynı kazanın bir daha yaşanmaması için kazadan önce ne yaptığımızdır.</strong></p>



<p><strong>Tanrı denizde olan herkesi korusun.</strong></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin NİZAM;    Yedi Yüz Yıldır İnsanları Çağıran Köy: Abdal Musa Sultan’ın İzinde</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/05/selahattin-nizam-yedi-yuz-yildir-insanlari-cagiran-koy-abdal-musa-sultanin-izinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin NİZAM]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185807</guid>

					<description><![CDATA[Bazı köyler vardır; haritada küçük bir nokta gibi görünür ama taşıdığı anlam, sınırlarını çoktan aşmıştır. Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı Tekke Köyü de onlardan biri. Torosların çevrelediği Elmalı Ovası’nda ilerlerken yolun bir yerinde şehir geride kalıyor. Tarım arazileri, dağların eteklerine yaslanan küçük yerleşimler ve ovanın dinginliği yolculuğun ritmini yavaşlatıyor. Tekke Köyü’ne ulaştığınızda sizi gösterişli yapılar ya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bazı köyler vardır; haritada küçük bir nokta gibi görünür ama taşıdığı anlam, sınırlarını çoktan aşmıştır.</p>



<p>Antalya’nın Elmalı ilçesine bağlı <strong>Tekke Köyü</strong> de onlardan biri.</p>



<p>Torosların çevrelediği <strong>Elmalı Ovası’nda</strong> ilerlerken yolun bir yerinde şehir geride kalıyor. Tarım arazileri, dağların eteklerine yaslanan küçük yerleşimler ve ovanın dinginliği yolculuğun ritmini yavaşlatıyor.</p>



<p>Tekke Köyü’ne ulaştığınızda sizi gösterişli yapılar ya da turistik bir merkez karşılamıyor. İlk bakışta sakin bir Anadolu köyündesiniz.</p>



<p>Ama yolları hiç boş kalmayan bir köy bu.</p>



<p>Çünkü yaklaşık yedi yüzyıldır adı <strong>Pir Abdal Musa</strong> <strong>Sultan</strong> ile birlikte anılıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="432" data-id="185811" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101772.webp" alt="" class="wp-image-185811" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101772.webp 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101772-300x169.webp 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101772-696x392.webp 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101772-747x420.webp 747w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Türkiye’nin dört bir yanından, Balkanlardan ve dünyanın farklı ülkelerinden insanlar bu küçük köye geliyor. Kimi niyaz etmek, kimi geçmişinin izlerini aramak, kimi <strong>Alevi-Bektaşi</strong> inanç ve kültür dünyasının en önemli merkezlerinden birini görmek için…</p>



<p>Benim Tekke Köyü’ne geliş nedenim ise “<strong>Saklı İzler”</strong> için Pir Abdal Musa Sultan’ın izlerini süreceğimiz bir belgesel çekmekti.</p>



<p>Fakat çekimler ilerledikçe gördüm ki burada anlatılması gereken şey bir türbenin tarihinden çok daha büyük.</p>



<p>Çünkü Tekke Köyü’nde tarih, inanç, mimari, sözlü kültür, doğa ve gündelik hayat hâlâ birbirine dokunarak yaşamaya devam ediyor.</p>



<p>Tarihin sisleri arasındaki Pir Abdal Musa Sultan</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın hayatını kesin tarihlerle çizilmiş bir biyografi gibi anlatmak kolay değil.</p>



<p>Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi de onun tarihî şahsiyetinin, menkıbeler ve sonradan oluşan yorumlarla iç içe geçtiğine özellikle dikkat çekiyor.</p>



<p>Genel kabul, <strong>14. yüzyılda </strong>yaşadığı yönünde.</p>



<p>Kökenine ilişkin anlatılarda ise <strong>Horasan ve Hoy</strong> isimleri karşımıza çıkıyor. Elmalı Kaymakamlığının yayımladığı bilgilerde Pir Abdal Musa Sultan, Horasan erenlerinden biri olarak tanımlanıyor; Azerbaycan’ın Hoy şehrinde bir süre yaşadığı ve bu nedenle Hoylu olarak anıldığı aktarılıyor.</p>



<p>Ona atfedilen dizelerdeki:</p>



<p>“<em>Aslımı sorar isen Hoy’danız</em>…”</p>



<p>ifadesi de bu güçlü geleneğin dayanaklarından biri.</p>



<p>Fakat Pir Abdal Musa Sultan’ı yalnızca nereden geldiği sorusuyla anlamak mümkün değil. Asıl dikkat çekici olan, onun 14. yüzyıl Anadolu’sundaki hareketliliğin tam ortasında yer alması.</p>



<p>Osmanlı Beyliği henüz kuruluş yıllarındadır.</p>



<p>Taşköprizâde, Âlî ve Hoca Sâdeddin gibi Osmanlı tarihçileri, Pir Abdal Musa Sultan’ın Orhan Gazi döneminde Bursa’nın fethiyle ilişkili olduğunu ve Geyikli Baba ile yakınlık kurduğunu aktarırlar.</p>



<p>TDV İslâm Ansiklopedisi’nin “Hacı Bektaş-ı Veli” maddesinde ise Pir Abdal Musa Sultan’ın Hacı Bektaş Veli Tekkesi çevresinden yetiştiği, Osmanlı Beyliği topraklarına giderek fetihlere katıldığı ve Hacı Bektaş Veli’ye ilişkin anlatıların gaziler arasında yayılmasında önemli bir rol üstlendiği belirtiliyor.</p>



<p>Bu nedenle Alevi-Bektaşi hafızasında Pir Abdal Musa Sultan yalnızca bir düşünce insanı olarak değil, gerektiğinde savaş meydanında yer alan “alp-eren” kimliğiyle de anılıyor.</p>



<p>Ancak burada tarih ile menkıbeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın hayatına ilişkin kaynaklar arasında kronolojik uyuşmazlıklar var. Bu nedenle Bursa’nın fethine katıldığına ilişkin anlatıları mutlak bir tarihî gerçek olarak değil; erken Osmanlı tarihçiliğinde ve Alevi-Bektaşi geleneğinde güçlü biçimde yer etmiş bir tarihsel hafıza olarak okumak daha doğru.</p>



<p>Onun etkisinin çok daha belirgin olduğu alan ise Hacı Bektaş Veli öğretisinin Anadolu’daki yayılışı.</p>



<p>Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Özel, yaptığımız röportaj sırasında bunu tek bir cümleyle özetledi:</p>



<p>“Hacı Bektaş Veli’nin öğretisini yaygınlaştıran Abdal Musa oldu.”</p>



<p>Bu sözün akademik literatürde de güçlü bir karşılığı bulunuyor.</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan, Alevi-Bektaşi geleneğinde “Pir-i Sani”, yani “İkinci Pir” olarak anılıyor. On iki hizmet postundan on birincisinin “Ayakçı Şah Abdal Musa Sultan Postu” adını taşıması da onun inanç dünyasındaki yerini gösteriyor.</p>



<p>Ve onun yetiştirdiği isimlerden biri, Türk tasavvuf ve Alevi-Bektaşi edebiyatının en önemli şahsiyetlerinden biri:</p>



<p>Kaygusuz Abdal.</p>



<p>Kaygusuz Abdal’ın Pir Abdal Musa Sultan’a bağlanışı ve onun dergâhında yetişmesi, menâkıbnâmelerde ayrıntılı biçimde anlatılıyor.</p>



<p>Böyle bakıldığında Tekke Köyü yalnızca bir ziyaret merkezi değil; düşüncenin, şiirin, eğitimin ve tasavvufi geleneğin de önemli duraklarından biri.</p>



<p>Köyün kalbindeki dergâh</p>



<p>Tekke Köyü’nün tarihi ile dergâhın tarihini birbirinden ayırmak neredeyse imkânsız.</p>



<p>Köyün adını tekkeden alması bile bu ilişkinin ne kadar güçlü olduğunu anlatıyor.</p>



<p>TDV İslâm Ansiklopedisi, Tekke Köyü’nün geçmişte tekkeye vakfedilmiş bir köy olduğunu belirtiyor.</p>



<p>Zaman içerisinde burada yalnızca ibadet edilen bir yapı değil; eğitim, konaklama, üretim ve paylaşım işlevlerinin birlikte yürütüldüğü büyük bir sosyal sistem oluşmuş.</p>



<p>Bugün avluya girdiğinizde bu devasa yapı topluluğunu görmek mümkün değil.</p>



<p>Fakat izleri hâlâ orada.</p>



<p>Kaynaklardan, tekkenin yapılarının arka arkaya sıralanan üç avlu çevresinde toplandığını öğreniyoruz.</p>



<p>İlk iki avluda meydan evi, derviş hücreleri, misafirhane, aşevi, kiler, ekmek evi ve at evi bulunuyordu.</p>



<p>Üçüncü avlu ise türbeye, hazireye ve şifalı olduğuna inanılan su kuyusuna ayrılmıştı.</p>



<p>Bu düzen bize önemli bir şey söylüyor:</p>



<p>Burası yalnızca insanların dua etmeye geldiği bir mekân değildi.</p>



<p>Yaşanan, üretilen, öğrenilen, yemek pişirilen, yolcunun ağırlandığı büyük bir yaşam alanıydı.</p>



<p>Selçuklu geleneğinin izlerini taşıyan türbe</p>



<p>Tekke yapılarının büyük bölümü zaman içinde ortadan kalktı.</p>



<p>Bugüne ulaşan en önemli tarihî yapı, Pir Abdal Musa Sultan Türbesi.</p>



<p>Ve dışarıdan son derece sade görünen bu yapı, dikkatle bakıldığında Anadolu anıt mezar mimarisinin güçlü izlerini taşıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="550" data-id="185816" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-1024x550.jpg" alt="" class="wp-image-185816" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-1024x550.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-1536x826.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-696x374.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-1068x574.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838-781x420.jpg 781w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100838.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>TDV İslâm Ansiklopedisi, türbenin 14. yüzyılın ikinci yarısında, Pir Abdal Musa Sultan’ın hayatının son dönemlerinde ya da hakka yürüyüşünden kısa süre sonra yapılmış olabileceğini belirtiyor.</p>



<p>Tekeoğulları dönemine ait yapı, Selçuklu kümbet geleneğini sürdürüyor.</p>



<p>Ana mekân kare planlı.</p>



<p>İçeride tromplara oturan kubbe, dışarıda sekizgen bir kasnak üzerinde yükseliyor. Kubbenin üzerini ise sekizgen piramit biçiminde bir külah örtüyor.</p>



<p>Bugün kurşunla kaplı olan bu külahın Evliya Çelebi’nin burayı gördüğü dönemde çam tahtalarıyla örtülü olduğunu öğreniyoruz.</p>



<p>Duvarlar düzgün kesme taşlarla ve oldukça özenli bir işçilikle örülmüş. Bir cephede giriş kapısı, diğerlerinde küçük ve basık pencereler bulunuyor.</p>



<p>Girişin iki yanında iki manzum kitabe var.</p>



<p>Bunlardan biri dergâhın Sultan Abdülaziz dönemindeki ihyasını, diğeri ise 1910 yılındaki onarımı anlatıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="550" data-id="185817" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-1024x550.jpg" alt="" class="wp-image-185817" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-1024x550.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-768x412.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-1536x824.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-696x374.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-1068x573.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840-783x420.jpg 783w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100840.jpg 1919w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Türbenin içinde beş sanduka bulunuyor.</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’a, annesine, babasına, kız kardeşine ve ünlü halifesi Kaygusuz Abdal’a ait oldukları kabul edilen bu sandukaların herhangi bir kitabesi bulunmuyor. Dolayısıyla sandukaların kimlikleri yazılı kitabelerden değil, yüzyıllardır devam eden gelenekten geliyor.</p>



<p>Merkezdeki en büyük sanduka Pir Abdal Musa Sultan’a ait.</p>



<p>Çevresini pirinçten yapılmış ajurlu bir şebeke kuşatıyor. Bu şebekenin 1813 yılında yapıldığı biliniyor.</p>



<p>Türbede ayrıca Pir Abdal Musa Sultan’a ait olduğu kabul edilen bir hırka ile tahta kılıç da sergileniyor.</p>



<p>Tahta kılıç, belki de onun hafızadaki “alp-eren” kimliğini en güçlü biçimde sembolleştiren eşyalardan biri.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185818" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185818" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100837.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Evliya Çelebi’nin gördüğü Tekke Köyü</p>



<p>Bugün türbenin çevresine baktığınızda 17. yüzyıldaki dergâhın büyüklüğünü hayal etmek zor.</p>



<p>Burada yardımımıza Evliya Çelebi yetişiyor.</p>



<p>Ünlü seyyah, Tekke Köyü’ne geldiğinde gördüğü yapıyı ayrıntılı biçimde anlatmış.</p>



<p>Onun satırlarından ve Elmalı Kaymakamlığının derlediği bilgilerden öğrendiğimize göre dergâhın mutfağında kırk derviş hizmet ediyordu.</p>



<p>Büyük bir misafirhanenin altındaki ahır yaklaşık iki yüz at alabilecek kapasitedeydi.</p>



<p>Dergâhın bağları, bahçeleri, değirmenleri ve geniş hayvan sürüleri vardı.</p>



<p>Kaymakamlık sayfasında Evliya Çelebi’ye atfen on binden fazla koyundan, bin camuzdan ve çok sayıda deve ile katırdan söz ediliyor.</p>



<p>Bütün bunlar, dergâhın yalnızca bir inanç merkezi değil, bulunduğu bölgede üretimi ve paylaşımı örgütleyen büyük bir ekonomik ve sosyal kurum olduğunu gösteriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-37 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="577" data-id="185819" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-1024x577.jpg" alt="" class="wp-image-185819" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-1024x577.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-1536x865.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841-746x420.jpg 746w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100841.jpg 1918w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Evliya Çelebi’nin aktardığı en çarpıcı ayrıntılardan biri ise mutfakla ilgili.</p>



<p>Dergâhın ocağının hiç sönmediğini ve burada pişen “baba çorbası”nın gelen misafirlere sürekli ikram edildiğini yazıyor.</p>



<p>Aradan yüzyıllar geçti.</p>



<p>Eski yapılar yok oldu.</p>



<p>Ama Tekke Köyü’ndeki yemekhaneye girdiğimde, Evliya Çelebi’nin anlattığı ocağın bugün hâlâ başka bir biçimde yanmaya devam ettiğini gördüm.</p>



<p>Kazanlarda kaynayan yalnızca yemek değil</p>



<p>Yemekhanede sıra sıra büyük kazanlar duruyor.</p>



<p>Ateş yakılıyor.</p>



<p>Kepçeler kazanların içine giriyor.</p>



<p>Birileri yemek hazırlarken bir başkası sofrayla ilgileniyor.</p>



<p>Özellikle her yıl Haziran ayında düzenlenen Pir Abdal Musa Sultan’ı Anma Etkinlikleri sırasında bu hareket dev bir imeceye dönüşüyor.</p>



<p>Dernek Başkanı Mehmet Özel’in verdiği bilgiye göre yaklaşık 30 bin insan birkaç gün içinde Tekke Köyü’nde buluşuyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-38 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185820" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185820" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-1536x829.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100836.jpg 1915w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Küçük bir köyde 30 bin insan…</p>



<p>İlk akla gelen soru şu:</p>



<p>Nerede kalıyorlar?</p>



<p>Cevap yine Tekke Köyü’nün paylaşma kültüründe saklı.</p>



<p>Misafirhaneler doluyor. Evler açılıyor. Bahçelerde ve uygun alanlarda çadırlar kuruluyor. Köy birkaç günlüğüne sınırlarını aşarak büyük bir ortak eve dönüşüyor.</p>



<p>Üstelik ziyaret yalnızca Haziran ayıyla sınırlı değil.</p>



<p>Tekke Köyü yılın 365 günü ziyaretçi kabul ediyor.</p>



<p>Yemekhanedeki “lokma” da yalnızca karın doyurmuyor.</p>



<p>Aynı kazanda pişen ve aynı sofrada paylaşılan yemek, Alevi-Bektaşi kültüründeki eşitlik, dayanışma ve birlikte yaşama düşüncesini somutlaştırıyor.</p>



<p>Belki Evliya Çelebi’nin “hiç sönmeyen ocak” anlatısının bugündeki en güçlü karşılığı da burada.</p>



<p>Ateş aynı ateş olmayabilir.</p>



<p>Kazanlar değişmiş olabilir.</p>



<p>Ama paylaşma fikri yaşamaya devam ediyor.</p>



<p>Büyük kırılma: 1826</p>



<p>Böylesine güçlü bir dergâhın bugüne neden yalnızca birkaç yapıyla ulaşabildiğini anlamak için 19. yüzyıla bakmak gerekiyor.</p>



<p>1826 yılında II. Mahmud Yeniçeri Ocağı’nı kaldırdı.</p>



<p>Bu kararın ardından Alevi-Bektaşi tarihinin önemli kırılmalarından biri yaşandı; Bektaşi tekkeleri kapatıldı ve mallarına el konuldu.</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan Dergâhı da bu süreçten ağır biçimde etkilendi.</p>



<p>TDV İslâm Ansiklopedisi tekkenin 1826’da kapatıldığını belirtiyor. Elmalı Kaymakamlığının aktardığı kayıtlarda ise 1829 yılında görevlilerin dergâhtaki eşyaları ve çok sayıdaki hayvanı sattığı, kayıtları İstanbul’a gönderdiği anlatılıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-39 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="548" data-id="185821" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-1024x548.jpg" alt="" class="wp-image-185821" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-1024x548.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-768x411.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-1536x822.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-696x373.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-1068x572.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842-785x420.jpg 785w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100842.jpg 1874w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Dergâh 1874 yılında Sultan Abdülaziz döneminde yeniden ihya edildi; daha sonra II. Abdülhamid döneminde ve 1910 yılında yeniden onarım gördü.</p>



<p>1968’e gelindiğinde ayakta kalan ana yapı türbeydi.</p>



<p>Vakıflar Genel Müdürlüğünün restorasyonunun ardından yeniden ziyarete açıldı.</p>



<p>Bugünkü sessiz yapının arkasında böylesine hareketli, zengin ve zaman zaman sert kırılmalara uğramış bir geçmiş bulunuyor.</p>



<p>Tekke Köyü’nün diğer durakları</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan Türbesi köyün merkezi olsa da Tekke Köyü’nün manevi coğrafyası burada bitmiyor.</p>



<p>Baltası Gedik…</p>



<p>Kafi Baba…</p>



<p>Budala Sultan…</p>



<p>Köyün farklı noktalarındaki bu üç türbe de yüzyıllardır ziyaret ediliyor.</p>



<p>Haklarında anlatılanların önemli bölümü sözlü kültüre dayanıyor. Dolayısıyla menkıbeleri tarihî belge gibi değerlendirmek doğru olmaz.</p>



<p>Ama zaten onların kültürel değeri de burada.</p>



<p>Bir toplumun değer verdiği insanları nasıl hatırladığını, onların isimlerini mekâna nasıl kazıdığını gösteriyorlar.</p>



<p>Tekke Köyü’nde yürürken yalnızca yapılardan yapılara geçmiyorsunuz.</p>



<p>Bir hafıza haritasının üzerinde ilerliyorsunuz.</p>



<p>Bir ağacın dallarına bağlanan dilekler</p>



<p>Bu haritanın duraklarından biri de köydeki dilek ağacı.</p>



<p>Dallarında binlerce bez parçası…</p>



<p>Her birinin ardında başka bir insan hikâyesi var.</p>



<p>Sağlık isteyen de olmuş, kavuşmayı bekleyen de…</p>



<p>Çocuğu için dua eden de, adını yalnızca kendisinin bildiği bir sıkıntıyı ağacın dalına bırakan da…</p>



<p>Bez bağlama geleneği Anadolu’nun pek çok bölgesinde karşımıza çıkıyor.</p>



<p>Burada önemli olan, ağacın gerçekten dilek gerçekleştirip gerçekleştirmediğini tartışmak değil.</p>



<p>Asıl dikkat çekici olan, insanın umudunu somutlaştırma ihtiyacı.</p>



<p>Söylenen söz rüzgâra karışıyor.</p>



<p>Ama bağlanan bez orada kalıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-40 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185822" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185822" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100844.jpg 1919w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Dağların arasında sessiz bir ayna: <strong>Yeşilgöl</strong></p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın çevresinde oluşan anlatılar Tekke Köyü’nün sınırlarında sona ermiyor.</p>



<p>Akdağlar’a doğru ilerlediğinizde bu kez karşınıza Yeşilgöl ve Uçarsu çıkıyor.</p>



<p>Yüksek dağların arasında saklanan Yeşilgöl, ilk bakışta Uçarsu’nun tam karşıtı.</p>



<p>Biri sessiz.</p>



<p>Diğeri gürültülü.</p>



<p>Birinde neredeyse hareketsiz bir ayna gibi uzanırken diğerinde kayaların arasından çıkan su aşağıya doğru büyük bir enerjiyle düşüyor.</p>



<p>Fakat görünmeyen yerde ikisini de aynı coğrafyanın karstik yapısı şekillendiriyor.</p>



<p><strong>Akdağlar’ın</strong> kireçtaşları çatlaklı ve geçirgen.</p>



<p>Yağmur ve eriyen kar suları bu çatlaklardan yeraltına sızıyor; dağın içindeki doğal su sistemlerini besliyor.</p>



<p>Ve bahar geldiğinde <strong>Uçarsu</strong> yeniden uyanıyor.</p>



<p>Hıdırellez yaklaşırken uyanan Uçarsu</p>



<p>Uçarsu’ya yaklaştığınızda önce görüntüsünü değil, sesini fark ediyorsunuz.</p>



<p>Kaynağından çıktıktan kısa süre sonra kayalardan dökülen su, beyaz köpükler halinde aşağıya iniyor.</p>



<p>Fakat <strong>Uçarsu’nun</strong> asıl ilginç tarafı mevsimsel davranışı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-41 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="550" data-id="185823" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-1024x550.jpg" alt="" class="wp-image-185823" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-1024x550.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-768x412.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-1536x825.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-696x374.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-1068x574.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845-782x420.jpg 782w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100845.jpg 1916w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Elmalı coğrafyası üzerine yapılan çalışmalara göre kışın yağışların yüksek kesimlerde kar şeklinde düşmesiyle kaynak yeterince beslenemiyor ve akış kesiliyor.</p>



<p>İlkbaharda sıcaklık yükselip Akdağlar’daki karlar erimeye başladığında ise yeraltı suyu yeniden yükseliyor.</p>



<p>Uçarsu bir anda güçlü biçimde akmaya başlayabiliyor.</p>



<p>Yörede bu olaya “Uçarsu’nun patlaması” deniliyor.</p>



<p>Bu dönem çoğunlukla mayıs başlarına, yani Hıdırellez günlerine denk geliyor.</p>



<p>Yaz boyunca akan kaynak, sonbaharla birlikte zayıflıyor; kışa girilirken yeniden kesiliyor.</p>



<p>Buraya kadar olan bölüm doğrudan coğrafyanın anlattığı gerçek.</p>



<p>Sonrası ise halk hafızasının dili.</p>



<p>Elmalı Belediyesi tarafından da aktarılan yöresel anlatıya göre su yazın Elmalı Ovası’na, kışın ise Kaş Ovası yönüne akar.</p>



<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:</p>



<p>Bilimsel çalışmalar Uçarsu kaynağının baharla birlikte yeniden canlanmasını ve kışın kesilmesini açıklıyor; aynı suyun yeraltında yön değiştirerek kışın Kaş ya da Fethiye tarafında yeniden ortaya çıktığını kanıtlayan bir veriye ise elimizdeki kaynaklarda rastlamıyoruz.</p>



<p>Dolayısıyla “yazın Elmalı’ya, kışın Kaş’a akar” ifadesini bir hidroloji gerçeği olarak değil, bölgedeki güçlü halk anlatısının parçası olarak okumak daha doğru.</p>



<p>Ve o anlatının merkezinde yine Pir Abdal Musa Sultan var.</p>



<p>Rivayete göre susuzluk çeken köylüler ondan yardım ister.</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan suyu çıkarır; karşılığında elde edilecek ürünün bir bölümünün paylaşılacağına dair söz alır.</p>



<p>Bereket gelir.</p>



<p>Fakat verilen söz tutulmaz.</p>



<p>Bunun üzerine suyun düzenine ilişkin bugün hâlâ anlatılan o sitem ortaya çıkar.</p>



<p>Doğanın gerçek döngüsü ile menkıbe burada yan yana duruyor.</p>



<p>Bilim bize karı, kireçtaşını, yeraltı suyunu ve mevsimsel kaynak davranışını anlatıyor.</p>



<p>Menkıbe ise aynı suyu başka bir dile çeviriyor:</p>



<p>Sözünde durmanın, paylaşmanın ve adaletin diline.</p>



<p>Biri suyun <strong>nasıl</strong> aktığını anlatıyor.</p>



<p>Diğeri insanların o akışa <strong>nasıl bir anlam verdiğini</strong>.</p>



<p>Belki Uçarsu’yu bu kadar etkileyici yapan da tam olarak bu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-42 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185824" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185824" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100843.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Peki insanlar neden hâlâ geliyor?</p>



<p>Tekke Köyü’nden ayrılırken aklımda bu soru vardı.</p>



<p>Yaklaşık yedi yüzyıl önce yaşamış bir insanın adı neden bugün hâlâ binlerce kişiyi küçük bir Anadolu köyüne getiriyor?</p>



<p>Cevabı yalnızca tarih kitaplarında aramak eksik kalıyor.</p>



<p>Türbenin önünde bekleyen ziyaretçilere bakmak gerekiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-43 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185828" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185828" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-1536x828.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-1068x576.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847-779x420.jpg 779w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100847.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Yemekhanedeki kazanlara…</p>



<p>Haziran ayında aynı meydanda buluşan on binlerce insana…</p>



<p>Bir köylünün tanımadığı bir ziyaretçiye açtığı kapıya…</p>



<p>Dilek ağacının dalındaki küçük bir bez parçasına…</p>



<p>Ve Akdağlar’ın içinden çıkıp her bahar yeniden akmaya başlayan suya…</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın hayatına dair her sorunun kesin bir cevabı bulunmayabilir.</p>



<p>Tarihî şahsiyetiyle onun çevresinde oluşan menkıbelerin sınırları da her zaman açık değildir.</p>



<p>Fakat bir gerçek tartışılmaz:</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın adı yaklaşık yedi yüzyıldır yaşamaya devam ediyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-44 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="552" data-id="185825" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-1024x552.jpg" alt="" class="wp-image-185825" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-1024x552.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-300x162.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-768x414.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-1536x827.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000100846.jpg 1734w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Üstelik yalnızca bir türbenin içinde değil.</p>



<p>Paylaşılan lokmada…</p>



<p>Edilen niyazda…</p>



<p>Söylenen nefeste…</p>



<p>Anlatılan hikâyede…</p>



<p>Ve insanların birbirine açtığı kapıda.</p>



<p>Belki de Tekke Köyü’nün asıl sırrı burada.</p>



<p>Bazı yerlerde geçmiş, vitrinlerin arkasında korunur.</p>



<p>Tekke Köyü’nde ise hâlâ hayatın içinde yaşar.</p>



<p>Bu yolculuğu görüntülerle izlemek isteyenlere</p>



<p>Pir Abdal Musa Sultan’ın tarihî kişiliğini, Tekke Köyü’nü, türbeyi, lokma geleneğini, köyün diğer ziyaret noktalarını ve Uçarsu’yu görüntüler eşliğinde izlemek için <strong>Saklı İzler YouTube kanalında yayımlanan “Yedi Yüz Yıldır İnsanları Çağıran Köy: Abdal Musa Sultan” belgeseline</strong> aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Yedi Yüz Yıldır İnsanları Çağıran Köy: PİR Abdal Musa Sultan" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/xMELbODuEAY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p><em><strong>Kaynaklar</strong> : Yazının tarihî ve mimari bölümlerinde Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin “Abdal Mûsâ”, “Abdal Mûsâ Tekkesi” ve ilgili maddelerinden; Elmalı Kaymakamlığı ve Elmalı Belediyesinin Pir Abdal Musa Sultan hakkında yayımladığı bilgilerden yararlanılmıştır. Uçarsu’nun doğal döngüsüne ilişkin bölümde Dr. Taner Aydın’ın “Elmalı İlçesinin Coğrafyası” adlı çalışması esas alınmış; yöresel anlatı bilimsel açıklamadan özellikle ayrılmıştır. Ayrıca Tekke Köyü’nde gerçekleştirilen saha gözlemleri ve röportajlardan yararlanılmıştır.</em></p>



<p>Selahattin <strong>NİZAM</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK;     Hayat Aşırı İroniktir</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/09/05/fusun-altinok-hayat-asiri-ironiktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Arthur Schopenhauer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185796</guid>

					<description><![CDATA[Çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen kirpiler, donmamak için birbirine yaklaşırlar. Onların bu ısınma çabası kedilerinki gibi öyle yumuşak yumuşak olmaz. Ve ne yazık ki bu sırada dikenleri birbirine batar ve acıyla birbirinden uzaklaşırlar. Soğuktan donmak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip gelen kirpiler, ne tamamen ayrı kalabilir, ne de çok yakınlaşabilir. Bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Çok soğuk bir kış gününde bir araya gelen kirpiler, donmamak için birbirine yaklaşırlar. Onların bu ısınma çabası kedilerinki gibi öyle yumuşak yumuşak olmaz. Ve ne yazık ki bu sırada dikenleri birbirine batar ve acıyla birbirinden uzaklaşırlar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-45 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="819" data-id="185797" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-1024x819.png" alt="" class="wp-image-185797" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-1024x819.png 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-300x240.png 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-768x615.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-696x557.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-1068x855.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759-525x420.png 525w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101759.png 1402w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Soğuktan donmak ile batan dikenlerin acısı arasında gidip gelen <strong>kirpiler</strong>, ne tamamen ayrı kalabilir, ne de çok yakınlaşabilir. Bu çelişkidir.<br>Bu gariban hayvancıklar, her iki acıya da katlanabilecekleri &#8220;en uygun mesafeyi&#8221; bulmaya çalışırlar.</p>



<p>İşte bu mücadeleyi ünlü filozof <strong>Schopenhauer</strong>, “Kirpi İkilemi” veya “Kirpi teorisi” olarak adlandırıyor. Neden önemli? Çünkü bu durumun insan ilişkilerine yansıması da bunun tıpkısı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-46 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="358" height="558" data-id="185798" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101690.jpg" alt="" class="wp-image-185798" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101690.jpg 358w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101690-192x300.jpg 192w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101690-269x420.jpg 269w" sizes="(max-width: 358px) 100vw, 358px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanlar da yalnızlıktan kaçmak ve ruhlarındaki boşluğu doldurmak için başkalarıyla yakınlaşmak isterler. Maalesef <strong>insanlardaki kusurlar</strong>, egoizm, kırıcı sözler aynı o dikenler gibi birbirine batmaya başlar.</p>



<p>Hepimiz kirpiyiz gibi bir slogan atacak halimiz yok ama sonuçta herkes sağlıklı bir ilişki ile zarar görmeden yakınlaşmak için ustaca bir izolasyon ve ortalama bir mesafe için uğraş verir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-47 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="873" height="1024" data-id="185799" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-873x1024.png" alt="" class="wp-image-185799" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-873x1024.png 873w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-256x300.png 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-768x901.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-696x816.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696-358x420.png 358w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101696.png 955w" sizes="(max-width: 873px) 100vw, 873px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Dikenler, dikenler.</strong></p>



<p>Arthur Schopenhauer, eskiden beri yer yer sevdiğim, bazen yadırgadığım görüşlere sahip bir düşünür. Örneğin, “Dünyanın özü kötüdür” diyerek kötümserliğin dibine vurmuş bir kere…<br>İnsan hayatı bir tür hata olmalı demiş. Bu düşüncelerini sıkı bir konsantrasyonla oku, git kendini Boğaz Köprüsü’nden at mesela…</p>



<p>Onu cahilce kadın düşmanı olarak damgalayanlar var. Arthur bey de durup dururken kadınlara ters düşmedi herhalde. Kadınlardan gördüğü zararlar arşa çıkmış.</p>



<p>Henüz çocukken annesi tarafından epey hırpalanmış. Annesi Johanna, kocasından oldukça genç, özgürlüğüne düşkün, yazdığı feminizm temalı romanlar ve makalelerle ünlü bir yazar olmuş. Kocası ile kıskançlık, yaşça büyüklük gibi konulardan anlaşamadığı için zavallı adam ruhsal rahatsızlıklar yaşamış, Johanna ise kocasıyla uğraşmak yerine kısa yoldan onu hizmetçiye teslim etmiş. Üstüne üstlük eşi hastayken evde partiler verip vur patlasın, çal oynasın hayatına devam edince adam dayanamayıp intihar etmiş. Bu yüzden anne oğulun arası hiç düzelmemiş.</p>



<p>Arthur, 19 yaşındayken kendisinden 11 yaş daha büyük olan Karoline Jagemann ile yaşadığı cinsel aşkın sonucunda ruhsal anlamda bozulmuş, bunalımlara girmiş. Diğer kadınlar tarafından da hep reddedilmeyi yaşaması, kadınlarla ilgili para, adalet gibi konularda inanılmaz ters fikirleri savunmasına neden olmuş. Daha fazla saymayayım, sonuçta kadınların sadece insan soyunun üremesine yarayan ikinci sınıf varlıklar olduğunu söyler ve kişisel olarak nefretimi boca etmeme yol açar.</p>



<p>Ayrıca Schopenhauer’in bazı <strong>psişik</strong> sorunları vardı muhtemelen. Berberde tıraş olurken boğazını keseceğini düşündüğü için çok korkarmış örneğin. Geceleri yastığının altında dolu bir silah bulundururmuş. Kanlıların mı var? Bu korku niye?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-48 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="815" height="1024" data-id="185800" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-815x1024.png" alt="" class="wp-image-185800" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-815x1024.png 815w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-239x300.png 239w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-768x965.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-696x874.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697-334x420.png 334w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101697.png 917w" sizes="(max-width: 815px) 100vw, 815px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Çıkar ilişkileri.</strong></p>



<p>Yemek bittiği zaman masada kalan tabaklara ‘kirli’ denilir. Yani tabak, yemeği taşıdığı sürece takdir edilir,<br>insanlar da başkalarına, kendilerine sağladıkları fayda ölçüsünde değer verirler. İlişkiler gerçek şefkat yerine fayda üzerine kurulduğunda, minnettarlığın ne kadar kısa ömürlü olabileceğini gösterir. Sessiz trajedi…</p>



<p>Şu kadar önemli bir filozoftan şunu duymak iyi geliyor;<br>Okuma eylemi, zihnin pasifleşerek başka birinin düşünce kulvarına girmesidir…<br>Endişelerimizin ve kaygılarımızın yarısı başkalarının bizim hakkımızda düşündüklerinden kaynaklanır… bu dikeni tenimizden çıkarmalıyız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-49 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="335" height="597" data-id="185801" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101678.jpg" alt="" class="wp-image-185801" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101678.jpg 335w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101678-168x300.jpg 168w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/09/1000101678-236x420.jpg 236w" sizes="(max-width: 335px) 100vw, 335px" /></figure>
</figure>



<p>Sonuçta herkes birbirinin zihninde figüran ve hayat aşırı ironik. Herkes birbirinin ne düşündüğünü düşünürken, kimse kendi hayatını yaşayamıyor.</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
