<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sun, 01 Nov 2026 15:04:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.11</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Buzdağının ardındaki gerçek</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ismet-hergunsen-buzdaginin-ardindaki-gercek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187865</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&#160; Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir. İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&#160; Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir.</p>



<p>İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&nbsp;</p>



<p>Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine aykırı görülen giyim unsurlarına getirilen düzenlemeler tartışmalara yol açtı.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’den de kimi çevrelerden gelen tepkilere Azerbaycan iktidar partisinin iç işlerine müdahale eleştirisiyle karşılık vermesi, meseleyi diplomasi alanına taşımıştır.</p>



<p>Azerbaycan’ın bu noktada kaygısı İran’dan sonra Türkiye’den gelen bazı din özellikli kuruluşları ideolojik bir sızma olarak görmesidir.</p>



<p>Hatırlanmalıdır ki; Türkiye’de laiklik ilkesi, 5 Şubat 1937’de 1924 Anayasası’nın 2. maddesine eklenmiş; 1961 ve 1982 anayasalarında da Cumhuriyetin temel nitelikleri arasındaki yerini korumuştur.</p>



<p>Bununla birlikte laikliğin uygulanma biçimi, her ülkenin kendi anayasal düzeni ve toplumsal koşulları içinde değerlendirilmelidir.&nbsp;</p>



<p>İkinci sorun, Azerbaycan’ın İsrail ile olan ilişkileridir.</p>



<p>Bakü’den Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sevkiyatı yapıldığı iddiaları, Gazze sonrasında Türkiye’de yükselen hassasiyetlerle birleşerek kamuoyunda eleştirilere neden olmuştur.</p>



<p>Bu konu ilişkilerin mayınlı alanıdır. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, Türkiye&#8217;nin Filistin konusunda yeni bir diplomatik yaklaşım arayışına ihtiyaç olduğunu düşündürüyor.</p>



<p>Üçüncü ve daha yapısal sorun, iki ülkenin uluslararası ilişkilerde farklı yerde durduğu gerçeğidir.</p>



<p>2020 öncesinde Azerbaycan’da Türkiye’ye duyulan güvenlik bağımlılığı belirgindi. Karabağ zaferinden sonra ise Bakü’de kendi kararlarını bağımsız biçimde alma iradesi daha görünür hale geldi</p>



<p>Bakü, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını önceleyen bir ortaklık isterken Ankara, bunlara ek olarak siyasi, dini ve kültürel değerlerde de ortaklık bekliyor.</p>



<p>Beklenti farklılıkları KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) meselesinde de görülmektedir.</p>



<p>Azerbaycan, Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde KKTC’yi desteklemekte, ancak Avrupa Birliği ilişkileri nedeniyle tanımamaktadır.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’nin ise bu konuda yeterli desteği görmediği bir gerçektir.</p>



<p>Bölgesel güçlerin çıkarları da ilişkilerin geleceğini etkilemektedir.</p>



<p>Rusya, ABD ve İran’ın bölgesel çıkarları da kırılganlığı artırmaktadır.</p>



<p>Moskova’nın, Türkiye-Azerbaycan yakınlaşmasının zayıflamasından yarar sağlamaya çalışabileceği göz ardı edilmemelidir.</p>



<p>Vashington enerji güzergahlarının güvenliğini ve Güney Kafkasya’da barışı desteklerken, İran’ın Zengezur güzergahı ve Azerbaycan-İsrail ilişkileri konusundaki kaygıları da bölgesel rekabetin önemli unsurları arasındadır.</p>



<p>Son dönemde yaşanan diplomatik gelişmeler, ilişkilerdeki kırılganlığı açıkça ortaya koymuştur.</p>



<p>Her iki ülke liderlerinin temasları ve sonrasında danışmanın görevden ayrılması, gerilimin yatıştırılmasına yönelik adımlar olarak görülmüştü.</p>



<p>Ancak, Türk Dünyası Liderler Zirvesine Azerbaycan Lideri’nin katılmayışı ve BM genel Sekreterliği’ne Türkiye adayının yerine BAE adayının desteklenmesi, köprünün altından daha çok sular akacağını göstermektedir.</p>



<p>Sonuç olarak, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri kopmaktan çok dönüşüm geçirmektedir. Geleneksel abi-kardeş anlayışından, iki egemen devletin karşılıklı çıkarlarını müzakere ettiği bir ortaklığa geçiş yaşanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Bu dönüşümün kalıcı başarıya ulaşması, sembolik görüntülerden ziyade güçlü kurumlara, açık iletişime ve karşılıklı saygıya bağlıdır.</p>



<p>Kalıcı çözüm için kurumsal adımların atılması artık bir zorunluluktur.&nbsp;</p>



<p>Son sözse; Her iki ülkenin geleceğini, buzdağının büyüklüğü değil, bu engelleri birlikte aşabilme iradeleri belirleyecektir. Kısacası, devlet aklı galebe gelmelidir.</p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; İSTANBUL’A  “MEGA” ELBİSESiNİ KİMLER GİYDİRDİ? </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/cengiz-erdil-istanbula-mega-elbisesini-kimler-giydirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187798</guid>

					<description><![CDATA[“Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz” Cemal Süreya böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış.  Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘MEGA’ elbisesi var.  Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi Kadıköy’ün kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik!  İstanbul’da gözler kör oldu, kentin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong><em>Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz”</em></strong></p>



<p><strong>Cemal Süreya</strong> böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış. </p>



<p>Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘<strong>MEGA</strong>’ elbisesi var. </p>



<p>Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi <strong>Kadıköy’ün</strong> kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik! </p>



<p>İstanbul’da gözler kör oldu, kentin <strong>betona</strong> gömüldüğünü, taşıyamacağı  kadar insanı bırak güvertesini; filikalarını bile doldurduğunu göremediler.</p>



<p>Az sayıda da olsa görenlere etmedik hakaretlerini bırakmadılar. Kent ve kalkınma düşmanı ilan ettiler.</p>



<p>Denizi doldurdular, <strong>trafiği</strong> cehenneme çevirdiler,  İstanbul dünyada metronun ilk açıldığı kenti (Beyoğlu <strong>Tünel</strong>)…  130 yıl yeraltını düşünmediler bile…O küçük tünel bile yıllarca İstanbul ulaşımında kılcal damarı oldu. Dünya kentleri  yeraltı demiryolu hatlarıyla sarıldıktan sonra  yedi tepeli kenttin anca aklı başına geldi.</p>



<p>Hatırlıyorum; betoncular ve destekçileri, “elin insanı Tokyo’nun, Paris ve New York’un büyüklüğünden şikayetçi değil, İstanbul’da elbette <strong>büyüyecek</strong>” diyorlardı. Oysa, bilimden yana olanların dediği ulaşımı yeraltına inmiş, planlı, parklarla dolu bir kentti.</p>



<p>Anlamadılar… Artık İstanbul’un son durağında Megakent yazılı tabela var…&nbsp; Peki nereden çıktı bu &#8220;Mega Masalı&#8221;…</p>



<p>Megakent kavramı, 1970&#8217;li yıllarda ortaya çıktı. Nüfusu 10 milyonu aşan devasa kent alanlarını tanımlamak için  kullanıldı. Bizde ‘büyük kırılma’ sayılan <strong>12 Eylül</strong>’den sonra <strong>Kapitalizmin</strong> çok serbest olanına(!) en yakışan kent olarak İstanbul seçilmişti.</p>



<p>Zarif minareli, kubbeli camiler kentinin muhafazarkarları ve liberal kişilikler; küresel <strong>finans</strong> <strong>merkezi</strong> lafı ortaya attılar, hala bu illüzyonun çevresinde dönülüyor.</p>



<p>“<strong>Dünya Kenti</strong>” uydurması bir gurur payesi gibi pazarlandı. Kentin plansız büyümesi, nüfus patlaması ve denetimsiz göçü; bir kentsel felaket uyarısı olarak görülmek yerine &#8220;Büyüyoruz, megakent oluyoruz!&#8221; masalıyla ambalajlandı.</p>



<p>İstanbul’un Mega Olmaya İhtiyacı Var mıydı?</p>



<p>İstanbul kurulduğu zamandan beri zaten kalabalık bir yerleşim yeriydi. İki denize hakimiyeti, iki kıtanın durağı olması tarihin her döneminde İstanbul’u önemli kıldı. Göç aldı, ancak yeni zamanda yaşananlar ‘ bu kadarı da fazla’ dedirtiyor.</p>



<p>Orman ve koruların yok edilerek betona boğulması, su havzalarında yapılaşma &#8220;Mega&#8221; olmanın dikişleri olurken, İstanbul&#8217;a&nbsp; trafik çilesi, çarpık yapılaşma, kuraklık ve her yağmurda felakete dönüşen su baskınları olarak damga vurdu.</p>



<p>Elbette <strong>deprem</strong> Gerçeği… Fay hattının yanı başındaki bir kentin yatay ve güvenli büyüme yerine, &#8220;mega projeler&#8221; ve gökdelenlerle dikey/kontrolsüz büyümesi ranttan öte hırsızlıktı, İstanbul’un etinden sütünden birşeyler koparmaktı.</p>



<p>İşte böyle….</p>



<p>Kenti saran beton kuleler ve  <strong>AVM’ler</strong> yapıldıkça alkış tutuldu ama kimse kentin ciğerleri olan ormanlarını, korularını, derelerini sormadı.  Nüfusu milyonları aştıkça övündüler; oysa kalabalık arttıkça musluklardan akan su azaldı, yağan her yağmur dere yataklarının betona boğulması yüzünden felakete dönüştü. İstanbul’un uykusunu kaçıran fay hatları da cabası. Bir de tüm bunların sosu olacak, nüfusu bir misli daha arttıracak Kanal İstanbul… Daha ne diyelim yahu..</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK; Başkasını Suçlamak</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/31/fusun-altinok-baskasini-suclamak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187776</guid>

					<description><![CDATA[Bizim insanımızın bir huyu var ki, küçük çocukluktan başlar ve ömür boyu sürer; O da başkasını suçlamak. Hatta çocukluğu bırakalım, bebeklikte başlar. Bacaksız çişini tutamaz, “Bir kedi geldi, yaptı” olur. Bıyık altından gülünür. Hınzır büyür yetişkin olur, en tepelerde mevki edinir, başarısız olunca “Dış güçler yaptı” der. Aaaa… ne kadar tanıdık değil mi?Fakat artık kerli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bizim insanımızın bir huyu var ki, küçük çocukluktan başlar ve ömür boyu sürer; O da başkasını suçlamak. Hatta çocukluğu bırakalım, bebeklikte başlar. Bacaksız çişini tutamaz, “Bir kedi geldi, yaptı” olur. Bıyık altından gülünür. Hınzır büyür yetişkin olur, en tepelerde mevki edinir, başarısız olunca “Dış güçler yaptı” der.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="447" height="447" data-id="187777" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115330.jpg" alt="" class="wp-image-187777" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115330.jpg 447w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115330-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115330-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115330-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 447px) 100vw, 447px" /></figure>
</figure>



<p>Aaaa… ne kadar tanıdık değil mi?<br>Fakat artık kerli ferli adam olmuş birisinin “Filanca partililer yapıyor, dış güçler kışkırtıyor” gerekçeleri pek güldürmez.</p>



<p>Önceleri olayı ciddiye almaz büyükler. Çocuk bir vazo kırmış, kardeşinin üstüne atmış ne olur ki? Parmak sallayıp biraz sert çıkılır, geçiştirilir. Her seferinde de ucundan bayrağı düşmüş direk gibi parmak sallanmaz ya, biraz söylenilir ve yine konu kapatılır. Çocuk sorunun halledildiğini düşünür.</p>



<p>Çocuk büyürken bir tarz edinmiştir, suçu üstlenmemek. Yaş ilerledikçe mekanizma sistemine tamamen yerleşir ve türevlerini üretmek artık vazgeçilmez bir yöntemdir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="691" height="505" data-id="187778" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115328.jpg" alt="" class="wp-image-187778" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115328.jpg 691w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115328-300x219.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115328-575x420.jpg 575w" sizes="(max-width: 691px) 100vw, 691px" /></figure>
</figure>



<p>Okula başlayan velet, gözlemdedir. Öyle her önüne gelene “Bu yaptı” yöntemi işlemez, dayak, rezillik yaşanabilir. Hedef olarak en zayıf halka seçilir ve suç üzerine yıkılır. Öğretmenin dikkatinden kaçarsa veya olayın üstünde durulmazsa mekanizma kemikleşir.</p>



<p>Neden mekanizma diyoruz? Çünkü artık bu bir savunma mekanizmasıdır. Bu çok önemli.</p>



<p>Çocukluk biter, hormonların kanda halay<br>çektiği ergenlikte suç ortağı sistem olur. Aslında mantık, vicdan haksızlığı, adaletsizliği görür. Çünkü ortada mağdurlar ve kurbanlar vardır. Fakat sistem ortağı olarak dik durmak, mücadele etmek kolay değildir. Onca zorluğa ne gerek vardır. O da mağdurların arasına karışır. Kendisini sorgulamak psikolojisini bozacaktır. Kolay olan güvenlidir, korunaklıdır.</p>



<p>Peki kurban bulmak bu kadar kolay mıdır? Kolaydır. Çünkü suçlu bellidir. Kendisidir. Aynaya bakmak zordur. Korkuludur.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="699" height="439" data-id="187779" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115332.jpg" alt="" class="wp-image-187779" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115332.jpg 699w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115332-300x188.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115332-696x437.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115332-669x420.jpg 669w" sizes="(max-width: 699px) 100vw, 699px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Dış Güçler.</strong></p>



<p>Bu “Dış güçler” gerekçesi bizim memlekette çok tutuldu ve sonuçta devlet politikası haline geldi. Bürokratların ağızlarına sakız oldu. Bir de her Allah’ın günü kameralara konuşanların kadrolu danışmanları var ki, evlere şenlik… adamın zaten ne donanımı var, hangi olaya yetişip kılıf bulsun? Her gün her olayda prompter için döküman oluşturmaktan gına gelmiş… Yeşilçam’ın zengin kız fakir oğlan senaryoları gibi bazı cümlelere takla attırılıp klişe açıklamalar üretmekte.</p>



<p>Nerede hesabı karışık bir olay çıksa sorumlusu dış güçler… üst düzey bürokratlardan kahvedeki arkadaşlara, köşedeki simitçiye kadar herkes bu hedefi biliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="635" data-id="187780" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333.jpg" alt="" class="wp-image-187780" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333-300x186.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333-768x476.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333-356x220.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333-696x432.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115333-677x420.jpg 677w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Geçen yılki maydanoz fiyatı iki misline çıkıyor, dolar iki katına çıktı diyor pazarcı. Lafı uzatsanız dolardaki yükseliş Tokyo borsasına kadar gidecek. Bizim para değer kaybetmiştir desen Diriliş Ertuğrul’un kılıcı olsa “hamle et ya kâfir” deyip üstüne gelecek. Haçlı ordusu neferi gibi kös kös yürüyüp gitmek lazım. Bizim paramızın da değerini düşürenler dış güçler zaten.</p>



<p>Bu sorumlu tutma olayı o kadar yerleşmiş ki, İngilizler kilo alınca “elbiseden taştım” diyorlar. Elâlem, kendisiyle ilgili bir şey söylüyor.<br>Bizim ahali ne diyor? Türküsü bile var; Aman terzi elin kırılsın / yavrum dar geliyor düğmeler”<br>Pantolonum dar geldi, ceketim kapanmıyor. Pantolonun, ceketin durduk yerde daralmadı, bütün kış sen homini gırtlak yedin. Kantara çık ve bak arkadaş…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="446" height="595" data-id="187781" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115327.jpg" alt="" class="wp-image-187781" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115327.jpg 446w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115327-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115327-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 446px) 100vw, 446px" /></figure>
</figure>



<p>Başkasını suçlamak beyni ve ruhu rahatlatıyor.<br>İşin en kötü yanına gelirsek… Başkalarını suçlamaya devam edersen, bu infazlar mitokondriyal dna’na işlenecek ve gelecek nesillerine kadar aktarılacak. Bunun kararı vicdani. Sana kalmış…</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY;        Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/30/derya-ulusoy-atesi-caldik-peki-bedelini-kim-odeyecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187724</guid>

					<description><![CDATA[Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek? Celeste Dupuy-Spencer&#8217;ın Denize Doğru Savrulan Kayanın Şekli adlı tablosunda dünya yanıyor. Ama herkesin derdi dünyayı kurtarmak değil. Nisan 2026&#8217;da 46 yaşında hayatını kaybeden Amerikalı ressam Dupuy-Spencer, resimlerinde sınıf eşitsizliklerini, siyasi çatışmaları ve güç ilişkilerini ele alıyordu. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren Yaratıcının Gözlerinde Yanmak sergisi, New York&#8217;taki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?</em></strong></p>



<p>Celeste Dupuy-Spencer&#8217;ın <em>Denize Doğru Savrulan Kayanın Şekli</em> adlı tablosunda dünya yanıyor. Ama herkesin derdi dünyayı kurtarmak değil.</p>



<p>Nisan 2026&#8217;da 46 yaşında hayatını kaybeden Amerikalı ressam <strong>Dupuy-Spencer</strong>, resimlerinde sınıf eşitsizliklerini, siyasi çatışmaları ve güç ilişkilerini ele alıyordu. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren <em>Yaratıcının Gözlerinde Yanmak</em> sergisi, New York&#8217;taki Jeffrey Deitch galerisinde 31 Ekim 2026&#8217;ya kadar görülebilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="187729" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187729" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Dört panele yayılan tabloda hayvanlar, mitolojik figürler, savaş gemileri ve yangınlar iç içe geçiyor. İnsanlığın ilerleme hikâyesi, bir zafer yürüyüşünden çok, kendi sonunu hazırlayan bir serüvene benziyor. Dünya alevler içindeyken bazıları altın kaplama sığınaklarına çekilip kendilerini kurtarmaya hazırlanıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="994" height="684" data-id="187730" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924.jpg" alt="" class="wp-image-187730" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924.jpg 994w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-300x206.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-768x528.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-696x479.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-610x420.jpg 610w" sizes="(max-width: 994px) 100vw, 994px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>New York City&#8217;deki Rockefeller Center plazasında yer alan Prometheus Heykeli ve Çeşmesi</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>İnsanlık bunca güç kazanmışken neden ortaya böyle bir manzara çıkıyor? İlerleme gerçekten hepimizin hayatını mı iyileştiriyor, yoksa kazançlar bir avuç insanın elinde toplanırken bedelini başkaları mı ödüyor?</p>



<p>Bu sorular aslında yeni değil. Binlerce yıl önce anlatılan Prometheus miti de aynı ikilemi anlatır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="187726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-187726" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931.jpg 1386w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tanrıların Ateşi, İnsanlığın Gücü</strong></h2>



<p>Yunan mitolojisinde bir Titan olan <strong>Prometheus</strong>, ateşi tanrılardan çalıp insanlara verir. Ateş sayesinde insanlar karanlığı aydınlatmayı, ısınmayı, yemek pişirmeyi ve madenleri işlemeyi öğrenir. İnsanlığın önünde yepyeni imkânlar açılır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="602" data-id="187731" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1024x602.jpg" alt="" class="wp-image-187731" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1024x602.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-300x176.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-768x452.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-696x409.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1068x628.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-714x420.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921.jpg 1360w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ama bu armağanın bir bedeli vardır. <strong>Zeus</strong>, tanrıların gücünü insanlarla paylaştığı için Prometheus&#8217;u bir kayaya zincirler. Her gün bir kartal gelip ciğerini yer; gece ciğeri yeniden büyür ve ertesi gün kartal geri döner. Prometheus&#8217;un cezası hiç bitmez.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="653" data-id="187732" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922.jpg" alt="" class="wp-image-187732" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922.jpg 900w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-300x218.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-768x557.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-324x235.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-696x505.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-579x420.jpg 579w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Heykeltıraş Paul Manship tarafından yaldızlı bronzdan yapılan Prometheus Heykeli</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>Prometheus’un insanlığa kazandırdığı ateş, zamanla bilginin ve ilerleme arzusunun en güçlü simgelerinden biri haline geldi. Bu simgenin en bilinen örneği New York&#8217;ta, Rockefeller Center&#8217;da bulunuyor. Heykeltıraş <strong>Paul Manship&#8217;in</strong> 1934&#8217;te yaptığı altın renkli Prometheus heykeli, elinde ateşten bir küreyle hâlâ orada duruyor. Heykelin arkasındaki yazıtta şu sözler yer alıyor: &#8220;Her sanatın öğretmeni Prometheus, ölümlülere büyük işler başarmanın yolunu açan ateşi getirdi.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="740" height="414" data-id="187733" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920.jpg" alt="" class="wp-image-187733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920.jpg 740w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920-696x389.jpg 696w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Jeff Bezos ve endüstriyel yapay zeka odaklı gizli girişimi Project Prometheus</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>Bugün <strong>Jeff Bezos&#8217;un</strong> yapay zekâ girişimi de <em>Project Prometheus</em> adını taşıyor. Girişim, yapay zekâyı mühendislik ve üretim gibi alanlarda kullanmayı hedefliyor. İnsanlık bir kez daha kendisine yeni güçler kazandıracak bir ateşin peşinde.</p>



<p>Peki, bu gücü elde etmekle onu kontrol edebilmek aynı şey mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yapay Zekâ Ne Zaman Duracağını Bilecek mi?</strong></h2>



<p>Yapay zekâ yeni ilaçlar geliştirebilir, hastalıkları erken teşhis edebilir, günler süren işleri dakikalar içinde bitirebilir. Ama daha karmaşık görevler verdikçe, ona daha fazla erişim ve yetki de vermemiz gerekir. Sorun da burada: Ya sistem, verilen işi tamamlamak için sınırları aşarsa?</p>



<p><em>Axios</em>&#8216;un 25 Ekim 2026 tarihli haberine göre, <strong>Claude</strong> adlı yapay zekâ, Georgia eyaletindeki  oy sayılarına ulaşmak için insanlardan talimat almadan bir dijital erişim anahtarı talep etti ve kullandı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="818" height="1024" data-id="187734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-818x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-818x1024.jpg 818w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-768x961.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-696x871.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-1068x1337.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918.jpg 1121w" sizes="(max-width: 818px) 100vw, 818px" /></figure>
</figure>



<p>Anthropic, Claude&#8217;un seçmen kayıtlarına erişmediğini ve hiçbir oy bilgisini değiştirmediğini açıkladı. Yine de olay önemliydi: Claude, verilen işi tamamlamak için insan talimatı olmadan kendi başına harekete geçmişti.</p>



<p>Yapay zekânın özerkliği dediğimiz şey tam da bu: Bir görevi yerine getirirken sonraki adımlarını kendi başına belirleyebilmesi. Yapay zekânın bir gün insanlığı yok edebileceği uyarıları da bu ihtimalle ilgili: Sistemler güçlendikçe insan denetiminden çıkabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kanatlarımız Hâlâ Balmumundan</strong></h2>



<p>Antik Yunan’da insanın gücüne kapılıp sınırlarını unutmasına hubris denirdi. <strong>İkarus’un</strong> hikâyesi bunun en bilinen örneklerinden biri.</p>



<p>Babası Daidalos, tüyleri balmumuyla birleştirerek ona kanatlar yapmış ve uçarken Güneş&#8217;e fazla yaklaşmaması için oğlunu uyarmıştı. Ama İkarus uyarıyı dinlemedi; yükseldikçe yükseldi. Güneş&#8217;in sıcaklığı balmumunu eritti, kanatları dağıldı ve İkarus denize düştü.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="611" height="800" data-id="187737" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226.jpg" alt="" class="wp-image-187737" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226.jpg 611w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226-229x300.jpg 229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226-321x420.jpg 321w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></figure>
</figure>



<p>Prometheus insanlara ateşi verdi; İkarus ise uçmanın verdiği özgüvenle sınırlarını unuttu. Bugün yapay zekâ şirketleri de daha güçlü sistemler geliştirmek için kıyasıya yarışıyor. Ancak bir gücü elde etmek, onu kontrol edebilmek anlamına gelmiyor.</p>



<p>Ateş insanlığa yemek pişirmeyi, ısınmayı ve maden işlemeyi öğretti. Ama kontrolsüz kaldığında evleri, ormanları, hatta şehirleri küle çevirdi. Yapay zekâ da yeni imkânlar sunarken ciddi riskler yaratabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="604" data-id="187738" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1024x604.jpg" alt="" class="wp-image-187738" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1024x604.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-300x177.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-768x453.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-696x410.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1068x630.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-712x420.jpg 712w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919.jpg 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Amerikalı figüratif ressam Celeste Dupuy-Spencer</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Dupuy-Spencer&#8217;ın</strong> tablosunda dünya yanarken bazıları kendilerini korumak için altın kaplama sığınaklara çekiliyor. Felaket herkesi etkiliyor; ama herkesin kurtulma şansı eşit değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="600" data-id="187739" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230.jpg" alt="" class="wp-image-187739" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanlık ateşle dünyayı değiştirdi. Şimdi yapay zekâyla daha da yükseğe çıkmak istiyor. Ama İkarus’un hikâyesi hâlâ geçerli:</p>



<p>Kanatlarımız hâlâ balmumundan; düştüğümüzde bizi koruyacak altın sığınaklar ise herkese açık değil.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;      KAÇ CUMHURİYET VAR ASLINDA ?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/29/coskun-kartal-kac-cumhuriyet-var-aslinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187687</guid>

					<description><![CDATA[Bir Cumhuriyet&#160; bayramını daha idrak ediyoruz. Toplumumuzun önemli bir kesimi, 103 yıldır&#160; benimsediği, içselleştirdiği cumhuriyete sahip çıktığını bir kez daha gösteriyor. Gerçi bundan 103 yıl önce kurulan cumhuriyeti beğenmeyenler, 80 yıl boyunca halkı aşağıladığını, hırpaladığını, ezdiğini söyleyenler,&#160; topluma “hiç bir yararı olmadığını “ savunanlar da epeyce fazlalaştı. Bu kesimler,&#160; giderek daha serbest biçimde, sözlerini sakınmadan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir Cumhuriyet&nbsp; bayramını daha idrak ediyoruz.</p>



<p>Toplumumuzun önemli bir kesimi, 103 yıldır&nbsp; benimsediği, içselleştirdiği cumhuriyete sahip çıktığını bir kez daha gösteriyor.</p>



<p>Gerçi bundan 103 yıl önce kurulan cumhuriyeti beğenmeyenler, 80 yıl boyunca halkı aşağıladığını, hırpaladığını, ezdiğini söyleyenler,&nbsp; topluma “hiç bir yararı olmadığını “ savunanlar da epeyce fazlalaştı.</p>



<p>Bu kesimler,&nbsp; giderek daha serbest biçimde, sözlerini sakınmadan “gerçek “ duygularını dile getiriyorlar.&nbsp;</p>



<p>Bir çoğu , cumhuriyete karşı görüşlerini, duruşlarını dini inanç ve ideolojilerine, bulundukları ve yetiştikleri çevrelere, ortamlara, topluluklara dayandırıyor.</p>



<p>Bu da, göreceli olarak, geldiğimiz noktada olağan karşılanabilecek bir durum.</p>



<p>Zira, cumhuriyetin kurulma aşaması henüz tamamlanmadan da ,yurdu işgal eden düşmana karşı bağımsızlık mücadelesi verenlerin önüne “kuvvai inzibatiye” adıyla saldırılar yapılmış ,engeller çıkarılmıştı.</p>



<p>Osmanlı’nın “ileride geldikleri gibi gidecek olan” düşmanların işgali altındaki payitahtı&nbsp; İstanbul’da, Damat Ferit Paşa hükümetinin millici kuvvetleri yok etmeleri için yolladığı kuvvai inzibatiye birlikleri, on yıllardır süren savaşlardan yorgun Türk halkının&nbsp; milli kurtuluş güçlerine açık desteği sonucu yenilmiş, kendilerine verilen görevi yerine getirememişti.</p>



<p>1950’lerden, hatta daha da öncesinden bu yana, siyasal hayatta dinine bağlı kesimlerden oy devşirmek için dini referansların siyasal yaşama girmesi söz konusu.</p>



<p>Cumhuriyetin kuruluşuna tanık olan kuşaklar değiştikçe, kurtuluş savaşı yıllarının ve Cumhuriyetin kuruluş dönemlerinin canlı tanıkları kalmadı.&nbsp;</p>



<p>Onların anı ve deneyimlerini aktardıkları çocukları, hatta torunları birer birer aramızdan ayrılıyor.</p>



<p>Yerlerine gelen&nbsp; genç kuşaklar, ülkece, ulusça yaşadıklarımızı bizzat yaşayanlardan duymak, onların anılarını dinleyip aktaranlardan öğrenmek şansından mahrum kalıyor.</p>



<p>Düşünüyorum da, kurucusu Mustafa Kemal Paşa olan cumhuriyete en büyük ihanet aslında ne zaman gerçekleşmişti ?</p>



<p>Doğrusu kurtuluş savaşıyla kurulan bu tam bağımsızlık rejiminin asli tanımını yok etme girişimi, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tanımların değiştirilerek kötüye kullanımı ile yaşanmıştı.</p>



<p>Darbenin ele başı, Atatürk “gibi yaparak” halkı kandırmak için uçakla bir saatte gideceği yola trenle 15-16 saatte gitmeyi göze aldı ve trenin penceresinden Atatürk’ün eski ikonik fotoğrafını taklit etti.</p>



<p>O sıralarda dış politikada ABD’nin her “emri” yerine getirilerek bağımsızlık savaşımızın kahramanlarının, şehit ve gazilerin kemiklerinin sızlıyordu muhtemelen!</p>



<p>Zaten, dönemin ABD başkanı Carter’a darbeyi haber veren CIA şefi, herkesin içinde “bizim çocuklar başardı!” dememiş&nbsp; miydi?</p>



<p>İşte bu söz, “bizim bildiğimiz cumhuriyet” tanımının değiştiğini, yerini başka tanımlara bıraktığının simgesiydi.</p>



<p>Sonraki&nbsp; uzun yollar boyunca yetişen her dönemin ve oluşan&nbsp; her değişik kutbun genç kuşakları için dönemlerin ruhuna ve kutupların rengine göre değişen cumhuriyet tanımları üretildi.</p>



<p>Bu tanımlar, insanların sınıfsal ve sosyal durumuna, etnik yapısına, mezhebine göre önceden belirlenmiş aidiyetlere uygun, doğru ya da yanlış eğitimlerle bir çok&nbsp; koşullanmalar yarattılar.</p>



<p>İşin enteresan tarafı, bu koşullanmalar , belki de genel bir amaca uygun olarak her alanda çok&nbsp; etkili oldu .</p>



<p>Cumhuriyet ve Atatürk tanımlanırken, gerçekliklerinden giderek uzaklaşan herkesin kendine göre yorumlayıp belirlediği kavramlar ortaya çıktı.</p>



<p>Neredeyse her siyasetin başka bir cumhuriyet, başka bir Atatürk tanımı vardı.</p>



<p>Ne yazık ki , bütün kesimlerde güvendikleri siyasetçilerin kendilerine söylediği sözleri “mutlak doğru” kabul etme eğilimindeki insanlar hiç de az değil.&nbsp;</p>



<p>Bundan dolayı siyasal yapısı gereği en fazla Cumhuriyetçi olması gerekenlerin zaman zaman politika yapıyor görünümlü apolitik tavırları zamanında gündem olmuyor da görevden uzaklaştıkları zaman söylenmeler başlıyor.</p>



<p>Cumhuriyete, onun erdemlerine ve bağımsızlık ile laiklik gibi temel ilkelerine inanmış insanlarsa hala bir umudu barındırıyor içlerinde .</p>



<p>İlerde toplumsal koşullar değişip herkes halk iradesinin erdemlerini, kula kulluk etmenin yakışıksızlığını görüp “aydınlanırlar” diye umuyorlar.</p>



<p>Ancak…</p>



<p>Ancak, gerçekten iflah olmaz cumhuriyet düşmanı olarak son 45 yıldır sürekli topluma bir şeyler enjekte etmeye çalışan bir kesim daha var.</p>



<p>İyi eğitimli, batının seçkin üniversitelerinde eğitim görmüş, bir ya da birkaç yabancı dili su içer gibi konuşan tipler bunlar.</p>



<p>Osmanlı’nın son dönemlerinde Paris’i, Londra’yı, Berlin’i komşu kapısı yapıp “batıcı” fikirleri aynen Türkiye’deki o yollarda yüzde 90-95’i okuma yazma bilmeyen ahaliye enjekte etmeye çalışanların bugünkü taklitçileri.</p>



<p>Hatta kurtuluş savaşını cahil köylülerin sonuç alınamayacak isyanı gibi görüp mandacılık, himayecilik kisvesi ile ülke yönetimini direk ecnebilere devretmeye hazır olan mütareke aydınlarının ardılları.</p>



<p>Bunların önemli çoğunluğu batının egemenliğini silip atan, düşman çizmelerini ülkeden def eden cumhuriyete düşmanlıklarını hiç saklamadılar.</p>



<p>İktidara yakınlaşma günleri bizzat iktidar tarafından sona erdirilince muhalif görünme gayreti içine girdiler.</p>



<p>Ancak içlerindeki cumhuriyet düşmanlığını zaman zaman açığa vurmaktan kendilerini alıkoyamadılar.</p>



<p>1980’lerde ikinci cumhuriyetçilik diye bir kavram ortaya atmışlardı.</p>



<p>Görünürde tam demokrasiden yanaydılar ama, özünde tam bağımsızlık ülküsüyle kurulmuş ülkeyi, az gelişmiş ülkeleri sömürü çemberine almak isteyen batı Avrupa’nın ve dünyanın tek süper gücü olmaya çalışan ABD’nin tam bağımlısı yapmak istiyorlardı</p>



<p><strong>Modern mütareke aydınları gibi</strong>!</p>



<p>Herhalde bazıları “birinci cumhuriyeti” sona erdirmeyi başardıkları, son 25 yıldır AKP ile ikinci cumhuriyetin yaşandığı görüşündeler ki, yeni bir sav ortaya attılar.</p>



<p>Sıranın “üçüncü cumhuriyete geldiğini” savunuyorlar.</p>



<p>Bunu da Hegel’in “tez, antitez, sentez” formülüne bağlıyorlar.</p>



<p>Buna göre “80 yıl halkı aşağılayan(!) birinci cumhuriyetin aydınlanma ve aydınlatma tezi” AKP tarafından bir antitezle bozulmuş!</p>



<p>Yani AKP iktidarı İkinci Cumhuriyet olmuş!</p>



<p>Şimdi sentez zamanıymış ve makul insanların üçüncü cumhuriyeti kapıdaymış!</p>



<p>(Muhtemelen çözüm süreci tartışmalarının yaşandığı Haziran ayında ileri sürülmüş bir fikir bu.)</p>



<p>Her fikre saygı duymak lazım herhalde.</p>



<p>Ancak, zamanında işgal edilen ülkeyi kurtarmak için savaş veren sanki bu ülkenin halkı değilmiş gibi “tez” yani birinci cumhuriyet halk aleyhtarı idi demeseler iyiymiş!</p>



<p>Mütareke aydınları kurtuluş savaşımız kazanılınca çok üzülmüşlerdi.</p>



<p>Bugün liberal kılıklı modern mütareke aydınları, aynı üzüntüyü yüreklerinde taşıyorlar anlaşılan!</p>



<p>O “tez” diye küçümsedikleri görkemli “olgu” Cumhuriyeti,&nbsp; numaralar verme yoluyla itibarsız kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar.</p>



<p>Sahi, kaç&nbsp; Cumhuriyet var aslında?</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 Celal PİR;                      Bu Ülke Sahipsiz Değil!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/29/celal-pir-bu-ulke-sahipsiz-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Celal PİR]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187698</guid>

					<description><![CDATA[Bu sabah telefonum çaldı.Arayan, bu memleketin haysiyetini dert edinen sevgili dostum Cem Zafer’di.Sesi her zamanki gibi net ve inançlıydı: &#8220;Bu ülkenin sahipsiz olmadığını sana söylemiştim. İşte Bodrum’un Meşelik Köyü’nde olanlar tam da bunun kanıtıdır.&#8221; dedi. Telefonu kapattıktan sonra Meşelik’ten yükselen o görkemli tabloya baktım. Ve anladım ki; kentin korunaklı plazalarında umutsuzluk senaryoları yazanlar da, bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bu sabah telefonum çaldı.<br>Arayan, bu memleketin haysiyetini dert edinen sevgili dostum Cem Zafer’di.<br>Sesi her zamanki gibi net ve inançlıydı: &#8220;Bu ülkenin sahipsiz olmadığını sana söylemiştim. İşte Bodrum’un Meşelik Köyü’nde olanlar tam da bunun kanıtıdır.&#8221; dedi.</p>



<p>Telefonu kapattıktan sonra <strong>Meşelik’ten</strong> yükselen o görkemli tabloya baktım.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115130.mp4"></video></figure>



<p><br>Ve anladım ki; kentin korunaklı plazalarında umutsuzluk senaryoları yazanlar da, bu halkın bağrındaki sönmez ateşi hafife alanlar da yanılıyorlar.</p>



<p>Anadolu…<br>İncitmeden yıkan ve zarafetle meydan okuyan o asil duruşunu bir kez daha gösteriyor.<br>Meşelik köy meydanında….<br>Ne zoraki bir talimat var ne de resmiyetin o soğuk, nizami baskısı.</p>



<p>Çocukların kendi nefesleriyle şişirdiği kırmızı-beyaz balonlar…<br>İmece usulüyle asılan bayraklar….<br>Ve meydanda el ele çekilen halaylar…<br>Tüm bunlar organizasyon şirketlerinin değil, saf bir sivil coşkunun eseri.<br>Mikrofonu eline alan köylülerin konuşmaları sert ama bir o kadar da vakur.<br>Hep bir ağızdan göğe yükselen marşlar…<br>Kurgusal bir kalabalığın değil, bağımsızlığa aşık bir halkın hür iradesidir.</p>



<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün &#8220;Köylü milletin efendisidir&#8221; diyerek onurlandırdığı bu insanlar, aradan geçen asırlara rağmen Ata&#8217;sının hatırasını kalbinde taşıyor.</p>



<p>Çünkü iyi biliyorlar ki, onları tebaa olmaktan çıkarıp bu toprakların gerçek sahibi yapan yegane güç Cumhuriyet’tir.<br>Belli ki bu köklere bağlılık, hiçbir gücün söküp atamayacağı kadar derinde.</p>



<p>Bu ibretlik kutlama….<br>Bayramı sadece üç günlük bir Ege tatili sanan konforlu kentlilere kadife eldiven içinde sunulmuş bir demir yumruktur. Serttir ama hırpalamaz; uyandırır.</p>



<p>Cem Zafer haklıydı. Meşelik Köyü’nden yükselen bu ses, umutsuzluğun en büyük düşmanıdır.</p>



<p>Bu memleket sahipsiz değildir; çünkü tapusu, kendi egemenliğine böylesine zarif ve sarsılmaz bir iradeyle sahip çıkan halkın elindedir.</p>



<p>Celal <strong>PİR</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115130.mp4" length="36844205" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Zeynep Nurten UZER; Cumhuriyeti kurdu,  Nutuk&#8217;la &#8216;hesap verdi&#8217;</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/29/zeynep-nurten-uzer-cumhuriyeti-kurdu-nutukla-hesap-verdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 07:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Nurten UZER]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Nurten Uzer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187683</guid>

					<description><![CDATA[&#8216;Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir.&#8217;  Bu veciz sözlerin sahibi Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk.&#160; O, milletini Cumhuriyet&#8217;e kavuşturdu ve Kurtuluş Mücadelesini doğru anlatan bir kaynak bırakmak ve de &#8216;hesap vermek&#8217;&#160; için Nutuk&#8217;u yazdı.&#160; &#8211;SAVAŞLARLA DOĞAN CUMHURİYET-  Dönemin yazarlarından Ruşen Eşref Ünaydın, anılarında 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden dönüşünde tebrik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8216;<em>Tarih yazmak tarih yapmak kadar mühimdir.&#8217; </em></p>



<p>Bu veciz sözlerin sahibi Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk.&nbsp;</p>



<p>O, milletini Cumhuriyet&#8217;e kavuşturdu ve Kurtuluş Mücadelesini doğru anlatan bir kaynak bırakmak ve de &#8216;hesap vermek&#8217;&nbsp; için Nutuk&#8217;u yazdı.&nbsp;</p>



<p>&#8211;<strong>SAVAŞLARLA DOĞAN CUMHURİYET- </strong></p>



<p>Dönemin yazarlarından Ruşen Eşref Ünaydın, anılarında 22 gün 22 gece süren Sakarya Meydan Muharebesi&#8217;nden dönüşünde tebrik için yanına çıktığı Ulu Önder&#8217;in kendisine &#8220;hiçbir zaferin gaye olmadığı düşüncesini&#8221;&nbsp; anlattığını aktardı.</p>



<p>Atatürk &#8220;Zafer ancak kendisinden daha büyük olan bir gaye elde etmek için gereken&nbsp; belli başlı bir vasıtadır. Gaye fikirdir. Zafer bir fikrin istihsaline hizmeti nispetinde kıymet ifade eder. Bir fikir istihsaline dayanmayan bir zafer&nbsp; payidar olamaz. O boş bir gayrettir.</p>



<p>Her büyük meydan muharebesinden her büyük&nbsp; zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır, doğar. Yoksa başlı başına zafer boşa gitmiş olur&#8221; demişti.</p>



<p>Bağımsızlık mücadelesi ve doğan Cumhuriyet&#8217;in eksiksiz doğru anlatılması da&nbsp; çok önemliydi. O,&nbsp; &#8220;Tarihi yazan tarihi yapana sadık kalmazsa hakikat insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır&#8221; diyordu.</p>



<p>Ulu Önder,  &#8220;<strong>1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun&#8217;a çıktım&#8221; </strong>  diye başlayan Nutuk&#8217;ta</p>



<p>1919 &#8211; 1927 yıllarını anlattı. Mondros Mütarekesi ile düşmanın topraklarını paylaştığı bir monarşi yönetiminden bugün 103. yılını kutladığımız Cumhuriyet&#8217;e giden askeri ve siyasi mücadeleyi kaleme aldı.</p>



<p>Çağdaşlaşma hareketlerini ortaya koydu.</p>



<p>-3<strong> AYDA TAMAMLADI-</strong></p>



<p>Mustafa Kemal,&nbsp; Çankaya Köşkü&#8217;nde yazmaya başladığı eserine Dolmabahçe Sarayı&#8217;nda son şeklini verdi. Çünkü kalbinden rahatsızlanmış, doktoru o yaz istirahat önermişti. Atatürk haziranda açıklamak istediği eserinin sunumunu bu nedenle erteledi.</p>



<p>Sürekli kitap okuyan, günlük tutmayı alışkanlık edinen Atatürk, elinde bulunan birçok telgraf, mektup, not,&nbsp; demeç gibi belgelerle&nbsp;</p>



<p>3 ay gibi kısa zamanda eserine&nbsp; son şeklini verdi.</p>



<p>Kronolojik hazırladığı kitabının&nbsp; müsveddesi 506 sayfayı kendi eliyle yazdı ya da dikte ettirdi.</p>



<p>Çankaya Köşkü Kütüphanecisi Nuri Ulusu anılarında &#8221; Yazdıkları tabedildikten<br>sonra yüksek sesle kendi kendine okuyarak bazı yerleri bana tashih ettirip düzelttirir ve tekrar son haliyle okurdu. Büyük Nutuk’u hazırlarken hiç mübalağa etmeden rahatlıkla söyleyebilirim&nbsp; ki 30- 35 saat çalıştığımız olurdu&#8221; diyor.</p>



<p>O,&nbsp; büyük bir eser olan kitabını&nbsp; Cumhuriyet Halk Fırkası&#8217;nın&nbsp; (Partisi) ikinci Büyük Kongresi’nde parti başkanı olarak geldiği&nbsp; Meclis kürsüsündeki hitabında seslendirdi.&nbsp;</p>



<p>Hazırladığı eserin adı böylece <strong>Nutuk</strong>  oldu.</p>



<p>Atatürk, büyükelçi, üst düzey askerlerin de izlediği 15-20 Ekim 1927 tarihlerindeki oturumlarda sabah&nbsp; ve öğleden sonra ortalama 3&#8217;er saat olmak üzere eserini günde 6 saat&nbsp; ayakta&nbsp; okudu.</p>



<p>Kalabalık topluluğa nutku, toplam 36 saat 31 dakika sürdü.</p>



<p>&#8216;<strong>HESAP VERDİ &#8216;</strong></p>



<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk,&nbsp; kürsüde Nutuk’u okumaya başlamadan önce şunları söyledi:</p>



<p>&nbsp;&#8220;Efendiler, geleceğe ait önlemler hakkında düşünce alışverişinde bulunmadan önce geçmişe ait olaylar hakkında bildirimlerde bulunmak ve senelerden beri devam eden çalışmalarımızın ve uygulamalarımızın milletimize hesabını vermenin&nbsp; görevim olduğu inancındayım.&#8221;</p>



<p>Atatürk çalışmalarında da&nbsp; hesap defteri aldırıp titizlikle tutardı. Sivas&nbsp; Kongresi sırasında kendisine&nbsp; bu konuda yardım eden&nbsp; idari&nbsp; görevli Hacı Derviş,&nbsp; şöyle anlatıyordu:</p>



<p>&#8220;Pantolonunun cebinden para kesesi çıkardı. Bütün paraları önündeki masanın üzerine döktü. ‘Al bunları çarşıya git, bana çok büyük<br>bir hesap defteri al’ dedi.</p>



<p>Acele&nbsp; defteri alıp döndüm. &#8216;Yarından itibaren bütün masrafları kuruşu kuruşuna bu deftere yaz&#8217; emrini verdi. Ben &#8216;Paşam bu hengamede senden kim hesap sorabilir&#8217; deyince &#8216;Çocuk bir gün gelir, millet benden de başkasından da tek tek hesap sorar&#8217; dedi.&#8221;</p>



<p>Atatürk 6 &#8216;ncı günde&nbsp; saat 21.00&#8217;de Nutuk&#8217;u okumasını tamamladı ve&nbsp; nutkun harici şöyle konuştu:</p>



<p>&#8220;Ulusum için ve yarınki çocuklarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi bahtiyar sayacağım.</p>



<p>Baylar! Bu söylevimle, ulusal varlığı sona ermiş sayılan büyük bir ulusun&nbsp; bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son ilkelerine dayanan ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.</p>



<p>Bugün ulaştığımız sonuç yüzyıllardan beri çekilen ulusal yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu sevgili yurdun her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.</p>



<p>Bu sonucu, Türk gençliğine, güvenle bırakıyorum.”</p>



<p><strong>SESİ TİTREDİ, GÖZYAŞI DÖKTÜ-</strong></p>



<p>Atatürk&nbsp; Nutuk&#8217;un sonundaki Gençliğe Hitabe&#8217;sini sesi titreyerek&nbsp; ve&nbsp; gözünden yaşlar süzülerek okudu,&nbsp; &#8216;Ey Türk Gençliği&#8217; diye&nbsp; seslendi.</p>



<p>Cumhuriyeti korumak ve kollamak O&#8217;nun milletine hem vasiyeti&nbsp; hem de verdiği vazifeydi.</p>



<p>Zeynep Nurten <strong>UZER</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; ‘Casus belli’ kadar değerli</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/26/ismet-hergunsen-casus-belli-kadar-degerli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187589</guid>

					<description><![CDATA[Libya Temsilciler Meclisi’nin 20 Ekim 2026’da Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatını oy birliğiyle onaylaması, Doğu Akdeniz’de tek bir anlaşmanın tescilinden ibaret değildir. Karar, Yunanistan’ın yıllardır Ege ve Akdeniz’de dayattığı üç ayaklı stratejik mimari olan Sevilla Haritası, maksimalist Ege tezleri ve Doğu Akdeniz Gaz Forumu tezlerini epeyce sarsmıştır. Libya kararı: Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, daha önce [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Libya Temsilciler Meclisi’nin 20 Ekim 2026’da Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Mutabakatını oy birliğiyle onaylaması, Doğu Akdeniz’de tek bir anlaşmanın tescilinden ibaret değildir.</p>



<p>Karar, Yunanistan’ın yıllardır Ege ve Akdeniz’de dayattığı üç ayaklı stratejik mimari olan Sevilla Haritası, maksimalist Ege tezleri ve Doğu Akdeniz Gaz Forumu tezlerini epeyce sarsmıştır.</p>



<p><strong>Libya kararı:</strong></p>



<p>Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, daha önce bu mutabakata karşı çıkmıştı.</p>



<p>Son kararla önceki ret kararlarının kaldırılması, Doğu Akdeniz’deki dengeler açısından önemli bir adımdır.</p>



<p>Hukuki sonuç: Karar artık tüm Libya adına onaylanmıştır. Yunanistan ve Mısır’ın 6 yıldır kullandığı “Bu sadece Trablus’u bağlar” itirazı çökmüştür.</p>



<p>Siyasi sonuç: 2011’den beri bölünmüş Libya, petrol ve gaz gelirine ihtiyacı olan bir ülke olarak ilk kez dış politikada ortak tavır almıştır.</p>



<p><strong>Sevilla Haritası:</strong></p>



<p>2000’li yıllarda Sevilla Üniversitesi’nde hazırlanan çalışma, Türkiye’nin deniz yetki alanlarını daraltan bir projeksiyondur.</p>



<p>Haritanın özü şudur: Türkiye, Antalya Körfezi’ne hapsedilir. Meis Adası dahil Ege ve Doğu Akdeniz’deki her Yunan adasına tam Kıta Sahanlığı ve tam Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) verilir. Bu durumda Yunanistan ve GKRY’nin yetki alanları ortada birleşir, Türkiye ile Libya asla komşu olamaz.</p>



<p>Oysa uluslararası deniz hukukunda adaların deniz yetki alanları üzerindeki etkisi, her durumda aynı değildir. Sınırlandırma yapılırken coğrafi koşullar, kıyıların konumu ve hakkaniyet ilkesi dikkate alınır. Uluslararası yargı kararları da adalara her koşulda tam etki verilmesini öngören mutlak bir kural bulunmadığını göstermektedir.</p>



<p>Libya’nın tamamının Türkiye’yi deniz komşusu olarak kabul etmesi, haritayı delmekle kalmamış, ortadan kaldırmıştır.</p>



<p>AB’nin “hükümsüz ve yok hükmünde” açıklaması, işte bu haritayı savunma refleksidir. Ama harita artık sadece Brüksel’de var, sahada yok.</p>



<p><strong>Ege&#8217;deki Maksimalist Hedefler:</strong></p>



<p>Yunanistan’ın Ege’deki tezleri üç başlıkta öne çıkıyor: Karasularını 6 mil üzerine çıkarma iddiası, karasuları 6 mil olduğu halde hava sahasını 10 mil kabul etmesi ve adaların deniz yetki alanlarına geniş etki tanınması.</p>



<p>Türkiye açısından karasuları meselesi temel bir sorundur.</p>



<p>TBMM’nin 1995’te aldığı CASUS BELLİ (Savaş Nedeni) kararı da bu konudaki siyasi iradenin ifadesidir.</p>



<p>Yunan stratejisi Ege’yi ve Doğu Akdeniz’i ayırıp, Doğu Akdeniz’de Libya üzerinden Türkiye’yi sıkıştırmaktı. Libya hamlesi bu stratejiyi tersine çevirdi.</p>



<p><strong>Ankara artık şunu söyleyebilir</strong>:</p>



<p>” Sevilla Haritası’nı tanımaya devam edersen, ben de Libya hattını sondaj gemileriyle doldurur, senin Eastmed (Doğu Akdeniz Boru Hattı) hayalini bitiririm.”</p>



<p><em>Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF):</em></p>



<p>2019’da kurulan forum bölgedeki doğal gaz kaynaklarının geliştirilmesi ve enerji iş birliğinin artırılması amacıyla oluşturuldu. Türkiye’nin forumun dışında bırakılması, bölgesel enerji düzeninin kapsayıcılığına ilişkin tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>



<p>Amaç, İsrail ve Kıbrıs gazını Türkiye ve KKTC’yi atlayarak Avrupa’ya taşıyan Eastmed boru hattıydı.</p>



<p>Ancak yüksek yatırım maliyeti, derin deniz koşulları, teknik güçlükler ve Avrupa’nın değişen enerji politikaları, projenin ekonomik uygulanabilirliğine ilişkin ciddi soru işaretleri doğurmuştur.</p>



<p>ABD’nin 2022’de projeye desteğini çekmesi de bu tartışmayı güçlendirmiştir.</p>



<p>Forum ya Türkiye ve Libya’yı içine alacak, ya da Yunan-GKRY siyasi kulübü olarak kağıt üzerinde kalacaktır.</p>



<p><strong>Sonuç</strong>:</p>



<p>Libya MEB’i, Sevilla Haritası, Yunan maksimalizmi ve Gaz Forumu aynı zincirin halkalarıdır. Hepsi aynı soruya çıkar. Akdeniz’de egemenlik, dışlayarak mı, hakça mı gerçekleşecek?</p>



<p>Türkiye 2019’da bu soruya tek başına cevap vermişti, 2026’da tüm Libya’yı arkasına aldı.</p>



<p>Bu mutabakatla, TPAO’nun sismik araştırmaları ve sondaj faaliyetleri sahaya inmeli, Mısır ile MEB yapılmalıdır.</p>



<p>Yunanistan da maksimalist tezleriyle hareket etmekten ziyade Türkiye ile dostluk ve iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde Ege Denizi’nin ortak kullanımını değerlendirmelidir.</p>



<p><em>Son sözse</em>; <strong>Harita çizildi. Şimdi o haritayı doldurma zamanı.</strong></p>



<p><strong><em>Aziz Atatürk’üm kurucusu olduğun Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yılı kutlu olsun. Vatan sana minnettardır.</em></strong></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; BOZCAADA’DA GARİP BİR YAPILAŞMA!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/25/cengiz-erdil-bozcaadada-garip-bir-yapilasma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187549</guid>

					<description><![CDATA[Okurlara bir soru sorarak başlayayım. Türkiye’nin köyleri olmayan tek ilçesi var. Bu ilçe neresidir? sorunun yanıtı; Bozcaada… Ege Denizi’nde adeta yıldızlar gibi dağılan adalardan sadece ikisinde bayrağımız dalgalanır. Bozcaada ve Gökçeada… Çanakkale’ye bağlı Bozcada’nın yüzölçümü 37 kilometrekare. Anakaraya uzaklığı 6 kilometre. 2025 yılı verilerine göre ilçe nüfusu dört bin civarında. Yaz mevsiminde bunun 2-3 katını [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Okurlara bir soru sorarak başlayayım. Türkiye’nin köyleri olmayan tek ilçesi var. Bu ilçe neresidir? sorunun yanıtı; Bozcaada… Ege Denizi’nde adeta yıldızlar gibi dağılan adalardan sadece ikisinde bayrağımız dalgalanır. Bozcaada ve Gökçeada…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="681" height="1024" data-id="187550" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289-681x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187550" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289-681x1024.jpg 681w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289-696x1046.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289-279x420.jpg 279w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114289.jpg 735w" sizes="(max-width: 681px) 100vw, 681px" /></figure>
</figure>



<p>Çanakkale’ye bağlı Bozcada’nın yüzölçümü 37 kilometrekare. Anakaraya uzaklığı 6 kilometre. 2025 yılı verilerine göre ilçe nüfusu dört bin civarında. Yaz mevsiminde bunun 2-3 katını düşünebilirsiniz.&nbsp; 3 bin yıl önce Truva Savaşı’nda Yunanların filosunu sakladığı adadan sözediyoruz. Öylesine değerli yani…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="464" data-id="187551" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114293.jpg" alt="" class="wp-image-187551" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114293.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114293-300x181.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114293-696x421.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114293-695x420.jpg 695w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>TRT Muhabiri olarak 80’li yıllarda ODTÜ Sualtı Araştırmalarının takipçisi olmuş, ada plajlarında sualtı belgeseli çeken ekiplerin çalışmalarını haber yapmıştım. Bozcaada o zaman çok sakindi, şimdilerde ise  &#8220;Doğal Sit Alanı&#8221; statüsüne rağmen, özellikle son yıllarda artan turizm baskısı ve kaçak, kaçak olduğu kadar da bir garip imar hareketleri Bozcaada’yı tehdit ediyor. Ayrıca son yıllarda ada RES’lerle (rüzgar gülleri) doldu.  Kapitalizm adanın sert esen rüzgarlarından bile para kazanıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="430" data-id="187553" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301.jpg" alt="" class="wp-image-187553" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301.jpg 700w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301-300x184.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301-356x220.jpg 356w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301-696x428.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114301-684x420.jpg 684w" sizes="(max-width: 700px) 100vw, 700px" /></figure>
</figure>



<p>BİR ADA NASIL KEMİRİLİR?&nbsp;</p>



<p>Bozcaada merkezindeki Rum ve Türk mahallelerinde geleneksel mimari yasaların gücüyle korunmuş olsa da, adanın iç kesiminde ve tarım arazilerinde barakamsı villalar&nbsp; var. Buna bağ kılıfıyla yapılaşma deniyor.</p>



<p>İmar mevzuatında tarım arazilerine bağ evi yapılmasına izin veren esneklikler, adada lüks villa veya butik otel projelerine dönüştürüyor.  Beş dönüm arazin varsa; bağ evi adı altında bir yapı kondurabilirsin.  Adada parsellere bölünerek yapılaşma baskısı böylece artıyor.  Şimdi bu parsel oranının 10 dönüme çıkarılması isteniyor. Bakalım olacak mı?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="638" height="360" data-id="187554" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114299.jpg" alt="" class="wp-image-187554" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114299.jpg 638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114299-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 638px) 100vw, 638px" /></figure>
</figure>



<p>Ayrıca Bozcaada’da&nbsp; tarım arazilerine, zeytinliklere ve bakir koyların çevresine izinsiz yerleştirilen tiny house, tekerlekli karavan ve çelik konstrüksiyon yapılar, altyapısız ve kaçak bir konaklama sektörü ortaya çıkardı. Adanın bakir kalması gereken Habbele, Sulubahçe ve Ayazma gibi koylarındaki işletmeler de halkın denizle buluşmasında sıkıntılara neden oluyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="739" height="415" data-id="187555" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114298.jpg" alt="" class="wp-image-187555" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114298.jpg 739w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114298-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114298-696x391.jpg 696w" sizes="(max-width: 739px) 100vw, 739px" /></figure>
</figure>



<p>Adadaki büyük sorunlardan biri de tarihi limanda yapılması planlanan &#8220;Yat Yanaşma Rıhtımı&#8221; … Bu projenin deniz tabanına binlerce tondan fazla taş dolgusu gerektirdiği, deniz çayırlarını ve akıntıyı yok ederek limanı kokan bir iç denize çevireceği ve antik liman kalıntılarına zarar vereceği belirtiliyor.</p>



<p>Bozcaada’nın durum ve vaziyeti budur.&nbsp;</p>



<p>Cengiz ERDİL</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Füsun ALTINOK; Aptallığın Dayanılmaz Hafifliği</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/24/fusun-altinok-aptalligin-dayanilmaz-hafifligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Füsun ALTINOK]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187499</guid>

					<description><![CDATA[“Ahmak insanlardan, kötü insanlardan korktuğumuzdan daha fazla korkmalıyız.”Bu önemli cümle Bonhoeffer’e ait. Aptallığın Teorisi’ni yazan ve ağır işkenceler gördüğü hapishaneden filozof olarak çıkan yazar. Peki, tarihe damga vuran ve günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bu teori nereden çıktı? Dünyada Hitler rüzgârı esiyor. 31 Temmuz 1932&#8217;de seçimler yapılıyor ve Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi, yüzde 34 oyla Alman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong><em>Ahmak insanlardan, kötü insanlardan korktuğumuzdan daha fazla korkmalıyız.”<br>Bu önemli cümle Bonhoeffer’e ait. Aptallığın Teorisi’ni yazan ve ağır işkenceler gördüğü hapishaneden filozof olarak çıkan yazar.</em></strong></p>



<p>Peki, tarihe damga vuran ve günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bu teori nereden çıktı?</p>



<p>Dünyada <strong>Hitler</strong> rüzgârı esiyor. 31 Temmuz 1932&#8217;de seçimler yapılıyor ve Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi, yüzde 34 oyla Alman meclisinde, 230 milletvekiline sahip oluyor. Ve Adolf Hitler, Şansölye olarak atanıyor.<br>Aradan bir yıl bile geçmeden erken seçimlerle Hitler yüzde 91 oyla milletvekillerinin tamamını alıyor.<br>Artık “Tek Adam”dır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="684" data-id="187500" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114041.jpg" alt="" class="wp-image-187500" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114041.jpg 450w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114041-197x300.jpg 197w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114041-276x420.jpg 276w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>
</figure>



<p>O zamana kadar Alman ailelerinin, daha bebeklikten başlayarak iyi eğittiği çocukları varken, o donanımlı ve eğitimli halkı iki yıla varmadan kölesi haline getiriyor. Âdeta sirk maymununa çeviriyor.</p>



<p>Bilim, sanat, teknoloji ve kültürün merkezi denilen Almanya’da nasıl oluyor da cahil ve ruh hastası bir adam, böyle bir halkı peşinden sürükleyebiliyordu?<br>Bilim insanlarına, akademisyenlere, rütbeli subaylara hükmedebiliyordu.</p>



<p>Karanlık bir çağ başlamıştı. Masum insanların dükkanları taşlanıyor, kadınlar ve çocuklar sokak ortasında zalimce aşağılanıyordu.<br>Gazeteciler dövülüyordu.<br>Siyasi cinayetler işleniyordu.</p>



<p>Hitleri eleştirenler tutuklanıyordu.<br>Muhalif her çıkış cezalandırılıyordu.<br>Yargı Hitler&#8217;in sopası olmuştu.<br>Berlin&#8217;de artık hakim koltuğuna oturtulmuş kâtipler vardı.<br>Tek adam rejiminin kâtipleri…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="356" data-id="187501" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114042.jpg" alt="" class="wp-image-187501" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114042.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114042-300x167.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Direnişçi bir ilahiyatçı.</strong></p>



<p>İşte bu ortamda genç bir papaz olan <strong>Dietrich Bonhoeffer, </strong>yaşanan bunca zulme itiraz etti. Sen misin asilik yapan? Derhal hapse atıldı.<br>Ağır işkencelerden geçirildi.</p>



<p>Bonhoeffer, hapisteyken bu konu üzerine uzun uzun düşündü. Avrupa’nın bu aydın toplumu nasıl olmuştu da organize kötülüğün ve suçun merkezi haline gelmişti?</p>



<p>Sonunda Bonhoeffer bir kanıya vardı; “Sorunun kökeninde kötülük değil, <strong>aptallık</strong> yatıyor&#8221; dedi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="175" height="238" data-id="187502" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114044.jpg" alt="" class="wp-image-187502"/></figure>
</figure>



<p>Hapiste kendini daha da geliştiren bu adam şuna inandı ki; kötülükle savaşılabilirdi ama ahmaklıkla asla. Hem de organize olmuş ahmaklarla…</p>



<p>İstediğinizi yazın, çizin, anlatın, açıklayın, kanıtları ortaya dökün, bu ahmaklara etki etmiyordu. İnanmıyorlardı, önemli bulmuyorlardı.</p>



<p>Aptallar sürüsünün çoğu halinden memnundu. Farklı bakış açısı istemiyorlardı. Sesini çıkartanlara kızıyor, hatta saldırıya geçiyorlardı. İşte o zaman tehlikeli oluyorlardı. Acıma duyguları körelmiş, vicdanları yok olmuştu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="334" height="596" data-id="187503" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114045.jpg" alt="" class="wp-image-187503" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114045.jpg 334w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114045-168x300.jpg 168w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114045-235x420.jpg 235w" sizes="(max-width: 334px) 100vw, 334px" /></figure>
</figure>



<p><em>Aptallık ahlaki sorun.</em></p>



<p>Bonhoeffer artık emindi ki, aptallık bir zekâ problemi değildi, aptallık ahlaki bir problemdi.<br>Aptallık sadece cehalet değildi. Entelektüel birikimleri, iyi eğitimleri olduğu halde insanlar aptal olabiliyorlardı.</p>



<p>Bazıları aptallığın doğuştan gelen bir zeka yetersizliği olduğunu düşünüyordu. Fakat bu görüş, toplumsal aptallığı açıklayamıyordu. İnsanlar bazı koşullara göre başkalarının kendilerini aptallaştırmasına izin veriyorlardı. İşte o zaman da sorun psikolojik değil sosyolojik oluyordu.</p>



<p>Diktatör gücünü arttırdıkça, insanlar o gücün büyüsüne kapılıyorlar, bağımsız düşünme yetilerini kaybediyorlardı.<br>Karşı koymak yerine aptallaşarak sürüde koyun olmayı yeğliyorlardı.<br>Aptallık onlar için konfor alanı oluşturuyordu. Hitler onları aptallaştırmadı, aptalların öne çıkmasını kolaylaştırdı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="364" height="549" data-id="187504" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114043.jpg" alt="" class="wp-image-187504" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114043.jpg 364w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114043-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114043-278x420.jpg 278w" sizes="(max-width: 364px) 100vw, 364px" /></figure>
</figure>



<p>Gözlerine sokulan gerçekleri inatla reddediyorlardı. Onlarla konuştuğunuzda bellenmiş klişe sloganları tekrarlıyorlardı.<br>Hipnotizeydiler sanki.<br>Peki bu insanlar nasıl bağımsız ve özgür olabileceklerdi?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="709" data-id="187506" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114046.jpg" alt="" class="wp-image-187506" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114046.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114046-212x300.jpg 212w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114046-296x420.jpg 296w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Zaman ilerliyordu. Almanlar ancak İkinci Dünya Savaşı sonrası bağımsız ve özgür olabildiler. Aptallıktan kurtulabildiler.<br>Bedelini çok ağır ödediler.<br>Yirmi iki milyon Alman öldü, Almanya harabeye döndü.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="425" height="604" data-id="187505" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114048.jpg" alt="" class="wp-image-187505" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114048.jpg 425w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114048-211x300.jpg 211w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114048-296x420.jpg 296w" sizes="(max-width: 425px) 100vw, 425px" /></figure>
</figure>



<p>Conrad Adenaur&#8217;un şu sözleri tarihe geçti: &#8220;Umarım bir daha İsa bile gelse tüm yetkiyi tek kişiye verecek kadar aptal olmayız…”</p>



<p>Bonhoeffer&#8217;in düşünceleri sisteme aykırıydı ve Naziler için kabul edilemezdi.<br>9 Nisan 1945 günü sabaha karşı, Bonhoeffer&#8217;i bir toplama kampının darağacına asarak öldürdüler.<br>Bonhoeffer, Aptallığın Teorisini yazmıştı.</p>



<p>Füsun <strong>ALTINOK</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
