<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 15 Jun 2026 09:31:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Yazarlar &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Tarihten ders almayanların ütopyası</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/15/ismet-hergunsen-tarihten-ders-almayanlarin-utopyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Butlan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<category><![CDATA[Tom Barrack]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183502</guid>

					<description><![CDATA[ABD&#8217;nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, geçtiğimiz aylarda &#8220;Yeni Osmanlıcılık&#8221; tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştı. Söz konusu değerlendirmesinde, Türkiye&#8217;nin ulus-devlet sınırlarının ötesine geçerek &#8220;Osmanlı millet sistemine benzer bir yapılanmaya yönelmesi ve Hazar-Akdeniz-Körfez üçgeninde bölgesel bir güç olarak &#8220;Büyük Türkiye&#8221; haline gelmesi gerektiği savunulmaktaydı. Bir benzeri de yıllar öncesinde &#8220;Stratejik Derinlik&#8221; doktrini çerçevesinde coğrafyasında merkezi bir güç olması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>ABD&#8217;nin Ankara Büyükelçisi <strong>Tom Barrack</strong>, geçtiğimiz aylarda &#8220;<strong>Yeni Osmanlıcılık</strong>&#8221; tartışmalarını yeniden gündeme taşımıştı.</p>



<p>Söz konusu değerlendirmesinde, Türkiye&#8217;nin ulus-devlet sınırlarının ötesine geçerek &#8220;Osmanlı millet sistemine benzer bir yapılanmaya yönelmesi ve Hazar-Akdeniz-Körfez üçgeninde bölgesel bir güç olarak &#8220;Büyük Türkiye&#8221; haline gelmesi gerektiği savunulmaktaydı.</p>



<p>Bir benzeri de yıllar öncesinde &#8220;<strong>Stratejik Derinlik</strong>&#8221; doktrini çerçevesinde coğrafyasında merkezi bir güç olması gerektiğini savunan siyasi anlayış tarafından ortaya konulmuştur.</p>



<p>Mahkeme’nin &#8220;<strong>Mutlak Butlan&#8221;</strong> kararı sonrasında göreve getirilen Ana Muhalefet Partisi liderinin bu doğrultuda yaptığı açıklama doğrusu kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı.</p>



<p>&#8220;Osmanlı&#8217;nın topraklarına bakın. Türkiye o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada kendi kişiliğini geliştirmek zorundadır. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız. Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı.&#8221;</p>



<p><strong>Emperyalist</strong> mücadelelerin tüm hızıyla sürdüğü günümüzde, bu yöndeki açıklamalar; ya gündemi değiştirme çabası ya da dış destek arayışının bir göstergesi olarak görülmelidir.</p>



<p><strong>Atanmış liderlerinin</strong> siyasi geleceği uğruna partisinin kurucu ve kuruluş değerlerinden uzaklaşılmasını görmezden gelenlerin de bu tablo üzerinde düşünmeleri gerekmektedir.</p>



<p>Dikkat edilirse, bu söylemlerin hemen hiçbirinde &#8220;Türklük&#8221; ve &#8220;Türk Ulusu&#8221; kavramlarına belirgin biçimde yer verilmemektedir.</p>



<p>Tarih tam da bu nedenle önemlidir. Geçmişten ders çıkarabilen uluslar, geleceğe daha sağlam adımlarla yürüyebilir.</p>



<p>Birinci Dünya Savaşı öncesinde ve sonrasında yaşanan gelişmeler bunun en açık örneklerinden biridir.</p>



<p>Dönemin yöneticilerinin gerçeklerden uzak, öngörüsüz ve maceracı politikaları yalnızca bir imparatorluğun tarih sahnesinden silinmesine yol açmamıştır. Bir ulusu <strong>Mondros</strong> Mütarekesi ve <strong>Sevr</strong> Antlaşması sonrasında Anadolu&#8217;nun dar bir bölgesine sıkıştırılma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştır.</p>



<p>Yok edilmenin eşiğine getirilen Türkler gerçeği görmüş olacak ki; tek adam yönetimini temsil eden monarşiden ve padişahlıktan uzaklaşarak, ¨Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir¨ düşüncesinde bulunan <strong>Mustafa Kemal&#8217;in</strong> yanında yer almıştır.</p>



<p>Atatürk&#8217;ü çağdaşlarından ayıran en önemli özellik dönemin gerçeklerini doğru analiz yeteneği, milli hedefleri gerçekçi temeller üzerine inşa edebilmesiydi.&nbsp;</p>



<p>Tarihten ders çıkarmış, coğrafyanın stratejik önemini doğru değerlendirmiş ve milletin önüne uygulanabilir bir hedef koyabilmişti.</p>



<p>O yıllarda da bir tarafta fırsatçılar, diğer tarafta vatanseverler vardı.</p>



<p>Ancak tarih tercihini vatanseverlerden yana kullanmış; üniter devlet yapısı temelinde Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bağımsızlığı ve sınırları <strong>Lozan</strong> Barış Antlaşması ile tescil edilmiştir.</p>



<p>Bu manada Atatürk&#8217;ün Gençliğe Hitabesi, bir kehanet veya mutlak hükümden ziyade; tarihin tekerrür eden doğasına ve devletlerin karşılaştığı krizlere ilişkin sosyolojik ve siyasi bir uyarıdır.</p>



<p>Ülkesinin, savunduğu ilkelerin ve kurulmasına öncülük ettiği partinin bir gün emperyalist düşüncelere açık hale gelebileceğini öngörmüş olsaydı, haklı çıkmış olmaktan memnuniyet duymayacağı kesindir.</p>



<p>Kimi açıkça, kimi ise üstü kapalı biçimde gerçekleşmesi mümkün olmayan hayallerin peşinde koşanlar cumhuriyet felsefesiyle <strong>hesaplaşmayı</strong> amaçlamaktadır. </p>



<p>Ancak daha da rahatsız edici olan, bunu çarpık bir tarih anlayışı üzerinden yapmalarıdır. Bu yaklaşım ne ilk kez görülmektedir ne de son olacaktır.</p>



<p>Tarih göstermektedir ki, milletlerin yükselişi kadar gerileyişleri de çoğu zaman gerçeklikten uzaklaşmalarıyla başlamaktadır.&nbsp;</p>



<p>Siyasi hedefler ile mevcut kapasite arasındaki dengenin bozulduğu her dönemde bedeli toplumlar ödemiştir.</p>



<p>Türkiye bugün <strong>ekonomik, siyasi ve toplumsal</strong> çeşitli sorunlarla karşı karşıyadır. </p>



<p>Bu sorunların çözümü, geçmişin imparatorluk tahayyüllerinde ve üçüncü ülkelerin girdilerinde değil; Cumhuriyet&#8217;in kuruluşunda ortaya konulan akılcı devlet anlayışındadır.</p>



<p>Hukukun üstünlüğü, kurumsal kapasite ve milli egemenlik ilkesi kısacası Anayasa&#8217;nın belirlediği temel ilkeler bu yolun yapı taşıdır.</p>



<p>Son sözse; <strong>Türklerin şanlı bir tarihi vardır, fakat o tarih yalnızca okuyana, anlayana ve ondan ders çıkarana yol gösterir.</strong></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; FESTİVALLER ŞEHRİ; ESKİŞEHİR…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/15/cengiz-erdilfestivalller-sehri-eskisehir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 09:20:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<category><![CDATA[festival]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183511</guid>

					<description><![CDATA[Hayatın pahalılıktan kaynaklanan dayanılmaz ağırlığı var insanlar üzerinde. Ortadoğu’da savunmasız insanlara uygulanan akıl almaz şiddet ve inen yangın bombaları da bir yandan…Bir yandan rafa kalkan hukuk ve adalet… İnsanların yüzleri gülmüyor, ülkede yaygın bir karamsarlık var. Enflasyon hesabı sürekli şaşan, devletin İstatistik Kurumu bile insanların mutlu olmadığını sayılara dökmüş…&#160; Ama Anadolu’da bir yer var; enseyi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hayatın pahalılıktan kaynaklanan dayanılmaz ağırlığı var insanlar üzerinde. Ortadoğu’da savunmasız insanlara uygulanan akıl almaz şiddet ve inen yangın bombaları da bir yandan…Bir yandan rafa kalkan hukuk ve adalet… İnsanların yüzleri gülmüyor, ülkede yaygın bir karamsarlık var. Enflasyon hesabı sürekli şaşan, devletin İstatistik Kurumu bile insanların mutlu olmadığını sayılara dökmüş…&nbsp;</p>



<p>Ama Anadolu’da bir yer var; enseyi karartmıyor. <strong>ESKİŞEHİR</strong>…</p>



<p>Osmanlının doğduğu, Ulusal Kurtuluş destanının ilk savaşının kazanıldığı topraklar; bu yıl çizdiği vizyonla&nbsp; şehri akıllı, sürdürülebilir, kültürel mirasını koruyan ve sanayi ile teknolojiyi harmanlayan bir Avrupa kenti standardına ulaştırmayı hedefliyor.&nbsp;</p>



<p>Kentin üç&nbsp; üniversitesinin genç nüfusuyla&nbsp; inanılmaz dinamizm kazandığı bir gerçek. Bu durum yerel yönetimlerin akıllıca uygulamalarıyla birleşince; Eskişehir’in Anadolu’daki diğer kentlerle farkı ortaya çıkıyor.&nbsp; Kent festivallerle de anılıyor artık…</p>



<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Anadolu’da giderek yaygınlaştırdığı <strong>Kültür Yolu Festivali</strong> Mayıs ayında, sonra Haziran ayında <strong>kahve</strong>, Temmuz da ise <strong>Ahşap</strong> festivali var.  Yaz sonunda ise <strong>Caz</strong> Festivali…</p>



<p><strong>AHŞAP FESTİVALİ </strong></p>



<p>Odunpazarı Belediyesi’nin düzenlediği bu festival 2015 yılından beri yapılıyor, kereste çeşitlerinin sergilendiği bir festival değil elbette…Yerli ve yabancı ağaç yontucuları için açık çalışma alanı gibi düşünün…Semtin adından kaynaklanan odun hikayesi bu festivalle ete kemiğie bürünüyor. Sanatçıların ahşap heykel çalışmasını meraklıları izleyebiliyor.&nbsp; Bu yıl Güney Kore’den iki ünlü ahşap yontucu var. Ülkemizden ise Yeliz Cantekin, Soner Özdemir, Umut Berke Özcan var. Ayrıca Güzel Sanatlar Fakültesi’nden öğrencilerle&nbsp; amatör yontucular birarada… Ortaya çıkan heykellerde daha çok insan ve hayvan figürleri işleniyor ve ağacın doğal formu bozulmuyor, mesela bir ağaç kökü kurda dönüşürken, dallar kanat olup uçuyor.&nbsp;</p>



<p>Elbette ahşap işleriyle ekmeğini kazanan esnafta kurulan standlarda satış yapıyor. Tarihi Odupazarı meydanı bir hafta boyunca, çam, akasya, bilumum ağaç ve reçine kokularıyla sarılıyor.</p>



<p>Ankara ve İstanbul’a yakın olunca, Eskişehir günü birlik ve ya iki günlük turların akına uğradığı bir yere dönüşmüş durumda. Özellikle Odunpazarı semti&nbsp; dolup taşıyor.</p>



<p>Soğuk havasıyla ünlü kent, havaların ısınmasıyla&nbsp; şıngır mıngır bir yer oluveriyor.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;.      DÜNYA KUPASI KİMLERE KAZANDIRACAK?  </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/14/cengiz-erdil-dunya-kupasi-kimlere-kazandiracak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dünya kupası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183447</guid>

					<description><![CDATA[Futbol sadece Cengiz ERDİL;DÜNYA KUPASI KİMLERE KAZANDIRACAK?&#160;&#160; Futbol sadece futbol değildir… 22 genç adamın; yeşil çimler üzerinde meşin yuvarlağın peşinden koşturması, devasa bir ekonominin lokomotifidir aslında.  Dört yılda bir dünya kıtalarındaki turları geçen ülkelerin futbol takımları arasındaki mücadele, tüm spor ve sanat etkinliklerinden sağlanan geliri kat kat aşıyor. Bu işte kazanan çok ama sağladığı gelirle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Futbol sadece Cengiz ERDİL;<br>DÜNYA KUPASI KİMLERE KAZANDIRACAK?&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Futbol</strong> sadece futbol değildir… 22 genç adamın; yeşil çimler üzerinde meşin yuvarlağın peşinden koşturması, devasa bir <strong>ekonominin</strong> lokomotifidir aslında.  Dört yılda bir dünya kıtalarındaki turları geçen ülkelerin futbol takımları arasındaki mücadele, tüm spor ve sanat etkinliklerinden sağlanan geliri kat kat aşıyor.</p>



<p>Bu işte kazanan çok ama sağladığı gelirle diğer kazananları fersah fersah geçen kara suratlılar grubu var… Yasal ve yasadışı <strong>bahis</strong> şirketleri… Mesela 2022  FIFA Dünya Kupası turnuvasında 200 milyar dolar üzerinde bahis oynandığı tahmin ediliyor.</p>



<p>Turnuvaya ev sahipliği yapan ülkeler altyapı yatırımları nedeniyle bazen masrafını çıkaramıyor ama ülke genelinde küçük işletmelerden tutun da dev şirketlere büyük paralar kazandırıyor. Yayın hakları, sponsorluklar, bilet satışları, lisanslı ürünler…Bu kalemlerden sağlanan gelir <strong>7-8 milyar dolar </strong>seviyesinde. Hadi yuvarlayalım; 15 milyar dolar diyelim, bahis gelirlerinin yanında devede kulak kalır.</p>



<p>Kendini dünyanın efendisi sanan <strong>Trump</strong> hazretleri; bu turnuvanın bir bölümünün ülkesinde yapılmasından dolayı ellerini ovuşturuyordur, çünkü otel ve kumarhanelerinde  bahislerden çok para kaldıracak.</p>



<p><strong>Kara para </strong>simsarları dünyanın her yanından akacak bahis paralarını dört gözle bekliyor.  Karın tokluğundan en yüksek gelir grubuna doğru tarihsel bir süreci olan futbolcu tayfası için bu alanlar kan, gözyaşı ve terin arenasıdır. Onların bazıları da bu turnuvadan değer artırıp çıkacaklar. Seyirciler ve tv başındaki izleyicilerin ise beklentisi ülke bayraklarının turnuva sonuna kadar zirvede kalması ve de güzel oyun…</p>



<p><strong>DÜNYANIN GÖZÜ İRAN FUTBOL TAKIMINDA</strong></p>



<p>Son yıllarda yine bir başarı yakalayan bizim milli takımımızın iyi sonuçlar alacağı uzmanları görüşü. Elbette gönlümüz onlarla ama bir takım daha var; İran…</p>



<p>Renk cümbüşünün yaşanacağı&nbsp; bu turnuvada ülkelerin izleyecekleri tanıtım atakları da ilgi çekiyor. Bizim tanıtım ise evlere şenlik! Futbol topundan ço k ihalar, sihalar, gemiler falan var. Futbolcuların figüran olduğu tantımda köprü, otoyol, tüneller var. Adeta bir seçim çalışması…</p>



<p>Dünya medyası, İran futbol takımın turnuvaya nasıl geleceklerini merak edip duruyordu..Meksika’da uçaklarından sessizce indiklerinde yakalarında “<strong>168</strong>” yazılı rozetler vardı. Amerika kıtasına böyle bir halkla ilişkiler çalışmasıyla çıkmaları doğrusu bir başarıydı.  </p>



<p><strong>168 tokat indi</strong> Amerikan medyasının objektiflerine…</p>



<p>Batı medyasının fazla üzerinde durmadığı katliamda, ABD savaş uçaklar Minab kentindeki bir <strong>kız ilkokuluna</strong> hava saldırısı düzenlenmişti. Saldırıda 168  kız çocuğu dahil <strong>180&#8217;den</strong> fazla kişinin hayatını kaybetmişti.</p>



<p>Nazım Hikmet’in&nbsp; ABD’nin Hiroşima katliamında öldürdüğü çocukları andığı “Kız Çocuğu” şiiri üzerinde biraz oynayarak, Minab Kız ilkokulu’na saygı duruşunda bulunalım…</p>



<p>“<strong>İran’da öleli oluyor bir üç ay kadar/ Yedi yaşında bir kızım/Büyümez ölü çocuklar/ </strong></p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlker DUMAN;  🎥   İnanç mı, Yalnızlık mı? Saint Maud’un Rahatsız Edici Sessizliği</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/13/ilker-duman-%f0%9f%8e%a5-inanc-mi-yalnizlik-mi-saint-maudun-rahatsiz-edici-sessizligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin İlker DUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Saint Maud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183407</guid>

					<description><![CDATA[Korku sineması denildiğinde akla genellikle karanlık koridorlar, ani sıçratmalar, doğaüstü varlıklar ve yüksek ses efektleri gelir. Ancak bazı filmler vardır ki korkuyu seyircinin karşısına çıkarmak yerine onun zihnine yerleştirir. Rose Glass’ın ilk uzun metraj filmi Saint Maud tam olarak bunu yapan yapımlardan biri. IMDb’de 6,7 puana sahip olan film, yüzeyde dini bir hikâye anlatıyor gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Korku</strong> sineması denildiğinde akla genellikle karanlık koridorlar, ani sıçratmalar, doğaüstü varlıklar ve yüksek ses efektleri gelir. Ancak bazı filmler vardır ki korkuyu seyircinin karşısına çıkarmak yerine onun zihnine yerleştirir. <strong>Rose Glass’ın</strong> ilk uzun metraj filmi <strong>Saint Maud</strong> tam olarak bunu yapan yapımlardan biri.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="183408" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183408" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>IMDb’de 6,7 puana sahip olan film, yüzeyde dini bir hikâye anlatıyor gibi görünse de özünde yalnızlık, suçluluk, aidiyet arayışı ve zihinsel çözülme üzerine kurulu güçlü bir karakter çalışması sunuyor.</p>



<p>Film, geçmişinde yaşadığı travmatik bir olayın ardından dine yönelen genç bakıcı <strong>Maud’un</strong> hikâyesini takip ediyor. Ölümcül bir hastalığa yakalanan <strong>Amanda’nın</strong> bakımını üstlenen Maud, zamanla onu kurtarmanın kendi görevi olduğuna inanmaya başlıyor. Ancak bu noktadan sonra film, bir insanın başkasını kurtarma çabasından çok kendi içindeki boşluğu doldurma mücadelesine dönüşüyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="495" data-id="183412" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421.jpg" alt="" class="wp-image-183412" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-300x193.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-696x449.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-652x420.jpg 652w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Saint Maud‘un en dikkat çekici yanı, klasik korku sinemasının alışkanlıklarını büyük ölçüde reddetmesi. Filmde seyirciyi koltuğundan sıçratacak sahneler yok denecek kadar az. Kamera sürekli olarak Maud’un dünyasına odaklanıyor ve korku, dışarıdaki bir tehditten değil, karakterin zihninde büyüyen düşüncelerden doğuyor. Bu nedenle film izlenirken hissedilen duygu korkudan çok huzursuzluk. Seyirci, Maud’un yaşadıklarının ne kadarının gerçek, ne kadarının kendi zihninin ürünü olduğunu sorgulamaya başlıyor.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083413.mp4"></video></figure>



<p>Bu noktada filmin başarısında en büyük paylardan biri başrol oyuncusu <strong>Morfydd Clark’a </strong>ait. Clark, Maud karakterine yalnızca bir performans vermiyor; adeta karakterin içine yerleşiyor. Sessizliklerde, bakışlarda ve en küçük mimiklerde bile karakterin iç dünyasını hissettirebiliyor. Özellikle inancı ile gerçeklik arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı anlarda sergilediği oyunculuk, filmi sıradan bir psikolojik gerilim olmaktan çıkarıyor. Film boyunca yaşanan gerilimin önemli bir kısmı, Clark’ın seyirciyi karakterin zihnine ikna edebilmesinden kaynaklanıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="768" height="404" data-id="183414" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419.jpg" alt="" class="wp-image-183414" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419-300x158.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419-696x366.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Rose Glass’ın yönetmenliği de ilk film için dikkat çekici bir olgunluk taşıyor. Dar mekânlar, yalnız kadrajlar ve kontrollü kamera kullanımı sayesinde film, Maud’un iç dünyasını görsel olarak da hissettiriyor. Yönetmen, korkuyu göstermek yerine ima etmeyi tercih ediyor. Bu tercih filmin temposunu zaman zaman ağırlaştırsa da atmosferini güçlendiriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="336" data-id="183418" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414.jpg" alt="" class="wp-image-183418" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414-201x300.jpg 201w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>
</figure>



<p>Elbette Saint Maud herkese hitap eden bir korku filmi değil. Hızlı ilerleyen hikâyelerden veya sürekli gerilim bekleyen seyirciler için fazla yavaş bulunabilir. Ancak karakter odaklı anlatıları sevenler için film oldukça doyurucu bir deneyim sunuyor. Çünkü burada korkunun kaynağı bir canavar ya da lanet değil; insan zihninin karanlıkta bıraktığı düşünceler.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="379" data-id="183415" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420.jpg" alt="" class="wp-image-183415" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-300x148.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-324x160.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-696x343.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Filmin finali ise uzun süre hafızadan silinmeyecek kadar etkili. Rose Glass, bütün film boyunca kurduğu gerilimi yalnızca birkaç saniyelik bir görüntüyle zirveye taşıyor ve seyirciyi film bittikten sonra da düşünmeye devam etmeye zorluyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="515" data-id="183416" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416.jpg" alt="" class="wp-image-183416" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-626x420.jpg 626w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Sonuç olarak Saint Maud, son yılların en dikkat çekici psikolojik korku filmlerinden biri. Klasik korku kalıplarını reddeden yapısı, güçlü atmosferi ve özellikle Morfydd Clark’ın olağanüstü performansı sayesinde türün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. Korkunun bazen karanlık bir koridorda değil, insanın kendi zihninde saklandığını hatırlatan rahatsız edici ve etkileyici bir film.</p>



<p>İlker <strong>DUMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083413.mp4" length="6577781" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY; Dünyanın En Zor Yarışması mı, Yetişkinler İçin Çocuk Parkı mı?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/13/derya-ulusoy-dunyanin-en-zor-yarismasi-mi-yetiskinler-icin-cocuk-parki-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Survivor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183404</guid>

					<description><![CDATA[Survivor&#8217;ın sunucusu yıllardır aynı cümleyi tekrarlıyor: &#8220;Dünyanın en zor yarışması&#8221; Bu cümleyi o kadar sık duyduk ki artık kimse durup şu soruyu sormuyor: Gerçekten nedir bu kadar zor olan? Sonuçta ekranda gördüğümüz şey, yetişkin insanların parkurlarda koştuğu, topları deliklerden soktuğu, bloklar taşıdığı, denge tahtalarında yürüdüğü ve günün sonunda biraz daha fazla yemek kazanmak için mücadele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Survivor&#8217;ın</strong> sunucusu yıllardır aynı cümleyi tekrarlıyor:</p>



<p>&#8220;<em>Dünyanın en zor yarışması&#8221;</em></p>



<p>Bu cümleyi o kadar sık duyduk ki artık kimse durup şu soruyu sormuyor:</p>



<p>Gerçekten nedir bu kadar zor olan?</p>



<p>Sonuçta ekranda gördüğümüz şey, yetişkin insanların parkurlarda koştuğu, topları deliklerden soktuğu, bloklar taşıdığı, denge tahtalarında yürüdüğü ve günün sonunda biraz daha fazla yemek kazanmak için mücadele ettiği bir televizyon programı.</p>



<p>Elbette kolay değil.</p>



<p>Açlık var.<br>Yorgunluk var.<br>Fiziksel efor var.</p>



<p>Ama yine de ortada bir olimpiyat yok.</p>



<p><em>Bir bilimsel keşif yok.</em><br><em>Bir kutup seferi yok.</em><br><em>Bir savaş yok.</em></p>



<p>Bir insanın sınırlarını insanlık adına zorladığı büyük bir mücadele yok.</p>



<p>Buna rağmen yıllardır izleyiciye, sanki tarihin en büyük dayanıklılık sınavlarından biri izletiliyormuş gibi davranılıyor.</p>



<p>Oysa çoğu zaman gördüğümüz şey, yetişkin insanların çocuk parkını andıran oyun düzeneklerinde yarışmasından ibaret.</p>



<p>Asıl ilginç olan ise parkurlar değil.</p>



<p>Adada dönenler.</p>



<p>Çünkü Survivor&#8217;ın gerçek içeriği hiçbir zaman yarışmalar değil.</p>



<p><strong>Gerçek içerik;</strong> dedikodu, ittifak, küslük, kıskançlık ve bitmek bilmeyen tartışmalar.</p>



<p>Her sezon aynı sahneler tekrar ediyor:</p>



<p>&#8220;Sen benim adımı neden yazdın?&#8221;<br>&#8220;Ben senin hakkında öyle demedim.&#8221;<br>&#8220;Sen yalancısın.&#8221;<br>&#8220;Hayır, asıl sen yalancısın.&#8221;</p>



<p>Ardından da televizyon tarihinin belki de en tuhaf savunma yöntemi devreye giriyor:</p>



<p>&#8220;Çocuğumun üstüne yemin ederim.&#8221;<br>&#8220;Annemin babamın üstüne yemin ederim.&#8221;<br>&#8220;Sevdiğimin ölüsünün üstüne yemin ederim.&#8221;</p>



<p>Bir reality show izlerken kendinizi bir anda aile meclisinin ortasında buluyorsunuz.</p>



<p>Yarışmacılar birbirlerine kızıyor, barışıyor, yeniden kavga ediyor, yeniden yemin ediyor.</p>



<p>Sonra ertesi gün yeni bir bölüm başlıyor ve aynı sirk en baştan tekrarlanıyor.</p>



<p>Bir süre sonra insan şu soruyu sormadan edemiyor:</p>



<p>Bu program gerçekten hayatta kalmakla mı ilgili, yoksa yalnızca insanların birbirlerine kurdukları entrikalarla mı?</p>



<p>Her ikisi de değil aslında.</p>



<p>Çünkü işin daha ilginç, daha düşündürücü bir yanı var:</p>



<p>Yarışmacıların önemli bir kısmı Survivor&#8217;a katılmayı hayatlarının en büyük hayali olarak anlatıyor.</p>



<p>Bir yarışmacı elenirken gözyaşları içinde:</p>



<p>&#8220;Çocukluğumdan beri hayalimdi.&#8221;</p>



<p>diyebiliyor.</p>



<p>Bunu küçümsemek için söylemiyorum.</p>



<p>Ama yine de insan düşünmeden edemiyor:</p>



<p>Nasıl oldu da bir kuşağın <strong>hayalleri</strong> bu kadar daraldı?</p>



<p><em>Bir zamanlar insanlar kitap yazmayı, keşif yapmayı, sanat üretmeyi, bilim insanı olmayı hayal ederdi.</em></p>



<p>Bugün milyonlarca kişinin önünde bir yarışma programında yer almak, başlı başına bir hedefe dönüşmüş durumda.</p>



<p>Çünkü bu formatlar yalnızca tanınma değil, dikkat ekonomisinin en basit vaadini de satıyor:</p>



<p>Önce görünür ol, sonra bunu paraya çevir.</p>



<p>Aynı şeyi başka reality showlarda da görüyoruz.</p>



<p>Artık birçok kişi için amaç bir işi yapmak değil, o işi televizyonda yapmak.</p>



<p>Yemek yapmak değil.</p>



<p>Yemek <strong>yarışmasına</strong> çıkmak.</p>



<p>Şarkı söylemek değil.</p>



<p>Şarkı <strong>yarışmasına</strong> çıkmak.</p>



<p>Hayatın kendisi değil.</p>



<p>Hayatın <strong>seyirlik</strong> versiyonu.</p>



<p>Reality televizyonun asıl marifeti de burada:</p>



<p>Deneyimi değil, deneyimin vitrinini satıyor.</p>



<p>Survivor bu yüzden sadece bir yarışma değil; çağımızın küçük bir özeti.</p>



<p>Peki bu özet bize ne anlatıyor?</p>



<p>Gerçekten hayatta mı kalmaya çalışıyoruz?</p>



<p>Yoksa yalnızca izlenmeye mi?</p>



<p>Kendi hayatımızda “görünmek” uğruna harcadıklarımız, gerçekten yaşamak için harcadıklarımızdan daha mı fazla?</p>



<p>Çünkü dünyanın en zor yarışması ekranda değil.</p>



<p>Ekran kapandıktan sonra başlıyor.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;         BU YAŞANANLAR, SÖYLENENLER, YAPILANLAR UNUTULUR MU?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/11/coskun-kartal-bu-yasananlar-soylenenler-yapilanlar-unutulur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183324</guid>

					<description><![CDATA[Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var ! Böylesi geçmişte yaşanmadı. Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&#160; *&#160; &#160; &#160; &#160; * &#160; &#160; &#160; &#160; * Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&#160; sıkça [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var !</p>



<p>Böylesi geçmişte yaşanmadı.</p>



<p>Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&nbsp; sıkça karşılaştık.</p>



<p>Darbe döneminde yapılan anayasaya geçici hüküm koyup , aralarında yıllarca başbakanlık yapanların da bulunduğu tüm parti genel başkanlarının, yöneticilerinin ve milletvekillerinin 15 yıl süreyle siyaset yapmalarının yasaklanmalarına , 5 imza ila karar verilmişti.&nbsp;</p>



<p>Ancak&nbsp; “asker zoruyla” konulan o anayasal yasaklar bile sürdürülebilir olmamış, darbeden sonra seçilen ilk parlamento dönemini tamamlamadan yapılan referandumla kaldırılmıştı.</p>



<p>1987 referandumunda yasakların kaldırılması için verilen evet oyları, hayır oylarından yüzde yarım fazlaydı.</p>



<p>Evet oylarının bu kadar düşük olmasının nedeni, iktidar partisinin tüm gücüyle canla başla çalışması,  Başbakan <strong>Özal’ın</strong> bütün ülkeyi dolaşarak insanları “yasakların kalkmasına hayır” demek için ikna etmek istemesiydi.</p>



<p>Yasakları bu referandumla kaldırılan liderler, kapatılan eski&nbsp; partilerinin yerine kurdukları yeni partileriyle yola devam etmişler ve üçü sonraki yıllarda başbakan olarak hükümetler kurmuşlardı.</p>



<p>Yasaklılardan DYP lideri Süleyman <strong>Demirel</strong>, 1993’te başbakanken TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmişti.</p>



<p>Askeri darbenin tamamen siyasi bir kararla&nbsp; yok ettiğini sandığı&nbsp; siyaset yok edilmeyi reddetmiş, o günlerin koşullarında deyim yerindeyse “su akıp yatağını bulmuştu!”</p>



<p>Aslında galiba bu, siyasetin hayatın ta kendisi olduğunu, öyle kolay kolay ortadan kaldırılamayacağını da gösteriyordu.</p>



<p>Üç buçuk yıl boyunca parlamento görevini üstlenen ve siyasetin dik alasını yapan beş kişilik “Milli Güvenlik Konseyi” 1982 anayasasına konulan geçici bir hükümle cumhurbaşkanı seçilen Kenan <strong>Evren’in</strong>   yanında yedi yıl için Cumhurbaşkanlığı Konseyi adını almıştı.</p>



<p>Evren ve Konsey üyelerinin 12 Eylül dönemindeki icraatlarının yargılanması da yine anayasal olarak engellenmişti.</p>



<p>Bu anayasal dokunulmazlık daha sonra kaldırılsa da beş kişilik cuntadan üçü o arada aramızdan ayrılmışlardı.</p>



<p>İkisi de hastanede yatarken Segbis aracılığıyla ifadeleri alındıktan sonra yargılanıp müebbet hapse ve rütbelerinin sökülmesine mahkum olmuşlar, ancak cezaları kesinleşmeden vefat etmişlerdi.</p>



<p>Siyaseti yasakladıkları kişiler de vefat etmiş, cenazeleri devlet protokolünün tam kadro katılımıyla büyük kalabalıklar eşliğinde kaldırılmıştı.</p>



<p>Kenan <strong>Evren</strong> ve Tahsin <strong>Şahinkaya</strong>, yalnızca aile yakınları ve resmî görevliler eşliğinde toprağa verilmişti.</p>



<p>Siyasetleri ters tepmişti.&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Bu günlerde, şaşkınlıklar içinde yaşadığımız, bir siyasi partinin, üstelik ana muhalefet partisinin üç yıl önceki kurultayının mahkeme tarafından yok sayılması hadisesi.</p>



<p>Yani, üç yıl önce hakim gözetiminde yapılmış ve sonuçları <strong>Yüksek Seçim Kurulu</strong> tarafından “kesin olarak” onaylanmış kurultay sonuçlarının alt mahkeme tarafından iptal edilmesi.</p>



<p>Ve o kurultay toplanıp başkanlık divanı oluştuğu anda teknik olarak görevi sona ermiş olan eski genel başkanın göreve davet edilmesi.&nbsp;</p>



<p>Bir anlamda seçimle kaybettiği göreve yeniden atanması!</p>



<p>Kendisinin de fırsat bulduğunu düşünüp alelacele bu davete icabet etmesi.</p>



<p>Bir zamanlar başında olduğu, adına cumhurbaşkanlığı seçimine katıldığı, yıllarca görev yaptığı “partisinin” büyük bir kaos içine atılmasının baş aktörü olarak kolları sıvaması.</p>



<p>Seçilmiş yönetimi tanımayarak genel merkeze polis marifetiyle, oradakileri çıkarmak için cop, tazyikli su, göz yaşartıcı gaz kullanılmasına göz yumması.</p>



<p>Bütün bunların hepsinden daha önemli, klasik siyaset tanımına uymayan bir durum daha var.</p>



<p>Üç yıl önceki kurultayın seçilmiş organlarını yok sayıp , o kurulların mahkeme kararıyla atanan daha eskiden görev yapmış&nbsp; üyeleri ile partiyi yönetmeye kalkışmak.</p>



<p>Bunun adına partinin siyasetten çıkıp “bürokratik” bir kurum haline getirilmesi çabası denir.</p>



<p>Yani ana muhalefetin siyasetinin iptali!</p>



<p>Doğal olarak, <strong>CHP’nin</strong> bizzat eski genel başkanı vasıtasıyla düşürüldüğü bu durum, eski genel başkanın daha önce, partinin programına, tüzüğüne, ideolojisine, politik yaklaşımlarına uygun bir siyasetçi olup olmadığı sorusunu akla getiriyor.</p>



<p>Acaba, 1980’lerde geceleri konutuna gidecek kadar yakın olduğu başbakan Özal’ın sağ politikalarını benimsiyor muydu?</p>



<p>1991 sonunda <strong>DYP-SHP</strong> hükümetinde çalışma bakanlığı bünyesinde genel müdür olarak görevlendirilmişti .</p>



<p>Şimdilerde ortaya atılan bir iddiaya göre, Çalışma bakanlığını elinde bulunduran SHP bu atamaya itiraz etmiş,&nbsp; DYP’li üst düzey yöneticilerin ısrarı üzerine ataması yapılmıştı.</p>



<p>Acaba, DYP’nin bu aşamadaki ısrarında kendisini sağcı politikalarına yakın bulmasının rolü var mıydı?</p>



<p>Yine yeni ortaya çıkan bir duruma göre, <strong>Kemal bey </strong>1999’daki seçimlerde birinci parti olan Demokratik Sol Partiden milletvekili olmak istemiş, genel başkan Bülent <strong>Ecevit</strong> ise kendisini aday bile yapmamıştı.</p>



<p>Yani CHP adayı olmadan önce kendisinin “sol” partilerle değil, “sağ” partilerle ilişkileri , politik kimliği hakkında fikir verecek düzeyde ön plandaydı.</p>



<p>CHP genel başkanı olduktan sonra da sosyal demokrasi sözünü hiç ağzına almadığı dikkat çekiyordu.</p>



<p>“ Artık bu devirde sağcı solcu kalmadı” gibi dünyada hiçbir sosyal demokrat liderin söylemeyeceği apolitik sözler etmesi, mahalle kahvesinde siyasetten konuşan insanların yapacağı bir şeydi!</p>



<p>Adana’da bir mitingde insan hakları ve adaletten söz ederken,FETÖ tutukluları <strong>Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ı</strong> “aramızdalar” diye toplanan insanlara alkışlatmaya kalkması biliniyor.</p>



<p>Oysa yerine getirildiği eski genel başkan Deniz Baykal, FETÖ’nün Ergenekon kumpasları sırasında net olarak haksız yere tutuklananların yanında yer almştı</p>



<p>O kumpasların hazırlanmasında tetikçilik yapan militan ruhlu iki zanlıya bu yaklaşım değişikliği ana muhalefetin “geleneksel” politikasının 180 derece tersiydi.</p>



<p>Ana muhalefet lideri olarak partisine danışmadan MHP ile <strong>Ekmeleddin İhsanoğlu’nu</strong> cumhurbaşkanı adayı göstermesi zaten sürekli belleklerden hiç çıkmayan bir konu.</p>



<p>İktidar tarafından desteklenerek İslam Konferansı Genel Sekreterliğine seçilen İhsanoğlu, cumhurbaşkanı seçiminden sonra CHP’nin milletvekili olması önerisini reddetmiş, MHP saflarına katılmıştı.</p>



<p>Sonuç olarak, geçmişi itibarıyla CHP’lilikle ilgisi kurulamayacak eski genel başkanın , on üç seçim kaybettirdiği partisini bugün siyaset yapamaz hale getirme çabaları ibretle izleniyor.</p>



<p>Tepkiler her yerde ve her yönden yükseliyor.&nbsp;</p>



<p>Atılan sloganlar, onurlu insanların kaldıramayacağı sözcükler içeriyor.</p>



<p>Lakin göründüğü kadarıyla, polis zoruyla el koyduğu genel merkezde, aralarında ancak tek tük kadın bulunan, hal ve tavırlarıyla CHP’nin geleneksel mensuplarına hiç benzemeyen çok da kalabalık olmayan “kitlesiyle” mutlu!</p>



<p>Söylenenler , eleştiriler, sloganlar umurunda bile değil.</p>



<p>Dediklerine göre “birkaç gün bağırır, unuturlar “ diyormuş.</p>



<p>Merak ediyorum doğrusu.</p>



<p>Gerçekten bu yaşadıklarımız “unutulur mu”?</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY;    🎥 Atmayı Unutan Bir Kalp</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/10/derya-ulusoy-atmayi-unutan-bir-kalp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Marjane Satrapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183217</guid>

					<description><![CDATA[Bir sabah, Persepolis grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar Marjane Satrapi’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, “Üzüntüden öldü” diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız. Haberi bir kez daha okurdunuz belki. Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sabah, <strong><em>Persepolis</em></strong><strong> </strong>grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar <strong>Marjane Satrapi</strong>’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, <strong>“Üzüntüden öldü”</strong> diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183234" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183234" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Haberi bir kez daha okurdunuz belki.</p>



<p>Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında yavaşça tükenen korseli kahramanların dünyasına.</p>



<p>Bizim yüzyılımız içinse neredeyse <strong>uygunsuz</strong> bir tınısı var.</p>



<p>Hastalıklar için <strong>isimlerimiz</strong>, <strong>antidepresanlarımız</strong> ve <strong>terapilerimiz</strong> var.</p>



<p>Sevgiyi bir yemek siparişi kadar zahmetsizce önümüze getirmeyi vaat eden <strong>flört uygulamalarımız</strong> var.</p>



<p>Artık kimse üzüntüden dolayı öyle kolayca ölmüyor.</p>



<p>Ve yine de…</p>



<p>Marjane Satrapi 56 yaşındaydı.</p>



<p><strong>Otuz yıllık eşi bir sene önce ölmüştü.</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="687" data-id="183227" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg" alt="" class="wp-image-183227" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-768x515.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1536x1030.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1068x716.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-626x420.jpg 626w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sosyal medyadaki son paylaşımında şu yazıyordu:</p>



<p><strong>“<em>Çünkü hayatımın aşkını kaybettim.”</em></strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="584" data-id="183240" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg" alt="" class="wp-image-183240" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1068x609.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-737x420.jpg 737w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687.jpg 1274w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sonra sustu.</p>



<p>Ailesi ise Satrapi&#8217;nin ölümünü duyururken klinik bir tanı seçmedi.</p>



<p>Mitlerin dilini seçti:&nbsp;</p>



<p><strong>“Üzüntüden öldü.”</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183229" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183229" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bu ifade arkaikti — kaybı bir hastalık gibi değil, bir <strong>kader</strong> gibi anlatan, sebeplerin tıbbın değil doğrudan <strong>kalbin</strong> alanına ait olduğu zamandan kalma bir söz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="907" data-id="183224" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg" alt="" class="wp-image-183224" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-300x266.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-768x680.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-696x616.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1068x946.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-474x420.jpg 474w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622.jpg 1364w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kırık Kalp Sendromu</strong></h2>



<p>Üzüntüden ölmenin modern tıpta bir karşılığı olduğunu biliyor muydunuz?</p>



<p>Adı: <strong>Takotsubo kardiyomiyopatisi</strong>, yani <strong>kırık kalp sendromu</strong>.</p>



<p>Yıkıcı bir yasın, ezici bir stresin altında stres hormonları kalp kasına öylesine yüklenir ki; sol karıncık bir Japon ahtapot tuzağına — bir takotsubo’ya — benzeyecek şekilde genişler ve balonlaşır.</p>



<p>Kalp fiziksel olarak <strong>“şok olur.”</strong></p>



<p>İşlevini yitirir.</p>



<p>Bazen tamamen durur.</p>



<p>Metafor ile kalp kası arasındaki sınır sandığımızdan çok daha incedir.</p>



<p><strong>Kalp kırıklığı, bir bedeni durdurabilir.</strong></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4"></video></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sevmenin Yerine Seçmek</strong></h2>



<p>Tıbbi bir karşılığı dahi olmasına rağmen <strong>“üzüntüden ölmek”</strong> bugün bize neden bu kadar uzak ve hatta neredeyse fantastik geliyor?</p>



<p>Çünkü gerçek duyguların getirdiği belirsizliği, kusursuz görünen profillerin sunduğu kontrollü güvenle değiştirdik.</p>



<p>Aşk, bir zamanlar insanın hayatını altüst eden en güçlü deneyimlerden biriydi.</p>



<p>Şimdi ise giderek bir <strong>seçme işlemine</strong> dönüştü.</p>



<p>Flört uygulamaları yakınlığı bir tanışma değil, bir <strong>eleme düzeni</strong> hâline getirdi.</p>



<p>Ekranda kaydırılan, karşılaştırılan, elenen isimler…</p>



<p>İnsanlar da giderek raflarda duran ve kolayca yeri değiştirilen ürünlere benzemeye başladı.</p>



<p>Bu yüzden birine bağlanmak yerine seçenekleri açık tutmak, kendini tam vermemek, mesafeyi korumak neredeyse bir <strong>ilişki refleksi</strong> hâline geldi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183230" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183230" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eros’un Istırabı</strong></h2>



<p>Koreli filozof <strong>Byung-Chul Han</strong>’ın modern çağda aşkın ve arzunun yaşadığı bu dönüşümü anlatmak için kullandığı çarpıcı bir kavram var:</p>



<p><strong>“Eros’un Istırabı.”</strong></p>



<p>Gerçek aşk Han’a göre insanın kendini savunmasız bırakmasını gerektirir.</p>



<p>Karşındaki kişinin seni değiştirmesine, şaşırtmasına, hatta incitmesine izin vermelisin.</p>



<p>Oysa biz tam da bu riskten kaçan bir kültür inşa ettik.</p>



<p>Artık yabancı olanı, beklenmedik olanı, zor olanı aramıyoruz.</p>



<p>Kendimizi arıyoruz.</p>



<p>Kendi zevklerimize, gelirimize, yaşam tarzımıza uyan insanları seçiyoruz.</p>



<p>Partner, keşfedilecek bir bilinmez olmaktan çıkıp bizi onaylayan bir <strong>ayna</strong>ya dönüşüyor.</p>



<p>Han buna <strong>“Aynı’nın cehennemi”</strong> diyor:</p>



<p>İnsanın sürekli kendisiyle karşılaştığı, gerçekten yeni hiçbir şeyin içeri sızamadığı kapalı bir döngü bu.</p>



<p>Biraz zorlayan her şeyi bir kaydırmayla geçip gidiyoruz.</p>



<p>Farkında olmadan aşkın kendisini de geride bırakıyoruz böylece.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183231" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183231" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Geride Kalan</strong></h2>



<p>Marjane Satrapi devrim gördü, sansür gördü, sürgünün ağırlığını taşıdı.</p>



<p>Sonunda onu bitiren şey siyaset olmadı; <strong>aşk oldu.</strong></p>



<p>Üzüntüden ölümü romantikleştirmeye gerek yok. Ama görmezden de gelemeyiz; çünkü gerçek sevginin bedelini hatırlatıyor.</p>



<p>Birini gerçekten sevmek, onu hayatında <strong>vazgeçilmez</strong> bir yere koymaktır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183232" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183232" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><strong>W. H. Auden</strong>&#8216;ın <strong><em>Cenaze Hüzünleri</em></strong> şiirindeki gibi, kimi zaman bir insan yalnızca sevilen biri değil, yönünüz, ritminiz, gününüz olur:</p>



<p><em>O benim Kuzeyim, Güneyim, Doğum ve Batımdı,</em><em><br></em><em>Çalışma haftam ve Pazar huzurumdu,</em><em><br></em><em>Öğlem, geceyarım, konuşmam, şarkımdı;</em><em><br></em><em>Aşk sonsuza kadar sürecek sandım: Yanılmışım.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="450" data-id="183233" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg" alt="" class="wp-image-183233" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg 450w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>
</figure>



<p>Kalbi korunacak bir organ, aşkı rafta duran bir tüketim ürünü saydığımız bu çağda, neredeyse hiçbir şeyin kalbimizi gerçekten kıramadığı konforlu bir dünya yarattık.</p>



<p>Oysa üzüntüden ölmek, bu steril dünyanın dışında kalan o eski, tehlikeli ihtimali yüzümüze vuruyor:</p>



<p>Sevdiğin birini kaybettiğinde, geride kalan hayat onun yokluğuna uyum sağlamaz.</p>



<p>Sadece onun etrafında sessizleşir.</p>



<p>Bazense geriye yalnızca <strong>sessizlik</strong> kalır.</p>



<p>Ve atmayı nasıl sürdüreceğini unutmuş bir kalp.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4" length="14889304" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Türk Demokrasisinin Yol Ayrımı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/08/ismet-hergunsen-turk-demokrasisinin-yol-ayrimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183121</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemiz, birkaç yıl öncesine kadar bulunduğu coğrafyanın şartlarını aşmış bir ülke olarak görülüyordu. Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti kimliğiyle Avrupa Birliği standartlarına da oldukça yaklaşmıştı. Yalnızca İslam dünyasında değil, uluslararası alanda da demokrasiye geçiş süreçlerinde “Türk demokrasisi” örnek bir model olarak anılıyordu. Ülkemizin itibarına katkı sağlayan bu anlayış, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ülkemiz, birkaç yıl öncesine kadar bulunduğu coğrafyanın şartlarını aşmış bir ülke olarak görülüyordu.</p>



<p>Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış <strong>demokratik, laik, sosyal ve hukuk </strong>devleti kimliğiyle Avrupa Birliği standartlarına da oldukça yaklaşmıştı.</p>



<p>Yalnızca İslam dünyasında değil, uluslararası alanda da demokrasiye geçiş süreçlerinde “Türk demokrasisi” örnek bir model olarak anılıyordu.</p>



<p>Ülkemizin itibarına katkı sağlayan bu anlayış, Sovyetler Birliği&#8217;nin dağılması ve Arap Baharı sürecinde de etkisini göstermiştir.</p>



<p>Son yıllarda ortaya çıkan gelişmeler siyasal iklimde ciddi tartışmalara ve kırılmalara yol açmıştır.</p>



<p>Tartışmaların odak noktasında <strong>Cumhurbaşkanlığı</strong> <strong>Hükümet Sistemi&#8217;nin</strong> uygulama alanı ve sonuçları yer almaktadır.</p>



<p>Karar alma süreçlerinin yasama organından yürütme organına kaymasına neden olan bu sistem, demokratik kültürde çeşitli aşınmalara ve kurumsal kırılmalara zemin hazırlamıştır. Alınan kararlar ve uygulamalar toplumun geniş kesimlerinde tartışma yaratmaya devam etmektedir.</p>



<p>Demokrasiyi zayıflatan bu gelişmeler, Türkiye&#8217;nin çoğulculuktan uzaklaşan, <strong>tekçi</strong> ve merkeziyetçi bir görüntü vermesine yol açmıştır.</p>



<p>Coğrafi koşulların etkisi ve aktif siyasette gözlenen çoğulculuk eksikliklerinin, anayasal düzen ve hukuk devleti ilkelerinde çeşitli aşınmalara yol açtığı görülmektedir.</p>



<p><strong>Yargı bağımsızlığına</strong> ilişkin tartışmalar da ülkemizin uluslararası itibarına zarar verir hale gelmiştir.</p>



<p>Şekillendirilmeye çalışılan yeni yönetim anlayışında, radikal olmayan ancak ılımlı olarak tanımlanan siyasal <strong>İslam</strong> ekseninde farklı bir devlet yönetimi arayışının izleri görülmektedir.</p>



<p>Sosyal-kültürel yapıda çözümü güç tahribatlara neden olan inanç eksenli yönetim anlayışlarının ülkeleri nasıl bir çıkmaza sürüklediğini görmek için geniş İslam coğrafyasında yaşanan örneklere bakmak yeterlidir.</p>



<p>Avrasya ülkelerinde yaşanan “renkli devrimler” de iktidarların muhalefeti dışlama çabalarına kalıcı bir çözüm getirememiştir.</p>



<p>Demokratik manevra alanının daraldığı, oligarşi ve dini eğilimli yönetim anlayışlarının benimsendiği ülkelerde ortaya çıkan tablo, toplumları zor tercihler arasında bırakmıştır.</p>



<p>İnsan haklarından ve özgürlüklerden söz etmenin giderek zorlaştığı bu ülkelerin evrensel ölçekte demokratik kazanımlara ne zaman ulaşabileceklerini öngörmek kolay değildir.</p>



<p>Türkiye&#8217;nin demokratikleşme sürecinde halen <strong>kırılgan</strong> bir ülke olarak değerlendirildiği bilinmektedir.</p>



<p>Nitekim ülkemiz, çeşitli uluslararası değerlendirmelerde özgürlükler ve basın özgürlüğü alanlarında eleştirilere konu olmaktadır.</p>



<p>Demokratik kurumların olgunluk düzeyi yalnızca devlet yapısında değil, siyasi partilerin kendi iç işleyişlerinde de kendisini göstermektedir.</p>



<p>Çok partili sisteme geçişten bu yana yaşanan askeri müdahale dönemlerini bir kenara bırakacak olursak, ülkemizde ana muhalefet partisi etrafında şekillenen son gelişmeler dikkat çekicidir.</p>



<p>Ülkenin kuruluş değerlerini sahiplenen, buna karşın uzun süredir iktidar alternatifi olma konusunda çeşitli zorluklar yaşayan <strong>ana muhalefet </strong>partisi üzerinde yürütülen siyasi hesaplar yeni bir boyut kazanmıştır.</p>



<p>Partinin eski liderlerinden birinin yeniden siyasi alanda etkin rol üstlenme arayışı, kamuoyunda karşılık bulmamıştır.&nbsp;</p>



<p>Daha düne kadar <strong>hak, hukuk ve adalet</strong> söylemiyle geniş kesimlerin takdirini kazanan bu siyasetçinin hangi gerekçelerle yeniden liderlik tartışmalarının merkezinde yer aldığı sorusu gündemi meşgul etmektedir.</p>



<p>Eski bir siyasetçinin “<strong>Dün dündür, bugün bugündür</strong>” sözünü hatırlatan bu yaklaşım, ilk bakışta siyasal pragmatizmin doğal bir sonucu gibi görünse de, siyasal tutarlılık bakımından tartışılmaya devam edecektir.</p>



<p>Türkiye&#8217;nin önündeki asıl mesele ise kişiler ve partiler üzerinden yürüyen tartışmaların ötesine geçerek; demokratik, <strong>laik, sosyal ve hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve çoğulcu demokrasi </strong>ilkelerini yeniden güçlendirebilmektir.</p>



<p>Türk demokrasisinin gerçek yol ayrımı da tam olarak burada bulunmaktadır.</p>



<p><em>Unutulmamalıdır ki, baskı istikrar değil, istikrarsızlık yaratır.</em></p>



<p>Son sözse; <strong>Demokrasinin kurumsal özü, yurttaşların parlamentoya güvenidir.</strong></p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;  RAHMİ KOÇ’UN FIKRASI VE SONRASININ ŞİFRELERİ!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/08/coskun-kartal-rahmi-kocun-fikrasi-ve-sonrasinin-sifreleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183082</guid>

					<description><![CDATA[Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu. 96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!) Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu.</p>



<p>96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!)</p>



<p>Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova Amerikan hastanesinin açılış töreninde yüksel protokolden insanları görünce, herhalde “hazır gelmişler.Hadi şunları biraz güldüreyim” diye bir fıkra patlatmıştı.</p>



<p>Fıkra&nbsp; “Kürt kadınının biri doktora gitmiş..” cümlesiyle başlıyordu.</p>



<p>Herkesler oradayken..!</p>



<p>Herkesler dediğimi yabana atmayın; fıkrayı anlatırken kimler yoktu ki yanında!</p>



<p>Görüntülerden görüp , haberlerden okuduğumuz kadarıyla Türkiye Cumhuriyetinin son başbakanı Binali Yıldırım, devletin İzmir ilindeki en üst görevlisi vali, ana muhalefet partisinin seçim kazananı, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı oradaydılar.</p>



<p>Zaten bu üçlünün yer aldığı&nbsp; bir törenin katılımcısı doğal olarak çok olurdu!&nbsp;</p>



<p>Muhtemelen siyasi partilerin temsilcileri de ülkemizin bir numaralı milli burjuvasının “bu yeni hizmetini” kutlamak üzere gelmişlerdi.</p>



<p>Neyse, dediğim gibi, holdingin onursal başkanı, hem de hastane açılışında, bildiği “ayıpçı” bir doktor-hasta ilişkisinden söz eden fıkrayı birden bire anlatıvermişti. (Hastane yönetiminin yerinde olsam “bizim sağlık kurumumuzda bu tür doktor hasta ilişkisi yaşanmaz” diye bir açıklama da ben yapardım!)</p>



<p>Fıkra dinleme- okuma konusunda oldukça deneyimli olan biri olarak söyleyebilirim ki, bu fıkrayı biliyordum ama yaşlı zengin adamınkinden eksik biliyormuşum.</p>



<p>Benim bildiğim biçiminde “Kürt kadını” diye bir karakter yoktu; zaten Kürt&nbsp; sözcüğünün fıkranın hiçbir unsurunda sözü edilecek yanı da yoktu.</p>



<p>Hatta iddia edebilirim ki, doktor- hasta – hemşire gibi karakterlerin anlatıldığı fıkraların hiç birinde, Kürt, Arap,&nbsp; Türk, Alman, Fransız gibi “etnik” karakterler bulunmaz.&nbsp;</p>



<p>Zira tarz farklıdır.</p>



<p>Etnik karakterler, yalnızca değişik özellikleri olan etnik&nbsp; kimliklerin belirgin özelliklerini öne çıkarmak için kullanılır.</p>



<p>Bunlar genellikle aşağılama içermeyen, hafif, sevimli, insanları gülümseten anlatılardır .</p>



<p>Örneğin Almanların disiplini, Fransızların “çapkınlığı”,İskoçların cimriliği, Türklerin “uyanıklığı” , Kürtlerin saflığı,&nbsp; Lazların “her şeyi” gibi! (Yahudilerin “komik cimriliği” de eskiden çok anlatılırdı ama Netanyahu denen katilin öncülüğündeki soykırım saldırıları, insanların ülkesini ve halkını sevimli gösterebilecek anekdotlardan uzak durmalarına yol açtı!)</p>



<p>Neyse, konuyu dağıtmayalım, Rahmi bey aslında Kürt kadını sözünü hiç kullanmasa da&nbsp; özünde hiçbir fark olmayacak fıkrayı, devlet ricali önünde patlatmış!</p>



<p>Sermayenin gücü işte, fıkra oradakilerin çoğunu neredeyse katıla katıla denecek kadar güldürmüş .&nbsp;</p>



<p>Eğer görüntüler yapay zeka ürünü falan değilse hiç birinin aklına Kürtlerin ya da kadınların aşağılandığı gibi bir şey gelmemiş.</p>



<p>Gülüşler hakiki gülüş, hiç birinde yapay zekayla oluşturulmuş resimlerin mekanikliği yok ; hemen anlaşılıyor!</p>



<p>Herhalde anlatan Rahmi Koç olduğu için pek çok kişi de durumu garipsememiş, garipseyen ses çıkaramamış!</p>



<p>Gerçi ses çıkarabilseler&nbsp; bile koskoca Rahmi Koç’a oracıkta “hoop ne diyorsun sen?” demek ayıp kaçardı !</p>



<p>Olay geçmiş gitmiş.</p>



<p>Ta ki o esnada çekilen görüntüler yayınlanana kadar.</p>



<p>Sonra, bildiğiniz, dananın kuyruğu koptu .</p>



<p>Bir asırdır ne rejimler, iktidarlar, darbe yönetimleri, cuntalar görmüş olan Koç ailesi, şimdiye kadar karşılaşmadığı linçlerin, saldırıların ortasında kaldı.</p>



<p>“Valla ben öyle demek istemedim” şeklindeki özür dilemeler, “nasıl demek istedin?” diye sorup bir savunma olanağı tanınmadan ortada bırakıldı.</p>



<p>Fıkracının eşinin 50 yıl önce çocuklarını alıp bir gazete patronuna kaçtığı bilgisi, foto shop’la&nbsp; “boynuz taktırılmış”&nbsp; resimleri eşliğinde servis edildi.</p>



<p>Bir fıkra figürünün alaycı anlatılmasının intikamı, bir aile trajedisi ortaya dökülerek alındı!</p>



<p>Fıkraya gülenler, seslerini çıkarmadan ortadan kayboldu.</p>



<p>Partiler, kurumlar, sivil toplum örgütleri, birer birer kınama açıklamaları yaptılar.</p>



<p>Sonra işin rengi değişti.</p>



<p>Cumhuriyet savcılığı fıkrayı anlatan için soruşturma başlattı.&nbsp;</p>



<p>Adalet bakanı zehir zemberek açıklama yaptı.</p>



<p>Sonra da sosyal medyada fıkracı dedenin holdingine bağlı şirketlerin ürünlerine boykot kampanyaları başlatıldı.</p>



<p>Ufak çevrede kalabilecek bir gafın, kendini bilmezliğin ya da densizliğin ırkçılık gibi büyük suçlamalara konu olması, insanda ister istemez bir takım soru işaretleri yaratıyor.</p>



<p>Hele boykot çağrıları, aslında meselenin ırkla falan değil, direkt olarak büyük iş çevrelerinin “iç rekabetiyle” ilgili olduklarını düşündürüyor.</p>



<p>Bir kötü fıkradan bile çıkar üretmeye çalışan gelenekler oluşuyor galiba.</p>



<p>Sosyal medyada kimin gerçek kişi, kimin trol, kimin provokatör olduğu belirsiz tiplerin gazıyla gündemde başka hesaplar var olabilir.</p>



<p>Bu arada, niye bir Kürt kadınını konu alan fıkra anlattın diye hesap sorulacaksa, bu fıkrayı dinleyip kahkaha atan da, televizyon ve sosyal medya platformlarında yayan da, “böyle böyle bir fıkra var” diye sözde protesto çığlıkları atan da aynı sorulara muhatap olmamalı mı?</p>



<p>Gerçekte var olmayan, fıkrada geçen bir Kürt kadını üzerinden sanki bütün Kürt kadınları , hatta bütün kadınlar etiketlenmiş gibi bir algı yaratmak caiz midir?</p>



<p>Şüyuu vukuunda beter (söylentisi gerçek olmasından kötü) bir durumla karşı karşıya değil miyiz?</p>



<p>Yoksa, gelinen nokta holdinglerin birbirini bitirme kavgasının sınıfsal bir göstergesi mi?</p>



<p> COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selahattin NİZAM;🎥 Kartal Yuvası Termessos: Büyük İskender&#8217;i Durduran Şehir</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/06/selahattin-nizam%f0%9f%8e%a5-kartal-yuvasi-termessos-buyuk-iskenderi-durduran-sehir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Selahattin NİZAM]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Termessos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182975</guid>

					<description><![CDATA[Tarih boyunca sayısız şehir kuşatıldı, fethedildi ve yeniden inşa edildi. Ancak bazı şehirler vardır ki güçlerini yalnızca surlarından değil, üzerinde yükseldikleri coğrafyadan alır. Antalya&#8217;nın kuzeybatısında, Toros Dağları&#8217;nın sarp yamaçlarına kurulmuş Termessos işte böyle bir yer. M.Ö. 333 yılında, önünde hiçbir ordunun durmadığı Büyük İskender, Anadolu&#8217;da ilerliyordu. Karşısına çıkan kentler birer birer teslim oluyor ya da [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarih boyunca sayısız şehir kuşatıldı, fethedildi ve yeniden inşa edildi. Ancak bazı şehirler vardır ki güçlerini yalnızca surlarından değil, üzerinde yükseldikleri coğrafyadan alır. Antalya&#8217;nın kuzeybatısında, Toros Dağları&#8217;nın sarp yamaçlarına kurulmuş Termessos işte böyle bir yer.</p>



<p>M.Ö. 333 yılında, önünde hiçbir ordunun durmadığı Büyük İskender, Anadolu&#8217;da ilerliyordu. Karşısına çıkan kentler birer birer teslim oluyor ya da fethediliyordu. Fakat Toroslar&#8217;ın yüksek kayalıkları arasında saklanan Termessos farklıydı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="182976" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-182976" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080684.jpg 1426w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Antik kaynaklar, İskender&#8217;in bu doğal kaleyi gördüğünde kenti kuşatmanın büyük kayıplara yol açacağını anladığını aktarır. Dünyanın en büyük komutanlarından biri, yoluna devam etmeyi seçti. Böylece Termessos tarihe, Büyük İskender&#8217;in ele geçiremediği şehir olarak geçti.</p>



<p>Bu hikâyenin peşine düşmek için ben de <strong>Güllük Dağı&#8217;nın </strong>eteklerine doğru yola çıktım. Amacım yalnızca bir antik kenti görmek değildi; dünyanın en büyük fatihlerinden birini durduran coğrafyayı kendi gözlerimle anlamaktı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="182977" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-182977" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080680.jpg 1700w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p>Milli park girişinden itibaren dağ yolu, ziyaretçisini yavaş yavaş modern dünyadan koparıyor. Asıl keşif ise, çam ormanlarının arasından kıvrılarak yükselen asfalt yol sona erdiğinde başlıyor. Termessos&#8217;a ulaşmak için hâlâ yürümek, terlemek ve dağın koşullarını kabul etmek gerekiyor.</p>



<p>Belki de kentin binlerce yıldır ayakta kalmasının sırrı burada yatıyor: <strong>Termessos</strong> bugün bile kendisini kolayca teslim etmiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="603" data-id="182980" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-1024x603.jpg" alt="" class="wp-image-182980" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-1024x603.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-300x177.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-768x453.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-1536x905.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-696x410.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-1068x629.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677-713x420.jpg 713w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080677.jpg 1614w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Bulutların arasında saklanan şehir</strong></p>



<p>Patika yükseldikçe çam kokuları yoğunlaşıyor, şehir gürültüsü tamamen geride kalıyor. Yol kenarında belirmeye başlayan taş bloklar, ziyaretçiye artık sıradan bir yürüyüşte olmadığını anımsatıyor..</p>



<p>Termessos&#8217;un en etkileyici yönlerinden biri, doğayla kurduğu ilişki. Anadolu&#8217;daki birçok antik kent açık arazilerde yükselirken, Termessos adeta dağın içine gizlenmiş durumda. Surlar, kayalıklarla bütünleşiyor; yapılar ise ormanın arasında kayboluyor.</p>



<p>Bu manzara karşısında insan ister istemez şu soruyu soruyor: Büyük İskender&#8217;in denemiş olsaydı, gerçekten bu kenti ele geçirebilir miydi?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="603" data-id="182981" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-1024x603.jpg" alt="" class="wp-image-182981" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-1024x603.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-300x177.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-768x452.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-1536x905.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-696x410.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-1068x629.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683-713x420.jpg 713w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080683.jpg 1633w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Solym halkının mirası</strong></p>



<p>Termessos&#8217;un tarihi M.Ö. 7. yüzyıla kadar uzanıyor. Antik kaynaklarda Solym adıyla anılan savaşçı bir halkın yaşadığı bu kent, bulunduğu konum sayesinde uzun süre bağımsızlığını korudu.</p>



<p>Roma egemenliği döneminde bile önemli ayrıcalıklar elde eden şehir, ticaret yollarını kontrol eden stratejik bir merkez hâline geldi. Dağın zirvesindeki bu yerleşim, yalnızca askerî bir kale değil; tiyatroları, meclis binaları ve anıtsal mezarlarıyla gelişmiş bir kentti.</p>



<p>Bugün kalıntılar arasında yürürken taşların sessizliğinde hâlâ o güçlü geçmişin izleri hissediliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="182982" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-182982" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675-746x420.jpg 746w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080675.jpg 1697w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Gökyüzüne açılan tiyatro</strong></p>



<p>Antik kentin içerisinde ilerlerken bir noktada ağaçların arasından aniden tiyatro beliriyor.</p>



<p>İşte Termessos&#8217;un en unutulmaz manzarası burada karşınıza çıkıyor.</p>



<p>Yaklaşık 4.500 kişilik kapasiteye sahip tiyatro, sarp kayalıkların üzerine inşa edilmiş. Oturma sıralarına çıkıp karşıya baktığınızda Pamphylia Ovası ayaklarınızın altına seriliyor.</p>



<p>Bu noktada insanın aklına tarih değil, önce manzara geliyor.</p>



<p>Belki de antik dünyanın en etkileyici tiyatrolarından biri olmasının nedeni bu. Çünkü burada sahne yalnızca oyunculara değil, Toros Dağları’na da ait.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="182983" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-182983" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-2048x1366.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080686-630x420.jpg 630w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Bir dağın zirvesindeki yaşam</strong></p>



<p>Termessos&#8217;u gezerken akla gelen sorulardan biri şu: Bu kadar yüksekte kurulan bir şehir nasıl ayakta kaldı?</p>



<p>Yanıt, kentin dört bir yanına yayılmış su sarnıçlarında saklı.</p>



<p>Yağmur ve kar sularını depolamak için inşa edilen bu sistemler sayesinde binlerce insan dağın zirvesinde yaşamını sürdürebiliyordu. Bugün bile görülebilen dev sarnıçlar, antik mühendisliğin ne kadar gelişmiş olduğunu ortaya koyuyor.</p>



<p>Yakınlarda bulunan Bouleuterion, yani meclis binası ise kentin yalnızca askerî gücüyle değil, yönetsel yapısıyla da öne çıktığını gösteriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="182984" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-182984" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-2048x1536.jpg 2048w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080676-560x420.jpg 560w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Alketas&#8217;ın hikâyesi</strong></p>



<p>Termessos&#8217;un en dikkat çekici anıtlarından biri Alketas Mezarı.</p>



<p>Büyük İskender&#8217;in ölümünden sonra yaşanan iktidar mücadelelerinde adı geçen komutan Alketas, bir dönem Termessos&#8217;a sığınmıştı. Kent halkı onu korumaya çalışmış, ancak olaylar trajik bir sonla sonuçlanmıştı. Alketas, Termessos’a zarar gelmesin diye yaşamına son vermeyi seçmişti.</p>



<p>Bugün kayalara oyulmuş mezarın önünde dururken yalnızca bir komutanın değil, sadakat ve vefa üzerine kurulmuş bir hikâyenin izleriyle de karşılaşıyorsunuz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="182985" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-182985" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-696x391.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080671.jpg 1691w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Doğanın Zaferi</strong></p>



<p>Ancak Termessos&#8217;ta beni en çok etkileyen şey tarih değil, doğanın kendisi oldu.</p>



<p>Nekropol alanında karşıma çıkan bir manzara bunun en güçlü örneğiydi. Ağır bir kaya parçası yıllar önce bir ağacın gövdesine saplanmıştı. Buna karşın ağaç büyümeye devam etmiş ve zamanla kayayı yerden yükseltmişti.</p>



<p>Bu görüntü, sanki Termessos&#8217;un binlerce yıllık hikâyesinin özeti gibiydi.</p>



<p>İnsan uygarlığı taşlara şekil vermiş, kentler kurmuş, surlar inşa etmişti. Ama sonunda doğa sabırla geri dönmüş ve her şeyi yeniden kendi döngüsünün parçası hâline getirmişti.</p>



<p>Büyük İskender&#8217;in yapamadığını doğa başardı</p>



<p>Termessos&#8217;un sonu savaşlarla gelmedi.</p>



<p>Yüzyıllar boyunca ayakta kalan kent, büyük bir depremin ardından su sistemlerinin zarar görmesiyle terk edildi. Büyük İskender&#8217;in ordularının ele geçiremediği şehir, sonunda doğanın gücüne teslim oldu.</p>



<p>Bugün Güllük Dağı&#8217;nın zirvesinde dolaşırken insan yalnızca bir antik kenti gezmiyor. Aynı zamanda tarihin en güçlü hükümdarlarından birinin vazgeçmek zorunda kaldığı bir coğrafyayı deneyimliyor.</p>



<p>Belki Termessos&#8217;un asıl sırrı da burada yatıyor.</p>



<p>Bu şehir hiçbir zaman fethedilmedi.</p>



<p>Sadece zamana emanet edildi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="182986" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-182986" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682-746x420.jpg 746w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000080682.jpg 1708w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption">Screenshot</figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Termessos&#8217;a nasıl gidilir?</strong></p>



<p>Termessos, Antalya şehir merkezinin yaklaşık 30 kilometre kuzeybatısında, Güllük Dağı Milli Parkı sınırları içerisinde yer alıyor. Antalya-Korkuteli karayolu üzerinde bulunan milli park girişine ulaştıktan sonra yaklaşık 9 kilometrelik dağ yolunu takip ederek otopark alanına kadar araçla çıkılabiliyor.</p>



<p>Ancak ziyaret burada başlamıyor.</p>



<p>Aracınızı bıraktıktan sonra antik kente ulaşmak için yürümek gerekiyor. Yer yer dikleşen taşlı patikalar özellikle yaz aylarında yorucu olabiliyor. Bu nedenle rahat yürüyüş ayakkabıları tercih etmek ve yanınıza yeterli miktarda su almak önemli.</p>



<p>Termessos&#8217;u ziyaret etmek için en uygun dönemler ilkbahar ve sonbahar ayları. Yaz aylarında sıcaklık oldukça yüksek seviyelere ulaşırken, kış aylarında ise rakım nedeniyle hava şartları sertleşebiliyor.</p>



<p>Kent içerisinde herhangi bir işletme, restoran veya satış noktası bulunmadığından ihtiyaç duyulabilecek su ve atıştırmalıkların önceden temin edilmesi gerekiyor.</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-video is-provider-youtube wp-block-embed-youtube wp-embed-aspect-16-9 wp-has-aspect-ratio"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<iframe loading="lazy" title="Selahattin NİZAM;&#x1f3a5; Kartal Yuvası Termessos: Büyük İskender&#039;i Durduran Şehir" width="696" height="392" src="https://www.youtube.com/embed/s-3Pi-8-E-4?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>
</div></figure>



<p></p>



<p>Belki de Termessos&#8217;u diğer antik kentlerden ayıran en önemli özellik burada ortaya çıkıyor. Çünkü bu kente ulaşmak için biraz emek vermek gerekiyor. Fakat tiyatronun basamaklarına oturup Toroslar&#8217;ın ufka uzanan siluetine baktığınızda, çıktığınız her adımın karşılığını fazlasıyla aldığınızı hissediyorsunuz.</p>



<p><strong>Selahattin NİZAM/Gazeteci-Fotoğraf Sanatçısı</strong></p>



<p>Bu Belgeseli <strong>YouTube/Saklı İzler</strong> (@sakliizler) kanalından da izleyebilirsiniz.</p>



<p><a href="https://youtube.com/@sakliizler?si=slNfMM1fyRrjr67R">https://youtube.com/@sakliizler?si=slNfMM1fyRrjr67R</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
