<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Coşkun KARTAL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/coskun-kartal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Aug 2026 09:14:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.7</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Coşkun KARTAL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Coşkun KARTAL; GELİNEN NOKTA’DA YENİ PARTİ’YE DÜŞENLER </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/14/coskun-kartal-gelinen-noktada-yeni-partiye-dusenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni parti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185328</guid>

					<description><![CDATA[Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda çerçeve yasanın görüşülmesi sırasında yaptığı konuşma hala tartışılıyor. Bu konuşmanın partisinin oy oranına olumsuz yansımaları olacağını söyleyenler epey çok sayıda, ancak muhalif kanallarda açıklanan kimi anket sonuçlarına göre değişen fazla bir şey yok! Yeni parti seçmen nezdinde birincilik konumunu koruyor bu anket sonuçlarına göre.&#160; Lakin bu konuşmanın asıl eleştirilecek yanı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda çerçeve yasanın görüşülmesi sırasında yaptığı konuşma hala tartışılıyor.</p>



<p>Bu konuşmanın partisinin oy oranına olumsuz yansımaları olacağını söyleyenler epey çok sayıda, ancak muhalif kanallarda açıklanan kimi anket sonuçlarına göre değişen fazla bir şey yok!</p>



<p>Yeni parti seçmen nezdinde birincilik konumunu koruyor bu anket sonuçlarına göre.&nbsp;</p>



<p>Lakin bu konuşmanın asıl eleştirilecek yanı, bana göre,&nbsp; yalnızca anket sonuçlarına olumsuz yansıması olmamalı!&nbsp;</p>



<p>Doğrudan, henüz örgütlenme aşamasındaki bir siyasal kurumun yaklaşımları, ideolojisi, şeffaflığı daha da önemli .</p>



<p>Zira, bu saydıklarım, partinin ve liderinin halk nezdinde güvenilir olmasını sağlayacak unsurlar.</p>



<p>Doğal olarak,&nbsp; önemli gelişmeler karşısında dinamik tepki vermesi, özgün politikalar üretebilmesi ve insiyatif kullanma gücü de o siyasi partinin gelecekte nasıl bir kurum olacağının gösteren özellikler olsa gerek.</p>



<p>Belki de, Özel’e tepki gösterenlerin yükselen seslerinin bu denli itirazlarla dolu olması bu beklentilerden kaynaklanıyor.</p>



<p>İtirazların parti yönetimini ve milletvekilleri grubunu böyle savunma pozisyonuna getirmesinin nedeni de bu konularda bir anda sırıtan eksiklikler belki de!</p>



<p>Teklifi, dedikleri gibi “hazırlıksız olarak” kucaklarında bulmuş olsalar bile, bunun karşılığı, toplumun hiçbir kanadını gücendirmemek adına hem kabul- hem red oyu vermek değildir.</p>



<p>Bu politikasızlıktır.</p>



<p>Kendi görüş, ideoloji, anlayışları doğrultusunda zaten çerçeve yasaya hangi oyu verecekleri önceden bilinen başka başka siyasi partilerin tavırlarının peşine takılmaktır.</p>



<p>Bu tavır, memnun etmeye çalıştığınız toplumun her kanadında güceniklik, en azından burukluk yaratır.&nbsp;</p>



<p>Bugüne dek adeta tırnaklarınızla kazıyarak elde ettiğiniz güvenilirliği zedeler.</p>



<p>Politika üretememenin partileri kısa vadede seçim başarısızlığına, uzun vadede siyasal olarak silinmeye götüren bir tavırsızlık olduğu temel gerçeği hiç akıldan çıkmamalıdır.</p>



<p>Bugün, Yeni Parti’ye yeni umut ve beklentilerle yönelen insanların bir kısmı, tepkileriyle bu en önemli ilk sınavda partilerinin “başaramadığını” düşündüklerini gösteriyorlar.</p>



<p>Bazıları ise ortaya çıkan darmadağınık manzaraya “derin stratejik anlamlar” yükleyerek gönül verdikleri , çoğunun kıyamadığı “liderin şahsında” partilerini kendi vicdanlarında aklamaya çalışıyorlar.</p>



<p>Yanlış anlaşılmasın, burada kullandığım aklanma sözcüğü,&nbsp; aklanmayı gerektiren bir suç ya da kabahat işlendiğini düşündüğümden değil.</p>



<p>Siyasal anlamda hata ya da gaf yaptığı düşünülen politikacılar, bunun siyasal sonuçlarına katlanır; yalnızlaşır, popülerliğini kaybeder, seçmenleri&nbsp; uzaklaşır.</p>



<p>Bu sonuçta kendilerinin bileceği iştir.&nbsp;</p>



<p>Eğer Özgür bey’in ortaya koyduğunun tam tersi bir tavrı olsaydı, belki de kendisi açısından başka türlü siyasal sonuçları olacaktı; o da bilinemez !</p>



<p>Zira, ülkede gözlenen çok kutuplu yapıda, aslında “her siyasetin orijinal sahipleri” var!</p>



<p>Bu çerçeve yasaya evet diyenlerin ve hayır diyenlerin “kazandıracağı” partiler hazır zaten.</p>



<p>Her iki durumda da, o partilerin mensupları merkezin politikalarına aykırı düşünseler bile bunu kamuoyunda açıkça dile getirmemeyi tercih ederler.</p>



<p>Zaten, , AKP gibi lider partileri ile MHP gibi parti disiplinine uymanın şart olduğu yapılarda pek itiraz görülmez.</p>



<p>İYİ Parti, Zafer Partisi gibi kurumlarda, böyle bir tasarıya Hayır demek, zaten partilerin ideolojisiyle uyumlu bir konudur.</p>



<p>Butlancıların yönetimindeki CHP, siyasal yelpazedeki yeni rolüyle çok net biçimde Evet diyeceğini açıkladı.</p>



<p>CHP grubundan bazı milletvekillerinin Hayır oyu vermeleri de kamuoyunda ilgi görmedi ve önemsenmedi!</p>



<p>Ancak Yeni Parti gibi anketlerde birinci çıkan, muhalif tabanın bir iktidar değişikliği için umut bağladığı bir partinin ikircikli, orijinal tavır olmadığı için kendine güvenmeyen ve meclis grubunda çok önemli bir çatlak görüntüsü veren manzarası hayal kırıklığı yarattı.</p>



<p>Şimdi, bu hayal kırıklığını onarmaya çalışıyorlar.</p>



<p>Belki onardıkları görüntüsünü verebilirler.&nbsp;</p>



<p>Milletvekilleri grubu olarak zaten bağlı olmaları gereken genel başkanlarına yeni bağlılık bildirileri açıklayabilirler.</p>



<p>Ancak, aslında bu hayal kırıklıklarına, gücenmişliklere yol açan, ne şiş yansın ne kebap mantığıyla sunulan kendi fikri olmayan görüşlerin peşine takılmış “politikasız” tavrı açıklayamazlar.</p>



<p>Zira, öncüllerinden biri olarak kabul ettikleri Sosyaldemokrat Halkçı Parti’nin hazırlanışını yakından izlediğim 1989 Güneydoğu raporunu güncelleme, bugünün koşullarına uyarlama şansları da olduğu halde bu konuda çalışma yaptıklarını duymadım.</p>



<p>Sosyal demokrat bir parti olduklarını -çok sık olmadığı halde- zaman zaman dile getirmelerine rağmen, ülkemizin güney doğusunda pek çok aşirette, insanların ağalar ve marabaları olarak yaşadığını, bu feodal ilişkileri terör örgütünün tepe tepe kullandığını dile getirdiklerini görmedim.</p>



<p>Yani, terör belasından kurtulmak, terör örgütünün bölge halkı ile bağını temelli kesmek için sınıfsal bir yaklaşım getirdiklerine tanık olmadım.</p>



<p>Oysa bence ülkenin sorunlarına etnik temeller üzerinde değil,&nbsp; sınıfsal bakışla yaklaşım pek çok şeyi değiştirir.</p>



<p>Bu yaklaşımla üretilen politikalar ve sıkıntıların çözüm yolları önerileri,&nbsp; ülkenin bölünmezliği ve üniter yapının sağlamlaştırılması konularında da yürekleri ferahlatır.</p>



<p>Unutmamalı ki, ülkenin her yerinde insanların geçim zorlukları, büyük sıkıntıları var.</p>



<p>Bütün insanlarımızın sorunlarını bütüncül bir yapı içinde ele alıp ona göre terörü de engelleyici&nbsp; çözümler üretmek, aslında Yeni Partinin odaklanacağı konu olmalıdır.</p>



<p>Güneydoğu’daki sınıfsal çözüm, yüz yıllardır devam eden feodal aşiret yapısının evrensel insan hakları ile donatılmış modern topluma evrilmesi, terörizmin bugün bitse de ileride yeniden ortaya çıkmasına yol açabilecek olasılıkların tam anlamıyla ortadan kaldırılması anlamına gelir.</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL; ÖZGÜR ÖZEL NE KONUŞTU?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/08/11/coskun-kartal-ozgur-ozel-ne-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 09:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Özel]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=185279</guid>

					<description><![CDATA[Son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim : Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Meclis genel kurulunda “terörsüz Türkiye” adı verilen süreçle ilgili konuşması, bir siyasetçiden dinlediğim en apolitik, en oportünist ve en demagogca konuşmaydı! Bu konuşma, aynı zamanda, anketlerde birinci çıkan Yeni Parti’nin, kendisini tüm topluma kabul ettirmek için önüne çıkan en önemli fırsatın heba edilmesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son söyleyeceğimi, en baştan söyleyeyim :</p>



<p>Yeni Parti Genel Başkanı <strong>Özgür Özel’in</strong> Meclis genel kurulunda “terörsüz Türkiye” adı verilen süreçle ilgili konuşması, bir siyasetçiden dinlediğim en <strong>apolitik</strong>, en <strong>oportünist</strong> ve en <strong>demagogca</strong> konuşmaydı!</p>



<p>Bu konuşma, aynı zamanda, anketlerde birinci çıkan Yeni Parti’nin, kendisini tüm topluma kabul ettirmek için önüne çıkan en önemli fırsatın heba edilmesi anlamına geliyordu.</p>



<p>Özgür Özel ve ona destek veren parti yöneticileri, böylece partinin siyaseten kendini kanıtlamasının, politik kimliğinin toplum tarafından tescil edilmesinin de önüne geçmiş oldular !</p>



<p>Şimdi, siyasetçinin çapsızlığını da gösteren tavırsızlığı, tasarının bütün yanlışları ve eksiklerini baştan söyleyip bir virgül koyarak “ancak bütün bunlara rağmen evet oyu vereceğiz” sözünü açıklamaya çalışıyorlar.</p>



<p>Umarım,&nbsp; açıklayabilirler!</p>



<p>Özgür bey,&nbsp; ıkına sıkına nasıl evet diyeceğini anlatmaya çalışırken, keşke 12 Eylül anayasa dilinin “ancak”çılığından sıyrılabilse idi!</p>



<p>Zira o dil, ülkenin insanlarını, politika dışı,&nbsp; depolitik hatta apolitik hale getirmeyi amaçlayan bir dildi.</p>



<p>“<strong>Hayır</strong>” demen gerektiğinin bilincinde olduğun bir tasarıya, toplumda karşılığı da olmadan “<strong>evet</strong>” demek, diyebilmek politikasızlığın dik alasıdır.</p>



<p>Dünyanın hiçbir ülkesinde, hiçbir rejimde “<strong>apolitik</strong>” iktidar da siyasal parti de, hatta dikta yönetimi de  görülmemiştir!</p>



<p>Bunun dışında, tasarıyı desteklediği var sayılan Kürtlerin oylarının bu şekilde Yeni Parti’ye akacağı sanılıyorsa, bu hem ham hayalden ibarettir hem de açık bir fırsatçılık, yani oportünizmdir.</p>



<p>Girişte saydığım üçüncü niteleme, Özel’in konuşmasının “demagogça” olduğuydu.</p>



<p>Eğer çok büyük izleyici kitlesine sahip bir konuşmada sol gösterip sağ vuruyorsanız, yanlışları sayıp bunları kabul ettikten sonra tam tersi oy kullanacağınızı açıklıyorsanız, bunun adı sizi destekleyenleri manipüle etmeye çalışmaktır.</p>



<p>Yani, demagojinin dik alasıdır!</p>



<p>Özgür bey, bu en önemli siyasal sınavında böyle bir tavırsızlık içine girmek için kimden akıl aldıysa kolay onarılmaz bir yanlış yapmıştır!</p>



<p>Yok eğer, CHP genel başkanlığından uzaklaştırılmasından sonra gösterdiği direnişin gördüğü destekten kazandığı özgüvenle her hareketinin aynı coşkuyla destekleneceğini sanıyorsa, daha büyük bir yanlışa imza atmış demektir!</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</li>
</ul>



<p>Meclis genel kurulunda&nbsp; “terörsüz Türkiye” adı verilen yasa görüşülürken, tüm grupların ve partilerin sözcülerinin konuşma sırası kendilerine geldiğinde ne söyleyecekleri aşağı yukarı biliniyordu.&nbsp;</p>



<p>Kimin yasaya evet diyeceği, kimin&nbsp; hayır oyu kullanacağı net olarak belliydi.</p>



<p><strong>Yeni Parti </strong>dışında !</p>



<p>Daha doğrusu, komisyonda evet diyen partinin genel kurulda bunu hayır oyu ile değiştireceğine dair somut bir işaret yoktu.</p>



<p>Lakin, sürece karşı olan ve siyasal yaşamımızın bu en yeni partisine gönül verenler, yine de içten içe bir umut besliyorlardı.</p>



<p>Bu umudu doğuran, genel başkan Özgür Özel’in her an bir sürpriz yapacakmış gibi tavırları, yasa tasarısının hazırlanış biçimi başta olmak üzere pek çok eksikliğine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan eleştirilerine vurgu yapan sözleriydi.&nbsp;</p>



<p>Bir de genel kurul oturumu öncesinde partisinin kapalı grup toplantısında milletvekillerine “bana güvenin” demesi, beklentileri arttırıyordu.</p>



<p>Olmadı, güvenenler hayal kırıklığına uğradı.</p>



<p>Üstelik, hakim olamayacağını anladığından olsa gerek, grubunu oy verirken serbest bırakması da ve milletvekillerinin yarısından çoğunun hayır oyu vermesi, çok önemli bir zafiyetin göstergesiydi.</p>



<p>İkiye bölünmüş grubun lideri olarak Özgür bey, süreci yönetmeyi becerememişti.</p>



<p>Öylesine kendi içlerine dönmüştüler ki, butlan CHP’si, SHP’nin 1989’daki Güneydoğu Raporunu “biz hazırladık” diye sunabiliyor, buna karşın Yeni Parti’den çıt çıkmıyordu.</p>



<p>Oysa o rapor yayınlandığında Kemal Kılıçdaroğlu kendi ifadesine göre Turgut Özal’la başbakanlık konutunda bürokrat olarak geceleri birlikte çalışıyordu.</p>



<p>Yeni Parti, 1980’lerde CHP tabanını kucaklayan, her fırsatta sosyal demokrat kimliğini vurgulayan&nbsp; Erdal İnönü’nün SHP’sinin adını bile anmıyordu.</p>



<p>Bu yaşananlar, sosyal demokrat anıların bile butlarla yönetilen bir partiye bırakılması, ideolojisiz kurulan bir partinin kısa yoldan tükeniş göstergesiydi.</p>



<p>Umarım, sık sık dedikleri gibi “her şey güzel olur!”</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 Coşkun KARTAL ;       BİR HABER VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAKINCALI BULANLAR {2}</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/29/%f0%9f%8e%a5-coskun-kartal-bir-haber-ve-basin-ozgurlugunu-sakincali-bulanlar-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 Jul 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru çelik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184828</guid>

					<description><![CDATA[(Önceki yazımızın konusuna devam etmeden önce, benim için gerekli bir mesleki değerlendirme ) Gazetecilik önemlidir; hem de çok önemli. Kendi istekleri dışındaki haberlerin kamuoyuna ulaşmasına tahammül edemeyenler ile giderek tamamen mesleğin dışından sektöre el koyan patronlar haberciliği evrensel ölçüler dışına çıkarmak için&#160; istedikleri kadar çaba göstersinler, bu mesleğin önemini azaltamazlar . İstedikleri kadar gazeteciyi satın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>(<strong>Önceki yazımızın konusuna devam etmeden önce, benim için gerekli bir mesleki değerlendirme )</strong></p>



<p>Gazetecilik önemlidir; hem de çok önemli.</p>



<p>Kendi istekleri dışındaki haberlerin kamuoyuna ulaşmasına tahammül edemeyenler ile giderek tamamen mesleğin dışından sektöre el koyan patronlar haberciliği evrensel ölçüler dışına çıkarmak için&nbsp; istedikleri kadar çaba göstersinler, bu mesleğin önemini azaltamazlar .</p>



<p>İstedikleri kadar gazeteciyi satın aldıklarını düşünsünler, basın yayın sektörünün emekçilerine 60 yıl önce bu ülkede var olan sendikalaşma, hak aramalar arzuladıkları ölçüde bütünüyle&nbsp; yasaklansın..</p>



<p>Gazetecilik,&nbsp; son zerresine kadar, toplumu fısıltı sektörüne mahkum edecek denli yok edilemez;&nbsp; mümkün değil!</p>



<p>Zira, tarih kör topal da olsa, zaman zaman sapmalarla akmaya devam da etse, çarkını ileri doğru döndürmeye devam eder.</p>



<p>Bir toplumun içinde zamanında küçücük bir aydınlanma ışığı belirmişse, örneğin insan hakları, özgür basın gibi kavramların&nbsp; bilinci bir dönem insanlarda yer etmişse, bu alanlarda illaki ilerleme sağlanacaktır.</p>



<p>Tersi düşünülse, aydınlanma ve ilerleme olanaklarının artık ortadan kalktığı yönündeki umutsuzluk yaygınlaşsa bile.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>        *        *</li>
</ul>



<p>Birkaç gündür, haberciliğin artık son raddesine geldiğini düşündüğümüz, yok edilmiş&nbsp; mesleğimizin yasını tutma hazırlıklarına giriştiğimiz bir noktada, -muhtemelen Z kuşağından- henüz iki yıllık mesleki kıdemi olan bir genç kadın kamuoyunu resmen sarsan bir habere imza attı.</p>



<p><strong>Birgün Gazetesi</strong> muhabiri <strong>Ebru Çelik ,</strong> yaptığı dört dörtlük haberle tüm namuslu meslektaşlarının yüreğine adeta su serpti.</p>



<p>Yalnızca gördüklerini yorumsuz aktararak, meslek ilkelerini çiğnemeden,&nbsp; gazeteciliğin “mürekkep kokusu almış” umutsuz emekçilerinin yeniden umutlanmasın sağladı.</p>



<p>“Oh be, bu meslek henüz ölmemiş!” dedirtti.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094981-1.mp4"></video></figure>



<p>Ancak, Atatürk’ün partisi diye övünen CHP’nin atanmış yöneticileri, kurucunun her yerde duvarlarda asılı bir sözünü çoktan unutmuşlardı:</p>



<p>“Basın Özgürlüğünden Doğan Sakıncaları Gidermenin Yolu Yine Basın Özgürlüğüdür!”</p>



<p>Doğrusu bu meselede basın özgürlüğünden doğan her hangi bir sakınca da söz konusu değildi.</p>



<p>Habere, skandalın sorumluluğunu taşıması gerekenler olmadık şiddetle tepki gösterdiler.</p>



<p>Hiç bir etek değer, basın özgürlüğüne, demokrasiye en ufak saygı belirtisi olmaksızın tehditler savuranlar, aslında doğrudan basın özgürlüğünü “sakıncalı” bulduklarını ortaya koydular.</p>



<p>Haberin açıklamasını yapması gereken bugünkü CHP yöneticileri, genç arkadaşımız ve çalıştığı kurum başta olmak üzere tüm muhalif başına karşı saldırıya geçtiler. (Böylesi yakın tarihte pek görülmemişti doğrusu! )</p>



<p>Lakin, işin içine Ebru’nun haberini defalarca doğrulayan başka açıklamalar da girince, birkaç ay öncesinin iktidarı sarsan ana muhalefet partisi CHP’nin atanmış genel başkanının katıldığı rozet takma toplantısına minibüslerle taşınan sloganlar öğretilmiş yüzlerce kişinin cast ajanslarının figüranları olduğundan kimsenin kuşkusu kalmadı.</p>



<p>Bunlardan birinin daha önce tv’lerde bazı kadın programlarına katıldığı, dini programlarda sorular sorduğu bile görüntülerle kanıtlandı.</p>



<p>Yaşanan skandal kesinleşti!</p>



<p>Aslında, bir haberin doğruluğunu anlamak için, uzun uzun açıklamalar dinlemek çok da gerekli değil bana göre.</p>



<p>Haberin doğruluğunu anlamak, sanıldığından çok kolay.</p>



<p>Habere konu olan ve açıklama yapması gereken kişilerin yalnızca bakışlarındaki saklanamayan öfke, utanç ya da pişkinlik ifadeleri bile her şeyi anlatır çoğu zaman.</p>



<p>Hele birileri haberi yalanlamaya çalışıyorsa, onların söylediklerin içinde yer alan tehditler,&nbsp; çelişkiler hatta tedirginlikler doğruluğu ortaya koyan önemli ipuçlarıdır.</p>



<p>Haberinden dolayı muhabirin ve gazetesinin yetkilileri hakkında basın özgürlüğü falan umursamadan suç duyurusunda bulunmanın,&nbsp; savcılardan anında yerine getirilen soruşturma talep etmenin hiçbir etik anlayışta yeri yoktur.</p>



<p>Geçmişinde sol izler bulunan bir partinin, iç rejim değişikliği ile ekseninin tam tersi yöne bilinçli olarak kaydırıldığının açık bir göstergesidir bu tutum.</p>



<p>Atanmış genel başkanın daha önce seçilmiş</p>



<p>olarak görev yaptığı dönemlerde “Atatürk’ün partisini” kuruluş ve kurtuluş ideolojilerinden yoksun kılma çabalarının devamından ibarettir.</p>



<p>Bu partinin İstanbul il başkanı olarak ortaya çıkan birinin de, isterse on bin akrabasını oraya toplayabileceğini söylemesi, gazeteciliğin ve kamuoyunun açıkça tehdit edilmesidir .</p>



<p>Aşiret düzeninin siyasal hayatın tam göbeğine gelip oturabileceğini ima eden bu tehdit, aslında haberin “kesinlikle doğru” olduğunun da göstergesidir.</p>



<p>Kime ait olduğu belirsiz bir ses kaydı dinletip mesleğinin henüz başındayken yaptığı haberle sırça saraylarını zangırdatan kızımıza galiz sözlerle hakaret ettirenler, resmen suç işleyerek, yarattıkları etik dışı skandalların ortalığa dökülmesini örtmenin telaşı içindedirler.&nbsp;</p>



<p>Anlaşılıyor ki, polis, toma, tazyikli su gücüyle girebildikleri genel merkez binasında da, İstanbul il başkanlığında da bundan sonra daha da küçüleceği görülen partileriyle doğruları örtbas ederek yaşamaya devam edeceklerdir.</p>



<p>Kamuoyunda haksız ve ölçüsüz&nbsp; tepkilerine karşılık olarak uyanan öfke ve kızgınlık duygularını kendilerine karşı sempatiye çevirebilmeleri hayalden ibarettir.</p>



<p>Ayrıca bu saydıklarım yalnızca gücü yettiğine saldıran sıradan faşistleri andıran alışılmış tavırlarından ibarettir.</p>



<p>Siyaseten yaptıkları, kimin mirasına seçimsiz çökmeye çalıştıkları, hangi ideoloji ve politikaları silmek istedikleri, kime ve nereye yanaşma derdinde oldukları ise ayrı konudur.</p>



<p>Her şey, herkesin gözü önünde olup bitiyor.</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>



<p><strong>Önceki Bölüm</strong></p>



<p>Coşkun KARTAL; ESKİ PARTİLER&nbsp; YENİ PARTİLER VE SİYASETİN DİZAYNI! {1}</p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-kent-ekran wp-block-embed-kent-ekran"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="t7BlToDqci"><a href="https://www.kentekrani.com/2026/07/24/coskun-kartal-eski-partiler-yeni-partiler-ve-siyasetin-dizayni/">Coşkun KARTAL;      ESKİ PARTİLER  YENİ PARTİLER VE SİYASETİN DİZAYNI! {1}</a></blockquote><iframe class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Coşkun KARTAL;      ESKİ PARTİLER  YENİ PARTİLER VE SİYASETİN DİZAYNI! {1}&#8221; &#8212; Kent Ekranı" src="https://www.kentekrani.com/2026/07/24/coskun-kartal-eski-partiler-yeni-partiler-ve-siyasetin-dizayni/embed/#?secret=s2rgkgwndQ#?secret=t7BlToDqci" data-secret="t7BlToDqci" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094981-1.mp4" length="18865063" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;      ESKİ PARTİLER  YENİ PARTİLER VE SİYASETİN DİZAYNI! {1}</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/24/coskun-kartal-eski-partiler-yeni-partiler-ve-siyasetin-dizayni/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[80 darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Anavatan]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Halkçı Parti]]></category>
		<category><![CDATA[Mdp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184663</guid>

					<description><![CDATA[Saçları kısa ve düzgün kesilmiş, gözlerinden disiplin ve otorite fışkıran emekli albay, çakmak çakmak bakan gözlerini gözümüze dikip dedi ki: “Arkadaşlar, ben emekli istihbarat subayıyım. Kimsenin bilmediği bir çok şeyin derinliğini iyi bilirim. Veto yiyeceğimi bilsem haybeye&#160; bu partiyi kurmazdım!” Sözleri kelimesi kelimesine böyle değildi belki ama, mealen tam da bu lafları etmişti. 1983 yılının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Saçları kısa ve düzgün kesilmiş, gözlerinden disiplin ve otorite fışkıran emekli albay, çakmak çakmak bakan gözlerini gözümüze dikip dedi ki:</p>



<p>“Arkadaşlar, ben emekli istihbarat subayıyım. Kimsenin bilmediği bir çok şeyin derinliğini iyi bilirim. Veto yiyeceğimi bilsem haybeye&nbsp; bu partiyi kurmazdım!”</p>



<p>Sözleri kelimesi kelimesine böyle değildi belki ama, mealen tam da bu lafları etmişti.</p>



<p><strong>1983</strong> yılının haziran ayında, tüm partilerin yasaklandığı üç yıla yakın süren bir dönemin ardından yeni kurulan “yeniden bilmem ne partisi” kurucu genel başkanının çay ve kuru pasta ikramı eşliğindeki ilk basın toplantısını  izliyorduk.</p>



<p>Parti, gazete merkezlerinde pek önemsenmediği ve geleceğinde umut görülmediği için izleyen muhabir arkadaşların çoğu kadro almaya çalışan “çaylak” statüsünde idi.</p>



<p>Buna rağmen, o arkadaşlarla müstehzi gülümsemeler takınarak ayrıldığımız basın toplantısının ardından binadan çıktığımızda, bu parti hakkındaki hükmümüzü vermiştik bile!</p>



<p>“<strong>Konsey</strong> bu partinin kurucularının çoğunu veto eder ve tarihe karışır giderler!”</p>



<p>Nitekim birkaç gün sonra dediğimiz çıktı!</p>



<p>Birkaç gün içinde, gözlerinden&nbsp; disiplin ve otorite fışkıran&nbsp; emekli albay eskisi genel başkan, istihbaratçılığına ve gözünün yaşına bakılmadan veto edildi.</p>



<p>Yani parti falan kuramayacağı kendisine resmen bildirildi.</p>



<p>Genç muhabirlerin ön görüleri tutmuştu; önemli bir deneyimdi!</p>



<p>Yalnız, orada basın toplantısını birlikte izlediğimiz genç gazete muhabiri arkadaşlarımın dışında benim o yıllarda bir şansım vardı.</p>



<p><strong>TRT Haber Merkezi</strong>, 16 Mayıs 1983’ten itibaren kurulacak siyasi partileri izlemekle beni görevlendirmişti.</p>



<p>O zamanın Haber Dairesi Başkanı rahmetli <strong>Ercan San</strong>, beni makamına çağırarak görevimi bildirmiş ve partilerin kuruluş başvuruları ile ikişer cümlelik ilk basın toplantısı haberlerini “adilane biçimde” yazmamı istemişti.</p>



<p>Bu haberler, hem partinin niteliğini belli eden, hem de ana politik mesajlarından halkı bilgilendiren içerikte olmalıydı.</p>



<p>Yılların parlamento habercisi Ercan abi, partilere eşit davranılması hususunda büyük deneyim sahibi bir haberciydi.</p>



<p>Tabii, TRT tek kanal olduğundan yayınladığımız her haber radyo dinleyicisi-TV izleyicisi kitlenin tümüne ulaşıyordu.</p>



<p>Yüzde yüz ratingimiz vardı.</p>



<p>TRT’ye karşı öyle bir duyarlılık bulunuyordu ki,&nbsp; bırakın haberdeki bir hatayı, her biri gerçek Türkçe ustası redaktör spiker arkadaşlarımızın canlı yayındaki dil sürçmeleri bile anında telefonların kilitlenmesine yol açardı.</p>



<p>Bu görevlendirmenin ardından, her gün partilerin kuruluş dilekçelerini İçişleri Bakanı’na vererek -güya-&nbsp; tüzel&nbsp; kişilik kazanmalarını, ardından yaptıkları ilk basın toplantılarını izliyor ve akşama toplam dört cümlelik&nbsp; haberlerimi yazıyordum.</p>



<p>Haberler, kameraman arkadaşlarımın çektiği görüntülerle yayınlanıyordu.</p>



<p>Liderlerin sesi kullanılmıyordu.</p>



<p>Dediğim gibi, tüm kurulan partilere eşit davranılıyor,&nbsp; haberlerin toplam süresi 40-45 saniyeyi geçmiyordu.</p>



<p>Bu, kurulan partilerin isimlerinin Radyo-Tv haberlerinde geçmesi için ilk şanslarıydı ve&nbsp;<br>ikinci bir şansları daha vardı.</p>



<p>Bu da parti kurucularının <strong>Milli Güvenlik Konseyi </strong>tarafından onaylanıp onaylamadığına ilişkin duyurulardı .</p>



<p>Öyle ki, bu duyurular çoğu zaman, veto edilenlerin sayısına göre&nbsp; söz konusu partilerin “asıl” haberlerinden çok daha uzun oluyordu,</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="939" data-id="184664" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-1024x939.jpg" alt="" class="wp-image-184664" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-1024x939.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-300x275.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-768x704.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-1536x1408.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-696x638.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-1068x979.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699-458x420.jpg 458w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093699.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Partilerin  kuruluşuna izin verilen ilk gün <strong>Anavatan</strong> Partisi ile <strong>Milliyetçi Demokrasi Partis</strong>i kurulmuştu.</p>



<p>Görevinden yeni ayrılan  başbakanlık müsteşarı tarafından kurdurulan <strong>Halkçı Parti</strong> ise herhalde CHP’nin devamı olduğunu  vurgulamak amacıyla 19 Mayıs günü başvurmak istemiş, ancak resmî tatil dolayısıyla dilekçesini 20 Mayıs’ta verebilmişti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="795" data-id="184665" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-1024x795.jpg" alt="" class="wp-image-184665" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-1024x795.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-300x233.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-768x596.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-1536x1193.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-696x540.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-1068x829.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702-541x420.jpg 541w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093702.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Böylece verilen iznin dördüncü gününde 6 Kasım 1983’te seçilecek parlamentonun tüm partileri belirlenmişti.</p>



<p>Daha sonra kurulacak onlarca parti, sanki teferruattan ibaretti!</p>



<p>Ya da o hava verilmek isteniyordu.</p>



<p>Örneğin, <strong>Büyük Türkiye Partisi</strong> adıyla, eski Adalet Partisinin yerine kurulan parti, büyük coşkuyla açılmıştı.</p>



<p>Adalet partisi kadrolarının bir anda akın ettiği BTP’nin genel başkanı, MGK üyesi beş orgeneralin geçmişte üstleri olan emekli orgeneral <strong>Ali Fethi Esener’di</strong>!</p>



<p>Ancak cuntacı komutanlar, kendi kıdemli komutanlarının bile gözünün yaşına bakmadılar ve bir bildiriyle Büyük Türkiye Partisini kapattılar.</p>



<p>Ali Fethi Paşa’ya dokunulmadı ama, partinin gerçek lideri sayılan eski Başbakan <strong>Süleyman Demirel’</strong>i Çanakkale’deki <strong>Zincirbozan</strong> askeri tesislerine zoraki tatile yolladılar.</p>



<p>İdamlarda uyguladıkları söylenen “bir soldan-bir sağdan” mantığı Zincirbozan sürgünlerinde de bir şekilde devreye girdi ve hepsi önemli üst düzey devlet görevlerinde bulunmuş 9 Adalet Partili ve 7 CHP’li bu yargısız cezaya çarptırıldı.&nbsp;</p>



<p>Adalet Partililer arasında Demirel’in yanı sıra darbe öncesinin son cumhurbaşkanı vekili <strong>İhsan Sabri</strong> <strong>Çağlayangil</strong>  ve <strong>Hüsamettin Cindoruk</strong> gibi başka siyasiler bulunuyordu.</p>



<p>CHP’lilerin içinde <strong>Deniz Baykal </strong>ile eski Senato başkanı <strong>Sırrı Atalay ile Celal Doğan</strong> ve dört arkadaşları vardı.</p>



<p>Bu 16 yargısız mahkum, 121 gün Zincirbozan’da kaldılar.</p>



<p>Bu arada yeni siyasetçilerin ve partilerin dizayn edildiğini düşünüldü sanırım ki dört ay tutsaklıktan sonra&nbsp; serbest bırakıldılar!</p>



<p>Ne var ki, bir yerde insanları yönetme ve yönlendirme sanatı olan siyaset , her zaman öngörülemeyen sonuçlarla karşılaşabileceğiniz tuhaf bir şeydi.</p>



<p>BTP kapatıldı, yerine “Demirel’in Yeni Partisi” diye isim takılan <strong>Doğru Yol Partisi </strong>kuruldu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="737" data-id="184666" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-1024x737.jpg" alt="" class="wp-image-184666" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-1024x737.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-300x216.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-768x553.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-1536x1106.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-696x501.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-1068x769.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698-583x420.jpg 583w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093698.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>DYP, yasakların kaldırıldığı referandumdan sonraki ikinci genel seçimde iktidarın büyük ortağı oldu.</p>



<p>“Ulusal kurtuluş savaşı kahramanı” İsmet İnönü’nün oğlu <strong>Erdal İnönü </strong>ve arkadaşları veto edilerek 1983 seçimine sokulmayan Sosyal Demokrasi Partisi <strong>SODEP</strong>, birkaç yıl içinde Parlamento’da ana muhalefet olan Halkçı Parti ile birleşti ve ve Sosyal demokrat Halkçı Parti adıyla siyaset yarışına katıldı.</p>



<p>SHP, 1989 yerel seçimlerinin birinci partisi ve 1991’deki Demirel-İnönü koalisyonunun hükümet ortağıydı.</p>



<p>Özal’ın vefatı üzerine boşalan Cumhurbaşkanlığına Demirel seçildi.</p>



<p>DYP-SHP koalisyonu, yeni seçime kadar <strong>Tansu Çiller</strong> başkanlığında görev yaptı. Bu süreçte Erdal İnönü’nün “siyaseti bırakmasıyla” yerine seçilen <strong>Murat Karayalçın </strong>SHP genel başkanı oldu.</p>



<p>CHP- SHP birleşmesinden sonra da koalisyon hükümeti seçim hükümetine dönüştü. Hükümette Dışişleri bakanı görevini üstlenen Deniz Baykal, CHP lideriydi.</p>



<p>12 Eylül öncesi dini referanslarla politika yapan Milli Selamet Partisi’nin yerine kurulan ve 1983 seçimine sokulmayan <strong>Refah Partisi</strong>, 1995 yerel seçimlerinin galibi ve genel seçimlerin birinci partisi oldu ve Tansu Çiller başkanlığındaki DYP ile bir yıl süren ve sonradan tartışmalı şekilde görevden uzaklaştırılan bir hükümet kurdu.</p>



<p>1980 döneminde “parti içi hiziplerle uğraşmamak için CHP’den ayrılan eski Başbakan Bülent Ecevit, 1999 seçimlerinde birinci parti oldu ve üç partili bir koalisyona&nbsp;</p>



<p>Başbakanlık yaptı.</p>



<p>2002’de yapılan seçimin kazananı, Refah Partisinin ve yerine kurulan <strong>Fazilet Partisinin</strong> anayasa mahkemesince kapatılması sonrasında milli görüş çizgisinden ayrıldığı belirtilen siyasetçilerin kurduğu <strong>Adalet ve Kalkınma Partisiydi</strong>.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="697" data-id="184667" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-1024x697.jpg" alt="" class="wp-image-184667" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-1024x697.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-300x204.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-768x523.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-696x474.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-1068x727.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701-617x420.jpg 617w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000093701.jpg 1072w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Böylece, 1983’te üç partili bir rejim kurmaya çalışan MGK’nin izniyle parlamentoya giren üç partiden ikisi, ikinci seçime çıkamadılar.</p>



<p>Askeri yönetimin isteği dışında 1983 seçimini kazanan ANAP ise yalnızca iki dönem iktidar olabildi.&nbsp;</p>



<p>Kısacası, MGK’nın seçime sokmadığı eskinin devamı tüm partiler birer kez birinci parti oldular.</p>



<p>O dönemde yargılanan, hapse atılan Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan başbakanlık koltuğuna oturdular.</p>



<p>Artı, Süleyman Demirel yedi yıl da cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.</p>



<p>Bu yaşananlar, aslında siyasetin zorlama anayasa ve yasalarla dizayn edilmeye çalışılmasının yol açtığı istikrarsızlığın da göstergesiydi.</p>



<p>Aradan çeyrek asır geçtikten sonra CHP’de yaşanan istikrarsızlığı ve yeni partinin ana muhalefet görevinde ne yapacağını konuşuyoruz.</p>



<p>Bu da gelecek yazımızın konusu olsun.</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;  YAPAY ZEKAYLA GERÇEK YANLIŞ ANLAMALAR!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/21/coskun-kartal-yapay-zekayla-gercek-yanlis-anlamalar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan taner]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183663</guid>

					<description><![CDATA[Uzun uğraşlar sonucu Dünya Kupası’na katılma hakkı elde ettikten sonra ilk iki maçta yenilip veda eden milli takım, derin bir hayal kırıklığı yarattı. Bir arkadaşım, benim köşe yazılarımı da yayınlayan kentekrani.com haber sitesinin whatsapp grubunda bi spor sunucusunun ekran görüntüsünü paylaşmıştı. Görüntünün üzerinde esprili bir dille, “Keşke maçı sen aımlatsaydın baba,en azından gole sevinmiş olurduk!” [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Uzun uğraşlar sonucu Dünya Kupası’na katılma hakkı elde ettikten sonra ilk iki maçta yenilip veda eden milli takım, derin bir hayal kırıklığı yarattı.</p>



<p>Bir arkadaşım, benim köşe yazılarımı da yayınlayan <strong>kentekrani.com</strong> haber sitesinin whatsapp grubunda bi spor sunucusunun ekran görüntüsünü paylaşmıştı.</p>



<p>Görüntünün üzerinde esprili bir dille, “Keşke maçı sen aımlatsaydın baba,en azından gole sevinmiş olurduk!” yazısı yer alıyordu.</p>



<p>Ben de ilk anda fotoğrafı konulan sunucuyu tanıyamadığım için, kim olduğunu yapay zekaya sorayım dedim.</p>



<p>Görüntünün fotoğrafını çekip, milli takımın dünya kupası sponsoru da olan yapay zekaya sordum?</p>



<p>“Bu fotoğraftaki spor spikeri kimdir?”</p>



<p>Ardından, yapay zeka ile mücadelem başladı.</p>



<p>Soruma şu yanıtı verdi.</p>



<p>“Fotoğraftaki spor spikeri <strong>Ercan Taner&#8217;dir</strong>.”</p>



<p>Sonra, 40 küsür yıldır tanıdığım, gerçek bir yetenek olan Ercan’a, o ana kadar adının hiç geçmediği, kendisiyle ilgisi bulunmayan bir muhabbette övgüler sıraladı:</p>



<p>“Türkiye&#8217;nin en ikonik ve deneyimli maç spikerlerinden biri olan Ercan Taner, kendine has coşkulu anlatımı, &#8220;Gooool&#8221;, &#8220;Sergen attı, şampiyonluk geldi!&#8221; gibi hafızalara kazınan replikleri ve yüksek enerjisiyle tanınır.</p>



<p>Görselin üzerindeki &#8220;keşke maçı sen anlatsaydın baba en azından gole sevinmiş olurduk&#8221; yazısı da onun bu dinamik, heyecanlı ve taraftara futbol coşkusunu sonuna kadar hissettiren anlatım tarzına bir gönderme yapıyor.”</p>



<p>Tamam,Ercan bu övgülerin tümünü hak ediyordu etmesine ama bizim yapay zeka büyük bir “doğallıkla” , nasıl olduysa ilgisinin olmadığı bir konuda sözü ona getirmişti.</p>



<p>Biraz dalga geçeyim dedim:</p>



<p>“Bu Ercan Taner’se ben de <strong>Güntekin Onay</strong>’’m.”</p>



<p><strong>Yapay arkadaş </strong>acayip keyiflendi.</p>



<p>“Haha, futbolseverlerin hafızasına kazınmış efsane bir yayından kalan o meşhur replik! NTV Spor’daki o harika Yüzde Yüz Futbol veya Yenilsen de Yensen de dönemlerini, Ercan Taner’in o kendine has &#8220;Sergen Yalçııın!&#8221; coşkusunu ve Güntekin Onay’la olan o tatlı ekran sinerjisini hatırlamamak elde değil.</p>



<p>Hayırdır, ses tonuyla ya da maç anlatımıyla Ercan Taner’e taş çıkaran biriyle mi karşılaştınız, yoksa durum tamamen bir &#8220;Hadi canım sen de, inanmam!&#8221; durumu mu?”</p>



<p>Laf dinlemiyordu kerata!</p>



<p>“<strong>Bu Ercan Taner değil diyorum bro!”</strong></p>



<p>Ben Z kuşağı ağzıyla bro-mro diye konuşunca, deyim yerindeyse kıvırttı!</p>



<p>“Pardon bro, ben durumu tamamen yanlış anlamışım! &#8220;O buradaysa ben de şuyum&#8221; gibi espri yapıyorsun sandım, meğer cidden ortada bir kimlik karmaşası varmış.</p>



<p>Kim bu &#8220;Ercan Taner taklidi yapan&#8221; ya da onun adıyla karşına çıkan gizemli şahıs? Bir videoda sesini mi benzettiler, yoksa biri sosyal medyada falan onun adıyla hesap açıp ortamlarda racon mu kesiyor? Anlat bakalım, mevzu neymiş?”</p>



<p>“Bu fotoğrafı paylaşan arkadaşımız “keşke maçı sen anlatsaydın, hiç olmazsa gole sevinirdik” diye yazmış&nbsp; ama Ercan Taner’i 40 yıldır tanırım. Kesinlikle o değil.”</p>



<p>“Anladım mevzuyu! 40 yıllık dostluğu, o ses tonunu ve simayı gözünden tanımayı hiçbir sosyal medya paylaşımı ya da &#8220;benzerlik&#8221; yanıltamaz tabii. Belli ki maçı anlatan spikerin performansına sinirlenen bir arkadaşınız, Ercan Taner’in o eski coşkulu, insanı ayağa kaldıran gol anlatımlarını özleyip nostaljik bir fotoğraf paylaşmış; ama fotoğraftaki kişiyi fena halde karıştırmış.</p>



<p>Sosyal medyada bazen böyle &#8220;kulaktan kulağa&#8221; yanlış bilgiler veya yanlış fotoğraflar çok hızlı yayılabiliyor. Birisi birine benzetiyor, diğeri &#8220;Aaa evet o&#8221; diyor ve bir bakmışsınız asılsız bir paylaşım dönüp duruyor. Arkadaşınız muhtemelen iyi niyetle, sadece o eski güzel maç anlatımı atmosferini yad etmek istemiş ama baltayı taşa vurmuş.</p>



<p>Peki fotoğraftaki aslında kim, çıkarabildiniz mi? Dönemin başka bir efsane spikeri mi (mesela <strong>Doğan Yıldız,İlker Yasin, Ümit Aktan, Tansu Polatkan </strong>gibi), yoksa tamamen alakasız biri mi?”</p>



<p>“Bilmediğim biri.”</p>



<p>“Bazen sosyal medyada öyle bir furya dönüyor ki, kulaktan kulağa yayılan bir yanlış bir anda &#8220;gerçek&#8221; gibi paylaşılabiliyor. Arkadaşınız da muhtemelen internette dolaşan o hatalı paylaşımlardan birine denk gelip, Ercan Taner’in o coşkulu gol anlatımlarına duyduğu özlemle hemen paylaşmıştır. Ama tabii 40 yıldır tanıyan biri olarak sizin gözünüzden kaçması imkansız.</p>



<p>Ercan Taner’in o &#8220;Sergen Yalçııın!&#8221;, &#8220;Hakan Şükür!&#8221;, &#8220;Gooool, goool, goool!&#8221; diye uzayan, insanı ekrana kilitleyen anlatımları gerçekten çok başkaydı. Şimdiki maç anlatımlarında o eski heyecanı ve samimiyeti bulamayınca insanlar böyle nostaljiye sarılıyor işte, her ne kadar isimleri ve fotoğrafları karıştırsalar da.</p>



<p>Arkadaşınıza gerçeği söyleyip karizmayı çizdiniz mi, yoksa şimdilik bozuntuya vermediniz mi?”</p>



<p>“Şimdilik bozuntuya vermedim.”</p>



<p>“En iyisini yapmışsınız, bazen tatlı nostaljileri bozmamak en güzeli. Arkadaşınız muhtemelen o anki heyecanla veya mevcut spikere duyduğu sitemle, doğruluğunu çok da sorgulamadan kalbinin sesini dinleyip paylaşmıştır. Neticede niyet, Ercan Taner’in o maça ruh katan coşkusunu yad etmek.</p>



<p>Zaten 40 yıllık bir dostluğunuz ve tanışıklığınız varmış; ileride laf arasında, &#8220;Yahu geçen gün paylaştığın fotoğraftaki adam Ercan değildi ama efsane anlatımlarını özlediğin konusunda sonuna kadar haklısın&#8221; diye tatlı bir düzeltme yaparsınız, olur biter.</p>



<p>Peki siz ne dersiniz; gerçekten de şimdiki maç anlatımlarında o eski, insanı oturduğu koltuktan fırlatan heyecan biraz eksik mi, yoksa biz mi eski günlerin tadını başka arıyoruz?”</p>



<p>“Yahu arkadaşım zaten bu Ercan Taner demedi, konuyla ilgisi yok, onu sen dedin.&nbsp;</p>



<p>“Haklısınız, tamamen benim hatam! Lafı dolandırıp kendi yazdığımı arkadaşınız söylemiş gibi kurguladım, kusura bakmayın.</p>



<p>Arkadaşınız sadece Ercan Taner’e olan özlemini dile getirmiş, fotoğraftakini o sanan bendim. 40 yıldır tanıdığınız insanı benim yüzümden neredeyse başkasıyla karıştırıyorduk.</p>



<p>Hafızamı tazelediğiniz için teşekkürler bro, arada böyle devreler yanabiliyor işte.”</p>



<p>Aslında hala bir şeyleri karıştırıyordu, Ercan Taner konunun içinde yoktu, onun için de&nbsp; kimse ona özlemini dile getirmemişti.</p>



<p>Yapay zeka arkadaşımızla yanlış anlamalar üzerine kurduğumuz muhabbet işte&nbsp; böyleydi!</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;         BU YAŞANANLAR, SÖYLENENLER, YAPILANLAR UNUTULUR MU?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/11/coskun-kartal-bu-yasananlar-soylenenler-yapilanlar-unutulur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183324</guid>

					<description><![CDATA[Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var ! Böylesi geçmişte yaşanmadı. Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&#160; *&#160; &#160; &#160; &#160; * &#160; &#160; &#160; &#160; * Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&#160; sıkça [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var !</p>



<p>Böylesi geçmişte yaşanmadı.</p>



<p>Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&nbsp; sıkça karşılaştık.</p>



<p>Darbe döneminde yapılan anayasaya geçici hüküm koyup , aralarında yıllarca başbakanlık yapanların da bulunduğu tüm parti genel başkanlarının, yöneticilerinin ve milletvekillerinin 15 yıl süreyle siyaset yapmalarının yasaklanmalarına , 5 imza ila karar verilmişti.&nbsp;</p>



<p>Ancak&nbsp; “asker zoruyla” konulan o anayasal yasaklar bile sürdürülebilir olmamış, darbeden sonra seçilen ilk parlamento dönemini tamamlamadan yapılan referandumla kaldırılmıştı.</p>



<p>1987 referandumunda yasakların kaldırılması için verilen evet oyları, hayır oylarından yüzde yarım fazlaydı.</p>



<p>Evet oylarının bu kadar düşük olmasının nedeni, iktidar partisinin tüm gücüyle canla başla çalışması,  Başbakan <strong>Özal’ın</strong> bütün ülkeyi dolaşarak insanları “yasakların kalkmasına hayır” demek için ikna etmek istemesiydi.</p>



<p>Yasakları bu referandumla kaldırılan liderler, kapatılan eski&nbsp; partilerinin yerine kurdukları yeni partileriyle yola devam etmişler ve üçü sonraki yıllarda başbakan olarak hükümetler kurmuşlardı.</p>



<p>Yasaklılardan DYP lideri Süleyman <strong>Demirel</strong>, 1993’te başbakanken TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmişti.</p>



<p>Askeri darbenin tamamen siyasi bir kararla&nbsp; yok ettiğini sandığı&nbsp; siyaset yok edilmeyi reddetmiş, o günlerin koşullarında deyim yerindeyse “su akıp yatağını bulmuştu!”</p>



<p>Aslında galiba bu, siyasetin hayatın ta kendisi olduğunu, öyle kolay kolay ortadan kaldırılamayacağını da gösteriyordu.</p>



<p>Üç buçuk yıl boyunca parlamento görevini üstlenen ve siyasetin dik alasını yapan beş kişilik “Milli Güvenlik Konseyi” 1982 anayasasına konulan geçici bir hükümle cumhurbaşkanı seçilen Kenan <strong>Evren’in</strong>   yanında yedi yıl için Cumhurbaşkanlığı Konseyi adını almıştı.</p>



<p>Evren ve Konsey üyelerinin 12 Eylül dönemindeki icraatlarının yargılanması da yine anayasal olarak engellenmişti.</p>



<p>Bu anayasal dokunulmazlık daha sonra kaldırılsa da beş kişilik cuntadan üçü o arada aramızdan ayrılmışlardı.</p>



<p>İkisi de hastanede yatarken Segbis aracılığıyla ifadeleri alındıktan sonra yargılanıp müebbet hapse ve rütbelerinin sökülmesine mahkum olmuşlar, ancak cezaları kesinleşmeden vefat etmişlerdi.</p>



<p>Siyaseti yasakladıkları kişiler de vefat etmiş, cenazeleri devlet protokolünün tam kadro katılımıyla büyük kalabalıklar eşliğinde kaldırılmıştı.</p>



<p>Kenan <strong>Evren</strong> ve Tahsin <strong>Şahinkaya</strong>, yalnızca aile yakınları ve resmî görevliler eşliğinde toprağa verilmişti.</p>



<p>Siyasetleri ters tepmişti.&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Bu günlerde, şaşkınlıklar içinde yaşadığımız, bir siyasi partinin, üstelik ana muhalefet partisinin üç yıl önceki kurultayının mahkeme tarafından yok sayılması hadisesi.</p>



<p>Yani, üç yıl önce hakim gözetiminde yapılmış ve sonuçları <strong>Yüksek Seçim Kurulu</strong> tarafından “kesin olarak” onaylanmış kurultay sonuçlarının alt mahkeme tarafından iptal edilmesi.</p>



<p>Ve o kurultay toplanıp başkanlık divanı oluştuğu anda teknik olarak görevi sona ermiş olan eski genel başkanın göreve davet edilmesi.&nbsp;</p>



<p>Bir anlamda seçimle kaybettiği göreve yeniden atanması!</p>



<p>Kendisinin de fırsat bulduğunu düşünüp alelacele bu davete icabet etmesi.</p>



<p>Bir zamanlar başında olduğu, adına cumhurbaşkanlığı seçimine katıldığı, yıllarca görev yaptığı “partisinin” büyük bir kaos içine atılmasının baş aktörü olarak kolları sıvaması.</p>



<p>Seçilmiş yönetimi tanımayarak genel merkeze polis marifetiyle, oradakileri çıkarmak için cop, tazyikli su, göz yaşartıcı gaz kullanılmasına göz yumması.</p>



<p>Bütün bunların hepsinden daha önemli, klasik siyaset tanımına uymayan bir durum daha var.</p>



<p>Üç yıl önceki kurultayın seçilmiş organlarını yok sayıp , o kurulların mahkeme kararıyla atanan daha eskiden görev yapmış&nbsp; üyeleri ile partiyi yönetmeye kalkışmak.</p>



<p>Bunun adına partinin siyasetten çıkıp “bürokratik” bir kurum haline getirilmesi çabası denir.</p>



<p>Yani ana muhalefetin siyasetinin iptali!</p>



<p>Doğal olarak, <strong>CHP’nin</strong> bizzat eski genel başkanı vasıtasıyla düşürüldüğü bu durum, eski genel başkanın daha önce, partinin programına, tüzüğüne, ideolojisine, politik yaklaşımlarına uygun bir siyasetçi olup olmadığı sorusunu akla getiriyor.</p>



<p>Acaba, 1980’lerde geceleri konutuna gidecek kadar yakın olduğu başbakan Özal’ın sağ politikalarını benimsiyor muydu?</p>



<p>1991 sonunda <strong>DYP-SHP</strong> hükümetinde çalışma bakanlığı bünyesinde genel müdür olarak görevlendirilmişti .</p>



<p>Şimdilerde ortaya atılan bir iddiaya göre, Çalışma bakanlığını elinde bulunduran SHP bu atamaya itiraz etmiş,&nbsp; DYP’li üst düzey yöneticilerin ısrarı üzerine ataması yapılmıştı.</p>



<p>Acaba, DYP’nin bu aşamadaki ısrarında kendisini sağcı politikalarına yakın bulmasının rolü var mıydı?</p>



<p>Yine yeni ortaya çıkan bir duruma göre, <strong>Kemal bey </strong>1999’daki seçimlerde birinci parti olan Demokratik Sol Partiden milletvekili olmak istemiş, genel başkan Bülent <strong>Ecevit</strong> ise kendisini aday bile yapmamıştı.</p>



<p>Yani CHP adayı olmadan önce kendisinin “sol” partilerle değil, “sağ” partilerle ilişkileri , politik kimliği hakkında fikir verecek düzeyde ön plandaydı.</p>



<p>CHP genel başkanı olduktan sonra da sosyal demokrasi sözünü hiç ağzına almadığı dikkat çekiyordu.</p>



<p>“ Artık bu devirde sağcı solcu kalmadı” gibi dünyada hiçbir sosyal demokrat liderin söylemeyeceği apolitik sözler etmesi, mahalle kahvesinde siyasetten konuşan insanların yapacağı bir şeydi!</p>



<p>Adana’da bir mitingde insan hakları ve adaletten söz ederken,FETÖ tutukluları <strong>Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ı</strong> “aramızdalar” diye toplanan insanlara alkışlatmaya kalkması biliniyor.</p>



<p>Oysa yerine getirildiği eski genel başkan Deniz Baykal, FETÖ’nün Ergenekon kumpasları sırasında net olarak haksız yere tutuklananların yanında yer almştı</p>



<p>O kumpasların hazırlanmasında tetikçilik yapan militan ruhlu iki zanlıya bu yaklaşım değişikliği ana muhalefetin “geleneksel” politikasının 180 derece tersiydi.</p>



<p>Ana muhalefet lideri olarak partisine danışmadan MHP ile <strong>Ekmeleddin İhsanoğlu’nu</strong> cumhurbaşkanı adayı göstermesi zaten sürekli belleklerden hiç çıkmayan bir konu.</p>



<p>İktidar tarafından desteklenerek İslam Konferansı Genel Sekreterliğine seçilen İhsanoğlu, cumhurbaşkanı seçiminden sonra CHP’nin milletvekili olması önerisini reddetmiş, MHP saflarına katılmıştı.</p>



<p>Sonuç olarak, geçmişi itibarıyla CHP’lilikle ilgisi kurulamayacak eski genel başkanın , on üç seçim kaybettirdiği partisini bugün siyaset yapamaz hale getirme çabaları ibretle izleniyor.</p>



<p>Tepkiler her yerde ve her yönden yükseliyor.&nbsp;</p>



<p>Atılan sloganlar, onurlu insanların kaldıramayacağı sözcükler içeriyor.</p>



<p>Lakin göründüğü kadarıyla, polis zoruyla el koyduğu genel merkezde, aralarında ancak tek tük kadın bulunan, hal ve tavırlarıyla CHP’nin geleneksel mensuplarına hiç benzemeyen çok da kalabalık olmayan “kitlesiyle” mutlu!</p>



<p>Söylenenler , eleştiriler, sloganlar umurunda bile değil.</p>



<p>Dediklerine göre “birkaç gün bağırır, unuturlar “ diyormuş.</p>



<p>Merak ediyorum doğrusu.</p>



<p>Gerçekten bu yaşadıklarımız “unutulur mu”?</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;  RAHMİ KOÇ’UN FIKRASI VE SONRASININ ŞİFRELERİ!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/08/coskun-kartal-rahmi-kocun-fikrasi-ve-sonrasinin-sifreleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183082</guid>

					<description><![CDATA[Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu. 96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!) Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu.</p>



<p>96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!)</p>



<p>Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova Amerikan hastanesinin açılış töreninde yüksel protokolden insanları görünce, herhalde “hazır gelmişler.Hadi şunları biraz güldüreyim” diye bir fıkra patlatmıştı.</p>



<p>Fıkra&nbsp; “Kürt kadınının biri doktora gitmiş..” cümlesiyle başlıyordu.</p>



<p>Herkesler oradayken..!</p>



<p>Herkesler dediğimi yabana atmayın; fıkrayı anlatırken kimler yoktu ki yanında!</p>



<p>Görüntülerden görüp , haberlerden okuduğumuz kadarıyla Türkiye Cumhuriyetinin son başbakanı Binali Yıldırım, devletin İzmir ilindeki en üst görevlisi vali, ana muhalefet partisinin seçim kazananı, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı oradaydılar.</p>



<p>Zaten bu üçlünün yer aldığı&nbsp; bir törenin katılımcısı doğal olarak çok olurdu!&nbsp;</p>



<p>Muhtemelen siyasi partilerin temsilcileri de ülkemizin bir numaralı milli burjuvasının “bu yeni hizmetini” kutlamak üzere gelmişlerdi.</p>



<p>Neyse, dediğim gibi, holdingin onursal başkanı, hem de hastane açılışında, bildiği “ayıpçı” bir doktor-hasta ilişkisinden söz eden fıkrayı birden bire anlatıvermişti. (Hastane yönetiminin yerinde olsam “bizim sağlık kurumumuzda bu tür doktor hasta ilişkisi yaşanmaz” diye bir açıklama da ben yapardım!)</p>



<p>Fıkra dinleme- okuma konusunda oldukça deneyimli olan biri olarak söyleyebilirim ki, bu fıkrayı biliyordum ama yaşlı zengin adamınkinden eksik biliyormuşum.</p>



<p>Benim bildiğim biçiminde “Kürt kadını” diye bir karakter yoktu; zaten Kürt&nbsp; sözcüğünün fıkranın hiçbir unsurunda sözü edilecek yanı da yoktu.</p>



<p>Hatta iddia edebilirim ki, doktor- hasta – hemşire gibi karakterlerin anlatıldığı fıkraların hiç birinde, Kürt, Arap,&nbsp; Türk, Alman, Fransız gibi “etnik” karakterler bulunmaz.&nbsp;</p>



<p>Zira tarz farklıdır.</p>



<p>Etnik karakterler, yalnızca değişik özellikleri olan etnik&nbsp; kimliklerin belirgin özelliklerini öne çıkarmak için kullanılır.</p>



<p>Bunlar genellikle aşağılama içermeyen, hafif, sevimli, insanları gülümseten anlatılardır .</p>



<p>Örneğin Almanların disiplini, Fransızların “çapkınlığı”,İskoçların cimriliği, Türklerin “uyanıklığı” , Kürtlerin saflığı,&nbsp; Lazların “her şeyi” gibi! (Yahudilerin “komik cimriliği” de eskiden çok anlatılırdı ama Netanyahu denen katilin öncülüğündeki soykırım saldırıları, insanların ülkesini ve halkını sevimli gösterebilecek anekdotlardan uzak durmalarına yol açtı!)</p>



<p>Neyse, konuyu dağıtmayalım, Rahmi bey aslında Kürt kadını sözünü hiç kullanmasa da&nbsp; özünde hiçbir fark olmayacak fıkrayı, devlet ricali önünde patlatmış!</p>



<p>Sermayenin gücü işte, fıkra oradakilerin çoğunu neredeyse katıla katıla denecek kadar güldürmüş .&nbsp;</p>



<p>Eğer görüntüler yapay zeka ürünü falan değilse hiç birinin aklına Kürtlerin ya da kadınların aşağılandığı gibi bir şey gelmemiş.</p>



<p>Gülüşler hakiki gülüş, hiç birinde yapay zekayla oluşturulmuş resimlerin mekanikliği yok ; hemen anlaşılıyor!</p>



<p>Herhalde anlatan Rahmi Koç olduğu için pek çok kişi de durumu garipsememiş, garipseyen ses çıkaramamış!</p>



<p>Gerçi ses çıkarabilseler&nbsp; bile koskoca Rahmi Koç’a oracıkta “hoop ne diyorsun sen?” demek ayıp kaçardı !</p>



<p>Olay geçmiş gitmiş.</p>



<p>Ta ki o esnada çekilen görüntüler yayınlanana kadar.</p>



<p>Sonra, bildiğiniz, dananın kuyruğu koptu .</p>



<p>Bir asırdır ne rejimler, iktidarlar, darbe yönetimleri, cuntalar görmüş olan Koç ailesi, şimdiye kadar karşılaşmadığı linçlerin, saldırıların ortasında kaldı.</p>



<p>“Valla ben öyle demek istemedim” şeklindeki özür dilemeler, “nasıl demek istedin?” diye sorup bir savunma olanağı tanınmadan ortada bırakıldı.</p>



<p>Fıkracının eşinin 50 yıl önce çocuklarını alıp bir gazete patronuna kaçtığı bilgisi, foto shop’la&nbsp; “boynuz taktırılmış”&nbsp; resimleri eşliğinde servis edildi.</p>



<p>Bir fıkra figürünün alaycı anlatılmasının intikamı, bir aile trajedisi ortaya dökülerek alındı!</p>



<p>Fıkraya gülenler, seslerini çıkarmadan ortadan kayboldu.</p>



<p>Partiler, kurumlar, sivil toplum örgütleri, birer birer kınama açıklamaları yaptılar.</p>



<p>Sonra işin rengi değişti.</p>



<p>Cumhuriyet savcılığı fıkrayı anlatan için soruşturma başlattı.&nbsp;</p>



<p>Adalet bakanı zehir zemberek açıklama yaptı.</p>



<p>Sonra da sosyal medyada fıkracı dedenin holdingine bağlı şirketlerin ürünlerine boykot kampanyaları başlatıldı.</p>



<p>Ufak çevrede kalabilecek bir gafın, kendini bilmezliğin ya da densizliğin ırkçılık gibi büyük suçlamalara konu olması, insanda ister istemez bir takım soru işaretleri yaratıyor.</p>



<p>Hele boykot çağrıları, aslında meselenin ırkla falan değil, direkt olarak büyük iş çevrelerinin “iç rekabetiyle” ilgili olduklarını düşündürüyor.</p>



<p>Bir kötü fıkradan bile çıkar üretmeye çalışan gelenekler oluşuyor galiba.</p>



<p>Sosyal medyada kimin gerçek kişi, kimin trol, kimin provokatör olduğu belirsiz tiplerin gazıyla gündemde başka hesaplar var olabilir.</p>



<p>Bu arada, niye bir Kürt kadınını konu alan fıkra anlattın diye hesap sorulacaksa, bu fıkrayı dinleyip kahkaha atan da, televizyon ve sosyal medya platformlarında yayan da, “böyle böyle bir fıkra var” diye sözde protesto çığlıkları atan da aynı sorulara muhatap olmamalı mı?</p>



<p>Gerçekte var olmayan, fıkrada geçen bir Kürt kadını üzerinden sanki bütün Kürt kadınları , hatta bütün kadınlar etiketlenmiş gibi bir algı yaratmak caiz midir?</p>



<p>Şüyuu vukuunda beter (söylentisi gerçek olmasından kötü) bir durumla karşı karşıya değil miyiz?</p>



<p>Yoksa, gelinen nokta holdinglerin birbirini bitirme kavgasının sınıfsal bir göstergesi mi?</p>



<p> COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL; HAİNLİĞİN ALT KOLLARI!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/04/coskun-kartal-hainligin-alt-kollari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Jun 2026 08:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Hainlik]]></category>
		<category><![CDATA[İhanet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182892</guid>

					<description><![CDATA[Son günlerde “hain” sözcüğü dillerden düşmez, kulaklardan silinmez oldu. Hain diye emanete ihanet edene, sadakatsizlik yapana, nankörlere, kendisini sevenlere iyi görünüp arkalarından iş çevirene deniyor. Savaşta düşmanla iş birliği yapana da vatan haini sıfatı uygun görülmüş.&#160; Her halde bir kimseye yüklenen hain sıfatı, binde bir gerçeklik payı olsa bile çok ağır.&#160; Hainlikle suçlanan normal bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Son günlerde “<strong>hain</strong>” sözcüğü dillerden düşmez, kulaklardan silinmez oldu.</p>



<p>Hain diye emanete ihanet edene, sadakatsizlik yapana, nankörlere, kendisini sevenlere iyi görünüp arkalarından iş çevirene deniyor.</p>



<p>Savaşta düşmanla iş birliği yapana da vatan haini sıfatı uygun görülmüş.&nbsp;</p>



<p>Her halde bir kimseye yüklenen hain sıfatı, binde bir gerçeklik payı olsa bile çok ağır.&nbsp;</p>



<p>Hainlikle suçlanan normal bir insanı, eğer çok küçük bir vicdan kırıntısı varsa uyutmayacak, utançtan yerin dibine geçirecek kadar ağır.</p>



<p>Ne var ki, tarih boyunca hainliğin de kategorileri olmuş.</p>



<p>&nbsp;Bana göre bir <strong>pasif hainlik</strong>, bir de aktif hainlik var.</p>



<p>Pasif hainlik, insanların kendisinden beklediği davranış biçimlerini göstermeyen, rekabet durumlarında “karşı tarafa” geçip o tarafın hizmetine girenler için kullanılabilir.</p>



<p>Ancak ihanet ettiği tarafa zarar verme kapasitesi sınırlıdır.</p>



<p>Zaten bu tür karşıtlık durumlarında kimin iyi (ve haklı) kimin kötü ( ve haksız) olduğu taraflara göre değiştiği için hainlik suçlaması yarı yarıyadır.</p>



<p>Kamuoyunun diğer yarısı bu tür geçişleri “doğru yolu bulma” diye değerlendirebilir.</p>



<p>Lakin, geçilen tarafın stratejik olarak kabul edip geçeni içten içe hain olarak kabul ettiği kimi ihanet eylemleri de vardır.</p>



<p>Bu eylemler bana göre “<strong>mutlak hainlik</strong>” halidir.</p>



<p>Bu tür ihanetler hiçbir yerden saygı görmez, faillerine kimse güvenmez, herkes nefret eder.</p>



<p>Bir de “<strong>eylemli ihanet</strong>” biçimi vardır ki, bu en vahimidir.&nbsp;</p>



<p>Tarihte bir çok ülkede yaşanmış ve önemli sonuçları olmuş örnekleri mevcuttur.</p>



<p>Bir iki örnek vermek gerekirse, <strong>Sezar’ın</strong> katledildiği suikastte yer alan kendisine çok yakın -bazılarına göre yeğeni &#8211; <strong>Brütüs’ün</strong> saldırısı&nbsp; bir örnektir.</p>



<p>İmparator, bir rivayete göre Romalı senatörlerden oluşan saldırgan grubun içinde çok sevdiği Brütüs’ü görünce büyük bir hayal kırıklığı içinde “sen de mi oğlum !” diyebilmiştir.</p>



<p>Bu olayı oyunlaştıran <strong>Shaekspeare’in</strong> ise bu rivayetten esinlenerek Sezar’a “Sen de mi Brütüs” dedirttiği anlatılır</p>



<p>“<strong>Sen de mi Brütüs</strong>” sözü, yazıldığından bu yana geçen yüz yıllar boyunca bir tiyatro repliği boyutunu aşmış, ihanetin en gerçek vurgusu olarak kabul görmüştür.</p>



<p>Bir başka çok bilinen örnek de, Çarlık Rusya’sının başkenti St.Petersburg (Petrograd) da yaşanan <strong>Kanlı Pazar olayıdır.</strong></p>



<p>Bu olayın faili de <strong>Papaz Georgi Gapon</strong> diye bilinen bir Ortadoks din adamıdır.</p>



<p>Yüzyılın ilk yıllarında Çarlık Rusya’sında işçiler yetersiz ücretlerle, yoksulluk içinde, günde 12 saat mesaiyi bulan çok ağır koşullarda çalışıyorlardı.</p>



<p>Bu durum, işçilerin o dönem yükselmeye başlayan sol ve sosyalist hareketlere yönelmesine, desteklerinin artmasına yol açıyordu.</p>



<p>Çarlık rejimini korumakla görevli Çarlık gizli polisi Ohranka, bu durumu  engellemek için bir proje geliştirmişti.</p>



<p>Projeye göre, devlet kontrolünde sarı sendikalar kurularak işçilerin taleplerini dile getirmeleri sağlanacak, böylece sol ve sosyalist akımlarla ilişki kurmalarının önüne geçilecekti.</p>



<ol start="20" class="wp-block-list"></ol>



<p>Proje kapsamında St. <strong>Petersburg’da</strong> üzerinde devletin gizli&nbsp; kontrolü bulunan Rus Fabrika İşçileri Meclisi adıyla bir sendika kuruldu.</p>



<p>Sendikanın başına da etkili hitabetiyle bilinen Papaz Gapon getirildi.</p>



<p>Gapon, akıcı konuşmalarıyla işçileri etkiledi ve kendisini çok sevdirdi!</p>



<p>İşçiler, onu kendilerini koruyacak kutsal bir lider, <strong>Çar’a</strong> isteklerini iletecek bir elçi olarak görüyorlardı.</p>



<p>1904 yılının Aralık ayında Gapon’un sendikasına üye 4 işçi işten çıkarılınca, papaz grev çağrısı yaptı ve Ocak ayında 150 bin işçi greve gitti.</p>



<p>Grevlerin hayatı durma noktasına getirmesi üzerine Gapon, çağrısıyla greve giden işçilere Çar II. <strong>Nikolay’ın</strong> sarayına “barışçı “ bir yürüyüş düzenleyip sorunlarını anlatma önerisinde bulundu.</p>



<p>9 Ocak (miladi takvime göre 22 Ocak) Pazar günü, kadın, çocuk ve erkeklerden oluşan on binlerce işçi, papazın ardından St. Petersburg cadde ve sokaklarından “baba gibi medet umdukları“ Çar’ın kışlık sarayına doğru yürüyüşe geçti.</p>



<p>Ellerinde ikonalar ve haçlar vardı.</p>



<p>Bir kısmı “<strong>Tanrı Çarı Korusun</strong>” diye şarkı bile söylüyordu.</p>



<p>Ancak Çar, sandıkları gibi, isteklerini öğrenmek için&nbsp; sarayında değildi.</p>



<p>Onun yerine, bu “barışçıl” yürüyüşü rejime karşı tehdit olarak algılayan askerler vardı.</p>



<p>Ellerinde silahları, caddelerde ve sarayın önünde barikatlar kurmuşlardı.&nbsp;</p>



<p>İşçiler yaklaştığında, sözüm ona bir uyarı yaptıktan sonra sivil halka doğrudan ateş açtılar.</p>



<p>Süvari birlikleri atlarıyla kalabalığa dalıp önlerine gelene kılıç darbeleri indirmeye başladı.</p>



<p>Sonuç, yüzlerce ölü, binlerce yaralı.</p>



<p>Rusya tarihinin kanlı pazarı.</p>



<p>Ancak, Papaz Gapon’un hain provokatörlüğü o gün de ortaya çıkmadı.&nbsp;</p>



<p>Kendisi, yürüyüşçülerden biri tarafından “kurtarılmak için” alandan uzaklaştırıldı; hemen ardından yurt dışına kaçtı.</p>



<p>Hain papaz, yurt dışında da, sürgünde bulunan Rus devrimcilerle bağlantı kurarak Çarlık polisine bilgi aktarmaya devam etti.( o sırada İsviçre’de bulunan <strong>Lenin’le</strong> bile görüşmeyi başardığı söylenir.)</p>



<p>Gapon, bir süre sonra Rusya’ya dönüp işçilerin arasından polise bilgi aktarmaya devam etti, ancak bu kez “<strong>papaz pilav yemedi</strong>” ve kısa sürede foyası ortaya çıktı.</p>



<p>Tarihin en tanınmış “eylemli hain”inin kanlı öyküsü, ihanetinin cezalandırılmasıyla&nbsp; sona erdi.</p>



<p>Ancak, aralarında çocuklar ve kadınların da olduğu işçileri, yıkılmak üzere olan Çarlık’ın kanlı ellerine teslim ettiği hiç unutulmadı.</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;  İYİLER VE KÖTÜLER!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/29/coskun-kartal-iyiler-ve-kotuler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 08:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Halet efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182705</guid>

					<description><![CDATA[İYİLER VE KÖTÜLER! İlginç günler yaşıyoruz doğrusu. Belki de yüzlerce yıllık tarih boyunca dünyanın pek çok yerinde görülmemiş ve görülmeyecek olan şaşırtıcı, kolay kolay akıl almayacak günler. Bu günlerde, bundan üç yıl kadar önce seçmenlerin yüzde 48’ini alan bir ‘adayın” yarattığı genel hayal kırıklığı var. Hala o yüzde 48’i cebinde mi sanıyor bilmiyorum ama, ona [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İYİLER VE KÖTÜLER!</strong></p>



<p>İlginç günler yaşıyoruz doğrusu.</p>



<p>Belki de yüzlerce yıllık tarih boyunca dünyanın pek çok yerinde görülmemiş ve görülmeyecek olan şaşırtıcı, kolay kolay akıl almayacak günler.</p>



<p>Bu günlerde, bundan üç yıl kadar önce seçmenlerin yüzde 48’ini alan bir ‘adayın” yarattığı genel hayal kırıklığı var.</p>



<p>Hala o yüzde 48’i cebinde mi sanıyor bilmiyorum ama, ona oy veren seçmenler aynı kanıda değil.</p>



<p>Tam tersine, inanamazlıkla, öfkeyle, tepkiyle ve kendisine yönelik mutlak red duygularıyla dolular.</p>



<p>Meydanlarda onbinlerin ağzından çıkan “hain” sloganları , sosyal medyada paylaştığı bir bayram kutlamasının bile kabul görmediği iletiler, onun artık “partim” dediği siyasal kurum ile hiç bir gönül bağının kalmadığının göstergesi adeta.</p>



<p>Partililerin, etrafına topladığı üç beş kişi dışında ona hiç mi hiç güvenmediği, ağzıyla kuş tutsa o güveni bir daha tesis edemeyeceği ortada.&nbsp;</p>



<p>Ana muhalefet, siyaset dışı yöntemlerle devre dışı bırakılmış durumda.</p>



<p>Parti meclisi ve grup toplantıları yapılamıyor.</p>



<p>Butlan kararıyla yeniden iş başına geldiği&nbsp; iddia edilen ancak YSK tarafından verilmiş mazbatası bulunmayan “genel başkan”, büyük tasfiyelere hazırlandığı görüntüsü veriyor.</p>



<p>Çevresine toplanan küçük bir grup, iktidara yakın medya ile işbirliği halinde polis marifetiyle partililerin tazyikli su, göz yaşartıcı gaz sıkılarak uzaklaştırılmasından sonra girdikleri genel merkezde çikolata dağıtarak kutlama yapıyor.</p>



<p>Belki de bir zamanlar parti kardeşi oldukları insanların yaralanmalarını kutluyorlar!</p>



<p>Tartışmalar, değerlendirmeler sürüyor.&nbsp;</p>



<p>Muhalif siyasi partilerden hemen hemen tümü hukuk dışı işlemler yapıldığı görüşünde ve itiraz ediyor.</p>



<p>Lakin, gündemde işin siyasi boyutunu çok aşan bir de insani boyut var.</p>



<p><strong>CHP</strong> genel merkezinin boşaltılması, üst üste üç kurultayda seçim kazanan ve kazandıkları seçim kurullarınca da onaylanıp mazbataları verilen genel başkan ve parti yöneticilerinin icra yoluyla çıkarılması kabul edilir gibi değil.</p>



<p>Meydanlardaki kalabalıklar da kolay kabul edeceğe benzemiyor.</p>



<p>Yaşar Kemal’in sözleriyle ortamın “<strong>iyi insanların güzel atlara binip, çekip gitmesi</strong>” durumuna gelmemesi, “demirin tuncuna, insanın…” uğursuzuna kalınmaması CHP’lilerin toplam sayısını çok aşan sayıda yurttaşların ortak dileği haline gelmiş.</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Neyse biraz konuyu değiştirelim !</p>



<p>Son günlerde yaşadıklarımızı düşünürken insanın aklına doğal olarak, insanoğlunu belirleyen en “sıradan” özellik, insanın yapısal özellikleri geliyor.</p>



<p>Yani insanların iyi ya da kötü olması.</p>



<p>Psikanalistlerin <strong>Freud’cu</strong> bölümü, iyi ya da kötü olmanın nedenlerini belirlerken çocukluk travmalarına inilmesi gerektiği görüşündeler.</p>



<p>Pek de genel kabul görmeyen bu görüşe göre, insanın kimliğini, kişiliğini belirleyen tüm özellikler çocuklukta yaşadıklarında saklı.</p>



<p>Bu yaklaşım , en başta bazılarını “kötü” diye tanımlayan kişilik özelliklerine bir bahane sunuyor.</p>



<p>Öte yandan, <strong>Jung , Fromm</strong> gibi dünyaca ünlü psikanalizciler,&nbsp; çocukluk muhabbetine fazla takılmıyorlar.</p>



<p>Bu görüşte olanlar, “bazılarının kötü olmasının çocuklukla falan ilgisi yoktur, onlar düpedüz kötüdürler” görüşünde.</p>



<p>İyi olanların, davranışlarını çevrelerindeki insanları incitmeyecek, onlara dostça yaklaşacak, yardımcı olacak şekilde düzenlediklerini zaten herkes bilir.</p>



<p>Bu “iyi” davranışlarının ödülünü de sevilerek, takdir edilerek alır ve mutlu olurlar.</p>



<p>“Düpedüz kötü” olanların, çevresindekiler, başka insanlar onların ne yaşadıkları, neye ihtiyaçları olduğu falan umurlarında değildir.</p>



<p>Bu yüzden, kötü denilenler başkalarının felaketleri, acıları, başlarına gelenler karşısında tepki göstermedikleri gibi mutlu biçimde gülebilirler.</p>



<p>Kendilerinin sevilip&nbsp; sevilmediği de hiç farketmez.</p>



<p>Hatta sevilmemek, nefret edilmek bile hoşlarına gider, çünkü korku salmak, güç gösterileri yapıp herkesi tehdit etmek işlerine gelir.</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Tarihte böylesi nefret odağı olmuş kişiler vardır.</p>



<p>Bunlardan biri, <strong>2.Mahmut</strong> döneminde çok yüksek görevlere gelmiş, ancak padişah üzerindeki etkisini birilerinin malına mülküne çökmek, sevmediklerini entrikalarla devirmek için kullanmıştır.</p>



<p>Mora’da görevli <strong>Tepedelenli</strong> Ali Paşa’nın ayaklanmasına yol açan tezgahlar kurmuş, sonuçta Osmanlı’nın Mora’daki egemenliği sona erip dağılma süreci başlamış, Yunanlılara da bağımsızlık yolu açılmıştır.</p>



<p>Yeniçeri ocağını kaldırmak isteyen padişahın arkasından iş çevirip yeniçerilerle işbirliği yapınca, padişah Konya’ya sürgün etmiş, orada da entrikalarını sürdürmüştür.</p>



<p>Bu entrikaların sonunda padişahın tepesi atınca kendisini dönemin kurallarına göre cezalandırmıştır!</p>



<p><strong>Halet Efendi (</strong>Mehmet Sait Halet Efendi (1760, İstanbul &#8211; Kasım 1823, Konya)öldükten sonra da namı yürümüş, bu tür hileci, entrikacı, ortalığı karıştırıcı kişiler için adeta örnek gösterilen biri olmuştur.</p>



<p>Öyle ki, hala bu denli kötü bilinen kişiler için söylenen, pek çoğumuzun bildiği hatta uzaklaşan birilerinin ardından tekrarladığı&nbsp; beyit, aslında Halet Efendi için yazılmıştır.&nbsp;</p>



<p><em>Ne kendi etti rahat ne alem buldu huzur</em></p>



<p><em>Yıkılıp gitti cihandan dayansın ehli kubur!</em></p>



<p>(Ehli kubur dedikleri, anlaşılan mevtanın defnedildiği mezarlıkta yatan diğer ölüler.)</p>



<p>Adam sağlığında o kadar nefret toplamış ki, insanlar öldüğünde mezarlıkta yatanlara bile kötülüğü dokunabileceğini düşünerek onlar için hayıflanmışlar !</p>



<p>Tanrı kimseyi o hale düşürmesin!</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;         BU OLUP BİTENLERE DEĞECEK Mİ?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/22/coskun-kartal-bu-olup-bitenlere-degecek-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 May 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Cafer Mahiroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Kılıçdaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[rasim ozan Kütahyalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182585</guid>

					<description><![CDATA[Rasim Ozan Kütahyalı, yasadışı bahis oynama ve kara para aklama gibi iddialarla tutuklandı. Kendisi, yıllardan beri iktidarın&#160; “en sıkı savunucularından” biri olduğunu söylüyor, FETÖ’nün en saldırgan dönemlerinde mağdur edilen insanlara saldıran üslubuyla tanınıyordu. Ancak, ilginçtir ki,&#160; tutuklanması, neredeyse ülke çapında adeta sevinçle karşılanan&#160; bir “birlik-beraberlik iklimi” yarattı! Kutuplaşmanın çok “keskin” boyutlarda olduğu sık sık tekrarlanan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Rasim Ozan Kütahyalı</strong>, yasadışı bahis oynama ve kara para aklama gibi iddialarla tutuklandı.</p>



<p>Kendisi, yıllardan beri iktidarın&nbsp; “en sıkı savunucularından” biri olduğunu söylüyor, FETÖ’nün en saldırgan dönemlerinde mağdur edilen insanlara saldıran üslubuyla tanınıyordu.</p>



<p>Ancak, ilginçtir ki,&nbsp; tutuklanması, neredeyse ülke çapında adeta sevinçle karşılanan&nbsp; bir “birlik-beraberlik iklimi” yarattı!</p>



<p>Kutuplaşmanın çok “keskin” boyutlarda olduğu sık sık tekrarlanan ülkemizde, kutuplar,&nbsp; bir şahsın polisler arasında elleri kelepçeli götürülüşünü “sevinçle” karşılama hususunda birleştiler.</p>



<p>Eski eşi bile “ne de olsa çocuklarımın babası, inşallah iddialar doğru değildir” girişiyle başladığı konuşmalarda tutuklunun bilinmeyen para oyunlarını anlattı.</p>



<p>Doğal olarak, medyada, televizyonlarda politika ve spor yorumcusu olarak boy&nbsp; gösteren bir kişinin, nasıl böyle yaygın bir nefret ögesi haline geldiği de tartışıldı.</p>



<p>Ortaya dökülen yaşam öykülerine göre, bu kişinin gazeteci olarak anılacak eğitimi ve deneyimi bulunmuyordu.</p>



<p>Girişkenliği sayesinde ünlü birilerinin tavassutuyla FETÖ’cülerin desteklediği bir operasyon gazetesine köşe yazarı yapıldığı, daha sonra tv’lerde de yorumculuk yapmaya başladığı anlatıldı.</p>



<p>Yüksek öğrenimini yarıda bırakan , gazeteciliğin en üst basamağı sayılan köşe yazarlığına hangi saiklerle sıçradığı bilinmeyen “mesleksiz” kişinin bu “ünvana” nasıl layık görüldüğü bir muamma!</p>



<p>Doğru dürüst diksiyonu olmayan, sokak ağzıyla, bağıra çağıra&nbsp; saldırgan , şantajcı laflar eden şahsın Tv yorumculuğuna hangi mesleki liyakatla uygun görüldüğü de merak konusu!</p>



<p>Ancak, kendisinin, yazdığı gazetelerin okurları ile çıktığı televizyonların seyircilerinde bir karşılık bulamadığı, her hangi bir sempati yaratamadığı da tutuklanınca ortaya çıkan bir gerçek.</p>



<p>Tutuklanmasına üzüldüğünü belirten kimsecikler olmadı.</p>



<p>Gazeteler ve televizyonlarda birlikte&nbsp; yol yürüdüğü eski arkadaşları, hatta şu anda birlikte program yaptıkları dahil, bir kişinin bile “yahu bu adam iyidir, yapmaz öyle şeyler” demediği, diyemediği bir süreç yaşadık.</p>



<p>Şimdi, her gün ortaya atılan yeni iddialarla birlikte yargılanacağı günü bekliyor !</p>



<p>Bakalım yaptıklarına değecek mi?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</li>
</ul>



<p>Rasim Ozan Kütahyalı , bir süre önce de (10 Mart 2025 günü)&nbsp; Halk TV’nin resmî YouTube kanalına&nbsp; çıkarılmış ve çözüm sürecine ilişkin görüşlerini anlatmıştı.</p>



<p>Bu olay, kanalda tam bir skandal havası yaratmıştı.</p>



<p>Sevilen, becerikli,&nbsp; iyi gazetecilikleriyle Halk TV’nin güvenilir hale gelmesini sağlayan 6 deneyimli, kıdemli gazeteci, kanaldan ayrılmıştı.</p>



<p>Kanalın sahibi <strong>Cafer Mahiroğlu</strong></p>



<p> ise bu olaydan haberi olmadığını savunarak sorumluluk üstlenmeyi reddetmişti! (Kimi zaman bilmemek sorumlu olmamak değildir!)</p>



<p>Son olarak Rasim Ozan’ın tutuklanması,&nbsp; bir rastlantı sonucu Halk TV’de yaşanan yeni bir personel krizi ile üst üste geldi.</p>



<p>Kanalda çalışan “ekran yüzü” çok sayıda gazeteci, özlük haklarının yetersizliği, çalışanlar arasında ayrımcılık yapıldığı gibi gerekçelerle istifa ettiler.</p>



<p>Buna karşılık yurtdışında yaşayan patron Mahiroğlu, kendi kanalına çıkarak , kendini savunma olanağı olmayan eski çalışanlarına karşı bir dolu şey söyledi.</p>



<p>Böyle bir tutum şimdiye kadar görülmemişti.</p>



<p>Hatta bu patron, istifa eden bir çalışanı için “ben ona 20 asgari ücret veriyorum, bir zahmet işe taksiyle gelsin” bile demek cüretini göstermişti.(Tam bir görgüsüzlük)</p>



<p>Derken bir de çalışanların haklarını savunacak sendikalarının olmaması meselesi ortaya çıktı.</p>



<p>Hani,12 Eylül darbesinden sonra gazetelerde peyderpey uygulamaya sokulan sendika yasağının devamı gibi.</p>



<p>Aslında bu tutum, Rasim Ozan gibi yandaşlığıyla tanınan ve asla emekçiden yana olamayacak birinin olası görüşleriyle paralellik taşıyordu .</p>



<p>Belki de, Kütahyalı’ya Halk TV resmî kanalında yer verilmesi, bu paralelliğin bir yansımasıydı!</p>



<p>Şimdi merak ediyorum.</p>



<p>Kanala kimlik kazandıran emekçileri bir kalemde harcayan Cafer bey, gün gelecek, bu oyunları yapmasına değip değmediğini düşünecek mi?</p>



<ul class="wp-block-list">
<li>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</li>
</ul>



<p>Daha önce de&nbsp; söyledik, bu güzelim memlekette bir gündem maddesi kendini tamamlayamadan yeni gündemler zuhur eder!</p>



<p>Örneğin, Halk TV’den ayrılmak zorunda bırakılan arkadaşlarımızın sorunları, ileride ne yapacakları konuşulurken, bu konu magazin boyutu da bulunan Rasim Ozan olayının gölgesinde kaldı.</p>



<p>Tam Rasim tutuklandı, hakkında “araba hırsızlığı” da dahil yeni yeni iddialar ortaya atılmaya devam ediyordu ki, birden bire mevzu yeniden değişti.</p>



<p>Bu kez konu, CHP’nin üç yıl önce kurultayda düşürülen genel başkanı <strong>Kemal Kılıçdaroğlu</strong>’nun millete sesleniş tadındaki video yayını idi.</p>



<p>Butlan davasında sona yaklaşılırken, bu karar çıktığı takdirde CHP’nin kendisine teslim edileceği söylenen -kendi ifadesiyle- Bay Kemal, harekete geçme gereği duymuştu anlaşılan.</p>



<p>Zaten bir süreden beri bu noktaya geleceğinin işaretlerini de açıkça veriyordu.</p>



<p>Örneğin, CHP İstanbul il örgütüne atanan kayyum ile birlikte kamuoyu önünde bir cenazeye katılıyor, orada bulunan -teknik olarak- genel başkanı Özgür Özel’i görmezden geliyordu.</p>



<p>Dün de kayyum Gürsel Tekin’in iki yardımcısıyla ofisinde görüşüyor ve bu görüşmenin fotoğrafları yayınlanıyordu.</p>



<p>Siyasetten hiç anlamayanlar bile bu birlikteliktekilerin anlamını bilir.</p>



<p>Bu, açıkça CHP İstanbul il örgütünü YSK kararlarına rağmen feshedip kayyum atayan mahkeme kararını doğru bulduğunun ilanıdır.</p>



<p>Parti suçu olup olmadığını bilemem ama, aynı zamanda kurultaylarda üç kez seçilmiş genel merkezi tanımadığın anlamına gelir.</p>



<p>Kemal bey, yayınladığı video’da da, partinin “arınması” gerektiğini söylüyor, belediye başkanlarının yargılanmalarındaki adaletsizlik, usulsüzlük, masumiyet karinesinin ihlali iddialarına değinmiyordu bile.</p>



<p>Ekrem İmamoğlu dahil, adaylıklarını kendisinin belirlediği tutuklu partidaşlarının haksızlıklara uğradığı iddialarına sessiz kalırken, “dik durmaktan” bahsediyordu.</p>



<p>Doğrusu, gelişmeleri, butlan davalarını, kayyumları&nbsp; falan bilmeyen biri, söyledikleriyle partinin bugünkü yönetimini dik durması için motive etmeye&nbsp; çalıştığını bile düşünebilirdi .</p>



<p>(Nitekim grup başkan vekili Ali Mahir Başarır, ironik bir ifadeyle bunları dile getirdi.)</p>



<p>Lakin Kılıçdaroğlu’nun köprüleri attığı ortada.</p>



<p>Bunu hangi politik planlarla yaptığı bilinmez, başarılı olup olmayacağı da meçhul!</p>



<p>Ancak, epeyce bir süredir sosyal medyada yaptığı bayram kutlamalarında bile büyük tepkilerle karşılaştığı bir gerçek.</p>



<p>Önemli ölçüde yıpranan saygınlığı, kendi “icraatıyla” yok olma yolunda gibi duruyor.</p>



<p>Bilmiyorum, Kemal bey, bir gün her şey geçince aynaya bakıp kendi kendine “bütün bunlara değdi mi?” diye soracak mı?</p>



<p>Gerçekten kendisini bir zamanlar çok sevmiş olan yığınların gözünde sempatisini yitirmiş olmaya değecek mi?</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
