<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cengiz ERDİL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yazarlar/cengiz-erdil/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Apr 2026 16:26:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Cengiz ERDİL &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cengiz ERDİL; KAZDAĞLARINDAN SONRA SIRA MADRA DAĞINDA </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/26/cengiz-erdil-kazdaglarindan-sonra-sira-madra-daginda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Madra dağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181645</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de&#160; iktidar ve sermaye grupları tarımı, sanayiyi, bilgi teknolojilerini ve de yapay zekayı falan boşverdi, madenlere kafayı taktı. Ülke coğrafyasının neredeyse yüzde 75-80’i madencilik sektörü için ruhsatlandırıldı, her yerde elbette en çok altın, gümüş veya nadir toprak elementleri aranıyor. Bu yeraltı zenginliklerine bilinçle sahip çıkma meselesi değil… 20 yıldır sürdürülen vahşi madencilik uygulamaları, dağlarda, ovalarda, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’de&nbsp; iktidar ve sermaye grupları tarımı, sanayiyi, bilgi teknolojilerini ve de yapay zekayı falan boşverdi, madenlere kafayı taktı. Ülke coğrafyasının neredeyse yüzde 75-80’i <strong>madencilik</strong> sektörü için ruhsatlandırıldı, her yerde elbette en çok altın, gümüş veya nadir toprak elementleri aranıyor.</p>



<p>Bu yeraltı zenginliklerine bilinçle sahip çıkma meselesi değil… 20 yıldır sürdürülen vahşi madencilik uygulamaları, dağlarda, ovalarda, ırmak ve deniz kıyılarında var gücüyle sürüp gidiyor. <strong>Taş ocakları, </strong>beton için orman ve tarım arazisi yağması da işin cabası…</p>



<p>Bu yağmada en çok üzerine gelinen bölge Kuzey Ege oluyor. <strong>Çanakkale ve Balıkesir’in</strong> başı fena halde dertte. Malum <strong>Kazdağlarında</strong> binlerce ağaç yıllardan beri maden şirketlerince kesildi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="977" height="1024" data-id="181652" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-977x1024.jpg" alt="" class="wp-image-181652" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-977x1024.jpg 977w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-286x300.jpg 286w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-768x805.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-696x730.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834-401x420.jpg 401w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000071834.jpg 992w" sizes="(max-width: 977px) 100vw, 977px" /></figure>
</figure>



<p>Şimdi sırada Kazdağlarının bitişik komşusu <strong>Madra</strong> Dağı var. Bu dağ silsilesi, Balıkesir’in İvrindi, Havran, Burhaniye, Gömeç ve Ayvalık ilçeleri ile İzmir ilinin Bergama ilçesi topraklarında yer alıyor.Hep daha çok orman alanı, hep daha çok toprak istiyen maden şirketlerinden biri de Madra Dağı’da yedi yıldan beri altın ve gümüş arıyor. Altın ve gümüş madeni için kapasite artışı isteyen şirket, bin 300 hektar alana daha göz dikti.</p>



<p><strong>NELERE YOL AÇACAK?</strong></p>



<p>Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, bölge sakinleriyle birlikte kapasite artışına itiraz ettiklerini söyledi.&nbsp;</p>



<p>Doğan’nın verdiği bilgiye göre; Bin 300 hektara yaklaşan orman arazisi siyanürlü maden sahasına dönüştürülecek. Ocak sahası 134 hektardan 353 hektara, yığın liç alanı 83 hektardan 257 hektara, yıllık üretim kapasitesi 7 milyon 760 bin tondan 15 milyon 500 bin tona çıkarılıyor.&nbsp;</p>



<p>Madra Havzasının yeraltı suları bu yüzden tehdit altında. Madenin varlığı Madra Barajı&#8217;nın su rejimini de, Kozak Yaylasınındakiş hayvancılığı olumsuz yönde etkileyecek.</p>



<p>Kuzey Ege Havzası ile Susurluk Havzası arasında bulunduğundan dolayı maden iki farklı havzayı aynı anda zehirleme potansiyeline sahip. 250 bin ağacın kesilmesi içme suyu kaynaklarını da etkileyecek.&nbsp;</p>



<p>Kazdağlarından sonra Madra Dağını da unutmayalım.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; “ALÇAKLIĞIN EVRENSEL TARİHİ”</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/12/cengiz-erdil-alcakligin-evrensel-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[ALÇAKLIĞIN EVRENSEL TARİHİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=181177</guid>

					<description><![CDATA[Yazının başlığı dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinin adını taşıyor. Latin Amerika yazınının en büyüğü kabul edilen Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in bu eseri, sınırlarını aşmış dünyaya mal olmuştur artık. Okurda bir roman etkisi yaratan eser, aslında edebi ve felsefi bir bakışla yazılmış öyküler toplamı. Öykülerin kahramanları(!) gerçekten yaşamış olan alçaklardır. Borges bu kişiler üzerinden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yazının başlığı dünya edebiyatının en önemli eserlerinden birinin adını taşıyor. Latin Amerika yazınının en büyüğü kabul edilen Arjantinli yazar Jorge Luis Borges’in bu eseri, sınırlarını aşmış dünyaya mal olmuştur artık.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="640" height="953" data-id="181181" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993.jpg" alt="" class="wp-image-181181" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993-201x300.jpg 201w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067993-282x420.jpg 282w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption class="wp-element-caption">Borges</figcaption></figure>
</figure>



<p>Okurda bir roman etkisi yaratan eser, aslında edebi ve felsefi bir bakışla yazılmış öyküler toplamı. Öykülerin kahramanları(!) gerçekten yaşamış olan alçaklardır. Borges bu kişiler üzerinden insanlığın karanlık noktalarını sorgular.</p>



<p>Borges öykülerini 1930’larda yazmış, yaşasaydı günümüzde kimleri satırlarına taşıyacağı bir sır olmasa gerek.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="500" height="786" data-id="181178" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985.jpg" alt="" class="wp-image-181178" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985-191x300.jpg 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067985-267x420.jpg 267w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p>Borges’in alçaklarından biri de Amerika’da köleleri kandıran dolandırıcı Lazarus Morell’dir. Bu şahıs kölelere “Seni özgür bırakacağım” diye söz verir, sonra onları yeniden satar.</p>



<p>Umudun, sabırla bekleyişin sömürülmesi diye işte buna denir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="314" height="450" data-id="181179" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990.jpg" alt="" class="wp-image-181179" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990.jpg 314w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990-209x300.jpg 209w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067990-293x420.jpg 293w" sizes="(max-width: 314px) 100vw, 314px" /><figcaption class="wp-element-caption">Morell</figcaption></figure>
</figure>



<p>Dünyada bugün her renginden ve milletinden binlerce Lazarus var. Emperyalizmin son aşamasında (bu aşama ne zaman bitecek merak eder dururum!) Amerika Birleşik Devletleri’ne bakmamız lazım. Çünkü bu işin merkezi orası. </p>



<p>Bu ülke; havasından suyundan çok, parasından ve borsasından dolayı önce halkına sonra bütün dünyaya yalanlarla savaş çıkartan, en hafifinden savaş kışkırtıcılığı yapan başkanlar, dışişleri bakanları, sözüm ona devlet adamları çıkartmıştır. ‘Gider eteri gelir beteri’ derler ya, en son gelen alçaklığın Nirvanasına tırmanmıştır.</p>



<p>Bu ülkede bazen bağımsız gazeteciler ve sanatçılar dünyaya kötülük yapan güç odaklarının ipliğini pazara çıkarmışlardır ama kökleri bir türlü kurumaz.</p>



<p>ABD’den son 75 yıldır Kore’den Vietnam’a, Irak ve Afganistan’a kadar uzanan yalanların son durağı Venezuela idi. Başkanlarını adeta çuvala koyup kaçırdılar.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="200" data-id="181180" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991.jpg" alt="" class="wp-image-181180" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/04/1000067991-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>
</figure>



<p>Ancak ABD’in ambargolarla inim inim inlettiği hep hedefe koyduğu iki ülke var; Küba ve İran… 1960’lı yıllardan beri Küba’ya etmediğini bırakmadı, 1980’den beri de İran… Şimdi İran’dan gerekli dersi aldı, Bakalım Küba’da ne olacak?&nbsp; ABD’de şöyle bir fıkra modaymış;&nbsp; Gazeteci Trump’a bu üçlü&nbsp; gerginlikte stratejiniz ne? diye sormuş; Trump şu yanıtı vermiş; “Çok net; İran beni ciddiye almayacak, Küba beni anlamayacak…ama ben ikisini de kazanmış gibi konuşacağım”</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;    İRAN’DA BİR ZAMANLAR TUDEH VARDI</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/04/05/cengiz-erdil-iranda-bir-zamanlar-tudeh-vardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İran TUDEH]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180954</guid>

					<description><![CDATA[Yine var ama eskisi kadar gücü yok. TUDEH; yani İran Halk Partisi’nin hataları ibretliktir. Açık adı Farsçada İran Kitleler Partisi anlamı da gelir.  “Coğrafya Kaderdir”… Doğu’nun büyük alimi İbn-i Haldun’a mal edilen bu sözün ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı desek yeridir. TUDEH’in başına gelenler ders niteliğindedir, tabii bu coğrafya ders çıkarmaz, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yine var ama eskisi kadar gücü yok. <strong>TUDEH</strong>; yani İran Halk Partisi’nin hataları ibretliktir. Açık adı Farsçada İran Kitleler Partisi anlamı da gelir. </p>



<p>“Coğrafya Kaderdir”… Doğu’nun büyük alimi <strong>İbn-i</strong> <strong>Haldun’a</strong> mal edilen bu sözün ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıktı desek yeridir. TUDEH’in başına gelenler ders niteliğindedir, tabii bu coğrafya ders çıkarmaz, unutmayı pek sever. Ortadoğu’nun kaderinde bir de kaymaklısından  “Aldatılma” ve “Aldanma” vardır. Aldatma işi bir çete, zümre veya cemaat tarafından yapılır, Aldanma tarafında geniş halk kitleleri varsa, işte o zaman sonuçları kötü olur. Doğu’nun makus kaderinde bu duruma sıkça rastlanır. En büyük aldanışı yaşayanlardan biri de işte bu TUDEH’dir.</p>



<p>1941 yılında “53’ler grubu” denilen <strong>Marksist</strong> aydınlar tarafından kurulan TUDEH, işçiler ve öğrenciler arasında taraftar topladı ve Meclis’te de temsil edildi. Ancak 1953’te yabancı petrol şirketlerine direnen Başbakan <strong>Musaddık’ın</strong> <strong>CİA</strong> darbesiyle devrilmesinden sonra, Şah polisi ve gizli servisinin hedefi haline geldi. Binlerce üyesi tutuklandı, sürgüne gönderildi. İdamlar ardı ardına geldi, TUDEH yeraltına çekildi. </p>



<p>Parti buna rağmen geniş halk kesimleri arasında gücünü pekiştirdi, 1976 yılında başlayan <strong>Şah</strong> karşıtı gösterilerde ön cephedeydi ama yanında onlara hiç benzemeyen ortakları vardı; din adamları…</p>



<p>1979’da İran İslam Devrimi (neden devrim derler acaba!) gerçekleştiğinde TUDEH, <strong>Humeyni</strong> liderliğini ve İslamcı hareketi destekledi. ABD destekli Monarko Faşist şahın yıkılması öncelikli hedef olunca,  esnaf ve onları sürükleyen din adamlarını desteklemeyi tercih ettiler. Oysa militan güç ve propaganda üstünlüğü TUDEH’deydi. Üstelik ordu içindeki bağlantılarını da elleriyle Humeyni’ye teslim ettiler.</p>



<p>Çok geçmedi, şah gitti, kısa bir demokrasi denemesinden sonra ipler Ayetullahların eline geçti. <strong>Humeyni</strong> dini, devletin temeline koyuverdi, böylece TUDEH’e yol göründü.</p>



<p>Din devleti için tehdit olarak görülen TUDEH yasaklandı, binlerce üyesi tutuklandı, lider kadroları idam edildi.&nbsp;</p>



<p>Ancak bir gerçek var, İran halkı o dönemde(belki şimdi de) dini liderlere daha çok güveniyordu. TUDEH’i Afganistan’da kötü izler bırakan Sovyetlerin güdümünde görüyordu. TUDEH, ulusal çıkarlara sahip çıkmasına rağmen bunları İran halklarına anlatamadı. İslamcı hareketi yanlış okuyan TUDEH’in başına gelenlere şaşırmamak lazım.</p>



<p>Bugün ABD ve İsrail saldırılarına direnen İran’da yine doğru dürüst bir muhalefet gurubu yok. Ne şahın oğlu, ne Halkın Mücahitleri ne de TUDEH boşluğu doldurmuyor.   Partiler yok… Uzmanlara göre; İran’da güçlü bir meslekler örgütlenmesi var. İşçi ve işvereniyle tüm çalışanlar ve de İran’da sokağın asıl gücü <strong>çarşı esnafı</strong> taraf değiştirirse bir şeyler olabilir.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; İRAN’I BİR BİLENDEN DİNLEMEK (2)</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/29/cengiz-erdil-irani-bir-bilenden-dinlemek-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Mar 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İran 2]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180664</guid>

					<description><![CDATA[İsrail ve ateşe attığı ABD bu kez İran’ı hazırlıksız yakalayamadılar. İran’ın Haziran saldırılarından sonra&#160; toparlandığı görülüyor. “ Lider kadrosunu yok ederiz. Günlerce bombalarız, halk ayaklanır” İşte bu strateji yürümedi, İsrail, ABD ve Basra Körfezi’ndeki Londra parfümlü feodal beyleri baltayı taşa vurdular. Karşılarında bu kez dirençli bir İran vardı. Dostumuzun yorumu da aynen şöyle;&#160; “İran bombardıman [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İsrail ve ateşe attığı ABD bu kez İran’ı hazırlıksız yakalayamadılar. İran’ın Haziran saldırılarından sonra&nbsp; toparlandığı görülüyor. “ Lider kadrosunu yok ederiz. Günlerce bombalarız, halk ayaklanır” İşte bu strateji yürümedi, İsrail, ABD ve Basra Körfezi’ndeki Londra parfümlü feodal beyleri baltayı taşa vurdular. Karşılarında bu kez dirençli bir İran vardı. Dostumuzun yorumu da aynen şöyle;&nbsp;</p>



<p>“İran bombardıman altında durum kötü ama halk rejim muhalefetini şimdilik bir kenara koydu ve devletinin arkasında durdu. Savaş bittiğinde halk ayaklanıp rejimi değiştiremezse öncesinden daha despot ve daha acımasız bir rejim halini alır ve Kuzey Kore misali bir devlet olur…”</p>



<p>Savaşların kazananı olmuyor, Herkes bir şekilde kaybediyor. Ancak konuştuğum bir eski diplomatın şu sözleri anlamlı… “ En çok kaybeden ABD olacak. Trump ve hukuk tanımaz yandaşları Amerikan rüyasını kabusa çevirdiler. Benim şaşırdığım bu ülkenin finans kapitali Trump’a neden bu kadar tahammül ediyor, anlamıyorum.”</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>



<p><strong>Önceki Bölüm :</strong></p>



<figure class="wp-block-embed is-type-wp-embed is-provider-kent-ekran wp-block-embed-kent-ekran"><div class="wp-block-embed__wrapper">
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="9v0nqSLGIz"><a href="https://www.kentekrani.com/2026/03/08/cengiz-erdil-irani-bir-bilenden-dinlemek/">Cengiz ERDİL;        İRAN’I BİR BİLENDEN DİNLEMEK </a></blockquote><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Cengiz ERDİL;        İRAN’I BİR BİLENDEN DİNLEMEK &#8221; &#8212; Kent Ekranı" src="https://www.kentekrani.com/2026/03/08/cengiz-erdil-irani-bir-bilenden-dinlemek/embed/#?secret=lGWLmslGxH#?secret=9v0nqSLGIz" data-secret="9v0nqSLGIz" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe>
</div></figure>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; KAN+GÖZYAŞI= PETROL+İRAN </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/15/cengiz-erdil-kangozyasi-petroliran/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 10:30:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Petrol]]></category>
		<category><![CDATA[şeytan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=180182</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Petrolün şeytan boku olduğu bir kez daha kanıtlandı.&#8221; Petrol için &#8220;şeytanın boku&#8221; diyen kişi, OPEC&#8217;in kurucularından olan Venezuelalı politikacı ve ekonomist Juan Pérez Alfonzo&#8217;dur.  Şimdilerde Devlet Başkanının başına gelenleri görseydi başka laflar da ederdi mutlaka. Petrolün dünyayı altüst ettiğini dibine kadar yaşayan Bay Alfonzo’nun kemiklerini sızlatacak gelişmeler var dünyamızda. Kadim bir tarihe sahip coğrafya ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Petrolün şeytan boku olduğu bir kez daha kanıtlandı.&#8221;</strong></p>



<p>Petrol için &#8220;şeytanın boku&#8221; diyen kişi, OPEC&#8217;in kurucularından olan Venezuelalı politikacı ve ekonomist <strong>Juan Pérez Alfonzo&#8217;dur</strong>.  Şimdilerde Devlet Başkanının başına gelenleri görseydi başka laflar da ederdi mutlaka. Petrolün dünyayı altüst ettiğini dibine kadar yaşayan Bay Alfonzo’nun kemiklerini sızlatacak gelişmeler var dünyamızda.</p>



<p>Kadim bir tarihe sahip coğrafya ve halkları petrol için dilim dilim doğranıyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>Hitler</strong> kabusundan beri uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı olağanüstü günleri bir kez daha yaşıyor mavi gezegen ve üzerinde İran petrolünün kapkara dumanları var.</p>



<p>Savaşın ilk gününde kız okulunda toplu katliam yapan Trumpgiller, insana acımıyor, çevresine mi acıyacak?&nbsp;</p>



<p>İran-ABD-İsrail Savaşı insani bir trajedi değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel ölçekte ciddi bir çevre felaketine de yol açıyor. Hava kirleniyor, su kaynakları zehirleniyor, atmosfere zehirli gazlar salınıyor.</p>



<p><strong>GÖKTEN ASİT YAĞIYOR </strong></p>



<p><strong>İsrail ve ABD’nin </strong>Tahran&#8217;daki petrol depolama tesislerine düzenlediği saldırılar sonucu, büyük miktarlarda zehirli hidrokarbon bileşikleri, kükürt dioksit ve nitrojen oksit atmosfere karıştı. İran Kızılayı’nın uyarılarına göre, bu kimyasalların yağmurla birleşmesi sonucu oluşan &#8220;siyah yağmur&#8221; son derece tehlikeli ve yüksek asitli. Bu yağmura maruz kalmak ciltte kimyasal yanıklara ve ciddi akciğer hasarına yol açabiliyor.</p>



<p>Savaşın 12 gününde, 20 milyon litre yakıtın yanması ve Güney Pars enerji tesislerine yönelik saldırılar sonucu büyük miktarlarda zehirli gaz ve sera gazı açığa çıktı. Uzmanlara göre, modern savaşların karbon ayak izi devasa boyutlarda… (Rusya&#8217;nın Ukrayna savaşı, Fransa&#8217;nın yıllık emisyonuna eşdeğer bir salınıma yol açmıştı)&nbsp;</p>



<p><strong>BASRA KÖRFEZİ’NDE BÜYÜK TEHLİKE </strong></p>



<p><strong>Hürmüz Boğazı&#8217;ndaki</strong> tankerlere ve enerji tesislerine yapılan saldırılar, devasa petrol sızıntılarına yol açarak, kapalı bir deniz olan Basra Körfezi&#8217;nin hassas mercan ekosistemlerini ve deniz canlılığını geri dönüşü olmayacak şekilde yok edecek. Bahreyn&#8217;deki bir su arıtma tesisinin vurulması da kritik içme suyu kaynaklarının ne denli kırılgan olduğunu gösteriyor .</p>



<p>İran Çevre Bakanlığı&#8217;na göre, Fars, İlam, Kirmanşah ve Huzistan gibi 9 eyaletteki 13 koruma altındaki alan, çatışmalar sırasında hasar gördü. Bu bölgelerde çıkan yangınlarda yaklaşık 9 bin hektarlık alan küle döndü . Bombardıman sadece bitki örtüsünü ve yaban hayatını yok etmekle kalmıyor, biyolojik çeşitliliği uzun vadede tehdit ediyor.</p>



<p>&nbsp;Patlamalar ve yangınlar sonucu ortaya çıkan zehirli kimyasallar toprağa ve su kaynaklarına karışıyor. Ayrıca, sadece Tahran&#8217;da yıkılan binaların enkazının 150 bin tonu aştığı belirtiliyor.&nbsp;</p>



<p>Petrol yangınlarından çıkan duman ve partikülller rüzgarlarla binlerce kilometre uzağa taşınıyor. Zaten hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara vardığı Iğdır’da İran’ın petrol bulutları ortaya çıktı.</p>



<p><strong>Trump ve gibileri elbette tarihin çöplüğüne gidecek</strong> ama yaptıkları dünyamızda korkunç izler bırakacak.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;           KAR KURAKLIĞI</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/03/01/cengiz-erdil-kar-kurakligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 10:15:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kar Kuraklığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=179722</guid>

					<description><![CDATA[Yeni kuşaklar bilmez, çok değil 40 yıl önce yaz yazlığını, kış kışlığını bilirdi. Çocukluğumun geçtiği Anadolu’nun ayazı bol diyarlarından Eskişehir’de diz boyu kar olurdu. İstanbul’un 1987 yılında yakalandığı kar fırtınası da unutulmazlar arasındadır.Ülkemiz için ne olduysa son 20 yılda oldu. Doğaya müdahalenin zirve yaptığı yılları yaşıyoruz. Karlı dağlarda suyun yolunu kesip maden aranıyor, ovalar altın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yeni kuşaklar bilmez, çok değil 40 yıl önce yaz yazlığını, kış kışlığını bilirdi. Çocukluğumun geçtiği Anadolu’nun ayazı bol diyarlarından Eskişehir’de diz boyu kar olurdu. İstanbul’un 1987 yılında yakalandığı kar fırtınası da unutulmazlar arasındadır.<br>Ülkemiz için ne olduysa son 20 yılda oldu. Doğaya müdahalenin zirve yaptığı yılları yaşıyoruz. Karlı dağlarda suyun yolunu kesip maden aranıyor, ovalar altın için siyanürle yıkanıyor, nehir ve göller betonlaşma ve yanlış tarım uygulamaları yüzünden kuruyor, toprak çatlıyor dev obruklar oluşuyor, denizlerimiz kirleniyor, müsilajlar oluşuyor. Say say, yaz yaz bitmiyor.<br>Bir yandan da dünyayı saran iklim değişikliğin en sarsıcı şekilde yaşandığı Akdeniz kuşağındayız.<br>Türkiye&#8217;de meteoroloji verileri, özellikle son 20 yılda kar yağışı miktarı ve süresinde belirgin bir düşüş olduğunu gösteriyor. Bu nedenle kar kuraklığı, Türkiye için giderek artan önemli bir çevresel ve ekonomik risk oluşturuyor.<br><strong>Peki; kar kuraklığı Nedir</strong>?<br>Kar kuraklığı, bir bölgede normal koşullarda beklenen kar yağışının ve kar örtüsünün önemli ölçüde azalmasına deniyor. Yağışın kar yerine yağmur şeklinde düşmesi, kar örtüsünün erken erimesi, dağlarda kar rezervlerinin azalması kar kuraklığının belirtileri oluyor.</p>



<p><strong>TÜRKİYE RİSK ALTINDA</strong><br>Türkiye kar kuraklığı açısından artık riskli bir bölge sayılıyor. Ülkemiz Akdeniz havzasında iklim değişikliğinden en çok etkilenen alanlardan birini oluşturuyor. Sıcaklık artışı ortalaması küresel ortalamanın üzerinde. Bu da sayısal olarak bir buçuk derece kabul ediliyor.<br>Mesela karın yolları kestiği Doğu Anadolu Bölgesi’nde bile kar yağışında belirgin bir azalma saptandı. Kar yağışı her geçen yıl biraz daha geç başlıyor. Bölgenin önemli dağlarında kar rezervlerinde azalma görüldü. Varın siz; Akdeniz ve Ege Bölgelerini düşünün…<br>Göl ve nehirlerimizdeki su miktarının azalmasının bir nedeni de; kar kuraklığı… Bu yüzden tarım ve içme suyu temininde risk giderek büyüyor. Ayrıca; hidroelektrik enerji üretiminde düşüş oluyor ve orman yangınları riski artıyor.<br>Kuraklık sorununu masaya yatırması gereken devlet; her halde kar duasıyla değil; akıl ve bilimle kar kuraklığı için bir şeyler düşünüyordur diye umut ediyorum.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;            HEY GİDİ OBUR İSTANBUL!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/02/22/cengiz-erdil-hey-gidi-obur-istanbul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Feb 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=179382</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un kaderinde var; tarih boyunca hep büyük olmuş… Nüfusu hep artmış, kuruluşundan beri böyle. Ancak her arazi parçasının bir sınırı var… İstanbul toprağı yedi bitirdi, artık sınırlara dayandı. İstanbul bu gidişle Batı’da Edirne, Doğu’da Kocaeli ile bütünleşecek. Aklıma dünyanın çete reisi Trump geliyor, Güney’de Meksika, Kuzey’de Kanada ve Grönland…&#160; Neyse; konumuz İstanbul… Bu kadim kentin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>İstanbul’un kaderinde var; tarih boyunca hep büyük olmuş… Nüfusu hep artmış, kuruluşundan beri böyle. Ancak her arazi parçasının bir sınırı var… İstanbul toprağı yedi bitirdi, artık sınırlara dayandı. İstanbul bu gidişle Batı’da Edirne, Doğu’da Kocaeli ile bütünleşecek. Aklıma dünyanın çete reisi Trump geliyor, Güney’de Meksika, Kuzey’de Kanada ve Grönland…&nbsp;</p>



<p>Neyse; konumuz İstanbul… Bu kadim kentin bizim de gördüğümüz eski sakinleri bile İstanbul’u tarihi Yarımada’dan ibaret görürlerdi, Üsküdar’ı bile İstanbul’dan saymazlardı.&nbsp;</p>



<p>Bilim insanları adeta yalvarıyorlar; “İstanbul bu kadar nüfusu kaldırmaz, <strong>tersine göçü</strong> teşvik edin. Özellikle <strong>emekliler</strong> için alternatif projeler geliştirelim” sözlerine kulaklar tıkalı. </p>



<p>Doğaya ve çevreye boş vermiş medyalarında ‘ İstanbul’da yeni bir kent yükseliyor… Yenişehir” haberlerini allayıp pullayıp vitrine koyuyorlar. Bütün dertleri rantın yükselmesi, topraktan <strong>beton parası </strong>kazanmak…</p>



<p>İstanbul göz göre göre, ikiye, üçe katlanıyor. Avrupa yakasının <strong>su havzalarında</strong>, barajların dibinde apartmanlar yükseliyor.</p>



<p>Betona gömülmeyi marifet sayan gazetelerde tıpkı basımı yapılan haberi <strong>emlakçı</strong> ağzıyla şöyle veriyorlar;   &#8220;İstanbul&#8217;a yeni bir şehir kuruluyor. 40&#8217;ıncı ilçe deniliyor buna da. İsmi Yenişehir. Gördüğünüz gibi burada çok gelişmiş bir imar planı var. 50-55 metrelik caddeler, geniş sokaklar, sosyal ve kültürel yaşam alanları İstanbul&#8217;da artık bulunamayan düzenli şehir hayatı burada sunuluyor. Kuzey Marmara Otoyolu, Nakkaş bağlantısı, Kanal İstanbul hattı, Hacımaşlı, Baklalı ve Dursunköy konutlarıyla birlikte burası yeni bir yaşam alanı haline geliyor. İstanbul&#8217;da trafik ve yaşam kalitesi her geçen gün zorlaşıyor. Burada ise planlı bir şehirleşme var.”</p>



<p>İşte size koskoca bir yalan… Gerçek şu; sorunlar içinden çıkılmaz şekilde artacak.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>İSTANBUL’UN BOĞAZI SIKILACAK…</strong></p>



<p>Evet; <strong>Yenişehir</strong> geçmişiyle övünen İstanbul’un sonunu getirecek. Otoyol ve karayollarına ek yük gelecek, metrolar, Marmaray, metrobüs zaten yetmiyor, daha beteri olacak. Su kaynakları tükenecek, denizden su elde etme sistemleri devreye girecek, su daha pahalı hale gelecek. Yeni enerji kaynaklarına ihtiyaç duyulacak. <em>İstanbul&#8217;da günlük 18 bin ton olan atık miktarı artacak. Kuzey ormanları resmen havlu atacak, orman falan kalmayacak.  Sosyal sorunları da artık varın siz düşünün… </em></p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;            SEN ASIL BUNLARI UNUTMA…</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/02/08/cengiz-erdil-sen-asil-bunlari-unutma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Feb 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz depremi]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178952</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Akdeniz depremi üzerinden üç yıl geçti, öyle böyle değil; gerçekten çok büyük bir felaket yaşadık.  Sayılabilen ölü sayısı 53 bin 500 oldu, yaralılar yüzbinleri buldu, gönlü kalbi kırıkların sayısını ise bilmiyoruz. 400 bine yakın konut, işyeri ve kamu binası yıkıldı.     Deprem yaralarının bırakın sarılmasını, sorunların katlanarak büyüdüğü görülüyor. Çünkü bölgenin ekonomisi çöktü, belini bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Büyük <strong>Akdeniz depremi</strong> üzerinden üç yıl geçti, öyle böyle değil; gerçekten çok büyük bir felaket yaşadık.  Sayılabilen <em>ölü sayısı 53 bin </em>500 oldu, yaralılar yüzbinleri buldu, gönlü kalbi kırıkların sayısını ise bilmiyoruz. <strong>400 bine yakın konut, </strong>işyeri ve kamu binası yıkıldı.    </p>



<p>Deprem yaralarının bırakın sarılmasını, sorunların katlanarak büyüdüğü görülüyor. Çünkü bölgenin ekonomisi çöktü, belini bir türlü doğrultamıyor. Bölge büyük bir göç verdi, mahalleler köyler boşaldı. Hala <strong>konteyner</strong> ve derme çatma barakalarda yaşayanlar var.</p>



<p>Aslında deprem bir dünya hali, son üç yılda 7.6 ve daha üzeri depremler meydana geldi mavi gezegende. Örneğimiz depremler ülkesi Japonya’dan… Hatay merkezli deprem 13 buçuk milyon nüfusu etkilemiş, Japonya’daki ise neredeyse 50 milyon nüfuslu bir bölgeyi…&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Onlarda okul ve hastaneler ve toplu kullanım alanları daha güvenli, bizde ise Allah’a emanet…</p>



<p>Onlarda deprem yıldönümleri  ‘unutma ve unutturma’ üzerine kurulu. Bizde ise ‘<strong>unut ve uyut’ </strong>üzerine…</p>



<p>Gölcük Depremi’nin gözümüzü açtığını sanırdık, hem ülkenin yöneticileri hem de halkımız meğerse İmar Affı (barışı) beklentisi varmış! Deprem bölgesinde yıkılan binaların kaçı İmar Barışından yararlandı?&nbsp; Bu binalarda kaç kişi öldü veya yaralandı?&nbsp; Bu sayı hala açıklanmadı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong>ATIK SORUNU </strong></p>



<p>Koskoca bir coğrafyayı altüst eden depremin ortaya çıkardığı ve etkisi yıllarca süren bir sorun daha var… <strong>Atıklar</strong>…</p>



<p>Bu atıkların <strong>200 milyon tondan</strong> fazla olduğu tahmin ediliyor. Olağanüstü bir hacimden söz ediyoruz. Adeta ‘yer gök almaz’ denir ya; aynen öyle… </p>



<p>Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı raporunda şu ifadeler var;&nbsp; “Deprem enkazları şehir merkezlerinden büyük oranda kaldırılmış olsa da, şehirlerin dışındaki 86 geçici depolama sahasında bulunan enkaz yığınları uygun şekilde işlenmeyi bekliyor. Enkaz dağlarının oluştuğu bu geçici depolama sahalarının sayısı Hatay&#8217;da 26, Kahramanmaraş&#8217;ta ise 18. Öte yandan, deprem enkazına karışmış olabilecek asbest ve diğer tehlikeli atıklar konusunda halk sağlığı ile ilgili endişeler sürüyor.”</p>



<p>Depremlerle çürük çarık binalarda oturduğunun farkında olmayan canlar yandı, bin bir emekle kurulan yuvalar dağıldı. Tarım alanları binlerce ton atıkla kaplandı.</p>



<p>Tarihin her döneminde bereketli topraklar sayılan bölgede çevre sorunları üzerine ne bir proje üreten ne de hesap soran var.</p>



<p><strong>Hatay’da zeytin, Malatya’da kayısı, Antep’te fıstık</strong> ağaçları ağlıyor; tıpkı insanlar gibi!</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL;   AKDENİZ HEYKELİNİN ÇEKMEDİĞİ ÇİLE KALMADI</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/02/01/cengiz-erdil-akdeniz-heykelinin-cekmedigi-cile-kalmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Koman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178732</guid>

					<description><![CDATA[Bizim topraklarımızda heykel düşmanlığını anlamak mümkün değildir. Yüzlerce uygarlığın kurulup yıkıldığı bu coğrafyada binlerce yıl önce heykelsiz kent yoktu herhalde. 12 bin yıllık Göbeklitepe’nin buluntuları bizleri nasıl da şaşırtıyor.&#160; Sonra yobazlığın zirveye ulaştığı Anadolu’da; önce ilk Hristiyanlar heykelleri kırdılar, müzelerde kolu bacağı kopuk, yüzü delik deşik edilmiş heykelleri görürsünüz. Bunların çoğu o dönemlerden kalmadır. Bazı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bizim topraklarımızda heykel düşmanlığını anlamak mümkün değildir. Yüzlerce uygarlığın kurulup yıkıldığı bu coğrafyada binlerce yıl önce heykelsiz kent yoktu herhalde. 12 bin yıllık Göbeklitepe’nin buluntuları bizleri nasıl da şaşırtıyor.&nbsp;</p>



<p>Sonra yobazlığın zirveye ulaştığı Anadolu’da; önce ilk Hristiyanlar heykelleri kırdılar, müzelerde kolu bacağı kopuk, yüzü delik deşik edilmiş heykelleri görürsünüz. Bunların çoğu o dönemlerden kalmadır. Bazı Anadolu nehirlerinin dibi atılmış heykellerle doluydu. Sonraki yıllarda heykel parçalarından evler inşa edildiği bile ortaya çıktı.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>&nbsp;“ Böyle heykelin içine tükürürüm” veya Kars’taki İnsanlık Anıtının “ucube”&nbsp; denilerek, yontucusu Mehmet Aksoy’un aşağılanması yakın dönemde heykel düşmanlığın kayıt altına alındığının tespitidir.</p>



<p>Anadolu’da heykel yıkıcılığı derin bir araştırmanın konusu. Bu kısa hatırlatma yazımızda ise dünyada ünlü olan bir heykel yontucu sanatçımız <strong>İlhan Koman</strong> ve pek sevdiği “AKDENİZ” heykeline değineceğiz. Koman (1921-1986)  Edirne’de doğdu, Stockholm&#8217;de öldü. Başta öldüğü kent olmak üzere 20 şehrin sokak ve meydanlarında Koman&#8217;ın heykelleri var. </p>



<p>Sanatçının en sevdiği çalışması olan Akdeniz heykeli, dört ton ağırlığında ve 12 milimetre kalınlığında 112 metal levhanın yan yana getirilmesiyle oluşturulmuş.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="178733" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-178733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053282.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>AKDENİZ CAMDAN ZİNDANDA </strong></p>



<p>Şimdilerde bir camın arkasında ve zeminden yüksekte İstanbul’un tam ortasındaki Yapı Kredi Sanat Merkezi’nin üçüncü katındaki kuytu köşesinden İstiklal Caddesi’nin dar alanda kısa paslaşmaların olduğu Galatasaray dört yoluna &nbsp; bakıyor. Uygarlıklar denizini simgeleyen heykel artık gökyüzüne bakamıyor. Suçlu olduğu için değil, Ayasofya’nın kapısını yiyip yutanlardan, heykelleri kıranlardan korunması için hapse atıldı Akdeniz.&nbsp; Kollarını birilerini saracak gibi açmış olan heykel;&nbsp; camdan zindanında, İstiklal Caddesi’ni gözlüyor.</p>



<p>Koman bu heykeli için şöyle yazmış; “Bu, bir nevi sinetik olay. Güzün yansımasından yararlanma söz konusu. O aslında biraz sertçe bir heykeldir. Yüzüne bakıldığında, o biraz sert bakar. Benim için neler düşünüyorsanız gibilerde. Yani, Akdeniz’in kirlenmesi, mahvolması var ya! Hem vakarı ile duran, hem de aynı zamanda korkutan bir kadıncağız. İşte orada hareket olayı, karşıdan bakıldığı zaman görülmez. Fakat biraz sağa sola yürümeye başlandığı zaman insan o sinetik yanılma ile hakikaten bir nevi titreşimi hisseder.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="178734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-178734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-1536x1152.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/01/1000053283.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>AKDENİZ’İN BAŞINA GELENLER </strong></p>



<p>Akdeniz Heykeli, İstanbul’da halkın değil de bankaların sigorta şirketlerinin ön kapılarına yakın yerlerde oradan oraya sürüldü durdu. Heykelin Köyceğiz Gölünün Akdeniz&#8217;le buluştuğu tarihsel doğal kanalın sonuna yerleştirilmesi önerildiyse de bu talep gerçekleşmedi.&nbsp;</p>



<p>Akdeniz, Levent semtindeyken 2014 yılında İsrail&#8217;in Gazze&#8217;ye yönelik kara harekâtını protesto eden eylemciler tarafından tahrip edildi. Bu olaydan sonra Edirne halkı heykelin Edirne&#8217;ye getirilmesi için imza kampanyası başlatmış; Antalya&#8217;nın Muratpaşa ilçesi de heykelin Akdeniz&#8217;de bulunması gerektiğini öne sürerek heykele ev sahipliği için girişimde bulundu.</p>



<p>2017&#8217;de heykel şimdiki yerinde. Başını biraz kaldırırsan demirden kollarıyla maviliğe hasret Akdeniz’i görürsün.</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL: SAPANCA GÖLÜ NASIL YOK OLUYOR? </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/01/25/cengiz-erdil-sapanca-golu-nasil-yok-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Jan 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Sapanca gölü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=178539</guid>

					<description><![CDATA[Sapanca Gölü, asırlardır önemli su kaynağıydı. Kardeşi İznik Gölüyle birlikte Marmara Bölgesi’nin can damarlarını besliyor, bağ ve bahçeleri ayakta tutuyordu. Osmanlı beylikten imparatorluğa yükseldiyse bu iki su kaynağını ele geçirmesinin de payı vardır.&#160; Kocaeli ve Sakarya illerimizin paylaştığı Sapanca, günümüzde&#160; ölüm listesinde ilk sıralarda. Binlerce yıldır can suyu olan Sapanca’ya eğer böyle giderse, biçilen ömür [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sapanca Gölü, asırlardır önemli su kaynağıydı. Kardeşi İznik Gölüyle birlikte Marmara Bölgesi’nin can damarlarını besliyor, bağ ve bahçeleri ayakta tutuyordu. Osmanlı beylikten imparatorluğa yükseldiyse bu iki su kaynağını ele geçirmesinin de payı vardır.&nbsp;</p>



<p>Kocaeli ve Sakarya illerimizin paylaştığı Sapanca, günümüzde&nbsp; ölüm listesinde ilk sıralarda. Binlerce yıldır can suyu olan Sapanca’ya eğer böyle giderse, biçilen ömür 50 yılı bile bulmuyor.</p>



<p>Gölün uzun dönem ortalama yüzölçümü 50 kilometrekareydi.&nbsp; su havzasının alanı da 290 kilometrekareyi buluyordu.</p>



<p>Sapanca Gölü’nün su seviyesi 2025’in Ekim ayında 27 metre olarak ölçüldü; bu, kaydedilen tarihin en düşük değeri ve kritik eşik olan 29,4 metrenin hayli altında.</p>



<p>Bazı üniversitelerin yaptığı araştırmalara göre, kıyı şeridinde 50 metreye varan çekilmeler yaşandı, iskeleler susuz kaldı, kayıklar karaya oturdu. Gölün derinliği 61 metreden 28,66 metreye kadar geriledi ve son iki yılda 250 milyon metreküp su kaybı kaydedildi. Bu miktar, Sakarya’nın bir yıllık su tüketimine eşdeğer.</p>



<p><strong>GÖL NEDEN YOK OLUYOR?</strong></p>



<p>Sorun yıllar öncesine dayanıyor, tarım alanlarının plansız Sanayileşmeye açılması bu sonucu getirdi.&nbsp; Göl çevresindeki özellikle otomotiv ve imalat sanayi hem su tüketimini artırıyor hem de endüstriyel atıkların göle karışma riskini yükseltiyor.</p>



<p>Yine yıllardır göl çevresi adeta yazlık cehennemine döndü. Göle yakın alanlarda kontrolsüz yapılaşma, doğal su toplama havzasını tahrip ediyor.</p>



<p>Sapanca Gölü, Adapazarı ve Kocaeli gibi büyük yerleşim yerlerinin içme suyu ihtiyacını karşılıyor. Nüfus artışıyla birlikte aşırı su çekimi, göl seviyesini kritik seviyelere düşürüyor.</p>



<p><em>Tarımsal Sulama:</em> Çevredeki tarım arazilerinin sulanmasında gölden yoğun şekilde yararlanılması, su kaybını hızlandırıyor.</p>



<p>Gölün sadece suyu azalmıyor kirleniyor da.&nbsp; Arıtma sistemleri çok yetersiz. Yağmur sularıyla göle taşınan kimyasallar, su kalitesini bozulmasına yol açıyor. Yol, otopark gibi geçirimsiz yüzeylerden gelen kirli sular, göle direkt karışıyor.</p>



<p>Ve elbette <em>iklim değişikliği</em>… Bölgedeki yağış miktarının azalması ve buharlaşmanın artması, gölün doğal beslenmesini olumsuz etkiliyor.</p>



<p>Çözüm zor ama imkansız değil diyen uzmanlar; su çekiminin kontrollü yapılması ve alternatif su kaynaklarının geliştirilmesi, atık suların tam arıtılması, yapılaşmanın sonlandırılması, kaçak yapıların yıkılmasını talep ediyorlar. Yoksa; elveda Sapanca Gölü…</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
