<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yaşam &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/yasam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Nov 2026 15:08:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.11</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Yaşam &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ESKİŞEHİR SANAYİSİNDE ÖNEMLİ BİR DOMİNO TAŞI; ARÇELİK&#8230; BUZDOLABI SATIŞLARI DÜŞTÜ, FABRİKA İŞÇİ ÇIKARDI, KENTTEKİ YAN SANAYİ ZORA GİRDİ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/04/eskisehir-sanayisinde-onemli-bir-domino-tasi-arcelik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Nov 2026 09:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ARÇELİK]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187892</guid>

					<description><![CDATA[BUZDOLABI SATIŞLARI DÜŞTÜ, FABRİKA İŞÇİ ÇIKARDI KENTTEKİ YAN SANAYİ ZORA GİRDİ Eskişehir sanayisi ve ekonomisinin ana omurgalarından biri olan Koç grubuna ait Arçelik Buzdolabı Fabrikası&#160; 50 yaşında bir sanayi kuruluşu… Üretime 1975 yılında başladı. Kent için hayati önemi var.&#160; Son iki yıldır sorunlarla boğuşan tesiste yaşanan üretim düşüşleri ve işten çıkarmalar, zincirleme bir etkiyle tüm [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>BUZDOLABI SATIŞLARI DÜŞTÜ, FABRİKA İŞÇİ ÇIKARDI</strong></p>



<p><strong>KENTTEKİ YAN SANAYİ ZORA GİRDİ</strong></p>



<p>Eskişehir sanayisi ve ekonomisinin ana omurgalarından biri olan Koç grubuna ait Arçelik Buzdolabı Fabrikası&nbsp; 50 yaşında bir sanayi kuruluşu… Üretime 1975 yılında başladı. Kent için hayati önemi var.&nbsp; Son iki yıldır sorunlarla boğuşan tesiste yaşanan üretim düşüşleri ve işten çıkarmalar, zincirleme bir etkiyle tüm kente yayılma potansiyeline sahip.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="187894" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-187894" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115684.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Eskişehir fabrikasında son bir yılda&nbsp; belirli periyotlarda 150’şerli ve ardından yüzlerce kişiyi bulan gruplar halinde işten çıkarmalar yapıldı. Sadece işçiler değil, tesislerde beyaz yakalı çalışanlardan da işini kaybedenler oldu.</p>



<p>Arçelik’teki küçülme kentte yan sanayiyi de olumsuz etkiledi. Organize sanayi bölgelerinde Arçelik’e iş yapan 57 sanayi kuruluşu var. Ayrıca yüzlerce esnaf fabrikadan iş alıyor. Mesela taşımacılık kooperatiflerinde Arçelik’e bağlı taşımalarda yüzde 30 azalma oldu. Kamyon ve kamyonetler&nbsp; sanayi bölgelerindeki otoparklarda iş bekliyor.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Halen stokları ağzına kadar dolu olan Eskişehir Arçelik Fabrikası, tam kapasite çalıştığı dönemlerde günde ortalama 15.000 ila 18.000 adet buzdolabı üretme kapasitesine sahip, dünyanın en büyük tek çatı altındaki buzdolabı tesislerinden… Fabrikanın toplam yıllık buzdolabı üretim kapasitesi 4 milyon adedin üzerinde… Pazar daralması ve&nbsp; yüksek enflasyon nedeniyle tesisler vites küçülttü.&nbsp; Günlük yaklaşık&nbsp; yüzde 40&nbsp; üretim kaybı yaşandığı tahmin ediliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="924" height="519" data-id="187893" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683.webp" alt="" class="wp-image-187893" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683.webp 924w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683-300x169.webp 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683-768x431.webp 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683-696x391.webp 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115683-748x420.webp 748w" sizes="(max-width: 924px) 100vw, 924px" /></figure>
</figure>



<p><strong>YA KAPANIRSA</strong>…</p>



<p>Arçelik gibi dev bir sanayi kuruluşunun sarsılması veya olası bir kapanma senaryosu, Eskişehir ekonomisinde derin kırılmalara yol açacağı belirtiliyor. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren onlarca plastik, metal, ambalaj, kablo ve lojistik firması doğrudan Arçelik’e bağımlı çalışıyor.</p>



<p>Ana fabrikadaki üretim düşüşü ve küçülme, yan sanayi tesislerinde siparişlerin bıçak gibi kesilmesine neden olacak.&nbsp; Bu firmaların da kitlesel işten çıkarmalara gitmesi ya da iflas riskiyle karşılaşması asıl büyük tehlike…</p>



<p>Haber: Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;u Perşembe gününden itibaren soğuk ve uzun süreli yağmurlu günler bekliyor.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/03/istanbulu-persembe-gununden-itibaren-soguk-ve-uzun-sureli-yagmurlu-gunler-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Soğuk hava]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187883</guid>

					<description><![CDATA[Meteoroloji ve AKOM verilerine göre, Kentte, sıcaklıklar 12-14 dereceye kadar gerileyecek. İstanbul, 7 Kasım Cuma gününden başlayarak soğuk havanın etkisine girecek . Bu durumun günlerce süreceği öngörülüyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Meteoroloji ve AKOM verilerine göre, Kentte, sıcaklıklar 12-14 dereceye kadar gerileyecek.</p>



<p>İstanbul, 7 Kasım Cuma gününden başlayarak soğuk havanın etkisine girecek .</p>



<p>Bu durumun günlerce süreceği öngörülüyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK ve ENAG Ekim ayı enflasyonunu ayrı ayrı açıkladı</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/03/tuik-ve-enag-ekim-ayi-enflasyonunu-ayri-ayri-acikladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:19:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ekim]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187881</guid>

					<description><![CDATA[TÜİK Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı. Açıklanan son verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,58 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,77 olarak kayıtlara geçti.Bağımsız araştırmacıların kurduğu ENAG da Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı. ENAG, Ekim ayında aylık bazda yüzde 2,68 oranında enflasyonu açıklarken, yıllık enflasyonu ise yüzde [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>TÜİK Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı.</p>



<p><strong>Açıklanan son verilere göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,58 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 29,77 olarak kayıtlara geçti.</strong><br>Bağımsız araştırmacıların kurduğu ENAG da Ekim ayı enflasyon verilerini açıkladı.</p>



<p>ENAG, Ekim ayında aylık bazda yüzde 2,68 oranında enflasyonu açıklarken, yıllık enflasyonu ise yüzde 45,12 şeklinde açıkladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ahmet-nazif-zorlu-hayatini-kaybetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 20:47:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Zorlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187877</guid>

					<description><![CDATA[Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Ahmet Nazif Zorlu, 1944 yılında Denizli’nin Babadağ ilçesinde dünyaya geldi. İş hayatına ailesinin tekstil sektöründeki faaliyetlerinde başlayan Zorlu, genç yaşlardan itibaren ticaretle ilgilendi. İlk tekstil mağazasını Trabzon’da açan Zorlu, 1970 yılında şirket merkezini İstanbul’a taşıdı. Ağabeyi Zeki Zorlu ile birlikte [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, bir süredir tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.</p>



<p>Ahmet Nazif Zorlu, 1944 yılında Denizli’nin Babadağ ilçesinde dünyaya geldi. İş hayatına ailesinin tekstil sektöründeki faaliyetlerinde başlayan Zorlu, genç yaşlardan itibaren ticaretle ilgilendi.</p>



<p>İlk tekstil mağazasını Trabzon’da açan Zorlu, 1970 yılında şirket merkezini İstanbul’a taşıdı. Ağabeyi Zeki Zorlu ile birlikte Zorlu Holding’in temellerini attı.</p>



<p>1976 yılında Korteks’i kurarak üretim alanındaki yatırımlarını genişleten Zorlu, 1990 yılında şirketlerini Zorlu Holding çatısı altında birleştirdi. 1994 yılında Vestel’i bünyesine katarak elektronik ve beyaz eşya sektörlerinde de büyüme kaydetti.<br></p>



<p>Ahmet Nazif Zorlu’nun liderliğinde büyüyen Zorlu Grubu; tekstil, elektronik, beyaz eşya, enerji, gayrimenkul, metalurji ve savunma sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor.</p>



<p>Zorlu Grubu’nun öne çıkan şirket ve markaları arasında Vestel ve Korteks yer alıyor. Türkiye’nin yanı sıra uluslararası pazarlarda da faaliyetlerini sürdüren grup, farklı sektörlerdeki yatırımlarıyla iş dünyasının önemli kuruluşları arasında bulunuyor.<br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ahmet Mekin&#8217;in öldüğü iddia edildi: Açıklama torunu Mekin Sezer&#8217;den geldi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ahmet-mekinin-oldugu-iddia-edildi-aciklama-torunu-mekin-sezerden-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 18:03:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187871</guid>

					<description><![CDATA[Yeşilçam’ın usta oyuncusu Ahmet Mekin hakkında ortaya atılan ölüm iddiası ailesini harekete geçirdi. 94 yaşındaki sanatçının hayatını kaybettiği yönündeki paylaşımlara torunu, oyuncu Mekin Sezer’den yanıt geldi. Sezer, dedesinin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek iddiaları kesin bir dille yalanladı. Ahmet Mekin&#8217;in hayatını kaybettiğine ilişkin paylaşımların ardından torunu Mekin Sezer, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Dedesinin sağlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Yeşilçam’ın usta oyuncusu <a href="https://www.sondakika.com/ahmet-mekin/">Ahmet Mekin</a> hakkında ortaya atılan ölüm iddiası ailesini harekete geçirdi. 94 yaşındaki sanatçının hayatını kaybettiği yönündeki paylaşımlara torunu, oyuncu Mekin Sezer’den yanıt geldi. Sezer, dedesinin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek iddiaları kesin bir dille yalanladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="707" data-id="187872" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1024x707.jpg" alt="" class="wp-image-187872" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1024x707.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-300x207.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-768x530.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-696x480.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1068x737.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-609x420.jpg 609w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ahmet Mekin&#8217;in hayatını kaybettiğine ilişkin paylaşımların ardından torunu Mekin Sezer, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Dedesinin sağlık durumunda herhangi bir sorun bulunmadığını söyleyen Sezer, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>&#8220;Daha fazla yazmayın yalan haber! Dedemle alakalı bir sıkıntı yok, iyiyiz sağlıklıyız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Buzdağının ardındaki gerçek</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ismet-hergunsen-buzdaginin-ardindaki-gercek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187865</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&#160; Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir. İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&#160; Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir.</p>



<p>İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&nbsp;</p>



<p>Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine aykırı görülen giyim unsurlarına getirilen düzenlemeler tartışmalara yol açtı.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’den de kimi çevrelerden gelen tepkilere Azerbaycan iktidar partisinin iç işlerine müdahale eleştirisiyle karşılık vermesi, meseleyi diplomasi alanına taşımıştır.</p>



<p>Azerbaycan’ın bu noktada kaygısı İran’dan sonra Türkiye’den gelen bazı din özellikli kuruluşları ideolojik bir sızma olarak görmesidir.</p>



<p>Hatırlanmalıdır ki; Türkiye’de laiklik ilkesi, 5 Şubat 1937’de 1924 Anayasası’nın 2. maddesine eklenmiş; 1961 ve 1982 anayasalarında da Cumhuriyetin temel nitelikleri arasındaki yerini korumuştur.</p>



<p>Bununla birlikte laikliğin uygulanma biçimi, her ülkenin kendi anayasal düzeni ve toplumsal koşulları içinde değerlendirilmelidir.&nbsp;</p>



<p>İkinci sorun, Azerbaycan’ın İsrail ile olan ilişkileridir.</p>



<p>Bakü’den Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sevkiyatı yapıldığı iddiaları, Gazze sonrasında Türkiye’de yükselen hassasiyetlerle birleşerek kamuoyunda eleştirilere neden olmuştur.</p>



<p>Bu konu ilişkilerin mayınlı alanıdır. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, Türkiye&#8217;nin Filistin konusunda yeni bir diplomatik yaklaşım arayışına ihtiyaç olduğunu düşündürüyor.</p>



<p>Üçüncü ve daha yapısal sorun, iki ülkenin uluslararası ilişkilerde farklı yerde durduğu gerçeğidir.</p>



<p>2020 öncesinde Azerbaycan’da Türkiye’ye duyulan güvenlik bağımlılığı belirgindi. Karabağ zaferinden sonra ise Bakü’de kendi kararlarını bağımsız biçimde alma iradesi daha görünür hale geldi</p>



<p>Bakü, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını önceleyen bir ortaklık isterken Ankara, bunlara ek olarak siyasi, dini ve kültürel değerlerde de ortaklık bekliyor.</p>



<p>Beklenti farklılıkları KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) meselesinde de görülmektedir.</p>



<p>Azerbaycan, Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde KKTC’yi desteklemekte, ancak Avrupa Birliği ilişkileri nedeniyle tanımamaktadır.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’nin ise bu konuda yeterli desteği görmediği bir gerçektir.</p>



<p>Bölgesel güçlerin çıkarları da ilişkilerin geleceğini etkilemektedir.</p>



<p>Rusya, ABD ve İran’ın bölgesel çıkarları da kırılganlığı artırmaktadır.</p>



<p>Moskova’nın, Türkiye-Azerbaycan yakınlaşmasının zayıflamasından yarar sağlamaya çalışabileceği göz ardı edilmemelidir.</p>



<p>Vashington enerji güzergahlarının güvenliğini ve Güney Kafkasya’da barışı desteklerken, İran’ın Zengezur güzergahı ve Azerbaycan-İsrail ilişkileri konusundaki kaygıları da bölgesel rekabetin önemli unsurları arasındadır.</p>



<p>Son dönemde yaşanan diplomatik gelişmeler, ilişkilerdeki kırılganlığı açıkça ortaya koymuştur.</p>



<p>Her iki ülke liderlerinin temasları ve sonrasında danışmanın görevden ayrılması, gerilimin yatıştırılmasına yönelik adımlar olarak görülmüştü.</p>



<p>Ancak, Türk Dünyası Liderler Zirvesine Azerbaycan Lideri’nin katılmayışı ve BM genel Sekreterliği’ne Türkiye adayının yerine BAE adayının desteklenmesi, köprünün altından daha çok sular akacağını göstermektedir.</p>



<p>Sonuç olarak, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri kopmaktan çok dönüşüm geçirmektedir. Geleneksel abi-kardeş anlayışından, iki egemen devletin karşılıklı çıkarlarını müzakere ettiği bir ortaklığa geçiş yaşanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Bu dönüşümün kalıcı başarıya ulaşması, sembolik görüntülerden ziyade güçlü kurumlara, açık iletişime ve karşılıklı saygıya bağlıdır.</p>



<p>Kalıcı çözüm için kurumsal adımların atılması artık bir zorunluluktur.&nbsp;</p>



<p>Son sözse; Her iki ülkenin geleceğini, buzdağının büyüklüğü değil, bu engelleri birlikte aşabilme iradeleri belirleyecektir. Kısacası, devlet aklı galebe gelmelidir.</p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdulkadir AKDEMİR/ Eğitmen /Yazar/ Şiir</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/abdulkadir-akdemir-egitmen-yazar-siir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir akdemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187806</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz&#8221; Taşranın sapa yollarından modern insanın kalabalık yalnızlıklarına uzanan bir yolculuk… On dört yıllık derin bir sükûnetin ardından gelen Ölüler Fihristi vesilesiyle şair Abdulkadir Akdemir’le şiirin&#160; masa başından hayata, kavgadan içe dönüşe, yüksek sesteki itirazdan ölümün ve unutuluşun kıyısındaki hafızaya varan serüvenini; “ben”in “biz”e açılışını, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz&#8221;</strong></p>



<p><em>Taşranın sapa yollarından modern insanın kalabalık yalnızlıklarına uzanan bir yolculuk… On dört yıllık derin bir sükûnetin ardından gelen Ölüler Fihristi vesilesiyle şair Abdulkadir Akdemir’le şiirin&nbsp; masa başından hayata, kavgadan içe dönüşe, yüksek sesteki itirazdan ölümün ve unutuluşun kıyısındaki hafızaya varan serüvenini; “ben”in “biz”e açılışını, çağın tanıklığını ve hatırlamanın ısrarını konuştuk.</em></p>



<p><em>İlk şiir kitabınız <strong>Taşranın Sazendesi</strong> 2012’de yayımlandı; Ölüler Fihristi ise 2026’da geldi. Arada yaklaşık on dört yıllık bir kitap sessizliği var. Bu uzun ara neden yaşandı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="412" height="550" data-id="187807" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422.jpg" alt="" class="wp-image-187807" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422.jpg 412w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure>
</figure>



<p>Sanırım biraz da hayat araya girdi. İçimde şiirle düşünen kişiyi kaybettiğim uzun bir dönem var. Buna sebep olan birçok şey var tabi fakat bunlar mevzumuz değil. Daha sonra bağıran, kavgacı, hayatın falsolarıyla ters düşen, doğruluğu kendi çapında hâkim kılmak isteyen bu kişinin yerine; daha içe dönük, ölümü gören, ayakları daha yere basan, anlatmaya zorlayan değil ayna olan kişi geldi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Çok şey yaşandı, bazı insanlar hayatıma girdi, bazıları çıktı. Kaybettiklerim oldu, unuttuklarım oldu, unutamadıklarım oldu. Bir de insan yaş aldıkça daha önce çok önemli sandığı bazı şeylerin aslında o kadar da önemli olmadığını fark ediyor. Bunun şiire de yansıması kaçınılmaz.</p>



<p>Sonra bir gün fark ettim ki elimde yalnızca şiirler değil, yılların biriktirdiği bir tortu var. İnsanların yüzleri, ölümler, yarım kalmış hikâyeler, söylenmemiş sözler var. <strong>Ölüler Fihristi </strong>biraz da bu tortunun kitabı.</p>



<p>O yüzden on dört yıl için “geç kaldım” demiyorum. Belki erken yayımlasaydım, bugün Ölüler Fihristi diye bir kitap olmayacaktı.</p>



<p>Bazen şairin yapması gereken şey yazmak değil, biraz da yaşamak. Çünkü bazı şiirler masa başında yazılmıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" data-id="187808" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-187808" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416.jpg 1448w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>  “<em><strong>Taşranın Sazendesi</strong>” üzerine yapılan bir değerlendirmede, şiirlerinizdeki “ben”in “biz”e dönüşme çabasına dikkat çekilmiş. Şiirde “ben”den “biz”e geçişi neden önemli buluyorsunuz? </em></p>



<p>Değerli Şair Fatih Yavuz ÇİÇEK’in Taşranın Sazendesi’ne dair Dergâh dergisinde yayımlanan yazısında dikkat çektiği bir mevzuydu bu. Şiirde “ben”den “biz”e geçişi aslında bir dönüşümden çok, bir fark ediş olarak görüyorum. Çünkü şiirde konuşan “ben”, hiçbir zaman bütünüyle yalnız bir varlık değildir. Onun dili başkalarından gelir, acıları yaşadığı çağın içinden geçer, hafızası ise kendisine ait olmayan birçok hayatın izini taşır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="984" height="1024" data-id="187809" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-984x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187809" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-984x1024.jpg 984w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-288x300.jpg 288w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-768x800.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-696x725.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-403x420.jpg 403w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417.jpg 1048w" sizes="(max-width: 984px) 100vw, 984px" /></figure>
</figure>



<p>Bu nedenle şiirdeki “ben”i yalnızca bireysel bir özne olarak kurmak bana yeterli gelmiyor. İnsan kendi içine ne kadar çekilirse çekilsin, söylediği sözün içinde ailesi, yaşadığı şehir, toplumdaki konumu, çocukluğu, korkuları ve başkalarının hayatları da vardır. Şiir biraz da bu görünmeyen kalabalığı duyulur hâle getirme çabasıdır.</p>



<p>Benim için “biz”, “ben”in karşıtı değil; onun içinde gelişen çoğulluktur. Şiirde “biz”e yaklaşmak, bireyi silmek ya da kişisel sesi toplumsal bir söyleme teslim etmek anlamına gelmez. Tam tersine, “ben”in kendisini tek ve benzersiz bir merkez olarak görme iddiasından vazgeçmesidir. Şair kendi hayatından konuşurken, başka hayatların da o sözün içinde kendilerine ait bir yer bulabilmesini sağlar ya da sağlayabilmelidir.</p>



<p>Bu yüzden şiirde önemli olan “ben”i “biz”e dönüştürmekten çok, “ben” dediğimiz şeyin zaten ne kadar çok kişiden oluştuğunu fark edebilmektir.&nbsp;</p>



<p><em>Yine “Taşranın Sazendesi”nde  Ortadoğu, insan kıyımları, faili meçhuller ve coğrafyanın acıları gibi toplumsal meseleler şiire giriyor. Şairin yaşadığı çağın tanığı olma sorumluluğu olduğuna inanıyor musunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="187810" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187810" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418.jpg 1024w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>Şairin yaşadığı çağa karşı bir tanıklık sorumluluğu olduğunu düşünüyorum fakat bu tanıklığı bir görev emri gibi görmüyorum. Şair ne gazetecidir ne tarihçidir ne de çağının resmi tutanağını tutmakla yükümlüdür. Şairin tanıklığı başka bir yerde başlar. İnsanların alıştığı ve bir süre sonra görmezden geldiği acıyı yeniden görünür kılmaktır bu tanıklığın esas amacı.</p>



<p>Ortadoğu&#8217;ya, Orta Asya’nın doğusuna, insan kıyımlarına, ya da coğrafyanın yaralarına şiirde yer verirken amacım güncel olayları şiire taşımak değildi. Çünkü haberin ömrü kısadır; şiirin meselesi ise yalnızca olayın kendisi değil, o olayın insanın hafızasında açtığı yaradır.</p>



<p>Bir insanın öldürülmesi bir haberdir. Ama o ölümün ardından geride kalan sessizlik, korku, bekleyiş, yas ve unutulma duygusu şiirin alanına girer. Ben daha çok o ikinci tarafla ilgileniyorum.</p>



<p>Şairin çağının tanığı olması, her gördüğünü yazması anlamına gelmiyor. Bazen tanıklık, herkesin konuştuğu yerde başka bir şey söylemek veya başka şekilde söylemektir.</p>



<p>Ben şiirin dünyayı değiştireceği gibi büyük ve romantik bir iddiaya da sahip değilim. Çünkü artık genç değilim. Ama şiirin, dünyanın değiştiremediği bazı şeyleri hafızada tutabileceğine inanıyorum. Bir şiir bir katliamı durduramaz belki; fakat o katliamın yalnızca bir sayı, bir tarih ya da bir haber başlığı olarak unutulmasına direnebilir.</p>



<p>Benim için şairin sorumluluğu biraz da burada başlıyor. Şair, çağın tanığı olmak kadar; çağın unutturmaya çalıştıklarının da hatırlatıcısı olmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="778" data-id="187811" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423.jpg" alt="" class="wp-image-187811" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423-270x420.jpg 270w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yeni kitabınızın adı oldukça çarpıcı: <strong>Ölüler Fihristi</strong>. Bir kitabı &#8220;Fihrist&#8221; olarak kurgulamak; kayıpları, faniliği ve geçmişi sistematik bir döküm haline getirmek demek. Ölüler Fihristi, modern insanın unuttuğu kederleri ve kayıpları kayda geçiren bir envanter çalışması mı? </em></p>



<p>“Fihrist” kelimesi benim için yalnızca bir sıralama ya da kayıt anlamına gelmiyor. Fihrist, bir şeyleri görünür kılar, yerini belirler, kaybolmasını engeller. Ölüler Fihristi’ni yazarken de biraz böyle düşündüm. Çünkü ölüm, yalnızca ölen kişiye ait bir şey değil. Geride kalanların hafızasında, dilinde, suskunluğunda ve gündelik hayatında devam eden bir tarafı var. Birini kaybettiğimizde onunla birlikte bazı kelimeleri, bazı alışkanlıkları, bazı ihtimalleri de kaybediyoruz. Sonra hayat devam ediyor ve insan, farkına varmadan kaybettiklerinin üzerini gündelik hayatla örtmeye başlıyor.&nbsp;</p>



<p>Ben biraz o örtünün altına baktım.</p>



<p>Bu nedenle Ölüler Fihristi’ni modern insanın unutulmuş kederlerini kayda geçiren bir envanter olarak tanımlamak mümkün fakat benim için mesele bundan daha derinde. Çünkü şiir, bir nüfus memuru gibi ölülerin isimlerini kaydetmiyor. Onların bizde bıraktığı eksilmeyi kayda geçiriyor. Bazen bir insanın ölümünün oluşturduğu yıkımdan çok, onun ardından hayatımızda oluşan boşluk daha uzun ömürlü oluyor.</p>



<p>Bir de şuna inanıyorum: İnsanları yalnızca öldüklerinde değil, unuttuğumuzda da ikinci kez öldürüyoruz. Bir ismi söylemediğimizde, bir hikâyeyi anlatmadığımızda, bir acıyı hatırlamaktan vazgeçtiğimizde ölüm tamamlanmış oluyor.</p>



<p>Bu yüzden kitap biraz da unutmaya karşı tutulmuş bir fihrist. Ama bu fihristin sayfalarında yalnızca ölülerin isimleri yok. Biz varız; bizim kayıplarımız, suskunluklarımız, suçluluklarımız, hatırlama biçimlerimiz ve giderek ölülerimize benzeyen taraflarımız var.</p>



<p>Kitabın adı da buradan geliyor: Ölüler Fihristi, bir anlamda <em>ölülerin değil, onları unutmaya başlayanların</em> kitabıdır.</p>



<p><em>Ölüler Fihristi ile ilgili  yapılan yorumlarda “ölümün sessizliğinden çok hatırlamanın ısrarının öne çıktığı” ifade ediliyor. Modern insanın en büyük kaybının ölüm değil, hatırlama yeteneğini kaybetmek olduğunu düşünüyor musunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="187812" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187812" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Evet, buna büyük ölçüde katılıyorum. Çünkü ölüm insanlık durumunun kaçınılmaz bir parçası; asıl tehlike, ölümün ardından hatırlamanın da ortadan kalkması. Bir insan öldüğünde biyolojik olarak yok olur ama hafızada, dilde, hikâyelerde yaşamaya devam edebilir. Unutulduğunda ise ikinci ve daha sessiz bir ölüm gerçekleşiyor.</p>



<p>Modern insanın en büyük paradokslarından biri de burada ortaya çıkıyor. Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz. Telefonlarımızda binlerce fotoğraf, dijital arşivlerde milyonlarca belge, sosyal medyada sayısız anı var fakat bütün bu kayıt bolluğunun içinde hafızamız zayıflıyor. Hatırlamakla kaydetmek aynı şey değil. Kayıt, bir şeyin var olduğunu kanıtlar; hatırlamak ise ona yeniden anlam verir. Tabi hatırlamak için de önce kaydetmek gerekir.</p>



<p>Ölüler Fihristi’nde benim ilgilendiğim mesele biraz da bu. Ölümün kendisinden ziyade, ölümden sonra geriye ne kaldığıyla; bir ismin, bir yüzün, bir acının, bir hikâyenin hafızamızda ne kadar süre yaşayabildiğiyle ilgileniyorum. Çünkü unutmak bazen doğal bir süreç değil, bir tür konfor biçimi de olabiliyor. Hatırlamak ise insanı rahatsız eden, geçmişle yeniden karşılaştıran bir eylem.</p>



<p>Bu nedenle kitaptaki hatırlama ısrarını biraz da bir vicdan meselesi olarak görüyorum. Hatırlamak, geçmişi değiştirmez; öleni geri getirmez ama onların yaşadıklarının, bizim yaşadığımız dünyanın dışında kalmasına izin vermez.</p>



<p><em>İlk kitabınızda dünyaya ve insana karşı daha yüksek sesle itiraz eden bir şair var. Aradan geçen yılların ardından Ölüler Fihristinde ise daha sessiz, daha derin ve ölümün hafızasıyla konuşan bir şair var. Bugün geriye dönüp baktığınızda, sizce değişen şey dünya mı, şiiriniz mi, yoksa dünyaya bakan gözleriniz mi? </em></p>



<p>Sanırım değişen yalnızca dünya ya da yalnızca şiirim değil; en çok, dünyaya bakma biçimim değişti. İlk kitabımda dünyayla daha doğrudan bir hesaplaşma ihtiyacı duyuyordum. İtirazın sesini yükseltmek gerektiğine inanıyordum. Çünkü insan, gördüğü haksızlık karşısında bazen susarak kendisini de eksiltiyor.</p>



<p>Aradan geçen yıllar bana şunu öğretti: Sesin yükselmesi her zaman sözün güçlendiği anlamına gelmiyor. Bazen insan sustukça daha derinden konuşmaya başlıyor. Ölüler Fihristi’ndeki sessizliği bu nedenle bir geri çekilme olarak görmüyorum. Daha çok, itirazın biçim değiştirmesi olarak görüyorum.</p>



<p>İlk kitapta dünyaya karşı daha fazla sözüm vardı; bugün ise dünyanın insanda bıraktığı izlere bakıyorum. Önceden “Neden böyle oluyor?” diye sorarken, şimdi “Bunun insanda bıraktığı etki nedir?” diye soruyorum. Galiba şiirimdeki asıl değişim burada.</p>



<p>Dünya değişti mi? Elbette değişti, ama insanın bazı acıları değişmedi. Savaşlar, ölümler, kayıplar, yalnızlıklar biçim ve mekân değiştirerek devam ediyor. Değişen biraz da benim bunlara bakarken duyduğum mesafe. İlk kitabımda acının karşısında duruyordum; şimdi onun içine, insanın hafızasında bıraktığı yere bakıyorum.</p>



<p>Bu yüzden Ölüler Fihristi’ni daha sessiz bir kitap olarak kabul ediyorum ama daha suskun bir kitap olarak değil. İlk kitapta dünyaya itiraz eden bir ses varsa, bu kitapta o itirazın yankısını anlamaya çalışan bir kişi var.</p>



<p>Şiir her zaman bağırmak zorunda değil. Bazı şeyler ancak sesinizi alçalttığınızda duyulabiliyor. Ölüm de, hafıza da, kayıp da böyle şeyler.</p>



<p><em>Şair kimliğinizin yanı sıra <strong>Türkçe Öğretmenisiniz</strong>. Öğrencilerinize şiiri sevdirmek için tek bir şiir okutma hakkınız olsaydı hangi şiiri seçerdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="698" data-id="187816" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421.jpg" alt="" class="wp-image-187816" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-300x291.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-696x675.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-433x420.jpg 433w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Bu soruyu sormanıza sevindim. En sevdiğim etkinliklerden biri şiir okuma, ezberleme etkinliğidir. Her sınıf düzeyinde belirlediğim onlarca şiir var. Tek bir şiir ismi istediğiniz için Muzaffer Tayyip USLU’nun Rüştü’den Gelen Mektup adlı şiirini tercih ederim.</p>



<p><em>Abdulkadir Akdemir kendini   2 kelime ile anlatabilecek olsaydı. Bu kelimeler ne olurdu? </em></p>



<p>“<strong><em>İçeride ve dışarıda</em></strong>.” <br>Hem kendi içime hem dünyanın gürültüsüne bakıyorum, ikisinin kesiştiği yerde şiirim başlıyor.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdin?</em></p>



<p>Yerkürede gönlümüzün razı olmadığı çok şey var. Ben yalnız birine değinmek istiyorum. Acı çeken, çaresiz hastalığa yakalanan, ölen çocukların olmadığı bir dünya istiyorum.i</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; İSTANBUL’A  “MEGA” ELBİSESiNİ KİMLER GİYDİRDİ? </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/cengiz-erdil-istanbula-mega-elbisesini-kimler-giydirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187798</guid>

					<description><![CDATA[“Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz” Cemal Süreya böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış.  Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘MEGA’ elbisesi var.  Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi Kadıköy’ün kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik!  İstanbul’da gözler kör oldu, kentin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong><em>Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz”</em></strong></p>



<p><strong>Cemal Süreya</strong> böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış. </p>



<p>Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘<strong>MEGA</strong>’ elbisesi var. </p>



<p>Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi <strong>Kadıköy’ün</strong> kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik! </p>



<p>İstanbul’da gözler kör oldu, kentin <strong>betona</strong> gömüldüğünü, taşıyamacağı  kadar insanı bırak güvertesini; filikalarını bile doldurduğunu göremediler.</p>



<p>Az sayıda da olsa görenlere etmedik hakaretlerini bırakmadılar. Kent ve kalkınma düşmanı ilan ettiler.</p>



<p>Denizi doldurdular, <strong>trafiği</strong> cehenneme çevirdiler,  İstanbul dünyada metronun ilk açıldığı kenti (Beyoğlu <strong>Tünel</strong>)…  130 yıl yeraltını düşünmediler bile…O küçük tünel bile yıllarca İstanbul ulaşımında kılcal damarı oldu. Dünya kentleri  yeraltı demiryolu hatlarıyla sarıldıktan sonra  yedi tepeli kenttin anca aklı başına geldi.</p>



<p>Hatırlıyorum; betoncular ve destekçileri, “elin insanı Tokyo’nun, Paris ve New York’un büyüklüğünden şikayetçi değil, İstanbul’da elbette <strong>büyüyecek</strong>” diyorlardı. Oysa, bilimden yana olanların dediği ulaşımı yeraltına inmiş, planlı, parklarla dolu bir kentti.</p>



<p>Anlamadılar… Artık İstanbul’un son durağında Megakent yazılı tabela var…&nbsp; Peki nereden çıktı bu &#8220;Mega Masalı&#8221;…</p>



<p>Megakent kavramı, 1970&#8217;li yıllarda ortaya çıktı. Nüfusu 10 milyonu aşan devasa kent alanlarını tanımlamak için  kullanıldı. Bizde ‘büyük kırılma’ sayılan <strong>12 Eylül</strong>’den sonra <strong>Kapitalizmin</strong> çok serbest olanına(!) en yakışan kent olarak İstanbul seçilmişti.</p>



<p>Zarif minareli, kubbeli camiler kentinin muhafazarkarları ve liberal kişilikler; küresel <strong>finans</strong> <strong>merkezi</strong> lafı ortaya attılar, hala bu illüzyonun çevresinde dönülüyor.</p>



<p>“<strong>Dünya Kenti</strong>” uydurması bir gurur payesi gibi pazarlandı. Kentin plansız büyümesi, nüfus patlaması ve denetimsiz göçü; bir kentsel felaket uyarısı olarak görülmek yerine &#8220;Büyüyoruz, megakent oluyoruz!&#8221; masalıyla ambalajlandı.</p>



<p>İstanbul’un Mega Olmaya İhtiyacı Var mıydı?</p>



<p>İstanbul kurulduğu zamandan beri zaten kalabalık bir yerleşim yeriydi. İki denize hakimiyeti, iki kıtanın durağı olması tarihin her döneminde İstanbul’u önemli kıldı. Göç aldı, ancak yeni zamanda yaşananlar ‘ bu kadarı da fazla’ dedirtiyor.</p>



<p>Orman ve koruların yok edilerek betona boğulması, su havzalarında yapılaşma &#8220;Mega&#8221; olmanın dikişleri olurken, İstanbul&#8217;a&nbsp; trafik çilesi, çarpık yapılaşma, kuraklık ve her yağmurda felakete dönüşen su baskınları olarak damga vurdu.</p>



<p>Elbette <strong>deprem</strong> Gerçeği… Fay hattının yanı başındaki bir kentin yatay ve güvenli büyüme yerine, &#8220;mega projeler&#8221; ve gökdelenlerle dikey/kontrolsüz büyümesi ranttan öte hırsızlıktı, İstanbul’un etinden sütünden birşeyler koparmaktı.</p>



<p>İşte böyle….</p>



<p>Kenti saran beton kuleler ve  <strong>AVM’ler</strong> yapıldıkça alkış tutuldu ama kimse kentin ciğerleri olan ormanlarını, korularını, derelerini sormadı.  Nüfusu milyonları aştıkça övündüler; oysa kalabalık arttıkça musluklardan akan su azaldı, yağan her yağmur dere yataklarının betona boğulması yüzünden felakete dönüştü. İstanbul’un uykusunu kaçıran fay hatları da cabası. Bir de tüm bunların sosu olacak, nüfusu bir misli daha arttıracak Kanal İstanbul… Daha ne diyelim yahu..</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Litre fiyatı 100 lirayı aştı… Benzin ve motorine zam.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/litre-fiyati-100-lirayi-asti-benzin-ve-motorine-zam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 07:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187845</guid>

					<description><![CDATA[Benzinin litre fiyatı 4 lira 15 kuruş, motorinin litre fiyatı ise 3 lira 60 kuruş arttı. Zam sonrası İstanbul&#8217;da benzin 80 lira 55 kuruşa, motorin ise 100 lira 50 kuruşa yükseldi. Ankara ve İzmir&#8217;de de motorin fiyatları 100 lirayı aştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Benzinin litre fiyatı 4 lira 15 kuruş, motorinin litre fiyatı ise 3 lira 60 kuruş arttı.</p>



<p>Zam sonrası İstanbul&#8217;da benzin 80 lira 55 kuruşa, motorin ise 100 lira 50 kuruşa yükseldi. Ankara ve İzmir&#8217;de de motorin fiyatları 100 lirayı aştı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da yarın (1 Kasım Pazar) 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli kapalı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/31/istanbulda-yarin-1-kasim-pazar-15-temmuz-sehitler-koprusu-ve-avrasya-tuneli-kapali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 18:20:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187821</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1 Kasım Pazar günü (yarın) gerçekleştirilecek İstanbul Maratonu nedeniyle trafiğe kapatılacak yolları ve sürücülerin kullanabileceği alternatif güzergahları ilan etti. Karar doğrultusunda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü saat 03.00’ten, Avrasya Tüneli ve Galata Köprüsü ise saat 06.00’dan itibaren çift yönlü olarak araç geçişine kapatılacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1 Kasım Pazar günü (yarın) gerçekleştirilecek İstanbul Maratonu nedeniyle trafiğe kapatılacak yolları ve sürücülerin kullanabileceği alternatif güzergahları ilan etti.</strong></p>



<p><strong>Karar doğrultusunda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü saat 03.00’ten, Avrasya Tüneli ve Galata Köprüsü ise saat 06.00’dan itibaren çift yönlü olarak araç geçişine kapatılacak.</strong><br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
