<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/sehir/soylesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2026 20:25:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Söyleşi &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>🎥 Musa GÖÇMEN/ Orkestra Şefi/ Rock Opera</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/26/%f0%9f%8e%a5-musa-gocmen-orkestra-sefi-rock-opera/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184717</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Eskiden başarılı olmak istiyordum. Bugün ise faydalı olmak istiyorum&#8221; Askeri okul disiplininden gelip müziğin en özgür, en sıra dışı tonlarına imza atan bir orkestra şefi o. Barış Manço’nun mirasını geleceğe taşıyan , Metallica ile senfoniyi buluşturan ve Türkiye’nin ilk özgün rock operasına hayat veren Musa Göçmen , sanat hayatında 35 yılı geride bıraktı. Sadece başarılı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Eskiden başarılı olmak istiyordum. Bugün ise faydalı olmak istiyorum&#8221;</strong></p>



<p><em>Askeri okul disiplininden gelip müziğin en özgür, en sıra dışı tonlarına imza atan bir orkestra şefi o. Barış Manço’nun mirasını geleceğe taşıyan , Metallica ile senfoniyi buluşturan ve Türkiye’nin ilk özgün rock operasına hayat veren Musa Göçmen , sanat hayatında 35 yılı geride bıraktı. Sadece başarılı olmayı değil, insanların hayatında güzel bir iz bırakmayı hedefleyen usta sanatçıyla ; müziğin birleştirici gücünü, çocukların dünyasını ve yeni hayallerini konuştuk.</em></p>



<p><em>Müziğe çok erken yaşta, Askeri Mızıka Okulu’nda başladınız. Çocuk yaşta alınan o yoğun askeri müzik geleneğinin ve hiyerarşik disiplinin, bugünkü çok sesli, özgür ruhlu ve kitleleri peşinden sürükleyen bir orkestra şefinin karakterindeki rolü nedir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184718" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184718" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094231.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanlar bana hep &#8220;Askeri okuldan çıkıp bu kadar özgür bir müzik nasıl yapıyorsunuz?&#8221; diye soruyor.&nbsp;</p>



<p>Ben de hep aynı cevabı veriyorum. Özgürlük, disiplinin ödülüdür. Küçük yaşta öğrendiğim en büyük şey buydu. Sabahın köründe kalkıyorsunuz, saatlerce çalışıyorsunuz, aynı eseri yüzlerce kez tekrar ediyorsunuz… O günlerde bazen &#8220;Niye?&#8221; diye soruyorsunuz. Yıllar sonra sahnede cevabını alıyorsunuz. Çünkü bugün orkestrayı yönetirken kafam müziği düşünmüyor.&nbsp;</p>



<p>Müziği hissediyor. O disiplin artık refleks olmuş durumda. Ve o sayede sahnede tamamen özgür olabiliyorum.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094237.mp4"></video></figure>



<p><em>Barış Manço&#8217;nun Mirası ve &#8220;3. Yolculuk&#8221;: Nisan 2026&#8217;da AKM Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleştirdiğiniz “<strong>Musa Göçmen Senforock &#8211; Barış Manço 3. Yolculuk</strong>” konseri büyük bir ilgiyle karşılandı. Barış Manço’nun müzikal vizyonunu senfonik bir disiplinle yeniden yorumlarken, onun o meşhur &#8220;doğu-batı sentezi&#8221; mirasını korumakla yepyeni bir sound inşa etmek arasındaki o hassas dengeyi nasıl kurdunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184720" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184720" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094230.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Barış Manço benim için nostalji değil. Gelecek.&nbsp; Çünkü onun yaptığı müziğe dikkat edin… Anadolu var… Rock var… Progressive var… Senfoni var… Halk müziği var… Benim yıllardır peşinden koştuğum müzikal düsturumla bire bir örtüşüyor. Ben onun şarkılarını düzenlerken sürekli şunu düşündüm:&nbsp;</p>



<p>&#8220;Barış Abi bugün burada olsaydı bana ne derdi?&#8221; Sanırım &#8220;Devam et…&#8221; derdi. Çünkü o hiçbir zaman müziğini yerinde saydırmadı. Sürekli büyüttü. Ben de aynısını yapmaya çalıştım. Özüne sadık kalarak büyütmek.&nbsp;</p>



<p><em>Yetişkinler kadar çocukların da çok sesli müzikle tanışmasına büyük önem veriyorsunuz; çocuklara özel senfonik konserler ve projeler yapıyorsunuz. Bir çocuğun kulağına klasik müziği ve çok sesliliği doğru aşılamanın metodu nedir?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Çocuklara eğlenirken öğretmeyi seviyorum. Çünkü çocuklar sahnede ders değil, macera ister.&nbsp;</p>



<p>Konserde ışıklar sönüyor… ve unutamayacakları interaktif içinde oldukları bir macera başlıyor.&nbsp;</p>



<p>Bir anda bütün salon ritim tutmaya başlıyor. Eserlere eşlik ediyor şakalar ve oyunlarla senfonik müziği deneyimliyor. Eğlenirken öğrenmenin tadına varıyor. Çocuk eve gidince Beethoven&#8217;ın adını unutabilir.&nbsp;</p>



<p>Hiç önemli değil. Ama o duyguyu unutmayacak. Yıllar sonra bir senfoni duyduğunda &#8220;Ben bunu seviyorum.&#8221; diyecek. İşte bütün mesele bu.&nbsp;</p>



<p><em>Musa Göçmen&nbsp; kendisini&nbsp; en iyi hangi 3 kelime ile ifade eder?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184722" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184722" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094227.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Merak…&nbsp; İnat… Neşe… </strong>Çünkü merak etmeyen üretemez. İnat etmeyen hayalini gerçekleştiremez.&nbsp;</p>



<p>Neşesi olmayan da sanat yapamaz. Ben sahnede eğlenmiyorsam seyircinin eğlenme ihtimali yok.&nbsp;</p>



<p>Bir tane daha ekleme şansım olsa “<strong>cesaret</strong>” olurdu. Her zaman yoluma cesur sıra dışı adımlar atarak devam ettim. Tabi beni eleştirilerin odağına çektiği çok oldu. Ama bu sayede şimdi senfonik müzik hakkında bambaşka şeyler konuşulabiliyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="184723" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-184723" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-1024x1536.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-1068x1602.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094224.jpg 1365w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>&#8220;<em>Symphonic Metal Day&#8221; ve Ağır Melodiler: Metallica, Iron Maiden, Megadeth ve Slayer gibi grupların şarkılarını Senforock çatısı altında dev bir ses duvarına dönüştürüyorsunuz. Metal müziğin hırçın, sert ve distorsiyonlu yapısını, senfoni orkestrasının akustik ve görkemli disipliniyle bir araya getirirken teknik ve ruhsal olarak en çok zorlandığınız ve en çok keyif aldığınız noktalar neler oluyor?&nbsp;</em></p>



<p>Metal müziğin özü güçtür. Senfoni orkestrasının özü ise renktir. Ben bu ikisini birbirine rakip değil, birbirini tamamlayan iki dünya olarak görüyorum. En zor tarafı şu… Distorsiyonun arkasında inanılmaz güzel armoniler vardır. Onları duyabilmek gerekir. Orkestrayı sadece gitarın arkasına fon olarak koyarsanız büyü bozulur. Ama orkestraya gerçek bir karakter verirseniz, işte o zaman Metallica bile bambaşka bir boyuta geçiyor. En keyif aldığım an ise seyircinin yüzü. Bir tarafta yıllarca klasik müzik dinlemiş insanlar… Diğer tarafta siyah tişörtüyle metalciler… Konser bitiyor… İkisi de ayakta alkışlıyor.&nbsp;</p>



<p>İşte müzik tam da bunun için var.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094236.mp4"></video></figure>



<p>&nbsp;“ü</p>



<p>Çünkü Frankenstein aslında bir canavar hikâyesi değil. Bir yalnızlık hikâyesi. Bir vicdan hikâyesi.&nbsp;</p>



<p>Bir sorumluluk hikâyesi. İnsanlığın bugün yapay zekâdan genetik bilime kadar yaşadığı bütün etik tartışmaların temelinde aynı soru var: &#8220;Yapabiliyor olmak, yapmak zorunda olmak mıdır?&#8221; Ben de bu ü bugünün insanına yeniden anlatmak istedim. Rock müzik öfkeyi taşıyor. Senfoni ise duyguyu büyütüyor. Bu iki dil birleşince “Frankenstein Son Günü” yalnızca izlenen değil, hissedilen bir hikâyeye dönüşüyor. Düntadaki örneklerini aratmayacak tam bir rock opera. Bizde de var diyebileceğiz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184725" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184725" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094225.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sanat hayatınızda koca bir 35 yılı geride bıraktınız. Sahneye ilk adım attığınız günkü heyecanınız ile bugünkü 35. yıl olgunluğu arasında, Musa Göçmen’in müziğe ve dünyaya bakışında neler değişti?&nbsp;</em></p>



<p><strong>Eskiden başarılı olmak istiyordum. Bugün ise faydalı olmak istiyorum. </strong>Bu benim için çok büyük bir değişim. Bugün konser çıkışında bir çocuğun annesine dönüp &#8220;Anne ben keman çalmak istiyorum.&#8221; demesi beni daha çok mutlu ediyor. Çünkü gerçek başarı sahnede değil… İnsanların hayatında bıraktığınız izde saklı. İnsanlar salondan çıkarken birbirlerine sarılsınlar evlerine yüzlerinde kocaman bir gülümseme ile gitsinler istiyorum. Çünkü yıllar bana şunu öğretti. En büyük başarı… Ayakta alkışlanmak değil. İnsanların hayatında küçük de olsa güzel bir iz bırakabilmek.&nbsp;</p>



<p><em>Dünyayı gezen, uluslararası turnelere imza atan sıra dışı bir şef olarak; <strong>Musa Göçmen Senfoni Orkestrası</strong>’nın önümüzdeki dönemde sınırları daha da zorlayacak, &#8220;bunu da mı senfonik yaptılar?&#8221; dedirtecek yeni bir sürprizi veya hayali var mı? Sırada hangi efsaneler ya da konseptler var?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094200.mp4"></video></figure>



<p>Benim en büyük problemim şu… Bir fikrim hayata geçer geçmez hemen diğeri onun peşinden koşuyor. Bitmek bilmez bir enerji ile üretme sevdası bu. Şu an kafamda öyle projeler var ki bazen kendim bile &#8220;Bunu da mı yapacağız?&#8221; diyorum. Rock operalar… Deneyim tiyatroları… Yapay zekâyla birlikte çalışan konserler… Dünyanın farklı ülkelerinden müzisyenlerin aynı anda aynı sahnede olduğu gösteriler… Benim hayalim sadece konser yapmak değil. İnsanların yıllarca unutamayacağı anılar üretmek. Şaşırtıcı sıra dışı…&nbsp;</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184727" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184727" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094223.jpg 2048w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanların birbirini dinlemeyi yeniden öğrenmesini isterdim. Bugün herkes konuşuyor. Çok az kişi gerçekten dinliyor. Oysa müzik bize bunun tersini öğretiyor. Bir senfoni orkestrasında yüz kişi aynı anda çalıyor ama aslında herkes birbirini dinliyor. Belki de dünya biraz daha orkestraya benzese…</p>



<p>Birbirimizin sesini bastırmaya çalışmak yerine birbirimizi tamamlamaya çalışsak… İnanıyorum ki savaşların da, önyargıların da, ayrılıkların da büyük kısmı kendiliğinden ortadan kalkar. Çünkü müzik bana otuz beş yıldır tek bir şey öğretti: İnsanlar aynı melodiyi paylaşabildikleri sürece umut hep vardır.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094237.mp4" length="23398021" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094236.mp4" length="10977183" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000094200.mp4" length="56114948" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ /Fırat HAZA /Şiir/ Öykü/ Buluntu Dergisi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/19/%f0%9f%8e%a5-soylesi-firat-haza-siir-oyku-buluntu-dergisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Jul 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Fırat haza]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184489</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Dünya kaldıramadığımız bir enkaz…&#8221; İlk kitabı Beyaz Gelincik ile şiirin özgür ruhunu öykünün gerçekliğine üfleyen Fırat Haza, kelimelerle kurduğu bağı bir &#8220;kendini bulma&#8221; yolculuğu olarak tanımlıyor. Dijital çağın getirdiği telaşa karşı edebiyatta yavaşlığı ve demlenmeyi savunan yazarla; yazın dünyası, Genel Yayın Yönetmeni olduğu Buluntu Dergisi&#8217;nin &#8220;kasten sahipsiz&#8221; duruşu ve kurgudan hayata uzanan içten arayışı üzerine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Dünya kaldıramadığımız bir enkaz…&#8221;</strong></p>



<p><em>İlk kitabı Beyaz Gelincik ile şiirin özgür ruhunu öykünün gerçekliğine üfleyen Fırat Haza, kelimelerle kurduğu bağı bir &#8220;kendini bulma&#8221; yolculuğu olarak tanımlıyor. Dijital çağın getirdiği telaşa karşı edebiyatta yavaşlığı ve demlenmeyi savunan yazarla; yazın dünyası, Genel Yayın Yönetmeni olduğu Buluntu Dergisi&#8217;nin &#8220;kasten sahipsiz&#8221; duruşu ve kurgudan hayata uzanan içten arayışı üzerine konuştuk. </em></p>



<p><em>Hem şiir yazan hem de öykü/uzun hikâye kaleme alan birisiniz. Şiirsel anlatımınızın kitabınız <strong>Beyaz Gelincik</strong>’teki anlatıcı diline büyük katkı sağladığı açık. Peki, Fırat Haza için bir duygu ya da fikir ilk doğduğunda, onun bir şiire mi yoksa bir öyküye mi dönüşeceğine nasıl karar veriyorsunuz? Hangisinde kendinizi daha &#8220;özgür&#8221; hissediyorsunuz? </em></p>



<p>Aslında bunun kararını tam olarak ben vermiyorum. Bu hiçbir zaman bilinçli bir tercih olmadı benim için. Hayatın olağan akışında yoğun bir duygu içindeyim. Genellikle duygularım fikirlere dönüşüyor ve yazarken o duygudan kopmadan yazıyorum. Bazen de bir his kendi fikrini giymiş olarak geliyor. Gerekirse duygu için fikirden vazgeçtiğim de oluyor. Sonra kabukları yontma, rendeleme süreci. En sevmediğim kısım. Ancak tabii bu iki türün birbirinden çok farklı prensipleri var. Şiir bana göre daha özgür bir sanat. Ne yazarsam yazayım her zaman kendimi özgür hissediyorum. Zaten bunun için yazıyorum. Özgürlüğü her şeyden değerli buluyorum. <strong>Dünya kaldıramadığımız bir enkaz. </strong>Öykü benim için bu enkazın arasında dolaşmak gibi. Gördüklerimi şiire yakın anlatmayı seviyorum, ama bazen anlatmak yetmiyor. Bazen göstermek gerekiyor bazen de hiçbir şey anlatmamak. Ya da o an anlattığın şey bambaşka bir anlama bürünsün istiyorsun sonradan. Burada şiir devreye giriyor. Mesela şu sıralar yayımlanmak üzere olan bir romanım var. Orada ise bambaşka bir ruh dolanıyor sayfaların arasında. Daha çok kurguya hizmet ediyor o şiirsel ruh. Yıllarca drama uzmanı olarak çalıştığım için kurmacanın matematiğini biliyorum. Tabii bu artık bir çarpım tablosu ezberlemek gibi. Kendiliğinden gelişiyor kurgu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="761" data-id="184490" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092343.jpg" alt="" class="wp-image-184490" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092343.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092343-197x300.jpg 197w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092343-276x420.jpg 276w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Kitabınızda &#8220;farklı gören&#8221; Kerem ile &#8220;farklı görünen&#8221; Sude’nin yollarını kesiştiriyorsunuz. Biri renk körü, diğeri ise ten rengiyle &#8220;bambaşka&#8221; bir çocuk. Bu iki farklılığı birbirinin şifası ve tamamlayıcısı olarak kurgulama fikri nasıl ortaya çıktı?</em></p>



<p>Farklılığı hastalık olarak tanımlama yanlışı var maalesef. Bu çocuklar da bundan muzdaripler. Görünen, görünmeyenden daha çok zorbalığa uğruyor mesela. Bunu çocukların dünyasıyla anlatma sebebim de bu. Çocukların her davranışı sansürsüz. Öğreniyorlar. Bu fikir de görebilmek üzerine düşündüğüm bir dönemde ortaya çıktı. Nasıl bir salyangoz için dünya bambaşka ise onlar için de öyle. Gerçek dünya hangisi? Birbirine benzemeyen ne varsa ya hastalık ya da kusur olarak nitelendiriliyor. İşin tuhaf yanı durumun içinde olanlar da sanki bu bir suçmuş gibi bundan utanıp saklama ihtiyacı duyuyorlar. Öyle ki Sude’nin annesi bir terzi. Kızının görünmemesi için kıyafetler tasarlıyor. Kerem’in yası ise bambaşka. Birbirlerini tamamlıyorlar mı bilmiyorum. Onu hikâyeyi okuyanlara bırakıyorum. Kerem anlatıyor bu hikâyeyi. Koşarak, savaşarak anlatıyor. Ben duvarlar arasında yazdım. O nedenle çok ahkâm kesmek istemiyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Yine kitabınızda hikayenin fitili 1984 Eylül’ünde ateşleniyor ve günümüze kadar uzanıyor. 80&#8217;li yılların Türkiye’si, çocukluğu ve o dönemin atmosferi bu büyüme hikayesini nasıl şekillendirdi? Neden anlatıyı başlatmak için özellikle 1984 Eylül&#8217;ünü seçtiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="640" data-id="184491" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092341.jpg" alt="" class="wp-image-184491" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092341.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092341-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092341-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092341-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Beyaz Gelincik </strong>benim ilk kitabım. Eylül renk olarak seçtiğim bir mevsim. Kerem’in dünyasını anlatabilmek için tablo gibi bir doğa. Renk geçişlerinin aynı ağaçta bile çok keskin olduğu bir zaman. Yaşandıkça başka mevsimlere de geçiyorlar. Hikâye yine aynı mevsime dönüyor. Eve dönmek gibi. 80’ler, 90’lar bence maceraya daha açık bir dönem. Şimdiki çocukluğu sevmiyorum, ama her çocuk kendi çocukluğunu büyülü bulur. Tabii kurgusal temelleri de oluşturmak lazım. O dönemin sembolleri anlatmak istediğim duyguyu güçlü yansıtmamı sağladı. İmgeler hikâyeye her açıdan hizmet etti. Buna zaman da dâhil. Ayrıca Kerem’in babası bir savaş pilotu. Darbe ile dönüşen bir hayata sahipler. </p>



<p> <em>Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Fırat Haza en çok hangi iki kelimeyi kullanır? </em></p>



<p>1989’da Ankara’da doğdum. Öğretmenlik yaptım. Özel kanallarda drama proje uzmanı olarak çalıştım. Daha başka pek çok ara iş. Hayatım çalışmakla geçti. Kendimi bulmaya çalışmakla. Arayışla. Şimdi de baba mesleği mobilyacılık yapıyorum. Atölye ve mağaza işletiyorum. Babası Poe’nun mirası İki isimli bir köpeğim var. Onunla beraber yaşıyorum. İşim gereği en çok ağaçlardan bahsediyorum sanırım. Gerçi en çok iş malzemelerini görsem de onlardan çok bahsetmiyorum. Sadece onları kullanıyorum. Arkadaşlarıma sordum bu soruyu &#8220;mezkûr&#8221; ve &#8220;ihtilaç&#8221; kelimelerini çok kullanıyormuşum. Oysa ben en çok Fenerbahçe demeyi seviyorum. Bir de… İşte orası uzun hikâye.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Eserlerinizin dijital platformlarda da yayınlandığını biliyoruz. Edebiyatın dijitalleşmesi, matbu eserlerin geleceği ve okurla anında bağ kurabilme imkânı hakkında ne düşünüyorsunuz? Dijitalin sağladığı bu hız, yazınsal derinliği nasıl etkiliyor? </em></p>



<p>Yazmak yavaşlık ister. Demlenmesi gerekir. Böylece metin derinlik kazanır. Sosyal medyanın getirdiği görünür olma arzusu, çağımızın yazarlarına işin doğasında olmayan bir hızı zorunlu kılıyor. Ben uzaktan baktığım zaman herkeste bir telaş görüyorum. Kaplumbağalara tekerlek takmak gibi. Gideceğin yere hızlı gittin ancak geldiğin yeri yeterince göremedin. Açıkçası derinliği etkilediğini düşünüyorum. Yazarların haklı yanları da var. Dijitalleşmenin bağımsızlık bakımından avantajları da çok. Post Öykü’de de bahsetmiştim. Ben özellikle yapay zekânın insanların gerçek şeyler okuma arzusunu arttıracağını düşünüyorum. Bu da insanları kitaplara, dergilere yönlendirecektir. Bu matbu olur ya da dijital olur bilmiyorum. Bu konuda umutlu olmak istediğimdendir belki.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="721" height="1024" data-id="184492" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-721x1024.png" alt="" class="wp-image-184492" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-721x1024.png 721w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-211x300.png 211w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-768x1091.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-1081x1536.png 1081w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-1442x2048.png 1442w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-696x989.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-1068x1517.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357-296x420.png 296w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092357.png 1802w" sizes="(max-width: 721px) 100vw, 721px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yeniden dijital mecrada yayın hayatına dönen <strong>Buluntu</strong> Dergisi’nde Genel Yayın Yönetmeni ve son okuma sorumlusu olarak görev alıyorsunuz.  Dergi aracılığıyla çağdaş edebiyatta nasıl bir eksikliği  kapatmayı amaçlıyorsunuz? </em></p>



<p>Dergiler art arda kapanıyor. Oysa dergiler çağın nabzını tutar. Gazetelerden ve kitaplardan daha derinliklidir. Çağın düşünce biçimini de ortaya koyarlar. Yeni yazarlar için mutfaktır. Çok şey sayılabilir tabii. Amaç bir eksiklikten ziyade bir geleneği devam ettirmek ve edebiyat için inadına mücadele etmek. Bunu yaparken de ayrıştırıcı olmamak ve de sadece iyi metinlere yer vermek. Kürekleri biraz devralmak lazım.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Dergi &#8220;<strong>kasten sahipsiz</strong>&#8221; gibi çok güçlü ve merak uyandıran bir mottoya da sahip. Dijital dünyada herkesin bir mülkiyet, isim ve telif peşinde olduğu bu çağda, bir dergiyi &#8220;kasten sahipsiz&#8221; bırakmak ne anlama geliyor?  </em></p>



<p>Bunu sevgili şair <strong>Gönül Demircioğlu’na</strong> sormak lazım aslında. Bir slogan lazım bize dedim. Projeden bahsettim. Onun kendine has bir evreni var. İmge dünyası çok kuvvetli. Her şeyi imgeleri ile hatırlıyor ve zihninde öyle canlanıyor. Bu bakımdan ona güveniyordum. &#8220;Kasten sahipsiz&#8221; onun göğünden kopup geldi. Ben bunu biraz dergiye gelen eserlerin kabul süreciyle alakalı görüyorum. Editörler gelen eserlerin kimlere ait olduklarını kesinlikle görmüyorlar. İnsan ister istemez ismin etkisinde kalabiliyor. Çünkü çok güçlü isimlerden öyküler şiirler geliyor. Adil olmak için rumuzla kabul ediyoruz. Kendi metinlerimizi de böyle gönderiyoruz. Kamplaşmadan yana değiliz. O sebeple kasten sahipsiz. Herkes kendisinin olarak görebilir. Ayrıca dergicilik gerçekten de mülkiyet işi değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="667" height="884" data-id="184493" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092363.jpg" alt="" class="wp-image-184493" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092363.jpg 667w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092363-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092363-317x420.jpg 317w" sizes="(max-width: 667px) 100vw, 667px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Dergi sayfalarında sadece şiir ve öyküye değil; deneme, inceleme ve röportajlara da yer veriyorsunuz. Buluntu&#8217;yu türler arası bir kesişim kümesi olarak kurgulama fikri, günümüzün &#8220;hızlı tüketim&#8221; okuruna karşı bir direniş biçimi mi? </em></p>



<p>Öyle de yorumlanabilir. Dolu dolu olsun istiyoruz. İnsanların vakit ayırdığına değsin istiyoruz. Edebiyat ile ilgili her açıdan konuşacağımız şeyler olsun istiyoruz. Ayrıca görsel sanatlardan da eserler kabul ediliyoruz. Ressamları da bekleriz sayfalarımıza. Geri dönüş sayımızda şahane resimler olacak.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Üzerinde çalıştığınız yeni bir proje var mı? </em></p>



<p>Şu an bir öykü ve bir şiir dosyamın üzerinde çalışıyorum. İlk soruda bahsettiğim romanımın çalışması bitti sayılır. Anlaşmalar da öyle. Çok az kaldı. Onun dışında Buluntu benim en keyif aldığım uğraş. Çok güzel isimlerle yan yanayım. Nereye uzanacağını çok merak ediyorum.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünya da ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="184494" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-184494" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092342.jpg 900w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p>Çocukken marangozhanede kendime ağaçtan oyuncaklar yapardım. Düdük, kukla, araba vs. Sihirli değnek de yapıyordum. Sihirli değnek yapımının farklı bir yanı yok. Tüm değnekler sihirli olabilir. İnsan da öyle. Ben kavak ağacına çok dadanırdım. Tam sihirli değnek olmak için yaratılmış bir ağaç. Annem sihirli değneklerimle yün çırpardı. O da içi düş dolu güzel bir yastık olurdu. Hayalimde çok şeyi değiştirirdim. Bazen de her şeyi daha kötü yapardım. Şimdi tabii savaşlar bitsin isterdim. İç savaşlarımız da.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092356.mp4"></video></figure>



<p>Söyleşimizin sonunda sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?&nbsp;</p>



<p>Şairden bahsetmişken sözümü Gönül Demircioğlu’nun bir şiirinden alıntı ile bitirmek istiyorum:&nbsp;</p>



<p>&#8220;<em>…Ödedim tabutsuz ölümlerin paftasını. Karanlığın sağını delen ışık. Bildiksiz ışık. İmsiz. Hep birini açık unutur içimin çocukları. &#8221; </em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000092356.mp4" length="3770142" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Zabel YILMAZ /Edebiyat /Öykü</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/12/soylesi-zabel-yilmaz-edebiyat-oyku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<category><![CDATA[Zabel Yılmaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184270</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Asıl söylemek istediğim, eleştirinin giderek daha fazla yer kaplaması ve bu hâliyle üretimin önüne geçmesi&#8220; Edebiyatla müziğin, hüzünle ironinin iç içe geçtiği öykülerde Zabel Yılmaz, güneşsiz diyarların insanlarını anlatıyor. Acıyı abartmadan, olduğu gibi veren; okuru empatiye ve kendi kararına bırakan sade ve güçlü bir üslubu var. “Her notanın bir hikâyesi, her hikâyenin de bir şarkısı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Asıl söylemek istediğim, eleştirinin giderek daha fazla yer kaplaması ve bu hâliyle üretimin önüne geçmesi</strong>&#8220;</p>



<p><em>Edebiyatla müziğin, hüzünle ironinin iç içe geçtiği öykülerde Zabel Yılmaz, güneşsiz diyarların insanlarını anlatıyor. Acıyı abartmadan, olduğu gibi veren; okuru empatiye ve kendi kararına bırakan sade ve güçlü bir üslubu var.</em></p>



<p>“<em>Her notanın bir hikâyesi, her hikâyenin de bir şarkısı vardır” diyen Yılmaz’la kitabının derinliklerini, aidiyet ve sürgün duygusunu, yazma sürecini ve edebiyat-müzik ilişkisini konuştuk.</em></p>



<p><em>Kitabınızın ismi olan &#8220;<strong>Güneşsiz Diyarlar Makamı&#8221;,</strong> okurda hem müzikal bir tını hem de melankolik bir coğrafya algısı uyandırıyor. Bu ismi seçerken hedeflediğiniz o &#8220;makam&#8221;, öykülerinizin genel duygusunu nasıl tanımlıyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="784" data-id="184282" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091113.jpg" alt="" class="wp-image-184282" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091113.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091113-276x300.jpg 276w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091113-696x758.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091113-386x420.jpg 386w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Benim için edebiyatla müzik arasında güçlü bir bağ vardır. Duygularını yoğun yaşayan ama bunu kolay ifade edemeyen insanlar, kendilerini bir şarkı ya da bir yazı aracılığıyla anlatır. Söylenmeyen sözler çoğu zaman kâğıda ya da notalara dökülür. Duygu içeren her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Her notanın bir hikâyesi, her hikâyenin de bir şarkısı vardır.</p>



<p><em>Metinlerinizde kederi işlerken ajitasyondan uzak, vakur bir dil tercih ettiğiniz görülüyor. Modern edebiyatta &#8220;hüzün&#8221; estetiğini korurken okuru umutsuzluğa hapsetmemeyi nasıl başarıyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184271" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184271" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091051.jpg 1536w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Acıyı abartmadan, olduğu gibi anlatmaya çalışıyorum. Aşırı duygusallık bana, okurun hissine müdahale etmek gibi geliyor. Bu yüzden öykülerimde hüzünle ironiyi birlikte kullanıyorum. Okurun ne hissedeceğine kendisi karar versin; ister üzülür, ister güler, isterse ikisini birden yaşar.</p>



<p><em>Söyleşi çok ilerlemeden sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Zabel Yılmaz&#8217;ın masasında bugünlerde&nbsp; hangi kitaplar duruyor?</em></p>



<p>Okuma alışkanlığım, bir roman ve bir öykü kitabını birlikte götürmek şeklinde ilerliyor. Yeni çıkan öykü kitaplarını elimden geldiğince takip etmeye özen gösteriyorum. Bu sıralar, çok sevdiğim bir yazar olan Halid Halife’nin kitaplarıyla vakit geçiriyorum.</p>



<p><em>Güneşsiz bir dünyayı anlatırken, okuru “ışığın yokluğunu düşünmeye” mi yoksa doğrudan karanlığa mı davet ediyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="871" data-id="184285" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091111.jpg" alt="" class="wp-image-184285" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091111.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091111-248x300.jpg 248w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091111-696x842.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091111-347x420.jpg 347w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Güneşsiz yaşamaktan başka seçeneği olmayan, olsa bile bu ihtimali gerçekleştirmesi çok zor olan ve çıkmak için çabalarken defalarca tökezleyen insanların çaresizliğiyle empati kurdurabilmekti. Hiç tanık olmadığımız yaşamları görmek, merak ettiğimiz ışığı yanan evlere misafir olmak ve girmeye cesaret edemediğimiz arka sokakların karanlığında biraz dolaşmak için bu kadar çok okuyoruz belki. Fakat güneşsiz bir mekanda kalmak, karanlığı bütünüyle anlatmaya yetmez.&nbsp; İnsan, çaresiz kaldığı anlarda iç dünyasının karanlığında tek başına&nbsp; kalır. Güneşin en tepede olduğu bir yerde bile, insanın kendi ışığını söndürdüğü ya da söndürüldüğü zamanlar vardır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="918" height="1024" data-id="184276" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-918x1024.jpg" alt="" class="wp-image-184276" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-918x1024.jpg 918w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-269x300.jpg 269w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-768x857.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-696x777.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-1068x1192.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050-376x420.jpg 376w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091050.jpg 1080w" sizes="(max-width: 918px) 100vw, 918px" /></figure>
</figure>



<p><em>Aidiyet, sürgün, yoksulluk ve sınıf meselesi kitabın güçlü damarları. Bunlar kişisel hafızanızla gözlemlerinizin kesişiminden mi doğdu? İstanbul’da büyümüş bir yazar olarak, “kenarda kalmış insanların tuhaf ve iç burkan hikâyeleri”ni anlatmak size kendi aidiyet sorgunuzu da hatırlatıyor mu?</em></p>



<p>Aidiyet, sürgün, yoksulluk ve sınıf mücadelesi; kişisel hafızam, gözlemlerim ve empatiyle şekillendi. Tanık olduğum hayatları zihnimde birleştirerek karakterlerin duygularını ve yaşadıklarını kurmaya çalıştım. Aidiyet meselesini sürekli hatırlatmaktan çok, bu duyguyu yakından tanımak yazarken işimi kolaylaştırdı</p>



<p><em>İngilizce, Fransızca ve Arapça gibi farklı dil yapılarına hakimiyetinizin, Türkçedeki &#8220;öykü sesinizi&#8221; kurarken size nasıl bir alan açtığını düşünüyorsunuz? Kelime seçimlerinizde bu çok dilli arka planın izleri var mı?</em></p>



<p>Farklı diller biliyor olmam, bambaşka coğrafyaları anlatırken işimi kolaylaştırıyor. Karakterin o dilde neyi söyleyip neyi söylemeyeceğine dikkat ediyorum; ayrıca coğrafyanın kültürünü gerçeğe en yakın hâliyle verebilmemi sağlıyor.</p>



<p><em>Çağdaş öykücülüğün genç temsilcilerinden biri olarak, türün bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="849" height="1024" data-id="184272" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-849x1024.jpg" alt="" class="wp-image-184272" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-849x1024.jpg 849w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-249x300.jpg 249w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-768x927.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-696x840.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052-348x420.jpg 348w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091052.jpg 964w" sizes="(max-width: 849px) 100vw, 849px" /></figure>
</figure>



<p>Sanki üretmekten çok eleştirinin etrafında oyalanıyoruz. Yazılan her sözün bir itiraz edeni, söylenen her cümlenin bir karşı çıkanı oluyor. Oysa derdim, eleştiriyi bütünüyle dışlamak değil; her şey gibi onun da yerinde ve ölçüsünde kalması. Asıl söylemek istediğim, eleştirinin giderek daha fazla yer kaplaması ve bu hâliyle üretimin önüne geçmesi.</p>



<p><em>Eğer “Güneşsiz Diyarlar Makamı”nı bir mekâna benzetseydiniz, orası neresi olurdu? Veya kitabınızdaki bir öykü karakteriyle bir gün geçirecek olsanız, hangisini seçerdiniz?</em></p>



<p>Hicaz öyküsünde bir meydan düğününe gider ve hicaz makamını dinlerdim. En çok, hicaz makamına davulun eşlik ettiği anda kalmak isterdim.</p>



<p><em>Bu ilk kitaptan sonra, okurun zihninde nasıl bir iz bırakmış olmayı umuyorsunuz? Bir sonraki durağınızda yine öykü mü olacak, yoksa farklı bir türde &#8220;makam&#8221; arayışına girecek misiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="959" data-id="184284" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091109.jpg" alt="" class="wp-image-184284" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091109.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091109-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091109-696x927.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091109-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Kitabı bitiren okurun, gündelik hayatın içinde çoğu zaman görmezden geldiğimiz ya da farkına bile varmadığımız insanların hayatlarına biraz daha yakından bakabilmesini isterim. Onlarla bir bağ kurabilmesini, en azından kısa bir an için de olsa empati geliştirebilmesini…</p>



<p>Çünkü çoğu zaman birbirimizden çok farklı hayatlar yaşadığımızı düşünürüz. Oysa biraz durup bakınca, o hayatların içinde kendimizden izler bulduğumuzu fark ederiz. Sanırım en çok, okurun da o duyguyla baş başa kalmasını isterim. Aslında sandığımız kadar farklı değiliz.</p>



<p>Yeni bir öykü dosyası üzerinde çalışıyorum fakat süreç neyi gösterir bilmiyorum. Planlı gitmek yerine daha çok akışta kalmayı, yolculuğun bana getirdiklerini kabul ederek yol almayı düşünüyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="770" height="1024" data-id="184273" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-770x1024.jpg" alt="" class="wp-image-184273" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-770x1024.jpg 770w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-768x1022.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-696x926.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-1068x1421.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053-316x420.jpg 316w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000091053.jpg 1087w" sizes="(max-width: 770px) 100vw, 770px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Savaşın olmadığı, çocukların ve hayvanların korunabildiği bir düzen kurmayı seçerdim. Sanırım son zamanlarda toplum olarak istediğimiz en önemli şeylerden birisi bu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>🎥 SÖYLEŞİ /Müzik/ First Deed/ Death Metal</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/07/05/%f0%9f%8e%a5-soylesi-muzik-first-deed-death-metal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 05 Jul 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[First Deed]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=184049</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Müziği üreten insanların emeklerinin karşılığını daha adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz&#8221; Yerli death metal sahnesinin yeni ve güçlü sesi First Deed, sert riffleri ve karanlık lirik anlatımıyla iddialı bir giriş yapıyor. Vokal ve lead gitarda Orhun Kundacı, ritim gitarda Kublai Kapsalis, bas gitarda Hasan Aygün ve davulda Tolga Çalışkan’dan oluşan grup; her şarkıda bağımsız [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Müziği üreten insanların emeklerinin karşılığını daha adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz&#8221;</strong></p>



<p><em>Yerli death metal sahnesinin yeni ve güçlü sesi First Deed, sert riffleri ve karanlık lirik anlatımıyla iddialı bir giriş yapıyor. Vokal ve lead gitarda Orhun Kundacı, ritim gitarda Kublai Kapsalis, bas gitarda Hasan Aygün ve davulda Tolga Çalışkan’dan oluşan grup; her şarkıda bağımsız bir hikayeyi farklı müzikal yaklaşımlarla işlemeyi hedefliyor. İngilizce sözlü üretim yapmanın getirdiği kişisel deneyimlerden beslenen ve uzun vadeli bir vizyonla yola çıkan grupla müzikal kimliklerini ve yeni albüm detaylarını konuştuk.</em></p>



<p><em>First Deed’i tanıyabilir miyiz? Müzikal çerçevenizden bahseder misiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" data-id="184054" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-184054" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-1024x683.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089070.jpg 1984w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>First Deed, Antalya merkezli bir death metal grubu. Kadromuz; vokal ve lead gitarda Orhun Kundacı, ritim gitarda Kublai Kapsalis, bas gitarda Hasan Aygün ve davulda Tolga Çalışkan’dan oluşuyor. Müzikal olarak sert riffleri ve yoğun atmosferi, güçlü bir lirik anlatımla bir araya getirmeyi hedefliyoruz.</p>



<p><em>İlk albümünüz “Driven by Desire” toplam yedi parçadan oluşuyor. Albümü bir bütün olarak değerlendirdiğinizde, şarkıları bir araya getiren ortak tema veya anlatı nedir?</em></p>



<p>Albümü yazarken her şarkının kendi başına ayakta duran, bağımsız bir hikâye anlatmasını hedefledik. Bu hikâyeleri aktarırken de tek bir anlatım biçimine bağlı kalmadık; bazı parçalarda daha melodik bir yaklaşım benimserken, bazılarında groove odaklı ve daha doğrudan bir ifade tercih ettik. Albümü bir araya getiren unsur, farklı perspektiflerden anlatılan bu karanlık ve yoğun hikâyeler oldu.</p>



<p><em>Albüme de adını veren “Driven by Desire”, mantık ile takıntı arasında sıkışan, &#8220;aptallık ile delilik arasında gidip gelen&#8221; bir karakterin perspektifini anlatıyor. Bu karakteri yaratırken nelerden ilham aldınız?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="863" data-id="184056" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089076.jpg" alt="" class="wp-image-184056" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089076.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089076-250x300.jpg 250w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089076-696x834.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089076-350x420.jpg 350w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Türkiye’de İngilizce sözlü bir death metal albümü üretmeye çalışırken yaşadığımız süreç, bu karakterin oluşumunda önemli bir rol oynadı. Bu nedenle karakteri yaratırken dışarıda özel bir ilham kaynağı aramadık; aksine oldukça kişisel deneyimlerden beslendik. Bu yönüyle “Driven by Desire”, albümdeki en kişisel şarkılardan biri.</p>



<p><em>Şarkıda arzuyu sadece bir motivasyon değil, karakteri izolasyona ve içsel çözülmeye sürükleyen yıkıcı bir güç olarak konumlandırıyorsunuz. Sizce modern insanın en büyük &#8220;bilinçli çıkmazı&#8221; ve kontrolsüz arzusu nedir?</em></p>



<p>Bu sorunun tek ve kesin bir cevabı olduğunu düşünmüyoruz. Modern insanın bilinçli çıkmazı ve kontrolsüz arzuları oldukça geniş kavramlar; yaşanılan çevreye, deneyimlere ve bireyin kendisine göre değişiklik gösterebiliyor. Bu yüzden herkesin kendi çıkmazını ve kendi arzusunu taşıdığını söylemek daha doğru olur.</p>



<p><em>Albümden önce yayımladığınız “Elder One”, batıl inançları, dogmatik düşünce biçimlerini ve kutsallık kisvesi altındaki şiddeti sert imgelerle sorguluyor. Grubu ilk kez tanıtırken bu kadar güçlü ve doğrudan bir toplumsal/psikolojik eleştiriyle yola çıkma kararını nasıl aldınız?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="626" data-id="184057" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089074.jpg" alt="" class="wp-image-184057" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089074.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089074-300x261.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089074-696x605.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089074-483x420.jpg 483w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Aslında “Elder One”ı ilk single olarak seçmemizin temel nedeni yalnızca sözleri değildi. Şarkının yapısal olarak bir single’a uygun olduğunu düşündük ve First Deed ile ilk kez karşılaşacak dinleyicilerin bizi bu parçayla tanımasını istedik. Bu nedenle seçimimiz, hem müzikal hem de kavramsal açıdan grubu iyi temsil ettiğine inanmamızdan kaynaklandı.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000088873.mp4"></video></figure>



<p><em>Henüz ilk albümünüz olmasına rağmen Apple Music Türkiye’de &#8220;Günün Yenileri&#8221;, &#8220;Zirvedekiler: Türkçe Alternatif&#8221; gibi önemli listelerde kendinize yer buldunuz. Genelde ana akım listelerde kendine yer bulması zor olan bir türde (Death Metal) bu tarz listelere girmek ve bu geri dönüşleri almak grup adına nasıl bir motivasyon sağladı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="579" data-id="184058" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-1024x579.jpg" alt="" class="wp-image-184058" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-1024x579.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-768x434.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-696x393.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-1068x603.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069-743x420.jpg 743w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000089069.jpg 1191w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>First Deed’i uzun vadeli bir proje olarak görüyoruz. Bu nedenle olumlu ya da olumsuz gelişmelere aşırı tepkiler vermemeye çalışıyoruz. Elbette bu tür geri dönüşler bizi mutlu ediyor ve doğru yolda olduğumuzu hissettiriyor; ancak odağımızı değiştirmiyor. Bizim için asıl önemli olan, üretmeye ve gelişmeye devam etmek.</p>



<p><em>Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000088875.mp4"></video></figure>



<p>Müzik günümüzde büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden tüketiliyor. Elimizde böyle bir imkân olsaydı, bu sistemin sanatçılara daha adaletli bir pay dağıtımı yapmasını isterdik. Müziği üreten insanların emeklerinin karşılığını daha adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000088873.mp4" length="22657169" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/07/1000088875.mp4" length="3188153" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Ahmet MIZRAK/Avukat /Edebiyat {ŞİİR}</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/28/soylesi-ahmet-mizrak-avukat-edebiyat-siir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Mızrak]]></category>
		<category><![CDATA[avukat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183856</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Aşk, insanın dünyaya karşı geliştirdiği en zarif direniş biçimlerinden biridir.&#8221; Avukat ve şair Ahmet Mızrak, mahkemelerin ağır ceza salonlarında insan hikâyelerinin en karanlık ve en kırılgan yüzlerine tanıklık ederken, aynı zamanda kelimelerle vicdanın ve direnişin sınırlarını yokluyor. “Şiir yalnızca yazılmaz, şiir yaşanır” diyen ve kelimeleri yalnızca estetik bir araç olarak değil; aynı zamanda vicdani ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Aşk, insanın dünyaya karşı geliştirdiği en zarif direniş biçimlerinden biridir.&#8221;</strong></p>



<p><em>Avukat ve şair Ahmet Mızrak, mahkemelerin ağır ceza salonlarında insan hikâyelerinin en karanlık ve en kırılgan yüzlerine tanıklık ederken, aynı zamanda kelimelerle vicdanın ve direnişin sınırlarını yokluyor. “Şiir yalnızca yazılmaz, şiir yaşanır” diyen ve kelimeleri yalnızca estetik bir araç olarak değil; aynı zamanda vicdani ve politik bir ifade biçimi olarak gören Diyarbakırlı Avukat/Şair Ahmet Mızrak ile şiir kitabı &#8216;Her Dize Bir Direniştir&#8217;i konuştuk.</em></p>



<p>“<em><strong>Şiir yalnızca yazılmaz, şiir yaşanır</strong>” ve “kelimeleri vicdani ve politik bir ifade biçimi olarak” görmenizden hareketle: Sizin için iyi şiirin ölçütleri nelerdir? Estetik ile etik/politik arasında nasıl bir denge kuruyorsunuz</em>?</p>



<p>Benim için iyi şiirin ilk ölçütü samimiyettir. Şiir teknik olarak kusursuz olabilir; ancak yaşanmamış bir acının, hissedilmemiş bir yalnızlığın ya da gerçekten inanılmamış bir düşüncenin kalıcı olacağına inanmıyorum. Bu yüzden sık sık “Şiir yalnızca yazılmaz, şiir yaşanır” diyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183857" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183857" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087479.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Elbette estetik şiirin vazgeçilmezidir. Ancak benim için estetik, hakikati örten bir süs değil, onu görünür kılan bir araçtır. Bir dize hem güzel kurulmuş hem de insanın vicdanına dokunabilmelidir.</p>



<p>Şairin yaşadığı toplumdan bağımsız olduğunu düşünmüyorum. Bu nedenle kelimeleri aynı zamanda vicdani ve politik bir ifade biçimi olarak görüyorum. Ancak şiirin görevi slogan atmak değil, okurun içinde bir sorgulama alanı açmaktır.</p>



<p>Bana göre iyi şiir; zihinde bir görüntü, kalpte bir sızı ve vicdanda bir soru işareti bırakabilen şiirdir. Eğer bir dize hem estetik hem de düşündürücü olabiliyorsa, işte o zaman gerçek anlamda yaşamaya başlar.</p>



<p><em>Ceza avukatı olarak ağır dava dosyalarında kelimelerin gücünü ve sınırlarını yakından görüyorsunuz. Bir mahkeme savunmasında kullanamayacağınız bir cümleyi şiirde yazmak size nasıl bir özgürlük hissi veriyor?</em></p>



<p><strong>Avukatlık</strong> ile <strong>şiir</strong> arasında büyük bir mesafe varmış gibi görünse de ikisinin de temel malzemesi kelimelerdir. Ağır ceza avukatlığı, insan hayatının en kırılgan ve en ağır hikâyelerine tanıklık etmeyi gerektirir. Özgürlük, adalet, vicdan ve hakikat gibi kavramlarla her gün yüz yüze gelirsiniz. Bu yüzden mahkeme salonlarında kullandığımız dil dikkatli, ölçülü ve hukuk kurallarıyla sınırlıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183858" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183858" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087480.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Ancak insanın yaşadığı her şey hukuki metinlere sığmaz. Özellikle Diyarbakır gibi hafızası güçlü, acıları ve umutları iç içe geçmiş bir şehirde büyüyen biri olarak, insanların taşıdığı sessizlikleri, kayıpları ve iç hesaplaşmaları yalnızca dilekçelerle anlatmanın mümkün olmadığını gördüm. Hukuk somut olaylarla ilgilenirken, şiir görünmeyen yaralara dokunur.</p>



<p>Bu nedenle şiir benim için bir kaçış değil, bir tamamlanma alanıdır. Mahkemede kuramayacağım bazı cümleleri şiirde kurabilmek bana özgürlük veriyor. Ama bu özgürlük sınırsız değil; nasıl avukatlıkta hukuka karşı bir sorumluluğumuz varsa, şiirde de hakikate ve vicdana karşı bir sorumluluğumuz var.</p>



<p>Belki de aradaki temel fark şudur: Mahkemede adaleti arıyoruz, şiirde ise insanı. Şiir bana, hukuk dilinin söyleyemediği şeyleri anlatma imkânı veriyor.</p>



<p><em>Ahmet Mızrak kendini  en iyi hangi 3 kelime ile anlatabilir?</em></p>



<p>Kendimi üç kelimeyle anlatacaksam; direniş, vicdan ve arayış derim. Çünkü hayatım da yazdıklarım da biraz bu üç kelimenin etrafında dönüyor.</p>



<p><em>Kitabın girişindeki manifestonuzda, &#8220;Bazen de, eksik kalanı tamamlamak için, şiirin yanına düz yazı gelir. Çünkü her şey, yalnızca şiirle anlatılamaz diyorsunuz. Bu, bir şair için oldukça radikal bir itiraf. Şiirin tıkandığı, kelimelerin estetik sınırlarına çarptığı ve yerini düz yazının doğrudanlığına bırakmak zorunda kaldığı o eksiklik anı tam olarak nedir?</em></p>



<p>Ben bunu şiirin yetersizliği olarak değil, insan deneyiminin büyüklüğü olarak görüyorum. Şiir bir duygunun ruhunu yakalayabilir; ancak bazen o duygunun hikâyesini, nedenlerini ve yolculuğunu anlatmak için düz yazıya ihtiyaç duyulur.</p>



<p>Ben şiir ile düz yazıyı birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı olarak görüyorum. Şiir sezdirir, düz yazı açıklar. Şiir bir kapıyı aralar, düz yazı o kapıdan içeri girer.</p>



<p>Bu nedenle düz yazının şiirin yanına gelişi benim için bir eksiklik ya da yenilgi değil; hakikati daha eksiksiz anlatma arzusudur. Çünkü bazı şeyler yalnızca şiirle anlatılamaz, ama bazı şeyler de şiir olmadan asla anlatılamaz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183859" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183859" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087482.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bireysel aşk ile toplumsal direniş arasındaki ilişkiyi sıkça işliyorsunuz. Aşkı bir sığınak mı, yoksa direnişin ta kendisi mi görüyorsunuz? Örneğin, sevgili figürü aynı zamanda bir halkın, bir coğrafyanın veya bir vicdanın metaforu mu oluyor?</em></p>



<p>Benim için aşk ve direniş birbirinden ayrı değil. Sevmek, tüm sertliklere rağmen insanca kalabilme iradesidir; bu yüzden aşk kimi zaman bir sığınak, kimi zaman da direnişin kendisidir.</p>



<p>Şiirlerimdeki sevgili çoğu zaman kişiyi değil, yazdıkça genişleyen bir anlamı temsil eder; bazen bir şehir, bazen bir memleket, bazen de insanın vicdanına dönüşür. Özellikle bu coğrafyada aşkın toplumsal bir boyutu olduğuna inanıyorum. Bir sevgiliye duyulan özlemle bir memlekete duyulan özlem, çoğu kez aynı duygusal kaynaktan beslenir.</p>



<p>Bu nedenle şiirlerimdeki sevgili yalnızca romantik bir figür değil; bir halkın sesi, bir coğrafyanın hafızası ya da yitirmek istemediğimiz son vicdan kırıntısıdır.</p>



<p>Bu yüzden aşkı ne yalnızca bir sığınak ne de yalnızca bir mücadele olarak görüyorum. Aşk, insanın dünyaya karşı geliştirdiği en zarif direniş biçimlerinden biridir.</p>



<p>&#8220;<em>Bir Günlüğüne Gelecek Kaderi Yazacağım&#8221; isimli kapanış şiirinizde &#8220;Müfredattan &#8216;nefret&#8217; kelimesini sileceğim, sözlüklerden &#8216;bitti&#8217; kelimesini kazıyacağım&#8221; diyerek umutlu bir dünya tasarımıyla veda ediyorsunuz. Geleceğe dair bu iyimserlik, bunca acı imgenin içinden nasıl sağ çıkabildi?</em></p>



<p>O şiirdeki iyimserlik, acılardan habersiz olmanın değil; acılara rağmen umudu koruyabilmenin sonucudur. Gerek meslek hayatımda gerek günlük yaşamda insanların en ağır hikâyelerine tanıklık ediyorum. Şiirlerimdeki karanlık imgeler de büyük ölçüde bu tanıklığın izlerini taşıyor.</p>



<p>Ancak insanı yalnızca acı üzerinden okumak eksik olur. Bana göre umut, gerçekliği inkâr etmek değil; ona teslim olmamaktır. “Bir Günlüğüne Gelecek Kaderi Yazacağım” şiirinde de anlatmak istediğim buydu. Şiir bazen dünyanın nasıl olduğunu değil, nasıl olması gerektiğini de söyleyebilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="470" data-id="183860" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087478.jpg" alt="" class="wp-image-183860" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087478.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087478-204x300.jpg 204w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087478-286x420.jpg 286w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>
</figure>



<p>Kitabın sonunda böyle bir şiire yer vermemin nedeni de bu. Çünkü direniş yalnızca acıyı anlatmak değil, daha adil ve daha merhametli bir dünyanın hayalini kurabilmektir. Umut, mücadelenin sonunda gelen bir ödül değil; onun devam etmesini sağlayan şeydir.</p>



<p>Bu nedenle o şiirdeki iyimserlik, karanlığın dışında değil, tam içinden doğuyor. Okura söylemek istediğim şey şu: Hayatta kırgınlıklar ve kayıplar olabilir; ama insan geleceği yeniden hayal edebiliyorsa, hiçbir şey gerçekten bitmiş değildir.</p>



<p> <em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="183861" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183861" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-768x1365.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-864x1536.jpg 864w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-1068x1899.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000087481.jpg 1152w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p>Elimde gerçekten sihirli bir değnek olsaydı, önce insanların birbirine verdiği acıyı azaltmak isterdim. Çünkü bana göre dünyanın en büyük eksikliği bilgi değil, empati eksikliğidir. İnsanlar birbirlerinin yaralarını gerçekten hissedebilselerdi, nefret bu kadar kolay büyümezdi.</p>



<p>Kendi hayatıma gelince; geçmişimi değiştirmezdim. Acıları da kayıpları da olduğu gibi bırakırdım. Çünkü insanı büyüten çoğu zaman başarıları değil, yaralarıdır. Bugün yazdığım şiirler de, kurduğum hayaller de biraz o yaralardan doğdu.</p>



<p>Ama sihirli değneği bir kez kullanma hakkım olsaydı, çocukların korkmadan büyüdüğü, insanların sevmekten vazgeçmediği ve umudun kaybedilmediği bir dünya dilerdim. Çünkü ben hâlâ inanıyorum ki; umut varsa değişim mümkündür, sevgi varsa insan kendini yeniden kurabilir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /Mete KARAGÖL/ Edebiyat /Öykü /MAHAL EDEBİYAT</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/21/soylesi-mete-karagol-edebiyat-oyku-mahal-edebiyat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 21 Jun 2026 12:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Karagöl]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183672</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum” Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.  Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum”</strong></p>



<p><em>Hikâyelerini masada değil, Yeşilçam naifliğiyle adımladığı yollarda bulan; insan ruhunun sıkışmışlığını ve çelişkilerini odağına alan modern bir seyyah o. “Edebiyatta kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum,” diyen Mete Karagöl ile dergicilikten kütüphaneciliğe, yolculuklardan yazınsal arayışlarına uzanan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. </em></p>



<p><strong>Mahal Edebiyat’ın kurucususunuz. Dijital mecralarda öykü kültürünü yaygınlaştırmak için büyük bir emek veriyorsunuz. Hem yazan hem de başka yazarların metinlerine dokunan, onları vitrine taşıyan bir &#8220;editör-yazar&#8221; olmak, kendi metinlerinize karşı acımasız olmanıza yol açıyor mu? Kendi kendinizin editörü olmak zor mu?</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="870" data-id="183673" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg" alt="" class="wp-image-183673" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-248x300.jpg 248w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-696x841.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085527-348x420.jpg 348w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yazdığım metinlere karşı acımasızca yaklaşma konusunda editörlük işime yarıyor. Ancak her ne kadar objektif de olsa, insan yarattığına âşık olur bir süre sonra. Dolayısıyla kendi editörlüğümü yapacak seviyede değilim henüz. Yazdıklarımı Onur Özkoparan ve Melike Kara’ya gönderiyorum. Onlar acımasızca eleştirirler zaten.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="256" height="345" data-id="183681" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg" alt="" class="wp-image-183681" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574.jpg 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085574-223x300.jpg 223w" sizes="(max-width: 256px) 100vw, 256px" /></figure>
</figure>



<p>Mahal Edebiyat’ı ilkin 2017’de kurmuştuk ancak devam edemedik maddi sebeplerden ötürü. 2020’de tekrar açtık. Altıncı yılını 27 Mart’ta devirdi. Çevrimiçi de olsa, bir edebiyat-kültür dergisi için iyi bir yaşta. Bilirsiniz, genelde gençken bu işe girilir, heves alınır ve bırakılır. Veya her şey oturmuştur, yazdıklarınızla kendinizi kabul ettirmiş bir yazarsınızdır, dergicilik yapayım dersiniz, heves edersiniz, ancak bir süre sonra bıkıp bırakırsınız. Matbu ya da çevrimiçi fark etmez. Dergicilik zor ve zahmetlidir. Mahal Edebiyat da bugüne kadar sadece benim, Onur Özkoparan ve Melike Kara’nın değil, onlarca editör ve redaktörün emeğiyle ayakta kaldı. Ve ilk günkü heyecanla çalışmaya devam ediyoruz. Haziranda üçüncüsünü düzenlediğimiz öykü yarışmasının sonucunu ilân edeceğiz ve kazanan dosyayı Mahal Edebiyat Yayınları etiketiyle okurla buluşturacağız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183682" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183682" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085578.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><em>Söyleşinin henüz başındayken Mete Karagöl’ü kısaca tanıyabilir miyiz?</em></p>



<p>1996 yılında Avcılar’da doğdum. 2019 yılında İstanbul Üniversitesi Bilgi ve Belge Yönetimi Bölümü’nden mezun oldum. 2020 yılından beri kamuda çalışıyorum. Şu anda Kırklareli’nde, halk kütüphanecisi olarak çalışıyor ve yaşıyorum. 2020 yılından beri de Mahal Edebiyat’tayım. 2021 yılında <strong>Muallim Sabri ve Tanyeri’nden Öyküler, 2020 yılında Sarı Vosvos ve 2025 yılında Sendrom Pavyonu</strong> isimli yayımlanmış üç kitabım var. Kitaplarla çevrili ve anason kokulu bir yaşamım var.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="686" data-id="183675" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg" alt="" class="wp-image-183675" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-300x286.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-696x663.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085525-441x420.jpg 441w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p> <em>Öykü kitabınız <strong>Sarı Vosvos’taki</strong> öykülerde karakterlerin ekseriyetle &#8220;yapmak istedikleriyle hayatın dayattığı gerçeklik arasında sıkışıp kaldığını&#8221; görüyoruz. Bir yazar olarak, insan ruhundaki bu &#8220;uyumsuzluk ve sorumluluk&#8221; çatışmasını anlatırken kendi gözlemlerinizden mi yola çıkıyorsunuz, yoksa bu çağımızın kolektif bir çıkmazı mı?</em></p>



<p>İnsan ruhundaki çelişki her zaman ilgimi çekmiştir. Biriyle sohbet ederken ilk önce buna odaklanırım. Veya yazar olmak başkalarına kulak misafiri olma hakkını getirir, dinlediğim sohbetlerde de çelişkiler dikkatimi çekmiştir. Gözlem yapmadan yazmak mümkün değil. Çağımızın sorunu olduğu doğrudur: insanların çoğunluğu saygısız, menfaatçi, pislik, adi. Nerede o Sadri Alışık, Kartal Tibet, Filiz Akın.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="935" data-id="183676" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg" alt="" class="wp-image-183676" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-231x300.jpg 231w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-696x904.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085521-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Kitaba ismini veren &#8220;Sarı Vosvos&#8221;, edebiyatta ve sinemada genellikle nostaljiyi, yolculuğu ya da bir dönemin estetiğini simgeler. Sizin evreninizde bu simge bir kaçış rotasını mı, yoksa dönüp dolaşıp gelinen bir çıkmaz sokağı mı temsil ediyor?</strong></p>



<p>Yeşilçamı çok severim. Ve bir izlediğimi ilk kez izliyormuş gibi tekrar izlerim. Uzunca bir süre yol öyküsü yazmayı düşünüyordum. Çünkü yollarda olmayı seviyorum. Yolların getirdiği duygu ve düşünceleri önemsiyorum. Geçmişin daha güzel olduğunu düşünüyorum. Sarı Vosvos öyküsü bütünüyle bu amaca hizmet etmektedir: Balkan ülkesinde, eski bir araba. Ancak buna rağmen, öyküyle tezat tek husus, o karakterim kadar romantik değilimdir.&nbsp;</p>



<p> <em>İlk romanınız Sendrom Pavyonu’nun hemen başında okura meydan okuyan ironik bir cümle fırlatıyorsunuz: “Edebiyatın tüm kurallarına aykırı, eleştirmenleri iştahlandıracak, okurları üzecek, beni işte bir şey yazdım diye tatmin edecek bir roman.” Öykünün nispeten daha konsantre kurallarından sonra, romanda kuralları böylesine esnetme, zaman ve mekânı bükme ihtiyacı nasıl doğdu?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="883" data-id="183683" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg" alt="" class="wp-image-183683" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-245x300.jpg 245w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-696x854.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085519-342x420.jpg 342w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Hem yazın hayatımda hem de meslekî kariyerimde bana sunulanla yetinecek bir insan yapısında değilim. Mesleğimi (kütüphanecilik) icra ederken hep üstüne koyarak devam etmek isterim ve buradaki rakibim yine kendimdir. Yazarlık (yazın) kariyerimde ise hep farklı olanı kabul ettirmeye çalıştım. Öykülerimde dilin yapısını bozdum, kendimce bir dil yaratmanın peşine düştüm. İmla kurallarının sınırlarını zorladım her zaman. Romanı yazarken de bu bilinçteydim. Daha önce okuduğum romanlardan, roman yapısından, kurgu şemasından farklı ne yapabilirim. Sendrom Pavyonu böyle ortaya çıktı. Tepki almayı, eleştirilmeyi bekliyordum. Ancak romanı okuyanlar epey sevdi. Bir okur olarak ben de bu tarz kitapları okumayı hedefliyorum. Yerli veya çeviri fark etmez. Edebiyatta yenilikçileri, kabul edilene başkaldıranları takip ediyorum. Sizin de yazar veya kitap öneriniz varsa muhakkak bekliyorum.&nbsp;</p>



<p><em>Romanın ismi oldukça dikkat çekici ve tezatlar barındırıyor: &#8220;Sendrom&#8221; modern, psikolojik ve bireysel bir çöküşü çağrıştırırken; &#8220;Pavyon&#8221; çok daha geleneksel, toplumsal, gürültülü ve melankolik bir mekân. Bu iki kavramı bir araya getiren zihniyet dünyasını ve kitaptaki melodram/bunalım dengesini nasıl kurdunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="861" data-id="183684" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg" alt="" class="wp-image-183684" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-251x300.jpg 251w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-696x832.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085523-1-351x420.jpg 351w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Öncelikle şu iki hikâyeyi anlatmak istiyorum. Birincisi: kitabın adında pavyon kelimesi geçtiği için sayfalarda pavyon sahnesi arayan okurlarım oldu. İkincisi: kitabı çalıştığı yerde okuyanlar pavyon kelimesinin üzerini beyaz bantla kapatmışlar. Söyleşi ve imza günlerinde bunlarla çok karşılaştım ve birlikte epey güldük. Açıkçası pavyon sahnesi olmadığı için özür dilerim. Resmen dolandırıcılık bu.</p>



<p>İşin şakası bir yana. Romanın ismi editörüm Onur Özkoparan tarafından belirlendi. Karakterimin sürekli içkili ortamlarda olması ve yazmaya direnmesi üzerine ortaya attığı fikirdi. Editörümün beni yakından tanıması ve kendisinin de bir yazar olması beni güçlendirdi. O da Her Şeyi Bırakıp Gitmeyi Düşünüyorum isminde bir roman yayımladı aynı tarihte. Yaratıcılığını yakından görmek isteyenler kitabı inceleyebilir.</p>



<p><em>Yolculuk teması hem Sarı Vosvos’ta hem Sendrom Pavyonu’nda güçlü bir şekilde var. Yol sizin edebiyatınızda neden bu kadar merkezi bir yer tutuyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="901" data-id="183685" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg" alt="" class="wp-image-183685" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-696x871.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085512-336x420.jpg 336w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Yollarda buluyorum hikâyeyi. Kitaplara girmeyen çok hikâyem var. Geçenlerde Ayvalık’a söyleşiye giderken, araba kullanmaktan yoruldum. Burhaniye’den geçerken uygulamadan en ucuz otele rezervasyon yaptırdık eşimle. Otele gittiğimizde rezervasyon yaptırdığımız oda yoktu. Bize malzeme deposundan bozma bir oda önerdiler. Bir-iki saat uyuyayım öyle devam edelim yola, diye kabul ettik. Ama sabaha kadar ne o ne de ben uyuyabildik. Bunu yazarım muhakkak. Battaniyenin sarkan ipleri, sapsarı yastık yüzü, korkunç duvarlar ve gıcırdayan pencere. Şimdi bundan daha iyi hikâye bulabilir miyim?</p>



<p>Gülhan Tuba Çelik benim için beet kuşağının yeni yazarı diyor. Herhalde bununla ilişkili. Bilmiyorum. Kötü bir şeydir diye korktuğum için merak edip sormadım. Kötüyse eğer siz de söylemeyin.</p>



<p>Yolu ve yollarda olmayı seviyorum. Hadi biraz yürüyelim.&nbsp;</p>



<p><em>Muallim Sabri, Sarı Vosvos ve ardından gelen roman deneyiminiz… Mete Karagöl’ün edebiyat yolculuğunda bundan sonra okuru ne tür arayışlar, hangi coğrafyalar ya da sendromlar bekliyor?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-37 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183686" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183686" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1536x2048.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085498-scaled.jpg 1920w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Muallim Sabri öyküsünü tiyatro metnine uyarlayacağım. Sarı Vosvos kitabındaki Tanyeri öyküsünü kısa film senaryosuna uyarlayacağım. Şimdilik bir kitap projem yok. 2028-2030 arasını planlıyorum kitap için. Muhtemelen öykü kitabı olacak. Bol bol yollarda, bol bol arayışlardayım. Bununla birlikte öyküler yazıp dergilerde değerlendireceğim. Kitaba girer mi, inanın ki bilmiyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-38 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="183687" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183687" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000085499.jpg 1536w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Sadri Alışık’ın iki filmi vardır: Şalvarbank ve Pantolon Bankası. Benzer iki filmdir. Hayatım boyunca böyle bir yeteneğim olsun istemişimdir.&nbsp;</p>



<p>Ve tabii, bulutlar adam öldürmesin.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ/ 🎥 Gelenekle gelecek arasındaki köprü: Anadolu Rüyası/ Genel Sanat Yönetmeni Okan GÜRBÜZ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/14/soylesi-%f0%9f%8e%a5-gelenekle-gelecek-arasindaki-kopru-anadolu-ruyasi-genel-sanat-yonetmeni-okan-gurbuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Rüyası]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183453</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221; Kültürel mirasını korurken aynı zamanda genç nesillerle bağ kurmayı başaran projelerden biri olan Anadolu Rüyası, geleneksel Anadolu kültürünü çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyor. &#8220;Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek&#8221; mottosuyla yola çıkan projenin perde arkasını, dansçıların teknik beceriden ziyade kültürün ruhuna bürünme süreçlerini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221;</strong></p>



<p><em>Kültürel mirasını korurken aynı zamanda genç nesillerle bağ kurmayı başaran projelerden biri olan Anadolu Rüyası, geleneksel Anadolu kültürünü çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyor. &#8220;Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek&#8221; mottosuyla yola çıkan projenin perde arkasını, dansçıların teknik beceriden ziyade kültürün ruhuna bürünme süreçlerini ve bu benzersiz &#8220;rüya&#8221;nın küresel hedeflerini, <strong>Projenin Genel Sanat Yönetmeni Okan Gürbüz</strong> ile konuştuk.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-39 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="183463" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183463" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Anadolu Rüyası’nı “sadece bir sahne projesi değil, kültürel hafıza aktarımı ve sosyal sorumluluk projesi” olarak tanımlıyorsunuz. Bu açıdan projenin en temel misyonu nedir? Gençlere sadece dans öğretmek mi, yoksa kültürel kimlik, özgüven ve bilinçli birey olmak mı</em>?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-40 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="765" data-id="183454" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787.jpg" alt="" class="wp-image-183454" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-282x300.jpg 282w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-696x740.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-395x420.jpg 395w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Anadolu Rüyası’nı hiçbir zaman yalnızca bir dans ya da sahne projesi olarak görmedik. Bizim için bu proje; kültürel hafızayı yeni nesillere aktaran, çocukların ve gençlerin aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal bir gelişim modeli anlamı taşıyor.</p>



<p>Bugün gençlerin büyük bir kısmı kendi kültürel mirasını yeterince tanımadan büyüyor. Oysa bir toplumun geleceği, geçmişiyle kurduğu bağ kadar güçlüdür. Anadolu Rüyası tam da bu noktada; müziği, dansı, hikâyeleri ve sahne sanatlarını bir araç olarak kullanarak gençlerin kendi kültürünü tanımasını, hissetmesini ve sahiplenmesini amaçlıyor.</p>



<p>Elbette dans eğitimi bizim önemli bir parçamız. Ancak asıl hedefimiz yalnızca iyi dans eden bireyler yetiştirmek değil; özgüveni yüksek, ekip ruhunu bilen, disiplinli, üretken, kültürel değerlerine sahip çıkan ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden gençler yetiştirmek.</p>



<p>Çünkü biz inanıyoruz ki sahneye çıkan bir çocuk sadece dans etmiyor; kendi kültürünü temsil etmeyi, birlikte üretmeyi, emek vermeyi ve bir hikâye anlatmayı öğreniyor. Bu da onun hem sosyal gelişimine hem de karakter oluşumuna çok güçlü katkılar sağlıyor.</p>



<p>Anadolu Rüyası’nın temel misyonu; somut olmayan kültürel mirasımızı sanat aracılığıyla yaşatırken, aynı zamanda geleceğin bilinçli, duyarlı ve özgüvenli nesillerini yetiştirebilmektir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-41 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="940" data-id="183455" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785.jpg" alt="" class="wp-image-183455" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-230x300.jpg 230w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-696x909.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-322x420.jpg 322w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sahneye çıkan gençlerin sadece dans etmediğini, o kültürün ruhunu da öğrendiğini söylüyorsunuz. Bir dansçının teknik becerisi ötesinde, temsil ettiği kültürün ruhuna bürünmesi için nasıl bir hazırlık sürecinden geçiyorsunuz?</em></p>



<p>Bizim için bir dansçının yalnızca figürleri doğru yapması hiçbir zaman yeterli olmadı. Çünkü Anadolu halk dansları sadece hareketlerden oluşmaz; her yörenin içinde bir yaşam biçimi, bir tarih, bir duygu ve bir karakter vardır. Bu nedenle sahneye çıkan gençlerimizin önce o kültürün ruhunu anlamasını önemsiyoruz.</p>



<p>Bir koreografi çalışırken sadece adımları öğretmiyoruz. O yörenin müziğini, hikâyesini, geleneklerini, gündelik yaşamını, insan ilişkilerini ve taşıdığı duyguyu da anlatıyoruz. Örneğin bir Ege zeybeğini çalışıyorsak; yalnızca duruşu değil, onun temsil ettiği cesareti, asaleti ve özgürlüğü de gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Karadeniz yöresi çalışırken enerjiyi ve dayanışmayı, Güneydoğu kültürlerinde ise toplumsal birlik duygusunu anlatıyoruz.</p>



<p>Prova süreçlerinde çocuklarımız ve gençlerimizle sık sık kültürel sohbetler yapıyor, bazen görsel arşivler, belgeseller ve yöresel hikâyeler üzerinden çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Çünkü bizce bir dansı gerçek anlamda güçlü kılan şey teknik mükemmellikten önce duygusal samimiyettir.</p>



<p>Ayrıca Anadolu Rüyası’nda disiplin, ekip ruhu ve sahne ahlakı da eğitimin önemli bir parçası. Gençler yalnızca performans üretmeyi değil; birlikte hareket etmeyi, birbirine güvenmeyi, sahnede bir bütün olmayı da öğreniyor.</p>



<p>Biz sahnede sadece dans eden çocuklar görmek istemiyoruz. İzleyiciye yaşadığı coğrafyanın hafızasını hissettirebilen, temsil ettiği kültürü saygıyla taşıyan gençler yetiştirmeyi hedefliyoruz.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083784.mp4"></video></figure>



<p><em>Projenin isminden yola çıkarak, bu &#8220;rüya&#8221; tam olarak neyi hedefliyor?</em></p>



<p>“<strong>Anadolu Rüyası” </strong>ismi aslında projenin bütün ruhunu taşıyor. Çünkü burada bahsettiğimiz rüya yalnızca sahnede başarılı gösteriler yapmak değil; kültürüne sahip çıkan, geçmişiyle bağ kurabilen ve geleceğe umutla bakabilen bir nesil yetiştirebilmek.</p>



<p>Bizim en temel çıkış noktamız da zaten şu mottoyla özetleniyor: “Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek.”</p>



<p>Bugün dünyanın birçok ülkesinde kültürel miras, toplumların geleceğini şekillendiren en önemli değerlerden biri olarak görülüyor. Biz de <strong>Anadolu’nun</strong> binlerce yıllık kültürel birikiminin yeni nesiller tarafından yeniden keşfedilmesini ve yaşatılmasını hayal ediyoruz. Bu nedenle Anadolu Rüyası’nın hedefi; dansı yalnızca bir sanat dalı olarak değil, kültürel hafıza aktarımının güçlü bir dili olarak kullanabilmek.</p>



<p>Aynı zamanda bu rüya, farklı şehirlerden gelen çocukların ve gençlerin ortak bir kültür etrafında birleşebilmesini de temsil ediyor. Sahneye çıkan her genç; sadece bir performansın parçası olmuyor, aynı zamanda kendi kültürünün taşıyıcısına dönüşüyor.</p>



<p>Biz istiyoruz ki çocuklarımız ve gençlerimiz; kendi değerlerini bilen, özgüvenli, üretken, sanatla bağ kurabilen ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden bireyler olarak yetişsin. Eğer Anadolu Rüyası bir gün gerçek anlamda başarıya ulaşacaksa, bunu yalnızca alkışlarla değil; kültürünü unutmayan gençlerin yetişmesiyle başaracak.</p>



<p>Kısacası bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-42 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" data-id="183457" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-183457" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Okan Bey, Projenin Genel Sanat Yönetmeni olarak, Anadolu’nun bu denli çok katmanlı mirasını tek bir sahne diline indirgerken en çok hangi unsurları korumaya özen gösteriyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-43 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="935" data-id="183465" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788.jpg" alt="" class="wp-image-183465" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-231x300.jpg 231w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-696x904.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Anadolu çok büyük bir kültürel hafıza taşıyor. Her bölgenin müziği, dansı, ritmi, kostümü ve hatta duygu biçimi birbirinden farklı. Bu yüzden böylesine çok katmanlı bir mirası sahneye taşırken en çok dikkat ettiğimiz konu; bu kültürlerin özünü ve samimiyetini kaybetmemek oluyor.</p>



<p>Biz hiçbir yöreyi sadece görsel bir unsur ya da sahne estetiği olarak ele almıyoruz. Çünkü her halk oyununun arkasında bir yaşam biçimi, bir toplumsal hafıza ve bir insan hikâyesi var. Bu nedenle sahne dilini oluştururken önce o kültürün karakterini anlamaya çalışıyoruz. Müziğin ruhu, figürlerin anlamı, kullanılan ritimler, yöresel tavırlar ve anlatılan duygular bizim için çok önemli.</p>



<p>Aynı zamanda geleneksel yapıyı korurken genç neslin de bağ kurabileceği çağdaş bir anlatım dili oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü kültürü yaşatmanın yolu onu sadece korumaktan değil, yeni kuşaklara doğru bir şekilde aktarabilmekten geçiyor. Anadolu Rüyası’nda yaptığımız şey tam olarak bu dengeyi kurabilmek.</p>



<p>Benim için en kıymetli noktalardan biri de sahnedeki çocukların ve gençlerin temsil ettikleri kültüre saygı duyması. Çünkü biz sadece dans sahnelemiyoruz; Anadolu’nun hafızasını, duygusunu ve ortak değerlerini geleceğe taşıyoruz.</p>



<p>Bu nedenle her projede şu soruyu kendimize soruyoruz: “Bu sahne, kültürün ruhunu gerçekten hissettiriyor mu?” Eğer cevabı evetse, doğru yolda olduğumuza inanıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-44 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" data-id="183458" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778.jpg" alt="" class="wp-image-183458" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><em>Modern dünya ve dijitalleşen sanat ortamında, Anadolu’nun geleneksel mirasını koruyarak geleceğe taşımak ne kadar zor?</em></p>



<p>Aslında bugün en büyük meselelerden biri tam da bu. Çünkü dijitalleşen dünyada gençlerin ilgi alanları, tüketim alışkanlıkları ve kültürle kurduğu bağ çok hızlı değişiyor. Geleneksel kültür ise çoğu zaman genç kuşaklara “uzak”, “eski” ya da “gündelik hayatın dışında” gibi gösterilebiliyor. Bu nedenle Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşımak artık sadece bir sanat meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir eğitim ve kültür politikası konusu hâline gelmiş durumda.</p>



<p>Elbette bu süreç kolay değil. Çünkü bir tarafta hızla değişen modern dünya var, diğer tarafta ise yüzlerce yıllık bir kültürel hafıza. Eğer siz bu mirası gençlere doğru bir dille anlatamazsanız, maalesef zamanla bağ kopabiliyor. Bizim Anadolu Rüyası’nda yapmaya çalıştığımız şey ise tam olarak bu kopuşu engellemek.</p>



<p>Biz geleneksel kültürü yalnızca “korunması gereken eski bir değer” gibi sunmuyoruz. Onu yaşayan, duygusu olan, gençlerin kendinden bir parça bulabileceği çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyoruz. Çünkü gençler artık sadece izlemek değil; hissetmek, bağ kurmak ve kendini ait hissetmek istiyor.</p>



<p>Dijital çağın aslında önemli bir avantajı da var. Doğru kullanıldığında sosyal medya, sahne sanatları ve dijital içerikler kültürel mirasın çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabiliyor. Bugün bir Anadolu ezgisi ya da halk dansı gösterisi dünyanın başka bir ucundaki insanlara birkaç saniye içinde ulaşabiliyor. Bu da kültürün görünürlüğü açısından çok kıymetli.</p>



<p>Ancak burada en önemli nokta şu: Kültürü popülerleştirirken özünü kaybetmemek. Biz Anadolu Rüyası’nda modern sahne tekniklerinden, görsel anlatımdan ve dijital dünyanın imkânlarından faydalanıyoruz ama bunu yaparken Anadolu’nun ruhunu, hikâyesini ve samimiyetini korumaya büyük özen gösteriyoruz.</p>



<p>Çünkü inanıyoruz ki kültür ancak yaşatılırsa geleceğe taşınabilir. Bunun yolu da gençlerin kendi değerleriyle yeniden bağ kurabilmesinden geçiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-45 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" data-id="183459" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769.jpg" alt="" class="wp-image-183459" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bu sezonun gösteri programları İzmir’de başladı ve haziran ayında İstanbul’da devam edecek. “Kaybolan İzler” ve “Dört Kapı” performansları izleyiciyle buluşacak. Bu iki farklı temanın hikâye derinliğinden ve sahne kurgusundaki farklılıklardan bahseder misiniz?</em></p>



<p>Biz Anadolu topraklarının hem geleneksel kültürü hem de tarihi hikâyeleri açısından olağanüstü bir zenginliğe sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Anadolu Rüyası’nın temel felsefesi gereği her sezon farklı hikâyeleri sahneye taşımaya gayret ediyoruz. Aslında bu tercih bizim için oldukça büyük bir üretim süreci anlamına geliyor. Çünkü yalnızca sahnedeki koreografi ve anlatım dili değil; kostümden müziğe, dekor tasarımından dramatik kurguya kadar birçok unsur her yıl yeniden oluşturuluyor.</p>



<p>Bu sezon sahnelediğimiz “<strong>Kaybolan İzler</strong>” ve “<strong>Dört</strong> Kapı &#8220;Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221;” performansları da birbirinden tamamen farklı iki anlatım dünyasına sahip.</p>



<p>“Kaybolan İzler”, Kurtuluş Savaşı döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesine destek veren halk kahramanlarının hikâyesini anlatıyor. Kara Fatma, Yörük Ali ve Karayılan gibi halkın içinden çıkan isimlerin fedakârlıklarını, cesaretlerini ve mücadele ruhlarını danslı anlatımla sahneye taşıyoruz. Burada yalnızca tarihi bir olayı anlatmıyoruz; aynı zamanda birlik olmanın, vatan sevgisinin ve halk iradesinin gücünü genç nesillere hissettirmeye çalışıyoruz. Bu projede yaşları 10 ile 14 arasında değişen, üç farklı şehirden gelen 60 çocuk dansçımız sahnede yer alıyor. Bu da bizim için ayrıca çok anlamlı. Çünkü çocukların kendi tarihlerini sanat aracılığıyla öğrenmeleri ve sahnede temsil etmeleri çok kıymetli.</p>



<p>“Dört Kapı” ise daha kültürel ve medeniyet odaklı bir anlatı taşıyor. Bu projede Gürcü, Bektaşi, Pomak ve Süryani kültürlerinin Anadolu topraklarındaki hikâyelerini dans ve sahne sanatı aracılığıyla izleyiciyle buluşturuyoruz. Anadolu’nun yüzyıllar boyunca birçok farklı kültüre ev sahipliği yapan ortak bir yaşam coğrafyası olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Müzik yapısı, sahne atmosferi ve anlatım dili açısından daha mistik ve kültürel derinliği yüksek bir yapı kurduk. Dört Kapı’da ise üç farklı şehirden seçilmiş 30 kişilik yetişkin dansçı kadromuz görev alıyor.</p>



<p>Her iki performansımız da yaklaşık 50 dakikalık bir sahne süresine sahip ve 10 ila 12 farklı sahneden oluşuyor. Ancak ortak noktaları şu: İkisi de Anadolu’nun hafızasını, hikâyesini ve kültürel ruhunu seyirciye hissettirmeyi amaçlıyor.</p>



<p>Turnenin finalini İzmir’de, Karşıyaka’da “Son Ders: Vatan” temasıyla yapacaksınız. Bu temanın içeriği ve Cumhuriyet değerlerine atıfta bulunan yapısı hakkında neler söylemek istersiniz?</p>



<p>&nbsp;“Son Ders: Vatan” aslında bizim için yalnızca bir sahne performansı değil; Cumhuriyet’in hangi fedakârlıklar üzerine kurulduğunu hatırlatan çok güçlü bir hafıza anlatısı taşıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-46 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="598" height="385" data-id="183460" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772.jpg" alt="" class="wp-image-183460" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772.jpg 598w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772-300x193.jpg 300w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></figure>
</figure>



<p>Yaklaşık iki yıldır İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleriyle, Anadolu Rüyası kapsamında İzmirli öğretmenlerimize yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bu süreçte öğretmenlerimizin sanatsal üretime olan katkıları, Cumhuriyet değerlerine bağlılıkları ve taşıdıkları toplumsal sorumluluk duygusu bizi çok etkiledi. Bu yıl ortaya çıkan üretim sürecinin sonunda da “Son Ders: Vatan” temasını sahneye taşımaya karar verdik.</p>



<p>Gösterimiz; tamamı İzmirli öğretmenlerden oluşan 45 kişilik bir kadroyla sahnelenecek. Yaklaşık 50 dakikalık ve 13 sahneden oluşan bu anlatıda, Milli Mücadele döneminde öğretmenlerin üstlendiği sorumluluğu ve vatan savunması uğruna şehit olan binlerce öğrencinin hikâyesini seyircimizle buluşturacağız.</p>



<p>Çünkü biz inanıyoruz ki Cumhuriyet yalnızca cephede kazanılmış bir mücadele değil; aynı zamanda eğitimle, bilinçle ve fedakârlıkla inşa edilmiş büyük bir toplumsal dönüşüm hikâyesidir. O dönemde öğretmenler sadece ders anlatan insanlar değildi; topluma umut veren, halkı bilinçlendiren ve geleceği inşa eden öncü isimlerdi. Aynı şekilde genç yaşta vatan savunmasına katılan öğrenciler de bu ülkenin bağımsızlık hikâyesinin en unutulmaması gereken kahramanları arasında yer alıyor.</p>



<p>“Son Ders: Vatan” ile amacımız yalnızca geçmişi anlatmak değil; Cumhuriyet’in hangi değerler üzerine kurulduğunu yeni nesillere yeniden hissettirebilmek. Özellikle birlik, fedakârlık, bağımsızlık, eğitim ve vatan sevgisi gibi kavramları sanatın diliyle sahneye taşımaya çalışıyoruz.</p>



<p>Turnenin finalini İzmir’de, yani Kurtuluş Mücadelesi’nin simgesel şehirlerinden birinde gerçekleştirecek olmamız da bizim için ayrıca çok anlamlı. Çünkü bu gösteri aynı zamanda Cumhuriyet’e, öğretmenlere ve bu topraklar için mücadele etmiş gençlere bir saygı duruşu niteliği taşıyor.</p>



<p><em>Türkiye turnelerinden sonra Anadolu Rüyası’nın küresel yolculuğundaki hedefi neresi olacak?</em></p>



<p>Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz sahne çalışmalarından sonra Anadolu Rüyası’nın kültürel yolculuğunu uluslararası platformlara taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Türk dünyasıyla kültürel bağlarımızı güçlendirecek projeler bizim için çok önemli. Bu doğrultuda başta Azerbaycan ve Kırgızistan olmak üzere çeşitli Türki devletlerde sahne almak adına resmi ve özel girişimlerimizi gerçekleştirdik. Planlamalar netleştikçe bunu kamuoyuyla da paylaşacağız.</p>



<p>Bunun yanında Avrupa’da da özellikle <strong>Bosna Hersek</strong>, <strong>Kosova, Romanya ve Sırbistan</strong> gibi, tarihsel ve kültürel bağlarımızın güçlü olduğu bölgelerde sahnelemeler yapmak istiyoruz. Çünkü Anadolu kültürü yalnızca Türkiye sınırları içinde oluşmuş bir yapı değil; Balkanlardan <em>Orta Asya’ya</em> uzanan çok geniş bir kültürel hafızanın taşıyıcısı.</p>



<p>Biz Anadolu Rüyası’nı yalnızca bir dans topluluğu olarak değil, kültürel anlatı ve ortak hafıza projesi olarak görüyoruz. Bu nedenle yurt dışındaki hedefimiz sadece gösteri yapmak değil; farklı toplumlarla kültürel bağ kurabilmek, ortak hikâyeleri sanat aracılığıyla yeniden görünür hâle getirebilmek.</p>



<p>Ayrıca önümüzdeki süreçte önemli uluslararası ve geleneksel dans topluluklarıyla ortak projeler geliştirmeyi de hedefliyoruz. Farklı kültürlerin sahne üzerinde buluşmasının hem sanatsal hem de toplumsal anlamda çok kıymetli olduğuna inanıyoruz.</p>



<p>Bizim en büyük hayallerimizden biri de Anadolu’nun müziğini, dansını, hikâyelerini ve kültürel ruhunu dünyanın farklı sahnelerinde temsil edebilmek. Çünkü kültür paylaşıldıkça güçleniyor ve geleceğe taşınıyor.</p>



<p><em>Söyleşinin sonuna geldik. Sizin eklemek isteyeceğiniz bir şey var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-47 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="610" height="438" data-id="183461" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775.jpg" alt="" class="wp-image-183461" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775.jpg 610w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775-300x215.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775-585x420.jpg 585w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /></figure>
</figure>



<p>Öncelikle kültür ve sanat projelerine alan açan, geleneksel kültürün konuşulmasına katkı sağlayan herkese teşekkür etmek isterim. Çünkü bugün kültürel mirasın geleceğe taşınabilmesi için bu konuların daha fazla görünür olması gerekiyor.</p>



<p>Ben özellikle dans ve geleneksel kültür eğitimlerinin çok küçük yaşlardan itibaren, alanında donanımlı ve uzman ekipler tarafından verilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü çocuk bir kültürü ne kadar erken yaşta tanır ve severse, ilerleyen yıllarda o değerlerle bağı da o kadar güçlü oluyor. Biz de Anadolu Rüyası olarak bu nedenle 7 yaşından itibaren Türkiye’nin birçok noktasında eğitim çalışmalarımızı sürdürüyoruz.</p>



<p>Buradaki en önemli hedefimiz sadece dans öğreten bir yapı olmak değil; geleneklerine sahip çıkan, sosyal yönü güçlü, özgüvenli ve kültürel farkındalığı yüksek bir neslin yetişmesine katkı sağlayabilmek. Zaten projemizin mottosu da bunu çok net anlatıyor: “Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek.”</p>



<p>Ayrıca geliştirdiğimiz “<strong>proje okulu</strong>” modeliyle birlikte özel ve devlet okullarının da bu sosyal sorumluluk projesinin bir parçası olabilmesini önemsiyoruz. Çünkü kültür ve sanatın yalnızca belirli merkezlerde değil, eğitimin olduğu her yerde çocuklarla buluşması gerektiğini düşünüyoruz.</p>



<p>Son olarak haziran ayında gerçekleştireceğimiz gösterilerimize tüm sanat ve geleneksel kültür severleri davet etmek isterim. Çünkü Anadolu Rüyası sadece izlenen bir sahne projesi değil; birlikte hissedilen, paylaşılan ve geleceğe taşınan ortak bir kültür yolculuğu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083784.mp4" length="10516221" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY;    🎥 Atmayı Unutan Bir Kalp</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/10/derya-ulusoy-atmayi-unutan-bir-kalp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Marjane Satrapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183217</guid>

					<description><![CDATA[Bir sabah, Persepolis grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar Marjane Satrapi’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, “Üzüntüden öldü” diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız. Haberi bir kez daha okurdunuz belki. Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sabah, <strong><em>Persepolis</em></strong><strong> </strong>grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar <strong>Marjane Satrapi</strong>’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, <strong>“Üzüntüden öldü”</strong> diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-48 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183234" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183234" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Haberi bir kez daha okurdunuz belki.</p>



<p>Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında yavaşça tükenen korseli kahramanların dünyasına.</p>



<p>Bizim yüzyılımız içinse neredeyse <strong>uygunsuz</strong> bir tınısı var.</p>



<p>Hastalıklar için <strong>isimlerimiz</strong>, <strong>antidepresanlarımız</strong> ve <strong>terapilerimiz</strong> var.</p>



<p>Sevgiyi bir yemek siparişi kadar zahmetsizce önümüze getirmeyi vaat eden <strong>flört uygulamalarımız</strong> var.</p>



<p>Artık kimse üzüntüden dolayı öyle kolayca ölmüyor.</p>



<p>Ve yine de…</p>



<p>Marjane Satrapi 56 yaşındaydı.</p>



<p><strong>Otuz yıllık eşi bir sene önce ölmüştü.</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-49 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="687" data-id="183227" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg" alt="" class="wp-image-183227" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-768x515.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1536x1030.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1068x716.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-626x420.jpg 626w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sosyal medyadaki son paylaşımında şu yazıyordu:</p>



<p><strong>“<em>Çünkü hayatımın aşkını kaybettim.”</em></strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-50 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="584" data-id="183240" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg" alt="" class="wp-image-183240" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1068x609.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-737x420.jpg 737w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687.jpg 1274w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sonra sustu.</p>



<p>Ailesi ise Satrapi&#8217;nin ölümünü duyururken klinik bir tanı seçmedi.</p>



<p>Mitlerin dilini seçti:&nbsp;</p>



<p><strong>“Üzüntüden öldü.”</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-51 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183229" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183229" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bu ifade arkaikti — kaybı bir hastalık gibi değil, bir <strong>kader</strong> gibi anlatan, sebeplerin tıbbın değil doğrudan <strong>kalbin</strong> alanına ait olduğu zamandan kalma bir söz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-52 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="907" data-id="183224" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg" alt="" class="wp-image-183224" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-300x266.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-768x680.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-696x616.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1068x946.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-474x420.jpg 474w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622.jpg 1364w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kırık Kalp Sendromu</strong></h2>



<p>Üzüntüden ölmenin modern tıpta bir karşılığı olduğunu biliyor muydunuz?</p>



<p>Adı: <strong>Takotsubo kardiyomiyopatisi</strong>, yani <strong>kırık kalp sendromu</strong>.</p>



<p>Yıkıcı bir yasın, ezici bir stresin altında stres hormonları kalp kasına öylesine yüklenir ki; sol karıncık bir Japon ahtapot tuzağına — bir takotsubo’ya — benzeyecek şekilde genişler ve balonlaşır.</p>



<p>Kalp fiziksel olarak <strong>“şok olur.”</strong></p>



<p>İşlevini yitirir.</p>



<p>Bazen tamamen durur.</p>



<p>Metafor ile kalp kası arasındaki sınır sandığımızdan çok daha incedir.</p>



<p><strong>Kalp kırıklığı, bir bedeni durdurabilir.</strong></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4"></video></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sevmenin Yerine Seçmek</strong></h2>



<p>Tıbbi bir karşılığı dahi olmasına rağmen <strong>“üzüntüden ölmek”</strong> bugün bize neden bu kadar uzak ve hatta neredeyse fantastik geliyor?</p>



<p>Çünkü gerçek duyguların getirdiği belirsizliği, kusursuz görünen profillerin sunduğu kontrollü güvenle değiştirdik.</p>



<p>Aşk, bir zamanlar insanın hayatını altüst eden en güçlü deneyimlerden biriydi.</p>



<p>Şimdi ise giderek bir <strong>seçme işlemine</strong> dönüştü.</p>



<p>Flört uygulamaları yakınlığı bir tanışma değil, bir <strong>eleme düzeni</strong> hâline getirdi.</p>



<p>Ekranda kaydırılan, karşılaştırılan, elenen isimler…</p>



<p>İnsanlar da giderek raflarda duran ve kolayca yeri değiştirilen ürünlere benzemeye başladı.</p>



<p>Bu yüzden birine bağlanmak yerine seçenekleri açık tutmak, kendini tam vermemek, mesafeyi korumak neredeyse bir <strong>ilişki refleksi</strong> hâline geldi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-53 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183230" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183230" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eros’un Istırabı</strong></h2>



<p>Koreli filozof <strong>Byung-Chul Han</strong>’ın modern çağda aşkın ve arzunun yaşadığı bu dönüşümü anlatmak için kullandığı çarpıcı bir kavram var:</p>



<p><strong>“Eros’un Istırabı.”</strong></p>



<p>Gerçek aşk Han’a göre insanın kendini savunmasız bırakmasını gerektirir.</p>



<p>Karşındaki kişinin seni değiştirmesine, şaşırtmasına, hatta incitmesine izin vermelisin.</p>



<p>Oysa biz tam da bu riskten kaçan bir kültür inşa ettik.</p>



<p>Artık yabancı olanı, beklenmedik olanı, zor olanı aramıyoruz.</p>



<p>Kendimizi arıyoruz.</p>



<p>Kendi zevklerimize, gelirimize, yaşam tarzımıza uyan insanları seçiyoruz.</p>



<p>Partner, keşfedilecek bir bilinmez olmaktan çıkıp bizi onaylayan bir <strong>ayna</strong>ya dönüşüyor.</p>



<p>Han buna <strong>“Aynı’nın cehennemi”</strong> diyor:</p>



<p>İnsanın sürekli kendisiyle karşılaştığı, gerçekten yeni hiçbir şeyin içeri sızamadığı kapalı bir döngü bu.</p>



<p>Biraz zorlayan her şeyi bir kaydırmayla geçip gidiyoruz.</p>



<p>Farkında olmadan aşkın kendisini de geride bırakıyoruz böylece.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-54 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183231" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183231" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Geride Kalan</strong></h2>



<p>Marjane Satrapi devrim gördü, sansür gördü, sürgünün ağırlığını taşıdı.</p>



<p>Sonunda onu bitiren şey siyaset olmadı; <strong>aşk oldu.</strong></p>



<p>Üzüntüden ölümü romantikleştirmeye gerek yok. Ama görmezden de gelemeyiz; çünkü gerçek sevginin bedelini hatırlatıyor.</p>



<p>Birini gerçekten sevmek, onu hayatında <strong>vazgeçilmez</strong> bir yere koymaktır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-55 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183232" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183232" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><strong>W. H. Auden</strong>&#8216;ın <strong><em>Cenaze Hüzünleri</em></strong> şiirindeki gibi, kimi zaman bir insan yalnızca sevilen biri değil, yönünüz, ritminiz, gününüz olur:</p>



<p><em>O benim Kuzeyim, Güneyim, Doğum ve Batımdı,</em><em><br></em><em>Çalışma haftam ve Pazar huzurumdu,</em><em><br></em><em>Öğlem, geceyarım, konuşmam, şarkımdı;</em><em><br></em><em>Aşk sonsuza kadar sürecek sandım: Yanılmışım.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-56 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="450" data-id="183233" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg" alt="" class="wp-image-183233" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg 450w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>
</figure>



<p>Kalbi korunacak bir organ, aşkı rafta duran bir tüketim ürünü saydığımız bu çağda, neredeyse hiçbir şeyin kalbimizi gerçekten kıramadığı konforlu bir dünya yarattık.</p>



<p>Oysa üzüntüden ölmek, bu steril dünyanın dışında kalan o eski, tehlikeli ihtimali yüzümüze vuruyor:</p>



<p>Sevdiğin birini kaybettiğinde, geride kalan hayat onun yokluğuna uyum sağlamaz.</p>



<p>Sadece onun etrafında sessizleşir.</p>



<p>Bazense geriye yalnızca <strong>sessizlik</strong> kalır.</p>



<p>Ve atmayı nasıl sürdüreceğini unutmuş bir kalp.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4" length="14889304" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Ebru ERENSOY / Yazar /Roman</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/07/soylesi-ebru-erensoy-yazar-roman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Erensoy]]></category>
		<category><![CDATA[KANLI ay]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183030</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.&#8221; Ebru Erensoy, Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından sessizce sarsılan bir imparatorluğun dekorunda, aslında insan psikolojisinin haritasını çıkarıyor. Zamanın çarkına yakalanıp geçmişe savrulan Esra’nın hikayesi; Türk ve Kelt mitolojisinin ortak sembolleriyle örülü, melankolik bir kendiyle yüzleşme serüveni. Tarihi atmosferi gizemli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.&#8221;</strong></p>



<p><em>Ebru Erensoy, <strong>Kanuni Sultan Süleyman’ın</strong> ardından sessizce sarsılan bir imparatorluğun dekorunda, aslında insan psikolojisinin haritasını çıkarıyor. Zamanın çarkına yakalanıp geçmişe savrulan Esra’nın hikayesi; Türk ve Kelt mitolojisinin ortak sembolleriyle örülü, melankolik bir kendiyle yüzleşme serüveni. Tarihi atmosferi gizemli romantizmle harmanlayan yazarla; merakı, direnci ve &#8220;<strong>Kanlı Ay&#8221;</strong>ın çağrısını konuştuk.</em></p>



<p><em>Romanın geçtiği tarihi dönem için nasıl bir araştırma süreci yürüttünüz? Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden hemen sonraki dönemi seçmenizin özel bir nedeni var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-57 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="791" height="1024" data-id="183031" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-791x1024.png" alt="" class="wp-image-183031" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-791x1024.png 791w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-232x300.png 232w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-768x995.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-1186x1536.png 1186w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-696x901.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-1068x1383.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-324x420.png 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532.png 1261w" sizes="(max-width: 791px) 100vw, 791px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;Roman konusuna karar verdiğinizde önce kendinizi ikna etmeniz gerekiyor. Bu sebeple konuya ve döneme dair birçok sorularım vardı. Yani bu araştırma süreci sadece tarihi ayrıntılandırmak değil, dönemin ruhunu anlamaya çalışmakla da ilgiliydi. <strong>Şehzade</strong> <strong>Mustafa’nın</strong> hayatına dair kaynakların yanı sıra, dönemin siyasi kırılmaları, halkın yaşamı, kıyafetler, savaş düzeni hatta gündelik dil üzerine dahi bilgi topladım. Şehzade Mustafa’nın ölümü sonrası oluşan toplumsal kırılmaysa beni çok etkiledi.&nbsp;</p>



<p>Kanuni’nin ölümünden hemen sonrasını seçmemin nedeni de buydu aslında. İmparatorluğun en güçlü döneminin ardından görünmeyen çözülmenin başlaması… Dışarıdan bakıldığında hala görkemini korusa da içinde kayıpların başladığı bir dünya vardı. Tıpkı Esra’nın içsel çöküşü gibi…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-58 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="497" data-id="183032" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539.jpg" alt="" class="wp-image-183032" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539-270x420.jpg 270w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<em>Romanın başkahramanı Esra, kayıplarından kaçarken kendini Kanuni sonrası Osmanlı’da buluyor. Esra’nın geçmişe gitmesi bir kader mi, yoksa kendi içsel özgürlüğünü bulması için bir tercih miydi?</em></p>



<p>Bu ikisinin tam ortasında bir yerde. İlk bakışta kader gibi görünüyor. Kanlı Ay, taş, kayın ağacı, gizemli kadın sanki onu çağırıyor. Ama hikâyenin derininde Esra’nın bilinç altı var. Çünkü insan en çok kaçmak istediği anlarda kendisine doğru yürümeye başlıyor.</p>



<p>&nbsp;Esra geçmişe gitmeyi bilinçli olarak seçmiyor ama onu oraya götüren şey yıllarca bastırdığı istekleri, korkuları ve kırgınlıkları oluyor. Ben bu yolculuğu biraz ruhun kendisini iyileştirme çabası gibi düşündüm. Bu sebeple Kanlı Ay’daki zaman yolculuğu benim için sadece fantastik bir olay değil. Kendine yabancılaşan Esra’nın kendi değerini fark etme süreci.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-59 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="637" height="1024" data-id="183033" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-637x1024.png" alt="" class="wp-image-183033" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-637x1024.png 637w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-187x300.png 187w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-768x1234.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-956x1536.png 956w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-696x1118.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-261x420.png 261w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533.png 1035w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<em>Türk edebiyatında genellikle yerel mitler veya Doğu efsaneleri tercih edilirken, siz neden <strong>Kelt</strong> mitolojisinden ilham almayı seçtiniz?</em></p>



<p>&nbsp;Bunu sizin aracılığınızla bir kez daha düzeltmek isterim. Sembolleri, beni insanın bilinç altına daha yakın hissettirdiği için kullandım. Özellikle doğa, döngü, ölüm ve yeniden doğuş kavramlarını ele alış biçimi… Ama roman tamamen Kelt mitolojisine yaslanmıyor. Türk mitolojisindeki inanışlarla birleşiyor. Mesela Kayın ağacı Keltlerde bilgelik yeniden doğuşla ilişkilenirken Türk mitolojisinde de kutsal ve koruyucu kabul ediliyor. Tanrıca Umay’ın kayın ağacının içinde yaşadığı düşünülüyor. Kanlı Ay’da savaşlar ve döngüsel yenilenmeyi temsil eder. Kelt ve Türk mitolojisinde bu anlamlar aynıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-60 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="652" height="1024" data-id="183034" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-652x1024.png" alt="" class="wp-image-183034" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-652x1024.png 652w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-191x300.png 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-768x1206.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-978x1536.png 978w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-696x1093.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-267x420.png 267w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534.png 1067w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /></figure>
</figure>



<p><em>Kitaba adını veren &#8220;<strong>Kanlı Ay</strong>&#8220;, astrolojik ve mitolojik anlamda bir dönüşümü simgeler. Sizin kurgunuzda bu doğa olayı, karakterin kaderiyle nasıl bir bağ kuruyor</em>?</p>



<p>Hikâyede Esra’nın iç dünyasının yansıması. Anlamındaki dönüşüm fikrini karakterin ruhsal yolculuğuyla bağdaştırdım.</p>



<p>Bir anlamda Esra’nın kaderiyle Kanlı Ay arasında karşılıklı bir çağrı var.&nbsp; O ay gökyüzünü nasıl kızıl bir yaraya dönüştürüyorsa, Esra’nın içindeki kapanmamış yaraları da görünür hale getiriyor. Hikâyenin sonunda okuyucu şunu fark ediyor. Asıl yolculuk geçmişe değil, kendi karanlığına doğru yapılmış.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-61 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="702" data-id="183035" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531.jpg" alt="" class="wp-image-183035" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-696x679.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-431x420.jpg 431w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<strong>Ebru Erensoy kendini en iyi hangi 3 kelime ile anlatabilir?&nbsp;&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Merak</strong>; çünkü birçok konu hakkında özellikle de tarih ve insan zihnine dair öğrenmek istediklerim var.</p>



<p><strong>Melankoli</strong>; çünkü hikayelerimde kayıp, özlem, içsel kırılmalar hep bir şekilde yer buluyor.</p>



<p><strong>Direnç</strong>; çünkü hayat hepimiz için zor olmasına rağmen ben üretmeye, anlatmaya, hayal kurmaya devam ediyorum.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;<em>Kitabınızda zamanı bir &#8220;çark&#8221; olarak nitelendiriyorsunuz. Sosyoloji perspektifinden bakarsak, tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir yoksa biz her döngüde yeni bir şeyler öğrenebilir miyiz?</em></p>



<p><strong>Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.</strong> Tarih birebir aynı olayları tabi ki tekrar etmez. Toplumlara her yeni döngüde daha ileri bir evreye geçme veya aynı hatalara düşmeme fırsatı sunar.&nbsp;</p>



<p>Ama gene de zaman ve fırsatlar değiştiğinde, bazı benzer davranışları sergileyebiliyoruz. Çünkü insan her dönemde iyi ya da kötü benzer değerlere sahip… Toplumu oluşturan da insan. Sonuçlar ise tekerrür algısı yaratıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-62 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="625" height="1024" data-id="183036" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-625x1024.png" alt="" class="wp-image-183036" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-625x1024.png 625w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-183x300.png 183w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-768x1258.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-938x1536.png 938w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-696x1140.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-256x420.png 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538.png 1001w" sizes="(max-width: 625px) 100vw, 625px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir yazar olarak stilinizi &#8220;gizemli romantizm&#8221; ile &#8220;tarihi kurgu&#8221; arasında nerede konumlandırıyorsunuz?</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;Aslında tarzım tam da ikisinin kesişim noktasında. Ağırlığı olaylardan çok atmosfer ve karakterlerin iç dünyasına veriyorum. Tarihi arka planı hikâyenin kaderini belirleyen bir zemin olarak görüyorum. Gizem tarafı ise anlatının motoru; okuyucuyu ilerleten şey genellikle çözülmeyi bekleyen sırlar ve parçalı ip uçları oluyor. Romantik unsur ise doğrudan bir ilişki anlatısından çok karakterlerin birbirine yaklaşamaması mesafe ve iç gerilim üzerinden şekilleniyor. Bu sebeple kendimi tek bir türe değil, tarihi atmosfer içinde gelişen psikolojik ve gizemli anlatıların kesişiminde konumlandırıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-63 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="703" height="705" data-id="183037" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529.jpg" alt="" class="wp-image-183037" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529.jpg 703w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-696x698.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-419x420.jpg 419w" sizes="(max-width: 703px) 100vw, 703px" /></figure>
</figure>



<p><em>Gelecek projelerinizden biraz bahseder misiniz? Okurlarınızı bekleyen yeni projeleriniz neler? &#8220;Kanlı Ay&#8221; bir serinin ilk adımı mı, yoksa bizi tamamen farklı dönem ve temalarda yeni hikayeler mi bekliyor?</em></p>



<p>Kanlı Ay ilk kitabım ve okuyuculardan seri olup olmayacağına dair soruları sıkça alıyorum. “Hayır” seri olmayacak.&nbsp; Esra’nın yüzleşmeleriyle gerçekleşen dönüşümüyle sonlandı.&nbsp;</p>



<p>Kitabım aslında 2025 Ocak ayı ortalarında yayıneviyle buluştu. Fakat Kültür Bakanlığı’nın Edebi Eserleri Destekleme projesi kapsamında değerlendirilmesi için yolladık. Bekleyişimiz yaklaşık altı ayımızı aldı. Tabi bu geçen süre içinde boş duramazdım. İkinci kitabımı yazdım. İşte bu kitap seri olması gereken türden bir kitap oldu. Fakat ilk kitabım 2025 Ağustos ayında yayınlandığı için ikinci kitabın basımı için bekledim. Umut ediyorum Ekim ayında yeni yayın evimle yeni kitabımı da basacağız. Farklı bir dönem ve temayla okuyucuyla buluşmak için can atıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-64 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="674" height="658" data-id="183038" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527.jpg" alt="" class="wp-image-183038" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527.jpg 674w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527-430x420.jpg 430w" sizes="(max-width: 674px) 100vw, 674px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yanlış anlamadıysam yeni kitabınız farklı bir yayın evinden çıkacak. Hangi yayın eviyle devam etmeyi planlıyorsunuz? Sizi bu seçime iten sebep ne oldu?</em></p>



<p>Kanlı Ay’ın yayımlanmasına vesile oldukları için yayınevime teşekkür borçluyum. Ama ben hikayelerimin yalnızca okunan değil, aynı zamanda zihinde sahnelenen, iz bırakabilen işler olmasını istiyorum. Okurlardan gelen yorumlarda da hep aynı şeyi duydum; bu hikâyenin bir filmi ya da dizisi olabileceğini söylediler. Kısa süre önce Mehmet Bozkurt’la tanıştım. Hikayelere yalnızca edebi metin olarak değil, görsel anlatı potansiyeliyle de yaklaşması beni etkiledi. Toros Yayınları’nın edebiyatla sinema arasında kurmaya çalıştığı dil, benim anlatmak istediğim dünyaya çok yakın geldi. Bu yüzden yeni kitabımda yoluma Toros Yayınları’yla devam edeceğim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-65 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="853" data-id="183039" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525.jpg" alt="" class="wp-image-183039" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-253x300.jpg 253w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-696x825.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-355x420.jpg 355w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Elimde sihirli bir değnek olsaydı dünyada tek bir şeyi anında “silip düzeltmekten” ziyade insanların birbirini anlamasını kolaylaştıran bir zemin yaratmak isterdim. İnsanların birbirini daha az yargılayıp daha çok dinleyebildiği bir dünya, birçok problemi kendiliğinden küçültürdü.</p>



<p>Kendi hayatımda ise sihirli bir değişiklik yapacaksam, bazı şeyleri daha erken fark etmeyi isterdim. Çünkü yazarlıkta da hayatta da gecikmiş fark edişler bazen hikâyenin yönünü değiştiriyor. Ama gene de tamamen her şeyi düzeltmek değil; bazı hataların da anlatının bir parçası olarak kalması gerekir bazen…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ /🎥 Rıza GÖKBAYRAK/ Müzisyen/ Anadolu Rock</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/05/31/soylesi-%f0%9f%8e%a5-riza-gokbayrak-muzisyen-anadolu-rock/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 May 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza GÖKBAYRAK]]></category>
		<category><![CDATA[söyleşi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=182724</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir işim…&#8221; Sekiz yaşında ahşaptan gitar yapan bir çocuk, lise yıllarında “Memleket Hasreti”ne tutundu. Yirmi yıl sonra Gülten Kaya’nın ellerinden emaneti alan Rıza Gökbayrak, hasretin ve samimiyetin sesini sade ama derin bir yorumla yeniden hayata döndürdü. Anadolu Rock’un köklerinden beslenen, sınırları aşan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir işim…&#8221;</strong></p>



<p><em>Sekiz yaşında ahşaptan gitar yapan bir çocuk, lise yıllarında “Memleket Hasreti”ne tutundu. Yirmi yıl sonra Gülten Kaya’nın ellerinden emaneti alan Rıza Gökbayrak, hasretin ve samimiyetin sesini sade ama derin bir yorumla yeniden hayata döndürdü. Anadolu Rock’un köklerinden beslenen, sınırları aşan bir müzisyen  olan Gökbayrak ile ‘Memleket Hasreti’ni ve müzik yaşamını konuştuk.</em></p>



<p><em>Lise yıllarında <strong>Ahmet Kaya’nın</strong> &#8220;Memleket Hasreti&#8221;ni keşfetmenizden, <strong>Gülten Kaya </strong>ile olan görüşmenize ve 20 yıl sonra bu eseri yayınlamanıza uzanan bir yolculuk var. Bu uzun süreçte bu şarkı sizin için neye dönüştü?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-66 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="717" height="892" data-id="182735" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016.jpg" alt="" class="wp-image-182735" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016.jpg 717w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-241x300.jpg 241w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-696x866.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080016-338x420.jpg 338w" sizes="(max-width: 717px) 100vw, 717px" /></figure>
</figure>



<p>“Bu şarkı benim için sadece bir eser değil, yıllara yayılan çok derin bir yolculuk oldu. Lise yıllarımda amatör bir ruhla kaydedip plak şirketine gönderdiğim o video, aslında bu hikâyenin ilk adımıydı.</p>



<p>Sayın <strong>Gülten Kaya’nın</strong> davetiyle İstanbul’a gitmek, Ahmet Kaya’nın yaşamını ondan dinlemek ve ona ait enstrümanları, eşyaları, anıları o atmosferin içinde görmek benim için unutulmaz ve çok duygusal bir deneyimdi. Hatta görüşmemiz sırasında, ertesi gün yayımlanacak <strong>Ahmet Kaya</strong> nota kitaplarını hediye edip ‘Türkiye’de buna ilk sahip olan sensin’ demesi beni çok derinden etkilemişti.</p>



<p>Yıllar geçtikçe bu esere bakışım da değişti. Sadece sevdiğim bir şarkı olmaktan çıktı; bir insanın ülkesine, geçmişine ve ait olduğu topraklara duyduğu derin özlemin sembolüne dönüştü. Bu şarkı yıllar boyunca benimle birlikte demlendi, büyüdü ve olgunlaştı.</p>



<p>O dönem beni en çok etkileyen şey, Ahmet Kaya’nın sürgünde ülkesine duyduğu özlem ve memleket hasretinin şarkıya sinen o gerçek duygusuydu.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079983.mp4"></video></figure>



<p>Bugün ‘<strong>Memleket Hasreti</strong>’ benim için sadece bir single değil; Ahmet Kaya’nın taşıdığı o duyguyu kendi yorumumla yaşatmaya çalıştığım, manevi değeri çok büyük bir emanet.”</p>



<p><em>Kült bir eseri yorumlamak büyük bir sorumluluk. Siz kendi yorumunuzu &#8220;sade ama kişisel&#8221; olarak tanımlıyorsunuz. Bu sadeliği korurken eserin o devasa duygusal yükünü nasıl dengede tuttunuz?</em></p>



<p>“Böyle devasa eserlerin altında ezilmemek için bence en önemli şey samimiyettir. Şarkıyı süslemelere, ağdalı düzenlemelere boğmak yerine onun o saf, çıplak ,vurucu, hüzünlü etkisini korumaya çalıştım.</p>



<p>Evet, bu büyük bir sorumluluk ama ben şarkıyı sadece ‘okumadım’; adeta o duygunun içine yerleştim. Bazı anlarda teknikten çok hisle hareket ettim. Çünkü bu tür eserlerde fazla dokunuş, duygunun önüne geçebiliyor.</p>



<p>Düzenlemede bilinçli olarak geri çekildiğim anlar oldu; enstrüman kalabalığı yerine boşluğa da alan bıraktım. Çünkü bazen sessizlik bile bir notadır.</p>



<p>Kendi hayatımdaki yaşanmışlıkları, kendi melankolimi kattım ama şarkının özündeki o devasa yükü zedelemeden, sadece kendi rengimi vererek bir denge kurdum. Sadeliğin gücü, bazen binlerce enstrümandan daha fazla ses getirir.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-67 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="704" height="1024" data-id="182726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-704x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182726" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-704x1024.jpg 704w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-206x300.jpg 206w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-696x1012.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003-289x420.jpg 289w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080003.jpg 720w" sizes="(max-width: 704px) 100vw, 704px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sekiz yaşında kendi yaptığınız ahşap gitarla başlayan; bağlama, gitar, mızıka gibi birçok enstrümanı kapsayan bir serüveniniz var. Bu yolculukta bir Ahmet Kaya cover&#8217;ı yapmak sizin için ne anlam taşıyor?</em></p>



<p>“Sekiz yaşındaki o çocuğun ahşaptan yaptığı gitarla başlayan merak, zaman içinde beni bağlamanın toprağına, gitarın modernliğine ve mızıkanın o içli sesine uzanan çok enstrümanlı bir dünyaya taşıdı. Bağlama kursundan çıktıktan sonra ise kendi kendime öğrendiğim Ahmet Kaya şarkılarını eve gidip arkadaşlarıma, aileme çalmaya çalıştığımı hatırlıyorum.</p>



<p>“Ahmet Kaya şarkıları benim çocukluğumdur. Şarkılarında, özellikle zor zamanlarımda manevi olarak bana eşlik eden bir taraf bulmuşumdur; adeta bir dert ortağı gibi hissettiğim anlar olmuştur.</p>



<p>Her enstrüman ise bu yolculukta ayrı bir durak gibi oldu; her biri müzikal kimliğime başka bir renk ve ifade biçimi kattı.”</p>



<p>Ahmet Kaya cover’ı yapmak benim için sadece bir yorum değil, bu yolculuğun en anlamlı karşılaşmalarından biri oldu. Çünkü Ahmet Kaya, sadece bir sanatçı değil; bu toprakların vicdanını, acısını ve hafızasını taşıyan bir isim.</p>



<p>Kendi enstrümanlarımla, yıllar içinde biriktirdiğim o çok sesli dünyayla bu esere dokunmak, aslında kendi müzikal kimliğimin kökleriyle yeniden buluşması gibi. Bir anlamda geçmişimle bugünün el sıkışmasıydı bu.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-68 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="710" height="942" data-id="182727" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997.jpg" alt="" class="wp-image-182727" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997.jpg 710w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-226x300.jpg 226w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-696x923.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079997-317x420.jpg 317w" sizes="(max-width: 710px) 100vw, 710px" /></figure>
</figure>



<p><em>20 yıllık bir bekleyişten sonra eser yayınlamak, popüler kültürün o &#8220;hız&#8221; çağında bir başkaldırı olarak yorumlanabilir mi?</em></p>



<p>“Kesinlikle bir başkaldırı tarafı var. Bugün her şeyin hızla tüketildiği, şarkıların birkaç hafta içinde gündemden düşüp unutulduğu bir düzende yaşıyoruz. Sürekli üreten ama çok az ‘yaşayan’ bir çağ bu.</p>



<p>20 yıl boyunca bir eseri bekletmek, ona zaman tanımak; aslında bu hızın tam tersine yürümek demek. Benim için bu süreç, modern dünyanın dayattığı ‘hızlı üret – hızlı tüket’ kültürüne karşı bilinçli bir duruş oldu.</p>



<p>Ben hiçbir zaman hızlı tüketilen bir şey üretme derdinde olmadım. Daha çok, yıllar sonra bile geri dönüp yeniden hissedilebilen işler bırakmanın peşindeyim.</p>



<p>Bu bekleyiş bana şunu öğretti: Kalıcılık, hızdan daha güçlüdür. Ve bazen en büyük ifade, acele etmemekte gizlidir. Üretmek benim doğamda var; asıl önemli olan, ürettiğim şeyin zamana dayanabilmesi.”</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079984.mp4"></video></figure>



<p><em><strong>Anadolu rock </strong>kökenli bir sanatçı olarak müziğinizde folklorik, etnik ve rock unsurları nasıl harmanlıyorsunuz? Cem Karaca ve <strong>Barış Akarsu</strong> benzetmeleri için ne dersiniz?</em></p>



<p>“Müziğimde <strong>Cem Karaca’nın</strong> teatral ve derin anlatımı benim için çok güçlü ve doğrudan bir referanstır. Anadolu rock geleneğini bugünün diliyle buluştururken, onun bıraktığı o anlatı gücünden mutlaka besleniyorum.</p>



<p>Barış Akarsu ise benim için müzikal bir referans çizgisinden ziyade, bu topraklarda çok güçlü bir samimiyet ve sahicilik bırakmış özel bir isim. Yıllardır hem dinleyicilerden hem de çevremden gelen benzetmeleri de anlayışla karşılıyorum; ancak bu benzerlikler, doğrudan onun müzikal yolculuğunu takip ettiğim ya da o çizgiden ilerlediğim anlamına gelmiyor. Kendi yolum ve müzikal arayışım farklı bir eksende ilerliyor. Buna rağmen, onun müziğinin ve bıraktığı kitlenin taşıdığı sevgi ve bağlılık çok kıymetli.</p>



<p>Benim asıl yolum, Anadolu rock geleneğini kendi özgün dilimle yeniden yorumlamak ve bu toprakların hikâyesini bugünün rock estetiği içinde anlatabilmek. Ben daha çok, çok enstrümanlı yapım ve sanata evrensel bakışımla, farklı ve deneysel alanlara da açılabilen kendi özgün yolumu kuruyorum.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-69 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="706" height="1024" data-id="182729" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-706x1024.jpg" alt="" class="wp-image-182729" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-706x1024.jpg 706w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-207x300.jpg 207w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-696x1010.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004-289x420.jpg 289w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080004.jpg 720w" sizes="(max-width: 706px) 100vw, 706px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sanatın opera ve tiyatro salonlarında daha görünür olması temenniniz var. Sizce sanatçının topluma ve kültüre karşı sorumluluğu nedir?</em></p>



<p>“Sanatçı sadece eğlence üreten bir figür değil; toplumu estetik olarak besleyen ve onu daha yukarı taşıyan bir sorumluluğun parçasıdır.</p>



<p>Sanatın, o tozlu sahnelerin taşıdığı asaletten koparılarak yalnızca sığ ve hızlı tüketilen alanlara hapsedilmesine karşıyım. Tiyatro ve operanın taşıdığı derinlik, disiplin ve estetik anlayışın hayatın her alanına daha fazla sızması gerektiğine inanıyorum.</p>



<p>Kültürümüzü magazinel bir yüzeysellikten uzaklaştırıp, ona hak ettiği asil ve entelektüel duruşu yeniden kazandırmak hepimizin sorumluluğu. Sanat aynı zamanda yaşananları görmezden gelmeyen, toplumsal olanı sezme ve görünmeyeni hissettirme gücüdür.</p>



<p>Sanatçı, toplumun sadece aynası değil; aynı zamanda yön gösteren, ışık tutan bir meşaledir.</p>



<p><em>Dijital platformlarda bağımsız bir sanatçı olarak yol alıyorsunuz. Bağımsız üretimde karşılaştığınız en büyük zorluklar ve avantajlar neler? Kırmızı ve Memleket Hasreti&#8217;nin dijital yolculuğu beklentilerinizi karşıladı mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-70 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="816" data-id="182734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013.jpg" alt="" class="wp-image-182734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-265x300.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-696x789.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000080013-371x420.jpg 371w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>“Bağımsız olmak özgürlük olduğu kadar aynı zamanda ciddi bir yalnızlık da getiriyor. En büyük zorluklardan biri, tüm süreci kendi imkânlarınla yönetmek ve dijital platformların hızlı akışı içinde emeğin gerçek karşılığını görünür kılabilmek.</p>



<p>Spotify ve benzeri dijital mecralar bugün çok büyük bir akışın parçası. Bu hızın içinde bazen rakamsal karşılıklar, işin duygusal ve sahici tarafını tam olarak yansıtmayabiliyor. Bu yüzden ben her zaman sayılardan çok, dinleyiciyle kurulan gerçek bağa odaklanıyorum.</p>



<p>‘Kırmızı’ için konuşursak, dijital anlamda beklentilerimi tam olarak karşılayan bir sonuç olmadı. Ama bu süreç benim için yine de öğretici ve değerliydi.</p>



<p>‘Memleket Hasreti’ ise daha çok yeni bir yolculuk; onun karşılığını değerlendirmek için henüz erken olduğunu düşünüyorum.</p>



<p>Benim için asıl karşılık, yıllar içinde oluşan gerçek dinleyici bağıdır. Sahne hayatım boyunca biriken ve her geçen gün adeta çığ gibi büyüyen bu bağ, her türlü dijital göstergeden çok daha kıymetli bir yerde duruyor.”</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-71 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="636" height="961" data-id="182733" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991.jpg" alt="" class="wp-image-182733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991.jpg 636w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991-199x300.jpg 199w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079991-278x420.jpg 278w" sizes="(max-width: 636px) 100vw, 636px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir müzisyen ve anlatıcı olarak Memleket Hasreti projesinden sonra Rıza Gökbayrak’ın müzikal rotası hangi yöne doğru evrilecek?</em></p>



<p>“Ben sadece bir yorumcu olarak kalacak biri değilim. Müziğe bakışım sabit bir çizgi değil; sürekli keşfeden, kendini yenileyen bir yolculuk.</p>



<p>Evrensel bir müzikal dilin peşindeyim. Farklı coğrafyaların ezgileri, dilleri ve tınıları her zaman ilgimi çekiyor; yarın beni Farsça, Yunanca, Balkanlardan ya da Kürtçe bir ezgiyi kendi sound’umla yeniden yorumlarken görebilirsiniz.</p>



<p>Sınırları seven bir yerden değil, sınırları aşan bir yerden bakıyorum. Çünkü müzik benim için kalıpların değil, ihtimallerin alanı.</p>



<p>Öte yandan kendi bestelerim de bu yolculuğun çok önemli bir parçası. Şu an kendi içinde demleniyorlar; doğru zamanı geldiğinde, kendi hikâyelerimi en sahici haliyle dinleyiciyle paylaşacağım.”</p>



<p>Benim için müzik, sınırların değil ihtimallerin olduğu bir alan. Ve bu yolculuk, sürekli dönüşen ve kaendini yenileyen bir ifade alanı olmaya devam edecek.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079983.mp4" length="9299833" type="video/mp4" />
<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/05/1000079984.mp4" length="9652208" type="video/mp4" />

			</item>
	</channel>
</rss>
