<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültür/Sanat &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/kultur-sanat-2/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Nov 2026 18:03:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.11</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Kültür/Sanat &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ahmet Mekin&#8217;in öldüğü iddia edildi: Açıklama torunu Mekin Sezer&#8217;den geldi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ahmet-mekinin-oldugu-iddia-edildi-aciklama-torunu-mekin-sezerden-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 18:03:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187871</guid>

					<description><![CDATA[Yeşilçam’ın usta oyuncusu Ahmet Mekin hakkında ortaya atılan ölüm iddiası ailesini harekete geçirdi. 94 yaşındaki sanatçının hayatını kaybettiği yönündeki paylaşımlara torunu, oyuncu Mekin Sezer’den yanıt geldi. Sezer, dedesinin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek iddiaları kesin bir dille yalanladı. Ahmet Mekin&#8217;in hayatını kaybettiğine ilişkin paylaşımların ardından torunu Mekin Sezer, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Dedesinin sağlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><br>Yeşilçam’ın usta oyuncusu <a href="https://www.sondakika.com/ahmet-mekin/">Ahmet Mekin</a> hakkında ortaya atılan ölüm iddiası ailesini harekete geçirdi. 94 yaşındaki sanatçının hayatını kaybettiği yönündeki paylaşımlara torunu, oyuncu Mekin Sezer’den yanıt geldi. Sezer, dedesinin sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek iddiaları kesin bir dille yalanladı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="1024" height="707" data-id="187872" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1024x707.jpg" alt="" class="wp-image-187872" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1024x707.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-300x207.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-768x530.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-696x480.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-1068x737.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612-609x420.jpg 609w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115612.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ahmet Mekin&#8217;in hayatını kaybettiğine ilişkin paylaşımların ardından torunu Mekin Sezer, sosyal medya hesabından açıklama yaptı. Dedesinin sağlık durumunda herhangi bir sorun bulunmadığını söyleyen Sezer, şu ifadeleri kullandı:</p>



<p>&#8220;Daha fazla yazmayın yalan haber! Dedemle alakalı bir sıkıntı yok, iyiyiz sağlıklıyız.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İsmet HERGÜNŞEN; Buzdağının ardındaki gerçek</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/02/ismet-hergunsen-buzdaginin-ardindaki-gercek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2026 09:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet HERGÜNŞEN]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet Hergünşen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187865</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&#160; Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir. İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&#160; Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilim, tekil olaylardan çok, iki ülkenin değişen önceliklerinden ve farklılaşan siyasi yaklaşımlarından kaynaklanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Geleneksel olarak “iki devlet, bir millet” anlayışıyla tanımlanan ilişkiler, bugün iki egemen devletin kendi ulusal çıkarlarını öncelediği yeni bir sınavdan geçmektedir.</p>



<p>İlk gerilim hattı, Azerbaycan’ın laiklik politikasıdır.&nbsp;</p>



<p>Eğitim Kanunu’na eklenen laiklik maddesi ve devlet okullarında laiklik ilkesine aykırı görülen giyim unsurlarına getirilen düzenlemeler tartışmalara yol açtı.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’den de kimi çevrelerden gelen tepkilere Azerbaycan iktidar partisinin iç işlerine müdahale eleştirisiyle karşılık vermesi, meseleyi diplomasi alanına taşımıştır.</p>



<p>Azerbaycan’ın bu noktada kaygısı İran’dan sonra Türkiye’den gelen bazı din özellikli kuruluşları ideolojik bir sızma olarak görmesidir.</p>



<p>Hatırlanmalıdır ki; Türkiye’de laiklik ilkesi, 5 Şubat 1937’de 1924 Anayasası’nın 2. maddesine eklenmiş; 1961 ve 1982 anayasalarında da Cumhuriyetin temel nitelikleri arasındaki yerini korumuştur.</p>



<p>Bununla birlikte laikliğin uygulanma biçimi, her ülkenin kendi anayasal düzeni ve toplumsal koşulları içinde değerlendirilmelidir.&nbsp;</p>



<p>İkinci sorun, Azerbaycan’ın İsrail ile olan ilişkileridir.</p>



<p>Bakü’den Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sevkiyatı yapıldığı iddiaları, Gazze sonrasında Türkiye’de yükselen hassasiyetlerle birleşerek kamuoyunda eleştirilere neden olmuştur.</p>



<p>Bu konu ilişkilerin mayınlı alanıdır. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, Türkiye&#8217;nin Filistin konusunda yeni bir diplomatik yaklaşım arayışına ihtiyaç olduğunu düşündürüyor.</p>



<p>Üçüncü ve daha yapısal sorun, iki ülkenin uluslararası ilişkilerde farklı yerde durduğu gerçeğidir.</p>



<p>2020 öncesinde Azerbaycan’da Türkiye’ye duyulan güvenlik bağımlılığı belirgindi. Karabağ zaferinden sonra ise Bakü’de kendi kararlarını bağımsız biçimde alma iradesi daha görünür hale geldi</p>



<p>Bakü, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını önceleyen bir ortaklık isterken Ankara, bunlara ek olarak siyasi, dini ve kültürel değerlerde de ortaklık bekliyor.</p>



<p>Beklenti farklılıkları KKTC (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) meselesinde de görülmektedir.</p>



<p>Azerbaycan, Türk Devletleri Teşkilatı içerisinde KKTC’yi desteklemekte, ancak Avrupa Birliği ilişkileri nedeniyle tanımamaktadır.&nbsp;</p>



<p>Türkiye’nin ise bu konuda yeterli desteği görmediği bir gerçektir.</p>



<p>Bölgesel güçlerin çıkarları da ilişkilerin geleceğini etkilemektedir.</p>



<p>Rusya, ABD ve İran’ın bölgesel çıkarları da kırılganlığı artırmaktadır.</p>



<p>Moskova’nın, Türkiye-Azerbaycan yakınlaşmasının zayıflamasından yarar sağlamaya çalışabileceği göz ardı edilmemelidir.</p>



<p>Vashington enerji güzergahlarının güvenliğini ve Güney Kafkasya’da barışı desteklerken, İran’ın Zengezur güzergahı ve Azerbaycan-İsrail ilişkileri konusundaki kaygıları da bölgesel rekabetin önemli unsurları arasındadır.</p>



<p>Son dönemde yaşanan diplomatik gelişmeler, ilişkilerdeki kırılganlığı açıkça ortaya koymuştur.</p>



<p>Her iki ülke liderlerinin temasları ve sonrasında danışmanın görevden ayrılması, gerilimin yatıştırılmasına yönelik adımlar olarak görülmüştü.</p>



<p>Ancak, Türk Dünyası Liderler Zirvesine Azerbaycan Lideri’nin katılmayışı ve BM genel Sekreterliği’ne Türkiye adayının yerine BAE adayının desteklenmesi, köprünün altından daha çok sular akacağını göstermektedir.</p>



<p>Sonuç olarak, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri kopmaktan çok dönüşüm geçirmektedir. Geleneksel abi-kardeş anlayışından, iki egemen devletin karşılıklı çıkarlarını müzakere ettiği bir ortaklığa geçiş yaşanmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Bu dönüşümün kalıcı başarıya ulaşması, sembolik görüntülerden ziyade güçlü kurumlara, açık iletişime ve karşılıklı saygıya bağlıdır.</p>



<p>Kalıcı çözüm için kurumsal adımların atılması artık bir zorunluluktur.&nbsp;</p>



<p>Son sözse; Her iki ülkenin geleceğini, buzdağının büyüklüğü değil, bu engelleri birlikte aşabilme iradeleri belirleyecektir. Kısacası, devlet aklı galebe gelmelidir.</p>



<p>İsmet <strong>HERGÜNŞEN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdulkadir AKDEMİR/ Eğitmen /Yazar/ Şiir</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/abdulkadir-akdemir-egitmen-yazar-siir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir akdemir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187806</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz&#8221; Taşranın sapa yollarından modern insanın kalabalık yalnızlıklarına uzanan bir yolculuk… On dört yıllık derin bir sükûnetin ardından gelen Ölüler Fihristi vesilesiyle şair Abdulkadir Akdemir’le şiirin&#160; masa başından hayata, kavgadan içe dönüşe, yüksek sesteki itirazdan ölümün ve unutuluşun kıyısındaki hafızaya varan serüvenini; “ben”in “biz”e açılışını, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz&#8221;</strong></p>



<p><em>Taşranın sapa yollarından modern insanın kalabalık yalnızlıklarına uzanan bir yolculuk… On dört yıllık derin bir sükûnetin ardından gelen Ölüler Fihristi vesilesiyle şair Abdulkadir Akdemir’le şiirin&nbsp; masa başından hayata, kavgadan içe dönüşe, yüksek sesteki itirazdan ölümün ve unutuluşun kıyısındaki hafızaya varan serüvenini; “ben”in “biz”e açılışını, çağın tanıklığını ve hatırlamanın ısrarını konuştuk.</em></p>



<p><em>İlk şiir kitabınız <strong>Taşranın Sazendesi</strong> 2012’de yayımlandı; Ölüler Fihristi ise 2026’da geldi. Arada yaklaşık on dört yıllık bir kitap sessizliği var. Bu uzun ara neden yaşandı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="412" height="550" data-id="187807" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422.jpg" alt="" class="wp-image-187807" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422.jpg 412w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115422-315x420.jpg 315w" sizes="(max-width: 412px) 100vw, 412px" /></figure>
</figure>



<p>Sanırım biraz da hayat araya girdi. İçimde şiirle düşünen kişiyi kaybettiğim uzun bir dönem var. Buna sebep olan birçok şey var tabi fakat bunlar mevzumuz değil. Daha sonra bağıran, kavgacı, hayatın falsolarıyla ters düşen, doğruluğu kendi çapında hâkim kılmak isteyen bu kişinin yerine; daha içe dönük, ölümü gören, ayakları daha yere basan, anlatmaya zorlayan değil ayna olan kişi geldi.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Çok şey yaşandı, bazı insanlar hayatıma girdi, bazıları çıktı. Kaybettiklerim oldu, unuttuklarım oldu, unutamadıklarım oldu. Bir de insan yaş aldıkça daha önce çok önemli sandığı bazı şeylerin aslında o kadar da önemli olmadığını fark ediyor. Bunun şiire de yansıması kaçınılmaz.</p>



<p>Sonra bir gün fark ettim ki elimde yalnızca şiirler değil, yılların biriktirdiği bir tortu var. İnsanların yüzleri, ölümler, yarım kalmış hikâyeler, söylenmemiş sözler var. <strong>Ölüler Fihristi </strong>biraz da bu tortunun kitabı.</p>



<p>O yüzden on dört yıl için “geç kaldım” demiyorum. Belki erken yayımlasaydım, bugün Ölüler Fihristi diye bir kitap olmayacaktı.</p>



<p>Bazen şairin yapması gereken şey yazmak değil, biraz da yaşamak. Çünkü bazı şiirler masa başında yazılmıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="768" data-id="187808" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-187808" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1024x768.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-300x225.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-768x576.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-80x60.jpg 80w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-265x198.jpg 265w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-696x522.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-1068x801.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416-560x420.jpg 560w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115416.jpg 1448w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>  “<em><strong>Taşranın Sazendesi</strong>” üzerine yapılan bir değerlendirmede, şiirlerinizdeki “ben”in “biz”e dönüşme çabasına dikkat çekilmiş. Şiirde “ben”den “biz”e geçişi neden önemli buluyorsunuz? </em></p>



<p>Değerli Şair Fatih Yavuz ÇİÇEK’in Taşranın Sazendesi’ne dair Dergâh dergisinde yayımlanan yazısında dikkat çektiği bir mevzuydu bu. Şiirde “ben”den “biz”e geçişi aslında bir dönüşümden çok, bir fark ediş olarak görüyorum. Çünkü şiirde konuşan “ben”, hiçbir zaman bütünüyle yalnız bir varlık değildir. Onun dili başkalarından gelir, acıları yaşadığı çağın içinden geçer, hafızası ise kendisine ait olmayan birçok hayatın izini taşır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="984" height="1024" data-id="187809" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-984x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187809" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-984x1024.jpg 984w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-288x300.jpg 288w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-768x800.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-696x725.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417-403x420.jpg 403w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115417.jpg 1048w" sizes="(max-width: 984px) 100vw, 984px" /></figure>
</figure>



<p>Bu nedenle şiirdeki “ben”i yalnızca bireysel bir özne olarak kurmak bana yeterli gelmiyor. İnsan kendi içine ne kadar çekilirse çekilsin, söylediği sözün içinde ailesi, yaşadığı şehir, toplumdaki konumu, çocukluğu, korkuları ve başkalarının hayatları da vardır. Şiir biraz da bu görünmeyen kalabalığı duyulur hâle getirme çabasıdır.</p>



<p>Benim için “biz”, “ben”in karşıtı değil; onun içinde gelişen çoğulluktur. Şiirde “biz”e yaklaşmak, bireyi silmek ya da kişisel sesi toplumsal bir söyleme teslim etmek anlamına gelmez. Tam tersine, “ben”in kendisini tek ve benzersiz bir merkez olarak görme iddiasından vazgeçmesidir. Şair kendi hayatından konuşurken, başka hayatların da o sözün içinde kendilerine ait bir yer bulabilmesini sağlar ya da sağlayabilmelidir.</p>



<p>Bu yüzden şiirde önemli olan “ben”i “biz”e dönüştürmekten çok, “ben” dediğimiz şeyin zaten ne kadar çok kişiden oluştuğunu fark edebilmektir.&nbsp;</p>



<p><em>Yine “Taşranın Sazendesi”nde  Ortadoğu, insan kıyımları, faili meçhuller ve coğrafyanın acıları gibi toplumsal meseleler şiire giriyor. Şairin yaşadığı çağın tanığı olma sorumluluğu olduğuna inanıyor musunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" data-id="187810" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187810" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-683x1024.jpg 683w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-768x1152.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-696x1044.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418-280x420.jpg 280w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115418.jpg 1024w" sizes="(max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure>
</figure>



<p>Şairin yaşadığı çağa karşı bir tanıklık sorumluluğu olduğunu düşünüyorum fakat bu tanıklığı bir görev emri gibi görmüyorum. Şair ne gazetecidir ne tarihçidir ne de çağının resmi tutanağını tutmakla yükümlüdür. Şairin tanıklığı başka bir yerde başlar. İnsanların alıştığı ve bir süre sonra görmezden geldiği acıyı yeniden görünür kılmaktır bu tanıklığın esas amacı.</p>



<p>Ortadoğu&#8217;ya, Orta Asya’nın doğusuna, insan kıyımlarına, ya da coğrafyanın yaralarına şiirde yer verirken amacım güncel olayları şiire taşımak değildi. Çünkü haberin ömrü kısadır; şiirin meselesi ise yalnızca olayın kendisi değil, o olayın insanın hafızasında açtığı yaradır.</p>



<p>Bir insanın öldürülmesi bir haberdir. Ama o ölümün ardından geride kalan sessizlik, korku, bekleyiş, yas ve unutulma duygusu şiirin alanına girer. Ben daha çok o ikinci tarafla ilgileniyorum.</p>



<p>Şairin çağının tanığı olması, her gördüğünü yazması anlamına gelmiyor. Bazen tanıklık, herkesin konuştuğu yerde başka bir şey söylemek veya başka şekilde söylemektir.</p>



<p>Ben şiirin dünyayı değiştireceği gibi büyük ve romantik bir iddiaya da sahip değilim. Çünkü artık genç değilim. Ama şiirin, dünyanın değiştiremediği bazı şeyleri hafızada tutabileceğine inanıyorum. Bir şiir bir katliamı durduramaz belki; fakat o katliamın yalnızca bir sayı, bir tarih ya da bir haber başlığı olarak unutulmasına direnebilir.</p>



<p>Benim için şairin sorumluluğu biraz da burada başlıyor. Şair, çağın tanığı olmak kadar; çağın unutturmaya çalıştıklarının da hatırlatıcısı olmalıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="500" height="778" data-id="187811" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423.jpg" alt="" class="wp-image-187811" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423.jpg 500w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115423-270x420.jpg 270w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yeni kitabınızın adı oldukça çarpıcı: <strong>Ölüler Fihristi</strong>. Bir kitabı &#8220;Fihrist&#8221; olarak kurgulamak; kayıpları, faniliği ve geçmişi sistematik bir döküm haline getirmek demek. Ölüler Fihristi, modern insanın unuttuğu kederleri ve kayıpları kayda geçiren bir envanter çalışması mı? </em></p>



<p>“Fihrist” kelimesi benim için yalnızca bir sıralama ya da kayıt anlamına gelmiyor. Fihrist, bir şeyleri görünür kılar, yerini belirler, kaybolmasını engeller. Ölüler Fihristi’ni yazarken de biraz böyle düşündüm. Çünkü ölüm, yalnızca ölen kişiye ait bir şey değil. Geride kalanların hafızasında, dilinde, suskunluğunda ve gündelik hayatında devam eden bir tarafı var. Birini kaybettiğimizde onunla birlikte bazı kelimeleri, bazı alışkanlıkları, bazı ihtimalleri de kaybediyoruz. Sonra hayat devam ediyor ve insan, farkına varmadan kaybettiklerinin üzerini gündelik hayatla örtmeye başlıyor.&nbsp;</p>



<p>Ben biraz o örtünün altına baktım.</p>



<p>Bu nedenle Ölüler Fihristi’ni modern insanın unutulmuş kederlerini kayda geçiren bir envanter olarak tanımlamak mümkün fakat benim için mesele bundan daha derinde. Çünkü şiir, bir nüfus memuru gibi ölülerin isimlerini kaydetmiyor. Onların bizde bıraktığı eksilmeyi kayda geçiriyor. Bazen bir insanın ölümünün oluşturduğu yıkımdan çok, onun ardından hayatımızda oluşan boşluk daha uzun ömürlü oluyor.</p>



<p>Bir de şuna inanıyorum: İnsanları yalnızca öldüklerinde değil, unuttuğumuzda da ikinci kez öldürüyoruz. Bir ismi söylemediğimizde, bir hikâyeyi anlatmadığımızda, bir acıyı hatırlamaktan vazgeçtiğimizde ölüm tamamlanmış oluyor.</p>



<p>Bu yüzden kitap biraz da unutmaya karşı tutulmuş bir fihrist. Ama bu fihristin sayfalarında yalnızca ölülerin isimleri yok. Biz varız; bizim kayıplarımız, suskunluklarımız, suçluluklarımız, hatırlama biçimlerimiz ve giderek ölülerimize benzeyen taraflarımız var.</p>



<p>Kitabın adı da buradan geliyor: Ölüler Fihristi, bir anlamda <em>ölülerin değil, onları unutmaya başlayanların</em> kitabıdır.</p>



<p><em>Ölüler Fihristi ile ilgili  yapılan yorumlarda “ölümün sessizliğinden çok hatırlamanın ısrarının öne çıktığı” ifade ediliyor. Modern insanın en büyük kaybının ölüm değil, hatırlama yeteneğini kaybetmek olduğunu düşünüyor musunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" data-id="187812" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-768x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187812" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-768x1024.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-225x300.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-1152x1536.jpg 1152w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-696x928.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-1068x1424.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419-315x420.jpg 315w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115419.jpg 1200w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Evet, buna büyük ölçüde katılıyorum. Çünkü ölüm insanlık durumunun kaçınılmaz bir parçası; asıl tehlike, ölümün ardından hatırlamanın da ortadan kalkması. Bir insan öldüğünde biyolojik olarak yok olur ama hafızada, dilde, hikâyelerde yaşamaya devam edebilir. Unutulduğunda ise ikinci ve daha sessiz bir ölüm gerçekleşiyor.</p>



<p>Modern insanın en büyük paradokslarından biri de burada ortaya çıkıyor. Hiç olmadığı kadar çok şeyi kaydediyoruz ama giderek daha azını hatırlıyoruz. Telefonlarımızda binlerce fotoğraf, dijital arşivlerde milyonlarca belge, sosyal medyada sayısız anı var fakat bütün bu kayıt bolluğunun içinde hafızamız zayıflıyor. Hatırlamakla kaydetmek aynı şey değil. Kayıt, bir şeyin var olduğunu kanıtlar; hatırlamak ise ona yeniden anlam verir. Tabi hatırlamak için de önce kaydetmek gerekir.</p>



<p>Ölüler Fihristi’nde benim ilgilendiğim mesele biraz da bu. Ölümün kendisinden ziyade, ölümden sonra geriye ne kaldığıyla; bir ismin, bir yüzün, bir acının, bir hikâyenin hafızamızda ne kadar süre yaşayabildiğiyle ilgileniyorum. Çünkü unutmak bazen doğal bir süreç değil, bir tür konfor biçimi de olabiliyor. Hatırlamak ise insanı rahatsız eden, geçmişle yeniden karşılaştıran bir eylem.</p>



<p>Bu nedenle kitaptaki hatırlama ısrarını biraz da bir vicdan meselesi olarak görüyorum. Hatırlamak, geçmişi değiştirmez; öleni geri getirmez ama onların yaşadıklarının, bizim yaşadığımız dünyanın dışında kalmasına izin vermez.</p>



<p><em>İlk kitabınızda dünyaya ve insana karşı daha yüksek sesle itiraz eden bir şair var. Aradan geçen yılların ardından Ölüler Fihristinde ise daha sessiz, daha derin ve ölümün hafızasıyla konuşan bir şair var. Bugün geriye dönüp baktığınızda, sizce değişen şey dünya mı, şiiriniz mi, yoksa dünyaya bakan gözleriniz mi? </em></p>



<p>Sanırım değişen yalnızca dünya ya da yalnızca şiirim değil; en çok, dünyaya bakma biçimim değişti. İlk kitabımda dünyayla daha doğrudan bir hesaplaşma ihtiyacı duyuyordum. İtirazın sesini yükseltmek gerektiğine inanıyordum. Çünkü insan, gördüğü haksızlık karşısında bazen susarak kendisini de eksiltiyor.</p>



<p>Aradan geçen yıllar bana şunu öğretti: Sesin yükselmesi her zaman sözün güçlendiği anlamına gelmiyor. Bazen insan sustukça daha derinden konuşmaya başlıyor. Ölüler Fihristi’ndeki sessizliği bu nedenle bir geri çekilme olarak görmüyorum. Daha çok, itirazın biçim değiştirmesi olarak görüyorum.</p>



<p>İlk kitapta dünyaya karşı daha fazla sözüm vardı; bugün ise dünyanın insanda bıraktığı izlere bakıyorum. Önceden “Neden böyle oluyor?” diye sorarken, şimdi “Bunun insanda bıraktığı etki nedir?” diye soruyorum. Galiba şiirimdeki asıl değişim burada.</p>



<p>Dünya değişti mi? Elbette değişti, ama insanın bazı acıları değişmedi. Savaşlar, ölümler, kayıplar, yalnızlıklar biçim ve mekân değiştirerek devam ediyor. Değişen biraz da benim bunlara bakarken duyduğum mesafe. İlk kitabımda acının karşısında duruyordum; şimdi onun içine, insanın hafızasında bıraktığı yere bakıyorum.</p>



<p>Bu yüzden Ölüler Fihristi’ni daha sessiz bir kitap olarak kabul ediyorum ama daha suskun bir kitap olarak değil. İlk kitapta dünyaya itiraz eden bir ses varsa, bu kitapta o itirazın yankısını anlamaya çalışan bir kişi var.</p>



<p>Şiir her zaman bağırmak zorunda değil. Bazı şeyler ancak sesinizi alçalttığınızda duyulabiliyor. Ölüm de, hafıza da, kayıp da böyle şeyler.</p>



<p><em>Şair kimliğinizin yanı sıra <strong>Türkçe Öğretmenisiniz</strong>. Öğrencilerinize şiiri sevdirmek için tek bir şiir okutma hakkınız olsaydı hangi şiiri seçerdiniz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="698" data-id="187816" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421.jpg" alt="" class="wp-image-187816" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-300x291.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-696x675.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/11/1000115421-433x420.jpg 433w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Bu soruyu sormanıza sevindim. En sevdiğim etkinliklerden biri şiir okuma, ezberleme etkinliğidir. Her sınıf düzeyinde belirlediğim onlarca şiir var. Tek bir şiir ismi istediğiniz için Muzaffer Tayyip USLU’nun Rüştü’den Gelen Mektup adlı şiirini tercih ederim.</p>



<p><em>Abdulkadir Akdemir kendini   2 kelime ile anlatabilecek olsaydı. Bu kelimeler ne olurdu? </em></p>



<p>“<strong><em>İçeride ve dışarıda</em></strong>.” <br>Hem kendi içime hem dünyanın gürültüsüne bakıyorum, ikisinin kesiştiği yerde şiirim başlıyor.</p>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdin?</em></p>



<p>Yerkürede gönlümüzün razı olmadığı çok şey var. Ben yalnız birine değinmek istiyorum. Acı çeken, çaresiz hastalığa yakalanan, ölen çocukların olmadığı bir dünya istiyorum.i</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cengiz ERDİL; İSTANBUL’A  “MEGA” ELBİSESiNİ KİMLER GİYDİRDİ? </title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/cengiz-erdil-istanbula-mega-elbisesini-kimler-giydirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Nov 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz ERDİL]]></category>
		<category><![CDATA[DEPREM]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187798</guid>

					<description><![CDATA[“Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz” Cemal Süreya böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış.  Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘MEGA’ elbisesi var.  Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi Kadıköy’ün kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik!  İstanbul’da gözler kör oldu, kentin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>“<strong><em>Eski bir Osmanlı paşası gibi/ Feodaliteyi süpüren bıyıklarıyla/İstanbul, İstanbul uzakta/ İstanbul’a ateş etmeyiniz”</em></strong></p>



<p><strong>Cemal Süreya</strong> böyle demiş ama İstanbul’a ne eski zamanda, ne yeni zamanda ateş etmeyen kalmamış. </p>



<p>Şimdi üstünde ateşten dikilmiş ‘<strong>MEGA</strong>’ elbisesi var. </p>



<p>Yeni zaman beyleri keşke eskinin Kalkedon’un yani körler ülkesi <strong>Kadıköy’ün</strong> kurucuları olsaydı da bugünleri görmeseydik! </p>



<p>İstanbul’da gözler kör oldu, kentin <strong>betona</strong> gömüldüğünü, taşıyamacağı  kadar insanı bırak güvertesini; filikalarını bile doldurduğunu göremediler.</p>



<p>Az sayıda da olsa görenlere etmedik hakaretlerini bırakmadılar. Kent ve kalkınma düşmanı ilan ettiler.</p>



<p>Denizi doldurdular, <strong>trafiği</strong> cehenneme çevirdiler,  İstanbul dünyada metronun ilk açıldığı kenti (Beyoğlu <strong>Tünel</strong>)…  130 yıl yeraltını düşünmediler bile…O küçük tünel bile yıllarca İstanbul ulaşımında kılcal damarı oldu. Dünya kentleri  yeraltı demiryolu hatlarıyla sarıldıktan sonra  yedi tepeli kenttin anca aklı başına geldi.</p>



<p>Hatırlıyorum; betoncular ve destekçileri, “elin insanı Tokyo’nun, Paris ve New York’un büyüklüğünden şikayetçi değil, İstanbul’da elbette <strong>büyüyecek</strong>” diyorlardı. Oysa, bilimden yana olanların dediği ulaşımı yeraltına inmiş, planlı, parklarla dolu bir kentti.</p>



<p>Anlamadılar… Artık İstanbul’un son durağında Megakent yazılı tabela var…&nbsp; Peki nereden çıktı bu &#8220;Mega Masalı&#8221;…</p>



<p>Megakent kavramı, 1970&#8217;li yıllarda ortaya çıktı. Nüfusu 10 milyonu aşan devasa kent alanlarını tanımlamak için  kullanıldı. Bizde ‘büyük kırılma’ sayılan <strong>12 Eylül</strong>’den sonra <strong>Kapitalizmin</strong> çok serbest olanına(!) en yakışan kent olarak İstanbul seçilmişti.</p>



<p>Zarif minareli, kubbeli camiler kentinin muhafazarkarları ve liberal kişilikler; küresel <strong>finans</strong> <strong>merkezi</strong> lafı ortaya attılar, hala bu illüzyonun çevresinde dönülüyor.</p>



<p>“<strong>Dünya Kenti</strong>” uydurması bir gurur payesi gibi pazarlandı. Kentin plansız büyümesi, nüfus patlaması ve denetimsiz göçü; bir kentsel felaket uyarısı olarak görülmek yerine &#8220;Büyüyoruz, megakent oluyoruz!&#8221; masalıyla ambalajlandı.</p>



<p>İstanbul’un Mega Olmaya İhtiyacı Var mıydı?</p>



<p>İstanbul kurulduğu zamandan beri zaten kalabalık bir yerleşim yeriydi. İki denize hakimiyeti, iki kıtanın durağı olması tarihin her döneminde İstanbul’u önemli kıldı. Göç aldı, ancak yeni zamanda yaşananlar ‘ bu kadarı da fazla’ dedirtiyor.</p>



<p>Orman ve koruların yok edilerek betona boğulması, su havzalarında yapılaşma &#8220;Mega&#8221; olmanın dikişleri olurken, İstanbul&#8217;a&nbsp; trafik çilesi, çarpık yapılaşma, kuraklık ve her yağmurda felakete dönüşen su baskınları olarak damga vurdu.</p>



<p>Elbette <strong>deprem</strong> Gerçeği… Fay hattının yanı başındaki bir kentin yatay ve güvenli büyüme yerine, &#8220;mega projeler&#8221; ve gökdelenlerle dikey/kontrolsüz büyümesi ranttan öte hırsızlıktı, İstanbul’un etinden sütünden birşeyler koparmaktı.</p>



<p>İşte böyle….</p>



<p>Kenti saran beton kuleler ve  <strong>AVM’ler</strong> yapıldıkça alkış tutuldu ama kimse kentin ciğerleri olan ormanlarını, korularını, derelerini sormadı.  Nüfusu milyonları aştıkça övündüler; oysa kalabalık arttıkça musluklardan akan su azaldı, yağan her yağmur dere yataklarının betona boğulması yüzünden felakete dönüştü. İstanbul’un uykusunu kaçıran fay hatları da cabası. Bir de tüm bunların sosu olacak, nüfusu bir misli daha arttıracak Kanal İstanbul… Daha ne diyelim yahu..</p>



<p>Cengiz <strong>ERDİL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Taş ve Tüy&#8217;e 6 ödül. Altın Portakal&#8217;da ödüller sahiplerini buldu</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/11/01/tas-ve-tuye-6-odul-altin-portakalda-oduller-sahiplerini-buldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 22:28:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187824</guid>

					<description><![CDATA[63. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde ödüller Cam Piramit&#8217;te düzenlenen görkemli törenle sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması&#8217;nda &#8216;En İyi Film Ödülü&#8217;nü 6 dalda zafere ulaşan &#8216;Taş ve Tüy&#8217; kazandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Türkiye’nin en uzun soluklu film festivali olan 63’üncü Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin kapanış ve ödül töreni, Cam Piramit’te [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>63. Antalya Altın Portakal Film Festivali&#8217;nde ödüller Cam Piramit&#8217;te düzenlenen görkemli törenle sahiplerini buldu. Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması&#8217;nda &#8216;En İyi Film Ödülü&#8217;nü 6 dalda zafere ulaşan &#8216;Taş ve Tüy&#8217; kazandı.</p>



<p><a href="https://news.google.com/publications/CAAqBwgKMNzinwkw_sBv?hl=tr&amp;gl=TR&amp;ceid=TR%3Atr" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Türkiye’nin en uzun soluklu film festivali olan 63’üncü Antalya <a href="https://www.gercekgundem.com/haberleri/altin-portakal" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Altın Portakal</a> Film Festivali’nin kapanış ve ödül töreni, Cam Piramit’te gerçekleştirildi. Sinema dünyasından çok sayıda ismin katıldığı törende ulusal ve uluslararası yarışmalarda ödüller sahiplerini buldu.</p>



<p>Jüri başkanlığını Derviş Zaim’in üstlendiği yarışmada Aylin Zoi Tinel, Elif Demoğlu, Fatih Artman, Meryem Uzerli, Sırma Bradley ve Gökhan Kırdar jüri üyesi olarak görev yaptı.</p>



<p>Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Film Ödülü’nü ‘Taş ve Tüy’ kazandı. Filmin yönetmeni Ragıp Türk, En İyi Senaryo ve Film-Yön En İyi Yönetmen ödüllerinin de sahibi olurken, Cahide Sonku Ödülü aynı filmin ekibinden Melda Tuzluca’ya verildi. Film, Naim Kanat’a verilen ortak En İyi Kurgu Ödülü ile Sungu Çapan Ulusal Sinema Yazarları Ödülü’nü de kazanarak geceyi 6 ödülle tamamladı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" src="https://img.gercekgundem.com/rcman/Cw820h462q95gm/storage/files/images/2026/11/01/altin-ohhw.jpg" alt="Altın Portakal'da Ödüller Sahiplerini Buldu: Geceye 'Taş ve Tüy' Damga Vurdu - Resim : 1"/></figure>



<p>Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Yönetmen Ödülü, ‘Artakalan’ filmiyle Yeşim Ustaoğlu’nun oldu. </p>



<p>Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü ‘Artakalan’ filmindeki performansıyla Öykü Karayel kazandı. </p>



<p>Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda En İyi Erkek Oyuncu Ödülü, ‘Hakikatin Ölümü’ filmindeki performanslarıyla Mehmet Günsür ve Mert Fırat’a verildi. </p>



<p><strong>ÖDÜL ALANLAR</strong></p>



<p>En İyi Film: Taş ve Tüy</p>



<p>Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü: Kadim Mavi</p>



<p>Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü: Bir Anne Hakkında – Büşra Bülbül</p>



<p>En İyi Yönetmen: Artakalan – Yeşim Ustaoğlu</p>



<p>Cahide Sonku Ödülü: Taş ve Tüy – Melda Tuzluca</p>



<p>En İyi Senaryo: Taş ve Tüy – Ragıp Türk</p>



<p>Atlasİncele</p>



<p>En İyi Görüntü Yönetmeni: Artakalan – Kırıl Prodonov</p>



<p>En İyi Müzik: Kadim Mavi – Can Kuman</p>



<p>En İyi Kurgu: Taş ve Tüy – Naim Kanat / Kadim Mavi – Emir Ziyalar</p>



<p>En İyi Sanat Yönetmeni: Artakalan – Osman Özcan, Görkem Canbolat</p>



<p>En İyi Kadın Oyuncu: Artakalan – Öykü Karayel</p>



<p>En İyi Erkek Oyuncu: Hakikatin Ölümü – Mehmet Günsür, Mert Fırat</p>



<p>En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Bir Anne Hakkında – Duygu Köse</p>



<p>En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Cinlerin Düğünü – İlhan Şen, Erol Babaoğlu</p>



<p>En İyi Belgesel Film: Mükellef – Arda Sarıgül</p>



<p>Belgesel Yarışması Jüri Özel Ödülü: Kül ve Tuz</p>



<p>En İyi Kısa Film: Kısa Akıl – Soner Alan</p>



<p>Kısa Film Jüri Özel Ödülü: Melis Balcı</p>



<p>Sinema Okulları Öğrenci Filmleri Jüri Özel Ödülü: Dünya Günü Kutlu Olsun – Selin Toprak</p>



<p>Sinema Okulları Öğrenci Filmleri En İyi Film: Dostlar Sağ Olsun – Orhan Kerem Kartal</p>



<p>Sungu Çapan Uluslararası Sinema Yazarları Ödülü: Siyah Tavşan Beyaz Tavşan</p>



<p>Sungu Çapan Ulusal Sinema Yazarları Ödülü: Taş ve Tüy</p>



<p>Film-Yön En İyi Yönetmen Ödülü: Taş ve Tüy – Ragıp Türk</p>



<p>Atlasİncele</p>



<p>Kısa Film Yönetmenleri Derneği En İyi Yönetmen Ödülü: Porkatal – Sis Gürdal</p>



<p>Uluslararası En İyi Film: Babalarımdan Biri Ay’dır</p>



<p>Uluslararası Jüri Özel Ödülü: Milator</p>



<p>Uluslararası Jüri Özel Mansiyon: Gece Yarısı Tüm Aşıklar – Yukiko Sode</p>



<p>Uluslararası En İyi Yönetmen: Nehir Treni – Lorenzo Ferro, Lucas Vignale</p>



<p>Uluslararası En İyi Kadın Oyuncu: Altı Haftalık Veda – Magdalena Laubisch</p>



<p>Uluslararası En İyi Erkek Oyuncu: The Riverstone – Mahendra Perera, Shyam Fernando, Randika Gunathilaka, Priyantha Sirikumara</p>



<p>Kaynak: DHA</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da yarın (1 Kasım Pazar) 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Avrasya Tüneli kapalı.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/31/istanbulda-yarin-1-kasim-pazar-15-temmuz-sehitler-koprusu-ve-avrasya-tuneli-kapali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 18:20:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Spor]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187821</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1 Kasım Pazar günü (yarın) gerçekleştirilecek İstanbul Maratonu nedeniyle trafiğe kapatılacak yolları ve sürücülerin kullanabileceği alternatif güzergahları ilan etti. Karar doğrultusunda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü saat 03.00’ten, Avrasya Tüneli ve Galata Köprüsü ise saat 06.00’dan itibaren çift yönlü olarak araç geçişine kapatılacak.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>İstanbul Emniyet Müdürlüğü, 1 Kasım Pazar günü (yarın) gerçekleştirilecek İstanbul Maratonu nedeniyle trafiğe kapatılacak yolları ve sürücülerin kullanabileceği alternatif güzergahları ilan etti.</strong></p>



<p><strong>Karar doğrultusunda 15 Temmuz Şehitler Köprüsü saat 03.00’ten, Avrasya Tüneli ve Galata Köprüsü ise saat 06.00’dan itibaren çift yönlü olarak araç geçişine kapatılacak.</strong><br></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransa Yine Gergin Bir Haftasonuna Hazırlanıyor. Hükümet &#8220;Sert Olacağım&#8221; Dedi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/31/fransa-yine-gergin-bir-haftasonuna-hazirlaniyor-hukumet-sert-olacagim-dedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Oct 2026 10:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187793</guid>

					<description><![CDATA[Fransa, artan yaşam maliyetleri, bütçe sıkıntıları ve eğitime yönelik kesintilere karşı haftalardır süren kitlesel gösterilerin ardından yeni bir hafta sonu dalgasına hazırlanırken, ülkenin dört bir yanında tansiyon en üst seviyeye tırmanmış durumda. Hükümet, olası şiddet olaylarını ve sokaklardaki çatışmaları önlemek amacıyla ülke genelinde 70.000 polisten oluşan devasa bir güvenlik ordusu kuracağını duyurdu. Hafta Sonu Öncesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Fransa, artan yaşam maliyetleri, bütçe sıkıntıları ve eğitime yönelik kesintilere karşı haftalardır süren kitlesel gösterilerin ardından yeni bir hafta sonu dalgasına hazırlanırken, ülkenin dört bir yanında tansiyon en üst seviyeye tırmanmış durumda. Hükümet, olası şiddet olaylarını ve sokaklardaki çatışmaları önlemek amacıyla ülke genelinde 70.000 polisten oluşan devasa bir güvenlik ordusu kuracağını duyurdu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" data-id="187794" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-187794" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-1536x1023.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115395.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Hafta Sonu Öncesi Alarm Durumu</strong></p>



<p>Geçtiğimiz haftalarda yüz binlerce kişinin sokaklara dökülmesiyle ivme kazanan protestolar, hafta sonuyla birlikte yeni bir eşiğe ulaşıyor. Özellikle Emmanuel Macron liderliğindeki azınlık hükümetinin 2027 bütçe görüşmeleri kapsamında taahhüt ettiği kemer sıkma politikaları ve %120&#8217;ye yaklaşan kamu borç yükü, toplumun farklı kesimlerini öfkelendirmiş durumda. İçişleri Bakanı Laurent Nunez, hafta sonu gerçekleştirilecek eylemlerin &#8220;çok yüksek risk&#8221; taşıdığını belirterek güvenlik güçlerinin en sert şekilde karşılık vereceğini ve hiçbir taşkınlığa müsamaha gösterilmeyeceğini açıkça ifade etti.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" data-id="187795" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-187795" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-768x511.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-1536x1022.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-696x463.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-1068x711.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400-631x420.jpg 631w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115400.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Protestoların Arka Planı ve Bilanço</strong></p>



<p>Eylül ayının sonlarına doğru hız kazanan gösteriler; artan enflasyon, akaryakıt ve gıda fiyatları gibi temel yaşam maliyetlerinin yanı sıra gençlerin ve öğrencilerin eğitim alanındaki talepleri etrafında şekilleniyor. Ülke genelinde düzenlenen eylemlerde şimdiye kadar yüzlerce kişi gözaltına alınırken, polisle göstericiler arasında yaşanan çatışmalarda çok sayıda güvenlik görevlisi ve protestocu yaralandı.&nbsp;</p>



<p>Ticaret Odası verilerine göre, sokak olaylarının perakende sektörüne verdiği zarar 1 milyar euroyu aşmış durumda. Hükümet, kamu malına ve çevvreye verilen zararların önüne geçmek amacıyla eylemcileri ve grupları 10.000 euroya kadar varan tazminatlarla sorumlu kılacak tartışmalı yasal düzenlemeleri de gündeminde tutuyor. İnsan hakları kuruluşları ise bu tür tedbirlerin barışçıl protesto hakkını kısıtlayabileceği gerekçesiyle karara tepki gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Masumiyet&#8217; diye paralanmayalım… (GÜÇ, TEHLİKE, GÜVENLİK); Kullandığımız kelimelerin bile kökenini bu 3 dürtü oluşturmuş.</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/30/masumiyet-diye-paralanmayalim-guc-tehlike-guvenlik-kullandigimiz-kelimelerin-bile-kokenini-bu-3-durtu-olusturmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187767</guid>

					<description><![CDATA[Vermont ÜniversitesiÖzet:Çığır açan bir çalışma, insan dilinin nasıl işlediğine dair 70 yıllık varsayımlara meydan okuyor. Milyarlarca kelime kullanımını analiz eden bilim insanları, anlamın yalnızca duyguya değil, güç, tehlike ve düzene dayalı olarak organize edildiğini keşfetti. Daha da şaşırtıcı olanı, insan dilinin güvenliğe yönelik güçlü bir gizli tercih göstermesi ve kelimelerimizin eski hayatta kalma içgüdülerini yansıtıyor [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Vermont ÜniversitesiÖzet:Çığır açan bir çalışma, insan dilinin nasıl işlediğine dair 70 yıllık varsayımlara meydan okuyor.</p>



<p>Milyarlarca kelime kullanımını analiz eden bilim insanları, anlamın yalnızca duyguya değil, güç, tehlike ve düzene dayalı olarak organize edildiğini keşfetti. Daha da şaşırtıcı olanı, insan dilinin güvenliğe yönelik güçlü bir gizli tercih göstermesi ve kelimelerimizin eski hayatta kalma içgüdülerini yansıtıyor olabileceğini öne sürmesidir.</p>



<p>Vermont Üniversitesi&#8217;ndeki araştırmacılar, 70 yılı aşkın süredir yaygın olarak kabul gören bilimsel bir teoriyi sorgulayan, insan dilinde şaşırtıcı bir örüntü keşfettiler. Bulguları, kelimelerin anlamının duygudan daha temel bir şey tarafından şekillendirildiğini öne sürüyor: güç, tehlike ve düzen anlayışımız.</p>



<p>Science Advances dergisinde yayınlanan çalışma , dilin temel anlamını ölçmek için matematiksel yöntemler kullanan &#8220;ousiometri&#8221; adı verilen yeni bir yaklaşım sunuyor. Çalışmanın en çarpıcı bulgusu, insanların kullandığı kelimelerin tehlikeden ziyade güvenliğe yönelik tutarlı ve yaygın bir tercihi göstermesidir.</p>



<p>Bu gizli güvenlik önyargısı, araştırmacıların dili inceleme, insan davranışını anlama ve insanların söylediklerini ve yazdıklarını yorumlayan yapay zeka sistemleri geliştirme biçimini dönüştürebilir.</p>



<p>Bilim insanları insan dilinde gizli bir güvenlik önyargısı keşfetti.</p>



<p>1950&#8217;lerden beri, kelime anlamının bilimsel olarak anlaşılmasının büyük bir kısmı, psikolog Charles Osgood ve diğerlerinin öncü araştırmalarıyla geliştirilen bir çerçeveye dayanmaktadır. VAD modeli olarak bilinen bu model, anlamı üç duygusal boyut üzerinden tanımlar: değer (olumlu vs. olumsuz), uyarılma (heyecanlı vs. sakin) ve baskınlık (kontrolcü vs. itaatkar).</p>



<p>Bu yaklaşım, özellikle yazılı dilin duygusal tonunu belirlemek üzere tasarlanmış sistemlerde olmak üzere, psikoloji, dilbilim ve yapay zekâ alanlarında etkili oldu.</p>



<p>Analizlerinde, gerçek dünyadaki çok çeşitli metinlerde 20.000&#8217;den fazla kelimenin milyarlarca bireysel kullanımını incelediler. Gelişmiş hesaplama tekniklerini kullanarak, ekip farklı bir temel yapı belirledi. Geleneksel VAD modelindeki üç boyutun, daha önce varsayıldığı gibi birbirinden bağımsız olmadığını buldular.</p>



<p>Bunun yerine, elde ettikleri sonuçlar, kelime anlamının üç ayrı boyut aracılığıyla daha etkili bir şekilde tanımlanabileceğini göstermektedir: güç (zayıf vs. güçlü), tehlike (güvenli vs. tehlikeli) ve yapı (düzenli vs. kaotik).</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY;        Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/30/derya-ulusoy-atesi-caldik-peki-bedelini-kim-odeyecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187724</guid>

					<description><![CDATA[Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek? Celeste Dupuy-Spencer&#8217;ın Denize Doğru Savrulan Kayanın Şekli adlı tablosunda dünya yanıyor. Ama herkesin derdi dünyayı kurtarmak değil. Nisan 2026&#8217;da 46 yaşında hayatını kaybeden Amerikalı ressam Dupuy-Spencer, resimlerinde sınıf eşitsizliklerini, siyasi çatışmaları ve güç ilişkilerini ele alıyordu. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren Yaratıcının Gözlerinde Yanmak sergisi, New York&#8217;taki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>Ateşi Çaldık. Peki, Bedelini Kim Ödeyecek?</em></strong></p>



<p>Celeste Dupuy-Spencer&#8217;ın <em>Denize Doğru Savrulan Kayanın Şekli</em> adlı tablosunda dünya yanıyor. Ama herkesin derdi dünyayı kurtarmak değil.</p>



<p>Nisan 2026&#8217;da 46 yaşında hayatını kaybeden Amerikalı ressam <strong>Dupuy-Spencer</strong>, resimlerinde sınıf eşitsizliklerini, siyasi çatışmaları ve güç ilişkilerini ele alıyordu. Sanatçının son dönem çalışmalarını bir araya getiren <em>Yaratıcının Gözlerinde Yanmak</em> sergisi, New York&#8217;taki Jeffrey Deitch galerisinde 31 Ekim 2026&#8217;ya kadar görülebilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="187729" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187729" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114963-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Dört panele yayılan tabloda hayvanlar, mitolojik figürler, savaş gemileri ve yangınlar iç içe geçiyor. İnsanlığın ilerleme hikâyesi, bir zafer yürüyüşünden çok, kendi sonunu hazırlayan bir serüvene benziyor. Dünya alevler içindeyken bazıları altın kaplama sığınaklarına çekilip kendilerini kurtarmaya hazırlanıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="994" height="684" data-id="187730" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924.jpg" alt="" class="wp-image-187730" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924.jpg 994w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-300x206.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-768x528.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-100x70.jpg 100w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-218x150.jpg 218w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-696x479.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114924-610x420.jpg 610w" sizes="(max-width: 994px) 100vw, 994px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>New York City&#8217;deki Rockefeller Center plazasında yer alan Prometheus Heykeli ve Çeşmesi</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>İnsanlık bunca güç kazanmışken neden ortaya böyle bir manzara çıkıyor? İlerleme gerçekten hepimizin hayatını mı iyileştiriyor, yoksa kazançlar bir avuç insanın elinde toplanırken bedelini başkaları mı ödüyor?</p>



<p>Bu sorular aslında yeni değil. Binlerce yıl önce anlatılan Prometheus miti de aynı ikilemi anlatır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="551" data-id="187726" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1024x551.jpg" alt="" class="wp-image-187726" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1024x551.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-300x161.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-768x413.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-696x375.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-1068x575.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931-780x420.jpg 780w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114931.jpg 1386w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tanrıların Ateşi, İnsanlığın Gücü</strong></h2>



<p>Yunan mitolojisinde bir Titan olan <strong>Prometheus</strong>, ateşi tanrılardan çalıp insanlara verir. Ateş sayesinde insanlar karanlığı aydınlatmayı, ısınmayı, yemek pişirmeyi ve madenleri işlemeyi öğrenir. İnsanlığın önünde yepyeni imkânlar açılır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="602" data-id="187731" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1024x602.jpg" alt="" class="wp-image-187731" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1024x602.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-300x176.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-768x452.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-696x409.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-1068x628.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921-714x420.jpg 714w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114921.jpg 1360w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Ama bu armağanın bir bedeli vardır. <strong>Zeus</strong>, tanrıların gücünü insanlarla paylaştığı için Prometheus&#8217;u bir kayaya zincirler. Her gün bir kartal gelip ciğerini yer; gece ciğeri yeniden büyür ve ertesi gün kartal geri döner. Prometheus&#8217;un cezası hiç bitmez.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="653" data-id="187732" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922.jpg" alt="" class="wp-image-187732" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922.jpg 900w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-300x218.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-768x557.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-324x235.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-696x505.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114922-579x420.jpg 579w" sizes="(max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Heykeltıraş Paul Manship tarafından yaldızlı bronzdan yapılan Prometheus Heykeli</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>Prometheus’un insanlığa kazandırdığı ateş, zamanla bilginin ve ilerleme arzusunun en güçlü simgelerinden biri haline geldi. Bu simgenin en bilinen örneği New York&#8217;ta, Rockefeller Center&#8217;da bulunuyor. Heykeltıraş <strong>Paul Manship&#8217;in</strong> 1934&#8217;te yaptığı altın renkli Prometheus heykeli, elinde ateşten bir küreyle hâlâ orada duruyor. Heykelin arkasındaki yazıtta şu sözler yer alıyor: &#8220;Her sanatın öğretmeni Prometheus, ölümlülere büyük işler başarmanın yolunu açan ateşi getirdi.&#8221;</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="740" height="414" data-id="187733" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920.jpg" alt="" class="wp-image-187733" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920.jpg 740w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920-300x168.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114920-696x389.jpg 696w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Jeff Bezos ve endüstriyel yapay zeka odaklı gizli girişimi Project Prometheus</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p>Bugün <strong>Jeff Bezos&#8217;un</strong> yapay zekâ girişimi de <em>Project Prometheus</em> adını taşıyor. Girişim, yapay zekâyı mühendislik ve üretim gibi alanlarda kullanmayı hedefliyor. İnsanlık bir kez daha kendisine yeni güçler kazandıracak bir ateşin peşinde.</p>



<p>Peki, bu gücü elde etmekle onu kontrol edebilmek aynı şey mi?</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Yapay Zekâ Ne Zaman Duracağını Bilecek mi?</strong></h2>



<p>Yapay zekâ yeni ilaçlar geliştirebilir, hastalıkları erken teşhis edebilir, günler süren işleri dakikalar içinde bitirebilir. Ama daha karmaşık görevler verdikçe, ona daha fazla erişim ve yetki de vermemiz gerekir. Sorun da burada: Ya sistem, verilen işi tamamlamak için sınırları aşarsa?</p>



<p><em>Axios</em>&#8216;un 25 Ekim 2026 tarihli haberine göre, <strong>Claude</strong> adlı yapay zekâ, Georgia eyaletindeki  oy sayılarına ulaşmak için insanlardan talimat almadan bir dijital erişim anahtarı talep etti ve kullandı.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="818" height="1024" data-id="187734" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-818x1024.jpg" alt="" class="wp-image-187734" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-818x1024.jpg 818w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-768x961.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-696x871.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-1068x1337.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114918.jpg 1121w" sizes="(max-width: 818px) 100vw, 818px" /></figure>
</figure>



<p>Anthropic, Claude&#8217;un seçmen kayıtlarına erişmediğini ve hiçbir oy bilgisini değiştirmediğini açıkladı. Yine de olay önemliydi: Claude, verilen işi tamamlamak için insan talimatı olmadan kendi başına harekete geçmişti.</p>



<p>Yapay zekânın özerkliği dediğimiz şey tam da bu: Bir görevi yerine getirirken sonraki adımlarını kendi başına belirleyebilmesi. Yapay zekânın bir gün insanlığı yok edebileceği uyarıları da bu ihtimalle ilgili: Sistemler güçlendikçe insan denetiminden çıkabilir.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kanatlarımız Hâlâ Balmumundan</strong></h2>



<p>Antik Yunan’da insanın gücüne kapılıp sınırlarını unutmasına hubris denirdi. <strong>İkarus’un</strong> hikâyesi bunun en bilinen örneklerinden biri.</p>



<p>Babası Daidalos, tüyleri balmumuyla birleştirerek ona kanatlar yapmış ve uçarken Güneş&#8217;e fazla yaklaşmaması için oğlunu uyarmıştı. Ama İkarus uyarıyı dinlemedi; yükseldikçe yükseldi. Güneş&#8217;in sıcaklığı balmumunu eritti, kanatları dağıldı ve İkarus denize düştü.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="611" height="800" data-id="187737" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226.jpg" alt="" class="wp-image-187737" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226.jpg 611w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226-229x300.jpg 229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115226-321x420.jpg 321w" sizes="(max-width: 611px) 100vw, 611px" /></figure>
</figure>



<p>Prometheus insanlara ateşi verdi; İkarus ise uçmanın verdiği özgüvenle sınırlarını unuttu. Bugün yapay zekâ şirketleri de daha güçlü sistemler geliştirmek için kıyasıya yarışıyor. Ancak bir gücü elde etmek, onu kontrol edebilmek anlamına gelmiyor.</p>



<p>Ateş insanlığa yemek pişirmeyi, ısınmayı ve maden işlemeyi öğretti. Ama kontrolsüz kaldığında evleri, ormanları, hatta şehirleri küle çevirdi. Yapay zekâ da yeni imkânlar sunarken ciddi riskler yaratabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="604" data-id="187738" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1024x604.jpg" alt="" class="wp-image-187738" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1024x604.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-300x177.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-768x453.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-696x410.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-1068x630.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919-712x420.jpg 712w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000114919.jpg 1440w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption class="wp-element-caption"><strong>Amerikalı figüratif ressam Celeste Dupuy-Spencer</strong></figcaption></figure>
</figure>



<p><strong>Dupuy-Spencer&#8217;ın</strong> tablosunda dünya yanarken bazıları kendilerini korumak için altın kaplama sığınaklara çekiliyor. Felaket herkesi etkiliyor; ama herkesin kurtulma şansı eşit değil.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="600" data-id="187739" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230.jpg" alt="" class="wp-image-187739" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230.jpg 400w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230-200x300.jpg 200w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115230-280x420.jpg 280w" sizes="(max-width: 400px) 100vw, 400px" /></figure>
</figure>



<p>İnsanlık ateşle dünyayı değiştirdi. Şimdi yapay zekâyla daha da yükseğe çıkmak istiyor. Ama İkarus’un hikâyesi hâlâ geçerli:</p>



<p>Kanatlarımız hâlâ balmumundan; düştüğümüzde bizi koruyacak altın sığınaklar ise herkese açık değil.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırbistan &#8220;TRT&#8217;si&#8221; Genel Müdürü Seçimlerden Sonra İstifa Etti; Haber Spikeri de Özür Diledi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/10/29/sirbistan-trtsi-genel-muduru-secimlerden-sonra-istifa-etti-haber-spikeri-de-ozur-diledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Oct 2026 13:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Sırbistan]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=187720</guid>

					<description><![CDATA[Ülkede tarihin en kritik seçim zaferini elde eden öğrenci hareketinin baskıları ve iktidar değişiminin ardından, devlet televizyonunun zirvesindeki isim görevini bırakırken, ekran yüzleri de geçmişteki tek taraflı yayınlar nedeniyle halktan açıkça af diledi. Genel Müdürün İstifası Ve Yönetim Krizi Sırbistan&#8217;da parlamento seçimlerini lidersiz öğrenci hareketinin kazanmasının hemen ardından, kamu yayın kuruluşu RTS ve RTV&#8217;nin üst [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ülkede tarihin en kritik seçim zaferini elde eden öğrenci hareketinin baskıları ve iktidar değişiminin ardından, devlet televizyonunun zirvesindeki isim görevini bırakırken, ekran yüzleri de geçmişteki tek taraflı yayınlar nedeniyle halktan açıkça af diledi.</p>



<p><strong>Genel Müdürün İstifası Ve Yönetim Krizi</strong></p>



<p>Sırbistan&#8217;da parlamento seçimlerini lidersiz öğrenci hareketinin kazanmasının hemen ardından, kamu yayın kuruluşu RTS ve RTV&#8217;nin üst yönetimine yönelik istifa dalgası resmen başladı. Seçimleri kazanan &#8220;Öğrenci Listesi&#8221; hareketinin ve kurum içindeki bazı çalışanların açık mektuplarla istifasını talep ettiği Genel Müdür, artan siyasi baskılar ve 14 yıllık iktidar blokunun çöküşü sonrasında görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Kurumdaki çok sayıda üst düzey haber müdürü ve editör de peşi sıra istifalarını sundu.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="581" data-id="187721" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-1024x581.jpg" alt="" class="wp-image-187721" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-1024x581.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-300x170.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-768x436.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-1536x872.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-696x395.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-1068x606.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217-740x420.jpg 740w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/10/1000115217.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Haber Spikerinin Canlı Yayındaki Özrü</strong></p>



<p>Yönetim kadrosundaki depremin yanı sıra, ekranlarda da benzeri görülmemiş bir özür süreci yaşandı. Kanalın ana haber bültenine çıkan kıdemli bir haber spikeri, uzun yıll boyunca iktidardaki liderin çizgisinde tek taraflı, taraflı ve eleştiriden uzak yayınlar yaptıklarını itiraf etti. Spiker canlı yayında, yıllarca hakikati arayan vatandaşları ve kamuoyunu yanıltarak sessiz kaldıklarını belirterek izleyicilerden ve halktan af diledi.</p>



<p><strong>Macaristan Kamu Yayın Kuruluşu Hatırlandı</strong></p>



<p>Benzer bir medya dönüşüm dalgası daha önce Macaristan&#8217;da da yaşanmıştı. Ülkedeki kamu yayın kuruluşu, Viktor Orbán&#8217;ın seçimleri kaybetmesi ve muhalefetteki Tisza partisinin iktidara gelmesiyle birlikte uzun yıllar boyunca iktidar lehine yürüttüğü propagandadan ve halka yalan söylenmesinden ötürü ekranları karartarak toplu bir özür metni yayımlamıştı. Sırbistan&#8217;daki son medya istifaları ve özür açıklamaları, bölgedeki otokratik rejimlerin çöküşüyle birlikte devlet medyasının nasıl bir öz eleştiri sürecine girdiğini gözler önüne serdi.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
