<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadın &#8211; Kent Ekranı</title>
	<atom:link href="https://www.kentekrani.com/category/kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<description>&#039;&#039;Kent Aynasından Türkiye&#039;&#039;</description>
	<lastBuildDate>Fri, 19 Jun 2026 10:05:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.6.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2024/11/cropped-kentlogo-512x512-1-32x32.jpg</url>
	<title>Kadın &#8211; Kent Ekranı</title>
	<link>https://www.kentekrani.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Derya YAĞMUR;  Botoks: Güzellikten Daha Fazlası mı? Faydaları, Riskleri ve Kişisel Farklılıklar</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/19/derya-yagmur-botoks-guzellikten-daha-fazlasi-mi-faydalari-riskleri-ve-kisisel-farkliliklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya YAĞMUR]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[botoks]]></category>
		<category><![CDATA[Derya yağmur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183632</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde estetik uygulamalar arasında en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan botoks, yıllardır hem gençleşme hem de bazı sağlık sorunlarının tedavisi amacıyla kullanılan bir uygulamadır. Ancak botoks hakkında toplumda birçok farklı düşünce bulunmaktadır. Kimi insanlar onu zamana karşı bir dokunuş olarak görürken, kimi insanlar ise doğal görünümün değişmesinden endişe eder. Gerçek şu ki; botoksun etkisi, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Günümüzde estetik uygulamalar arasında en çok tercih edilen yöntemlerden biri olan botoks, yıllardır hem gençleşme hem de bazı sağlık sorunlarının tedavisi amacıyla kullanılan bir uygulamadır. Ancak botoks hakkında toplumda birçok farklı düşünce bulunmaktadır. Kimi insanlar onu zamana karşı bir dokunuş olarak görürken, kimi insanlar ise doğal görünümün değişmesinden endişe eder. Gerçek şu ki; botoksun etkisi, uygulanan kişiye, kullanılan yönteme ve uygulamayı yapan uzmanın deneyimine göre değişiklik gösterebilir.</p>



<p>Botoks, kasların hareketini geçici olarak azaltan bir uygulamadır. Genellikle alın çizgileri, kaş arası çizgileri ve göz çevresindeki kırışıklıkların görünümünü azaltmak amacıyla kullanılır. Bunun yanında aşırı terleme, bazı kas spazmları ve migren gibi bazı tıbbi durumlarda da doktor kontrolünde uygulanabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-1 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="576" height="1024" data-id="183633" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183633" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084780.jpg 736w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Botoksun Faydaları</strong></p>



<p>Botoksun en bilinen faydası, yüzde oluşan mimik kaynaklı çizgilerin azalmasına yardımcı olmasıdır. Özellikle alın, kaş arası ve göz çevresindeki çizgilerde daha dinlenmiş ve genç bir görünüm sağlayabilir.</p>



<p>Bunun yanında botoks, kişinin kendine olan güvenini artırabilir. Bazı insanlar dış görünüşlerindeki değişimin kendilerini daha iyi hissettirdiğini ifade eder. Ayrıca estetik dışında tıbbi amaçlarla kullanıldığında yaşam kalitesini artırabilecek sonuçlar sağlayabilir.</p>



<p><strong>Botoksun Olası Zararları ve Yan Etkileri</strong></p>



<p>Her tıbbi uygulamada olduğu gibi botoksun da bazı riskleri olabilir. Uygulama sonrasında geçici kızarıklık, şişlik, morarma veya hassasiyet görülebilir. Nadiren baş ağrısı, asimetri, göz kapağında düşüklük veya istenmeyen kas etkilenmeleri gibi durumlar ortaya çıkabilir.</p>



<p>Botoksun en önemli noktalarından biri, aşırı ve bilinçsiz uygulamalardan kaçınmaktır. Fazla miktarda yapılan veya kişinin yüz yapısına uygun olmayan uygulamalar, doğal mimiklerin azalmasına ve ifadenin değişmesine neden olabilir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="576" height="1024" data-id="183634" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781-576x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183634" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781-576x1024.jpg 576w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781-169x300.jpg 169w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781-696x1237.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781-236x420.jpg 236w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084781.jpg 720w" sizes="(max-width: 576px) 100vw, 576px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Herkeste Aynı Sonuç Verir mi?</strong></p>



<p>Botoks kişiden kişiye farklı sonuçlar gösterebilir. Bir kişinin yüz yapısı, cilt özellikleri, yaş, kas hareketleri, yaşam tarzı ve beklentileri sonucu etkileyen önemli faktörlerdir.</p>



<p>Bazı kişilerde çok doğal ve hafif bir değişim görülürken, bazı kişilerde daha belirgin bir etki ortaya çıkabilir. Bu nedenle botoks yaptırmadan önce kişinin yüz anatomisinin değerlendirilmesi ve beklentilerinin gerçekçi olması önemlidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-3 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="574" height="1024" data-id="183635" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782-574x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183635" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782-574x1024.jpg 574w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782-168x300.jpg 168w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782-696x1242.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782-235x420.jpg 235w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000084782.jpg 736w" sizes="(max-width: 574px) 100vw, 574px" /></figure>
</figure>



<p><strong>Doğru Karar İçin Bilinçli Yaklaşım</strong></p>



<p>Botoks, doğru uygulandığında kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilecek bir yöntem olabilir. Ancak güzellik anlayışı yalnızca dış görünüşten ibaret değildir. Önemli olan kişinin kendini tanıması, ne istediğini bilmesi ve sağlığını ön planda tutarak karar vermesidir.</p>



<p>&nbsp;Botoks ne tamamen mucizevi bir çözüm ne de herkes için zararlı bir uygulamadır. Doğru kişi, doğru yöntem ve uzman bir uygulama ile olumlu sonuçlar elde edilebilir. Ancak her bireyin farklı olduğu unutulmamalı; güzellik ve estetik kararları kişisel ihtiyaçlar ve beklentiler doğrultusunda değerlendirilmelidir.</p>



<p>Derya <strong>YAĞMUR</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan hakları savunucusu, yeşilçam&#8217;ın &#8216;Panter Emel&#8217;i Emel Yıldız yaşamını yitirdi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/17/hayvan-haklari-savunucusu-yesilcamin-panter-emeli-emel-yildiz-yasamini-yitirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Jun 2026 22:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183550</guid>

					<description><![CDATA[Panter Emel lakabıyla bilinen Emel Yıldız 85 yaşında hayatını kaybetti. Panter Emel olarak bilinen Emel Yıldız, 85 yaşında hayatını kaybetti. Yıldız, sinema oyuncusu, yazar ve hayvan hakları savunucusuydu. Yıldız, Bulgaristan’da doğduktan sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti. Hayvan hakları için aktif bir şekilde mücadele eden Yıldız, Türkiye’de bu konunun öne çıkmasına katkıda bulundu. Ölüm haberi, oyuncu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Panter Emel lakabıyla bilinen Emel Yıldız 85 yaşında hayatını kaybetti.</p>



<h5 class="wp-block-heading">Panter Emel olarak bilinen Emel Yıldız, 85 yaşında hayatını kaybetti. Yıldız, sinema oyuncusu, yazar ve hayvan hakları savunucusuydu.</h5>



<p>Yıldız, Bulgaristan’da doğduktan sonra ailesiyle birlikte Türkiye’ye göç etti.</p>



<p>Hayvan hakları için aktif bir şekilde mücadele eden Yıldız, Türkiye’de bu konunun öne çıkmasına katkıda bulundu.</p>



<p>Ölüm haberi, oyuncu Tuna Arman tarafından sosyal medyada duyuruldu.</p>



<p>Yıldız’ın 40 gün önce de yazar ve şair kızı Elif Sofya’yı kaybettiği öğrenildi.</p>



<p><strong>Panter Emel kimdir?</strong></p>



<p>Emel Yıldız, 18 Mayıs 1941’de Bulgaristan Rusçuk’ta doğdu.</p>



<p>Yıldız bir yaşındayken ailesiyle birlikte Türkiye’ye gelerek İstanbul-Karagümrük’e yerleşti. Yıldız, ortaokuldan sonra usta müzisyenlerden çeşitli dersler alarak sahneye çıkmaya başladı. Sinemaya 1959 yılında “Feryat” filmiyle  adım attı. Yıldız’ın Karagümrük’te figüranlık yaptığı dönemde ailesinin kiracısı Yeşilçam efsanesi Türkan Şoray’ı Beyoğlu’nda bir sete götürerek Şoray’ın Yeşilçam’a adım atmasına vesile oldu. <a href="http://savefrom.net/?url=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DjoN9AmBf8JI%26list%3DPLL18EnXCwNzVrgKy4QZ0fVAb0low16abr&amp;utm_source=opera-chromium&amp;utm_medium=extensions&amp;utm_campaign=link_modifier" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></p>



<p>Türkiye’de hayvan hakları henüz bir kamuoyu meselesi haline gelmemişken sahaya inen Yıldız, televizyon ekranlarında ve sokak eylemlerinde gösterdiği tutumla tanındı. Bu yüzden kendisine “Panter Emel” denildi.</p>



<p>Sosyal medyanın bulunmadığı bir dönemde Yıldız, hayvanlara yönelik kötü muameleyi belgeleyip kamuoyuna taşımak için bizzat sahaya çıktı. Kürk kullanan sanatçıları hedef alan kampanyalar yürüttü, sokak hayvanlarının zehirlenmesi davalarının takipçisi oldu, petshop’ların hayvanları tuttuğu koşulları ifşaladı. Bir belediyenin öldürdüğü hayvanların cesetlerini toplayarak belediye binasının önüne bırakması, Yıldız’ın en çok konuşulan eylemlerinden biri oldu. Türkiye’de hayvan hakları savunuculuğunun öncüsü oldu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dün doğum günüydü. Kızılcık Şerbeti&#8217;nin Işıl&#8217;ı 35 yaşında yaşamını yitirdi</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/15/dun-dogum-gunuydu-kizilcik-serbetinin-isili-35-yasinda-yasamini-yitirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 19:17:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183536</guid>

					<description><![CDATA[Kızılcık Şerbeti&#8217;nin Işıl&#8217;ı Ece İrtem 35 yaşında, evinde kalp kiriz nedeniyle hayatını kaybetti. İrtem&#8217;in dün doğum günü olduğu öğrenildi. Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde hayat verdiği Işıl rolüyle akıllarda yer eden Ece İrtem hayatını kaybetti. İrtem&#8217;in bugün öğlen 12.00 sularında evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği öğrenildi. Ece İrtem&#8217;in avukatı Uğur Gökkoyun yaptığı açıklamada şu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Kızılcık Şerbeti&#8217;nin Işıl&#8217;ı Ece İrtem 35 yaşında, evinde kalp kiriz nedeniyle hayatını kaybetti. İrtem&#8217;in dün doğum günü olduğu öğrenildi.<a href="https://news.google.com/publications/CAAqBwgKMNzinwkw_sBv?hl=tr&amp;gl=TR&amp;ceid=TR%3Atr" target="_blank" rel="noreferrer noopener"></a></p>



<p>Son olarak Kızılcık Şerbeti dizisinde hayat verdiği Işıl rolüyle akıllarda yer eden Ece İrtem hayatını kaybetti.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full is-resized"><img decoding="async" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/image-8.png" alt="" class="wp-image-183538" style="width:733px;height:auto"/></figure></div>


<p>İrtem&#8217;in bugün öğlen 12.00 sularında evinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği öğrenildi.</p>



<p>Ece İrtem&#8217;in avukatı Uğur Gökkoyun yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>



<p><em>&#8220;Müvekkilim Ece İrtem bugün saat 12:00 sıralarında vefat etmiştir. Olay kendi evinde annesi ile birlikte olduğu sırada gerçekleşmiştir. İlk belirlemelere göre kalp krizinden dolayı vefat ettiğini düşünmekteyiz. Soruşturma devam etmektedir. Kesin sonuç otopsi raporu ile açıklığa kavuşacaktır. Otopsi raporu açıklandığında kamuoyuna ayrıca bilgi verilecektir. Ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileklerimi sunuyorum.&#8221;</em></p>



<p>Ertem&#8217;in 14 Haziran 1991 doğumlu olması ise yürek burktu.</p>



<p><strong>ECE İRTEM KİMDİR?</strong></p>



<p>14.06.1991 tarihinde Sivas&#8217;ta doğmuştur. Yaşar Üniversitesi Opera/Şan Anasanat Dalı Bölümünden 2014 yılında 3.&#8217;lükle mezun oldu. Okul hayatı boyunca İzmir Devlet Opera ve Balesi (İzdob) Genel Müdürü Aytül Büyüksaraç (soprano) ve Levent Gündüz (tenor), Paolo Susanni, Esra Mamaç, Anna Chubuchenko (mezzosoprano) gibi dünyaca tanınan değerli sanatçılarla ortak projelerde bulundu.</p>



<p>Ece İrtem ilkokul yıllarından itibaren lisanslı koşuculuk yaptı. Yine ilkokul yıllarında okul piyeslerinde kendi yazdığı skeçlerle oyunculukla tanıştı ve bir daha hayatından hiç çıkarmadı. İstanbul’a geldikten sonra 2014 -2015 yılları arası Sadri Alışık Kültür Merkezinde oyunculuk eğitimi aldı. Kayhan Yıldızoğlu, Okday Korunan, Kadim Yaşar, Tolga Çiftçi’den eğitim aldı.</p>



<p>Ece İrtem bugüne kadar Kızıılcık Şerbet, Mahkum, Yasak Elma ve Yeni Gelin gibi popüler dizilerde rol aldı. Başarılı oyuncunun rol aldığı başlıca diziler ve canlandırdığı karakterler kronolojik olarak şu şekildedir:</p>



<p><strong>Kızılcık Şerbeti</strong> (2025) – Işıl</p>



<p><strong>Meraklı Adamın 10 Günü</strong> (2024)</p>



<p><strong>Sandık Kokusu</strong> (2023)</p>



<p><strong>Yasak Elma</strong> (2022) – Meriç</p>



<p><strong>Mahkum</strong> (2021-2022) – Ferda Doğu</p>



<p><strong>Bay Yanlış</strong> (2020) – Gizem Sezer</p>



<p><strong>Payitaht Abdülhamid</strong> (2019) – Robina Fain</p>



<p><strong>Yeni Gelin</strong> (2017-2018) – Afet Bozok</p>



<p><strong>Kertenkele</strong> (2016) – Nurhayat</p>



<p><strong>O Hayat Benim</strong> (2014-2015) – Sinem</p>



<p><strong>Paramparça</strong> (2015)</p>



<p><strong>Şeref Meselesi</strong> (2015)</p>



<p><strong>Kaçak Gelinler</strong> (2014)</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ/ 🎥 Gelenekle gelecek arasındaki köprü: Anadolu Rüyası/ Genel Sanat Yönetmeni Okan GÜRBÜZ</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/14/soylesi-%f0%9f%8e%a5-gelenekle-gelecek-arasindaki-kopru-anadolu-ruyasi-genel-sanat-yonetmeni-okan-gurbuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik-Magazin]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Rüyası]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183453</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221; Kültürel mirasını korurken aynı zamanda genç nesillerle bağ kurmayı başaran projelerden biri olan Anadolu Rüyası, geleneksel Anadolu kültürünü çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyor. &#8220;Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek&#8221; mottosuyla yola çıkan projenin perde arkasını, dansçıların teknik beceriden ziyade kültürün ruhuna bürünme süreçlerini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221;</strong></p>



<p><em>Kültürel mirasını korurken aynı zamanda genç nesillerle bağ kurmayı başaran projelerden biri olan Anadolu Rüyası, geleneksel Anadolu kültürünü çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyor. &#8220;Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek&#8221; mottosuyla yola çıkan projenin perde arkasını, dansçıların teknik beceriden ziyade kültürün ruhuna bürünme süreçlerini ve bu benzersiz &#8220;rüya&#8221;nın küresel hedeflerini, <strong>Projenin Genel Sanat Yönetmeni Okan Gürbüz</strong> ile konuştuk.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-4 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="183463" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183463" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083811.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Anadolu Rüyası’nı “sadece bir sahne projesi değil, kültürel hafıza aktarımı ve sosyal sorumluluk projesi” olarak tanımlıyorsunuz. Bu açıdan projenin en temel misyonu nedir? Gençlere sadece dans öğretmek mi, yoksa kültürel kimlik, özgüven ve bilinçli birey olmak mı</em>?</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-5 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="765" data-id="183454" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787.jpg" alt="" class="wp-image-183454" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-282x300.jpg 282w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-696x740.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083787-395x420.jpg 395w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Anadolu Rüyası’nı hiçbir zaman yalnızca bir dans ya da sahne projesi olarak görmedik. Bizim için bu proje; kültürel hafızayı yeni nesillere aktaran, çocukların ve gençlerin aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal bir gelişim modeli anlamı taşıyor.</p>



<p>Bugün gençlerin büyük bir kısmı kendi kültürel mirasını yeterince tanımadan büyüyor. Oysa bir toplumun geleceği, geçmişiyle kurduğu bağ kadar güçlüdür. Anadolu Rüyası tam da bu noktada; müziği, dansı, hikâyeleri ve sahne sanatlarını bir araç olarak kullanarak gençlerin kendi kültürünü tanımasını, hissetmesini ve sahiplenmesini amaçlıyor.</p>



<p>Elbette dans eğitimi bizim önemli bir parçamız. Ancak asıl hedefimiz yalnızca iyi dans eden bireyler yetiştirmek değil; özgüveni yüksek, ekip ruhunu bilen, disiplinli, üretken, kültürel değerlerine sahip çıkan ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden gençler yetiştirmek.</p>



<p>Çünkü biz inanıyoruz ki sahneye çıkan bir çocuk sadece dans etmiyor; kendi kültürünü temsil etmeyi, birlikte üretmeyi, emek vermeyi ve bir hikâye anlatmayı öğreniyor. Bu da onun hem sosyal gelişimine hem de karakter oluşumuna çok güçlü katkılar sağlıyor.</p>



<p>Anadolu Rüyası’nın temel misyonu; somut olmayan kültürel mirasımızı sanat aracılığıyla yaşatırken, aynı zamanda geleceğin bilinçli, duyarlı ve özgüvenli nesillerini yetiştirebilmektir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-6 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="940" data-id="183455" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785.jpg" alt="" class="wp-image-183455" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-230x300.jpg 230w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-696x909.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083785-322x420.jpg 322w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Sahneye çıkan gençlerin sadece dans etmediğini, o kültürün ruhunu da öğrendiğini söylüyorsunuz. Bir dansçının teknik becerisi ötesinde, temsil ettiği kültürün ruhuna bürünmesi için nasıl bir hazırlık sürecinden geçiyorsunuz?</em></p>



<p>Bizim için bir dansçının yalnızca figürleri doğru yapması hiçbir zaman yeterli olmadı. Çünkü Anadolu halk dansları sadece hareketlerden oluşmaz; her yörenin içinde bir yaşam biçimi, bir tarih, bir duygu ve bir karakter vardır. Bu nedenle sahneye çıkan gençlerimizin önce o kültürün ruhunu anlamasını önemsiyoruz.</p>



<p>Bir koreografi çalışırken sadece adımları öğretmiyoruz. O yörenin müziğini, hikâyesini, geleneklerini, gündelik yaşamını, insan ilişkilerini ve taşıdığı duyguyu da anlatıyoruz. Örneğin bir Ege zeybeğini çalışıyorsak; yalnızca duruşu değil, onun temsil ettiği cesareti, asaleti ve özgürlüğü de gençlerimizin hissetmesini istiyoruz. Karadeniz yöresi çalışırken enerjiyi ve dayanışmayı, Güneydoğu kültürlerinde ise toplumsal birlik duygusunu anlatıyoruz.</p>



<p>Prova süreçlerinde çocuklarımız ve gençlerimizle sık sık kültürel sohbetler yapıyor, bazen görsel arşivler, belgeseller ve yöresel hikâyeler üzerinden çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Çünkü bizce bir dansı gerçek anlamda güçlü kılan şey teknik mükemmellikten önce duygusal samimiyettir.</p>



<p>Ayrıca Anadolu Rüyası’nda disiplin, ekip ruhu ve sahne ahlakı da eğitimin önemli bir parçası. Gençler yalnızca performans üretmeyi değil; birlikte hareket etmeyi, birbirine güvenmeyi, sahnede bir bütün olmayı da öğreniyor.</p>



<p>Biz sahnede sadece dans eden çocuklar görmek istemiyoruz. İzleyiciye yaşadığı coğrafyanın hafızasını hissettirebilen, temsil ettiği kültürü saygıyla taşıyan gençler yetiştirmeyi hedefliyoruz.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083784.mp4"></video></figure>



<p><em>Projenin isminden yola çıkarak, bu &#8220;rüya&#8221; tam olarak neyi hedefliyor?</em></p>



<p>“<strong>Anadolu Rüyası” </strong>ismi aslında projenin bütün ruhunu taşıyor. Çünkü burada bahsettiğimiz rüya yalnızca sahnede başarılı gösteriler yapmak değil; kültürüne sahip çıkan, geçmişiyle bağ kurabilen ve geleceğe umutla bakabilen bir nesil yetiştirebilmek.</p>



<p>Bizim en temel çıkış noktamız da zaten şu mottoyla özetleniyor: “Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek.”</p>



<p>Bugün dünyanın birçok ülkesinde kültürel miras, toplumların geleceğini şekillendiren en önemli değerlerden biri olarak görülüyor. Biz de <strong>Anadolu’nun</strong> binlerce yıllık kültürel birikiminin yeni nesiller tarafından yeniden keşfedilmesini ve yaşatılmasını hayal ediyoruz. Bu nedenle Anadolu Rüyası’nın hedefi; dansı yalnızca bir sanat dalı olarak değil, kültürel hafıza aktarımının güçlü bir dili olarak kullanabilmek.</p>



<p>Aynı zamanda bu rüya, farklı şehirlerden gelen çocukların ve gençlerin ortak bir kültür etrafında birleşebilmesini de temsil ediyor. Sahneye çıkan her genç; sadece bir performansın parçası olmuyor, aynı zamanda kendi kültürünün taşıyıcısına dönüşüyor.</p>



<p>Biz istiyoruz ki çocuklarımız ve gençlerimiz; kendi değerlerini bilen, özgüvenli, üretken, sanatla bağ kurabilen ve yaşadığı topluma karşı sorumluluk hisseden bireyler olarak yetişsin. Eğer Anadolu Rüyası bir gün gerçek anlamda başarıya ulaşacaksa, bunu yalnızca alkışlarla değil; kültürünü unutmayan gençlerin yetişmesiyle başaracak.</p>



<p>Kısacası bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-7 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="682" data-id="183457" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1024x682.jpg" alt="" class="wp-image-183457" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1024x682.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-300x200.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-768x512.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1536x1024.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-696x464.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-1068x712.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779-630x420.jpg 630w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083779.jpg 2000w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p><em>Okan Bey, Projenin Genel Sanat Yönetmeni olarak, Anadolu’nun bu denli çok katmanlı mirasını tek bir sahne diline indirgerken en çok hangi unsurları korumaya özen gösteriyorsunuz?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-8 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="935" data-id="183465" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788.jpg" alt="" class="wp-image-183465" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-231x300.jpg 231w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-696x904.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083788-323x420.jpg 323w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>Anadolu çok büyük bir kültürel hafıza taşıyor. Her bölgenin müziği, dansı, ritmi, kostümü ve hatta duygu biçimi birbirinden farklı. Bu yüzden böylesine çok katmanlı bir mirası sahneye taşırken en çok dikkat ettiğimiz konu; bu kültürlerin özünü ve samimiyetini kaybetmemek oluyor.</p>



<p>Biz hiçbir yöreyi sadece görsel bir unsur ya da sahne estetiği olarak ele almıyoruz. Çünkü her halk oyununun arkasında bir yaşam biçimi, bir toplumsal hafıza ve bir insan hikâyesi var. Bu nedenle sahne dilini oluştururken önce o kültürün karakterini anlamaya çalışıyoruz. Müziğin ruhu, figürlerin anlamı, kullanılan ritimler, yöresel tavırlar ve anlatılan duygular bizim için çok önemli.</p>



<p>Aynı zamanda geleneksel yapıyı korurken genç neslin de bağ kurabileceği çağdaş bir anlatım dili oluşturmaya çalışıyoruz. Çünkü kültürü yaşatmanın yolu onu sadece korumaktan değil, yeni kuşaklara doğru bir şekilde aktarabilmekten geçiyor. Anadolu Rüyası’nda yaptığımız şey tam olarak bu dengeyi kurabilmek.</p>



<p>Benim için en kıymetli noktalardan biri de sahnedeki çocukların ve gençlerin temsil ettikleri kültüre saygı duyması. Çünkü biz sadece dans sahnelemiyoruz; Anadolu’nun hafızasını, duygusunu ve ortak değerlerini geleceğe taşıyoruz.</p>



<p>Bu nedenle her projede şu soruyu kendimize soruyoruz: “Bu sahne, kültürün ruhunu gerçekten hissettiriyor mu?” Eğer cevabı evetse, doğru yolda olduğumuza inanıyoruz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-9 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" data-id="183458" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778.jpg" alt="" class="wp-image-183458" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083778-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><em>Modern dünya ve dijitalleşen sanat ortamında, Anadolu’nun geleneksel mirasını koruyarak geleceğe taşımak ne kadar zor?</em></p>



<p>Aslında bugün en büyük meselelerden biri tam da bu. Çünkü dijitalleşen dünyada gençlerin ilgi alanları, tüketim alışkanlıkları ve kültürle kurduğu bağ çok hızlı değişiyor. Geleneksel kültür ise çoğu zaman genç kuşaklara “uzak”, “eski” ya da “gündelik hayatın dışında” gibi gösterilebiliyor. Bu nedenle Anadolu’nun kültürel mirasını geleceğe taşımak artık sadece bir sanat meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir eğitim ve kültür politikası konusu hâline gelmiş durumda.</p>



<p>Elbette bu süreç kolay değil. Çünkü bir tarafta hızla değişen modern dünya var, diğer tarafta ise yüzlerce yıllık bir kültürel hafıza. Eğer siz bu mirası gençlere doğru bir dille anlatamazsanız, maalesef zamanla bağ kopabiliyor. Bizim Anadolu Rüyası’nda yapmaya çalıştığımız şey ise tam olarak bu kopuşu engellemek.</p>



<p>Biz geleneksel kültürü yalnızca “korunması gereken eski bir değer” gibi sunmuyoruz. Onu yaşayan, duygusu olan, gençlerin kendinden bir parça bulabileceği çağdaş bir anlatım diliyle sahneye taşıyoruz. Çünkü gençler artık sadece izlemek değil; hissetmek, bağ kurmak ve kendini ait hissetmek istiyor.</p>



<p>Dijital çağın aslında önemli bir avantajı da var. Doğru kullanıldığında sosyal medya, sahne sanatları ve dijital içerikler kültürel mirasın çok daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabiliyor. Bugün bir Anadolu ezgisi ya da halk dansı gösterisi dünyanın başka bir ucundaki insanlara birkaç saniye içinde ulaşabiliyor. Bu da kültürün görünürlüğü açısından çok kıymetli.</p>



<p>Ancak burada en önemli nokta şu: Kültürü popülerleştirirken özünü kaybetmemek. Biz Anadolu Rüyası’nda modern sahne tekniklerinden, görsel anlatımdan ve dijital dünyanın imkânlarından faydalanıyoruz ama bunu yaparken Anadolu’nun ruhunu, hikâyesini ve samimiyetini korumaya büyük özen gösteriyoruz.</p>



<p>Çünkü inanıyoruz ki kültür ancak yaşatılırsa geleceğe taşınabilir. Bunun yolu da gençlerin kendi değerleriyle yeniden bağ kurabilmesinden geçiyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-10 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" data-id="183459" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769.jpg" alt="" class="wp-image-183459" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769.jpg 640w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083769-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bu sezonun gösteri programları İzmir’de başladı ve haziran ayında İstanbul’da devam edecek. “Kaybolan İzler” ve “Dört Kapı” performansları izleyiciyle buluşacak. Bu iki farklı temanın hikâye derinliğinden ve sahne kurgusundaki farklılıklardan bahseder misiniz?</em></p>



<p>Biz Anadolu topraklarının hem geleneksel kültürü hem de tarihi hikâyeleri açısından olağanüstü bir zenginliğe sahip olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle Anadolu Rüyası’nın temel felsefesi gereği her sezon farklı hikâyeleri sahneye taşımaya gayret ediyoruz. Aslında bu tercih bizim için oldukça büyük bir üretim süreci anlamına geliyor. Çünkü yalnızca sahnedeki koreografi ve anlatım dili değil; kostümden müziğe, dekor tasarımından dramatik kurguya kadar birçok unsur her yıl yeniden oluşturuluyor.</p>



<p>Bu sezon sahnelediğimiz “<strong>Kaybolan İzler</strong>” ve “<strong>Dört</strong> Kapı &#8220;Bu rüya; Anadolu’nun sesini, hikâyesini ve ruhunu geleceğe taşıyabilme hayalidir…&#8221;” performansları da birbirinden tamamen farklı iki anlatım dünyasına sahip.</p>



<p>“Kaybolan İzler”, Kurtuluş Savaşı döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık mücadelesine destek veren halk kahramanlarının hikâyesini anlatıyor. Kara Fatma, Yörük Ali ve Karayılan gibi halkın içinden çıkan isimlerin fedakârlıklarını, cesaretlerini ve mücadele ruhlarını danslı anlatımla sahneye taşıyoruz. Burada yalnızca tarihi bir olayı anlatmıyoruz; aynı zamanda birlik olmanın, vatan sevgisinin ve halk iradesinin gücünü genç nesillere hissettirmeye çalışıyoruz. Bu projede yaşları 10 ile 14 arasında değişen, üç farklı şehirden gelen 60 çocuk dansçımız sahnede yer alıyor. Bu da bizim için ayrıca çok anlamlı. Çünkü çocukların kendi tarihlerini sanat aracılığıyla öğrenmeleri ve sahnede temsil etmeleri çok kıymetli.</p>



<p>“Dört Kapı” ise daha kültürel ve medeniyet odaklı bir anlatı taşıyor. Bu projede Gürcü, Bektaşi, Pomak ve Süryani kültürlerinin Anadolu topraklarındaki hikâyelerini dans ve sahne sanatı aracılığıyla izleyiciyle buluşturuyoruz. Anadolu’nun yüzyıllar boyunca birçok farklı kültüre ev sahipliği yapan ortak bir yaşam coğrafyası olduğunu anlatmaya çalışıyoruz. Müzik yapısı, sahne atmosferi ve anlatım dili açısından daha mistik ve kültürel derinliği yüksek bir yapı kurduk. Dört Kapı’da ise üç farklı şehirden seçilmiş 30 kişilik yetişkin dansçı kadromuz görev alıyor.</p>



<p>Her iki performansımız da yaklaşık 50 dakikalık bir sahne süresine sahip ve 10 ila 12 farklı sahneden oluşuyor. Ancak ortak noktaları şu: İkisi de Anadolu’nun hafızasını, hikâyesini ve kültürel ruhunu seyirciye hissettirmeyi amaçlıyor.</p>



<p>Turnenin finalini İzmir’de, Karşıyaka’da “Son Ders: Vatan” temasıyla yapacaksınız. Bu temanın içeriği ve Cumhuriyet değerlerine atıfta bulunan yapısı hakkında neler söylemek istersiniz?</p>



<p>&nbsp;“Son Ders: Vatan” aslında bizim için yalnızca bir sahne performansı değil; Cumhuriyet’in hangi fedakârlıklar üzerine kurulduğunu hatırlatan çok güçlü bir hafıza anlatısı taşıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-11 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="598" height="385" data-id="183460" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772.jpg" alt="" class="wp-image-183460" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772.jpg 598w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083772-300x193.jpg 300w" sizes="(max-width: 598px) 100vw, 598px" /></figure>
</figure>



<p>Yaklaşık iki yıldır İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün destekleriyle, Anadolu Rüyası kapsamında İzmirli öğretmenlerimize yönelik eğitim çalışmaları gerçekleştiriyoruz. Bu süreçte öğretmenlerimizin sanatsal üretime olan katkıları, Cumhuriyet değerlerine bağlılıkları ve taşıdıkları toplumsal sorumluluk duygusu bizi çok etkiledi. Bu yıl ortaya çıkan üretim sürecinin sonunda da “Son Ders: Vatan” temasını sahneye taşımaya karar verdik.</p>



<p>Gösterimiz; tamamı İzmirli öğretmenlerden oluşan 45 kişilik bir kadroyla sahnelenecek. Yaklaşık 50 dakikalık ve 13 sahneden oluşan bu anlatıda, Milli Mücadele döneminde öğretmenlerin üstlendiği sorumluluğu ve vatan savunması uğruna şehit olan binlerce öğrencinin hikâyesini seyircimizle buluşturacağız.</p>



<p>Çünkü biz inanıyoruz ki Cumhuriyet yalnızca cephede kazanılmış bir mücadele değil; aynı zamanda eğitimle, bilinçle ve fedakârlıkla inşa edilmiş büyük bir toplumsal dönüşüm hikâyesidir. O dönemde öğretmenler sadece ders anlatan insanlar değildi; topluma umut veren, halkı bilinçlendiren ve geleceği inşa eden öncü isimlerdi. Aynı şekilde genç yaşta vatan savunmasına katılan öğrenciler de bu ülkenin bağımsızlık hikâyesinin en unutulmaması gereken kahramanları arasında yer alıyor.</p>



<p>“Son Ders: Vatan” ile amacımız yalnızca geçmişi anlatmak değil; Cumhuriyet’in hangi değerler üzerine kurulduğunu yeni nesillere yeniden hissettirebilmek. Özellikle birlik, fedakârlık, bağımsızlık, eğitim ve vatan sevgisi gibi kavramları sanatın diliyle sahneye taşımaya çalışıyoruz.</p>



<p>Turnenin finalini İzmir’de, yani Kurtuluş Mücadelesi’nin simgesel şehirlerinden birinde gerçekleştirecek olmamız da bizim için ayrıca çok anlamlı. Çünkü bu gösteri aynı zamanda Cumhuriyet’e, öğretmenlere ve bu topraklar için mücadele etmiş gençlere bir saygı duruşu niteliği taşıyor.</p>



<p><em>Türkiye turnelerinden sonra Anadolu Rüyası’nın küresel yolculuğundaki hedefi neresi olacak?</em></p>



<p>Türkiye’de gerçekleştirdiğimiz sahne çalışmalarından sonra Anadolu Rüyası’nın kültürel yolculuğunu uluslararası platformlara taşımayı hedefliyoruz. Özellikle Türk dünyasıyla kültürel bağlarımızı güçlendirecek projeler bizim için çok önemli. Bu doğrultuda başta Azerbaycan ve Kırgızistan olmak üzere çeşitli Türki devletlerde sahne almak adına resmi ve özel girişimlerimizi gerçekleştirdik. Planlamalar netleştikçe bunu kamuoyuyla da paylaşacağız.</p>



<p>Bunun yanında Avrupa’da da özellikle <strong>Bosna Hersek</strong>, <strong>Kosova, Romanya ve Sırbistan</strong> gibi, tarihsel ve kültürel bağlarımızın güçlü olduğu bölgelerde sahnelemeler yapmak istiyoruz. Çünkü Anadolu kültürü yalnızca Türkiye sınırları içinde oluşmuş bir yapı değil; Balkanlardan <em>Orta Asya’ya</em> uzanan çok geniş bir kültürel hafızanın taşıyıcısı.</p>



<p>Biz Anadolu Rüyası’nı yalnızca bir dans topluluğu olarak değil, kültürel anlatı ve ortak hafıza projesi olarak görüyoruz. Bu nedenle yurt dışındaki hedefimiz sadece gösteri yapmak değil; farklı toplumlarla kültürel bağ kurabilmek, ortak hikâyeleri sanat aracılığıyla yeniden görünür hâle getirebilmek.</p>



<p>Ayrıca önümüzdeki süreçte önemli uluslararası ve geleneksel dans topluluklarıyla ortak projeler geliştirmeyi de hedefliyoruz. Farklı kültürlerin sahne üzerinde buluşmasının hem sanatsal hem de toplumsal anlamda çok kıymetli olduğuna inanıyoruz.</p>



<p>Bizim en büyük hayallerimizden biri de Anadolu’nun müziğini, dansını, hikâyelerini ve kültürel ruhunu dünyanın farklı sahnelerinde temsil edebilmek. Çünkü kültür paylaşıldıkça güçleniyor ve geleceğe taşınıyor.</p>



<p><em>Söyleşinin sonuna geldik. Sizin eklemek isteyeceğiniz bir şey var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-12 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="610" height="438" data-id="183461" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775.jpg" alt="" class="wp-image-183461" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775.jpg 610w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775-300x215.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083775-585x420.jpg 585w" sizes="(max-width: 610px) 100vw, 610px" /></figure>
</figure>



<p>Öncelikle kültür ve sanat projelerine alan açan, geleneksel kültürün konuşulmasına katkı sağlayan herkese teşekkür etmek isterim. Çünkü bugün kültürel mirasın geleceğe taşınabilmesi için bu konuların daha fazla görünür olması gerekiyor.</p>



<p>Ben özellikle dans ve geleneksel kültür eğitimlerinin çok küçük yaşlardan itibaren, alanında donanımlı ve uzman ekipler tarafından verilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü çocuk bir kültürü ne kadar erken yaşta tanır ve severse, ilerleyen yıllarda o değerlerle bağı da o kadar güçlü oluyor. Biz de Anadolu Rüyası olarak bu nedenle 7 yaşından itibaren Türkiye’nin birçok noktasında eğitim çalışmalarımızı sürdürüyoruz.</p>



<p>Buradaki en önemli hedefimiz sadece dans öğreten bir yapı olmak değil; geleneklerine sahip çıkan, sosyal yönü güçlü, özgüvenli ve kültürel farkındalığı yüksek bir neslin yetişmesine katkı sağlayabilmek. Zaten projemizin mottosu da bunu çok net anlatıyor: “Geleneklerine sahip çıkan sosyal bir nesil yetiştirmek.”</p>



<p>Ayrıca geliştirdiğimiz “<strong>proje okulu</strong>” modeliyle birlikte özel ve devlet okullarının da bu sosyal sorumluluk projesinin bir parçası olabilmesini önemsiyoruz. Çünkü kültür ve sanatın yalnızca belirli merkezlerde değil, eğitimin olduğu her yerde çocuklarla buluşması gerektiğini düşünüyoruz.</p>



<p>Son olarak haziran ayında gerçekleştireceğimiz gösterilerimize tüm sanat ve geleneksel kültür severleri davet etmek isterim. Çünkü Anadolu Rüyası sadece izlenen bir sahne projesi değil; birlikte hissedilen, paylaşılan ve geleceğe taşınan ortak bir kültür yolculuğu.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083784.mp4" length="10516221" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>İlker DUMAN;  🎥   İnanç mı, Yalnızlık mı? Saint Maud’un Rahatsız Edici Sessizliği</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/13/ilker-duman-%f0%9f%8e%a5-inanc-mi-yalnizlik-mi-saint-maudun-rahatsiz-edici-sessizligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[10Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin İlker DUMAN]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Saint Maud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183407</guid>

					<description><![CDATA[Korku sineması denildiğinde akla genellikle karanlık koridorlar, ani sıçratmalar, doğaüstü varlıklar ve yüksek ses efektleri gelir. Ancak bazı filmler vardır ki korkuyu seyircinin karşısına çıkarmak yerine onun zihnine yerleştirir. Rose Glass’ın ilk uzun metraj filmi Saint Maud tam olarak bunu yapan yapımlardan biri. IMDb’de 6,7 puana sahip olan film, yüzeyde dini bir hikâye anlatıyor gibi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Korku</strong> sineması denildiğinde akla genellikle karanlık koridorlar, ani sıçratmalar, doğaüstü varlıklar ve yüksek ses efektleri gelir. Ancak bazı filmler vardır ki korkuyu seyircinin karşısına çıkarmak yerine onun zihnine yerleştirir. <strong>Rose Glass’ın</strong> ilk uzun metraj filmi <strong>Saint Maud</strong> tam olarak bunu yapan yapımlardan biri.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-13 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="1024" data-id="183408" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1024x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183408" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1024x1024.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-768x768.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1536x1536.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-696x696.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-1068x1068.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449-420x420.jpg 420w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083449.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>IMDb’de 6,7 puana sahip olan film, yüzeyde dini bir hikâye anlatıyor gibi görünse de özünde yalnızlık, suçluluk, aidiyet arayışı ve zihinsel çözülme üzerine kurulu güçlü bir karakter çalışması sunuyor.</p>



<p>Film, geçmişinde yaşadığı travmatik bir olayın ardından dine yönelen genç bakıcı <strong>Maud’un</strong> hikâyesini takip ediyor. Ölümcül bir hastalığa yakalanan <strong>Amanda’nın</strong> bakımını üstlenen Maud, zamanla onu kurtarmanın kendi görevi olduğuna inanmaya başlıyor. Ancak bu noktadan sonra film, bir insanın başkasını kurtarma çabasından çok kendi içindeki boşluğu doldurma mücadelesine dönüşüyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-14 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="495" data-id="183412" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421.jpg" alt="" class="wp-image-183412" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-300x193.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-696x449.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083421-652x420.jpg 652w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Saint Maud‘un en dikkat çekici yanı, klasik korku sinemasının alışkanlıklarını büyük ölçüde reddetmesi. Filmde seyirciyi koltuğundan sıçratacak sahneler yok denecek kadar az. Kamera sürekli olarak Maud’un dünyasına odaklanıyor ve korku, dışarıdaki bir tehditten değil, karakterin zihninde büyüyen düşüncelerden doğuyor. Bu nedenle film izlenirken hissedilen duygu korkudan çok huzursuzluk. Seyirci, Maud’un yaşadıklarının ne kadarının gerçek, ne kadarının kendi zihninin ürünü olduğunu sorgulamaya başlıyor.</p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083413.mp4"></video></figure>



<p>Bu noktada filmin başarısında en büyük paylardan biri başrol oyuncusu <strong>Morfydd Clark’a </strong>ait. Clark, Maud karakterine yalnızca bir performans vermiyor; adeta karakterin içine yerleşiyor. Sessizliklerde, bakışlarda ve en küçük mimiklerde bile karakterin iç dünyasını hissettirebiliyor. Özellikle inancı ile gerçeklik arasındaki çizginin giderek bulanıklaştığı anlarda sergilediği oyunculuk, filmi sıradan bir psikolojik gerilim olmaktan çıkarıyor. Film boyunca yaşanan gerilimin önemli bir kısmı, Clark’ın seyirciyi karakterin zihnine ikna edebilmesinden kaynaklanıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-15 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="404" data-id="183414" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419.jpg" alt="" class="wp-image-183414" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419-300x158.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083419-696x366.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Rose Glass’ın yönetmenliği de ilk film için dikkat çekici bir olgunluk taşıyor. Dar mekânlar, yalnız kadrajlar ve kontrollü kamera kullanımı sayesinde film, Maud’un iç dünyasını görsel olarak da hissettiriyor. Yönetmen, korkuyu göstermek yerine ima etmeyi tercih ediyor. Bu tercih filmin temposunu zaman zaman ağırlaştırsa da atmosferini güçlendiriyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-16 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="225" height="336" data-id="183418" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414.jpg" alt="" class="wp-image-183418" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414.jpg 225w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083414-201x300.jpg 201w" sizes="(max-width: 225px) 100vw, 225px" /></figure>
</figure>



<p>Elbette Saint Maud herkese hitap eden bir korku filmi değil. Hızlı ilerleyen hikâyelerden veya sürekli gerilim bekleyen seyirciler için fazla yavaş bulunabilir. Ancak karakter odaklı anlatıları sevenler için film oldukça doyurucu bir deneyim sunuyor. Çünkü burada korkunun kaynağı bir canavar ya da lanet değil; insan zihninin karanlıkta bıraktığı düşünceler.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-17 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="379" data-id="183415" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420.jpg" alt="" class="wp-image-183415" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-300x148.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-324x160.jpg 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083420-696x343.jpg 696w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Filmin finali ise uzun süre hafızadan silinmeyecek kadar etkili. Rose Glass, bütün film boyunca kurduğu gerilimi yalnızca birkaç saniyelik bir görüntüyle zirveye taşıyor ve seyirciyi film bittikten sonra da düşünmeye devam etmeye zorluyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-18 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="515" data-id="183416" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416.jpg" alt="" class="wp-image-183416" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083416-626x420.jpg 626w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></figure>
</figure>



<p>Sonuç olarak Saint Maud, son yılların en dikkat çekici psikolojik korku filmlerinden biri. Klasik korku kalıplarını reddeden yapısı, güçlü atmosferi ve özellikle Morfydd Clark’ın olağanüstü performansı sayesinde türün öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. Korkunun bazen karanlık bir koridorda değil, insanın kendi zihninde saklandığını hatırlatan rahatsız edici ve etkileyici bir film.</p>



<p>İlker <strong>DUMAN</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000083413.mp4" length="6577781" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY; Dünyanın En Zor Yarışması mı, Yetişkinler İçin Çocuk Parkı mı?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/13/derya-ulusoy-dunyanin-en-zor-yarismasi-mi-yetiskinler-icin-cocuk-parki-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞA-ÇEVRE]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Survivor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183404</guid>

					<description><![CDATA[Survivor&#8217;ın sunucusu yıllardır aynı cümleyi tekrarlıyor: &#8220;Dünyanın en zor yarışması&#8221; Bu cümleyi o kadar sık duyduk ki artık kimse durup şu soruyu sormuyor: Gerçekten nedir bu kadar zor olan? Sonuçta ekranda gördüğümüz şey, yetişkin insanların parkurlarda koştuğu, topları deliklerden soktuğu, bloklar taşıdığı, denge tahtalarında yürüdüğü ve günün sonunda biraz daha fazla yemek kazanmak için mücadele [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong>Survivor&#8217;ın</strong> sunucusu yıllardır aynı cümleyi tekrarlıyor:</p>



<p>&#8220;<em>Dünyanın en zor yarışması&#8221;</em></p>



<p>Bu cümleyi o kadar sık duyduk ki artık kimse durup şu soruyu sormuyor:</p>



<p>Gerçekten nedir bu kadar zor olan?</p>



<p>Sonuçta ekranda gördüğümüz şey, yetişkin insanların parkurlarda koştuğu, topları deliklerden soktuğu, bloklar taşıdığı, denge tahtalarında yürüdüğü ve günün sonunda biraz daha fazla yemek kazanmak için mücadele ettiği bir televizyon programı.</p>



<p>Elbette kolay değil.</p>



<p>Açlık var.<br>Yorgunluk var.<br>Fiziksel efor var.</p>



<p>Ama yine de ortada bir olimpiyat yok.</p>



<p><em>Bir bilimsel keşif yok.</em><br><em>Bir kutup seferi yok.</em><br><em>Bir savaş yok.</em></p>



<p>Bir insanın sınırlarını insanlık adına zorladığı büyük bir mücadele yok.</p>



<p>Buna rağmen yıllardır izleyiciye, sanki tarihin en büyük dayanıklılık sınavlarından biri izletiliyormuş gibi davranılıyor.</p>



<p>Oysa çoğu zaman gördüğümüz şey, yetişkin insanların çocuk parkını andıran oyun düzeneklerinde yarışmasından ibaret.</p>



<p>Asıl ilginç olan ise parkurlar değil.</p>



<p>Adada dönenler.</p>



<p>Çünkü Survivor&#8217;ın gerçek içeriği hiçbir zaman yarışmalar değil.</p>



<p><strong>Gerçek içerik;</strong> dedikodu, ittifak, küslük, kıskançlık ve bitmek bilmeyen tartışmalar.</p>



<p>Her sezon aynı sahneler tekrar ediyor:</p>



<p>&#8220;Sen benim adımı neden yazdın?&#8221;<br>&#8220;Ben senin hakkında öyle demedim.&#8221;<br>&#8220;Sen yalancısın.&#8221;<br>&#8220;Hayır, asıl sen yalancısın.&#8221;</p>



<p>Ardından da televizyon tarihinin belki de en tuhaf savunma yöntemi devreye giriyor:</p>



<p>&#8220;Çocuğumun üstüne yemin ederim.&#8221;<br>&#8220;Annemin babamın üstüne yemin ederim.&#8221;<br>&#8220;Sevdiğimin ölüsünün üstüne yemin ederim.&#8221;</p>



<p>Bir reality show izlerken kendinizi bir anda aile meclisinin ortasında buluyorsunuz.</p>



<p>Yarışmacılar birbirlerine kızıyor, barışıyor, yeniden kavga ediyor, yeniden yemin ediyor.</p>



<p>Sonra ertesi gün yeni bir bölüm başlıyor ve aynı sirk en baştan tekrarlanıyor.</p>



<p>Bir süre sonra insan şu soruyu sormadan edemiyor:</p>



<p>Bu program gerçekten hayatta kalmakla mı ilgili, yoksa yalnızca insanların birbirlerine kurdukları entrikalarla mı?</p>



<p>Her ikisi de değil aslında.</p>



<p>Çünkü işin daha ilginç, daha düşündürücü bir yanı var:</p>



<p>Yarışmacıların önemli bir kısmı Survivor&#8217;a katılmayı hayatlarının en büyük hayali olarak anlatıyor.</p>



<p>Bir yarışmacı elenirken gözyaşları içinde:</p>



<p>&#8220;Çocukluğumdan beri hayalimdi.&#8221;</p>



<p>diyebiliyor.</p>



<p>Bunu küçümsemek için söylemiyorum.</p>



<p>Ama yine de insan düşünmeden edemiyor:</p>



<p>Nasıl oldu da bir kuşağın <strong>hayalleri</strong> bu kadar daraldı?</p>



<p><em>Bir zamanlar insanlar kitap yazmayı, keşif yapmayı, sanat üretmeyi, bilim insanı olmayı hayal ederdi.</em></p>



<p>Bugün milyonlarca kişinin önünde bir yarışma programında yer almak, başlı başına bir hedefe dönüşmüş durumda.</p>



<p>Çünkü bu formatlar yalnızca tanınma değil, dikkat ekonomisinin en basit vaadini de satıyor:</p>



<p>Önce görünür ol, sonra bunu paraya çevir.</p>



<p>Aynı şeyi başka reality showlarda da görüyoruz.</p>



<p>Artık birçok kişi için amaç bir işi yapmak değil, o işi televizyonda yapmak.</p>



<p>Yemek yapmak değil.</p>



<p>Yemek <strong>yarışmasına</strong> çıkmak.</p>



<p>Şarkı söylemek değil.</p>



<p>Şarkı <strong>yarışmasına</strong> çıkmak.</p>



<p>Hayatın kendisi değil.</p>



<p>Hayatın <strong>seyirlik</strong> versiyonu.</p>



<p>Reality televizyonun asıl marifeti de burada:</p>



<p>Deneyimi değil, deneyimin vitrinini satıyor.</p>



<p>Survivor bu yüzden sadece bir yarışma değil; çağımızın küçük bir özeti.</p>



<p>Peki bu özet bize ne anlatıyor?</p>



<p>Gerçekten hayatta mı kalmaya çalışıyoruz?</p>



<p>Yoksa yalnızca izlenmeye mi?</p>



<p>Kendi hayatımızda “görünmek” uğruna harcadıklarımız, gerçekten yaşamak için harcadıklarımızdan daha mı fazla?</p>



<p>Çünkü dünyanın en zor yarışması ekranda değil.</p>



<p>Ekran kapandıktan sonra başlıyor.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;         BU YAŞANANLAR, SÖYLENENLER, YAPILANLAR UNUTULUR MU?</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/11/coskun-kartal-bu-yasananlar-soylenenler-yapilanlar-unutulur-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 10:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183324</guid>

					<description><![CDATA[Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var ! Böylesi geçmişte yaşanmadı. Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&#160; *&#160; &#160; &#160; &#160; * &#160; &#160; &#160; &#160; * Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&#160; sıkça [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ortalıkta ana muhalefet partisi odaklı siyaseti tartışılır hale getiren , sanki bu siyaseti iptal ettirme girişimi yapıldığını çağrıştıran bir manzara var !</p>



<p>Böylesi geçmişte yaşanmadı.</p>



<p>Yalnızca içinde bulunduğumuz sürece yansıyan bir olay; bugünlere özgü!&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; * &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Aslında ülkemizde, geçmişte birilerinin siyaset yapmasının yasaklanması uygulamaları ile de&nbsp; sıkça karşılaştık.</p>



<p>Darbe döneminde yapılan anayasaya geçici hüküm koyup , aralarında yıllarca başbakanlık yapanların da bulunduğu tüm parti genel başkanlarının, yöneticilerinin ve milletvekillerinin 15 yıl süreyle siyaset yapmalarının yasaklanmalarına , 5 imza ila karar verilmişti.&nbsp;</p>



<p>Ancak&nbsp; “asker zoruyla” konulan o anayasal yasaklar bile sürdürülebilir olmamış, darbeden sonra seçilen ilk parlamento dönemini tamamlamadan yapılan referandumla kaldırılmıştı.</p>



<p>1987 referandumunda yasakların kaldırılması için verilen evet oyları, hayır oylarından yüzde yarım fazlaydı.</p>



<p>Evet oylarının bu kadar düşük olmasının nedeni, iktidar partisinin tüm gücüyle canla başla çalışması,  Başbakan <strong>Özal’ın</strong> bütün ülkeyi dolaşarak insanları “yasakların kalkmasına hayır” demek için ikna etmek istemesiydi.</p>



<p>Yasakları bu referandumla kaldırılan liderler, kapatılan eski&nbsp; partilerinin yerine kurdukları yeni partileriyle yola devam etmişler ve üçü sonraki yıllarda başbakan olarak hükümetler kurmuşlardı.</p>



<p>Yasaklılardan DYP lideri Süleyman <strong>Demirel</strong>, 1993’te başbakanken TBMM tarafından cumhurbaşkanı seçilmişti.</p>



<p>Askeri darbenin tamamen siyasi bir kararla&nbsp; yok ettiğini sandığı&nbsp; siyaset yok edilmeyi reddetmiş, o günlerin koşullarında deyim yerindeyse “su akıp yatağını bulmuştu!”</p>



<p>Aslında galiba bu, siyasetin hayatın ta kendisi olduğunu, öyle kolay kolay ortadan kaldırılamayacağını da gösteriyordu.</p>



<p>Üç buçuk yıl boyunca parlamento görevini üstlenen ve siyasetin dik alasını yapan beş kişilik “Milli Güvenlik Konseyi” 1982 anayasasına konulan geçici bir hükümle cumhurbaşkanı seçilen Kenan <strong>Evren’in</strong>   yanında yedi yıl için Cumhurbaşkanlığı Konseyi adını almıştı.</p>



<p>Evren ve Konsey üyelerinin 12 Eylül dönemindeki icraatlarının yargılanması da yine anayasal olarak engellenmişti.</p>



<p>Bu anayasal dokunulmazlık daha sonra kaldırılsa da beş kişilik cuntadan üçü o arada aramızdan ayrılmışlardı.</p>



<p>İkisi de hastanede yatarken Segbis aracılığıyla ifadeleri alındıktan sonra yargılanıp müebbet hapse ve rütbelerinin sökülmesine mahkum olmuşlar, ancak cezaları kesinleşmeden vefat etmişlerdi.</p>



<p>Siyaseti yasakladıkları kişiler de vefat etmiş, cenazeleri devlet protokolünün tam kadro katılımıyla büyük kalabalıklar eşliğinde kaldırılmıştı.</p>



<p>Kenan <strong>Evren</strong> ve Tahsin <strong>Şahinkaya</strong>, yalnızca aile yakınları ve resmî görevliler eşliğinde toprağa verilmişti.</p>



<p>Siyasetleri ters tepmişti.&nbsp;</p>



<p>*&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; *</p>



<p>Bu günlerde, şaşkınlıklar içinde yaşadığımız, bir siyasi partinin, üstelik ana muhalefet partisinin üç yıl önceki kurultayının mahkeme tarafından yok sayılması hadisesi.</p>



<p>Yani, üç yıl önce hakim gözetiminde yapılmış ve sonuçları <strong>Yüksek Seçim Kurulu</strong> tarafından “kesin olarak” onaylanmış kurultay sonuçlarının alt mahkeme tarafından iptal edilmesi.</p>



<p>Ve o kurultay toplanıp başkanlık divanı oluştuğu anda teknik olarak görevi sona ermiş olan eski genel başkanın göreve davet edilmesi.&nbsp;</p>



<p>Bir anlamda seçimle kaybettiği göreve yeniden atanması!</p>



<p>Kendisinin de fırsat bulduğunu düşünüp alelacele bu davete icabet etmesi.</p>



<p>Bir zamanlar başında olduğu, adına cumhurbaşkanlığı seçimine katıldığı, yıllarca görev yaptığı “partisinin” büyük bir kaos içine atılmasının baş aktörü olarak kolları sıvaması.</p>



<p>Seçilmiş yönetimi tanımayarak genel merkeze polis marifetiyle, oradakileri çıkarmak için cop, tazyikli su, göz yaşartıcı gaz kullanılmasına göz yumması.</p>



<p>Bütün bunların hepsinden daha önemli, klasik siyaset tanımına uymayan bir durum daha var.</p>



<p>Üç yıl önceki kurultayın seçilmiş organlarını yok sayıp , o kurulların mahkeme kararıyla atanan daha eskiden görev yapmış&nbsp; üyeleri ile partiyi yönetmeye kalkışmak.</p>



<p>Bunun adına partinin siyasetten çıkıp “bürokratik” bir kurum haline getirilmesi çabası denir.</p>



<p>Yani ana muhalefetin siyasetinin iptali!</p>



<p>Doğal olarak, <strong>CHP’nin</strong> bizzat eski genel başkanı vasıtasıyla düşürüldüğü bu durum, eski genel başkanın daha önce, partinin programına, tüzüğüne, ideolojisine, politik yaklaşımlarına uygun bir siyasetçi olup olmadığı sorusunu akla getiriyor.</p>



<p>Acaba, 1980’lerde geceleri konutuna gidecek kadar yakın olduğu başbakan Özal’ın sağ politikalarını benimsiyor muydu?</p>



<p>1991 sonunda <strong>DYP-SHP</strong> hükümetinde çalışma bakanlığı bünyesinde genel müdür olarak görevlendirilmişti .</p>



<p>Şimdilerde ortaya atılan bir iddiaya göre, Çalışma bakanlığını elinde bulunduran SHP bu atamaya itiraz etmiş,&nbsp; DYP’li üst düzey yöneticilerin ısrarı üzerine ataması yapılmıştı.</p>



<p>Acaba, DYP’nin bu aşamadaki ısrarında kendisini sağcı politikalarına yakın bulmasının rolü var mıydı?</p>



<p>Yine yeni ortaya çıkan bir duruma göre, <strong>Kemal bey </strong>1999’daki seçimlerde birinci parti olan Demokratik Sol Partiden milletvekili olmak istemiş, genel başkan Bülent <strong>Ecevit</strong> ise kendisini aday bile yapmamıştı.</p>



<p>Yani CHP adayı olmadan önce kendisinin “sol” partilerle değil, “sağ” partilerle ilişkileri , politik kimliği hakkında fikir verecek düzeyde ön plandaydı.</p>



<p>CHP genel başkanı olduktan sonra da sosyal demokrasi sözünü hiç ağzına almadığı dikkat çekiyordu.</p>



<p>“ Artık bu devirde sağcı solcu kalmadı” gibi dünyada hiçbir sosyal demokrat liderin söylemeyeceği apolitik sözler etmesi, mahalle kahvesinde siyasetten konuşan insanların yapacağı bir şeydi!</p>



<p>Adana’da bir mitingde insan hakları ve adaletten söz ederken,FETÖ tutukluları <strong>Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak’ı</strong> “aramızdalar” diye toplanan insanlara alkışlatmaya kalkması biliniyor.</p>



<p>Oysa yerine getirildiği eski genel başkan Deniz Baykal, FETÖ’nün Ergenekon kumpasları sırasında net olarak haksız yere tutuklananların yanında yer almştı</p>



<p>O kumpasların hazırlanmasında tetikçilik yapan militan ruhlu iki zanlıya bu yaklaşım değişikliği ana muhalefetin “geleneksel” politikasının 180 derece tersiydi.</p>



<p>Ana muhalefet lideri olarak partisine danışmadan MHP ile <strong>Ekmeleddin İhsanoğlu’nu</strong> cumhurbaşkanı adayı göstermesi zaten sürekli belleklerden hiç çıkmayan bir konu.</p>



<p>İktidar tarafından desteklenerek İslam Konferansı Genel Sekreterliğine seçilen İhsanoğlu, cumhurbaşkanı seçiminden sonra CHP’nin milletvekili olması önerisini reddetmiş, MHP saflarına katılmıştı.</p>



<p>Sonuç olarak, geçmişi itibarıyla CHP’lilikle ilgisi kurulamayacak eski genel başkanın , on üç seçim kaybettirdiği partisini bugün siyaset yapamaz hale getirme çabaları ibretle izleniyor.</p>



<p>Tepkiler her yerde ve her yönden yükseliyor.&nbsp;</p>



<p>Atılan sloganlar, onurlu insanların kaldıramayacağı sözcükler içeriyor.</p>



<p>Lakin göründüğü kadarıyla, polis zoruyla el koyduğu genel merkezde, aralarında ancak tek tük kadın bulunan, hal ve tavırlarıyla CHP’nin geleneksel mensuplarına hiç benzemeyen çok da kalabalık olmayan “kitlesiyle” mutlu!</p>



<p>Söylenenler , eleştiriler, sloganlar umurunda bile değil.</p>



<p>Dediklerine göre “birkaç gün bağırır, unuturlar “ diyormuş.</p>



<p>Merak ediyorum doğrusu.</p>



<p>Gerçekten bu yaşadıklarımız “unutulur mu”?</p>



<p>COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Derya ULUSOY;    🎥 Atmayı Unutan Bir Kalp</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/10/derya-ulusoy-atmayi-unutan-bir-kalp/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derya ULUSOY]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Gözden Kaçmasın]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Marjane Satrapi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183217</guid>

					<description><![CDATA[Bir sabah, Persepolis grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar Marjane Satrapi’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, “Üzüntüden öldü” diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız. Haberi bir kez daha okurdunuz belki. Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sabah, <strong><em>Persepolis</em></strong><strong> </strong>grafik roman serisi ve filmiyle tanınan İran asıllı Fransız yazar <strong>Marjane Satrapi</strong>’nin öldüğü haberini alsanız ve ailesi bunu kanser ya da trafik kazasıyla değil, <strong>“Üzüntüden öldü”</strong> diyerek duyursa, muhtemelen bir an duraksardınız.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-19 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183234" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183234" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082604.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Haberi bir kez daha okurdunuz belki.</p>



<p>Bu sözler başka bir yüzyıla ait gibi duruyor; mürekkep lekeli mektupların, aşk elinden alındığında yavaşça tükenen korseli kahramanların dünyasına.</p>



<p>Bizim yüzyılımız içinse neredeyse <strong>uygunsuz</strong> bir tınısı var.</p>



<p>Hastalıklar için <strong>isimlerimiz</strong>, <strong>antidepresanlarımız</strong> ve <strong>terapilerimiz</strong> var.</p>



<p>Sevgiyi bir yemek siparişi kadar zahmetsizce önümüze getirmeyi vaat eden <strong>flört uygulamalarımız</strong> var.</p>



<p>Artık kimse üzüntüden dolayı öyle kolayca ölmüyor.</p>



<p>Ve yine de…</p>



<p>Marjane Satrapi 56 yaşındaydı.</p>



<p><strong>Otuz yıllık eşi bir sene önce ölmüştü.</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-20 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="687" data-id="183227" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg" alt="" class="wp-image-183227" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1024x687.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-300x201.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-768x515.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1536x1030.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-696x467.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-1068x716.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662-626x420.jpg 626w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082662.jpg 1920w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sosyal medyadaki son paylaşımında şu yazıyordu:</p>



<p><strong>“<em>Çünkü hayatımın aşkını kaybettim.”</em></strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-21 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="584" data-id="183240" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg" alt="" class="wp-image-183240" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1024x584.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-300x171.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-768x438.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-696x397.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-1068x609.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687-737x420.jpg 737w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082687.jpg 1274w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Sonra sustu.</p>



<p>Ailesi ise Satrapi&#8217;nin ölümünü duyururken klinik bir tanı seçmedi.</p>



<p>Mitlerin dilini seçti:&nbsp;</p>



<p><strong>“Üzüntüden öldü.”</strong></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-22 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" data-id="183229" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-183229" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1024x576.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-300x169.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-768x432.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1536x864.jpg 1536w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-696x392.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-1068x601.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607-747x420.jpg 747w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082607.jpg 1600w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<p>Bu ifade arkaikti — kaybı bir hastalık gibi değil, bir <strong>kader</strong> gibi anlatan, sebeplerin tıbbın değil doğrudan <strong>kalbin</strong> alanına ait olduğu zamandan kalma bir söz.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-23 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="907" data-id="183224" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg" alt="" class="wp-image-183224" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1024x907.jpg 1024w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-300x266.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-768x680.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-696x616.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-1068x946.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622-474x420.jpg 474w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082622.jpg 1364w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Kırık Kalp Sendromu</strong></h2>



<p>Üzüntüden ölmenin modern tıpta bir karşılığı olduğunu biliyor muydunuz?</p>



<p>Adı: <strong>Takotsubo kardiyomiyopatisi</strong>, yani <strong>kırık kalp sendromu</strong>.</p>



<p>Yıkıcı bir yasın, ezici bir stresin altında stres hormonları kalp kasına öylesine yüklenir ki; sol karıncık bir Japon ahtapot tuzağına — bir takotsubo’ya — benzeyecek şekilde genişler ve balonlaşır.</p>



<p>Kalp fiziksel olarak <strong>“şok olur.”</strong></p>



<p>İşlevini yitirir.</p>



<p>Bazen tamamen durur.</p>



<p>Metafor ile kalp kası arasındaki sınır sandığımızdan çok daha incedir.</p>



<p><strong>Kalp kırıklığı, bir bedeni durdurabilir.</strong></p>



<figure class="wp-block-video"><video controls src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4"></video></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Sevmenin Yerine Seçmek</strong></h2>



<p>Tıbbi bir karşılığı dahi olmasına rağmen <strong>“üzüntüden ölmek”</strong> bugün bize neden bu kadar uzak ve hatta neredeyse fantastik geliyor?</p>



<p>Çünkü gerçek duyguların getirdiği belirsizliği, kusursuz görünen profillerin sunduğu kontrollü güvenle değiştirdik.</p>



<p>Aşk, bir zamanlar insanın hayatını altüst eden en güçlü deneyimlerden biriydi.</p>



<p>Şimdi ise giderek bir <strong>seçme işlemine</strong> dönüştü.</p>



<p>Flört uygulamaları yakınlığı bir tanışma değil, bir <strong>eleme düzeni</strong> hâline getirdi.</p>



<p>Ekranda kaydırılan, karşılaştırılan, elenen isimler…</p>



<p>İnsanlar da giderek raflarda duran ve kolayca yeri değiştirilen ürünlere benzemeye başladı.</p>



<p>Bu yüzden birine bağlanmak yerine seçenekleri açık tutmak, kendini tam vermemek, mesafeyi korumak neredeyse bir <strong>ilişki refleksi</strong> hâline geldi.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-24 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183230" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183230" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082660.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Eros’un Istırabı</strong></h2>



<p>Koreli filozof <strong>Byung-Chul Han</strong>’ın modern çağda aşkın ve arzunun yaşadığı bu dönüşümü anlatmak için kullandığı çarpıcı bir kavram var:</p>



<p><strong>“Eros’un Istırabı.”</strong></p>



<p>Gerçek aşk Han’a göre insanın kendini savunmasız bırakmasını gerektirir.</p>



<p>Karşındaki kişinin seni değiştirmesine, şaşırtmasına, hatta incitmesine izin vermelisin.</p>



<p>Oysa biz tam da bu riskten kaçan bir kültür inşa ettik.</p>



<p>Artık yabancı olanı, beklenmedik olanı, zor olanı aramıyoruz.</p>



<p>Kendimizi arıyoruz.</p>



<p>Kendi zevklerimize, gelirimize, yaşam tarzımıza uyan insanları seçiyoruz.</p>



<p>Partner, keşfedilecek bir bilinmez olmaktan çıkıp bizi onaylayan bir <strong>ayna</strong>ya dönüşüyor.</p>



<p>Han buna <strong>“Aynı’nın cehennemi”</strong> diyor:</p>



<p>İnsanın sürekli kendisiyle karşılaştığı, gerçekten yeni hiçbir şeyin içeri sızamadığı kapalı bir döngü bu.</p>



<p>Biraz zorlayan her şeyi bir kaydırmayla geçip gidiyoruz.</p>



<p>Farkında olmadan aşkın kendisini de geride bırakıyoruz böylece.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-25 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183231" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183231" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082663.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Geride Kalan</strong></h2>



<p>Marjane Satrapi devrim gördü, sansür gördü, sürgünün ağırlığını taşıdı.</p>



<p>Sonunda onu bitiren şey siyaset olmadı; <strong>aşk oldu.</strong></p>



<p>Üzüntüden ölümü romantikleştirmeye gerek yok. Ama görmezden de gelemeyiz; çünkü gerçek sevginin bedelini hatırlatıyor.</p>



<p>Birini gerçekten sevmek, onu hayatında <strong>vazgeçilmez</strong> bir yere koymaktır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-26 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="819" height="1024" data-id="183232" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg" alt="" class="wp-image-183232" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-819x1024.jpg 819w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-240x300.jpg 240w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-768x960.jpg 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1229x1536.jpg 1229w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1638x2048.jpg 1638w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-696x870.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-1068x1335.jpg 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664-336x420.jpg 336w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082664.jpg 1920w" sizes="(max-width: 819px) 100vw, 819px" /></figure>
</figure>



<p><strong>W. H. Auden</strong>&#8216;ın <strong><em>Cenaze Hüzünleri</em></strong> şiirindeki gibi, kimi zaman bir insan yalnızca sevilen biri değil, yönünüz, ritminiz, gününüz olur:</p>



<p><em>O benim Kuzeyim, Güneyim, Doğum ve Batımdı,</em><em><br></em><em>Çalışma haftam ve Pazar huzurumdu,</em><em><br></em><em>Öğlem, geceyarım, konuşmam, şarkımdı;</em><em><br></em><em>Aşk sonsuza kadar sürecek sandım: Yanılmışım.</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-27 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="450" height="450" data-id="183233" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg" alt="" class="wp-image-183233" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619.jpg 450w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082619-420x420.jpg 420w" sizes="(max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure>
</figure>



<p>Kalbi korunacak bir organ, aşkı rafta duran bir tüketim ürünü saydığımız bu çağda, neredeyse hiçbir şeyin kalbimizi gerçekten kıramadığı konforlu bir dünya yarattık.</p>



<p>Oysa üzüntüden ölmek, bu steril dünyanın dışında kalan o eski, tehlikeli ihtimali yüzümüze vuruyor:</p>



<p>Sevdiğin birini kaybettiğinde, geride kalan hayat onun yokluğuna uyum sağlamaz.</p>



<p>Sadece onun etrafında sessizleşir.</p>



<p>Bazense geriye yalnızca <strong>sessizlik</strong> kalır.</p>



<p>Ve atmayı nasıl sürdüreceğini unutmuş bir kalp.</p>



<p>Derya <strong>ULUSOY</strong> </p>
]]></content:encoded>
					
		
		<enclosure url="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000082626.mp4" length="14889304" type="video/mp4" />

			</item>
		<item>
		<title>Coşkun KARTAL;  RAHMİ KOÇ’UN FIKRASI VE SONRASININ ŞİFRELERİ!</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/08/coskun-kartal-rahmi-kocun-fikrasi-ve-sonrasinin-sifreleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 08:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Coşkun KARTAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[coşkun Kartal]]></category>
		<category><![CDATA[Fıkra]]></category>
		<category><![CDATA[Rahmi Koç]]></category>
		<category><![CDATA[şifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183082</guid>

					<description><![CDATA[Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu. 96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!) Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Rahmi Koç’un anlattığı, sonrasındaki tepkilerle gündem olan ve doğrusu beni hiç güldürmeyen fıkra, birden bire ülkenin en ücra köşelerine kadar her yerde konuşulur oldu.</p>



<p>96 yaşındaki holding patronu, , anlaşılan servetinden dolayı ömrü boyunca ağzının içine bakılıp en tatsız esprilerine bile gülünen birisi olmuştu.(Paranın gözü kör olsun!)</p>



<p>Bu rahatlık içinde de, kendilerine ait İzmir Balçova Amerikan hastanesinin açılış töreninde yüksel protokolden insanları görünce, herhalde “hazır gelmişler.Hadi şunları biraz güldüreyim” diye bir fıkra patlatmıştı.</p>



<p>Fıkra&nbsp; “Kürt kadınının biri doktora gitmiş..” cümlesiyle başlıyordu.</p>



<p>Herkesler oradayken..!</p>



<p>Herkesler dediğimi yabana atmayın; fıkrayı anlatırken kimler yoktu ki yanında!</p>



<p>Görüntülerden görüp , haberlerden okuduğumuz kadarıyla Türkiye Cumhuriyetinin son başbakanı Binali Yıldırım, devletin İzmir ilindeki en üst görevlisi vali, ana muhalefet partisinin seçim kazananı, İzmir Büyükşehir Belediye başkanı oradaydılar.</p>



<p>Zaten bu üçlünün yer aldığı&nbsp; bir törenin katılımcısı doğal olarak çok olurdu!&nbsp;</p>



<p>Muhtemelen siyasi partilerin temsilcileri de ülkemizin bir numaralı milli burjuvasının “bu yeni hizmetini” kutlamak üzere gelmişlerdi.</p>



<p>Neyse, dediğim gibi, holdingin onursal başkanı, hem de hastane açılışında, bildiği “ayıpçı” bir doktor-hasta ilişkisinden söz eden fıkrayı birden bire anlatıvermişti. (Hastane yönetiminin yerinde olsam “bizim sağlık kurumumuzda bu tür doktor hasta ilişkisi yaşanmaz” diye bir açıklama da ben yapardım!)</p>



<p>Fıkra dinleme- okuma konusunda oldukça deneyimli olan biri olarak söyleyebilirim ki, bu fıkrayı biliyordum ama yaşlı zengin adamınkinden eksik biliyormuşum.</p>



<p>Benim bildiğim biçiminde “Kürt kadını” diye bir karakter yoktu; zaten Kürt&nbsp; sözcüğünün fıkranın hiçbir unsurunda sözü edilecek yanı da yoktu.</p>



<p>Hatta iddia edebilirim ki, doktor- hasta – hemşire gibi karakterlerin anlatıldığı fıkraların hiç birinde, Kürt, Arap,&nbsp; Türk, Alman, Fransız gibi “etnik” karakterler bulunmaz.&nbsp;</p>



<p>Zira tarz farklıdır.</p>



<p>Etnik karakterler, yalnızca değişik özellikleri olan etnik&nbsp; kimliklerin belirgin özelliklerini öne çıkarmak için kullanılır.</p>



<p>Bunlar genellikle aşağılama içermeyen, hafif, sevimli, insanları gülümseten anlatılardır .</p>



<p>Örneğin Almanların disiplini, Fransızların “çapkınlığı”,İskoçların cimriliği, Türklerin “uyanıklığı” , Kürtlerin saflığı,&nbsp; Lazların “her şeyi” gibi! (Yahudilerin “komik cimriliği” de eskiden çok anlatılırdı ama Netanyahu denen katilin öncülüğündeki soykırım saldırıları, insanların ülkesini ve halkını sevimli gösterebilecek anekdotlardan uzak durmalarına yol açtı!)</p>



<p>Neyse, konuyu dağıtmayalım, Rahmi bey aslında Kürt kadını sözünü hiç kullanmasa da&nbsp; özünde hiçbir fark olmayacak fıkrayı, devlet ricali önünde patlatmış!</p>



<p>Sermayenin gücü işte, fıkra oradakilerin çoğunu neredeyse katıla katıla denecek kadar güldürmüş .&nbsp;</p>



<p>Eğer görüntüler yapay zeka ürünü falan değilse hiç birinin aklına Kürtlerin ya da kadınların aşağılandığı gibi bir şey gelmemiş.</p>



<p>Gülüşler hakiki gülüş, hiç birinde yapay zekayla oluşturulmuş resimlerin mekanikliği yok ; hemen anlaşılıyor!</p>



<p>Herhalde anlatan Rahmi Koç olduğu için pek çok kişi de durumu garipsememiş, garipseyen ses çıkaramamış!</p>



<p>Gerçi ses çıkarabilseler&nbsp; bile koskoca Rahmi Koç’a oracıkta “hoop ne diyorsun sen?” demek ayıp kaçardı !</p>



<p>Olay geçmiş gitmiş.</p>



<p>Ta ki o esnada çekilen görüntüler yayınlanana kadar.</p>



<p>Sonra, bildiğiniz, dananın kuyruğu koptu .</p>



<p>Bir asırdır ne rejimler, iktidarlar, darbe yönetimleri, cuntalar görmüş olan Koç ailesi, şimdiye kadar karşılaşmadığı linçlerin, saldırıların ortasında kaldı.</p>



<p>“Valla ben öyle demek istemedim” şeklindeki özür dilemeler, “nasıl demek istedin?” diye sorup bir savunma olanağı tanınmadan ortada bırakıldı.</p>



<p>Fıkracının eşinin 50 yıl önce çocuklarını alıp bir gazete patronuna kaçtığı bilgisi, foto shop’la&nbsp; “boynuz taktırılmış”&nbsp; resimleri eşliğinde servis edildi.</p>



<p>Bir fıkra figürünün alaycı anlatılmasının intikamı, bir aile trajedisi ortaya dökülerek alındı!</p>



<p>Fıkraya gülenler, seslerini çıkarmadan ortadan kayboldu.</p>



<p>Partiler, kurumlar, sivil toplum örgütleri, birer birer kınama açıklamaları yaptılar.</p>



<p>Sonra işin rengi değişti.</p>



<p>Cumhuriyet savcılığı fıkrayı anlatan için soruşturma başlattı.&nbsp;</p>



<p>Adalet bakanı zehir zemberek açıklama yaptı.</p>



<p>Sonra da sosyal medyada fıkracı dedenin holdingine bağlı şirketlerin ürünlerine boykot kampanyaları başlatıldı.</p>



<p>Ufak çevrede kalabilecek bir gafın, kendini bilmezliğin ya da densizliğin ırkçılık gibi büyük suçlamalara konu olması, insanda ister istemez bir takım soru işaretleri yaratıyor.</p>



<p>Hele boykot çağrıları, aslında meselenin ırkla falan değil, direkt olarak büyük iş çevrelerinin “iç rekabetiyle” ilgili olduklarını düşündürüyor.</p>



<p>Bir kötü fıkradan bile çıkar üretmeye çalışan gelenekler oluşuyor galiba.</p>



<p>Sosyal medyada kimin gerçek kişi, kimin trol, kimin provokatör olduğu belirsiz tiplerin gazıyla gündemde başka hesaplar var olabilir.</p>



<p>Bu arada, niye bir Kürt kadınını konu alan fıkra anlattın diye hesap sorulacaksa, bu fıkrayı dinleyip kahkaha atan da, televizyon ve sosyal medya platformlarında yayan da, “böyle böyle bir fıkra var” diye sözde protesto çığlıkları atan da aynı sorulara muhatap olmamalı mı?</p>



<p>Gerçekte var olmayan, fıkrada geçen bir Kürt kadını üzerinden sanki bütün Kürt kadınları , hatta bütün kadınlar etiketlenmiş gibi bir algı yaratmak caiz midir?</p>



<p>Şüyuu vukuunda beter (söylentisi gerçek olmasından kötü) bir durumla karşı karşıya değil miyiz?</p>



<p>Yoksa, gelinen nokta holdinglerin birbirini bitirme kavgasının sınıfsal bir göstergesi mi?</p>



<p> COŞKUN <strong>KARTAL</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SÖYLEŞİ / Ebru ERENSOY / Yazar /Roman</title>
		<link>https://www.kentekrani.com/2026/06/07/soylesi-ebru-erensoy-yazar-roman/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kent Ekranı]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 11:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNCEL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Kent İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Yerel]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür/Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Son Haber !]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Ebru Erensoy]]></category>
		<category><![CDATA[KANLI ay]]></category>
		<category><![CDATA[Roman]]></category>
		<category><![CDATA[SÖYLEŞİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kentekrani.com/?p=183030</guid>

					<description><![CDATA[&#8220;Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.&#8221; Ebru Erensoy, Kanuni Sultan Süleyman’ın ardından sessizce sarsılan bir imparatorluğun dekorunda, aslında insan psikolojisinin haritasını çıkarıyor. Zamanın çarkına yakalanıp geçmişe savrulan Esra’nın hikayesi; Türk ve Kelt mitolojisinin ortak sembolleriyle örülü, melankolik bir kendiyle yüzleşme serüveni. Tarihi atmosferi gizemli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>&#8220;<strong>Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.&#8221;</strong></p>



<p><em>Ebru Erensoy, <strong>Kanuni Sultan Süleyman’ın</strong> ardından sessizce sarsılan bir imparatorluğun dekorunda, aslında insan psikolojisinin haritasını çıkarıyor. Zamanın çarkına yakalanıp geçmişe savrulan Esra’nın hikayesi; Türk ve Kelt mitolojisinin ortak sembolleriyle örülü, melankolik bir kendiyle yüzleşme serüveni. Tarihi atmosferi gizemli romantizmle harmanlayan yazarla; merakı, direnci ve &#8220;<strong>Kanlı Ay&#8221;</strong>ın çağrısını konuştuk.</em></p>



<p><em>Romanın geçtiği tarihi dönem için nasıl bir araştırma süreci yürüttünüz? Kanuni Sultan Süleyman’ın ölümünden hemen sonraki dönemi seçmenizin özel bir nedeni var mı?</em></p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-28 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="791" height="1024" data-id="183031" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-791x1024.png" alt="" class="wp-image-183031" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-791x1024.png 791w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-232x300.png 232w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-768x995.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-1186x1536.png 1186w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-696x901.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-1068x1383.png 1068w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532-324x420.png 324w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081532.png 1261w" sizes="(max-width: 791px) 100vw, 791px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;Roman konusuna karar verdiğinizde önce kendinizi ikna etmeniz gerekiyor. Bu sebeple konuya ve döneme dair birçok sorularım vardı. Yani bu araştırma süreci sadece tarihi ayrıntılandırmak değil, dönemin ruhunu anlamaya çalışmakla da ilgiliydi. <strong>Şehzade</strong> <strong>Mustafa’nın</strong> hayatına dair kaynakların yanı sıra, dönemin siyasi kırılmaları, halkın yaşamı, kıyafetler, savaş düzeni hatta gündelik dil üzerine dahi bilgi topladım. Şehzade Mustafa’nın ölümü sonrası oluşan toplumsal kırılmaysa beni çok etkiledi.&nbsp;</p>



<p>Kanuni’nin ölümünden hemen sonrasını seçmemin nedeni de buydu aslında. İmparatorluğun en güçlü döneminin ardından görünmeyen çözülmenin başlaması… Dışarıdan bakıldığında hala görkemini korusa da içinde kayıpların başladığı bir dünya vardı. Tıpkı Esra’nın içsel çöküşü gibi…</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-29 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="320" height="497" data-id="183032" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539.jpg" alt="" class="wp-image-183032" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539.jpg 320w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539-193x300.jpg 193w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081539-270x420.jpg 270w" sizes="(max-width: 320px) 100vw, 320px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<em>Romanın başkahramanı Esra, kayıplarından kaçarken kendini Kanuni sonrası Osmanlı’da buluyor. Esra’nın geçmişe gitmesi bir kader mi, yoksa kendi içsel özgürlüğünü bulması için bir tercih miydi?</em></p>



<p>Bu ikisinin tam ortasında bir yerde. İlk bakışta kader gibi görünüyor. Kanlı Ay, taş, kayın ağacı, gizemli kadın sanki onu çağırıyor. Ama hikâyenin derininde Esra’nın bilinç altı var. Çünkü insan en çok kaçmak istediği anlarda kendisine doğru yürümeye başlıyor.</p>



<p>&nbsp;Esra geçmişe gitmeyi bilinçli olarak seçmiyor ama onu oraya götüren şey yıllarca bastırdığı istekleri, korkuları ve kırgınlıkları oluyor. Ben bu yolculuğu biraz ruhun kendisini iyileştirme çabası gibi düşündüm. Bu sebeple Kanlı Ay’daki zaman yolculuğu benim için sadece fantastik bir olay değil. Kendine yabancılaşan Esra’nın kendi değerini fark etme süreci.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-30 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="637" height="1024" data-id="183033" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-637x1024.png" alt="" class="wp-image-183033" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-637x1024.png 637w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-187x300.png 187w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-768x1234.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-956x1536.png 956w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-696x1118.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533-261x420.png 261w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081533.png 1035w" sizes="(max-width: 637px) 100vw, 637px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<em>Türk edebiyatında genellikle yerel mitler veya Doğu efsaneleri tercih edilirken, siz neden <strong>Kelt</strong> mitolojisinden ilham almayı seçtiniz?</em></p>



<p>&nbsp;Bunu sizin aracılığınızla bir kez daha düzeltmek isterim. Sembolleri, beni insanın bilinç altına daha yakın hissettirdiği için kullandım. Özellikle doğa, döngü, ölüm ve yeniden doğuş kavramlarını ele alış biçimi… Ama roman tamamen Kelt mitolojisine yaslanmıyor. Türk mitolojisindeki inanışlarla birleşiyor. Mesela Kayın ağacı Keltlerde bilgelik yeniden doğuşla ilişkilenirken Türk mitolojisinde de kutsal ve koruyucu kabul ediliyor. Tanrıca Umay’ın kayın ağacının içinde yaşadığı düşünülüyor. Kanlı Ay’da savaşlar ve döngüsel yenilenmeyi temsil eder. Kelt ve Türk mitolojisinde bu anlamlar aynıdır.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-31 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="652" height="1024" data-id="183034" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-652x1024.png" alt="" class="wp-image-183034" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-652x1024.png 652w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-191x300.png 191w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-768x1206.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-978x1536.png 978w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-696x1093.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534-267x420.png 267w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081534.png 1067w" sizes="(max-width: 652px) 100vw, 652px" /></figure>
</figure>



<p><em>Kitaba adını veren &#8220;<strong>Kanlı Ay</strong>&#8220;, astrolojik ve mitolojik anlamda bir dönüşümü simgeler. Sizin kurgunuzda bu doğa olayı, karakterin kaderiyle nasıl bir bağ kuruyor</em>?</p>



<p>Hikâyede Esra’nın iç dünyasının yansıması. Anlamındaki dönüşüm fikrini karakterin ruhsal yolculuğuyla bağdaştırdım.</p>



<p>Bir anlamda Esra’nın kaderiyle Kanlı Ay arasında karşılıklı bir çağrı var.&nbsp; O ay gökyüzünü nasıl kızıl bir yaraya dönüştürüyorsa, Esra’nın içindeki kapanmamış yaraları da görünür hale getiriyor. Hikâyenin sonunda okuyucu şunu fark ediyor. Asıl yolculuk geçmişe değil, kendi karanlığına doğru yapılmış.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-32 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="702" data-id="183035" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531.jpg" alt="" class="wp-image-183035" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-696x679.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081531-431x420.jpg 431w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p>&nbsp;<strong>Ebru Erensoy kendini en iyi hangi 3 kelime ile anlatabilir?&nbsp;&nbsp;</strong></p>



<p><strong>Merak</strong>; çünkü birçok konu hakkında özellikle de tarih ve insan zihnine dair öğrenmek istediklerim var.</p>



<p><strong>Melankoli</strong>; çünkü hikayelerimde kayıp, özlem, içsel kırılmalar hep bir şekilde yer buluyor.</p>



<p><strong>Direnç</strong>; çünkü hayat hepimiz için zor olmasına rağmen ben üretmeye, anlatmaya, hayal kurmaya devam ediyorum.&nbsp;</p>



<p>&nbsp;<em>Kitabınızda zamanı bir &#8220;çark&#8221; olarak nitelendiriyorsunuz. Sosyoloji perspektifinden bakarsak, tarih gerçekten tekerrürden mi ibarettir yoksa biz her döngüde yeni bir şeyler öğrenebilir miyiz?</em></p>



<p><strong>Tarihin çarkı dönerken insanlık da boş durmaz. Yaşanan her kriz bir sonraki döngüye daha donanımlı girilmesini sağlar.</strong> Tarih birebir aynı olayları tabi ki tekrar etmez. Toplumlara her yeni döngüde daha ileri bir evreye geçme veya aynı hatalara düşmeme fırsatı sunar.&nbsp;</p>



<p>Ama gene de zaman ve fırsatlar değiştiğinde, bazı benzer davranışları sergileyebiliyoruz. Çünkü insan her dönemde iyi ya da kötü benzer değerlere sahip… Toplumu oluşturan da insan. Sonuçlar ise tekerrür algısı yaratıyor.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-33 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="625" height="1024" data-id="183036" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-625x1024.png" alt="" class="wp-image-183036" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-625x1024.png 625w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-183x300.png 183w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-768x1258.png 768w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-938x1536.png 938w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-696x1140.png 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538-256x420.png 256w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081538.png 1001w" sizes="(max-width: 625px) 100vw, 625px" /></figure>
</figure>



<p><em>Bir yazar olarak stilinizi &#8220;gizemli romantizm&#8221; ile &#8220;tarihi kurgu&#8221; arasında nerede konumlandırıyorsunuz?</em></p>



<p>&nbsp;&nbsp;Aslında tarzım tam da ikisinin kesişim noktasında. Ağırlığı olaylardan çok atmosfer ve karakterlerin iç dünyasına veriyorum. Tarihi arka planı hikâyenin kaderini belirleyen bir zemin olarak görüyorum. Gizem tarafı ise anlatının motoru; okuyucuyu ilerleten şey genellikle çözülmeyi bekleyen sırlar ve parçalı ip uçları oluyor. Romantik unsur ise doğrudan bir ilişki anlatısından çok karakterlerin birbirine yaklaşamaması mesafe ve iç gerilim üzerinden şekilleniyor. Bu sebeple kendimi tek bir türe değil, tarihi atmosfer içinde gelişen psikolojik ve gizemli anlatıların kesişiminde konumlandırıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-34 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="703" height="705" data-id="183037" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529.jpg" alt="" class="wp-image-183037" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529.jpg 703w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-300x300.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-150x150.jpg 150w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-696x698.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081529-419x420.jpg 419w" sizes="(max-width: 703px) 100vw, 703px" /></figure>
</figure>



<p><em>Gelecek projelerinizden biraz bahseder misiniz? Okurlarınızı bekleyen yeni projeleriniz neler? &#8220;Kanlı Ay&#8221; bir serinin ilk adımı mı, yoksa bizi tamamen farklı dönem ve temalarda yeni hikayeler mi bekliyor?</em></p>



<p>Kanlı Ay ilk kitabım ve okuyuculardan seri olup olmayacağına dair soruları sıkça alıyorum. “Hayır” seri olmayacak.&nbsp; Esra’nın yüzleşmeleriyle gerçekleşen dönüşümüyle sonlandı.&nbsp;</p>



<p>Kitabım aslında 2025 Ocak ayı ortalarında yayıneviyle buluştu. Fakat Kültür Bakanlığı’nın Edebi Eserleri Destekleme projesi kapsamında değerlendirilmesi için yolladık. Bekleyişimiz yaklaşık altı ayımızı aldı. Tabi bu geçen süre içinde boş duramazdım. İkinci kitabımı yazdım. İşte bu kitap seri olması gereken türden bir kitap oldu. Fakat ilk kitabım 2025 Ağustos ayında yayınlandığı için ikinci kitabın basımı için bekledim. Umut ediyorum Ekim ayında yeni yayın evimle yeni kitabımı da basacağız. Farklı bir dönem ve temayla okuyucuyla buluşmak için can atıyorum.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-35 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="674" height="658" data-id="183038" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527.jpg" alt="" class="wp-image-183038" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527.jpg 674w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527-300x293.jpg 300w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081527-430x420.jpg 430w" sizes="(max-width: 674px) 100vw, 674px" /></figure>
</figure>



<p><em>Yanlış anlamadıysam yeni kitabınız farklı bir yayın evinden çıkacak. Hangi yayın eviyle devam etmeyi planlıyorsunuz? Sizi bu seçime iten sebep ne oldu?</em></p>



<p>Kanlı Ay’ın yayımlanmasına vesile oldukları için yayınevime teşekkür borçluyum. Ama ben hikayelerimin yalnızca okunan değil, aynı zamanda zihinde sahnelenen, iz bırakabilen işler olmasını istiyorum. Okurlardan gelen yorumlarda da hep aynı şeyi duydum; bu hikâyenin bir filmi ya da dizisi olabileceğini söylediler. Kısa süre önce Mehmet Bozkurt’la tanıştım. Hikayelere yalnızca edebi metin olarak değil, görsel anlatı potansiyeliyle de yaklaşması beni etkiledi. Toros Yayınları’nın edebiyatla sinema arasında kurmaya çalıştığı dil, benim anlatmak istediğim dünyaya çok yakın geldi. Bu yüzden yeni kitabımda yoluma Toros Yayınları’yla devam edeceğim.</p>



<figure class="wp-block-gallery has-nested-images columns-default is-cropped wp-block-gallery-36 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex">
<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="720" height="853" data-id="183039" src="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525.jpg" alt="" class="wp-image-183039" srcset="https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525.jpg 720w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-253x300.jpg 253w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-696x825.jpg 696w, https://www.kentekrani.com/wp-content/uploads/2026/06/1000081525-355x420.jpg 355w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></figure>
</figure>



<p><em>Klasikleşen bir sorum var onu size de sormak istiyorum. Elinizde sihirli bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?</em></p>



<p>Elimde sihirli bir değnek olsaydı dünyada tek bir şeyi anında “silip düzeltmekten” ziyade insanların birbirini anlamasını kolaylaştıran bir zemin yaratmak isterdim. İnsanların birbirini daha az yargılayıp daha çok dinleyebildiği bir dünya, birçok problemi kendiliğinden küçültürdü.</p>



<p>Kendi hayatımda ise sihirli bir değişiklik yapacaksam, bazı şeyleri daha erken fark etmeyi isterdim. Çünkü yazarlıkta da hayatta da gecikmiş fark edişler bazen hikâyenin yönünü değiştiriyor. Ama gene de tamamen her şeyi düzeltmek değil; bazı hataların da anlatının bir parçası olarak kalması gerekir bazen…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
